onedio
Mars'ta Yaşayabilen Dünyalı Organizma
Dünyadaki en basit ve eski organizmalar arasında bulunan metanojenlerin Mars’ta yaşayabileceği anlaşıldı. Ağırlıklı olarak bataklıklarda yaşayan metanojenler üzerindeki deneyler, organizmaların Mars şartlarına dirençli olduğunu gösterdi. Arkea canlı grubuna dahil olan metanojenler üzerinde yapılan deneyler, mikroorganizmaların Mars’taki çok zor şartlara uyum gösterebildiğini ortaya koydu. Hidrojeni enerji kaynağı, karbondioksiti karbon kaynağı olarak kullanan metanojenler bu şekilde metan üreten organizmalar olarak biliniyor.Bataklıkların yanı sıra büyükbaş hayvanlarda, termitlerde ve diğer otçul hayvanlarda da bulunan metanojenler, oksijensiz ortamda hayatta kalabildiği gibi organik besinlere de ihtiyaç duymuyor ve fotosentez yapmıyor. Sahip oldukları özelliklerle metanojenler yeraltı katmanlarında, dolayısıyla Mars’ta yaşayabilecek en ideal organizmalar olarak kabul ediliyor. Arkansas Üniversitesi’nde uzay ve gezegen bilimi alanında doktora yapan Rebecca Mikol metanojenlerin dayanıklılığını ölçmek için Methanothermobacter wolfeii ve Methanobacterium formicicum adı verilen iki ayrı türü çeşitli deneylere tabi tuttu. Her iki canlı sırasıyla 37 ve 55 derece olan ideal büyüme sıcaklıklarının çok altında hayatta kalmayı başardı. Metanın kaynağı Marslı organizmalar olabilir Mars’taki yüzey sıcaklığının -90 ile 27 derece arasında değiştiğine dikkat çeken Mickol, Kızıl Gezegen’de hayatta kalması gereken canlıların en azından sıcaklık aralığına dayanabilmesi gerektiğini ifade etti. Her iki metanojen türü, en düşük ve yüksek Mars sıcaklıklarında hayatta kalabileceklerini gösterdi. Arkansas Uzay ve Gezegen Bilimleri Merkezi’nden Timothy Kral’ın destek verdiği araştırmada, metanojenler düşük sıcaklıkta yavaşlasa da büyümelerine devam etti. Soğuktan sıcak bir ortama geçildiğinde ise mikroorganizmaların metabolizmaları tekrar normale döndü. Metanojenler üzerinde 1990’lardan bu yana araştırma yapan Kral, 2004’te Mars atmosferinde metan keşfedilmesinden bu yana gazın kaynağının ne olabileceği konusunda araştırmalar yaptıklarını belirtti. Araştırmacılar Mars’taki metanın metanojenler tarafından üretiliyor olabileceğini düşünüyor. Yapılan deneyler ise metanojenlerin Kızıl Gezegen’de yaşayabileceğini gösterdi. Mikol araştırmasının sonuçlarını Boston’da düzenlenen Amerikan Mikrobiyoloji Topluluğu Genel Kurulu’nda sundu. Kaynak: Sciencedaily
Erdoğan: 'Bana Diktatör Diyen Şu An Tam Karşımda'
Soma faciasıyla ilgili açıklamada bulunan Erdoğan 'Kadere iman edenler de bu toplum içinde kahir ekseriyette. Ama buna inanmayanlar da var' dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) 70. Mali Genel Kurulu'nda konuşan Başbakan Erdoğan, Soma faciasında sorumlu olanların bunun hesabını vereceğini belirtti. 'BİR SEFERDE BU KADAR ÇOK KAYBIN YAŞANMASI...' Konuşmasında 'Tayyip Erdoğan kaza ve kadere iman eder' diyen Erdoğan 'Kadere iman edenler de bu toplum içinde kahir ekseriyette. Ama buna inanmayanlar da var. Bir çok köşe yazarı bununla alay ediyor. Şu gerçeği görmeliyiz. Bir seferde bir çok can kaybının yaşanması medyanın dikkatini çekti' dedi. Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları; TOBB'a, gerek sayın başkan ve ekibinin Soma'ya yaptığı ziyaret ve gerekse başlattığınız yardım kampanyasından dolayı şükranlarımı ifade ediyorum. Tüm oda ve borsalarımıza, reel sektörün temsilcilerine, sanayicilere esnafa Soma'ya olan maddi manevi desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. 'MİLLETİMİZ BİR BÜTÜN OLDU' Soma'daki kazanın ardından milletimiz gerçekten örnek bir dayanışma sergiledi. Geçmişte yaşadığımız acı hadiselerde olduğu gibi Soma kazasında da milletimiz bir oldu bütün oldu. Toplumun her kesimi, her kademede her sektörde nefes alıp verdiği her yerde ve ortamda milletimiz vakar içinde birbirine kenetlendi hem acıyı sahiplendi hem de acıyı azaltma gayreti içine girdi. 'BUNU HESABINI VERECEKLER' Acılardan fırsat devşirmeye çalışanlar milletin hissiyatını yaralayanlar da oldu. Ancak milletin feraseti bütün bu olumsuzlukları bastırmaya yetti. Şimdi önümüzde bir kaç önemli husus var. Birincisi bu hadise tüm boyutlarıyla aydınlatılmalı. İdari ve adli soruşturmalar başladı. Hem kazanın sebebi tam olarak aydınlatılacak hem de ihmali olanlar sorumluluğu olanlar bunun hesabını vereceklerdir. 'ÜZERİNİN ÖRTÜLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ' Hükümet olarak bunun bizzat takipçisiyiz. Hiçbir ayrıntı atlanmayacak. Detaylar gözden kaçmayacak kaçırılmayacak, üzerinin örtülmesine asla izin verilmeyecektir. Bir başka konu şehit aileleleri... Ne yaparsak yapalım o canlar geri gelmeyecek. Ancak geride kalanları biz şehit yakınlarımız gibi kutsal emanet olarak değerlendiriyoruz. Şehitlerimizin yakınlarının acılarını hafifletmek adına bu adımları atıyoruz. Bir tek şehit yakınımızın dahi mağdur olmaması için dün bakanlar kurulumuzda meseleyi etraflıca ele aldık. Gereken yasal düzenlemeleri yapacağız. 