onedio
'IŞİD'in Helikopteri Yok, Uçuşa Yasak Bölge Neden Acil?'
HDP Eşbaşkanı Demirtaş, IŞİD'in helikopterinin, uçağının olmadığını belirterek, 'Uçuşa yasak bölge Türkiye açısından neden bu kadar acil bir konudur? Kimin uçağını, kimin helikopterini engellemeye çalışacak? Eğer Türkiye kendini koruyacak bir güvenli bölgeden söz ediyorsa, tampon bölgeden kastettiği, bunun tek yolu Rojava'yı güvenli bölge haline getirmektir' dedi. Washington'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Demirtaş, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın öncelikle gitmesi, daha sonra gelişmelerin değerlendirileceğini söyleyenlerin IŞİD'in yaratılmasına, ortaya çıkmasına neden olduklarını öne sürdü. Demirtaş, şöyle konuştu:'KOALİSYON HALA HATA YAPIYOR TÜRKİYE ORTAK OLUYOR''Şimdi de aynı uluslararası koalisyon ve güçler, orada Kürtler veya başka halklar, kazanmasın diye IŞİD tehlikesini ve tehdidini yeterli derecede ciddiye almıyorlar. Şimdi de bu hatayı yapıyorlar. Rakka'da IŞİD'i vuruyorlar, Kobani'de vurmuyorlar. Son IŞİD operasyonları da gösterdi ki sadece kendilerini rahatsız eden kısımlarını vuruyorlar. Maalesef ki hala hata yapmaya devam ediyorlar. Türkiye de bu hataya ortak oluyor.''KOBANİ'YE MÜDAHALE EDİLMEMESİNDE TÜRKİYE'NİN ROLÜ VAR'ABD'nin Suriye'nin kuzeyindeki Kürtler'in yaşadığı Kobani'ye müdahale etmemesinde Türkiye'nin rolü olduğunu düşünüp-düşünmediği sorusunu yanıtlarken, şöyle devam etti:'Bunu hissediyoruz görüşmelerimizde. Bu kadar açık değil tabii ki bilemiyoruz ama bunu hissettiğimizi belirtebilirim. Bizim yaptığımız çalışmalara karşı bir diplomasi yürütüldüğünü hissediyoruz.'TAMPON BÖLGENİN TEK YOLU ROJAVA'YI GÜVENLİ HALE GETİRMEKTİRUçuşa yasak bölge ve tampon bölge hakkında değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçuşa yasak bölge konusunu acil olarak değerlendirmesini eleştirerek şöyle dedi:'Cumhurbaşkanı, Suriye'de uçuşa yasak bölgenin en acil konu olduğunu belirtiyor. Doğrusu biz şaşırıyoruz. Bu tür öncelikleri Sayın Cumhurbaşkanı'nın ağzından birinci öncelik olarak duymak şaşırtıyor. Çünkü biliyoruz ki en acil tehdit IŞİD tehdididir. IŞİD'in de uçağı yok, helikopteri yok. Niye uçuşa yasak bölge, Türkiye açısından bu kadar acil bir konudur? Onu anlamış değiliz. Kimin uçağını, kimin helikopterini engellemeye çalışacak? Eğer Türkiye kendini koruyacak bir güvenli bölgeden söz ediyorsa, tampon bölgeden kastettiği, bunun tek yolu Rojava'yı güvenli bölge haline getirmektir. Oradaki Kürtleri destekleyerek bunu yapabilirsiniz. Türkiye özellikle IŞİD'in oraya girmesini bekliyor. Bizim anladığımız bu. IŞİD, Kobani'ye girip aldıktan sonra Türkiye'ye doğru gelecek insanlara Türkiye, biz sahip çıktık görüntüsü uyandırmak istiyor, gibimize geliyor. Bu yanlış bir şey olur. Önemli olan insanları orada koruyacak tedbirleri alabilmektir. Bu da tampon bölge ile olmaz. Orada kamplar oluşturarak olmaz. O insanların kendini savunabileceği olanakları yaratmak lazım. Oradaki Türkmen, Kürt, Arap, herkes kendini savunabilecek pozisyonu yakalayabilmeli. Türkiye, bu desteği sunmalıdır acil olarak.''KOBANİ'YE KORİDOR AÇILMALI'HDP olarak kendilerinin Kobani'ye bir koridor açılmasını talep ettiklerini ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti:'Açık açık Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümetinden bunu yapmasını biz bekledik, istedik. Bir koridor açılması lazım. Sayın Davutoğlu'na ilgili bakanlara da ulaştırıldı aslında bu beklentiler. Reddediyorlar. Kobani'nin diğer kantonlarından ya da Kürdistan Federal Bölgesi'nden Kobani'ye yardım ulaştırılmasında Türkiye, destek vermiyor. Sınırlarını açmıyor. Destek verilmeyeceğini belirtiyorlar. O nedenle Kobani kuşatma altında zaten. Böylece dört taraftan kuşatılmış oluyor.''ÖLÜMLERİN HEPSİ SÜRECİ ZORA SOKAR'HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Çatışmanın gerilimin yeniden başlama ihtimali bile bizi zorlayan bir durumdur. Umut ediyorum ki böyle bir şey değildir. Sonuçta ölümlerin hepsi bizi üzer ve gerçekten de süreci zora sokar. Fakat giderek de gerilimin tırmandığını görüyoruz. Karşılıklı yapılan açıklamalar, pratikteki uygulamalar gerilimin tırmandığını, ateşkesin giderek anlamsız hale geldiğini ifade eden açıklamalardan anlıyoruz. İnşallah o noktaya kadar gitmez bu durum.'Demirtaş, 30 Eylül'e kadar çözüm sürecinde bir yol haritasının hazırlanması gerektiğini, HDP olarak şart koşmadıklarını bildirirken, 'Dikkat ederseniz hem KCK yetkilileri hem Sayın Öcalan, bazı açıklamalar yaptı. 30 Eylül'e kadar bir yol haritasının hazırlanması, açıklanması, deklare edilmesi ve üzerinde en azından ortak mutabakata varılan bir programın çıkarılması gerektiğini belirttiler' dedi.Taraf
Gökçek: 'Aylin Nazlıaka'nın Vekilliği Bitti'
Melih Gökçek, CHP'li Aylin Nazlıaka'ya seslenirken, 'Yatacak yeri yok. İnsanlara böyle iftira atıyor' dedi.Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek , CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka 'nın evinin bulunduğu sitede kaçak su kullanıldığını ileri sürerek, 'Sen bir milletvekilisin, milletin temsilcisisin. Nasıl kaçak su kullanırsın? Nasıl milletin hakkını çalarsın? Ondan sonra da 'Ben halkçıyım'. Nerede sen halkçısın. Sen halkın hakkını yiyensin. Vatandaşın hakkını cebellezi edensin, yani cebine atansın. Ey Aylin, Ankara'nın suyuna kalkıyorsun niye çamur atıyorsun? Aylin cesaretin C'si varsa gel bir televizyona çıkalım, seninle bu konuyu tartışalım' dedi.Gökçek, Büyükşehir Belediyesi Başkanlık makamında düzenlediği basın toplantısında, su meselesinde her gün yeni açıklamaların yapıldığını anımsattı.