onedio
Akçakale Halkı Yeni Komşusu IŞİD'den 'Memnun'
Dünya Türkiye sınırındaki Kürt kenti Kobani’nin IŞİD’in eline geçmemesi için seferber olurken, yaklaşık dokuz aydır örgütün elinde olan Telabyad’ın sınır komşusu Akçakale’de halkın bu durumdan ‘ memnun olduğu ‘ ortaya çıktı. Reuters ajansına konuşan Akçakaleliler, IŞİD’e komşu olmayı, diğer Suriyeli muhaliflerin komşuluğuna tercih ettiklerini söyledi.‘IŞİD’i tercih ederim’Buna göre, IŞİD Özgür Suriye arasındaki çatışmalar sırasında sürekli havan mermilerinin düştüğü ilçede hayat, Telabyad’ın ocak ayında örgütün kontrolüne geçmesiyle ‘ normal akışına ‘ döndü. Reuters’a konuşan Mustafa Kaymaz, “ Top ateşi yok, kaos yok. Biliyorum kulağa biraz tuhaf geliyor ama sınırda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) yerine IŞİD’i tercih ederim ” dedi.‘İslam yorumunu beğenmiyoruz ama…’Reuters haberinde, Akçakalelilerin IŞİD’in İslam yorumunu onaylamadığını vurguladı. 28 yaşındaki İsmail Balakan bu konuda, ” Belki Akçakale halkı Esad’la savaşıyor gibi göründüğü sırada IŞİD’e bir miktar sempati duyuyordu ama Kürtleri öldürmeye çalıştıkları için artık onlara hiçbir sempati beslemiyoruz ” dedi.Ancak Akçakaleliler, kafa kesme görüntüleriyle nam salan örgüte böylesine yakın yaşamaktan şikayetçi değil. Sözgelimi, 42 yaşındaki Yasin Balakan da sınırın diğer tarafı IŞİD kontrolüne geçtikten sonra ilçeye huzur geldiği görüşünde.‘ÖSO yardım kamyonlarına el koyuyordu’Yasin, sınırın öteki tarafındaki Telabyad’ı kontrol ettiği sırada ÖSO’nun yardım kamyonlarına el koyduğunu ve malzemeleri çalarak Türkiye’deki tüccarlara sattığını anlattı. Yasin, IŞİD’in Kobani’de yaptıklarını onaylamadığını ve Kürtlere sempati duyduğunu belirtse de, gerçek düşmanın IŞİD değil Beşar Esad olduğunu savunanlardan…İlçe halkı, Telabyad’ın IŞİD kontrolüne geçmesinin ardından sınırdan yasadışı geçişlerde de ciddi azalma yaşandığını öne sürüyor. Ancak Washington Post gazetesinde geçen hafta yayımlanan bir haberde, bir grup IŞİD militanının Türkiye sınırını geçerek Akçakale yakınlarında üst düzey bir Kürt komutanını kaçırmaya çalıştığı belirtilmişti.‘IŞİD’le neden iş yapmayalım?’Akçakaleliler, sınırda ticaretin de artık başlamasını istiyor. Halkın IŞİD’den korkmadığına dikkat çeken Reuters, adını vermek istemeyen bir kişinin şu açıklamasına yer verdi: ” Onlardan zarar görmedik, neden IŞİD’le iş yapmayalım? Hayatımı kazanmam, ailemi doyurmam lazım. Hem, Rakka ve Tel Abyad’daki arkadaşlarım kurallarına uyduğunuz sürece IŞİD’le hayatın gayet normal olduğunu söylüyor ” dedi.‘Niye IŞİD’i tercih edeyim ki?’Akçakaleli bir Kürt olan Mehmet Denli’yse, aynı fikirde değil: ” Ne Özgür Suriye Ordusu’nu ne de IŞİD’i tercih ediyorum. Biri diğerinden iyi değil. Oradaki militanlara daha da yaklaşmaya niyetim yok .”Diken
Genç Gazeteci Kobani'de Öldürüldü
