onedio
Yeni Yasa Tasarısı Hayvan Haklarını Ne Kadar Koruyacak?
Çevre Komisyonu, Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik öngören yasa tasarısını bir buçuk sene sonra Meclis gündemine aldı. Peki, Eskişehir’de bir kedinin işkenceyle öldürülmesinin kamuoyunda yankı bulması üzerine konuşulmaya başlayan yasa tasarısının içeriği yeterli mi? İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Hülya Yalçın , hayvana kötü müamele, öldürme ve işkencenin ‘Kabahatler Kanunu’ndan çıkarılıp ‘Türk Ceza Kanunu’na alınmasının önemli olduğunu, fakat tasarının diğer maddelelerinin sorunlu olduğunu belirtiyor. Kedi ve Köpeği öldürme suçuna hapis cezası öngörülüyor 5199 sayılı kanunla ilgili değişiklik 19 Şubat Çarşamba günü Ankara’da görüşülecek. Mevcut yasada hâlâ parayla cezalandırılan hayvanlara işkence yaparak ölümüne sebebiyet verme suçu için, 2 yıla kadar hapis öngörülüyor. Hayvanla cinsel ilişkiye girme, hayvan dövüştürme ve hayvana işkence yaparak ölüme sebebiyet vermeye 2 yıla kadar, sahipsiz hayvanları kasten öldürmeye de 3 yıla kadar hapis cezası üzerinde duruluyor. Toplantıda sivil toplum örgütleri ve barolar da bulunacak. “Bazı türler yasaklı ırk ilan edileceğine hayvan alım satımı yasaklanmalı” Yeşil Gazete’nin konuştuğu Hülya Yalçın, tasarıdaki hayvanlara işkence ve öldürme suçunun TCK ’ya girmesi hükmünün kabul edilmesi, diğer bütün hükümlerin hayvan hakları temsilcileriyle görüşülmek üzere ertelenmesi gerektiğini belirtiyor ve ekliyor; “Bu haliyle yasa çıkarsa sevinilecek birşey olmayacağı gbi sokaklarda hayvan da kalmaz”. Yalçın’a göre yasanın sorunlu noktaları; hayvanlara çip takılması, evdeki hayvan sayısını sınırlaması ve pitbull gibi türlerin yasaklı ırk ilan etmesi. Yapılması gerekense “pet shop’ları kapatmak ve hayvan ithalatını kesinlikle yasaklamak”. “Kedi, köpek var; inekler, balıklar, deney hayvanları nerede?” Hayvan hakları savunucuları açısından yasa tasarısının bir diğer handikapı da kapsamının çok dar olması, Yalçın’ın belirttiği gibi “hayvan koruyan bir kanun değil kedi köpeği korumayı amaçlayan bir kanun; hayvan koruyan bir kanun olsaydı inek, tavuk, koyun, balıktan da bahsederdi; bunların hiçbiri hayvan değil gibi yasaya hiç girmemiş. Yarın Ankara’daki toplantıda sert bir muhalefet yapacağız. Kedi ve köpek canımdır ama avdan bahsetmediğimiz, mezbahadan hele de deneyden bahsedemeyeceğimiz bir toplantı olacak ne yazık ki.” Hayvan Hakları Kurultayı’nın talepleri Türkiye Baroları Hayvan Hakları Kurultayı Temsilcileri de yasa tasarısıyla ilgili dün yayınladıkları bildirgede beş maddelik taleplerini açıkladılar: 1- Kamuoyunda büyük infial uyandıran “hayvanlara tecavüz, işkence, hunharca hisle öldürme ve kötü muamele” fiillerinin TCK. Kapsamında cezalandırılması; “ suç ” olarak tanımlanması, erteleme ve para cezasına çevrilmeyecek şekilde düzenlenmesi; bu tür fiillerin Cumhuriyet Savcılarınca re’sen takip edilmesi, 2- Tüm hayvanlar için chip uygulamasının iptal edilmesi ; buna bağlı olarak da il ilçe sınırlarında sahipsiz hayvan kalmayacak maddesine dair önerinin gündemden düşürelerek hayvanların yaşadıkları ortamlarda kalarak korunmasının sağlanması, 3- Hayvanların korunmasıyla ilgili tek bakanlık görevlendirilmesi, ve bu bakanlık nezdinde muhatap kurumların oluşturulması, Bu Bakanlığın da Orman ve Su İşleri Bakanlığı olması, 4- Hayvanlarla ilgili hüküm ihtiva eden diğer tüm mevzuatlarda (Kat Mülkiyeti Kn. Tıbbi Kanunlar, Deney mevzuatı, Av, bazı köpek ırklarını “yasaklayan” uygulamalar ve diğerleri) yer alan hayvan hakkı ihlallerine karşı dahi gerçek bir koruma sağlayabilecek , adıyla mütenasip bir koruma kanunu olması için 5199 SK nu iyileştirme çalışmalarının taleplere, toplum nabzına ve zamana yayılarak aceleye getirilmeden yapılabilmesi için tasarı ve düzenlemelerin şimdilik ertelenmesi, 5- 5199 SK. İçine başka kanunlardan atıfla dercedilen ve “ öldürülmelerini kolaylaştıran ” “takip ve korumayı zorlayıcı” hükümler ve diğer ihlal doğurabilecek maddeler üzerinde Türkiye Baroları Hukukçuları ile icra kararına yönelik çalışmalar yapılması. (Yeşil Gazete)
Defilede Üstsüz Mankenler FEMEN Sanıldı
Almanya Münih'teki Bayerischerf Hof otelinde düzenlenen defilede podyuma çıkan üstsüz mankenler izleyenleri şaşırttı. Modacı Susanne Wiebe'nin hazırladığı defilede, iki manken, üstsüz podyuma çıktı. Giydikleri pantolanları sergileyen siyah güneş gözlüklü mankenler, çıplak üstlerinde 'Fatal Strategys' (Ölümcül stratejiler) yazılı olarak podyuma çıktı.Defileyi izleyenler bu sunumu ilk etapta FEMEN eylemi sandıysa da kısa sürede 'olmadığı' anlaşıldı. Modacı Wiebe 'Ölümcül stratejiler kolleksiyonumla sadece, insanları şaşırtmak, modanın kışkırtıclığına ve sınırları zorlayıcılığına dikkati çekmek istedim' dedi.CNN Türk
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Evlendi mi?
