onedio
G.Saray'lı Futbolculardan Özel Vine
Adı Vine videoları ile hafızalara kazınan Halil Söyletmez, Galatasaray'ın antrenmanında çektiği bu video ile adından yine söz ettirmeyi başardı. Söyletmez, çektiği kısa Vine videosuna Şampiyonlar Ligi müziğini ekledi. Videonun sonundaki gülüşüyle de izleyenleri kahkahaya boğdu. CNN TÜRK
Dropbox'dan Yeni Galeri Uygulaması: Carousel
Dropbox, fotoğraf ile videoları düzenleyen ve bir ayağı bulutta olan yeni uygulaması Carousel’i bugün Android ve iOS kullanıcılarına sundu. Carousel, fotoğraf ve video odaklı bir depolama, düzenleme ve paylaşma uygulaması. Akıllı telefon ve tabletinde kullanabileceğin bir Dropbox galerisi de denebilir. Mobil cihazınla çektiğin fotoğraf ve videoları otomatik olarak depolayan ve bunları günlere, aylara ve yıllara göre düzenleyen uygulama, aralıkta kayak yapmaya gittiğinde çektiklerin ile mayısta sen doğum günü mumlarını üflerken çekilen fotoğraf ve videoları birbirinden ayırarak, galerini zaman tüneli benzeri bir yapıya dönüştürüyor. Carousel’i kullanabilmek için Dropbox hesabına ihtiyaç duyuluyor ki bu sürpriz değil zira uygulama tüm bu fotoğrafları ve videoları Dropbox’ta muhafaza ediyor. Arkadaşlarının adını, e-posta adreslerini veya telefon numaralarını yazarak tek bir dokunuş ile bir ya da birden fazla fotoğrafı onlarla paylaşabiliyorsun. Ayrıca, bir etkinlikte çektiğin (bu doğum günün veya mezuniyet törenin gibi bir etkinlik olabilir) tüm fotoğrafları sağ üst köşedeki paylaş tuşu ile istediğin arkadaşlarına gönderebiliyorsun. Carousel’i Android’li cihazına Google Play’den, iCihazın için ise Apple App Store’dan ücretsiz indirebilirsin.Stuff
İlk Türk Yarış Otomobili: Volkıcar
Türk motorsporlarının en başarılı ralli pilotlarından Volkan Işık, Türkiye'nin ilk özgün yarış otomobiline 3 sene önce imza attı. VOLKICAR adını taşıyan konsept yarış otomobili, tamamen Türk mühendisliğiyle tasarlanırken, geliştirme çalışmaları Volkan Işık ve ekibi tarafından gerçekleştirildi. Volkan Işık, 2008 yılının Aralık ayında start verdiği VOLKICAR projesinde yola yeni nesil yarış otomobili üretmek için çıkmıştı ve bunu başardı. VOLKICAR'ı, fiyat, sürüş yetenekleri, seyir lezzeti ve kalite açısından dünyadaki örneklerini de göz önüne alarak geliştirdiğini söyleyen Işık benzerlerinden daha etkin,iyi ve başarılı bir yarış otomobili üretti. VOLKICAR, projesi ile yurt dışına da ihraç ediyor. İlk taslaklarından üretim aşamasına kadar yaklaşık 2 yıllık bir çalışmayla ortaya çıkarılan VOLKICAR'ın V1 Challenge isimli bir de şampiyonası var. VOLKICAR, Türkiye'de bir benzeri daha yapılmamış bir organizasyonda başrolü oynuyor. V1 Challenge organizasyonu hem kuralları hem de şehir merkezlerinde yapılıyor olmasıyla Türkiye motorsporları tarihinde yepyeni bir sayfa açtı. Üç senesini tamamlayan ve 2014'te yeni sezonuna başlayacak olan şampiyona motorsporlarına yeni bir yarış ruhu getirdi. Geliştirme aşamasında lastikler için Lassa, jantlar için de CMS'nin desteğini alan Volkan Işık Türk üreticilerle çalıştıVOLKICAR'ın şasisi tubular yapıya sahip. 42 mm ve 32 mm çelik çekme borudan imal edilen güvenlik kafesi, sürücünün güvenliğini en üst düzeyde tutuyor. Alt gövde ve üst gövdesi kompozit plastikten üretilen VOLKICAR'da küçük yapısına karşın yüksek performansı nedeniyle 115 HP gücündeki Yamaha motosiklet motoru tercih edildi. Automechanika istanbul fuarı katılımları ile ilgili Volkan Işık şunları söyledi: 'Türk üreticisi ile Türk yarış otomobilini buluşturmak bizim için önemliydi. Bölgedeki tüm otomotiv üretim ve onarım profesyonellerini bir araya getirirken bu fuarda yeni nesil bir anlayışla üretilen yarış otomobilimizle yer alıyoruz. Herkesi fuara stndımızı ziyaret etmeye bekliyoruz. ' VOLKICAR ile yapılacak showlar 4 gün boyunca fuar ziyaretçileri ile buluşacak. Automechanika İstanbul 10-13 Nisan tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre merkezi'nde gerçekleşecek ve Türkiye, Avrupa ve çevre ülkelerden 1.000'den fazla otomotiv firması 25.000 m² net alanda ürünlerini ve hizmetlerini sergileyecekler.teknolojioku
Muhsin Yazıcıoğlu'nun Ölümüyle İlgili Şok İddialar
