onedio
Milli Eğitim Bakanı Selçuk, "Öğretmen Yazarlar Dizisi"Ni Başlattıklarını Duyurdu
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Mehtap Teker adlı öğretmenin Kutup Yıldızı Masalları adlı kitabıyla 'Öğretmen Yazarlar Dizisi'ni başlattıklarını bildirdi.Selçuk, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, öğretmenlerin deneyim ve duygularının yansıması eserlerin, daha fazla kişiyle buluşmasını çok önemsediğini belirtti.Bakan Selçuk, 'Mehtap Teker öğretmenimizin Kutup Yıldızı Masalları ile 'Öğretmen Yazarlar Dizisi'ni başlattık. Bir okuyucu olarak yeni çalışmaları heyecanla bekliyorum.' ifadelerini kullandı.
Yabancıların İkamet İzni İşlemlerinde Yetkilendirilecek Aracı Kurumlara İlişkin Yönetmelik Resmi Gazete'de
ANKARA (AA) - 'Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu' kapsamında yapılacak ikamet izni başvurularıyla ilgili iş ve işlemleri yürütmek üzere yetkilendirilecek aracı kurumların çalışma usul ve esasları belirlendi.'İkamet İzni İşlemlerinin Yürütülmesine Dair Yetkili Aracı Kurumlar Yönetmeliği' Resmi Gazete'de yayımlandı.Yönetmelik, 6458 sayılı 'Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu' kapsamında yapılacak ikamet izni başvurularıyla ilgili iş ve işlemleri yürütmek üzere yetkilendirilecek aracı kurumların nitelikleri, yetkilendirilmesi, görev ve yükümlülükleri, denetlenmesi, hizmet bedeli, hizmet bedeli payının genel bütçeye aktarılması ile yetki belgesinin askıya alınması ve iptaline ilişkin usul ve esasları düzenliyor. Buna göre, İçişleri Bakanı gerek görmesi halinde bir ildeki veya birden fazla ildeki ya da bir ilin bölgelerindeki ikamet izni sayılarını göz önünde bulundurarak bu Yönetmelikte yer alan şartları taşımak kaydıyla yetki alanlarıyla sınırlı olmak üzere ikamet izni başvurularını alacak yetkili aracı kurum ya da kurumları belirleyecek.İçişleri Bakanlığınca çıkılan ilan üzerine yapılan başvuruların değerlendirilerek yetki verilecek aracı kurum ya da kurumların belirlenmesi, yetki belgesinin askıya alınması, yetki belgesinin iptal edilmesi, yetki belgesinin süresinin uzatılması, yetki alanlarının tespiti ve yetki belgesi verilecek aracı kurum sayısı gibi hususlara İçişleri Bakanı karar verecek.Belirtilen iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesinde uzmanlık komisyonu kurulabilecek.Uzmanlık komisyonunun üyelerini Göç İdaresi Genel Müdürü belirleyecek. İhtiyaç duyulması halinde ilgili kurumların temsilcileri bu komisyona davet edilebilecek.Yetki belgesi almak isteyen aracı kurumlarda, tüzel kişiliğin 'Türk Ticaret Kanunu'na göre kurulmuş sermaye şirketi niteliğinde olması, 'Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'ndan kaynaklı yükümlülükleri yerine getirebilecek standartlara sahip olması, 5 milyon lira tutarında kesin ve süresiz banka teminat mektubunun İçişleri Bakanlığına ibraz edilmesi ya da tutarın nakit olarak Kamu Haznedarlığı Yönetmeliği kapsamında İçişleri Bakanlığınca açılacak banka hesabına yatırılması şartları aranacak.Ayrıca bu kurumların, İçişleri Bakanlığınca belirlenecek nitelikte elektronik yazılım ve donanım altyapısının sağlanacağının taahhüt etmesi, başvuru işlemlerinin gerçekleştirilmesi için tahsis edilmiş ve başvuru sahipleriyle görüşme yapılabilecek şartlara uygun fiziki bir mekanın sağlanacağının taahhüt etmesi, kurumun sahip, ortak veya çalışanlarının kamu düzeni veya kamu güvenliğine tehdit oluşturacak faaliyetlerde bulunmaması şartlarını taşıması gerekecek.Yetki belgesinin geçerlilik süresi, verildiği tarihten itibaren azami 3 yıl olacak.Yetki belgesi verilecek aracı kurumlar, bünyesinde sorumlu müdür, uzman personel, büro personeli ve özel güvenlik görevlisi istihdam etmek zorunda olacak.Kamu düzeni veya kamu güvenliği yönünden sakıncası olabileceği değerlendirilen kişiler, yetkili aracı kurumlarda çalıştırılamayacak. Bu kapsamda Göç İdaresi Genel Müdürlüğü gerekli araştırmaları yaptırabilecek.Yetkili aracı kurumların görevleriYetkili aracı kurumlar, yabancıların başvurularını alarak talebe ilişkin belgelerin tam ve eksiksiz teslim edilmesinden itibaren 7 iş günü içinde belgeleri il veya ilçe göç idaresi müdürlüğüne iletecek.Başvuru sahiplerini, sahip olduğu hak ve yükümlülükler ile başvuruyla ilgili iş ve işlemlerin süresi içinde yapılmasına ilişkin hususlarda bilgilendirecek olan yetkili aracı kurumlar, başvuru sahibi tarafından beyan edilen bilgilerin doğruluğunu ve teslim edilen belgelerin sahteciliğe konu olup olmadığını kontrol edecek.Aracı kurumlar, başvurusu onaylanan yabancıların, ikamet izni belgesini teslim alarak başvuru sahibine teslim edecek, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün belirleyeceği konularda görev alanıyla ilgili istatistiki veriler tutup bunları düzenli olarak Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne iletecek.Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün görev alanına ilişkin başvuru sahiplerinin öneri ve taleplerini rapor halinde Genel Müdürlüğe sunacak olan aracı kurumlar, ilgili merciler ve Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili talep ettiği bilgi ve belgeyi süresi içinde teslim edecek.Denetimİçişleri Bakanlığı veya Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, yetkili aracı kurumları mülkiye müfettişleri veya görevlendirilecek personel tarafından denetleyecek. Yetkili aracı kurumlar, denetim kapsamında istenen bilgi ve belgeleri derhal vermek ve incelemeye açmakla yükümlü olacak.Denetimde istenen bilgi ve belgeler, 7 iş günü içinde İçişleri Bakanlığına veya Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne sunulacak. Bu süre içinde sunulmaması halinde duruma ilişkin mazeret derhal bildirilecek. Herhalde bu süre 30 iş gününü aşamayacak. Denetimde, düzeltilebilir nitelikte bir husus tespit edilmesi halinde ilgili düzeltmelerin yapılabilmesi için yetkili aracı kuruma 30 iş günü süre verilecek.Yetki belgesinin askıya alınmasıYetki belgesi, alma şartlarından en az birinin kaybedilmesi veya alma şartlarının sağlanmadığının sonradan anlaşılması, sorumlu müdürün veya tek uzmanın istihdam edildiği hallerde bu uzmanın herhangi bir nedenle çalışmasının sona ermesi, aracı kurumlarda çalışan personelin herhangi bir nedenle çalışmasının sona ermesi durumunda yetkili aracı kurumların bildirimi veya durumun tespit edilmesi tarihinden itibaren 30 iş günü içinde yeni personel istihdam edilmemesi hallerinde derhal askıya alınacak.Ayrıca yetkili aracı kurumlarda çalışan personelin aranan şartlara sahip olmadığının tespit edilmesi ve İçişleri Bakanlığının bildirimi üzerine söz konusu personelin çalışma akdinin feshedilmemesi, yetki belgesi almak için beyan edilen hususlara ilişkin değişiklik olması ve bu değişikliğin yetkili aracı kurumlar tarafından değişiklik tarihinden itibaren 30 iş günü içinde bildirilmediğinin tespit edilmesi, yetkili aracı kurumlar tarafından ödenmesi gereken hizmet bedeli payının süresinde ödenmemesi veya eksik ödendiğinin tespit edilmesi ve yetki alanında olmayan başvuru sahibinin başvurusunun hileli yollarla alındığının tespit edilmesi hallerinde de yetki belgesinin derhal askıya alınması sağlanacak.