onedio
Türk Müziğinin Unutulmaz Bestecisi: Hafız Sadettin Kaynak
İSTANBUL (AA) - HİLAL UŞTUK - 'Muhabbet Bağına Girdim', 'Çile Bülbülüm Çile', 'Ağla Gözlerim Ağla' ve 'Telli Turnam'ın da aralarında bulunduğu 600'ün üzerinde esere imza atan besteci Hafız Sadettin Kaynak'ın vefatının üzerinden 60 yıl geçti.Besteci ve ses sanatçısı Kaynak, 1895'te Ali Alaaddin Efendi ile Havva Hanım'ın beş çocuğunun en büyüğü olarak İstanbul'da dünyaya geldi.Henüz 10 yaşındayken Kur'an-ı Kerim'i ezberleyen sanatçı, İstanbul'da tamamladığı ilk ve orta öğrenimin ardından ilahiyat fakültesinde eğitimine devam etti.Usta gazelhan ve bestekar Kaynak, Birinci Dünya Savaşı sırasında yedek subay olarak Diyarbakır'da vatani görevini tamamladı.Hüzzam makamındaki ilk bestesi 'Hicran-ı Elem'i 1926'da kaleme alan sanatçı, aynı yıl plak doldurmak üzere Berlin'e gitti.Hafız Sadettin Kaynak, ikinci imam olarak göreve başladığı Sultan Selim Camisi'nde, 1928'de baş imam oldu, 1930'da bu görevinden ayrıldı.Onlarca filmin müziklerini yaptıSadettin Kaynak; Hafız Melek Efendi, Hafız Cemal Efendi, Neyzen Emin Dede ve Muallim Kazım Uz'dan nota, usul, fasıl ve ilahi konularında dersler aldı.Eserlerinde zengin bir folklorik yapı göze çarpan sanatçı, nota bilmediğinden besteciliğinin ilk yıllarında eserleri başkaları tarafından notaya alınıyordu. Sanatçı, bestelerinde şarkıyla türkü arası bir özellik taşıyan üslubuyla kendine özgü bir form oluşturdu. Kaynak, uzun havalar ve hoyrat ezgilerin yapısından etkilenerek Hüseyni, Gerdaniye, Muhayyer makamlarında da besteler yaptı, Yunus Emre, Karacaoğlan ve Erzurumlu Emrah'ın şiirleriyle anonim halk ezgilerini bu formda besteledi. Kimi eserlerinde bir şarkı içinde birden fazla usule (makam) yer veren sanatçı, film şarkısı olarak kaleme aldığı 'Dertliyim, Ruhuma Hicranımı' adlı bestesinde segah ve nihavent makamlarını birlikte kullandı. Güney Doğu Anadolu'da yerel müzikler üzerine araştırmalar da yapan başarılı sanatçı, 1930'da Paris’te konser verdi.Sanatçının talebesi Hafız Ahmet tarafından Alaeddin Yavaşça ve yayıncı Abdullah Işıklar'ın da aralarında bulunduğu yakın çevresine aktarılan bilgiye göre, Hafız Ahmet, yaşlılık döneminde ziyaretine gittiği bir gün hocasını sevinçten ağlarken bulur. Sadettin Kaynak, talebesini görünce 'Gel Hafızım! Lütfettiler, bu gece rüyamda Peygamber Efendimizi gördüm ve onunla sohbet ettim. Bu şarkıyı ona yazdım ve besteledim' diyerek, hicaz makamındaki 'Muhabbet Bağına Girdim' (Ararım) eserini okudu. 632 eser yazdıHayat hikayesini anlattığı bir mektubunda İstanbul'a döndükten sonra film musikisi bestelemeye heveslendiğini kaydeden Kaynak, Mısır'dan getirilen 85 filmin yanı sıra yerli filmlere beste yaptığını, ilk film müziklerinin ise 'Allah'ın Cenneti' adlı Türk filmiyle 'Leyla ile Mecnun' adlı Arap filminde yer aldığını kaydetmişti.Kaynak, 1932'de bestelediği ve Safiye Ayla tarafından seslendirilen muhayyer makamındaki 'Çile Bülbülüm Çile' adlı bestesinin telif haklarını Ayla'ya verdi. Çeşitli kaynaklarda yer alan bilgiye göre usta bestekar, biyografisini kaleme alan Ali Rıza Avni’ye, 'Evlat, benim için ileride yazacağın veya senden isteyecekleri tercüme-i halim için yazılanların başına 'Hafız’ demeyi sakın unutma.' uyarısında bulunmuştu.Sanatçı, 1940-1950 yılları arasında 80'in üzerinde film müziği besteledi. 'Ayrılık Yaman Kelime', 'Deli Gönül Gezer Gezer Gelirsin', 'Ağla Gözlerim Ağla' ve 'Telli Turnam'ın da aralarında bulunduğu 42 ayrı makamda, 632 esere imza atan besteci, 1947’de hacca gitti.Sultanahmet Camisi'nin imamlığı için 1950'de talepte bulunan Kaynak, 3 yıl kadar bu görevde bulundu. Hafız Sadettin Kaynak, 1955'te felç geçirdi, 3 Şubat 1961'de ise İstanbul'da Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde hayata veda etti.Vasiyetinde 'Cenaze namazım Nuruosmaniye Camii Şerifi'nde kılınsın. Merkezefendi'de kabrim hazırdır. Kabir taşımı Gülfiye yaptırır. Yazılacak şey şudur: Sultanselim Cami Şerifi Başimamı ve Sultanahmet Cami Şerifi İkinci İmamı ve Hatibi, Meşhur Bestekar Hacı Hafız Sadettin Kaynak'ın ruhuna fatiha.' sözlerine yer veren sanatçı, Merkezefendi Mezarlığı'na defnedildi.