'TBMM'DE BİR ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURDUK' Bu kazanın ardından en fazla üzerinde durmamız gereken konu iş sağlığı ve güvenliği konusudur. TOBB'un genel kurulunda böyle elim bir kazanın hemen ardından iş sağlığı ve güvenliği konusu temenni ediyorum en önemli gündem maddesi olacaktır. TBMM'de bir araştırma komisyonu kurduk. Hızla büyüyen bir ekonomi var. Üretim, ihracat artıyor. İstihdam edilen nüfus sayısı da artıyor. Ekonomi büyürken üretim yatırım istihdam artarken çalışma hayatı koşullarının buna paralel bir gelişme göstermediğini biliyoruz. Güvenlik ve iş sağlığı, işverene maliyet yüklüyor ve ciddi ihmaller yaşanıyor. İş sağlığı konusunda hükümetlerin yapacakları bellidir. Biz yasaları çıkartırız denetimleri yaparız. Mevzuata aykırı işleyişi tespit ederek mevzuatı uygularız. Bunun ötesi işverenin sorumluluğu altındadır. 'TEDBİR PAHALIDIR, MALİYETLİDİR AMA...' Trafikte her araç belli sürelerde muayeneden geçiyor. Ama bazı vatandaşlarımız araçlarını muayeneye götürmeden önce gidip eşten dostan ilk yardım çantası yangın tüpü alıyor öyle muayeneye giriyor. Trafikte bir sorun yaşandığında o cihazların eksiği can kaybına yol açıyor. Bunu hayatın her alanında her yerde yaşıyoruz. Tedbir pahalıdır, maliyetlidir ama tedbirin eksikliği çok daha maliyetli olabiliyor. Dünyadaki her ülke savunma sanayiine trilyonlarca dolar harcıyor. Savunma sanayi araçlarının çoğu çürüyor atılıyor. Ama her an hazır ve müteyakkız tedbirli donanımlı olmanız gerekiyor. Yani şu anda savaş yok vesaire gibi temennilerle siz hazırlıksız olamazsınız. Tevekkül asla ve asla tedbirsizlik anlamına gelmez. Kaza ve kadere iman asla herşeyi akışına bırakmak tedbiri elden bırakmak anlamına gelmez. 'KAZA VE KADERE İNANMAYANLAR DA VAR' Tayyip Erdoğan kaza ve kadere iman eder. Kadere iman edenler de bu toplum içinde kahir ekseriyette. Ama buna inanmayanlar da var. Bir çok köşe yazarı bununla alay ediyor. Şu gerçeği görmeliyiz. Bir seferde bir çok can kaybının yaşanması medyanın dikkatini çekti. Hepimizin canını acıttı. Her gün ortalama iki işçimizi iş kazalarında kaybediyoruz. Son 12 yılda ülkemizdeki iş yeri sayısı yüzde 111 arttı. 727 bin iş yeri vardı şu anda 1,5 milyonun üzerinde. Çalışan sayısı da arttı. 2002 yılıdna 5 milyon istihdam vardı, şu anda 12 milyon kişi istihdam ediliyor. İşçi sayısı artarken iş kazası oranı yüzde 55 oranında azaldı. Bu yeterli mi? Elbette değil. Hedef sıfıra doğru bunu yaklaştırmak. Dünyada hiçbir ülke bunu başaramıyor. Buna rağmen bizim hedefimiz bunu başarma istikametinde olmalıdır. 'SENDİKALARIMIZIN ÇOK HASSAS OLMASI ŞART' İnsan hayatını tedbiri öne çıkaran gayet modern bir yasayı ülkemize kazandırdık. Kanunu çıkarmakla kalmadık 81 ilde tanıtım ve bilgilendirme yaptık. 211 bin iş yerine ve işveren örgütlerine organize sanayi bölgelerinde bilgilendirme yaptık. Teftişler aynı şekilde devam etti. Sadece geçen yıl madenlerde 1047 teftiş yapıldı. Konunun asıl tarafı olan işverenlerimizin bu mesele üzerinde durup düşünmesi gerekiyor. İşçilerimizin de kendi sağlıkları adına durup düşünmesi gerekiyor. Sendikalarımızın çok daha hassas olması şart. 'CANIN TELAFİSİ YOKTUR' Ekonomi büyürken iş sağlığı ve güvenliği standartlarının da büyüyeceği böyle bir vizyonun iş dünyasına hakim olması gerekiyor. Müfettiş geldiğinde bir takım cihazlar çıkarılıyor. Müfettiş gidince bunlar ortadan kayboluyorsa sendika ve işçi kardeşim buna itiraz edecek. İşçi bana bir şey olmaz diyerek baretsiz çalışıyorsa sendika ve işveren buna itiraz edecek. Hiçbir şey candan daha değerli değil. Kaybolan kar yapılan masraf telafi edilir ama canın telafisi yoktur. Hastalığın sakatlığın telafisi yoktur. 'OY KAYBETMEYE RAZIYIZ' Biz hükümet olarak kentsel dönüşüm yapacağız deprem çalışması yapacağız dedik. Hiçbir hükümet bu kararı alamamıştır. Oy uğruna gecekonudulaşma teşvik edilmiştir. Ama biz popülist davranmayacağız dedik itirazlara rağmen, evimizi yıktırmayız diyenlere rağmen, muhalefet ve STK'lara rağmen oy kaybetmeye razıyız dedik kentsel dönüşümü başlattık. 'BİZ ADIM ATMADAN İŞVERENİMİZ ADIM ATSIN' Şimdi aynı şeyi iş sağlığı konusunda da hep birlikte göstermek zorundayız. Biz adım atmadan işverenimiz adım atsın. Bizim zorlamamıza gerek kalmadan iş veren yasalardan kaynaklanan sorumluluğu yerine getirsin. Bu konuda Türkiye'nin en büyük çatı örgütü olan TOBB'dan bugüne kadar gösterdiği duyarlılığı daha fazla bir şekilde bekliyoruz. 'ÇOK ACI BİR HADİSE YAŞADIK' Bu milli bir sorumluluk. 