IŞİD saldırılarına karşı Kobani'yi savunmak için giden 25 yaşındaki Hakan Çelik yaşamını yitirdi.Kobane'de IŞİD'e karşı savaşmaya giden İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu Çelik hayatını kaybetti. Çelik'in cenazesi İstanbul'da toprağa verildi.YPG Basın Merkezi, Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken hayatını kaybeden sekiz kişinin isimlerini duyurdu. Hayatını kaybedenler arasında, bianet’in eski stajyerlerinden Hakan Çelik de var. 25 yaşındaki Çelik, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunuydu.Çelik ailesinin bianet’e verdiği bilgiye göre Hakan Çelik’in bu sabah İstanbul’a getirilen cenazesi öğle saatlerinde Büyükçekmece Mezarlığı’nda defnedildi.YPG Basın Merkezi'nden, Rizgar Rêzan kod adını kullanan Hakan Çelik’in 20 Ekim’de hayatını kaybettiği belirtildi.Haber + Bir
Türkiye Sosyal Medya Kullanımında Dünya Lideri
Google, Türkiye’nin de dahil olduğu 46 farklı pazarda internet kullanım alışkanlıklarını ölçtüğü ve karşılaştırdığı Tüketici Barometresi araştırmasının bu yılki sonuçlarını duyurdu. Kapsadığı ülkelerdeki internet kullanıcılarının dijital, mobil, video ve alışveriş alışkanlıkları hakkında içgörüler sağlayan raporda bu yıl Türkiye, sosyal medya kullanımı konusunda dünyada ilk sırada yer alıyor.İncelemeye dahil edilen ülkelerin sonuçlarının ayrı ayrı görüntülenebildiği rapora göre, Türkiye’deki internet kullanıcılarının sosyal medya kullanım oranı yüzde 92, dünya genelinde ise bu oran yaklaşık yüzde 40. Sosyal medya kullanımı konusunda lider olan Türkiye’yi yüzde 86 ile Arjantin ve yüzde 84 ile Brezilya ve yüzde 83 ile Çin takip ediyor. Aşağıdaki grafik dünya genelinde sosyal medyayı en çok kullanan ülkeleri gösteriyor.Webrazzi
Kılıçdaroğlu: 'Davutoğlu ile Öcalan Görüşüyor'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Öcalan’ın, başbakanlığı döneminde Erdoğan ile şimdi de yeni Başbakan Davutoğlu ile görüştüğünü söyledi. 'Ne görüşüyorlar kimse bilmiyor' diyen Kılıçdaroğlu, çözüm sürecinin şeffaf olmadığını belirtti.Kılıçdaroğlu, çözüm sürecinin kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü savunurken Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştüğünü iddia etti, 'Şimdi sorun Abdullah Öcalan ile dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki bir görüşmeydi. Şimdi Davutoğlu ile Öcalan arasında görüşmeler yapılıyor.” dedi.“Ne vaatlerde bulunuyorlar kimse bilmiyor'CHP lideri Bilkent Üniversitesi Politik Düşünce Kulübü'nün “Muhalefetin Çözüm Sürecine Bakışı” isimli toplantıda konuştu. Buradaki konuşmasında çözüm sürecinin şeffaf olmadığı eleştirisini dile getirdi ve şunları söyledi;'Şimdi sorun, Abdullah Öcalan ile dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki bir görüşmeydi. Şimdi Davutoğlu ile Öcalan arasında görüşmeler yapılıyor. Ne görüşüyorlar kimse bilmiyor. Ne vaatlerde bulunuyorlar, kimse bilmiyor… Devlet elbette ki gizli görüşmeler yapar. Ama gizli görüşmeler, kamuoyuna yansımaz. Yansıdığı anda devlet onu tanımaz. O zaman saygınlığınızı yitirirsiniz''Parlamento sorunu çözmüyor askere havale ediyor'Çözüm sürecinde parlamentonun sorunu çözmediğini askere havale ettiğini ileri süren Kılıçdaroğlu şunları da söyledi;'Parlamento, sorunu çözmüyor. Askere havale ediyor. Buyurun siz çözün diyor. Onlar da kendi yöntemleri ile bunu çözmek istiyorlar. Onların görevleri ayrı. Güvenlik önlemleri ile bu sorunu çözemezsiniz. Şehitler geliyordu. 