ABD'de Minneapolis Kenti, Polislerin Görev Sırasında Gövde Kameralarını Kapatmalarını Yasakladı
ANKARA (AA) - ABD'de, geçen yıl ülke çapında ırkçılık karşıtı protestoların fitilini ateşleyen, Afro-Amerikalı George Floyd'un polis tarafından gözaltına alınırken hayatını kaybettiği Minneapolis kentinde, güvenlik güçlerinin asayiş görevleri sırasında gövde kameralarını kapatmaları yasaklandı.Belediye Başkanı Jacob Frey ve Emniyet Müdürü Medaria Arradondo'nun duyurduğu yeni kurallara göre, polisin aşırı şiddet kullandığına yönelik şikayetlerde kanıt niteliğindeki görüntülerin kaydının alınmaması 'görevi suistimal' olarak değerlendirilecek.Polis memurlarının asayiş görevleri sırasında hiçbir şekilde kameralarını kapatmalarına izin verilmeyeceğinin altını çizen Emniyet Müdürü Arradondo, 'Hemşehrilerimiz ve polis güçleri, topluluğumuz içindeki kritik asayiş olaylarını anlamada kamera görüntülerinin ne kadar önemli bir rolü olduğunu anlamıştır.' ifadesini kullandı.Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürü, geçen ay polis memurları hakkında disiplin soruşturması açılabilmesini kolaylaştıran bazı yönetmelik değişikliklerini duyurmuştu. Minneapolis kentinde 25 Mayıs'ta polisin 8 dakika süreyle boynuna diziyle basarak gözaltına alması sonucu hayatını kaybeden Floyd'un son anlarının yoldan geçen vatandaşların kameralarına yansıması, ülke genelinde sistematik ırkçılığa ve polis şiddetine karşı haftalar süren protestoların fitilini ateşlemişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Salgın Döneminde "Destek" Paylaşımı:
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Sağlıktan sosyal desteklere kadar her konuda vatandaşlarımızın yanında olacak adımlar attık. Bu mücadelede esnafımızın, sanatkarımızın, üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz.' ifadesini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medyadan yaptığı grafikli paylaşımda, salgın döneminde verdikleri desteklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Paylaşımında, 'Sağlıktan sosyal desteklere kadar her konuda vatandaşlarımızın yanında olacak adımlar attık. Bu mücadelede esnafımızın, sanatkarımızın, üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullanan Erdoğan, 'Salgına karşı hep birlikte topyekun bir seferberlik yürüttük.' başlıklı grafiğe de yer verdi. Grafikte, salgın sürecinde, sosyal destek kapsamındaki tüm ailelere ilave nakdi yardım yapıldığı, kısa çalışma ödeneğinin kapsamının genişletildiği, ücretsiz izne çıkarılanlar için nakdi ücret desteği verilmeye başlandığı, salgın şartlarına rağmen 16 milyon turist sayısına ulaşıldığı, belirli sektörler için vergi yükümlülüklerinin ve SGK prim ödemelerinin 6 ay ertelendiği hatırlatıldı.Esnafa destek ve kira yardımı kapsamında 5 milyar liranın üzerinde nakdi destek, sosyal koruma kalkanı kapsamında çeşitli kesimlere 49 milyar lira hibe verildiği anımsatılan grafikte, ihracatçılara da 2,4 milyar lira destek ödemesi yapıldığı belirtildi. Grafikte, ayrıca KDV oranlarının bazı sektörlerde yüzde 1'e, bazılarında ise yüzde 8'e indirildiği, vergi borçlarına yapılandırma imkanı getirildiği, 2020'de yüzde 50 ve üzerinde ciro kaybı yaşayan işletmelere kayıplarının yüzde 3'ü kadar hibe verildiği ve yaklaşık 650 bin emeklinin maaş ödemesinin 1500 liraya yükseltildiği bilgileri de paylaşıldı.
Pandemide Çalışamayan Müzisyenler, İbb'den Dilekçe İle Yardım İstedi
İSTANBUL (AA) - İstanbul Müzik ve Sahne Sanatçıları Derneği üyeleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle zor durumda kaldıkları gerekçesiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesinden (İBB) dilekçe ile yardım istedi.Dernek üyelerinden oluşan bir grup, Saraçhane’deki İBB binasına gelerek, yardım taleplerini içeren dilekçeyi verdi.Dernek sözcüsü Ayhan Ak, burada yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını nedeniyle yaklaşık bir yıldır çalışamadıklarını, müzisyenlerin mağduriyet içerisinde olduğunu söyledi.İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerdeki belediyeler ile Kızılay'ın müzisyenlere yardımda bulunduğunu anlatan Ak, İstanbul’da da İBB’nin kendilerine yardım etmesini beklediklerini dile getirdi. Müzisyenlerin fakir insanlar olmadığını ancak yaklaşık bir yıldır çalışmadıkları için çok zor duruma düştüğünü ifade eden Ak, 'Biz dernek olarak 310 arkadaşımızın imzasından oluşan dilekçemizi İBB yetkililerine ilettik. Ellerinden ne geliyorsa bizlere yardımcı olmalarını istiyoruz. Erzak yardımı da dahil ellerinden ne geliyorsa olabilir.' dedi.
Analiz - Libya'da Barış Sürecini Bekleyen Tehlikeler
İSTANBUL (AA) -UFUK NECAT TAŞÇI- Geçtiğimiz günlerde Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla düzenlenen Libya Siyasi Diyalog Forumu, ülkede yürütme otoritesi temsilcilerini seçme mekanizmasını oluşturmak adına görüş birliğine vardı. Özellikle Kasım ayının başlarında, Libya’da farklı tarafların bir araya getirilmesine yönelik çabalar, uluslararası basında ve kamuoyunda da gözle görülür hale gelmeye başladı. Libya’da genel seçimlerin Libya Siyasi Diyalog Forumu çatısı altında, ülkenin bağımsızlık gününün yıldönümüne tekabül edecek olan 24 Aralık 2021’de düzenlenmesine yönelik karar alınmış durumda.Darbeci Halife Hafter’in süreci baltalama arzusuna ve Cenevre’de 19-23 Ekim’de düzenlenen 5+5 Ortak Askeri Komite toplantıları sonucunda Libyalı taraflar arasında mutabık kalınan kalıcı ateşkes anlaşmasını ısrarla bozmaya çalışmasına rağmen, başta Libya halkı olmak üzere, çatışmaların ilk gününden beri sürecin içinde yer alan yerel ve uluslararası aktörlerin bir kısmı bu sürecin arkasında duracaklarını beyan ettiler.Son olarak 30 Ocak’ta BM tarafından Libya’da ülkeyi seçime götürecek olan üç kişilik başkanlık konseyi ve başbakanlık pozisyonları için başvurusu kabul edilen kişilerin isimleri yayımlandı. Başkanlık konseyine seçilecek 24 kişiden üç isim ve başbakanlık pozisyonu için ise 21 kişi arasından seçilecek olan geçiş hükümeti başbakanıyla ülkenin seçime gitmesi planlanıyor. Bu bağlamda İsviçre’deki