BBP Genel Başkan Yardımcısı Selami Ekici, Kurucu Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili, 'Ben İsmail Güneş'in otopsisini gördüm. Bacakları kırılmıştı ve sadece deri tutuyordu bacaklarını. Bu durumda kayalık bir ortamda uzaklaşması mümkün değil. Eğer o gün İsmail Güneş'in çene kırığı gündeme taşınsaydı olayın suikast olduğu ortaya çıkardı' dedi. Ekici, MYK Üyesi Kemal Yavuz ve Yazıcıoğlu'nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu, Melikşah Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesinde Farklı Bakışlar Kulübü tarafından organize edilen konferansta öğrencilerle bir araya geldi. 'Çenesi daha sonra kırıldı' Ekici, 25 Mart 2009'da Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazasına ilişkin gazeteci İsmail Güneş'in çenesinin kırıldığını, helikopterin koltuğunu alarak kurtulmaya çalışıldığı yönünde haberlerin yapıldığını belirterek, 'Ben İsmail Güneş'in otopsisini gördüm. Bacakları kırılmıştı ve sadece deri tutuyordu bacaklarını. Bu durumda kayalık bir ortamda uzaklaşması mümkün değil. İsmail Güneş olaydan 2 veya 3 gün sonra bulunmuştu ve karlar altındaydı. Koltuk ise karların üzerindeydi. Operasyona katılan er, koltuğun daha sonra konulduğunu söyledi. Bu dosyada da kayıtlı. Eğer o gün İsmail Güneş'in çene kırığı gündeme taşınsaydı olayın suikast olduğu ortaya çıkardı. Çene kırığı olan bir insan konuşamaz. İsmail Güneş'in çenesi daha sonra kırıldı' diye konuştu. 'Tehdit ve korkutmalarla rapor hazırlatılmadı' Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesinin ardından BBP Genel Merkezi tarafından Almanya'da bir kaza kırım heyeti oluşturularak Türkiye'ye getirildiğini belirterek, bu heyetin olay yerinde götürülmek istenmediğini, tehdit ve korkutmalar nedeniyle raporun hazırlatılmadığını öne sürdü. MYK Üyesi Kemal Yavuz ise kaza olayında yanlış yerde arama yapıldığını kuzeye doğru bakılması gerekirken, batıya doğru aramaların kaydırıldığını ifade etti. 'Takip edilen gazeteci İsmail Güneş'i ölünceye kadar bekleyin' Olay günü pek çok tersliğin yaşandığını belirten Yavuz, 'Yanlış yerde aramalar yapıldı. Koordinatlar Kahramanmaraş Jandarma Alay Komutanlığına bildiriliyor. Bu koordinatlar dışında bir koordinat belirlenerek askeri arama kurtarma batıya sevk ediliyor. Helikopterin son görüldüğü yerde arama yapılmadı. Gizli tanığın anlatımıyla, başka bir askeri yetkiliye talimat veriliyor 'şu koordinata kayın, şahsı takip edin eks oluncaya kadar bekleyin, takip edilen gazeteci İsmail Güneş'i ölünceye kadar bekleyin' diyor. Biz bunları sonra öğrendik' diye konuştu. Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili ilgili iddiaları dile getiren Yavuz, şöyle devam etti: 'Kimseye karşı bir kastımız yok. Bir tarafta karbonmonoksit var, bir tarafta jetler var. 'Bu dava askerin üzerinden gidiyor' deniliyor. Keşke o jetler başka ülkenin jeti çıksaydı daha rahat üzerine gitseydik ama Türk Silahlı Kuvvetlerinin jeti çıktı maalesef. Ordu milletin göz bebeğidir diyen Muhsin Yazıcıoğlu'na TSK'ya ait jetlerle bir operasyon yapılmış. Bunu nasıl kabul edebiliriz. Siviller için de iddialarımız yok mu? Var. Askerse asker, sivilse sivil belki yarın çok daha başka biri çıkacak belki.' 'Uçuş sırasında F-16 savaş uçakları geçti' Uçuş sırasında helikopterin yanından F-16 savaş uçaklarının geçtiğini öne süren Yavuz, 'Yapılan otopsilerde tüm yolcularda karbonmonoksit çıktı. Bu karbonmonoksit nasıl geldi? Bütün bunları araştırıyoruz. Olayın yaşandığı ilk hafta da bize bir istihbaratçıdan ihbar geldi. Gazetecinin çantasına bir tablet konulmuş. Tableti uzaktan patlatmışlar ve patlama sonrasında hava ile karışan madde karbonmonoksite neden olmuş. Birileri çok komplike bir tarz ile Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatına kastettiler. Geleceği okuyanlar bu günleri gördüler ve bu katliamı kurguladılar' ifadesini kullandı. Oğlu babasını anlattı Muhsin Yazıcıoğlu'nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu ise babasını 15 yaşındayken kaybettiğini belirterek, babasının karizmatik bir ülkücü lider olduğunu belirtti.Babasını öldükten sonra daha iyi anladığını ifade eden Yazıcıoğlu, 'Babamla çok kısa sohbetlerimiz olurdu. O da yaşıma göre sohbetler. Benim biraz yakın tarihe ilgim vardı. Babamda cezaevi anılarını anlatırdı. Tabi babamı vefatından sonra tanımaya başladım. Onun gittiği yoldan gideceğim. Benim için evin kapısını açtıktan sonra önce liderim sonra babamdı. O tam bir Türkmen beyiydi ata iyi binerdi, babamın ata binişini severdim. Deniz Baykal'ın babamın vefatından sonra çok güzel bir sözü vardı. 'TBMM sigortasını kaybetmiştir' dedi. Bize babamın vefatından sonra araştırma noktasında yardımcı olan siyasi parti lideri Deniz Baykal olmuştu' şeklinde konuştu.CNN Türk
WWF’den “Selfie” Konseptli Etkileyici Kampanya
WWF-Türkiye ve 41? 29! gençlere yönelik bir kampanya için Türkiye’de ilk defa Snapchat uygulamasını kullandı. Snapchat üzerinden yürütülen ve hızla sosyal ağlarda paylaşılmaya başlanan #Sonselfie kampanyası yeryüzünün nesli tehlike altına girmiş canlı türleri konusunda farkındalık yaratmayı ve kullanıcıları bu türlerin korunması için harekete geçirmeyi amaçlıyor.