İlgili mercilere sunulmak üzere başvuru sahipleri tarafından yetkili aracı kurumlara verilen belgelerin, süresinde teslim edilmemesi ya da sunulan belgelerdeki eksikliğin yetkili aracı kurumlardan kaynaklanan bir sebeple süresinde tamamlanmadığının tespiti halinde yetkili aracı kurumlara yetki belgesinin askıya alınacağına ilişkin yazılı olarak bildirim yapılacak. Bildirim tarihinden itibaren 30 iş günü içinde durumun düzeltilmemesi halinde yetki belgesi askıya alınacak.İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenen hizmet bedelinden eksik ya da fazla bir hizmet bedeli alındığının tespit edilmesi halinde, yetkili aracı kurumların yetki belgesi askıya alınacak. Bu durumun tespitinden itibaren en geç bir hafta içinde başvuru sahibinden alınan fazla hizmet bedelinin kanuni faiziyle başvuru sahibine iadesi zorunlu olacak.Yetki belgesinin iptaliYapılan denetimde istenen bilgi ve belgeleri süresi içinde vermeyen, incelemeye açmayan veya denetim sonucunda düzeltilebilir nitelikte olmayan bir uygunsuzluk tespiti yapılan ya da süresi içinde gerekli düzeltmeleri yapmayan, yetki belgesi başvurusunda sahte bilgi ve belge ibraz ettiği sonradan anlaşılan yetkili aracı kurumların yetki belgesi iptal edilecek.Kamu düzeni veya güvenliğine tehdit oluşturacak faaliyette bulunduğu tespit edilen yetkili aracı kurumların yetki belgesi iptal olacak.Askıya almaya sebep olan eksikliklerin, askıya alma kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 iş günü içinde yetkili aracı kurumlar tarafından giderilememesi halinde yetki belgesinin iptali gerçekleştirilecek.Yetkili aracı kurumlar tarafından ilgili mercilere verilen belgelerde sahteciliğin tespit edilmesi ve bu sahteciliğin yetkili aracı kurumlar tarafından gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle ortaya çıktığının belirlenmesi halinde yetki belgesi iptal edilecek.Başvuru sahipleri tarafından yetkili aracı kurumlara teslim edilen belgelerde sahteciliğin yetkili aracı kurumlarca gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi durumunda yetki belgesi iptal edilip suç duyurusunda bulunulacak.Yetki belgesinin askıya alınması ile askıya alınması gereken hallerin bildirilmemesi durumlarının bir yıl içerisinde 3 kez gerçekleşmesi halinde yetki belgesi iptal olacak.Personele ilişkin sunulan gerçeğe aykırı bilgi ve belgelerin yetkili aracı kurumlarca gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle ortaya çıkması halinde yetki belgesi iptal edilecek. Gerçeğe aykırı beyan verilmesinde payı olan personel bir daha yetkili aracı kurumlarda görev alamayacak.Yetki belgesinin kiralanması veya devredilmesi ve yetkili aracı kurumlar tarafından yürütülecek iş ve işlemlerle ilgili olarak hizmet bedeli dışında başvuru sahiplerinden herhangi bir ücret veya menfaat talep edilmesi durumlarında yetki belgesi iptal edilecek.Yabancıların tüm bilgi ve belgelerinde gizlilik esas olacak. Bu Yönetmeliğin uygulanmasından sorumlu personel, görevleri sırasında edindikleri her tür bilgi, belge ve kişisel sırları görevleri sona ermiş olsa dahi yetkili kılınanlardan başkasına açıklayamayacak, kendilerinin veya üçüncü kişilerin yararına kullanamayacak.Yetkili aracı kurumlar tarafından başvuru sahiplerinden KDV ve aynı mahiyetteki vergiler hariç alınacak hizmet bedeli İçişleri Bakanı tarafından belirlenerek her yıl ocak ayında Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesinde yayımlanacak.
Ev Ve Mutfak Eşyaları Sektörü, Latin Amerika'yı "Yeni Nesil Ticarette" Üs Belirledi
İSTANBUL (AA) - Geçen yılı 2,5 milyar dolar ihracatla kapatan ev ve mutfak eşyaları sektörü, 2021 ve sonrası için Latin Amerika çıkarması yapmaya hazırlanıyor. Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) açıklamasına göre, Türkiye’nin toplam ihracatına katkı veren ev ve mutfak eşyaları sektörü yeni dünya düzeninde sürdürülebilir ihracatı kalıcı kılmak için çalışmalarını başlattı. Sektör, mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirirken, alternatif ihracat pazarlarını keşfetmeye devam ediyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen EVSİD Başkanı Burak Önder, 'Türkiye, ev ve mutfak eşyaları sektörü özelinde dünyanın en büyük 7’nci ihracatçısı konumunda. Hedefimiz sürdürülebilir ihracatı artırmak. Bu kapsamda Latin Amerika pazarı 2021 ve sonrası için kritik önem arz ediyor.' ifadelerini kullandı.'Hedef dünyada ilk 5'Sektör ihracatının 2015-2020 yılları arasında yüzde 14 arttığın dile getiren Önder, 'Üretim ve ihracat odaklı çalışan sektörümüzün hedefleri 2021 ve sonrası için daha büyük. Halen global ölçekte 7’nci büyük ihracatçı olan Türkiye’yi ilk etapta ilk 5’e sokmak için EVSİD tüm pazarlama unsurlarını kullanarak sürdürülebilir bir ihracat artışı hedefliyor. Bunun ilk adımı olarak da pandemi döneminde uluslararası fuarların bazılarının iptal edilmesi üzerine hızlı davranarak online B2B etkinliklerine ağırlık veriyoruz.' açıklamasında bulundu.'Latin Amerika’ya ihracat yüzde 61 arttı'Burak Önder, Latin Amerika pazarına ilişkin şunları kaydetti: 'İlk hedef olarak Latin Amerika ülkelerini seçmemizin altındaki ana gerekçe EVSİD tarafından bölge ülkelerine yönelik pandemi öncesinde gerçekleştirilen faaliyetler sonrası edinilen başarı...Latin Amerika ülkeleri, dünya ev ve mutfak eşyaları ithalatının yüzde 5’ini oluştururken Türkiye’nin sektör ihracatından aldığı pay sadece yüzde 1,8. Bununla birlikte son 5 yıllık dönemde gerçekleştirilen faaliyetler meyvesini vermeye de başlamış durumda. Sektör ihracatı 2015-2020 döneminde yüzde 14 büyürken Latin Amerika ülkelerine ihracatımız yüzde 61 arttı. Ülkeler bazında ele alırsak Panama’ya sektör ihracatımız son 5 yıllık dönemde yüzde 230, Kolombiya’ya yüzde 120, Ekvator’a ise yüzde 358 artmış durumda. Eski normalde yakaladığımız bu ivmeyi yeni dönemde dijital pazarlamanın da avantajlarını kullanarak sürdürmek istiyoruz.''Talepte artış olunca kontenjan artışına gidildi'EVSİD’in sanal ticaret heyetleri ve dijital pazarlama alanında ciddi tecrübe sahibi olduğu dile getiren Önder, 'Bu durum bizleri mutlu ediyor. 22-26 Şubat tarihlerinde Latin Amerika ülkeleri ile toplam 5 gün sürecek ikili iş görüşmeleri sonucunda yaklaşık 10 ülkeden potansiyel alıcılarla online ortamda görüşmeler gerçekleştireceğiz. Etkinlik için ilk etapta 20 firmalık bir kontenjan vardı ancak gelen yoğun talep karşısında bu sayıyı 25’e çıkarmak durumunda kaldık.' ifadelerini kullandı.
