Ukrayna, Rusya'nın Finanse Ettiği Gerekçesiyle 9 Televizyon Kanalını Kapattı
KİEV (AA) - Ukrayna, Rusya tarafından finanse edildiği gerekçesiyle ülkedeki 9 televizyon kanalının faaliyetlerini durdurma kararı aldı.Ukrayna Devlet Başkanlığından yapılan açıklamada, Ulusal Güvenlik ve Savunma Komitesinin Ukrayna Parlamentosu üyesi Taras Kozak'a ve ona ait televizyon kanallarına yaptırım uygulanması kararının onaylandığı belirtildi.Yaptırımlar uyarınca, Taras Kozak'a ait 9 televizyon kanalı 5 seneliğine faaliyetlerine devam edemeyecek.Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, konuya ilişkin Twitter'da yaptığı paylaşımda, ülkesinin basın özgürlüğünü desteklediğini ancak Ukrayna'ya saldırganlık yapan ülkenin finanse ettiği propagandayı desteklemediğini belirtti.Zelenskiy'in basın sözcüsü Yulya Mendel de 'kanalların finansmanının Rusya tarafından yapıldığının teyit edildiğini ve kanalların, Ukrayna'ya karşı savaşta bir araç olarak kullanıldığını' kaydetti.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bulu, Gazetecilerin Sorularını Yanıtladı:
İSTANBUL (AA) - Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu, 'Boğaziçi Üniversitesi bugün de çok iyi bir yerdedir ama gerçekten dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına sokma hedefim var. Ben bunu yapabileceğime inanıyorum 4 sene içinde. O yüzden de asla istifayı düşünmüyorum. Boğaziçi'ni de ilk 100'e sokmak için elimden geleni yapacağım.' dedi. Bulu, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminalinde düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST'in tanıtım toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Üniversitedeki olayların sorulması üzerine Bulu, Boğaziçi Üniversitesi'nin Türkiye'nin en güzide kurumlarından biri olduğunu, Boğaziçi öğrencilerinin ve hocalarının her türlü görüşünün çok kıymetli olduğunu ifade etti.Boğaziçi Üniversitesi'nde demokratik sınırlara uyulduğu sürece insanların kendini ifade etme hakkı olduğunu belirten Bulut, 'Ben de buna sonuna kadar izin veren bir rektörüm. Bununla birlikte başkalarının haklarını suistimal eden, onları zorlayan noktalara geldiği zaman da tabii ben de bunları olabildiğince engellemeye çalışıyorum. Çünkü bu demokratik eleştiri kültürünü mutlaka bizim korumamız lazım. Bu ülkemiz için de çok kıymetli, Boğaziçi için de çok kıymetli.' diye konuştu. Boğaziçi Üniversitesi'nde bazı grupların bu protesto kültürünü aşırıya götürdüklerine işaret eden Bulu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Mesela, evvelsi gün olan olaylarda rektörlük binasının 3 kapısı da ablukaya alınarak içeride çalışanların saat 21.00'e kadar dışarıya çıkmaları fiili olarak engellendi. Bununla ilgili uyarılar yapılmasına rağmen öğrenciler, başkalarının özgürlüğünü engelleyici tarzda bir duruma girdiler. Bu kapsamda da tabii ki uyarılmalarına rağmen abluka kalkmadığı için bununla ilgili bir tedbir alınma zorunluluğu doğdu. Bütün olay bundan ibarettir. Dün akşam böyle bir şey olmadığı için yine öğrenciler demokratik olarak daha önce yaptıkları protestolarını yapmaya devam ettiler. O yüzden de bu protestonun sınırını iyi çizmemiz lazım. Dün gayet iyi bir şekilde bu protestolar devam etti.''Üniversite yönetimi 2 sene geçmesine rağmen LGBT'nin resmi kulüp olmasına karar vermemiştir'Prof. Dr. Bulu, LGBT Kulübü'nün adaylık sürecinin sonlandırılmasına değinerek, şunları kaydetti:'LGBT, Boğaziçi Üniversitesi'nin aday kulüplerinden biriydi. İki seneyi aşkın bir süredir de aday kulüptü. Yani bu ne demek? Kulüplerin aday süreçleri o kulübün gerçekten tanımlanan görevleri içinde kalıp kalmadıklarını, buna uyup uymadıklarını, başarılı bir şekilde yapıp yapmadıklarını izlediğimiz bir süreçtir. Normalde de üniversite 2 senede kulübün devamı ya da durdurulmasıyla ilgili karar verir. LGBT'de bu 2 sene geçmiştir. Üniversite yönetimi 2 sene geçmesine rağmen LGBT'nin resmi kulüp olmasına karar