onedio
Başbakan Erdoğan: 'Çatışmalardan Medet Umanlar Yine Bir Arada'
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, 'Çatışmalardan, zulümden, yasaklardan, işkencelerden medet uman ne kadar odak varsa şu anda yine bir araya geldiler' dedi.DİYARBAKIR Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstasyon Meydanı'nda düzenlenen mitingde konuşuyor. Başbakan Erdoğan, '1992'de nevruzda 40 kişinin ölümünün arkasında kim varsa 17 Aralık darbe girişiminin arkasında da o var.' dedi. Erdoğan, şöyle konuştu: 'Kürt kardeşlerimin sorunlarını yıllarca inkar eden, yıllarca bu topraklara, kimliklere, inançlara zulüm uygulayan, her darbenin arkasında duran CHP sahnede. Milliyetçiliği ırkıçlık olarak anlayan MHP sahnede. Gerilim siyasetinden medet uman, kandan, gözyaşından medet uman HDP sahnede. 10 yıllardır manşetlerinden ırkçılık akan, kan akan, şiddet akan medya yine sahnede. İstanbul'dan ötesini bilmeyen, Anadolu'nun, Trakya'nın derdini hiç anlamayan bazı işverenler sahnede. Onlarla birlikte hayatı fitneyle geçmiş, hayatı ayrımcılıkla, ispiyonla, adam satmakla, sırttan adam hançerlemekle geçmiş, ırkçı Pensilvanya sahnede. Bunlar bir araya geldiler. Ne kadar ırkçı varsa bu ülkede kardeşliğin ne kadar düşmanı varsa bir araya geldiler. Çatışmalardan, zulümden, yasaklardan, işkencelerden medet uman ne kadar odak varsa şu anda yine bir araya geldiler. İşte bu monşer aday çıktı, bu ırkçı, faşist, kendini bilmez dergiyle (Türk Solu) poz verdi. Sanmayın ki hata yaptı, sanmayın ki yanlışlıkla o dergiyi eline aldı, takdiri ilahi, zihninde beyninde, ruhunda ne varsa, işte o dergiyi elinde tutarak içinde olanı, dışarıya aksettirdi. Şecaat arzederken, sirkatin söyledi. 'Son zamanlarda, hayret ettim, Bahçeli 'Kürt kardeşim' demeye başladı. Ey Bahçeli, sen bugüne kadar 'Kürt kardeşim' demezdin. Ama hamdediyorum öğrenmiş. Bu siyaset insanlara neler yaptırıyor. Öğrendi. HDP'nin cumhurbaşkanı adayı çıkarması, Türkiye'de tesis ettiğimiz demokrasi ve özgürlük ortamının en bariz göstergesidir. CHP, Kürt meselesinin mimarıdır, CHP, Dersim'in mimarıdır. CHP, kapanan camilerin, yıkılan türbelerin failidir. CHP, yasakların, baskıların, işkencelerin, faili meçhullerin, Diyarbakır Cezaevi'nin savunucusudur. CHP demek, ırkçılık demektir, zulüm demektir, ayrımcılık demektir. İşte HDP gitti, bu CHP ile ittifak arayışlarına girdi. Ne diyor HDP adayı, 'birlikte dans edelim' diyor. İşte tam da CHP kafası, CHP zihniyeti budur. Diyarbakır'dan inşallah bu CHP kafasına, bu CHP zihniyetine de oy çıkmayacak.' AA
İsrail Geçici Ateşkesi Gece Yarısına Kadar Uzattı
İsrail ordusu, ateşkesin başlamasının ardından Filistinlilerin cep telefonlarına mesaj göndererek 'Gazzeliler, yeni bir uyarıya kadar boşalttığınız evlere geri dönmeyin' uyarısında bulundu. Söz konusu mesajda, 'Ateşkes, 08.00'den 20.00'ye kadar devam edecektir. Hamas ya da terör grupları tarafından İsrail'e yönelik ateş açılması halinde İsrail ordusu, ateşin açıldığı bölgelere tüm gücüyle karşılık verecektir' denilmişti. Bu kararın ardından ateşkes saat 00:00'a kadar uzatıldı. Halk sokaklara çıktı 12 saatlik geçici ateşkes yürürlüğe girmesinin ardından halkın sokaklara çıktığı görüldü. Ateşkesin üzerinden 25 dakika geçmesinin ardından bölgede hayatın normale döndüğü, İsrail saldırılarında hasar gören elektrik ve su hatlarının onarımına başlandı. Gazze'de fiili olarak görevine devam eden eski Filistin hükümeti İçişleri Bakanlığı ise bölge sakinlerini geçici ateşkes sürecinde azami derecede dikkatli olmaları yönünde uyararak, halktan bombalanan bölgelere yaklaşmamalarını istedi. Sivil savunma ekiplerinin ve ambulansların, çatışmalarda hayatını kaybedenlere ve yaralılara ulaşmak için bölgede çalışmalara başladığı belirtildi. Öte yandan, İsrail ordusunun, ateşkes başlamasına rağmen askeri birliklerinin bulunduğu bölgelere ambulansların girmesine izin vermediği bildirildi. Ateşkesin başlamasından 13 dakika sonra ise İsrail saldırılarına ait seslerin kesildiği ancak keşif uçaklarının yoğun şekilde uçuşa devam ettiği gözlemlenmişti. İsrail, 7 Temmuz'da 'Koruyucu Hat' adı altında abluka altındaki Gazze'ye havadan, 17 Temmuz Perşembe akşamı da karadan saldırıya geçmişti.Geçici ateşkesin başladığı ana kadar 900 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 6 bin kişinin de yaralandığı açıklandı. Gazze’de 862 kişiyi öldüren İsrail yönetimi, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin yaptığı ateşkes önerisini önce reddetmiş, ardından bu sabah saat 07:00'den itibaren geçerli olmak üzere 12 saatlik ateşkesi kabul etmişti.CNN Turk
Ekmeleddin İhsanoğlu: 'Benim Kızım Hırsızlık Yaparsa En Büyük Cezayı Ona Ben Veririm'