"Gravürlerde Eyüpsultan" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu
İSTANBUL (AA) - 'Günümüz Fotoğraflarıyla Gravürlerde Eyüpsultan' sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu.Eyüpsultan Belediyesi Başkanlık Binası'ndaki fuaye alanındaki sergi açılışıyla birlikte aynı ismi taşıyan, gravür, fotoğraf ve metinlerin yer aldığı albüm de tanıtıldı.Açılışta konuşma yapan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, İstanbul'un Doğu'nun da Batı'nın da merkezi, Eyüpsultan'ın da İstanbul'un merkezi olduğunu bu nedenle nitelikli işler yapmaya çalıştıklarını söyledi.Köken, eskiyle yeninin, teknolojiyle sanatın bir araya geldiği sergide ressam, gravür ve fotoğraf sanatçılarının çalışmalarının karşılaştırmalı olarak bir arada bulunduğunu anlattı.Her yıl farklı bir eser ve çalışmayı sanatseverlerle buluşturmak istediklerini, Eyüpsultan'ı geçmişten geleceğe taşırken mekanların gravür ve fotoğraflarla sunulduğu çalışmanın önemli bir arşiv oluşmasına büyük katkı sağlayacağını dile getiren Köken, şunları kaydetti:'Çünkü hepimiz gelip geçiciyiz, bizden sonrakiler de bunları bir üste daha çıkaracaklar. Bu gravürleri bulamasaydık bugün size sunamazdık. Sadece bugünkü fotoğraflarla idare ederdik. Ressamların 17. yüzyıldan itibaren Eyüpsultan tepelerinden ya da karşı tepeden bu tarafla ilgili gördüklerini ve bugünkü fotoğraflarını yan yana getirmiş olduk. Başka çalışmalarla da yine birlikte olacağız inşallah.'Salgın sürecinde, kurallar uyarak, içeriği zengin sergiler düzenlemeye çalıştıklarını ifade eden Köken, 'İçimizi ferahlatan şeylerin en güzeli de sanattır. 300 yıllık bir tarihi serüveni, eskiyle yeniyi sizlerin huzuruna getirmiş olduk. Bütün emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum. Gelecekte daha da güzel eserlerle sizlerin karşısında olacağız.' şeklinde konuştu.'Gravürlerin oryantalist tahayyülü yansıtıyor olmalarını göz ardı etmemek lazım'Sergiye onur konuğu olarak yazar Beşir Ayvazoğlu, serginin albüm kitabı için 'Oryantalizm, Gravür ve Eyüpsultan' başlıklı bir yazı kaleme aldığını belirterek, Eyüpsultan'ın Türk tarihi, kültürü ve dini hayatı bakımından önemli bir yere sahip olduğuna vurgu yaptı.Avrupalı ressamların, gravür sanatçılarının bütün İstanbul ve Eyüpsultan'ı resimledikleri çalışmaların, mekanların geçmişte nasıl bir görüntüye sahip olduğunun bugüne ulaştırılması bakımından kıymetli olduğunu ifade eden Ayvazoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Gravürlerin Doğu yani Şark ile ilgili oryantalist tahayyülü yansıtıyor olmalarını göz ardı etmemek lazımdır. Şark, haçlı seferlerinden hatta daha önceden itibaren Batı'yı büyüleyen, büyüledikçe muhayyilelerinde yeniden inşa ettikleri gerçekle bağlantısı az bir dünyadır. İstanbul, şarkın büyüleyici bir giriş kapısıydı özellikle Türk tarzı yaşantının hayatın moda olduğu 17,18 ve 19 yüzyıllarda seyyah ve ressamları son derece cezbettiğini biliyoruz.İstanbul'a gelen seyyahlar dönüşlerinde yakınlarına bir şeyler gösterebilmek için görüntüye ihtiyaç duyuyorlardı. Bu ihtiyacı hisseden sokak ressamları İstanbul resimleri çizmeye başladılar ki seyyahların ilk gittikleri yerlerden birinin Eyüpsultan olduğunu biliyoruz. Batı'nın şark tahayyülü buraya gelen bütün ressamların kafasında klişeler halinde mevcuttu. Yani oryantalist klişeler vardır. O klişelerdeki tahayyüle uygun olarak gördükleri manzaralarda değişiklikler yaparlardı. Bu sergiyi gezerken dikkatle bakarsanız gerçek görüntüyle oryantalistlerin gördükleri şey arasında bir takım farklar olduğunu göreceksiniz.'Gravürlerin ve şarkiyatçıların yazılı eserlerinin geçmiş hakkında önemli bilgi ve belgeler olmaları bakımından son derece büyük önem taşıdığının altını çizen Ayvazoğlu, 'Bunlara oryantalist tahayyülün karıştığını, dolayısıyla gerçekliği bütünüyle yansıtmadığını, onların bakış açısını yansıttığını bilerek bunlara bakıp öyle istifade etmekte fayda vardır.' değerlendirmesini yaptı.Eyüpsultan Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürü İrfan Çalışan ise çalışmada Eyüp Sultan Araştırma Merkezi'nin (EYSAM) veri ve materyallerinden istifade edildiğini anımsatarak, sergi ve albüm kitabında emeği geçenlere teşekkür etti.Yaklaşık 2 yıllık bir ön çalışma sürecinin ardından kitabın ve serginin hazırlandığını belirten Çalışan, sergi için albümde yer alan 60'dan fazla gravürden bir kolaj yaptıklarını ifade etti.Kurdele kesilerek açılışı yapılan sergide kanunda Turgut Özüfler ile çelloda Murat Süngü'nün yer aldığı müzik dinletisi de sanatseverlerle buluştu.Daha sonra Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken ve katılımcılar Abdüsselam Ferşatoğlu eşliğinde sergiyi gezerek gravürlere ve güncel fotoğraflarına ilişkin bilgi aldı.Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan 'Günümüz Fotoğraflarıyla Gravürlerde Eyüpsultan' (Eyupsultan in Gravures with Actual Photos) kitabında ilçenin farklı bölgelerini anlatan gravürler, çizilen tasvirlerin bugünkü fotoğraflarıyla birlikte yer alıyor.Deniz Köken'in takdim yazısıyla başlayan albümde Beşir Ayvazoğlu ve Ali Özcan'ın gravürlere ve Eyüpsultan'a dair yazıları ile şarkiyatçı seyyah ve sanatçılara ilişkin bilgiler de meraklılarının bilgisine sunuluyor.
Dağa Götürülecek Çocuk Ve Gençleri Evinde Gizleyen Aile Üyelerine 15 Yıla Kadar Hapis İstemi
DİYARBAKIR (AA) - Terör örgütü PKK'nın dağ kadrosuna götürülecek çocuk ve gençleri Mardin'in Nusaybin ilçesindeki evinde gizleyen ailenin 4 ferdi hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.İçişleri Bakanlığı koordinesinde jandarma ve emniyetin ikna çalışmaları sonucu PKK'dan kaçarak, güvenlik güçlerine teslim olan örgüt mensuplarının sayısı her geçen gün artıyor.Teslim olan bazı teröristlerin ifadeleri doğrultusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında örgütün dağ kadrosuna götürülecek çocuk ve gençleri Nusaybin'deki evlerinde barındıran ev sahibi tutuklu Salih K, tutuksuz sanık eşi Selma K. ile 24 yaşındaki çocukları Ömer K. ve Menekşe K. hakkında hazırlanan iddianame 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.İddianamede, terör örgütü PKK/KCK'nın kuruluşu, yapılanması ve saldırıları hakkında detaylı bilgiye yer verildi.PKK'dan kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan F.Ö'nün etkin pişmanlık hükümleri kapsamında dağa götürülme süreçleri ve teröristlere ilişkin bilgiler verdiği ifade edilen iddianamede, örgütten kaçan Y.Y'nin de dağa götürülmeden önce Nusaybin'de kaldıkları eve ilişkin bilgi verdiği, şüphelilere yönelik teşhiste bulunduğu belirtildi.'Uygun şartlar oluşunca sizi sınırdan Suriye'ye geçireceğiz'İddianamede, F.Ö'nün dağa götürülmeden önce kaldıkları eve ilişkin ifadesinde şunlar kaydedildi:'Bizi bu eve getiren kişi, 'Bu evde bir süre bekleyeceksiniz. Evdeki kişilere zorluk çıkarmayın. Uygun şartlar oluşunca sizi sınırdan Suriye'ye geçireceğiz.' diyerek gitti. Bu evde yeni katılım yapacak olanlarla 2 hafta kaldık. Beklediğimiz süre içerisinde evdeki kadın bizim bulunduğumuz çocuk odasına yemek yapıp getirmekteydi. Ancak odaya girdiğinde eşarbı ile yüzünü kapatıyordu. Evdeyken ara sıra şehir çalışmaları yürüten örgüt mensupları gelip, bir ihtiyacımız olup olmadığını soruyordu. Bize, 'Evden dışarıya çıkmayın. Camdan dahi bakmayın. İlk göndereceğimiz grup sizsiniz.' diyorlardı. Bu evde kaldığımız süre boyunca ailelerimizden bahsedip ağlıyorduk. Ben de odada bulunan bilgisayarda sosyal medya hesabımı açarak, aileme Nusaybin'de olduğumu ancak tam nerede olduğumu bilmediğimi belirterek, 'Beni kurtarın.' diye mesaj atmıştım.'Şüpheliler hakkında terör örgütü PKK/KCK bünyesinde faaliyet yürüttüğüne ilişkin açık tanık beyanının bulunduğu kaydedilen iddianamede, beyanların genel, soyut ve duyuma dayalı isnatlar olmadığı ve bizzat kişiye münhasır ifadeler olduğu kaydedildi.'Şüphelilerin 'cansız posta kutusu' görevi yürüttükleri anlaşılmıştır'İddianamede, şu değerlendirmelerde bulunuldu:'Şüphelilerin evi terör örgütüne katılım yapacak örgüt üyeleri tarafından 'güvenli ev' olarak kullanılmıştır. Özellikle Suriye'ye geçiş yapacak örgüt üyeleri Nusaybin'de şüphelilerin ikametinde konaklamıştır. Y.Y. ve bazı kişiler yaklaşık bir ay süre ile bu evde kaldıklarını beyan etmişlerdir. Her ne kadar şüpheliler ifadelerinde tanık beyanlarında geçen evin kendilerine ait olmadığını belirtmiş ise de yapılan araştırma ve uydu fotoğrafları incelendiğinde şüphelilerin ifadelerinin suçtan kurtulmaya yönelik olduğu belirlenmiştir. Şüphelilerin evinin terör örgütü tarafından sürekli 'güvenli ev' olarak kullanıldığı, örgüte katılım sağlayacakları evlerinde konaklattıkları, bir ay süreyle tüm ihtiyaçlarını giderdikleri, sınırı geçmeleri için diğer örgüt üyelerine teslim ettikleri tespit edilmiştir. Şüphelilerin eyleminin sürekli olduğu, söz konusu evin terör örgütü tarafından daimi kullanıldığı, eylemlerinin süreklilik, yoğunluk, çeşitlilik içerdiği, örgüt hiyerarşisinde yer alıp, verilen talimatı uygulayarak 'cansız posta kutusu' görevi yürüttükleri, örgütün amacı doğrultusunda bilerek ve isteyerek hareket ettikleri gerekçesiyle de üzerlerine atılı 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçunu işledikleri anlaşılmıştır.'İstenilen cezaİddianamede, Salih K, eşi Selma K. ile çocukları Ömer K. ve Menekşe K. hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7 yıl 6 aydan 15'er yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Reklam
Adıyaman'da 6 Kişinin Hayatını Kaybettiği Silahlı Kavgaya İlişkin 6 Şüpheli Gözaltına Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'ın Kahta ilçesinde iki aile arasında çıkan ve 6 kişinin öldüğü silahlı kavgaya ilişkin 6 şüpheli gözaltına alındı. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, dün Doluca köyü yakınlarında iki aile arasında çıkan; 6 kişinin öldüğü, 3 kişinin yaralandığı silahlı kavgaya ilişkin yaptığı soruşturma kapsamında 6 şüpheliyi gözaltına aldı.Sağlık kontrolünden ardından jandarmaya götürülen 6 zanlının işlemleri sürüyor.