77 milyon olarak hepimizin canını acıtan bir sorun. Bu acı kazaları artık Türkiye'nin gündeminden çıkaralım. Siyasetçiler de bu işin takipçisi olsun. Medya sadece büyük kazalarda değil her zaman bu konuda duyarlı olsun. Sendikalar da inat eylem çatışma ile gündeme gelmek yerine bu tür konularla gündem oluştursun. En önemlisi işçiler haklarını bilsin korkmadan çekinmeden mücadeleye omuz versin. Bu facianın ardından Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olamaz. Çok acı bir hadise yaşadık. Bunun artım minimize olması noktasında çalışmalıyız. 'BU DA ADİL DEĞİL' Bu işin bir de haksız rekabet boyutu var. Bir işyeri sigortasız işçi çalıştırıyor bir başkası sigortalı çalıştırıyor. Başkası da çocuk işçi çalıştırıyor. Bir başkası tedbir almıyor. Aynı şeyi üretiyor ama biri bire bir kar ederken diğeri haksız şekilde 10 kar ediyor. Bu da adil değil. Dürüst olmayan her üretim bu salondaki tüm dürüst kardeşlerimin alın terinden emeğinden, ekmeğinden çalıyor. Son 12 yılda birlikte çok büyük işler başardık. Büyük reformlar yaptık. Kanayan bu yarayı da hep birlikte tedavi edeceğiz. Bir kez daha Soma'daki şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Mekanları cennet olsun. Bu konudaki dayanışmamızın da ziyadeleşmesini temenni ediyorum. 'SİZLERE ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUM' Burada bütün destekler AFAD'da toplanmaya başladı. Bu desteklerle birlikte gerek mağdur durumda olan tüm şehit ailelerine konut yapımından tutunuz yavrularımızın okumasına kadar herşeyi planlamış vaziyetteyiz. 12 yıl boyunca Türkiye Odalar ve Borsalar birliğinin mensupları ile çalıştık. Türkiye'nin ekonomisini 3 kattan fazla büyüttük. Ekonomiye sağladığınız büyük katkıdan dolayı teşekkür ediyorum. Binlerce insanın sofrasındaki ekmeği büyüttüğünüz için sizlere şükranlarımı ifade ediyorum. Avrupa Birliği sürecinde ToBB ile yürüdük. Ay yıldızlığ bayrağın daha özgür dalgalanması için, birlikte yürüdük. Ecdadımız tarih boyunca nereye ulaştıysa biz de oralara ulaşmaya gayret ettik. Sizler de oraya ulaşmaya gayret ettiniz. Mazlumun elinden tutuk ecdad eserlerini ayağa kaldırdık, gümrük kapılarını elden geçirdik, vizeleri birlikte kaldırdık. 'DEMOKRASİ STANDARTLARINI BÜYÜTTÜK' 2002 yılında 42 ülkeye vizesiz giriyorduk. Fakat şu anda 70 ülkeye vizesiz girebilen bir ülke konumuna geldik. Bunlar durup dururken olmadı. Bu ilişkilerin ne denli olumlu geliştiğinin ifadesidir. Birlikte Filistin dedik Somalı, Suriye, Myanmar, Bosna dedik. Kamu ve özel sektör bir araya gelik sadece ekonomiyi değil refahı artırdık demokrasi standartlarını büyüttük. 'DELEGELER ARASINDAKİ ANKETİNİ İNCELEDİM' Son 1 yıl içinde yaşadığımız özellikle bir tecrübeyi hatırlatmak istiyorum. 30 Mayıs 2013-30 Mart 2014 hadiseleri çok önemli mesajlar verdi. TOBB'un delegeler arasındaki anketini inceledim. Anket yapılan delegelerin yüzde 32'si son bir yılda satışların arttığını söylüyor. Yapılan ankette gelecek yıla dair umutların çok yüksek olduğunu gördük. TOBB delegeleri çoğunlukla satışların ve istihdamın ihracatın yükseleceğini düşünüyor. Umutların yüksek olduğunu görüyoruz. Bu tablo çok şey anlatıyor. Sokak eylemlerinin içerde ve dışardaki karalama kampanyalarının, seçilmiş hükümete yönelik darbe girişimlerinin ekonomiye nasıl bedel ödettiğini bu anket ortaya koyuyor. 2013 Mayıs'taki gelişmeleri tekrar hatırlayalım. Mayıs ayında borsa tarihinin en yüsek faiz en düşük seviyesine geldi. Faiz yüzde 6'ya kadar geriledi. İhracatta rekorlar kırdık. IMF'ye borcu sıfırladık. '130 MİLYON DOLAR REZERVİMİZ VAR' Merkez Bankası rezervimiz 135 milyar dolar ile rekor kırmıştı. Şu anda herşeye rağmen hamdolsun 130 milyar dolar rezervimiz var. 2002 sonu itibariyle 27 buçuk milyar dolardı. Aynı ay içinde Japonya ile nükleer santral mutakbakatına vardık. 2 buçuk milyar dolarlık yatırımla Yavuz Sultan Selim köprüsünün temelini attık. Kredi derecelendirme kuruluşları üst üste kredi notumuzu yükseltti. Türkiye tarihi başarıları yaşarken gezi olayları adı altında şiddet eylemleri başladı. İçerde ekonomiyi sarsmak için elinden geleni arda koymayanlar oldu. Dışarda yatırımcıları etkilemek için sistematik kampanya yürütüldü. Bu saldırının etkilerini telafi ettiğimiz noktada 17-25 Aralık darbe girişimleri oldu. 30 Mart ile bu darbe girişimlerine ve destekçilerine milletimiz tarafından gereken ders en güzel şekliyle verildi. 'MİLLET TAVRINI ORTAYA KOYDU' Gerek gezi olayları gerek 17-25 aralık darbesi şahsım kadar ailem arkadaşlarım hükümetimiz kadar demokrasi milli irade ülkedeki istikrarı büyüyen ekonomiyi hedef aldı. Sizler de hissettiniz. Benzeri saldırıların tahriklerin Mısır'ı hangi noktaya getirdiğini görüyorsunuz. Ukrayna'yı görüyorsunuz. Bu saldırılar 77 milyon için en başta sizin emeğinizi hedef almıştır. Bu saldırıları karşı durması gereken de sadece şahsım değildir. Millet bunu gördü ve net bir şekilde tavrını ortaya koydu. 