onedio
Irkçılık ve Önyargı Konulu Kısa Film | Jafar
Kısa filmler çekmiş olan Yunan kadın yönetmen Nancy Spetsioti'nin 2011 yapımı Jafar adlı kısa filmi. Filmde hastanede olan iki farklı kültürden insanları görüyoruz. Kızlarını hastaneye getirmiş olan Yunan aile, dış görünüşünü tehdit olarak algıladıkları adama ön yargı ile yaklaşıp, onu bir nevi ötekileştiriyorlar. Farklı kanı taşımak, farklı görünüşe sahip olmak, farklı kültürden gelmek... İşte bunlar, özellikle son yıllarda bir insanın ondan korkulmasını, onun toplum dışına itilmesini gerektiren özellikler olarak görülüyor. Bu film de bu durumu özetleyen, belki basit ama özünde önemli bir şeyi anlatmaya çalışan bir kısa film.
Perihan Mağden'den Tepkilere Yanıt: "Saydırın 140 Vuruşluk Yiğitler!"
Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu’nun intiharı ardından yazdığı bir yazısında, “ Cem Garipoğlu’na haksızlık yapmışız ” sözleriyle tepki çeken gazeteci-yazarı Perihan Mağden, Taraf gazetesindeki köşesinden gelen eleştirilere ve tepkilere yanıt verdi.Yazısında, 2006 yılında kaleme aldığı ' Vicdani Red bir insan hakkıdır ' yazısından dolayı uğradığı ' linci ' hatırlatan Mağden, ' Cem Garipoğulu’nun kendini öldürmesinin ardından kaleme aldığım yazı üstüne, Twitter’da düzenlenen sürek avında bana yapıştırılmaya çalışılan etiketler/ yaftalar da aynen öyle, ' savunusunda bulundu.Mağden, ' Garipoğlu yazımdan iki-üç alâkasız tasviri/ lafı cımbızlayarak, nasıl da kadına şiddeti savunan dilin yanında yer aldığıma dair kısa ve özensiz bir yazının, beni sazanlık/ trollükle suçlayan Müneccim 1 Köşe yazarının dışında; yazı da yok! ' dedi.Mağden, yazısına yönelik tepki gösterenleri ise, ' İşaret etmek istediğim en mühim husus ise: Saldırgan’ın diline olan düşkünlük, nefret ettiğin/ siyaseten tam da karşısında durduğunu “farz” ederek tüm gün saydırdığın Lider’e benzeme halleri(n), ' sözleriyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a benzetti.Yazısının devamında ise dikkatleri sosyal medyada kullanılan çeken Mağden, şunları söyledi:(...) Hiçbir mevzuyu tartışmanın, anlaşamasak da, “karşı” tarafın söylediğini dinlemenin/ anlamanın/ algılamanın hiçbir ihtimalini, bırakmıyoruz artık Bu Topraklar’da. Anında (140 harfle filan) bombalıyoruz!Böylece de giderek içine battığımız hukuksuzluk, adaletsizlik, mantıksızlık diktasını/ batağını HAK EDER hale mi geliyoruz, kendimizi getiriyoruz?Nedir bu trajedi?Saydırın 140 vuruşluk yiğitler!Bu konuyu da, tartışmayalım.Mağden'in yazısının tamamı için tıklayınız...
Ne Yatırım Teşviği Arttı Ne Yatırım İştahı Kaldı
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, teşvik ve ekonomi politikasınınsilbaştan yenilenmesi, yeni bir hikaye yazılması gerektiğini söyledi. “Erdoğan“cari açık azalacak” dedi cari açık patladı”, “ithalat bağımlılığı kalmayacak”dedi, müptela olundu, “6.bölge yıldız olacak” dedi, 6. Bölge duman oldu. Nesöylediyse tersi oluyor!” diyen Umut Oran’ın açıklaması şöyle:•             Demokrasiendekslerinde gerileyen Türkiye’nin ekonomisinde hesaplar şaştı, dış politikadariskler anormal derecede büyüdü, yatırımcı önünü göremiyor.•             12 yıl sürenekonomiyi sıcak para ile çevirme dönemi kapandı. Küresel para musluklarınınkısılmasıyla yükselen kur girdi, yüksek faiz ise kaynak maliyetlerinibüyütüyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi durma noktasına gidiyor. •             Demokrasi ve hukukdevletinden uzaklaşma, izlenen yanlış dış politika, bölgede devam eden savaşınkapıya dayanması yatırımları frenliyor. Belirsizlik ve güven kaybı, yatırımcıyıcaydırıyor, yatırımlara darbe vuruyor. •             Yatırım eğilimindekidüşüşle Türkiye işsizine iş ve aş yaratamaz hale geliyor. Oysa umudunu yitiripiş aramayı bırakanlarla birlikte 5.5 milyon dolayında işsizi bulunan Türkiyeiçin yatırımlar hayati önemde. •             Teşvik mevzuatı2004’ten bu yana 5 kez değiştirildi, 2012’de getirilen 6 bölgeli son teşvik sistemi de bu atmosferde işeyaramıyor. •             Ekonomi, siyaset vedış politikada bozulmanın, jeopolitik risklerin aşırı arttığı 2014 yılındayatırımdan kaçış da hızlandı, işsizlik artışı ivme kazanıyor.•             İlk sekiz aydateşvik belgesi alınan yatırım projesi sayısı geçen yıla göre yüzde 19, yatırımtutarı yüzde 24, öngörülen istihdam yüzde 28 düşüş gösterdi. Özelliklemadencilik yatırımlarında yüzde 70’e yakın düşüş var. Sanayide, enerjide,tarımda yatırım eğilimi hızla geriliyor. •             Yatırımlarda enhızlı düşüş, yeni teşvik sisteminin “yıldızı” olacağı iddia edilen Doğu veGüneydoğu’daki en yoksul 15 ili kapsayan 6. Bölgede. Bölgeye yönelik yatırımtutarı, ilk sekiz ayda yarı yarıya azaldı.•             Yatırım iklimininoluşabilmesi için ise öncelikle demokrasi ve hukuk devleti olmak, siyasal vemakroekonomik istikrarı, iç ve dış barışı, ülkenin geleceğine güven ve inancısağlamak, kısacası Türkiye’yi “normalleştirmek” gerekiyor.Ekonomi, iç siyaset ve dış politikada giderek artan istikrarsızlık vedarboğaz, ülkede yatırım iklimini yok ediyor. Ekonomi krizin, ülke savaşıneşiğinde; IŞİD-PKK teröre arasına sıkışmış Türkiye, hem siyasi hem ekonomikaçıdan derin bir batağa saplanmış durumda. Yüksek kur girdi maliyetlerini,yüksek faiz ise kaynak maliyetlerini yükseltiyor, ekonomi ve siyasette artanbelirsizlik ve güven kaybı, önünü göremeyen yatırımcıyı caydırıyor, yatırımlaradarbe vuruyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi yavaşladı, durmanoktasına gidiyor, işsizlikte artış hız kazanıyor.Yatırımları canlandırmak amacıyla teşvik mevzuatı 2004’ten bu yana 5kez değiştirildi. Sonuncusu 19 Haziran 2012’de yürürlüğe giren yeni teşviksisteminde, ülke genelinde yatırımları harekete geçirmeye yönelik teşviklergetirilirken, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermek için de en cazipteşvik unsurları, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi en düşük 15 Doğu veGüneydoğu ilini kapsayan 6. Bölge için öngörülmüştü. Eski Ekonomi Bakanı ZaferÇağlayan, bu bölgenin “yeni teşvik sisteminin yıldızı” olacağını ilan etmişti.Ancak getirilen teşvikler, ülkede siyasi ve ekonomik istikrar giderek daha dabozulduğu için işe yaramıyor. Teşvik sistemi bu atmosferde yatırım eğiliminiharekete geçiremiyor. İLK SEKİZ AYDA TEŞVİKLERDE SERTDÜŞÜŞ…Ekonomi, siyaset ve dış politikada bozulmanın arttığı, Türkiye’ningiderek derin bir batağa saplandığı 2014 yılında yatırım eğilimindeki gerilemebelirginleşti.Geçen yıl ilk sekiz ayda 3 bin 332 olan yatırımcıların aldığı toplamteşvik belgesi sayısı, bu yıl aynı dönemde 2 bin 691’e geriledi. Sekiz aylıkdönemlere göre toplam yatırım tutarı 51.2 milyar liradan 39 milyar lirayageriledi. Geçen