vermemiştir. Bunun üzerinden de 6 aydan daha fazla bir süre geçmiştir. Üniversite bu konuda bir onay vermemiştir. Bununla birlikte son olaylarda bu Kabe'yle ilgili provokasyon ve daha sonra da LGBT'nin odasında yapılan aramalarda, LGBT'yle ilgili yasadışı yayınların da odada bulunması sebebiyle adaylık sürecinin sonlandırılması zorunluluğu oluşmuştur.' Bir gazetecinin 'Anne ve babalara ne demek istersiniz?' sorusu üzerine Bulu, şu yanıtı verdi:'Anne ve babalara şunu söylemek isterim; Bir kere öğrencilerin, yani onların kızlarının, evlatlarının, oğullarının dersleri çok kıymetli, eğitimleri çok kıymetli. Ama bununla birlikte üniversite onları hayata hazırlayan bir nokta. Bu noktada öğrencilerimizin sadece derste değil, ders dışı faaliyetlerde de yer almaları çok kıymetli. Kulüpler de bunların olmazsa olmazı. Bunun dışında bir çok etkinliğe zaten katılıyorlar. Boğaziçi de bunun belki de en iyi ekosistemlerinden birisi. Sadece bu kulüpler değil girişimcilik ekosistemi, sanat ile ilgili ekosistemlerimiz hepsi gerçekten çok iyi. Bu kapsamda anne babalara söyleyeceğim şey, öğrencileri de bu şekilde düşünmeleri gerekir diye öneriyorum. Boğaziçi de gerçekten bunu en güzel sunan üniversitelerden birisi ve bundan sonra da böyle olmaya devam edecek.' 'Boğaziçi'ni de ilk 100'e sokmak için elimden geleni yapacağım''İstifa etmeyi düşünüyor musunuz? sorusuna karşılık Rektör Bulu, 'Boğaziçi Üniversitesi'nde rektör olmak, benim çok uzun süreden beri düşündüğüm bir hayalimdi. Belki görmüşsünüzdür, yıllar önce galiba 22 sene önce, Siyaset Meydanı'nda Ali Kırca'ya bunu ifade etmişim.' dedi. Bu dünyada şimdiye kadar birçok noktada birçok tecrübe kazandığını ve bu tecrübelerini Boğaziçi Üniversitesi'ne aktarma hayaliyle yaşadığını ve şu anda bu noktaya geldiği, bu hayali gerçekleştiği için çok memnun olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bulu, sözlerine şöyle devam etti:'Boğaziçi'nin paydaşlarıyla, mezunlarıyla, öğrencileriyle, hocalarıyla hatta etraftaki esnafıyla birlikte biz Boğaziçi Üniversitesi'ni çok daha iyi noktalara taşıyacağız. Boğaziçi Üniversitesi bugün de çok iyi bir yerdedir ama gerçekten dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına sokma hedefim var. Ben bunu yapabileceğime inanıyorum 4 sene içinde. O yüzden de asla istifayı düşünmüyorum. Boğaziçi'ni de ilk 100'e sokmak için elimden geleni yapacağım.' 'İçişleri Bakanımızın bir açıklaması olmuştu. 'Ben bakan olduğum sürece rektörümüzün odasına girişe izin vermeyeceğim' demişti. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?' sorusuna karşılık Bulu, Boğaziçi Üniversitesi'nde demokratik protesto kültürünün her zaman olduğunu, kendisinden önceki rektörün de bu kadar basına yansımasa da benzer protestolarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kendisinin de protestolarla karşı karşıya kaldığını ama buna çok saygı duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Bulu, sözlerini şöyle tamamladı:'Çünkü kesinlikle öğrencilerimizin, hocalarımızın kendi düşüncelerini ifade etme özgürlüğü var. Şimdiye kadar da bunlarla ilgili en ufak bir karşı duruş göstermedim göstermeyi de düşünmüyorum. Çünkü demokrasinin, eleştirinin olmadığı yerde gelişme olmaz. Mutlaka hepimizin hatası olabilir. Biz bu eleştirileri dinleyerek daha doğruyu buluruz. Ama burada demokrasi bir uzlaşma kültürü gerektirir. Yani 'ya benim dediğim olacak ya hiç' mantığı, 1-0 mantığı doğru bir mantık değil. Demokrasi zaten buna izin vermez. O yüzden sayın İçişleri Bakanımıza teşekkür ediyorum çünkü 1-0 mantığı ile gelen bir protesto eylemi varsa, orada doğal olarak onun gerektiği bariyerlerin konulması gerekiyor. Yani abluka olayında olduğu gibi siz rektörlüğü ablukaya alırsanız, 'Ben seninle konuşmayacağım, ben seni yok sayıyorum.' dediğiniz anda orada demokratik ilkeler maalesef çalışmıyor. Bundan sonra bu tip şeyler inşallah olmaz diye düşünüyorum.'
