onedio
Çanakkale'de Barajda Kaybolan İkinci Kişiyi Arama Çalışmaları Yeniden Başladı
ÇANAKKALE (AA) - Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde baraj göletine düşen araçta kaybolan ikinci kişinin bulunması için yürütülen çalışmalar yedinci gününde yeniden başladı. Ayvacık Baraj Göleti'nde özel bir şirkete ait rüzgar enerji santralinde çalışan 2 kişiden birinin cesedi ve otomobilin bulunmasının ardından dün akşam havanın kararması nedeniyle ara verilen çalışmalar sürüyor.Sabah bölgeye gelen polis, jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, iş güvenliği uzmanı Mürsel Meracıoğlu'na (41) ulaşabilmek için son hazırlıklarını tamamlayıp tekrar suya girdi.Çalışmalarda, Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı Köpek Unsurları Bölük Komutanlığına ait 2 köpek de kullanılıyor.Ayvacık'ta 27 Ocak'ta içinde 2 kişinin bulunduğu aracın baraj göletine düşmesi üzerine çalışma başlatan ekipler, 28 Ocak'ta sabah saatlerinde şirketin yardımcı hizmetler bölümünde çalışan Filiz Soydoğan Çiçek'in (50) cesedine ulaşmıştı. Ekipler, 29 Ocak'ta ise yerine tespit ettikleri otomobili vinç yardımıyla sudan çıkarmıştı.
Caddebostan Sahili Kırmızıya Büründü
İSTANBUL (AA) - İstanbul'un Anadolu Yakası'nda etkili olan lodos nedeniyle kızıl yosunların vurduğu Caddebostan Sahili kırmızıya büründü. Dalgalarla birlikte kıyıya vuran kırmızı yosunlar, sahilde renkli bir görüntü oluşturdu. İBB Deniz Hizmetleri Müdürlüğü'ne bağlı kıyı temizleme ekipleri, sabah saatlerinden itibaren yosunları temizlemek için çalışma başlattı.İşçilerin topladığı yosunlar, kamyonlara doldurularak götürüldü.
Madenciler "Kara Elmas"In Peşinde Yer Altında Ter Döküyorlar
AMASYA (AA) - CİHAN OKUR - Amasya'da yerin metrelerce altında 'kara elmas' olarak nitelendirilen kömürü gün yüzüne çıkarmak için alın teri döken madenciler, dünyanın en zorlu meslekleri arasında gösterilen işlerini büyük özveriyle sürdürüyor.Her gün yer altına inen madenciler, risklere rağmen zifiri karanlıktaki 'kara elması' toprak üstüne çıkararak, ülke ekonomisine katkı sağlıyor.Fener ve baret ışıklarıyla aydınlanan 'mutlak karanlık' olarak tabir edilen maden ocağından kömür çıkararak ekmeklerini kazanan maden işçileri, vardiyalarına göre geldikleri ocakta hazırlıklarını yapıp ekipmanlarını kontrol ederek yer altına iniyor ve ekmek mücadelesini ölümü göze alarak sürdürüyor. 'Maden ocağı da aynı asker ocağı gibidir'Maden işçisi Kerim Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, madene giren kişinin dışarıyla ilişkisini kesmesi ve son derece dikkatli olması gerektiğini anlattı.'Şu an yerin 300 metre altında çalışıyoruz.' diyen Kaya, şöyle devam etti:'İşimizi severek yapıyoruz, zaten sevmeden bu iş yapılmaz. Madencilik diğer işlere göre daha zor çünkü içeriye girdiğinizde dışarıyla irtibatınız yok. Kendinizi yer üstündeki kadar, rahat ve güvende hissedemiyorsunuz. Biz maskelerimizi mesleğe başladığımızdan beri tozdan korunmak için kullanıyoruz. Şimdi yer üstünde salgından dolayı kullanılıyor ama biz yıllardır bu maskeleri kullanıyoruz.'Maden ocağını asker ocağına benzeten Kaya, 'Maden ocağı da aynı asker ocağı gibidir, birlik ve beraberlik içerisindedir. Bir arkadaşımız düşse, diğer arkadaş kendi canını hiçe sayarak o arkadaşını dışarı çıkarmak ister. Madencilikte dostluk, güven ve arkadaşlık çok ileri düzeydedir.' diye konuştu.'Arkadaşlarımız burada zorlu bir mesai yapıyor'Türkiye Maden-İş Sendikası Yeni Çeltek Şube Başkanı Cemil Güven, çalıştıkları maden ocağında, 1965 ve 1990 yıllarında meydana gelen grizu patlamaları sonucu yüzlerce madencinin hayatını kaybettiğini ancak son yıllarda çalışma şartlarının ve güvenlik önlemlerinin iyileştiğini söyledi.Madenciliğin, dünyada yapılacak en son işlerden biri olarak görüldüğüne işaret eden Güven, şunları kaydetti:'Arkadaşlarımız burada zorlu bir mesai yapıyor. Onun için burada emek veren madenci arkadaşlarımızın aldığı para kuruşuna kadar helaldir. Burada kardeşlerimiz üretmenin ve evlerine ekmek götürmenin derdindeler. Arkadaşlarımız helal para kazandıkları için mutlular, bugünler de geçer inşallah, salgın da biter. Önemli olan ülkemizin geleceği, Allah devletimize zeval vermesin. Maden ocağımız güvenlik açısında son derece geniş imkanlara sahip. Bize bu imkanları sağlayan işverenlerimize teşekkür ediyoruz.'
Eskişehir'de Taşınabilir 3 Boyutlu "Maket Polis Aracı" Üretildi
ESKİŞEHİR (AA) - EMRAH YAŞAR - Eskişehir'de, trafik kazalarının azaltılması amacıyla bazı noktalara yerleştirilen 'maket polis aracı'nın işlevini artırmak amacıyla güneş enerjili 3 boyutlu mobil maket üretildi.İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce, maket polis araçlarının farklı noktalarda konumlandırılarak daha fazla yarar sağlanması için proje hazırlandı.Günlük ve saatlik yer değişimine imkan verecek şekilde yarı römork üzerinde tasarlanan araçlar, 15 günde yapıldı.Kamera sistemine sahip 3 boyutlu maket polis araçları trafik denetimlerinde kullanılmasına başlandı.Trafik Denetleme Şube Müdürü Zafer Aydın, AA muhabirine, Emniyet Genel Müdürlüğünce trafik kuralı ihlalleri ve dolayısıyla kazaların önlenmesi amacıyla maket polis araçlarının yurdun dört bir yanında yol kenarlarına yerleştirildiğini hatırlattı.Aydın, bu sayede trafik denetimlerinin etkili, sürekli ve yoğun yapılması, personelin görünürlüğüne katkıda bulunulması, sürücüler üzerinde sürekli denetim hissi oluşturulması ve 'algılanan yakalanma riski duygusu' etkisi altında araç kullanımının sağlanmasının hedeflendiğini dile getirdi.Eskişehir'i çevre illere bağlayan kara yollarında 9 maket polis aracının kullanıldığını aktaran Aydın, bu sayede sorumluluk bölgelerinde 2020 yılında ölümlü trafik kazalarında 2019'a göre yüzde 9, yaralanmalı kazalarda da yüzde 25 düşüş sağlandığını söyledi.'Günlük ve saatlik yer değişimine imkan verecek şekilde tasarlandı'Yarı römork üzerine tasarlanıp üretilen mobil araçla ilgili bilgi veren Aydın, şöyle konuştu:'Günün gelişen şartları da dikkate alınarak mobil maket trafik polis aracının günlük ve saatlik yer değişimine imkan verecek şekilde yarı römork üzerine imal edilmesi ile trafik kazalarının önlenmesinde daha aktif rol alacağı öngörülmüştür. 3 boyutlu maket model araç, ilimizde faaliyet gösteren 2 firmanın 15 günlük hummalı çalışmaları sonucu imal edilmiş olup, sorumluluk sahamızda kullanılmasına başlanmıştır. Maket model aracın römorkla beraber ağırlığı 400 kilogramdır. Yarı römorkumuz 750 kilogramın altında olduğu için tescil zorunluluğu bulunmamaktadır. 100x60 santimetre ebatlarında güneş enerjisi paneli ile şarj edilen aküyle, ortalama 3 gün boyunca tepe lambasının çalıştırılması sağlanmaktadır.'Aydın, yarı römorkun yol testlerinde, başka bir araca bağlanarak saatte 100 kilometre hızda rahatlıkla seyredebildiğinin belirlendiğini ve tamamen standartlara uygun olduğunu anlattı.Taşınabilir maket aracın ön çeki demirinin, herhangi bir güvenlik zafiyeti oluşmaması için sökülebilir nitelikte imal edildiğini bildiren Aydın, 'Araç üzerinde 2 kamera sistemi bulunmaktadır ve araç takip sistemine entegrasyonu sağlanmıştır.' dedi.Zafer Aydın, kentte mobil maket polis aracının sayısını artırmak amacıyla çalışmalarının sürdüğünü sözlerine ekledi.