CUMHURBAŞKANI adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim çalışmalarını sürdürdüğü Antalya'da düzenlediği basın toplantısında 'Şimdi konuşmalarımızda İslamiyeti referans alıyor, dinden imandan bahsediyoruz. Peki, Peygamber Efendimiz diyor ki, 'Benim kızım hırsızlık yaparsa en büyük cezayı ona ben veririm.' Türkiye bu adalet anlayışını görmek istiyor' dedi. Mahkemelerin siyasi etki altında olduğunu da savunan İhsanoğlu, 'Bir ülkede adalet olan güven sarsıldığı takdirde o ülkede huzurdan, istikrardan, güvenden bahsetmek mümkün değil' diye konuştu. CHP ve MHP'yle birlikte 13 siyasi partinin desteklediği Cumhurbaşkanı çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim çalışmaları için bulunduğu Antalya'da The Marmara Otel'de basın toplantısı düzenledi. İhsanoğlu'nun eşi Füsun İhsanoğlu, önceden basın toplantısının yapıldığı salona geldi, CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Şafak Pavey'le bir süre sohbet etti. Ekmeleddin İhsanoğlu'na basın toplantısında kendisini destekleyen siyasi partilerin il yöneticileri, CHP ve MHP'li belediye başkanlarıyla birlikte CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, CHP Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger eşlik etti. İhsanoğlu, basın toplantısına kendisini destekleyen siyasi partilerin, il başkanlarıyla yan yana oturdu. 'TOKATLAYAN TEKMELEYEN İNSAN İSTENMİYOR' Ekmeleddin İhsanoğlu, cumhurbaşkanlığı seçim çalışmalarını çok orantısız imkanlar içinde sürdürdüklerini belirterek bunun karşısında, isim vermeden Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın hala mağduriyetten bahsettiğini söyledi. Dün Diyarbakır'da başarılı bir ziyaret gerçekleştirdiklerini kaydeden İhsanoğlu, “İnsanlar devletle kendi aralarındaki bariyerler kalktığı zaman, bir huzur ve tevazu içinde ilişki kurulduğu zaman, bu ilişkinin ne kadar faydalı olacağını gördüler. Türkiye artık kibirden uzak, tepeden bakmadan uzak ve bizim Türk örf adetlerine uygun bir şekilde insani ilişkiyi özlemiş durumdadır' dedi. Türkiye'nin bu sorunların daha medeni, daha seviyeli ve daha çelebi bir üslupla çözülmesini istediğini kaydeden İhsanoğlu, “Türkiye devletin tepesinde kavga yapan, öfkelenen, başkalarını elinin tersiyle iten, tokatlayan, tekmeleyen insan istemiyor' diye konuştu. 'HAKKIN BİLDİĞİNİ HALKIN DA BİLMESİ LAZIM' Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ekmeleddin İhsanoğlu, bugüne kadar toplanan bağış miktarına ilişkin bir soru üzerine henüz son iki günün rakamlarını almadığını söyledi. İhsanoğlu, Perşembe günü itibariyle toplanan bağış miktarının 2 milyon TL üzeri olduğunu kaydetti. Seçim kampanyasına yapılan bağışların düzenli ilan edildiğini dile getiren İhsanoğlu, bağışlar konusunda şunları söyledi: “5 dakika önce, Zeynep adında bir evladımız, 5 - 6 yaşında evladımız. Annesinin kendisine verdiği kumbara içinde 10 TL biriktirmişti. Bu kampanyadan, nasıl olduysa, annesinden babasından etkilenerek, 'Anne kumbaramdaki 10 TL'yi Ekmel amcaya göndermek istiyorum' dedi. Biraz önce Zeynep'le, annesiyle sohbet yaptık. 4- 5 yaşında bir evladımızın bu bağışı 4 milyon, 400 milyondan daha kıymetlidir. Biz gelen kuruşun hesabını veriyoruz. Çünkü milletimizin verdiği parayı milletimizin bilmesi lazım. Biz bu yolda millet yolunda hizmet için çıktık. Başka hesaplara, maksatlara, başka ceplere hizmet etmek için çıkmadık. Hakkın bildiğini kuldan saklamak, bir Müslümanın şiarı olmaması lazım. Hakkın bildiğini de halkın bilmesi lazım. Bunun hesabı sırf bu dünyada değil öbür dünyada da var.' DÜNYANIN EN TUHAF SEÇİMİ Türkiye'nin yaşamakta olduğu cumhurbaşkanlığı seçimlerini 'Dünyanın en tuhaf seçimi' olarak nitelendiren İhsanoğlu, dünyanın hiçbir yerinde öyle bir seçim sisteminin, tarzının olmadığını söyledi. Amerikanvari seçim iddiası taşımasına rağmen bütün seçimin 30 güne sıkıştırıldığını kaydeden Ekmeleddin İhsanoğlu, 'Özel böyle ölçümler alınarak bir kanun yapıldı. 10 Temmuz'da başlayacaksınız 10 Ağustos'ta bitireceksiniz. Sanki bir sokağın başındaki evden sokağın sonundaki eve taşınır gibi hesaplanmış. 30 gün' dedi. MİLLET ALDATILMAYA ÇALIŞILIYOR Bununla birlikte bağışların 9 bin TL ile sınırlandığını ve üstü bağışlarda veren de alan adayın da ceza alacağını kaydeden İhsanoğlu, “Böyle tuhaf bir bağış, kampanya. Devlet, iki adaya hiçbir kuruş vermiyor. Bir aday devletin bütün imkanlarını kullanabiliyor. Fütursuzca kullanıyor. Uçaklarını, helikopterlerini kullanıyor. Binlerce kişiyle birlikte hareket ediyor. Bizler böyle gariban ama biz gaddar, öbür taraf mağdur. Ne güzel şey değil mi? Çok büyük adalet var. Mağduriyet, devam ediyor. Vesayet devam ediyor. Çok güzel değil mi Allah aşkına. Türkiye'nin kaderi bu, gerçekler ters yüz yapılarak millet aldatılmaya çalışıyor' diye konuştu. TEMEL SORUN ADALETSİZLİK İhsanoğlu, bir soru üzerine Türkiye'nin bir numaralı sıkıntısı adaletsizlik olduğunu söyledi. “Adalet mülkün temelidir' sözünü hatırlatan İhsanoğlu, buradaki mülkün devlet, millet, varlık ve dirlik demek olduğunu belirterek, “Bu varlığın temeli çürükse çöker. Şimdi biz öyle bir noktaya geldik ki bu temel su aldı. Politika suyu aldı. Politika suyuyla bu temel çürümeye başladı' dedi. Mahkemelerin siyasi etki altında olduğunu savunan Ekmeleddin İhsanoğlu, “İnsanlar bunun karşısında vicdanen rahatsızlık içinde. Taraf olanlar, mağdur olanlar, hapislerde çürütülenler, yıllarca haksız hapis yatanların uğradıkları gerçek mağduriyetin yanı sıra bu konularla ilgisi olmayan sade vatandaşın adalete olan güveni sarsılıyor. Bir ülkede adalet olan güven sarsıldığı takdirde o ülkede huzurdan, istikrardan, güvenden bahsetmek mümkün değil' diye konuştu. 