onedio
Erdoğan: 'IŞİD'e Karşı Askeri Katkı Sağlarız'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin IŞİD'i Suriye'de vurması hakkında 'Olumlu bakıyoruz. Ara vermeden devam edilmeli.' dedi. Türkiye'nin üzerine düşen adımları atacağını vurgulayan Erdoğan, 'Katkımız askeri, siyasi her türlü desteği kapsar' diye konuştu.BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak için New York'ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Evi'ne girişinde basın mensuplarının ABD'nin IŞİD operasyonuyla ilgili sorularını yanıtladı. Bunu olumlu bulduklarını, ara verilmeden devam edilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:'Bölgedeki terör örgütlerine karşı yapılmış bir eylem olarak bizim de olumlu yaklaştığımız bir adımdır. Bunun tabii, böyle bir olup ondan sonra şöyle ciddi bir ara verilmesi yanlış olur diye düşünüyorum. Bu yol haritasınının kararlılıkla sürdürülmesi gerekir. Özellikle bölgedeki bu terörle mücadelenin bir ortak mutabakat içerisinde yürümesi gerektiğine inanıyorum.''Üzerimize düşen neyse...'Erdoğan bu noktadan sonra Türkiye'nin katkısının ne olacağı sorusuna ise şu yanıtı verdi:'Bunları aramızda kendileriyle de görüşüyoruz, görüşmeye devam edeceğiz. Ona göre üzerimize düşen görev neyse, terörle mücadelede bunu yapmaya, tabii ki biz de üzerimize düştüğü şekliyle adımlarımızı atacağız.'Erdoğan Ankara'ya döndüğünde, atılacak adımların hükümet ile görüşüleceğini, kararın bundan sonra verileceğini dile getirdi.Her türlü destekErdoğan Türkiye'nin adımlarının askeri operasyonu da kapsayıp kapsamayacağı şeklindeki bir soruya da 'Katkımız askeri, siyasi her türlü desteği kapsar' yanıtını verdi.Al Jazeera
Çocuk Gelinler Hakkında Bilmediğiniz, Yürek Burkan 13 Gerçek
Gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunda, kız çocukları daha ergenliğe girmeden evlenmek zorunda bırakılıyor. Dünya üzerinde 15-19 yaş aralığındaki her 5 kızdan 1'inin genç yaşta evlendirildiği, bu evlilikler sırasında başlık parası alındığı ve bu çocukların kocaları tarafından zarar gördüğü tespit edilmiştir.
Nazlıaka'ya 28 Bin Liralık Ceza
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın oturduğu sitedeki her bir daireye 28 bin 418 liralık kaçak su cezası kesildiğini açıkladı. Sitedeki iş yerlerine verilenlerle birlikte toplam ceza 749 bin 605 lira oldu.Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka arasındaki şebeke suyu tartışması farklı bir boyuta taşındı. ASKİ ekipleri şebeke suyu nedeniyle rahatsızlandığını söyleyen Nazlıaka'nın oturduğu sitedeki depodan numune aldı. Ekipler, 21 villanın bulunduğu sitede kaçak kuyu suyu kullanıldığı, bu suyun içinde de klor olmadığı tespitini yaptı. Gökçek, kaçak kuyu suyu nedeniyle Nazlıaka ve komşularına verilen ceza miktarını açıkladı:'Konut şebeke ve konut kuyu suyuna toplam konut başına kesilen ceza 28 bin 418 lira. Ayrıca, iş yeri olan yerler var. İşyeri başına toplam kesilen ceza da 70 bin 921 Lira. 21 yere toplam kesilen ceza 749 bin 605 lira.''