Kuzey Akım 2, Rusya Ve ABD'nin Avrupa'daki “Jeoekonomik Savaşı”Na Dönüştü
BERLİN/MOSKOVA (AA) - Başta Almanya olmak üzere Avrupa’ya Rus gazı tedarikini artırması planlanan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesi, Rusya ve ABD’nin Avrupa’daki “jeoekonomik savaşı”na dönüştü. ABD ve Rusya’nın Avrupa pazarı üzerinden kozlarını paylaştığı doğal gaz savaşında, Almanya ve Avrupa Birliği’nin (AB) adım atamayan ve ortada kalmış hali dikkati çekiyor. ABD, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatını artırmak, uluslararası piyasalardaki ticari anlaşmazlıklarda pazarlık payı elde etmek ve AB ile Rusya'nın yakınlaşmasını önlemek için Kuzey Akım 2 boru hattının tamamlanmasına karşı çıkıyor. Almanya, Kuzey Akım 2’nin akıbeti konusunda yeni ABD yönetimiyle müzakerelere hazırlanırken, ABD Başkanı Joe Biden’ın eski başkan Donald Trump tarafından projeye yönelik uyguladığı yaptırım baskısını sürdüreceği tahmin ediliyor. Beyaz Saray’dan ocakta yapılan açıklamada, Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattına karşı Trump tarafından alınan önlemlerin gözden geçirileceği belirtilmiş, Biden’in projeye sıcak bakmadığı vurgulanmıştı. Piyasa analistleri, Amerikan LNG’sinin Rus gazına göre pahalı olduğunu vurgulayarak ABD’nin Avrupa'nın enerji politikalarına siyasi müdahalede bulunmasının, kıtanın zararına olacağını ifade ediyor. Bunun yanında Washington, Berlin’i kendi savunması için gereken harcamayı yapmamak ve NATO’ya verilen GSYH’nin yüzde 2’sini savunmaya harcama taahhüdünü yerine getirmemekle eleştiriyor. Bu nedenle ABD, savunma harcamalarını ısrarlı isteklerine rağmen artırmayan Almanya üzerindeki baskı seviyesini bu yönde de yükseltiyor.Projede yer alan şirketler ise ABD’nin yanı sıra Ukrayna, Polonya ile Baltık ülkelerinin de “Rus gazına fazla bağımlılık” endişesiyle karşı çıktığı projenin tamamlanması için adımlarını hızlandırıyor.Projede inşaat bir yıl aradan sonra tekrar başladıToplam 2 bin 300 kilometre uzunluğunda olacak Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattının inşaatı ABD'nin 'yaptırım tehditlerinin' ardından Aralık 2019'da durdurulmuştu.Kuzey Akım 2 projesinin yürütücü firması Nord Stream 2 AG'den 24 Ocak’ta yapılan açıklamada, ABD Hazine Bakanlığı tarafından yaptırım listesine alınan Fortuna adlı boru döşeme gemisinin Danimarka sularında Kuzey Akım 2 inşasına tekrar başladığı bildirildi.Maliyetinin, toplam 10 milyar doları bulması beklenen boru hattının kalan son 148 kilometresi Baltık Denizi boyunca döşendi ancak siyasi baskı gibi zorluklar nedeniyle askıya alınma veya iptal edilme riskleri nedeniyle projenin geleceğine dair soru işaretleri bulunuyor. Projenin ortakları arasında proje sahibi Gazprom'un yanı sıra Shell, OMV, Engie, Uniper ve Wintershall gibi şirketler yer alıyor.Rusya’nın söylemi: “Proje ekonomik açıdan faydalı”Rus yetkililer, söz konusu doğal gaz boru hattı projesinin ekonomik bir proje olduğunu savunuyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Kuzey Akım 2'nin tamamlanacağı konusunda ısrar ediyor. Putin, Aralık 2020’de düzenlenen yıllık basın toplantısında 'Kuzey Akım 2, hiç şüphesiz Almanya dahil tüm Avrupa ekonomisi için kesinlikle faydalı bir proje.' açıklamasında bulunmuştu.Bazı analistler, Kuzey Akım 2 projesine ABD Kongresi'nin yaptırım adımlarından sonra projenin “öldüğü” yönünde değerlendirme yaparken Gazprom şirketinden, 19 Ocak’ta yapılan açıklamada, Kuzey Akım 2’nin siyasi baskı gibi zorluklar nedeniyle askıya alınma veya iptal edilmesi riskinin bulunduğunu bildirdi. Gazprom, söz konusu açıklamada, çeşitli bölgelerde yaşanan siyasi değişikliklerin projeleri etkileyebildiğine işaret ederek 'Ülkeler arasındaki gerginlikler nedeniyle ortaklarımızın yaklaşımları da değişebiliyor. Bazı durumlarda, bu tür değişiklikler projenin uygulanmasının imkansız hale gelmesine ve dolayısıyla projenin askıya alınmasına veya iptaline yol açabilir.' değerlendirmesinde bulunmuştu. Gazprom Export Başkanı Elena Burmistrova da 14 Ocak'ta yaptığı açıklamada, doğal gaz sektöründeki projelere yapılan yatırımların, özellikle Avrupa Birliğinde siyasi baskı altında olduğunu belirtmişti. Kuzey Akım 2 projesi rafa kaldırılırsa Gazprom, Avrupa'ya satacağı gazının çoğunu Ukrayna üzerinden taşımaya devam edecek. Rusya ve Ukrayna arasındaki siyasi gerginlikler nedeniyle Gazprom’un söz konusu rotaya dair soru işaretleri bulunuyor. Öte yandan, TürkAkım doğal gaz boru hattının Avrupa’ya uzanacak ayağı da Gazprom’un ve Rusya’nın Avrupa’ya doğal gaz sevkiyatında kritik rol oynayacak. Rusya Enerji Bakanlığı tarafından hazırlanan 2035'e kadar gaz endüstrisinin gelişimine yönelik 27 Ocak’ta yayınlanan taslak plana göre, 'Üçüncü ülkelerden doğal gaz geçişiyle ilgili siyasi riskleri azaltmak için Rusya, Kuzey Akım gaz boru hattı sistemini genişleterek tedariki daha da artırmayı planlıyor. Ayrıca TürkAkım boru hattıyla Avrupa'ya gaz arzını genişletme planları da bulunmaktadır.' ifadelerine yer verildi.AB, proje konusunda bölünmüş durumdaBrüksel, Kuzey Akım 2 projesi konusunda bölünmüş durumda bulunuyor. Üye ülkelerin bazıları projenin bir Avrupa projesi olmadığını ve Almanya’nın meselesi olduğunu ifade ediyor.Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Aralık 2020’de söz konusu projenin geleceğinin Almanların elinde olduğunu söyledi.Bunun yanında, 21 Ocak’ta Avrupa Parlamentosu (AP), Rus muhalif siyasetçi Aleksey Navalnıy'a hapis cezası verilmesi nedeniyle Rusya'ya yaptırımların artırılmasını talep ederek Rusya'nın Avrupa enerji piyasası üzerindeki etkisinin çok arttığını vurguladı. AP tarafından, Kuzey Akım 2 projesinin de durdurulması talep edildi.AB içinde Almanya, Hollanda ve Avusturya, Rus gazını taşıyacak söz konusu boru hattının tamamlanmasını isterken Polonya, Litvanya, Ukrayna ve Slovakya projeye muhalif kalıyorlar. Projedeki şirketler, ABD yaptırım tehditlerinden endişe duyarken Avrupa Komisyonu, ABD tarafından şirketlere verilecek cezaların uluslararası hukuku ihlal anlamına geleceği ve misilleme yapacağını ılımlı olarak dile getiriyor. Dün de Fransa Dışişleri Bakanlığının Avrupa ile ilişkilerden sorumlu müsteşarı Clement Beaune, Rusya'da hükümete muhalif göstericilerin gözaltına alınmasının ardından Almanya'nın Rusya ile yürüttüğü Kuzey Akım 2 projesini durdurması çağrısı yaparak 'Bu projeyle ilgili son derece ciddi endişelerimiz olduğunu her zaman söyledik' dedi. Almanya: Proje tamamen ekonomikAlmanya, Kuzey Akım 2’yi tamamen ekonomik bir proje olarak sunarken Rus muhalif siyasetçi Aleksey Navalni'n zehirlenmesi sonrası Alman hükümeti projeyi iptal etmesi için