'İSLAMİYETİ REFERANS ALIYORUZ' Bu açıdan yapılması gerekenlerin en başında kanun hakimiyetini temin etmek ve insanların adalet karşısında eşit muamele görmesini sağlamak olduğunu belirten İhsanoğlu şöyle konuştu: “Şimdi konuşmalarımızda İslamiyeti referans alıyor, dinden imandan bahsediyoruz. Peki, Peygamber Efendimiz diyor ki, 'Benim kızım hırsızlık yaparsa en büyük cezayı ona ben veririm.' Ve sahabesine diyor ki, 'Bizden önceki kavimler niye çöktü? Çünkü onlarda nüfus sahibi zenginler yanlış yaptıkları zaman üstü örtülmüştür. Zavallı gariban, fakir fukara yaptığı zamannlarda ceza tatbik edilmiştir. Bizim dinimizde böyle bir şey yoktur.' Benim kızım böyle bir şey yaparsa cezasını ben veririm' bu Hazreti Muhammed Peygamber Efendimizin sözüdür, başka kimsenin değil. Türkiye, bu adalet anlayışını görmek istiyor. Bu temel adalet anlayışını görmediği için Türkiye'de temel sıkıntılar var. Dini siyasete karıştırmıyoruz ama dindeki bu yüksek, yüce değerleri benimsememiz lazım.' 'TERSİNİ YAPMAYA KİMSENİN HAKKI YOK' Bu değerlerin aynı zamanda evrensel değerler olduğunu kaydeden İhsanoğlu, Türkiye'nin hukuk sisteminde evrensel normları yakaladığı gün Türkiye'nin önünün açılacağını ve Türk toplumunun dünyanın en mutlu toplumlarından biri olacağını dile getirdi. Bunun için öncelikle herkesin kanun karşısında eşit olması gerektiğini, siyasetin yargı üzerinde etkisinin olmaması ve yargının da siyaset üzerinde etkisinin olmaması gerektiğini kaydeden İhsanoğlu, 'Yargının siyaseti etkilemesini millet reddetti Ak Parti'nin önünü açtı. Bu da hukuk adına güzel bir şeydi ama şimdi bunun tersini yapmaya kimsenin hakkı yok' dedi. KILIÇDAROĞLU GAFI Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, son seçimlerde hangi siyasi partiye oy verdiğine ilişkin bir soruya ise cevap vermemeyi tercih etti. Ailesinin Demokrat Parti kökenli olduğunu, eşinin ailesinin ise yine Adalet Parti ve Demokrat Parti geleneği içinde daha ileri noktada Demokrat Parti'yi kuran ailelerden olduğunu anlatan İhsanoğlu, fakat Türkiye'de siyasi topografyada çok büyük değişiklik olduğunu söyledi. 14 Haziran'da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin cumhurbaşkanı adayı olarak kendisini açıkladığı güne dönen İhsanoğlu, konuşmasının bu noktasında yaptığı gaf nedeniyle özür dilemek durumunda kaldı. İhsanoğlu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun soyadını 'Alemdaroğlu' diyerek telaffuz etti salondan yükselen 'Kılıçdaroğlu' uyarısıyla “Çok özür dilerim. Kılıçdaroğlu. Yorgunluk. Beni maruz görünüz' dedi. İhsanoğlu, iki siyasi partinin uzlaşısının siyasi ittifaktan öte tabandaki yaklaşmanın, uzlaşmanın sonucu olduğunu söyledi. Ekmeleddin İhsanoğlu, şöyle konuştu: 'Türkiye'de siyasi topografyada değişiklik var. Türkiye bugün cumhurbaşkanlığı seçimlerine kararı çok farklı bir şekilde verecek. Bu kararı, istikrar içinde huzurun temin edilmesi, Türkiye'de kutuplaşma, zıtlaşma, cepheleşme, bir tarafın diğer tarafı düşman sayması, onu ötekileştirme politikalarına son verecek şekilde yapacaktır. Türkiye önümüzdeki 7 sene içerisinde siyasi istikrarı sağlamış, devletin başına devletin bütünlüğünü temsil eden fakat aynı zamanda 76 milyon aileyi kucaklayan birisini seçecektir.' 'PARTİLER ÜSTÜYÜM AMA SİYASET DIŞI DEĞİLİM' Kendisinin parti mensubiyetinin bulunmadığını anlatan ama kendisinin bütün partilerin üstünde ama siyasetin dışında olmayan bir noktada olarak tanımlayan İhsanoğlu, görevinin sınırını, 'Ama siyasete yön veren, siyasileri kızıştıkları ya da çıkmaza girdikleri zaman siyasileri bir masa etrafında toplayan onları barıştıran ve çözüm arayan' sözleriyle çizdi. OYLARI REHİN ETMEMEK LAZIM Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, bir soru üzerine ilk turda yüzde 60 oy oranıyla seçimi kazanacaklarına inandıklarını söyledi. 'Eskaza şu veya bu sebepten' dolayı seçim ikinci tura kalırsa Kürt oylarının önemli bir kısmının da kendisine yöneleceğini öngördüğünü kaydeden Ekmeleddin İhsanoğlu, dün gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretine dönerek, “Onlara dedim ki, siyasi pazarlık neticesinde bir çözüm olursa o çözüm topal aksak doğar. Bir müddet yürüyebilir. Kısa bir müddet sonra çöker. Bir siyasi hayati meselede, bu aksaklık, topallık o anlaşmayı çok kısa zamanda bitirir. O siyasi hesapla verilen tavizler çöker, siyasi taviz isteyenler kazanır, bunun başta türlü örnekleri vardır. Siyasi hesap vasıtasıyla oyları kısa vadeli rehin etmemek lazım. Ben bu mesajı verdim, sanırım yerini bulmuştur' diye konuştu. URGUT ÖZAL İLE YAKINLIĞI Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 13 siyasi partinin destek kararı açıkladığı çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu eşi Füsun