İtirazları doğru değil'Gökçek, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, 'su numunelerini doğru olarak alınmadı. Veriler, doğru değil' şeklindeki iddialarının da doğru olmadığını savundu; 'Biz, numuneleri direkt depodan aldık, yani dediği gibi kuyudan alınmadı numune. Birincisi bu. İkincisi ise arıtma yapıldıktan sonra hemen çıkan çeşmeden alınmış' dedi. Nazlıaka'nın evinden su numuneleri alınırken, birçok gazetecinin de orada bulunduğuna söyleyen Gökçek, deponun, kuyunun, tesisatların bulunduğu yerlerin genel durumu ile numuneler alınırken çekilen fotoğrafları ve kamera kayıtlarını gösterdi.Gökçek, CHP'li Nazlıaka'nın, 'Faturaları eşim yatırıyor' sözlerini de eleştirdi:'Yani, ne dedi biliyor musunuz? 'Ben, kocamı aslanın ağzına attım, mahkemeye gönderdim. O, mahkum olursa olsun, benim nasıl olsa dokunulmazlığım var, bana dokunmasınlar' Kocanı koru bari, kocasını attı, gitti. Hadi bakalım, nasıl temizleyecekler Allah bilir?'Nazlıaka'nın sitesindeki denetimNazlıaka ASKİ'nin tespitinin ardından 'Oturduğum sitede kuyu suyu kullanıldığını bilmiyordum. Benim böyle şeylerle uğraşmaya zamanım yok. Bu konuyla hiç ilgilenmedim. Site toplantılarına da katılmadım, şimdi haberim oldu' dedi.Nazlıaka Gökçek'in kendisini bezdirmeye çalıştığını savundu. Nazlıaka bu açıklamayı yaptığında miktarı henüz açıklanmayan ceza konusunda da 'Faturalarla eşim ilgileniyor bu konuda bilgim yok. Ben bu olaydan da bugün haberdar oldum. Bununla ilgili ödeyeceğimiz bir ceza varsa, tabi ki öderiz. Biz ceza ödemekten kaçınmıyoruz' karşılığını vermişti.AA
'Yaşam Odası’ Zorunlu Oluyor
Soma’daki maden kazasının ardından en çok tartışılan konulardan biri olan ‘yaşam odaları’ zorunlu hale geliyor. Hükümet kanun tasarısını Meclis Başkanlığı’na sundu. Türkiye 19 yıl sonra Uluslarası Çalışma Örgütü'nün ilgili sözleşmesini onaylamış olacak.Soma'da 13 Mayıs 2014'te yaşanan ve 301 işçinin ölümüyle sonuçlanan maden kazasının ardından en çok tartışılan konulardan biri 'yaşam odaları' olmuştu. Madenlerde olası bir kaza ve felaket durmunda yeraltında işçilerin kurtarma ekipleri ulaşana kadar sığınabildiği, içinde yaşamsal ihtiyaçlar için her türlü imkanın bulunduğu korunaklı alanlardan oluşan 'yaşam odası' nın bulundurulması zorunlu hale geliyor.İLO sözleşmesi onaylanıyorHükümet konuyla ilgili düzenlemeler içeren Uluslararası Çalışma Örgütü İLO’nun 1995 tarihli ve 176 sayılı ‘Maden işyerlerinde güvenlik ve sağlık’ sözleşmesinin onaylanması için kanun tasarısı verdi. Meclis Başkanlığı’na sunulan kanun tasarısı ile maden işçilerinin sağlık ve güvenliği konusunda bir dizi düzenleme uluslararası standarda kavuşmuş olacak. Soma maden kazası sonrası çok tartışılan yerin metrelerce altındaki kazalarda günlerce barınma ve hava alma imkanı sağlayan ‘yaşam odaları’ bu sözleşmesinin onaylanmasıyla zorunlu hale geliyor.Maden teftiş birimi kurulacakSözleşmeye göre ayrıca madenlerde güvenlik ve sağlık tedbirlerini izlemek ve düzenlemek için yasal olarak yetkilendirilmiş bir birim kurulacak. Bu birim aracılığıyla madenler etkin bir şekilde denetlenecek.Olası kaza durumunda Madenden kurtarma, ilk yardım ve uygun medikal malzemelerin bulundurulması zorunlu hale gelecek.Ayrıca madenlerde her an, madencilerin yerini tespit edecek bir sistemin kurulması zorunlu hale gelecek.Hükümetin verdiği kanun tasarısı Meclis’ten geçtiğinde, 1932’den beri Uluslararası Çalışma Örgütü İLO’nun üyesi olan Türkiye ‘Maden İşyerleri Güvenlik sözleşmesini’ 19 yıl sonra onaylamış olacak.Ömer Bulut / Al Jazeera
