Isparta'daki Kazada Büyük İhmal!
Isparta'daki kazada ortaya çıkan bir ayrıntı herkesi şoke etti. 'Dayıbaşı' daha çok para kazanmak için 24 kişilik midibüse 46 kişi bindirdi ve hayatını kaybedenlerden çoğu araca jandarma kontrolünü geçtikten sonra bindi!Türkiye dün sabah Isparta'dan gelen felaket haberiyle uyandı. Karaman'ın Ermenek İlçesi'nde madende yerin altında suyun içinde 18 işçi 5 gündür mahsur... İşçilerden 16'sı evli ve çocuklu... Yerin altındaki babalara ağlarken Isparta’nın Yalvaç İlçesi’nden elma bahçesinde çalışan işçileri Gelendost’a götüren midibüs kaza yaptı. Kazada 17 kişi öldü, 28 kişi yaralandı. Ölü ve yaralıların çoğu evlerine ekmek götürmek için didinen kadınlardı.Kaza dün saat 07.15 sıralarında Yalvaç’ın Balkonak Köyü’ne 2 kilometre uzaklıkta meydana geldi. Yalvaç’tan Gelendost’a elma toplama işinde çalışanları götüren ve sürücünün kimliği henüz öğrenilemeyen midibüs, virajlı yolda şarampole yuvarlandı.KAZADA ÖLENLERİN İSİMLERİKazada hayatını kaybedenlerin sayısı 17'ye yükseldi. Ölenlerin isimleri şöyle:Sürücü Metin Arslanalp (47), işçiler Havva Caran (20), Arife Aktaş (33), Ceylan Aksoy (19), Reyhan Caran (44), Veli Can Çelik (13), Gülseren Yayla (49), Mahsude Ünsal (57), Havva Yiğit (58), Ayşegül Karataş (36), Mihri Kale (36), Ayşe Kale (33), Şerife Aksoy (58), Muazzez Balık (62), Elmas Çelik (59), Emel Arslanalp (24) ve Buket Keskin (26).28 YARALININ İSİMLERİYaralılardan Nezahat Çakır (45), Serap Aksoy (29) ve Sevgi Ürkmez (45) Isparta Devlet Hastanesi’nde; Mevlüt Çeliker (65) Yalvaç Devlet Hastanesi’nde; Yasemin Bozoğlu (24), Mevlüt Akkuş (55) ve Neşe Çoban (39) Gelendost Devlet Hastanesi’nde; Gülesen Duru (54), Çağlar Turgut (15), Müesser Turgut (47), Elif Caran (65), Süleyman Turgut (14), Nazlı Turgut (19) ve Songül Arslanalp (42) ise Şarkikarağaç Devlet Hastanesi’nde tedavi altında bulunuyor.Kazada yaralananlardan Leyla Çelik (44), Şerife Özkan (48), Meral Arslanalp (24), Erkan Arslanalp (16), Ömer Akdeniz (46), Ömer Samur (12), Sibel Arslanalp (12), Durmuş Ali İlboğa (25), Ümit Samur (25) Akşehir Devlet Hastanesi’nde tedaviye alınırken Akşehir’e getirilen ve durumları kritik olan Nermin Ülker (33), Rabia Caran (16), Fatma Önay (40), Esme Altunbay (36) ve Sultan Bozdağ (38) Konya’daki hastanelere sevk edildi.Yalvaç Kaymakamı Ahmet Altıntaş, ilçenin Balkonak mevkisinde Akşehir'den Gelendost'a elma toplamaya giden işçileri taşıyan midibüsün ilk belirlemelere göre freninin boşalması sonucu yol kenarında istinat duvarına çarpıp yan yattığını belirtti.KAZA NEDENİ YOLCU FAZLALIĞIIsparta’dan gelen bir ekip, 1999 model midibüsün lastiklerinin derinliklerini ölçtü, aracın genel durumuyla ilgili notlar aldı. Kaza yapan midibüste kapasitesinin üzerinde yolcu alınması nedeniyle yaklaşık 1200 kilogram fazla ağırlık tespit edildi. Aracın freninin patlamasına bu aşırı yolcu almasının neden olduğunu belirten yetkililer, incelemelerin bu doğrultuda sürdürüldüğünü açıkladı.İŞÇİYE 35 LİRA YEVMİYEBahçelerdeki elma toplama işinde çalışan işçilere, bahçe sahibi tarafından kişi başı 50-55 lira ödendiği, bu paranın 20-25 lirasının işçileri bulan ’dayıbaşı’ adı verilen organizatörler ve ulaşım için kesildiği belirtildi. Böylece işçilerin eline günlük 30- 35 lira geçtiği öğrenildi.'BUGÜN OKULA GİTMEDİK'Isparta'nın Yalvaç İlçesi yakınlarındaki 18 kişinin yaşamını yitirdiği midibüs kazasından sağ kurtulan 16 yaşındaki Erkan Aslanalp ile 12 yaşındaki kardeşi Sibel Aslanalp kaza anında yaşadıklarını anlattı. Kardeşi Sibel ile birlikte 18 kişiye mezar olan midibüsten canlı çıkmayı başaran Erkan Aslanalp o anları şöyle anlattı. 'Sabah erken saatlerde elma toplamak için yola çıkmıştık. Aile bütçesine katkıda bulunmak için kardeşimle berbaer bugün okula gitmeyip elma toplamaya gidicektik Günlük 35 lira alıyorduk. Kaza anında minibüste uyuyorduk, kaza olunca camı kırarak dışarı çıktık.' Akşehir İsmet İnönü Endüstri Meslek Lisesi'nde eğitim gören Erkan Aslanalp boş günlerinde ve fırsat bulduklarında, kardeşi Sibel ile elma toplamak için bahçlere gittiklerini ifade etti. Küçük yaşlarından beri elma toplamak için bahçelere gittiklerini ifade eden Erkan Aslanalp hala Akşehir Devlet Hastanesi'nde tedavi altında kardeşi Sibel ise taburcu oldu.'GİTME ANAM DEDİM, GİTTİ'Ölen işçilerin yakınları, her sabah Akşehir’den gelen ve işçileri taşıyan midibüslerin ayakta yolcu götürdüğünü ileri sürdü. Morgda cenazesini teşhis eden bir kadın, 'Olmaz olsun fakirlik. Nasıl dayanayım ben bu acıya, ciğerim yanıyor' diye feryat ederken, bir başka kadının, 'Gitme anam dedim. Çalışma dedim. Yine gitti. Oysa ölüme gitmiş' sözleri yürekleri burktu.KAZADAN YARA ALMADAN KURTULAN TEK KİŞİKazadan yara almadan kurtulan tek kişi ise dedesinin kucağında oturan 4.5 yaşındaki Nebi Ürkmez oldu.Kazadan yara almadan kurtulan 4.5 yaşındaki Nebi Ürkmez, kendisini aynı araçta bulunan dedesi Mevlüt Çeliker’in üzerine kapanarak kurtardığını anlattı. Evde yalnız kalamadığı için annesi Sevgi Ürkmez ile Gelendost’a her sabah elma toplamaya giden Nebi, kaza sırasında dedesinin kucağında olduğunu söyledi.Aracın yoldan çıkmasıyla birlikte dedesi Mevlüt Çeliker’in kollarının arasına alarak kendisini kucakladığını belirten küçük Nebi, 'Termosla çay içtiğimiz sırada otobüs yuvarlanmaya başladı. Sonra kaza oldu. Dedem yaralandı. Baban gelip seni alacak dedi' diye konuştu.GÜNDE ORTALAMA 10 KİŞİ ÖLÜYORSağlık Enstitüsü Derneği (SED) Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, yaptığı yazılı açıklamada, Isparta’daki kazaya dikkati çekerek, acil eylem planlarını oluşturmak için derneğin ev sahipliğinde sivil toplum kuruluşlarının 9- 10 Kasım’da İstanbul’da,’Yol Güvenliği Sivil Toplum Buluşması’ gerçekleştireceğini bildirdi. Açıklamada ayrıca, midibüs kazasıyla ilgili şu tespitlere dikkat çekildi:'Emniyet kemerleri takılı olsaydı bugün yolcular yola fırlayıp ölmezlerdi, yaralanmazlardı. Yolcuları bilinçlendirmek çok önemli ve yasamızdaki emniyet kemeri bulundurma ve kullanma üzerine mevcut istisnalar ivedilikle kaldırılmalı, uygulama yakından takip edilmeli. Bu yıl, Eylül 2014 sonu itibariyle toplam 279 bin 215 kaza meydana geldi. 