onedio
Aşk-ı Memnu'nun Hafızalara Kazınan 14 Repliği
Yayınlandığı ilk günden itibaren izleyici kendisine tutkun eden yasak bir aşk hikayesi... Final bölümünü yayınlandığı gün Türkiye'nin %65'inin izlediği efsane diziden hafızalara kazınan replikler...
Erdoğan'ın Çocukları Neden Anlaşamıyor?
Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) üyesi bir grup, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını İsrail İstanbul Başkonsolosluğu önünde protesto etti. Protestoya Başbakan Erdoğan’ın büyük kızı Esra Albayrak da katıldı. Albayrak, basına yaptığı açıklamada 'Umut ediyorum bu süreç daha fazla uzamadan son bulur' dedi.  Peki…  Başbakan Erdoğan’ın kızı İsrail’i protesto ederken, büyük oğlu Burak Erdoğan ne yapıyor?   İsrail'le ticaretine 'one minute' dinlemeden tam gaz devam ediyor. Burak Erdoğan'ın “Saf­ran-1 isimli gemisi İs­ra­il’­in Ash­dot Li­ma­nı­’na de­mir­le­diği sırada görülmüştü.   Erdoğan'ın İsrail'le tam gaz devam eden ticareti İsrail gazetesi Yediot Ahronot'ta dahi haber olmuştu.Bu kadar değil... Su­ri­ye li­de­ri Esa­d'la ilişkilerinin gerilmesinin ardından ise bu kez de Burak Erdoğan'ın “G. İne­bo­lu­” isim­li ge­mi­si Rus­ya­’dan Su­ri­ye­’nin Tar­tus Li­ma­nı­’na yi­ye­cek ta­şı­rken yakalanmıştı. Son olarak ise Burak Erdoğan'ın “Cihan” isimli gemisi, Başbakan'ın'darbeci' dediği Sisi ’nin yönetimindeki Mısır’ın Port Said limanda takibe takılmıştı. Kısacası Erdoğan İsrail'e köpürüyor, kızı İsrail'i protesto ediyor ama Burak Erdoğan'ın gemileri İsrail'le ticarete tam gaz devam ediyor.Odatv.com
Türkiye-AB İlişkileri: Selçuk Bayraktaroğlu Röportajı
Öncelikle Araştırma ve Dokümantasyon Başkanlığı olarak çalışma alanınız ile ilgili olarak bize bilgi verebilir misiniz? Bunun yanı sıra biriminizin Türkiye’de eş güdümlü çalıştığı kurumlar var mıdır?Araştırma ve Dokümantasyon Başkanlığı, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye-AB ilişkileri konularında yürütülen akademik araştırmaları takip ederek, bu çalışmaları kurum içinde ve kurum dışında ilgili tüm kesimlerle paylaşmaktadır. Araştırma Dokümantasyon Başkanlığı ayrıca, Bakanlığımız internet sitenin genel düzenlemeleri, koordinasyonu ve siteye güncel bilgi girişinin sağlanması gibi birçok çalışmadan da sorumludur.Türkiye’nin AB Katılım Müzakereleri hangi unsurlar üzerinden yürütülmektedir?3 Ekim 2005 tarihinde düzenlenen Hükümetler arası Konferansta, Türkiye’nin AB ile yürüteceği katılım müzakerelerinin hangi usul ve esaslarla sürdürüleceğini belirleyen Müzakere Çerçeve Belgesi kabul edilmiştir. Bu belgeye göre AB Katılım Müzakereleri 3 temel unsur üzerinden yürütülmektedir:Kopenhag siyasi kriterlerinin istisnasız olarak uygulanması, siyasi reformların derinleştirilmesi ve içselleştirilmesi,AB Müktesebatının üstlenilmesi ve uygulanması,Sivil toplum diyalogunun güçlendirilmesi ve bu çerçevede hem AB ülkelerinin kamuoylarına, hem de Türkiye kamuoyuna yönelik olarak bir iletişim stratejisinin yürütülmesi.Avrupa Birliği Bakanlığı, bu 3 temel unsur çerçevesindeki tüm çalışmaları farklı mekanizmalar kurarak koordine etmektedir.Türk Dış Politikasında AB yaklaşık 50 yıldır önemli bir yer tutmaktadır. Sizce AB, Türkiye için ne anlam ifade ediyor ya da ne anlam ifade etmeli? Bunun tersi olarak da Türkiye, AB için