E-YDS Sonuçları Açıklandı
Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDS 2014/2) sonuçları açıklandı.ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, 19 Ekim'de gerçekleştirilen Elektronik Yabancı Dil Sınavının değerlendirme işlemleri tamamlandı.Sınav sonuçları ÖSYM'nin 'https://sonuc.osym.gov.tr' internet adresinden açıklandı.Adaylar sonuçları T.C. kimlik mumarası ve şifreleri ile öğrenebilecekler. Adaylara ayrıca sınav sonuç belgesi gönderilmeyecek.Yenişafak
Kötü Şifre Seçmek, Her Zaman Kötü Olmayabilir
Biz hep 'güçlü şifre seçin' diyoruz ama çok kötü bir şifre, bazen hayat kurtarabiliyor. İşte kanıtı!Melissa Vasquez, geçtiğimiz günlerde kaliforniya'da bir yolda, Chevrolet Cruze aracının kontrolünü kaybederek yaklaşık 460 metre boyunca çalılık bir uçuruma, pek çok sefer takla atarak düştü. Ailesi de 12 saatin ardından kayıp ilanı vermişti.Vasquez'in aracı bir OnStar navigasyon sistemine sahipti ve aynı reklamlarda belirtildiği gibi OnStar, polise otomatik olarak aracın kaza geçirdiğini söylemişti.Ne yazık ki, Vasquez'in OnStar GPS sistemi tam olarak nerede olduğundan emin değildi ve polise iki kez yanlış koordinatları vermişti. Yani otoriteler Vasquez'in bir yerde kaza geçirdiğini biliyordu ancak tam olarak nerede olduğunu bulamıyordu.O sırada bir polis görevlisi olan David Cameron'un aklına, Vasquez'in iPhone'u aracılığı ile nerede olduğunu bulabilecekleri geldi. Ailenin evine giden polis görevlisi, Vasquez'in iPad'ini açmayı başardı. ' İnsanların şifre olarak sıklıkla kullandıkları sayıları kullanarak tahminlerde bulundum ve üçüncü denememde (iPad'i) açmayı başardım. 'Cameron, iPad'i açtıktan sonra Find My iPhone uygulamasını kullanarak Vasquez'in bulunduğu tam noktaya ulaştı ve polis kazadan 19 saat sonra Vasquez'in ters dönmüş aracını bulmayı başardı ve helikopter yardımıyla Vazquez'i kurtardı. Vasquez şu anda hastanede ve iyileşmesi bekleniyor.Chip
Dijital Devrim, Kurşun Kalem Üreticilerini Etkiliyor
Kurşun ve tükenmez kalem üreticileri, akıllı telefonların, tabletlerin ve dizüstü bilgisayarların çağında yazı araç-gereçlerini satabilmenin yollarını arıyor.Crayola LLC ve Staedtler gibi bazı şirketler, dijital devrimi elektronik ürünleriyle karşılıyor. Crayola’nın Digitools adını verdiği araçlar plastik, silgi benzeri uçlara sahip ve çocukların tabletlerinde çizimler yapabilmesini sağlıyor. Ayrıca bu plastik uçlu aletlerlerden aldığınızda, bedava olarak tabletinize yükleyebileceğiniz bir Crayola uygulaması bulunuyor.Crayola gibi Staedtler’in de dijital devrime ayak uydurabilecek bir ürünü bulunuyor. Digital Pen 990 isimli bu ürün, sıradan tükenmez kalemler gibi çalışıyor olsa da yazılı olan her şeyi anında elektronik dosyalara çevirebiliyor. Deftere takılan bir alıcı sayesinde yaklaşık yüz sayfa 30 farklı dilde kopyalanıp depolanabiliyor.Ancak bu sektördeki herkesin gelişmeleri yakından takip ettiğini söylemek doğru olmaz.Almanya’nın ve dünyanın en eski kurşun kalem üreticisi Faber-Castell, dijital ürünler alanındaki ilk adımını bu ay attı. Silgi, kalemtraş ve çizim malzemeleri satan şirket, ilk defa akıllı telefonlar ve tabletlerde kullanılabilecek plastik uçlu bir kalem üretti.Fransa’daki Bic ve Almanya’daki Schwan-Stabilo gibi diğer firmalar, eskiyle yeniyi buluşturma konusunda Faber-Castell’in önüne geçmiş durumda. Bic’in Cristan Stylus adlı kalemi ve Stabilo’nun Smartball’u hem klasik bir tükenmez kalem gibi görünüp çalışıyorlar hem de tepelerindeki plastik uç sayesinde dokunmatik ekranda da kullanılabiliyorlar.Diğer bir yandan Faber-Castell, gelirinin yaklaşık üçte birini tahtadan yapılan kurşun kalemlerle sağlamayı düşünüyor.Adını taşıyan şirketin yöneticisi Kont Anton-Wolfgang von Faber-Castell, “Eğer dijital devrime bakarsanız, otomatik olarak şirketimizin batacağını düşünürsünüz,” diyor. Kağıt, kalem bulunmayan ofisleri ve okulları “bir hayal ürünü, daha önce gerçekleşmeyen bir şey” olarak tanımlıyor.Euromonitor International’ın yaptığı araştırmalara göre, dünya çapında kurşun ve tükenmez kalemlerin satışı artıyor ve bu büyüme önümüzdeki 5 yıl boyunca devam edecek gibi gözüküyor. Kurşun kalem satışlarının bu yıl yüzde 4 artış göstererek 2,7 milyar dolara, tükenmez kalemlerin satışı ise yüzde 4,9’luk bir artışla 8,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor.Ancak talep kaynaklarının değiştiği de kaydediliyor. Kazançların ve okur-yazarlık oranının artması sayesinde birleşen piyasalar kurşun ve tükenmez kalem üreticileri açısından artan bir önem taşıyor. Asya ve Latin Amerika’da gelişmekte olan ülkeler de bu artışa katkı sağlıyor. Euromonitor’ün araştırmasına göre, bu yıl Asya’daki kurşun kalem satışlarının yüzde 5,4 artış göstererek 1 milyar dolara, Latin Amerika’daki satışların ise yüzde 7’lik bir artış göstererek 526 milyon dolara yükselmesi bekleniyor.Faber-Castell, satışlarının yüzde 65’ini bu bölgelerde yapıyor ve rekabete rağmen bu piyasalarda daha fazla büyümeyi hedefliyor. 