güçlü baskı altında kaldı. Alman hükümetinin artan baskılara direnmesi dikkati çekerken 15 Ocak’ta ise Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Rus gazını Almanya’ya taşıması planlanan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesinin akıbeti konusunda yeni ABD yönetimiyle görüşmek istediklerini söyledi.Maas, ABD'nin yeni yaptırımlardan önce hükümet düzeyinde istişare yapılması gerektiğine karar vermesini olumlu bir adım olarak gördüklerini belirtmişti.Ruslar projenin tamamlanması için Know-how'u geliştirmeye çalışıyorlarAlman Dış İlişkiler Konseyi Orta ve Doğu Avrupa, Rusya ve Orta Asya Robert Bosch Merkezi Başkanı Stefan Meister, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projede ilerlemenin durduğunu belirterek 'Bu ortamın, (ABD’nin projeyi istememesi ve yaptırımları, Rusya ve Almanya’nın bitirmek istemesi) ne getireceğini görmeliyiz. Hala biteceğine inanıyorum, inşa edilecek sadece küçük bir kısım kaldı ve Rus lideri bunu gerçekten bitirmek istiyor.' dedi.Meister, “Ruslar projenin tamamlanması için know-how'u geliştirmeye çalışıyorlar ve bölgesel düzeyde Alman tarafı onları destekliyor. Soru, ABD yaptırım politikasıyla birlikte yeni koşullara kimin daha hızlı uyum sağlayacağı, ABD veya Rusya-Almanya tarafı mı?” ifadelerini kullandı. Hristiyan Demokrat Birlik Partisinin (CDU) yeni Genel Başkanı Armin Laschet’ın Kuzey Akım 2 projesini destekliğini belirten Meister, “ABD baskısına karşı söz konusu projeyi destekleyen Alman siyasetçiler, bir sonraki bölgesel ve belki de Federal seçimde kazanacaklar. CDU partisinin yeni başkanı Laschet, projeleri desteklediğini söyledi. Almanya artık ABD yaptırımları nedeniyle kendisini bir fail olarak değil, mağdur olarak hissedebilir.” değerlendirmesinde bulundu. Kuzey Akım 2 projesinin baskılar karşısında iptal edilip edilmemesi konusunda Meister, “Bilmiyoruz ama dediğim gibi Rus ve Alman hükümetleri projeyi destekliyorlar, sonuçlandırmaya odaklanıyorlar, daha uzun sürebilir ama yine de başaracaklarına inanıyorum.” diye konuştu.
Pegasus, İsrail Seferlerini Durdurma Kararını 7 Şubat'a Uzattı
İSTANBUL (AA) - Pegasus Hava Yolları, İsrail uçuşlarının geçici durdurulma kararının 7 Şubat pazar gününe kadar uzatıldığını bildirdi.Şirketten yapılan açıklamada, İsrail resmi otoritelerinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında uçuş kısıtlaması süresini uzatma kararı aldığı belirtildi.Açıklamada, 'Türkiye-İsrail arası yapılacak karşılıklı seferlerimiz 7 Şubat 2021 tarihine kadar durdurulmuştur.' denildi.
Reklam
Myanmar'da Darbeyle Devrilen İktidar Partisi, Liderleri Suu Çii'nin Serbest Bırakılmasını İstedi
KUALA LUMPUR (AA) - Myanmar'da dün askeri darbeyle iktidardan indirilen Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) partisi, darbeden önce gözaltına alınan Devlet Başkanı Win Myint ile Devlet Konseyi Başkanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii'nin serbest bırakılması çağrısında bulundu.NLD'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, partinin, askeri darbeyi, Myanmar ordusu ve devlet tarihinde kara bir leke olarak gördüğü belirtildi.Açıklamada, 'Devlet Başkanımız ve Devlet Konseyi Başkanı dahil, gözaltına alınan bütün liderler, en kısa zamanda serbest bırakılmalıdır.' ifadesi kullanıldı.Xinhua haber ajansının iddiasına göre dün sabah gözaltına alınan bazı hükümet üyeleri serbest bırakıldı.Ajansa konuşan üst düzey yetkili, dün gözaltına alınan hükümete bağlı bir grup milletvekili ve yerel yöneticinin, bu sabah salıverildiğini açıkladı.Askeri darbenin ardından yönetimi devralan ordu, hükümet kabinesini topyekun görevden almış ve boşta kalan 24 bakanlık koltuğunun 11'ine yeni bakan atamıştı.Arakanlı yetkiliden Myanmar ordusuna yaptırım çağrısıÖte yandan Arakan Rohingya Ulusal Örgütü (ARNO) Temsilcisi N. Hasan Ronnie, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2012’de gerçekleşen geçiş dönemi öncesindeki koşulların göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkati çekerek, Myanmar’daki etnik azınlığın güvenliğinden endişe duyduğunu kaydetti. Ronnie, uluslararası toplumun Myanmar ordusuna açık bir mesaj vermesi gerektiğini belirterek, 'Myanmar ordusuna yönelik yaptırım uygulanmalı, Arakanlı Müslümanlar ve diğer tüm etnik azınlıklar soykırım ve insanlığa karşı suçlardan korunmalı.' ifadelerini kullandı.Myanmar'da askeri darbe8 Kasım 2020'deki seçimlerin oy sayımında hile yapıldığı iddialarının son haftalarda yeniden gündeme gelmesi üzerine ülkede gerilim tırmanmıştı.Başkent Naypyitaw ve Yangon kentlerinde ordu yanlısı gösterilerin düzenlenmesinin ardından Genelkurmay Başkanlığı, 28 Ocak'ta yaptığı açıklamada, hükümete seçimlerde hile iddialarına açıklık getirme çağrısında bulunmuştu.Myanmar ordusunun yaptığı açıklama darbe tehdidi olarak algılanmıştı. İddialara iktidar kanadından açıklama gelmezken Seçim Komisyonu, 29 Ocak'ta seçimlerde hile yapıldığı iddialarını yalanlamıştı.Dün sabah Devlet Başkanı Win Myint, Dışişleri Bakanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii ile iktidar partisi Ulusal Demokrasi Birliğinin (NLD) önde gelen isimleri gözaltına alınmıştı.İktidar mensuplarının gözaltına alınmasından birkaç saat sonra orduya ait Myawaddy televizyonunda yapılan duyuruda, ordunun yönetime el koyduğu ve ülkede bir yıllığına olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiği açıklanmıştı.Ülke idaresini devralan Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing, OHAL'in bitmesinin ardından demokratik seçimlere geri dönüleceği sözünü vermiş, NLD lideri Suu Çii ise halka darbeye karşı protesto çağrısında bulunmuştu.
Gaziantep'te Horoz Dövüştürdüğü İddia Edilen 2 Kişiye Para Cezası Uygulandı
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'in Nizip ilçesinde horoz dövüştürdüğü iddia edilen 2 kişiye toplam 12 bin lira para cezası kesildi, horoz dövüşünün yapıldığı yerdeki 14 kişiye de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirlerini ihlalden para cezası uygulandı.Nizip İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, ilçedeki Hazimoğlu Mahallesi'nde iki katlı evde horoz dövüşü yapıldığı bilgisi üzerine çalışma başlattı.Ekipler, eve düzenledikleri operasyonda kafes ve kafes içerisinde 2 horoz buldu.Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekipleri tarafından, M. A. ve İ. B'ye Hayvanları Koruma Kanunu'na muhalefet suçundan 2 horoz için 12 bin lira ceza kesildi.Adresteki 14 kişiye ise salgın tedbirlerini ihlalden para cezası uygulandı.Yaralı haldeki horozlar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü Av Koruma memurlarına teslim edildi.
