onedio
NASA Mars’ta Sera Kuracak!
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, bir sonraki Mars robotunu Mars’ta sera kurmak için hazırlayacak! Robotun hedefi kızıl gezegende bitki yetiştirebilmek.Günümüze kadar bir çok başarılı projeye imza atan Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, bunlara bir yenisini daha eklemek istiyor. Kurumun bir sonraki büyük projesinin kızıl gezegen Mars'ta serakurmak ve o serada bitkiler yetiştirebilmek olduğu açıklandı.Bir sonraki Martian Rover isimli robota yerleştirilecek ekipmanlar sayesinde bunu başarmayı amaçlayan NASA, deney için kızıl gezegeneDünya havası ve suyu taşıyacak. Martian Plant Experiment (MPX) isimli deneyde bitkiler en azından 15 gün süreyle canlı tutulmaya, bu sayede gezegenin bitkilere uygun olup olmadığı anlaşılmaya çalışılacak.Hedef 2021!Projenin hayata geçeceği tarih kesin olarak belirtilmese de, bazı kaynaklar projenin 2021 yılında sonuca ulaşacağını söylüyor. Belirtmekte fayda varNASA proje için söz vermedi, henüz üzerinde çalışıldığını, plan aşamasında olduğunu söyledi. Ancak bir çok kişi NASA'nın bunu gerçekleştirebileceğini ve Mars'ın kolonileştirilmesinde en önemli adımlardan birisinin atılacağını düşünüyor.Shift Delete
Üstsüz Ucuz Romanseverler
Hem kültürlüler hem de göze hitap ediyorlar… Yanlış anlaşılmasın kitaplardan bahsetmiyoruz… New York’ta yeni moda haline gelen üstsüz güneşlenme akımına kapılmış güzel kızlardan bahsediyoruz… “Üstsüz Ucuz Roman Okurseverler” diye bir topluluk kısa bir süre önce ABD’de doğdu. Bu topluluğun amacı üstsüz güneşin tadını çıkarmak ve doğa içinde kitaplarını okumaktı. Cicibebeler olarak bizde bu topluluğa dair sizin için görseller ve bilgiler toplamaya çalıştık. İlginç bir röportaj umarım sizin kafanızı aydınlatır… RÖPORTAJ-TIKLAYIN
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 12 Köşe Yazısı
Gazetelerin köşe yazarları bugün neler yazdılar, gündemi nasıl  gördüler? İşte günün öne çıkan köşe yazarları... Dedesinin torunu... | Yılmaz Özdil | Hürriyet Mustafa Kemal’in, melhame-i kübra, kan deryası diye nitelendirdiği Sakarya Meydan Muharebesi’nde 27’nci makineli tüfek alayı komutanıydı. Kuvayi milliye kahramanı.Kurtuluş savaşında ayak basmadığı cephe, vuruşmadığı mevzi kalmadı. TBMM özel oturumunda şeref madalyasıyla ödüllendirildi. Milli mücadelenin gözünü budaktan sakınmayan evladı, Nazım Kafaoğlu. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Radikal İslamcılık yükselişte | Emre Uslu | Taraf Günlük siyasi kakofoni içinde muhafazakâr toplum tabanındaki bir dönüşümü ıskalıyoruz. 1980’lerin sonu 1990’ların başında olduğu gibi yeniden yükselişe geçti. Bu orta ve uzun vadede Türkiye ve bölge için tehlikedir. AKP hükümetinin ilk yıllarında Radikal İslamcılık sosyolojik olarak geriletilmişti. AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte İslamcı argümanların birçoğu ortadan kalkmış İslamcıların da iktidara gelip başarılı olabildikleri görülmüştü. Hatta AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye’de Mücahitler Mücahit oldu. Bu bir normalleşmeye işaretiydi. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Böyle giderse zorla hepimizi cemaatçi yapacaklar! | Ruşen Çakır | Vatan Hükümete yakın medya kuruluşlarının Fethullah Gülen cemaati aleyhine yaptıkları yayınları izliyor, daha doğrusu izleyebiliyor musunuz? Açıkçası, konuyla çok yakından ilgili olmama rağmen ben çoktan pes ettim. Bu yayınların tam gaz devam ettiğinin farkındayım; arada sırada sağda solda gözüme çarpanlar da oluyor ama harcanan onca emeğe rağmen bunların sosyal medyada yoğun bir şekilde paylaşıldığına, herhangi bir tartışmaya yol açtığına, dolayısıyla herhangi bir etki yarattığına tanık olmadım. Yazının devamını okumak için tıklayınız.Cemaatçilerin yerine dombracı ülkücüler geldi, demokratlar için değişen bir şey yok | Ezgi Başaran | Radikal Peki bu kadar emek, bunca tasfiye gayreti sonucunda emniyet ‘cemaatçilerden’ temizlendi mi? Gidenlerin yerine kimler geldi? Hükümetin içi rahatladı mı? … Hükümetin içi hâlâ rahat değil. Seçim öncesi YouTube’da yayımlanan ses kayıtları sayesinde karşılarına aldıkları kişilerin nasıl bir dinleme ve dinlediklerini tasnif etme kapasitesi olduğunu gördüler. Ki bu bakımdan sahiden de korkutucu ve yaygın bir ‘güç’ söz konusuydu. Dolayısıyla emniyetin tamamını lağvedip ‘fabrika ayarlarına’ döndürmeden tam olarak rahat etmeyeceklerdir. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Türkiye’de basının özgür olmadığı açık değil mi? | Nazlı Ilıcak | Bugün Freedom House'un raporu Türkiye'yi, Libya, Ukrayna, Zambia gibi özgür olmayan ülkeler kategorisine koyuyor. Özellikle Twitter ve YouTube'un kapatılmasının bu olumsuz etkiyi yarattığını düşünüyorum. Aksi takdirde, Türkiye'ye, Zambia ya da Libya ile eşdeğer bir konumda yer verilmezdi. Twitter ve YouTube'un kapatılmasının yanı sıra Freedom House'un işaret ettiği bir diğer nokta da çok önemli. Yazının devamını okumak için tıklayınız. AKP’nin önünde iki yol var, biri krizli yeni kıskaca işaret ediyor | Ali Bayramoğlu | Yeni Şafak AK Parti Grup Başkan Vekili Canikli’nin şu sözleri tartışma ve sorun istikametini şimdiden tarif ediyor: ‘Fiili olarak icraatın başı bundan sonra Başbakanlar olmayacak, Cumhurbaşkanları olacak…’ Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından yüzde 50′nin üzerinde oyla seçilecek olması, şüphe yok onun siyasi meşruiyetini ve ağırlığını arttıracaktır. Ancak yasal tablo değişmeyecektir. Anayasa’nın fiilen esnetilmesi ise mümkün değildir. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Solcuya haram olan Müslüman’a helal mi? |Ahmet Hakan 1 Mayıs’ta eylem yapan solcu gençlerden birinin ayağında en düşük fiyatı 150 lira olan bir ayakkabı vardı. Bazı hükümet yandaşları bunu “mesele” ettiler. “Yuh! Solcuya bak, marka ayakkabıyla eylem yapıyor” falan dediler.Dini bütün bir hükümetin bakanı, koluna tam 7 yüz bin liralık saat takıyor. Üstelik dini bütün hükümetin bakanının o saati rüşvet olarak alıp almadığı konusunda en azından şüphe var. Yazının devamını okumak için tıklayınız. 17 Aralık darbesini Erdoğan yaptı, demokrasiyi hedef aldı | Cengiz Çandar | Radikal Sözünü ettiğimiz ‘demokrasi ve özgürlükler açığı’ndan kastımız, öncelikle ‘basın özgürlüğü’, ‘ifade özgürlüğü’, ‘din ve vicdan özgürlüğü’ gibi alanları kaplayan özgürlüklerdeki ‘açık’. Ve bir de ‘hukuk devleti’ olabilme, ‘hukukun üstünlüğü’nün geçerliliği konularında tanık olunan ‘açık.’ Bu ikincisi, ülkedeki demokrasinin yapısını ve ‘kalitesi’ni ifade ediyor. Yazının devamını okuak için tıklayınız. Gülen Cemaati mensubu olmak suç mudur? | Sevilay Yükselir | Sabah Bugün değil. 17 Aralık sürecinin başından beri dikkat çekmeye çalıştığım bir konudur HSYK (Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu) konusu. Son dönemlerde Gülen Cemaati güdümündeki yargı mensuplarının adeta karargâhı haline gelen bu kurulun sahip olduğu güç Bakanlar Kurulu'nun sahip olduğu güçten daha da mühim. Hükümet geç de olsa bu gerçeği görüp HSYK ile ilgili birtakım değişikliklere gitti ama bunların hiçbiri kesin çözüm değil. Yazının devamını okuak için tıklayınız. Boş yere kürek çekmek | Aslı Aydıntaşbaş | Milliyet Freedom House, siz isteseniz de istemeseniz de önemli bir kuruluş. Dünyada demokrasi ve temel özgürlükler karnesini veren yegâne yapılardan biri.Haliyle bu yılki basın özgürlüğü endeksinde Türkiye’nin notunu ”kısmen özgür ülke” statüsünden ”özgür olmayan ülke” statüsüne düşürmüş olması, isteseniz de istemeseniz de ciddidir. Zaten de bu not, memlekette okuyan, yazan ve hâlâ üç sıkımlık entelektüel dürüstlüğü kalanlar için büyük sürpriz olmamıştır. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Çoktan Seçmeli Hukuk! | Mustafa Balbay | Cumhuriyet  Bacon, “Hâkimlere Dair” başlıklı yazısında, “işkencelerin en kötüsü yasalarla yapılandır” der. Bu söz, içinden geçtiğimiz hukuksuzluk sürecinin en çarpıcı tarifidir. Öyle bir Türkiye’de yaşıyoruz ki, yürürlükteki yasalar hakkıyla uygulansa tartışılan adaletsizliklerin tümü sona erecek. Bu yapılmadığı için yeni yasalar yapılmasını istiyoruz! Örneğin; Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 134. maddesinde, günümüzde en çok konuşulan dijital verilerin nasıl delil değeri taşıyacağı olabildiğince açık biçimde dile getirilmiş. Buna göre, bir kişiye ya da kuruma ait bilgisayara, CD’ye el konacağı zaman bire bir örneğini içeren imajının çıkarılması, bunun oradaki muhatap kişiye ya da avukatına verilmesi gerekiyor. Yazının devanmını okumak için tıklayınız. Habertürk | Fatih Altaylı | Yemezler! 17 Aralık'ta ortaya dökülen onca rezalet arasında açık söylüyorum, beni en fazla şaşırtan Zafer Çağlayan oldu.  20 yıldır tanıdığım Zafer Çağlayan'ın adını bu soruşturma içinde, hatta en göbeğinde görünce hem şaşırdım, hem üzüldüm.  Yıllar önce, çocukluk arkadaşım, şimdinin İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan'ın 'hemşerisi' olarak tanıştırdığı, Ankara Sanayi Odası'nın parlak yöneticisi o iddiaların muhatabı olmamalıydı.  Büyük hayal kırıklığı yaşadım. Yazının devamını okumak için tıklayınız.