253 yaşındaki yazı araç-gereçleri üreticisi olan ve sekiz kuşaktır aynı aile tarafından yönetilen şirket, müşterileri çekmek için çevre yanlısı toplama ve üretme yöntemlerini vurguluyor.Yapılan satışlara bakıldığında dünyanın en büyük kurşun ve tükenmez kalem üreticisi olan Bic, gelişmekte olan ülkelerdeki ucuza iş yapan üreticileri kendisinden uzaklaştırabildiğini çünkü gelişen piyasalara erkenden adım attığını belirtiyor.Bic’in yöneticisi Benoit Marotte, “Afrika ve Güney Amerika’da iyi iş yapmamızın sebebi elli yıl önce bu ülkelere gelip uygun bir fiyata kaliteli ürün satmamızdır,” diyor.Bic’in mekanik ve geri dönüştürülebilir kalemler üretmenin yanı sıra, tıraş bıçağı ve çakmak gibi ürünler de sunduğu biliniyor. Bic, geçtiğimiz yıl gelişmekte olan ülkelerdeki kırtasiyelerinin -gelişmiş ekonomilerdeki kırtasiyelerinde görülen büyümeye kıyasla- yüzde 5 ila 10 oranda büyüdüğünü belirtiyor.Euromonitor tarafından yapılan araştırmada, genele bakıldığında Kuzey Amerika ve Avrupa’daki kurşun ve tükenmez kalem satışlarının sabit veya yavaş bir büyüme gerçekleştirdiği dikkati çekiyor. ABD’de kurşun kalem satışlarının 2010 yılındaki bir çöküşten sonra yeniden yükselmeye başladığı not ediliyor.Sarı “İki Numara” kalemleri ile bilinen ABD merkezli Dixon Ticonderoga’nın sözcüsü Lori Booker, “İnsanlar, yeni açılmış bir kalemin verdiği hissi yeniden keşfediyor,” diyor.Bunun yanı sıra insanlar, daha iyi ürünler istiyor. Satılan kurşun ve tükenmez kalemlerin sayıları artmıyorken toplam satışlarının artmasının nedeni, Batılı tüketicilerin daha yüksek kaliteli ürünler almaya başlamasından kaynaklanıyor.Faber-Castell, bu yeni teknoloji modasını da sermayaye çevirmeye çalışıyor. En yüksek kaliteli yazı araç-gereçlerinden biri olan “Graf von Faber-Castell” Almanya, İtalya ve Fransa’da satılıyor. Platinyumdan yapılan ve kurşun bir kalemi içine takabileceğiniz “Perfect Pencil”ın içinde yalnızca kalemtraş ve silgi bulunuyor ve 253 dolara (200 euroya) satılıyor. Elmaslı versiyonlarının fiyatı ise 10 bin euroya kadar çıkabiliyor.Berlin’de bulunan danışmanlık firası Prophet’in pazarlama uzmanı Felix Stöckle, dijital gelişmeler nedeniyle kurşun ve tükenmez kaleme olan talebin ortadan kalkmayacağını söylüyor ve “Akıllı telefonlarımız var ancak tüm teknolojik aletlerden uzaklaşmak istediğimiz zamanlar da oluyor,” diyor.WSJ
Yüzde 98 Felçli 72 Yaşındaki Adam Kaçak Elektrik Nedeniyle Gözaltına Alındı
Konuşamadığı için ifade veremeyen yaşlı adam, yüzde 98 felçli raporu dikkate alınıp tutanak düzenlendikten sonra serbest bırakıldı.Mersin’in Tarsus İlçesi'nde kaçak elektrik kullanmak suçundan verilen para cezasını süresinde ödeyemeyince hakkında yakalama kararı çıkartılan felçli 72 yaşındaki Necmettin Türker , tedavi gördüğü hastaneden taburcu olduktan sonra ambulansla adliyeye sevk edildi. Hastalığı nedeniyle konuşamadığı için ifadesi alınamayan Necmettin Türker, yüzde 98 felçli raporu dikkate alınıp, tutanak düzenlendikten sonra serbest bırakıldı.Doğan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, eskiden marangozluk yapan Necmettin Türker, 3 yıl önce kaçak elektrik kullanmak suçundan 6 bin lira para cezasına çarptırıldı. 9 çocuk babası Necmettin Türker, para cezasını süresi içinde ödeyemedi. 2 yıl önce felç geçiren Necmettin Türker, yatağa mahkum oldu. Yüzde 98 felçli raporu bulunan Necmettin Türker hakkında, mahkemenin verdiği para cezasını ödemediği gerekçesiyle yakalama kararı çıkartıldı.Konuşamadığı için ifadesi alınamadıÜç gün önce durumu kötüleşen Necmettin Türker, yakınları tarafından Medical Park Hastanesi'ne kaldırıldı. Yapılan tetkiklerin ardından Necmettin Türker'in safra kesesi ve apandisiti ameliyatla alındı. Hastaneye kaydı sırasında hakkında yakalama kararı olduğu belirlenen Necmettin Türker, tedavisinin ardından 112 Acil Servis ambulansıyla Tarsus Adliye'sine götürüldü. Ambulanstan indirilmeyen Necmettin Türker, hastalığı nedeniyle konuşamadığı için ifadesi alınamadı.Yüzde 98 felçiBunun üzerine kendisine refakat eden oğlu Recai Türker, mahkemeye yüzde 98 felçli olduğuna dair raporu sundu. İbraz edilen rapor dikkate alınarak tutanak düzenlendi ve Necmettin Türker'in serbest bırakılmasına karar verildi. Buna ek olarak Necmettin Türker'in sağlığının düzelmesi durumunda mahkemeye katılması için oğluna bildirimde bulunuldu.İşlemlerin ardından Necmettin Türker, ambulansla evine götürüldü.T24
Sertap Erener ve Demir Demirkan Ayrıldı
İş ilişkilerini özel hayatlarına taşıyarak 18 yılı geride bırakan müzik dünyasının gözde çiftlerinden Sertab Erener ve Demir Demirkan ayrıldı.Beraberliklerinin son dönemde kötü gittiği iddia edilen ikiliden ilk açıklama Demir Demirkan'dan geldi.Bir basın açıklaması yapan Demirkan, ilişkilerinin bittiğini böyle duyurdu:'Eylül 2014'te Sertab ile olan 18 yıllık ilişkimizi sonlandırma kararı aldım. Bizi seven herkesin bunu anlayışla karşılayacağını biliyorum. Ayrıca bu süreçte de özel hayatlarımıza saygı duyulacağını ümid ediyorum'Posta
Reklam
Türkiye NATO Tatbikatına Ev Sahipliği Yapacak
Türkiye'nin ev sahipliğinde, İstanbul Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi'nde, 12 ülkenin katılımıyla askeri tatbikat düzenlenecek.Genelkurmay Başkanlığının internet sayfasında yer alan bilgiye göre, 20-24 Ekim arasında planlanan bölgesel tatbikata, Azerbaycan, Makedonya, Bosna - Hersek, Sırbistan, Kazakistan, Karadağ, Moldova, Ürdün, Ukrayna, Moritanya, Cezayir ve Pakistan katılacak.Tatbikatla, NATO ülkelerinin eğitim, tatbikat ve birlikte çalışabilme yeteneklerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.Türkiye'den 84, diğer ülkelerden 48 ve NATO karargahlarından 11 personelin katılacağı tatbikata NATO Karargahlarından Napoli Müşterek Kuvvet Komutanlığı, İzmir Kara Komutanlığı ve 3'üncü Kolordu Komutanlığı destek verecek.Serdar AçılAA
Ergin Ataman'dan Nolan'a Tehdit