Rusya’da düzenlenen Soçi Olimpiyatları kapsamında bir organizasyona katılan eski Rus jimnastikçi Alina Kabayeva’nın elindeki yüzüğü kameralara göstermesinin ardından Rusya Devlet Başkanı Putin ile evlendiği iddia edildi.Geçtiğimiz günlerde Putin’in Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmede de elinde yüzük olması dikkat çekmişti. Son olarak Kabayeva’nın yüzüğünü kameralara göstermesi sonucundaysa çiftin evlendiği iddia edildi. Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamadaysa Putin’in Kabayeva ile evlendiği iddiaları yalanlandı. Putin’in Haziran ayında Valdai kentinde Kabayeva ile evlendiği iddialarının ortaya atılması sonrası Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov iddiaların canı sıkılan insanların internette uydurduğu bir şey olduğunu belirtti. Putin’in yardımcıları daha önce de defalarca Rusya devlet başkanının altın madalyalı jimnastikçi ile ilişkisi ve çocuğu olduğu iddialarını yalanlamıştı. Rus muhalif blog yazarı Alexei Navalny ise attığı tweette Putin’in Kabayeva ile Iver Manastırı’nda evlendiğini ve bu tören için tüm Valdai kentinde önlem alındığını belirtti.Putin Eylül ayında Valdai kentinde politikacılar ve gazetecilerle konferans düzenlemişti. Rus lider konferanstan 3 ay önce ise eşinden boşanmıştı. Rusya’daki geleneklere göreyse evlilik yüzüğü sol ele değil sağ ele takılıyor.KABAYEVA’NIN 2001 YILINDA DOPİNLİ OLDUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTI2007 yılından beri Rusya’daki Duma Meclisi’nde milletvekilliği yapan Kabayeva, ritmik jimnastik kariyeri boyunca ise 2 kez olimpiyat madalyası kazandı. Kabayeva’nın 2001 yılında Avustralya’da düzenlenen ve mini olimpiyat olarak adlandırılan Goodwill Oyunları sonrasında dopingli olduğu açıklanmıştı. Doping kararı sonrası açıklama yapan Kabayeva ise Rusya’ya karşı siyasi bir oyun oynandığını belirterek kararın oyunlardan önce açıklanması gerektiğini belirtmişti. Oyunlarda madalya kazandıklarını ve bunun sonucu önlerinin kesildiğini kaydeden Kabayeva bu sayede madalyaların Ukraynalılar tarafından kazanıldığını belirtmişti.İHA
Gelin Kaynana Kavgasını RTÜK Affetmedi
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kanal D'de hafta içi her gün gündüz kuşağında yayınlanan ve sunuculuğunu Seda Sayan'ın yaptığı 'Kaynana Gelin Seda'ya Gelin' adlı programda, gelin ve kaynanaların birbirlerine yönelik hakaret ve suçlamaları nedeniyle kanala ceza verdi.RTÜK, 'eğlence kastını aşarak, aile yapısının temelini oluşturan sevgi, saygı, güven ilişkisini zedeleyici, reyting kaygısıyla oluşturulan programda gelinlerin ve kayınvalidelerin birbirlerine karşı saygısız davranışlarının sunucu Seda Sayan tarafından sorulan soru ve yorumlarla daha da teşvik edildiği' gerekçesiyle kanala idari para cezası müeyyidesi uygulanmasını kararlaştırdı.Programın 24 Ocak'ta yayınlanan bölümüyle ilgili olarak Üst Kurul uzmanları tarafından hazırlanan raporda, sorulan sorularla bir tartışma zemininin oluşturulduğu, kaynana ve gelinin birbirlerine karşı kırıcı ve eleştirel ifadeler kullandığı, sunucu Seda Sayan'ın da tartışmaların üzerine gittiği vurgulanarak hediyelere sahip olabilmek için aile içerisinde özel sayılabilecek hususların bile taraflar arasında kızgınlıkla açığa çıkarıldığı ifade edildi.Aile mahremiyetinin bir kenara itilerek, yaşanan sorunların tüm ayrıntısıyla milyonlarca izleyici önünde tartışılmasının yarışmaya katılan aileler için geri dönülemeyecek problemleri meydana getirebileceği belirtilen raporda, yayıncıların, toplumu bir arada tutan en önemli yapı taşlarından biri olan aile kurumunun korunması konusunda, daha sorumlu bir tutum izlemesi ve toplumsal sorumluluk açısından daha dikkatli olması gerektiği vurgulandı.Vatandaş da şikayetçiRaporda ayrıca 'Aile, karşılıklı sevgi ve saygı üzerine kurulur. Aile fertlerinin uyum içinde yaşaması sevgi, saygı, hoşgörüye bağlıdır. Aile yapısının sağlam olduğu toplumlar da sağlamdır' ifadelerine yer vererek, 'Geniş izleyici kitlelerine ulaşan ve bu kitleler üzerinde yönlendirici etkisi bulunan televizyon yayınlarının gelenek ve göreneklerimize uygun olması beklenir' değerlendirmesi yapıldı.Gelin ve kaynanaların karşılıklı suçlamalarla birbirlerine karşı yaptıkları saygısız davranışlar izleyicinin de gözünden kaçmadı. RTÜK İletişim Merkezi'ne program nedeniyle 903 şikayet geldi.Uzman raporunu değerlendiren Üst Kurul, programda 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun, 'Yayın hizmetleri… ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.' şeklindeki 8/f maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.Üst Kurul oy birliğiyle, Kanal D televizyonuna 419 bin lira idari para cezası müeyyidesi uygulanmasını kararlaştırdı. İdari para cezasının miktarı yayın kuruluşunun ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar olabiliyor. AA
Tezer Özlü Aramızdan Ayrılalı 28 Yıl Oldu
'Ben belli ülkesi olmayan insanlardanım' dedi, 43 yıllık kısa yaşamı boyunca. Aklın ve ölümün peşinden koştu. Toplumun çürümüşlüğünü, insanların ikiyüzlülüğünü, kişinin kendine bile söyleyemeyeceği gerçekleri anlattı yazılarında. İlk kitabı 1963 yılından itibaren dergilerde yayınladığı öykülerden oluşan Eski Bahçe'dir ve ilk kez 1978 te basılmıştır. İlk romanı Çocukluğun Soğuk Geceleri 1980'de basılır. Stevo, Kafka ve Pavese'in izinden giderek yazdığı ikinci romanı Bir İntiharın İzinde adıyla Almanca yayınlandı. 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü kazanan kitap, yazar tarafından Yaşamın Ucuna Yolculukadıyla Türkçe olarak tekrar yazıldı ve 1984'te basıldı.  İlk öykü kitabı Eski Bahçe, yazarın ölümünden sonra yazdığı öykülerle Eski Bahçe-Eski Sevgiadıyla tekrar basıldı. Günce ve anlatılarından oluşan bazı parçalar ise Kalanlar adlı küçük bir kitapçıkta bir araya getirildi. Özlü'nün yayımlanmamış senaryosu Zaman Dışı Yaşam da 1993'ten itibaren yazarın tüm yapıtlarını yayımlayan YKY tarafından basıldı. Bu seride, yazarın dostu Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşan Tezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar da bulunmaktadır. Yaşamı ve yazdıklarıyla içimizdeki yerini asla kaybetmeyen Tezer Özlü’yü saygıyla anıyoruz... Onedio
Reklam
Japonya'da Çıplaklar Festivali
