onedio
Hindistan Usulü Diş Parlatma
Hindistan usulü videolardan bir yenisi daha. Dezenfekte bir şekilde sokakta hastasının dişlerini parlatan adam.
Dünyanın En Şanssız Grubu
Her zaman işler planlandığı gibi gitmeyebilir. Fakat bu ortaokulda grup kuran çocukların şanssızlık seviyesi oldukça yüksek.
Ve Melih Gökçek Twitter Hesabını Geri Aldı
Sabah saatlerinde Twitter hesabını hacker'lara kaptıran Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, saat 16.00 sularında hesabını geri almayı başardı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Gökçek, hacklenen Twitter hesabının saat 16.00’dan itibaren kendi kullanımına açıldığı bildirildi. Gökçek, “03.59’dan itibaren kimliği belirsiz kişilerce ele geçirilen Twitter hesabım, Twitter üst yönetiminin müdahalesi neticesinde bugün saat 16.00 itibarı ile şahsımın kullanımına açılmıştır. Bu süre içerisinde hesabımdan yapılan açıklama ve duyurularla hiçbir ilgim yoktur. Kamuoyunun bilgisine sunarım” açıklamasını yaptı. 'Melih Gökçek'in Hacklenen Twitter Hesabından Atılmış 16 Tweet' galerisi için tıklayınız 
Esenler Kaymakamlığı 2500 Yıllık 'Hipokrat Yemini'ni Değiştirdi!
Esenler Kaymakamlığı bir aile sağlık merkezinde çalışan hemşire ve doktorların şikâyet edilmesi üzerine verdiği soruşturma izninde bir ilke imza atarak Hipokrat Yemini'nde değişiklik yaptı. İstanbul Esenler Kaymakamlığı’nın hukuk işleri şefliği, bir aile sağlık merkezinde çalışan hemşire ve doktorların şikâyet edilmesi üzerine verdiği soruşturma izninde bir ilke imza atarak Hipokrat Yemini’nde değişiklik yaptı. 2500 yıllık Hipokrat Yemini değiştirilirken değiştirilmiş yemine dayanılarak, hastanın kusurlu olmasına karşın doktor ve hemşirelerin soruşturulmasına izin verildi. Karar metninde 2 bin 500 yıllık Hipokrat Yemini’ne ekleme yapan hukuk işleri, sağlıkçıların soruşturulmasına, Hipokrat Yemini’nde belirtilen “… hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma, hastalarımı memnun edeceğime, insan hayatına mutlak hizmette saygı duyacağıma” ifadelerini örnek gösterdi. Hipokrat Yemini’nde “hastalarımı memnun edeceğime…” şeklinde bir ifade yer almazken kaymakam değiştirilmiş metne dayanarak, hastanın kusurlu olduğunu belirtmesine karşın, doktor ve hemşireler hakkında soruşturma izni verdi. Cumhuriyet gazetesinden İklim Öngel’in haberine göre, İstanbul’un Esenler ilçesinde hizmet veren bir aile sağlık merkezinde, bir hasta kayıtlı olmamasına karşın muayene olmak istedi. Merkezde görevli 2 hemşire ve doktor, önce kaydının yapılması gerektiğini belirterek hastaya iğne yapmadı. Kayıt için hastanın nüfus cüzdanı fotokopisini isteyen sağlıkçılar ile vatandaş arasında anlaşmazlık yaşandı. Bunun üzerine vatandaş, sağlıkçılar hakkında “görevi kötüye kullanmak” gerekçesiyle şikâyette bulundu. Esenler Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri, yaptığı ön incelemenin ardından verdiği kararda, “Her ne kadar müşteki, aile sağlık merkezine eşinin ve çocuklarının kaydı bulunmasına rağmen kendi kaydını aldırmayarak bir ihmalde bulunmuş ise de, adı geçen ASM’de görevli doktor ve hemşirelerin hastaya ASM’de kaydının bulunmadığını belirterek ne yapması gerektiği yönünde bilgi vermelerine rağmen görevlerine başlamadan önce yaptıkları Hipokrat yemininde belirtilen ‘…hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma, hastalarını memnun edeceğime, insan hayatına mutlak hizmette saygı duyacağıma…’ hususlarına uygun olarak hastanın ihtiyacı olan iğneyi yapmaları gerekirken yapmadıkları, bu nedenle de görevlerini yerine getirirken gerekli özeni göstermeyerek kusurlu davrandıkları…” ifadelerinin yer alması dikkat çekti. Kaymakam Yüksel Ünal’ın imzasını taşıyan resmi evrakta 2500 yıllık Hipokrat Yemini değiştirilirken değiştirilmiş yemine dayanılarak, hastanın kusurlu olmasına karşın doktor ve hemşirelerin soruşturulmasına izin verildi. İklim Öngel | Cumhuriyet
Twitter Hesabı Nasıl Ele Geçirilir, Korunmak İçin Ne Yapmalı?