Türkiye Basketbol Ligi'nde dün oynanan Banvit-Galatasaray Liv Hospital maçında, izleyenleri şoke eden bir olay yaşandı.Galatasaray Liv Hospital koçu Ergin Ataman , Banvit maçında kendisine havlu fırlatan Nolan Smith’i kadro dışı bıraktığını açıkladı ve gözdağı verdi: “ Nolan bir süre genç takımla çalışacak. Belki aklı başına gelir. Düzelmezse de sözleşmesini feshedip yollar, yenisini alırız.”İkinci periyotta oyundan alınan sarı kırmızılı oyuncu Nolan Smith, kendisine verilen havluyu koç Ergin Ataman’a fırlattı. Bunun üzerine Ataman benche giden oyuncusuna yaklaştı ve vücut dilinden anlaşıldığı kadarıyla sert sözler söyledi.Galatasaray Liv Hospital’ın sezon başında transfer ettiği ABD’li oyuncu Nolan Smith, geçen haftaki Uşak Sportif maçından önc de kamp yapılmasına karşı twitterdan tepkisi ortaya koymuş, “Kolejde bile görmediğimiz bir uygulama” ifadesini kullanmıştı. Smith’in bu tweeti Galatasaraylı kadın basketbolcu Barbara Turner tarafından da paylaşılmıştı.Ergin Ataman bu olayın ardından Nolan Smith’e ilerleyen dakikalarda görev vermedi.ATAMAN: GENÇ TAKIMA GÖNDERDİM, İNŞALLAH AKILLANIRGalatasaray Liv Hospital Başantrenörü Ergin Ataman, karşılaşma sonrası olayla ilgili olarak çok sert bir açıklama yapıp, ABD’li oyuncuya gözdağı verdi. Ataman, “Oyuncu, oyunculuğunu bilecek. Sahada görev aldığı zaman da performans gösterecek. Nolan’ı kadro dışı bırakacağız, bir süre genç takımla çalışacak. Çünkü bu ikinci disiplinsizliği. Belki aklı başına gelir. Düzelmezse de sözleşmesini feshedip yollar, yenisini alırız” diye konuştu.“SON SANİYE BASKETİNE İTİRAZ EDECEĞİZ”Ergin Ataman, son salise basketiyle 69-67 kaybettikleri Banvit maçı için de şunları söyledi:“İlk yarı çok kötü oynadık. 2′lik atışlarda yüzde 35, 3′lük atışlarda yüzde 14 isabet tutturabildik. Benchten hiç katkı alamadık. İkinci devre formsuzların hiçbirini oynatmadım. Maçın skorunu tayin eden son salise basketini göremedim. Ancak, basket olan pas verildiği sırada saate geç basıldığını düşünüyorum.”Açık Mert Korkusuz
Reklam
19 Kişiye Seyirden Men
Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan derbi maçta kurallara aykırı hareket eden 19 kişi hakkında, 'seyirden men'' tedbiri uygulandı.Derbi maçta 19 kişi hakkında ''6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanuna Muhalefet'' suçundan işlem yapılarak, ''seyirden men'' tedbiri uygulandı.İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, dün Türk Telekom Arena Stadı'nda Galatasaray ile Fenerbahçe futbol takımları arasında oynanan Spor Toto Süper Lig müsabakasında, Spor Güvenliği Şube Müdürlüğü görevlilerinin denetim yaptığı bildirildi.Denetimlerde, spor alanlarına usulsüz şekilde seyirci girişi yapan 11 kişi, spor alanına alkollü giren ve kolluk görevlilerinin uyarılarına rağmen çıkmayan 2 kişi, spor alanlarına yasak madde sokan 2 kişi, spor alanına usulsüz seyirci kabul eden 1 kişi ile spor alanında yasak alanlara giren, görevi engelleyen ve kimliği hakkında yalan beyanda bulunan 3 kişi hakkında işlem yapıldığı kaydedildi.''6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanuna Muhalefet'' suçundan işlem yapılan 19 kişi hakkında, ''spor müsabakalarını seyirden men'' tedbiri uygulandığı belirtildi.Sabah
'63 Boş İnsan Başbakan Tarafından İstismar Edilmektedir'
MHP lideri Devlet Bahçeli, Başbakan'ın bugün akil insanlarla yaptığı toplantı için 'Akil insanlar toplantısı hiçbir sonuç vermemiştir, vereceği yok' dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , Başbakan Ahmet Davutoğlu ’nun bugünkü akil insanlarla yaptığı toplantıyı 'Akil insanlar toplantısı hiçbir sonuç vermemiştir. 63 boş insan yine meşgul olmak, oyalanmak için sayın Başbakan tarafından istismar edilmektedir. Daha önce Recep Tayyip Erdoğan da aynı yerde aynı toplantıyı yapıyordu. Şimdi de sayın Davutoğlu aynı yerde aynı toplantıyı yapıyor. Bir sonuç vereceği yok' sözleriyle değerlendirdi.Doğan Haber Ajansı'nda yer alan habere göre, MHP’nin Antalya’daki Belediye Başkanları 2014 Toplantısı’nın kapanışını gerçekleştiren Genel Başkan Devlet Bahçeli, saat 10.40 sıralarında toplantının yapılacağı salona geldi. Toplantının basına kapalı olduğu yönünde bilgi verilmeyen gazeteciler ise kameralarını ve mikrofonlarını hazırladı. Haber ajansları ve bazı televizyon kanallarının kürsüdeki mikrofonlarını fark eden Bahçeli, eliyle de işaret ederek 'Bunlar ne? Kaldırın bunları' diyerek görevlilere talimat verdi. Bunun üzerine toplantının başında kısa bir görüntü alan gazeteciler, toplantının basına kapalı olduğu söylenerek salondan çıkarıldı.Plakalar ‘DB’ serisi17 Ekim cuma akşamı başlayan ve bugün sona erecek MHP Belediye Başkanları 2014 Toplantısı’na genel merkez üst düzey yöneticileri, büyükşehir, il, ilçe olmak üzere 165 MHP’li belediye başkanı katıldı. Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin katılımıyla devam eden toplantıda MHP üst düzey yöneticilerinin makam araçlarının plakaları da dikkat çekti. 15’in üzerindeki aracın 06 ile başlayan plakalarının Devlet Bahçeli’nin isminin baş harfleri ’DB’ serisinden oluştuğu görüldü. Devlet Bahçeli’ye dünkü Alanya gezisinde de ’DB’ plakalı araçlar eşlik etmişti.Kemer’de spor salonu açtıMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Antalya’daki Belediye Başkanları 2014 Toplantısı’nın ardından Kemer İlçesi’nde Göynük Atatürk Kapalı Spor Salonu açılış törenine katıldı. Kemer Belediye Başkanı MHP’li Mustafa Gül ve ilçe halkı tarafından karşılanan Bahçeli’ye, MHP Genel Merkezi üst düzey yöneticileri de eşlik etti.Devlet Bahçeli’nin açılışını yaptığı spor salonunda konuşmalar için kurulan sahnede ise şiddetli rüzgar nedeniyle ilginç anlar yaşandı. Bahçeli konuştuğu sırada sahnenin rüzgardan düşmemesi için ardında 6 kişi sahneyi tutarak korudu. Açılışı yapan Devlet Bahçeli, ülkenin önemli sıkıtılar içerisinde olduğunu belirterek şunları söyledi:'Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere büyükşehirlerimizde de beklemediğimiz olaylarla karşı karşıyayız. Okullar yakılıyor, kaymakamlık ve emniyet binaları basılıyor, muhtelif tahribatlar yapılıyor, bayraklar indiriliyor, Atatürk büstleri yerlerde süründürülüyor ve Türkiye’de bir anarşizm, ayaklanma ve Türkiye’yi her yönüyle geriye götürebilecek davranışlar haince sergileniyor. Bunun böyle devam etmemesi gerekir. Devletin bütün imkanlarının bugünkü siyasi iktidar tarafından kullanılarak, hiç kimseye ödün vermeden, kararlı bir şekilde bu eylemlerde bulunanların kökünün kazınması lazımdır. Bu dönemde 42 ölüm olayı olmuştur, emniyet mensubu, silahlı kuvvetlerimizin değerli mensubu kardeşlerimiz şehit olmuştur.'