Reklam
Guinnes Rekorlar Kitabı'na Giren Dünyanın En İnce Akıllı Telefonu
Şimdiye kadar 'Dünyanın en ince telefonu' başlığıyla birçok haber hazırladık. Ancak sizin de bileceğiniz gibi her geçen gün boyutlarda değişiklikler oluyor ve bazı üreticiler özellikle 'incelik' ve 'hafiflik' gibi konulara eğilim gösteriyor.'İncelik' denildiğinde akıllara gelen isimlerde olan Gionee , bir kez daha karşımızda. Yeni telefon Gionee Elife S5.1 , yalnızca 5.1mm kalınlık oranına sahip ve deyim yerindeyse kağıt gibi bir telefon. Öyle ki onunla bu konuda boy ölçüşebilecek bir akıllı telefon da yok. Bu da onun Guinnes Rekorlar Kitabına 'En ince akıllı telefon' unvanıyla girmesini sağladı.Bazı firmalar, ürettikleri telefonlarının ekran boyutunu simgelemek için model isminin yanına rakam yerleştirir. Ancak gördüğünüz gibi Gionee'de durum farklı. Eklenen 5.1 ibaresi ekran boyutunu değil, incelik oranını simgeliyor. Gionee'den daha önce 5.5mm kalınlık oranında bir telefon da gelmişti. Ancak bu ürünler genellikle Asya pazarında satışa sunuluyor.Peki Gionee Elife S5.1'in özellikleri neler?Telefonda 720 x 1280 çözünürlük sunan 4.8 inç Super Amoled ekran, 5MP ön kamera, 8MP arka kamera bulunuyor. Snapdragon 400 serisine mensup 4 çekirdekli işlemci, 1GB RAM, 16GB dahili depolama (artırılamıyor) ve 2100mAh bataryası bulunuyor.Android 4.3 işletim sistemi bulunan ve birçok farklı renk seçeneği sunan telefonun fiyatı da 325 dolar civarında.teknokulis
Reklam
2 Ayrı Tezkere Meclis Yolunda
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sağlık Bakanlığı'nda yapılan bilgilendirme toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.Davutoğlu, Türkiye'nin IŞİD'e yönelik tavrı konusunda 'Türkiye'nin IŞİD'e yönelik tavrı açıktır, bellidir. Geçen sene daha hiçbir ülke bu konuda açık ve net tavır sergilememişken IŞİD konusunda Bakanlar Kurulu kararımız vardı. Türkiye kararlı bir tutum sergilemiştir. Bundan sonra da sergileyecektir' dedi.Başbakan Davutoğlu, konsolosluk görevlilerinin kurtarılma süreci ile ilgili olarak ise 'Biz ilk defa rehine kurtarma operasyonu yapmıyoruz. Eğer burada kullandığımız yöntemleri her seferinde bütün şeyiyle paylaşmış olsaydık bir sonraki operasyon imkansız hale gelebilirdi. Önemli olan şudur vatandaşlarımızın hiçbirinin burnu kanamadan ülkemize gelmişlerdir' diye konuştu.'SAĞLIKTA İKİNCİ BİR SIÇRAMA DÖNEMİ YAŞAMAMIZ LAZIM'Bilgilendirme toplantısının ardından hangi konuların gündeme geldiğini anlatan Davutoğlu, 'Türkiye'deki sağlık politikalarına baktığımızda gerçekten iktidarlarımız döneminde her alanda büyük bir devrim, reform gerçekleşmiş olduğu gibi belki de en çarpıcı reform alanlarından biri sağlık olmuştur. Bugün bana takdime dilen mutluluk oranları yani hizmetten mutluluk oranlarına bakıldığında yüzde 37'lerden yüzde 76'lara çıkan toplumsal mutluluğun en üst düzeye çıktığı alanlardan biri sağlık. 