Japonya’da 9 binden fazla erkek, “Çıplaklar Festivali” olarak bilinen Hadaka Matsuri kapsamında, üzerlerinde sumo güreşçilerinin giydiği “mawashi” adı verilen sargıyla uğurlu çubukları kapmak için mücadele etti.Okayama kentindeki bir tapınakta yapılan müsabakada, binlerce kişi rahibin yukarıda attığı çubukları yakalamak için büyük mücadele verdi. Japon geleneklerinde, “shingi” adı verilen bu çubukların yıl boyunca sahibine şans getirdiğine inanılıyor. Çıplaklar Festivali’nin ülkede 500 yıllık bir geçmişi var. Japonlar ayrıca ocak ayında kutladıkları “Kanchu Misogi” festivalinde, Teppozu Inari Shinto Tapınağı’nda soğuk havada çıplak olarak havuza girmenin ruhu arındırdığına inanıyor.medyafaresi
Reklam
Güler: '17 Aralık Sabahı Oğlumu Aramadım'
Eski İçişleri Bakanı Güler, '17 Aralık günü oğlumla özel kalem ve danışmanlık tarafından kullanılan telefondan yetkililerin izniyle görüştüm.' dedi. Eski İçişeri Bakanı ve AK Parti Mardin Milletvekili Muammer Güler, 17 Aralık'ta ne oğlunu aradığını ne de oğlunun kendisini aradığını söyledi. Güler, '17 Aralık'ta ben, bakan olarak kullandığım resmi telefondan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sayın Turan Çolakkadı'yı kendi kullandığı cep telefonundan aradım. Yıllarca birlikte çalıştığımız sayın Başsavcı'dan sadece soruşturmanın konusunu sordum. Bu konuşma da internete düştü' dedi. Güler, AK Parti TBMM grubunda, 17 Aralık soruşturması kapsamında, oğlu ve hakkında çıkan iddialarla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı. 'GİZLİLİK KARAR VAR AMA TAPE'LER SIZDIRILIYOR' 17 Aralık'ta İstanbul'da başlatılan ve hakkında gizlilik ve kısıtlılık kararı bulunan bir soruşturma dosyasındaki konuşma tapelerinin, hukuka uygun olarak elde edilmiş delil niteliğinde olup olmadığına bakılmaksızın birilerince sürekli şekilde sızdırıldığını belirten Güler, üstelik konuşmanın bazı bölümlerinin cımbızlandığını, konuşmanın önü ve arkasına bakılmaksızın, hatta eklemeler de yapılıp, tamamen farklı anlam ve algılar yaratılmaya çalışıldığını söyledi. Güler, soruşturmadaki gizlilik ve kısıtlılık kararı nedeniyle şüpheli ve onların müdafilerinin dahi ulaşamadığı belgeler ve kişisel verilerin, basından ve sosyal medyadan öğrenildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: 'Soruşturma ve kişiler arasındaki haberleşme içerikleri hukuka aykırı olarak ifşa edilmektedir. Bu da Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesi ve devamına göre bir ile beş yıl arasında hapis cezasını gerektiren suçtur. Bunun basın yoluyla ifşası halindeyse, ceza yarı oranında artırır. Ayrıca; bu yolla adli yargılamanın etkilenmesi de amaçlanmaktadır. Bu da Türk Ceza Kanunu'nun 277. maddesine göre suçtur.' Güler, oğluyla yaptığı belirtilen görüşmenin, yansıtılmasına ilişkin de şu ifadeleri kullandı: 'Geçtiğimiz günlerde, oğlumla yaptığım 17 Aralık tarihli görüşme yansıtıldı. 17 Aralık günü, ne ben oğlumu aradım ne de oğlum beni aradı. Aynı gün İçişleri Bakanlığı adına kayıtlı özel kalem ve danışmanlık tarafından kullanılan telefondan, arama yapılan evde hazır bulunan oğlumun müdafisi aranmıştır. Yetkililerin izniyle ve bu telefonlardan oğlumla görüştüm. Bu telefonlar nasıl dinlendi? Soruşturma kapsamında hangi telefonların mahkeme kararıyla dinlendiğine dair liste, müdafilerin talebi üzerine İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca resmi yazı ile bildirildi. Bu listede belirttiğim telefonların dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararlar yok. Yani tamamen hukuka aykırı bir dinleme ve konuşmanın birçok yeri çıkartılıp servis ediliyor. 'ÇOLAKKADI'YI ARADIM' Daha ilginç olanı, 17 Aralık'ta ben, bakan olarak kullandığım resmi telefondan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sayın Turan Çolakkadı'yı kendi kullandığı cep telefonundan aradım. Yıllarca birlikte çalıştığımız sayın Başsavcı'dan sadece soruşturmanın konusunu sordum. Bu konuşma da internete düştü. Bu nasıl oluyor? Demek ki ya İçişleri Bakanı olarak benim ya da İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sayın Turan Çolakkadı'nın veya her ikimizin telefonları dinlenmiş ve kayda alınmış. Kim, hangi yetkiyle veya hangi kararla bir bakanı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nı dinleyebiliyor ve servis edebiliyor? Bu illegal dinlemedir; haberleşme özgürlüğünün ihlalidir ve de suçtur.' 'TAPELER KANUNSUZ' Muammer Güler, soruşturmanın tümüne yakınının, yetkisiz bir şekilde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun öngördüğü bütün usul hükümleri göz ardı edilerek, kanunsuz ve hukuka uygun delil sayılamayacak dinlemeler ve derhal imhası gereken konuşma tapeleriyle dolu olduğunu savunarak, soruşturma dosyasında yer almaması gereken birçok konuşmanın, kamuoyunda kasten ve yanlış yönlendirici algı yaratmak üzere dosyaya konulduğunu söyledi. Güler, bunu soruşturmayı yürütenlerin bilmemesinin mümkün olmadığını dile getirdi. 'PRENSİP GENELGESİNE UYULMADI' Anayasa'nın 83 ve 100'ncü, TBMM İçtüzüğü'nün 107'inci, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135 ve 138'inci maddeleri göz ardı edilerek, dosya hemen ayrılıp Cumhuriyet başsavcısına ve kanunlarda açıkça gösterilen mercilere bilgi verilmeden, yetkisizce dinlemeler yapıldığını anlatan Güler, şöyle devam etti: 'Bir bakan hakkında makul şüphe doğmuşsa niçin dosya hemen ayrılıp, Cumhuriyet Başsavcısı'na bilgi verilmemiştir? Bakanlar hakkında soruşturma açmaya yetkili olan TBMM Başkanlığı'na niçin derhal gönderilmemiştir? Bakanların amiri konumundaki sayın Başbakan'a niye bilgi verilmemiştir? Belirttiğim gibi, 3628 sayılı kanunun 8,17 ve 19'uncu maddelerine aykırı davranarak, açıkça yetkisiz bir şekilde soruşturmaya devam edilmiştir. Bu konuda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2006 ve 2011 tarihli Prensip Genelgeleri'ne de uyulmamıştır.' 'NİÇİN SUÇ ÜSTÜ YAPILMADI' 'Bu süre boyunca, iddia edilen suçlamalarla ilgili olarak niçin suçüstü yapılmamıştır?' diye soran Güler, 'Söylediğim bütün bu hususlar, 2014 günü, tahliye itirazlarını görüşen İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi'nce tespit edilerek kararda açıkça belirtilmiştir. Bu karar incelendiğinde, soruşturmanın nasıl hukuka aykırı ve yetkisizce yürütüldüğü görülecektir. Bütün bu usulsüzlükleri yapan, kanuna aykırı davranan, yargı ve adli kolluk görevlileri hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başmüfettişlerince, ayrıca idari yönden de Mülkiye başmüfettişlerince araştırma ve incelemeler devam etmektedir. Kanuna aykırı işlemler araştırma, inceleme ve soruşturmalar sonucunda açıklığa kavuşacaktır. Bunların sonucunun beklenmesinde zorunluluk bulanmaktadır. O zaman söz konusu soruşturmanın nasıl yürütüldüğü görülecektir' ifadelerini kullandı. 