ne anlam ifade ediyor? Türkiye’nin AB üyelik sürecini her iki taraf için de bir kazan-kazan ilişkisi olarak görmemiz gerekir. AB süreci bilhassa Türkiye’deki reformların çıpası olması nedeniyle Türkiye açısından büyük önem arz etmektedir. Zira Türkiye için asıl önemli olan AB üyesi bir Türkiye’den ziyade AB standartlarında bir Türkiye’dir. Bu nedenle her ne kadar müzakere süreci istediğimiz hızda gitmiyor olsa da, Türkiye bütün kararlılığıyla çalışmalarını sürdürmeye devam etmektedir.Öte yandan, önemli jeo-stratejik konuma sahip demokratik ve çağdaş bir Türkiye AB’ye büyük faydalar sağlayacaktır. Türkiye’nin katılımı, Avrupa iç pazarının büyüklüğünü arttıracak ve AB’nin küresel ekonomideki göreceli rekabet yeteneğini güçlendirecektir.Eğitimli ve dinamik nüfusu, bölgesindeki saygın konumu ve izlediği vizyoner ve çok boyutlu dış politika ile Türkiye, Birlik için gerçek bir kazanım teşkil edecektir. Türkiye’nin katılımı, AB’ye yük değil, katma değer sağlayacaktır. Bu ilişkiyi üyelik nihai hedefiyle ilerletmek hem Türkiye hem AB için stratejik bir öneme sahiptir.Açıkçası oldukça realist bir bakışa sahip olduğum için AB’nin geleceğini çok iyi görmüyorum. Özellikle tarihsel süreç içerisinde Almanya – Fransa faktörü, ekonomik krizler, son seçimlerdeki tablo ve İngiltere’nin AB’den olası ayrılık ihtimalini göz önüne aldığımızda belki 20 yıl sonra AB’nin yıkılışına şahit olabilir miyiz?Avrupa’nın mevcut durumu bazı kesimleri belli bir karamsarlığa itmiş olsa da, bu sancılı dönemin ancak daha güçlü bir dayanışma ve daha derin bir entegrasyonla aşılabileceği aşikârdır. Tarihinde birçok krize tanıklık etmiş olan AB, bu krizlerden her defasında daha güçlü bir şekilde çıkmıştır. Dolayısıyla, AB’nin bu krizden de daha güçlenerek çıkacağını söyleyebiliriz.2013 Nihai İlerleme Raporumuz sonrası açılan fasılların ne yazık ki devamı gelmedi. Üstüne bir de Türkiye’deki iç politik dinamikler eklenince süreç neredeyse kıpırdamıyor bile. Bu noktada açıkçası Türk hükümeti, AB ile olan sürecin bu şekilde devam etmesini yeterli gördüğünü ve aynı şekilde AB’nin de Türkiye ile yürüttüğü sürecin bu şekilde devam etmesini yeterli gördüğünü düşünüyorum. Her iki tarafın da mevcut durumdan mutlu olması ne yazık ki süreci ilerletmiyor. Bu görüşe katılıyor musunuz?Sizlerin de bildiği gibi, 5 Kasım 2013 tarihinde Litvanya Dönem Başkanlığı döneminde 22 No’lu Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu Faslı müzakerelere açılmıştır. 3,5 yıl aradan sonra yeni bir faslın açılması katılım müzakerelerindeki durgunluğun aşılmasında önemli bir kırılma noktası olmuştur. Bu faslın açılmasıyla birlikte, 33 teknik fasıldan 14 tanesi müzakereler açılmış, bunlardan 1 tanesi de geçici olarak kapatılmıştır. Geriye kalan 19 fasıldan 16’sı AB Konseyi kararı veya bazı üye ülkelerin siyasi nitelikli tek taraflı engellemeleri nedeniyle de bloke edilmiştir. Bloke edilmemiş 3 fasıl ise genel olarak ülke ekonomisini doğrudan etkiledikleri için müzakerelerin son aşamasında ele alınan fasıllardır. Türkiye hem bloke edilmiş, hem de bu 3 fasılda AB standartlarına ulaşmak için çalışmalara tek taraflı olarak devam etmektedir.Elbette her dönem başkanlığında bir faslın müzakerelere açılması sürdürülebilir bir yaklaşım değildir. Önümüzdeki dönemde AB tarafının müzakerelere hız kazandırılması için somut ve samimi adımlar atmasını bekliyoruz.Avrupa Birliği’nde gerçekleşen son seçimlerde aşırı sağın ve kısmen de aşırı solun gücünü arttırdığını gördük. Bilindiği gibi aşırı sağın ve solun yoğunlukta olduğu bir toplulukta azınlıklara ve yeni üyelere karşı olumsuz bir bakış açısı vardır. Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen İngiltere’de bile bu durum yaşanırken ve bunun yanı sıra Türkiye’deki güncel iç politikadaki dalgalanmalar sonrası Türkiye’nin AB’ye pratik olarak girmesi mümkün müdür?Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları sadece AB’yi değil, katılım müzakerelerini yürüten bir ülke olarak Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir. Seçim sonuçları değerlendirildiğinde farklı tercihlerin sandığa yansıdığı, aşırı sağ ve AB karşıtı görüşleri temsil eden partilere verilen desteğin ciddi bir şekilde arttığı açık biçimde görülmektedir.Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları, Türkiye’nin AB üyeliğinin kıtanın geleceği ve huzuru açısından ne denli elzem hale geldiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. AB’nin bu mesajı doğru bir şekilde algılayarak, Türkiye’nin katılım süreci önündeki yapay engelleri bir an önce kaldırması AB açısından büyük önem arz etmektedir.Bir önceki soru ile bağlantılı olarak Samuel Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” tezi ekseninde Türkiye’nin teorik olarak AB’ye girmesi mümkün müdür?Anadolu, yıllarca farklı inanç ve kültürlere mensup insanların bir arada, iç içe ve karşılıklı anlayış ve hoşgörü içinde yaşadığı bir coğrafya olmuştur. Geniş bir coğrafyanın merkezinde yer alan Türkiye, siyasi, ekonomik ve kültürel bakımdan vazgeçilmez bir istikrar unsurudur.Bugün Türkiye medeniyetler arası diyaloğun geliştirilmesinde önemli bir rol oynamakta ve bölgesindeki barış ve istikrara büyük bir katkı sağlamaktadır. Medeniyetlerin ortak potası olan Türkiye’nin AB hedefine kilitlenmesi, tüm dünya için önemli bir kazanımdır. Türkiye’nin AB üyeliği medeniyetlerin bütünleşmesinin, farklılıkların bir arada hoşgörü içerisinde yaşatılabileceğinin ve her türlü etnik, ırksal ve dini mülahazalardan bağımsız olarak insanlığın ortak değerleri etrafında bir araya gelinebildiğinin de en güzel örneği olacaktır.Avrupa Birliği ile imzalanan “Geri Kabul Antlaşması” yaklaşık 3 sene gibi bir süreç zarfında karşılıklı olarak vizelerin kaldırılmasını öngörmektedir. Ancak gerçekten planlandığı gibi 3 sene içerisinde vizeler kalkacak mı? Ayrıca, Antlaşmadaki göçmenler ve sığınmacılarla ilgili olan hususlar nasıl işleyecek? 16 Aralık 2013 tarihinde imzalanan Geri Kabul Anlaşması ve beraberinde imzalanan Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni, vizesiz Avrupa’ya giden yolu açacak en önemli gelişmelerden birisi olmuştur. Bu iki metnin eşzamanlı olarak imzalanması Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşması’nın şartlarını ancak Türk vatandaşlarına AB üyesi ülkelere vizesiz seyahat imkanı tanınması ile kabul edeceğinin bir göstergesidir. Geri Kabul Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından 3 – 3,5 yıllık bir hazırlık süreci sonrasında AB, Türkiye tarafından şartların yerine getirilip getirilmediğine karar vererek vize