'BUNLAR YA DESTEK VERDİLER YA DA...' Bu gösterilerin yapıldığı yerlerde camı çerçevesi kırılan kim? Benim esnaf kardeşim. Bu camlar indirilirken tekrar bunları koymak isteyen kim. Devlet... Kime karşı yapılıyor bunlar? Hatta bazı yerlerde bankalara işyerlerine varıncaya kadar soygun yaptılar. Toplumun her kesiminden insanımız tavrını ortaya koydu. Kenarda bekleyip bu saldırıların kendisine rant sağlayacğaını umanlar da oldu. Bunlar ya destek verdiler ya da sessiz kalarak onayladılar. 'BİZİM ELEŞTİRİDEN KORKUMUZ YOK' Aynı manzarayı şu anda Soma kazasının ardından görüyoruz. Madenciler işçiler oradaki şehitlerimiz aileleri inanın umurlarında dahi değil. Buradan nasıl bir siyasi sonuç çıkarırız diye iftiralar atanlar var. Provokasyon yapanlar var. Bunlara karşı ortak tavır hepimizin vazifesidir. Bizim eleştiriden korkumuz gösteriden korkumuz yok. Ama eleştiri adı altında protesto adı altında eğer demokrasimiz ekonomi hele hele istiklalimiz hedef alınıyorsa kusura bakmayın buna biz de müsade etmeyiz sizlerin de müsade etmeyeceğinize inanıyorum. 'POLİS, ASKER ŞEHİT EDENLERE HAPİSTEKİ GAZETECİ OLUYOR' Basın özgürlüğü yok denilen ülkede son 1 yıldır hükümet ve Başbakan için ağza alınmayacak hakaretler manşete çekiliyor. Madende şehit olan kardeşlerimiz için, onlar AK Parti mitingine geldiler müstehaktırlar diyen köşe yazarları çıktı. Acaba onlar CHP mitingine gitmiyor mu? Onların mitinglerine de bu madenciler gidiyordu. Bu nasıl bir köşe yazarlığı... Bir diğeri yine aynı patronun köşe yazarları, o da ne şehit ne gazi ... niyazi oldular diyebiliyor... Bu da köşe yazarı. Bu ne densizliktir. Böyle bir nefret suçu aleni olarak işleniyor. Bütün bunlar yaşanırken hala bu ülkede basın özgürlüğü yok deniliyor. Polis asker şehit edenler hapse giriyor. Adları hapisteki gazeteci oluyor. Her gün sokaklarda terör estiriliyor, esnaf mağdur ediliyor, huzur bozuluyor her nasılsa o ülkede özgürlük olmuyor. Bu bir algı operasyonudur. Bu operasyonun hedefi de şahsım hükümetim değil 77 milyondur. O 77 milyon içinde de en başta siz iş dünyasının mensupları var. 'DERDİMİZ YENİ ANAYASA' Kimin ne olduğunu çok iyi tanıdık. Sizin bağışlarınızla hibelerinizle büyüyenlerin nasıl ihanet sergilediklerini gördünüz. Allah'a hamdolsun kazanımlarımızı kaybetmeden bu süreçten çıktık. Her kesim daha dikkatli olmalı. Kim ne derse desin biz samimiyetle ekonomiyi ve demokrasiyi büyütmeye devam edeceğiz. Birlikte yaptık yapmaya da devam edeceğiz. Susanlar mahçup olacaklar. Az önce sayın Başkan yeni anayasadan bahsetti. Bakın ben şu anda TOBB'un genel kurulunda söylüyorum. Ana muhalefetin başkanı da burada. Muhalefet partilerinden de temsilciler var. Düşünebiliyor musunuz? Bir Anayasa uzlaşma komisyonu kuruluyor ve kurulduğu zaman bizim 326 üyemiz var. Biz 3 üye verdik. Diğer üç siyasi partinin 220 üyesi var onlar 9 üye veriyor. Biz böyle bir anlayış gösteriyoruz. Derdimiz yeni anayasa... 'KARŞIMDA ŞU AN BULUNUYORLAR' Bütün bunların yanında sayın Başkan konuşması esnasında, TOBB başkanı özellikle bir kusurdan bahsetti. Bu ülkenin başbakanına diktatör diyen muhalefet var. Karşımda şu an bulunuyorlar. Tayyip Erdoğan diktatör olacak sen meydanlarda dolaşcaksın öyle mi? Diktatörün olduğu bir ülkede bunları yapamazsın. Bu tür yakıştırmalarla ülkenin huzurunu bozarsınız. Önce ağzınızdan çıkanı kulaklarınızın duyması lazım. Bütün bu toplumsal huzur ve adalet duygusu kadar bütün bunlar iş dünyamızı da rahatsız ediyor. 'HADİ ADAY OL, BEN DE SİVİLİM' Şimdi Cumuhrbaşkanlığı seçimleri hepimizin gündeminde. Ne diyor başkan? Sivil bir cumhurbaşkanı diyor. Sen nesin sivil değil misin? Hadi aday ol. Ben de sivilim. Sayın Demirel, Özal sivil değil miydi? Sezer sivil değil miydi? Siz siville neyi kastediyorsunuz? Bir siyasi parti başkanını da aday gösterir, içinden başka birini de aday gösterir. Nitekim biz en son olarak Abdullah Gül'ü aday göstermiştik. Dışişleri bakanımızdı sivildi... Bütün engellere rağmen seçildi ve 7 yıldır başarıyla yürüttü. Şimdi ilk defa millet seçecek. Milletin seçtiği cumhurbaşkanına da hep birlikte saygı duymak zorundayız. Saygı duyacağız. Beğenirsin beğenmezsin ama milletin seçtiğini beğenmek zorundasın. İnşallah Ağustos ayında halkın oylarıyla cumhurbaşkanı seçilecek. Dah güçlü bir ülke olarak 2023 hedeflerine ilerleyeceğiz. haberler.com
Reklam
Ankaralı Olmayanların Anlayamayacağı 10 Şey
Öncelikle sayın okur ben de anladığımdan yazmıyorum. Zaten anlayamadığından diye de not düşmüşüm başlığa. Evrenin sırlarını vermemi beklemeyin. Şebnem Ferah'ın da dediği gibi sana bilmediğim bir şey söyleyemem sayın okur. Nasıl söyleyim ki hem; kütük Tokat, ikamet İstanbul, misket Ankara.Neyse öff bize ne be slk demeyin diye kısa kesiyorum bu kısmı.Yoksa her türlü kapışırım, kendi Ankara havaları albümümü çıkarır adını da 'Size yollar rampa, bizim olayımız hep pompa' koyarım!