‘İstanbul’u yakmanın ne manası var?’Hala birtakım ülke dışındaki amaçlar doğrultusunda Türkiye’yi istismar ederek eylemleri sürdürmek isteyenler olduğunu belirten Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bunlarda cesaret varsa, bunların gözü- gönlü Suriye topraklarındaysa, oralarda bir bağımsız devletçik kurma hevesinde olanlara destek vermeyi düşünüyorlarsa, İstanbul’u yakmanın ne manası var? Garibin yuvasını yıkmanın ne manası var? Kendinize güveniniz varsa gidin IŞİD’le mi boğuşacaksınız, kiminle boğuşacaksanız boğuşun. Ama Türkiye’yi rahat bırakın. O sebepten olayları çok iyi kavramanızı ve olaylar karşısında çok duyarlı, sabırlı olmanızı istiyorum. Antalya ve ilçeleri Türkiye için çok özenle korunması gereken bir yurt parçasıdır. Buraya doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden çocuğunun rızkı için gelen binlerce vatandaşımız vardır. Hepsi burada güven ve huzur içerisinde yaşamalıdır. Burada tahriklere kapılmamanız, kardeş kavgasına zemin hazırlayacak çatışmalardan uzak durmalıyız.'Akil insanlar için: 63 boş insanAçılış sonrası Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül’ü makamında ziyaret eden Devlet Bahçeli, gazetecilerin sorusu üzerine Başbakan Davutoğlu’nun bugünkü akil insanlarla yaptığı toplantıyı şöyle değerlendirdi:'Akil insanlar toplantısı hiçbir sonuç vermemiştir. 63 boş insan yine meşgul olmak, oyalanmak için sayın Başbakan tarafından istismar edilmektedir. Daha önce Recep Tayyip Erdoğan da aynı yerde aynı toplantıyı yapıyordu. Şimdi de sayın Davutoğlu aynı yerde aynı toplantıyı yapıyor. Bir sonuç vereceği yok. Bunlar oyalama taktikleridir. Türkiye’nin bunlara harcayacağı bir zamanı yok, bunlara da ihtiyacı yok.'Bahçeli, erken seçime ilişkin soruya da 'Erken seçim yasal yönden meclisin alacağı bir kararla her zaman mümkündür. MHP olarak ister erken, ister zamanında olsun seçime hazırız' dedi.T24
Galatasaray'a Son Saniye Şoku
Türkiye Basketbol Ligi'nde Banvit, son saniye basketiyle Galatasaray Liv Hospital'i devirdi.Türkiye Basketbol Ligi’nde Banvit, sahasında Galatasaray Liv Hospital’ı 69-67 mağlup etti.Karşılaşmaya Sinan Güler ve Arroyo ile bulduğu sayılarla hızlı başlayan Galatasaray Liv Hospital 2. dakikayı 5-2 önde geçti. Bu bölümden sonra toparlanan evsahibi takım Mejia, Cevher, Dragicevic ve Şafak’ın etkili oyunuyla 4. dakikada skoru 9-9 yaparken ilk periyodu 18-16 önde tamamladı.İkinci periyoda etkili başlayan Banvit, Davis ve Veremeenko’nun sayılarıyla 12. dakikayı 22-16 önde geçerek 6 sayılık fark yakaladı. Savunmasını sertleştiren evsahibi takım, 15. dakikayı 26-18 önde geçtiği maçta devreyi de 36-28 üstün bitirdi.Sarı-kırmızılı konuk takım, hızlı başladığı üçüncü periyotta Micov ve Arroyo ikilisinin etkili oyunuyla 27. dakikada 46-46 eşitliği sağladı. Taraftarlarının desteğiyle yeniden toparlanan Banvit, periyot sonunda skoru 53-49 yaptı.Maçın son periyodu oldukça çekişmeli geçti. Banvit, 35. dakikayı 56-55 önde geçti. Evsahibi takım, Veremeenko’nun son saniye basketiyle sonuca gitti ve maçı 69-67 kazandı.Salon Kara Ali AcarHakemler Rüştü Nuran, Yener Yılmaz, Halil BaldemirBanvit Erkan 5, Rowland 4, Tolga, Berkay 2, Şafak 3, Davis 12, Mejia 9, Veremeenko 9, Simmons 9, Dragicevic 8, Can Maxim 5, Cevher 3Galatasaray Liv Hospital Micov 9, Erceg 4, Jawai, Kerem 2, Pocius 10, Furkan 11, Smith 2, Arroyo 21, Sinan 81. Periyot 18-16,Devre 36-28,3. Periyot 53-49,5 Faulle Çıkan 33.27 Can Maxim (Banvit)Açık Mert Korkusuz
Reklam
Baro Seçiminde, Eski Savcı Nuh Mete Yüksel'e Sert Tepki
Ankara Barosunun 63. Olağan Genel Kurulunda oy kullanan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, bir grup avukat tarafından protesto edildi.Ankara Barosunun 63. Olağan Genel Kurulunda oy kullanan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, bir grup avukat tarafından protesto edildi.Emekli olduktan sonra Ankara Barosuna kaydolan Yüksel, seçimlerde oy kullanmak üzere sabah saatlerinde genel kurulun yapıldığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine geldi. Bir grup avukatın protestosuyla karşılaşan Yüksel, oy kullanamadan fakülteden ayrıldı.Yüksel, öğleden sonra, bu defa yanında çok sayıda sivil polisle tekrar fakülteye geldi ve oy kullandı. Bu sırada bir grup avukat da Yüksel'in oy kullandığı sınıfın önünde toplanarak, 'Avukat değil, işkencecisin', 'Katil avukat istemiyoruz', 'Polis defol' sloganları attı. Bu sırada çıkan arbedede Yüksel'e bası avukatlar tarafından atılan yumrukların sırtına isabet ettiği de görüldü.Yüksel, polisin yardımıyla fakültenin arka kapısından dışarı çıkarıldı. Bu sırada polisler ve protestocu avukatlar arasında kısa süreli arbede yaşandı. Bazı avukatlar, Yüksel'i avukatlığa kabul eden Ankara Barosu yöneticilerine de tepki gösterdi.Kemal GÖKTAŞMilliyet
"Bir Çocuğa Tecavüz Etseydiniz Sindirebilirdik Ama Bunu Sindiremeyiz"