Game Of Thrones'un 5. ve 6. Sezonları da Kesinlik Kazandı
Dünyaca ünlü Game of Thrones dizisini izlememiş olsanız bile internet sayesinde elbet duymuşsunuzdur. Artık efsaneler arasına ismini rahatlıkla yazabileceğimiz dizinin yeni sezonu geçtiğimiz günlerde resmen başlamış oldu. Onca bekleyişin ardından dördüncü sezonuyla geri dönen diziyle alakalı yeni bir gelişme daha yaşandı. Dizinin yapımcı şirketi olan HBO'nun programlama başkanı Michael Lombardo geçtiğimiz günlerde, Game of Thrones'un 5 . ve 6. sezonlarının da onaylarını aldıklarını ve bu sezonların da kesin olarak yayınlanacağını duyurdu. Bu haber tabii ki tüm dünyadaki Game of Thrones hayranlarını bir hayli sevindirdi. Ancak belirtelim bu dizinin sadece 6 sezonla sınırlı kalacağı anlamını taşıyor. Hatta çok büyük bir ihtimalle Game of Thrones , 6 sezondan sonra da devam edecektir.teknokulis
Reklam
Gitti TC, Geldi Osmanlı Tuğrası
İSTANBUL Üniversitesi Beyazıt Kampüsü ana giriş kapısının restorasyon çalışmaları sona erdi.Restorasyon kapsamında kapının üzerindeki T.C ibaresi altında bulunan Sultan Abdülaziz’in Osmanlı tuğrası ortaya çıkarıldı. T.C ibaresi ise üniversitenin adının başına alındı. İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü Ana giriş kapısındaki restorasyon yaklaşık 10 ay süren çalışmaların ardından son buldu. Öğrenciler, üniversiteye ana kapıdan giriş çıkış yapmaya başladı. İstanbul Üniversitesi öğrencileri ve Ulusal Öğrenci Konseyi, T.C ibaresinin altında 1933 yılına kadar bulunan Sultan Abdülaziz tuğrasının yeniden gün yüzüne çıkarılması için sosyal medya aracılığıyla 'Tarihimi Geri Ver' kampanyası başlatmıştı. Süleyman KAYA-Çağatay KENARLI/İSTANBUL,(DHA)
YGS'de Sıfır Alan 40 Bin Kişi Öğretmenmiş!
YGS’de sıfır çeken 40 bin adayın tek testi cevapladığı için puanının hesaplanmadığı, bu kişilerin soruları görmek için sınava giren dershane öğretmenleri olduğu ortaya çıktı.Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) soruların bir kısmının açıklanması ve sıfır alanların sayısının arttığı iddiaları üzerine ÖSYM inceleme yaptı. Puanı hesaplanmayan ve böylece sıfır çeken adayların 50 bin kişi olduğu görüldü. Verilen bilgiye göre 50 bin adayın, 40 bini tek teste cevap verdi. Tek teste cevap verenlerin puanı hesaplanmadığı için de bu adaylar sıfırcılar arasında yer aldı. YGS kılavuzunda “Ağırlıklı YGS puanlarının hesaplanabilmesi için adayların testlerin en az ikisinden 0,5 ham puan almış olmaları gerekir” maddesi yer alıyor. Amaç soruları ezberlemek Bu 40 bin adayın ise soruları görmek için sınava giren dershane öğretmenleri olduğu öğrenildi. Edinilen bilgiye göre bu yıl soruların açıklanmayacağını önceden öğrenen dershane öğretmenleri YGS’ ye girerek soruları ezberleme yoluna gitti. Sadece alan sorularını cevapladıkları için tek teste cevap veren 40 bin adayın arasında yer aldı. Örneğin bir fizik öğretmeni sadece fen testini cevapladı ancak tüm soruları doğru cevaplasa bile sınavı değerlendirilmeye alınmadı. Öte yandan bu yıl YGS’de 140 ve 180 barajını geçenlerin sayısı arttı. 140 barajını geçenlerin sayısı 1 milyon 560 binden, 1 milyon 760 bine yükseldi Cumhuriyet
Reklam
Game Of Thrones: İzlemeyeni Dövüyorlar!
Pazar gecesi ABD'de dördüncü sezon ilk bölümü yayınlanan 'Game of Thrones' en çok izlenen dizi ünvanını 'The Sopranos'dan teslim aldı Pazar gecesi ABD'de gösterilen ve önceki gece Türkiye'de izleyicisiyle buluşan fenomen dizi 'Game of Thrones' en çok izlenen dizi rekorunu kırdı. Pazar gecesi ekrana gelen 4. sezonun ilk bölümünü yaklaşık 6.6 milyon kişi seyretti. Dizi, 'Sopranos'un 2007 yılında ekrana gelen son bölümünün de rekorunu egale etmiş oldu. Ayrıca 'Game of Thrones' başlamadan önce gösterilen tekrar bölümleri ve özet bölümü ile izleyici sayısı toplamda 8.2 milyonu buldu. 'Game of Thrones'un 3. sezon finali de 5.5 milyon kişi tarafından seyredilmişti.Milliyet Sanat
Cinsel Saldırı 13 Yaşındaki Çocuğu Etkilememiş!