Turkish Cargo, ''Yılın Hava Kargo Taşıyıcısı'' Seçildi
İSTANBUL (AA) - Turkish Cargo, Payload Asia Awards2020'de, ''Yılın Hava Kargo Taşıyıcısı'' seçilerek, ''Overall Carrier Of Year'' ödülüne layık görüldü.Türk Hava Yolları (THY) Basın Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, zorluklara ve kısıtlara rağmen 2020 boyunca operasyonlarına ve iş süreçlerine 7/24 devam eden TurkishCargo, Singapur merkezli Payload Asia’da ''Yılın Hava Kargo Taşıyıcısı'' seçildi.Küresel salgın nedeniyle dijital platform üzerinden 22 Ocak’ta gerçekleştirilen ödül törenine, 60'tan fazla sektör profesyoneli, havayolları temsilcileri, kargo taşıyıcıları, BT sağlayıcıları, ekspres operatör temsilcileri katıldı. 15 kategoride ödüllerin sahiplerini bulduğu etkinlikte kazananlar kalite, yenilik, verimlilik, hız, güvenilirlik ve vizyon gibi kriterler esas alınarak, tedarik zinciri uzmanları tarafından gerçekleşen oylama sonucunda belirlendi.Açıklamada görüşlerine yer verilen THY (Kargo) Genel Müdür Yardımcısı Turhan Özen, şunları kaydetti:'Bu değerli ödül ve yıl boyunca almış olduğumuz global nitelikli ödüller, hizmet kalitemize, operasyonel mükemmelliğe, yenilikçi ve müşteri beklentilerini aşmaya yönelik standartlarımıza ve sürdürülebilir başarılarımıza işaret eden önemli bir kilometre taşıdır. Küresel anlamda en geniş uçuş ağına sahip olan markamız, kurduğu hava kargo köprüleri ile çok önemli taşımalar gerçekleştirmeye devam edecektir. Turkish Cargo kullandığı ve geliştirdiği yeni teknolojiler, inovatif yaklaşımlar ile daha etkin çözümler üretmekte ve zorlu pandemi sürecinde de başarısını sürdürmektedir.'
Reklam
Rize-Artvin Havalimanı'nın Kulesi "Çay Bardağı" Şeklinde İnşa Edilecek
RİZE (AA) - Rize Valisi Kemal Çeber, Rize-Artvin Havalimanı'nın kulesinin çay bardağı şeklinde inşa edileceğini söyledi.Çeber, valilikte düzenlediği basın toplantısında, Doğu Karadeniz bölgesi için büyük önem taşıyan Rize-Artvin Havalimanı projesinde çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirtti.Havalimanının hem Rize hem Artvin hem de bölge ve ülke için çok değerli bir yatırım olduğunu ifade eden Çeber, 'Aslında uluslararası anlamda değer atfettiğimiz, dünyada benzeri az olan bir yatırım. Tamamen denize dolgu ile yapılan bir havalimanı, alanında belki de bazı özellikleriyle bir ilk.' dedi.'Denizin dibi iğne oyası gibi işleniyor'Çeber, havalimanında bazı tekniklerin ilk kez uygulandığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:'O nedenle çok özel mühendislik teknikleri gerektiriyor. Havalimanımızda denizin dibi nerdeyse iğne oyası gibi işleniyor. 'Denize dolgu' deyince dağları delip, bulduğumuz her türlü malzemeyi alıp denizi doldurduğumuz bir teknik kimsenin aklına gelmemeli. Denizin dibinde çok özel mühendislik teknikler uygulanıyor ve taşlar ebatlarına, sertliklerine, yapılan zemin etütlerine göre zemine yerleştiriliyor. Denizin dibinde dalgıçlarımız var. Çok ince detaylı çalışan teknik aletlerimiz ve gemilerimiz var yani çok özel bir yöntem uygulanıyor.'Rize-Artvin Havalimanı'nın tamamlanmasıyla birlikte cazibe merkezi olan turizm alanlarına ulaşımın daha da kolay olacağının altını çizen Çeber, ilin geleceğini çayın ardından turizmde gördüklerini, dolayısıyla havalimanının bu anlamda çok büyük hizmet vereceğini aktardı.Çeber, havalimanına gelenlerin, yapılacak 45 dakikalık yolu kullanarak Ayder Yaylası'na çok rahat şekilde ulaşabileceklerini anlatarak, 'Hatta Ayder Dönüşüm Projesi çerçevesinde yapacağımız helikopter pistiyle arzu edenler havalimanından Ayder Yaylası'na helikopterle ulaşabilecekler. Yine Ovit Dağı'na bir saatte ulaşılacak. Arapdüzü Doğa Parkı, Handüzü Yaylası'na, Çayeli Kuspa Tepesi'ne, Fındıklı'ya, Fırtına Vadisi'ne çok rahat ulaşılacak. Buralar turizm yerlerimiz olacak. Havalimanı bize bu anlamda birçok fayda sağlayacak.' diye konuştu.Kulesinden terminal binasına kadar havalimanındaki tüm alanların Rize'ye özgü mimari ile yapılacağına dikkati çeken Çeber, şöyle devam etti:'Havalimanının içerisinde Çay Müzesi yer alacak. Bizim için bir özelliği de Rize'mizi tanıtacak en önemli figürlerden bir tanesi olacak. Havalimanımızın kulesi çok güzel bir çay bardağı şeklinde olacak. Havalimanımızın giriş katı çay yaprağı şeklinde olacak. Terminal binası, dışarıdan baktığımızda Karadeniz ve Rize mimarisini çok güzel şekilde yansıtan, ahşap ve taş karışımı bir görüntü sergileyecek. Çayı tanıtacak birçok alanı yerleşkemizin içerisinde inşa edeceğiz.'Havalimanı inşaatının yüzde 76'sı tamamlandıÇeber, havalimanı inşaatında tamamlanma oranının, ilk sözleşmeye göre değerlendirildiğinde yüzde 90 olduğunu belirterek, 'Sonradan biz ilimizin sosyal, kültürel, ticari hayatında çok önemli olacağını düşündüğümüz bu havalimanın yanına 600 dönümlük bir alanın daha dolgu olarak eklenmesini istedik. İlimize, Karadeniz'e özellikle dışarıdan gelenlere ilk göz zevkini tattırabileceğimiz alanlar inşa etmek için bu 600 dönümlük alanı istedik. O da kabul edildiği için şu anda yüzde 76 seviyesindeyiz.' dedi.Koronavirüs salgın sürecinin havalimanı inşaatını da etkilediğini vurgulayan Çeber, 'Bizim esas niyetimiz 29 Ekim 2020 yılında ilk uçağın inmesiydi ama 'her şeyden önemlisi insan sağlığı' dediğimiz için havalimanındaki iş programı pandemiye göre güncellendi. En geç bu yılın sonu uçağı indirecek şekilde programımız güncellendi. İnşallah yıl sonunu geçirmeyecek şekilde Cumhurbaşkanımıza verdiğimiz söz o dur, biz ilk uçağı indireceğiz.' ifadesini kullandı.Vali Kemal Çeber, çalışmaların hassasiyetle sürdürüldüğü dile getirerek, şunları kaydetti:'Terminal binası ve enerji merkezinin toplam ağırlığının 1000 ton olacağını ve içindeki insan sirkülasyonu ile bunun 1200 ton olacağını hesap ediyoruz. Önce bu alana 1200 ton, artı yüzde 20 ön yükleme yapıyoruz yani malzeme taşıyoruz, o alana bu dolgu malzemesini yüklüyoruz. Yaklaşık iki ay malzeme burada kalıyor ve muhtemel çökmeler milim milim hesaplanıyor. Çökmeler hesap edildikten sonra o alan, o malzemeden temizleniyor ve çökmeye endeksli olarak inşaatı başlıyor. Bu kadar teknik çalışılıyor. Çünkü bittiği zaman yüz akımız bir proje olacak.'