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek 'in 2 milyona yakın takipçiye sahip hesabının çalınmasıyla birlikte şifre ve hesap güvenliği konu başlıkları tekrar gündemin ilk sıralarına çıktı. Twitter hesapları nasıl hack'leniyor? Hesaplar hackerlara karşı nasıl korunabilir? Güvenlik yazılım firması Trend Micro kullanıcılara altın değerinde tüyolar verdi. İşte hackerlardan korunma yolları: Yaşanan olaylar dünya çapında şifre güvenliği konusunda yeterli bilincin yerleşmediğini gösteriyor. Genellikle kullanıcıların yeterince karmaşık şifreler kullanmadığı görülüyor. Ne kadar karmaşık şifreler kullanılsa da saldırganların sosyal mühendislik hamlelerine kanmak da hesapların ele geçirilmesine yol açıyor. Twitter üzerinden alınan 'Doğrudan Mesajlar' vasıtasıyla zararlı bağlantılara yönlendirilen kullanıcılar, gittikleri web sitesinde şifrelerini kaybedebiliyorlar. Güvenlik kontrolleri olmayan bir web sitesinde sosyal medya hesaplarında kullanılan şifrelerin kullanılması, hesapların ele geçirilmesinde kullanılan bir başka yöntem. Saldırganların elinde, çalınan bir kullanıcı adı ve şifrenin diğer platformlarda denenmesini sağlayacak çok basit yazılımlar bulunuyor. Öncelikle yapmanız gereken kendinize karmaşık bir şifre belirlemek, mutlaka içerisinde sayı harf ve karakter olmalıdır ve kesinlikle e-posta adresinizin şifresi ile aynı olmamalıdır. Birçok kullanıcı burada hata yapmaktadır. E-posta şifresini çalınan kullanıcılar aynı zamanda Facebook ve Twitter hesabınızı da kolayca ele geçirebilir. Çalan kişinin yapması gereken tek şey Facebook veya Twitter hesabınıza girip şifremi unuttum linkine tıklayıp e-postanıza bir kurtarma maili istemektir. Bu nedenle ilk önce e-posta hesabınızın güvenliğinden emin olmalısınız. Eğer birçok şifreyi aklınızda tutmakta zorlanıyorsanız şifre yöneticisi programlardan birini kullanabilirsiniz. Ne kadar güçlü bir şifre seçerseniz seçin bilgisayarınıza atılacak bir keylogger şifrenizi ilgili kişiye gönderecektir. Bu nedenle iyi bir anti-virüs programı kullanmanız gerekiyor. Facebook ve Twitter şifreniz yalnızca bu sitelere özgü olmalıdır, başka hiçbir yerde kullanmayınız. E-mail adresinizdeki doğum günü ve güvenlik sorusu gibi kriterleri mutlaka doldurunuz. İki aşamalı kimlik tanıma yöntemlerini seçin. Twitter'da son dönemde artan saldırılar üzerine tartışılan iki aşamalı giriş sistemi sayesinde sosyal medya hesaplarınızı güvende tutabilirsiniz. Facebook ve Google'da yer alan, Twitter'da da kısa sürede hayata geçmesi beklenen sistemlerle kullanıcı adı ve şifre girişinin yanında özel bir soruya cevap vererek hesaba giriş yapabilirsiniz. Bunun yanında –belki de daha da etkili bir yöntem olarak- Türkiye'deki bankalardan da alışık olduğumuz şekilde, kullanıcı adı ve şifre girişinin ardından cep telefonlarına gönderilen kısa mesajda gelen ikinci şifreyle giriş yapmak da mümkün. İnternet üzerindeyken şüpheci olun. Tanımadığınız kişiler tarafından gönderilen bağlantılara itibar etmeden önce iki kez düşünün. Ayrıca tanıdığınız kişilerden gelen mesajların da gerçekliğine dikkat edin. Bilgisayarınızda eklenti eksik veya flash player eksik gibi yazılara itibar etmeyin. Özellikle e-posta adresinize cep telefonunuzu tanımlamayı unutmayınız. Twitter hesabınızı HTTPS bağlantısı kurabilirsiniz. Twitter hesabınız ile HTTPS etkinleştirmek için, ilk olarak Twitter hesabınıza giriş yapın. “Profile”e tıklayın ve “Edit Your Profile” tıklayın. Sayfanın alt kısmında “HTTPS Only” kutucuğuna tıklayın. Yine aynı sayfada bulunan “Save” butonuna tıklayın ve yaptığınız değişikliği kaydedin. Twitter güvenlik için şifrenizi tekrar girmenizi isteyecektir, şifreyi girerek yaptıklarınızı onaylayın. Ekranın üst kısmında ayarlarınızı başarıyla kaydedildiğine dair bir mesaj göreceksiniz. Artık Twitter giriş yaptığınızda, şifreniz korumalı kalır. Burada dikkat etmeniz geren bir husus var. Eğer cep telefonu veya benzeri bir cihaz ile Twitter hesabınıza girecekseniz cihazınızın HTTPS bağlantısını destekleyip desteklemediğini mutlaka öğrenin aksi durumda Twitter hesabınıza cihazınız ile giriş yapamazsınız.T24
Reklam
Kuzey İrlanda'da Yol Güvenliği için Çekilen Çarpıcı Reklam Filmi
Kuzey İrlanda'da Çevre Bakanlığının yol güvenliği için çektiği reklam filmi herkes tarafından tepkiyle karşılandı. Reklam filminde 2000 yılından bu zamana trafik dikkatsizliklerinden  ölen çocuklarda anılıyor. Konu olarak; 'Pikniğe giden ana okulu öğrencilerinin pikniği yoldan çıkan bir araba ile acı bir şekilde son buluyor.' Teması işlenmiş.
Reklam
İOS 8 ile Gelen Yeni Kamera Özellikleri
Haziran ayının başında duyurulan Apple’ın yeni mobil işletim sistemi iOS 8 ile birlikte gelen yeniliklerle ilgili detaylar belli olmuştu. Beta versiyonu da test edilmeye başlanan iOS 8′in dikkat çeken geliştirmelerinden birisi de kamerasına gelen manuel özelliklerin detaylandırılmasıydı. Yakın gelecekte duyurulması beklenen iPhone 6′nın çok daha gelişmiş kamera özellikleri olmasına kesin gözüyle bakılıyor ancak iOS 8 güncellemesi, hali hazırda iOS 7 kullanan pek çok kullanıcıyı da yakından ilgilendiriyor. Çünkü güncellenecek işletim sistemiyle birlikte kameranın çok daha fazla ayarı tercih halinde kullanıcının kendi kontrolünde olacak. Bu da demek oluyor ki kamera özelliklerini kişiselleştirebileceğiz. İlk gelen özelliklerden birisi artık video çekimlerinde time-lapse özelliğini kullanabilecek olmamız. Daha önce bazı Android işletim sistemi kullanan rakip telefonlar bu özelliği ortaya koymuştu. Video çekmeyi seven kullanıcılar için sıkça tercih edilecek bir özellik olacak. Fotoğraf düzenleme konusunda da iOS 8 ile önemli yol kat edilmiş. Fotoğrafları kesme, düzenleme gibi temel özelliklerle birlikte artık fotoğrafı çekerken iOS 7′de olduğu gibi netleme yapmak istediğiniz alanı seçtikten sonra, fotoğrafın ışığını ayarlamanız mümkün hale geliyor. İsteğinize göre daha açık ya da koyu tonda fotoğraflar elde edebilirsiniz. iOS 8 ile yeni gelen özelliklerden birisi de zamanlayıcı . Bundan böyle fotoğraf çekerken zamanlama yaparak fotoğraflarınızı 3 ya da 10 saniye sonra çekmek için iOS 8′e komut verebiliyorsunuz. Özellikle çekilen toplu fotoğraflarda herkesin olması için önemli özellik. Bill Savage adlı kullanıcı, iOS 8′in önemli kamera yeniliklerini bir videoda birleştirmiş, hemen aşağıdan izleyebilir ve iOS 8′in kamera özelliklerinin size neler getireceğine göz atabilirsiniz.webrazzi
Jay Z ile Beyonce Boşanıyor mu?