Türkiye'nin ilk evli eşcinsel çifti kendilerine yönelik baskı ve tehditleri anlattı: 'Senin annen de pislik, sana her zaman destek verdi' diyorlarEmrullah Tüzün ve Ekin Keser İstanbul’da düzenledikleri bir düğün töreni ile Türkiye’nin ilk evli eşcinsel çifti oldu. Resmi olmasa da alternatif bir düğün töreni düzenleyen çift düğünün ardından çok sayıda tehdit aldıklarını, evlerinden işlerinden olduklarını ifade etti.Böyle bir tören düzenlemekten pişman olmadıklarını ifade eden çiftten Ekin, “Hayatımızın en doğru şeyini yaptık. Ayrıca ben eşcinselim diye mutsuz da değilim. Bir daha dünyaya gelsem, yine bu bedende, aynı şekilde doğmak isterim. Evet, homofobik bir ülkede yaşıyoruz, transları direkt öldürüyorlar, bizi doğduğumuza pişman etmeye çalışıyorlar. Yine de halimden memnunum” diye konuştu.Eşcinsel bir düğün düzenlemenin LGBTİ bireylere yönelik ayrımcılığın son bulması açısından önemli bir aktivizm olduğunu kaydeden çift, düğün kararını, düğün sonrasında yaşadıklarını kendilerine gelen tehditleri Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman ’a anlattı:Ekin ve Emrullah... Sizi evlenen ilk gay çift olarak tanıdık. Hakkınızda bir sürü haber çıktı. Büyük tantana koptu. Şu an neler yaşıyorsunuz?Emrullah Başımıza gelmeyen kalmadı! Hayatımız kaydı. Evimize bile gidemiyoruz. Zaten artık evimiz de yok...Neden?Ekin Ev sahibi kovdu.Emrullah 'Ne haltlar karıştırdığınızı öğrendim. Komşularımızdan imza topladım, sizi evimden attıracağım!' diye mesajlar attı.Ekin Biz de son derece kibar bir şekilde, 'Evinize bir zarar mı verdik ki, bizi çıkarmak istiyorsunuz?' diye sorduk. Kem küm etti. Ama açıkça, 'Siz eşcinselsiniz! Sizin gibilere ev-mev vermek istemiyorum' da diyemediği için kıvırttı durdu.Komşulardan imza toplamış. Biz, orada kimseyi tanımıyoruz ki, bizim hakkımızda nasıl kötü bir şey söylemiş olabilirler? Kime ne zarar vermişiz? Kendi halinde iki insanız. Bir taşkınlığımız yok, bir şeyimiz yok. Ama eşcinsel olduğumuzu öğrendi ya, üstüne bir de evlendik ya, bizi kapıya koyma hakkını görüyor kendinde...Emrullah 'Ne haltlar çevirdiğinizi öğrendim!' diyor. Bu nasıl bir küstahlıktır! Birbirimizi seviyoruz, evlendik, var mı? İzin mi alacağız ondan! Bizim özelimiz bu, kimseyi ilgilendirmez. Ev sahibiyle aramızdaki tek olay kira. Onun dışında başka hiçbir münasebetimiz yok.Ekin Bu nasıl bir homofobiyse yeni ev de bulamıyoruz. Birkaç emlakçıya telefonla sorduk, 'Tamam gelin bakalım' dediler, buluşunca bizi tanıdılar, 'Başka yerlere bakın. Size verecek evimiz yok!' dediler. Çaresizlikten arkadaşlarımızda kalıyoruz.Bu kadar mı yaşadığınız zorluk?Ekin: Olur mu? Daha kötüsü de var. Bir sürü tehdit alıyoruz. Ben Antakyalıyım. Oradan mesajlar geliyor, 'Antakya'nın adını kötüye çıkardın, buraya gelirsen, kafana bir tane sıkacağız...' diye. Ama tabii bu mesajlara pabuç bırakacak halim yok! Allah'tan 'Antakya'dan ancak senin kadar cesur ve sevgi dolu biri çıkabilirdi! Tebrik ediyoruz' diyenler de var.Peki aile çevresi?Ekin Babam ve babamın tarafı, 'Sen rezilsin! Hemen soyadını değiştir, bizim ailemizle ilişkini kes!' diyor. Bunun, benim için zerre kadar önemi yok. Zaten 12 yaşından beri eşcinsel olduğumu açıkça söylüyorum. Onlar için mümkün olsa da ölüp gitsem, yok ölmeyeceksem de eşcinselliğimi gizleyeyim. Bu ikiyüzlülük de midemi bulandırıyor. Sen ister kabul et, ister etme. Ben buyum! Böyle doğdum. Kendimi de seviyorum. Şimdi, en az kendim kadar sevdiğim bir de eşim var.Benim bir kadınla birlikte olabilmem imkânsız. Bunu akılları almıyor. Nasıl heteroseksüel bir erkeğin, bir erkekle birlikte olması mümkün değilse, benim de bir kadınla birlikte olmam mümkün değil. Ama kardeşim, anlatamadım gitti! Akıllarınca beni reddediyorlar. Peki sorsalar ya, ben o ailenin bir ferdi olmakistiyor muyum? Hayır! Asıl ben onları reddediyorum! Sildirin beni kütüğünüzden. Sürekli 'Allah senin belanı versin!' diye telefonlar geliyor, 'Senin annen de pislik, sana her zaman destek verdi' diyorlar. Annem tek kelimeyle canımdır. Her zaman, her konuda destekçimdir. Emrullah, annem ve ben fotoğraf çektirmişiz. 'Bu iki sapıkla nasıl aynı karede olursun? Sen rezil bir kadınsın! Nasıl o fotoğrafı Facebook'a koyarsın' diyorlar. Eşcinseliz ya, analarımız da bizi sevmesin istiyorlar! Bir annenin çocuğunu sevmemesi mümkün mü? Ama bak, babalar konusunda bir şey diyemeyeceğim.Annen burada mı yaşıyor?Ekin Hayır Antakya'da, 40 yaşında daha. Çok genç, çok tatlı bir annem var.Peki sen Emrullah? Sen de bir kafede garsonluk yapıyordun değil mi? Bu evlilik yüzünden başına gelen bir şey var mı?Emrullah Evet. Ben de işimi kaybettim. Kimseye bulaşmayan, ölçülü, sessiz biriyim. Bir problemimiz yoktu. Haberler çıkınca, çekindiler. Onları da anlıyorum. Zeki Müren'i seviyorlar Bülent Ersoy dinliyorlar.Senin ailenin tepkisi ne oldu?Emrullah O biraz problemli. Ben Ekin gibi cesur değildim hiçbir zaman. O 12 yaşından beri kafa tutuyor. 'Ben buyum, yerse!' diyor, diyebiliyor. Ben yapamadım. Eşcinsel olduğumu kimseye itiraf edemedim. Şunun şurasında son üç yıldır kendim gibiyim. Çevremden de kimse bilmiyordu. Hele ailem, akrabalarım hiç... Şimdi hepsi öğrenmiş oldu.Emrullah Evet. Ve tabii şok geçirdiler. Ama öncesinde söylemiş olsaydım da bir şey değişmeyecekti. Onlarda algı sabittir, değişmez. 'Böyle bir şey varsa bu hastalıktır! Bunu düzeltmeye çalışacağız' diye düşünüyorlar. Ne yazık ki bu ülkenin çoğunluğu, eşcinselliği hâlâ hastalık olarak görüyor. Siyasetçiler farklı mı? Hayır! Günah olarak görüyorlar. Gel gelelim Zeki Müren'i seviyorlar, Bülent Ersoy dinliyorlar ama eşcinselliğin gizli yaşanması gerektiğini düşünüyorlar. Ortalıkta olmayacaksın. Kötü bir şey yapıyorsun. İki erkek, el ele yürürse özendirici olur diye düşünüyorlar. Varsın evlerinden atsınlar, ne yapacaklarsa yapsınlar. Benim ailem de aklınca beni düzeltecekti.Nasıl yapacaktı?Ekin Herhalde evlendireceklerdi Emrullah'ı! Bir sürü eşcinsel, baskılara karşı gelemediği için evleniyor, hatta çocukları oluyor. Yazıktır o kadınlara! Sonunda bütün herkes mutsuz oluyor.Emrullah Bizimkilerin istediği bu olayın tamamen unutulması. Onlara göre utanç verici bir şey yaptık. Oysa biz, çok istediğimiz, hayalimiz olan bir şeyi gerçekleştirdik. Ve kendimizle gurur duyuyoruz. Üç yıl öncesine kadar herkese kapalıydım. Sadece zaman kolluyordum. Gün gelecek eşcinsel olduğumu haykırabileceğim, sevdiğim kişiyi bulacağım ve bundan böyle bütün hayatı birlikte yaşayacağız, paylaşacağız. Bana sadece sevgi değil, cesaret de verdi Ekin. Artık kimseden korkumuz yok!Yani siz, başınıza bunca şey gelmesine rağmen pişman filan değilsiniz...Ekin Tabii ki değiliz. Hayatımızın en doğru şeyini yaptık. Ayrıca ben eşcinselim diye mutsuz da değilim. Bir daha dünyaya gelsem, yine bu bedende, aynı şekilde doğmak isterim. Evet, homofobik bir ülkede yaşıyoruz, transları direkt öldürüyorlar, bizi doğduğumuza pişman etmeye çalışıyorlar. Yine de halimden memnunum. 