Reklam
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi 6 Ayda Güneş Enerjisinden 1,1 Milyon Kilovatsaat Elektrik Üretti
KAHRAMANMARAŞ (AA) - İZZET MAZI - Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan güneş enerjisi santralinde 6 ayda 1,1 milyon kilovatsaat elektrik üretildi.Büyükşehir Belediyesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve enerji verimliliğinin sağlanması kapsamında yatırımlar yapmayı sürdürüyor.Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (KASKİ) Merkez İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'ndeki 20 dönümlük alanda kurulan 4 bin 40 panelle, geçen yıl hazirandan itibaren güneş enerjisinden elektrik üretilmeye başlandı. KASKİ'nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirdiği güneş paneli sahası sayesinde, ilk 6 ayda 1 milyon 100 bin kilovatsaat elektrik enerjisi üretilerek, ülke ekonomisine yaklaşık 850 bin liralık kazanç sağlandı.Alandaki güneş enerjisi sistemiyle yılda yaklaşık 1 milyon 800 bin kilovatsaat elektrik enerjisi üretilmesi hedefleniyor.'Yıllık 1 milyon lira katkı sağlayacak'Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, AA muhabirine, kentin enerji kaynaklarını geliştirmek ve enerji verimliliğinin en doğru şekilde kullanımını sağlamak adına önemli projeler yaptıklarını söyledi.Arıtma ve çevrenin dünyada önemli alanlardan birisi olduğuna işaret eden Güngör, şunları kaydetti:'Kahramanmaraş'ta projelendirilip 2018'de faaliyete geçen arıtma tesisimizin yaklaşık 150 milyon liradan fazla bir maliyeti var. Bunun yüzde 90 civarındaki finansmanı Avrupa Birliği (AB) fonlarından hibeyle, kalan kısmı ise belediye bünyesinden karşılandı. Arıtma tesisimizin günlük 110 bin metreküp arıtma kapasitesi var. Şu anda da yüzde 70-80 kapasiteyle çalışıyor. Tabii ki yenilenebilir enerji, dünyada önemli sektörlerden biri. Türkiye olarak hala enerji konusunda dışa bağımlı bir ülkeyiz. Enerji çeşitliliğimizi artırıyoruz.'Güngör, özellikle güneş enerjisi sisteminden önemli ölçüde faydalandıklarını anlatarak, 'Buradaki arıtma tesisimizin enerji maliyetini düşürmek için bu alana güneş panelleri konuldu. Yaklaşık 6 milyon liralık projenin yüzde 85'i AB hibe fonlarından, yüzde 15'i de Büyükşehir Belediyesi bütçesinden karşılandı.' dedi. Arıtma tesisinin enerji giderlerinin yüzde 20'sini güneş enerjisiyle karşıladıklarını ifade eden Güngör, üretilen enerjinin, yaklaşık 600 konutun kullanımına eş değer olduğunu aktardı.İlerleyen dönemlerde ilave güneş panelleriyle, yüzde 20'lik oranı yüzde 35'e yükseltmeyi hedeflediklerini vurgulayan Güngör, bu kapsamda çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini dile getirdi.Güngör, 'Mevcut sistem belediye bütçesine yıllık 1 milyon lira katkı sağlayacak. Yıllar itibarıyla bu artarak devam edecek.' dedi.Başkan Güngör, güneş enerjisi sistemleri konusunda diğer illerle temas halinde olduklarını ve tesislerin gelişimine ilişkin sürekli fikir alışverişinde bulunduklarını sözlerine ekledi.
Ankara'da Açık Araziye Kimyasal Atık Bırakan 2 Kişiye 804 Bin 770 Lira Para Cezası
ANKARA (AA) - Ankara'da açık araziye 400 litre kimyasal atık bıraktıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 2 şüpheliye 'çevreyi kasten kirletmekten' 804 bin 770 lira idari para cezası kesildi.Ankara İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, jandarma ekipleri, Yenimahalle ilçesi Susuz Mahallesi'ndeki açık araziye 2 araçla gelen şüpheliler S.K. ve I.K'nin, bölgeye kimyasal atık bıraktıkları bilgisine ulaştı.Bölgeye giden ekipler, şüphelilerin araziye 8 tank içindeki 400 litre kimyasal atığı boşaltmaya çalıştıklarını tespit etti.Jandarma ekipleri, düzenledikleri operasyonla zanlıları yakaladı.Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne bilgi veren ekipler, 2 şüpheliye 'çevrenin kasten kirletilmesi' suçundan kişi başı 402 bin 385 lira olmak üzere 804 bin 770 lira idari para cezası uyguladı.Adli işlem de başlatılan zanlılar S.K. ve I.K'ye ayrıca sürücü belgesiz araç kullanmak, çekme belgeli aracı trafikte kullanmak ve araç muayenesini yaptırmamak suçlarından 10 bin 85 lira idari para cezası verildi.
İstanbul'da Oto Tamirhanesinde Yangın
İSTANBUL (AA) - Kağıthane'deki bir oto tamirhanesinde çıkan yangında iş yeri ile 3 araç zarar gördü.Alınan bilgiye göre, Yeşilce Mahallesi'nde bulunan Eski Seyrantepe Oto Sanayi Sitesi'nde, 4 katlı binanın giriş katındaki oto tamirhanesinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.Ekiplerin müdahalesiyle söndürülen yangında iş yeri ile içeride bulunan biri lüks, 3 araçta hasar oluştu.
Reklam
Barış Pınarı Ve Fırat Kalkanı Bölgesine Sızmak İsteyen 3 Terörist Etkisiz Hale Getirildi
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı, Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı bölgesine sızma girişiminde bulunan ve taciz ateşi açan PKK/YPG'li 3 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, PKK/YPG'li 3 terörist, huzur ve güven ortamını bozmak için Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı bölgesine sızma girişiminde bulunarak taciz ateşi açtı.Teröristler, komandolar tarafından etkisiz hale getirildi.
Fransa'da Üniversite Öğrencilerinin Yeni Mesaisi: Gıda Yardımı Kuyruğu
PARİS (AA) - ALAATTİN DOĞRU - Fransa'da yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ülke ekonomisini zora sokması üniversite öğrencilerin hayatında da etkisini göstermeye başladı.Hükümetin, üniversitelerde öğrencilere yemek ücretini 1 avroya düşürmesine rağmen ülkedeki hayat pahalılığı, yüksek kiralar ve işten çıkarılmalar öğrencileri geçim sıkıntısıyla karşı karşıya bıraktı.Başkent Paris'te, gıda yardımı yapan derneklerin önünde bekleyen öğrencilerin oluşturduğu metrelerce kuyruk, son günlerin en göze çarpan sahnesi olmaya başladı.Devletten yeterli yardımı alamayan ve Kovid-19 salgını nedeniyle geçim sıkıntısı yaşayan öğrenciler, neredeyse her gün soğuğa rağmen yaklaşık 7 kiloluk yardım paketini almak için saatlerce sıra bekliyor.Dağıtım yerinde bazı öğrenciler ise müzik aletleriyle çaldıkları parçalarla kuyrukta bekleyenleri hareketlendirmeye ve neşelendirmeye çalışıyor.Diğer yandan Müslümanların hedefe konulduğu yasa tasarısını gündeminden düşürmeyen hükümete, ekonomik sıkıntılara çare bulmak yerine suni gündemlerle hedef şaşırttığı eleştirileri yapılıyor.25 yaş üstü öğrenciler burstan da faydalanamıyorParis'in 13. bölgesindeki Linkee yardım derneğinin önünde sıraya giren Cezayir asıllı 26 yaşındaki Sebaa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mühendis olduğunu, Sorbonne Üniversitesi'nde Yüksek Lisans yaptığını söyledi.Bir yandan eğitimine devam ederken diğer yandan çalıştığını belirten Sebaa, Kovid-19 salgının yol açtığı ekonomik darboğaz nedeniyle 6 ay önce işinden çıkarıldığını aktardı.Sebaa, 'Yaşım 25'i geçtiği için burs da alamıyorum. Benden yaşı küçük öğrenci arkadaşlarım da var, sadece 150 avro burs alıyorlar. Tabii bununla bir ay boyunca geçinmek imkansız.' diyerek geçim endişesi nedeniyle ders çalışmaya zor fırsat bulduklarını söyledi.Yaklaşık 2 ay sonra bir laboratuvarda staja başlaması gerektiğini anlatan Sebaa, staja başladığı takdirde ayda yaklaşık 500 avro kadar ödeme yapılmasını umduğunu, bununla hiç olmazsa kirasını ödemeye başlayacağını kaydetti.Hükümete suni gündemlerle insanları meşgul ettiği eleştirisiMeksika'dan Fransa'ya üniversite öğrenimi için gelen Veronica, yarı zamanlı olarak bir restoranda çalıştığını ancak salgın döneminde işini kaybettiğini söyledi.'Çalışırken biriktirdiğim para biteli iki ay oldu. Şu an zor geçiniyorum, benimle aynı durumda olan çok sayıda öğrenci tanıyorum.' diyen Veronica, aldığı gıda paketi sayesinde birkaç gün de olsa aç kalmaktan kurtulacağını dile getirdi.Veronica, hükümete 'Fransa'daki gerçek sıkıntılara çözüm üretmeye odaklanmadığı, suni gündemlerle insanları meşgul ettiği' eleştirisinde bulunarak öğrencilerin yardım dernekleri sayesinde bu zorlu süreci atlatmaya çalıştığının altını çizdi.Linkee Başkanı Julien Meimon da öğrencilere yardım amaçlı kurulan bir dernek olduklarını belirtti.Yardımlardan faydalanmak için öğrenci kartını göstermenin yeterli olduğunu kaydeden Meimon, kolilerde patates, soğan, havuç gibi sebzelerin yanı sıra süt, yoğurt ve pasta türü ürünlerin bulunduğunu aktardı.Meimon, öğrencilere temel gıda malzemelerinin yanında salgının etkilerinden korunmaları için hijyen kiti, maske ve havlu da verdiklerini dile getirdi.Çalışanlarının gönüllü öğrencilerden oluştuğunu aktaran Meimon, haftanın belli günlerinde gıda dağıtımı yaptıklarını gün içerisinde 450'den fazla öğrencinin bu yardımlardan faydalandığı söyledi.