Özellikle CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın zaman zaman açıklamalarda bulunduğunu belirten Gökçek, 'Suçüstü olmanın getirmiş olduğu eziklikle 'Bunun altından nasıl kurtulurum' diye basın toplantıları yapıp bu sefer iyice bataklığın içine batıyor' diye konuştu.Melih Gökçek, 'Hani filmlerde filan görürüz. Birisi bataklığın içine düşer, kıpırdadıkça içeri gider. Şu anda Nazlıaka'nın durumu bataklığa düşen insan. Kıpırdadıkça batıyor' ifadesini kullandı.Nazlıaka'nın, 'Evinin bulunduğu site ile ilgili ASKİ'nin üzerine düşen görevi yapmadığı ve site yönetiminin suyu arıtacak sistemi kurduğu' iddiasında bulunduğunu hatırlatan Gökçek, site yönetimi tarafından 8 Haziran 2007 tarihinde ASKİ'ye yazılan dilekçeyi okudu.Dilekçede, sitede bulunan kuyunun suyunun, derinliğin az olması nedeniyle temizliğine güvenilmediğinin, bu sebeple şebeke suyu yerine değil ancak bahçe sulamada kullanıldığının anlatıldığını aktaran Gökçek, kuyunun suyunun pompa ile çekilerek depoya doldurulduğunun, buradan da hidrofor ile konutlara sevk edildiğinin de dilekçede belirtildiğini kaydetti.‘Bedava diye kaçak suyu niye kullanıyorsun?’Gökçek, şu görüşleri dile getirdi:'Sen bunun pis su olduğunu kendin itiraf ediyor musun şu anda? Hani sen temiz su içiyordun? Hani bizim suyumuzdan hasta oluyordun? Ne diyorsun kendi dilekçende. Benim kuyum pis. Ben buradan hastalık kapabilirim. Bunu biliyorsun. Sırf bedava diye bu kaçak suyu niye kullanıyorsun? Hiç utanmıyor musun? Hastalıkların nedeni ortaya çıkıyor. Kendi itiraf ediyor. İtirafını sanki tam tersine ASKİ'ye bir şey bildirmiş de bu işin içinden yırtacakmış gibi kullanıyor. Bu kadar yüzsüzlük, bu kadar pişkinlik, bu kadar insanları aldatmaya yönelik ifadeler kullanmak olamaz.'Dilekçe ile ASKİ'ye bildirimde bulunulmasını dürüstlük olarak değerlendirdiklerini ifade eden Gökçek, 'Ne bilelim, Aylin gibi bu işin sonunda dürüstlükten vazgeçip kaçak su kullanacağını' değerlendirmesinde bulundu.Gökçek, 'Ne bildirmiş de hangi işlemi yapmamışız? Sorun bakalım. Hangi işlemi yapmamız lazımmış. Geldi 21 tane daire, 'Ben suya bağlanmak istiyorum, abone olmak istiyorum' deyip müracaat ettin de 'Hayır, sizi biz su abonesi yapmayız'mı dedik. Yıllarca bedava suyu kullanmışsın' dedi.‘Ey Aylin…’Melih Gökçek, şöyle devam etti:'Ey Aylin, Ankara'nın suyuna kalkıyorsun niye çamur atıyorsun? Hani meşhur bir söz var. Yatacak yeri yok. İnsanlara böyle iftira atıyor. Utanmadan bugün kalkmış, Twitter'dan 'Melih Gökçek'i takibe devam edeceğim. Bugün imarla ilgili açıklama yapacağım. Yok öyle konu değiştirme. Arkadaş seninle televizyona çıkana kadar sudan başka şeyler konuşmam seninle. Seni bir gün bir televizyonda yakalayayım, bir milletin huzurunda iyice meseleleri tartışıp ne hale geldiğini millete göstereyim. Ondan sonra.'Aylin Nazlıaka ve komşularının, 2001 yılından bu yana ASKİ'ye yaptıkları ödemelere ilişkin bilgileri de paylaşan Gökçek, buna göre aylık daire başına ortalama 1,17 metreküp su düştüğünü belirtti.‘Ankara'nın suyunda ne var arkadaş’Gökçek, 'Aylık 1 metreküp su harcamış Aylin Hanım. Ama haberi yok. 1 metreküp su kullandığından haberi yok. Kaçak su kullandığından haberi yok' dedi.'Ankara'nın suyunda ne var arkadaş? Ankara'nın suyunda bir şey yok ki' ifadesini kullanan Gökçek, analiz raporlarında hiçbir şey bulunmadığını aktardı.CHP'li Milletvekili Nazlıaka ve bazı odaların, suyun kirli olduğu yönünde insanlarda bir imaj uyandırmak için gerekli gayreti gösterdiklerini ileri süren Gökçek, yaptırdığı bir ankete göre de CHP'lilerin yüzde 80'inin Ankara'nın sularının kirli olduğunu söylediğini ifade etti.Bu durumun, ideolojik bir saldırı olduğunu gösterdiğini iddia eden Gökçek, 'Buna inandırmışlar kitlelerini. Bu insanları yeniden böyle olmadığına ikna etmek mecburiyetindeyiz, CHP'li de olsa. Onun için de raporlardan buna devam edeceğiz' diye konuştu.‘Sen halkın hakkını yiyensin’Kaçak su kullanmanın cezasının kanunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olduğunu anımsatan Gökçek, şunları kaydetti:'Dolayısıyla Aylin bunun hesabını vermeli. Sen bir milletvekilisin, milletin temsilcisisin. Nasıl kaçak su kullanırsın? Nasıl milletin hakkını çalarsın? Gecekonduda bir vatandaş 100 lira ödesin. Ondan sonra kalksın Aylin, 2 lira, 3 lira ödesin. Reva mı bu ya? Ondan sonra da 'Ben halkçıyım'. Nerede sen halkçısın. Sen halkın hakkını yiyensin. Vatandaşın hakkını cebellezi edensin, yani cebine atansın. Milletin hakkını sen cebine atıyorsun. Buna hakkın yok.'‘Aylin cesaretin c'si varsa...’Gökçek, 'Aylin cesaretin C'si varsa gel bir televizyona çıkalım, seninle bu konuyu tartışalım. O gün bir beyanat vermiş. 'Tarihini ve yerini ben tespit ederim'. Hadi tarihini ve yerini de sen tespit et. Hadi bekliyorum. O lafını da yeme bari. Bir sefer dürüst ol. İstersen Halk TV'de çıkalım, karşı karşıya. Bak açık kart. Ama biliyorum ki çıkamayacak. Çünkü halkın karşısında rezil olacak, şu ana kadar olduğu gibi' dedi.‘Milletvekilliği bitti’Melih Gökçek, 'Rezaletin daniskası devam ediyor. Aylin'in peşini bırakmak yok. Söyledikçe batıyor. Bataklığın içinde gün geçtikçe kayboluyor. Milletvekilliği bitti. Buradan ilan edeyim. Milletvekili olamaz. Niye olamaz biliyor musunuz? Hangi mahalleye gitse mahallede kendisine sorulacak soru şu, 'Aylin bizim hakkımızı niye yedin? Niye suyu cebellezi ettin Aylin? Bunlara cevap verebilmesi mümkün değil' değerlendirmesinde bulundu.Siteden ASKİ'ye ödeme yapıldığını gösteren faturanın üzerinde tek kişinin adının bulunduğunu belirten Gökçek, tek abone olduğu için belediye olarak bunu tek bir kişi ve konut zannettiklerini, belediye ekiplerinin incelemesi sonucu kaçak su kullanımının ortaya çıktığını anlattı.'Aylin Hanımın villasında kaçak yapı olduğu iddiaları var. Bu konuyla ilgili bir çalışma yaptınız mı?' sorusu üzerine Gökçek, bununla ilgili olarak Çankaya Belediyesine yazı yazdıklarını, gelen cevaba göre konuyu tetkik edeceklerini ifade etti.