Şanlıurfa'da Ortaçağ'a Ait Ve Mısır Kökenli Olduğu Değerlendirilen İşlemeli Piton Derisi Ve Dini Kitaplar Ele Geçirildi
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da, Ortaçağ'dan kalma olduğu değerlendirilen ve üzerine figürlerin işlendiği piton derisi ile çeşitli dini kitaplar ele geçirildi.​​​​​​​İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, tarihi eser kaçakçılarına yönelik iki aylık teknik ve fiziki takip sonucunda merkez Haliliye ilçesindeki bir adrese operasyon düzenledi.Yapılan aramada, sihir ve muska olarak kötü ruhları kovmak, uzak tutmak amacıyla olarak Ortaçağ'a kadar kullanıldığı ve Mısır kökenli olduğu tahmin edilen, üzerine elle işlenmiş çok sayıda figürün bulunduğu yaklaşık 4 metre uzunluğunda piton derisi, Ortaçağ'dan kaldığı değerlendirilen 5 dini kitap, iki deri üzerine el yazması dini yazıt, iki kitap kutusu ve dini yazıların bulunduğu parşömen ele geçirildi.Gözaltına alınan iki şüpheli, işlemleri için Jandarma Komutanlığına götürüldü.
Kırıkkale'de Lahit Parçaları İle Heykel Başını Satmaya Çalışan 2 Şüpheli Yakalandı
KIRIKKALE (AA) - Kırıkkale'de, Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen lahit parçaları ile heykel başını satmaya çalışan 2 zanlı gözaltına alındı.İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, tarihi eser satmaya çalışan 2 kişinin Kırıkkale'de müşteri aradığı bilgisine ulaştı.Ekipler, şüphelilerin bulunduğu aracı, Yahşihan ilçesine bağlı Hacıbalı köyü yakınlarında durdurdu.Araçtaki aramada, Antik Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen lahit başlığı ve parçası ile heykel başı bulundu.Gözaltına alınan 2 zanlının jandarmadaki işlemleri devam ediyor.
Reklam
5 Şubat Cuma Reyting Sonuçları Açıklandı! Hangi Dizi Reytinglerde Birinci Oldu?
Reyting sonuçları sosyal medyanın gündeminde. Vatandaşlar, büyük beğeni ile izlediği dizi ve programların reyting sonuçlarını merak ediyor ve '5 Şubat reyting sonuçları' aramasını yapıyor. Dün akşam televizyonlarda Show Tv’de Ramo, TV 8’de Kırmızı Oda, Kanal D’de Arka Sokaklar, FOX Tv’de Son Yaz, Star Tv’de Seni Çok Bekledim ve TRT 1’de Payitaht Abdülhamit dizileri yer aldı.  İşte 5 Şubat Totol ve AB reyting sonuçları...
Suriye'deki İç Savaşta Felç Kalan Hammudi'nin 10 Yıllık Gökyüzü Hasreti Tdv Sayesinde Sona Erdi
ANKARA (AA) - Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), Suriye'deki iç savaşta evinin çatısına varil bombası düşmesi sonucu felç kalan Muhammed Hammudi'ye elektrikli tekerlekli sandalye yardımında bulundu.TDV'den yapılan açıklamaya göre, Halep kentinde iç savaşın başladığı 2011'de yaşadığı evin çatısına varil bombası düşmesinin ardından felç olan ve 2 ayağını da kullanamayarak yatağa mahkum kalan 53 yaşındaki Hammudi, vakıf tarafından kendisine hediye edilen elektrikli tekerlekli sandalye ile yeniden hayata tutunmaya başladı. İdlib'de çadır kentlerde ailesi ile yaşam mücadelesi verirken kendisine uzatılan yardım eliyle hayatı değişen Hammudi, özlemini çektiği gökyüzüne kavuşmanın ve özgürce dışarıda dolaşabilmenin mutluluğunu yaşıyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Hammudi, Türk milletinin ve sivil toplum kuruluşlarının kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını ve bundan dolayı da minnettar olduklarını belirtti.Türkiye Diyanet Vakfı yetkilileriyle tanıştıktan sonra savaş mağduru ve yetimler için yapılan Beytüsselam kampındaki konutlara taşındığını, çadır kentlerde yaşamanın zorluğundan kurtulduğunu aktaran Hammudi, şunları kaydetti:'Yürüyemediğim ve tek başıma dışarı çıkamadığım için vakıf yetkilileri elektrikli tekerlekli sandalye hediye etti. Allah onlardan razı olsun. Yatağa mahkum kaldığım için ayaklarımı kaybettiğim günden beri gökyüzüne, bulutlara, tek başıma dışarı çıkarak dolaşmaya, havayı teneffüs etmeye hasret kalmıştım. Tuvalet ihtiyacımı karşılayabilmek için, sonda takılı olması nedeniyle, eşim de beni tek başına dışarı çıkaramıyordu. Her gün gökyüzünün maviliğinin hayalini kurar, bulutları güneşi düşünürdüm.'TDV sayesinde yaklaşık 10 yıldır gökyüzüne olan hasretinin sona erdiğinin altını çizen Hammudi, 'Çok şükür şimdi istediğim zaman eşimin küçük bir yardımıyla arabama binip dışarı çıkabiliyor kamp içerisinde de olsa rahatlıkla dolaşabiliyorum. Allah razı olsun Türkiye Diyanet Vakfı, barınmadan gıdaya kadar her türlü ihtiyacımızı da karşılıyor.' değerlendirmesinde bulundu.'Küçük de olsa bir yardım çok büyük önem taşıyor'Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti 2. Başkanı İhsan Açık da Suriye'de bir yandan insani yardım alanında çalışmalar yürüttüklerini, bir yandan da savaşın parçaladığı ve tahrip ettiği hayatları yeniden tamir etmeye çalıştıklarını belirtti. Muhammed Hammudi'nin bunun en güzel örneklerinden olduğunu aktaran Açık, şunları kaydetti:'Hayattan umudu kesmiş, belki de ölümü bekleyen bir insanın milletimizin yardımlarıyla yeniden hayata tutunmasına ve yaşam sevinciyle dolmasına vesile olduk. Bundan dolayı yapılan küçük de olsa bir yardım, bu insanlar için çok büyük önem taşıyor. Bölgede bunun gibi binlerce örnek var. İmkanlarımız ölçüsünde, milletimizin verdiği destek doğrultusunda onlara yardımcı olmaya gayret ediyoruz.'