konusunda muafiyete onay verecektir. Aynı şekilde Türkiye’nin de AB’nin vize muafiyetine ilişkin taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda Geri Kabul Anlaşması’nı askıya alması mümkündür.Küçük bir ihtimal de olsa Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerini sonlandırması sizce ticari ilişkileri ne yönde etkiler; çünkü malumunuz ticaretimizin %50’ye yakını AB üye ülkeleri ile? Bildiğiniz üzere Türkiye-AB ilişkilerinin en güçlü olduğu alanlardan birisi ekonomik işbirliğidir. Nitekim 2013 İlerleme Raporu’nda da ifade edildiği üzere 2012 yılında toplam 123 milyar Avro olarak gerçekleşen Türkiye-AB ikili ticareti 2013 yılında da artarak devam etmiştir. Türkiye-AB arasındaki ticaret hacmi sayesinde, Türkiye AB’nin altıncı en büyük ticari ortağı olurken AB ise Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olmuştur. Ayrıca Türkiye’nin toplam ticaretinin yaklaşık % 40’ı AB ile gerçekleşmekte ve Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık % 71’i AB’den gelmektedir.Ekonomik verilere bakıldığında şu anda Türkiye’nin performansı, birçok AB üyesi ülkeye kıyasla çok daha iyi durumdadır. Ayrıca OECD tahminlerine göre Türkiye, bu büyüme oranlarını sürdürdüğü takdirde 2050 yılında dünyanın ve Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri olacaktır.Son dönemde Erasmus’un Türkiye ayağının sonlandırılacağı ya da Türkiye’ye ödenen hibe miktarının düşürüleceği konuşulmaktadır. Konu ile ilgili olarak bize bilgi verebilir misiniz? Daha önce “Hayatboyu Öğrenme Programları” bünyesinde yürütülen Comenius, Erasmus, Leonardo da Vinci, Grundtvig Programları ile Gençlik Programı ve 5 uluslararası işbirliği programı (Erasmus Mundus, Tempus, Alfa, Edulink ve Sanayileşmiş Ülkelerle İşbirliği Programı) da dâhil edilerek “Erasmus +” Programı adı altında toplanmıştır. 2014-2020 yılları arasında programlara başvurular bu yapı doğrultusunda işleme alınacaktır. Bunun dışında Türkiye’nin alacağı hibe payında kısmi bir azalma öngörülmekle birlikte Programın Türkiye ayağının sonlandırılacağı bilgisi doğru değildir.Son olarak Türkiye için AB’nin Şangay 5’lisine bir alternatif olabileceğini düşünüyor musunuz?Türkiye’nin AB üyeliği stratejik bir hedef ve vizyon çerçevesinde yarım asırdır devam etmektedir. AB perspektifi, Türk dış politikamızın en önemli unsurlarından birisini oluşturmakta ve Türkiye’nin dış politikasının diğer boyutlarını desteklemektedir.Türkiye bir yandan AB ile üyelik müzakerelerini yürütürken, diğer taraftan NATO’nun etkin bir üyesi olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı, G-20, OECD, Dünya Ticaret Örgütü gibi birçok bölgesel ve uluslararası kuruluşlarda etkin rol oynamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye’nin AB ile ilişkisi, başka örgütlerle işbirliği geliştirmesine engel teşkil etmemektedir.Türkiye’nin çok yönlü dış politikası gereği farklı uluslararası kuruluşlarla ilişkiler yürütüyor olmasını Türkiye’nin AB üyelik hedefinin bir alternatifi olarak değil, tam aksine tamamlayıcısı olarak görmek gerekir. AB sürecini kararlılıkla sürdüren Türkiye, farklı bölgelerle ve ülkelerle işbirliğini geliştirmeye devam edecektir.Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü ile işbirliğine de bu pencereden bakmakta fayda vardır.