Topçu Kışlası Projesi Tarih Oldu
Danıştay'ın verdiği son karar sadece Taksim Yayalaştırma Projesi ve tünellerle ilgili gibi algılandı. Oysa kararla birlikte Topçu Kışlası'nın yapılması da imkânsız hale geldi. Danıştay, İstanbul 1. İdare Mahkemesi tarafından Taksim Yayalaştırma Projesi için verdiği iptal kararını önceki gün onayladı. Gezi Parkı olayları geçen yıl 27 Mayıs günü başlamıştı. Olayların çıkış sebebi Gezi Parkı’na yapılmak istenen Topçu Kışlası’nın ihyasıydı. Bu doğrultuda başlayan eylemlere aşırı güç kullanarak yapılan müdahale Gezi olaylarının tüm Türkiye ’ye yayılmasına neden olmuştu. TOPÇU KIŞLASI YAPILMASI ARTIK MÜMKÜN DEĞİL Radikal'den Ömer Erbil'in haberine göre, bir yıldır konuşulan ve 7 sivil 2 güvenlik mensubu olmak üzere 9 kişinin hayatına mal olan Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılması projesi bu kararla birlikte artık mümkün olmayacak. Hatırlanacağı üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da olaylar sırasında görüştüğü Gezi heyetine ‘mahkeme lehimize karar verirse plebisit (halk oylaması) yapılacağını, aleyhimize karar verir ise projenin iptal edileceğini’ açıklamıştı. Mimar Halil Onur tarafından çizilen, içinde buz pateninin de yer aldığı, İstanbul 2 No’lu Koruma Kurulu’nun reddetiği ama Koruma Yüksek Kurulu’nun kabul ettiği ihya projesi de böylelikle rafa kalkmış oldu. ODALAR YASALARA AYKIRI OLDUĞU GEREKÇESİYLE MAHKEMEYE GÖTÜRDÜ İstanbul Büyükşehir Belediyesi 17 Ocak 2012’de ilan ettiği ‘1/5000 Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’ ile ‘1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planları’nda tadilat yapmış, bu tadilatla Taksim’de Yayalaştırma Projesi başlamış, Gezi Parkı’na da Topçu Kışlası yapılmasının önü açılmıştı. Mimarlar, Şehir Plancıları ve Peyzaj Mimarları Odası bu plan tadilatlarının şehircilik ilkelerine ve mevcut yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye götürmüştü. İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde açılan davaya gönderilen bilirkişi raporunda ‘‘Dava konusu plan değişikliklerinin çevre , kültürel ve doğal miras, kültürel ve ekonomik yapı, teknik altyapı, sosyal donatı, yapı ve sokak dokusu, mülkiyet yapısı, ulaşım, dolaşım sistemi, şehircilik, planlama ve koruma ilkelerine uygun olmadığı, söz konusu planın sadece ‘Taksim Alanı Yayalaştırma Projesi’ gibi görünmekle birlikte plan notlarında Gezi Parkı’nı da içerdiği ve plan onama sınırı içindeki bir alanın planlamasının sonradan düzenlemek üzere ayrılarak belirsiz bırakıldığı” tespiti yapıldı. İstanbul 1. İdare Mahkemesi, 6 Haziran tarihli kararında plan değişikliğinin ‘‘Şehircilik prensiplerine, koruma kurulu kararı ilkeleriyle, planlama esaslarına uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine’’ varmıştı. DANIŞTAY'IN KARARINDA SADECE YAYALAŞTIRMA PROJESİ DEĞİL, TOPÇU KIŞLASI DA VAR Danıştay, Kültür Bakanlığı ile İBB’nin yaptığı itirazı reddederek mahkemenin kararını onadı. Ancak kamuoyunda sanki sadece Taksim Yayalaştırma Projesi iptal olmuş gibi bir algı yaşandı. Oysa mahkemenin gerekçelerinde sadece yayalaştırma projesi değil, Gezi Parkı’na yapılması düşünülen Topçu Kışlası da yer alıyordu. Mahkemenin gerekçeleri arasında Gezi Parkı ile ilgili şöyle deniliyordu: ‘‘Uzun yıllardır park kullanımına ayrılmış ve 21 Mayıs 2009 onanlı 1 / 5000 ve 21.12.2010 onanlı 1/1000 ölçekli Beyoğlu Sit Alanı Koruma Amaçlı Planları’nda ‘Gezi Parkı’ olarak ayrı kullanıma bırakılmış olan alanın kısa bir süre sonra bu fonksiyonunun değiştirilmesine ancak zorunluluk hallerinde ve yakın bölgede eşdeğer bir alan ayrılması suretiyle yapılabilir. Yasal mevzuat gereği olduğu halde bu değişikliğin zorunluluk sebeplerinin hukuken ortaya konulmadığı gibi çevrede eşdeğer bir alanın da ayrılmadığı anlaşılıyor. Yine plan onama sınırı içinde bir alanın ‘planlamasının’ sonradan düzenlenmek üzere ayrılmasının plan kapsamında önemli bir eksiklik olması nedeniyle plan bütünlüğüne olumsuz etkilerinin olabileceği, ayrıca plan notlarında ‘Taksim Kışlası’yla ilgili hüküm olduğu halde dava konusu planlarda bununla ilgili bir belirlemenin yapılmadığından dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı değişikliklerinin şehircilik ilkeleriyle planlama tekniklerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.' ŞİMDİ NE OLACAK? Danıştay’ın iptal kararını onamasından sonra şimdi ne olacak? Taksim’de trafiğin yeraltına alınması ile ilgili ilk etap tamamlanmış, Tarlabaşı’ndan gelen trafik Taksim’de yapılan tünel ile Harbiye’ye bağlanmıştı. 2. etap ise Sıraselviler ile Gümüşsuyu yönünden gelen trafiğin yeraltına alınması aşamasıydı. Plan tadilatlarının iptalinden sonra İBB artık bu projeyi de rafa kaldırmak zorunda kaldı. Ancak açılan tünel eski haline döndürülmeyip mevcut haliyle kullanımına devam edilecek. İBB yaylaştırma projesi ile ilgili Taksim Meydan’da peyzaj çalışması dışında yeni bir işlem yapamayacak. Lakin İBB yeni bir plan tadilatı ile yayalaştırma projesini yasanın izin verdiği haliyle yeniden gündeme getirebilir.  (Kaynak: Radikal)
Şırnak, Nuh'un Gemisini Cudi Dağı'na İstiyor
ŞIRNAK Kültür, Turizm ve Kalkınma Derneği Başkanı Cihan Birlik, Rusell Crowe'in başrolünü oynadığı 'Nuh: Büyük Tufan' filminde kullanılan Nuh'un gemisini ABD'den getirip Cudi Dağı'na koymak için girişim başlattıklarını söyledi. Şırnak'ta Kültür, Turizm ve Kalkınma Derneği Başkanı Cihan Birlik, filmdeki Nuh'un gemisinin getirilmesi için Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ile görüştüğünü ve bakanlık tarafından da girişimlerin başlayacağını söyledi. Birlik, geminin gelmesi halinde Cudi Dağı eteklerini Milli Park kuracaklarını ve gemiyi de buraya koyacaklarını söyledi. Dernek Başkanı Cihan Birlik, 'Çözüm süreci' ile birlikte bölgede güzel bir ortamın ortaya çıktığını belirterek, şöyle dedi: 'Çanakkale'ye Truva Atı nasıl Yunanistan'dan getirilmişse Amerika, Panama'da çekimleri yapılan Nuh: Büyük Tufan' filminde kullanılan gemiyi de Şırnak'a getireceğiz. Gemiyi yıllarca çatışmalar ile anılan Cudi Dağı eteklerinde olan boş araziye yerleştirip, burayı Milli Park ilan edip ardından bölge şartlarına uygun hayvanları buraya getirip bir hayvanat bahçesi yapmayı planlıyoruz.' Şırnak Valisi Hasan İpek'in projelerini desteklediğini ifade eden Birlik, filmdeki gemiyi almaları halinde getirilmesini de belgesel film haline getireceklerini kaydetti. Birlik, Nuh'un gemisinin getirilmesi halinde kente turist akını görüleceğini bildirirken şöyle dedi: 'Şırnak, Cudi'mize binlerce turist akın edecek. Memleketimizde turizm patlaması olacak. Kalkınma patlaması olacak. İstihdam olacak. Yani aklımıza gelebilecek her türlü katkıyı biz memleketimize bu proje ile beraber sağlamayı düşünüyoruz. Biz proje kapsamında sayın Kültür Bakanımıza gitmeyi düşünüyoruz. Kültür bakanımızdan önemli destek almayı düşünüyoruz. Kendilerine de buradan seslenmek istiyoruz. Bu milli birlik ve beraberlik kardeşlik projesine, destek vermelerini arzu ediyoruz. Geçmiş zamanda yaşanan terör olayları nedeniyle buralara her hangi bir yatırım yapılmadı. Biz bunları güzel projelerle aşmak istiyoruz.' Ebubekir KARATOPRAK/ŞIRNAK, (DHA)
13 Adımda KOÜ'lü Olmak
Üniversite sınavlarına girdiniz, istemeyerek,pardon çok istekli bir şekilde Kocaeli Üniversitesini tercih ettiniz.Tercihleriniz arasında 25 ile 30 arasında bulunan  güzel okulumuzun enfes ayrıcalıkları :)
Reklam
Reklam
Adriana Lima'nın Dikiz Aynası ile İmtihanı
Bir makyaj firmasının reklam çekiminde rol alan ünlü Brezilyalı top model Adriana Lima, kameralara gülümseyerek yürürken kafasını otobüsün aynasına çok sert şekilde vurdu. 32 yaşındaki güzel kaza sonrası hızlıca toparlandı ve otobüsün içine girdi.