Doğu Anadolu'da 4 İldeki 92 Yerleşim Birimine Ulaşılamıyor
VAN (AA) - Van, Bitlis, Hakkari ve Muş'ta yoğun kar ve tipi nedeniyle 92 yerleşim biriminin yolu kapandı.Van Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, olumsuz hava koşulları nedeniyle 15 yerleşim birimine ulaşım sağlanamıyor.Ekipler, kapalı yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor.HakkariHakkari'de İl Özel İdaresi karla mücadele ekipleri, kar ve tipi nedeniyle kapanan 7 köy ve 26 mezranın yoluna açmak için çaba gösteriyor. Belediye ekipleri de kent merkezinde kar temizleme çalışması yürütüyor.Kar kalınlığının bazı bölgelerde 2 metreyi bulduğu kentte, dondurucu soğuklar nedeniyle çatılarda buz sarkıtları oluştu, dereler dondu. BitlisBitlis İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürü Ümit Kurtkan, kent merkezi ve ilçelere bağlı 35 köy yolunun kardan kapandığını söyledi.Kurtkan, kapanan köy yollarının ulaşıma açılması için çalışmaların sürdürüldüğünü aktardı.MuşMuş İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür de olumsuz hava koşulları nedeniyle ulaşım sağlanamayan 9 köy yolunda karla mücadele ekiplerinin çalışmalarını sürdüğünü aktardı.Sis nedeniyle görüş mesafesinin düştüğü Bitlis-Muş kara yolunda sürücüler zor anlar yaşadı, ağaçlar kırağı tuttu.
Reklam
Bangsamoro Özerk Bölgesi Başbakanı İbrahim, Geçiş Sürecinin 2. Yılında Aa'ya Konuştu:
MANİLA (AA) - Filipinler'deki Bangsamoro Özerk Bölgesi (BARMM) Başbakanı ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MİKC) lideri Hacı Murat İbrahim, bölgede 3 yıl planlanan geçiş sürecinin 2022'de tamamlanamayacağını belirterek, 'Geçiş dönemini 2025’e kadar uzatmak ve bölgesel seçimleri bu tarihe ertelemek üzere yasama organıyla çalışmaları sürdürüyoruz.' dedi.Filipinler'in güneyindeki Mindanao bölgesinde 21 Ocak ve 6 Şubat 2019'da yapılan referandumlarda halk, bölgeye kapsamlı özerklik getiren Bangsamoro Organik Yasası'nı (BOL) kabul etmişti.Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte tarafından Bangsamoro Geçiş Otoritesi'nin başına getirilen Hacı Murat İbrahim, 26 Şubat'ta yönetimi, federal hükümetin bölge valisinden devralmıştı. İbrahim'in geçiş sürecinin tamamlanacağı Haziran 2022'ye kadar bölgeyi yönetmesi kararlaştırılmıştı.İbrahim, bu süreçte MİKC savaşçılarının silah bırakması, Moro bürokrasisinin tesis edilmesi, BARMM hükümetinin projeleri, 2022 seçimleri ile bölgedeki yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı alınan tedbirlere ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Barış sürecinin siyasi ve normalleşme boyutu olduğuna dikkati çeken İbrahim, 'Siyasi boyutta şimdiye kadar anlaşma şartlarının yüzde 40'ını uygulayabildik. Normalleşmede ise Ortak Normalleşme Komitesi ile yaptığımız çalışmalar sonucu hedeflerimizin yüzde 30'una ulaşabildik.” dedi.İbrahim, normalleşme kapsamında en zorlu aşamalardan birinin silahlı grupların silahsızlandırılması olduğunu belirterek, 'Önümüzde özel ve düzensiz birliklerin dağıtılması, Bangsamoro'da polis birliklerinin kurulması ve MİKC'nin bazı üst düzey üyelerinin Filipinler güvenlik güçlerine katılması gündemleri var.' şeklinde konuştu.BARMM'nin 15 bakanlık ve parlamentoda 41'i MİKC tarafından atanan 80 milletvekili ile 'pürüzsüz şekilde' yönetildiğini kaydeden İbrahim, siyaset ve normalleşme süreçlerinin devam ettiğini bildirdi. 3 yıllık geçiş süreci yetersizİbrahim, 'Siyasi süreç pürüzsüzce ilerliyor. Normalleşme konusunda ise silahlı kuvvetlerin devreden çıkarılması sürüyor. Şimdiye dek MİKC'nin 13 bin 500 mücahidi silah bıraktı, hedefimiz 40 bin.' dedi.Silahsızlandırma sürecinde henüz ilk aşamayı tamamladıklarını, ikinci ve üçüncü aşamanın bir yıl içinde tamamlanmasının zor olduğunu kaydeden İbrahim, bu fazlarda 28 bin savaşçının silah bırakacağını söyledi.İbrahim, barış sürecinin başında geçiş döneminin 3 sene olarak planlandığını, ancak MİKC'nin bu sürecin en az 6 yıl olması gerektiğini savunduğunu anımsattı.İbrahim, 'Dünyada benzeri vakaların yaşandığı yerlerde siyasi barış sürecinin uygulanması 6 ila 10 yılı buluyor. Buna karşın biz şartlara razı olarak 3 yıllık geçiş sürecini kabul ettik. Bir yılı aşkın faaliyetlerimize baktığımız zaman, anlaşmanın uygulanmasının 2022'ye kadar tamamlanamayacağını görüyoruz.' dedi.İbrahim, anlaşma kapsamında Filipinler hükümetinin, sosyal ve ekonomik yardım kapsamında MİKC savaşçılarının her birine 1 milyon Filipin peso (20 bin 800 dolar) değerinde nakit ve sosyal yardım sağlayacağını söyledi.Yardımların konut, eğitim, geçim, burs gibi sosyal ve maddi destek paketlerini kapsadığını kaydeden İbrahim, 'Halihazırda silah bırakanlar, şimdilik nakit 100 bin Filipin pesosu teslim aldı. Diğer yardım paketlerinin de ulaşması konusuyla da ilgileniyoruz.' ifadesini kullandı.'Duterte de sürenin uzatılması gerektiğine kanaat getirdi'İbrahim, geçiş sürecinin uzatılması için Devlet Başkanı Duterte ile görüşmelerde bulunduklarına dikkati çekerek, 'Duterte da sürenin uzatılması gerektiğine ve mevcut sürenin çok kısa olduğuna kanaat getirdi. Bu konuda tek yetkinin yürütmede olmadığını, yasama organının da onayının alınması gerektiğini söyledi. An itibarıyla geçiş dönemini 2025'e kadar uzatmak ve bölgesel seçimleri bu tarihe ertelemek üzere yasama organıyla çalışmaları sürdürüyoruz.' dedi.Geçiş hükümeti süresinin uzatılması için şimdiye kadar parlamentoda 5, senatoda 2 önerge verildiğini aktaran İbrahim, en kısa zamanda bu talebin yasama ve yürütme organlarından geçmesini umduklarını söyledi.'Yasama organının yüzde 90'ı geçiş süresinin uzatılmasını destekliyor'İbrahim, 'Bu uzatmayla sadece BARMM geçiş hükümetinin seçimleri 2025'e ertelenecek. Bölgedeki yerel idarelerin seçimi 2022'de yapılacak.' diye konuştu.Merkezi hükümetin bu konuda BARMM'ye anlayış göstereceğini umduğunu belirten İbrahim, 'Gözlemlediğimiz kadarıyla yasama organının yüzde 90'ı, geçiş hükümetinin süresinin uzatılmasından yana.' dedi.Yeni bütçe ve Kovid-19 önlemleriGeçen 2 yıl zarfında BARMM hükümetinin projelerine değinen İbrahim, hükümet bütçelerinin önceki yönetimden kalan bir bütçe olması nedeniyle yetersiz kaldığını belirterek, şöyle devam etti:'BARMM iç kalkınma planının geçen yıl onaylanmasıyla, kendi programlarını uygulamaya başladık. 2020'den beri, başlıca odaklandığımız 4 alan sırayla eğitim, sağlık sistemi, sosyal hizmetler ile stratejik altyapı. Yeni hükümet olarak kendi bürokrasimizi yavaş yavaş işe aldık. En başta internette 4 binden fazla iş ilanı açtık. 300 bin başvuru aldık. Şu an işe alım süreçlerinin yüzde 70'i tamamlandı ve devam ediyor. Parlamento göreve başladı. Şimdiye dek 13 yasa geçti.' Parlamentodan BARMM 2021 bütçesinin geçtiğini kaydeden İbrahim, 'Bürokrasiyi inşa ettik, salgına karşı kapsamlı hizmetleri halka sunduk. Bazı zorlu işlerimiz var. İlki, devrimci mücahitlerin dönüştürülmesi. Daha önce çoğumuz bu alanda yer almadık. Duruma adapte olmak zorundayız. Nasıl hükümet edileceğini ve hükümetin nasıl yürütüleceğini hızlıca öğrenmeliyiz. Bürokrasi inşasına odaklanmalıyız.' diye konuştu.Süreçleri yönetirken Kovid-19 salgınının birçok projeyi etkilediğine dikkati çeken İbrahim, salgına karşı BARMM olarak sağlık çalışanlarına ekipman desteği verildiğini, hastanelerin yenilendiğini, bölgede tecrit noktaları kurulduğunu ve halka gıda desteği ulaştırıldığını vurguladı.Türk hükümeti ve halkına şükranlarımızı sunuyoruzTürkiye başta olmak üzere uluslararası camianın barış sürecine önemli katkılar yaptığını söyleyen İbrahim, 'Türk sivil toplum kuruluşu ve devlet kurumu temsilcileri, bize yardımlarını sürdürüyor. Türk hükümeti ve halkına, Bangsamoro halkının mücadelesine verdikleri destek için derin şükranlarımızı sunuyoruz. Başından bu yana Türkiye, barış sürecinin her aşamasında aktif yer aldı.' ifadesini kullandı.Çok sayıda Türk üniversitesinin, hükümetin inisiyatifiyle Bangsamorolu öğrencilere burs verdiğini hatırlatan İbrahim, halihazırda çok sayıda öğrencinin Türk üniversitelerinden mezun olarak ülkelerine döndüğünü belirtti.