“Life İn Color” 9 Ağustos'ta İstanbul'da
Amerika, Kanada, Meksika, İsveç ve Norveç’ten sonra 9 Ağustos tarihinde Türkiye’ye gelecek olan Life in Color aynı zamanda dünyanın en iyi DJ’lerini de İstanbul’a taşımış olacak. AN21, ARTY, Deniz Koyu, DVBBS, Twoloud ve YellowClaw müzikseverlere unutulmaz bir gün yaşatacak.2006 senesinde Florida’da üniversite kampüslerinde başlayan ve Amerika’da hızla yayılan etkinliğin yenilikçi yönüne değinen Life in Color Pazarlama Direktörü LukaszTracz, Türk müzik tutkunlarına seslendi:“Sınırlarımızın ötesine geçtiğimizde, hepimiz bir bütünün parçası haline geliriz. Müzik, tutku ve en önemlisi renkler ile bağlanarak… Bunu Life in Color deneyimini yaşamış olanlardan daha iyi hiç kimse bilemez. Türkiye’ye gelmekten ve katılımcılarımıza unutamayacakları bir gün yaşatacak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Gelin ve bizim ile sınırlarınızın ötesine geçin!”sanattakvimi.info/müzik
Akıllı Telefon Fotoğrafçılığının Kitabı Yazıldı
Gazella Turizm ve Türkiye’nin önde gelen gezi-belgesel fotoğrafçılarından Faruk Akbaş, telefonla fotoğraf çekmenin püf noktalarını dünyanın dört bir yanında çekilmiş örnek fotoğraflar ile anlatıyor. Akıllı telefonlar günümüzde pek çok konuda rüştünü ispatlamış durumda. Artık hem bilgisayarımız, hem özel sekreterimiz, hem de en pratik iletişim aracımız olarak hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu “akıllı” cihazlar, aynı zamanda gelişmiş kamera ve lens teknolojileriyle tutkularımızın, hayallerimizin ve heyecanlarımızın sınırlarını genişleterek önümüzde eşsiz anları kolayca ölümsüzleştirmek adına yeni kapılar açıyor. İletişimi ve yeni diyalog yöntemlerini geliştiren akıllı telefonlar, bugün dünyayı kasıp kavuran “selfie” fırtınasının da ötesinde, artık toplumsal olaylarda bile en etkili görsel paylaşımların altına imza atıyor. İşte mobil fotoğraf sanatının ve mobil haberciliğin gündelik hayatımıza bu kadar işlediği bir dönemde, akıllı telefonla çekilen fotoğraflarda görsel anlatım sanatının derinliklerine inen yepyeni bir kitapla karşı karşıyayız. Uyum, zıtlık, renk gibi kompozisyon öğelerinden farklı ışık koşullarında en iyi çekim tekniklerine kadar farklı konu başlıklarını örnek fotoğraf ve yorumlarla işleyen kitap, Gazella Turizm’in uzmanlık alanı olan seyahat fotoğrafçılığına ağırlık verirken, son yıllarda dünya gündemini yönlendiren yurttaş gazeteciliğinin ve sosyal ağların önemine de değiniyor. Kitabın sonunda yer alan sözlük ise, temel fotoğrafçılık tekniklerine hâkim olmak için iyi bir başlangıç. Editörlüğünü Emrah Yaralı’nın yaptığı, metinlerini Gökhan Korkmazgil ve Umut Ersoy’un kaleme aldığı 138 sayfalık Fotoğraf Cepte, fotoğraf meraklısı gezginler için başucu kitabı olabilecek nitelikte. stuff