Van, Muş, Bitlis Ve Hakkari'de 35 Yerleşim Birimine Ulaşım Sağlanamıyor
VAN (AA) - Van, Bitlis, Hakkari ve Muş'ta yoğun kar ve tipi nedeniyle 35 yerleşim biriminin yolu ulaşıma kapandı.Van Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, olumsuz hava koşulları nedeniyle 18 yerleşim birimine ulaşım sağlanamıyor.Ekipler kapanan yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor. HakkariHakkari genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 1 köy ve 5 mezra yoluna ulaşım sağlanamıyor. Kent merkezi ve Yüksekova ilçesinde sis ve soğuk hava etkili oldu. Soğuk hava nedeniyle Esendere beldesi yolundaki Dilimli Baraj Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı. İl Özel İdaresi karla mücadele ekipleri bu yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor. Muş-Bitlis Muş İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, kar nedeniyle 4 köy yolunun kapandığını belirtti. Kent merkezinde sabah saatlerinde etkili olan yoğun sis nedeniyle araç sürücüleri ilerlemekte güçlük çekti. Bitlis İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürü Ümit Kurtkan da kar nedeniyle 7 köy yolunun ulaşıma kapandığını, karla mücadele ekiplerinin kapalı köy yollarında yoğun mesai harcadığını söyledi.Belediye ekipleri de ana caddelerde tuzlama çalışmasına devam ediyor.
Van'da Silah Ve Mühimmat Ele Geçirildi
VAN (AA) - Van'ın Başkale ilçesinde düzenlenen 2 ayrı operasyonda silah ve çok miktarda mühimmat ele geçirildi, 12 ayrı suçtan aranan şüpheli yakalandı.İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, ihbar üzerine Köprüağzı Mahallesi'nde bir ev ve eklentilerinde arama yaptı.Aramada, AK-47 kalaşnikof piyade tüfeği, buna ait 7 şarjör, 257 fişek ve 16 av tüfeği fişeği ile hücum yeleği bulundu.Ekipler, Açıkağıl Mahallesi'nde düzenledikleri operasyonda da 12 ayrı suçtan aranan şüpheli R.D'yi yakaladı.
Düzce'de Tartıştığı Eşi Tarafından Bıçaklanan Kadın Yaralandı
DÜZCE (AA) - Düzce'de tartıştığı eşi tarafından bıçaklanarak yaralanan kadın hastanede tedavi altına alındı.Alınan bilgiye göre, Çavuşlar Mahallesi TOKİ Konutları'nda oturan kadın H.S.Ç. ile eşi B.Ç. arasında henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı.Tartışmanın büyümesi üzerine B.Ç. eşini bıçakla yaraladı.İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Ambulansla Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne kaldırılan kadının hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.B.Ç. ise polis ekiplerince gözaltına alındı.