Miley Cyrus: 'Aşırı Dozdan Hastanelik Olmadım'
Ünlü pop şarkıcısı Miley Cyrus, uyuşturucu kullandığı için hastaneye kaldırıldığı yönündeki haberleri yalanladı. Cyrus 'Aşırı doz uyuşturucu kullandığım iddiaları doğru değil. Sinüslerimde iltahap olduğundan doktorun verdiği antibiyotikleri kullanıyordum' dedi. ABD'li şarkıcı, ilaçlara alerjik tepki verdiğinden dolayı iki hafta hastanede yattığını söyledi. Cyrus, hastanede geçirdiği zamanı şöyle özetledi: 'Hasta yatağında seruma bağlı yattım. Kendimi toplamak için bir sürü vitamin aldım ve bol bol yoga yaptım.' 'Ailemden birini kaybetmiştim o nedenle bağışıklık sistemim de çok güçsüzdü.' Miley Cyrus, hastanede hayatının en perişan iki haftasını geçirdiğini söyledi. Hastalığı nedeniyle Amsterdam ve Antwerp'teki konserlerini iptal eden şarkıcı, dün akşam Londra'da dünya turu kapsamında sahneye çıktı. Aşırı dozda uyuşturucu aldığı yönündeki haberlere de cevap veren Cyrus, 'İnsanların internette sürekli uyuşturucu yüzünden hastanelik olduğumu yazması moralimi bozdu. Ama şimdi her şey yolunda ve ben de buradayım.' 21 yaşındaki Cyrus, şarkıcılıktan önce çocuk dizilerinde rol alıyordu. Özellikle 2013 MTV Müzik Ödülleri'nde şarkıcı Robin Thicke ile twerking dansı yapması, kamuoyunda günlerce konuşulmuştu. Geçen sene Amsterdam'da verilen Müzik Ödülleri'nde şarkıcının ödül alırken içtiği sigaranın aslında esrarlı olduğunun anlaşılması da, medyada çok tartışılmıştı. Miley Cyrus, kıyafetlerine ya da davranışlarına 'çeki düzen vermek' gibi bir niyeti olmadığını söylüyor.BBC Türkçe
Reklam
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta 17 Aralık soruşturmasında 60 kişi hakkında verilen takipsizlik kararını, Davutoğlu'nun 'basın özgürlüğü açıklamasını, 'spor yayını aksar' gerekçesi ile Meclis'teki tarihi oturumu yayınlamayan TRT'yi ve dört eski bakanı kapağa taşıdı...
Monet'nin "Nilüferler"i 27 Milyon Dolara Satıldı
Fransız empresyonist ressam Claude Monet'nin 'Nilüferler' adlı tablosu, New York'ta yapılan açık artırmada 27 milyon dolara satıldı. Christie's Müzayede Evi, Monet'nin 1907'de Fransa'nın Giverny kentindeki evinin bahçesinde yaptığı tabloyu Asya ülkelerinden, adının açıklanmasını istemeyen bir koleksiyoncunun satın aldığını açıkladı. Tabloya 25 milyon dolar değer biçilmişti. 1930 yılından bu yana Huguette Clark'ın koleksiyonunda bulunan tablo, en son 1926'da sergilenmişti.Açık artırmada 2011 yılında 104 yaşındayken ölen, Montana bakır madenleri mirasçısı Clark'ın koleksiyonundan 47 parça toplam 285 milyon dolara satıldı. İspanyol ressam Pablo Picasso'nun 1942'de tamamladığı 'Dora Maar'ın Portresi' adlı eseri 22,5 milyon dolara satılırken Rus sanatçı Wassily Kandinsky'nin 1909 tarihli 'Sahil' adlı tablosu da 17,2 milyon dolara alıcı buldu.CNN Türk
Cezaevinde Tecavüz Dehşetine Yayın Yasağı
CEYHAN 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi, M Tipi Cezaevi’nde suç mağduru bir çocuğun günlerce koğuş arkadaşının tecavüze uğradığının sonradan anlaşıldığı olayla ilgili yayın yasağı getirdi. Ceyhan Başsavcılığı’nın, CHP Kadın ve Çocuk Hakları İzleme Komisyonu üyelerince cezaevine yapılan ziyaretten bir gün önce yaptığı başvuru, aynı gün karara bağlandı ve CHP heyetinin inceleme yaptığı saatlerde taraflara tebliğ edildi. Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’nde 15 yaşındaki F.O’nun, 17 Şubat’tan itibaren defalarca koğuş arkadaşı M.A’nın tecavüzüne uğradığı ortaya çıkmış ve F.O’nun koğuşunu değiştirmek için yaptığı başvuruların cezaevi yönetimince kabul edilmediği iddia edilmişti. Son olayda F.O’nun çığlık atması üzerine cezaevi yönetiminin cinsel saldırıyı tespit ettiği kamuoyuna yansımıştı.  