DİYARBAKIR'da 13 yaşındaki kız öğrencisine otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalanan 39 yaşındaki öğretmen S.C.'nin yargılandığı mahkemeye Dicle Üniversitesi heyetince gönderilen raporda, mağdurun cinsel saldırı nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı belirtildi. Diyarbakır'da bir ilköğretim okulunda İngilizce öğretmeni olarak görev yapan S.C., geçen yıl 23 Nisan kutlamalarının yapıldığı gün, Nevruz Parkı yakınlarında, 5'nci sınıf öğrencisi S.T.'ye, kendi otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalandı. Hakkında, 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve 'cinsel amaçlı çocuğu hürriyetinden yoksun kılma' suçundan 16 yıldan 50 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan 4 çocuk babası öğretmen S.C.'nin yargılanmasına Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık S.C. ve taraf avukatları katıldı. 'RUH VE BEDEN SAĞLIĞI BOZULMADI' Duruşmada ilk olarak mağdurun beden ve ruh sağlığına ilişkin Dicle Üniversitesi'nden gönderilen rapor okundu. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Beden ve Ruh Sağlığı Kurulu raporunda S.T. ile yapılan görüşmede, olayı nadiren hatırladığında üzüntü duyduğu, olaydan sonra okul ve evlerinin değiştiği belirtildi. Raporda, ruhsal muayenede mağdurun önceki psikiyatrik sorunlarının düzelmiş olduğu belirtilirken, cinsel istismardan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak derecede herhangi bir psikopatolojik araz tespit edilmediği ifade edildi. Raporda mağdurenin cinsel istismar nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı görüşüne varıldığı belirtildi. AVUKATTAN RAPORA TEPKİ Duruşmada söz alan S.T.'nin avukatı Ruşen Seydaoğlu Ayyıldız, 'Mağdure, heyetle görüşme sırasında bile ağlama krizine girmiş . Bunun üzerine iki ay sonra getirilmek üzere süre verilmiştir. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını talep ediyoruz. Olayda suçüstü hali vardır. 13 yaşındaki kız çocuğu çok ciddi şekilde mağdur olmuştur. Sanık tarafından 'çocuğun rızası var denilse bile' mağdur 13 yaşında kız çocuğudur. Sanık suçunu kabul etmiş ve toplum açısından zararlı bir kişiliktir. Rapor kendi ile çelişmektedir' dedi. SANIK: BU OLAYDAN DOLAYI BEN MAĞDURUM Duruşmada söz alan tutuklu sanık S.C. ise tahliyesini talep ederek, 'Bana en çok dokunan, toplumsal açıdan sanki bir tecavüzcü, bir caniymişim gibi davranılıyor. Benim geçmişime bakıldığında yüzlerce öğrenci yetiştirdiğim görülecektir. Bu olaydan dolayı mağdurum' dedi. Sanık avukatı da müvekkilinin cani, canavar gibi lanse edilmeye çalışıldığını ifade ederek, 'Bu müvekkilimi mağdur etmektedir. Tahliyesini talep ediyoruz' diye konuştu. MAHKEME RAPORU KABUL ETTİ Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, sanık S.C.'nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme, S.C.'yi araç içinde yakalayan polislerin zorla getirilmesine, getirilmemeleri durumunda yasal işlem yapılmasına da hükmetti. Mahkeme avukatların tepki gösterdiği raporun çocuk uzmanları tarafından usule uygun şekilde hazırlandığını gerekçe gösterip, mağdur hakkında yeniden rapor aldırılması talebini reddetti. Duruşma eksiklerin tamamlanması için ertelendi.Felat BOZARSLAN / DİYARBAKIR, (DHA)
Kayıp Uçağın Gizemi
Kuala Lumpur-Pekin seferini yaparken 239 kişi ile 8 Mart Cumartesi günü ortadan kaybolan Malezya Havayollarına ait MH370 sefer sayılı kayıp yolcu uçağı dün itibariyle ikinci ayına girdi. Güney Hint Okyanusu’nda devam eden arama çalışmalarına liderlik yapan eski Avustralya Hava Kuvvetleri Komutanı Angus Houston, Avustralya gemisi Okyanus Kalkanının 2 sinyal daha aldığını belirtti. Yeni gelişmeler doğrultusunda arama alanının sinyallerin alındığı bölgeye kaydırıldığını ifade eden Houston, arama çalışmalarının 75 bin metrekarelik alana düşürüldüğünü kaydetti. Kayıp Malezya uçağını doğru alanda aradıklarından emin olduğunu vurgulayan Houston, 'Doğru alanda aradığımızı düşünüyorum fakat birileri gözleriyle enkazı görene kadar hiçbir şeyi onaylamak için hazır değilim’’ dedi. Okyanus Kalkanı'nın daha fazla sinyal alması durumunda sinyalin kaynağını belirleyebileceğine dikkati çeken Houston, arama alanının