'YARGIYA GÜVENİM TAM' Güler, soruşturmanın halen sürdüğünü ve yargıya güveninin tam olduğunu vurgulayarak, şu görüşleri dile getirdi: 'Ancak soruşturmayı yetkisiz ve hukuka aykırı bir biçimde yapanlarla ilgili şikayetlerimiz yetkili makamlara sunulmuştur ve gerekli davalar da açılacaktır. Daha birçok yanlışlıklar ve hukuka aykırılıklar zamanla ortaya çıkacaktır. Soruşturma kapsamında, 17 Aralık'ta birçok kişi göz altına alınıyor. Daha şüphelilerin ifadeleri dahi alınmadan, 18 Aralık günü bakanlar hakkında 500 sayfayı aşan fezlekeler alelacele yeni atanan müdürlere imzalatılmaya çalışılıyor. İncelenmeden imzalanamayacağı ifade edilince, eski görevliler tarafından imzalanıp, daha ifadeler bitmemişken Cumhuriyet savcılığına gönderiliyor. Fezleke denilen dosya ise, bir emniyet şube müdürü ile iki yardımcısının, kendilerini adeta Cumhuriyet savcısı veya hakim yerine koyarak, yetkisizce, kanunsuz dinleme ve hukuka uygun delil niteliğinde olmayan hususları biraraya getirerek, yorumlarla ve kendilerince üretilen değerlendirmelerle oluşturdukları bir dosyadır. Operasyon öncesi, bütün konuşma tapeleri, eklemeler ve çıkarmalar yapılarak basına ve sosyal medyaya sızdırılıp bir algı oluşturuluyor. Soruşturma konusu ile ilgisi olmayan, tarafları ayrı, birbirleriyle alakasız başka soruşturmalarla birleştirilip, kamuoyuna bir siyasi manipülasyon malzemesi olarak takdim ediliyor.' 'BUNLARA İTİRAZIMIZ OLMAYACAK MI?' Güler, bu soruşturmanın 15 ay, kendisiyle ilgili olanın ise 8,5 ay sürdürüldüğünü belirterek, 'Dinleme ve izlemelerin 25 Ekim 2013'te sonlandırıldığı ifade edilmesine rağmen, operasyon için niye 54 gün bekleniyor? Diğer operasyonlarla birleştirmek için mi?' diye sordu. Bunların birçoğunu kamuoyunun gördüğünü ifade eden Güler, sözlerini şöyle tamamladı: 'Açıkça, özel soruşturma usullerine uyulmadan, yetkisizce ve aylarca yürütülen bir soruşturma söz konusu. Bunlara itirazımız olmayacak mı? Bütün bunlar halen devam eden yargılama sürecinde ortaya çıkacaktır. Bekleyelim, soruşturmanın gizliliğine riayet ederek. Hukuka aykırı dinlemeleri meşrulaştırmaya çalışmadan yargı görevi yapanları etkilememeye özen göstererek yargının vereceği kararı ve sonuçları hep birlikte görelim.' KILIÇDAROĞLU TAPE'LERİ OKUMUŞTU Kılıçdaroğlu toplantı sırasında Muammer Güler ile Barış güler arasında geçtiği iddia edilen tapeleri okumuş ve şu ifadeleri kullanmıştı: “17 Aralık’ta operasyon sabahı barış Güler babası İçişleri Bakanı Mumammer Güler’i arıyor. Ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor: Barış Güler 6 buçukta geldiler Celal kara diye bir savcı arama kararı çıkarmış Muammer Güler Ne var oğlum senin evinde Barış Güler Hiçbir şey yok baba Muammer Güler Para ne var. Barış Güler Kendi param üç beş kuruş kalan param. Muammer Güler Kaç para Barış Güler Sen biliyorsun Muammer Güler Kaç lira oğlum.. Barış Güler 1 trilyon civarı param var o kadar… Muammer Güler Evet evet. Tamam oğlum. El koydular mı paraya Barış Güler Yok arama yapıyorlar. Muammer Güler Senin şimdi anladığım kadarıyla Rıza Zarrab’la bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Diyeceksin ki bir danışmanlık işim var. Gayr-ı resmi yapıyorum. Benim alacaklı olduğum dayımın oğlu bunların yanında çalışıyor.”sondakika.com
'Onların Adı Bilal ve Sümeyye Değil'
Parti grubunda konuşan MHP lideri, 'Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değil.' dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında işsizlikten bahsederek 'Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değildir. Çünkü bunların bırakın ayakkabı kutularını giyecek ayakkabıları yoktur' dedi. Hükümete yolsuzluk operasyonuyla ilgili eleştirilerde de bulunan Bahçeli 'Rüşvet ve yolsuzluk AKP'yi kapatmıştır. İnsan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. Ancak yüzündeki deri öyle kalındır ki utanmak şöyle dursun hala paralel devlet darbe laflarıyla bastırmaya çalışmaktadır. Erdoğan hırsızlılkları red ve inkar politikası gütmektedir. yabancı gazeteye verdiği beyanatta, yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım. devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Başbakan çalınan herhangi bir şeyin olmadığını inandığını söylemektedir' şeklinde konuştu. İşte MHP liderinin açıklamalarından satırbaşları; Türk milleti ekonomik yozlaşmanın içindedir. Esnafın borçları sınırları aşmıştır. İşçimiz ümitsizdir. Çiftçiler deseniz hepten sıkıntıdadır, kuraklık zilleri çalmaya başlamıştır. Milyonlarca vatandaşımız kazanda pişirip kapağında yemektedir AKP SANAL SAADET ZİNCİRİ KURDU Türkiye ekonomisi stratejik dönüşümü sağlayamamıştır. AKP sanal bir saadet zinciri kurmuştur. Türkiye'de herkes sorunludur. Bireysel kredi ve kredi kartını ödeyemeyenlerin sayısı artmıştır. İşsizlik gittikçe artmaktadır. ÇÜNKÜ İSİMLERİ BİLAL VE SÜMEYYE DEĞİL Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe, Mardinli Hüseyin, Vanlı Ahmet, Sinoplu Ali işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değildir. BIRAKIN AYAKKABI KUTULARINI GİYECEK AYAKKABILARI BİLE YOK Çünkü bunların bırakın ayakkabı kutularını giyecek ayakkabıları yoktur. Haram okyanusunda düzeni olan, pusulası sahtekarlık, tayfası hırsızlıktan oluşan filoları da yoktur. Bugün adaletsiz, ahlaksız yönetim işsizliği çözmek için hiçbir çalışma yapmamaktadır. ÖNEMLİ OLAN BİLAL'İN ZENGİN OLMASI Erdoğan'a göre varsın işsizlik olsun. Başbakan'a göre önemli olan Bilal'in kanun olarak zengin olup Bilo Ağa seviyesine terfi etmesidir. İşsizler feryat ediyormuş bunlar Başbakan için önemli değildir. 'TÜRKİYE'Yİ KAVGAYA ÇEKİYORLAR' Kürdistan konusu gündemdeki sıcaklığını hiç kaybetmedi. Yıllardır büyük can ve mal kayıplarına neden olan siyasal bölücülüğün mesafe aldığı ortadadır. Bugün hükümetin ilerlediği yol bütün olumsuzluklardan daha vahimdir. Halihazırda ateş çemberinden geçen Türkiye devlet ve millet olarak beka sorunuyla karşı karşıya. Türkiye'yi tuzakların içine çekmek isteyen küresel oyunun işbirlikçilerin niyeti gündemdedir. Bu sinsi oyunun amacı Türkiye'yi kimlik tahrikiyle kavgaya çekmektir. 'BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN'I KURMAK AMACI VARDIR' AKP hükümetinin ise yıkım ve çözülme yolunda yürümekte ısrarlı olduğu anlaşılmaktadır. Bölücü heveslere cesaret verme ve medet umma Türkiye'nin milli birliğini mahvedecek tairhi bir ihanettir. başbakan bu ihanetin içinde doludizgin ilerlemektedir. Bağımsız Kürdistan'ı kurmak amacı vardır. Irak'ın kuzeyindeki peşmerge yönetimi Kürdistan'ın ilk etabı olmuştur. Suriye'nin kuzeyindeki özerklik ikinci etap olmuştur. Tüm dikkatler şimdi Türkiye'ye yönelmiştir. Hainler çözümcüler şarlatanlar vızır vızır provokasyona girmiştir. İmralı canisinin fotoğrafları cilalanarak bilboardlarda sergileniyor. Başbakan müzakere ortağını podyuma çıkarmış gibi çıkarmış Diyarbakır'da sözde özgür önderlikle özgür yaşama yazılı afişin asılmasına göz yummuştur. Nevruz'da mektubu okunan bebek katili, ihanet ajansına çektirdiği fotoğraflarla gündeme gelmiştir. Terörist başı masum gösterilmek istenmektedir. Başbakan rüşvet ve yolsuzlukta kendini yalnız bırakmayan terörist Öcalan'a şükran ve minnetini göstermiştir. Başbakan İmralı canisiyle pazarlığı devam ettirmektedir. 'BAŞBAKAN'IN ÇITI ÇIKMAMIŞTIR' Meclis'teki PKK'lılar AKP icazetiyle belirlenen gruplar halinde İmralı ziyaretlerini sürdürmektedir. İmralı canisi maşaları kanalıyla anlamlı derin müzakerelere geçilmemesi durumda çözüme devamın olmayacağını belirtmiştir. Buna karşı Başbakan'ın çıtı çıkmamıştır. TBMM başkanlığına 12 maddelik toplumsal barış ve müzakere kanun teklifi sunmaları bunun göstergesidir. PKKlılar toplumsal barış ve müzakere bakanlığı isterken, teröristlerin sosyal hayata kazandırılmasını yani affı dayatmıştır. 'ŞEREFSİZLİK DİZ BOYUDUR' AKP hükümeti ise PKK taleplerini seçimden dolayı zamana yaymıştır. AKP PKK'ya ve İmralı'ya tamam demiş sadece zamanlama açısından kuşkularını paylaşmıştır. PKK, BDP ve AKP aynı karanlık emelde birleşmiştir. BDP'liler peşpeşe özerklik konusnudan bahsetmeye 30 Mart'tan sonra gerçekleşeceğine atıf yapmaya başlamıştır. İhanetin dozu öyle artmış ki AKP'nin seçim bildirgesinde yerel yönetimler için özerklik vaadi yer bulmuştur. Anlayacağınız şerefsizlik diz boyudur. Rezalette tüm eşikler aşılmıştır. Vatan düşmanları ittifak yapmıştır. Canibaşının Kenya'da yakalanmasının 15. yılında yapılan küstahlıklara Başbakan henüz sesini çıkarmamıştır. Paralel yapılanma ezberleriyle milleti aldatırken Türkiye çatır çatır bölünmektedir. Özerklik provalarına her gün yenisi eklenirken Başbakan ona buna hain demektedir. Sayın Başbakan hain arıyorsan masada pazarlık yaptıklarına bak. Hain istiyorsan Türkiye'yi satmaya hazırlandığın mihraklara odaklan. Yetmiyorsa boyunca bir ayna bul karşısına geç emin ol ki orada haini göreceksin. 'VATANIMIZ ALEV ALEV YANACAKTIR' AKP'ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. PKK dayatmalarının hayata geçmesinin altyapısı başlamıştır. İdari düzenlemeler başlayacaktır. İmralı canisinin hapis koşullarının iyileşmesi yeniden yargılanması ve özgür kalması sağlanacaktır. Başbakan bu tempo ile giderse Türkiye'nin üniter yapısını bozup özerkliği oldu bittiye getirecektir. Yasal düzenlemelerle Türk milleti etnik parçalara ayrılacak son vatanımız alev alev yanacaktır. TMK'nın 10. maddesinin kaldırılması ve anadilde eğitim bu vahim sürecin ara istasyonlarıdır. Milli geleceğimizin dinamitlenmesi için her alçaklık sahnelecektir. yerelden başlanacak özerk yönetim kalkışması bize vatan kaybettirecektir. 'YAVRULARIMIZIN KANINI ELİNDE TAŞIYAN TERÖRİSTLER...' ABD ve AB'nin dayatmaları daha da artacak bölücü tahriplerin daha da cesaret kaznamasıyla iç gerginlik ciddi boyutlara taşınacaktır. Tam bir kaos ortamı olacaktır. İmralı canisinin 500 bin kişi mi ölsün şeklindeki tehditleri kanlı hesabın işaretidir. Bu coğrafyayı biz nice badireler aşarak vatan yaptık. 1000 yıllık kardeşliğe söz kestik. Bir olduk aynı tarih yastığına baş koyduk. Biz bu şekilde Türk milleti olduk. Çağları devirdik zorlukları erittik kem gözleri kovduk iman ve inancımızla kahbe hesaplara karşı durduk. Gerekirse bu vatanı savunmak için her birimiz Çanakkale'de ateşe kafa tutan etten duvar olmaktan çekinmeyiz. Küçücük yavrularımızın kanını elinde taşıyan teröristler Türk milletini ne sanıyor. 'BIÇAK KEMİĞE DAYANMIŞTIR' Devleti hazinesini soyan ve milleti ateşe atan yandaşlarla terörist sevdalısı Recep Tayyip Erdoğan Türk milleitni nasıl hafife almaktadır. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Milli seferberlik ruhuyla harekete geçmek tarihi görev ve sorumluluktur. 30 Mart ihanetin çürümüşlüğün müzakerenin belinin kırılacağı bir an olacak ve sandıklar milletin ayağa kalkışına şahitlik edecektir. 'YÜZÜNDEKİ DERİ ÖYLESİNE KALINDIR Kİ..' İktidarda kirlenmiş bir zihniyet vardır. masum bir yanı kalmamıştır. Rüşvet ve yolsuzluk AKP'yi kapatmıştır. İnsan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. Ancak yüzündeki deri öyle kalındır ki utanmak şöyle dursun hala paralel devlet darbe laflarıyla bastırmaya çalışmaktadır. Erdoğan hırsızlılkları red ve inkar politikası gütmektedir. yabancı gazeteye verdiği beyanatta, yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım. devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Başbakan çalınan herhangi bir şeyin olmadığını inandığını söylemektedir. Ayakkabı kutusundan çıkan paranın Halkbankasından çalınmadığını söylemektedir. Hakikaten bu başbakan şakacı bir adam olup çıkmıştır. 'KİMİN KİMİN ÖNÜNE YATACAĞINI GÖRECEĞİZ' Akla hayale sığmayacak yorumlarda bulunma Başbakanın karakteristik özellikleri arasına girmiştir. Erdoğan devletin kasasının soyulmasını yolsuzluk olarak tanımlamıyorsa meseleyi iyi anlamamış demektir. Devlet soyan irtikap ve nüfuz ticaretiyle servetine servet katana dünyanın her tarafından hırsız vurguncu ve hortumcu denilir. Başbakan'ın yakın dostları soyguncu değil midir? Etiler'deki polis okulunun arazisini talan etmek yolsuzluk değil midir? Usame Kutup'un ve Muaz el Kadı'nın ortağı olduğu ve gizli hissedarları arasında Bilal Erdoğan'ın olduğu yolsuzluk değil midir? iran'ın karanlık işadamının rüşvet kölesi yaptığı dönemin içişleri bakanına bana operasyon var mı sorusuna, 'abicim rahat ol öyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım' demesi yolsuzluk değil midir? Kimin kimin önüne yatacağını göreceğiz. 