2002'de 256 bin olan sağlık çalışanımız şimdi 756 bin. Hastanelerimize müracaat 2002 yılında 110 milyon iken şimdi 290 milyon. Bugün ele aldığımız hususlar 12-13 yıllık bu birikim üzerinde bütün bu envanteri tekrar gözden geçirerek ikinci bir sıçrama dönemimizi ekonomide olduğu gibi sağlıkta da yaşamamız lazım' ifadelerini kullandı.'MİLLİ AŞILARIMIZI ÜRETEBİLİR HALE GELMEMİZ LAZIM'Hastanelerde mekan şartlarının iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, 'Hastanelerimizin sadece görünür anlamda değil, teknik donanım anlamında da en üst düzeyde olması yönünde büyük adımlar attık. Aşılar konusunda da yurt dışı bağımlılıktan kurtulmamız ve milli aşılarımızı kendimiz üretebilir hale gelmemiz lazım' diye konuştu.'TÜRKİYE'Yİ YÜRÜYÜŞ KAMPANYASINA DAVET EDECEĞİZ'3 Ekim Dünya Yürüyüş Günü olduğunu hatırlatan Başbakan Davutoğlu, 'Biz o gün Kurban Bayramı'nın da ilk günü olduğu için başlatamayacağız ama 13 Ekim'de Bakanlar Kurulu olarak o gün Bakanlar Kurulu toplantısı olduğu için sabah uzun bir yürüyüşten sonra Bakanlar Kurulu'na gideceğiz. Bütün Türkiye'yi de yürüyüş kampanyasına davet edeceğiz' dedi.'BU YÖNDE CİDDİ ÇALIŞMA YAPMAYA KARARLIYIZ'Obeziteye karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: 'Obezite başta olmak üzere diyabet ve diğer hastalıkların çoğunun sağlıksız beslenme ve hareketsiz hayattan kaynaklandığı malum. Bunun da çözümü hayatımızı yeniden tanzim edecek bir yol benimsememiz. Bu yönde ciddi şekilde çalışma yapmaya kararlıyız''UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE BİR SÜREÇ YÖNETİMİDİR'Toplantıda uyuşturucu ile mücadele konusunun ele alındığını söyleyen Davutoğlu, 'Konunun bu zamanlama ile ele alınmasının sebebinin hem eğitim yılının başlamış olması hem de yasama yılıyla birlikte bazı yasal düzenlemeler yapılması ihtiyacından kaynaklandığını belirtti. Davutoğlu, konuşmasına '62. Hükümet'in en önemli gördüğü alanlardan biridir. Uyuşturucu ile mücadele anlık ve noktasal bir konu değildir. Bir süreç yönetimidir' şeklinde konuştu.'BELLİ HUSUSLAR O SÜRECİN İÇİNDE OLANLARIN MAHREMİYETİNDE KALIR'Konuşmasının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, rehin tutulan konsolosluk görevlilerinin kurtarılması ile ilgili olarak 'Biz ilk defa rehine kurtarma operasyonu yapmıyoruz. Daha önce pilotlarımızı, gazetecilerimizi, mühendislerimizi, işçilerimizi kurtardık. Eğer burada kullandığımız yöntemleri her seferinde bütün şeyiyle paylaşmış olsaydık bir sonraki operasyon imkansız hale gelebilirdi. Önemli olan şudur vatandaşlarımızın hiçbirinin burnu kanamadan ülkemize gelmişlerdir. Milletimiz bir bayram havası içinde bunu kutlamaktadır. Türkiye'nin hükümetimizin gücü dünyaya gösterilmiştir. Belli hususlar vardır ki sadece o sürecin içinde olanların mahremiyeti çerçevesinde kalır. Devlet arşivinde olur. Kamuda bunların sürekli tartışma haline getirilmesi ileri ki aşamalarda başka vatandaşlarımızı riske edecek sonuçlar doğurur. Spekülatif haberlerden kaçınılmasını rica ediyorum' değerlendirmesinde bulundu.'IŞİD KONUSUNDA BAKANLAR KURULU'NDA KARARIMIZ VARDI'Süregelen Amerikan operasyonların Irak'ta Suriye'de de yapıldığını kaydeden Başbakan Davutoğlu, 'Gece boyu hepimiz takip ettik. Bazı bölge ülkeler de katıldı. Türkiye'nin IŞİD'e yönelik tavrı açıktır, bellidir. Geçen sene daha hiçbir ülke bu konuda açık ve net tavır sergilememişken IŞİD konusunda Bakanlar Kurulu kararımız vardı. 