Birleşmiş Milletler'in verilerine göre dünyada şu anda 7.2 milyardan fazla insan bulunuyor ve bunların yarısı sadece 6 ülkede yaşıyor. Çin ve Hindistan 1'er milyardan fazla nüfuslarıyla en kalabalık ülkelerin başında geliyor. Özellikle şehir etkeniyle bu ülkelerin nüfuslarının daha da artması bekleniyor. Çin, Hindistan ve Nijerya'da önümüzdeki 30 yılın en büyük şehir nüfusu artışı beklenirken Birleşmiş Milletler dünyanın yarısından fazlasının şehirlerde yaşadığını bildirdi. Hindistan'ın şehirlerindeki nüfusun 2050'ye kadar 404 milyon artması bekleniyor. Ülkenin başkenti 25 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık ikinci şehri konumunda. Delhi'nin nüfusu 1990'dan bu yana iki katının üstüne çıktı. 24 yıl önce nüfusu 10 milyonun üstünde olan 10 mega şehir bulunuyordu. Gelişmekte olan ülkelerin sayesinde bugün dünyada 28 mega şehir var. Bunların 16'sı Asya'da 4'ü Latin Amerika'da, 3'ü Afrika'da ve 2'si de Kuzey Amerika'da bulunuyor. Çin'deki 23 milyon nüfuslu olan Şanghay ve 20 milyon nüfuslu Pekin en kalabalık 10 şehir arasına isimlerini yazdırdı. Tokyo ise 38 milyonluk nüfusu ile dünyanın en büyük şehri konumunda. Newark da içine katıldığı ABD'deki New York 18 milyonluk nüfusla dünyanın 9. en kalabalık şehri oluyor. 1990'da en kalabalık 3. şehir olan New York'un 2030 itibariyle 14. sıraya gerilemesi bekleniyor. Pew Araştırma Merkezi'ne göre ABD nüfus büyümesinin önümüzdeki yıllarda yavaşlaması bekleniyor. Gelişmekte olan ülkelerin şehirlerindeki nüfus büyümesiyle önümüzdeki senelerde dünyadaki mega şehir sayısının 41'e çıkması bekleniyor. Birleşmiş Milletler bu şehirlerde başta sağlık, eğitim, ulaşım ve konutlaşma olmak üzere birçok hizmetin genişletilmesinin önemine dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler 2050 itibariyle dünya nüfusunun 3'te 2'sinin şehirlerde yaşayacağını öngörüyor. MICHELLE COFFEY | WSJ
Rusya'da bisikletiyle sola dönüş yapmak isteyen 18 yaşındaki kız, bu sırada kendisini geçmeye çalışan kamyonun altında kaldı. Genç kız, şans eseri kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. Başkent Moskova'ya 37 kilometre uzaklıktaki Zelenograd şehrinde geçtiğimiz Cumartesi günü bisikletiyle dolaşan 18 yaşındaki genç kız, kavşakta sola dönüş yapmak istedi. Gidonu sola doğru çeviren genç kız, bu sırada arkadan gelen ve kendisini geçmeye çalışan kamyonun altında kaldı. Kamyonun yandan çarptığı kız, arka tekerleğin altında ezilmekten son anda kurtuldu.