yıl Ocak-Ağustos döneminde düzenlenen teşvik belgelerikapsamındaki yatırımlarda toplam yıl 121 bin 466 kişilik istihdam yaratılacağıbelirlenmişti. Bu yıl ise aynı dönemde öngörülen istihdam 87 bin 939’da kaldı.Veriler, teşvik belgesi alınan yatırım sayısının ilk sekiz ayda geçen yıla göreyüzde 19, öngörülen yatırım tutarının yüzde 24, yaratılması öngörülenistihdamın yüzde 28 azaldığını gösteriyor. Enflasyonla indirgendiğinde iseyatırım tutarındaki reel düşüş yüzde 30’a ulaşıyor. TÜM SEKTERLÖRDE KAN KAYBI VAR…Teşvik belgesi bağlanan yatırımlardaki düşüş, özellikle madenciliksektöründe yüzde 70’e yaklaştı. Geçen yıl ilk sekiz ayda 198 madencilikyatırımı için teşvik belgesi alınırken bu yıl sayı 123’e, bu belgelerdeöngörülen yatırım tutarı da 5.3 milyar liradan 1.8 milyar liraya geriledi.Geçen yıl teşvik belgesine bağlanan madencilik yatırımlarında 7 bin 683 kişilikistihdam öngörülürken, bu yıl bu sayı 3 bin 345’le bunun yarısına dahiulaşmadı. İlk sekiz ayda teşvik belgesine bağlanan yatırım tutarında sadecehizmetlerde artış, diğer tüm sektörlerde ise düşüş yaşandı. Enerji sektörüneyönelik yatırım tutarı yaklaşık yüzde 40 düşüşle 13 milyar liradan 7.9 milyaraindi. Üretimi, istihdamı ve ihracatıyla ekonominin lokomotifi olan imalatsanayiinde gerçekleştirilecek yatırımlar yüzde 31 düşüşle 20.8 milyardan 14.4milyara geriledi. Toplamda zaten çok düşük bir paya sahip olan tarım sektörüneyönelik yatırım tutarı da yüzde 36 düşüşle 420 milyon lira oldu. MADENCİLİĞİ ERDOĞAN BİTİRDİ…Madencilik yatırımlarındaki sert düşüşte, 16.06.2012 tarih ve 28325sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık genelgesi ile kamukurum ve kuruluşlarının sahip oldukları taşınmazların kullanımı; bu çerçevedeyeni maden ruhsatı verme yetkisinin Başbakanlık iznine bağlanması etkili oldu. Bu genelge, yeni maden ocağı ruhsatı alma ve süresi bitenleri yenilemeiçin yapılan başvuruları değerlendirme ve onaylama yetkisini bir kişinin; odönem Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan’ın uhdesine verildi. Ogünden itibaren madenciler hem yeni ruhsat almada, hem de süresi dolanruhsatlara ilişkin süre uzatımlarında sorun yaşadı. Başbakanlık’ta izinbekleyen maden ruhsatı sayısı 10 binleri geçti. “İnceleme” gerekçesiylebekletilen başvurular nedeniyle, 3213 sayılı Maden Yasası’nda öngörülen 3yıllık süre aşıldığı için bazı işletme ruhsatları iptal oldu. Çoğu yeni ruhsatbaşvurusu da geri çevrildi. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ile bu yetki yeniBaşbakan’a geçmiş oldu. EN HIZLI DÜŞÜŞ, EN YOKSUL 15İLDEEkonomi ve siyasetteki bozulmanın doruğa ulaştığı yılın ilk sekizayında belgeye bağlanan yatırımlarda en sert düşüş, yeni teşvik sisteminin“yıldızı” olacağı öne sürülen Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis,Diyarbakır, Hakkâri, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak veVan’ı kapsayan 6. Bölge’de gerçekleşti. Bu bölgeye yönelik yatırım eğilimiadeta bıçak gibi kesildi. Bölgede gerçekleştirilmek üzere yönelik yatırımlar yarı yarıya azaldı.Sekiz ayda bu 15 ilde gerçekleştirilmek üzere teşvik belgesi alınan yatırımsayısı yüzde 28 düşüşle 294’e, yapılacak yatırımların tutarı ise yüzde 43düşüşle 3 milyar liraya geriledi. 15 ile yönelik yatırımlarda öngörülenistihdam da yüzde 36 düşüşle 12 bin 119’a geriledi. 2013’ün ilk sekiz ayında 6.Bölgeye yönelik 406 teşvik belgesi kapsamında 5.3 milyar liralık yatırım vebununla 19 bin 21 kişilik istihdam öngörülmüştü. Geçen yıl sekiz ayda toplamyatırımların yüzde 10.4’ünü alan bu bölgenin payı daha da düşerek yüzde 7’lereindi. Yatırımlarda 6. Bölgenin ardından en hızlı düşüş ise Adana, Aydın,  Bolu, Çanakkale, Denizli, Edirne, Isparta,Kayseri, Kırklareli, Konya, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova’dan oluşan ortaderecede gelişmiş illeri kapsayan 2. Bölgede yaşandı. Bu bölgeye yönelikyatırım tutarı yüzde 38 düşüşle 10.1 milyar liradan 6.2 milyara geriledi.Teşviğe bağlanan yatırım tutarı Afyon, Amasya, Artvin, Bartın, Çorum,Düzce, Elazığ, Erzincan, Hatay, Kastamonu, Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya,Malatya, Nevşehir, Rize ve Sivas’ı kapsayan 4. Bölge’de yüzde 32 düşüşle 5.9milyara; Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli veMuğla’dan oluşan en gelişmiş 8 ili kapsayan 1. Bölge’de yüzde 23 düşüşle 14milyar liraya,  düştü. Yatırım tutarı Balıkesir, Bilecik, Burdur, Gaziantep, Karabük, Karaman,Manisa, Mersin, Samsun, Trabzon, Uşak, Zonguldak illerini kapsayan 3. Bölge’deyüzde 2’lik bir cari artışla 6.9 milyar; Adıyaman, Aksaray, Bayburt, Çankırı,Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Kahramanmaraş, Kilis, Niğde, Ordu, Osmaniye,Sinop, Tokat, Tunceli ve Yozgat’ın yer aldığı 5. Bölge’de de yüzde 9.5 artışla3.3 milyar lira oldu. Enflasyonla indirgendiğinde ise bu iki bölgede de reelanlamda yatırım artışı olmadığı dikkati çekiyor. 6. BÖLGE “YILDIZ” OLAMADIYeni teşvik sisteminde; iller sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine göre 6bölgeye ayrılarak, bunlar içinde Doğu ve Güneydoğu’daki en yoksul 15 ilikapsayan 6. Bölge’ye özel teşvikler getirilmişti. Bu özel teşvikler sayesinde,sosyoekonomik düzeyi en düşük ve en fazla göç veren 6.bölge illerinde yatırımpatlaması öngörülmüş, yeni dönemde bölgenin “yıldız” olacağı ifade edilmişti.Ancak özel teşviklerin bölgede yatırım artışına katkısı sınırlı kaldı. Bölgenin2011 yılında yüzde 4 olan toplam yatırımlardan aldığı pay 2012’de yüzde 7.4’eçıktı. 6. Bölgenin 2013’ün ilk sekiz ayında yüzde 10’u aşan payı, izleyendönemde düşmeye başladı ve yılın tümü itibariyle de yüzde 8’e geriledi.Bölgenin yatırımlardan aldığı payın bu yıl ilk sekiz ay itibariyle yüzde 7.8’edüştüğü dikkati çekiyor. Ülkedeki siyasal istikrarsızlık, ekonomideki bozulma ve belirsizliktende en fazla bu bölge etkileniyor. 