2709 ölü ve 214 bin 277 yaralımız var. Ortalama günde 10 ölü ve 793 yaralı ile karşı karşıyayız.'Çarpışmaların önlenmesinin kısa sürede başarılabilecek bir konu olmadığı kaydedilen açıklamada, 'Çarpışma anında maksimum korunmayı tesis edebilmeliyiz. Emniyet kemeri takılmadığı zaman çarpışma anında yolcuların ve sürücülerin yola fırladıkları ya da araç içerisinde araca veya diğer yolculara çarpmak suretiyle yaralandıkları ve öldükleri bir gerçek. Eylül 2014 sonu itibariyle, 307 ambulansın, 11 bin 113 otobüs ve minibüsün, 87 bin 795 otomobilin (Bu otomobillerin yüzde 26’sı 1995 model öncesi araçlardır) kazaya karıştığını görüyoruz. Otobüs yolcuları, 1995 model öncesi otomobillerin arka koltuk yolcuları ve ambulanslarda sağlık personeli için emniyet kemeri bulundurma ve kullanma zorunluluğu getirilmelidir' denildi.KAZADAN YARALI KURTULAN LİSELİ ANLATTIIsparta’nın Yalvaç İlçesi yakınlarındaki 18 kişinin yaşamını yitirdiği midibüs kazasından hafif yaralı kurtulan tedavisinin ardından taburcu olan Akşehir İsmet İnönü Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi 16 yaşındaki Erkan Aslanalp yaşadıklarını anlattı. Midibüste 12 yaşındaki kız kardeşi Sibel Aslanalp’ın da bulunduğunu ve kardeşinin de taburcu olduğunu belirten Erkan Aslanalp, şunları söyledi:'Sabah erken saatlerde elma toplamak için yola çıkmıştık. Aile bütçesine katkıda bulunmak için kardeşimle beraber bugün okula gitmeyip elma toplamaya gidecektik. Günlük 35 lira alıyorduk. Kaza anında minibüste uyuyorduk, kaza olunca camı kırarak dışarı çıktık.'Erkan Aslanalp boş günlerinde ve fırsat bulduklarında, kardeşi Sibel ile elma toplamak için bahçelere gittiklerini ifade etti.Nurettin Arkan - DHA
Göçük Altında Beşinci Gün
18 işçi, 5 gündür Ermenek'teki kömür ocağında, toprağın ve suyun altında. Madene dolan su önemli ölçüde boşaltıldı, şimdi ekipler çamurla mücadele ediyor.Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) yapılan açıklamada çalışmaların geldiği aşama şu şekilde anlatıldı;“İkinci bir kazaya sebebiyet vermemek ve çalışma alanının güvenli bir hale dönüştürülmesi için, su çekildikten sonra alanda çamur boyutunda olan malzeme dışarı çekiliyor, basıncın etkisiyle tavanda ve yan duvarda oluşan malzeme dolguları tahliye ediliyor. Alan temizlendikçe pompalar aşamalı bir şekilde daha aşağıya indiriliyor.''Madendeki suyun tahliyesi ile ortaya çıkan çamur ve hafriyatın dışarıya atılması çalışmalarının Türkiye'nin farklı illerinden bölgeye getirtilen araç ve malzemelerle sürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, ''Gece gündüz özverili bir şekilde devam eden çalışmalar için çok sayıda motopomp, jeneratör, çamur pompası, arazöz, hidrosap, sondaj aracı, seyyar aydınlatma cihazı, çadır, battaniye ve uyku tulumu, seyyar mutfak, mobil yatakhane, kumanya ve içecek sevk edildi'' ifadesi kullanıldı.AFAD açıklamasına göre maden ocağındaki çalışmalara 123’ü su ve çamur boşaltma işleminde olmak üzere toplam 627 kişilik ekip ve 138 araçla ara verilmeden devam ediyor. Ayrıca 15 dalgıç da hazır bekletiliyor. Açıklamada madenci aileleri ve kurtarma ekipleri için yapılan çalışmalar ise şöyle;''Mahsur kalan madencilerin aileleri ile sahada görevli personelin dinlenmesi ve barınması için tesisler oluşturuldu. AFAD ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın psikososyal destek ekipleri, kömür ocağında mahsur kalan madencilerin çocukları için çeşitli etkinlikler düzenliyor, ailelere destek oluyor. Çocuklar için bölgede oyun çadırı kuruldu.”AA
Diyarbakır'da Yürüyüş ve Miting Sorunsuz Şekilde Sona Erdi
HDP'nin izinsiz sokağa çıkma çağrısı üzerine Diyarbakır'da yürüyüş ve miting düzenlendi. Yürüyüş ve miting sorunsuz bir şekilde sona erdi.HDP'nin izinsiz sokağa çıkma çağrısı üzerine Diyarbakır'da yürüyüş ve miting düzenlendi.Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Başkanlığınca düzenlenen yürüyüş ve miting için bir grup, Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı'nda toplandı.Daha sonra HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, DBP İl Başkanı Zübeyde Zümrüt'ün de aralarında bulunduğu grup İstasyon Meydanı'na doğru yürüdü.Yürüyüş sırasında güvenlik güçleri yürüyüşe katılanların belirlenen güzergah dışına çıkmamaları için cadde ve sokak başlarında zırhlı araçlarla, kollarında görevli yazılı bantlar bulunan DBP'li görevliler de el ele tutuşarak önlem aldı. Bir polis helikopteri de kent üzerinde uçuş gerçekleştirdi.Terör örgütünü simgeleyen posterlerin taşındığı yürüyüşte, sık sık terör örgütü IŞİD aleyhine sloganlar atıldı.Yürüyüşün ardından İstasyon Meydanı'nda düzenlenen mitingde konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Aydoğan, IŞİD'in sadece Kürtlerin değil insanlığın düşmanı olduğunu ifade etti.'Kobani'deki bu insanlık dışı çetelere karşı sergilenen direnişi bütün dünya halkları izledi ve gördü. Bu nedenle 1 Kasım 2014 Dünya Kobani ile Dayanışma Günü ilan edildi' diyen Aydoğan, IŞİD'in Kobani'deki çok kimlikli, kültürlü ve inançlı modele saldırdığını belirtti.Aydoğan, 'Bugün IŞİD çeteleri Kobani'de kadın özgürlüğüne saldırıyor. Bugün Kobani'de sergilenen bir onur ve özgürlük mücadelesidir. Onun için dünya insanlığı Kobani'nin yanındadır' diye konuştu.Konuşmaların ardından miting olaysız sona erdi.Öte yandan, yürüyüş ve miting nedeniyle asker ve polis kentin bazı bölgelerinde güvenlik önlemi aldı. Bağlar, Sur, Yenişehir ve Kayapınar ilçelerinde bazı esnaf kepenk açmadı.Yürüyüş öncesinde güvenlik güçlerince düzenlenen operasyonda, şüphe üzerine 28 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.Aziz AslanAA
Kim Kardashian'ın Oyunu Para Basıyor!
