Kulüpler Birliği'nde Göksel Gümüşdağ Dönemi
Kulüpler Birliği'nin Olağan Genel Kurulunda Göksel Gümüşdağ başkanlığa seçildi. Göksel Gümüşdağ'ın ilk açıklamaları; İlhan Cavcav'a katıkıları ve destekleriniden dolayı teşekkür ediyorum. Aynı zamanda 17 Süper Lig ekibinin gösterdiği teveccüden dolayı mutluyum, inşallah gelecekte Türk futbolu ve Kulüpler Birliği'ne katkılı olur. Ben tekrar teşekküer ediyorum.İlhan Cavcav'dan önemli mesaj! Kardeşliğe ihtiyacımız var özellikle büyük kulüplerimiz açısından... Kulüp Başkanları ve seyircilerin birleşmesi lazım, güdize kulüplerin başkanları bir araya toplayarak birlik ve beraberliği sağlamak mecburiyetindeyiz.skorer
Aşık Olanların Mutlaka Yaşadığı 15 Aşama
Genellikle bir önceki aşkınız kötü sonlanmıştır ve aşk acınız dineli çok olmamıştır. Belki de halen aşk acısı çekiyorsunuzdur. Önceden hiç aşık olmamış bile olabilirsiniz. Aşk acısı çekiyorsanız muhtemelen yeni bir aşk istemiyorsunuzdur. Fakat aşk bu. İstesek de istemesek de geliyor. O aşık olacağınız kişi muhtemelen daha sonra da görebileceğiniz bir yerden olur. Okulunuzdan, iş yerinizden, arkadaş ortamınızdan olması olasıdır.
iPhone 6'yı 1 Ay Önceden Twitter'da Takipçilerine Gösterdi
Bir Twitter kullanıcısı, iPhone 6'yı bir ay önceden takipçilerine gösterdi. Apple'ın yeni amiral gemisi modeli iPhone 6'yı hemen herkes görmek istiyordur. Bu anlamda şimdiye kadar onlarca hatta yüzlerce sızıntı yapıldı. Geçtiğimiz gün ise Apple'ın iPhone 6'yı tanıtacağı tarihi ortaya çıkmıştı . Bu habere göre Apple'ın iPhone 6'yı tanıtmasına daha 1 ay gibi bir süre var. Ancak bir Twitter kullanıcısı geçtiğimiz gün hesabından yeni iPhone 6'nın fotoğraflarını paylaştı. Bir genç lise öğrencisine ait Twitter hesabından paylaşılan görüntülerde iPhone 6 çok net bir şekilde gözüküyor. Ancak genç kızın milyonlarca kişinin merakla beklediği bu cihaza nasıl eriştiği ise bir hayli merak ediliyor. Kim bilir, belki annesi ya da babası Apple'da yöneticidir . Ya da Apple'ın tedarikçileri Pegatron ya da Foxconn'da bir bağlantısı vardır. teknokulis
Ekmeleddin Diye Öten Horoz!?
Sosyal medyada 'Ekmeleddin diye öten horoz'  çılgınlığı devam ediyor. Paylaşım rekorları kıran videoya Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu da kayıtsız kalmadı ve Twitter hesabından 'Rabbim henüz bayılanı ayıltmayı nasib etmedi ama neyse ki horozlar yardıma yetişti. :)” mesajıyla yayınladı.
Reklam
Oscar'da Nuri Bilge Ceylan'a Karşı Fatih Akın mı Yarışacak?
Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu'nun Türkiye'nin Oscar adayı gösterilmesinin ardından ilginç bir gelişme oldu. Fatih Akın'ın The Cut filminin de Almanya adına yarışması gündeme geldi. Bu arada 2013'ün Altın Palmiyeli filmi de bu yarışa katılabilir.Oscar yarışını bu yıl Türkiye başlattı. Oscar aday adayı olarak Ceylan’ın Altın Palmiye Ödüllü Kış Uykusu filminin seçilmesi, sinema çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Her yıl 70’i aşkın ülkenin katıldığı yarışta diğer ülkeler henüz rengini belli etmedi. Peki, Ceylan’ı yarışta neler bekliyor, rakipleri kimler olabilir? Gelin, yakından bakalım... ALTIN PALMİYELER YARIŞIRSA Abdellatif Kechiche’in Altın Palmiye Ödüllü filmi La vie d’Adèle/ Mavi En Sıcak Renktir, bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın rakiplerinden biri olabilir. Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux’nun başrolleri paylaştığı Mavi En Sıcak Renktir, geçen yıl Oscar yarışına katılamamıştı. Zira aday adayı filmlerin en geç Eylül sonuna kadar kendi ülkelerinde gösterime girmesi gerekiyor. Yapımcı firma, filmin Fransa gösterim tarihi olarak 9 Ekim’de direttiğinden, Kechiche’in fırtınalar estiren eseri Oscar yarışına katılamamıştı. Kimi eleştirmenlere göre, Fransa’nın bu yıl şansını Kechiche’le denemesi ihtimal dâhilinde görünüyor. Fransa’nın Mavi En Sıcak Renktir’i aday adayı olarak Akademi’ye sunması durumunda, Oscar için bu yıl Altın Palmiyeli iki film yarışabilir. AKIN, EKİM’E KALDI Fatih Akın da Ceylan’ın olası rakiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Akın’ın uzun süredir merakla beklenen filmi The Cut, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışacak. Ermeni Soykırımı’ndan sağ kurtulan ve iki kızını aramak üzere yollara düşen bir adamın öyküsünü anlatan filmin, Venedik serüveni Oscar yarışının da başlangıcı olabilir. Filmin sinema çevrelerinden olumlu eleştiriler alması durumunda, Almanya’nın The Cut’ı Oscar aday adayı olarak sunması bekleniyor. Ne ki, filmin Almanya gösterim tarihi şimdilik 16 Ekim olarak belirlendiğinden, Akın’ın yarışma koşullarını sağlayamaması sözkonusu olabilir. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da birlikte yarıştığı pek çok isimle Oscar serüveninde de karşılaşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Xavier Dolan, son dönemde eleştirmenlerin favori yönetmenlerinden biri oldu. “Genç usta” Dolan’ın Mommy filmi, Fransızca olduğundan Kanada Oscar şansını Dolan ile deneyebilir. Keza, Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev Leviathan filmiyle Cannes’da pek çok eleştirmenin favorileri arasında gösteriliyordu. Rusya’nın Cannes’da En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Leviathan’ı Oscar yarışına sunması sinema çevreleri için şaşırtıcı olmayacaktır. DARDENNE FAKTÖRÜ Oscar Ödüllü Fransız aktris Marion Cotillard da bu yıl bir kez daha kırmızı halıda yürüyecek gibi görünüyor. Cotillard, Cannes’da büyük ödülü Ceylan’a kaptıran Dardenne Kardeşler imzalı Deus jours, une nuit/ İki Gün, Bir Gece adlı filmde başrolde yer alıyor. Ödül avcısı Dardenne Kardeşler, daha önce Oscar’a aday gösterilmedi. Belçika’nın İki Gün, Bir Gece’yi yarışa sunması hâlinde, Belçika da yarışın güçlü adaylarından biri olabilir. VE DİĞER ÜLKELER Oscar kazanan tek Latin Amerika ülkesi olan Arjantin’in Relatos salvajes/ Vahşi Öyküler, Bulgaristan’ın Stephan Komandarev imzalı The Judgement/ Hüküm, geçen yıl Oscar yarışına yeninden katılan Ekvator’un Feriado/ Tatil, Yunanistan’ın Little England/ Küçük İngiltere ve Hong Kong’un The Golden Era/ Altın Çağ filmlerini seçmesi hâlinde ödül şansının yüksek olduğu öngörülebilir. Taraf
'MEB Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı Yaptı' İddialarına Yanıt