İhsanoğlu ile birlikte, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nı (ATSO) ziyaret etti. TOBB Başkan Yardımcısı ve ATSO Başkanı Çetin Osman Budak ile Yönetim Kurulu üyeleri tarafından karşılanan İhsanoğlu, ardından da odanın Konferans Salonu'nda kanaat önderleriyle buluştu. CHP, MHP ve destekleyen diğer partilerin milletvekili ve parti yöneticilerinin de eşlik ettiği Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İnsanoğlu, salona girişinde ayakta alkışlandı. Ekmeleddin İhsanoğlu, konuşmasının başında 1990'lı yıllarda Turgut Özal'ın çok yakınında olduğunu söyledi. Bunu, 'Turgut abinin çok yakınındaydım' sözleriyle ifade etti. Özal'ın turizmde bugün gelinen noktada çok büyük emekleri olduğunu kaydeden İhsanoğlu, “Bunu çok rahat, sessiz bir şekilde kimseye minnet etmeden, genç kurmaylarıyla birlikte yaptı. Türkiye bugün bu noktaya geldiyse gelmiş geçmiş siyaset adamların, teknokratlar, devlet adamlarının emekleriyle olmuştur. 'Bunları şunları yaptım' diye minnet ederseniz hayrı mı olur? O yüzden 'Yurtta sulh' prensibinin uygulanması lazım' dedi. TÜRKİYE'NİN GELİŞMESİ DURDU Türkiye'nin son yıllarda belirli bir noktaya geldikten sonra gelişmede durgunluk olduğunu belirten İhsanoğlu, 'Bunu orta gelir tuzağı olarak adlandırıyoruz. '1923'de şöyleydik, 50'de böyleydik' dediğinizde kendinizi aldatmak olur. Dünyada tek gelişen ülke Türkiye değildir. Türkiye bunlar içinde nerede esas soru budur. 'Ben iktidara geldiğimde 3 bin dolardan 10 bin dolara yükseldi' değildir. 2002'den 2008'e kadar 3 binden 8 bine dolara çıkan GSMH, 2008'den bugüne 2 bin dolar arttı. 2002'den 2008'e kadar Yunanistan'da bizim üç mislimiz 13 binden 30 bine, İspanya'da 16 binden 33 bine, Güney Kore'de 12 binden 20 bin dolara yükseldi. Biz hala 10 bin dolardayız. 4 senedir hiç ilerlemediğimiz halde de başarı olarak gösteriyor, insanlardan bu hakikatları saklıyoruz ve bir de minnet ediyoruz' diye konuştu. TİCARET İSRAİL ÜZERİNDEN Bu yanlış davranışlar, politikaların neticesinde Türkiye'nin G20 grubunun içerisinden de çıkacağını kaydeden İhsanoğlu, makro göstergelerin Türkiye'de kalkınmanın zannedildiği gibi iyi gittiği manasına gelmeyeceğini söyledi. Irak'la ihracatın yüzde 35 düştüğünü, Suriye'yle bittiğini açıklayan İhsanoğlu, “Mısır üzerinden pazara giremiyoruz ve tüm Ortadoğu ticaretimiz İsrail üzerinden yapılıyor. 'Biz İsrail'i boykot edelim' diye bağırıyor çağırıyoruz. O kadar rahat bir politika takip ediliyor ki tutar tarafı yok. Bunların hepsi millete büyük, stratejik başarı olarak sunuluyor' dedi. 'YÜZDE 85 BORÇLU, BÖBÜRLENİYOR' Türkiye'nin kendini siyasi iç hesaplaşma noktasında hapsettiğini ve sıkıntılarını gideremediğini kaydeden İhsanoğlu, kredi kartı, tüketici kredi ve diğer kredi borçlarının sarmal, kartopu gibi büyüdüğünü dile getirdi. İhsanoğlu, “Söz veriyorum Cumhurbaşkanı seçildiğimde üzerine gideceğim konulardan biri fakir, bu konudaki mağdur insanların kredi borçları üzerinde duracağım. Halkın yüzde 85'i kredi borcu yükümlülüğü altında ve ondan sonra böbürlenerek büyüdüğümüzü söylüyor, böbürleniyoruz' diye konuştu. HALK ARTIK KAVGA İSTEMİYOR Türkiye'de açlık sınırının 1550, yoksulluk sınırında 3 bin 650 lira olduğuna dikkat çeken İhsanoğlu, asgari ücretin de yoksulluk sınırın dörtte birine denk gelen 890 lira olduğunu kaydetti. Bu noktada düşünülmesini öneren İhsanoğlu, “İnsanları kandırma, düşüncelerini polerize edip toplum mühendisliği, algı dizaynıyla yürüterek götürmek, gerçekten bunun düşünülmesi lazım. Bence Türkiye bu seçimlerde tüm bunları değerlendirecek. Çünkü halk artık kavga istemiyor' dedi. 2001 ekonomik krizini hatırlatan Ekmeleddin İhsanoğlu, 'Ahmet Necdet Sezer ve Bülent Ecevit gibi çok sakin ve efendi iki kişinin yaşadığı olayın sonucu böyleyse, bir de öfkeli birinin geldiğini düşünün' diye konuştu. Başbakan Erdoğan'ın Merkez Bankası eleştirilerine göndermede bulunan İhsanoğlu, “O adam ekonominin gereği neyse onu yapıyor. Farklı düşünen herkesi vatan haini diye suçlama hakkınız yok' dedi. DİKTATÖR BENZETMESİ 'Dünyanın neresinde vergi müfettişleri siyasi emellerle hareket ettirilip işadamlarının üzerine gönderilmiştir, nerede görülmüş?' diye soran İhsanoğlu, “Bu diktatör dedikleri Sisi veya Esad yaptığı zaman bütün dünya ayağa kalkıyor. Bizde de buna benzer hadiseler oluyor ve biz bunu susarak karşılıyoruz. Türkiye bunları gözardı edemez ve Türkiye bu konudaki kararı 10 Ağustos'ta verecek bundan eminim. Türkiye 10 Ağustos'ta huzura kapı açacaktır. Bu huzura açılan kapı tüm partilerin desteğiyle olacaktır' dedi. 'SAYIN BAŞBAKAN' DİYECEĞİM 'Nereden çıktı bu İhsanoğlu' diyenlere de seslenen Ekmeleddin İhsanoğlu, “Ben söylüyorum oy vermeyin tamam ama saygıda kusur etmeyin. Ben hiç kimseye yola çıktığım günden itibaren her yerde söylediğim gibi bu yarış Türk devletinin en yüce makamına yönelik bir yarıştır. O makama layık olmak lazım. Tektir, en yücedir o makam ve layık olmak lazım. Bu yarış medenice, saygı içerisinde olsun. Maalesef bunlara fazla itibar edilmiyor. Ben Türk vatandaşı olarak her zaman 'sayın başbakan' diyeceğim, o ne derse desin' dedi. Seçim sürecinde bir takım iddialarla da karşılaştığını kaydeden İhsanoğlu, “Başörtülü kızlarımızın başını açtıracakmışım. Ben Kuran'a hayatım boyunca hizmet ettim. Bu iftiralar iflasın işaretidir' diye konuştu. Hükümeti vesayetçilikle suçlayan İhsanoğlu, şunları söyledi: '12 Eylül Anayasası'nın icat ettiği YÖK'ü kim korudu. 