19 yaşındayım, kendimle yüzleştim. Kendimi olmadığım biri gibi göstermeye de çalışmıyorum.Marmara Üniversitesi'nde okuyorsun değil mi?Ekin Evet ama bu olaylar yüzünden şu aralar okula gitmiyorum.Diyorlar ki, 'Eşcinsellik cinsel tercih!' Saçma! Nedir bu, marjinal bir duruş mu sergiliyoruz biz? Meslek mi seçiyoruz? 'Seçmek' ne demek? Biz, böyle doğduk. Seçmedik. Doğamız bu. Bu, bir tercih değil yani.Nasıl tanıştınız?Ekin Bir gece kulübünde. Ben bir kız arkadaşımla dans ediyordum. Birden Emrullah'ı gördüm, 'Melis, bak ne kadar tatlı bir çocuk!' dedim. Sonra tanıştık, dans ettik. Zaten sabah olmuştu, bizim eve geldik.Emrullah Birbirimizi tanıdığımız andan itibaren hiç ayrılmadık. Zaten çok kısa süre sonra da birlikte yaşamaya başladık.Ekin İlişkimizin üçüncü ayında fiilen evli gibiydik. Kedilerimiz, çocuklarımızdı. Biz birbirimize karşı çok dürüst ve saygılıyız. İçimiz titriyor birbirimiz için. Her şeyi paylaşıyoruz. Zevklerimiz ortak. Hobilerimiz ortak. İleriye dönük hayallerimiz var. Bizim için ortada hiçbir sorun yok, iki erkek olmamız dışında. Bize göre o da sorun değil ama millete dert oldu.Emrullah Birlikte yaşamaya karar verdiğimiz zaman Ekin'e söylediğim bir şey vardı: 'Gün içinde ne olursa olsun, kavga da etmiş olsak, gece aynı yatağa gireceğiz, aynı yastığa baş koyacağız. Salonda yatma gibi bir şey olmayacak.'Kavga da ettiğimiz oluyordu ama yatağa hiçbir zaman küs girmedik. Hiçbir zaman ayrı odalarda yatmadık. Düğünümüzü şimdiye kadar biriktirdiğimiz parayla yaptık.Çok eleştirildi o kırmızı kuşak... Niye bağladın beline evlenirken?Ekin : Bir kere biz, birbirimizi kesinlikle kimlikleştirmiyoruz. 'Sen bu ilişkide erkeksin, ben kadınım' gibi bir şey yok. Biz ikimiz de gay'iz. O kırmızı kurdeleyi de şöyle açıklayayım: Ben sanatçı olarak eğitim alıyorum, düğünüm başlı başına bir mesajdı ama düğünümün içinde ayrı bir mesaj da vermek istedim. Bekâretin önemsiz olduğunu anlatıyor o belimdeki kırmızı kuşak. Yoksa, ben bir erkeğim, benim nerem bakire? Ben dışa- vurumculuk yapıp, bu şekilde ifade etmeye çalıştım kendimi. Mesajımı çok güzel alanlar oldu, yanlış değerlendirenler de...Emrullah Bu bizim düğünümüz, nasıl istersek öyle yaparız. İnsanlar buna niye bu kadar takıldılar anlayamadık.Kimleri davet ettiniz düğününüze?Emrullah Sevdiklerimizi, yakın çevremizi. Orada olmasını istediğimiz 90 kişiyi...Parayı nereden buldunuz?Ekin Şimdiye kadar biriktirdiğimiz parayla yaptık. Destek olan arkadaşlar da vardı. Sağ olsunlar. Ama takılarımı bile oraya bıraktım.Siz bu işi ciddiye almış mıydınız yoksa geyik mi yaptınız?Ekin: Tabii ki ciddiye aldığımız bir şey yaptık! Biz zaten duygusal olarak evliydik, orada imza atman bir şey değiştirmiyor ki. Zaten evli olarak yaşıyorduk. Biz bunu bir düğünle taçlandırmak istedik. Zaten davetiyemize de 'Sadece sizin dilekleriniz eşliğinde kaygılarımızdan arınacağımızı düşünüyoruz' diye yazdık.Şu an ne hissediyorsunuz?Ekin Bu kadar hakareti ve aşağılanmayı hak edecek bir şey yapmadık biz. Birbirimizi sevdik o kadar. Kimseyi öldürmedik, kimseye tecavüz etmedik. Bana gelen korkunç bir mesaj var. Çok çok ayıp bir şey. Nefretin seviyesizliğine bakın, '5 yaşındaki bir çocuğa tecavüz etseydiniz sindirebilirdik ama bunu sindiremeyiz!' demişler.Ya senin aile hikâyen...Emrullah Batmanlıyım. Kürt'üm. Ama 26 yıldır İstanbul'dayız. Heteroseksüel gibi gezdim, dolaştım, davrandım. 25 yaşına kadar sadece kendi içimde yaşadım. En yakın arkadaşlarımla bile hiçbir şey paylaşmadım. Ekin'e her zaman söylüyorum, onun cesaretine hayranım. Onun sayesinde ben de kendim olabildim. Biz bir şeyleri değiştirmişsek ne mutlu bize...Evliliğinizi, dünya âleme duyurmak nereden aklınıza geldi? Gerekçeniz neydi?Ekin Biz aslında sadece eşcinsel camiaya seslenmek, onlara cesaret vermek istemiştik. 'Yalnız değilsiniz! Sizin gibi başka insanlar da var. Biz de onlardanız. O kadar da güçsüz, aciz değiliz. Korkmayın!' demek istemiştik. Akit gazetesi dışında, bütün gazeteler sadece haberi verdiler. Teşekkür ediyoruz. Tamam internet sitelerinde birtakım feci yorumlar vardı. Akit, 'Sapıklar düğün yaptı, yetkililerin soruşturma başlatmasını bekliyoruz' diye yazdı ama genel olarak 'iki eşcinsel evlendi' diye verildi haber. Biz homofobiklere hedef tahtası olmayı göze almıştık. Ülkemizde de gay evlilikleri başlasın diye yaptık. Kim ne derse desin, eşcinsel özgürlük mücadelesinde bir yerimiz olduğunu düşünüyorum.Eşcinsel olduğunu ne zaman fark ettin?Ekin Kendimi bildim bileli... Bir çocuk dergisi vardı. Oradaki bir erkek çocuğu beğeniyordum. Kızlarla oldum olası bir alakam olmadı. Annem durumu fark edince, doktor doktor dolaştık, kadıncağız perişan, herkese soruyordu: 'Ekin, trans mı, gay mi, nedir, bana söyleyin!' Bir gün bütün aileyi topladım, 'Bırakın artık doktorlara gitmeyi' dedim, 'Ben eşcinselim.' Söyleyiverdim. Nasıl rahatladım anlatamam. Hüngür hüngür ağladık annemle birlikte. Sonra tabii amcalarım filan dahil oldu. 