Türkiye’nin ikinci büyük adası Marmara, ranta kurban ediliyor. Yıllardır adanın kuzeyinde işletilen maden ocakları, doğal hayatı bitirme noktasına getirdi. Zeytinliklerin kullanıma açılmasıyla da çevre katliamına davetiye çıkarıldı. Yüzölçümü 117 bin metrekare olan adanın yüzde 30’luk kısmı ocaklara teslim edilmiş durumda. Marmara Denizi’nin güneybatısındaki Türkiye’nin ikinci büyük adası Marmara’da büyük çevre tahribatı yaşanıyor. 1980’li yıllara kadar sayısız ağaç türüyle cenneti andıran ada, 1985’ten sonra mermer ocaklarıyla delik deşik oldu. Yüzde 30’luk bölümünde mermer çıkarılan adadaki rezervin çok azaldığını belirten maden mühendisi Nihat Tüfenkçi, ocaklar kapandıktan sonra yeniden ağaçlandırmanın mümkün olmayacağını söylüyor. Doğa Derneği Müdürü Engin Yılmaz, “Doğa ve canlıların hayatını göz ardı eden uygulamalardan vazgeçilmeli.” diyor. Tarih boyunca mermer yatakları sebebiyle madencilerin işgaline uğrayan Marmara Adası, özellikle 1985 yılından sonra büyük tahribatına sahne oldu. 80’lerden önce kocayemiş, meşe ve çam gibi ağaç türleriyle kaplı olan alanların yerini mermer ocakları aldı. Önceki yıllarda yeşil tepelerle kaplı ada, artan madencilik faaliyetleriyle delik deşik oldu. Gelirini bölgedeki ocaklardan sağlayan ada sakinleri ve komşu köyler ise sessiz. Ancak adada ‘ruhsatlı maden çalışmaları’ adıyla ciddi bir çevre ve orman tahribatı yaşanıyor. Zaman gazetesinin haberine göre yılda yaklaşık 150 bin metreküp mermer çıkarılan adada esas sorun, mermer ocaklarının şehir merkezine haddinden fazla yaklaşmış olması. Saraylar beldesinde şehir merkeziyle iç içe geçmiş ocaklar 400 metre sınırını da ihlal etmiş bulunuyor. Bizans zamanından kalma eserlerin madenciler tarafından tahrip edilmesi de bir diğer tartışma konusu. İddiaya göre mermer ocaklarında tespit edilen ve koruma altına alınması gereken tarihi eserler, işletme sahipleri tarafından tahrip ediliyor. Bulunan yeni eserlerden ise yetkililer haberdar edilmiyor. Turizm potansiyeli yüksek olan Marmara Adası, mermer ocaklarında yaşanan rehabilitasyon zorlukları nedeniyle eski görüntüsüne kavuşamayabilir. Adadaki mermer rezervinin oldukça azaldığını belirten maden mühendisi Nihat Tüfenkçi, ocaklar kapandıktan sonra yeniden ağaçlandırma yapılmasının mümkün olamayacağını söylüyor. Geçtiğimiz günlerde gündeme gelen ve kamuoyunda tartışmalara sebep olan zeytinliklerin imara açılması da iyi bir örnek teşkil ediyor. İhraç edilen Marmara mermeri her ne kadar ekonomiye katkı sağlasa da yapılan doğa tahribatı çevrecileri düşündürüyor. Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz, “Doğanın döngüsünü yok ettikten sonra istediğiniz kadar enerjiniz, paranız olsun, toplumsal yaşamı ve insan refahını hem yerelde hem şehirde istediğiniz seviyeye getirmeniz mümkün değil. Kendi hayatımız ve diğer canlıların hayatı pahasına enerji ihtiyacımız olduğuna inanmıyoruz.” diyor. İsmini Yunanca ‘mermer’ anlamına gelen ‘mârmaro’dan alan adada ormanların tahrip edilmesinden doğaseverler de şikâyetçi. Milli parklar, orman ve sulak alanlarla ilgili kanunlarda