12 senedir meclis, hükümet sizin elinizde. Siz YÖK'ü kaldırmadınız bilakis güçlendirdiniz bu vesayet sistemi değil mi, niye kaldırmadınız? Meşhur bir üslupla, siz kaldırmak istedinizde biz hayır mı dedik? Sendikalar Kanunu, siyasi partiler kanunu, yüzde 10 barajı niye değiştirmediniz. Vesayet işte bunlar siz bunları muhafaza edeceksiniz, iktidar 12 senedir elinizde. Cumhurbaşkanlığı makamı da partinin kurucularından ve değiştirmediniz bu yetkileri kullandınız. Hani siz vesayete karşıydınız. Türkiye artık bunları anlamış durumdadır. Türkiye artık yeni bir ses, nefes istiyor.' TÜRK RABİA'YA VİZE YOK Türkiye'ye sevgi ve saygıyı ekmek, bunları büyütmek ve hem içeride hem dışarıda bunları Filistin'le de Türkmenlerle de paylaşmak istediğini anlatan İhsanoğlu, “Ne yazık ki Türkmenlere fazla ilgi gösteremiyoruz. Bizim Uygur Türkleriyle ilgilenmemiz lazım. Uygur Türk'ü Rabia hanım Türkiye'ye vize alamıyor. Mısır'daki Rabia için ağıt yakıyoruz ama Türk Rabia için vize vermiyoruz. Onun için bu ekmeği büyüteceğiz ve paylaşacağız. Ama bu toprağı bu vatanı hiç kimseyle bölüşmeyeceğiz' dedi. Emre BAYLAN/ANTALYA, (DHA)
Çorlu'da 'Sakıncalı Aday' İhsanoğlu Broşürleri Dağıtıldı
TEKİRDAĞ’ın Çorlu İlçesi’nde Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu için 'sakıncalı aday' ibaresi ile broşür dağıtan 2’si çocuk 6 kişi, CHP Çorlu İlçe Başkanlığı’nın şikayeti üzerine polis tarafından yakalandı.Bu kişiler ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, el konulan broşürlerin altında Trakya Atatürkçü Demokratlar Platformu yazdığı görüldü. Nusratiye Mahallesi’nde 2’si çocuk 6 kişi üzerinde Trakya Atatürkçü Demokratlar Platformu yazan ve Cumhurbaşkanı Ekmeleddin İhsanoğlu aleyhinde sözler bulunan broşürler dağıttı. Bunu gören bazı vatandaşlar da CHP Çorlu İlçe Başkanlığı arayıp ihbarda bulundu. CHP Çorlu İlçe Başkanvekili Doğukan Dağ, ihbarlar üzerine mahalleye gelerek broşür dağıtanları tespit ettikten sonra polisi aradı. Kısa sürede gelen polis ekipleri broşür dağıttığı öne sürülen 2’si çocuk 6 kişiyi CHP Çorlu İlçe Başkanlığı’nın şikayeti üzerine ifadeleri için polis merkezine götürdü. CHP İlçe Başkanvekili Doğukan Dağ, çok sayıda partilinin ilçe başkanlığını arayarak Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu aleyhine broşür dağıtımının yapıldığını bilgisi üzerine harekete geçtiklerini belirterek, “Gün içerisinde çok sayıda partilimiz Nusratiye Mahallesinde partimizin adına adayımız Ekmeleddin İhsanoğlu aleyhine broşür dağıtıldığını söyledi. Bunun CHP adına dağıtımının yapıldığının da belirtilmesiyle biz hemen o mahallede dağıtım yapan kişileri aramaya başladık. Kısa sürede dağıtım yapan çocukları bulduk. Kendileri bunu ‘CHP adına dağıtıyoruz’ deyince durumu polise bildirip şikayetçi olduk” dedi. MİLLETVEKİLİ TEPKİ GÖSTERDİ CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü ise dağıtılan broşürlere tepki göstererek, 6 kişinin broşürleri provokasyon amaçlı dağıttığını söyledi. Köprülü, “Trakya insanı, Trakya’da yaşayan insanlar ve sosyal demokratlar Tekirdağ ilinde Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermiyor algısını yaratarak başka bir adaya avantaj sağlamaya çalışıyorlar. Kendilerini ne sosyal demokratlıkla, ne de Atatürkçülükle hiçbir alakaları yoktur. Sadece kendileri bir adayı sahte isimlerle, sahte derneklerle karalayarak araya bir propaganda yapmak istediler” diye konuştu. SERBEST BIRAKILDILAR CHP Çorlu İlçe Başkanlığı’nın şikayeti üzerine polis merkezine götürülen ve kimlikleri açıklanmayan İstanbul Esenler İlçesi nüfusuna kayıtlı 6 kişi verdikleri ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. BROŞÜRLERDE NE VAR? El konulan ve üzerinde Trakya Atatürkçü Demokratlar Platformu yazılı broşürlerde, Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu için ‘sakıncalı aday’ ifadesine yer verilerek, arka yüzünde ise 'Sosyal demokrat seçmene, sosyal demokrasiye ve Cumhuriyetin değerlerine ihanet anlamına gelecek Emsalettin, Ekmel, Ekmeleddin, Ekmeloğlu ya da adı her neyse dayatmasına. Atatürkçülüğün ve CHP ideolojisinin bitişinin ilanı anlamına gelen alternatif ortaya koymaktan aciz, teslimiyetçi politikalara itirazım var’ yazıları yer aldı. Mehmet YİRUN/ÇORLU (Tekirdağ), (DHA)
Reklam
Reklam
Game of Thrones'a Yeni Sezonda Katılacak Karakterler Tanıtıldı
Amerikan yazar George R.R. Martin'in Buz ve Ateş'in Şarkısı roman serisinden uyarlanan epik dizi Game of Thrones, geçtiğimiz günlerde San Diego Comic Con'da yeni sezonda bize tanıtacağı karakterleri sundu. Yeni karakterlerin tiplerinin, kitapları okuyanların beklentilerine uymalarını dileriz!