2014’te yatırım ikliminin giderek bozulmasınedeniyle yatırımlarda en hızlı kan kaybının bu bölgede yaşandığı gözleniyor.Bölgeler arası derin gelişmişlik farkları, birçok sosyoekonomik sorunuberaberinde getiriyor. Buna karşılık en gelişmiş ve en fazla göç alan 8 ili kapsayan 1. Bölgeyatırımlardan en büyük payı almaya devam ediyor. Bu bölgenin yatırımlarda yüzde40’ın üzerindeki payının 2013’ün tümünde yüzde 30’a gerilemişken, bu yılyeniden yükselişe geçtiği görülüyor. İlk sekiz ayda teşvik belgesine bağlananher 100 liralık yatırımın 36 liralık bölümü, gelişmişlikte diğer 73 ili açıkara geride bırakan bu 8 ile yönelik bulunuyor. Başka deyişle en gelişmiş 8 il,yeni teşvik sisteminde de yatırımcının gözdesi olmaya devam ediyor. GERÇEKLEŞEN YATIRIMLARDA DA KANKAYBITeşvikli yatırım verileri, yeni başlamış ya da başlayacak; önümüzdekidönemde gerçekleştirilecek yatırım projelerine ilişkin durumu gösteriyor.Teşvik belgesine bağlanan yatırım tutarındaki azalma, ülkedeki yatırımeğilimindeki gerilemeye işaret ediyor. GSYH büyüme verileri ise gerçekleşenyatırımlardaki durumu gösteriyor.Yılın ilk altı ayına ait GSYH verilerine göre özellikle özel sektörünyatırımlarında kan kaybı yaşandı. İlk altı ayda inşaat yatırımlarının etkisiyleyüzde 2.7 büyüyen kamu gayri safi sabit sermaye oluşumu genel büyümeye 0.1 puankatkı yaparken, özel sektörün gayri safi sabit sermaye oluşumu yüzde 2.9gerileyerek genel büyüme oranını 0.6 puan düşürdü. Ancak stok değişimi ilebirlikte düşünüldüğünde yatırımlardaki kan kaybı ve bunun genel büyümeyiyavaşlatıcı etkisi daha yüksek boyutlarda. Kamu ve özel sektörün gayri safisabit sermaye oluşumları ile stok değişimi toplamı, yatırımlardaki gerçekeğilimi gösteriyor. Bu üç kalemin toplamında yatırımlar, geçen yılın aynıdönemine göre yüzde 4.7 küçüldü. Bu da genel büyümeyi 1.2 puan düşürdü.Yatırımlardaki düşüşün negatif etkisi, yurt içi tüketimin büyümeye yaptığıyüzde 1.2’lik pozitif katkıyı sıfırladı. Devletin nihai tüketim harcamalarınınbüyümeye 0.6 puan katkı yaptığı ilk yarıda GSYH’de kaydedilen yüzde 3.3’lükbüyümenin önemli bölümü, TL’deki değer kaybı nedeniyle ithalatın baskılanmasısonucu dış ticarette ortaya çıkan lehte gelişmeden kaynaklandı. YATIRIM YOKSA İŞ DE YOKYatırımlardaki gerileme ile işsizlikteki artış paralel gidiyor. Ağustositibariyle işsiz sayısı 2 milyon 867 bine ve işsizlik oranı yüzde 9.8’eyükseldi. (Mevsim etkilerinden arındırılmış göstergelere göre ise işsiz sayısı3 milyonun üzerinde ve oranı yüzde 10.4 düzeyinde. Bu bazda tarım dışı işsizlikoranı yüzde 12.5). Dar tanımlı resmi işsizlik oranı 2000 yılında sadece yüzde6.5 düzeyinde bulunuyordu ve Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizininyaşandığı 2001 yılında bile yüzde 8.4 olmuştu. AKP’nin iktidara geldiği 2002yılında oranı yüzde 10.3 olan işsizlikle mücadelede 12 yılda bir arpa boyu yolualınmadı.Üstelik dar tanımlı işsizlik verileri, sadece aktif olarak işarayanları kapsıyor. Ağustos 2014 itibariyle sayıları 2 milyon 580 bine ulaşan“umudunu yitirip iş aramaktan vazgeçen” işsizler de dâhil edildiğinde toplamişsizler ordusu 5 milyon 456 bin kişi ile birçok ülke nüfusundan daha büyük birsayıya, işsizlik oranı da yüzde 17.1’e ulaşıyor. YATIRIMLAR NEDEN GERİLİYOR? •             Yeni teşvik sistemi,zaten ekonomi, dış politika ve iç siyasette belirsizliğin arttığı, Türkiyeekonomisinin yavaşlama eğilimine girmeye başladığı bir süreçte uygulamayakonulmuştu. Bu alanlarda sıkıntının zirveye ulaştığı, jeopolitik risklerin deaşırı büyüdüğü 2014 yılında yatırım eğilimindeki gerileme daha dabelirginleşti. •             Ekonomideki olumsuzgidişat nedeniyle; yatırım için harcanacak ve uzun vadede geri dönecek olanparalar riske atılmak istenmiyor. Sanayici, önünü görmeden böyle bir riskegirmek istemiyor. (Devletin verdiği teşvikler peşin ödeme değil, yatırımcınınyapacağı harcama ileride ödeyeceği vergi ve diğer ödemelerinden mahsupediliyor).  •             Yatırımın tamamınıdevlet bile ödese, sanayicinin ürettiği malı satması lazım, oysa iç tüketimdefrene basılıyor. Bu yüzden yatırım yapmak isteyenler de ihtiyatlı davranıyor. •             Hükümetin iç teröreyönelik başlattığı “açılım” sürecinin akıbeti ve mahiyetine ilişkin kuşkularvar.  •             6. Bölgeyi oluşturanillere yatırım konusunda çekingenlik hala devam ediyor. •             Hükümetin dışpolitikası, bölge ülkeleriyle olan ticareti vurdu, ülke ekonomisine büyük birmaliyet yükledi, bölgeyle ticarete dayalı yatırımların önünü kesti.•             Suriye ve Irak’tadevam eden savaş, IŞİD terörü, bunu durdurmaya yönelik uluslararası girişimlerve bu süreçte hükümetin izlediği politikalar, belirsizlik ve riskleriartırıyor, Bölgemizde giderek büyüyen savaş nedeniyle dış pazarlara erişimdezorluk yaşanıyor. Türkiye’nin sonu belirsiz tehlikeli bir mecraya sürüklenmeihtimali de yatırımcıyı korkutuyor, yatırım iştahını kırıyor. •             Özellikle Fedkararlarıyla küresel likidite bolluğu döneminin sona erdirilmesi ile 12 yılsüren ekonomiyi sıcak para ile çevirme dönemi kapandı.  Ekonomiyi dış kaynağa aşırı bağımlı halegetiren hükümet, bu yeni finansal iklimde farklı bir oyun planı geliştiremedi,ekonomide kriz tehlikesi büyüyor.•             Küresel paramusluklarının kısılmasıyla yılın başlarında döviz yükselişe geçmiş, sermayekaçışının önünü kesmek için şok faiz artırımına gidilmişti. Ekonomide hâkimolan pahalı döviz -yüksek faiz koşulları güçlenerek sürüyor. Bu gelişme kaynakve girdi maliyetlerini büyüttüğü için yatırımcıyı yatırım yapmaktan caydırıyor.•             Demokrasiden, hukukdevletinden, dış politika teamüllerinden uzaklaşma nedeniyle ekonomi, siyasetve dış politikada ortaya çıkan olumsuz gidişatta ülkeye güven azalıyor.•             Riski en yüksek veen kırılgan ekonomilerin başında gelen Türkiye yatırım yapılabilirliktengiderek uzaklaşıyor.•             Yapısal reformlarınhayata geçirilmemesi de yatırım eğilimini kırıyor, hükümetin bu konudaki ataletibu kritik süreçte de sürüyor. YATIRIM İKLİMİ İÇİN“NORMALLEŞME” GEREKİYORYatırım iklimi için iç ve dış politikada, tam demokrasinin yaşamageçirilmesinde, yargı bağımsızlığının sağlanması, ifade özgürlüğünün sağlanmasıgibi her alanda normalleşme sağlanması gerekmektedir. Acilen şu adımlarınatılması gerekmektedir:- Yapısal reformlar gerçekleştirilmeli, çünkü altyapı olmadan yatırımolmaz-Bağımsız denetim kurumları hükümet boyunduruğundan kurtarılmalı- Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) yeniden ekonominin aktif etkenihaline getirilmeli- Ekonomiden sorumlu bakanlıklar arasında eşgüdüm sağlanmalı, ortaksöylem yakalanmalı, çelişkili açıklamalardan artık vazgeçilmeli- Yeni bir anlayışla 10 yıllık kalkınma planı ortaya konulmalı,ekonomik seferberlik ilan edilmeli- Ekonomi programı yeni baştan yazılmalı, hedeflerdeki yüzde 100’e varansapmalar bir daha yaşanmamalı- Yeni istihdam, sanayi, dış ticaret ve tarım politikası yaşamageçirilmeli- Teşvik politikası silbaştan yazılmalı en az 10 yıllık bir planlamayaşama geçirilmeli. İl bazında, sektörel istihdam odaklı, net ihracat hedefli,SMART (Spesifik, Ölçülebilir, Ulaşılabilinir, Gerçekçi, Zaman takvimi belirli)teşvikler getirilmeli. - GAP tamamlanmalı