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan 'Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi' ders kitabında, cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, seçimden önce, cumhurbaşkanı olarak yer aldığı iddialarının asılsız olduğu belirtildi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, bazı internet sitelerinde, Erdoğan'ın henüz cumhurbaşkanı seçilmemesine rağmen 'Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi' isimli ders kitabında 12. cumhurbaşkanı olarak gösterildiği yönünde iddialar bulunduğu ifade edildi. Ortaöğretim kurumlarında 'Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi' adında bir ders ve kitabının bulunmadığına dikkat çekilerek, dersin adının 'T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük' olduğunu vurgulandı. 'T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük' 8. sınıf ders kitabının, 14 Şubat 2008 tarih ve 114 sayılı Kurul Kararı ile kabul edildiği, bu kitapta bu tarih sonrasında hiçbir değişiklik yapılmadığı bildirildi. 'T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük' ortaöğretim ders kitabının ise 8 Aralık 2011 tarih ve 261 sayılı Kurul Kararı ile kabul edildiği ve bu kitapta da bu tarih sonrasında hiçbir değişikliğe gidilmediği belirtildi. MEB tarafından şu anda yazımı devam eden veya yazımı tamamlanıp inceleme aşamasında olan 'T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersine ait bir kitabın bulunmadığının altı çizilerek, 'Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, seçimden önce, Bakanlığımızca hazırlanan 'Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi' isimli ders kitabında cumhurbaşkanı olarak yer aldığı iddiaları asılsız bir haber olup, tamamıyla iftiradan ibarettir. Kaldı ki söz konusu iddiayla birlikte medyada yer alan görselde dersin adı dahi yanlış yazılmıştır' denildi.CNN Türk
Reklam
Reklam
Ankara'nın Saraçoğlu Mahallesi Özelleştirilerek ‘Ekonomiye Kazandırılacak’
Ankara’nın en eski semtlerinden Saraçoğlu mahallesi Bakanlar Kurulu kararıyla riskli alan ilan edildi; mahalledeki bakanlıklara ait kamu taşınmazlarının tahsisleri kaldırıldı. Birçok anıt ağaç ve tahsisli binanın yer aldığı mahalle, Taşınmazlar Özelleştirme İdaresi’nde değerlendirilerek ‘ ekonomiye kazandırılacak’ . Cumhuriyet’ten Çiğdem Toker, 70 yıllık Devlet mahallesi olarak da bilinen Saraçoğlu’nun, 8 Şubat 2013’te ilk kez Bakanlar Kurulu tarafından riskli alan ilan edildiğini aktardı. Kararın alındığı dönem Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Erdoğan Bayraktar, Toker’e şu bilgileri verdi: “Başkent’e değer katacak bir kültürel kimlik projesi hedefliyoruz. Birkaç zorunlu istisna dışında tescilli binalar yıkılmayacak, anıt ağaçlar kesilmeyecek.” Bayraktar’ın verdiği bilgiye göre, tarihi semte müze, sanat galerisi, ofis, kafe, restoran, butik otel gibi alanlardan oluşan kompleks yapılacak. Diken
O Otobüs Şoförü Konuştu: 'Tüm Gücümle Frene Bastım Ama Araç Durmuyordu'
Kabataş kazasına neden olan otobüsün şoförü Eyüp Er, kaza sonrası ilk kez konuştu. Şoför Er, 'İskele önünde insanlar olsaydı aracı denize uçuracaktım.' dedi. İstanbul Kabataş’ta 1 sürücü, 5 yolcu ve 13 yayanın yaralandığı kazaya neden olan otobüsün sürücüsü Eyüp Er, Milliyet’ten Mert İnan'a konuştu. Torunu Ege’ye sarılarak, yaşadığı şoku atlatmaya çalışan Er, yaşanan talihsiz kazanın ayrıntılarını anlatırken zaman zaman gözleri doldu. 'GECELERİ UYUYAMAZ OLDUM' İETT’de 18 yıl otobüs kullandıktan sonra emekli olan ve 3 yıldır Otobüs A.Ş’de çalışan 54 yaşındaki Er, “Psikolojik destek alacağım. Her gece yaralanan insanlar için dua ediyorum. Tek dileğim yaralı kardeşlerimin bir an önce sağlıklarına kavuşması. Evden çıkacak durumda değilim. Hangi insan böylesi bir kazaya neden olmak ister. Çok üzgünüm. Kendimi, 20 yıllık meslek hayatımda ilk kez insanların yaralandığı bir kazanın içinde buldum. Evlat ve Torun sahibiyim. Bir can bile incinsin istemem. Geceleri uyuyamaz oldum. Tam uykuya dalar gibi oluyorum, aklıma kaza anı ve yaralı kardeşlerim geliyor. Bu kez gözlerim açılıyor. İçime sıkıntılar doluyor. Herkesten çok özür diliyorum. İçimde yaşadığım acıyı tahmin bile edemezsiniz” dedi. 