Dünyanın en zengin ve güçlü çiftleri arasında gösterilen Jay Z ile Beyonce'nin boşanmak üzere olduğu iddia edildi.Beyonce ile Jay Z'nin 13 yıllık büyük aşkının üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Halen birlikte 'On the Run' isimli turnelerine devam eden ünlü çiftin, Jay Z'nin ihaneti nedeniyle boşanma aşamasında olduğu iddia edildi. Beyonce'nin ismi birçok farklı kadınla anılan eşi hakkındaki iddialardan çok sıkıldığı söyleniyor. GİZLİ TUTUYORLAR Ancak ikilinin, 6 Ağustos'ta turneleri sona erene kadar boşanma kararlarını gizli tutması bekleniyor. Çünkü ikili, yaklaşık 4 milyon dolar aldıkları sponsorları nedeniyle turneyi erken bitiremiyor. BİLET SATIŞLARI DÜŞTÜ Öte yandan, turnenin bilet satışlarının bir hayli düşük olduğu öğrenilirken, buna ikilinin son dönemde yaşadığı sansasyonel olayların sebep olduğu iddia ediliyor. Jay Z, geçtiğimiz ay Beyonce'nin kız kardeşi Solange tarafından asansörde saldırıya uğramıştı. Solange'nin, kız kardeşini aldattığı için eniştesine saldırdığı öne sürülmüştü.Cumhuriyet
Reklam
Dünyanın Düz Olduğunu İddia Eden Dayı 2
etiket
Dünyanın düz olduğunu iddia eden adamın telefon ile yapmış olduğu konuşmadaki muhteşem iddia yeteneği herkesi ikna edebilir. Şimdi de uzaylılarla temas halinde olduğunu söylüyor.
10 Soru 10 Cevap: Türkiye'de Kuraklığın Sebepleri
Türkiye'de artık yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı değil. Meteoroloji mühendisi Kadıoğlu'na göre her iki mevsim de kurak geçiyor. Kadıoğlu, olası su kıtlığının sebebi olarak da plansızlığı görüyor. 2013 yılının mayıs ayında yüzde 82 oranında dolu olan İstanbul barajlarının bu yılın haziran ayı için doluluk oranı sadece yüzde 26. Rakamlar İstanbul’dan ancak kuraklık Türkiye geneli için geçerli. Kent merkezlerinde sele neden olan yağışlara rağmen barajlar dolmuyor. Meteoroloji mühendisi Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu’na göre herkesin bildiği Türkiye’nin iklimine dair o tekerleme de bozuldu. Türkiye, “Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı” değil artık. Artık Türkiye’de kışlar “ılık ve kurak.” İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ( Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Afet Yönetim Merkezi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Miktad Kadıoğlu Al Jazeera'den Umay Aktaş Salman'a anlattı. İşte 10 soru ile kuraklığın ve su kıtlığının sebeplerini ve sonuçları...1 - Kuraklık nedir ve kaç evreden oluşuyor? Kuraklık önce meteorolojik olarak başlıyor, yani yağış eksikliğiyle. Sonra bu yağış eksikliği belli bir zaman sonra yer altı suları, barajlar ve göllerde kendini gösteriyor. Buna da hidrolojik kuraklık diyoruz. Tarlaları ekip biçmek için suya ihtiyaç olduğu zaman, rezerv alanında da suyu bulamayınca toprak da kuru oluyor, o zaman da üçüncü evre olan tarımsal kuraklık gerçekleşiyor. Bu hidrolojik ve tarımsal kuraklık, belli bir zaman sonra tarım ürünlerini ve enerji üretimini aksatmaya başlıyor. Tarım ürünlerinde fiyat artışları, zamlar, enerji kesintileri veya enerjinin daha pahalı kaynaklardan temin edilmesi gerçekleşiyor. O zaman buna da sosyo-ekonomik kuraklık deniyor. 2 - Türkiye kaçıncı evrede şu an ? Son aşama olan sosyo-ekonomik kuraklığa gelme evresindeyiz. Bu yıl yine bir önceki yılın yağışları fazlaydı, oradan idare ettik. Eğer 1 Ekim 2015’te başlayacak su yılı da kötü giderse seneye daha şiddetli kuraklık hissedeceğiz 3 - O zamana nasıl bir senaryo ortaya çıkar ? O zaman su kesintileri, tarımsal rekolte düşüşleri olacak. Daha fazla orman yangını, daha çok kene, çekirge, daha çok haşere olacak demek. 4 - Yağan yağışlara rağmen barajlar neden dolmuyor? Baharda yağan yağışlar sağanak gök gürültülü yağışlar. Kar gibi bölgesel yağışlar değil. Bakıyorsunuz her tarafı sel götürüyor ama barajdaki su seviyesi yüzde bir bile artmamış. Bizim için önemli olan o soğuk havada, buharlaşmanın az olduğu zamanda kar yağması ve sürekli yağması. Bunlar net kazanç oluyor. Yeraltı sularını da besliyor. Bir iki saatlik yağış önemli değil. Ekim, kasım, aralık, ocak, şubat, mart çok önemli. Bu aylarda esas yağış alıyoruz. Bu aylardaki gidişat neyse ona göre tedbir almak gerekiyor. 