'BİR BAŞBAKAN DÜŞÜNÜN Kİ...' Bir bakan düşünün ki rüşvet alması yetmiyormuş gibi haram eseri olan özel uçakla umreye gitsin ve kara para ve altın kaçakçılığının merkezi olsun. Rüşvetlere tamah etsin... Bir başbakan düşünün ki doğru bir işi olmasın ne kadar hırsız düzenbaz varsa etrafına toplasın. Başbakan besmeleyle soygun yapacak kadar günahkar olanları, yolsuzluk gemisini yürütecek kadar münafık olanların koruyucusudur. Soruşturma Başbakan'ın saldırılarıyla yıpratılmak istenmektedir. Şüpheliler bir bir serbest bırakılmaktadır. Hırsızlığa yepyeni ekol getiren Halkbank eski genel müdürünün tahliyesi herşeyi gözler önüne sermiştir. Önümüzdeki yakın vadede malum bakan çocukları ile birlikte iranlı rüşvetçinin de serbest bırakılması şaşırtmayacaktır. 'YANDAŞ ALİMLERDEN FETVA ALMIŞTIR' Başbakan'ın Bilali ifadesini 42 günlük gecikmeyle lutfetmiştir. İşadamlarının peşinden bir an olsun ayrılmayan bu evladı muhteşemin avukatı tüm suçlamaların soyut olduğunu söylemiştir. Başbakan oğlunu tam korumaya almış ve dokunulmazlıkla örmüştür. Rüşvet için yandaş alimlerden fetva almıştır. Erdoğan ve partisi yargıya operasyon yapmıştır. Mecliste kabul edilen HSYK teklifi bunun en bariz delilidir. HSYK kanun teklifi Mecliste tekme tokat ve kanlı bir şekilde kabul edilmiştir. 'SAYIN GÜL YETKİSİNİ KULLANMALI' Gazi Meclisteki şiddet sahnelerini millete havale ediyorum. Şayet sayın cumhurbaşkanı sözünde durmaz ve HSYK kanununu onaylarsa yargı tamamen hükümete bağlanacak ve kuvvetler ayrılığı rafa kaldırılacaktır. 12 Eylül 2010 referandumunda dile getirdiğimiz iki gizli gündemden biri olan hSYK iktidara rehin düşecektir. HSYK'daki yapılanmayla Erdoğan yargının tepesine baş yargıç olarak atanacak iyice azacaktır. Sayın Gül yetkisini kullanmalı ve parti çıkarı yerine milletin ve devletin selametini düşünmelidir. HSYK teklifi Çankaya'dan mutlaka dönmelidir.BAŞBAKAN HUKUKU KURŞUNA DİZİYORBaşbakan yolsuzluktan kaçmak için hukuku kurşuna dizmektedirBunların hiçbirinin demokrasiyle alakası yokturTek amaç yolsuzluğu gizlemektedirPaketlerle milletin gözünü boyamaya çalışma çabaları bu kez etkili olmayacaktırTürk milleti siyasi namuslarını kutulara koyanları siyasi enkaz haline getirecektirKABATAŞ SALDIRISININ OLMADIĞI ANLAŞILDIKabataş hadisesiyle ilgili öyle suçlamalar yapıldı ki kimse sessiz kalamazdıKardeşimiz sanki işkenceye maruz bırakılmıştırBaşbakan konuyu grup toplantısına taşımıştır, sakız gibi çiğnemiştirKamera görüntüleri ortaya çıkmış ve saldırının olmadığı anlaşılmıştırBAŞBAKAN ÖZÜR DİLEYECEK Mİ?Her şey netleştiğine göre Başbakan çıkıp milletten özür dileceyecek erdemi gösterebilecek miCamilerde içki içtiler diyerek duyguları istismar eden bu kişi özür dileyecek miAdli tıp raporuna sarılmaya devam edecek kadar küçülecek mi?Başbakan yanıldığını çok yakında anlayacaktır, gerçekleri gizleyemeycektirMHP hep başı açık veya kapalı kardeşlerimizin hedef yapılmasına çok karşıyızBaşbakan çekirge misali sıçramış ve zıplamıştırArtık sonuna gelmiştirİmana cehalet ekleyenler Allah katında yüz karasıdır, günah kubbesi olacaklatrdırMHP’ye büyük bir sevgi seli vardırBütün mesaimizi artık vatandaşlarımıza harcayacağızBu yüzden 25 Şubat ve 25 Mart arasındaki Meclis grup toplantılarımıza ara veriyoruzYolunuz açık olsunhaberler.com
Reklam
Şampiyonlar Ligi Geri Dönüyor
Avrupa'nın en prestijli kulüp kupasında son 16 turu başlıyor. İlk karşılaşmalar Manchester City-Barcelona ve Leverkusen-PSG.UEFA Şampiyonlar Ligi'ne verilen iki aydan uzun ara son buluyor. Manchester City-Barcelona eşleşmesi, iki formda takımı ilk kez bir resmi maçta karşı karşıya getirecek. City Cumartesi günü İngiltere Federasyon Kupası'nda lig lideri Chelsea'yi 2-0 yendi. Barcelona ise İspanya Ligi'nde Rayo Vallecano'yu 6-0 gibi ezici bir skorla geçti. İki takımda da önemli oyuncular sakatlıklarını atlattı. City'de Samir Nasri yedi maç kaçırdıktan sonra Chelsea maçında sonradan oyuna girdi, bir de gol attı. Neymar da Barcelona'da dört maç sonra sakatlıktan dönüşünü bir golle taçlandırdı. İngiliz takımında son üç maçta sakatlığı yüzünden forma giymeyen Brezilyalı orta saha oyuncusu Fernandinho da kadroda ama James Milner cezası yüzünden oynamayacak. Arjantinli golcü Sergio Agüreo'nun sakatlığı da geçmedi. Barcelona Şampiyonlar Ligi'nde son altı sezonda en azından yarı final gördü, bunların üçünde de kupanın sahibi oldu. Teknik direktör Gerardo Martino, bu kupadaki üstün performanslarına rağmen rakibi yabana atmıyor. Martino iki takımın kupa finalinde de karşılaşabilecek güçte olduğunu söyledi, Manchester City'yi 'dünyanın en iyi takımlarından biri' diye niteledi. Barcelona'nın çalıştırıcısı City'nin kendi oyun tarzlarını taklit ettiği yorumuna ise katılmıyor: 'Bizimkine benzer bir tarzda oynuyorlar ama küçük bir Barcelona falan değiller.' City'nin teknik direktörü Manuel Pellegrini, Şampiyonlar Ligi'nde dört zaferi bulunan Barcelona'yı yakından tanıyor. Şilili teknik adam İspanya'da Villarreal, Malaga ve Real Madrid'i çalıştırmıştı. Takımın çok yönlü orta saha oyuncusu Yaya Toure de Barcelona'da üç yıl geçirmişti. Hatta Katalan ekibiyle 2009'da Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırmıştı. City'nin kupada mütevazı bir geçmişi var. Önceki iki deneyimlerinde grup aşamasını geçemediler. Ama bu sezon kupada onlardan fazla gol atan yok. Tam 28 gol kaydettiler. İspanya Ligi'nin son şampiyonu Barcelona ise Lionel Messi'nin iki ay süren sakatlık döneminden sonra, Ocak başında takıma yeniden katılmasıyla daha da güçlendi. Messi, ligde 228 gole ulaşarak Alfredo di Stefano'yu geride bıraktı. Lig tarihinin en golcü oyuncuları listesinde Telmo Zarra (251) ve Hugo Sanchez'in (234) arkasında, Raul ile üçüncülüğü paylaşıyor. Hücum oyuncusu Pedro, Rayo Vallecano maçından sonra 'Bu zafer önümüzdeki birkaç maçımızda kendimize daha fazla güven duymamıza yardımcı olacak, çok dişli olacağız' dedi, Manchester City ile futbol kalitesi yüksek maçlar oynayacaklarını söyledi. Odakta İbrahimovic var Gecenin diğer maçında Bayer Leverkusen, Paris Saint-Germain’i ağırlayacak. Alman ekibi Leverkusen bu maçta enerjisinin kayda değer bir kısmını Zlatan Ibrahimovic'i durdurmaya çalışmak için harcayacak. PSG’nin İsveçli golcüsü bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde sekiz gol attı. Onu geçebilen tek kişi, bir gol farkla, Real Madrid'li Cristiano Ronaldo. Leverkusen Teknik Direktörü Sami Hyypia, 'Ona karşı mükemmel oynasanız bile gol atmayı beceriyor. Topa olabildiğince az sahip olması için mücadele etmemiz gerek' diyerek Ibrahimovic'i savunmak için özel bir çaba harcayacaklarını vurguladı. PSG’nin çalıştırıcısı Laurent Blanc; Hollanda, İtalya, İspanya ve Fransa'da lig şampiyonlukları kazanan Ibrahimovic'in bu baskıyla da baş edebileceği görüşünde: “Yeterince deneyimi var. Hep gol atacak, kariyerinin sonuna kadar gol atmaya devam edecek… O bizim en güçlü gol tehdidimiz. Bayer ona odaklanacaktır. İşte böyle bir maç onu şampiyonluktan daha çok motive ediyor.” PSG, Leverkusen’den çok daha iyi bir dönem geçiriyor. Fransa Ligi’nde lider. Alman takımı ise son lig maçında Schalke’ye 2-1 yenildi, bundan önce de Almanya Kupası'nda ikinci lig ekibi Kaiserslautern'a kaybetmişti. Al Jazeera