'ARAÇ AMBELEYE KALKTI' Kaza anını anlatan Eyüp Er, şunları söyledi: “Bizim meslekte sabit bir hatta çalışmazsınız. Kısa zaman aralıklarıyla güzergâhlarımız değiştirilir. 63 Kabataş-Kağıthane hattındaki ilk iş günümde böyle bir olay yaşandı. Kazaya karışan otobüs 2013 modeldi. İlk iş günümden 3-4 gün önce başka bir hattan getirildiğini öğrendim. Aracın periyodik bakımlarının yapıldığını biliyorum. Zaten garanti süresi bile dolmamış olması gerekir. Ancak bu tür elektronik donanımlı otobüslerde milyonda bir bile olsa beyin sistemi beklenmedik şekilde devreye geçebiliyor. Araç beyin dediğimiz elektronik aksamdaki arızadan dolayı sürücünün inisiyatifi dışında hareket etmeye başlıyor. Başıma gelen daha önce de başka arkadaşlarımızın başına geldi. Arkadaşlar arasında buna ‘araç ambeleye kalktı’ deriz.” 'İSKELEDE İNSAN OLSA ARACI DENİZE UÇURACAKTIM' “Duraktan kalkmaya hazırlanırken, ben daha gaza basmadan araç hareket etmeye başladı. 10 metre önümdeki trafik ışıklarında karşıdan karşıya geçen onlarca insan vardı. Frenler taş kesmişti. Tüm gücümle frenlere bastım ama araç durmuyordu. İnsanları ezmemek için boşluk bulduğum yere direksiyonu kırdım. Aklımdaki tek düşünce kimseye zarar vermeden, direksiyon hakimiyetini yitirmeden bir yere çarparak durabilmekti. Bunlar anlık, saniyeler içinde gelişen hadiseler. Şayet tek elimle, el freni, imdat kolu veya vites tuşlarına basmaya kalksam direksiyon hakimiyetini kaybedip trafik ışıklarındaki 10-15 kişiyi ezmek zorunda kalacaktım. Direksiyonu kırmamış olsam çok büyük bir felakat yaşanırdı. BUDO iskelesindeki boşluğu görünce araya daldım. Şayet Adalar iskelesinin önünde insanlar olsaydı aracı denize uçururdum. Direksiyonu kırdığım boşlukta insanlar bulunmuyordu. Frenlere bütün gücümle asıldım ancak frenler taş kesti. Araç durmuyordu. Karşıma çıkan kapı ve taksiye çarpmak zorunda kalınca, insanlar yaralandı ve taksinin altında kalan kardeşlerim oldu.” 'ONLAR İYİ OLSUN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMİYORUM' “Çok üzgünüm. Büfeye vurup durduktan sonra aracın içinde sıkıştım. Büfenin demiri alnıma giriyordu. O anlarda bile kimsenin zarar görmemiş olmasını diliyordum. Oğlum, sürekli yaralıların aileleriyle görüşüyor. Şişli Etfal’de tedavisi devam eden Kübra’nın durumunun iyi gittiği yönünde bilgi aldık. Okmeydanı Hastanesi’nde yatan Elif Balkeser’in durumunun ciddiyetini koruduğunu öğrendim. Elif Hanım için endişeliyim. Hayattaki tek dileğim yaralı insanların sağlıklarına kavuşması. Onlar iyi olsun başka hiçbir şey istemiyorum. İyileştiklerinde ben de kendilerini ziyaret ederek, helallik almak istiyorum. Ancak şu aşamada ailelerin karşısına çıkacak gücü bulamıyorum. Kübra Dere için kan bağışı yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz.” 'SOKAĞA ADIM ATACAK HALİM YOK' “Mahkemenin atayacağı bilirkişi dışında aile olarak İTÜ’den bilirkişi talep edeceğiz. Psikoteknik testlerim, sürücü belgelerim eksiksiz. Tazminat davası açılması durumunda ne yapacağımı da bilmiyorum. Mesleğe geri döneceğimi sanmıyorum. Mesleğe dönmeyi bırakın, sokağa adım atacak halim yok. Bu dava sürecek. Yargı önüne çıkacağım. İnsanlar sadece kasıtlı olmadığımı, teknik sorundan dolayı aracın durmadığını bilsinler. Ben direksiyonu, anlık refleks ile en boş gördüğüm yere kırdım. Araç durmuyordu. Düz gitmiş olsam trafik ışıklarındaki 10-15 kişiyi ezmek zorunda kalırdım.”haberler.com
Sokak Sanatçısı INSA'dan 16 GIF-iti Örneği
Rengarenk sokak sanatı işleriyle tanıdığımız INSA, dur durak bilmeyen projelerini artık gif şeklinde yayınlamaya karar vermiş. İyi de etmiş. Capcanlı çizgileriyle gönlümüzde taht kuran sokak sanatçısı, İngiltere'de caddeleri panayıra dönüştürüyor. Desenleri birsüredir bikinileri süsleyen INSA'nın bu hayatta daha başka ne isteyeceğini bilemiyoruz.