'Bu sorun bu şekilde çözülmez' dedik. Dört temel noktada dönemin başbakanının dikkatini çektim. Dürüstlük, samimiyet, gizli, kişisel bir ajandanız olmayacak. İzah edemeyeceğiniz angajmanlara girmeyeceksiniz. Dördüncüsü, ana muhalefet ve muhalefet partilerine bilgi vereceksiniz. Şimdi biz bilinmeyen bir süreci tartışıyoruz... Eğer bu sorunu Türkiye kendi özgür iradesiyle çözmezse sorun uluslararası boyut alabilir ve çözümü daha zor olur. Bugün geldiğimiz nokta budur. ''Uludere'de hükümet tarafından talimat verildi'Uludere dosyasının kapatılmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, 'Bu sorunu çözmek istiyorsanız Uludere'de öldürülen çocuklarımızın faillerini bulup çıkarmak zorundasınız. Onlar bizim çocuklarımız. Talimat verildi hükümet tarafından, 'Gidin, bombalayın' dendi. Bombalandı ve öldürüldü. Fail yok. Kim hesabını verecek? Kapattılar dosyayı' dedi.Kaynak: Al Jazeera, DHA
Reklam
Til Şeir Tepesi IŞİD'in 'Eline Geçti'
Suriye'nin Kürt kenti Kobani'de stratejik önemde olduğu söylenen bir tepe Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) kontrolüne geçerken, kentte IŞİD'e karşı savaşan Halk Savunma Birlikleri (YPG)'ye takviye olarak gelmesi planlanan Peşmerge güçleri ile ilgili ayrıntılar giderek netleşiyor.BBC Arapça servisine konuşan Kürt kaynaklar Kobani'nin 4 kilometre kadar batısında bulunan stratejik önemdeki bir yer olan Til Şeir tepesinin IŞİD'in eline geçtiğini söyledi. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY)'den yayın yapan Rûdaw gazetesi de, tepenin IŞİD kontrolüne geçtiğini yazdı. Tepe bundan dokuz gün önce, YPG'nin eline geçmişti.Fransız Haber Ajansı AFP'nin Suriye sınırında bulunan muhabiri kentten şiddetli çatışma sesleri geldiğini, ağır silahların ve havan topu seslerinin duyulduğunu söyledi.Bu arada Peşmerge'nin Kobani'ye gönderilmesini onaylanan IKBY parlamentosunda konuşan Peşmerge Bakanı Mustafa Seyid Kadir, askerlerin Silopi-Nusaybin ve Suruç güzergahından Kobani'ye geçeceğini söyledi. Rûdaw'ın haberine göre Kadir 'Barzani'nin talebi ve Türkiye'nin desteğiyle peşmerge Suriye'ye gidiyor. Suriyeli Kürt partileri, daha çok ağır silah istiyor. Halkımızın isteği üzerine peşmergeyi bölgeye gönderiyoruz' dedi.Bakan, ilk aşamada ağır silahlarla donatılmış özel kuvvetlere mensup 200 peşmergenin Kobani'ye gönderileceğini belirtti.Rûdaw'a konuşan Kürdistan Bölgesi Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin ise, Kobani'ye Peşmerge Güçleri'nden önce ağır silahlar gönderileceğini belirtti.BBC Türkçe
Fazıl Say'dan 'Türkiye Hükümeti'ne Açık Mektup'
Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say'ın eserlerinin seslendirileceği iki konserin, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın (CSO) yeni sezon programından çıkartılmasının yankıları sürüyor. HDP'li Tüzel ile CHP'li Ağbaba konuyu Meclis'e taşırken, Özerk Sanat Konseyi Bakanlığın hangi sanatsal yeterlilikle bu kararı verdiğini sormuştu. Fazıl Say Çin'de turnesi sırasında  'Türkiye Hükümeti'ne açık mektup' başlıklı bir yazı kaleme aldı ve 'Korkma sanattan sanatçılardan, karşındaki 'askeri güç' filan değil, karşındaki müzisyen, tiyatrocu, dansçı... İnsan... Sade vatandaş... Sadece şaşkınlık ve küçümseme ile karşılanıyor bu tutum. İstediğin bu mu?' ifadelerini kullandı. İşte o mektup;'Sayın Başbakan, Sayın Kültür Bakanı ve Tüm Yetkililer;Size bu mektubu Pekin'den yazıyorum, bu akşam Çin'de konserim var. Programda kendi eserlerim var. Ben Japonya'da turnedeyken, 3 eserim Ankara'da programdan çıkarılmış, olay Türkiye'de ve dünyada tepki ile karşılanmış. Hoş bir durum değil. Size söylemek istediklerim var. Umarım okursunuz ve bir insanı anlamaya çalışırsınız...Ne zaman gerçekten 'güçlü' olunur biliyor musunuz? Hem doğuyu, hem batıyı, hem de ikisinin sentezini en iyi şekilde varettiğinizde. Ankara'da çalınması yasaklanan 'İstanbul Senfonisi' eseri işte bu yüzden dünyanın her yerinde çalındı. Daha geçen hafta Tokyo Senfoni Orkestrası çaldı. İstanbul Senfonisi, 80 kişilik batı orkestrasının en önünde, Ney, Kanun, Bendir ve Kudüm ile çalınan bir eserdir. İstanbul'u müzik ile anlatır. Eserin sözleri yoktur. 2010'daki ilk seslendirilişinden sonra dünya üzeri 50'den fazla orkestra bu eseri repertuvarına almıştır. Hemen hemen tüm Türk orkestraları da çalmıştır. Bu eser ile ben 2013 ECHO Klassik ödülünü kazandım, klasik müzikteki en mühim ödüllerden biridir. Daha da önümüzdeki tarihte nice çalınışları olacak.Bununla gurur duyabil. Korkma bundan, bu eser sadece bir müzik eseri. Gel bu bütün dünyada şaşkınlık ve öfke yaratan 'yasakçı' tutumunu değiştirebil. Yıkıcı olma. Gel bu eseri Ankaralılar da dinleyebilsin. Bırak kim neyi seviyorsa sevsin. Destek ol buna. Fazıl Say'ın 56 eseri var. 3 tanesi Ankara'da çalınamadı diye hiç bir şey değişmiyor Fazıl Say için. Dünya, bu 'yasakçı' tutumu ayıplıyor sadece. Türkiye'de de kimse daha iyi hissetmiyor bir müzisyene boykot uygulaması getirildiğinde. Sen de iyi hissetmiyorsun. Gel bunu değiştirebil. Kaybeden sadece bu kararı veren oluyor. Korkma el uzatabilmekten. Hatta 'bu eseri orkestramız olmayan şehirlerimize de götürelim' diyebil. Uzat elini. Merak etme değeri bilinir. Katar'da bile dünyanın en pahalı opera prodüksiyonları yapılıyor...Farklı yaşam tarzları korku ve tehdit altında kalırsa, bu çok sağlıksız bir toplum dokusu yaratmakta. Ne ezen mutlu olur ne de ezilen. Bırak Türkiye sanatta da dünya ile yarışsın. Gel operaları, tiyatroları, orkestraları kapatma, bırak izleyen izlesin, seven sevsin, halk karar versin neyin iyi olduğuna. Hatta, daha iyi olması için bütçelerini bile arttır, dünya yarışında varolsunlar, bırak ne yapıyorlarsa yapsınlar, 21. yüzyıldayız, özgür bir dünyadayız, pozitif kılabil dünyayı, 'Türkiye'de iyi sanat yapılıyor' dedirt tüm dünyaya.Korkma sanattan sanatçılardan, karşındaki 'askeri güç' filan değil, karşındaki müzisyen, tiyatrocu, dansçı... İnsan... Sade vatandaş...Yıllardır karşı karşıya geldik. Bu hükümet ile bir türlü anlaşamadık. Başka sansürler, konser iptalleri, hep bizi karşı karşıya getirdi. Hep tuhaf karşılandı. Kimse mutlu olmadı. Gel Antalya'da dünya çapında bir müzik festivali yaratmış bu ekibi işine geri koy, o festivali biz yarattık, emeğimizle, düşüncemizle, yaratıcılığımızla, hakkımızdır. Hatta bu başarılı ekibe başka imkanlar bile tanı, 'gelin diğer başka şehirlerimizde de yeni festivaller yaratalım' diyebil. 