13 Ekim 2013'te terör örgütü bağlamında ve her türlü teröre karşı Türkiye kararlı bir tutum sergilemiştir. Bundan sonra da sergileyecektir. Ancak bölgedeki gelişmelerden gördüğümüz bir husus var ki kalıcı barışı ve istikrarı temin etmeyecek şekilde yürütülen operasyonlar, bir müddet sonra daha büyük sıkıntılara yol açabiliyor. Türkiye kendi ulusal çıkarlarını korumak, güvenliğini korumak, insani olarak Suriye ve Irak'tan gelen bütün mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak konusunda zaten büyük bir sorumluluk altındadır. Bu bölgede terörün etkisiz kılınması Suriye rejimi gibi insanları kimyasal silahlarla yok eden rejimlerin de yol açtığı karanlık tablonun yok edilmesi, mültecilerin ülkelerine dönmesi yönündeki her türlü çabaya destek verdik, veriyoruz, vereceğiz' dedi.'MECLİS'İN AÇILMASINA MÜTEAKİP 2 AYRI TEzKERE MECLİS'E SUNULACAK'Tezkere ile ilgili sorulan bir soruyu Davutoğlu, 'Tezkere yeni bir husus değil. Irak'la tezkere 2007'den bu yana tekrar eden bir tezkere mahiyetindeydi. Irak'taki tablo değiştiği için şimdi hem oradan Türkiye'ye yönelik terör tehdidi anlamında muhteva korunacak ama bir taraftan da Irak'taki tehdit yapılanmasındaki değişikliğe bağlantılı olarak silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaç hissettiği değişiklikler yapılacak. Suriye içinde yine 2012'de çıkan tezkere yenileniyor. Bu bağlamda da tehdit ve risk faktörü değiştiği için silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaç hissettiği güvenlik düzenlemeleri anlamında bir muhtevayı oluşturacak. Tezkere 2 Ekim'de Meclis'in açılmasına müteakip büyük ihtimalle 2 ayrı tezkere halinde olabilir Meclis'e sunulacak. Eğer Türkiye'nin ulusal güvenliği ile ilgili tedbir almak gerekirse bu konuda da hiçbir tereddüt göstermeyeceğimizin herkes tarafından bilinmesi gerekir' diye yanıtladı.DHA
Sırrı Süreyya Önder: 'Süreç Zorlayıcı Aşamada'
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan HDP Heyeti'yle biraraya geldi. HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder görüşmenin olumlu geçtiğini ancak Kürtlere yönelik Kobani'deki saldırılar nedeniyle sürecin zorlayıcı bir aşamaya girdiğini söyledi.HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder partisinin grup başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken'le, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'la görüştükten sonra açıklamalarda bulundu. Önder, Akdoğan'la verimli bir görüşme yaptıklarını söyledi. Önder 1 hafta içinde İmralı'ya yapacakları ziyaret öncesinde Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'la görüşmeyi istediklerini açıkladı.KCK Eş Başkanı Murat Karayılan'ın 'Kobani saldırısı ile Kuzey'deki süreç aslında bitmiştir' sözleri Önder'e hatırlatıldı. Önder, İmralı'ya yapacakları ziyarette Öcalan'ın bu konuyla ilgili görüşlerini birinci elden duyacaklarını söyledi, Öcalan'ın bölgedeki gelişmeler konusunda uyarıları olduğunu hatırlattı:'Öcalan bölgedeki tüm bu gelişmeleri, gün gün, santim santim, sokak sokak öngörerek tarihsel uyarılardı bulunmuştu. Bu meselenin sırf askeri önlemlerle çözülemeyeceğini demokratif bir teklif sunmakla demokratik çözümün anlamlı olabileceğini sayın Öcalan onlarca kez gündeme getirdi. Fakat bu demokratik teklif bir türlü olgunlaşamadı.'Davutoğlu'ndan randevu talep ettilerÖnder, İmralı'ya gitmeden önce Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ile