görüşmelere katılan kişiler, BM himayesinde, önümüzdeki hafta bu kişileri belirlemek için oylamaya katılacak.Başkanlık konseyinin Libya’da genel kurmay başkanı, devlet kurumları atamaları gibi pek çok kritik yetkiye sahip olacağı düşünüldüğünde, seçilen kişiler konusunda ne denli titiz olunması gerektiği aşikâr. Her ne kadar bu süreç başından beri Libya’da barışın tesisi adına önemli bir hamle olarak görülse de, ülkede pek çok kesim şu an bu pozisyonlara seçilecek kişilerin yeni çatışmaları tetikleyebileceğinin farkında. Bunun en bariz güncel örneklerinden biri ise darbeci general Hafter’in uzun soluklu destekçisi olan Akile Salih’in başkanlık konseyine yaptığı müracaatın BM tarafından onaylanması ve kendisinin de bu listede yer alması.Libya’daki pozisyonu ve aktiviteleri uzun zamandır şaibeli bulunan, içlerinde BM ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin de bulunduğu uluslararası aktörler, Libya’daki yeni siyasi sürece nasıl ekleneceklerinin hesaplarını da çoktan yapmaya başladılar. Fransa ve Mısır Libya’daki politik sürece yönelik fırsatçı yaklaşımlarıyla darbeci Hafter’in en azılı destekçilerinden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Rusya’dan bir noktada ayrılıyorlar. Fakat bunun onlar adına aslında bir mecburiyete tekabül ettiğini söylemek pek de abes kaçmayacaktır. Türkiye’nin Libya’nın BM nezdinde tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) verdiği meşru desteğiyle Hafter üzerine kurdukları denklem altüst olan bu iki ülkenin Libya’daki sicilleri ve Hafter’le olan işbirlikleri, onları yeni süreçte çok alternatifli bir denkleme girmeye mecbur kılmış görünüyor. Zira UMH’nin Hafter’den Türkiye’nin desteğiyle geri aldığı bölgelerde bulunan toplu mezarlarla birlikte, işlenen savaş suçlarının ortaya çıkmış olması ve darbeci generalin politik sürece karşı takındığı tutum, sadece objektif bir soruşturma ve sorgulamayla dahi Fransa, Mısır ve BAE’yi uluslararası arenada fazlasıyla zor bir duruma sokacaktır.Fransa, Rusya, BAE ve Mısır gibi ülkelerin Libya’daki yıkıcı rollerini böyle kısa bir analizle anlatmak mümkün olmasa da, sadece son yıllarda göze çarpan, bilhassa son zamanlardaki barış görüşmelerine rağmen devam eden pek çok olay, bu ülkelerin Libya konusunda söz söyleyecek en son aktörler dahi olmadığını gözler önüne sermeye yeterli olacaktır. [1]Fransa, Mısır, BAE ve Rusya’nın Libya’daki illegal faaliyetleriİlk olarak 2016’da Bingazi’de düşen bir helikopterde bulunan, Hafter’e destek sağlayan, kılık değiştirmiş üç Fransa ajanına dair soru işaretleri uluslararası toplumun dikkatini çekmişti. Macron yönetiminde Fransız dış politikasının mimarı olarak bilinen Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın UMH’ye yönelik Mısır’ın düzenlediği hava saldırılarına aleni destek açıklamasından 2019’da ABD’nin sadece yakın müttefiklerine temin ettiği, tanesi 170 bin dolar değerinde olan anti-tank füzelerinin Hafter’e verildiğini ve bunu Fransa’nın gerçekleştirdiğini ortaya çıkaran Pentagon soruşturmasına kadar, Paris yönetimi pek çok açıdan Libya’da karanlık bir sicile sahip. [2] Hatta pek çok medya kuruluşunun da daha evvel gözler önüne serdiği üzere, [3] Fransa Hafter’e istihbarat sağlayan, onun milislerine eğitim verip silah desteğinde bulunan bir ülke konumunda.Her ne kadar Halife Hafter bu süreçte seküler söylem ve tutumlarıyla ve DEAŞ karşıtı mücadele görüntüsü altında Fransa, Mısır ve BAE gibi ülkeler tarafından desteklendiyse de, darbeci general Hafter’e bağlı silahlı militan gruplarının yapısı, kendisinin ve ona bağlı bu güçlerin savaş suçlarının ne boyutlara ulaşabileceğini açıkça gösterir nitelikte. Sözde seküler olan Hafter’in silahlı güçleri bilindiği üzere, Tarhuna’da bulunan toplu mezarlardan sorumlu olduğu düşünülen (ve geçtiğimiz günlerde ABD tarafından kara listeye alınan) bölgede etkin Kaniye ailesini, Putin’in yakın arkadaşı olarak bilinen Yevgeny Prigozhin tarafından el altından yönetilen Wagner silahlı unsurlarını, Sudan’da pek çok savaş suçuna karışmış ve “Hemedti” olarak bilinen Muhammed Hamdan Dagalo’nun liderliğindeki Cancavid (Janjaweed) militanlarını ve hatta Hafter’e karşı gelmeyi “şirk” sayan bazı silahlı selefi grupları da içeren çok girift, karanlık bir yapıdan oluşuyor. [4]Bu husus göz önüne alındığında, henüz 2020’nin Aralık ayı sonuna doğru ortaya çıkan bir diğer gelişme ise Fransa’nın Libya politikasındaki ikiyüzlülüğünü ve darbeci Hafter’in savaş suçlarına ne denli ortak olduğunu bir kez daha gözler önüne serecek nitelikteydi. Buna göre, bir süredir Suriye rejimi, Rus Wagner silahlı askerleri ve Suriye’deki silahlı gruplar üzerinden, içlerinde eski DEAŞ mensuplarının da olduğu ortaya çıkan, Rusya’nın Libya’ya yaptığı askeri sevkiyatlar, iddialara göre Suriye merkezli özel bir havayolu firmasıyla, Şam’dan Bingazi’ye düzenlenen uçuşlarla gerçekleşti.Hafter’i tahkim amaçlı düzenlenen bu sevkiyatlarda Fransa ve BAE’nin ise önemli bir rolü var. Zira Bingazi’de bulunan Benina uluslararası havalimanı, UMH’nin BM Özel Temsilcisi Cuma el-Gamati’nin de geçtiğimiz günlerde belirttiği üzere, Hafter’e bu ülkelerin sağladığı destekte kilit öneme sahip. Rusya’nın bu iki havalimanını ve Şam merkezli özel havayolu firmasını kullanarak yaptığı bu operasyon ise [5] iddialara göre Benina havalimanı ve çevresinde yıllardır nüfuzu bulunan Fransa ve BAE tarafından görmezden geliniyor. Buna ek olarak, BAE’nin bu sevkiyatları ve paralı askerleri fonladığını, UMH temsilcileri de defaatle belirtmiş durumda. Hatırlanacağı üzere, UMH lideri Fayiz es-Serrac daha önce Fransa’yı Hafter’i, yani bir diktatör ve darbeciyi desteklemesinden dolayı çok şiddetli şekilde eleştirmişti.BAE’ye, yani darbeci Hafter’in sürecin en başından beri en büyük destekçilerinden olan bir diğer ülkeye gelinecek olursa, BAE’nin de Libya iç savaşında sicili en az Paris’inki kadar kabarık. BAE’nin finansal fonlamaları, Trablus’a yapılan hava saldırılarında kullanılan Wing Loong II insansız hava araçlarını darbeci Hafter’e