"PYD Bizim İçin PKK ile Eştir, Yardım Edilmesi Gibi Bir Şey Olamaz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, IŞİD kuşatmasına bir ayı aşkın bir süredir direnen Kürt kenti Kobani’ye ağır silah yardımı için Türkiye’den acil koridor açılması talebine kapıyı tamamen kapattı.“PYD şu anda bizim için PKK ile eştir, o da bir terör örgütüdür” diyen Cumhurbaşkanı, ABD’nin bu konudaki beklentisine evet demelerinin mümkün olmadığını belirtti.PKK lideri Abdullah Öcalan’ın şartlarının iyileştirileceği ve çözüm sürecinden kendisine ‘başmüzakereci’ sıfatı verileceği iddialarını da yalanlayan Erdoğan, “Başmüzakereci, vesaire gibi böyle bir şey… Bunlar çok büyük tehlike, çok büyük yanlış” diye konuştu.Cumhurbaşkanı, MGK toplantısında tavsiye kararı alınması halinde, ‘paralel yapı’ olarak adlandırdığı Gülen Cemaati’nin Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne girebileceğini söylediAfganistan’dan İstanbul’a dönüşü sırasında uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, özetle şunları söyledi:“Bizim biliyorsunuz, dört başlık aslında söyleyeceğim var. Bir tanesi, uçuşa yasak bölge meselesi, iki, güvenli bölge meselesi, üç, eğit – donat meselesi, dört rejim meselesi. Bunlar olmadığı sürece Türkiye olarak bizim orada yer almamız mümkün değil.”“Son günlerde bir şeyler dolaşmaya başladı. Nedir o? PYD’ye silah desteği vermek ve PYD’ye verilecek silah desteğiyle IŞİD’e karşı burada bir cephe oluşturmak. Tamam da PYD şu anda bizim için PKK ile eştir, o da bir terör örgütüdür. Bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan NATO’da beraber olduğumuz Amerika’nın böyle bir desteği, açıktan açığa söyleyerek bizden ‘evet’ ifadesini, yaklaşımını beklemesi çok çok yanlış olur, böyle bir şeyi bizden beklemesi mümkün değil, böyle bir şeye de biz ‘evet’ diyemeyiz.”“İncirlik meselesi ayrı bir mesele. İncirlik’te bizden istenen ne? O henüz belli değil. Bunu gördüğümüz anda değerlendiririz. Bizim güvenlik birimleriyle otururuz bunları konuşuruz, uygun gördüğümüz bir şey varsa buna ‘evet’ deriz, ama uygun değilse buna ‘evet’ dememiz de mümkün değil.”“Dışişleri Bakanları sözcüleri gerek Amerika’da gerek Avrupa’da bir şeyler söylüyorlar, bunların bir kısmından haberimiz var, bir kısmından haberimiz yok, ama haberimiz olan konularla ilgili biz o dört başlığı önemsiyoruz. Buralardan taviz vermek mümkün değil. Hele hele biz PYD’ye silah verelim… Sen şu anda arazide rejime karşı, IŞİD’e karşı mücadele verenlere niye bu güne kadar vermedin bu desteği. Madem böyle bir destek vereceksin arazide şu anda rejime karşı da IŞİD’e karşı da savaş verenler var, onlara ver.”“Kalkıp da ‘PYD’ dendiği zaman, ben o zaman bu işten ciddi manada 77 milyonun sorumlusu olarak rahatsız olurum. Tıpkı ‘Kobani’ye sahip çıkıyoruz’ diyerek ülkemi karıştıranların Kobani dışındaki bölgelerde 250 bin insanın öldürülmesinden rahatsız duymadığı bir tabloyu görüyoruz. Burada Türkiye olarak biz Ayn el Arap’tan yani Kobani’den ülkemize gelenlere kapımızı kapamadık, kapımızı açtık ve 200 bin insan şu anda ülkemizde. Daha ne yapacaktı bu iktidar? Yapılması gerekeni yaptı.”“Irak’ın üçte biri gitti, acaba bu üçte birde niye hiç rahatsız değil bunlar. Varsa yoksa Kobani, neden? Bunlar manidar. İngiltere sadece Irak diyor. Niye sadece İngiltere sadece Irak diyor da Suriye de demiyor. Biz hep söylüyoruz şu anda bizim bin 290 kilometre sınırımız var. Bütün dert bizde, kalkıp bu dostlardan hiçbirisi ‘senin derdin nedir, senin ihtiyacın nedir’ böyle bir şey sormuyor. 4.5 milyar dolar harcama yapmışız, bunların hiçbirinden böyle bir şey duyulmuyor. Bize gelen nedir? 200 milyon dolar civarında bir para. BM Mülteciler Konseyi’nden gelen para 20-25 milyon dolar, tek burada aklımda kaldığı kadarıyla Suudi Arabistan’ın bize 50 milyon doları gelmişti, diğerleri irili ufaklı şeyler.”“Taleplere yeni yanıt verilmesi söz konusu mu? Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olmuş olan bir insan var. Bu insani şartların iyileştirilmesine yönelik yapılması gereken her şeyi bu devlet yapmıştır. Bundan daha ilerisi zaten olamaz. Herhalde kalkıp özel villa tahsis edilecek hal yok. Şu anda orada iki odası var, iki odasının dışında televizyonu… Bunların hiçbirisi yoktu, bizim iktidarımız döneminde bunları verdik. Bunun dışında oradaki beş tane diğer mahkumla görüşebilme imkanı var, bunun dışında daha ne olacak.”“Başmüzakereci, vesaire gibi böyle bir şey… Bunlar çok büyük tehlike, çok büyük yanlış. İstihbarat müsteşarımız gidiyor, zaten kendisiyle görüşülmesi gereken konuları görüşüyorlar. Ama son zamanlarda bir şeyler değişti. Şu anda bakıyorsunuz İmralı farklı bir havada, dağ farklı bir havada, Parlamento’daki temsilcileri farklı bir havada, böyle bir ayrışmanın, bölüşmenin olduğu yerde ülkemi karıştıranların hali de ortada. ““Yarın akil insanlarla Başbakanımız toplantısı olacak, hafta içinde kendileriyle konuşur, görüşürüz. Benim Cumhurbaşkanı olarak kanaatim kesinlikle bugüne kadar olan 11 yıllık tecrübemle budur. Böyle bir genişletilmesi şusu, busu… Ne kadar genişletilecekse zaten genişletilmiş, imkan her şey verilmiş. Sağlık noktasında tedavi falan her şey aksatılmadan yapılıyor.”“Paralel yapı veya paralel devlet yapılanması ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlardan bir tanesidir. Bu ay yapılacak olan MGK toplantımızda ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlar gündemimizde yerini alacaktır. Ve sonunda zaten müzakerelerden sonra da basın açıklamasında tavsiye kararları vesaire hepsi çıkacaktır. Müzakerelere bağlı olarak tavsiye kararında yerini alırsa o zaman hükümet bu konuyla ilgili Bakanlar Kurulu karanını eğer bu tavsiye kararı istikametinde alması halinde o zaman bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi içinde yerini alır.”“Kaldı ki Milli Güvenlik Siyaset Belgesi 5 yılda bir yenilenir. Önümüzdeki yıl 5 yıllık süre doluyor, 5 yılda bir tekrar yenilenmesi söz konusu, ama burada illa 5 yılda bir beklenmesi kaydı da yoktur. Fevkalade hallerde bunu daha önceye de çekmek mümkündür, içerideki bazı değişiklikleri yapmak mümkündür. Bu neyi getirir, bu yargının da uluslararası camianın da bu tür olaylara bakınışı değiştirir, önemli bir adımdır bu. Dostluk, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu söyleyen ülkeler bu tür şeylerde o ülkenin gerek Bakanlar Kurulu gerekse Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli bir kurumunun almış olduğu kararı veya tavsiyeyi gözardı etmezler.”“Yeni bir süreç şudur; o da yargıdaki süreçtir. Yargıda atılacak olan yeni adımlar var, yeni adımlarla ilgili olarak da birçok şikayetler var, biriken dosyalar… Görüyorsunuz birçok şeyler açığa çıkmaya başladı. Şu ana kadar birçok belgeyi veremeyen insanlar artık o belgeleri vermeye başladılar. Bu belgelerin verilmesiyle ben inanıyorum ki yargı çok daha farklı adımları atacaktır. Kararlarını da buna göre verecektir.”Diken
Akil Heyetinden Kimlerin Üzeri Çizilecek?