daraltılmasının ardından birkaç gün içinde uçağa ilişkin gelişme yaşanabileceğini bildirdi. Arama çalışmalarının maliyeti Kayıp uçağı bulma ümitleri tükenirken, arama çalışmalarının maliyeti tırmanıyor. Uluslararası hava ve deniz filolarının arama-kurtarma çalışmalarını sürdürebilmeleri için her gün Hint Okyanusu’nda milyonlarca dolar harcama yapılıyor. Operasyonun büyük bir kısmında personel, ekipman ve uzmanlık kaynaklarını seferber ederek arama çalışmalarına katılan onlarca ülkenin her biri operasyonlarının maliyetini kendisi karşıladı ve bunların dökümünü yapmayı da reddetti. Yetkililer 239 yolcusuyla birlikte sırra kadem basan bir uçağın söz konusu olduğu bir durumda paradan konuşmanın “katı yüreklilik” olacağı konusunda ortak bir tavır sergileyerek maliyet konusunu geri plana ittiler. TRT Türk
Reklam
Vefa'da Tarihi Vefasızlık
Kiliseden camiye çevrilen Molla Gürani Camii'nde tarih siliniyor. 800 yıllık yapıda papaz odası tuvalete çevrildi. Mozaiklerin üzeri badana ile örtüldü. Girişe prefabrik ev yapılıp kat çıkıldı İstanbul Vefa’daki Molla Gürani Camii’nde tarihi izler siliniyor. Agios Theodoros Kilisesi olarak anılan ve Fatih Sultan Mehmet’in hocası tarafından camiye çevrilerek ‘Molla Gürani’ adını alan yaklaşık 800 yıllık yapı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Süleymaniye Koruma Alanı içinde ancak kaderine terk edilmiş durumda. Vefa’da ‘Kilise Cami’ olarak da bilinen yapıda Bizans döneminde ‘papaz odası’ olarak kullanılan bölüm fayans döşenerek tuvalet haline getirilmiş, aynı döneme ait kapılar beton dökülerek kapatılmış. Sütunların büyük bölümü, detaylar ve bezemelerin üzerleri de sıva, boya, kaplama ve halıyla örtülü. Serdar Korucu'nun Radikal'de yer alan haberine göre, yapının içinde giriş bölümünde prefabrik bir ‘ev’ inşa edildi, tuvaletin hemen yanından çıkan merdivenlerle ulaşılan üst kata da bir başka ‘daire’ oluşturuldu. Ayrıca Molla Gürani Camii’nin kapalı tutulan bahçesine de ‘gecekondu’ inşa edildi. Yani eski kilisede üç ailenin yaşayabileceği alan meydana getirilmiş durumda. 2010 yılında basında yer alan haberlerin ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü restorasyon kararı aldığını açıklayıp 2011 projelerine dahil ettiğini duyursa da aradan geçen üç senede hiçbir değişiklik yapılmadı. Halbuki Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “İlgili koruma kurulunun onayını müteakip onaylı restorasyon projeleri doğrultusunda gerekli restorasyon çalışmalarına başlanılacaktır” denilmişti. Uzmanlarsa eski Bizans kilisesi için yetkilileri uyarıyor. Müzeye çevrilmeli Prof. Dr. İlber Ortaylı / Tarihçi Bu yapı geç Paleologos dönemine aittir. O dönem İtalyan etkisiyle yapılan mozaiklerin bir kısmı açılmıştı. Hepsi de çıkartılmadı. Fakat çok önemli mozaikler bulunuyor. Çok harap vaziyette. Duvarlarına birtakım musluklar açılmış, usulsüz eklemeler yapılmış. Duvarlarındaki yonca süslemelerinin ise haç zannedilerek üstü harçla kapatılmış durumda. Binanın çevresi de çok kötü durumda. Acilen korumaya alınması gerekiyor. Zaten cemaati de çok fazla değil. Özellikle ön cephesindeki giriş bölümü yani narteksin restore müzeye çevrilmesi lazım. Örnek olarak Fethiye Camii’nin alınması gerekiyor. Eyice: Emniyet devreye girsin Prof. Dr. Semavi Eyice / Sanat tarihçisi 1- derece önemde bir tarihi eser. Avrupa ’daki ilk sanat tarihi kitaplarına ilk giren yapılardandır. Güya din adamı yetiştiren bir kesimin elinde. Mozaikleri de berbat ettiler. Üstelik resmedilenler Hıristiyan azizleri değil Tevrat peygamberleri. Yani İslam’ın da tanıdığı peygamberlerin kral betimi ile portreleri bulunuyordu. 40-50 sene önce ortaya çıkartılan bu eserlerin üstünü badana ile kapattılar. Bu konuda Emniyet teşkilatının devreye girmesi gerekiyor.T24
Anlayabilmek İçin Üçüncü Bir Göze İhtiyacınız Olan 33 Fotoğraf Karesi
Türk geleneğidir, hısım akraba bir araya geldi mi aile albümleri dökülür ortaya görümceden, eltiye, kayınvalideden, enişteye kadar herkes yad edilir. Ancak bazı fotoğraflar vardır ki bakanı bir tarafa koy, çektirenin bile ne yaptığı konusunda bir fikri yoktur. İşte size anlayabilmek için başka bir boyutun kapısını açmanız gereken fotoğraflar.