Ünlü reality show yıldızı Kim Kardashian'ın oyunu 'Kim Kardashian: Hollywood', yapımcı şirkete 64.8 milyon dolar gelir sağladı.Glu Mobile, tarafından geliştirilen Kim Kardashian: Hollywood oyunu çıktığı günden bu yana 64.8 milyon dolar gelir elde etti.Glu Mobile, geçen sene bu dönemlerde oyunlardan yaklaşık 21.7 milyon dolar gelir elde etmişti. Ondan önceki yıl da 10.6 milyon dolar gelir sağlayan şirket, Kim Kardashian'ın oyunu üzerinden de gittikçe gelir elde etmeye devam ediyor. Kim Kardashian'ın oyununun piyasaya sürülmesiyle birlikte şirketin gelirlerinde oldukça artış medyada geldi.Ücretsiz olarak kullanıcılara sunulan oyunda, sıfırdan başlayıp kendinizi geliştirerek Hollywod dünyasında kendinize bir yer edinmeye çalışıyorsunuz. Kendinizi geliştirirken dilerseniz oyun içindeki birçok satın alınabilir öğeyle de daha hızlı yol katedebiliyorsunuz ve böylece oyunun amacına daha da yaklaşmış oluyorsunuz. Kim Kardashian: Hollywood kullanıcılar tarafından oldukça sevilen bir oyun olarak piyasasada gittikçe yayılıyor.Deer Hunter 2014, Hercules, RoboCop, Frontline Commando ve Contract Killer gibi ünlü mobil oyunların geliştiricisi olan Glu Mobile'ın, yapılan analiz araştırmalarına göre tüm oyunlarıyla birlikte bu yıl içinde 150 milyon dolar gelir barajını aşması bekleniyor.'Kim Kardashian: Hollywood' oyunu iOS için buradan, Android için ise buradan indirilebiliyor.İHA
2014’te 101 Kadın İşçi Hayatını Kaybetti
2014’ün ilk on ayında işe gelirken ya da dönerken hayatını kaybeden 322 işçinin 94’ü tarım emekçisi. Yine on ayda hayatını kaybeden 101 kadın işçinin 64’ü tarım emekçisi.Isparta'da elma toplamaya giden mevsimlik tarım işçilerinin olduğu minibüsün kaza geçirmesi sonucu hayatını kaybeden işçilerin sayısı 17’ye yükseldi.Hayatını kaybeden işçilerden 14’ü kadın.İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi’nin verilerine göre 2014’ün ilk on ayında 64’ü tarım emekçisi olmak üzere 101 kadın işçi hayatını kaybetti.İSİG Kadın Meclisi kadınların tarımda ücretsiz aile işçisi veya mevsimlik işçi şeklinde sosyal güvenceden yoksun çalıştığına dikkat çekiyor.“Mevsimlik tarım işçisi kadınlar işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yoksun... En çok yollarda savrularak ölen tarım işçileri, boğulma, zehirlenme, traktör altında ezilme gibi nedenler yüzünden de canlarını kaybediyorlar.”Tarım emekçilerine yönelik iş cinayetlerinde trafik ve servis kazaları önemli bir bölümü oluşturuyor.İSİG verilerine göre 2014 yılının ilk on ayında işe giderken ya da gelirken hayatını kaybeden 322 işçinin 94’ü tarım emekçisi.İSİG, tarım işçilerinin kapalı kasa kamyonetler, traktör römorkları gibi uygun olmayan koşullarda tarlalara taşındığına dikkat çekiyor.Meclis, iş cinayetlerine ve zor çalışma koşullarına rağmen mevsimlik tarım işçileriyle ilgili düzenleme yapılmadığına dikkat çekiyor, bu düzenlemelerin gerçekleştirilmesine vurgu yapıyor.İşçi Sağlığı ve İş Meclisi'nin raporlarına göre, 2013 yılında hayatın kaybeden 1235 işçiden 433'ü trafik ve servis kazasında öldü.Bianet
Reklam
'Aziz Yıldırım'ın Türk Futbolundan Eli Çektirilmeli'
Cavcav; 'Aziz Yıldırım'ın Türk futbolundan eli çektirilmeli ve Fenerbahçe'den üyeliği düşmeli' dedi.Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, 90+6′da gelen golle yendikleri Başakşehir maçının ardından yaptığı açıklamada Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ı hedef alan açıklamalar yaptı.Cavcav; “Aziz Yıldırım’ın Türk futbolundan eli çektirilmeli ve Fenerbahçe’den üyeliği düşmeli” dedi.Amk Spor
DBP Kongresinde Türk Bayrağı ve Öcalan Yan Yana
Şırnak'ta Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) kongresinde Türk bayrağı ile Abdullah Öcalan fotoğrafı yan yana asıldı. Özgürlük için bütün olanakların oluştuğunu ve artık özgür olması gerektiğini söyleyen DBP Eşgenel Başkanı Kamuran Yüksek, hukuk ve adaleti de kendilerinin sağlaması gerektiğini belirtti.DBP Şırnak İl Kongresi Eş Genel Başkan Kamuran Yüksek, HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ve partililerin katılımıyla Belediye Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Salona Türk bayrağı ile Abdullah Öcalan'ın fotoğrafı yan yana asıldı. DBP Eşgenel Başkanı Kamuran Yüksek, halk olarak bir süreçten geçtiklerini anlatırken şöyle konuştu:'Özgürlüklerimizi kazanabileceğimiz, yüzyıllık hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz imkanları yakalamış durumdayız. Tabii ki kolay olamıyor. 40 yıldan bu yana son aylarda yaşadığımız gibi bedeller ödeyerek, mücadele ederek özgürlüklerimiz elde etmenin eşiğine gelmiş bulunuyoruz. Bizim iki temel hedefimiz var; Birincisi Kürdistan halkının özgürlüğü, demokratik temelde uluslaşmanın gerçekleşmesidir. Bununla beraber toplumsal devrimin gerçekleşmesi yerelde demokrasinin inşasıdır. İki hedefi de inşallah gerçekleştireceğiz. Tabii ki bunun için örgütlenmek gerekiyor. Kendi kendimizi yönetebilmemiz yerel demokrasimizi mahalleden köye, kasabalara kentlere, bölgelere kadar geliştireceğimiz bir örgütlük düzeyi yakalamamız gerekiyor.''ÖZGÜRLÜK İÇİN BÜTÜN İMKANLAR OLUŞMUŞTUR'Yüksek, gelinen gelinen noktada bölgede dengelerin değiştiğini, rejim, devletlerin yıkıldığını ve dünyanın yeniden şekillendiğini söyleyerek, şöyle dedi:'Bir kez daha bize özgürlük imkanları doğmuştur. Bu yüzyılın başında halkımızın özgürlüklerini elde edebilmesi için bütün imkanlar oluşturulmuş durumdadır. Bundan sonrası yürümektir. Kararlı, durmadan ama bu tarihsel sürecin farkında olarak halkımızın özgürlüğü için ve inşallah en yakın zamanda Kürdistan halkımızın özgürlüğünü gerçekleştirmiş olacağız. Kürdistan halkı özgürleşmelidir. Kimliği; kültürüyle her şeyi ile özgürleşmelidir. Bütün statüleri, bunun yanı sıra toplumsal adaleti sağlanabilmelidir. Bu bayrağın altında ne yaşandığı da çok önemlidir. Bu bayrağın altında toplumumuza adaleti, eşitliği tesis edemesek, toplumun özgürlüğünü sağlayamasak, kendimizi yönetebilecek düzeye getiremesek o bayrak çok anlamlı olmayacaktır. Özgürlük bayrağın yanında toplumsal özgürlüğü toplumsal adaleti, toplumsal eşitliği de sağlamak durumundayız. Bunun için partimizi mahalle, köy, kasaba, ilçelerde ilde bütün bölgede bütün Kürdistan alanında yerel demokrasiyi kurmak ve sağlama görev ve sorumluluğuna sahiptir. Yani her mahallenin, her kasabanın her köyüm kendi kendini yönetebilme düzeyini yaratabilmemiz gerekiyor. Demokrasi kendini idare edebilmektir. Demokrasi devletin işi değildir. Toplumun işidir. Toplum kendi kendini yönetebilmesidir. Bizzat bu halkın kendi kendini yönetebilmesidir. Konfederal temelde her mahalle, her kasaba her köy her ilçe örgütlenip kendini yönetebilme düzeyine kavuşturup aynı zamanda konfederal birliğin sağlanması şeklinde oluşturulacaktır.''HUKUK VE ADALETİ KENDİMİZ SAĞLAMALIYIZ'Yüksek, 'devletin geliştirdiği politikalarla karşı gasp ettiklerini' bu topluma geri vermesi için mücadele edeceklerini ifade ederken, şöyle devam etti:'Devletten, başka yerden beklemeden ekonomik anlamda örgütlenmek durumundayız. Geliştirmek ve işlemek zorundayız. Artık devlete mahkum olmak yok. Artık diğer yerden beklemek yok. Biz bize yeteriz, biz geliştirebiliriz yeter ki bize gölge etmesinler. Yeter ki örgütlenelim. Hukuk ve adaleti kendi toplumumuz içinde kendimiz sağlamalıyız. Toplumsal sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz. Ailelerimiz, kişiler arasında, başka konularda yaşanan yaşanabilecek bütün toplumsal sorunlarımızı o mahalle de, o köyde, o kasabada, o ilde, o ilçede ne yaşanıyorsa işte oluşturduğumuz yönetimlerimiz, mekanizmalarımız, meclislerimiz aracılığıyla kendi gündemimize alıp kendimiz çözeceğiz. Hukuk ve adaleti bizden daha iyi tesis edecek başka güç yoktur. Biz adalet için yola çıkmış insanlarız. Biz adalet için kurulmuş bir partiyiz. Zaten adaletsizliğe maruz kaldığımız için biz varız.' Ebubekir KARATOPRAK - DHA
Reklam
iPhone 6 Plus'ın Bükülme Sorunu Çözüldü mü?