Uzmanlar, ABD'deki Seçim Sonucunun Kolombiya'nın Geleneksel ABD Politikasını Değiştirmeyeceğini Düşünüyor
BOGOTA (AA) - SİNAN DOĞAN - Kolombiyalı uzmanlar, Güney Amerika'nın en büyük üçüncü, Latin Amerika'nın ise en büyük dördüncü ekonomik gücüne sahip Kolombiya'nın, ABD ile uzun yıllardır devam eden stratejik iş birliğinin ABD'nin yeni başkanı Joe Biden döneminde de süreceği değerlendirmesinde bulundu.ABD ile ekonomik, siyasi ve kültürel anlamda yakın ilişkilere sahip Kolombiya, 15 Mayıs 2012'de ABD ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmasının devreye girmesinin ardından bu ülkeyle olan münasebetlerini her alanda geliştirdi.Kolombiya, 48 milyonu aşan nüfusu ve gelişmekte olan ekonomisiyle Güney Amerika'nın en önemli ülkelerinden biri olarak kabul edilirken, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütüne (OECD) üye olmayan ekonomilerin de en büyüklerinden biri olarak görülüyor. AA muhabiri, ABD başkanlık seçimlerinin Kolombiya-ABD ilişkilerine muhtemel yansımalarını uzmanlara sordu. Pontificia Bolivariana Üniversitesi Politik Çalışmalar Koordinatörü Dr. Freddy Orlando Santamaria Velasco, Kolombiya için ABD'de başkan hangi partiden olursa olsun ilişkilerin seyrinin ne yönde ilerleyeceğinin çok önemli olduğunu söyledi. Santamaria, Kolombiya'yı son yıllarda yöneten hükümetlerin iki ülke arasındaki stratejik ittifakları daha da güçlendirdiğine dikkati çekerek 'İlişkiler akışkan devam ediyor, iki ulus arasındaki siyasal pragmatizm çok güçlü. Kolombiya ile ABD'nin ilişkileri ideolojik farklılıkların ötesinde.' ifadesini kullandı. ABD'nin, güney yarımkürede Kolombiya gibi önemli bir stratejik ortağın değerini bilmeye devam etmesi gerektiğinin altını çizen Santamaria, Kolombiya'nın bireysel özgürlükleri ve insan haklarını garanti eden kamu politikalarına öncelik vermesi gerektiğine vurgu yaptı. Santamaria, 'Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque, demokratik politikalar üzerinde durmalı. Kendi partisi içerisindeki daraltılmış görüşlere tutsak olmamalı, ABD ile ilişkilerinde daha geniş bir perspektif çizmeli.' diye konuştu. Demokrat partili Biden'ın liberal, sol ve sağın ötesinde bir başkan olduğunu dile getiren Santamaria, Biden'ın iki konuyu merkezine aldığını, bunların özgürlüklerin genişletilmesi ve sosyal adalet olduğuna işaret etti. Santamaria, 'Biden'ın gündeminde öncelikli şartlardan biri de ülkede Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile yapılan barış anlaşmasının uygulanmasının takibi olacak. Biden, (eski Devlet Başkanı Juan Manuel) Santos hükümetinin FARC ile müzakere sürecini çok iyi biliyor, dolayısıyla mevcut Kolombiya hükümetinin barış anlaşmasını bozma olasılığı kolay olmayacak.' değerlendirmesini yaptı. Santamaria, Kolombiya'nın ekonomik kaynaklarını zenginleştirmek ve uluslararası destek bulmak için söylemlerinde değişikliğe gitmek zorunda kalabileceğini belirtti.Biden'ın başkanlık yemini töreninde insan haklarına yaptığı vurgunun Kolombiya'yı doğrudan ilgilendirdiğini belirten Santamaria, 'Örneğin Birleşmiş Milletler, hükümetten sosyal liderlerin güvenliğini garanti altına almasını istiyor. Haliyle Biden, bunu büyük ihtimalle hükümetten talep edecektir.' diye konuştu. Pontificia Bolivariana Üniversitesinde Latin Amerika konuları üzerine araştırmalar yapan Dr. Mauricio Montoya Vasquez da ABD'de demokratların döneminde iki ülke ilişkilerinin çok iyi bir ivme yakaladığını belirtti. Montoya, Kolombiya'nın, ABD'deki eski demokrat başkanlar Bill Clinton ve Barack Obama dönemlerinde ordusunun güçlendirilmesi ve modernizasyonu için ABD'den destek aldığını söyledi. 'Biden'ın Trump ile yer değiştirmesi sadece umutları arttırdı'Montoya, '(Eski ABD Başkanı Donald) Trump, Latin Amerika ülkeleri için korku ve hoşnutsuzluğa sebep oldu ancak Biden'ın seçilmesi Kolombiyalılara umut olacağı anlamına gelmez. Biden'ın, Trump ile yer değiştirmesi sadece umutları arttırdı. Latin Amerikalıların sınır dışı edildiği dönemde Biden'ın başkan yardımcısı olduğunu unutmamak gerekir.' şeklinde konuştu. İki ülke ilişkilerinin seyrinin Biden yönetiminin yaklaşımıyla doğrudan ilintili olduğunu vurgulayan Montoya, Kolombiya'nın, siyasi ve ekonomik anlamda ABD'nin desteğini kaybetmemek için ciddi çaba harcayacağını bildirdi. Montoya, Kolombiya'nın uyuşturucu kaçakçılığına karşı savaşında ABD ile iş birliğine devam edeceğini ve önceki Devlet Başkanı Juan Manuel Santos döneminde FARC ile başlayan barış anlaşmasının uygulanma sürecini de yakından takip edeceğini vurguladı. Ülkedeki mevcut hükümetin Trump ile siyasi ilişkilerinin çok iyi olduğunu dile getiren Montoya, Biden ile de aynı niyet ve amaçlarla bunun süreceğine inandığını belirtti. 'Demokratlar, insan hakları ihlalleri nedeniyle Kolombiya'ya baskı kuracak'Ülkede son zamanlarda devlet dışı aktörlerin neden olduğu katliamlardan ötürü hükümetin başının ağrıyacağına dikkati çeken Montoya, 'Kongrede çoğunluğu elde eden demokratlar, insan hakları ihlalleri nedeniyle Kolombiya'ya baskı kuracak.' yorumunu yaptı. Montoya, Kolombiya'da işlenen cinayetlerin soruşturulması için ABD'li demokratların, Kolombiya Kongresine defalarca mektup gönderdiğini anımsatarak, hükümetin ABD'den ekonomik destek almaya devam etmesi için güvenlik sorununu çözmesi gerektiğini dile getirdi. Biden'ın, ülkesi için belirsiz bir umut olduğunu düşünen Montoya, sözlerine şöyle devam etti:'Her zaman spekülasyon yapmak iyi bir şey değil. İşlerin nasıl yürüyeceğini gösterecek, elimizde sihirli bir değnek yok ancak prensipte çok da bir şeyin değişeceğini zannetmiyorum. Kolombiya'da gelecek dönem yapılacak seçimlerde, Biden'ın yaklaşımı ve etkisinin olacağının altını çizmek istiyorum. Kurumsal baskıları tetikleyebilir. Ülkede seçilecek kişi ile elbette politik anlamda ters düşmek istemeyecektir.'