Ukrayna'nın Seçimi: 'Lady Yu' Yeniden Sahnede
Ukrayna, çağdaş siyasi tarihinin en zor dönemini yaşıyor. Toprağının bir kısmı işgal edilmiş, önemli bir kısmı işgal tehdidi altında, sosyolojik-kültürel-dini farklılıkları bulunan nüfusu dış faktörlerin etkisiyle bölünmenin eşiğine gelmiş, ekonomik olarak darboğaza hapsedilmiş, siyaseten oldukça zor sorunlarla karşı-karşıya. Ve bu zor şartlar altında cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanıyor. Bu seçimin içinde bulunduğu zor durumdan çıkma yönünde bir dönüm noktası olacağına inanıyor… Kiev üzerindeki söz hakkını kaybetmeyi hiçbir türlü kabul etmeyen Rusya ise Ukrayna yönetimindeki mevcut siyasi güçlerin iktidarına meşruiyet kazandıracak 25 Mayıs seçimini engellemek için tüm yolları denemeyi sürdürüyor. Bir taraftan Kiev’i ekonomik olarak çaresiz durumda bırakmak için hamlelerini arttırırken, diğer taraftan da en önemli kozunu oynuyor – Ukrayna’nın doğusunda gerilimin fitilini ateşliyor. Bu şartlar altında seçim gerçekleşir mi, gerçekleşmez mi, bilinmez, ancak şimdilik Ukrayna yönetimi bu önemli takvimi ertelememekte kararlı. Seçim takvimi işliyor, her ne kadar doğudaki olayların gölgesinde kalsa bile hazırlıklar sürüyor, ittifaklar kuruluyor… “Lady Yu” yeniden sahnede Seçimin en iddialı adaylarından birisi eski Başbakan Yuliya Timoşenko. Ukrayna’nın son 10-15 yıllık siyaset tarihinin en tartışmalı figürü olan Timoşenko, “hiç dostu olmayan, ancak iktidar sahibi olmak için her kesle ittifaka gidecek politikacı” olarak tanımlanıyor. Seçime Batkivşina Partisinin adayı olarak katılıyor. 1960 senesinde Dneprepetrovsk’da doğan Yuliya Timoşenko’nun (Grigyan) uzmanlık alanı ekonomi. Dneprepetrovsk Devlet Üniversitesi ekonomi bölümü mezunu olan Timoşenko siyasete ticaretten gelenlerden. 1988 senesinde eşiyle birlikte video salon ağı kurarak iş dünyasına atılan Timoşenko 1991 senesinde yakıt ve makine yağı ticaretiyle uğraşan Ukrainskiy Benzin şirketinin Genel Müdürü görevine geldi. 1995 senesinde Timoşenko artık takas anlaşmalarıyla para kazana Ukrayna Birleşik Enerji Sistemi Şirketinin Başkanıydı. Ağırlıklı olarak Rusya ile ticaret yapan şirket Ukrayna işletmelerinin ürünlerini enerji karşılığında satıyordu. Milyonlarca grivna cirosu olan şirket 1996 senesinde “siyasi” ve bunun devamı olarak ekonomik sorunlarla karşılaşmaya başlayınca Timoşenko ticaretten siyasete atılma kararı aldı. Ancak ticari kafasını siyasette hiç unutmadı - hep kullandı… 1997 senesinde Timoşenko Kirovogradşina’da seçimleri kazanarak milletvekili oldu. İddialara göre, bu politik hamle dönemin iddialı politikacılarından Pavel Lazarenko ile siyasi ve ticari işbirliği sayesinde gerçekleşti. Timoşenko’nun milletvekili seçilmesinden birkaç ay sonra Lazarenko Vatandaş Partisini kurdu. Yeni partinin Genel Başkan Yardımcısı tanıdık isimdi – Yuliya Timoşenko… 1998 senesinde Timoşenko ikinci kez milletvekili seçildi. 1999 senesinde ise Batkivşina Partisinin başına geçti, hemen ardından parlamentodan ayrılarak Viktor Yuşçenko hükümetinde yakıt-enerji alanından sorumlu Başbakan Yardımcısı görevine atandı. Ancak yükseliş kısa sürdü – dönemin politikacıları ve işadamları Timoşenko’dan memnun değillerdi. 2000’de Ukrayna Birleşik Enerji Sistemi şirketinde yönetici pozisyonunda olan eşi tutuklandı. Birkaç ay sonra – 15 Ocak 2001’da Başsavcılık Timoşenko hakkında kaçakçılık ve sahtecilik suçlamasıyla dava açtı. Timoşenko 4 gün sonra istifaya, 13 Şubat 2001’de ise cezaevine gönderildi. Bir aydan fazla cezaevinde kaldı ve çıkınca Leonid Kuçma rejimine karşı mücadeleye katıldı. Birkaç muhalif partinin oluşturduğu Ulusal Kurtuluş Forumunun lideri seçildi. Bir süre sonra bu forum Yuliya Timoşenko Bloğu adını aldı ve 2002 senesinde bu bloğun lideri olarak Timoşenko üçüncü kez milletvekili statüsü aldı. Aynı yıl “Kuçma’sız Ukrayna” eylemlerinin liderlerinden biri oldu. Yuliya Timoşenko dünya siyaset arenasına 2004 senesinde çıktı. Ukraynalı kadınların geleneksel saç modelini andıran taç gibi örgüsü ve cesur çıkışlarıyla dikkat çeken Yuliya Timoşenko, “turuncu devrim”in sembollerinden biri oldu. Viktor Yuşçenko’nun “Bizim Ukrayna” bloğu ile “Halkın Gücü” koalisyonunu oluşturan Timoşenko’nun o dönem zaten yüksek olan reytingi “turuncu devrim”le birlikte tavan yaptı. Yuşçenko’nun Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Timoşenko “turuncu hükümet”in başına geçti. Ancak Başbakanlığı sadece 7 ay sürdü. Cumhurbaşkanının yakın çevresi ile, özellikle de