'Gelin beraber büyüyelim' diyebil. Korkma bundan.Fazıl Say'ın dünya üzeri her yıl 100-130 konseri var. İstersen incele. 'Kimdir bu?' diye bir kere olsun bak, anlamaya çalış. Bir Türk vatandaşı. Tüm eserlerinin konusu Türkiye olan bir sanatçı. Her yıl 30'dan fazla ülkede 100-130 konseri var. Bak, 3-4 konserimi iptal edince ne benim için bir şey değişiyor ne de başkası için. Sadece şaşkınlık ve küçümseme ile karşılanıyor bu tutum. İstediğin bu mu? Bu ülke on yıllarca bu yanlışlar yüzünden kaybetmedi mi? Dünya'da pek çok sanatçı var, aralarında dinlere inananı, inanmayanı, budist olanı, deist olanı, ateist olanı var. Kimse sanatçıları bu yüzden sorgulamıyor. Açık olabilelim.Türkiye'nin dünya üzerinde tanınan bir kaç sanatçısı var. Ve bu noktaya şans eseri gelinmiyor, yarışmalar kazanılıyor, ödüller kazanılıyor, dünya üzeri yüzlerce şehirde binlerce konser vererek on yıllar süren bir emeğin karşılığında bir yere varılıyor ve hiç kolay değil o noktaya varmak.Lütfen bir kere olsun anlamaya çalışın.Saygılar,'
Reklam
Japonya'da Devlete Fatura Edilen 'Seks Kulübü Gideri'
Japonya'nın yeni ticaret bakanı kendi destek grubunun bir seks kulübünde yaptıkları harcamayı devlete fatura etmeleri üzerine, kendini savunmak zorunda kaldı.Bakan Yoichi Miyazawa, personelinin Hiroşima'daki bir sadomazoşist barı ziyaret ettikten sonra masraflarını devlete fatura ettiğini itiraf etti. Ancak bakan kendisinin söz konusu barı ziyaret etmediğini de vurguladı.Bu kabul, Başbakan Shinzo Abe açısından zor bir zamana denk geliyor. İki bakan Pazartesi günü istifa etmek zorunda kalmıştı.Miyazawa, bir finans skandalı üzerine istifa eden Yuko Obuchi'nin yerini almıştı.Bakanın fonlarını yöneten siyasi destek grubunun üyeleri 2010'un Eylül ayında kulüpte 18.230 yen (170 dolar) harcamış.Harcama o yıl için grubun siyasi fon raporunda 'eğlence giderleri' olarak yer aldı.Miyazawa, ofisinden bir kişinin 'yanlışlıkla parayı devlete fatura ettiğini' ve bu yanlışı düzelteceğini söyledi.Japon medyası barda, sadece iç çamaşırı giymiş kadınların halatlar ile bağladığını ve kırbaçlandığını bildirdi.Miyazawa, mevcut dışişleri bakanı Fumio Kişida'nın kuzeni ve eski başbakan Kiichi Miyazawa'nın yeğeni. Başbakan Abe kendisini Salı günü yeni ekonomi, ticaret ve sanayi bakanı olarak atamıştı.Miyazawa'nın selefi Obuchi, personelinin kampanya fonlarından binlerce doları kötüye kullandığı iddiası nedeniyle Pazartesi günü istifa etti.Adalet Bakanı Midori Matsushima da aynı gün istifa etti.İstafa nedeni, bakanların seçim yasalarını ve siyasi fonların kullanımına ilişkin kuralları ihlal ettiği eleştirileri oldu.BBC Türkçe
Kanserojen Pirinç mi Yiyoruz?
HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Ergene Havzası’ndaki kirliliği ve bu durumu dile getirdiği için görevden alınan Dr. Dilek Tucer’i sordu.Ertuğrul Kürkçü, Bakan İdris Güllüce’ye, “Dr. Dilek Tucer’in Edirne Valisi Dursun Ali Şahin tarafından görevden alınmasının sebebi halk sağlığını yakından ilgilendiren bilgiyi kamuoyu ile paylaştığı için midir” sorusunu yöneltti. Kürkçü, Tucer’in de dile getirdiği kanserojen pirinç iddialarına Bakanlık’tan cevap istedi.TBMM Başkanlığı’na Kürkçü’nün verdiği soru önergesi ve gerekçesi şöyle:“9 Eylül 2014 tarihinde Edirne Devlet Hastanesi’nin belirli aralıklarla çeşitli uzman hekimler aracılığı ile halkı bilgilendirmek amacıyla düzenlediği basın toplantısına katılan Gastroenteroloji uzmanı Dr. Dilek Tucer, basın mensuplarına yaptığı bilgilendirme toplantısında uzmanlığı olan şifalı otlar adı altında kullanılan bitkilerin, bilinçsiz ve yanlış kullanımından dolayı kanser tehlikesine sebep olabileceğini anlatmıştır.Dr. Tucer, daha sonra gazetecilerin sorusu üzerine Ergene Nehri’ndeki kirliliği ve çevresine verdiği zararları dile getirerek, “Trakya bölgesinde Ergene Nehri gibi bir sorun varken sadece otlar açısından değil, diğer yediğimiz ürünler konusunda da büyük bir kanserojen etkisi var. Trakya bölgesi için bu çok önemli bir sorun. Özellikle pirinç üretiminde önde gelen bölgelerden birisiyiz. Otları bir kenara bırakıyorum, pirinçte de neredeyse tüm Türkiye’ye bizden dağıtım yapılıyor. Bir otun nereden ve nasıl toplandığı çok önemli, Ergene’yi özellikle söylüyorum çünkü biz organik tarıma yönelmeye başladık ve gastroenterolojik açıdan da Trakya bölgesinde kolon ve mide kanseri özellikle son yıllarda artmış durumda. Bunda tabi sadece Ergene rol oynamıyor. Çernobil’den etkilenen bölgeler arasında Karadeniz’den sonra Marmara Bölgesi geliyor zaten. Bu konu hakkında aslında bilimsel bir çalışma yok. Türkiye’de bildiğim kadarıyla yapılan iki büyük çalışma var. Bu çalışmalar bir hekim tarafından yapılan çalışmalar değil. Özellikle halk sağlığı uzmanları tarafından yapılan bir çalışmada ve yabancı kaynaklı bir çalışmada da Çernobil faciasının Trakya bölgesindeki etkilerinden çokça bahsedilmekte. Gözümüzle de bunu görüyoruz” şeklinde halk sağlığını son derece yakından ilgilendiren konuda açıklama yapmıştır.Açıklama sonrasında Edirne Valisi Dursun Ali Şahin tarafından Dr. Dilek Tucer hakkında soruşturma başlatılmış ve görevden alınmıştır.Ergene nehri yakınında bulunan, başta Çorlu, Çerkezköy, Lüleburgaz’dakiler