Hürriyet'ten Bülent Sarıoğlu'nun haberine göre karar şöyle: AZAMİ DERECEDE GİZLİ “Dosya kapsamında fail ve mağdur olarak bulunan kişilerin çocuk olması nedeniyle soruşturmanın CMK 157/1 maddesi gereğince azami derecede gizlilikle yürüttüğü, çocuk yaşta bulunan fail ve mağdur açısından ileride telafisi güç ve imkansız zararların doğabileceği, ayrıca olayın henüz soruşturma aşamasında olması da dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk açısından Anayasa ve yasalarla teminat altına alınan masumiyet ilkesinin gözetilmediği değerlendirilmektedir. HER TÜRLÜ HABER Soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belge, görüntü ve diğer içeriklerin yazılı, görsel ve internet medyasında yayınlanması halinde bu dosya içerisinde şüpheli olarak bulunan kişiler hakkında adil yargılanma haklarını etkileyecek hususların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu, yine bu dosya içerisinde bulunan görüntü kayıtları ve diğer bilgilerin açıklanması halinde suça sürüklenen çocuğun ve mağdurun özel hayatlarının gizliliğinin ihlal edilme durumunun ortaya çıkacağı, suça sürüklenen çocuk ve mağdur açasından ileride telafisi güç zararların ortaya çıkabileceği anlaşılmakla Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebinin kabulüne dair hükmün tesisi yoluna gidilmiştir. Soruşturma dosyası içerisindeki bilgi ve belgeleri kapsar şekilde yazılı, görsel ve internet medyasında her türlü haber, röportaj ve yayın hakkında soruşturma tamamlanana kadar yayın yasağı konulmasına karar verildi.” Haber: Bülent Sarıoğlu  Kaynak: Hürriyet
Reklam
Antivirüs Yazılımların Mucidi: Antivirüsler Öldü
Güvenlik şirketi Symantec, bundan 25 yıl önce bilgisayarları hacker saldırılarına karşı koruyan ticari antivirüs yazılımını icat etmişti. Şimdi ise şirket bu yöntemin başarısızlığa mahkum olduğunu açıkladı. Symantec'in kıdemli başkan yardımcısı Brian Dye yaptığı açıklamada bilgi güvenliğini sağlama konusunda antivirüs yazılımının 'öldüğünü' söyledi. Dye, 'Antivirüsün artık hiçbir şekilde para kazandıracağını düşünmüyoruz.' dedi. Antivirüs yazılımları hackerların bilgisayara sızmasını önlemeyi amaçlıyor. Ancak son zamanlarda hackerler bunu başka yollardan başarıyor. Bu nedenle Dye, yıllık cirosu 70 milyar doları bulan siber güvenlik sektöründe geniş çaplı bir değişimi başlatacak yeniden icat çalışmalarına öncülük ediyor. Kötü adamları dışarıda tutmaya çalışmaktan ziyade şirketlerin yeni teknolojileri artık hackerların bir şekilde sisteme sızdıklarını varsayarak bu sızıntıları tespit etmeyi ve zararı en aza indirmeyi amaçlıyor. Ağ ekipmanları üreticisi Juniper Networks, müşterinden hackerları yanlış yöne çekmek için güvenlik duvarları içerisine sahte veriler yerleştirmesini istiyor. Silikon Vadisi şirketi Shape Security ise hackerların şifre ve kredi kartı numaralarını çalacağını farz ederek artık çalıntı bilgilerin kullanımının zorlaştırılması için çalışıyor. FireEye da savunmanın ilk hattını geçen zararlı içerikli kodları bulmak için ağları tarayan teknoloji yarattı. Şirket, veri güvenliğinin kırılması ardından siber hayalet avcısı gibi görev yapan Mandiant şirketini 1 milyar dolara satın aldı. Symantec de bu hafta aynı kervana katıldı. Şirket, hacklenmiş sistemlere yardım için kendi müdahale takımını kuruyor. Şirket altı ay içerisinde müşterilerine belirli tehditler ile ilgili istihbarat bilgilendirmesi yapacak. Müşteriler böylece yalnızca hacklenmiş olduklarını bilmekle kalmayacak aynı zamanda neden hacklendiklerini de öğrenecek. Şirket ayrıca bir ağ içerisine yerleşmiş oldukça ileri zararlı yazılımları tespit etmek için de teknoloji geliştiriyor. Ancak bunun için şirketin bir toparlanmaya ihtiyacı var. Şirketin maliyet kesintileri nedeniyle karı artsa da son iki çeyrekte gelirleri düştü. Perşembe günü kar rakamlarını açıklayacak olan şirket Mart ayında sona eren çeyrekte gelirlerinin 1,62 milyar dolardan 1,66 milyar dolara yükselmesini bekliyor. Ancak bu rakam bir yıl önceki seviyesinden yüzde 5 daha az. Mart ayında CEO Steve Bennett'i görevden alan