Bu yıl Apple'ın merakla beklenen yeni telefonu iPhone 6 Plus'ın bükülme problemi çözülmüş olabilir. Bir Reddit kullanıcısı tarafından ortaya koyulan detaylar bunu destekler yönde.Apple'ın piyasaya sürdüğü yeni akıllı telefonları iPhone 6 ve iPhone 6 Plus kuşkusuz satış rakamlarıyla oldukça dikkat çekiyor. Fakat dikkat çektiği tek yönleri bu değil.Takipçilerin yakından bileceği üzere iPhone 6 Plus özellikle kolay bükülme problemi nedeniyle oldukça tartışma konusu olmuştu.Bu tartışmalar hala süre dursun Reddit'te bir kullanıcı yeni üretilen iPhone 6 Plus'ların önceki iPhone 6 Plus'lardan daha güçlü bir metal ile üretildiğini savunuyor.20 gramlık bir fark söz konusuKullanıcı, önceki iPhone 6 Plus'ının rahat büküldüğünü fakat yeni aldığı iPhone 6 Plus'ın daha farklı bir tutuş hissiyatı verdiği ve telefonları karşılaştırdığında yeni telefonun 20 gram daha ağır olduğunu söylüyor.Apple tarafından bu konuya dair hala açıklama gelmemiş olması ise bu varsayımı oldukça güçlü kılıyor. Bükülme probleminin oldukça sükse yarattığını düşünürsek Apple bu sorunu sessiz bir şekilde çözmüş de olabilir.ShiftDelete.Net
Google'dan Bedava Uluslararası Konuşma İmkanı
Google, Hangouts hizmetini öne çıkarmak için uluslararası arama yapma özelliği sunacak. İlk dakikası bedava olacak hizmet, 2015'te tüm ülkelerde geçerli olacak.Google, Gmail, Google+ ve Chrome üzerinde kullanılabilen Hangouts üzerinden uluslararası arama yapma seçeneğini hayata geçirdi. Google'ın sessiz sedasız duyurduğu yeni hizmet, 2014 sonuna kadar 25 ülkede geçerli olacak ve aramaların ilk dakikası ücretsiz olacak.Google Hangouts ile uluslararası arama yapabilmek için Google hesabına arama kredisi yüklenmesi gerekiyor. Kullanıcılar, aynı anda birden fazla arama yaparlarsa, sadece bir tanesinin ilk dakikasını bedava konuşabilecek.Android ve iOS cihazlarda Hangouts uygulaması ile sunulacak uluslararası arama yapma hizmetini, Google hesabına sahip olan herkes PC'lerinde Gmail veya Google+ ile de yapabilecek. Google'ın verdiği bilgiye göre, Hangouts ile arama yapabilecek olmanıza rağmen aramaları, kısa mesajları ve sesli mesajları almak için sadece ABD'de sunulan Google Voice hesabı gerekiyor.Google, yabancı ülkelerde iletişim kolaylığı sunmak için hayata geçirdiği yeni özellikle Hangouts kullanımının artmasını hedefliyor. Hangouts ile sunulan uluslararası arama özelliğiyle ilgili daha fazla bilgi almak için bu bağlantıya bakabilirsiniz.Al Jazeera
İstanbul'da Yüzlerce Kişi Kobanê İçin Yürüdü
İstanbul'da Tünel'de buluşan binlerce kişi, Kobanê'yle dayanışmak için yürüdü.İstanbul Kobane Dayanışması’nın 1 Kasım’da Kobanê’ye için yürüyüş çağrının ardından yüzlerce kişi IŞİD’in saldırısı altındaki Kobanê’yle dayanışma için Beyoğlu Tünel Meydanı'nında toplandı. Tünel'den Galatasaray Lisesi'nin önüne kadar yürüyen eylemciler, Galatasaray Lisesi'nin önünde basın açıklaması yaptı.Fırat Alkaç ’ın Hürriyet’te yer alan haberine göre, Diyarbakır’da da bugün yapılan Kobanê’ye destek yürüyüşü sebebiyle şehrin önemli noktalarında güvenlik önlemleri alındı. Polisin yanı sıra askerî birlikler de kritik noktalarda mevzilendi. Saat 12.00 itibariyle yürüyüş başladı. Yürüyüşe binlerce kişi katıldı.İstanbul'da ise kalabalık Beyoğlu Tünel Meydanı'nda toplandı. Kalabalık, Tünel'den Galatasaray Lisesi'ne kadar yürüdü. Galatasaray Lisesi'nin önünde polisin durdurduğu grup, basın açıklaması yaptı.
Reklam
Tahkim Kurulu Yıldırım'ın Cezasını Onadı, Töre'ye İse İndirim Uyguladı
TFF Tahkim Kurulu 60 gün hak mahrumiyeti ve 26.000.-TL para cezası verilen Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın duruşma talebini reddetti ve PFDK'nın verdiği cezayı onadı.Gökhan Töre'nin 3 maçlık cezasının 1 maçı da 1 yıl süreyle ertelendi.Tahkim Kurulu'nun aldığı kararlar şöyle;Zara Belediye Spor Kulübü futbolcusu Fatih Yaman'ın AFDK'nın 23.10.2014 tarihli ve E.2014-2015/224, K.2014-2015/296 sayılı kararına itirazı incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Tüm dosya üzerinde yapılan müzakere neticesinde; Zara Belediye Spor Kulübü futbolcusu Fatih Yaman'ın, rakip takım antrenörüne yönelik saldırı ve hakaret eylemleri ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken, futbolcunun eylemlerinin bir bütün olarak değerlendirilip ceza tayinine gidilmesi Kurulumuzun yerleşik içtihatları doğrultusunda uygun görülmemiş ise de, aleyhe bozma yasağı ve cezanın re'sen aleyhe bozulamaması nedeniyle AFDK'ca, rakip takım antrenörüne saldırısı nedeniyle FDT'nin 44/1-a. maddesi uyarınca 5 resmi müsabakadan men cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile (K.2014/242);Fenerbahçe A.Ş. Başkanı Aziz Yıldırım'ın PFDK'nın 30.10.2014 tarihli ve 2014-2015/290 E., 2014-2015/335 K. sayılı kararına itirazı incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Tüm dosya kapsamında yapılan müzakere neticesinde;Eylemin mahiyeti ve Kurulumuzun emsal kararları çerçevesinde yerinde görülmeyen duruşma talebinin reddine oybirliği ile;Fenerbahçe A.Ş. Başkanı Aziz Yıldırım'a müsabaka hakemine yönelik tehdidi nedeniyle FDT'nin 41/1-b.maddesi uyarınca 60 gün hak mahrumiyeti ve 26.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile (K.2014/243);Beşiktaş A.Ş.'nin, idarecisi Ahmet Mete Vardar ve futbolcusu Gökhan Töre ile ilgili PFDK'nın 30.10.2014 tarih ve E.2014-2015/297, K.2014-2015/343 sayılı kararına itirazı incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Tüm dosya kapsamında yapılan müzakere neticesinde;(1) Eylemlerin mahiyeti ve Kurulumuzun emsal kararları çerçevesinde yerinde görülmeyen duruşma talebinin, her iki fail yönünden de reddine oybirliği ile;(2) PFDK'ca Beşiktaş A.Ş.'nin, idarecisi Ahmet Mete Vardar'a müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle FDT'nın 41/1-b maddesi 60 gün hak mahrumiyeti cezası ve 26.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile;(3) Beşiktaş A.Ş.'nin, futbolcusu Gökhan Töre'ye;Müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle FDT'nın 41/1-a. ve 35/4. maddeleri uyarınca 3 resmi müsabakadan men cezası ve 13.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile;Kurulumuzun yaptırımın ertelenmesine ilişkin kararlarında ve FDT'nin 102. maddesinde belirtilen şartları taşıdığı anlaşıldığından 'yaptırımın ertelenmesi' talebinin kabulüne, PFDK'ca verilen 3 resmi müsabakadan men cezasından henüz infaz edilmeyen yalnız 1 resmi müsabakadan men cezasının 1 yıl süreyle ertelenmesine, ertelenmeyen 2 resmi müsabakadan men cezasının ise derhal infazına oybirliği ile (K.2014/244);Skorer
Güzel Kızdan Öpücük İstemenin Bedeli…
İnternette izlediği videolara özenen ergen gidip güzel bir kızdan öpücük istiyor. Bu isteğinin karşılığını tokat olarak alan genç neye uğradığına şaşırıyor.