görüşeceklerini, Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan da randevu talep ettiklerini açıkladı. Sırrı Süreyya Önder, bölgedeki IŞİD saldırılarının ardından çözüm sürecinde gelinen aşamayı 'zorlayıcı' olarak değerlendirdi:'Çözüm süreci zorlayıcı bir aşamaya gelmiş durumda. Bu zorlayıcı yapının ortadan kaldırılması bölgede gerçekleştirilecek net siyasi tutumla olbalir. Bundan bağımsız olmayan bir olgu da, daha önce Beşir Atalay'ın '30 Eylül'e kadar netleştireceğiz' dediği çözüm süreci yol haritasıdır. Bunun gerektirdiği hamlelerin fiilayata geçirilmesinde gelinen aşamayı da değerlendirdik. Öcalan'ın vurguladığı sekreterya başta olmak üzere diğer düzenlemelerin hayata geçirilmesi de hayati önemdedir. 'Tuğluk'un taş atmasıÖnder'e, HDP Van Milletvekili Aysel Tuğluk'un Suruç'ta güvenlik güçlerine taş atarken görüntülenmesi ve buna yönelik tepkiler de hatırlatıldı. Önder, bunun 'doğal refleks' olarak görülmesi gerektiğini savundu:'Bu, bir halkın var olma yok olma sınırına gelmesiyle ilgili maruz kalınan gaz ve bombalamaya karşı doğal bir savunma refleksidir. Bu sorunun ebediyen gündemimizden çıkıp gitmesini istiyorsak biz oradaki doğal reflekslerle değil, onun hemen 300 metre ilerisindeki vahşi katliama odaklanmamız lazım. Kobani'de bir halk imha edilme tehdidi altında. Bazıları bu geleneksel bir düşmanlık üzerinden eski ezberlerine sığınıyor, bu sorumsuzluktur. Oradaki Kürtlerin durumuna insanlıktan nasibini almış kimse kayıtsız kalamaz. 'Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Jolie'nin Gözünden Bilim ve Doğa
Angelina Jolie, yeniden yönetmenlik koltuğuna oturmaya hazırlanıyorKenya’lı bilim adamı ve çevreci Richard Leakey’nin hayatının beyazperdeye aktarılacağı filmin senaristliğini yapacak olan ismin Eric Roth olduğu açıklandı. Roth daha önce, Forest Gump , The Curious of Benjamin Buton/ Benjamin Button’nun Tuhaf Hikayesi gibi Oscar ödüllü filmlerin senaristliğini yapmıştı.Doğal hayatı ve fosil alanları korumasıyla bilinen, antropolog, biliminsanı Richard Leakey, alanında dünyanın en önemli otoritelerinden biri olarak gösteriliyor. 1984’te Afrika’da Turkana Gölü kıyısında bulduğu, bir buçuk milyon yıl öncesine ait Homoerectus insan türüne ait erkek çocuğunun iskelet kalıntılarını bularak, yüzyılın en önemli fosil keşiflerinden birine imza atmıştı.BİR FİLMDEN DİĞERİNEİlk filmini 2007’de çeken Jolie, dört yıl sonra ikinci yönetmenlik deneyimini Land of Blood and Honey/ Aşk ve Bal, filmiyle yaşadı. Bosna Savaşı’nı anlatan filmde Jolie, ilk defa senaryoyu kendi kaleme almıştı. Oyuncu, gelecek yıl vizyona girmeye hazırlanan üçüncü filmi Unbroken’ın yanısıra şu anda Malta’da senaryosunu kaleme aldığı ve başrollerini eşi Brad Pitt ile paylaştığı By The Sea filmini yönetiyor. INDEPENDENT | Taraf
İOS 8’in Kullanım Oranı %50’ye Yaklaştı
Tim Cook’un tanıtımında bahsettiği gibi devrimsel değişimler sunan yeni işletim sistemi IOS 8’i Apple kullanıcıları yine tahminleri doğru çıkartarak hızlıca benimsediler. Üçüncü parti izleme siteleri App Store’u ziyaret eden iCihaz sayısının oranının %50’ye yaklaştığını ölçtüler. Ancak araştırmacılar IOS 8’in ilk bir haftalık yüklenme sayısının IOS 7’nin ilk haftadaki yüklenme sayısının altında kaldığını söylüyorlar.