Polis Polisi Çembere Aldı
Emniyet'te yasadışı dinleme kapsamında yapılan Paralel yapı' operasyonunda gözaltına alınan polislerden 49'u Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda adliyeyi terk etmeye çalıştı. Şüpheli polislerle, görevli polisler arasında arbede yaşanıyor. Adliyeden çıkmak isteyen polisler çevik kuvvet polisleriyle engellendi. Şüpheli polisler oturma eylemi başlattı. Hürriyet'ten Fırat Alkaç'ın haberine göre Bugün gerçekleşen tutuklamaların ardından sorgu sırası bekleyen 49 şüpheli polis saat 15.00 de aniden adliyenin çıkış kapısına yöneldi. Şaşkın bakışlar arasına giriş katına kadar gelen ve adliyeyi terketmek üzere olan şüpheli polislerin etrafı görevli polisler tarafından çevrildi. Şüpheli 49 polis gözaltı usulünün aleyhlerine çiğnendiğini iddia etti. Gözaltı süresinin sona erdiğini, bu nedenle gözaltı kararının da geçersiz olduğunu ileri süren şüpheli polisler adliyenin giriş katında bekliyor.Posta
Reklam
Yeni Akit Yazarı: 'Polisler Kelepçelenmesiydi İntihar Edebilir, Birilerini Rehin Alabilirlerdi'
Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak , emniyete yönelik “paralel yapı” operasyonunda gözaltına alınan polislerin kelepçelenmeleri hakkında, “Bu olmayabilirdi ama, polislik eğitimi almış bir kişi, silah kullanmayı bilen biri, yanındaki polisin silahını alıp, intihar da edemez mi, ya da birilerine ateş edemez mi, rehin alamaz mı? Böyle bir endişeden yola çıkarak kelepçeleme kararı verilmesini tartışabilirsiniz, ama işi bir de bu yönden değerlendirmeniz gerekmez mi?” diye sordu. Dilipak, aynı operasyon kapsamında bazı isimlerin tutuklanarak cezaevine girmek isteyeceklerinin altını çizerken, “Eğer ortada gerçekten bir casusluk faaliyeti varsa, başka bir ülke için çalışan biri, o ülkeye kaçabilir. Onun için tutuklanması gerekir.. O ülke bu bilgilerin ortaya çıkmasını istemediği için, bu kişi serbest bırakılırsa, o örgüt tarafından ortadan kaldırılmak istenebilir. O zaman da kişinin güvenliği açısından tutuklama kararı verilebilir” ifadelerini kullandı. Abdurrahman Dilipak’ın Yeni Akit’te “Etme bulma dünyası” başlığıyla yayımlanan (26 Temmuz 2014) yazısı şöyle: Ergenekon ve Balyoz davasının sanıklarının evlerinden, işyerlerinden alınıp götürülmesini hatırladınız mı? Tarih tekerrür ediyor.. Bu dünya etme bulma davasıdır. Ne demişler: Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.. Derin devlete entegre ve enjekte edilmeye çalışılan paralel yapıya karşı çıkan ve paralel yapının önünde engel teşkil edenlere karşı başlatılan operasyon sonunda yüzlerce kişi tutuklanmıştı. Gelinen noktayı biliyorsunuz.. O davalar yeniden görülecek.. Bu arada yeni paralel bir dava daha açılacak.. Operasyonlar aynı şekilde dalga dalga geliyor.. Bu kez, hem derin, hem de paralel yapı sanık sandalyesinde.. Doğru olan şu: Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı olmak. İnsanlar suçlu da olsa hakları vardır. Haklı olmak, başkasına haksızlık etme hakkı vermez.. Bir topluluğa karşı olan öfkemizin bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmemesi gerek.. Paralel mediaya bakıyor musunuz, Balyoz ve Ergenekon, KCK operasyonları, MİT operasyonu, casusluk davası başladığında nasıl bir yayın yapıyordu, şimdi nasıl bir yayın yapıyorlar. Bu kez casusluk davasının sanıkları kendi yandaşları.. Yine paralelinde, dolandırıcılık, sahtecilik, telefon dinleme gibi suçlamalar var.. Devlete sızmaya çalışan, sınav sorularını çalarak haksız bir şekilde işe alınan, terfi ettirilen, evraklarda sahtecilik yapılarak, sahte evraklar üzerinden hayali operasyonlar düzenlendiği iddiası ile başlatılan bir soruşturma var.. Hani MİT’e operasyon çekeceklerdi ya, ava giderken avlandılar.. Casusluk suçlaması var. Gizli belgelerin başka ülkelere servis edildiği iddiası ile bir soruşturma başlatıldı.. Elbette yaş kurudan ayrılmalı. Daha işin başındayız. Bir soruşturma yürütülüyor. Daha sonra iddianame hazırlanacak, dava açılacak, yargılama yapılacak.. Eğer bugün başlatılan gözaltıların ardından ifadeler de alındıktan sonra, suç unsuru bulunursa salıverilecekler. Eğer kuvvetli suç ihtimali varsa, muhtemelen tutuklanacaklar.. Gözaltı ve tutuklama kararlarına karşı paralel mediadan ve çevrelerden itirazlar var.. Eğer ortada gerçekten bir casusluk faaliyeti varsa, başka bir ülke için çalışan biri, o ülkeye kaçabilir. Onun için tutuklanması gerekir.. O ülke bu bilgilerin ortaya çıkmasını istemediği için, bu kişi serbest bırakılırsa, o örgüt tarafından ortadan kaldırılmak istenebilir. O zaman da kişinin güvenliği açısından tutuklama kararı verilebilir.. Kaldı ki, bu kişiler sıradan kişiler değil.. Evrakta sahtecilik suçlaması var.. Hukuk dışı dinlemelerden söz ediliyor. Söz konusu hukuk ihlali tarla davası değil, pekala bu kişiler dışarıda, parkta otururken bile, digital ortamdaki birtakım kayıtları kaçırabilir, karartabilir, yok edebilir, eğer bu suç isnadı doğru ise, kaçma ve delil karartma ihtimali açısından bunun değerlendirilmesi yanlış bir şey değil.. Profesyonel kişiler, özellikle dijital kayıtlar konusunda, tutuklanmamaları halinde ciddi bir şekilde delilleri karartabilirler.. Bir örgütten söz edildiğine göre, belli bir hiyerarşi içinde operasyonu engellemeye, ya da boşa çıkarmaya yönelik komplolar gerçekleştirebilirler.. Bunların yurtdışına çıkmaları da meslekleri itibarı ile onlar için