Ypg/PKK Ve Esed Rejimi Ablukaları Karşılıklı Olarak Gevşetiyor
HASEKE (AA) - Terör örgütü YPG/PKK ve Beşşar Esed rejimi Haseke ve Halep illerinde karşılıklı olarak birbirlerini uyguladıkları ablukaları kısmen gevşetmeye başladı.YPG/PKK'lı teröristlerle Esed rejimi güçleri arasında 28 Aralık 2020'de başlayan ve ocak ayında karşılıklı ablukaya dönüşen gerginlikte karşılıklı adımlar atıldı.AA muhabirinin yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, YPG/PKK ve Esed rejimi ablukaları karşılıklı olarak kısmen gevşetme konusunda anlaşmaya vardı.Anlaşma gereği, terör örgütü, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke il merkezi ve Kamışlı ilçe merkezinde rejim güçlerini abluka altında tuttuğu bölgelere giriş çıkışlara haftalar sonra kontrollü şekilde izin vermeye başladı. Buna karşılık rejim güçleri de Halep il merkezinde örgüt işgalindeki Şeyh Maksut semti ile ülkenin kuzeyindeki Tel Rıfat bölgesine giriş ve çıkışların yanı sıra gıda ve akaryakıt girişine müsaade etti.Karşılıklı ablukalar8 Ocak'ta Kamışlı'da Esed rejimine ait 'Güvenlik Karesi' olarak bilinen askeri bölgeyi abluka altına almaya başlayan YPG/PKK, ocak ayı ortasından itibaren Haseke il merkezinde Esed rejimine ait birden fazla askeri noktayı ele geçirerek, 'Güvenlik Karesi' olarak bilinen askeri bölgeyi kuşatmaya başlamıştı.Buna karşılık olarak da Esed rejimi Halep ilinde YPG/PKK işgalindeki Şeyh Maksut semtine ve Tel Rıfat bölgesine giriş ve çıkışları engellemiş ve gıda girişini yasaklamıştı.Gerilim nasıl başlamıştı?Terör örgütü YPG/PKK'nın, Suriye'nin kuzeyindeki Ayn İsa beldesinin rejim güçlerine devredilmesi konusunda bir süredir baskılara maruz kalması, taraflar arasındaki gerginliğin fitilini ateşledi.Terör örgütü bu baskılara 28 Aralık 2020'de Esed rejimi güçlerinin Kamışlı ilçesindeki bazı mensuplarını alıkoyarak karşılık verdi. Rejim mensuplarının bırakılmaması üzerine, ilçedeki rejimin güvenlik güçleri de örgüt üyelerinden bazılarını gözaltına aldı.Rusya'nın ara buluculuğunda alıkonanlar serbest bırakıldı ve bir süreliğine gerginlik yatıştı ancak daha sonra karşılıklı gözaltılar devam etti ve YPG/PKK, 8 Ocak'ta Kamışlı, 16 Ocak'ta da Haseke'de Esed rejimine ait askeri bölgeleri abluka altına aldı.31 Ocak'ta ise Haseke ilinde Esed rejimi unsurları ile terör örgütü YPG/PKK arasında çıkan çatışmada 1 rejim unsuru ölmüş, 4 rejim unsuru yaralanmıştı.
Tekirdağlı Balıkçılar "Deniz Salyası" Nedeniyle Paydos Etti
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağlı balıkçılar, Marmara'da ağlara takılarak avlanmayı güçleştiren 'deniz salyası (müsilaj)' nedeniyle bir süre denize açılamayacak.Tekirdağ Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son günlerde deniz salyasının ağlara çok zarar verdiğini söyledi.Balıkçıların, Marmara Denizi'nde umduğunu bulamadığını anlatan Pehlivanoğlu, 'Balıkçılar daha çok Karadeniz'de avlandı. Son günlerde de Marmara'daki deniz salyası nedeniyle bir süreliğine paydos ettiler. Tekneler 1-2 hafta bekleyip yeniden denize açılacak. Bu sürede, gurbete gelen tayfalar da memleketlerine döndü.' diye konuştu.Balıkçı İdris Şeremet de ava 2 hafta ara verdiklerini belirtti.Deniz salyasının ağırlaştırdığı ağları toplamakta zorlandıklarını ifade eden Şeremet, 'Bu dönemlerde salya artınca balıkçının işi zorlaşıyor. 2 hafta sonra tekrar denize açılarak sezon sonuna kadar kısmetimizi arayacağız. Deniz salyası devam ederse paydostan sonra avlanmak için Ege veya Karadeniz'e gideceğiz.' dedi.