Reklam
Yüzyılın Golü Bu Olsa Gerek!
Brezilya ile Almanya arasında yapılan plaj futbolu karşılaşmasında Brezilyalı oyuncu Bruno Xavier adeta yüzyılın golünü attı...
Orhan Pamuk: 'Dürüst Olanın Hükümeti Eleştirmemesi Olanaksız'
Orhan Pamuk, Soma'da yaşanan maden faciasıyla ilgili olarak 'Soma madeninde 300 hatta belki de 400 kişi öldü. Hükümetin ağır ihmali yüzünden. Çünkü Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. Özelleştirme ideolojisi, bütün kötü çalışma koşullarını eleştirmek için ifade özgürlüğü yok' dedi. İlk romanı “Cevdet Bey ve Oğulları” Fransa’nın en büyük yayınevi Gallimard’dan Fransızca yayımlanan Orhan Pamuk, Paris’te katıldığı bir radyo programında hükümeti eleştiri yağmuruna tuttu. Soma’daki maden kazasının hükümetin ağır ihmalinden kaynaklandığını dile getiren Pamuk, “Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. İfade özgürlüğünün önüne perde çektiler. Medya kontrol altında. Otoriter bir yönetim iktidarda. Dürüst olup bu hükümeti eleştirmemek mümkün değil” dedi. Fransa’nın Lyon kentinde düzenlenen Uluslararası Roman Buluşması’na da katılacak olan Orhan Pamuk, kültür kanalı France İnter Radyosu’na verdiği söyleşide Türkiye’yi sarsan Soma maden kazası hakkındaki soruları yanıtladı. Pamuk, 'Neden Soma kazasında halk maden yönetimine değil hükümete karşı öfkeli?' sorusuna şöyle yanıt verdi: 'Soma madeninde 300 hatta belki de 400 kişi öldü. Hükümetin ağır ihmali yüzünden. Çünkü Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. Özelleştirme ideolojisi, bütün kötü çalışma koşullarını eleştirmek için ifade özgürlüğü yok.' 'Halk ve politik temsilcileri arasında bir boşanmadan söz edebilir miyiz?' sorusuna ise 'Hayır. İfade özgürlüğünü sınırlayan, aşırı derecede otoriter bir hükümet söz konusu. Başbakan son derece sert bir konuşma tarzı kullanıyor. İfade özgürlüğü sınırlı. Ama bütün bunlara rağmen son seçimlerde hala yüzde 45 oranında seçmen bu iktidara oy verdi. Bu da politik durumu daha da zorlaştırıyor. Muhalefet milliyetçiler ve laikler arasında bölünmüş' diye cevap verdi. Pamuk, Madenciler ve tekstil işçileri konusunda Türkiye'nin Avrupa’da işçi hakları ve çalışma koşulları açısından korkunç ve üzücü bir rekora sahip olmasıyla ilgili olarak 'Bu sadece para kazanmanın kolay yolu. İnsan hayatı önemli değil, kapitalizmin ilk etaplarında olduğu gibi sadece çok para kazanmak istiyorlar ve insan hayatlarını dikkate almıyorlar. İfade özgürlüğünün önüne perde çektiler. Umurlarında değil ifade özgürlüğü. İnsanların içinde bulunduğu koşulları dile getirmelerine izin vermiyorlar. Sadece daha çok kazanmak derdindeler' dedi. 'Türkiye sizi hâlâ büyük bir protestocu olarak görüyor mu?' sorusuna Pamuk, 'Hükümeti eleştirmemek olanaksız. Otoriterler. Davranış biçimi otoriter, YouTube ve Facebook’u yasaklama biçimleri otoriter. Dürüst biri olup bu hükümeti eleştirmemek olanaksız. İnsan hakları, medyanın kontrolü ve ifade özgürlüğü alanlarında yaptıkları nedeniyle' diye yanıt verdi. Pamuk, sosyal güvenlik ve çalışma yasaları açısından AB düzenleyici bir rol oynayamaz mı? sorusuna ise şöyle cevap verdi: '2004-2009 yılları arasında Türkiye’nin AB’ye girmesinin avukatlığını yapıyordum. Bunun her iki taraf için de iyi olacağını düşündüm. Ama AB içine kapandı, fikir yok oldu, Türkiye fikri artık güçlü değil. Dürüst olmak gerekirse Türkiye’nin AB üyeliği uzaklaştığı için ağlamıyorum. Ama bu fikrin buharlaştığını düşünüyorum. Ama benim ‘Cevdet Bey ve Oğulları’ kitabıma bakın. Daha 1905’te, o zaman bile laik orta ve orta üst sınıflar Avrupa ya da Fransız kültürü üzerine kuruluyor. Büyük bir gelenek var. AB ve Türkiye arasında müzakereler sürerken Türkiye’de ağırlığı vardı. Türkiye de AB’ye yaklaşıyordu. Ama maalesef Avrupa içine kapandı. Avrupa milliyetçiliği, Türk laiklerini ve AB yanlılarını tek başına bıraktı.' Cumhuriyet
Reklam
LYS Nasıl Hazırlanmalıyız?