5 - Nasıl tedbirler alınması gerekiyor ? Çiftçi baktı ki kurak, daha az su ihtiyacı olan bitkileri dikmesi lazım. Kuraklığa rağmen hala şeker pancarı, pirinç dikilecek derseniz olmaz. Tarımın kuraklığa göre daha kolay manevra edilebilir olması lazım. Bunun bir politika ve eğitim haline gelmesi lazım. 6 - Sizce Türkiye’nin kuraklıkla mücadele planı yok mu ? Türkiye’deki problem şu; meteorolojik kuraklığı bir bakanlık, hidrolojik kuraklığı başka bir bakanlık, tarımsal kuraklığı başka bir bakanlık izliyor. Biri kuraklık var diyor, biri yok diyor. Herkesin parametreleri farklı. Oysa kuraklığı tek elden incelemek lazım. Biz gelecek yağışlara bel bağlayarak gidiyoruz. Dünyada ülkelerin, şehirlerin kuraklıkla mücadele eylem planları var. Bu planda aşama aşama hangi tedbirler alınacağı, halka anlatılacak önlemler, bilincin artırılması için kampanyalar vardır. Nasıl ki yılbaşında mali bütçeler devreye girer, 1 Ekim olan su yılının başında da su bütçeleri devreye girmeli. Su bütçeyle yönetilmiyor. 7 - Kuraklığın ve su kıtlığının sebebi sadece iklim değişikliği mi ? Hayır değil. Yağmur az yağıyor, siz masraf yapıp arıtıyorsunuz, elektrik harcıyorsunuz. Ancak şehirlerde suyun büyük kısmı şebekeden toprağa sızıyor. Bazı illerde yüzde 45’lere kadar çıkıyor bu oran. Yağışlar azaldı ama az yağan yağmurları da hasat edemiyorsunuz. Bakıyorsunuz Ömerli Barajı’nın havzasında kocaman bir ilçe kurulmuş. Eskiden yağan yağmurlar toprağa, topraktan sızarak göle gidiyordu. Su havzalarında kurulan şehirler yüzünden yağan yağmurlar çatılarda toplanıyor, oradan kanalizasyona oradan da denize gidiyor. Yağmur yağdı diye seviniliyor ama ancak yağmur barajın üzerine yağarsa baraja gidiyor. Suyu toplama konusunda eksiğimiz var. Suyu tüketmeye yönelik ise aşırı bir gidişat var. Havuzlar, kanallar, yapay boğazlar ters yönde gidiyoruz. Su kıtlığının son nedeni kuraklık. Su kıtlığının belli başlı nedeni aşırı nüfus ve sanayinin bir yerde toplanarak aşırı talep yaratması. Çoğu yerde erozyon ve çölleşmeye neden olduk, su havzalarını yerleşime açtık. Suyu kirlettik, doğru kullanmadık. Bunlar kuraklıktan önceki nedenler. 8 - Su havzaları dikkate alınmıyor mu planlamalarda ? Hayır dikkate alınmıyor. Yurt dışında bir şehir yapılacağı zaman su havzaları ne kadar, ne kadar kişiyi besler diye bakılıp ona göre kuruluyor şehir. Türkiye’de hiç bakılmadan bütün nüfus, sanayi bir yerde toplanabiliyor. Sonra su ihtiyacını karşılamak için diğer bölgelerden su taşıyarak karşılamaya çalışıyoruz. 9 - Su taşımaktan öte neler yapılmalı ? Türkiye’nin iyi bir arazi planlaması yapması lazım. Neresi tarım alanı, neresi su havzası, neresi fabrika alanı diye bilmek gerekiyor. Adapazarı Ovası’nı fabrika ile doldurmak, su havzalarını yerleşime açmak doğru değil. Bunlar belirlendikten sonra tarım alanlarını ve su havzalarını çok iyi korumak lazım. Mesela İstanbul’da Elmalı Barajı devre dışı. Aşırı kirlenmiş durumda. Ömerli Barajı’nın etrafında Sultanbeyli gibi büyük ilçe var. Büyükçekmece ve Küçükçekmece etrafında çimento fabrikaları var. Sazlıdere Barajı da Kanal İstanbul yapılırsa iptal olacak. İstanbul içindeki barajların önemi yok. Nasılsa suyu pompalarla bir yerden getiriyoruz diye düşünülüyor ve depo olarak kullanılıyor. Yer altı suları kirleniyor ve aşırı tüketiliyor. Yeraltı suları stratejiktir. Normal zamanda kullanılmaz. Türkiye’de su doğuda, nüfus ve sanayi batıda yerleşmiş, bu ikisi problem yaratıyor. Türkiye’nin değişik yerlerinde yeni kentler, cazibe merkezlerinin kurulması lazım. 10 - Peki sizce gelecekteki planlamalar yapılırken iklim değişikliği hesaba katılıyor mu ? İklim değiştiği zaman nerede mısır, fındık, pamuk yetiştirilecek? Bunlar da değişiyor. Diyelim ki ileride öyle bir bölge var ki pamuk yetiştirilebilecek. Siz orayı bugünden yerleşime açarsanız ileride pamuk yetiştirme şansını kaybediyorsunuz. Gelecekteki iklim şartlarına göre bir alt yapı kurmuyoruz. Su ihtiyacı da sadece nüfusa göre hesap ediliyor. 1990’larda yıllık kişi başına düşen su miktarı 3 bin metreküptü , 2050’de artan nüfusla birlikte 1250 metreküpe düşecek. İklim değişikliği de hesaba katılınca bu 700 metreküpe düşüyor. İklim değişikliğini Türkiye’ye konduramıyor bizim millet. İklim değişikliğini gündelik hayatımızda, devlet politikamızda, mühendislikte benimsemiş değiliz. Ne baraj yaparken, ne fabrika seçerken, ne bir yere teşvik verirken iklim değişikliğini hesaba katmıyoruz.Umay Aktaş salman | Al Jazeera