Reklam
Vali Mutlu'dan 'Suriyeli Dilenci' Açıklaması
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, kentte dilencilik yapan ve sokaklarda yaşayan Suriyeli sığınmacılar ile ilgili olarak, 'Çok kısa sürede ciddi ve yeni bir uygulama başlatacağız' dedi. İl Koordinasyon Kurulu 2014 Yılı 2'nci Dönem Toplantısı, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun başkanlığında yapıldı. İstanbul Valiliği'nin Vatan Caddesi'nde bulunan Ek Hizmet Binası'nda gerçekleştirilen toplantıya, İstanbul'daki bazı ilçelerin kaymakamları, kamu kurum ve kuruluşlarının birinci derecedeki yetkilileri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sanayi ve ticaret odaları, ilgili derneklerin temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında bir konuşma yapan Vali Mutlu, İstanbul'da devam etmekte olan 1.026 yatırım projesi olduğunu söyledi. 2014 yılı için çok ciddi bir ödenek olduğunun altını çizen Mutlu, '8 milyar 829 milyon hem genel bütçe hem de yerel yönetimler itibariyle önemli bir kaynak var. Bizim hedefimiz, bu kaynağın İstanbullulara yatırıma dönüştürülebilmesidir. Bunun süratle tamamlanabilmesi için bürokrasimizin iyi bir takip içinde olması gerekiyor. Halen ihalesi tamamlanmadığı için çalışmalara başlanmayan pek çok projemiz var. Hem başlanmamış olanların süratle başlatılması hem de mevcutların ödeneklerinin kullanılma oranlarının yükseltilerek elimizdeki ödeneklerin yatırıma dönüştürülebilmesi, kurum yöneticisi olarak bizlerin diğer pek çok önemli işlerimizin yanı sıra önemli işlerimizden biridir' diye konuştu. İstanbul'da 2014 yılında yapımı devam etmekte olan yatırımların görüşüldüğü toplantıda, ilgili kamu kurum ve kuruluşların yetkilileri çalışmalar hakkında bilgiler verdi. SURİYELİ SIĞINMACILAR Vali Hüseyin Avni Mutlu, toplantının sonunda sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine söz vererek, sorularını yanıtladı. Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Levent Küçük, İstanbul'da yaşayan Suriyeli sığınmacıların sorunlarına dikkat çekerek, Vali Mutlu'ya, 'İstanbul'da her geçen gün artan bir Suriyeli sığınmacı sorunu var. Çeşitli şehirlerde bir takım olumsuzluklar yaşanıyor. Dilencilik yapan, viyadük altlarında yaşayan Suriyeli sığınmacıların barınmaları için tedbir almak adına toplama kampları düşünülüyor mu?' şeklinde bir soru yöneltti. 