Reklam
Pirate Bay Kurucusuna Hapis Cezası
Meşhur Pirate Bay'in kurucularından Gottfrid Svartholm Warg, gerçekleştirdiği bir hack saldırısı sebebiyle yaklaşık olarak 4 yıl boyunca hapishanede misafir edilecek.Meşhur paylaşım sitelerinin başında gelen Pirate Bay'in kurucu üyelerinden biri olan Gottfrid Svartholm Warg gerçekleştirilen uzun soluklu dava neticesinde 3,5 yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Danimarka'da süren dava görüşmelerinde 30 yaşındaki Warg'ın ve 21 yaşındaki bir başka ismin, 2012'de gerçekleştirdikleri bir hack saldırısı sebebiyle suçlandığı açıklandı.Danimarkalı IT hizmet sağlayıcısı CSC'nin 2012 yılında uğradığı sanal saldırının sorumlusu olarak gösterilen iki kişi, mahkemenin iddiasına göre A vrupa vatandaşlarına ait 91 bin sosyal güvenlik numarası, ehliyet lisans numarası ve çok sayıda polis kaydını ele geçirmiş .Warg kendini savunduMahkemenin başındaki isim, Yargıç Kari Sorensen ise iki yıl önce gerçekleşen bu saldırıların tamamen bilinçli yapıldığını , belli bir sistematik çerçevesinde kişisel çıkarlar için üçüncül şahısların verilerinin çalındığını dile getirdi. Bu arada Pirate Bay kurucusu Warg mahkemeye, kişisel bilgisayarının başkaları tarafından uzaktan kontrol vasıtasıyla kullanıldığını ve hack saldırılarını kendisinin yapmadığını belirtti. Yine de mahkemenin kararı sabit kaldı.Gottfrid Svartholm Warg böylece yaklaşık olarak 4 yıl boyunca hapishanede hayatına devam edecek.SDN
Reklam
Bir ‘Yeni Türkiye’ Geleneği Olarak Yayın Yasağı
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde üç askerin öldürüldüğü silahlı saldırıya ilişkin görüntülere getirilen yayın yasağı, ‘kamu düzeni’ gerekçe gösterilerek ‘genişletildi.’Olayla ilgili internet siteleri dahil tüm yayın organlarına ses, görüntü ve bilgi paylaşımı yasağı getiren bu yeni karar, geçmişte hükümetin talebi üzerine yargı veya RTÜK eliyle medyaya getirilen yasakları hatırlattı.zaman.com.tr’den Erhan Çaçan, son dönemde yazılması, çizilmesi hatta konuşulması istenmeyen olayları derledi:Diken
Diyanet'ten Kertenkele Dizisine Tepki
Diyanet İşleri Başkanlığı, bir televizyon kanalında yayınlanmaya başlayan dizi filmde yer alan 'sahte imam' karakteriyle ilgili, 'Geçmiş dönemlerde kaldığını düşündüğümüz bu tarz senaryoların cübbeyle, sarıkla ve bu kıyafetlerin taşıdığı değerleri küçük düşürücü tiplemelerle bir dizide karakterize edilmesini tasvip etmek asla mümkün değildir' dedi.Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamada, 'Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında yayınlanmaya başlayan bir dizi filmde 'sahte imam' karakteriyle yansıtılan tipleme ile ilgili olarak Başkanlığımıza gelen yoğun tepkiler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına lüzum görülmüştür.Filmde karakterize edilen 'sahte imam' tiplemesi toplumsal saygınlığı olan din görevlilerimizi derinden yaralamıştır. Geçmiş dönemlerde kaldığını düşündüğümüz bu tarz senaryoların cübbeyle, sarıkla ve bu kıyafetlerin taşıdığı değerleri küçük düşürücü tiplemelerle bir dizide karakterize edilmesini tasvip etmek asla mümkün değildir. İmamın sosyal dünyasındaki yeri ve rolü hakkında gerçekliği tahrif ederek ortaya konan bu tipleme karşısında başta kanal yöneticileri olmak üzere ilgili makamların gerekli duyarlılığı göstereceğinden kuşkumuz yoktur. Geçmişte yaşanan acı hatıralar hala hafızalardayken, dini değerlere saygıda bir seviye kazanan yayın hayatımızın tekrar bu seviyenin altına inmesini en hafif ifadeyle dikkatsizlik ve özensizlik olarak değerlendirmek istiyoruz. Bu açıklamamız sonrasında bu tür senaryolarda İslam'ın temel esaslarını, Hz. Peygamber'in ve toplumsal saygınlığı olan şahsiyetlerin değerini aşındırıcı tarzda konu edinilmemesi noktasında bir bilincin oluşması temennimizdir' denildi.Beyaz Gazete
'Hükümet Hizmet Hareketi'ni Bitirmek İçin Savaş Açtı, Cemaatin Savaşı Kazanma Şansı Yok, Dağılır!'