Reklam
Google Hollanda’ya 770 Milyon $’lık Veri Merkezi Kuruyor
Google, Finlandiya, Belçika ve İrlanda’dan sonra 4. Veri merkezini Hollanda’da kuracağını açıkladı. Günümüzde Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarında 10’dan fazla veri merkezi bulunan Google, Asya’daki ilk merkezleri olan Tayvan ve Singapur veri merkezlerini geçtiğimiz sene açmıştı.Google’ın bildirdiğine göre bu veri merkezi 1000 den fazla iş pozisyonu oluşturacak. 2016 yılının ilk yarısında faaliyete başlayacak olan veri merkezi 2017’nin sonuna doğru tam kapasite çalışmaya başlayacak. Google’ın hali hazırda Hollanda’da kiraladığı bir veri merkezi bulunuyor
9 Maddede Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Karnesi
Anayasamızın 90. maddesi kapsamında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) usulüne uygun olarak kabul edilip yürürlüğe girmiş bir sözleşme olarak iç hukukumuzun ayrılmaz bir parçası. Bir başka deyişle sözleşmede belirtilen haklar bizim anayasal düzeyde korunan temel haklarımız. Türkiye'de temel hak ve özgürlüklerin nasıl korunduğu, hukuk düzenimizin kalitesi de bu sözleşmeye uygunluk ile ölçülebilir. Haklarımız nasıl korunuyor, hangi haklarımız daha yoğun olarak ihlal ediliyor ve evrensel standartlar karşısında Türkiye'deki durum nedir, buna bakmak için de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi istatistiklerine bir göz atmak gerekiyor. Karşılaştığımız gerçek ise Türkiye'de hukukun insan haklarını korumak açısından seviyesinin Avrupa'nın en geri ülkesi olduğundan başka bir şey değil.(bkz: AİHM istatistikleri 1959 - 2013)
Reklam
İşte Dijital Paraya Geçmek İçin 5 Sebep
Görünen o ki Apple, cihazlarındaki teknolojiler ile birlikte 2015 yılında pek çok insanı ödeme yapmak için ellerini cebine atmak zorunda olmaktan kurtaracak. Ekonomi uzmanları da bir süredir devletlerin de artık teknolojiyi kullanarak benzer uygulamalara geçmesi yönünde tavsiyelerde bulunuyor. Kısa vadede tüm insanların yüzyıllardır kullandıkları parayı bırakarak dijital paralara geçmesi imkansız gibi gözükse de, uzun vadede halka gerekli eğitimlerin verilmesi ve çeşitli politik atılımlar ile birlikte sanal para filmlerden hayatımıza giriş yapabilir gibi görünüyor.İşte dijital paraya geçmek için 5 neden: 1- Dijital para çok daha verimliThe Economist’in yaptığı araştırmaya göre insanlar yılda altı saatlerini bankamatik aramayla geçiriyor. Ek olarak Amerika’daki güvenlik kontrol noktalarında yılda 531.395$’lık bozuk para unutuluyor.2- Dijital para ile suç önlemek daha kolaySuçlular kağıt parayı takip edilmesi imkansız olduğu için seviyorlar. Kağıt paranın olmadığı bir ortamda ise tüm transferler kayıt altında tutulacaktır. F.B.I. verilerine göre Amerika’da 2011 yılında banka soygunlarında çalınan para yaklaşık 30 milyon $. Ek olarak ülkemizde de büyük bir problem teşkil eden vergi kaçırma olaylarının da dijital parayla önüne geçilebilecek (vergi kaçırmanın dünya devletlerine maliyeti yaklaşık 3.1 trilyon $ olarak tahmin ediliyor)Bu arada dijital para ile suç %100 engellenmeyecek elbette. Örnekleri günümüzde de mevcut.3- Dijital Para daha hesaplıKağıt para basmanın maliyeti tamamen ortadan kalkacak, 1 kuruşun maliyetinin 1 kuruştan fazla olmasından dolayı edilen zararlardan kurtulunacak.4- Dijital para ile negatif faizler görülebilecekYine The Economist’in açıkladığı üzere kağıt paranın bankalardan çekilip evlerde saklanma riski mevcut. Dijital parada böyle bir imkan olmayacağından sıfırın altındaki faizler bu sistemde mümkün ve yatırımları çeşitli sektörlerde arttırabileceği öngörülüyor.5- Kağıt para oldukça pisElbette pek çok insanın elinden geçmesinden dolayı kağıt paranın bakteri ve mikroplarla dolu olduğu çeşitli araştırmalarla da ispatlanmış durumda.