Reklam
Uzmanlara Göre ABD-Çin Rekabeti Myanmar'daki Darbeyi Tetikledi
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Uzmanlar, ABD ve Çin'in küresel ve okyanus siyaseti açısından çok kritik bir bölgede yer alan Myanmar'da, dış müdahaleler nedeniyle demokrasinin konsolide edilemediğini ve ülkenin darbelere açık hale geldiğini belirtti. Seçim sonuçlarıyla tansiyonun yükseldiği Myanmar'da iktidardaki Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) Partisi Sözcüsü Myo Nyunt, Devlet Konseyi Başkanı ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii ile partinin diğer yöneticilerinin gözaltına alınmasından birkaç saat sonra ordunun ülke yönetimine el koyduğunu duyurdu.Uzmanlar, Myanmar'da gerçekleştirilen askeri darbeyi ve ülkedeki olası gelişmeleri AA muhabirine değerlendirdi.Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Myanmar'da yapılan darbenin Asya-Pasifik bağlamında ABD-Çin arasındaki güç mücadelesine bağlı olarak gerçekleştiğini söyledi.Myanmar'da gerçekleştirilen darbenin Çin'in Myanmar ve bölgedeki gücünü ortaya koyması açısından son derece dikkat çekici olduğunu belirten Erol, 'Darbe ile ABD'ye ve bazı Batılı ülkelere bir güç gösterisi gerçekleştirilmiştir. Beyaz Saray'ın yaptığı çağrı ve ortaya koyduğu tepki, Myanmar'daki sürece yönelik demokratik ve insan hakları kaygılarından ziyade, Çin karşısında önemli bir mevziyi kaybetme durumuyla yakından ilgilidir.' değerlendirmesinde bulundu.Myanmar'ın Asya-Pasifik merkezli yeni güç mücadelesinde sahip olduğu jeopolitik-stratejik önemin darbenin asıl nedeni olarak görülmesi gerektiğinin altını çizen Erol, şöyle devam etti:'Myanmar, ABD'nin Malakka Boğazı üzerinden Çin'i boğma stratejisine karşı Pekin'in uyguladığı başarılı bir yakın çevre projesidir. Çin, Myanmar üzerinden bu ülkede inşa ettiği limanlar ve boru hatları ile Malakka'yı önemli ölçüde 'transit güvenliği' bağlamında bypass ederken, aynı zamanda 'enerji güvenliği' bağlamında da bu ülkenin ve komşusu Bangladeş'in doğal gaz kaynaklarını ithal etmek suretiyle de bu sorununu çözmede önemli bir inisiyatif yakalamış görünmektedir.'Erol, 'Çin, Myanmar üzerinden Hint Okyanusu'na açılmaktadır ve Hint-Pasifik merkezli rekabette izlediği bu yumuşak güç politikasıyla nüfuz alanını genişletmekte, güçlendirmekte, kısacası elini kuvvetlendirmektedir.' şeklinde konuştu.Ayrıca Erol, Çin'in Myanmar üzerinden sadece ABD karşısında değil, Hindistan karşısında da konumunu güçlendirdiğini kaydetti. Myanmar'ın, Çin'in Hindistan'ı çevreleme politikasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Erol, 'Çin bir taraftan kendisine yönelik çevreleme politikasını akamete uğratmaya çalışırken, diğer taraftan da bizzat kendisi bir çevreleme politikası izlemektedir.' ifadesini kullandı.Erol, Myanmar'daki mevzunun demokrasi ve insan hakları üzerinden yürütülen bir güç mücadelesi olduğuna dikkati çekerek, başta Rohingya Müslümanları olmak üzere, bölgedeki insanların yaşadığı trajediyle Türkiye ve birkaç ülke dışında kimsenin ilgilenmediğini söyledi. Darbe sonrası Myanmar'daki dini, etnik azınlıklar üzerinden güç mücadelesinin daha da derinleşebileceğine işaret eden Erol, 'Başta Rohingya Müslümanları olmak üzere bu ülkedeki dini-etnik azınlıklar/sorunlar darbeci yönetime ve Çin'e karşı etkili bir araç olarak kullanılmaya çalışılabilir. Bu da bu gruplar, halklar üzerindeki baskının daha da artması ile eşdeğer olacaktır.' dedi.'Myanmar, Çin'in küresel ve okyanus siyaseti açısından kritik bir bölge'Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezinden (GASAM) Güney Asya Uzmanı Dr. Hayati Ünlü, Myanmar'ın uzun yıllardır askeri vesayet altında kaldığını, 2015 seçimlerinden sonra ise ülkenin demokratikleşmesi için bir umut doğduğunu söyledi.Dışarıdan ABD'nin müdahale etmesi içeride Çin'in orduya destek vermesiyle oluşan rekabet nedeniyle Myanmar'ın demokratikleşmesini konsolide edemediğini belirten Ünlü, '2008 anayasası askeri vesayeti devam ettiriyordu. 2020 Kasım ayındaki seçimlerde güçlü bir muhalefet olmadığı için iktidar partisi büyük bir galibiyet elde etti. Ordunun partisi ise beklenen başarıyı gösteremedi. Bu sefer 2008 anayasasını değiştirip değiştirmeme tartışması ortaya çıktı. Çünkü 2008 anayasası askeri vesayeti konsolide eden, askerin gücünü koruyan bir anayasa.' değerlendirmesinde bulundu. Ünlü, son bir haftadır darbe tartışmalarının devam ettiğini hatırlatarak şöyle devam etti:'Ordunun 2008 anayasasını kabul ettiğine ilişkin açıklaması darbe olmayacağına dair bir izlenim ortaya çıkarmıştı. İktidardaki Aung San Suu Çii ve ekibi de yeni bir anayasa ve sivil bir yönetimle askerin gücünü bir şekilde kırmayı hedefliyordu. Fakat hafta sonu bitmeden internet erişimi engellendi, siyasiler gözaltına alındı. Şu anda darbe sonrası ne olacak sorusu konuşuluyor. Dolayısıyla bir belirsizlik var. Çünkü darbeyi yapanlar tam bir açıklama yapmadı henüz.'Darbe sonrası gelişmelerle ilgili iki ihtimalin göz önünde bulundurulduğuna dikkati çeken Ünlü, Aung San Suu Çii ve ekibi hedef alınacak ve askeri iktidar tamamen gücünü artıracak. Ama kaçınılmaz olarak sivil iradeye karşı bir darbe yapıldığı için uluslararası bir tepki de tetiklenecektir.' dedi.Ünlü, 2015 seçimlerinde ABD'nin Aung San Suu Çii'yi desteklediğini, seçimin ABD'nin zaferi olarak nitelendiğini hatırlatarak, darbenin Çin-ABD rekabeti bağlamında da değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.Myanmar'ın Çin'in küresel ve okyanus siyaseti açısından çok kritik bir bölge olduğuna işaret eden Ünlü, İpek Yolu projesinde Myanmar'ın, Çin için çok önemli bir koridor olduğunu hatırlattı.Ünlü, askeri darbe sonrası ülkedeki Müslümanların durumuna ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:'Müslümanlar zaten orada azınlık konumunda. Bugüne kadar ülkedeki askeri vesayetten en fazla zarar gören hep Müslümanlar oldu. Nitekim seçimlerin olduğu bölgelerde oy kullandırılmadı. Müslümanlara oy kullanma hakkı bile tanınmadı. Müslümanlar ülkede hem demokratik hem de siyasi anlamda her türlü şiddete maruz kalıyor. Dolayısıyla bu süreçte de Müslümanlara yönelik şiddetin devam edeceği tahmin ediliyor.''Darbe, Rohingya Müslümanları için çözüm sürecini uzatır'Boğaziçi Asya Araştırmalar Merkezi (BAAM) ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Kıdemli Araştırmacısı Nazmul İslam da Aung San Suu Çii'nin ikinci kez yapılan demokratik seçimlerde oyların yüzde 83'ünü kazandığını fakat askeri destekli muhalefet partisinin seçimlerde hile yapıldığını iddia ettiğini söyledi.Asker destekli muhalefet partisinin iddialarının temelsiz olduğunu kaydeden İslam, 'Seçim sürecinde bazı eksiklikler olsa da genel olarak seçim sonuçları güvenilirdi ve çoğunlukla seçmenlerinin iradesini yansıtıyordu. Darbeden sonra ordu, anayasaya uyacaklarını ve koruyacaklarını söyledi ama daha önce olduğu gibi yine ülkedeki sivil siyaset, demokrasi ve Rohingya Müslüman azınlık üzerinde şiddet eylemlerini devam ettirecektir.' diye konuştu. İslam, darbe ile ülkede gelişmenin, ekonominin ve demokrasinin belirsiz bir sürece gireceğini belirterek, 'Bu darbe, son yıllarda görülen darbelerin aksine çok daha ağır olacak ve kanaatimce çok fazla kan dökülecek.' dedi.Darbenin Arakanlı Müslümanlar için çözüm sürecini uzatacağına, çatışmaları artıracağına dikkati çeken İslam, şunları kaydetti:'Arakanlı Müslümanlar için askeri veya sivil hükümet çok fark etmiyor. Her rejim aynıdır. Darbe ile Rohingya Müslümanları yine ana vatanlarına geri dönme umudunu kaybetti. Bu darbe Myanmar demokrasisi için ciddi bir kayıp. Ordu, itibarını ve popülaritesini korumak için ülkedeki tüm azınlıklara baskı uygulayacaktır.'