Bugün Davutoğlu'nun Akil İnsanlar Heyeti ile yapacağı toplantı, İmralı için oluşturulacak yeni heyetler bakımından önemli. Ancak hem 'akillerin' hükümete bakışı, hem de hükümetin 'akillere' bakışı bir yıl öncesinden farklı. Hükümetin bazı isimlerin üzerini çizeceği belirtiliyor.İstanbul ’da Dolmabahçe'de bugün kritik bir toplantı var. Saat 12'de başlayacak toplantı, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun isteği üzerine 'Akil İnsanlar Heyeti' ile yapılacak. Geçen hafta Başbakanlık’tan ‘akillere’ bir davetiye gönderildi ve ‘Başbakan sizinle tanışmak ve süreci değerlendirmek istiyor’ denildi. Ancak ne ‘akillerin’ hükümete ne de hükümetin ‘akillere’ bakışı bir yıl öncesi gibi değil. Hatta bazı isimlerin hükümet cephesinden üzerinin ‘çizildiği’ belirtiliyor.Kobani eylemleri ile riske giren ‘çözüm süreci’ konusunda hükümet tekrardan bir kamuoyu yaratmak niyetinde. Bunun için de akil insanları tekrar devreye sokmak ve İmralı ile görüşmelerde bir dizi yeni mekanizma kurmak istiyor.Önce ‘akiller’ cephesindeki son duruma bakalım:Akil İnsanlar Heyeti ilk çalışmalarını yaptıktan sonra dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ’a bir rapor sundular. Ancak bu raporun kağıt üzerinde kaldığını düşünen pek çok isim var. Zaten hükümetin ‘Kürtleri’ ve kamuoyunu oyalamak için kendilerini kullandığını düyünen üç isim, Baskın Oran, Murat Belge ve Kürşat Bumin heyetten çekildi.‘AKİLLER’DE BÖLÜNME VARGeriye kalan 60 isim de ‘çözüm süreci’ konusunda şu anda aynı fikirde değil. Özellikle Kobani eylemleri ve hükümetin olaya yaklaşımı ‘akiller’ arasında ciddi bir kırılmaya yol açtı. Bir kısmı Kürt tarafının masada olmasından dolayı heyette 'ilk günlerdeki kadar heyecanlı olmasa da' yer almayı sürdürüyor.Diğer yandan 24 isim geçen hafta Can Paker’in çağrısıyla toplantı yaptı. Hükümet bu toplantıdan memnun. Toplantıya katılan isimler ‘hükümete yakın cephe’ olarak nitelendiriliyor. Zaten toplantı daveti akiller içinden sadece 30 kişiye gönderildi.Akiller arasında üç cepheli bir bölünmeden bahsediliyor. Birinci kesim; hükümete yakın isimler. İkinci kesim; doğrudan hükümeti eleştirenler ve Kürt tarafı masada olduğu için hala heyette yer alanlar. Üçüncü kesim ise; hükümete güvenmese de tepkisini açıkça dile getirmeyenler.HÜKÜMETİN BAKIŞI DA DEĞİŞTİPeki hükümetin şu anda ‘akillere’ yaklaşımı nasıl? Bir yılda hükümette değişen durum da şöyle özetlenebilir:Başbakan Davutoğlu bu toplantıyı ‘akillerle’ tanışmak için düzenliyor. Ancak özellikle açıktan hükümeti eleştiren bazı isimlerin davet edilmediği iddia ediliyor. Toplantı bu elemede kimlerin dışarıda kaldığını gösterecek.BAZI AKİLLERİN ÜZERİ ÇİZİLDİDavutoğlu, bazı akil isimlerin daha önceki pozisyonlarının bugün değiştiğini söyledi. ‘Pozisyon’dan kastını açıklamadı ama bazı isimlerin, iktidar nezdinde artık ‘akil sayılmayacağı’nı söylemek mümkün.Başbakan'ın “Geçen hafta biz talep etmeden akil insanların toplanması mutluluk verici” açıklaması da yine dikkat çekti. Toplantıyı yapanlar, diğer akil isimlerin çoğu tarafından açıkça ‘yandaş’ olarak nitelendiriliyor.MEDYA YÖNETİCİLERİ İMRALI YOLCUSU MU?Hükümet kulislerinden gelen bilgilere göre, HDP’nin de talebiyle İmralı ile müzakerelerde yeni mekanizmalar kurulacak. MİT, HDP heyeti ve Mehmet Öcalan dışında İmralı ile doğrudan temas için 30-35 kişilik bir 'müzakere heyeti' veya ‘üçüncü göz’ oluşturulacak.İşte akillerin toplanmasının asıl nedeni de bu. Kurulacak gruplarda akil insanlar, AK Parti ve HDP’den temsilciler yer alacak. Ve tüm ekip 30-35 kişiyi aşmayacak. Yani 60 kişilik Akil İnsanlar heyeti’nin yarısı hükümet tarafından deyim yerindeyse ‘akillikten’ elenecek. Burada tartışma kimlerin seçileceği?Kurulacak grupların ise 'akademisyenler', 'hukukçular', 'siyasiler', 'gazeteciler' ve 'medya yöneticileri' olacağı söyleniyor. Özellikle 'medya yöneticileri' dikkat çekici. Çünkü gazetecilerin dışında böyle bir grubun oluşturulup İmralı'ya gitmesi önemli.DHA
Gazetelerde Bugün | 19 Ekim Pazar
Hürriyet: Düpedüz daltonizmMilliyet: Ateş altında 5 saatSabah: Hukuk adeta paspas yapıldıVatan: Şartlarını düzeltirizTaraf: Borçlu çıktıkAkşam: 11. Ağır Ceza Bizden değil gitmeyinBirgün: Kendilerine not verip makamlara atadılarStar: Kobani, çözüm sürecine aşı olduCumhuriyet: Temizleme bürosuZaman: Türkiye, özgürlüklere sahip çıkmada birleşti
Reklam
"Öğrenciye Bursu Yasaklıyoruz Ama Makam Aracı Alıyoruz, Bu Düpedüz Daltonizm"
Prof. Murat Tuncer, üniversite bütçelerinden burs verilememesini eleştirdiHacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Murat Tuncer, “Öğrenciye burs veremiyoruz ama lüks makam aracı alabiliyoruz. Burs verebilsek başarı çok yükselir” dedi. Tuncer, “Öğrenciye bursu yasaklarken milyonluk makam araçları alınmasını serbest bırakan düzenleme son derece yanlış, düpedüz daltonizm” ifadelerini kullandı.Üniversite yemekhanesini öğrencilere açınca akademisyenlerin eleştirilerine hedef olan Hacettepe üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, üniversite özel bütçelerinin öğrenciye burs olarak verilmesini engelleyen düzenlemeye tepki gösterdi.Gamze Kolcu ’nun Hürriyet’teki haberine göre, Tuncer, şunları söyledi:“Üniversite olarak özel bütçemizden öğrencilerimize burs veremiyoruz, ancak 700-800 bin liralık lüks makam aracı alabiliyoruz. Bütçeyi öğrencinin lehine dönüştüremezken, kişisel harcamalar yapabiliyoruz. Yıllık 1-2 milyon lirayı öğrencilerin kullanımına açamıyorum. Öğrenciye bursu yasaklarken milyonluk makam araçları alınmasını serbest bırakan düzenleme son derece yanlış, düpedüz daltonizm (renkkörlüğü). Ankara’da 200 bin üniversite öğrencisi var ve ben bu öğrencilerin yarısının bursa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bizim 43 bin öğrencimizin 10 bini maddi yardım için talepte bulunuyor, ancak biz sadece 2 bin öğrencimize destek olabiliyoruz. Özel bütçemizden burs verebiliyor olsak, maddi imkânları iyileşen öğrenci sayıları çok daha yukarılara çıkar. Devlet üniversitelerinin en ciddi problemlerinden biri de ödeneklerin yetersizliği.”“Devletin katkı paylarını artırması gerekiyor. Bizim üniversite olarak yıllık giderimiz 30 milyon liraya yakın. Yılda yaklaşık 5 milyon lira zararla çalışıyoruz. Ödenekler artırılmazsa eğer devlet üniversiteleri dönmez, batmaz, ama ciddi sıkıntıya girer. Maddi imkânsızlıklar ise direkt öğrencilere yansır. Devlet üniversitesi kısıtlı imkânlarına rağmen en üst düzeyde biliminsanı yetiştiriyor, özel üniversiteler ile vakıf üniversiteleri ise daha fazla maaş vererek o kişileri kendi kadrosuna dahil ediyor.”Rektör Prof. Dr. Tuncer, vakıf üniversitelerine tanınan ayrıcalıklara da şöyle tepki gösterdi:“Türkiye’de vakıf üniversiteleri şirket üniversiteleridir ve vergi ödemeleri lazım. Onlardan toplanan ve ortak bir havuzda biriken paralar ise devlet üniversitelerine aktarılmalı. Devlet üniversiteleri olarak madalya istemiyoruz ancak, adaletli bir sıralama, değerlendirme yapılsın istiyoruz.”T24
G.Saray - F.Bahçe Maçı İçin Yazılmış En İyi 10 Köşe Yazısı
Liderlik kitabında şöyle yazar: 'Kazanmak için büyük oyunculara sahip olmalısınız. Eğer elinizde iyi oyuncular yoksa kazanmanız tesadüflere kalır. Eğer elinizdeki yıldız oyuncuları doğru kullanmazsanız onları da kaybedebilirsiniz. Antrenörün fark yarattığı nokta burasıdır.' G.Saray son yıllarda F.Bahçe'ye karşı TT Arena'da elde ettiği üstünlüğü, büyük yıldızı Sneijder'in attığı müthiş gollerle sürdürdü. Bu zaferde, Prandelli'nin hiç katkısı yok.Devamı...
Reklam
Kadının İlk Çağdan Günümüze Değişimi
Lena Nosenko'nun yönetmenliğini yaptığı kısa film kadının ilk çağdan günümüze görsel değişimini anlatıyor.Kadın denilen varlık ilk kadın Havva'dan günümüze kadar hep özel bir konumda olmuştur. Üzerine şiirler yazılan, şarkılar söylenen, savaşlar ve yıkımlar olan kadınlar; temelde aynı olsalar da kendi içlerinde büyük değişimler yaşamışlardır. Bu değişim gerek fiziki gerekse kültürel değişimlerdir. Hazırlanan 4 dakikalık videoda, kadınların ilk çağdan günümüze kadar geçen süreçte yaşadıkları değişim gözler önüne seriliyor. Sizleri ilham verici bir video ile baş başa bırakıyoruz.
51. Altın Portakal Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu
Yaşlı bir kadın ve küçük torunu bir masanın etrafında eski aile fotoğraflarına bakarlar. Yaşlı kadın, bu fotoğraflara bakmaya ve geçmişe dönmeye önceleri dirense de, geçmişin uyandırdıklarına direnemez. Küçük yaşta evlendirilen bir kız çocuğunun hayata tutunuş hikâyesine bir fincan Türk kahvesi içimi boyunca şahit oluruz.