'Hizmet Hareketi'nden tamamen ayrıldım' diyen Hüseyin Gülerce konuştu.Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Mütevelli Heyeti Üyeliği'nden istifa eden ve 17 Aralık sürecinde cemaatla yaşadığı gerilim sonrası bir dönem Genel Yayın Yönetmenliği'ni de yaptığı 25 yıldır yazdığı Zaman gazetesinden ayrılan Hüseyin Gülerce , 'Hükümet şu anda Hizmet Hareketi'ni bitirmek için tüm cephelerde çok ciddi savaş veriyor' diyerek, cemaatın bu 'savaşı' kazanma şansının olmadığını söyledi.Gülen cemaatı için 'Dağılır' diyen Gülerce, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu... Hepsi çok ciddi iddialarda bulunuyorlar. Bunları yok saymanız mümkün değil. Bu iddialardan herhangi biri doğru çıkarsa 'Hizmet Hareketi' çok büyük yara alır' ifadelerini kullandı.Zaman gazetesinden ayrılma sürecini anlatan Gülerce, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan 'ın ifadeye çağrılması sonrası gazetenin manşetiyle sarsıntı geçirdiğini söyleyerek, 'Hocaefendi, Hizmet Hareketi'nin nabzını kılcal damarlarına kadar tutan bir insan. 'Savcılar hep haklı çıktı' başlığını mutlaka görmüştür ya da haberdar edilmiştir. MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılmasına destek vermek, hükümete resmen savaş ilan etmekti' diye konuştu.Gülerce şunları söyledi:'25 Aralık'taki olayı görünce 'Hizmet Hareketi, hükümete topyekûn savaş açmış' dedim. 'Erdoğan gitsin, AK Parti kalsın' planı çerçevesinde hareket ettiler. Erdoğan gittikten sonra AK Parti Meclis Grubu'ndan 'Hizmet tandanslı' bir hükümetin çıkabileceğini umdular. Siyaseti bilen bir insan olarak bana bunu sorsalardı, asla böyle bir şeyin olmayacağını söylerdim.'Hüseyin Gülerce bu görüşlerini, Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan 'a açıkladı. Hakan'ın 'Cemaat, devleti ele geçirmek istedi' başlığıyla yayımlanan (1 Kasım 2014) söyleşisi şöyle:Ne oldu da Hizmet'i bırakma noktasına geldiniz?İlk sarsıntıyı '7 Şubat Krizi'nde geçirdim. Savcıların MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı ifadeye çağırması olayı... Savcıların ifadeye çağırması sarsmadı beni. Devletin savcıları, millet adına bir şey görmüşlerdir, ifadeye çağırmışlardır. Burada bir şey yok. Sarsıntıyı ertesi gün Zaman gazetesini alınca geçirdim. Gazete bu haberi 'Savcılar bugüne kadar hep haklı çıktı' diye veriyordu. Bu haber, bu şekilde Hocaefendi'den habersiz verilemez. İşleyişi biliyorum. Hocaefendi, Hizmet Hareketi'nin nabzını kılcal damarlarına kadar tutan bir insan. Bu başlığı mutlaka görmüştür ya da haberdar edilmiştir.O haberin o şekilde verilmesinin anlamı neydi? Neden sizde sarsıntıya yol açtı?Hocaefendi'nin çizgisi belliydi. Hangi hükümet olursa olsun hep destek olmuş, saygılı davranmıştır. Oysa MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılmasına destek vermek, 'Savcılar hep haklı çıktı' diye haber yaptırmak, hükümete resmen savaş ilan etmekti.Bu konuyu konuşmadınız mı Cemaat'ten arkadaşlarınızla?Üç gün sonra Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nda bir toplantıdaydık. Zaman gazetesinden Abdülhamit Bilici Bey de vardı toplantıda. Ben orada 'Savcılar daima haklı çıkıyor' diye başlık atmanın yanlış olduğunu söyledim. Gerekçelerimi anlattım. 'Bu başlık Hizmet'e zarar veriyor' dedim. İkna edici bir şey söylemediler. Savunma bile yapmadılar. Ben o zaman o haberin arkasında Hocaefendi'nin olduğunu anladım.Ama buna rağmen Cemaat'ten kopmadınız.Kopmadım ama sarsıntı geçirdim. İkinci sarsıntım Gezi'den sonra Zaman'da Başbakan Erdoğan'a yönelik hakaretlerin başlamasıyla gerçekleşti. İhsan Dağı, Mümtaz'er Türköne, Ahmet Turan Alkan gibi Hizmet'in içinden yetişmemiş arkadaşlar, eleştirinin de ötesine geçen yazılar yazmaya başladı. Bunların da Hocaefendi'den habersiz bir şekilde yayınlanması mümkün değildi.Sizin açınızdan kopuş nerede başladı?Nasıl yorumladınız bu 'topyekûn harekete geçme' olayını?Bir savaşa girerken dost kuvvetler, düşman kuvvetler analizi yapılır. Gücünüz yeter mi böyle bir şeye? Buna bakılır. Baktılar ve güçlerinin yeteceğini düşündüler. Kendilerine güvendiler. 'Erdoğan gitsin, AK Parti kalsın' planı çerçevesinde hareket ettiler. Erdoğan gittikten sonra AK Parti Meclis Grubu'ndan 'Hizmet tandanslı' bir hükümetin çıkabileceğini umdular. Siyaseti bilen bir insan olarak bana bunu sorsalardı, asla böyle bir şeyin olmayacağını söylerdim.Cemaat sizce devleti ele geçirmek mi istiyordu?Yönetime hâkim olmak istediler. Neden? Çünkü Türkiye için en iyisini, en güzelini kendilerinin yaptıklarına inanıyorlar. Diyorlar ki: Bizim yöntemimiz tek yöntem, dünyaya açılıyoruz, her şeyin en iyisi burada ve bunu engellemek ihanet... 'Böyle güzel ve yararlı bir şeyi engellemeye çalışıyor AK Parti, bu nedenle ihanet ediyor' diye düşünüyorlar.Cemaat'i bitirecek mi hükümet?Böyle söyleyince Hizmet'in içindekiler 'Hizmet bitmez' diyorlar. Çoğu şu anda ne olup bittiğini bilmiyorlar tabii.Peki, ne olup bitiyor?Hükümet şu anda Hizmet Hareketi'ni bitirmek için tüm cephelerde çok ciddi savaş veriyor.Kazanma şansı yok mu Cemaat'in?Bana göre yok. Ama Cemaat'teki arkadaşlar, kendi davalarının en doğru olduğunu düşünüyorlar. 'Peygamberlerin yolundan gidiyoruz' diyorlar. 'Hz. İbrahim ateşe atılınca pes etti mi' diyorlar. 'Hz. Musa firavuna pes etti mi' diyorlar. Mesela Zaman yazarı Ali Ünal Bey, Bülent Arınç'a cevap verirken 'Müminler münafıklardan özür dilemez' diye yazdı. İnanç planında Hizmet'e bir şey olmayacağını düşünüyorlar. Oysa Hizmet Hareketi'nin karşısına kocaman bir dağ çıktı. Onlar hâlâ küçücük bir tümsekle karşı karşıya olduklarını düşünüyorlar. 'Bizim otobüsümüzün altı bile değmez, devam edelim, bu tümseği geçeceğiz' diyorlar.Sizce ne olur? Dağılır mı Cemaat?Bana göre dağılır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu... Hepsi çok ciddi iddialarda bulunuyorlar. Bunları yok saymanız mümkün değil. Bu iddialardan herhangi biri doğru çıkarsa 'Hizmet Hareketi' çok büyük yara alır.Hangi iddia doğru çıkabilir? Mesela Fethullah Gülen'in 'dinleme emri' verdiği iddiası mı?Evet... Bazı polisler itirafçı oldu deniliyor. Ne derece doğru bilmiyoruz. Bazı polislerin Pensilvanya'ya gittikleri, talimatı bizzat oradan aldıkları söyleniyor. Bunlar kanıtlanırsa... Cemaat biter.Cemaat yapısı içinde yıllarca önemli görevlerde bulunmuş bazı isimler, Cemaat'ten ayrılınca aleyhte konuşmalar yaptılar. Siz de onlar gibi mi oldunuz?Bir-iki isim söyler misiniz?Mesela Nurettin Veren adlı bir adam çıktı, sonra Latif Erdoğan... Siz de onlar gibi misiniz?Bu bana büyük hakaret olur. Onların her birinin özel bir durumu var. Bünye içerisindeki çekişmelerin sonucunda ortaya çıkan durumlar. Benim için böyle bir şey söz konusu değil. Ben kimseyle çekişmedim ki.Hüseyin Gülerce'den çok keskin bir Cemaat eleştirisi...