Çin'in En Genç Hackeri 12 Yaşında
Çin’in en genç hackeri 12 yaşındaki Wang Zhengyang, katıldığı internet güvenliği konferansında sansasyona neden oldu.Çin’in en genç hackeri olan Wang, geçen gün düzenlenen 2014 Çin İnternet Güvenliği Konferansı’na katıldı ve burada bir konuşma yaptı.Wang’ın yolculuğu, ödevden kurtulmak için okulunun sistemini hacklemekle başlamış. Pekin’deki Qinghua Lisesi 1. sınıf öğrencisi Wang, ödevlerini yapmamak için okulun çevrimiçi cevap sistemini devre dışı bırakmış. Hackerlerin kullandığı yakalama yöntemlerini kullanan Çinli genç hacker, 100’ün üzerindeki bilgisayarı açığını da kapatmış.Haber3
Esrarengiz İnfazda Öldürülen Kızın Babası Konuştu: Hedef Bendim
Büyükçekmece'de lüks bir cipe gerçekleşen silahlı saldırıda ölen 19 yaşındaki Arzu Şerifi Zindaşti'nin babası İranlı Naci Şerifi Zindaşti, 'Daha önce tehdit aldım. Çocuklara birşey yapacaklarını zannetmiyordum. Hedef bendim' dedi.Arzu Şerifi Zindaşti'nin cenazesi İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınarak Büyükçekmece Aybars Ak Camii'ne getirildi. Burada kılınan cenaze namazı ardından Arzu Şerifi Zindaşti, Büyükçekmece Yeni Mezarlığı'nda toprağa verildi. Kızını toprağa veren Baba Naci Şerifi Zindaşti basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Zindaşti, 'Yaşanan olayla ilgili diyecek bir şey yok. Olayı uluslararası kaçakçılar yaptı. Bu konularda emniyete bilgi verdim. Olayı uluslararası bir uyuşturucu kaçakçılığı şebekesinin yaptığından şüpheleniyorum. Bunlar dünyanın her yerinde at koşturuyorlar. Türkiye pasaportu dahil her türlü pasaportu kullanıyorlar. Haklarında aranma olduğu halde yurtdışına bile serbest geziyorlar. Bu kişiler hakkında develete bilgi verdik. Gereğinin yapılacağını düşünüyoruz. Tehdit aldım, bu konuda mesajlar aldım ve bunu devlete bildirdim. Bekledğimiz bir şeydi ama çocuklara bir şey yapacaklarını zannetmiyorduk. Hedef bendim, silahlı saldırı bana yapılacaktı ama çocuklara yapıldı. Her hangi bir koruma talebim yoktu' dedi.Ergenekon'da gizli tanık olarak dinlenmesiyle ilgili soru sorulan Zindaşti, 'O konuyla alakalı değil' ifadesini kullandı.ÖZTUNÇ İÇİN YÜKSEKOVADA CENAZE TÖRENİÖte yandan Devrim Öztunç'un cenazesi yakınları tarafından İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alındı. Öztunç'un cenazesi havayoluyla Van'a, oradan da Hakkari Yüksekova'ya götürüleceği öğrenildi. Yarın kılınacak cenaze namazanın ardından Öztunç'un toprağa verileceği kaydedildi. Zaman
IŞİD Bayrağı Türkiye'ye 250 Metre Uzakta
Suriye'de Kobani'yi ele geçirmek için saldırılarını artıran IŞİD militanları, geçen hafta ele geçirdiği Türkiye sınırına 250 metre uzaklıktaki Ziyaret Köyü'ne bayraklarını dikti.Köydeki 3 noktaya bayraklarını diken ve zaman zaman YPG güçleri ile çatışan IŞİD militanlarının varlığı, birkaç yüz metre uzaklıktaki Türkiye vatandaşlarını tedirgin ediyor.Şanlıurfa'nın Akçakale İlçesinin karşısındaki Telabyad ile Gaziantep'in Karkamış ilçesinin karşısındaki Carablus'da kontrolü elinde bulunduran IŞİD militanları, 10 gün önce bu iki ilçenin arasında bulunan PYD hakimiyetindeki Kobani'ye saldırı başlattı. Kobani'yi ele geçirmek için doğu ve batıdan harekete geçen IŞİD militanları güzergah üzerindeki köylere saldırdı. IŞİD'in çatıştığı veya gelişini duyanların köyünü boşaltması ile 160 bini aşkın Suriyeli sınırı geçerek Türkiye'ye geldi.SINIRDAN NET BİR ŞEKİLDE GÖZÜKÜYORIŞİD'in Kobani'nin batısından başlattığı saldırı sırasında güzergah üzerinde bulunan Şanlıurfa'nın Birecik İlçesinin Ziyaret Mahallesi'nin karşısındaki Suriye'nin Ziyaret Köyü'nü de ele geçirdi. IŞİD militanlarının çatışarak ele geçirmesinin ardından köydeki evlere de bayrağını dikti. Türkiye tarafından net şekilde görülen 3 IŞİD bayrağı dalgalanırken, zaman zaman YPG güçleriyle örgüt arasında, köyde çatışmalar oluyor.'EVLERİMİZE DÜŞÜYOR'Çıkan çatışmalar ve IŞİD militanlarının varlığı, yaklaşık 250 metre uzaklıktaki Ziyaret Mahallesi sakinlerini tedirgin ediyor. Ziyaret Mahallesi'nde oturanlar IŞİD'in varlığının kendilerinin ürküttüğünü ve sık sık çıkan çatışmalar nedeniyle korktuklarını belirterek, 'Sürekli silah sıkıyorlar ve bu durum bizi rahatsız ediyor. Çatışmalar yoğunlaştığında mermiler sınırı aşarak evlerimize, bahçelerimize ulaşıyor. Büyük korku yaşayınca ailece Birecik veya güvenli köylerdeki yakınlarımızın yanına gidiyoruz. Gündüzleri çocuklarımızı korkudan evin dışına çıkaramıyoruz ve biran önce bu çatışmaların son bulmasını istiyoruz' dedi.Türkiye sınırına sadece 250 metre mesafedeki IŞİD militanlarının kontrolü ele geçirdiği bölgede güvenlik güçleri de önlemlerini artırdı. DHA
Reklam
South Park'tan IŞİD Göndermesi
Çizgi dizi olmasına rağmen gündemdeki birçok konuyu mizahi bir şekilde eleştirmesiyle bilinen South Park dizisi, yeni sezonunda yayınlanan ilk bölümünde, gündemdeki en sıcak olaylardan biri olan IŞİD’e de değinmeden geçmedi. IŞİD’in yanı sıra sezon prömiyerinde NFL (Amerikan Futbolu Ligi) ve Kickstarter da eleştirildi. Yeni bölümde 4 çocuk karakter hiçbir şey yapmadan para kazanmak için ‘Washington Redskins’ adlı bir yatırım şirketi açıyor. Şirketin vizyonu insanlara her türlü şekilde ‘git kendini becer’ demek. Çok ilgi gören şirketin yatırımcılarından bir tanesi de IŞİD. IŞİD üyeleri başta ‘Washington Redskins’i destekliyor ve bölümde yaşananların sonucunda şirkete yapılan boykota katılıp çocukları tehdit ediyor.