Ali İsmail Korkmaz'ın Annesi İsyan Etti
Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de esnaf ve polisler tarafından dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz, CNN Türk'te Cüneyt Özdemir'in konuğu oldu.Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz, 'İçimde acıdan çok öfke var. Ayakta kalıp katillerin hepsinden hesap soracağım' dedi. Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de esnaf ve polisler tarafından dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz, CNN Türk'te Cüneyt Özdemir'in konuğu oldu. Emel Korkmaz sadece oğlunu darp ederer ölümüne yol açan esnaf ve sivil polislerin değil, onlara bu emri verenlerden, Ali İsmail'e ağrı kesici verip gönderen doktorlardan, oğlunun öldüğü gün, 'Polisler değil, arkadaşları yapmıştır' diyen Eskişehir Valisi'nden, polisleri cesareltlendiren İçişleri Bakanı'ndan ve Başbakan'dan da hesap soracağını söyledi. Çocuklarının yüzüne nasıl bakacaklar? Ali İsmail'i dövenlerin mahkemede savunma olarak 'Benim de çocuğum var'dediğini belirten Emel Korkmaz, 'Oğlumun katilleri mahkemede utanmadan 'Çocuğum var' dediler. O çocukların yüzüne nasıl bakacaklar? Mahkemede katillerin önüne polisleri dizdiler saldırmayayım diye. Ben bu tertemiz ellerimle büyüttüm çocuklarımı, o katillere sürer miyim?' diye sordu. Kafatasında iki çatlak, omzunda kırık olmasına rağmen kendisine ağrı kesici verip gönderen Dr. Hasan Gülcü hakkında da konuşan Korkmaz, 'O doktor da katil. Ve hâlâ görev başında, o hastanede görev yapıyor. Bu nasıl bir insanlık, nasıl bir adalet, nasıl bir ülkede yaşıyoruz?'ifadelerini kullandı. Vali vicdan azabı duyuyor mu? Ali İsmail'in komada bulunduğu hastanede yaşamını yitirdiği gün,'Arkadaşları dövmüştür' diye açıklama yapan Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna'ya da seslenen Emel Korkmaz, 'Eskişehir valisi şu an ne hissediyor merak ediyorum. Söylediklerinden vicdan azabı duyuyor mu?' dedi. Polislere bu cesareti veren ve 'Destan yazdılar' diyen Başbakan Tallip Erdoğan'la benzer açıklamalar yapan dönemin içişleri bakanı Muammer Güler'in de Ali İsmail'in öldürülmesinde rolleri olduğuna dikkat çeken anne Korkmaz, 'Ben ölene kadar oğlumun gururuyla yaşayacağım, onlar ise katil damgasıyla... ' ifadelerini kullandı. İnsanları selamlamak istedim, polis, 'Gözaltı yaparız' dedi Emel Korkmaz, İstanbul'da Taksim Gezi Parkı'na gittikleri gün başından geçen bir olayı da paylaştı: 'Bizi yalnız bırakmak istemeyen insanları bir selemlamak istediim elimi kaldırararak. Arkamızda polis, 'Yapmayın, yoksa gözaltı yaparız' dedi. Bu nasıl bir insanlıktır?'
Film Gibi Adam: Ertem Eğilmez
Geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken kalabalık kadrolu güldürüleriyle Türk sinemasında bir tarz  oluşturan Türkiye'nin efsane ismi Ertem Eğilmez'in 85' inci doğum günü için hayat hikayesi ve eserlerini sizler için derledik.  Onedio
Reklam
Tecavüze Uğrayan 15 Yaşındaki Kıza Kürtaj İzni Yok
Devlet koruması altında olan ve uğradığı cinsel saldırı sonucunda hamile kalan 15 yaşındaki kıza kürtaj izni verilmedi. İstanbul Bahçelievler 80. Yıl Çocuk Yuvası’nda koruma altında bulunan 15 yaşındaki K.D., iddialara göre cinsel istismara maruz kaldı.  Vatan gazetesinden Bülent Aydoğdu'nun haberine göre, K.D.’nin faili bilinmeyen cinsel istismar sonucu hamile kalması üzerine olay Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na ulaştı. 23 Aralık 2013’te genç kızın kaldığı çocuk yuvasının avukatının yaptığı başvuruda, K.D. adlı çocuğun sağlığına zarar verilmemesi koşuluyla gebeliğin sonlandırılması, ceninden alınacak kan örneğinin Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek DNA tespitinin yapılmasına karar verilmesi istendi. Savcılığa yapılan başvuruda 9 haftalık hamile olduğu tespit edilen kızın yaşının küçük olması, çocuğa bakabilecek durumda olmaması ve mağduru olduğu bir suç dolayısıyla hamile kalması nedeniyle kürtaj izni talep edildi. MAHKEME KARARI İLE HAMİLELİĞİN SONLANDIRILMASINA İLİŞKİN... Başvurunun ardından savcılık dosyayı Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne göndererek karar vermesini istedi. Dosyayı inceleyen hakim Sevil Zincir, yasada mahkeme kararı ile hamileliğini sonlandırılmasına ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığını belirterek talebin reddine karar verdi. 24 Ocak 2014 mahkeme kararını açıklarken genç kızın da hamileliğinde 14 haftaya geldiği öğrenildi. Kararın ardından yapılan itirazın da reddedildiği öğrenilirken, koruma altında olan kızın şimdilerde hamileliğin 17. haftasını bitirdiği ve dosyasının halen Gaziosmanpaşa Çocuk Mahkemesi’nde bulunduğu belirtildi. Bülent Aydoğdu - Vatan
Reklam
Ertem Eğilmez'ın 85'inci Doğum Günü Doodle'ı