şirket böylece iki yıl içerisinde iki CEO'sunun işine de son vermiş oldu. Symantec şirketinde 10 yıldan fazladır görev yapan Dye, diğer şirketlerdeki ilerlemeyi gördükçe öfkelendiğini söyledi. Dye, 'Olduğunuz yerde oturup hayal kırıklığını yaşayabilirsiniz. Ya da harekete geçerek ilk etapta oynamanız gereken oyunu oynamaya başlayabilirsiniz.' dedi. Symantec, ürettiği antivirüs yazılımı ile 1980'lerde bilgisayar güvenliğine öncülük ediyordu. Bu teknoloji daha önce bilgisayarlarda bulunan zararlı kodlardan oluşan listeyi kullanarak hackerların saldırılarını dışarıda tutmayı amaçlıyordu. Tıpkı bir insanı bağışıklık sistemi gibi. Ancak hackerlar gittikçe daha fazla orijinal açıklar kullanmaya başladılar. Dye, antivirüslerin günümüzde siber saldırıların yalnızca yüzde 45'ini tespit ettiği tahmininde bulunuyor. Bu durum Symantec şirketini zor duruma sokuyor. Kişisel cihazlarda kullanılan antivirüs ve diğer ürünler şirketin gelirlerinin hala yüzde 40'ından fazlasını oluşturuyor. Ticari hesaplar için özelleştirilmiş siber güvenlik hizmetleri gelirlerin beşte birini oluştururken daha az kar marjına da sahip. İmkansız olmasa da bu tarz hizmetleri bireysel müşterilere satmak da pratik olmayacaktır. Symantec'in ilk antivirüs ürününü yaratılmasına yardımcı olan Ted Schlein, bu yazılımların 'gerekli olduğunu ancak yeterli olmadığını' söyledi. Girişim şirketi Kleiner Perkins Caufield & Byers'ın da ortağı olan Schlein, Symantec ile rekabet eden yeni siber güvenlik şirketlerine yatırım yapıyor. Dye, Symantec'in Norton güvenlik setinin halihazırda bir antivirüs yazılımının ötesine geçtiğini ve daha önce görülmemiş virüslerden kaynaklanabilecek aktiviteleri de bulduğunu söyledi. Yazılım içerisinde şifre yöneticisi, spam engelleyici ve kullanıcının Facebook haber kaynağını tehlikeli linklere karşı tarayan bir araç ile geliyor. Dye, şirketin Norton'dan vazgeçme gibi bir planının olmadığını ancak yeni ürünler ile gelir büyümesini hedeflediğini söyledi. Dye, 'Eğer müşteriler koruma sisteminden tespit ve yanıt sistemine yönelirse büyüme de tespit ve yanıt sisteminden gelecek.' dedi. Intel'in güvenlik birimi McAfee gibi diğer geleneksel antivirüs üreticileri de aynı yola yönelmiş durumda. McAfee'nin baş teknoloji sorumlusu Symantec'in hedeflediği teknolojiyi yaratmanın iki-üç yılı bulacağını belirtti. IBM de Pazartesi günü yaptığı açıklamada bilgisayar ağları içerisinde düzensiz hareketleri tespit edecek kendisine ait bir güvenlik yazılımı üretmeyi planladığını duyurdu. İran bağlantılı hackerlar geçen ilkbaharda enerji şirketlerinin ve ABD'nin beş büyük bankasından birinin dijital çeperini aşmayı başarmış ancak sisteme daha fazla sızmadan bu aktivitenin farkına varılmıştı. Siber güvenlik şirketleri ayrıca çok tehlikeli tehditleri az tehlikeli tehditlerden ayırmayı da istiyor. Target şirketinin güvenliği geçen yıl aşılmadan önce FireEye'ın güvenlik yazılımı şirketi şüpheli aktivite konusunda uyarmıştı. Ancak şirket bu aktivitenin önemsenecek derecede olmadığına karar vermişti. Daha önce Target'ta çalışan bir kişi takımın tüm tehlikeleri takip edecek kaynaklardan eksik olduğunu söylemişti. Dye bu konuda, 'Bir sorundan yüzde 60 emin olduğumuzda ne yapabiliriz' sorunu yöneltiyor. Analistler ise Symantec'in yazılımının çok fazla makinede çalıştığı için hangi hackerların görmezden gelinebileceği ya da hangilerinin gerçek bir sorun teşkil ettiği konusunda daha fazla rehberlik yapabileceği görüşündeler. DANNY YADRON | WSJ Türkiye
Boş Oturup 5 Bin Lira Maaş Alıyor