Kars'ta Köylülerin Kuşların Donmaması İçin Yaptığı Mini Yuvalar Yürekleri Isıttı
KARS (AA) - CÜNEYT ÇELİK - Kara kışın sert ve çetin geçtiği Kars'ta, Bulanık Köyü muhtarı öncülüğünde bir araya gelen köylüler, yabani kuşların donmaması için mini yuvalar yaparak yürekleri ısıttı.Doğu Anadolu Bölgesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve dondurucu soğuklar nedeniyle sığınacak yer bulamayan kuşların barınabilmeleri için merkeze bağlı Bulanık Köyü Muhtarlığı öncülüğünde bir süre önce mini yuva projesi başlatıldı. Bulanık Köyü Muhtarı Engin Kumaş'ın öncülüğünde yürütülen proje kapsamında köylülerce tahtalardan mini yuvalar hazırlandı.İlk etapta 40 mini yuva hazırlayan köylüler, köyün farklı noktalarındaki direklere bu yuvaları asarak kuşların kışı atlatabilmelerini hedefliyor.Bulanık Köyü Muhtarı Engin Kumaş, AA muhabirine, Kars'ın Türkiye'nin en soğuk ve karlı illerinden olduğuna işaret ederek, 'Kışlarımız uzun geçiyor, yabani hayvanlar da maalesef çatılarda, dışarıda zor bir yaşam sürüyor, elimizden geldiğince onların yaşamını kolaylaştırmak adına böyle bir şey düşünüp yapmaya başladık.' dedi.Projenin diğer köylere de örnek olması temennisinde bulunan Kumaş, şöyle konuştu:'Yapılan yuvaları telefon direklerine tehlike arz etmeyecek şekilde monte ediyoruz. Kuşlar için yaklaşık 40 ev yaptık bu sayıyı daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi hayvanlarımıza yem verirken kuşlara da yem veriyoruz, onlar da aç kalamasın. Yabani hayvanlar konusunda herkesin daha duyarlı olması gerekiyor.' 'Hayvan dostlarımızı düşünmeliyiz'Bulanık Köyü Camisi İmam Hatibi Yunus Ulu da köylülerin güzel bir çalışma yaptığını ifade ederek, hayvanlara zor koşullarda yardımcı olmanın insani ve dini bir görev olduğunu söyledi.Kış günlerinde sokaktaki ve doğadaki hayvanların aç kalmaması için çaba gösterilmesini isteyen Ulu, 'Bizler aç kaldığımız zaman açlığın ne kadar zor bir durum olduğunu biliyorsak veya soğukta kaldığımız zaman havanın nasıl bizleri zorladığının farkındaysak o zaman hayvan dostlarımızı da düşünmeliyiz.' diye konuştu. Köy sakinlerinden Uğur Aydın da kışın köye yaklaşık 1 metre kar yağdığını ve yabani hayvanların kar ve soğuktan etkilendiğini, sıcak yuva ve yiyecek sıkıntısı çektiklerini gördüklerini, bu nedenle yaban hayvanlarına ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştıklarını anlattı.Köylülerden Güven Kumaş ise projede emeği geçenlere teşekkür ederek, 'Bizim içimizde hayvan sevgisi var, onları düşünerek hareket ediyoruz. Kuşlar ahırlara girmeye çalışıyordu, bazen kapılar kapalı olunca giremiyorlardı, hatta soğuktan ölenler oluyordu. Biz de bu duruma kayıtsız kalmayarak onlara yuva yaptık.' ifadelerini kullandı.
Son Yağışlar Ve Kar Erimeleri Trakya'daki Barajları Doldurdu
KIRKLARELİ (AA) - ÖZGÜN TİRAN - Trakya'da bir süredir etkili olan sağanak ve kar erimeleri Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli'nde barajlardaki su seviyesini yükseltti. DSİ Edirne 11. Bölge Müdürlüğünden alınan verilere göre, Trakya'daki 14 baraj, 15 Ocak-1 Şubat'taki yağışlarla 65 milyon 846 bin metreküp su aldı.Edirne'deki Hamzadere Barajı'nın su seviyesi son yağışlarla 150 milyon 350 bin metreküpe çıktı. Bu kentteki 6 barajda, geçen yılın ekim ayında 177 milyon 491 bin metreküp olan su seviyesi, kasımda 185 milyon 304 bin, aralıkta 199 milyon 287 bin, 15 Ocak'ta 225 milyon 365 bin, kar yağışının ardından ise 243 milyon 799 bin olarak ölçüldü.Tekirdağ'da ise ekimde 115 milyon 856 bin metreküp olan barajlardaki su seviyesi, kasımda 114 milyon 313 bin, aralıkta 115 milyon 775 bin, 15 Ocak'ta ise 118 milyon 57 bin olarak ölçüldü. Kentte son yağışlar ile 4 barajdaki su seviyesi 125 milyon 734 bin seviyelerine çıktı.Kırklareli'nde de ekimde 63 milyon 676 bin metreküp olan barajlardaki su seviyesi, kasımda 61 milyon 730 bine, aralıkta 58 milyon 197 bine gerilerken, 15 Ocak'ta 104 milyon 55 bine yükseldi. Son yağışlar ile kentteki 4 barajda su seviyesi 143 milyon 790 bin seviyelerine yükseldi.Son yılların en kurak döneminin yaşandığı Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'da 1 milyar 115 milyon 740 bin metreküp depolama hacmine sahip 14 barajın su miktarı, 15 Ocak'ta 447 milyon 477 bin, 1 Şubat'ta ise 513 milyon 846 metreküp olarak ölçüldü.Barajların 15 Ocak-1 Şubat doluluk oranları şu şekilde:Rezervuar adıİL15.01.2021 Hacim (milyon m3)15.01.2021 Doluluk Oranı %01.02.2021 Hacim (milyon m3)01.02.2021 Doluluk Oranı %SÜLOĞLUEDİRNE21,6844825,94055ALTINYAZIEDİRNE1,66962,4248HAMZADEREEDİRNE143,29069150,35071KADIKÖYEDİRNE4,69585,56610SULTANKÖYEDİRNE22,3778224,04988Y.KARPUZLUEDİRNE31,6507235,47079ARMAĞANKIRKLARELİ27,1605331,68084ÇAYIRDEREKIRKLARELİ5,469195,90219KAYALIKÖYKIRKLARELİ34,7062355,72035KIRKLARELİKIRKLARELİ36,7203250,48843ÇOKALTEKİRDAĞ93,5704697,01545KARAİDEMİRTEKİRDAĞ9,978914,00013NAİPKÖYTEKİRDAĞ9,083369,06635TÜRKMENLİTEKİRDAĞ5,426375,65338
Reklam