bu yatırımların önünü açmak için değişiklikler yapıldığını ifade eden Engin Yılmaz, 2007-2008 yılından beri hem araştırma yapmak hem de maden çıkarmak için satılan lisans sayısının 40 bini geçtiğini vurguluyor. Marmara Adası gibi korunması gereken birçok alanda kıyım yapıldığına dikkat çeken genel müdür şu tavsiyede bulunuyor: “Nereye dönsek aynı problem. Doğanın ve canlıların hayatını göz ardı eden yasalaşma ve uygulama sürecinden vazgeçilmesi gerekiyor. Doğanın hakları anayasal düzeyde korunmalı. Mevzuat yapılanmaları da buna göre değiştirilmeli. En önemli nokta da o coğrafyada yaşayan insanların katılımıyla bu politikaların belirlenmesi.” HÜSEYİN SARI - NUR MUHAMMED TARHAN | Zaman
Mısır'ın ateşkes önerisini kabul ettiğini belirterek sabah saatlerinde operasyonlarını durduran İsrail Gazze'deki saldırılarına yeniden başladı. Reuters haber ajansı, Kudüs'teki bir askeri sözcünün 'İsrailli güçler yeniden saldırıyor' sözlerini aktardı. Gazze'de iki hedefin vurulduğu bildirildi. AP haber ajansının İsrail ordusu sözcüsü Albay Peter Lerner'e dayandırdığı haberde, 'altı saatlik ateşkes boyunca' Gazze'den İsrail'e 50 roket fırlatıldığı belirtildi. Peter Lerner, altı saatlik ateşkesin ardından 'İsrail'in operasyonel faaliyetlerine devam ettiğini' söyledi. İsrail sabah saatlerinde Mısır'ın önerdiği Gazze ateşkesi anlaşması önerisini kabul ederken henüz resmi açıklama yapmayan Hamas'ın ise ihtiyatlı yaklaştığı görüldü. İsrail güvenlik kabinesi bugün Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında toplanarak Mısır'ın ateşkes önerisini onayladı. 'Gazze'nin diplomatik yollarla askeri unsurlardan arındırılmasına bir şans vermek için Mısır'ın ateşkes önerisini onayladık' diyen Netanyahu, 'Hamas'ın öneriyi kabul etmemesi durumunda ise -ki görünen o ki kabul de etmeyecekler- İsrail'in Gazze'deki operasyonların şiddetini artırması için elinde her türlü uluslararası meşruiyet olacaktır' ifadesini kullanmıştı. Hamas sözcülerinden farklı açıklamalar Gün içinde Hamas'ın sözcüsü Sami Ebu Zuhri ve önde gelen yetkililerinden Musa Ebu Marzuk'tan ise farklı açıklamalar gelmişti. Salı sabahı Gazze'de gazetecilere konuşan Sami Ebu Zuhri, Mısır'ın önerisinin 'kabul edilemez' olduğunu söyledi. Ebu Zuhri, 'Filiştin direnişinin tüm unsurlarının kabul ettiği bir anlaşmaya varılana dek savaşmayı sürdüreceğiz. İşgalci İsrail'in tek taraflı ateşkes ilanının bizim için hiçbir değeri yoktur. Çünkü bizim istediğimiz şey, ateşkes değil özellikle Gazze'de Filistin halkına yönelik adaletsizliklerin son bulmasıdır' dedi. Ebu Zuhri daha sonra BBC'ye yaptığı açıklamada ise ateşkes konusunda resmi bir teklif almadıklarını belirtti. Hamas Sözcüsü, ateşkesi kabul etmeleri için tutsakların serbest bırakılması dahil tüm koşullarının yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Hamas'ın önde gelen yetkililerinden Musa Ebu Marzuk ise yaptığı açıklamada daha uzlaşmacı bir üslup benimsedi. Halen Kahire'de bulunan Ebu Marzuk, Hamas olarak ateşkes önerisi hakkında resmi ve nihai bir karar almadıklarını, öneriyi istişare ettiklerini