İDO'dan Sefer İptalleri
İstanbul Deniz Otobüsleri'nin (İDO) bazı seferleri olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildi.İDO'nun internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, saat 15.00'de Kadıköy-Yenikapı-Armutlu-Armutlu-Bursa deniz otobüsü seferi yapılamadı.Saat 18.30'daki Bostancı-Yenikapı-Bandırma ve 18.40'taki Kadıköy-Yenikapı-Bursa deniz otobüsü seferleri ile yarın 07.30'daki Bandırma-Yenikapı-Bostancı deniz otobüsü seferi de iptal edildi.AA
2 Yılda 7 Öğretmen Değiştiren İlkokul Öğrencisi Kadrolu Öğretmen İstedi
Konya'da, ilkokul 3'üncü sınıf öğrencisi, tayini başka yere çıkan öğretmenlerinin ardından iki yılda 7 öğretmen değiştirince mağduriyetini Kamu Denetçiliği Kurumu'na (KDK) iletti. En küçük şikayetçi konumundaki öğrencinin başvurusunun incelenmesinin ardından Konya Valiliği'ne ve Konya Milli Eğitim Müdürlüğü'ne okula kadrolu öğretmen atanması için tavsiyede bulundu.Konya’da ilkokul 3. sınıf öğrencisi, tayini başka yere çıkan öğretmenlerinin ardından iki yılda 7 öğretmen değiştirince soluğu Ombudsman'da aldı. En küçük şikâyetçi konumundaki öğrenci, öğretmen değişikliği nedeniyle mağdur olduğunu, kadrolu ve kalıcı bir öğretmen istediğini Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) iletti. Baş Ombudsman M. Nihat Ömeroğlu ise Konya Valiliği'ne, Konya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne okula kadrolu bir öğretmen ataması yapılması için tavsiye kararında bulundu.Kamu kurumlarıyla sıkıntılar yaşayan vatandaşların çözüm merkezi haline gelmeye başlayan KDK’ya bu kez minik bir öğrenci, mağduriyetinin giderilmesi için başvurdu.Konya’da Başarakavak İlköğretim Okulu'nda öğrenim gören bir 3. sınıf öğrencisi, öğretmeninin Konya’da başka bir yere görevlendirilmesi nedeniyle 2 yıldır sınıflarına vekil öğretmen geldiğini, şu ana kadar 7 öğretmen değiştirdiğini, bu nedenlerle mağdur olduğunu ve kadrolu öğretmen istediğini Ombudsman'a iletti.Konuyu inceleyen KDK, velinin de iznini alarak konuyu mercek altına aldı.Öğrencinin kadrolu öğretmeninin başka bir görev için görevlendirilmesinden sonra öğrencinin derslerine çeşitli öğretmenlerin girdiğini belirleyen Ombudsman, Başarakavak İlkokulu'nda sınıf öğretmeni ihtiyacı zaten varken ve bu ihtiyacı gidermeden, buradaki bir öğretmenin ihtiyaç olunan başka bir alanda görevlendirilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığına karar verdi.2014/2015 eğitim-öğretim yılından itibaren Başarakavak İlkokulu 4. sınıfında kadrolu bir sınıf öğretmenin sürekli görevlendirilmesi konusunda Konya Valiliği’ne ve Milli Eğitim Müdürlüğü’ne tavsiyede bulanan Nihat Ömeroğlu, bu tavsiyeler yerine getirilemediğinde okula kadrolu bir öğretmenin atanması ve öğrencilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiye kararında bulunulmasına hükmetti.'GEÇİCİ GÖREVLENDİRME KALICI OLAMAZ'Danıştay 5 inci Dairesi'nin önceki yıllarda aldığı örnek bir karara da atıfta bulunan Ömeroğlu, kamu görevlerinin vekâleten yürütülmesinin, ancak hizmetin gerektirdiği durumlarda geçici olarak başvurulacak bir yol olduğunu bildirdi.Buradan hareketle vekâleten görevlendirmenin geçici ve istisnai durumlarda başvurulan bir yol olduğunu kaydeden Baş Ombudsman Ömeroğlu, kamu hizmetlerinin vekâleten yürütülmesini sürekli hale getirecek biçimde uygulama yapılamayacağını açıkladı.haberler.com
Reklam