Reklam
Ekrem Erdem: 'Türkiye'de Yaşanan Sıkıntıların Nedeninin Anayasadır'
AKP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, İstanbul'da Mehmet Pişkin'in intihar öncesinde çektiği veda videosuna tepki gösterirken anayasayı suçladıAKP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem , 'Türkiye'de yaşanan sıkıntıların nedeninin Anayasa olduğunu' savundu. Sosyal medyada intihar öncesi çektiği videoyu yayınlayan Mehmet Pişkin 'in görüntülerini Anayasa Mahkemesi tarafından alınan kararlar nedeniyle kaldıramadıklarını belirten Erdem, 'Kötü bir örnek. Hayat söz konusu. Buna müdahale etmeyip de neye müdahale edeceğiz. Buna benzer bir çok şey var. Çoğu yerde Anayasa, Anayasa Mahkemesi ayak bağı oluyor' dedi.DHA'da yer alan habere göre, Türk Dili Edebiyatı Derneği'nin düzenlediği ''Dilimiz Türkçe' isimli toplantıya katılmak üzere Bursa'ya gelen Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, partisinin İl Başkanlığı'nı ziyaret etti. Burada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdem, birçok problemi geride bırakan Türkiye'nin dinamik bir ülke olduğunu kaydetti. Yeni Türkiye'nin insan hakları, özgürlükler ve refah seviyesi açısından farklı olacağını dile getiren Erdem, 2015 yılında yapılacak genel seçimlere de hazırlandıklarını söyledi. 2023 hedeflerini gerçekleştirecek kadroların belirleneceğini ve yeni bir Anayasa yapacaklarını açıklayan Erdem, mevcut Anayasa'nın 'Darbe Anayasası' olduğunu belirtti. Muhalefet ile birlikte yeni anayasayı yapamadıklarını belirten Erdem, genel seçimlerden sona Anayasa'yı tek başına yapacakları çoğunulğa sahip olacaklarına inandıklarını kaydetti.İstanbul'da Mehmet Pişkin'in intihar öncesinde çektiği veda videosunu paylaşarak sosyal medyada ilgi çekmesine tepki gösteren Ekrem Erdem, 'Ülkemizde yaşadığımız sıkıntıların en önemli sebebi Anayasa'dır. Dün sosyal medyada intihar eden birisinin 15 dakikalık bir konuşması vardı. Öyle bir anlatıyor ki adeta intiharın reklamını yapıyor. Hemen ilgili bakanı aradım. Çünkü bu kötü örnek olabilir. Bakanlıktan bana bir müddet sonra döndüler. 'Biz önleyemiyoruz' dediler. Niye? Çünkü daha önceki kararları Anayasa Mahkemesi iptal etti. Kötü bir örnek, hayat söz konusu. Buna müdahale etmeyip de neye müdahale edeceğiz? Buna benzer birçok şey var. Çoğu yerde Anayasa, Anayasa Mahkemesi ayak bağı oluyor. Bunu milletimiz görüyor. İktidarda bulunduğumuz dönemde tüm engellemelere rağmen muhteşem şeyler yaptık. Eğer bu engellemeler olmasaydı Türkiye çok daha farklı bir Türkiye olacaktı. Millet bunu görüyor' dedi.T24
Altın Portakal’da Demet Evgar’dan Gezi Mesajı: 'Ölen Tüm Gençlere Selam Olsun'
Reyan Tuvi’nin ‘Gezi belgeseli’ Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’in sansürlenmesiyle gündeme gelen Altın Portakal Film Festivali’nin ödül töreninde oyuncu Demet Evgar, Gezi’de polis şiddetine kurban giden gençleri unutmadı.Ödül vermek için sahneye çıktığında Gezi eylemlerinin başladığı tarihe atıfta bulunan Evgar, Gezi eylemlerinin başladığı tarihe atıfta bulunarak “28 Mayıs 2014’den beri ölen tüm çocuklara ve gençlere selam olsun” ifadelerini kullandı.Demet Evgar’ın bu sözleri uzun süre alkışlanırken, akıllara önce sansürlenen ardından ‘yeni haliyle’ festivale kabul edilen ancak komitenin samimi bir özür dilememesi üzerine 11 belgeselle birlikte festivalden çekilen Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek filmi geldi.Reyan Tuvi’nin belgeselini ön jüri tarafından yarışmaya değer bulunmasına rağmen Türk Ceza Kanunu’nun şahsa ve cumhurbaşkanına hakaret suçlarını düzenleyen ‘125. ve 299. maddelerine aykırı ifade ve içerik’ nedeniyle yarışma programına alınmamıştı. Yönetimin bu kararı, ön jüride bulunan üç ismin yazılı açıklamasıyla ortaya çıkmıştı.Yönetim yazılı bir açıklamayla kararını filmde ‘insan haklarının rencide edilmesi’ ne bağlarken, aynı zamanda festival komitesinde görev alan SİYAD Yönetim Kurulu Genel Başkanı Alin Taşçıyan da Diken’e ortada sansür değil, filmi korumaya yönelik bir karar bulunduğunu söylemişti.Yönetmen Reyan Tuvi’nin İngilizce altyazıda küfürlü bölümleri kendi inisiyatifiyle çıkarmasının ardından belgesel yeniden festivale davet edilmişti. Ancak komite samimi bir özür dilemeyince 11 belgesel filmin yönetmen ve yapımcısı da tavır alarak filmlerini festivalden çekti.Diken
Bakan Çelik'ten Sert Açıklama
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, geçtiğimiz günlerde PKK sempatizanlarının sis bombalı saldırıda bulunduğu Roma Büyükelçiliği Kültür ve Turizm Müşavirliği'ni ziyareti sırasında, “Hani yurtiçinde birçok tahribatlar yaptılar, ama yurtdışında böyle bir girişimde bulunmalarının akılla izah edilecek bir durum olmadığını vurgulamak istiyorum ve kınıyorumö ifadelerini kullandı.Bakan Çelik, Abdullah Öcalan'a resmi müzakereci statüsü verileceği ve başka bir kente sevk edileceği iddialarının ise doğru olmadığını söyledi.İtalya'nın Torino kentinde Avrupa Konseyi tarafından düzenlenen Avrupa Sosyal Şartı Yüksek Düzeyli Konferansı'na katılan Bakan Faruk Çelik, daha sonra başkent Roma'ya geldi.Bakan burada, iki gün önce PKK sempatizanlarının sis bombalı, boyalı saldırısına maruz kalan, kentin merkezindeki Repubblica Meydanı'nda bulunan Roma Büyükelçiliği Kültür ve Turizm Müşavirliği'ne ziyarette bulundu.“SALDIRININ AMACINI İZAHTA ZORLANIYORUZTürkiye'nin Roma Büyükelçisi Aydın Sezgin'in de eşlik ettiği Bakan Çelik, daha sonra Türk basın mensuplarının sorularını yanıtladı.2 gündür İtalya'da temaslarını sürdürürken, müşavirliğe saldırı gerçekleştiğini hatırlatan Çelik, “Bu vesileyle hem Sayın Büyükelçimize hem de müşavirlik çalışanlarımıza geçmiş olsun dileklerinde bulunmak ve olay mahallini de bizzat görmek için buraya gelmiş bulunuyorum. Bu saldırıyı ne amaçla yaptıklarını doğrusu biz izahta zorlanıyoruz. Türkiye, Ortadoğu coğrafyasının hemen komşusu, güçlü ve büyük bir ülke. Büyük tahribatların olduğu Ortadoğu coğrafyasında halkların sığınağı diyebileceğimiz, sığınabileceği tek ülkeö diye konuştu.Türkiye'nin, hiçbir ayrım yapmaksızın Kürt'üyle, Türkmen'iyle, Arap'ıyla, Ezidi'siyle, bütün başı derde giren halklara kucak açmış ve herkese eşit muamele yapan bir ülke olduğunun altını çizen Bakan, “Konu Kobani ise, Kobanili 185 bin Suriyeli vatandaşı, Kürt kardeşimizi, bizzat ben Şanlıurfa milletvekili olduğum, olayların içinde olduğum için söylüyorum, onları bağrımıza bastık, onların sıcak aşa sıcak bir yuvaya kavuşmaları konusunda Türkiye yoğun bir ilgi gösteriyor. Tıpkı Araplara, Türkmenlere ve Ezidilere gösterdiği ilginin aynısını Kürtlere de gösteriyorö diye sözlerini sürdürdü.“ONLARI AKLISELİME DAVET EDİYORUM'“Orada yaşanan sıkıntının, felaketin, Suriye'nin cehenneme dönmesinde Türkiye'nin bir dahli söz konusu değilö ifadelerini kullanan Bakan Çelik, açıklamalarına şöyle devam etti: “Bu ateşin yanıyor olması ve yine Türkiye'nin tek başına söndüreceği bir mesele değil. Bunu çok iyi bilenlerin, Türkiye'nin bu kadar halkları kucaklayan, sahiplenen, onların acılarını dindirmeye çalışan tavrı karşısında… Hani yurtiçinde birçok tahribatlar yaptılar, ama yurtdışında böyle bir girişimde bulunmalarının akılla izah edilecek bir durum olmadığını vurgulamak istiyorum ve kınıyorum, telin ediyorum. Onları aklıselime davet ediyorum. Kobani'de ne oluyor, Türkiye ne yapıyor bunları bir kez daha gözden geçirmelerinde yarar var diye bir kere daha ifade ediyorum.'