söyledi. Hamas'ın askeri kanadı ise, şimdiden öneriyi reddeti ve mevcut koşullarla ateşkese uymanın 'teslim olmak' anlamına geleceğini söyledi. En az 192 kişi öldü Mısır'ın başkenti Kahire'de her iki tarafın üst düzey yetkilileri ile yürütülen görüşmeler sonrasında hazırlanan ateşkes önerisi, tarafların askeri operasyonları 'hemen' durdurmasını öngörüyordu. Filistinli yetkililer şu ana kadar İsrail'in 8 gün önce başlayan hava saldırıları nedeniyle Gazze'de 192 kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler ölenlerin dörtte üçünden fazlasının sivil olduğunu söyledi. 1400 Filistinli'nin de yaralandığı düşünülüyor. İsrail'den 'taktik adım' BBC'nin Orta Doğu muhabiri Kevin Connolly, İsrail'in ateşkesi kabul etmesini 'Akıllıca düşünülmüş taktik bir adım' olarak yorumluyor. Connoly, 'Hamas'ın da ateşkese uyması durumunda İsrail, Gazze'deki roket stoklarının bir kısmını imha ettiği için memnun olacaktır' diyor. Connolly, Hamas'ın ateşkese uymaması halinde ise, Netanyahu yönetiminin diplomatik anlamda daha güçlü bir pozisyona geleceğini düşündüğünü belirtiyor. BBC Türkçe
Ligin resmi yayıncısı Digitürk'ün Ayazağa'daki stüdyolarında gerçekleştirilen fikstür çekimine Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 1. Başkan Vekili Servet Yardımcı, TFF Yönetim Kurulu üyeleri ile Süper Lig kulüplerinin başkan ve temsilcileri katıldı. 18 takımın mücadele edeceği Spor Toto Süper Lig'de yeni sezon, 29-30-31 Ağustos tarihlerinde oynanacak ilk hafta maçlarıyla başlayacak. Bu sezonki planlamaya göre ligin ilk devresi, 17. hafta müsabakalarının oynanması beklenmeden, 2-3-4 Ocak 2015 tarihlerinde yapılacak 16. hafta maçlarının ardından tamamlanacak. İlk yarının son haftası olan 17. hafta karşılaşmaları, 23-24-25 Ocak 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek ve sezonun ikinci yarısı bu haftadan itibaren start alacak. Toplam 34 haftalık maraton, 31 Mayıs 2015'te tamamlanacak. İlk hafta maçları Balıkesirspor - Akhisar Belediyespor Kayseri Erciyesspor - Trabzonspor Fenerbahçe - Kardemir Karabükspor Bursaspor - Galatasaray Sivasspor - Gaziantepspor Çaykur Rizespor - Gençlerbirliği Mersin İY - Beşiktaş Eskişehirspor - Torku Konyaspor İşte Süper Lig'de oynanacak derbi maçların tarihleri; 2- hafta Trabzonspor - Fenerbahçe 6- hafta Galatasaray - Fenerbahçe 8- hafta Beşiktaş - Fenerbahçe 10- hafta Galatasaray - Trabzonspor 12- hafta Beşiktaş - Trabzonspor Ligin ilk yarısındaki maçların programını görmek için tıklayınız. CNN TÜRK
Toplu taşıma yapan bir otobüs şoförünün sosyal medyaya düşen görüntüleribu kadar da olmaz dedirtti. Dün öğle saatlerinde Taşdelen - Çekmeköy arasındaki bir hatta çekildiği belirtilen görüntülerde, sürücü seyir halindeyken eline aldığı kitabı okumaya başlıyor. Bir kitaba bir de yola bakan sürücü bir yolcu tarafından görüntüleniyor. CNN TÜRK