şimdiki seçimde rakibi olan eski Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkanı Peter Poroşenko ile ciddi gerilim yaşayan Timoşenko, “turuncu devrim”in senesi dolmadan Yuşçenko ekibine muhalefetini ilan etti. Eski Cumhurbaşkanı Yuşçenko, “turuncu devrim”den yaklaşık 10 sene sonra Timoşenko ile ilgili hayal kırıklığını TRT Türk’e bu kelimelerle ifade edecekti: “2005 senesinde muhalefetini ilan etmesine rağmen 2009 senesinde ben onu Başbakan Yardımcısı atadım. Timoşenko’nun istihdam geçmişine bakarsanız, son ana kadar onun atamalarının altında benim imzam var. Bütün atamaları ben yapmışım. Çünkü ben inanmıştım. Ben ilişkilerimize inanıyordum. Ben onun Ukrayna için önemli olan görevleri yerine getirebileceğine inanıyordum. Ancak hayal kırıklığına uğradım. O benimle dürüst davranmadı”. 2006 genel seçimlerinde Timoşenko Bloku parlamentodaki 450 yerden 129’nu kazanarak Bölgeler Partisi’nden sonraki sıraya yerleşti. Amacı yeniden Başbakan olmaktı ve bunun için parlamentoda “turuncu çoğunluk” oluşturmayı denedi. Ancak “Bizim Ukrayna” Bloku ile anlaşamadı. Yuşçenko, Bölgeler Partisi Viktor Yanukoviç’i Başbakan atadı. Yanukoviç hükümetinde Bizim Ukrayna 7 bakanla temsil ediliyordu. Temsilciliği bulunmayan tek siyasi güç ise Yuliya Timoşenko Bloku idi. Ancak 2006’nın sonlarına doğru Bizim Ukrayna’lı bakanların tamamı hükümetten uzaklaştırılınca, yeni siyasi kriz patlak verdi. 2007 senesinde Yuşçenko erken genel seçim kararı aldı. 30 Eylül 2007 seçimlerinde Timoşenko’nun grubu parlamentodaki kürsü sayısını arttırdı. Bu kez parlamentoda Timoşenko grubunun 156 yeri vardı. 29 Ocak’ta Yuliya Timoşenko Bloku ile Yuşçenko’yı destekleyen Bizim Ukrayna arasında demokratik koalisyon anlaşması imzalandı. Yuşçenko ekibinin büyük bir kısmı karara karşıydı, ancak Cumhurbaşkanı, ülkenin içine düştüğü çıkmazı aşmanın başka yolu olmadığını düşünüyordu. Bu koalisyon anlaşması sonucu Yuliya Timoşenko Bloku’nu temsil eden Değişim Cephesi Partisi lideri Arseni Yatsenyuk parlamento başkanı oldu, Timoşenko ise ikinci oylamanın ardından yeniden Başbakan görevine geldi. Ancak “Lady Yu”nun bununla yetinmeyeceği belliydi. Nitekim 2010 seçimlerinde cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu ve ikinci turda seçimi kaybetti. Viktor Yanukoviç’İn %3,48 oyla üstünlük sağladığı seçimlerin ardından parlamentoda da güç dengesi değişti. 1 Mart 2010’da Timoşenko hükümetine güven oyu talep etti. Oylama sonucu Timoşenko hükümeti düşürüldü. Timoşenko, ikinci kez başbakanlıktan ayrılmak zorunda kaldı. 5 Ağustos 2011’de yeniden tutuklandı. Yine siyasi-ticari suçlamalarla. 2009 senesinde Rusya’dan 10 yıl süreyle doğalgaz alınması anlaşmasını yasalara aykırı şekilde onayladığı iddia edilen Timoşenko, görevi kötüye kullanma suçlamasıyla yargılandı. 11 Ekim 2011’de görevi kötüye kullandığına ve Rusya ile yaptığı anlaşma sonucu Ukrayna’yı 188 milyon dolar zarara uğrattığına hükmedilen Timoşenko 7 sene hapis cezasına çarptırıldı. Bu dava sürerken Timoşenko’nun Ukrayna Birleşik Enerji Sistemleri’ni yönettiği dönemde zimmetine para geçirdiğine ilişkin soruşturma başlatıldı. 2013 senesinde ise dönemin Başsavcısı Viktor Pşonka, Timoşenko’yu 1996 senesinde kendisine rakip olan işadamı, milletvekili Yevgeni Şerban’ın öldürülmesi olayında yer almakla suçladı. Cezaevinde olduğu dönemde Ukrayna siyasi gündeminden hiç düşmeyen Timoşenko iki kez açlık grevi yaptı, cezaevinde dövüldüğünü iddia etti. Batı’nın tüm ısrarlarına rağmen Yanukoviç Timoşenko’nun serbest bırakılması talebini kabul etmedi. “Yuli volyu, ale ne vladu” Ukrayna’da yaşanan kanlı çatışmaların ardından 21 Şubat 2014’te Yanukoviç rejimi devrildi. 22 Şubat’ta ise Ukrayna parlamentosu Timoşenko’nun serbest bırakılmasına karar verdi. Aynı gün Harkov’da hastanede olan Timoşenko serbest bırakıldı ve Kiev’e dönerek Bağımsızlık Meydanında sahneye çıktı. Bu çıkışın verdiği mesaj belliydi – Timoşenko o gün Bağımsızlık Meydanında cumhurbaşkanı adaylığını ilan ediyordu. Ancak cezaevinden çıkışının ardından ilk şoku o sahneden inerken yaşadı “Lady Yu”. Konuşmasını yapıp sahneden indiğinde önünü kesen göstericiler “Devrimi kimin yaptığını biliyorsun, değil mi” diye Timoşenko’ya meydanın sahibi olmadığını anlattı. Kasım 2013’de başlayan gösteriler sırasında meydanı süsleyen Timoşenko posterlerinin altına “hoş geldin” yazıları yazılmaya başladı: “Yuli volyu, ale ne vladu”, yani “Yuliya'ya özgürlük, ama iktidar değil”. Yanukoviç rejimini devirmek için birleşen