Suriye Petrolü Toprağa Akıyor
Suriyeli Kürtlerin kontrolünde tuttuğu bin 200 kuyunun büyük bölümünde çatışmalar nedeniyle üretim yapılamıyor. Çıkartılan petrolün büyük bölümü yine toprağa akıyor. İç savaşın yaşandığı Suriye'de Baas rejimi, terör örgütü IŞİD ve Kürtler arasında paylaşılamayan Kamışlı ilinin Rimelan kasabası, ülkede en zengin petrol yataklarının bulunduğu bölge olarak biliniyor. Cizre (Cezire) Kantonu Ekonomi Bakanı Abdurrahman Hemo: 'Suriye'nin petrol rezervini dünya biliyor. Bunun yüzde 36'sı bölgemizde. Şu anda rezervimizin sadece yüzde 3'ünü kullanıyoruz' 'Bizde bir litre su, bir litre benzinden daha pahalıdır. Tam kapasiteyle bin 200 kuyunun işletilmesi durumunda bölgemiz ekonomik açıdan şaha kalkar'Suriye'de Baas rejimi, terör örgütü IŞİD ve Kürtler arasında paylaşılamayan Kamışlı ilinin Rimelan kasabası, ülkede en zengin petrol yataklarının bulunduğu bölge olarak biliniyor. Kürtlerin kontrolünde tuttuğu bölgedeki bin 200 kuyunun büyük bölümünde çatışmalar nedeniyle üretim yapılamıyor. Çıkartılan petrolün büyük bölümü yine toprağa akıyor.AA Suriye'de petrolün bulunduğu sahalara girdi ve 'at başı' denilen ve petrol pompalayan araçları görüntüledi.Suriye'deki petrol rezervinin yüzde 36'sı, Kürtlerin yaşadığı ülkenin kuzey bölgesinde yer alıyor. Ancak Suriyeli Kürtler, hem iç savaş hem de yeterli imkanları olmadığı için petrolü rafine edip satamıyor. Yüzlerce kuyudan çıkartılan petrolün sevk edildiği depolarda yer yok. Bu nedenle sadece yüzeye yakın petrol rafine ediliyor. Mazot ve benzin için gerekli rafine işlemi yapıldıktan sonra geri kalan tüm petrol tekrar toprağa akıtılıyor.Rimelan kasabasındaki petrol sahasının uzunluğu 100, genişliği ise 80 kilometre civarında. Bu alanın tamamında kaliteli petrol çıkıyor. Türkiye'nin Mardin ilinin Nusaybin ilçesinin hemen güneyinde yer alan Kamışlı'dan başlayan petrol sahası Deyr üz-Zor ve Irak'ın Musul iline bağlı Sincar (Şengal) ilçesi sınırlarına kadar uzuyor. Epeyce geniş olan petrol sahasında çok sayıda küçük ölçekte rafine işlemi yapılması için kurulan tesisler bulunuyor. Fakat bunların çoğu bakımsızlık nedeniyle artık iş göremiyor.Rus uzmanları ve rejim bekçileriRimelan, petrol zengini bir bölge olduğu için Baas rejimi, burasıyla özel ilgilenmiş. Yerleşim birimi, rejimin güçlü olduğu dönemde Suriye'nin gözde ilçesi olarak biliniyor. Burada petrol işinde çalışan mühendisler ve güvenliğinden sorumlu üst düzey askeri komutanlar için inşa edilen lüks siteler ve villalar bulunuyor. Söz konusu evlerde başta Rus petrol uzmanları olmak üzere rejimin bekçileri kalıyordu.Ancak dört yılı aşan iç savaş ve çatışmalar nedeniyle bölgede durum tamamıyla değişti. Artık bölge, Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) elinde. Ama petrol yönetimi, 6 partinin dahil olduğu Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) ile geçen aylarda ilan edilen, bünyesinde 14 siyasi parti ve 52 sivil toplum kuruluşunun yer aldığı Cizre (Cezire) Kantonu eliyle gerçekleştiriliyor.Kantonun ekonomiden sorumlu bakanı yüksek petrol mühendisi Abdurrahman Hemo, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kürtlerin bölgelerindeki petrolü, enerjiye ihtiyacı olan komşusu Türkiye başta olmak üzere dünya devletlerine satmak istediklerini söyledi.Bölgede kurulan Suriye Ekonomi Geliştirme Merkezi Başkanlığını da yürüten Hemo, ülkedeki petrol rezervinin yüzde 36'sına sahip olduklarını belirtti.Hemo, Suriye'nin petrol rezervine ilişkin rakamı vermek istemese de son iki yıldır kendi bölgelerinde gerçekleştirdikleri üretimle, benzin, mazot ihtiyaçlarını giderdiklerini ve bağımlılıktan kurtulduklarını ifade etti.Bin 200 petrol kuyusu'Baas rejimi 45 yıldır tüm zenginliklerimizi aldı ancak bölgemiz için bir şey yapmadı' diyen Hemo, şunları kaydetti:'Petrol zenginliğinin tamamı Suriye'nin güneyi için akıtıldı. Şu anda burası merkezi yönetimden kopmuş. Rejim de burada yok denilecek niteliktedir. Artık petrol yönetimi bizim elimizde. Petrolümüz çok temizdir. Bölgemizde hali hazırda bin 200 kuyu mevcut. Bunların tamamı faaldir. Ama biz tüm kuyuları işletmiyoruz. Sadece kendi ihtiyacımızı karşılayacak kadarını çalıştırıyoruz.'Türkiye'nin, Suriye'nin Kürt bölgesindeki tüm varlıklara ilişkin bilgi sahibi olduğunu ancak petrolün satılması için kendilerine kapıları açmamasına üzüldüklerini dile getiren Hemo, 'Türkiye ile şimdiye kadar aramızda bir gelişme olmadı' dedi.Hemo, ihtiyaçları kadar petrol çıkartıp rafine edebildiklerini belirterek, şöyle devam etti:'Rezervimizin ancak yüzde 3'ünü kullanabiliyoruz. Daha fazlasını çıkarmak şimdilik işimize gelmiyor. Şu anda mazotumuz sudan ucuz. Bir litre su 75, bir litre mazot ise sadece 35 Suriye lirasıdır. Halkımızın enerji ihtiyacını karşılıyor ve kimseye muhtaç etmiyoruz. Tam kapasiteyle bin 200 kuyunun işletilmesi durumunda bölgemiz ekonomik açıdan şaha kalkar.'Siyah göllerKereçoğ ve Gir-ziro denilen bölgedeki rafineride görev yapan petrol mühendisi Muhammed Ömer ise ayrıştırma işlemlerinin çok ilkel yöntemlerle yapıldığını ifade etti.Petrol ürünlerinin saymakla bitmediğini belirten Ömer, şimdilik ham petrolden LPG, mazot ve benzin elde ettiklerini aktardı. Petrolün diğer ürünlerinden istifade edebilmek için ise yeterli imkanlara sahip olmadıklarını aktaran Ömer, 'Şu anda Rojava'da iki çeşit benzin satılıyor. Birini biz rafine edip piyasaya sunuyoruz diğeri ise Şam'dan geliyor. Benzinimizin kalitesi düşük olduğu için ucuz. Litresi yaklaşık 70 cent. Şam'dan gelen benzinin litresiyse 2 dolardır' dedi.OPEC verilerine göre Suriye'nin petrol rezervi 2,5 milyar varil. Bunun yaklaşık 800 milyon variline Suriyeli Kürtler sahip. Suriye savaştan önce yılda 3,1 milyar dolarlık petrol ihraç ediyordu.AA
Reklam
Su Altında Sony Xperia Z3'ün Kutu Açılımı
İngiliz elektronik eşya perakende zinciri Carphone Warehouse, Xperia Z3′ün kutu açılış videosunu bir havuzda çekmeyi tercih etti. Su altında 1,5 metre derinlikte 1 saatten uzun süre hasar almadan kalabilen Android akıllı telefon, videonun sonuna kadar bana mısın bile demedi. Fakat, cihazın diğer aksesuarlarının bu çekimden sağ çıkmış olma ihtimalleri oldukça düşük. Carphone Warehouse’un Sony Xperia Z3 kutu açılışı videosu sizlerle, iyi seyirler.