2 milyonun üzerinde öğrenci 23 Mart’ta yapılacak 2014 Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sınavına katıldı.YGS bitti şimdi sırada LYS var.YGS puanlarından en az biri 180 ve daha fazla olan adaylar, Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) girme hakkı kazanacak.Pek çok öğrenci sınavların yaklaşmasıyla birlikte özgüven eksikliği ve psikolojik sıkıntılar yaşıyor.Peki LYS'ye Nasıl Hazırlanmalıyız..LYS’deki başarınızın yerleştirme puanınızı % 60 oranında etkileyeceğini unutmamalısınız. Dolayısıyla YGS’de elde ettiğiniz sonucu bir tarafa bırakıp tüm gücünüzle LYS’ye yüklenmelisiniz.YSG’de yüksek bir net çıkarmanız sizi rehavete sürüklememeli, düşük bir puan almanız da asla ümidinizi kırmamalıdır. YGS’den sonra rehavete düşmeniz performansınızın düşmesine ve derslerden kopmanıza sebep olacaktır. İstediğiniz başarıyı elde edemediyseniz -nasıl olsa ilk sınavım kötü geçti, artık konuları toparlayamam- diye düşünmemelisiniz. Çünkü LYS için yaklaşık 2 aylık bir süre var ki, bu da çalışan bir öğrenci için çok büyük bir zaman dilimidir.LYS’deki sorular bilgi ağırlıklı olacağı için konulara yüzeysel çalışmamalısınız. Özellikle sözel derslerdeki kavram, isim ve eserleri özümsemeden geçmemelisiniz.Çok iyi bildiğiniz konular üzerinde fazla durmamalı, bunun yerine eksik olan konulara odaklanmalısınızYouTube'da Çok güzel görsel öğrenme statüleri bulunmakta bunlar değerlendirilmeli,ve en önemliside ezberde zorluk çekiyorsanız hafıza tekniklerinden yararlanılmalıdır.
''Diego'yu Çok İstedik Fener Aldı''
Hugo Almeida, Fanatik gazetesine özel açıklamalarda bulundu.'Fernandes’in eksikliğini ciddi anlamda hissettim. Olcay, Gökhan ve Oğuzhan’la hücumda iyi bir iletişim kurmaya çalıştık ama olmadı. 1-2 şutla tamamladığım maçlar bile oldu. Yalnız kaldım.' 'Onun olmaması, hem ben hem de takım adına büyük kayıptı. Beni iyi tanıyordu, sahada nereye koşacağımı ve nasıl oynayacağımı iyi biliyordu. Eksikliğini ciddi anlamda yaşadım. Olcay, Gökhan ve Oğuzhan'la hücumda iyi bir iletişim kurmaya çalıştık ama bazen bu işe yaramadı. 1-2 şut atarak tamamladığım maçlar bile oldu. Bunların çoğunda ileride yalnız kaldım' 'Beşiktaş’ta kalmak ve yeni statta sahaya çıkmayı çok isterim. Taraftarımızın gücünü kullanmalıyız. Yönetim elinden geleni yapıyor ama ben Ağustos’ta bu stadın biteceğini pek sanmıyorum.' 'Gökhan Töre’nin vurulduğu gece ben de Fernandes’le oradaydım. Ancak Gökhan’dan haberimiz yoktu. Silah sesini duyduk, mekanı terk ettik. Sabah kalktığımda onun vurulduğunu öğrendim.' Fernandes gitti yalnız kaldım! Siyah-Beyazlılar'ın henüz sözleşme yenilemediği Hugo Almeida'nın, FANATİK'e yaptığı çarpıcı açıklamaların ikinci bölümü de çok konuşulacak. Almeida'ya bu kez Manuel Fernandes'in yokluğunun, onu sahada nasıl etkilediğini sorduk. Yıldız futbolcu ise şunları söyledi: 'Fernandes'in gitmesi, benim için oldukça karmaşık bir durumdu. Hem benim hem de kulüp adına büyük bir kayıptı. Bunu sadece arkadaş anlamında söylemiyorum, sahada da onun eksikliğini hissettim. Fernandes beni iyi tanıyor ve nereye koşu yapacağımı ya da ne tarafa doğru hareketleneceğimi iyi biliyor. Gününde olduğu zaman neler yapabileceğini hep gösterdi. O gerçekten sakattı ve o yüzden takıma dahil olamadı. Ancak geleceğiyle ilgili nasıl bir karar vereceğini bilmiyorum.' 'Eleştirmek çok kolay' 'Diğer oyuncular benimle henüz yeni yeni oynamaya başladılar. Sayılmayan iki golüm de dahil, 15 golle ligi tamamladım. Uzun süre gol atamadığım zaman herkes beni eleştirdi. Bu açıdan bakınca tabii ki olumsuz şeyler söylemek kolay. Ama maçlara baktığımızda her zaman istediğim fırsatları bulamıyordum. Bazı maçları kaleye 1 ya da 2 şut atarak tamamladığım bile oldu. İstediğiniz topları alamayınca, gol atmak da o kadar zorlaşıyor. Ancak bunu asla çok sorun etmedim. Çünkü önemli olan benim gol atmam değil, takımın kazanmasıydı.' 'Genç ve kaliteli isimler' 'Sahaya çıktığımda her ne olursa olsun, en iyisini yapmak için iyi niyetle çabaladım. Bu açıdan baktığımda performansımı iyi buluyorum. Hücumda Olcay, Gökhan Töre ve Oğuzhan'la oynadım. Hepsi genç ve kaliteli futbolcular. Özellikle Gökhan ve Oğuzhan, Türkiye için çok daha büyük oyuncular olabilirler. Fernandes'in yokluğunda onlarla saha içinde iyi bir iletişim kurmaya çalıştık. Ancak bazen bu işe yaramadı. Maçların çoğunda kendimi hücumda yalnız hissettim. Bir hücum oyuncusunun bu durumda kalması, iyi bir şey değildi. ‘Stadın biteceğine inanmıyorum’ 'Burada kalmak ve yeni statta sahaya çıkmak çok isterim. Taraftarımızın gücünü kullanmalıyız. Yönetim elinden geleni yapıyor ama, ben ağustosta stadın biteceğini pek sanmıyorum' 'Dünya Kupası'ndaki performansıma göre beni isteyenlerin artacağına dair bir düşüncem olmadı. Beni gol atamadığım dönemlerde çok eleştirdiler. Ayağımdan yaşadığım sakatlıktan sonra yaklaşık 1 ay futbol oynayamadım. Ardından takımıma yardım etmek için neler yaptığımı çoğunluk göremedi. Özellikle belimdeki ağrılara rağmen, hep oynamaya çalıştım. Bu da benim istenen ritmi bulmamı zaman zaman engelledi. Ancak futbolun içinde olan şeyler bunlar.' 