'İSTANBUL'DA 67 BİN SURİYELİ MİSAFİRİMİZ VAR' Vali Mutlu, şu yanıtı verdi: 'Bugün ülkemizde statüleri itibariyle sığınmacı, geçici sığınmacı gibi sıfatları kullanmadığımız ve oldukça kalabalık bir Suriyeli misafirimiz var. Biz, bunların İstanbul'da nerede oturduklarını, nasıl geçindiklerini, eğitim durumlarını, bunun gibi pek çok farklı bilgiyi elimizdeki envanterlerimizde kayıt altına aldık. Şu anda İstanbul'da 67 bin Suriyeli misafirimiz var. Bu rakamın üzerine çıkma ihtimali yok. Son üç ay içerisinde adeta bu rakama sabitlendi.' 'ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE DAHA İYİ NETİCELER ALACAĞIMIZ BİR ÇALIŞMA BAŞLATACAĞIZ' İstanbul'da özellikle mali durumu daha iyi, mesleği olan ve kendi ayakları üzerinde durabilen Suriyelilerin daha fazla olduğunu söyleyen Mutlu, şöyle devam etti: 'İstanbul'da orta halli, eğitim seviyesi biraz daha yüksek bir kesim var. Ancak tamamı böyle değil. Özellikle hepimizi üzen ve meşgul eden ve sokakta dilenmek suretiyle geçimini temin etmeye çalışan, şehrin meydanlarında, yollarında, çok farklı mekanlarda karşımıza çıkan tablolar var. Dilencilik ile ilgili mevzuatımızda, zabıta ekipleri dilencilikle mücadele eder ve buna müsaade etmez. Fakat öyle bir tablo var ki, hem Sultanahmet'te olsun hem Taksim Meydanı'nda olsun bir takım uygulamalar var. Buna rağmen bunun çok da fazla önüne geçilemediğini hep birlikte görüyoruz. Biz sokakta kalanlar için geçtiğimiz kış itibariyle biri Tuzla, diğeri Pendik olmak üzere iki tane misafirhane oluşturduk. 700 civarında misafiri 5-6 ay kadar orada muhafaza ettik. Bunlardan 500'den fazlasını geçtiğimiz ay itibariyle kendi rızalarıyla Şanlıurfa'ya gönderdik. Geri kalanları da İstanbul'da ev tutmak itibariyle kaldı. 'Kendi rızası olmayanların kamplara gönderilmesi' konusunda bir mevzuat düzenlemesi üzerinde çalışılıyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda çok daha iyi neticeler alabileceğimiz bir çalışmayı başlatmış olacağız.' 'BAZI SURİYELİLER, DİLENCİLİK YAPAN SURİYELİLERDEN RAHATSIZ' İstanbul'daki Suriyeli vatandaşların sorunları için kendileriyle çalışan Suriyeli temsilcilerin de bu durumdan rahatsızlık duyduklarını dile getirdiklerini aktaran Mutlu, 'Bu durumdan sadece İstanbullular değil, İstanbul'da kalan Suriyeliler de rahatsız oluyor. Suriyeli temsilciler bizlere gelerek, 'Bunlar bizim buradaki Suriyeli misafir olma imajımızı zedeliyorlar. Bu imaj bütün Suriyelileri olumsuz etkiliyor' diyorlar. Dolayısıyla bu konu ile ilgili değerlendirmeler yapılıyor. Çok kısa sürede ciddi ve yeni bir uygulama başlatacağız' diye konuştu. Enver ALAS / İstanbul DHA
Reklam
Sokak Röportajları: En Son Kime 'Seni Seviyorum' Dediniz?
Söylemek için akla karayı seçtiğimiz, doğru anı kovalamaktan helak olduğumuz, bazen de çok hızlı tükettiğimiz o çok özel cümleyi siz en son ne zaman söylediniz?SokakRoportajlari.com soruyor; En son ne zaman, kime “seni seviyorum” dediniz?