sunması, Rus yapımı Pantsir hava savunma sistemlerini Garyan kasabası yanındaki kritik öneme sahip Cufra üssüne yerleştirmesi, 2017’den beri Hafter’e destek amaçlı inşa ettiği askeri üsler, geçtiğimiz sene Nisan ayı içinde 5 milyon dolar değerindeki 11 bin ton uçak yakıtını gizlice Hafter’e temin etmesi, bu kabarık sicilin sadece bir kısmı. [6]BAE’nin içinde olduğu ortaya çıkan en dramatik olaylardan biri ise hatırlanacağı üzere 4 Ocak 2020’de gerçekleşmişti. Trablus’taki UMH’ye bağlı askeri bir akademide eğitim gören 15-16 yaşlarındaki 50 silahsız çocuğa karşı darbeci Hafter tarafından düzenlenen drone saldırısında onlarca masum, silahsız Libyalı genç öldürüldü. Ortaya çıkan raporlara göre, saldırıda BAE’nin Hafter’e temin ettiği dronelar kullanılmıştı.Her ne kadar bu sırada Mısır ve Fransa gibi ülkeler siyasi sürece vurgu yaparak strateji değiştirseler de, BAE (bunca yatırım yaptığı potansiyel diktatörünün geleceğiyle alakalı endişelerinden dolayı olsa gerek) Paris ve Kahire’nin aksine, son dönemde politik sürece ve Libya’nın siyasi geleceğine dair kesin fikirlerini belirtmekten kaçınıyor. Daha evvel Arif en-Nayid gibi Libya’nın sosyolojik yapısına uygun olduğunu düşündüğü, kendisine yakın isimleri siyasi sürece de hazırlayabileceğine dair pek çok yorum yapılan BAE, şu an bu stratejisinden uzak bir şekilde, Hafter’i Rusya ile beraber finansal ve askeri olarak tahkim etmeye hız kesmeden devam ediyor.Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı olan Mursi’yi 2013’te askeri darbeyle görevden alan Sisi yönetimi ise Hafter’in Suudi Arabistan ve BAE’nin onayını almasıyla, süreç içinde darbeci Hafter’i sıkıca destekleyen bir diğer ülke oldu. Suudi Arabistan ve BAE ile paralel politikalar izleyen Sisi, son dönemde UMH’nin Hafter’e karşı Türkiye’nin desteğiyle edindiği kazanımları Sirte’ye kadar olan bölge ile sınırlamak istediğini ifade etmişti. Bu bölgeye karşı herhangi bir operasyonu kırmızı çizgisi ilan etti ve Tobruk merkezli parlamentonun önde gelen ismi Akile Salih aracılığıyla askeri olarak da Libya’ya müdahalede bulunacağını ima ederek UMH’ye karşı tutumunu fazlasıyla belli etti. Ayrıca Libya ile olan uzun sınırını ise Hafter’e lojistik ve silah desteği için aktif olarak kullandı. Mısır’ın bu hamleleriyle cesaretlenen, zamanında “Libya’nın Sisi’si” olarak da anılan darbeci Hafter, bu sayede Türk askerlerini ve Türkiye’yi geçtiğimiz aylarda savaşla tehdit edecek kadar haddini aştı. Peki, bütün bu bilgiler ve gelişmeler göz önüne alındığında, Libya’daki pozisyonları bu derece sorunlu, şaibeli olan Fransa, neden son olarak demokratik sürece olan desteğini belirtme ihtiyacı hissetti; diğer taraftan Mısır geçtiğimiz günlerde bir tabusunu yıkarak UMH ile görüşme noktasına nasıl geldi? [7]Yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alındığında, açıkçası bu ikilinin başka alternatifleri kalmamış görünüyor; zira onları bu pozisyonları almaya, darbeci Hafter ve ona bağlı silahlı güçlerin işlediği insanlık suçları ve BM nezdinde tanınan ve uluslararası kamuoyunun tanıdığı resmi hükümete karşı sergiledikleri tutum mecbur kılıyor. Aksi halde, Libya’da demokratik seçimlerin düzenleneceği bir senaryoda asla yeri alamayacak olan Halife Hafter’e verdikleri destek ve işlediği suçlardaki ortaklık, onları ülkede etkisiz kılacak. Çünkü diğer taraftan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) bu suçlamalara yönelik başlattığı soruşturma devam ediyor.Bir NATO, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) ve AB üyesi olarak Fransa’nın, kuvvetle muhtemel UMH içerisinden, Mısır ve diğer işbirliği yaptığı ülkelerin de kabulleneceği bir siyasi figürü desteklemek dışında bir alternatifi kalmamış görünüyor.Şayet Akile Salih gibi Hafter ile uzun zamandır işbirliği içinde bulunan figürler geçiş sürecinde başkanlık konseyi ve başbakanlık gibi kilit pozisyonlarda yer alamazsa, bu durum Fransa’yı Libya’da pasifize edecektir. Özellikle Rusya’nın Hafter lehine BAE ile beraber son dönemde de sürdürdüğü askeri desteği halen görmezden gelen ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Libya konusundaki ikili görüşmelerini artıran Paris yönetiminin de muhtemel başarılı veya başarısız bir siyasi sürece yönelik elinde sınırlı sayıda senaryo kalmış durumda. Ya başarılı bir siyasi süreçte yıpranmamış meşru bir figür desteklenecek ya da başarısız bir senaryoda, çıkan karışıklık içinde Hafter’le devam ettirebileceği bir sürece yönelecek.Bilindiği üzere, Rusya sıcak denizlerde var olmak adına en ciddi adımını halihazırda Suriye üzerinden atmış ve bu sayede Akdeniz’e kurduğu üslerle bu uzun süreli hayaline kısmen ulaşmış durumda. Bir NATO üyesi olan Fransa’nın, Sirte ve Cufra’daki askeri varlığıyla Akdeniz’deki pozisyonunu tahkim eden Rusya’ya buna rağmen ses çıkarmaması, Paris yönetiminin Libya’da etkisini yitirmemek adına her yola başvurabileceğini fazlasıyla gösteriyor.Bu bağlamda Fransa, Libya konusunda bugüne kadar bilinen politikalarına ek olarak, UMH içinden pek çok kesimin de desteğini alabilecek muhtemel adaylara yönelme seçeneğini de elbette elinde bulundurmak isteyecektir. Yine Mısır, Suudi Arabistan, BAE gibi kadim Hafter destekçilerinin de benzer senaryolara başvurması muhtemel görünüyor. Bilhassa Mısır’ın bu noktada Fransa’yla daha koordineli bir şekilde ilerleyeceği geçtiğimiz Aralık ayında Sisi’ye Paris ziyareti sırasında Macron tarafından takdim edilen, ülkenin en yüksek nişanı “Legion d’honneur”le bir nevi tescil edilmiş oldu.Ayrıca UMH içindeki bazı önemli figürlerin geçtiğimiz Kasım ayında Paris’te Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian ile buluşması, bu olayı yine UMH içinden kişilerin Mısır’dan gönderilen heyetle yaptığı “güvenlik” konulu toplantıların izlemesi, bahse konu muhtemel senaryolara dair beklentileri şüphesiz güçlendiriyor. Nitekim Fransa ve Mısır’la dirsek temasına başlayan bu kişilerin bazıları, BM’nin Cumartesi günü yayımladığı listede yerlerini resmen almış durumda.BM nezdindeki süreç, Hafter ve Akile