Şöyle diyor Gülerce:“Hizmet'ten bir arkadaşımız... Okumuş, mühendis olmuş... Soruyorum kendisine: 'Ne düşünüyorsun' diye... 'Bizim düşünmemize gerek yok, abiler ilettiler zaten bu konuyu' diyor...Hizmet Hareketi'ni zaafa uğratan şeydir insanların düşünmemesi, eleştirmemesi ve sorgulamaması. Düşünmeyeceksin, sorgulamayacaksın ve eleştirmeyeceksin. Yukarıdan bir şey geliyorsa bu kesin doğrudur.Bu beni çok ürkütüyor. Bu yapı, bu zihniyet, Türkiye'nin yönetimine hâkim olsa ne olur? Allah korusun diyorum.”Hüseyin Gülerce'ye 'Açık soracağım: Şu anda Fethullah Gülen hakkında ne düşünüyorsunuz' dedim.Başlattı anlatmaya:“Ben Hocaefendi'yi çok seviyorum.Dünyada dostluğundan şeref duyduğumu açıkladığım tek insandır Hocaefendi.Ben böyle samimi, ihlaslı, Sahabe Efendilerimizi hatırlatan başka bir kişi tanımadım.Şimdi geldiğim noktada aynı bedende iki insan olduğunu düşünüyorum.Birisi benim çok sevdiğim, saydığım, kendisine nokta kadar zarar gelmesini istemediğim, ona yapılan hakaretlerin, saldırıların vicdanıma bıçak gibi saplandığı bir insan. Hâlâ öyle.Bir de bu insanla aynı bedende yer alan, sadece ve sadece kendi kafasındaki Türkiye'ye ulaşabilmek için ne lazım geliyorsa yapabilen, ölçü tanımayan bir insan.Birisi için canınızı verebilirsiniz. Diğeriyse sizi ürkütüyor.Ona toz kondurmak istemiyorum. Ama vicdanıma sığdıramadığım, ilkelerime sığdıramadığım, Müslümanlık anlayışıma sığdıramadığım yanlışlar var. Onları da görüyorum.Duygularım çok karışık.”Sizce bu işin sonu ne olacak? Bu kavgadan ne çıkacak?Bir tarafta hükümet var... Kamuda başörtüsünü serbest kılan, okullara siyer dersi koyduran, 'Menderes'ten beri beklediğimiz hükümet buydu' dedirten, yüzde 50 oy alan bir hükümet... Diğer tarafta ise dünya çapında güzel işler yapan, gönüllere giren bir 'Hizmet Hareketi' var... Şu anda bu ikisi birbirini 'hain' ilan etmiş, savaş başlatmış... Kılıç şakırtılarından başka bir ses duyulmuyor. Şimdi bir mümin olarak bunun benim dünyamda bir izahı olması lazım.Nedir izahınız?Şöyle izah ediyorum: Güzel işler yapılıyorsa, Allah bu güzel işleri heba ettirmez. Bunlar boşa gitmez. Ben eskiden 'Mücadele Birliği' içindeydim. 1968–1972 arasında faaliyet gösteren bir hareketti bu... Ayrıldım o hareketten... Dağıldı 'Mücadele Birliği'. Düşünün: 'Bu iş için ölürüm' dediğimiz bir hareketten ayrıldık. Ayrılınca çok üzüldük. Ama ne oldu? Herkes kendisi oldu ve Allah'ın kendilerine verdiği kabiliyetle Türkiye için bir şey yaptı. Oradan Cemil Çiçek çıktı, Melih Gökçek çıktı, Ahmet Taşgetiren çıktı...Benzer bir durum Cemaat için de mi geçerli olacak?Evet... Bu olaylar durulduktan sonra 'Hizmet Hareketi' içindeki insanlar, kendileri olacaklar. Yani düşünmeyen, sorgulamayan ve eleştirmeyen insanlar bu insanlar, biat kültüründen kurtulacaklar. 'Gassalın önündeki meyyit' gibi olmaktan çıkacaklar. (Cenaze yıkayıcısının önündeki cenaze gibi olmaktan çıkacaklar).Cemaat'ten ayrıldınız mı?Evet... İki somut adım attım. İlk olarak Zaman gazetesinden ayrıldım. İkinci olarak Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın mütevelli heyet üyeliğinden istifa ettim. Böylece beni 'Hizmet Hareketi'nin içinde gösteren iki somut bağı koparmış oldum.Cemaat'e ne zaman girdiniz siz?1978 yılında Hocaefendi'yi tanıyan arkadaşlar benimle ilgilenmeye başladılar. Hocaefendi'yle ilk yüz yüze gelişimiz 1980 yılında oldu.Ne zaman bağlandınız?Hocaefendi'yle ilk görüştüğümde oluştu o bağlanma duygusu. 1980'de. 35 yıl olmuş. Sonra çok çabuk ilerleme oldu. 1989'da Zaman gazetesinde yazmaya başladım. 1993'te Samanyolu televizyonunda yorumcu oldum. 1994'te Zaman'da yönetici oldum. O dönemlerde Hocaefendi ile doğrudan görüşmeye, oturup kalkmaya başladım. Çok seviyorum, sayıyorum ve çok önemsiyorum. Eğitime önem veren bir insandım. Karşımda eğitimle ilgili çok kaliteli ve orijinal fikirleri olan bir insan vardı. Böylece kendimi Hizmet'e adamış oldum. Hatta espri yapıyordum, diyordum ki 'Beni Hizmet'in namlusuna sürün, bir atımlık mermiyim, nereye atıyorsanız atın'. Bu ruh haliyle artık etle tırnak olmuştum.Trakyalı... Keşan'dan...Yalova'da yaşıyor. Asıl alanı: Matematik...Eğitimci... Köşe yazarı.Gençliğinde Aykut Edibali'nin 'Mücadele Birliği'nde yer almış. 1980'den beri de Cemaat'in içinde.Cemaat'le o kadar iç içeydi ki... Bir ara onun için 'Cemaat'in Sözcüsü' bile dendi.Zaman gazetesinde genel müdürlük yaptı.Yazılar yazdı, konferanslar verdi, temaslarda bulundu. Hepsini 'Hocaefendi' dediğiFethullah Gülen için yaptı, 'Hizmet Hareketi' dediği Cemaat için yaptı.Gülerce, 35 yıllık Cemaat macerasına son verdi.T24
Hakan Şükür: 'İstifa Ettiğim Gün Bakanlık Teklif Ettiler'
Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun yapıldığı 17 Aralık'tan bir gün önce AKP'den istifa eden İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, istifa ettiği gün AKP'den kendisine bakanlık teklif edildiğini söyledi.A Milli Futbol Takımı ve Galatasaray 'ın eski golcüsü, İstanbul Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür, Adalet ve Kalkınma Partisi 'nden istifa ettiği gün bakanlık teklifi aldığını, Fethullah Gülen'in ise istifa kararını öğrendiğinde 'istifa etmemesini tavsiye ettiğini' söyledi.Dershane tartışmalarının olduğu günlerde fikir ayrılığına düştüğü AKP'den 16 Aralık'ta istifa etti. Yani yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun yapıldığı 17 Aralık'tan bir gün önce. Üstelik Spor Bakanlığı gibi bir makamı elinin tersiyle iterek… 'Tuzluk', 'hain' damgaları yedi en tepedeki isimden.Suskunluğunu bozan İstanbul Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür, haftalık haber dergisi Aksiyon'a konuştu. Bu süreçte bilinmeyen gerçekleri, hakkında merak edilen her şeyi Aksiyon'a anlattı.Hakan Şükür'ün, Aksiyon Dergisi'nin 3 Kasım Pazartesi günü çıkacak son sayısında yer alan açıklamalarından bazıları şöyle:'BAKAN YAPTIK ADAMI, İSTİFA ETMESİN' DEDİLERSiyasete girdiğinize pişman oldunuz mu?Olmadım. Başlangıç itibariyle istifa sebeplerimde, niye siyasete girdim dedim, çıkmak istedim, farklı sebepten dolayı. Ama bugüne baktığımda bana çok şey öğretti siyaset. Yani bu, istifadan sonraki süreç…Size istifa etmeden önce bakanlık teklif edildiği söyleniyor?Açık net söylüyorum, partinin ileri gelenlerinden, başbakana yakın biri vasıtasıyla, -ismini gerektiği zaman söyleyeceğim-, istifa etmeden 3 hafta önce 'yakında bakansın, buna göre hazırlıklarını yap' dendi. Hatta ve hatta istifa ettiğim, telefonlarımı kapattığım gün bütün o yetkili kişiler yakınlarımı arayarak döndürmeye çalıştılar ve bunu söylediler bana. 