Rusya'da Twitter, Facebook ve Gmail Yasaklanıyor mu?
Rusya’da kabul edilen internet yasası, ülkede sansür endişesi doğurdu. Üst düzey bir Rus yetkili, sosyal paylaşım siteleri Facebook ve Twitter’ın yanı sıra Gmail’in de yasaklanabileceğini açıkladı.Telegraph’ın haberine göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ’in onayladığı yeni yasa çerçevesinde üç şirkete Ocak’a kadar Rusya’nın iletişim izleme kurumlarına kaydolmaları için süre verildi.Izvestia’ya verdiği röportajda konuya açıklık getiren Roskomnadzor’un BaşkanYardımcısı Maxim Ksenov, “Bu üç şirket, veri merkezlerini internet yasaları çerçevesinde Rusya’ya taşıyıp taşımayacakları konusunda karar vermek zorunda. Bunu yapmaya hazırlanıyorlar ve hukukun gerekliliklerini yerine getirmek istiyorlar” dedi.Google ve Twitter konu hakkında yorum yapmayı reddederken, Facebook olayla ilgili görüş isteklerine cevap vermedi.T 24
Reklam
'TSK'nın Başka Bir Ülkenin Topraklarına Girmesini İstemiyoruz'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sıcak bir savaşın unsuru olmasını istemediklerini belirterek, 'Tezkerenin içeriğine bakacağız. Biz Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başka bir ülkenin topraklarına girmesini istemiyoruz' dedi.Kemal Kılıçdaroğlu, aşçılar diyarı Bolu'nun Mengen İlçesi'nde düzenlenen 30'uncu Uluslararası Mengen Aşçılık ve Turizm Festivali'ne katıldı. İlçe girişinde aşçı federasyonu ve dernekleri temsilcileri ile vatandaşlar tarafından karşılanan Kemal Kılıçdaroğlu, kortej yürüyüşüne katıldı. Bando eşliğinde düzenlenen yürüyüş sırasında Kılıçdaroğlu, vatandaşları selamladı. Mengen Belediyesi'ni ziyaretinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın IŞİD'e karşı kara harekatı düzenlenmesi yönündeki açıklamalarıyla ilgili olarak, 'Önce tezkerenin içeriğine bakacağız. Biz Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başka bir ülkenin topraklarına girmesini istemiyoruz. Sıcak savaşın bir unsuru olmasını istemiyoruz. Bu düşüncemizi defalarca dile getirdik' diye konuştu.Öğrencilerin 5'inci sınıftan itibaren derslere başörtülü girilebileceği yönündeki soruyu Kılıçdaroğlu, 'Türkiye'nin dünya kadar sorunu var, gidiyor Birleşmiş Milletler'de boş sıralara konuşma yapıyor. IŞİD denilen bir bela var. Çok insanı öldürüyor ve Türkiye için de bir risk. Türkiye için bir tehlike. Hükümet daha düne kadar buna terör örgütü bile diyemiyordu. 101 gün 49 vatandaşımız IŞİD'ın elinde rehin tutuldu. Bölgede itibarımız kalmadı, batıda itibarımız kalmadı. Vatandaş borç batağı içinde, biz neyi tartışıyoruz. 5 yaşındaki çocuğa, 7 yaşındaki çocuğa türban takalım diye gündeme getiriyorlar. Bunlar doğru değil. Çocuğun elbette korunması gerekiyor. Çocuğun üstün yararı diye bir kavramı var. Bizim bunun gereklerini yerine getirmemiz lazım. Çocuğu iyi eğitmemiz lazım ve çağdaş bir dünyada okuyabilmeli. Aklın özgürlüğü nedir onu bilebilmeli. Biz şimdi çocuğu alıp siyasi meta, siyasi unsur haline getiriyoruz. Siyasetimizin bir parçası haline getiriyoruz. Yazık günah bizim çocuklarımıza. Bizim çocuklarımız neden bir siyasetin parçası olsunlar' diyerek cevapladı.Kılıçdaroğlu eğitim sisteminin çağdışı olmaması gerektiğini söyleyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Ben özellikle bu kararı alan Milli Eğitim Bakanı'ndan şunu isterim; Sen acaba Osmanlı'nın hangi gerekçeyle battığını, hangi gerekçeyle yok olduğunu biliyor musun acaba. Osmanlı'nın son döneminde okullar nasıl oldu. O okullarda hangi eğitimler veriliyordu. Acaba Milli Eğitim Bakanı merak ediyor mu, elalem uzaya araç gönderiyor, Mars'a araç gönderiyor. Adını ne koyuyorlar biliyor musunuz? Merak. Orada ne var acaba diye merak ediyorlar. Biz ne yapıyoruz çocuğun merakını öldürüyoruz. Çocuk bir şey sormasın, bir şey sorgulamasın. Bunu yapmak için farklı bir eğitim modeli getiriyoruz. Yazık günahtır bu ülkeye. Bu ülke katma değeri yüksek bir ürün üretecekse bunu bilimle üretecek. Eğer bilimi alıp bir tarafa koyarsanız, bilimi dışlarsanız, bir tarafa atarsanız bu çocuklar gelecek Türkiye'yi nasıl kuracaklar. Başörtüsü konusundan medet umarak dikkatleri başka yere çekmek istiyorlar. Bu tuzağa düşmemek lazım. Bu tuzağa düşmemek derken de eğitim sisteminin çağdaş olması lazım. Bizim Ortadoğu bataklığında işimiz yok. Ben Ortadoğu bataklığı dedim diye başbakan beni eleştirdi. Şimdi aynı sözü sayın Cumhurbaşkanı kullandı. O da Ortadoğu bataklığı dedi. Şimdi merak ediyorum, Davutoğlu beni eleştirdiği gibi sayın Cumhurbaşkanı'nı eleştirecek mi? Ama ben adım gibi biliyorum, eleştiremez. Neden eleştiremez, çünkü koltuğunu ona borçlu'DHA
Twitch'in Satın Alımı Tamamlandı
Amazon, Google ile anlaşması beklenirken kararını değiştirerek e-perakende deviyle işbirliğine giden Twitch'in satın alımını tamamladı. Amazon, Ağustos sonunda Twitch için 970 milyon dolar ödeneceğini açıklamıştı.Amazon, dünyanın en büyük video oyun platformlarından Twitch'in satın alımının tamamlandığını duyurdu. Twitch'in Temmuz ayında Google ile 1 milyar dolar ile anlaştığı öne sürülmüş ama firma 25 Ağustos'ta kararından dönerek Amazon ile el sıkışmıştı.Amazon, Twitch'in işlemlerinin tamamlandığını ABD Sermaye Piyasası Kurulu'na (SEC) ilettiklerini duyurdu. Oyunseverlere oynadıkları oyunları gerçek zamanlı olarak diğer oyunculara izletme imkanı veren Twitch, birçok büyük online oyun turnuvasına da ev sahipliği yapıyor. Twitch üzerinden oyun platformları ve teknoloji blogları kendi kanallarını da oluşturabiliyor.Dünya genelinde 55 milyon aktif kullanıcısı olan Twitch, oyunseverlere PC, PlayStation ve Xbox üzerinden oyunlarını yayımlama imkanı veriyor. Twitch kısa süre önce Dota 2 turnuvasına ev sahipliği yapmış ve GamesBeat 2014'ü canlı yayımlamıştı.Amazon ile yapılan anlaşmanın sonuçlanmasıyla, Google'ın Twitch'i elde etme hayalleri de tamamen sona erdi. Twitch CEO'su Emmett Shear, 'Amazon'u hitap ettikleri kitleye erişimlerini artıracağı için seçtiklerini' söylemişti.Al Jazeera