Reklam
The Cut’ın Fragmanı Yayınlandı
Fatih Akın'ın The Cut - Kesik filminin fragmanı yayınlandı.  Çekimleri Ürdün, Küba, Kanada, Malta ve Almanya’da gerçekleştirilen The Cut (Kesik), 1915′de Mardin’de yaşayan 2 çocuk babası bir Ermeni’nin ailesinden koparılmasını ve iki kızına tekrar kavuşma çabasını konu ediniyor. The Cut filminin senaryosu Fatih Akın ve Mardik Martin'e ait. Fatih Akın'ın son filmi The Cut'un başrolünde Cezayir asıllı ünlü oyuncu Tahar Rahim yer alıyor. Rahim'e The Cut filminde Simon Abkarian, Arsinee Khanjian ve George Georgiou'nun yanı sıra Türk oyuncular Akın Gazi, Numan Acar, Korkmaz Arslan gibi isimler de eşlik ediyor.
İstanbul'a Havaray Geliyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yeni projesi Havaray ile trafik büyük ölçüde rahatlayacak. 47.8 kilometrelik 10 ayrı hatta günde 200 bin yolcu taşınabilecek. İstanbul'da toplu taşımada yeni bir dönem başlıyor. Metrobüs , metro , tramvay ve teleferikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi ulaşım yatırımlarına Havaray Projesi de (Havada giden tramvay) eklendi. Kısa mesafe olarak 10 ayrı hatta düşünülen sistem, mevcut trafiği ve yolları etkilemeden havadan sefer yapacak. Havaray Projesi'nin etüt çalışmaları için ilk ihaleyse önümüzdeki ay gerçekleşiyor. Raylı sistemi havaya taşıyarak alternatif bir yol ortaya çıkartan İstanbul Havaray Projesi'nin hangi semtlerden geçeceği de büyük oranda belirlendi. Metrobüsle entegre çalışacak Havaray hatlardan 4'ü Anadolu Yakası'nda bulunurken, 4'ü de Avrupa Yakası'nda yapılacak. Sütunlar üzerinde hareket edecek olan havaray , böylece mevcut trafiği ve yolları da etkilemeyecek. Toplu taşımada metro ve metrobüs gibi sistemlerle de entegre olacak havaraylar, kısa mesafeli ulaşımı büyük oranda rahatlatacak. Duraklar arası yolculuk 2 dakika Şu anda minibüslerin ulaşımı sağladığı bölgelere yapılacak havaraylar sonrası minibüslerin kaldırılması gündeme gelmesi bekleniyor. Avrupa ülkelerinin yanı sıra Japonya ve Çin'de de gözde toplu taşıma sistemi olarak kullanılan havarayla günde 40-50 bin yolcu taşınabiliyor. Yüksek kapasiteli olanlar günde 200 bin yolcu kapasitesine ulaşabiliyor. Sistemin duraklar arası yolculuk süresi ise 2 dakika olacak. Kaynak: Sabah
Reklam
Türkiye'nin Politik Tarihinden Nostaljik Meclis Kavgaları
İngiliz Kralı John, karşılaştığı bir dizi isyandan bunalması ve bu işin böyle gitmesi halinde yerine geçebilecek herhangi bir varis olmasa bile bazı baronların kendisini öldürmesinden korkması gibi her mantıklı insanın pek de fena bulmayacağı sebeplerle, bir kerelik olsun bir değişiklik yaparak farzı misal sırf canı öyle istiyor diye kimseyi öldürmemeyi, vergi konusunda da tebaasına danışmayı kabul etti. Bugün Magna Carta Libertatum adıyla bilinen bu büyük sözleşme gerçi John'un hayatını kurtarmasına yardımcı olmadı ama, 'Parliamentum' adıyla bir kurul kurulmasına ve dünyada modern meclis geleneğinin başlamasına