zor bir hadise değil.. Ellerinin kelepçelenmesine gelince, bu olmayabilirdi ama, Polislik eğitimi almış bir kişi, silah kullanmayı bilen biri, yanındaki polisin silahını alıp, intihar da edemez mi, ya da birilerine ateş edemez mi, rehin alamaz mı? Böyle bir endişeden yola çıkarak kelepçeleme kararı verilmesini tartışabilirsiniz, ama işi bir de bu yönden değerlendirmeniz gerekmez mi? Operasyonun ne zaman, saat kaçta başlayacağı, tamamen olayın niteliği, istihbarat bilgileri ile ilgili.. Gündüz vakti, basının ve hemen bölgeye sevk edilecek kalabalıkların protestoları altında bir operasyon gerçekleştirmek çok da kolay olmasa gerek.. Bir gazeteci bir yazı yazmış ve yazısından dolayı sanık olmuş siz de onun eline kelepçe takıyorsanız bunu eleştirebilirsiniz.. Ortada devlet içinde uluslararası bağlantıları olan bir çeteden söz ediyorsunuz.. Bu iddiaların gerçek olup olmadığı da soruşturma sonucu ortaya çıkacak.. Tabii işin en ilginç yanı, kendileri aynı şeyi başkalarına yaparken, hatta sosyal mediada Başbakanın eline kelepçe takıp içeri tıkacaklarını yazıp çizerken, bunu söyleyenlere aynı şey yapılınca, birileri niye ayağa kalkıyor ki.. Ama iyi oluyor, bu süreçte kim kimin adamı anlaşılıyor.. Paralel örgüt gayesine ulaşabilseymiş Tevhid Selam Kudüs Ordusu “terör örgütü” soruşturması kapsamında tam 242 kişiyi gözaltına alacakmış. Listede kimler yok ki, Bülent Yıldırım’dan Nureddin Şirin’e kadar, milletvekili, gazeteci, işadamı, STK temsilcisi, listede yok yok! Kendiler bu operasyonu başarsalardı ne yapacaklardı? MİT’in TIR’larına yaptıklarını mı yapacaklardı! MİT’le bağlantısını Taraf’ın açıkladığı Mustafa Özel’i gözaltına alanlar bugün gözaltındalar. O gün de Mustafa Özel’i sağlık muayenesine götürürken ellerine kelepçe takmışlardı.. Neyse, olacak o kadar. Daha bu soruşturma yeni başlıyor.. Hele bayram geçsin. Ardından, cumhurbaşkanlığı seçimi de tamamlansın.. Bakalım sırada kimler var.. Media, Mafia, Sermaye, Siyaset, Bürokrasi, STK temsilcilerinden oluşan uzun bir liste var.. Bu yaz sıcak geçecek.. Selâm ve dua ile..T24
Çolpan İlhan'ın Filmografi'sinden En Sevilenler
Ünlü tiyatro sanatçısı Çolpan İlhan, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti. Sayısız başarılı tiyatro oyununda yer alması bir yana, aynı zamanda sayısız dizi ve filmde oyunculuk yaparak ekranları bizim için ölümsüzleştirdi. İşte en güncel Çolpan İlhan film ve dizileri.
Grinin Elli Tonu'ndan İlk Fragman
Beyonce’nin birkaç gün önce 15 saniyelik teaser’ını Instagram'dan paylaştığı “Fifty Shades of Grey”in ilk fragmanı yayımlandı Çok satan aynı adlı kitaptan uyarlanan “Fifty Shades of Grey”de başrolü Jamie Dornan üstleniyor. 1982 doğumlu İrlandalı aktör daha önce “Marie Antoinette” ve “Shadows in the Sun” gibi filmlerde rol almıştı. Yakışıklı milyarder Christian Grey, Jamie Dornan tarafından canlandırılırken, baştan çıkardığı üniversite öğrencisi Anastasia Steele’i ise “Liseli Polisler” ve “Sosyal Ağ” filmleriyle tanınan Dakota Johnson oynuyor. Merakla beklenen filmin yönetmenliğini Sam Taylor-Johnson üstleniyor. Johnson’ın önceki çalışmaları arasında John Lennon’ın ilk yıllarını anlatan “Nowhere Boy” bulunuyor. Kitabın yazarı E.L. James filmin ortak yapımcısı olarak görev alıyor. Vizyon tarihi sevgililer gününe denk gelmesi için 14 Şubat 2015 olarak belirlendi. Fragmanda Beyonce’nin “Crazy in Love” şarkısının film için özel olarak yapılmış bir versiyonunu duymak mümkün.Milliyet Sanat
Reklam
Apple, 11 Yıl Sonra Yok Olacak
Büyük firmaların öncülerinden olan Apple’ın gelecek ile ilgili görünümler hiç de iç açıcı değil. Firmaların sektörde parlayan yıldızları her zaman aynı seviyede gidecek diye bir kaide yok. Teknoloji zirvesinde dev olan Apple, ürettiği cihazlar ile birlikte rakipleri arasında farklı bağlar var. Ürünleri şuanda kapış kapış götürülüp, satın alınsalar da yakın zamanda Apple ‘ın ürünleri artık tutmayacak. EN FAZLA 3 YIL Apple, şuan ki konumunda iyi görünüyor olsa da her çıkışın bir inişi mutlaka var. Yatırım firmalarından olan Noster Capital yönetici ortağı Pedro de Noronha’nın yaptığı açıklamaya göre Apple 3 yıl sonra büyük düşüşlere uğrayacak. Üretmiş olduğu cihazlar artık kapış kapış götürülmeden alınmamaya başlayacak. Yatırım firmalarının önde gelen isimlerinden birisi olan Noronha, yaklaşık olarak üç gün önce CNBC ‘ye yaptığı çarpıcı açıklamalar ile Apple ürünlerinin kullanıldığını, fakat hiçbir şekilde firmaya yatırım yapılmadığını belirtti. “Bu sene çıkacak olan iPhone 6 ‘nın yanı sıra beklenen iWatch’u tanıtacağı, Apple TV’yi yenileyeceği, iHealt ve HomeKit gibi girişimler ile kullanıcıların arasına girmeyi düşünen firma, birkaç yıl içerisinde ciddi gerilemelere ve işten çıkartmalara sahne olacak.” şeklinde çarpıcı açıklamalarda bulundu. CİDDİ SORUNLAR OLACAK Şuan için Apple şirketi 170 milyar dolar nakit parası ile dünyanın en değerli halka açık şirketlerinden bir tanesi. Fakat bu duruma rağmen Apple yaşayacağı ciddi düşüşler ile birlikte hazıra dayatmış olduğu dağını kısa zamanda eritmek zorunda kalacak. Ayrıca Noronha’nın düşüncelerinde “Apple’ın gelecek planlarına ait net bir fikri bulunmuyor, hal böyle olunca firma 5 ile 10 yıl içerisinde nerede olacağını da bilmiyor. Karambole giden bu sistem asla dayanamaz. Net bir vizyonu olmayan firmanın patlakları vermesi en geç üç yıldır.” şeklinde konuştu.