Cumalıkazık ve Bergama UNESCO Miras Listesinde
Dünya Mirası Listesine Türkiye’den Bursa Cumalıkızık ve Bergama kabul edildi. 'Bursa Cumalıkızık' ve 'Bergama', Doha'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 38. Dünya Miras Komitesi toplantısında Dünya Miras Listesine girdi. Katar Ulusal Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantıda, Katar'ın değişiklik teklif ettiği 'Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu' ve Almanya'nın teklif ettiği 'Bergama, çok katmanlı kültürel peyzaj alanı' dosyaları Dünya Miras Listesi'ne kabul edildi. 'Cumalıkızık Erken Osmanlı Kentsel ve Kırsal Yerleşimleri' ve 'Bergama'nın kabülünün ardından Türkiye'nin Dünya Miras Listesi'ne kayıtlı alanlarının sayısı 11'den 13'e çıktı. Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi'nin (ICOMOS) değerlendirmelerinin ardından, iki yerleşim merkezi aralarında Türkiye'nin de yer aldığı 21 komite üyesinin ortak kararıyla oylama yapılmadan Dünya Miras Listesi'ne alındı. Her iki görüşmede ayrı ayrı söz alan Türkiye'nin UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Hüseyin Avni Botsalı, dünya miras alanlarının siyasi rekabet konusu olmadığını vurgulayarak, 'İnsanlık, gerginlik, ihtilaf ve çatışmalar yerine, kültür ve medeniyet değerlerini ön plana çıkartarak, UNESCO gibi kuruluşları dünya barışına daha güçlü katkılar yapacak şekilde tahkim etmeli. Siyasi liderler ve ihtilafların taraflarının da devletler, halklar, dinler ve medeniyetler arası yakınlaşma yönünde daha fazla gayret sarf etmeleri gerekiyor' dedi. UNESCO Milli Komisyon Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, kararı 'Çok mutlu, heyecanlı, gururluyuz' şeklinde değerlendirirken Cumalıkızık dosyasını takip eden Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu da 'Cumalıkızık halkına, Bursa halkına hediyemiz olsun' diye konuştu. Bergama Kazı Başkanı Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Felix Pirson, bugünün kendisi ve Bergama için eşsiz olduğunu ifade ederken ICOMOS Türkiye üyesi, master ve doktora tezlerini Bergama üzerine yazan Dr. Güliz Bilgin Altınöz ise Bergama'nın bunu çoktan hakettiğini söyledi. Bursa Cumalıkızık köyünün 998. olarak yer bulduğu Dünya Miras Listesi'nde Bergama 999. olarak tescillenirken, toplantıda Botswana, Okawanga Delta'sı doğal miras alanlarından bininci alan olarak tescil edildi. TrtHaber
Reklam
İsveç'i Ayağa Kaldıran Olay: 28 Kız Çocuğunu Sünnet Ettiler
Kızların sünnet edilmesini 1982 yılında yasaklayan İsveç, kızların anne ve babaları hakkında dava açılacağını bildirdi. 1982 yılında çıkarılan yasayla kız çocuğunu sünnet ettiren veliler 4 yılı kadar hapis cezasına çarptırılabiliyor. Ancak aynı sınıfta 28 kız çocuğunun 4 ile 14 yaş arasında iken sünnet ettiriliş olduğunun ortaya çıkması İsveç makamlarını çok kızdırdı ve velilere 10 yıla kadar hapis cezası verilebileceği açıklandı. Nörköbing Okul Sağlığı Dairesinden yapılan açıklamada, mart ayından beri sünnet edildiği tespit edilen Müslüman asıllı göçmen kız sayısının 60’a ulaştığı belirtilerek “kız çocukları 30 ülkede sünnet ediliyor. Bunların başında Afrika’daki Somali geliyor. Somali’de kızların yüzde 98’i sünnet ediliyor. Bu olayın ortaya çıkmasından sonra bizim kız çocuklarının sünnetini önlemek için yürüttüğümüz çalışmalar için yapılan maddi destek ve sağlanan imkanlar arttırıldı”denildi.Star
İşte İstanbul'da En Çok Kazanın Olduğu Noktalar
İSTANBUL'da yol durumunu ve alternatif yolları dinleyicilerine anında paylaşanve onlardan canlı trafik bilgisi alan Radyo Trafik İstanbul'daki tehlikeli yolları ve en çok kazanın olduğu bölgeleri saptadı.FSM İLE MAHMUTBEY GİŞELERİ EN TEHLİKELİ YOLLAR İstanbul'da 3 ay boyunca en çok kaza olan bölgeleri incelediğimizde en tehlikeli noktanın yine FSM Anadolu - Avrupa yönü ve FSM Avrupa - Anadolu yönü olduğu görülüyor. Mahmutbey Gişeler ise kazalarda 2. sırada önemini koruyor. FSM Köprüsü'nde günde ortalama en az 4 kaza, Mahmutbey Gişeler 'de ise günde ortalama en az 3 kaza meydana geliyor. Mart, Nisan ve Mayıs aylarında harita üzerinde İstanbul'da en çok kazanın meydana geldiği noktalar ise şöyle; 1- FSM Köprüsü Anadolu - Avrupa yönü : Genellikle köprü öncesinde ya da Kavacık Kavşak civarında meydana gelen kazalar. Bu bölgede genellikle tırla küçük aracın karıştığı hasarlı kazalar meydana geliyor. FSM Köprüsü trafiğini ciddi anlamda etkileyen kazalardan sonra alternatif yol olarak önerilen Çavuşbaşı Orman Yolu da çok yoğunlaşıyor. 