neden oldu. 1215 yılında Thames Nehri'nin kenarında bu gelişmeler yaşanırken, bizim buralarda hava birazcık daha değişikti. Daha ortalarda Osmanlı İmparatorluğu yoktu ve John adı verilen keferenin türlü çeşit garbi nedenle vazgeçtiği imtiyazlarına külli sahip olan Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus, kardeşi Alaaddin Keykubat'a karşı kazandığı zaferin ve Sinop vilayetini küffardan alışının tadını çıkartıyordu. Bu sebeple olacak bize Meclis envai çeşit ecnebi memleketten 6 yüzyıl kadar sonra geldi. Gerçi, bu 6 yüzyıl da pek fena yaşanmış değildi ama 19. asrın sonuna gelindiğinde Devlet-i Aliye artık birazcık kendisini çağın dışında kalmış, küffarla mücadelesinde de biraz geriye düşmüş buluyordu.  Bu sebeplerden, Memleketin halifesi, Memalik-i Ali Osmaniye'nin tek maliki, Rum'un sultanı, Cezayir'den Mısır'a envai çeşit memleketin yegane hakimi biricik Osmanlı İmparatoru İkinci Abdülhamid, üstünde güneş batmayan İmparatorluğun İmparatoriçesi, Hindistan'ın maliki, türlü çeşit uzak diyarda olmadık kolonileri bulunan dönemdaşı Büyük Britanya ve İrlanda Kraliçesi Victoria'nın bile parlamento adı verilen bir kuruma bir takım yetkileri bırakarak rahata erdiğini, memleketin külli ahalisini de Benjamin Disraeli adlı bir başka keferenin idaresine bırakmış olması nedeniyle habire yan gelip yattığını ve bayağı da kilo aldığını farkettiğinden olacak, en sonunda bir Anayasa yazılmasını, memleketin her neviden işiyle uğraşmaktansa bu işlerle tebaasından bir takım tabilerin uğraşmasını, bu arada da sağdaki ve soldaki insanların keyfi olarak tavuk gibi öldürülmemesini, kanun ve nizamın hakim olmasını, herkesin belli haklara sahip olup bu hakların da gene tebaaya mensup şahısların görev aldığı mahkemeler eliyle korunmasını kabul etti. Biz de böylelikle 1876 yılında bir Anayasa'ya kavuştuk. En sonunda şükürler olsun, Meclis-i Umumi adıyla parlamentomuz kapılarını Padişah efendimiz tarafından seçilmiş bulunan Heyet-i Ayan ve bu gariban halkın -artık hangi akıllarla Allah bilir- seçtiği bir takım vekillerden oluşan 'Heyet-i Umumi'ye açtı. Biz de tarihimizde ilk kez olsun Mebus denilen insanlarla tanışmış olduk.  Gerçi o zamanın Mebusları da güçlü kuvvetli kimselerdi ama, birbirleriyle şöyle adam akıllı bir kavga etme fırsatı bulamadan Rus Harbi sebebiyle Meclis kapanıverdi. Daha sonraları bazı tarihçiler bunu bazı mebusların Rus Harbi sırasında Padişah Efendimizin asabiyesini bozacak nazarda yaptıkları tenkitlere bağlarlar ama, Padişah hazretlerinin de bu parlamento denilen işe pek akıl sır erdiremediği, canı nasıl çekerse öyle hükmetme hakkı varken hangi sebeple habire durdurulmaya çalışıldığını pek anlamadığı da vakiadır. Sene 1908'e gelindiği zaman memleket ahalisinde bir takım huzursuzluk baş göstermeye başladı. Özellikle baş vergisi denilen bir vergi türü Erzurum'dan İzmir'e ahalinin canını sıkıyor, olmadık yerlerde olmadık isyanlar baş gösteriyor, Padişah