Reklam
56 Gündür IŞİD’in Elinde Rehin Olan Kardeşi İçin İsyan Etti: 'Artık Harekete Geçin'
Türkiye’nin Musul başkonsolosluğu çalışanları ve aileleri 56 gündür Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) elinde tutulurken, 49 rehine arasındaki Nermin Taşdelen’in ağabeyi Muammer Taşdelen, Dışişleri Bakanlığı’na isyan etti. Artık harekete geçilmesi gerektiğini söyleyen Taşdelen, günlerdir hiçbir adım atmayan ve ne aileleri ne de kamuoyunu sağlıklı bilgilendiren yetkililere seslenerek, “Bayramımız gözümüz yolda değil, ailelerimizle geçsin” dedi. Change.org’da bir de imza kampanyası başlatan Muammer Taşdelen, Dışişleri Bakanlığı’na açık mektubunda şunları söyledi: Bekliyoruz… Neyi beklediğimizi ve daha ne kadar bekleyeceğimizi bilmeden bekliyoruz. Bayrama günler kala, gözümüz, umudumuz sınır kapısında bekliyoruz. 26 Haziran günü, Musul’da 49 kişi rehin alındığı günden beri hayat bizim için durdu. Orada ne olacağını bilmeden bekleyenlerden biri de benim ailem. Kız kardeşim ve eşi, buradaki maddi imkansızlıklardan yorulup, Musul’a gitme şansı buldu. Yeğenim Kuzey Deniz de, 1. Yaşını hepimizden uzakta, rehin olarak bitirdi. Çocuğunun başına bir şey gelmesinden korkan bir anne… Ailesini ayakta tutmaya çalışan bir baba… Ve dut yemiş bülbül kesilen bir devlet… Neredeyse 1 ay oldu, kimseden ses yok. Devlet kendi personeline ‘teslim olun’ der, sonrasında arayıp sormazsa nereden umudumuz olacak bizim? Olayın hemen ertesi günü, 27 Haziran’da rehine yakınları ile yapılan toplantıda olanlar içler acısı. Dışişleri Bakanı Yardımcısı Naci Koru rehine sayısını bilmiyor, ne kadar güvenlik mensubu olduğunu toplantı sırasında Özel Harekat Dairesi’nden öğreniyor, insanlar ‘Sakın medyaya konuşmayın, yoksa yakınlarınızın başı belaya girer’ diye tehdit ediliyor… Toplantı sırasında 3 gün önce bir bebeğin hastalandığı, doktor gönderildiği söylendi. Bir benim yeğenim Kuzey var bir de Ela bebek. Hastalık lafını duyunca hemen atıldık, hangisi diye. Bilmiyor. İki bebekten hasta olan bebeği bilmeyen devlet, ‘Balkanlardan Orta Asya’ya kadar olan her yerde sözüm ona kuş uçsa; nereye uçacağını, ne zaman uçacağını biliyor ama iki bebekten hangisinin hastalandığını –gönderdiği doktordan aldığı rapora, bebeklerden birinin kız birinin erkek olmasına rağmen- bilmiyor… Hemen şimdi buraya tıklayarak imzanızı atın, ailelerimizi kavuşmamız için yetkililere seslenin. ‘Telefonlarımızı topladılar abi, seni gizli arıyorum. Biz iyiyiz annemlere söylersin…’ Kardeşimle bir kez konuştum, ilk rehin alındıklarında, o da bu. O gün bu gündür ne bakanlığı kaldı, ne konsolosluğu, ne de kriz merkezleri… Prompterdan okurcasına, önünde yazılanları okuyan insanlarla muhatap oldum hep. “Sağlık durumları hakkında olumsuz bir şey yok, devletimiz teyakkuz halinde, en üst düzeyde girişimler devam ediyor… Bekleyin… Bakanlığımız açıklamaları dışında hiç bir bilgiye itibar etmeyin…” Şimdi, günler geçmesine rağmen hiçbir adım atmayan ne biz aileleri ne de kamuoyunu sağlıklı bilgilendirmeyen yetkililere sesleniyorum: Ailemi, orada esir düşen 49 kişiyi sağ salim evlerine döndürmek için bir an önce harekete geçin. Bayramımız gözümüz yolda değil, ailelerimizle geçsin. Umutla,Diken
Ali Fuat Yılmazer ile 11 Polis Tutuklandı
22 Temmuz operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve savcılık ifadelerinin ardından mahkemeye sevkedilen 66 polisten, aralarında eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 12 kişi tutuklandı. 5 kişi serbest bırakıldı.Yılmazer ile birlikte tutuklanan diğer isimler şöyle: Erol Demirhan, Hikmet Kopan, Abdülhakim Sönmez, Harun Aydın, Muhammet Ali Iklı, Tolga Güzeltaş, İkbal Kayaduman, Metin Canbay, Ali İhsan Tezcan ve Hayati Başdağ. Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan’ın tutuklama gerekçeleri arasında “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönmek” de var. Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ise emniyette en son kalan kişi oldu. Atayün, emniyetteki gözaltı süresi dolunca ifadesi tamamlanmadan adliyeye sevk edildi.Zete
Real Madrid Şimdi de Falcao'nun Peşinde
Son olarak James Rodriguez'i renklerine katan Los Blancos, şimdi de Monaco'dan Falcao'yu kiralamak için çalışmalara başladı. Fransız devine bir senelik kiralama bedeli olarak 12 milyon avro öneren Real'in aldığı yanıt ise iç kararttı. Ligue 1'i ikinci bitiren ve Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek olan Monaco, ABC'nin haberine göre yıldız golcüsü için 45 milyon avroluk bir kiralama bedeli istedi. Sezon sonunda olası bir transfer için de 33 milyon avroluk bir opsiyon bedeli önerdi.'Kral'ın Takımı' bu sezon Toni Kroos ve James Rodriguez gibi iki yüksek bütçeli transfer yaptı. Skorer
Reklam