Reklam
Dünyanın En Mutsuz Ayısı: Arturo
Arturo, Güney Amerika'da, doğasına tamamen aykırı bir iklimde, yaklaşık 40 derece sıcaklıkta yaşam mücadelesi veriyor. Yalnızca 50 cm'lik bir havuzu bulunan beton kafeste adeta işkence yaşayan hayvanın başka bir ülkeye nakledilmesi için imza kampanyaları başlatıldı. Arjantin'de bulunan Mendoza Zoo adlı hayvanat bahçesinde tutulan talihsiz hayvan, aşırı sıcak havada yaşamaya çalışıyor. Beton zeminde 40 dereceyi aşan havada bunalan Arturo, en yakın arkadaşı Pelusa'nın 2 yıl önce ölmesiyle iyice bunalıma girdi. Yetkililer hayvanın artık tuhaf davranışlar sergilediğini söylüyor. 29 yaşındaki kutup ayısının kafasını sürekli salladığı, kendini yerden yere attığı konuşuluyor. Arturo'nun görüntüleri basına yansıyınca, hayvan hakları savunucuları da harekete geçti. Yalnızca 50 cm'lik bir havuzu bulunan beton kafeste adeta işkence yaşayan hayvanın başka bir ülkeye nakledilmesi için imza kampanyaları başlatıldı. Dünyaca ünlü şarkıcı Cher, resmi Twitter hesabından paylaştığı mesajda Arjantin'e seslenerek, Arturo'nun ölmesi durumunda bunun tek sorumlusunun Arjantin olduğunu belirtti ve 'elleriniz kanlı' dedi. Sunday People'da yer alan habere göre, Kanada'da bulunan Assiniboine Park hayvanat bahçesinin Arturo'yu transfer etme teklifi, Arjantin'deki hayvanat bahçesi tarafından reddedildi. Arturo'nun Kanada'daki hayvanat bahçesine naklinin sağlanması adına başlatılan imza kampanyasına destek vermek için tıklayınız. Milliyet
Snapchat'ten Lokasyon Bazlı Yeni Filtreler
Daha önce farklı filtrelerle ilgili deneme görüntüleri Twitter’da paylaşılan Snapchat, yeni filtrelerini paylaştı. Lokasyon bazlı yeni filtrelerle şehirlere özel tasarımlar hazırlayan Snapchat görselliğiyle dikkat çekiyor. Lokasyon bazlı yeni tasarımların ne zaman geleceği konusunda açıklama yapılmazken Snapchat’in uyarı notu dikkat çekiyor. Kullanıcının lokasyonun kaydetmediğini belirten Snapchat yeni özelliğin aktif olmasının kullanıcının lokasyon takip iznini açmasına bağlıyor. İçerik zenginliği için mi yoksa kullanıcıya ait daha fazla bilgiye ulaşmak için mi yapıldığını ilerleyen süreçte daha fazla... webrazzi
Yaşlandıkça Ne Kadar Değiştiğimizi Gösteren 10 İnanılmaz GIF
Yaşlanmanın düşüncesi bile hüzünlüyken fotoğrafçı Jan Langer, geçmişte çekilen fotoğrafları günümüzdekilerle eşleştirmiş ve tabii bayıldığımız Gif teknolojisinden de faydalanmış.  Bu öncesi sonrası fotoğrafara bakarken kendi yaşlılığınızı da düşünmeniz garanti. Biz şu kadarını söyleyebiliyoruz, burnunuz ve kulaklarınız en az 2 katına çıkacak!
Reklam
Badmintonda Hunharca Sayı Kazanmak
Adeta Sharapova'nın Badminton versiyonu Tontowi Ahmad rakibin psikolojisini sarsarak sayının kazanılmasında ve maç boyu gösterdiği hırsla maçında kazanılmasında etkili oldu.
Game Of Thrones | Samba Versiyon
Game of Thrones müziklerine yeni bir versiyon daha eklendi. Son versiyon hazır Dünya Kupası bitmişken Brezilya'ya uygun bir versiyon; Samba!
Reklam
Edebiyat Tarihinin En Ünlü 11 Dostluğu
Hayatın diğer alanlarına sızan rekabetçi ruhtan edebiyat da payını alıyor şüphesiz. İyi yazarların birbirleriyle yarıştıklarını, alanlarında zirveye yerleşmek istediklerini düşünmek pek zor değil. Fakat sevginin gücünü arkasına almayı başaran bazı dostluklar, bu rekabetçi ruhtan da sıyrılıyor. İşte, aralarında arkadaşlık bağı bulunan yazarlar:
Reklam