2- FSM Köprüsü Avrupa - Anadolu yönü : Özellikle gişe öncesinde ve gişe sonrasında meydana gelen kazalar. Gişe öncesindeki kazalar OGS - HGS şeritleri arasındaki geçişlerden kaynaklı, gişe sonrasındaki kazalar ise köprüye doğru yolun daralmasından kaynaklı meydana geliyor. 3- Mahmutbey Gişeler : TEM Mahmutbey Gişeler - İstoç ve Altınşehir yönlerinde tır sayısının fazla olmasıyla birlikte tırla küçük aracın karıştığı kaza sayısı çok yüksek. FSM Köprüsü'nde meydana gelen kazalardan sonra 2. sırada yerini alıyor. 4- Çamlıca Gişeler : Özellikle saat 10.00'dan itibaren ağır araçların yola çıkmasıyla birlikte TEM Çamlıca Gişeler – Ataşehir ve Samandıra istikametlerinde çok sayıda kaza meydana geliyor. Genellikle kör nokta kazasının yaşandığı bu bölgede kazalar hafif hasarla sonuçlanıyor. 5- Küçükçekmece ve Avcılar : E5 Küçükçekmece - Avcılar ile E5 Avcılar - Küçükçekmece yönlerinde yoğunlukla birlikte küçük hasarlı kazaların oranı çok yüksek. Bu bölgelerde mutlaka her gün en az 2 kaza meydana geliyor. 6.Çobançeşme - Şirinevler ve Merter : E5 Çobançeşme – Şirinevler, Şirinevler - İncirli ile E5 Merter - Cevizlibağ yönlerinde kronik yoğunluk dışında hem ana yolda hem de yan yolda çok sayıda kaza meydana geliyor. 7.Boğaziçi Köprüsü : Anadolu - Avrupa yönü ve Avrupa - Anadolu yönlerinde FSM Köprüsü'nde meydana gelen kaza oranı kadar olmasa da bu bölgede özellikle ölümlü ve yaralanmalı kazalar köprü gişelerinde meydana geliyor. 8.Haliç Köprüsü : E5 Haliç Köprüsü - Topkapı ve Okmeydanı yönlerinde günde en az 2 kez kaza meydana geliyor. Bu kazalar özellikle köprü giriş - çıkış noktalarında yaşanıyor. 9.Beylikdüzü : Genellikle yağışlı havalarda hem Büyükçekmece hem de Avcılar yönlerinde çok sayıda zincirleme kaza meydana geliyor. Bu kazalar ortalama 4 – 5 aracın karıştığı kazalar oluyor. 10.İstoç ve Metris : TEM İstoç – Metris ile TEM Metris - İstoç yönlerinde gün içerisinde meydana gelen hasarlı kaza oranı oldukça yüksek. 11.Küçükyalı : E5 Küçükyalı – Maltepe ile E5 Küçükyalı – Bostancı yönlerinde genellikle 3 aracın karıştığı kazalar meydana geliyor. Bu kazaların da büyük çoğunluğu hafif hasarla sonuçlanıyor. Ancak E5 Maltepe – Bostancı yönünde meydana gelen kazalar köprü istikametlerinde ilerleyenler için ciddi sıkıntılar yaşanmasına neden oluyor. Bu yüzden sürücüler E5'e alternatif olarak sahil yolunu tercih ediyorlar. 12.Şile Yolu : Özellikle Nevzat Demir Tesisleri civarında - Tepeüstü yönünde çok sayıda kaza meydana geliyor. Genellikle yoğun sabah trafiğinde çok sayıda hasarlı kaza yaşanıyor. BAHAR AYLARINDAKİ KAZA SAYISI KIŞ AYLARINI GEÇTİ İstanbul'da Aralık - Ocak - Şubat aylarında toplam kaza sayısı 4,088 iken, Mart - Nisan - Mayıs aylarında toplam kaza sayısı 4,335'e yükseldi. İstanbul genelinde yağmur çok etkili olmasa da sağanak yağışların olduğu günlerde 2 saat içerisinde ortalama 25 kaza meydana geldi. En fazla hasarlı kaza Nisan ayında, en çok yaralanmalı kaza ise Mayıs ayında yaşandı. Ölümle sonuçlanan kaza oranındaysa değişiklik yaşanmadı. Bahar döneminde her ay yaralanmalı kazalarda ise yüzde 2 artış meydana geldi. Hafta sonu meydana gelen özellikle Mayıs ayında 10.00 – 17.00 saatleri arasında düşüş yaşanırken, 17.00 – 24.00 saatleri arasında artış yaşandı. Mart ayında toplam 1,411 trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 1,293'ü hasarlı trafik kazası oldu. En çok kaza 10.00 – 17.00 saatleri arasında meydana geldi. Nisan ayında toplam 1,466 trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 1,342'si hasarlı trafik kazasıydı. En çok kaza 10.00 – 17.00 saatleri arasında meydana geliyor.DHA
Reklam
Hazır Düğün Mevsimi Gelmişken Birbirinden Meşhur 25 Gelinlik
Düğün mevsimi başladı. Genç kızlarımıza fikir vermesi açısından dünyadan tarihe mal olmuş, birbirinden güzel gelinlikleri beğeninize sunalım istedik. Erkekler de baksın, çünkü gelinlik provasında ihtiyacınız olacak. 'Benim ne işim var gelinlik provasında?' dediğinizi duyar gibiyiz, gidince görürsünüz ne işiniz var!