olmak üzere toplam 2.757 adet sanayi tesisinin Ergene nehrine her gün doğal debisinin üç katı oranında kirli atık su boşalttığı doğru mudur?2011 yılında Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, nehirdeki kirlilik nedeniyle çevrede kanser vakalarının büyük oranda arttığını ve ölümlerin yaşandığını söylemiştir. Bu bilgi araştırılmış mıdır? Araştırılmış ise varılan sonuçlar nelerdir? Araştırılmamışsa nedeni nedir?Bölgede kanser vakalarında 1990 yılından 2014 yılına kadar artış oranı ne kadardır?Trakya bölgesinde üretilen pirinç kanserojen midir?Dr. Dilek Tucer’in Edirne Valisi Dursun Ali Şahin tarafından görevden alınmasının sebebi halk sağlığını yakından ilgilendiren ve yukarıda ifade edilen bilgiyi kamuoyu ile paylaştığı için midir? Ankara ZETE
Ateistler Derneği'nden Linç Kampanyasına Karşı Açıklama
Twitter’da Kuran’a ayak basılan bir fotoğraf paylaşan “kedibiti” rumuzlu kullanıcı hakkında linç kampanyası başlatılmasının ardından Ateistler Derneği bir basın açıklaması yayımladı.Twitter’da Kuran’a ayak basılan bir fotoğraf paylaşan “kedibiti” rumuzlu kullanıcı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in “yoğun uğraşları” sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Genç kadın hakkında linç kampanyası başlatılmasının ardından Ateistler Derneği bir basın açıklaması yayımladı.Ateistler Derneği, kamuoyuna önemle duyurur:Medyada İ. Melih Gökçek'in, Twitter’da Kuran’a ayak basılan bir fotoğraf üzerinden, kullanıcıyı 'yakalattığı' için zafer ilan ettiğini görüyoruz. Ülkemizdeki duyarlı yurttaşları bu konuda dikkatli olmaya çağırıyoruz.Yargının vereceği kararın takipçisi olacağız. Davada yargılanan insanın can güvenliği için kimlik bilgilerinin afişe edilmemesi gerektiğini ve aksi yöndeki girişimlerin de suç olduğunu hatırlatıyoruz.Ancak, konunun siyasi şova dönüşmesine ayrıca dikkat çekmek istiyoruz. Fotoğrafa yer verdiği belirtilen 'Kedibiti' isimli kullanıcıya açılan davada, Gökçek'in yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in müdahil olması, siyasi çıkarların gözetildiği iddialarını doğruluyor. Halbuki, devleti üst düzey makamlarda temsil eden isimlerin bu davada gösterdikleri 'çabayı', Sivas Katliamı davası ve ülkemizdeki IŞİD örgütlenmeleri iddiaları için göstermemiş olması kaygı vericidir.Görüyoruz ki Türkiye'de gericilik tırmandırılırken, yükselen aydınlanmacı duyarlılık tehdit edilmektedir. Toplumu din üzerinden kutuplaştıran ve insan hayatını tehlikeye sokan bu siyasi şova son verilmelidir.