'Gerçekçi olmak lazım' 'Daha önce de söylediğim gibi Beşiktaş'ta kalmak ve yeni statta sahaya çıkmayı çok isterim. Ne yazık ki bu sezon en büyük silahımız olan seyircimizden yeterli derecede faydalanamadık. Stadın bitmesi çok önemli. Yönetim, Ağustos ayında bitmesi için elinden geleni yapıyor ama gerçekçi olmak lazım. Umarım hazır olur ama stadın tahmin edilen zamanda hazır hale geleceğini pek sanmıyorum.' ‘Sabah uyandım vurulmuş’ Portekizli futbolcu, Gökhan Töre'nin vurulmasıyla ilgili olarak, 'Fernandes'le birlikte oradaydım ama, Gökhan'dan haberimiz yoktu. Silah sesini duyduk, mekanı terk ettik. Sabah kalktığımda onun vurulduğunu öğrendim' dedi. Fenerbahçe ile oynanan derbi karşılaşmasının ardından şok bir olay yaşanmış, mücadele sonrası soluğu bir eğlence mekanında alan Gökhan Töre, burada silahlı saldırıya uğramıştı. Mekanda başka Siyah-Beyazlı oyuncuların da bulunduğu, bunlardan birinin de Hugo Almeida olduğu öğrenilmişti. Portekizli forvet, Gökhan'ın yaşadığı olayla ilgili ilk kez konuştu. Almeida, 'Gökhan'ın vurulma olayında benim de adım geçti. Evet ben de oradaydım ancak Gökhan'ın mekanda bulunduğundan haberim yoktu. Ben, Fernandes'le birlikteydim. Bir anda silah sesini duyduk ve hemen ardından orayı terk ettik. Ertesi sabah uyandığımda, bu olayın yaşandığını öğrendim. Her ne olursa olsun, ona bir şey olmamasına hepimiz çok sevindik' yorumunu yaptı. ‘Fenerbahçe’nin maddi gücü var’ 'Benim pozisyonum için Eto'o ve Gomis yazılıyor. Ayrıca kulüp, Atletico'dan Diego ile de ciddi biçimde ilgilendi. İşte o anda devreye Fenerbahçe girdi ve maddi gücüyle işi bitirdi' 'Futbolda başarılı olmak için çok çalışmamız ve sahada yüzde 100'ünüzü vermeniz gerekiyor. Ancak bir diğer önemli olan şey de, kaliteli oyunculara sahip olmanız. Bu sayı ne kadar çoksa, şampiyonluk şansınız da o derece yüksek. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin bu sezon bize göre en önemli avantajı, bütçelerinin daha yüksek olmasıydı. Onlara karşı iyi savaştık ama, sezonun genelinde kadro derinliği anlamında sıkıntılar yaşadık. Benim yerime forvet pozisyonu için gazetelerde birçok isim yazıldı. Samuel Eto'o ve Gomis konuşuluyor. Ayrıca Diego için ciddi girişimlerde bulunulduğunu herkes biliyordu.' 'Cenk iyi işler yapacak' 'Sonrasında bir anda Fenerbahçe, Diego ile ilgilendiğini resmen açıkladı. İşte burada devreye maddi konular girdi. Kendisi kaliteli bir oyuncu. Anlaşma sağlanırsa, başarılı olacaktır. Şimdiden anlaşılan Cenk Tosun var. Antep'te çok iyi bir performans gösterdi. Onun Beşiktaş'ta iyi işler yapacağına inanıyorum. ‘Atletico mucizeye imzasını attı’ 'Atletico Madrid'in bu sezon hem İspanya'da hem de Avrupa'da başardıklarını, mucize olarak nitelendirebiliriz. Ancak çok çalışarak bu noktaya geldiler. Barcelona ve Real Madrid'in egemenliğine bu sezonluk bile olsa son vermeleri, futbol adına çok önemliydi. Teknik direktör Diego Simeone, çok önemli işler başardı. Yaptıkları hiç de kolay şeyler değildi. Kaliteli ve hiç durmadan koşan bir takım yarattı. Arda Turan da bu takımın önemli bir parçası ve Türkiye'nin de en önemli oyuncularının başında geliyor.' ‘Dünya Kupası'nda favorim yok’ 'Ülkem Portekiz'le, Dünya Kupası'nda başarılı olmak istiyoruz. Genç ve tecrübeli oyunculardan oluşan bir ekibiz. İlk önce önemli olan grup aşamasını geçmek. Almanya, ABD ve Gana ile oynayacağız. Almanya en güçlü rakip. Ancak Gana, Afrika'nın en iyi takımlarından, ABD'de de Klinsmann önderliğinde başarılı olmaya çalışacak. Turnuva için bir favorim yok. İspanya son şampiyon, Brezilya, Almanya, İtalya her zaman yarı finalleri görebilecek ve şampiyon olma şansları olan ekipler. Bizim de onlar kadar şansımız olduğunu düşünüyorum.' ‘Sadece Ronaldo’dan ibaret değiliz!’ 'Cristiano Ronaldo, harika bir futbolcu. Ancak Portekiz'in elde ettiği başarıları tamamen onun üzerinde konuşmak, diğer oyunculara haksızlık olur. Biz sadece Ronaldo'nun olduğu bir takım değiliz. Bana göre dünyanın en iyi futbolcusu ama sahada oynayan diğer 10 kişiyi de unutmamak gerek. Ronaldo'nun bize karşı rakip olmamasından dolayı mutluyum. Saha içinde ve dışında çok iyi bir profesyonel. Lionel Messi'yi ise bu sezon sakatlık çok etkiledi. Üst düzey bir futbolcu ve her zaman bu seviyede olmak kolay değil.' FANATİK
Reklam
Romanya’nın Yeraltında Neler Oluyor?