“BÖLGEDEKİ YANGIN SÖNDÜRÜLMEZSE BÖLGESEL OLMAKTAN ÇIKAR'Kobani'de çatışmalar sırasında Türkiye sınırına iki havan topunun düştüğü haberlerinin geldiğine de değinen Bakan, “Bunlar sık sık oldu. Biz bizzat sınır bölgesinde Kobanililer'in araçlarının tahliyesi ve birçok Kobanili'nin Şanlıurfa'ya geçişiyle ilgili çalışmalarda da bulunduğumuzda bu tür silahlı çatışmada Türkiye topraklarına düşen havan toplarına biz de şahit oldukö diye konuştu.Komşuda bir yangın olduğuna dikkat çeken Çelik, “Maalesef o yangının isi, pası, sıkıntısı mutlaka komşuya da, sizlere de etki ediyor, size de bulaşıyor. Bundan kaçınmak mümkün değil. Ama biz bir an önce o yangının sönmesi konusunda dünyayı, Avrupa'yı duyarlılığa çağırıyoruz. Koalisyon güçlerinin daha akılcı, daha yerel, yani orada yaşanan olayları bilerek, tartarak, belki de Türkiye'nin öncülüğünde… Çünkü o coğrafyaları en iyi bilen ülke, orada olup bitenleri en iyi yorumlayan ve çözümü de en iyi üretecek olan Türkiye'dirö ifadelerini kullandı.Türkiye'nin öncülüğünde ve bu ülkeyle beraber bu yangının söndürülmesi konusunda dünyanın bir birliğe ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Bakan, “Bir el birliğine ihtiyacı var, aksi takdirde bu yangın bölgesel olmaktan çıkar ve 'benim canım yanmıyor' diyenlerin bu ateşten kaçınması mümkün olmaz. Onun için herkesin bu yangının söndürülmesi konusunda bir gayret içinde olması gerekiyor' dedi.“ÖCALAN'IN RESMİ MÜZAKERECİ OLMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR'Bakan Çelik, İmralı Adası'nda ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan'ın, barış görüşmelerinde resmi müzakereci olması iddiasını ise şu sözlerle değerlendirdi: “Bu konuyla ilgili yetkililerimiz çok defa açıklama yaptılar. Adayla bir temasın olduğu ve bunu devletin çeşitli kademelerinin bunu yürüttüğünü söylediler. Bunun ötesinde konuyu abartmanın, başka noktalara çekmenin doğru olmadığı inancı içerisindeyiz. Netice itibariyle birçok terör faaliyetleri neticesinde yargının cezalandırdığı bir hükümlüden bahsediyoruz ve bu çerçevede son dönemlerde yaşanan barış süreciyle ilgili olarak huzurun, kardeşliğin kalıcı hale gelmesi konusunda devlet organlarımız gerekli çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu konuda kiminle, ne zaman, nasıl görüşüleceğinin hukuk devletinde sınırları bellidir. Bu çalışmaları o çerçevede sürdürüyorlar. Onun dışında abartılı şeyler konuşuluyor. Yok yer değiştirmesi, yok sizin ifade ettiğiniz gibi (resmi müzakereci olarak kabul edilmesi)… Bunların söz konusu olmadığını ifade ediyorum.'İTALYA'DA SURİYE MESELESİNİ KONUŞTUİtalya'da dün katıldığı toplantının bitiminde, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Başkanı Anne Brasseur ile bir görüşme gerçekleştirdiğini aktaran Bakan, bir saati aşan bu görüşmede, bölgedeki gelişmeleri ve Türkiye'nin şu anda üstlenmiş olduğu, bulunduğu pozisyonu tartışma ve değerlendirme imkanı bulduklarını belirtti.Çelik, Brasseur'la paylaştıklarını şöyle aktardı: “Suriye ile Türkiye'nin ilişkileri çok üst düzeydeydi. Bunun bozulması, Arap Baharı çerçevesinde Suriye'deki Suriyeli vatandaşlara yönetimin baskısı, şiddet ve onların ölüm ve bombalamalarına kadar varan bir uygulamaya girmesinin yanlış olduğunu söyledi Türkiye. Olayın başlangıcı bu. Bazen söylüyorlar, 'Türkiye ile Suriye arasında sınırların kalktığı bir dönem varken ne oldu?' diye. Olan şey: halkını bombalayan bir yönetim çıktı? Ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledik. Bugünü biz dünden gördük Türkiye olarak. Bu olayların Türkiye'ye büyük faturalar çıkaracağını, yalnız maliyet açısından değil. Şu ana kadar 4,5 milyar dolar harcadık. Harcamaya da devam ediyoruz 2 milyon insana. Yalnız bu boyutuyla değil, sosyolojik anlamda da, şu anda meydana gelen sıkıntılara işaret ettik. Dedik ki, 'Eğer siz burada halka dönük böyle bir eyleme girerseniz ki; Irak da bu yanlışı yaptı. Meydana gelecek bu yönetim boşluğunda oluşacak olan terör, terörist faaliyetlerin önüne geçilemez.' Türkiye bunu gördü. 2 yıl önce, 5 yıl önce bunları ikaz etti. Ne yazık ki, bu boşluğu oluşturdular ve bunu AKPM Başkanı sayın Brasseur'a aynen anlattım.öBu oluşan boşluk neticesinde terör faaliyetlerinin yaygınlaştığına işaret eden Bakan, “Bugün IŞİD olarak karşınızda. Belki yarın başka türlü de çıkacak karşınıza. Böyle bir tablo aldı Ortadoğu coğrafyası. Dolayısıyla bunların sağlıklı değerlendirilmesi, gerçekçi verilere dayalı olarak ele alınması ve çözümlerin buna göre üretilmesi… Yoksa sıradan gazete manşetleriyle veya haber getirenin kim olduğuna bakmaksızın, eğer biz, Avrupa Konseyi, AB gelişmiş ülkeler hareket etmeye kalkarlarsa bu olayın üzerine yangınla gidilmiş olur. Çözümü mutlak var. Gerçekçi şekilde iyi bir tahlil neticesinde üzerinde gidilmesi gerektiğini Sayın Başkan ile uzun uzun konuştuk' diye sözlerine devam etti.“TÜRKİYE SOKAKLARI SURİYELİLERDEN GEÇİLMİYOR'Anne Brasseur'u Şanlıurfa'ya davet ettiğini de dile getiren Bakan Çelik,“Sınır bölgesinde Türkiye'nin bu ağır görevlerini, bu halklara karşı ağır görevlerini, çadırların dopdolu olduğunu, caddelerin sokakların Suriyeli vatandaşlardan geçilmez hal aldığını, Türkiye'nin hiçbir fedakarlıktan bu konuda kaçınmadığını, dünyanın, Avrupa'nın duyarsız olduğunu bizzat kendilerine söyledim. Ve kendisini Şanlıurfa'ya davet ettim. 'Ankara'ya, İstanbul'a geliyorsunuz hemen dönüyorsunuz' dedim. 'Gelin bir de sınır bölgesindeki Kilis, Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep gibi illerimizi de gezin görün. Bizzat bu insanlar neden canhıraş bir şekilde canlarını kurtarma pahasına buraya geldiler, ne gibi sıkıntılarla karşı karşıyalar, bunların bir an önce yurtlarına geri dönmeleri konusunda neler yapılmalı, bir de o insanları görerek değerlendirmek de yarar var' şeklinde çok geniş kapsamlı konuları birlikte ele aldık. İyi bir bilgilendirme olduğu inancındayım' diye açıklamalarını sonlandırdı.Esma ÇAKIR / ROMA, (DHA)
Reklam
İsmail Kartal'dan Sneijder'e Tebrik
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, dengeli giden bir derbide son dakikalarda gelen 2 golle kaybettiklerini belirtirken, atılan gollerin oldukça kaliteli olduğunu ifade ederek Sneijder'i tebrik etti.İsmail Kartal'ın açıklamaları şu şekilde:'Maça iyi başladık. İlk yarı dengeli bir oyun oldu, pozisyonlara giren bir F.Bahçe vardı. İkinci yarıya G.Saray hızlı başladı. Daha sonra yine dengeledik ama aşırı kazanma hırsı ve bir anlık hatadan gelen kırmızı kartla bir kişi eksik kaldık. Ardından bir hamle yaptık, Emenike'nin yerine Hasan Ali'yi alıp, Caner'i ön plana attık. Bu dakikadan sonra haddimizi bilerek oynamaya çalıştık. Sonucunda Galatasaray'a karşı 10 kişiyle oynamak zordur. Olcan'la direkten dönen bir topları vardı bizim de tehlikelerimiz oldu. İyi gidiyorduk, kompakt oynuyorduk ama Sneijder'in 2 uzaktan golü geldi. Sonuna kadar bırakmayan bir takımız var bugün bunu gösterdik. Geriye düştüktten sonra yine de bırakmadık ve Hasan Ali ile golü bulduk. İki haftadır 10 kişi oynuyoruz. Bunun sıkıntısını çekiyoruz. Sneijder'in golleri de açıkçası güzel gollerdi. Çıkarması zor yerlere gitti. Olan oldu. Sonuna kadar bu yarışı bırakmayacağız.'EMENİKE TERCİHİ'Emenike rakibi ne kadar tehlike yarattığını gördük. Hem süratlı, hem güçlü bir oyuncu olduğu için rakibe büyük tehdit yaratıyor. Ben bu maçta Emenike'yi tercih ettiğim için memnunum. Her maç büyük analizler sonrası kadro belirliyoruz. Bundan sonra da böyle olacak. 'ALVES'E CEZA GELECEK Mİ?Bruno Alves'in kırmızı kart pozisyonuyla ilgili konuşmanın zamanı olmadığını belirten Kartal, 'sakin kafayla düşüneceğiz' dedi.Fotomaç