6. Ulusal Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Sempozyumu Yarın Başlayacak
İSTANBUL (AA) - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Çalışma Grubunca organize edilen 6. Ulusal Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Sempozyumu, 4-7 Şubat tarihleri arasında çevrim içi düzenlenecek. Dernekten yapılan açıklamaya göre hekim, hemşire, podolog, ortez-protez uzmanı ve ilgili diğer meslek gruplarından 1200 katılımcı, 11 uzmanlık derneği ve sektörden 13 firmanın desteği ile çevrim içi gerçekleşecek sempozyuma, yurt içi ve yurt dışından 152 bilim insanı konuşmacı olarak katılacak. Açıklamada görüşlerine yer verilen KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, sempozyumda diyabetik ayağın tüm yönleriyle ele alınacağını kaydetti. Diyabet hastalığının getirdiği en önemli sorunlardan birinin ayaklarda oluşan yaralar ve buna bağlı gelişen enfeksiyonlar olduğunu belirten Ertuğrul, hastaların yaklaşık yüzde 15-20'sinin yaşamlarının bir döneminde ayaklarında sorun yaşadığını anlattı. Epidemiyolojik çalışmaların şeker hastalarının yaklaşık yüzde 2 ile 4'ünün ayaklarında yara olduğunu gösterdiğine işaret eden Ertuğrul, bu hastaların uygun tedavi edilmemesi durumunda ise yüzde 10'unun ayaklarının diz altından ya da diz üstünden kesilmek zorunda kaldığını vurguladı. Prof. Dr. Ertuğrul, yapılan bilimsel araştırmalara göre, dünyada şeker hastalığına bağlı olarak her 20 saniyede bir hastanın ayağını kaybettiğini, bu oranlara göre Türkiye'de de yaklaşık 300 bin ayağında yarası olan şeker hastası bulunduğunu ve her yıl bu hastaların 20 ila 30 bininin ayaklarını kaybettiğini aktardı. Salgın sürecinde şeker hastalarının düzenli kontrollerini yaptırmadığını belirten Ertuğrul, 'Bu da bu hastaların ayaklarında yaraların oluşmasına ve oluşan yaraların uygun tedaviye ulaşamama nedeniyle kötüleşmesine, hatta tedavi edilemeyecek duruma gelmesine yol açtı. Şeker hastalarının ayak yaralarının tedavi edilememesi ne yazık ki yara oluşan ayağın kaybıyla sonuçlanıyor.' ifadelerini kullandı. 'Farkındalığın arttırılması uzuv kayıplarının önüne geçecek'Diyabetik ayak yarası ve enfeksiyonun şeker hastaları için kader değil önlenebilir bir komplikasyon olduğuna dikkati çeken Ertuğrul, ayak yarası olanların salgın sürecinde de düzenli kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Ertuğrul, şunları kaydetti:'Bunun için şeker hastaları hem kan şeker düzeylerini normal sınırlarda tutmalılar hem de tanı alındıkları andan itibaren düzenli ayak bakım kontrollerini yaptırmalılar. Gelişen bir yara ve enfeksiyon durumunda ise bu konuda özelleşmiş ünitelerde tedavilerini yaptırmaları gerekiyor. Konu ile ilgili farkındalığın arttırılması ve toplumun bu konuda bilgilendirilmesi uzuv kayıplarının önüne geçecek. Bu konuda tedavi yapacak merkez ve ünitelerin sayısının arttırılması ise hastaların ayaklarını kaybetmesinin önüne geçecek. Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi bu hastalıkta da önemli olan korunmaktır. Bu nedenle tüm şeker hastalarına sesleniyoruz. Ayağınıza iyi bakın.'