SalihHer ne kadar BM nezdinde yürütülen süreç pek çok kesim açısından ümit verici olarak yorumlansa da, aynı BM’nin Hafter’in UMH’ye yönelik saldırıları ve işlediği savaş suçlarıyla ilgili uygulanacak yaptırımlardaki eksiklikleri unutulmamalı. Libya için yürütülen süreç, özellikle son günlerde ortaya çıkan bazı iddiaların gölgesinde, şüpheli bir hale bürünüyor. Zira darbeci general Hafter’in, BM nezdinde ülkeyi seçime götürecek geçici yönetimin başında Akile Salih’in olmasına dair çalışmalar yaptığına dair söylentiler ortalıkta dolaşıyor. Çünkü Hafter adına siyasi süreçte var olmak mümkün değil ve kendisiyle iyi ilişkileri bulunan isimler bu süreçte yer alamazsa, Libya’da özgürce dolaşma şansı dahi kalmayacak.Bu bağlamda, Salih’in isminin -seçilemese bile- BM’nin son onayladığı listede başkanlık konseyi adaylığı için geçiyor olması dahi, Brüksel’in Libya politikasındaki zayıflığının bir göstergesi. Daha evvel Mısır’ın Libya’ya askeri müdahalede bulunması ve UMH’yi durdurması için girişimlerde bulunmuş olan Salih, Hafter’le arasında sorunlar olduğu iddia edildiğinde, darbeci generalle olan ilişkisinin “her türlü resmi ilişkinin üzerinde” olduğunu belirtmekte beis görmeyen bir figür olarak karşımızda. Aynı zamanda kendisi, Hafter’in UMH’ye karşı yaşadığı kayıplar sonrasında, Mısır ve Fransa gibi ülkelerin, Libya’daki politik sürece hazırlamayı düşündüğü önde gelen adaylarından birisiydi. Nitekim Hafter’in kanlı aksiyonlarına ve savaş suçlarına ses çıkarmayan [8] Salih, “Hafter’in takım elbiseli hali” olarak nam saldı.Bir yandan Fransa, Mısır ve BM’nin Libya’daki bu ikircikli tavırları, diğer yandan şu anda devam eden görüşmelerde Hafter’e yakınlığıyla bilinen bazı isimlerin de sürece angaje edilmesine yönelik talepler, bize bu sürecin sadece umut değil, yeni kaoslar da barındırabileceğini gösteriyor. Ayrıca son dönemde bazı Libyalı aktivistler, Fransa’nın ülkenin başkentini Trablus’tan Rus Wagner paralı askerlerinin epey etkili olduğu Sirte’ye taşımak için çabaladığını iddia ediyor. İddialara göre, Almanya’nın da desteklediği bu girişimle, Sirte’den Trablus ve Misrata’ya uzanan -yani Rusya’nın nüfuz alanının tam ortasında yer alan- bir sahil yolu açılması planlanıyor. Daha geçtiğimiz haftalarda Sirte’de Rus Wagner ve Hafter’e bağlı illegal grupların kilometrelerce mevzi kazdığı ortaya çıkmasına rağmen, Fransa’nın bu yöndeki lobi faaliyetleri de ayrı bir tartışma konusu olacağa benziyor.Libya’da gerçekten bağımsız, demokratik seçimler ve yönetim hedefleniyorsa, geçici yönetimin içinde Hafter, Akile Salih ve UMH’ye karşı darbeci generalle bir şekilde yolları kesişmiş hiç kimsenin bulunmaması gerekiyor. Hakeza BM’nin, kendi tanıdığı meşru hükümete karşı sadece muhalefet etmekle kalmayıp kanlı hamlelere başvurmuş hiçbir figürü bu sürece dahil etmemesi, meşru profiller ve sicili temiz siyasiler üzerinden bir gelecek tasavvuru yapması çok net bir zorunluluğa dönüşmüş durumda. Aynı şekilde, Libya’da sicilleri çokça kabarık olan bazı ülkelerin son koz olarak öne süreceği, UMH içinden bazı isimle marifetiyle Libya siyasi sürecinde rol kapma hamlelerine karşı da son derece dikkatli olunmalı. BM’nin yayımladığı listedeki adaylara dikkatli bakıldığında, başbakanlık pozisyonu için UMH içinden farklı kişilerin birbirlerine karşı aday olması bunu doğruluyor.BM’nin Libya imtihanı, zaten problemli ve eleştiri alan konumunu ve imajını ya başka bölgelerdeki sorunlarda iyice güvenilmez hale getirecek ya da hatalarından ders çıkarıp doğru hamlelerde bulunarak dünyayı, bu keşmekeşe son verebilecek uluslararası bir gücün varlığına tekrar ikna edecek. Daha önce paralı askerlerin Libya’dan çekilmesini talep eden BM’nin, halen Wagner ve Hafter’e bağlı illegal silahlı gruplara, kendi tanıdığı hükümet olan UMH’ye karşı saldırılarına ara vermeyen yerel ve uluslararası aktörlere karşı sergilediği pasif tutum ne yazık ki ortada.Fransa, Rusya, Mısır ve BAE gibi ülkelerin yaptıklarına karşılık yaptırım görmediği, bilakis siyasi süreçte rol çalmaya cesaret edeceği muhtemel bir sürecin sorumluluğu, bu bağlamda BM’nin de daha ileri boyutta sorgulanmasına neden olacaktır. 30 Ocak Cumartesi günü adaylığını kabul ettiği Akile Salih gibi karanlık figürler, kısa ve orta vadede BM’nin Libya’daki gelecek tasavvuru konusunda iyimser olmayı engelleyen yeni bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.​​​​​​​[Yüksek lisans derecesini İngiltere’nin Bournemouth Üniversitesi’nden alan, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora çalışmalarına devam eden Ufuk Necat Taşçı TRT World’de görev almakta ve araştırmalarını Libya özelinde sürdürmektedir][1] https://www.trtworld.com/magazine/libyan-warlord-khalifa-haftar-threatens-turkey-with-war-42683[2] https://www.trtworld.com/magazine/france-s-underhand-tactics-have-made-things-in-libya-worse-37327[3] https://www.aljazeera.com/news/2019/4/23/armed-men-crossing-from-libya-alleged-to-be-french-spies[4] https://www.trtworld.com/magazine/the-key-militias-who-fight-alongside-haftar-in-libya-36037[5] https://www.trtworld.com/magazine/how-the-uae-russia-and-france-have-teamed-up-in-libya-42583[6] https://www.trtworld.com/magazine/turkey-uae-spat-how-the-rogue-gulf-state-sowed-chaos-in-the-middle-east-35937[7] https://www.trtworld.com/magazine/what-prompted-egypt-to-make-its-first-diplomatic-contact-with-libya-s-gna-42753[8] https://www.trtworld.com/magazine/why-is-aguila-saleh-justifying-an-egyptian-military-intervention-in-libya-37596
Reklam
Kahramanmaraş'ta Gümrük Kaçağı Çay İle Sahte Bandrollü Makaron Ele Geçirildi: 2 Gözaltı
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde 750 bin sahte bandrollü makaron ile 20 kilogram gümrük kaçağı çay ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri, durumundan şüphelendikleri bir minibüsü durdurdu.Ekipler araçta yaptığı aramada, 750 bin sahte bandrollü makaron ile 20 kilogram kaçak çay buldu.Olayla ilgili gözaltına alınan M.A. ve H.A, ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.