Reklam
Arena'da Sneijder Fırtınası
Türk Telekom Arena'da 'derbi gibi derbi' oynandı. İki ezeli rakip G.Saray ile F.Bahçe'nin kapıştığı müthiş maçta her şey vardı. Kanarya, Emenike ve Kadlec'le çok net fırsatları harcadı; Aslan, Olcan ile direğe takıldı. Sarı lacivertlilerde 53'te Bruno Alves kızardı, 88 ve 90'da sahne alan Sneijder, ceza sahası dışından attığı 2 muhteşem golle F.Bahçe'yi yıktı, 90+5'te Alper'in golü maçın skorunu belirledi. Son maçların aksine kavga-gürültünün hakim olmadığı derbide Cimbom, 2-1'le F.Bahçe'nin bileğini büktü.Spor Toto Süper Lig'in 6. haftasındaki dev derbide Galatasaray ile Fenerbahçe kozlarını paylaştı. Türk Telekom Arena'da nefesleri kesen bir mücadeleye sahne maç G.Saray'ın 2-1'lik üstünlüğüyle sonuçlandı.Maça iyi başlayan Fenerbahçe, ilk yarıda oyun domine ederken Emenike ile net fırsatları değerlendiremedi. Cimbom, rakip kalede Sneijder, Olcan ve Burak'la etkili olmaya çalıştı aradığı fırsatları bulamadı.İkinci yarıda bambaşka bir şekle bürünen Aslan, F.Bahçe kalesinde bir çok tehlike yakaladı. Sneijder ile gole yaklaşan, Olcan ile direği döven, Emre Çolak ile net pozisyonlardan yararlanmayan Cimbom, aradığı golü 88'de buldu.Aslan'ın Hollandalı süper yıldız Wesley Sneijder, ceza sahası dışından yaklaşık 25 metreden yaptığı vuruşla Volkan'ı sol köşeden avladı ve takımını 1-0 öne geçirdi.TT Arena'da sazı eline alan Sneijder, 90'da ise bu kez sağ köşeden topu filelerle buluşturdu. Yine ceza sahası dışında topla buluşan Hollandalı yıldız, ölçtü, biçti füzesini yolladı ve Volkan'ı bir kez mağlup ederek skoru 2-0'a getirdi.Fenebahçe'nin golü ise 90+5'te geldi. Soldan içeriye giren Hasan Ali, bom durumdaki Alper Potuk'u gördü. Alper'in boş kaleye attığı gol maçın skorunu ilan etti: 2-1.Galatasaray, bu galibiyetle 13 puana yükselerek maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturdu. Fenerbahçe ise 10 puanla 4. sırada kaldı.Fotomaç
AB Komisyonu, Türkiye İçin Avusturya'ya Dava Açtı
AB Komisyonu, Türkiye-Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması'na riayet etmediği gerekçesiyle Avusturya'yı, Avrupa Adalet Divanı'na şikayet etti.Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türk vatandaşlarına uygulanan vize ile oturum şartlarını yasal güvenceye kavuşturmadığı gerekçesiyle Avusturya hakkında Avrupa Adalet Divanı'na (AAD) dava açtı. Milliyet'te yer alan habere göre AB Komisyonu, Nisan 2014'de Avusturya hükümetine 'yasal düzenleme yaparak Türk vatandaşlarına yönelik vize ile oturum şartlarını düzeltmesi' çağrısında bulunmuştu. Hükümet, sorunu yönetmeliklerle çözdüklerini ileri sürerek yasal düzenleme taleplerini reddetmişti.Yasal düzenleme yapmamakta ısrar eden Avusturya hakkında Avrupa Adalet Divanı'na dava açtığını bildiren Komisyon, Avusturya'yı, Türkiye-AB Ortaklık Anlaşması'nı ihlal etmekle suçluyor. AB anlaşmalarının uygulanmasını gözetleme görevi bulunan Komisyon, Avusturya'da yaşayan Türk vatandaşlarının, AB-Türkiye Ortaklık Anlaşması'ndan doğan haklarını güvence altına alan yasal düzenleme yapmasını istiyor. Komisyona göre, 1995 yılında AB üyesi olan Avusturya, söz konusu tarihten bu yana Türk işçi ve ailelerinin haklarının kötüleşmesiyle sonuçlanan yasal düzenlemeler yaptı. Bunların en başında aile birleşiminde alt yaş sınırının 18'den 21'e yükseltilmesi ve oturma izni için Almanca bilme şartı getirilmesi bulunuyor. Komisyon, bu düzenlemelerin 'hakların kötüleştirilmesi yasağına' aykırı olduğunu ve bu kuralın Avusturya'yı da bağladığını belirtiyor.HAKLARI KÖTÜLEŞTİRME YASAĞIAB-Türkiye Ortaklık Anlaşması ve Katma Protokolde yer alan 'Hakları Kötüleştirme Yasağı'na göre, AB üyesi ülkeler, uluslararası anlaşmalarla Türk işçilerine sağlanan hakları iç hukuk düzenlemeleriyle kötüleştirmemekle yükümlü. AB üyesi ülkeler, 'hakları kötüleştirme yasağının' yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işçilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına dair yeni engel ya da sınırlama getiremiyor.YASAL DÜZENLEME YAPMAK ZORUNDAAB hukukunun uygulanması konusunda son sözü söyleyen Avrupa Adalet Divanı'nın, ihlal kararı vermesi halinde, Avusturya yargılamaya uygun yasal düzenlemeyi yapmak zorunda. Mahkeme kararının uygulanmaması halinde ise Lizbon Anlaşmasına göre Komisyon, Avusturya hakkında para cezası talebinde bulunabilecek. Avrupa Adalet Divanı, 10 Temmuz'da aldığı kararda, Almanya'nın, sınırları içinde yasal olarak ikamet eden Türk vatandaşlarının aile birleşimini sağlama amaçlı vize başvuruları için talep ettiği Almanca bilme şartını AB yasalarına aykırı bulmuştu.Stargazete
Ebola'nın Görüldüğü Ülkelerden Senegal'e Girişler Yasak
Türkiye'nin Dakar Büyükelçisi Zeynep Sibel Algan, Ebola vakasının görüldüğü ülkelerden Senegal'e hava ve deniz yoluyla girişin yasaklandığını belirtti.Algan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Sınırlarda çok ciddi tedbirler alınmış durumda, şu anda sınırlar kapalı. Sierra Leone, Liberya ve Gine dahil olmak üzere Ebola vakası görülen ülkelerden hava ve denizyolu ile ulaşım yasak ancak Ebola vakası görülen ülkelerle kara sınırı olması hastalık riskini arttırıyor' dedi.Senegal'de sadece bir Ebola vakası tespit edildiğini dile getiren Algan, 'O da zaten Gine'den geldi. Ailesinin çeşitli fertlerini Ebola'dan kaybeden üniversite öğrencisi, buradaki amcasının yanına kaçıp geldi ve onun hastalanması ile Senegal, Ebola virüsünün bulunduğu ülkeler listesine girdi' diye konuştu.Büyükelçi Algan, Ebola vakasının bölgede 'çok iyi' idare edildiğini vurgulayarak, şunları söyledi:'Gineli genç ve temasta olduğu kişiler ivedikle tedavi altına alındı. Neyse ki karantina altına alınan diğer kişilere virüs bulaşmadığı anlaşıldı. Bu büyük bir şans. Söz konusu genç de iyileşti ve ülkesine gönderildi.'Ebolanın ekonomi üzerindeki etkisiEbola virüsünün ekonomiyi olumsuz etkilediğini kaydeden Algan, 'Kanaatimce Ebola vakası çok büyük bir felaket, öyle ki bundan bölge ülkeleri de etkileniyor. Vakaların görüldüğü ülkelerin ekonomilerine tesir etmesinin yanı sıra tüm Batı Afrika'yı da etkisi altına alıyor. Son dönemde ortaya çıkan rakamlara göre, Ebolanın Batı Afrika ekonomisini şu ana kadar 30 milyon dolar sekteye uğrattığı düşünülüyor. Ebola, bir an önce tedbir alınmazsa sadece Batı Afrika'yı değil, tüm ülkeleri hatta dünya ekonomisini etkileyebilecek bir felaket' ifadelerini kullandı.Büyükelçi Algan, Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, Ebola'nın son görüldüğü tarihten itibaren 42 gün yeni bir vakaya rastlanmaması durumunda bölgenin 'temizlenmiş' olarak kabul edildiğini sözlerine ekledi.Cemil ÖksüzAA
Film Afişlerinin Gerçek Hayatla Buluştuğu 18 İlginç Kare
Film afişlerini gerçek hayatla birleştiren değişik bir çalışma olmuş. Başarılı olanda var olmayanda ama yinede hazırlayanın ellerine sağlık.Buna benzer ilginç fotoğraf galerilerini: ŞipŞak Albüm 'de bulabilirsiniz. İyi eğlenceler..
Reklam