İran'ın başkenti Tahran'ın merkezinde dikkat çekici bir grafiti çalışması sosyal medyada büyük ilgi gördü. Çalışmada bir kadın, bulaşık deterjanı şişesi şeklindeki 'Dünya Kupası'nı tutarken görülüyor. Bu ne anlama geliyor ve neden böyle ilgi çekiyor? Black Hand imzalı çalışmanın sahibi İngiltere'nin kimliğini gizleyen fakat Banksy imzasını kullanan grafiti sanatçısına atfen İran'ın Banksy'si diye anılıyor. Çalışmanın sahibi bir kadın mı, erkek mi yoksa bir grup sanatçı mı bilinmiyor. Fakat grafiti İran'ın başkentinde giderek yayılıyor. Haziran ayının sonuna doğru Tahranlılar bir cumartesi sabahı uyandıklarında İran milli formasını giymiş bir kadının deterjan şişesini eldivenli elleriyle tutarak havaya kaldırdığı grafitiyi gördüler. Bu görüntünün resmi Facebook, Twitter ve Instagram'da binlerce kez paylaşıldı. Çalışmanın böyle ilgi görmesinin nedeni sadece Tahran'ın Vali Asr isimli işlek caddesinde yer almasından ötürü değil aynı zamanda bir şekilde gizli mesaj vermesindendi. Gerçek ismini açıklamayan, İran ve ABD'de yaşayan @Pedestrian takma isimli İranlı bir öğrenci her sabah kalktığında ilk iş olarak Facebook'a girdiğini söylüyor. 'Tüm Facebook'um arkadaşlarımın paylaşımları bu grafiti ile ilgili. Bence bu, tam bir sanat. Dünya Kupası'nı, stat konusunu ve İran'da kadın olmayı beraber ele alıyor' diyor. İran'da tüm eleştirilere karşın kadınların stadyumda futbol müsabakalarını izlemeleri yasak. 2012 yılında bu yasak, voleybol müsabakaları için de genişletildi. Şu an Dünya Voleybol Ligi karşılaşmalarını da kapsayan bu yasak yüzünden çoğu İranlı tepkili. 'Bu çok acımasız, inanılmaz şekilde acımasız. Neden onların gelmesine engel olursunuz ki?' diyor İran milli takımında basketbol oynayan ve aynı zamanda İran ile dış dünya arasında bilgi akışını arttırmaya çalışan Small Media'ya çalışan Sarah Ahari. 'Düşünün ki İran takımı, Tahran’da bir maç oynuyor. Brezilyalılar ve İtalyanlar eşlerini stadyuma getirebiliyor. Fakat İranlılar getiremiyor. Ve maçın ev sahibi de İran.' Dünyanın genelinde olduğu gibi İran'da da grafiti yasadışı. Deterjan şişesini tutan kadın çalışması kısa süre içinde kırmızıya boyandı. Kimileri bunun resmi makamlarca kimileri de Black Hand lakaplı sanatçı tarafından yeni bir mesaj kaygısıyla boyandığını söylüyor. Ama sonuçta çalışma duvarda görünmüyor. Fakat resim halen daha sosyal medyada paylaşılarak yaşamaya devam ediyor. Daha önce İran'da grafiti çizen ICY isimli bir takımın üyesi olan ve şu anda ABD'de yaşayan SOT, 'insanlar için insanlarla konuşan sokak sanatının politik olduğunu' belirtiyor. Şu an sosyal medya sayesinde herkes bu resimleri görebiliyor. Bazıları İran'da kadın ve spor konusunda ne olduğu konusunda fikri olmayabilir. Fakat bu resmi gördükten sonra gidip bunu araştırabilirler. Bu çok önemli diyor SOT.BBC Türkçe
Photoshop kullanmayın ve makyajlarınızı silin. Aslında o makyajların altında doğal güzelliklerini ve geçmişlerin güzel izlerini, hatıralarını barındırıyorlar. Bu video sizi gözyaşlarına boğabilir.Colbie Caillat - Try isimli şarkı.
Evet çok zor değil. Sadece ama sadece 15 adımda sizi entel gibi gösterebilirim. Hoş ülkede gençlerimizin yarısının böyle yaşadığı düşünüyorum o ayrı. Bu galeri hepinize getirilmiş bir eleştiridir. Kabul edin bu maddelerin en azından bir kaçını daha önce yaptınız.