Reklam
AB, 29. Yıl Dönümünü "Kovid-19 Gölgesinde" Kutluyor
BRÜKSEL (AA) - ATA UFUK ŞEKER / TUĞRUL ÇAM - Avrupa Birliği'nin (AB) temelini oluşturan Maastricht Anlaşması'nın 29'uncu yıl dönümüne; kıtayı derinden etkileyen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, salgınla mücadele için sınırların kapatılması, aşı tedarikinde yaşanan sorunlar ve İngiltere'nin birlikten kopması damga vurdu.AB'yi kuran Maastricht Anlaşması, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz, Yunanistan, Danimarka, İrlanda ve Lüksemburg un yer aldığı 12 Avrupa ülkesi tarafından 7 Şubat 1992 tarihinde imzalandı.Hollanda'nın Maastricht şehrinde imzalanan anlaşmanın 1 Kasım 1993'te yürürlüğe girmesiyle Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) dönüşüme uğradı ve Avrupa Birliği adını aldı.Anlaşma, AB’nin ekonomik ve parasal birlik, ortak dışişleri ve güvenlik politikası ile adalet ve iç işlerinde iş birliğini içeren üç temel direğini ortaya çıkaran yeni bir yapı ortaya koydu.Taraf ülkelerin genel politikalar alanında daha fazla iş birliği ve koordinasyonunu sağlamayı amaçlayan anlaşma, 'ulus devletlerden oluşan bir birlik', 'Avrupa vatandaşlığı' ve 'ortak ekonomi ve parasal birlikten' oluşan üç ana hedefle ortaya çıktı.Üye ülkelerin ekonomik ve parasal birliği için bir plan oluşturan anlaşma, bugün Avro Bölgesi adıyla bilinen bağımsız bir Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından yönetilecek avro para biriminin gerekli hazırlıklarının tamamlanmasını da hedefleri arasında sıraladı.Ünlü 'Maastricht kriterleri' belirlendiAnlaşmayla üye ülkelerin ekonomik ve parasal birliğe katılabilmeleri için gerekli şartlar oluşturuldu. Bu çerçevede ilk şart, 'toplulukta en düşük enflasyona sahip üç ülkenin yıllık enflasyon oranları ortalaması ile ilgili üye ülke enflasyon oranı arasındaki farkın 1,5 puanı geçmemesi' olarak belirlendi.Anlaşmada, 'Üye ülke kamu borçlarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranı yüzde 60'ı geçmemelidir. Üye ülke bütçe açığının GSYH'ye oranı yüzde 3'ü geçmemelidir. Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dönem itibarıyla fiyat istikrarı alanında en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranını 2 puandan fazla aşmamalıdır. Son 2 yıl itibarıyla üye ülke parası diğer bir üye ülke parası karşısında devalüe edilmiş olmamalıdır.' kriterleri ortaya çıktı.'Avrupa vatandaşı' kavramı Maastricht Anlaşması ile 'Avrupa vatandaşı' kavramı da belirlendi. Anlaşmayı 29 yıl önce imzalayan 12 üye ülke vatandaşları, Avrupa vatandaşı olarak kabul edildi. Bu kişilerin diğer üye ülkeler arasında özgürce seyahat ve ikamet etmesi ile Avrupa parlamentosu ve yerel seçimlerde oy kullanmaları sağlandı.Ortak dış politika hedefiMaastricht Anlaşmasına taraf ülkeler arasında dış politika, güvenlik, adalet ve iç işlerinde iş birliğini sağlayacak politikaların belirlenmesi kararlaştırıldı.AB üyesi ülkeler ve Birliğin ortaklık kurduğu diğer ülkelerin güvenlik güçleri arasında, uluslararası organize suçlar ve terörizm konusunda iş birliği ve etkili çalışma ortamı sağlamak amacıyla bir Avrupa Polis Teşkilatı (Europol) kurulması kararı da Maastricht Anlaşması ile alındı.29'uncu yıla buruk giriliyorAvrupa Birliği, Maastricht Anlaşmasının imzalanmasının 29. yıl dönümüne Kovid-19 etkisi altında buruk biçimde giriyor.Birleşik Krallık gibi önemli siyasi ve ekonomik güce sahip bir üyesini geçen yıl kaybeden AB, bunun sonuçlarına yoğunlaşamadan kendisini salgının etkisi altında buldu.Geçen 29 yılda birçok krizi atlatan AB, bu kez dünyada salgından en fazla etkilenen kıta olarak ciddi sınamalarla karşı karşıya kaldı. Salgınla mücadele için AB ruhunun merkezindeki 'serbest dolaşımı' sınırlandırmak zorunda kalan Birlik, bir yandan da aşı teminindeki güçlüklerle mücadele ediyor. AB, üye ülkelerde salgınının yaralarını sarmak için 750 milyar avroluk kurtarma programı çıkarmayı başarsa da aşı temininde ve halkın aşılanmasında İngiltere, Kanada ve ABD gibi diğer gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmakla eleştiriliyor.
Şanlıurfalı Köylüler Tenis Kortlarının Bitmesini Heyecanla Bekliyor
ŞANLIURFA (AA) - EŞBER AYAYDIN - Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde kendi imkanlarıyla yaptıkları toprak kortta yöresel kıyafetlerle raket sallayan köylüler, Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu'nun talimatıyla yapımına başlanan ve inşaatı bitme aşamasına gelen tenis kortuna ayak basmak için sabırsızlanıyor.Kent merkezine 90 kilometre uzaklıktaki yaklaşık 100 haneli Sarıbal Mahallesi sakinleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle köylerinden dışarı çıkamayınca boş zamanlarını değerlendirmek için arayışa girmiş, beden eğitim öğretmeni Yusuf Avcıbaşı'nın yönlendirmesiyle tenisle tanışmıştı. Anadolu Ajansı tarafından haberi yapılan Sarıbal köylülerinin görüntülerini sosyal medya hesabından paylaşan Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nun, 'Şanlıurfa Viranşehir'deki görüntüler beni çok mutlu etti. İnşallah köyümüzdeki eksikleri en kısa sürede tamamlayıp, çiçeği burnunda sporcularımızla güzel bir turnuva düzenleyeceğiz.' ifadelerinin ardından köyde halı saha, voleybol ve tenis kortunu içeren çok amaçlı iki sahanın yapılması için düğmeye basıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yaptırılan ve inşaatı bitme aşamasına gelen tesisin çevre düzenlemesi ise Viranşehir Belediyesi ekiplerince yapılıyor. 'Televizyondan da tenis turnuvalarını izlemeye başladılar'Köylüleri tenisle tanıştıran beden eğitimi öğretmeni Yusuf Avcıbaşı, AA muhabirine, salgın döneminde köyde yaşayan insanları sosyal mesafe kurallarına uygun olduğu için tenise yönlendirdiğini hatırlattı. Köylülerin, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapılan tesislerin açılmasını büyük bir heyecanla beklediklerini aktaran Avcıbaşı, 'Mevsimden dolayı toprak kortumuzda tenis oynayamıyoruz. Köy halkı ve öğrencilerim, herkes heyecanlı bir şekilde kortun açılmasını bekliyorlar. Hatta televizyondan da tenis turnuvalarını izlemeye başladılar, biraz daha ilgi arttı. Çevre köylerden de 'Kortunuz ne zaman açılacak?' diye soranlar çok. Heyecanlı bir şekilde bekliyoruz biz de.' dedi. ​​​​​​​ Avcıbaşı, köylerine böyle bir tesis kazandırdığı için Bakan Kasapoğlu'na teşekkür ederek, kortun tamamlanmasının ardından Kasapoğlu'nu köyde ağırlamak istediklerini ifade etti.Köylülerden Ahmet Avcıbaşı (48) da yağmur nedeniyle kendi imkanlarıyla yaptıkları toprak sahada tenis oynayamadıklarını anlatarak, 'Kortumuza Bakanımız teşrif eder ve açılışını yaparsa çok mutlu oluruz. Sabırsızlıkla kortun açılmasını bekliyoruz. Eski kortumuzda çamurdan dolayı oynayamıyoruz, yeni kortumuza da Bakanımızı bekliyoruz ve herkese teşekkür ediyoruz. Kortumuzda biran önce oynamak istiyoruz.' dedi.8. sınıf öğrencisi Büşra Piranvize ise yeni sahalarının çok güzel olduğunu ve sabırsızlıkla açılacağı günü beklediklerini ifade ederek, emeği geçenlere teşekkür etti.