Romanya’nın başkenti Bükreş’in kanalizasyonunda çok ilginç yaşamlar yaşanılıyor.Planlı şehir Bükreş’in yeraltında yetimler ve uyuşturucu bağımlıları adeta ikinci bir şehir kurmuşlar.Haberin devamı için TIKLAYIN
Reklam
Pirinç Tanesinden Küçük Elektronik Kalp Pili Üretildi
Ürettikleri pirinç tanesinden küçük kalp pilini, yeni geliştirilen sistemle vücut dışından kredi kartı büyüklüğündeki güç kaynağıyla şarj etmeyi başaran Amerikalı bilim adamları tıpta çığır açabilecek buluşa imza attı.Başarılı olduğunun kanıtlanması durumunda, büyük boyutlu pilleri ve hantal şarj sistemlerini ortadan kaldıracak buluş sayesinde artık hastalıklar ve ağrılar, ilaç yerine elektronik cihazlar kullanılarak tedavi edilebilecek. Şarj sistemini domuz denek üzerinde deneyen bilim adamları, daha sonra bu şarj sistemiyle bir tavşana yerleştirdikleri kalp pilini şarj etmeyi başardı. Bilim adamları buluşlarını insanlar üzerinde denemeye hazırlanıyor. Ancak buluşun testleri geçmesi ve başarılı olduğunun kanıtlanması durumunda bile ticari tıbbi cihazlarda kullanılır hale gelmesi için gerekli güvenlik ve fayda kriterlerinin karşılanması 5-6 yılı bulabilecek. Elektrik Mühendisliği Doçenti Ada Poon başkanlığındaki Stanford Üniversitesi mühendislerinden oluşan ekip tarafından geliştirilen yeni kalp pili, üniversitenin internet sitesinde tanıtıldı. Buluşun ana unsuru olan kablosuz şarj sistemini, geliştirdiği 'orta saha elektromanyetik dalga' adını verdiği sistemle mümkün halen getiren Poon, vücudun iç kısmına daha kolay yerleştirilebilmeleri ve hastalıkların ve ağrıların tedavisinde kullanılabilmeleri için bu tip cihazların mümkün olduğunca küçük yapılmasının önemli olduğunu vurguladı. Stanford Nörobilim Enstitüsünden Nörobiyoloji Profesörü William Newsome, 'beyne yerleştirilebilen bu elektonik cihazların, belirli beyin devrelerindeki faaliyetleri doğrudan düzenleyebilme yeteneğine sahip olamaları nedeniyle bazı bozukluklarda ilaçlardan daha faydalı olabileceğinin' altını çizdi. Buluşun ana unsuru kablosuz şarj sistemi Buluş, güvenli şekilde vücudun iç tarafına ulaşabilen yeni tip kablosuz eletrik iletimi sistemi sayesinde mümkün olabildi. Elektronikte çığır açan nitelikteki yeni sistem aşağı yukarı bir cep telefonunun çalıştırmaya yetecek kadar elektriğe ihtiyaç duyuyor. Sistemi geliştiren Poon, cep telefonlarını test eden bağımısız bir laboratuvarda yapılan deneme çalışmalarının bu sistemin oluşturduğu elektriğin insan sağlığı için tehlike olarak kabul edilen sınırın epey altında kaldığını belirtti. Poon’un buluşu, radyo dalgaları gibi büyük mesafeleri kateden uzak saha eletromanyetik dalgalarla tıpta işitme cihazları gibi kullanım alanı bulan ancak sadece çok kısa mesafelerde eletrik iletimi yapabilen yakın saha elektromanyetik dalgaların birleştirilmesi sayesinde mümkün oldu. Dalgaların, hava, su veya biyoloik dokular gibi temas ettikleri materyallere göre farklı şekilde hareket etme özelliğinden faydalanan Poon, uzak mesafelere ulaşabilmesine karşın insan sağlığı için zararlı olabilecek uzak saha dalgaları, sağlık için tehlike oluşturmamalarına karşın yakın mesafelere gidebilen yakın saha dalgalarla birleştirmeyi başardı. Poon’un orta saha elektromanyetik dalgalar adını verdiği, elektromanyetik dalgaları vücutta kontrol etmeye olanak sağlayan sistem Proceedings of the National Academy of Science adlı bilimsel dergide yayımlandı. Muhabir: Alp Ertunga Karaca AA
Reklam