Kocaeli'de Ev Arkadaşları Arasında Bıçaklı Kavga: 1 Ölü, 1 Yaralı
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'nin Derince ilçesinde evde çıkan bıçaklı kavgada yaralanan 2 kişiden biri kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Alınan bilgiye göre, Sırrıpaşa Mahallesi Öğretmenler Caddesi'ndeki bir evde Volkan K. (29) ile ev arkadaşı Fatih P. (28) arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma yaşandı. Kavgaya dönüşen olayda, komşuların ihbarı üzerine eve gelen polis ekipleri, 2 arkadaşın bıçakla yaralandığını tespit etti. Ambulansla Derince Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırılan yaralılardan Fatih P, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Kolundan yaralanan Volkan K. ise tedavisinin ardından Asayiş Şube Müdürlüğüne götürüldü.
Reklam
Google Doodle Safiye Ali Kimdir, Mesleği Nedir?
Google, Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli kadın simalarından biri olan Safiye Ali'yi unutmadı. Google, Safiye Ali'yi Doodle olarak takipçilerine duyurdu. Peki, Safiye Ali kimdir? Safiye Ali kaç yaşında vefat etti ve mesleği neydi? İşte Google'un Doodle olarak öne çıkardığı Safiye Ali'nin başarılarla dolu hayatı...
Samsun'da Uyuşturucu Operasyonu: 11 Gözaltı
SAMSUN (AA) - Samsun'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 11 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi, sokak satıcılarına yönelik çalışma yürüttü.Kent merkezi, Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinde belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyen ekipler, yaptıkları aramada 216,22 gram esrar, 10 sentetik hap, 37,85 gram sentetik uyuşturucu, 96 sentetik ecza hapı, hassas terazi, 6 gram kenevir tohumu ele geçirdi.Operasyonda gözaltına alınan 11 zanlı emniyete götürüldü.
Reklam
ABD'de 2020'De Cinayetler Yüzde 30 Arttı
O'FALLON (AA) – Yeni bir araştırma, ABD’de 2020'de işlenen cinayetlerde yüzde 30 artış olduğunu ortaya koydu.ABD’de Kovid-19 ve Yargı Adaleti Komitesi ile Houston merkezli Arnold Ventures isimli kuruluşun ortaklaşa yürüttüğü çalışmada, ABD’nin farklı büyüklüklerdeki 34 şehrindeki suç oranları incelendi.Araştırmaya göre, incelenen 34 kentin 29’unda 2019'a kıyasla 2020'de işlenen cinayetlerde yüzde 30 oranında artış yaşandı.Çalışmada, cinayetlerin en çok yaşandığı şehirlerin arasında St. Louis olduğu kaydedildi. Kentte 2020'de 262 kişinin öldürüldüğü belirtilerek, bunun 267 kişinin öldürüldüğü 1993’ten bu yana kayda geçen en yüksek rakam olduğuna işaret edildi.Cinayetlerin büyük şehirlerdeki artışına dikkat çekilen çalışmada, bu oranın geçen yıl, 2019'a göre Milwaukee’de yüzde 85, Seattle’da yüzde 63, Chicago’da yüzde 55 ve New York’ta yüzde 43 arttığı kaydedildi.Cinayet suçlarının artmasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve ırksal adaletsizliklerin önemli faktör olduğu öne sürülen çalışmada, Kovid-19 salgınının, polise, mahkemelere, hastanelere ve şiddeti kontrol altına almakla görevli diğer kuruluşlarla iletişimi engellediği ifade edildi.Çalışmada, salgının, savunmasız toplulukları orantısız şekilde etkilediği ve risk altındaki bireyleri fiziksel, zihinsel, duygusal ve finansal olarak stres altına soktuğu belirtildi.Minneapolis’te 25 Mayıs 2020'de, George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinin ardından düzenlenen protestoların ardından ülkedeki cinayet suçlarında artışa rastlandığına dikkat çekilen çalışmada, diğer yandan, salgın nedeniyle evde kalınmasıyla ev hırsızlıklarının yüzde 24 azaldığına, uyuşturucu suçlarının da yüzde 30 düştüğüne işaret edildi.Uzmanlar, polis-toplum arasındaki ilişkileri geliştirmek ve şiddete karşı yapılan çalışmaların artırılmasını için acil eylem çağrısında bulundu.
Bingöl'de Kar Yağışının Ardından Kartpostallık Görüntüler Oluştu
BİNGÖL (AA) - Bingöl'ün Karlıova ilçesinde günlerce süren yağışın ardından kar kalınlığının bir metreyi aşması güzel görüntüler ortaya çıkardı.Karlıova ilçesinde 1 hafta boyunca etkili olan yağışın ardından kar kalınlığının yer yer 1 metreyi aşması ilçeye ayrı bir güzellik kattı. Yoğun yağışla beyazın hakim olduğu ve kartpostallık görüntülerin oluştuğu ilçede bazı evler, oturma bankları, mezarlıklar ve ağaçlar kara gömüldü. Kar yağışından sonra güneşli havanın hakim olduğu ilçede, çocuklar karda doyasıya eğlendi.
"Engelsiz Mikrofon Radyo Ödülleri" Yarışması Başladı
İSTANBUL (AA) - Bağcılar Belediyesi tarafından Türkiye'nin en iyi radyo, radyocu ve radyo programlarının belirlendiği 'Engelsiz Mikrofon Radyo Ödülleri' yarışmasının üçüncüsü düzenleniyor. Belediyeden yapılan açıklamaya göre, 2020 yılının en iyi radyo programcıları, programları ve radyoları halkın oylamasına sunuldu. Bu yıl 'Radyoya Değer Katanlar', 'Yılın En İyi Radyo Haber Programı', 'Yılın En İyi Radyo Show Programı', 'Yılın En İyi Spor Radyosu' gibi 19 farklı kategoriye ayrılan yarışmada popüler isimler yer alıyor. Vatandaşların oylamasına açık olan yarışma için 'www.engelsizmikrofon.org' adresi üzerinden 7 Şubat 2021'e kadar oy kullanılabilecek. Oylama sonucunda başarılı olan isimlere ödülleri 12 Şubat 2021'de verilecek. Açıklamada görüşlerine yer verilen Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Kovid-19 salgını ortamında yaptıkları yayınlarla halkı bilgilendiren ve onlara moral veren radyocuları kutladı. Salgında en önemli kitle iletişim araçlarından olan radyoların kimi zaman vatandaşları bilgilendirdiğini kimi zaman eğlendirerek moral verdiğini belirten Çağırıcı, bu nedenle radyocuları böyle bir yarışmayla ödüllendirdiklerini kaydetti. Bütün adaylara başarılar dileyen Çağırıcı, vatandaşları da oy vermeye davet etti. Geçen yıl ikincisi düzenlenen yarışmada 1 milyon 286 bin kişi oy kullanmıştı.