Bonzai Kullanım Yaşı 10'a İndi, Okullar Boşaldı
Uyuşturucuyla Mücadele, Kimsesizlere Bakma ve Koruma Derneği Başkanı Abubekir Demirci, operasyon düzenleyen polisi davullarla zurnalarla karşılayarak gündem olan Bursa’nın Meydancık Mahallesi’ndeki uyuşturucu kullanımıyla ilgili, “Kullanım yaşı 10’a kadar düştü. Bonzai bulamayan çakmakgazı, tiner kullanıyor” dedi. Bonzai kullanımının artması üzerine aileler çocuklarını mahallenin ilkokulu olan Şerif Artış İlkokulu’nda aldığı ortaya çıkarken, 1300 olan okul mevcudu 274’e kadar düştü. Milliyet gazetesinde Burcu Ünal imzasıyla yayımlanan haber şöyle: Haziran başında, Bursa’da bonzai adlı uyuşturucu belasının yayıldığı ilçeye operasyon düzenleyen polisi davullarla zurnalarla karşılayarak gündem olan mahalleyi ziyaret ettik. Mahallede iki evin penceresinde sürekli bir trafik yaşanıyor. Günün her saatinde bir alışverişe tanık olmak mümkün. Bursa’nın Meydancık Mahallesi’nde elektrik direğinin aydınlattığı, daracık ara sokakta sıradan bir apartman... Apartmanın önünde bir o yana bir bu yana gidip gelen bir kedi... Akşamüzeri gayet sıradan bir görünüme sahip bu apartmanın önü; karanlık iyice çöküp, saatler geceyarısına yaklaştığında birden hareketlenmeye başlıyor. Önce genç bir çocuk geliyor, giriş kattaki camı tıklatıyor. Cam açılıyor. Kısa bir sohbet. Ardından elden ele bir şeyler veriliyor. Genç çocuk aldığı şeyi cebine atıp gidiyor. Bir süre sonra bir taksi yanaşıyor kapıya... Taksiden yine genç bir çocuk iniyor. Apartmana giriyor. İçeride en fazla 5 dakika kalıyor. Çıkıyor. Taksinin içerisindekilere bir şeyler veriyor. Sonra dönüp arkasını gidiyor. Taksi de oradan uzaklaşıyor. Çok değil bir yarım saat sonra aynı taksi tekrar geliyor. Aynı sahne tekrarlanıyor. Mahalleli, geçen eylülde Meydancık ve Kamberler Mahallesi’nde 18 eve 200 kişilik bir ekiple operasyon düzenleyen polisin, bu eve de baskın yaptığını anlatıyor. Satışın genellikle evlerden yapıldığını anlatan mahalleliyi doğrular şekilde gerçekleştirilen bir başka operasyonda tuvalet deliğine saklanmış 3 kilo 80 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adet uyuşturucu hap ele geçiriliyor. O sırada sadece birkaç ay önce polisin fayanslarının altında gizlenmiş uyuşturucu paketleri bulduğu mahallenin en işlek caddesi olan İncirli Caddesi’nde saatler hafta içi geceyarısını göstermiş olmasına karşın taksiler, arabalar vızır vızır... Caddenin girişinde sabahtan beri duran polis arabası halen bekliyor. Polis arabasının 10 metre uzağında öbek halinde bir grup genç duruyor. Sonra bir araba geliyor. Gençlerin az ilerisinde duruyor. Gençlerden bir tanesi arabanın yanına gidiyor. Başını camdan içeri sokuyor. Yaklaşık 5 dakika süren bir konuşmanın ardından arabaya biniyor ve gidiyorlar. Yarım saat sonra bir başka araba daha aynı şekilde grubun az ilerisinde duruyor. Bu defa iki kişi arabanın yanına gidip konuşmaya başlıyorlar. Aynı sahne defalarca tekrarlanıyor, duran bazen bir özel araba, bazen de taksi oluyor. Mahallenin sıradan görünümünü ‘bozan’ tüm bu manzaranın sebebi başta Bonzai olmak üzere çeşitli uyuşturucu maddeler. Meydancık iki yıldır uyuşturucuyla boğuşuyor. Uyuşturucu satışının merkezine dönüşen semtte, mahallelinin şikâyetiyle polis ardı ardına operasyonlar düzenliyor ama bu satıcıları engellemiyor. Uyuşturucu belası mahalleliyi o kadar çileden çıkarmış ki, denetime gelen emniyet mensupları davul-zurnayla karşılanıyor. Son dönemde 10 kişinin uyuşturucu komasına girdiği, bir kişinin uyuşturucudan öldüğü bölgeye denetime giden İl Emniyet Müdürü Sabri Durmuşlar’ın davul-zurnayla karşılanmasıyla Gündeme gelen mahallede uyuşturucu gerçeğini araştırdık. Meydancık Mahallesi, Bursa’nın en eski ve merkezi yerleşim yerlerinden bir tanesi... 30 yılı aşkın süredir bu mahallede yaşayanlara göre 1-2 yıl önce bölge Bursa’nın ‘en nezih’ mahallelerinden biriymiş. Bizim karşımızda ise insanların birbirlerine tedirgin gözlerle baktıkları, dükkânların ve evlerin birçoğunun camında ‘Satılık’ yazısı olan, gece belli bir saatten sonra sokaklarına çıkılmaya korkulan bir mahalle duruyor. Türkiye’nin “Uyuşturucu baskınında Emniyet Müdürü’ne davullu zurnalı karşılama” haberi ile adını duyduğu Meydancık Mahallesi sakinleri, mahalle hayatını ‘tehdit eden’ uyuşturucu ile aslında uzun zamandır mücadele ediyorlar. Meydancık Mahallesi için uyuşturucu satış manzaraları artık ‘sıradanlaşmış’. Hatta biz oradayken gece yaşanan hareketliliği şaşkınlıkla izlerken onlar başlıyorlar anlatmaya: “Esas 6 ay önce olacaktınız burada... O zaman daha hava kararmadan, gün ortasında (İncirli) şu caddede insanların yanına gelip, ‘Bonzai var, şeker var ister misiniz’ diyorlardı. Sonra polis devriyelere başlayınca biraz daha gizli yapmaya başladılar.” Yıldırım İlçesi Kaymakamı Mehmet Yapıcı ise mahallede yaşanan bu uyuşturucu trafiğini, “Mahalleli çok şikâyetçiydi. Eylül-Ekim aylarında düzenlenen operasyonlardan sonra o şikâyetleri bitirmiştik ama son 1-2 ayda tekrar bir canlanma oldu” cümlesiyle mahallelinin