Afganistan'da Bomba Yüklü Araçla Saldırı: 4 Ölü
KABİL (AA) - Afganistan'ın Uruzgan vilayetinde askeri karakola bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 4 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.Uruzgan Valisi Muhammed Ömer Şirzad, basına yaptığı açıklamada, saldırganların, bomba yüklü araçla Uruzgan'ın Çınarak bölgesindeki askeri karakolu hedef aldığını söyledi.Şirzad, saldırıda 4 güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiğini, 3 güvenlik görevlisinin de yaralandığını belirtti.
Uganda'daki Zincirleme Trafik Kazasında 32 Kişi Öldü
İSTANBUL (AA) - Afrika ülkelerinden Uganda'da 5 aracın karıştığı zincirleme trafik kazasında 32 kişinin öldüğü bildirildi.Uganda Kızıl Haç Komitesi Halkla İlişkiler Müdürü Irene Nakasiita yaptığı açıklamada, Fort Portal-Kasese karayolunda meydana gelen kazaya 2 kamyon ve 3 otomobilin karıştığını söyledi.Nakasiita, 'Kasese bölgesindeki zincirleme trafik kazasında 32 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı.' dedi. Kaza sonrası bölgeye sağlık ekiplerinin gönderildiğini belirten Nakasita, yaralıların hastaneye kaldırıldığını aktardı.
Ordu'da Kablo Hırsızlığı Yaptıkları İddiasıyla Yakalanan 3 Şüpheliden Biri Tutuklandı
ORDU (AA) - Ordu'nun Gölköy ilçesinde kablo hırsızlığı yaptıkları iddiasıyla yakalanan 3 zanlıdan biri tutuklandı. İlçe Jandarma Komutanlığı, Suç Araştırma Timi ve Olay Yeri İnceleme ekipleri, Çatak Mahallesi'nde haberleşme ve enerji nakil kablosu hırsızlığı yapıldığı ihbarı üzerine bölgeye sevk edildi.Ekipler, olayla ilgili M.K, N.K. ve B.K'yi bir araç içerisinde yakaladı.İncelemede, şüphelilerin, 6 direk arasından yaklaşık 300 metre uzunluğundaki bakır telefon kablosunu özel yöntemlerle çaldıkları ve olay yerinden kısa sürede uzaklaştıkları tespit edildi. Ayrıca zanlıların 5 direk arasında yaklaşık 200 metre kabloya da zarar verdikleri belirlendi.Gözaltına alınan şüpheliler, jandarmadaki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.Zanlılardan N.K. tutuklandı, M.K. ve B.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Çin Covax Girişimiyle Gelişmekte Olan Ülkelere 10 Milyon Doz Kovid-19 Aşısı Gönderecek
PEKİN (AA) - Çin, Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) yoluyla gelişmekte olan ülkelere 10 milyon doz yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı sağlamayı planladığını açıkladı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vang Vınbin, ülkesinin, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) gelişmekte olan ülkelerdeki Kovid-19 aşı açığının kapatılması yönündeki talebini karşılayacağını ve gelişmekte olan ülkelere 10 milyon doz Kovid-19 aşısı sağlayacağını söyledi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ayrıca 'İmkan sahibi uluslararası toplumun harekete geçmesini, somut eylem yoluyla COVAX'ı ve Dünya Sağlık Örgütünün çalışmasını desteklemesini, gelişmekte olan ülkelerin aşıları zamanında elde etmesine yardımda bulunmasını ve uluslararası toplumun yakın tarihte salgını yenmesine katkı sunmasını ümit ediyoruz.' ifadesini kullandı. Çin, halihazırda gelişmekte olan ülkelere Kovid-19 aşılarından büyük miktarlarda gönderdi. DSÖ'nün Çin aşılarının acil kullanımını onaylamak için yürüttüğü değerlendirme süreci devam ediyor. Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) DSÖ, Küresel Aşı ve Aşılama Birliği (GAVI) ve Salgın Hastalıklara Hazırlık İçin Yenilik Koalisyonu (CEPI) tarafından Nisan 2020'de COVAX girişimi başlatılmıştı.COVAX, Kovid-19 aşılarının dünyanın en yoksul 92 ülkesine eşit, hızlı ve adil şekilde dağıtılması hedefiyle kurulmuştu.Şimdiye kadar 190 ülkenin üye olduğu COVAX'a ABD ve Rusya henüz katılmadı.