Reklam
Grafikli - "Türk Musikisinin Unutulmayan Udi Ve Bestecisi Şerif İçli"
İSTANBUL (AA) - AİŞE HÜMEYRA BULOVALI - Türk musikisi bestekarı ve ud sanatçısı Şerif İçli'nin vefatının ardından 65 yıl geçti.Sanatçı, babası Hacı Mehmed Efendi ve annesi Şöhret Hanım'ın oğlu olarak 20 Aralık 1900 tarihinde Beşiktaş'ta dünyaya geldi.Çocukluğunu o dönem Ortabahçe adıyla bilinen Ortaköy'de geçiren İçli, 5 yaşında okumayı öğrenerek, ailesinin dikkatini çekti. Zeki bir çocuk olan İçli, ilk öğrenimini Ortaköy'deki mahalle mektebinde tamamladı.Müzik derslerinde hocalarının takdirini kazanan sanatçı, orta öğrenimini ise Afitab-ı Maarif Rüştiyesi'nde aldı. Usta bestekar, 1. Dünya savaşı sırasında üniversiteye gitmeden 1914'de Orman ve Maadin Nezareti'nde memur olarak göreve başladı.1924'de bestekarlığa başladıŞerif İçli, cumhuriyetin kurulmasının ardından vatani görevini Ankara'da tamamladı. Sanatçı, ilk musiki çalışmalarına 18 yaşındayken komşusu Nakiye Hanım'dan ud dersleri alarak adım attı. 1921'de neyzen İhsan Bey'in kurduğu Beşiktaş Musiki Cemiyeti'ne katılan İçli, 1924'de bestekarlığa başladı. Sanatçının Beşiktaş Musiki Cemiyeti'nde tanıştığı, kendine has tavrı ile 20. yüzyılın en önemli keman icracılarından birisi olan Hakkı Derman'la olan arkadaşlığı da bir ömür boyu devam etti.İlk eseri güfteli uşşak şarkısı 'Gelmeseydin aleme, görmeseydim ben seni' olan İçli, 'Neydin güzelim sen, güzelim dün gece neydin ?' sözlerini taşıyan ikinci eserini saba makamında besteledi.Askerlikten sonra İktisat Vekaleti'nde arşiv memuru olarak çalışan İçli, bir taraftan da akşamları sazendelik yapıyordu. Kendisinden bir seçim yapılması istenince memuriyetten ayrılmak zorunda kalan sanatçı, bu yıllarda maddi sıkıntılar yaşadı.İçli, daha sonra musiki ile uğraşmanın geçimini sağlamadığını görünce iktisat vekili Celal Bayar'ın aracılığıyla yeniden aynı vekaletteki görevine devam etti. Bu görevdeyken 1938'de faaliyete geçen Ankara Radyosu'nun saz heyetinde Eşref Kadri ismiyle çalışmaya başlayan usta bestekar, 21 yıllık memuriyet hayatından 1946'da istifa ederek, İstanbul'a yerleşti.Bestekar Selahattin İçli'yle de akrabalığı bulunan sanatçı, başta Maksim Gazinosu olmak üzere, birçok gazinoda ud sanatçısı olarak sahne aldı. 1949'da açılan İstanbul Radyosu'nda da çalışan İçli, sanat hayatını bundan sonra radyonun yanı sıra bestekarlık, plak çalışmaları ve özel dersler vererek sürdürdü.Hafızalardan silinmemiş icra örneklerine imza attıHakkı Derman ve Şükrü Tunar gibi her biri kendi alanında sazının hakimi olmuş sanatkarlarla aynı sanat anlayışı içinde, hafızalardan silinmemiş icra örneklerine imza atan İçli, ilk evliliğini Sıdıka Hanım'la gerçekleştirdi.Şerif İçli, Sıdıka Hanım'ın vefatının ardından 1945'te ikinci kez evlendi. Sanatçının bu evliliğinden Hayriye, Sadiye, Rebii ve Mustafa adlı dört çocuğu oldu. Kızı Sadiye İçli de ses sanatkarı olarak, babasının yolundan gitti.Son zamanlarında şeker hastalığı ve damar sertliği nedeniyle gazinolardan tamamen çekilerek, bütün mesaisini radyoya ve derslerine ayıran İçli, 3 Şubat 1956 tarihinde radyodaki bir program esnasında 57 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti. Ertesi gün Feriköy Mezarlığı'na defnedilen sanatçı, döneminin ud icracıları ve bestekarları arasındaki başarılarının yanı sıra sazı ve sesiyle fasıl musikisinin vazgeçilmez sanatkarlarından biri oldu.İçli'nin eserlerinin çoğu zamanının ses sanatkarları tarafından plaklara okundu ve halk arasında da büyük beğeni kazandı. Kendine has, duygulu ve tekniği sağlam eserlere imza atan usta müzisyen, şarkılarda özellikle prozodi hatası yapmaması ile dikkatleri üzerine çekti.1927'de bestelediği, Süleyman Nazif'e ait şiirler büyük bir üne kavuştuDöneminde 'altın udi' diye de anılan İçli, 1927'de bestelediği, Süleyman Nazif'e ait olan 'Derdimi ummana döktüm asumana inledim' sözleriyle başlayan hicaz şarkısıyla kariyerinde büyük bir üne sahip oldu.Kibar ve zarif kişiliğiyle de tanınan sanatçının, 'Ezelden aşinanım ben ezelden hem-zebanımsın' mısrasıyla başlayan hüseyni, 'Yine bir sızı var içimde akşam oldu diye' mısrasıyla başlayan hüzzam, 'Mest oldu gönül gözlerini gördüğüm akşam' sözleriyle başlayan karcığar, 'Hicran yine hicran mı bu aşkın sonu söyle' ve 'Gözlerin hayran bakarmış görmeyip ısrarımı' ifadelerini taşıyan uşşak şarkıları, çok sevilen eserleri arasında yer aldı.Bazı yerli filmlere de müzik yapan Şerif İçli, birçok nota da kaleme aldı. Sanatçının uzun yıllar emek vererek meydana getirdiği nota koleksiyonu, vefatından sonra Ankara Radyosu tarafından satın alınarak, TRT Müzik Dairesi Başkanlığı Arşivi'nde muhafaza edildi.Yaklaşık 100'den fazla eserin bestesine imza atan sanatçının saz semaileriyle, yürük semaisi ve 54 şarkısı da TRT repertuvarında yer alıyor. Şerif İçli'nin 'Şarkı Güfteleri' adlı üç ciltlik bir eseriyle ve 'Hüzzam Faslı' adı altında 70 eserin notasının yer aldığı bir kitabı da bulunuyor.Şerif İçli'nin bestelediği bazı eserler ise şöyle: 'Aşkınla harap kalbimi bir lahza sevindir', 'Saz Semaisi', 'Gezindi bir ses yine uzakta hare gibi', 'Derdimi ummana döktüm asumana inledim', 'Çok güzeller kandırır güneşi kıskandırır', 'Ezelden aşinayım ben hem zebanımsın', 'Yine yol göründü sevda eline', 'Sen de leyladan mı öğrendin', 'Sensiz geçecek günleri ahımla eritsem', 'Türlü derde ben deva buldum elimle çok zaman', 'Mest oldu gözlerini gördüğüm akşam', 'Ondördü ayın gel güzelim'
Eskişehir'de Firari Fetö Hükümlüsü Yakalandı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olduğu gerekçesiyle hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, hakkında 6 yıl 10 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan Z.Ç'nin yakalanmasına yönelik operasyon düzenledi.Örgütle iltisaklı olduğu için kapatılan bazı kuruluşlarda yöneticilik yapan ve şifreli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu belirtilen Z.Ç, gizlendiği evde gözaltına alındı.Hükümlü, emniyetteki işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.