Ertem Eğilmez'in 85'ınci Doğumgünü dünya devi Google doodle oldu. Ertem Eğilmez (d. Trabzon, 18 Şubat 1929 – ö. İstanbul, 21 Eylül 1989), Türk yapımcı ve sinema yönetmeni. Geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken kalabalık kadrolu güldürüleriyle Türk sinemasında bir tarz oluşturmuştur. Ertem Eğilmez kimdir ? Ertem Eğilmez hayatı ve biyografisi . Ertem Eğilmez eserleri nelerdir ? İşte Ertem Eğilmez nereli ne zaman öldü ve kariyeri ve hakkında tüm merak edilenler.. İlk ve orta öğrenimini Konya'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra dükkân açıp bakkallık yaptı. Askerlik sonrasında, 1954'te Refik Erduran ile birlikte Çağlayan Yayınevi'ni kurdu. Aynı yıl gene Erduran ve Haldun Sel'le birlikte, birçok karikatüristin yetiştiği Tef adlı mizah dergisini çıkarmaya başladı. Yayın dünyasında çıkardığı cep kitapları ile bir devrim yaptı. Kemal Tahir'e, Mayk Hammer takma adıyla polisiye romanları yazdırdı. Cep kitapları işinde batınca Türkiye'nin ilk langırt makinelerini getirtti[1]. 1961 yılında Efe ve 1964 yılında Arzu Film şirketini kurarak sinemacılığa başladı. Yaman Gazeteci filmiyle yapımcılığa, 1964'te de Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi ile yönetmenliğe adım attı. Bir Millet Uyanıyor'la 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi tarihsel film ödülünü kazandı. Her türü denediyse de, çoğunlukla kolay izlenen ve geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken güldürüler yönetti. 1960'lı yıllardaki popüler aşk filmlerinin ardından, 1970'li yıllarda sevgi, dostluk ve güncel olayları güldürü öğesiyle kaynaştırdığı duygusal güldürülere yöneldi. 1960 yılların sonuna doğru, genellikle aynı oyuncu kadrosunu kullandığı ve ileride 'Arzu Film Güldürüleri' diye adlandırılacak bu filmlerde zaman zaman toplumsal eleştiriye de yer veriyordu. Özellikle 1973'te çektiği Canım Kardeşim, insancıl tavrı, hüzünle güldürüyü kaynaştıran havası ve yer yer ulaştığı şiirsel anlatımıyla dikkati çeker. Karakter oyuncularına başrol veren, Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, İlyas Salman, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen ve Ayşen Gruda gibi güldürü oyuncularının sinemada başarı kazanmalarında payı olan Eğilmez, filmleştirilmesi oldukça güç sayılan Rıfat Ilgaz'ın Hababam Sınıfı romanını 1975'te beyaz perdeye aktardı. Hababam Sınıfı'nın başarısı üzerine Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Tatilde ve son olarak da Hababam Sınıfı Güle Güle adlı dört devam filmi çekti. 1980-81 sezonunda Kanlı Nigar adlı müzikli oyunu sahneye koyan Eğilmez, bir süre uzak kaldığı sinemaya 1984'te Namuslu filmiyle geri döndü. 1980 yılında yaptığı Banker Bilo ve 1984 yılında yaptığı Namuslu filmleriyle, Türkiye'nin temel sorunlarına bakışı açısını kendi mizah anlayışıyla ele aldı. Geniş ilgi gören Namuslu'yu, ticari açıdan başarısız olan Aşık Oldum (1986) ile gişede büyük bir başarı elde eden Arabesk (1988) izledi.[2] Yönettiği filmler Arabesk (1988) Aşık Oldum (1985) Namuslu (1984) Hababam Sınıfı Güle Güle (1981) Banker Bilo (1980) Erkek Güzeli Sefil Bilo (1979) Gülen Gözler (1977) Hababam Sınıfı Tatilde (1977) Şabanoğlu Şaban (1977) Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976) Süt Kardeşler (1976) Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975) Hababam Sınıfı (1975) Salak Milyoner (1974) Köyden İndim Şehire (1974) Mavi Boncuk (1974) Oh Olsun (1973) Yalancı Yarim (1973) Canım Kardeşim (1973) Sev Kardeşim (1972) Tatlı Dillim (1972) Senede Bir Gün (1971) Beyoğlu Güzeli (1971) Son Hıçkırık (1971) Kalbimin Efendisi (1970) Küçük Hanımefendi (1970) Sürtük (1970) Boş Çerçeve (1969) İngiliz Kemal (1968) Sevemez Kimse Seni (1968) Nilgün (1968) Ömre Bedel Kız (1967) Yaşlı Gözler (1967) Ölünceye Kadar (1967) Sürtüğün Kızı (1967) Seni Bekleyeceğim (1966) Seni Sevmiyorum (1966) Ben Bir Sokak Kadınıyım (1966) Bir Millet Uyanıyor (1966) Senede Bir Gün (1965) Sürtük (1965) Helal Adanalı Celal (1965) Kart Horoz (1965) Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi (1964) Yazdığı senaryolar Milyarder (1986) Mavi Boncuk (1974) Salako (1974) Boş Çerçeve (1969) Ölmeyen Aşk (1966) Yapımcılığını yaptığı filmler Milyarder - 1986 Şekerpare - 1983 Hababam Sınıfı Güle Güle - 1981 Banker Bilo - 1980 Erkek Güzeli Sefil Bilo - 1979 N'Olacak Şimdi - 1979 İsyan - 1979 Neşeli Günler - 1978 Kibar Feyzo - 1978 Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor - 1978 Sultan - 1978 Nehir - 1977 Cennetin Çocukları - 1977 Gülen Gözler - 1977 Çöpçüler Kralı - 1977 Şabanoğlu Şaban - 1977 Hababam Sınıfı Tatilde - 1977 Aile Şerefi - 1976 Tosun Paşa - 1976 Öyle Olsun - 1976 Süt Kardeşler - 1976 Hababam Sınıfı Uyanıyor - 1976 Bizim Aile / Merhaba - 1975 Ah Nerede - 1975 Hababam Sınıfı - 1975 Delisin - 1975 Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı - 1975 Hasret - 1974 Mavi Boncuk - 1974 Boşver Arkadaş - 1974 Kanlı Deniz - 1974 Salak Milyoner - 1974 Köyden İndim Şehire - 1974 Salako - 1974 Tarkan: Güçlü Kahraman - 1973 Canım Kardeşim - 1973 Yalancı Yarim - 1973 Oh Olsun - 1973 Babaların Günahı - 1973 Tarkan: Altın Madalyon - 1972 Sev Kardeşim - 1972 Tatlı Dillim - 1972 Feryat - 1972 Karaoğlan Geliyor - 1972 Senede Bir Gün - 1971 Hayat Sevince Güzel - 1971 Emine - 1971 Tarkan: Viking Kanı - 1971 Son Hıçkırık - 1971 Beyoğlu Güzeli - 1971 Tarkan: Gümüş Eyer - 1970 Seven Ne Yapmaz - 1970 Kalbimin Efendisi - 1970 Sürtük - 1970 Yavrum - 1970 Dikkat Kan Aranıyor - 1970 Hazreti Ali - 1969 Mezarımı Taştan Oyun - 1969 Fakir Kızı Leyla - 1969 Ayşecik'le Ömercik - 1969 Çakırcalı Mehmet Efe - 1969 Tarkan - 1969 Maskeli Beşlerin Dönüşü - 1968 Sevemez Kimse Seni - 1968 İngiliz Kemal - 1968 Gönüllü Kahramanlar - 1968 Yayla Kartalı - 1968 Maskeli Beşler - 1968 Sürtüğün Kızı - 1967 Büyük Kin - 1967 Silahları Ellerinde Öldüler - 1967 Yaşlı Gözler - 1967 Ömre Bedel Kız - 1967 Kara Davut - 1967 Elveda - 1967 Seni Bekleyeceğim - 1966 Bir Millet Uyanıyor - 1966 Seni Sevmiyorum - 1966 Allahaısmarladık Yavrum / Yarın Ağlayacağım - 1966 Ölmeyen Aşk - 1966 Ben Bir Sokak Kadınıyım - 1966 Denizciler Geliyor - 1966 Allaha Ismarladık - 1966 Bilen Kazanıyor - 1965 Sürtük - 1965 Helal Adanalı Celal - 1965 Taçsız Kral - 1965 Senede Bir Gün - 1965 Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi - 1964 Kırk Küçük Anne - 1964 Gözleri Ömre Bedel - 1964 İki Gemi Yanyana - 1963 Gençlik Hülyaları - 1962 Battı Balık - 1962 Beş Kardeştiler - 1962 Yaman Gazeteci - 1961 Haber Yurdum
Savaş Kalıntıları Arasına Sıkışmış Sanat
Her savaşta olduğu gibi Suriye’deki savaş da arkasında harabeler ve yıkılmış koca bir şehir bıraktı. Fakat sanat işin içine girince ortaya harabeler ve bu korkunç yıkımı bile nispeten güzel gösterebilecek görüntüler ortaya çıkıyor.Sara Roncero-Menendez isimli sanatçı; Munch, Goya, Van Gogh ve Andy Warhol gibi ressamların ünlü eserlerini kullanarak harabelerin aralarını süslemiş. Sanat eserleriyle doldurulmuş Suriye manzaraları, sanatın dokunduğu her yeri güzelleştirebileceğinin mükemmel kanıtlarından biri olmuş.
Reklam