Reklam
Cepten Takı Uygulaması Yabancı Yatırımcıyı Cezbetti
ANKARA (AA) - ÖZCAN YILDIRIM - Hacettepe Teknokent'te üç gencin düğün takılarının cep telefonu uygulaması aracılığıyla takılmasına imkan sağlayan 'Goldtag' isimli uygulaması yabancı yatırımcıların ilgisini çekti. Yabancı yatırımcılar, uygulamaya ortak olmak için gençlere tekliflerini sundu.Üç gencin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının düğünleri etkilenmesinden hareketle takıların internet ortamından alınıp takılması için geliştirdiği 'Goldtag' uygulaması iki ayda ilgili odağı oldu. 81 ilde 5 binden fazla kişinin cep telefonuna indirdiği, 1 kilogramdan fazla altın alım ve satımının yapıldığı uygulama, bu sürede dört kat büyüdü.Yatırımcıları cezbeden uygulama için ABD merkezli üç, Avrupa merkezli bir ve aralarında bir bankanın da olduğu 7 yerli şirket, ortaklık teklifinde bulundu. 'Ortaklık yüzde 10 ya da 20 ile sınırlı olur'Şirketin Kurucu Ortağı Dolunay Sabuncuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uygulamaya gösterilen ilginin kendilerini memnun ettiğini belirterek, iki ayda 14 sanal altın günü, 9 düğün, 12 doğum günü, 7 sünnet düğünü ve 9 bebek görümü etkinliği yaptıklarını söyledi.Hedeflerinin 2021 yılı sonunda kullanıcı sayısını 50 bine yükseltmek olduğunu ifade eden Sabuncuoğlu, şöyle konuştu:'Goldtag uygulamamızın potansiyeline ve özgünlüğüne güveniyoruz. Yatırımcıların ilgisi bizi mutlu ediyor. Cazip teklifler var ama biz uygulamayı daha da geliştirmeye ve kullanıcı sayısını artırmaya odaklandık. Yatırımcıların ortaklık tekliflerini ilerleyen dönemde değerlendirebiliriz. Ülkemize bir marka kazandırmak istiyoruz onun için uygulamanın tamamı satmayı asla düşünmüyoruz. Satış olursa yüzde 10 ya da 20 ile sınırlı olur.'Sabuncuoğlu, mobil uygulama geliştirme konusunda dünyada önemli bir pazar bulunduğuna işaret ederek, Türkiye'nin bu alanda başarılı işlere imza atacağına inandığını dile getirdi.
Ohal Komisyonu, Fetö'nün Mahrem Yapılanması Ve Yöntemlerini 2020 Faaliyet Raporu'nda Anlattı
ANKARA (AA) - İSMET KARAKAŞ/KEMAL KARADAĞ - Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) özel olarak yetiştirdiği mensuplarının devlet kurumlarına nasıl sızdığına ve bu kurumlardaki yapılanmasına ilişkin ayrıntılara 2020 Faaliyet Raporu'nda yer verdi.Komisyon raporundaki 'FETÖ Örgütünün Kamu Kurumlarında Yapılanması' bölümünde, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in 'devletin tüm kılcallarına sızma' hedefi ve talimatı doğrultusunda başta mülkiye, adliye, askeriye ve emniyeti ele geçirmeye yönelik faaliyetlerinin detayları anlatıldı.Bu kapsamda örgütün faaliyetlerinin ilk basamağı olarak kamu kurumları giriş sınavlarına ait soruları mensuplarına temin etmeyi kestirme yol ve yöntem olarak benimsediğine işaret edilen raporda, örgütün söz konusu kurumlarda insan kaynakları birimlerine önem verdiği belirtildi.Kamu kurum ve kuruluşlarına yerleşen FETÖ'cülerin devletin güç merkezlerine ulaşıncaya kadar kendilerini belli etmeden faaliyette bulunduğu anlatılan raporda, 'FETÖ, usulsüz yollarla ele geçirdiği sınav sorularını KPSS ve kurum sınavlarına hazırlık evlerinde kendi mensuplarına verdiği ve soruları haksız şekilde temin eden bu kişilerin de kamu kurumlarına girdikleri hususu adli işlemler sonucu elde edilen bilgilerden anlaşılmaktadır.' değerlendirmesi paylaşıldı.KPSS ve kurum sınavlarına hazırlık evleriKomisyonun raporunda FETÖ'nün, kamu kurumlarına sızma girişimi kapsamında 'KPSS ve kurum sınavlarına hazırlık evleri' oluşturduğu kaydedildi.Bu evlerin 'müdür', 'müdür yardımcısı', 'öğretmen' ve 'öğrenci'lerden oluşan hiyerarşide faaliyet gösterdiği vurgulanan raporda, her 'müdür yardımcısı'nın 3 ila 5 arasında evden sorumlu olduğu ayrıca bu evlerde 'öğrenci' adı verilen örgüt mensuplarından sorumlu 'öğretmen' denilen ev yöneticilerinin bulunduğu bildirildi. Raporda, örgütün sınav çalışma evlerinin finansmanının ise FETÖ mensubu iş insanlarınca karşılandığı belirtildi.Evlere yerleştirilecek örgüt mensubunu 'mezuncu' adı verilen kişilerin belirlediğine dikkati çekilen raporda, bu evlerdeki örgüt mensuplarının öncellikle KPSS'ye, bu sınavdan yeterli puan alanları da KPSS A grubu sınıflandırma içerisindeki kaymakamlık, uzmanlık, müfettişlik ve denetçilik gibi mesleklere hazırlamaya çalıştığı vurgulandı.Raporda, itirafçı örgüt mensuplarının '2009, 2010, 2011 ve 2012 yılı KPSS sorularının örgüte ait sınav hazırlık evlerinde kendilerine verildiğini, soruları veren örgüt mensubu tarafından sınavda soruların tamamını çözmemeleri, çözüyormuş gibi kitapçık üzerinde karalama yaparak soruların cevaplanması gerektiği şeklinde uyarıldıklarını beyan ettikleri' anlatıldı.Örgütün akademik yapılanma kapsamındaki sınav usulsüzlükleriFETÖ'nün kadrolaşmayı amaçladığı kamu alanlarından birinin de akademik yapılanma olduğu komisyonun raporuna yansıdı.Örgütün YDS ve ALES sınav sorularını da sızdırdığı bildirilen raporda, FETÖ itirafçısı M.S'nin 2013'teki ALES'e girmeden bir gün önce yemin ettirilerek soruların kendilerine verildiğini ve bunların tamamının sınavda birebir çıktığını söylediği aktarıldı.Raporda, 'FETÖ'nün en önemli faaliyet alanlarından birisini eğitim kurumları oluşturmaktadır. Bu kapsamda, yükseköğrenim kurumlarında kadrolaşmayı stratejik bir öncelik olarak değerlendirmiş ve örgüt mensuplarının her aşamada haksız biçimde desteklenmesi, sınav usulsüzlükleri gibi yöntemlerle üniversitelerde hızla örgütlenmiştir.' ifadeleri kullanıldı.FETÖ'nün mahrem yapılanmasıRaporda, FETÖ'nün stratejik kurumları ele geçirme kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), emniyet, istihbarat teşkilatı, yargı teşkilatı, mülkiye, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, ÖSYM, TÜBİTAK gibi kurumlara özel önem verdiği anlatıldı.Bu kurumlardan bazılarında mahrem yapılar oluşturduğu belirtilen FETÖ'ye ilişkin raporda, şu tespit yer aldı:'FETÖ'nün mahrem birimlerdeki yapılanması sistematik ve hiyerarşik bir düzene bağlıdır. Örgütün genel yapılanmasındaki gizlilik ve tedbir yöntemleri mahrem yapılanmasında daha sıkı bir şekilde uygulanmaktadır. Mahrem yapılanma, örgütün sivil mahrem sorumluları ve kendilerine bağlı asker ya da emniyet mensuplarının oluşturduğu gruplardan oluşan hücre tipi bir örgütlenmedir.'Raporda, hücre tipi yapılanmaya sahip örgütün mahrem sorumlularının FETÖ mensubu kamu görevlilerini izlediği ve örgüt talimatlarıyla hareket etmesini sağladığı anlatıldı. Ayrıca himmet ağı vasıtasıyla örgüte mali kaynak sağlandığı belirtilen raporda, şu ifadeler kullanıldı:'Kuruma giren örgüt mensuplarının davranış ve strateji tarzlarının belirlenmesi, okuldan mezun olarak göreve başladıktan sonra da takibine devam edilmesi, bu doğrultuda toplantılar düzenlenerek örgüte mali kaynak sağlanması ve örgüt içerisinde yer alan emniyet görevlilerinin örgüt talimatları doğrultusunda hareket etmelerine yönelik faaliyetler yapılmıştır.Mahrem birimlerde faaliyet gösteren tüm örgüt mensupları kod isim kullanarak, gerçek kimliklerini saklamaktadır. Mahrem hizmetlerde, Fetullah Gülen veya örgütün üst yönetim katından gelen talimatlara, doğruluğunu veya akla uygunluğunu, dini, hukuki, ahlakiliğini sorgulamadan yerine getirecek, mutlak itaat ve teslimiyet gösteren özel seçilmiş örgüt mensupları kullanılmaktadır. Bu birimde istihdam edilecek örgüt mensuplarının bulunması, örgüte kazandırılması ve yetiştirilmesi örgüt için hayati önem arz etmektedir.'Akıncı Üssü'ndeki siviller de mahrem yapıdaBu kapsamında bir dönem FETÖ'nün mahrem yapılanmasında yer alanların verdiği ifadelerde, örgütün Hava Kuvvetlerinden sorumlu mahrem imamların Adil Öksüz ve Kemal Batmaz olduğu, mahrem yapıda yer alan yöneticilerin güvenlik amaçlı yaptığı teknik toplantılara 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssünde darbe girişimini yöneten kritik isimlerden biri olan eski TİB personeli Harun Biniş'in de katıldığı kaydedildi.Mahrem yapıya girmeden önce mülakatKomisyon raporunda, FETÖ'nün mahrem birimlerinde görev alacak kişilerin belirlenmesi konusundaki kıstaslar da yer aldı.Söz konusu FETÖ mensuplarının mahrem yapıya girmeden önce örgüt içi mülakata alındığı anlatılan raporda, şu tespitlere yer verildi:'Örgütün mahrem birimlerinde görev yapacak kişiler, küçük yaşlarda örgüt adına devşirilmiş, sadakatleri yüksek, örgüt ideolojisini azami derecede benimseyen ve örgüt içinde gizlilik ve tedbir unsurlarını en iyi uygulayan kimseler arasından seçilmekle birlikte mahrem yapıya kabulden önce yeniden örgüt içi mülakata tabi tutulmaktadırlar.'Emniyet mahrem yapılanmaRaporda, örgütün emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Raporda, adli soruşturma kapsamında ele geçirilen ve FETÖ/PDY arşivini oluşturan dijital materyalde emniyet personeline ilişkin 'örgüt üyesi olup olmadığı, örgüte bağlılık derecesi, fikri ve sosyal yaşantı gibi özellikleri, örgütle irtibatını gösteren bilgileri içeren çeşitli harf ve rakam grupları gibi kodlama bilgileri' ile emniyet mensupları hakkında çok sayıda not bulunduğu, örgüt içi talimat ve değerlendirilmelere yer verildiği aktarıldı.Örgütün iletişim yöntemiRaporda örgütün mahrem yapılanmasında kullandığı iletişim yöntemlerine ilişkin bilgiler özetlendi.Askeri mahrem yapılanmada mahrem imamlar ile askerlerin esas olarak yüz yüze görüştüğü, istisnai durumlarda ankesörlü hatlardan şifreli aramalar ile örgüt içi iletişimi sağladıklarına ilişkin bilgilerin detaylarıyla paylaşıldığı raporda, FETÖ mensuplarının yaygın kullandığı ByLock, Eagle ve benzeri programların yanı sıra operasyonel olarak tabir edilen başkası adına kayıtlı hatlardan da örgüt içi haberleşmeyi gerçekleştirdikleri ifade edildi.Raporda ayrıca FETÖ'nün kamu kurumlarındaki genel ve mahrem yapılanmasına ilişkin tespitlerin yer aldığı çok sayıda karar örneklerine yer verildi.