Reklam
Katalonya Bağımsızlık Referandumu Tarihi Belli Oldu
Katalonya’nın İspanya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan edip etmemesine karar verilecek referandum 9 Kasım tarihinde gerçekleştirilecek.İspanya’nın kuzey doğusunda bulanan özerk Katalonya bölgesinin başkanı Artur Mas, Katalonya’nın bağımsızlığı için yapılacak referandumun 9 Kasım tarihinde gerçekleştirileceğini duyurdu.Referanduma karşı çıkan İspanyol Hükümeti, Başbakan Mariano Rajoy’un çağrısıyla pazartesi günü toplanarak Barselona’nın karara karşı uygulayacağı yasal önlemleri düşünecek.Katalan Parlamentosu geçen hafta, Kasım ayı içerisinde bir bağımsızlık referandumu yapılması kararını 106 evet oyuna karşın 28 hayır oyuyla, büyük bir çoğunlukla almıştı.Katalanlar arasında bağımsızlık eğilimi özellikle İspanya ekonomisini çöküşün eşiğine getiren ekonomik krizin ardın güçlenmiş durumda. İspanya ortalamasına göre daha müreffeh olan Katalonya bölgesinde halk, ekonomik zorluklar ve kemer sıkma politikalarından dolayı merkezi hükümeti sorumlu tutuyor. Son anketlere göre Katalanlar arasında bağımsızlığa onay yüzde 60’lar oranında seyrediyor.İspanyol Hükümeti Katalonya’da düzenlecek bağımsızlık referandumunun yasadışı ve anayasaya aykırı olduğu konusunda ısrar ediyor.
Reklam
'Sana Değil Mehmetçiğin Gölgesine Geldiler'
Başbakan Davutoğlu, ''Bir vekil Mehmetçiğe taş atma edepsizliğini gösterdi. Onlar Suriye'den senin için değil, Mehmetçiğin gölgesinde huzur bulacağız' diye geldiler' dedi.KIRŞEHİRBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Ahi Evran Külliyesi'ndeki 27. Ahilik Haftası töreninde, dün Bitlis-Diyarbakır yolunda göreve giderken hayatını kaybeden üç özel harekatçı için Allah'tan rahmet diledi ve alandakilerden Fatiha okumalarını istedi.İki yıl önce Kırşehir'e geldiğinde yaptığı konuşmada Kırşehir için 'medeniyetimizin tohum şehri' ifadesini kullandığını anımsatan Davutoğlu, 62. Hükümet'in tohumu Türk siyasetine atıldığında bu şehirde, tohum şehrinde vatandaşlarla buluşmayı arzu ettiğini söyledi.Medeniyetin payitahtları olduğunu, Anadolu'da medeniyet kurulurken başşehir olarak inşa edilen Konya, Bursa, Edirne, İstanbul ve Ankara bulunduğunu kaydeden Davutoğlu, ama hepsine ilham vermiş, kültüründe izi olan büyük şahsiyetlerin medeniyetin tohumunu Kırşehir'de attığını söyledi.Başbakan Davutoğlu, hükümet programını okuduktan hemen sonra, ilham aldıkları hocaları olan, Hacı Bayram Veli'yi, Ebayübel Ensari'yi, Hazreti Mevlana'yı, Şeyh Edabali'yi ve Ertuğrul Gazi'yi ziyaret ettiğini anımsatarak, Ahi Evran'ın huzuruna gelmek ve ona ahlak ahdini ifa etmek üzere Kırşehir'e geldiğini söyledi.'Bizim için herşeyin başlangıcı o ahlaktır'Ahi Evran'ın ahlakını anlamayanların, sadece iktisadi ahlakı anlamamakla kalmayacağını, anı zamanda siyasi ahlakı da şahsi ahlakı da devlet ahlakını da anlayamayacaklarını vurgulayan Davutoğlu, 'Bizim için herşeyin başlangıcı o ahlaktır. Ahi Evran'ı anlamayanlar, bu topraklara nüfuz etmiş kültürümüzü, şahsiyetimize nüfuz etmiş ahlakımızı, zihnimize nüfuz etmiş olan ilmimizi anlayamazlar. Eğer bir tek şahsın şahsiyetinde, serüveninde bütün bir milletimizin ruhunu keşfetmek mümkün olsaydı o kişiye gidin Ahi Evran'ı anlayın derdik' dedi.Ahi Evran'ın Hoy'da doğduğunu, Horasan'a gittiğini, Ahmet Yesevi'den ilham aldığını, Maveraünnehir'den geçip Bağdat'ta Fahreddin Razi'nin dizinin dibine oturduğunu, Kayseri'ye, Konya'ya geldiğini ve bu tohumu atmak için Kırşehir'i kendisine mekan seçtiğini anlatan Davutoğlu, 'Allah ondan razı olsun' dedi.Onun ayak izinde yürüyen Kırşehirlilerden de Allah'ın razı olmasını dileyen Davutoğlu, Kırşehir'in kültürü ve ahlakı, Ahi Evran felsefesinin ayakta olması halinde, milletin vicdanının da ayakta olduğunu belirtti.'Boynumuzun borcu'Başbakan Davutoğlu, Ahiliği yaymak, anlayışını bütün dünyaya anlatmanın boyunlarının borcu olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:'Şimdi yepyeni bir dönemin eşiğindeyiz. 12 yıllık iktidarımızda aslında yapmak istediğimiz şey, Ahi Evran'ın o felsefesini hayata geçirmekti. Ahi Evran'ı herkesin şahsiyet olarak bir kere kendisine örnek teşkil etmesi lazım. O bir ilim adamıydı. Batınla zahiri birleştiren ilim adamı. Ahmet Yesevi ile Fahreddin Razi'yi birleştiren. Rahmetli Neşet Ertaş'ın, 'Batınim sendin zahirim sensin' derken aslında zikrettiği de aynı felsefedir. Ahi Evran'dan Neşet Ertaş'a geldiğinizde, bu dünyaların, bu ahlakın birleştiğini görürsünüz. O bir esnaftı, tüccardı, herkese örnek bir ahlak sergiledi ve o bir devlet adamıydı. Bu yönü az bilinir. Moğollar bu toprakları istila ettiğinde Ahi Evran, Moğolların zulmüne karşı Anadolu insanını örgütledi ve bir direniş kültürü yaydı. Onun için Ahi Evran bizim pirimizdir. İlmimizin piridir, iktisadi hayatımızın piridir, devlet ahlakımızın piridir. Önce şahsi ahlakımızın