Tokat'ta bir önceki dönemde kendisine görev verilmediğini söyleyerek boş oturup aldığı maaşla gündeme gelen Belediye Başkan Yardımcısı Sefer Bayın'a, yeni dönemde de görev verilmedi. Bayın'ın maaşı 5 bin 193 TL'ye yükseldi. Tokat Belediyesi'nde 10 yıldır Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Sefer Bayın, eski Belediye Başkanı Adnan Çiçek ile 2009 yılında bir park işinin kesin kabulü konusunda yaşadığı görüş ayrılılığı nedeniyle pasifleştirildiğini öne sürerek kendisine 3 yıldır görev verilmediği açıklamıştı. 2012 yılının Nisan ayında açıklamalarda bulunan Bayın, '3 yıldır bomboş oturuyorum, 4 bin 295 lira maaş alıyorum' diyerek büyük yankı uyandırmıştı. Eski Başkan Adnan Çiçek döneminde kendisine görev verilmeyen Sefer Bayın duruma itiraz etmiş ve mahkemeye başvurmuştu. '3 yıldır bomboş oturup ayda 4 bin 295 lira alıyorum' YİNE GÖREV VERİLMEDİ 30 Mart yerel seçimlerinde mevcut Belediye Başkanı Adnan Çiçek partisi tarafından yeniden aday gösterilmeyince, Ak Parti İl Başkanlığı görevini yürüten Eyüp Eroğlu partisi tarafından belediye başkan adayı olarak gösterildi. Belediye Başkanlığına seçilen Eyüp Eroğlu, çalışma ekibini belirledi. İki yeni belediye başkan yardımcısı getiren Eyüp Eroğlu, diğer mevcut üç belediye başkan yardımcısı ile yola devam etti. Ancak dört belediye başkan yardımcısına çeşitli görev verilirken, Sefer Bayın'a ise herhangi bir görev verilmedi. '37 GÜN BEKLEDİK' Belediyedeki makamında görev bekleyen ve zamanını internete girerek geçiren Başkan Yardımcısı Bayın, yeni belediye yönetiminin göreve gelmesinin 37'inci günü olduğunu söyledi. Yine Başkan Yardımcısı olduğunu söyleyen Bayın, 'Maaş da güzel, arayan soran yok. İş yapmadan tıkır tıkır maaşı, her ay peşin alıyoruz. Böyle adalet nerede var, bilmiyorum. Ama ben maaşımı hak ederek almak istiyorum. Ben evime ekmek götürüyorum. Çalışmayı da seven insanım. Ben bunu iki yıl önce yine açıkladım. Ama sayın başkan da tabi henüz bunu göremedik. Ben çalışmak istiyorum, üretmek istiyorum, ama onlar istifa etmemi bekliyorlar.' dedi. 'MAAŞIM 5 BİN 193 TL OLDU' Belediye en yüksek maaş alanlardan birisinin kendisi olduğunu dile getiren Bayın, 'İki yıl önce '4 bin 200 TL maaş alıyordum. Şu anda maaşım 5 Bin 193 TL.' dedi. Konu ile ilgili olarak ise Tokat Belediyesi'nden ise herhangi bir açıklama yapılmadı. Mustafa TURAPOĞLU/TOKAT,(DHA)
Reklam
Türk Hava Yolları Reklamı Çalıntı mı?
Türk Hava Yolları'nın büyük ses getiren reklamının Priştina Havalimanı reklamıyla olan benzerliği gündemin çok konuşulanları arasında. İyisi mi izleyin ve kararı siz verin...
10 Liraya En Güzel Şekilde Doymanın 10 Yolu
etiket
Cebinizde 10 liranız var ve çok açsınız, ne yeseniz ki karnınız güzelce doysa? İşte sizin için 10 liraya güzelce doymanın 10 yolunu derledik. Baz olarak en uygun fiyatlı yerler alınmıştır. Ortaköy sahile inip bu fiyatları bulamadık diye yakınmayın.
Dünya Bu Olayı Konuşuyor: 1 Saat Sekse Şampiyonlar Ligi Finali!
Şampiyonlar Ligi finali öncesi, bir kadının sevgilisinin de rızasıyla internete verdiği ilan çok konuşuluacak. Dünya bu haberi konuşuyor! Şampiyonlar Ligi finali adım adım yaklaşırken İspanya'dan gelen haber gündemi sarstı. Bir kadının sevgilisinin de onayıyla internete verdiği ilan ortalığı yıkıp geçirecek! İlanın içeriği ise herkesi şoke etmeye yetti. Final öncesi olay 24 Mayıs'ta oynanacak Şampiyonlar Ligi Finali biletleri satışa çıkar çıkmaz saatler içinde tükendi. Fakat Real Madrid-Atletico Madrid derbisine sahne olacak bu karşılaşma için İspanyol taraftarların umudu tükenmiyor. Bu maça gitmek isteyen Atletico Madrid taraftarı bir çift, maça sadece 1 bilet bulabildi. Fakat takımlarına çok bağlı olan ve bu maça beraber gitmek isteyen sevgililer çok tartışılacak bir teklif sundular. İspanya'daki bir sitede bilet istediklerini belirten kadın taraftar bunun karşılığında bileti verenle 1 saat boyunca seks yapacağını yazdı. Bu teklifin erkek arkadaşından habersiz olduğu düşünülürken dakikalar sonra erkek arkadaşından o teklife yorum geldi: 'Bu finali istiyoruz, bize yardım edin.' Bu olay tüm dünyada büyük yankı yaratırken, çiftin istedikleri bileti bulup bulamayacağı merak konusu oldu.Eurosport
Reklam