'Bakan yaptık adamı, istifa etmesin' dediler. Ben sadece bir olaya bakarak istifa etmedim. Ama 'Hocaefendi istedi diye istifa etti' dediler. Hiç alakası yok. Daha önce istifa etmeyi düşündüğümü partili birçok milletvekili arkadaşıma dillendirmiştim. Hepsi biliyor bunu.Şu an bağımsızsınız. 2015'teki seçimlerde aday olacak mısınız?Şu anda hiçbir şey düşünmüyorum. Çünkü çok belirsiz bir ortamı ve çok bölünmüş toplumsal yapıda siyaset çok da anlamlı gelmiyor bana. Ancak 3 yıllık deneyimim bana siyasi anlamda da yapılabilecek şeyler olduğunu söylüyor. Açıkçası zaman gösterecek diyebilirim.İdris Bal bir parti kuruyor, var mısınız içinde?Hayır. Ancak İdris beyi çok seviyorum. Kendisinden de çok şey öğrendim. Her türlü desteği veririm.Beraber olur musunuz?Bugün için böyle bir planım yok. Ama 2015 bize neler getirecek bilmiyoruz.”Siz bu dershane tartışmalarının çıktığı dönemde istifa ettiniz.O, bardağı taşıran damlaydı. Ben partinin içine girdikten, yaşadığım birçok konudan sonra istifa etmeyi çok düşünmüştüm.Dershane tartışmaları öncesi mi?Evet.Ama sizin için 'talimatla geldi, talimatla gitti' dedi Mehmet Ali Şahin...Ucuz siyaset yapıyorlar. Bir yere bağlayıp bir yere vurmak, sizin üzerinizden koca bir hareketi zor duruma düşürmek istiyorlar. Futbolun sıkıntıları ve çözümleri için gittiğim yerden milletvekili adayı olarak çıktım. Doğruyu, olayın nasıl cereyan ettiğini kendileri gibi bana bu teklifi yapan da biliyor. Ben biliyorum, Allah biliyor...İstifa etmeden önce Fethullah Gülen'le hiç görüşüp, onun telkini ile ayrıldığınız söylendi…Tamamen uydurma. Hatta tam tersi, dershane tartışmalarından önce birçok kez istifa etmek istedim. Ama beni burada kalmaya zorlayan kişi Hocaefendi'ydi. “Onlar bizim kardeşimiz, siz çıkarsanız, şimdi yanlış anlaşılır. Türkiye'de çok güzel şeyler oldu. Yani sizin girişiniz nasıl bir olaysa, çıkışınız, sebebi ne olursa olsun, farklı dedikoduları beraberinde getirir, bu da o partiye zarar verir.” gibilerinden telkinlerde bulundu. Hani ben girerken sormuş olsaydım, belki de bana 'girme' diyecekti, bilmiyorum. Girerken de sorma imkânım olmamıştı.İdris Naim Şahin bir oligarşik yapıdan bahsetti. Siz bu yapıyı hissettiniz mi?Belli bir his vardı ama ben onu konumlandırıp, anlamlandıramamıştım. Herhalde bunu yapabilmek için yakın ve birebir yaşamak gerekiyor. Eskiden kolaylıkla ulaşıp bir şeyler paylaşabildiğimiz başbakanın etrafına adeta görünmez bir duvar örülmüş durumda. Ulaşabilmek için büyük kalkanları geçmek zorundasınız. Ulaşılmaz bir hale geldi başbakan. Uyarmak, söylemek, fikirlerinizi anlatmak çok güç artık. Sanırım İdris Bey'in kast ettiği yapı bu. Aslında bugün ki pek çok meselenin kökeninde de aynı sıkıntı var gibi. Bir yerleri ele geçirme düşünceleri, Fenerbahçe mesela, ses kayıtlarında çıktı. Böyle onlarca, yüzlerce başlık var.Milletvekilliğinin hiç mi önemi yok?Görünürde var gibi. Açıkçası bana uymayan ve yaşadığımda hayal kırıklığına uğradığım bir fonksiyon söz konusu. Bir konudaki fikrinizi önceden öğreniyorlar, test etmek için size birilerini gönderiyorlar, eğer düşündükleriniz işlerine hiç gelmiyorsa o konuda kamuoyu önünde hiç fikrinizi sormuyorlar. Ama onlar gibi düşünürseniz, isminizi kullanarak 'Hakan da böyle düşünüyor' diyorlar. Beni rahatsız eden bu yapı. Kaldı ki meclise gidip 15 saat oturan adam hiç olmadım.Kullanılmaya çalışıldığınız anlar hiç olmadı mı?Oldu. Şike sürecinde cezaların düşürülmesi meselesi. Evet, cezalar fazlaydı. Ama olaylar patlayınca düşürülmeye çalışılmasını onaylamamıştım. O yasa görüşülürken atlayıp İstanbul'a geldim. Partiden çok önemli bir yetkili de arkamdan geldi. “Bu yasa ile ilgili Meclis'te sen konuş” dedi. “Ben hukukçu değilim” dedim. “Ben yasanın geçmemesini düşünüyorum, siz bana bunun tersini yap diyorsunuz. Yapamam” dedim. “Böyle mi söyleyelim beyefendiye?” dedi. “Söyleyin” dedim.'BENİ SADECE ŞENOL GÜNEŞ ARADI'Herkes kendine yakışanı yapıyor. Tabelaların sökülmesi beni hiç etkilemedi. Aksine 'Duvarda resmin olacağına âlemde ismin olsun' diyerek onların basitliğine verdim. Bence ibretlik olan tam da aynı süreçte Avrupa'nın en prestijli ödüllerinden biri olan Golden Foot'a (Her yıl bir aktif bir de futbolu bırakmış iki efsane oyuncuya verilen altın ayak ödülü) layık görülmemdi. Sahip olduğum maddi manevi zenginlikleri, imkanları bir üstünlük ve tahakküm aracı olarak kullanmadım bugüne kadar. Ben hiçbir şey olmamayı göze almış bir insanım. Tabela, isim, unvan benim nezdimde çok fazla değer ifade eden şeyler değil.Lig TV'deki yorumculuğunuz da bu süreçte sonlandırıldı. Bu olay karşısında Şansal Büyüka'nın duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Kimse, biz böyle durduk, herkesten böyle durmasını bekliyoruz dememeli. Diyemez. Olmaz. Yapamazsınız yani. O insanları ben kesinlikle sorgulamıyorum. Hepsini çok seviyorum. Dostum onlar. Siyasete girmeden önce de tanıyordum onları. Lig TV bana yorumculuk teklif ettiğinde henüz TMSF'nin elinde değildi. Dolayısıyla bir özel kanaldan gelmişti teklif. Ancak sıkıntılı sürecin başlangıcı ile beraber kanala el konulunca maksat zarar verelim düşüncesiyle yapılan bir atraksiyondu diye düşünüyorum. Şuna üzüldüm ama hak da veriyorum, kolay değil, telefonları dinleniyor, takip ediliyor, 'bak onunla konuşursan seni de örgüte sokarlar' diye söyleniyor onlara. O arkadaşlarım nasıl yapacak ki, nasıl konuşacak ki? Onları da anlamak lazım. Ama şuna üzüldüm; Altın Ayak ödülünü, futbolculuk kariyerim, Milli Takım, G.Saray'da yaptıklarım, bir de saha içi duruşumla -evet o gün Fransa'daki ödül töreninde bu önemle ifade edildi- aldım. Sadece o arkadaşlarımdan bir vesileyle tebrik telefonu beklerdim. Sadece Şenol Güneş aradı. Şenol hocanın açık açık çıkıp söylemesi beni çok mutlu etti. Ona teşekkür ederim. Ancak sadece Şenol Güneş'in araması yetmez. Ancak futbol anlamlı suskunluğu, susmayanların ise adeta aforoz edilmesi ülkenin yaşadığı cinnet halinin tezahürüdür.Cihan
Reklam