Myanmar'da Darbenin Ardından Gözaltına Alınan 400 Kişi Serbest Bırakıldı
KUALA LUMPUR (AA) - Myanmar'da 8 Kasım 2020 seçimlerinde hile yapıldığı gerekçesiyle düzenlenen askeri darbenin ardından gözaltına alınan 400 kişinin daha serbest bırakıldığı açıklandı.Kyodo News ajansına konuşan eski iktidar partisi Ulusal Demokrasi Birliğinden (NLD) bir milletvekili, 1 Şubat sabahı gözaltına alınan ve aralarında NLD milletvekiliyle senatörlerin de bulunduğu 400 kişinin, tutuldukları orduya ait merkezlerden serbest bırakıldıklarını belirtti.Myanmar ordusu, darbede gözaltına alınan bazı hükümet üyelerini de dün sabah serbest bırakmıştı.Halk ve sağlık çalışanlarından darbeye karşı protestoÖte yandan ülkedeki darbe karşıtları, ordunun yönetime el koymasını protesto eden eylemlerde bulundu.Ülkenin en kalabalık şehri Yangon'da dün gece bazı kent sakinleri, davul ve araba kornası çalarak darbeye karşı sloganlar atarken duyuldu.Bazı protestocular, darbeden önce gözaltına alınan ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii'nin serbest bırakılması çağrısı yaptı.Bunun yanı sıra ülke çapında 74 hastanede sağlık çalışanları, darbeye karşı sivil itaatsizlikte bulunarak iş bırakma eylemine başladı.Sosyal medyada oluşturulan Sivil İtaatsizlik Hareketi sayfasındaki açıklamada, 'Askeri rejimin siyasi meşruiyeti tanımamasından ötürü biz de onları hükümet olarak tanımıyoruz. Kritik durumdaki hastaları hiçbir şekilde umursamadığını gösteren gayrimeşru askeri rejimin emirlerine uymayı reddediyoruz.' ifadesi kullanıldı.Açıklamada, sağlık çalışanlarına, sivil itaatsizlik hareketine destek verme çağrısı yapıldı. Sosyal medyadaki açıklamanın ardından örgütlenen çok sayıda sağlık çalışanı, direnişi simgeleyen yazı ve pankartlarla çekilmiş fotoğraflarını paylaşarak askeri idareyi kabul etmediklerini belirtti.Myanmar'da askeri darbeMyanmar'da 8 Kasım 2020'deki seçimlerin oy sayımında hile yapıldığı iddiaları nedeniyle ülkede gerilim tırmanmıştı. Ordu yanlısı gösterilerin düzenlenmesinin ardından Genelkurmay Başkanlığı, 28 Ocak'ta hükümete seçimlerde hile iddialarına açıklık getirme çağrısında bulunmuştu.Myanmar ordusu, 1 Şubat'ta yönetime el koymuş, bir yıllığına olağanüstü hal ilan edilmiş, Devlet Başkanı Win Myint, Dışişleri Bakanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii ile iktidar partisi Ulusal Demokrasi Birliğinin (NLD) önde gelen isimleri gözaltına alınmıştı.İlerleyen günlerde Myanmar ordusu, NLD'nin parti genel merkezi ve yerel teşkilat binalarına baskın düzenleyerek bilgisayar ve dokümanlara el koymuştu.Ülke idaresini devralan Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing, OHAL'in bitmesinin ardından demokratik seçimlere geri dönüleceği sözünü vermiş, NLD lideri Suu Çii ise halka darbeye karşı protesto çağrısında bulunmuştu.
Düzenleme Ne Getirecek? Hayvan Hakları Yasası İki Hafta İçinde Meclis'te
Hayvanlara yönelik her şiddet haberinin ardından gündeme gelen ve ısrarla yürürlüğe girmesi istenen 'Hayvan Hakları Yasası' Meclis'e geliyor. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yasa teklifinin 2 hafta içinde TBMM Başkanlığı'na sunulacağını söyledi. Hayvanları işkenceye 4 yıl hapis, sokağa terk edene ise para cezası geliyor. Düzenlemede bir evde 3'ten fazla köpeğe yasak da var.