çeşitli siyasi güçler bu kez Timoşenko’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı gizli bir ittifak oluşturmaya başladı. Ancak özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz maruz kaldığı bu “soğuk duş”tan etkilenmedi. Cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu, kendisinden şansı daha yüksek olan ünlü “Roshen” çikolata fabrikalarının sahibi Peter Poroşenko’yu desteklemesini isteyenlerle “Ben ve ailem her gün Roshen çikolatalarını alarak ona destek veriyoruz” diye dalga geçti ve tanıdık retoriği ile seçim kampanyasındaki yerini aldı. Ancak Timoşenko’nun bu seçime katılması kendisi için büyük risk. Çünkü seçimi kazanmazsa, kendi siyasi kariyeri açısından büyük darbe alacağı gibi hem de Batkivşina Partisi ile bu parti etrafında kurmuş olduğu ittifak ciddi bozguna uğrayacak. Seçimi kazanamama olasılığı ise, Ukrayna halkı bugünkü şartlarda oylamaya girebilirse, yüksek. Gerek kendi partisi içerisinde, gerek toplumda, gerekse de Batı’da Timoşenko’nun adaylığı ile ilgili görüş birliği mevcut değil. Özellikle Arseni Yatsenyuk liderliğindeki Değişim Cephesi ile birleşmenin ardından Batkivşina, eskiden olduğu gibi Timoşenko’ya kayıtsız-şartsız şartsız biat edenlerin partisi değil. Bölgelerde parti yönetimine gelen insanların büyük bir kısmı Timoşenko’yu birebir tanımıyor ve kendisini siyasi anlamda ona borçlu olarak görmüyor. Tam tersi, partinin en az yarısı Timoşenko’yu kendisine borçlu olarak görüyor. Timoşenko’nun Yatsenyuk’la ve eskiden en çok güvendiği isimlerden olan Geçici Cumhurbaşkanı Aleksandr Turçinov’la da sorunlar yaşadığı bildiriliyor. Ukrayna basınında yer alan iddialara göre, Turçinov ve Yatsenyuk, Timoşenko’nun talimatları doğrultusunda hareket etmeyi reddediyor. Hatta Turçinov’un Timoşenko’nun da katıldığı Ulusal Güvenlik Konseyi zirvesinde eski Başbakan’a görüşlerini kendisine saklamayı tavsiye ettiği bildiriliyor. Yatsenyuk’a gelince, Ukrayna basını Timoşenko’nun seçimi kazanacağına inanmayan Başbakan’ın yakın arkadaşı, eski Yuşçenko ekibinin kilit isimlerinden olan Nikolay Martınenko aracılığıyla Poroşenko ile görüşmeler yaptığı iddia ediliyor. Timoşenko’nun parti lideri olmasına rağmen mevcut hükümette ve kotalarda söz sahibi olmadığı da iddialar arasında… Sorun sadece bu da değil. Batkivşina’da hiç de her kes Timoşenko’nun zafer kazanacağına inanmıyor. Partinin mart ayında yaptırdığı ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamadığı anketin basına sızan detaylarına bakılırsa, soru sorulan vatandaşların %50’si Timoşenko’nun aday olmamasını ve siyasetten gitmesini istiyor. %20’lik bir kesim Timoşenko’nun seçime katılmadan siyasette kalmasından yana. Yalnız %18,5’lik bir kesim “Lady Yu”nın seçime katılmasını destekliyor. Bağımsızlık Meydanında cumhurbaşkanlığı seçimini bekleyen halk ise Timoşenko’yu da Yuşçenko ve Yanukoviç gibi “geçmiş” olarak görüyor. Bugün meydanda bulunan insanlar, özellikle gençler için Timoşenko tamamen başka bir dönemi sembolize ediyor. Öte yandan, Timoşenko’nun Başbakan olduğu dönemlerin sonuçları kendisine seçim kampanyasında kullanabileceği bir malzeme sunmuyor. Tam tersi, Ukrayna’da insanlar Timoşenko’nun Başbakan olduğu zamanları iktidar içi çatışmalar, perde arkasında Rusya ile oynanan oyunlar ve Ukrayna’nın ekonomik olarak ciddi sıkıntılara düştüğü dönemler olarak hatırlıyor. Timoşenko’nun belki Yanukoviç’le bir seçime katılması durumda şansı olabilirdi – çünkü bu ikili arasında kişisel bir düşmanlık vardı ve “Lady Yu” bu tür durumları çok iyi kullanabilen bir politikacı. Ancak Yanukoviç’in ortadan kaybolmasıyla birlikte bu koz elden çıktı. TRT Türk
Reklam
Hayatınızdaki Kahramanlara En Süper Hediyeler
Gerçek bir süper kahraman gibi gördüğünüz ya da Superman hayranı sevdiklerinize çok özel bir hediye ile teşekkür etmek ister misiniz? Lisanslı olan bu Superman hediyeleri üzerine istediğiniz ismi yazdırabilirsiniz. Kişiye özel olan hediyeler sayesinde sevdikleriniz kendini gerçek bir Superman gibi hissedecek! Superman baskılı saat, madalyon ve kupa gibi hediyeler ile en süper hediye sizinki olsun!
Reklam
Bir Bebeğin Hayata Tutunuşu
Görüntü yapımcısı Alexander Tsiaras, döllenmeden doğuma kadar geçen sürede insan gelişimini gösteren medikal bir görseli sosyal medyada paylaştı.Döllenmeden doğuma kadar geçen zamanda anne karnında neler oluyor? Döllenmeden hayata tutunuşa kadar yani doğuma kadar geçen zaman içinde insan gelişimini ancak bu kadar net bir şekilde anlatılabilirdi.
Reklam