anlattıklarını doğruluyor. Son aylarda 10 kişinin komaya girmesiyle bölgede yaşayanların tepkisini daha da çeken uyuşturucu ticareti konusu, Bursa’daki yerel basında da yer aldı. Polisin çeşitli operasyonlar düzenlediği evlerde şu sıralar halen uyuşturucu satışı devam ediyor ve tabii ki tacirler alıcının yaşına bakmıyor. Her ne kadar tüm mahalleli bir şekilde durumdan rahatsız olsa da bir de ateş evine düşenler var. Uyuşturucuyla Mücadele, Kimsesizlere Bakma ve Koruma Derneği Başkanı Abubekir Demirci, “Sabahtan beri 6 aile aradı ‘Çocuğumu kurtar’ diye. Kullanım yaşı 10’a kadar düştü. Bonzai bulamayan çakmakgazı, tiner kullanıyor” diyor. Demirci’ye başvuranlardan biri de son 2 senedir ağabeyi Bonzai kullanan Yasemin. Yasemin yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Bonzai çok kötü... İlk içtiğinde çocuk gibi oluyor, sevecenleşiyor. Biraz uykulu bir hali oluyor. Fakat etkisi geçince agresif davranmaya başlıyor. Sinirli oluyor. Annem de rahatsız. Babam yok. Babamdan kalan emekli maaşı ile geçiniyoruz. Benden para istiyor. Vermediğimde ya bağırıp çağırıyor ya da yalan söylüyor. ‘Kimliğimi kaybettim, çıkartacağım, para lazım’ dedi bir gün ama o para ile gidip Bonzai aldı. Ayakkabısı yırtık geziyor ama yine de onu alıyor. Bunların fiyatları 5 TL ile 100 TL arasında değişiyor. Ben de Antidepresan kullanıyorum, ancak öyle dayanabiliyorum.” Yasemin’den daha ‘şanslı’ bir anne ile konuşuyoruz. Gözlerinin içi gülüyor. “İki hafta önce ağlıyordum ama artık oğlum kurtuldu” diyen anne, oğlunun uyuşturucu kullandığı günleri ve yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Ben çok perişan oldum o dönemde. Sokaklarda ağladım, yardım edin diye. Kime gideceğimi ne yapacağımı bilemedim. Çok perişan oldum. Şimdi artık kullanmıyor, inşallah bir daha tekrar olmaz.” Yıldırım İlçesi Kaymakamı Mehmet Yapıcı, mahallede yaşananlara ilişkin şunları söyledi: “Bu uzun konuşulması gereken bir mevzu. Bugüne kadar o mahallede bir çok operasyon yapıldı. Evden satış yapılanlar da vardı, sokakta da vardı. Mahalleliden bu konuda çok şikâyetler vardı. Bu operasyonlarla o şikâyetleri bitirmiştik ama son 1-2 ayda tekrar bir canlanma var. Ama bu her yerin problemi. Sadece buranın değil. Uyuşturucu bütün ülkelerin el birliği ile uzun vadeli çözmesi gereken bir problem. Uzun süreli üzerinde durulacak bir konu.” “Her şey Kamberler Mahallesi’nin kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılmasıyla gelişti” diye başlıyor anlatmaya bir mahalle sakini; “Romanların orada bir yaşamı, bir düzeni vardı. Çalgıdan para kazanırlar, kendi mahallelerinde, kendi düzenlerinde yaşarlardı. Biz de o mahalleden rahat rahat geçerdik, bir sorunumuz olmazdı. Fakat bu insanlar kentsel dönüşümle yerlerinden edilince dağıldılar. Gelir için bir kısmı uyuşturucu satmaya başladı. En fazla göç bizim mahallemize olunca da burası uyuşturucunun en çok satıldığı yer haline geldi.” Mahalledeki uyuşturucu trafiğini sorduğumuz hemen herkes aynı hikâyeyi anlatıyor ama bir şartla; adımı yazmayacak, fotoğrafımı çekmeyeceksin. İlk cümle genellikle, “Evimi satıp gitmek istiyorum ama alıcı bulamıyorum” oluyor. Mahalledeki evlerin büyük bir kısmının camlarında ‘Satılık’ ilanları asılı. ‘Adımı A.E. diye yazın’ diyen bir esnaf, “Bizim apartmanda bu uyuşturucu satıcıları 85 bin liraya bir daire aldılar. Sonra ikinci daireyi 70 bine, üçüncüyü de 65 bine aldılar. Şimdi bana da ‘50 bin TL’ye sat bize’ diyorlar. Onlara satmam. Ama çocuklarım için de korkuyorum” diyor. ‘Alıcısı olmayan’ sadece evler değil. Mahallenin ilkokulu olan Şerif Artış İlkokulu’nda 1300 olan mevcut 274’e inmiş. Veliler bir yolunu bulup, ikametgâhlarını başka mahallelerde gösterip, çocuklarını okuldan alıyorlar. Okul çıkışında yanlarına gittiğimiz velilerden biri yine adının yazılmaması şartıyla anlatıyor: “7 yaşındaki oğlum birkaç ay önce geldi, ‘Anne Bonzai ne’ diye sordu. Ne diyeceğimi şaşırdım. 10 senedir burada yaşıyoruz. Gitmek istiyoruz ama eve alıcı bulamıyoruz.” Okul aile birliğinde görevli bir veli de, “Geçenlerde okula gittim, 15 yaşında uyuşturucu kullanan D. adlı öğrenci kapının önünde duruyordu. Önce güvenliğe küfretti. Ben kızınca bana bıçak çekti. İçtiği şeyin etkisiyle böyle davrandığı için daha sonra yaptığını hatırlamıyor” sözleriyle yaşananları özetliyor. Ö. adeta isyan ediyor; “Başbakan 3 çocuk yapın diyor. Benim 2 çocuğum var, 2’sini de göremiyorum, nasıl 3 çocuk yapayım? Kızıma bir defa anneannesinden eve tek başına gelmesini söyledim. Trende yanına gelip, ‘Bonzai mi istersin şeker mi’ diye sormuşlar. Gitmek de istemiyoruz, biz de burayı bırakıp gidersek bu mahalleye kim sahip çıkacak?” 2011’den itibaren uyuşturucu madde listesine giren Bonzai, uluslararası polisiye literatüründe ‘Spice’ adıyla tanımlanıyor. Bonzai, sıklıkla Bonzai ağacının yapraklarından üretiliyor. Son dönemde tarım ilaçları, fare zehiri gibi kimyasal maddeler de bu bitkilerin ilaçları emmesi sağlanarak Bonzai adıyla piyasaya sürülüyor.Burcu Ünal | Milliyet
Reklam