Reklam
2021 STS TIP Başvuruları Başladı! STS TIP Başvuru Kılavuzu ve Başvuru Ekranı...
ÖSYM tarafından gerçekleştirilen ve yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış diplomaların denklik işlemleri için gerekli olan STS TIP 2021 başvuruları başladı! Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) sınav takvimine göre 2021 STS TIP başvuruları 10 Şubat'a kadar devam edecek. 2021 STS Tıp başvuru kılavuzu da yayınlandı. İşte STS TIP başvuru ekranı ve başvuru kılavuzu ve merak edilen diğer tüm detaylar...
Erzincan'da Kar Ve Tipide Donma Tehlikesi Geçiren Kişinin Yardımına Mehmetçik Yetişti
ERZİNCAN (AA) - Erzincan'da yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle yolunu kaybeden ve donma tehlikesi yaşayan kişi, Mehmetçik tarafından bulunup hastaneye kaldırıldı.Kentin İliç ilçesine bağlı Çilesiz köyü yakınlarında yoğun kar yağışı nedeniyle yolunu kaybeden 65 yaşındaki Doğan Kahraman'dan haber alamayan yakınları durumu 112 Acil Servis görevlilerine bildirdi. Sağlık görevlilerinin haber vermesiyle Çilesiz köyüne gelen jandarma ekipleri, arazide tipi ve fırtınaya rağmen arama faaliyetine başladı. Yaklaşık 2 saat süren arama çalışmaları sonrası köyün kırsalında Kahraman'ı bulan Mehmetçik, donma tehlikesi geçirmesi nedeniyle bu kişiyi, kendi parka ve beresini vererek bölgede hazırda bekletilen sağlık ekiplerinin yanına ulaştırdı. İlk tedavisi bölgede yapılan ve ardından ambulansla İliç Devlet Hastanesine kaldırılan Kahraman'ın genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kahraman'ı hastanede ziyaret eden İliç Kaymakamı Yusuf Kaptanoğlu, 'geçmiş olsun' dileklerini ileterek kendisiyle bir süre sohbet etti. Ziyarette, İliç Belediye Başkanı Mustafa Gürbüz, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Veli Serden Gürel, İlçe Emniyet Amiri Vekili Abdurrahim Gülsevgi ile İliç Sosyal Yardımlaşma Vakfı Müdürü Bedri Gün de hazır bulundu.Doğan Kahraman'ın, köye döndüğü aracının arızalanması üzerine yaya olarak evine dönerken olumsuz hava koşulları yüzünden yolunu kaybettiği belirtildi.
Yurt Genelindeki Yük Taşıyan Araç Denetimlerinde 9 Bin 977 Kural İhlaline Cezai İşlem Uygulandı
ANKARA (AA) - Ülke genelinde polis ekiplerince yük taşıyan araçlara yönelik gerçekleştirilen denetimlerde, tespit edilen 9 bin 977 kural ihlaliyle ilgili cezai işlem uygulandı.Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, yük taşıyan araç şoförlerinin trafik ihlallerini önlemek amacıyla 29-31 Ocak'ta yük taşıyan araçlara yönelik ülke genelinde eş zamanlı özel denetim gerçekleştirildi.Denetimlerde, 116 bin 923 araç ve sürücü kontrol edilirken, 1361 sürücünün araçlarında takograf bulundurmadığı/kullanmadığı, 900 sürücünün çalışma ve dinlenme sürelerine uymadığı belirlendi.Kontroller sonucunda 342 aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının olmadığı, 1249 aracın ise yasal hız sınırlarına uymadığı tespit edildi.Denetimlerde tespit edilen 9 bin 977 kural ihlaline cezai işlem uygulandı.
Çinli Diplomattan ABD'ye "İlişkileri Düzeltme" Çağrısı
ANKARA (AA) - Çin Komünist Partisi Dış İlişkiler Komisyonu Direktörü Yang Cieçı, ABD'de Başkan Joe Biden liderliğinde göreve başlayan yeni yönetime, iki ülke ilişkilerinin barışçı ve yapıcı iş birliği temelinde yürütülmesi çağrısında bulundu.Yang, merkezi New York'ta bulunan ABD-Çin İlişkileri Ulusal Komitesinin düzenlediği çevrim içi toplantıda konuştu.Çin'in en kıdemli diplomatı Yang, 'ABD'nin modası geçmiş sıfır-toplamlı oyun ve büyük güç rekabeti zihniyetinden sıyrılıp ilişkileri rayına sokmak için Çin ile birlikte çalışacağını umuyoruz.' dedi.Yang, Biden yönetiminin göreve gelmesinin ardından ABD-Çin ilişkileri konusunda değerlendirmede bulunan Çin'in en yüksek düzey yetkilisi oldu.Çin'in ABD'nin dünyadaki konumuna meydan okuma veya onun yerini alma gibi bir niyeti olmadığını vurgulayan Yang, 'Çin, ABD ile ilişkisini, çatışma ve cepheleşmeye yer olmadan karşılıklı saygı ve kazanç temelinde yürütmeye hazırdır.' ifadesini kullandı.Yang, dünyanın en büyük iki ekonomisi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan ABD ve Çin arasındaki iş birliğinin, tüm dünya halklarının iyiliği, kalkınması, barış ve refah içinde yaşaması için gerekli olduğunu vurguladı.İki ülke arasında ilişkilerin düzletilebilmesi için ABD'nin Çin'in 'iç işleri' olarak gördüğü bazı meselelere müdahil olmaması gerektiğinin altını çizen Yang, 'ABD, Çin'in toprak bütünlüğü ve egemenliğini ilgilendiren Hong Kong, Tibet, Sincan ve diğer meselelere müdahale etmeyi bırakmalı.' görüşünü dile getirdi. Çin Komünist Partisinin 25 kişilik siyasi bürosunun üyeleri arasında yer alan Yang, daha önce Dışişleri Bakanlığı ve Çin'in Washington Büyükelçiliği görevlerinde bulunmuştu.
Reklam