efendimizin yolladığı tabur tabur erat bile isyankarlara katılarak 'hak isteriz' de 'hak isteriz' diye tutturuyor, Avrupa'yı mesken eylemiş bir takım zevatın adalet, özgürlük ve eşitlik talepleri memleket ahvalinde de zemin buluyor, millet Anayasa da Anayasa diye birbirini boğazlayacak hale geliyordu. En sonunda Resneli Niyazi Bey namlı bir zat Manastır'da hürriyeti ilan ediverince iş yayından çıktı ve Padişah Efendimiz, Thames nehrinin kenarında duran John gibi düşünerek, Anayasayı bir kez daha kabul etmenin pek fena bir fikir olmadığı noktasına geldi.  Artık bir Padişah tahta çıktığı zaman, Meclis-i Umumi önünde Anayasa hükümlerine uymaya ve millete sadakat yemini ediyor, en üstün iradenin milli iradenin tecellisi olan Anayasa ve hükümleri olduğunu kabul ediyordu. Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Mondros Mütarekesi ilan edilince, memlekette bir kere daha Meclis kapatıldı.  Gazi Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Kuva-i Milliye hareketi de İstanbul'da açılan Meclis'in pek bir işe yaramadığını, habire kapatılıp açıldığını, böyle açıp kapatma usulüyle de memleketin idaresinin biraz savsakladığını büyük bir isabetle fark ederek, bu Meclis işini Padişah'tan biraz uzakta Ankara civarında hayata geçirmenin çok daha sağlıklı olacağını, hem bu suretle İşgal Kuvvetleri ile de pek muhatap olunmadığını öngörerek, Ankara'da Büyük Millet Meclisini açtılar.  O tarihten itibaren de yüce Meclisimizin çatısı altında vatan görevini ifa etmekte olan vekillerimiz arasında nümayiş hiç eksik olmadı. Vekiller kah alengirli sözcükler ve ithamlarla birbirlerine vatan aşklarını gösteriyor, kah sövgülerle millete hizmet sevdalarını dermeyan ediyor, bazı hallerde fiziken birbirlerine müdahalede bulunmak suretiyle milli çıkarları koruma noktasındaki kararlılıklarını birinci elden gösteriyordu.  Her ne kadar bazı başka parlamentolarda vekiller Judo, Aikido, Karate hatta Kick Boks gibi sporlarla gençlerini teşvik etme yolunda büyük merhaleler kat etmiş olsa da, bizim parlamentomuz böyle bir boyut asla kazanmadı. Konunun özünden sapmadan ve yan yollara dalaşmadan birbirinin üstüne çullanan, yürüyen, tokat, tekme, kafa atma gibi geleneksel ikna yöntemleriyle işini görmeye keskin kararlı vekillerimiz sayesinde memleketin her tarafında tartışma adap ve usulü gittikçe gelişti. Yasama görevini sadece bir gönül ve fikir işi olmaktan çıkartıp fiziki bir kondisyon meselesi haline de getiren bu yöntem uzun yıllar parlamentomuza damgasını vurduğundan olacak, kanun yapma işi de bayağı önemli bir anlam kazandı. Artık kanunlarımız sadece manen veya zihnen yetkin vekillerimiz eliyle değil, aynı zamanda fiziken de dirayetli, memleketin hangi ucuna gitse kondisyonuyla parmak ısırtacak vekillerimiz aracılığıyla yapılıyor, bir kanun vekillerimizi listelere yazan haşmetmaaplarının hoşuna gitmeyecek olsun gerekirse boğaz boğaza ceng edilerek hali yoluna koyuluyor.