Devlet Denetleme Kurulu 'Madımak Olayının' Araştırma ve İnceleme Raporunu açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) Sivas katliamıyla ilgili araştırma ve inceleme raporunda, “Sivas olaylarında yargılanarak çeşitli cezalara mahkum edilen toplam 81 kişi; otelde öldürülen 35 kişinin görünen, temas edilebilen ve yargılama süreçlerinin tespit ettiği sorumlularıdır. Yukarıda yer verilen tespit ve açıklamaların da gösterdiği üzere, olayların oluş şekli ve mahiyeti, bunların yanında, başka faillerin ve sorumluların da varlığına işaret etmektedir” denildi. “Sivas’ta cereyan eden olay, katliam olarak nitelendirilmesi gereken toplumsal bir olaydır” denilen raporda, “olayın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve soruşturulmasında/yargılanmasında Devlete terettüp eden ağır bir hizmet kusuru bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi. DDK’nın Sivas katliamına ilişkin araştırma ve inceleme raporunda öne çıkan ifadeler şöyle:Olay katliam olarak adlandırılmalı'Sivas’ta cereyan eden olay; 2 Temmuz 1993 tarihinde düzenlenen etkinlik nedeniyle oluşan bir toplumsal krizin başlangıcından sonuna kadar yönetilmesinde; gerek etkinliğin düzenlenme yerinin belirlenmesi gerekse katılımcı profilinin oluşturulmasında Devletin aktif katılımına ve apaçık gerçekleştiği/oluştuğu görülen toplumsal kriz riskine rağmen, gerek yeterli güvenlik önlemleri alınmadan etkinliğin yapılmasına Devlet tarafından ön ayak olunması gerekse etkinliği düzenlemeye aktif olarak katılan Valiliğe ve katılımcı profiline yönelik olarak ciddi protestoların yaşanmasına rağmen; ortamı soğutmaya ve can güvenliğini sağlamaya yönelik olarak etkinliğin iptali, kalabalığın dağıtılması, katılımcıların otelden tahliyesinin sağlanması, sokağa çıkma yasağı uygulanması gibi tedbirleri almakta ciddi ihmal ve zafiyetler gösterilmesi neticesinde kontrolden çıkan ve kutsalına hakaret edildiğine ilişkin nefret duygularıyla hareket eden şuursuz hale gelmiş kalabalıklarca otelde bulunan 35 kişinin ölümüne yol açılması ile sonuçlanan ve “katliam” olarak nitelendirilmesi gereken bir toplumsal olaydır. 'Başka fail ve sorumlular da var' Sivas olaylarında yargılanarak çeşitli cezalara mahkum edilen toplam 81 kişi; otelde öldürülen 35 kişinin görünen, temas edilebilen ve yargılama süreçlerinin tespit ettiği sorumlularıdır. Yukarıda yer verilen tespit ve açıklamaların da gösterdiği üzere, olayların oluş şekli ve mahiyeti, bunların yanında, başka faillerin ve sorumluların da varlığına işaret etmektedir. Bu açıdan, esas itibariyle söz konusu olaydaki sebep ve failleri; kamu yönetiminin söz konusu olaylardaki rolünde ve oluşan toplumsal krizi yönetmedeki basiretsiz uygulamalarında ve Sivas olaylarına ilişkin kolektif hafıza gruplarının tutum ve yaklaşımlarında aramak gerekmektedir. Başka bir deyişle, kolektif hafızalar arasında çatışmalı bir alana girip bir başka kolektif hafızayı ötekileştiren ve tarafsızlığını yitirecek nitelikte başka bir kolektif hafızaya ait bir etkinliği düzenleme ve heykel dikimi gibi sair işlere girişen ve güvenliği sağlamakla ilgili temel görevine ilişkin gereklerden hiçbirisini yerine getirmeyen ve olaylar sırasında da aynı zafiyeti gösteren ve olaylarda kontrolü yitiren ve böylece 37 kişinin öldürülmesine seyirci kalan ve sebep olan dönemin kamu yönetimi unsurları ile kamu yönetimine hakim olan paradigma ve yaklaşımlar da olayın esas failleri olarak görülmelidir. 