Gurbetçi Babasının Çalıştığı Bölgede Fabrika Kurdu, Ürettiği Akıllı Aynaları Avrupa'ya Satıyor
BERLİN (AA) - BAHATTİN GÖNÜLTAŞ / ERBİL BAŞAY - Almanya'ya maden işçisi olarak gelen babasının çalıştığı bölgede fabrika kuran Erkan Doğanay, bugün Avrupa'nın birçok ülkesine akıllı ayna satarken şirketi de Almanya'nın gelecek vadeden 100 şirketi arasında gösteriliyor. Almanya'daki Türk gurbetçiler başarılarıyla dikkati çekmeye devam ediyor. Aksaray'dan Almanya'ya maden işçisi olarak gelen babasının çalıştığı Ruhr bölgesinin doğusundaki Lünen’de akıllı ayna üretimi yapan Doğanay, ürünlerini Avrupa'nın birçok ülkesine ihraç ediyor. Üretim anlayışı ve yenilikçi yapısıyla şirketi Almanya'nın gelecek vaat eden 100 şirketi arasında gösterilen Doğanay, markalaşarak ürünlerini dünyanın her köşesine ulaştırmayı hedefliyor. Ev garajından çıkan başarı hikayesi Doğanay, AA muhabirine, Almanya'daki başarı hikayesini ve şirket çalışmalarını anlattı. Maden işçisi babasının şirketinin bulunduğu bölgede yer altında çalıştığını anlatan Doğanay, 'Biz de o yerin üstünde fabrikamızı kurduk.' dedi. Doğanay, üniversite eğimini Almanya'da endüstri mühendisliği alanında tamamladığını ve 2012’de okulu bitirdikten sonra İstanbul'da 4 ay çalıştığını belirtti. Almanya'ya dönmesinin ardından Dortmund'da iş aradığını aktaran Doğanay, şöyle devam etti: 'Dortmund'da hem iş aradım hem de evin garajından eBay üzerinden çeşitli türlerde mal alıp sattım. Çin'den Hamburg'a gelen bir konteynerin içindekilerini satmak için almıştık. Bir konteynerin içinde ayna ve banyo aksesuarları çıktı. Ve bunlar eBay ile Amazon'da hemen satıldı. Sonra satışların iyi olduğunu hesaba katarak, bu aynaları kendim üretmeyi düşündüm ve evin garajında ayna yapmaya başladım. Üretim garajda zor olduğu için 2013 sonunda 450 metrekarelik depo gibi yer bir kiraladım. Burayı nasıl dolduracağım konusunda tereddütlerim vardı. O zaman 4 çalışanım vardı. Makineler aldık ve 2016'da 20 çalışanımız oldu. Sonra 4 bin metrekarelik bir arsa aldık. Devletten 20 çalışanımızı 5 yıl tutmak şartıyla teşvik alarak 1.800 metrekare kapalı alanı olan bir fabrika kurduk. Yeni makinelerle üretimimizi genişleterek yıllık 8 bin ürün üretiyoruz.'Kovid-19 virüsüne karşı korunma sağlayan bir kabin dizayn ettiGenç bir girişimci olarak katıldığı çeşitli yarışmalarda dereceye girerek ödüller aldığını aktaran Doğanay, bu ödüllerin tanınmalarını sağladığını ve şirketinin önünü açtığını ifade etti.Doğanay, son olarak üretim anlayışı ve yenilikçi yapılarıyla Almanya'nın gelecek vadeden 100 şirketi arasına girdiklerini ve 'Top-Innovator 2021' ödülünü aldıklarını belirtti. Geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle işlerinin ilk başta sıkıntıya girdiğini anlatan Doğanay, şunları kaydetti:'Geçen yıl mart ayında kısıtlamalar geldi. İşler durdu. Arkadaşlarla toplandık ve Kovid-19 virüsüne karşı korunma sağlayan bir kabin dizayn ettik. Kapalı olan bu kabinlere konuşma cihazı ve hijyen sağlayan teknoloji yerleştirdik. Büyüklükleri ayarlanabilen bu kabinleri ABD, İtalya ve İspanya'ya sattık. Bu basının ilgisini çekti ve haberlerde yer aldı. Bu arada işler yeniden toplandı. Asıl işimize dönerek işçi sayımızı 100'e çıkardık. 2020'de 2019'da yaptığımız ciroyu ikiye katlayarak 14 milyon avroya ulaştık. Yani Kovid-19 işlerimize ivme kazandırdı.' Markalaşma hedefi Doğanay, işlerinin yoğunluğuna değinerek, 'İşler o kadar yoğunki oturup oh diyecek vaktimiz yok. Allah'a şükür buralara kadar geldik. Keşke babam bunları görseydi.' diye konuştu. Başarıyı, azimle, inanarak, inandırarak ve sabırla çalışarak yakaladığını vurgulayan Doğanay, 'Bugün 'Made in Germany' damgası altında mal satıyorum ve bu Alman markasını önümü açıyor. İşlerimi daha da büyütmek için 25 bin metrekarelik bir arsa aldık. Nisanda yeni fabrikanın temellerini Alman siyasetçilerin katılımıyla atacağız. 5 yıl içinde cam dolap ve ayna alanında marka olup, bütün dünyaya mal satmak istiyoruz. Yeni yerimizde markalaşarak bütün ülkelere mal satmayı hedefliyoruz.' dedi. Doğanay, genç bir iş insanı olarak devamlı yatırım fırsatlarını kolladığını belirterek, buna Türkiye'nin de dahil olduğunu kaydetti.Almanya'daki Türk gençlere de tavsiyelerde bulunan Doğanay, 'Almanlarda disiplin var. Buna ayak uydurmak zorundasın . Burada iş yapıp başarılı olmak istiyorsan yatıp kalkıp disiplin diyeceksin.' dedi.
Üsküdar'da Yangın
İSTANBUL (AA) - Üsküdar'da bir binanın üst katında çıkan yangın itfaiye tarafından söndürüldü.Selamiali Mahallesi Cumhuriyet Caddesi'ndeki beş katlı binanın en üst katında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangını kısa sürede kontrol altına alarak söndürdü.Maddi hasarın oluştuğu dairenin boş olduğu öğrenilirken yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.
Reklam