Mısır Yeni Bir 'Süveyş Kanalı' Açıyor
Mısır, ülke ekonomisinin 'can damarı' Süveyş Kanalı Projesi'ni genişletmenin yanı sıra orta kesimlerinde 35 kilometrelik yeni bir kanal açacak İSMAİLİYE - Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni 'Süveyş Kanalı Projesi'nin temelini attı. Sisi, İsmailiye'de düzenlenen temel atma töreninde yaptığı konuşmada, daha önce 3 yıl olarak planlanan projenin 1 yılda bitirilmesi gerektiğini söyledi. Proje çerçevesinde, 6 yeni tünel yapılacağını açıklayan Sisi, bunlardan birinden demiryolu geçişinin sağlanacağını belirtti. Toplam proje bedelinin 4 milyar dolar olduğunu aktaran Sisi, ordu gözetiminde yürütülen kazı çalışmaları için belirlenen 17 şirketin, 25'e çıkarılması talimatını verdi. Hafriyatın bir kısmını silahlı kuvvetler tarafından bir kısmının da taşeron firmalarca gerçekleştirileceğini ancak bunun da güvenlik nedeniyle ordu tarafından kontrol edileceğini kaydetti. 'Mısır'ı yıkılmasına izin vermeyeceğiz' Konuşmasında muhalefete de seslenen Sisi, şu ifadeleri kullandı: 'Bizimle uzlaşı içinde olmayan grup aramızda yaşayabilir, bunu kabul ederim ancak bize ve ülkemize zarar vermeme şartıyla. Hiç kimsenin Mısır'ı yıkmasına izin vermeyeceğim. Dilediğine inan ancak inandığın şeyin ülkeni yıkmasından sakın. Buna izin vermeyiz. Bu laf olsun diye söylediğimiz bir şey değil.' Ülke ekonomisinin iyi durumda olmadığını dile getiren Sisi, söz konusu projelerin bitirilmesi için iş adamlarına hitaben, 'Bunu ödeyeceksiniz, yani ödeyeceksiniz' şeklinde konuştu. 'Projelerin bitirilmesi için 6 saat yerine 10 saat, 24 saat çalışalım' diyen Sisi, bu projenin bir 1 yıl içinde bitirileceğini tekrarladı. Sisi, yatırımcıların ülkeye gelmesi için altyapı hizmetlerinin tamamlanması gerektiğini, aksi takdirde kimsenin gelmeyeceğini vurguladı. Mısır ve Etiyopya arasında krize neden olan Hedasi Barajı'na da değinen Sisi, ihtiyaç duydukları suyun karşılanması için alternatif çalışmalar yürüteceklerini ve konuya ilişkin Etiyopya'dan barajın bitirilmesi için planlanan süreyi uzatmaları talebinde bulunacaklarını dile getirdi. Medyanın kendisini desteklemesini de isteyen Sisi, 'Abdunnasır çok şanslıydı, tüm medya onunla hareket ediyordu' ifadesini kullandı. Konuşmasında sık sık Mısır'ın 'çok zor bir ekonomik süreçten' geçtiğini belirten Sisi, bunun için tüm ülkenin 'yek vücut' olmasını istedi. Paralel bir kanal daha açılacak Süveyş Kanalı'nın Kızıldeniz ve Akdeniz tarafındaki bölümlerinin genişletilmesinin yanı sıra 'orta kesimlerde' 35 kilometrelik mesafe için de paralel bir kanal açılması planlanıyor. Genişletme çalışmasının ardından daha önce bazı noktalarda geçiş için bekleyen gemiler, çift yönlü gidiş-geliş imkanına sahip olacak. Bu projeyle Süveyş Kanalı'ndan geçecek olan gemi sayısının artacağı belirtilirken, bu projeyle 2023 yılında Mısır'ın kanaldan elde ettiği gelirin yüzde 200'den fazla artacağı ifade ediliyor. Dünya
Tuğba Dural'dan Soma Gafı!
Ntvspor sunucusu Tuğba Dural Galatasaray ile Atletico Madrid arasında Soma için oynanacak hazırlık maçı anonsunda Soma yerine Roma dedi.Daha önce de yaptığı gaflarla gündeme gelen NTV Spor spikeri Tuğba Dural bu kez de sunduğu haberde Soma faciası yerine 'Roma faciası' dedi.
Apple ve Samsung'dan Tarihi Barış Anlaşması
Halihazırda dünyanın en büyük iki akıllı telefon üreticisi olan Apple ve Samsung savaşı yıllardır sürüyor. Bununla birlikte bu iki firma arasındaki birçok ülkede halen devam eden patent davaları da herkesin malumu. Yıllardır süren bu savaşın bir kazananı ise yok. Görünüşe göre hiç de olmayacak. Ancak bu iki dev şirket bugün yıllardır beklenen barış için çok önemli bir adım attı. Yapılan açıklamaya göre Apple ve Samsung , ABD sınırları dışındaki bütün davalarından vazgeçme kararı aldı. Diğer taraftan yapılan anlaşma herhangi bir lisan anlaşmasını içermiyor. Ayrıca ABD mahkemelerinde 3 yıldan beri sürmekte olan yüksek maliyetli davalar ise devam edecek. Öte yandan bu iki şirket birbirlerine karşı Samsung'un evi Güney Kore başta olmak üzere Almanya , Avustralya, Fransa, İtalya, Hollanda, Japonya ve İngiltere'de de patent davaları açmıştı. Yani yapılan anlaşma bu saydığımız ülkelerdeki patent davalarından vazgeçildiği anlamına geliyor.teknokulis
Reklam