'Devlet taraf haline geldi' Aynı şekilde, yargıya müdahale niteliği taşıyan vasıtalarla olayın gerçek mahiyetini kavramaya yönelik çabaların sonuçsuz kalmasının; adli ve idari soruşturmaların kamu vicdanını tatmin etmeyen bir biçimde sonuçlanmasının ve böylece olayın tümüyle kolektif hafızalar tarafından tarihselleştirilmesine yol açılmasının da temel müsebbibi Devletin söz konusu olaylarda taraf hâline gelmesi ve geleneksel tarihselleştirme araçlarına başvurmasına ilişkin uygulama ve yaklaşımlarıdır. 'Devlet ağır kusurlu' Bu nedenle, olayın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve soruşturulmasında/yargılanmasında Devlete terettüp eden ağır bir hizmet kusuru bulunmaktadır. Bu açıdan, Sivas olaylarında hem yönetsel hem de siyasal organları itibariyle olayın temas ettiği dönemin tüm Devlet ricali ile yaklaşımları, 37 kişinin ölümünden dolayı; en az kalabalıkları şuursuz hale getiren ve kolayca tahrike kapılan Sünni kolektif hafızaya ait bazı algı ve yaklaşımlar ile sünni kolektif hafızanın tahrikine yol açtığı kanaati edinilen bazı davranışlar kadar sorumludur. Ne yazık ki, gerek kamu görevlileri ile ilgili etkin bir adli ve idari soruşturma ve yaptırım kapasitemizin olmaması gerekse siyasal sorumluluk algılaması ile ilgili yetersiz demokratik standartlarımız nedeniyle herkes “tüm suçu” kalabalıkların ve toplumun üzerine yıkma kolaycılığını tercih etmiştir. Sorumlulukların böyle bir perspektifte belirlenmesi; hiçbir şekilde oteli yakan ve 35 kişinin ölümüne yol açan kişilerin ve anlayışların suçunu hafifletmeye yönelik bir tavır olmayıp; tam aksine, Sivas olaylarında söz konusu kişiler ve anlayışlar dışında da faillerin ve sorumlulukların olduğu gerçeğinin kavranılmasına ve topluma bu gerçeğin gösterilmesine yönelik bir yaklaşımı ifade etmektedir. T24 Raporun 78 sayfalık tam metni için tıklayınız
Son dönemin en çok gündemde olan konularından birisi de gizlilik. Mesajlaşma ve arama hizmeti veren çoğu uygulamada kullanıcıların gizlilikleri ile ilgili derin endişeleri mevcut. Özellikle tüm dünya genelinde ortaya çıkan dinleme skandalları, pek çok kullanıcı için gizliliğin önemini artıyor. Üst düzey bürokratlardan tutun, sade vatandaş bile artık dinleneceği paranoyasına girebiliyor. Wiper adlı uygulama da, gizliliği ön planda tutarak çalışan bir mesajlaşma ve arama uygulaması. Mesajlaşmanızın ve görüşmelerinizin ardından tüm verileri siliyor ve böylece konuştuğunuz kişilerde karşılıklı olarak ardınızda hiçbir iz bırakmıyorsunuz. Aslında WhatsApp ile Snapchat’in karışımı olarak nitelendirebileceğimiz Wiper, önemli bir ihtiyaç göz önüne alınarak oluşturulmuş. Aldığı 2.5 milyon dolarlık bir tohum yatırımı da bulunan Wiper’ın yola oldukça güçlü çıktığını söyleyebiliriz. Sesli konuşma uygulaması Viber ile de arasında bir isim benzerliği bulunan Wiper, hem bu uygulamaya, hem de piyasadaki güçlü mesajlaşma uygulamalarına alternatif olmaya çalışacak. Ücretsiz olarak indirilebilen uygulama AppStore’da ve Google Play’de yerini almış durumda. Uygulamanın iOS versiyonunu buradan, Android versiyonunu ise buradan indirebilirsiniz.Webrazzi