piridir. Onun için şahsiyetini anlayacasınız.'Her bir insanın, her bir ferdin onu anlaması gerektiğini, Ahi Evran'ın 'Eline, beline, diline sahip çık' derken her bir şahsa, 'Nefsine karşı bu ahlakı aziz tut' dediğini, 'Kapını, evini, keseni sofranı açık tut' derken her bir insana diğer insana yapacağı muamelenin esasını ortaya koyduğunu vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Ben de bir esnaf çocuğuyum. Dedem ve babam bir ayakkabı ustasıydı. Kayınpederim de öyle. Biz ailede daha sofraya otururken Ahiliğin felsefesini öğrenerek oturduk. Sofra duasını okurken ve kalkarken, dükkanı açarken, dükkana sağ adımımızla girerken okuduğumuz ilk dua Ahi Evran'dan bu yana kadar gelen ve bir ahitleşmeydi. Haktan ayrılmayacaksın, kimseyi aldatmayacaksın, eline, diline, beline sahip çıkacaksın ve sözünde insanlar, senin sözünde ahdi görecekler. Allah'a verilen ahdi, dürüstlük ahdini görecekler. İşte biz bu ahlakla bezenerek yola çıktık. Allah bizi Ahi Evran'ın ahlakından ayırmasın, elimize, dilimize, belimize, soframıza, kapımıza haram yaklaştırmasın. Bir zerre haramdansa, bin yıllık esareti tercih ederiz. Acıyı, sızıyı tercih ederiz. Allah bizi haramdan uzak tutsun, beri kılsın. Onun için son 12 yılda bu sofralar bereketlendi.'Bununla ilgili bir çok şey söyleyenler olduğunu anımsatan Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:'Neden 12 yıl önce esnafımız Başbakanlık kapısının önünde elindeki yazar kasayı fırlatıyordu da şimdi her bir esnafımızın gözü ışıl ışıl? Çünkü biz iktidara geldiğimizde eline sahip çıkamayan, beline, diline sahip çıkamayanlar vardı. Hortumcular vardı, yolsuzluklarla helal rızkıyla vergi ödeyen kardeşlerimizin vergisini çalanlar vardı. Şimdi bütün bu kapılar kapandığı için 12 yıl içinde Türkiye'de yepyeni bir Türkiye inşa edildi. Size sözümüzdür Kırşehirliler ve sizin nezdinizde bütün milletimize sözümüzdür ki tek bir lokma dahi olsa bu sofralara haram yaklaşmayacak, yaklaştırmayacağız.'Kırşehir'e nutuk atmaya değil, Kırşehir'den ders almaya geldiklerinin altını çizen Davutoğlu, 'Kırşehir'in huzuruna geldik, Ahi Evran'ın dizinin dibine manen çöküp ondan ders almaya geldik. Allah bu dersten bizi uzak eylemesin' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, 'Ahi Evran' demenin, sosyal ahlak anlamına geldiğini ifade ederek, 'Sadece şahsi ahlak değil, sosyal ahlak demektir, herkesin derdiyle dertlenmek demektir' diye konuştu.'Sosyal devlet anlayışını bütün halka sirayet ettirdik'Davutoğlu, Ahi Evran Külliyesi'ndeki 27. Ahilik Haftası töreninde yaptığı konuşmada, Başbakanlık görevini aldıktan sonra ilk el attıkları hususlardan birisinin iş kazaları, iş güvenliği olduğunu söyledi.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, TESK, TOBB'la, bütün sendikalarla oturup konuştuklarını anlatan Davutoğlu, orada da ifade ettiğini iş güvenliğinin insani bir sorumluluk, herkesin yerine getirmesi gereken bir vecibe olduğunu kaydetti.''Şimdi Ahiliğe adım atanlar bilirler ki çırak, ustasını baba gibi görür, usta da çırağını evlat gibi görür'' diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:'Zannetmeyin ki bu sadece ayakkabı ustalarının yanındadır. Ya da diğer esnaf erbabının yanındadır. Bugüne uyarlarsak, buradan bütün işverenlere ve işveren sendikalarının bütün üyelerine sesleniyorum; yanınıza aldığınız her işçi, her emekçi Ahilik geleneğinde, ustanın yanına girmiş çırak gibidir, sizin evlatlarınızdır, sizin ailenizin parçalarıdır. Onların güvenliğini, sizin evlatlarınızın güvenliği gibi görmedikçe, Ahiliği anlamış olamazsınız. Yine bütün emekçilerimize söylüyorum; adım attığınız her işyeri sizin için emniyetli olana kadar hep çalışacağız, hep gayret edeceğiz. Siz de hem kendi hukukunuza sahip çıkın, hem de çalıştığınız işyerinin onuruna, onunla birlikte beraberce helal rızık yolunda olmanın vecibesini yerine getirmekte tereddüt etmeyiniz.''Ahilik kültürü bugüne taşındığında bir sosyal devlet anlayışını, sosyal ahlakı beraberinde getirdiğine işaret eden Davutoğlu, ''Bir devlet düşünün, bürokratları zengin ya da o devletin etrafında küçük bir kesim bu zenginlikten istifade ediyor ama halk fakir. Bu demektir ki o devlet sosyal devlet olamamış, sofrasını halka açamamış. Bizim 12 yıllık iktidar dönemimizde en önemli vecibelerimizden ve başarılarımızdan birisi sosyal devlet anlayışını bütün halka sirayet ettirmiş olmamızdır'' diye konuştu.'Biz devleti kudretli ve şefkatli kılacağız'Özürlülere, engellilere, yaşlılara, kadınlara, çocuklara, öğrencilere nasıl sahip çıktıklarını herkesin bildiğini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:''Çünkü biz soframızı herkese açmak şiarını benimsemiş Ahilik geleneğinden geliyoruz. Bundan sonra da sosyal devlet anlayışını bütün toplum kesimlerine yayarak sürdüreceğiz. Ve nihayet devlet ahlakı, bakınız buralarda konuşmak kolay. Yani 'kapını, sofranı, keseni, elini, herkese açık tut' demek kolay. Ama bunun uygulanabilmesi için devletin muktedir ve müşfik olması lazım. Biz hep şunu söyledik. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletini kudretli ve şefkatli kılacağız. Öylesine kudretli kılacağız ki sofraya ihtiyacı olan bize gelecek, emniyete ihtiyacı olan bize gelecek, sığınacak bir kapıya ihtiyacı olan bize gelecek ve biz ona bakacağız. Biz devletin bereketini, insanın insana hizmette gören bir ahlak anlayışından geliyoruz. İbn-i Batuta da 13. ve 14. yüzyılda yaptığı seyahatlerde sonradan kayıt düşer, Ahilik'le ilgili şunu söyler: 'Ahiler öyle insanlardır ki kim gelse kapısını açarlar, onların yanına yaklaşana herşeyi ikram ederler ve en önemlisi vurgunculara ve eşkıyalara karşı onları korurlar. İşte Ahilik budur.''''Biz Ahi Evran'ın torunlarıyız, Moğolların torunları değil''Türkiye Cumhuriyeti devletinin Ahi bir devlet olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:''Onun içindir ki Ahilik geleneğini benimsediği içindir ki bizim kapımıza gelen, bizimle emniyet bulmak isteyen, soframızda helal bir lokma yemek için kapımıza gelen, Suriyeli kardeşlerimize kapımızı açtık. Coğrafi olarak komşumuz olmasa bile 'Bize yardım eden birisi olmayacak mı? Bizim soframıza helal lokma getirecek birileri yok mu?' diyen Somali halkına bu toprakların helal rızkını götürdük. Her yere elimiz ulaştı, ulaşacak. Çünkü biz Ahi Evran'ın torunlarıyız, Moğolların torunları değiliz. Biz Ahi Evran'ın torunları olarak nasıl o dönemdeki istilaya karşı, mazlumun yanında olmuşsa Ahi Evran, Moğol zulmü geldiğinde, mazlumlarla birlikte ayağa kalkmışsa Ahi Evran, Allah şahittir ki hiç bir zalimin karşısında mazlumu yalnız bırakmayacağız. Bizim Ahi Evran'a verdiğimiz söz budur.Şimdi 3 senedir Ahi Evran'ın torunları olarak Suriyeli yetimlere, kadınlara, yaşlılara, o kardeşlerimize sınırlarımızı açtığımız için bizi eleştiren, kıyasıya eleştiren bir Ahi çocuğu olan Bakan olduğum dönemde, bu kardeşinizi defaatlerce gensoru verenlere sesleniyorum: Gelin ve Ahi Evran'ın huzurunda bir ders alın. Ahi Evran'ın huzuruna geldiğinizde onun manevi şahsiyeti size diyecek ki: 'Eğer bir mazlum kapına gelirse, kapını kapatma, aç ona kapını' diyecek. Eğer bir aç ve yoksul kapına geldiğinde 'sofranı kapatma, aç sofranı' diyecek. Eğer birisi senin emniyetini aradığında, 'ona göğsünü,bağrını aç, koru' diyecek. Ahi Evran'dan nasibi olmayanlar, bizim mazlumlara sahip çıkan politikamızı anlamazlar. İşte nasıl son 3-4 yıl içinde Suriyeli kardeşlerimize son dönemde de Irak'tan gelen kardeşlerimize, dostlarımıza kapımızı açtıysak, açarken sen 'Arap mısın, Türkmen misin, Kürt müsün, Şii misin, Sünni misin, Nusayri misin, Hristiyan mısın, Müslüman mısın' demeden kapımızı açtıysak, bundan sonra da açacağız, bundan sonra da açmaya devam edeceğiz. Çünkü biz Hazreti Mevlana'nın , Ahi Evran'ın torunlarıyız. Bizi eleştirenler bu dersi alacaklar. Ahi Evran'ın torunları hiç bir şey karşısında eğilmezler. Merak etmeyin''Davutoğlu, 1,5 milyon Suriyeliye bağırlarını açtıklarını, onlarla sofralarını paylaştıklarını belirterek, Ahi Evran ne dediyse onu yaptıklarını söyledi. Davutoğlu, yedi düvelin ne dediğinin değil, Ahi Evran'ın dediğini yapmanın önemli olduğunu söyledi.Kırşehirlilere seslenerek, ''O kardeşlerimize kapımızı, soframızı açmamızdan razı mısınız?'' diye soran Davutoğlu, vatandaşların ''evet''yanıtı üzerine, ''Ahi Evran'ın torunlarından başka bir şey beklenmez zaten. Bunları açtık, açmaya devam edeceğiz'' dedi.''Kaos çıkarmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz''''Bakınız, son dönemde Kobani'den gelen kardeşlerimize de kapımızı açtık, hiç bir ayrım gözetmedik'' diyen Davutoğlu, ''Ama bir vekil tuttu, o kardeşimizi, o kardeşlerimizin elinden tutarak, sınırlarımızın içine çeken o aziz Mehmetçiğe taş atma edepsizliğini gösterdi. Ona buradan sesleniyorum; 'Suriye'den gelen o kardeşlerimiz etnik ve mezhebi kökeni ne olursa olsun gelenler, senin için gelmediler, sen orada olduğun için gelmediler, Mehmetçiğin gölgesinde huzur bulacağız' diye geldiler. Eğer Mehmetçik orada olmasaydı onlar o kapıya sığınamazlardı'' diye konuştu.Bu toprakların muhafızının da hamisinin de millet olduğunu vurgulayan Davutoğlu, ''Eğer Mehmetçik o sınırı huzurla beklemesiydi, o kardeşlerimiz Türkiye'ye gelmezler, başka yere giderlerdi. Suriye ve Irak'a dönerdik biz. Bunu rüya görenler, bunu düşünenler hiç heveslenmesinler. Bu topraklarda bir daha kardeş kavgası yapılmasına da izin vermeyeceğiz, bu topraklarda kaos çıkarmak isteyenlere de fırsat vermeyeceğiz. Gerektiğinde Ahi Evran'ın ilim adamı vasfıyla bilgiyle donanacağız, gerektiğinde Ahi Evran'ın esnaf vasfıyla ahlakla donanacağız ve donandık ve gerektiğinde Ahi Evran'ın istilacılara karşı o yürekli cesur tavrıyla siyasi tavır göstermekte çekinmeyeceğiz, göstermeye devam edeceğiz'' ifadelerine yer verdi.Muhabir: Zeynep Akyıl, Selma Bıyıklı Adabaş
Volkan Demirel ve Emre Belözoğlu Kadroda Yok
Fenerbahçe'nin pazar günü oynayacağı Akhisar Belediyespor maçı öncesi iki şok birden... Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel kadroda yer almadı.Fenerbahçe'nin pazar günü oynayacağı Akhisar Belediyespor maçı öncesi şok gelişmeler yaşandı. Üç maçlık cezası sona eren ve Manisa 19 Mayıs Stadı'ndaki zorlu karşılaşmada Mert'ten formayı devralması beklenen Volkan'ın maçtan bir gün önce yapılan son idmanda ağrıları artınca, kadrodan çıkarıldı. Bu futbolcunun yanı sıra aynı antrenmanda arka adalesi çeken Emre Belözoğlu da kadraya alınmadı. Fenerbahçe pazar günkü maça iki kaptanından yoksun olarak çıkacak.Fanatik
18 Duygusal Fotoğrafla ''Pencereden Bakan Hayvanlar''
Bazıları sahibinin eve dönüşünü bekliyor, bazıları terk edilmiş bir evi mesken tutmuş, bazıları ise duvarların içinde neler olup bittiğini merak eden vahşi hayvanlar... Hepsinin gözünde bir beklenti, bir umut var adeta.İyi eğlenceler dileriz...
Reklam