'Ekin'i okula yollamayacağız, okul hayatı bitmiştir!' dediler.Neden?Ekin Beni hetero yapacaklar da ondan! 'İşe başlasın, inşaata girsin!' Erkeksi bir iş ya, kendimi erkek gibi hissedeceğimi düşünüyorlar. İki sene ev hapsi yaşadım. Sonra Güzel Sanatlar Lisesi'ne kaydolmamı kabul ettiler. Babam bırakıp, getiriyordu. Bıçak çekenler oldu, küfür edenler oldu, arkamdan 'Travesti!' diye bağıranlar oldu. Benim tek kurtuluşum İstanbul'du. Üç yıl boyunca gözümü kırpmadan çalıştım. Benimle hazırlanan hocam şahit. Mersin Güzel Sanatlar Fakültesi birinciliği, Hacettepe Resim Bölümü birinciliği, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Resim Bölümü birinciliği... Ama ben Marmara Üniversitesi'ni tercih ettim. Çok tatlı bir hocam var. Diyor ki, 'Ekin, ben seni kaybetmek istemiyorum. Çok yeteneklisin!' Üçüncü sınıftayım ama şu aralar tehditler yüzünden devam edemiyorum.T24
Ümit Kocasakal İstanbul Baro Başkanlığı'na Yeniden Seçildi
Ümit Kocasakal İstanbul Baro Başkanlığı'na yeniden seçildi.14 bin 433 oyla Ümit Kocasakal İstanbul Baro Başkanlığı'na yeniden seçildi.İstanbul Barosu Genel Kurul Toplantısı'nda oy verme işlemi saat 17.00'de sona erdi. Genel Kurul'da iki dönemdir Baro Başkanlığı yapan ve yönetime yeniden aday olan Doç. Dr. Ümit Kocasakal'ın yanı sıra, Çağdaş Avukatlar Grubu, Hukukun Üstünlüğü Platformu, İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu ve Özgürlükçü ve Demokrat Avukatlar grubunun adayları yarıştı. 14 bin 433 oyla Ümit Kocasakal İstanbul Baro Başkanlığı'na yeniden seçildi.HaberTürk
Reklam
Twitter'ın Mobil Uygulamasında Artık Gezinirken Müzik Dinlemek de Mümkün
Twitter mobil uygulamada bir yeniliğe giderek SoundCloud’dan paylaşılan parçaları dinlerken, uygulama içinde gezinebilme özelliğini duyurdu.Bu özellik sayesinde kullanıcılar SoundCloud’dan paylaşılan bir linke tıkladıklarında başka bir sayfaya yönlendirilmeden uygulama içinde müzik dinleyebilecek. Böylece kullanıcılar zaman kaybı yaşamayacak.iOS ve Android kullanıcılarına sunulan yeni özellik, yakın zamanda SoundCloud’un haricinde diğer online müzik dinleme servislerini kapsayacak.Diken
Klasik Cadılar Bayramı Kostümlerini Akıllı Telefon Teknolojisi ile Birleştiren 6 Ürpertici Tasarım
Eski NASA mühendislerinden ve oldukça yetenekli bir giysi tasarımcısı olan Mark Rober, klasik cadılar bayramı kıyafetlerini, akıllı telefon teknolojisi ile birleştiren çok ilginç tasarımlar yarattı. Telfonunuza indireceğiniz -ücretsiz- bir uygulama sayesinde, bu çılgın kostümlere sahip olabilirsiniz.Rober'ın tasarımları, akıllı telefonunuz için özel olarak tasarlanmış bir taşıma yeri olan bir grup tişört ve maskeden oluşuyor. Bu tişört ve maskeleri giyiyorsunuz, telefonunuzu özel olarak hazırlanmış alana yerleştiriyorsunuz, ve Rober'ın uygulamasından, kostümünüze uygun bir 'çılgınlık' seçiyorsunuz. Dahası, bu uygulamayı kullanmak için Rober'ın tasarladığı tişört ve maskelere para vermek zorunda da değilsiniz. Evde kendi kendinize yarattığınız kıyafetlerle de bu uygulamayı kullanabilirsiniz.
Reklam
'Almanlar, En Azından Ermeni Katliamından Haberdar Olup Engellememe Suçunu İşledi'
'Beni cesaretlendiren Hasan Cemal'in kitabı oldu'.Yönetmen Fatih Akın , Türkiye'de gösterime girmeden bazı çevrelerden ölüm tehditleri ve mesajları aldığı The Cut'ın, soykırım üzerine bir film olmadığını ve filmde politika yapmadığını dile getirdi.Akın, soykırım konusunda kendisini cesaretlendiren kişinin gazeteci-yazar Hasan Cemal 'in yazdığı 1915 Ermeni Soykırım kitabı olduğunu belirterek, 'Eğer o dönemin sorumlu paşalarından Cemal Paşa’nın torunu bu sözcüğü kullanıyorsa ben de kullanabilirim diye düşündüm. Bu kitap her kitapçıda satılıyor. Vitrinlerde sergileniyor.' dedi.Film yapılacak birçok olay var. Türkiye’de en fazla susulan konu tartışmasız Ermeni Soykırımı. Filmin için neden bu konuyu seçtin?Bu konuyu ben aramadım, tersine konu beni buldu. Türkiyeli bir ailenin çocuğu olarak hep ilgimi çekti. Hele de bu konunun tabulaştırılması. Ne zaman bir şeyler yasaklanırsa, meraklı ve araştırıcı olurum. Bu konuda da ele alınmamış birçok şey keşfettim.Bu sorun Türkiye’de hâlâ tabu mu?Yedi yıl önce Hrant Dink öldürüldüğünde İstanbul’da herhangi bir kahvede soykırım üzerine sohbet etseniz, yan masadakilerin ‘Hey ne üzerine konuşuyorsunuz bakayım öyle?’ diye müdahalesiyle karşılaşabilirdiniz. Şimdilerde hemen hemen her yerde hem de fısıldamaya gerek kalmadan konuşabilirsiniz.Türkiye’de halk açısından hiçbir sözcük ‘soykırım’ sözcüğü kadar politik yüklü değil. Türkiye’de de bu sözcüğü kullanıyor musun?Evet. Beni bu konuda cesaretlendiren, tanınmış gazeteci Hasan Cemal’in 1915-Ermeni Soykırımı kitabı oldu. Eğer o dönemin sorumlu paşalarından Cemal Paşa’nın torunu bu sözcüğü kullanıyorsa ben de kullanabilirim diye düşündüm. Bu kitap her kitapçıda satılıyor. Vitrinlerde sergileniyor.Türklerin, tarihlerinin bu bölümüyle yüzleşmelerinin bu kadar zor olmasının nedeni ne?Eğer bir halk, kuşaklar boyu tarih yazıcıları ve politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılırsa, ‘Böyle bir şey olmadı. Bu kocaman bir yalan!’ denirse, söylenenleri içselleştirebiliyor. Ailelerinden, okul kitaplarından, gazetelerden farklı bir şey duymadılar. Onları suçlayamam. Ama politikacıların ‘tarihi tarihçilere bırakalım’ demeleri yanlış. Tarih bize aittir, insanlara, hepimize...Filmi çekmeden önce konuya nasıl hazırlandın?Sanırım konu üzerine yaklaşık 100 kitap okudum. Aralarında Küba’ya göç eden bir Ermeni’nin biyografisi, ailesiz kalmış çocukların kaldığı yurtlar üzerine belgeseller ve hatta Halep’teki genelevler üzerine hikayeler de vardı. Hayatımda ilk kez Ermenistan’a gittim ve tabii ki Erivan’daki Soykırım Müzesi’ni ziyaret ettim. Orada müze direktörü Hayk Demoyan’la tanıştım. Bana birçok Ermeni’nin önce Küba’ya, oradan da Amerika’ya kaçtığını anlattı. Bunu Ermeniler’in çoğu bile bilmiyor. Filmimde bu duruma da yer verdim.Filmin kahramanı Nazaret, Mardin’de yaşıyor. Bu şehri nasıl seçtin?Fransız tarihçi Yves Ternon’un Mardinli Ermeniler üzerine yazdığı kitabı okumuştum. Mardin, Suriye sınırından pek uzak değil. Coğrafya ve hikaye açısından acılı öyküsünün buradan başlaması uygundu. Nazaret’in çöle yolculuğunun uzun sürmemesi gerekiyordu. Nazaret’in Deir Zor’a sürgün edilen Ermeniler arasında olmamasına karar verdim.Tersine Nazaret’in küçük bir kamp olan Ras al-Ayn’a götürülmesine karar verdim. Mardin, Diyarbakır ve Midyat’lı Ermeniler Ras al-Ayn kampına götürüldüler. Buraya Mardin’den birkaç günde erişilebilir. İşte kahramanımız bu yolu yürüyor. Filmin çekimine başlamadan bu yolda kendimiz de yolculuk yaptık. Suriye’de savaşın başlamasından altı ay önceydi.Alman İmparatorluğu’nun soykırımdaki rolü konusunda bilgin var mıydı? Müttefik devlet olan Osmanlıların Ermeniler’le ilgili planlarından haberleri vardı, ama stratejik nedenlerle müdahale etmeme kararı aldılar...Evet, Alman İmparatorluğu katliam ve diğer insanlık dışı davranışlardan haberdardı ama karışmadı. Osmanlı İmparatorluğu’nu silah arkadaşı olarak kaybetmek istemiyordu. Bu nedenle müdahale etmediler ve Türk sorumluları engellemeye de karışmadılar. Bu açıdan Almanlar en azından katliamdan haberdar olup engellememe suçunu işlediler. Ancak soykırıma aktif olarak katılıp katılmadıkları veya lojistik açıdan katliamın olmasına olanak sunup sunmadıkları hala araştırılıyor.The Cut filmi Ermeni soykırımı üzerine bir film mi?İki kızını bulmak için dünyayı dolaşan bir babanın öyküsünü anlatıyorum. Baba, batıya doğru, ta Amerika’ya kadar yolculuk yapıyor. Bir yerden göç ve bir yere yerleşme öyküsü. Bu öykü, soykırımın arka planında yer alıyor. Ama film soykırım üzerine bir film değil. Politikacı olmadığımdan filmimde politika yapmadım. Tarihi travmatik ve ele alınmamış olaylara bağlı olarak bir öykü anlatıyorum. The Cut filminde kimin iyi, kimin kötü olduğu net olarak belli değil. Örneğin filmin kahramanı Nazaret, kurbanken suçlu duruma düşerek iyi kalpli bir Türk sayesinde hayatını kurtarabiliyor.Filmin basın dosyasından derleyen Semra ÇelikT24
İslamabad Benazir Butto Havalimanı 'Dünyanın En Kötüsü' Seçildi
Pakistan’ın başkenti İslamabad’daki Benazir Butto Uluslararası Havalimanı, yolcuların tecrübelerine dayanılarak yapılan ankette dünyanın en kötü havalimanı seçildi.SleepingAirports sitesinde Eylül 2013 ila Ağustos 2014 tarihleri arasında yapılan ‘ 2014 dünyanın en kötü havalimanı‘ anketinde, kullanıcılar konfor, imkanlar, temizlik ve müşteri hizmetleri ana başlıkları altında değerlendirmede bulundu.Anket sonucunda Benazir Butto Havalimanı ilk sırada yer alırken, yolcular burayı ‘ merkez hapishane ‘ye benzetti. Güvenlik görevlilerinin agresif tavırları, teknolojik imkansızlıklar ve kirlilik de havalimanını ilk sıraya taşımaya yetti. Sitenin kullanıcıları şimdiden yapımı 2016 yılında tamamlanacak yeni havalimanını beklediklerini belirtti.Dünyanın en kötü havalimanları listesinde ilk 10 şöyle1. Benazir Butto Havalimanı (Pakistan)2. Kral Abdülaziz Havalimanı (Suudi Arabistan)3. Katmandu Tribhuvan Havalimanı (Nepal)4. Manila Ninoy Aquino Havalimanı (Filipinler)5. Taşkent Havalimanı (Özbekistan)6. Paris Beauvais-Tille Havalimanı (Fransa)7. Frankfurt Hahn Havalimanı (Almanya)8. Bergamo Orio al Serio Havalimanı (İtalya)9. Berlin Tegel Havalimanı (Almanya)10. New York City LaGuardia Havalimanı (ABD)Diken
Altın Portakal Törenine Ünlü Yönetmenin 'Küfrü' Damga Vurdu
Altın Portakal ödül törenine yönetmen Ertem Görenç'in 'Türk sinemasını rahat bırakın, yoksa festivalin formatına uyarak ananızı ... ederim' sözleri damga vurdu.51. Altın Portakal Film Festivali Kapanış Töreni'ne yönetmen Ertem Göreç'in konuşması damgasını vurdu.Bu yıl 51'ncisi düzenlenen Altın Portakal Film Festivali'nin kapanış töreni gerçekleşti. Çeşitli dallarda ödüller sahibini buldu. Törende ise bir konuşma özellikle dikkat çekti.Ödül töreninde konuşma yapan yönetmen ve senarist Ertem Göreç 'Türk sinemasına Türkiye sineması diyorlar. Birinin adı Ahmet ise ona Mehmet diyebilir misiniz? Sinemamıza artık küfür edebiyatı hakim. Bana Türk sinemasına tecavüz etmeyin demek düşüyor. Bu küfür edebiyatıyla ilgili lafımı bağlayayım; Türk sinemasını rahat bırakın, yoksa festivalin formatına uyarak ananızı ... ederim' diye konuştu.İKİ KERE ALTIN PORTAKAL KAZANDI1950 yılında 'Kanlı Sevda'yı çekerek yönetmenlik kariyerine başlayan Göreç, 'Otobüs Yolcuları' ve 'Karanlıkta Uyananlar' filmleriyle sinemaya damgasını vurdu. 'Karanlıkta Uyananlar' ile 1965 Antalya Altın Portakal Film Festivali'inde En İyi 3. Film Ödülü'nü, 1971 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ise yine En İyi 3. Film Ödülü'nü Pamuk Prenses ve 7 Cüceler ile kazandı.18. İstanbul Film Festivali'nde de 1999 yılında Onur Ödülü alan Göreç'in pek çok filmi bulunuyor.
Manken Olmak İçin Askerliği Bıraktı
İngiliz ordusunda görevli olan Charlotte Lawson isimli kadın asker, modellik dünyasına adım atmak için Miss England’a başvurdu. 22 yaşındaki kadın, yarışmaya katılmaya hak kazanan ilk asker oldu. Model olmaya karar veren Lawson, 2010 yılında askeri eğitimini tamamladı ve aradan geçen 4 yılın ardından model olabilmek için görevini bırakma kararı aldı. Geçtiğimiz haftalarda yarışmaya başvuran genç kadın, yapılan elemelerin ardından finale kalmayı başardı.Milliyet
Reklam