Reklam
Validebağ'da 5 Gözaltı
Üsküdar Validebağ Korusu yanında bulunan alanda iş makinesi tekrar çalışmaya başladı. Eylemciler hafriyat kamyonunu durdurmak istedi. Zabıtanın eylemcilere müdahale etmesiyle nedeniyle bir arbede yaşandı. Mimarlar Odası'nın avukatı Can Atalay, Çiğdem Çidamlı ve Yurt Gazetesi Muhabiri Hakan Akpınar'ın da aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alındı.Tartışmaların ardından dün ara verilen çalışmalar bu sabah tekrar başladı. Çok sayıda çevik kuvvet ekibi alan çevresinde önlem aldı. Bir grup mahalleli de alanda bekliyor.Bu arada mahalle sakinleri Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen'den açıklamasına tepki gösterdi. Türkmen'in 'Fazla tölerans azdırır' ifadesini kullandığın belirten mahalle sakinleri dava açacaklarını ifade etti.Üsküdar Validebağ Korusu'nun yanında bulunan araziye cami inşaatı sırasında yaşanan gerginlik bugün de devam ediyor. Şantiye alanından çıkan hafriyat kamyonunu durdurmak isteyen eylemcilere zabıtanın müdahale etmesi nedeniyle kavga çıktı. Zabıta ekipleri ile eylemciler arasında çıkan kavgada bir eylemci yüzünden yaralandı. Olaya tepki gösteren mahalleli hafriyat kamyonunun önüne oturarak eylem yaptı.Mahallelinin araya girmesi ile eylemciler yerden kalktı ancak taraflar arasındaki gerginlik devam ediyor.AĞAÇLAR SÖKÜLÜYORValidebağ Korusu’nun yanında bulunan ve otopark olarak kullanılan alandaki ağaçlar Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tarafından sökülmeye başlandı. Cami inşaatının yapıldığı alanda bulunan ağaçlar dozerler aracılığıyla kökünden sökülerek kamyonlara yüklendi. Ağaçların sökülmesi sırasında çevre sakinleri, ‘Ağaçlara dokunmayın’ diyerek tepki gösterdi. Olayları yatıştırmak isteyen Üsküdar İlçe Emniyet Müdürü Altuğ Verdi sökülen ağaçların aynı yere dikileceğini söyledi.5 GÖZALTIValidebağ Korusu yanındaki otopark alanında yapılacak inşaat alanına girmeye çalışan Mimarlar Odası'nın avukatı Can Atalay, Çiğdem Çidamlı ve Yurt Gazetesi Muhabiri Hakan Akpınar'ın da aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alındı. 5 kişi, Doğancılar Polis Merkezi'ne götürüldü.Haber: Naci YÖNER- Ezgi ÇAPA- Yaşar KAÇMAZ/ İSTANBUL DHA
Reklam
Arınç: 'Ben O Binaya Başbakanlığın Taşınacağını Düşünüyordum'
Arınç, A Haber'de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çözüm sürecinin başarısız olmasını isteyen çok kişinin bulunduğunu ifade eden Arınç, işi kararlılıkla ve dikkatle götürdüklerini söyledi.Çözüm sürecinin yasal altyapısına ilişkin düzenlemenin TBMM'den çıkarıldığını anlatan Arınç, şöyle devam etti: 'Şimdi biz, bunları yaparken maalesef çözüm sürecini istemeyenler, 'Kobani, çözüm süreci ile eşdeğerdir. Kobani düşerse siz de bunu unutun' diye tarih vermeye başladılar. Ne alaka? Kısmen yorum yaparsanız bir alakası olabilir.Kobani, Kürtler için çok önemlidir, başka yerler önemli değildir ama hayati derecede Kobani.... Peki, Kobani'de IŞİD'in kuşatmasını biz yapmadık ki. IŞİD orada Musul'a da saldırdı, Telafer'e de saldırdı, Bağdat'a gidecek yolların üzerinde olduğu ifade edildi. Bir gün baktık ki Kobani'ye gelmiş. Türkiye'nin burada ne gibi bir ihmali veya kastı sözkonusu olabilir? 'İhmali yok ama bizim için o kadar önemlidir.' Peki ne yapmamız gerekiyor? Teskereyi çıkarırken siz, buna karşı çıktınız. CHP'de karşı çıktı, HDP'de karşı çıktı.''İnsani yardım, fazlasıyla yapıyoruz'Teskereyi Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından çıkardıklarını anlatan Arınç, şu değerlendirmeyi yaptı: 'Siz, buna 'Hayır' dediğinize göre, Kobani noktasında Türkiye'ye düşen ne gibi sorumluluk var? İnsani yardım, fazlasıyla yapıyoruz. Kapıya gelen herkesi aldık, kucakladık, Mehmetçik sırtında taşıdı, eliyle su verdi. 180 bindi, 200 bini geçti. Önce Ezidiler geldi, 40 bine yakın, Türkiye'de misafir ediyoruz. Sonra Kobani'den Kürtler geldi, kardeşlerimizdir dedik, bağrımıza bastık. Hergünbombalar atılıyor, zararını görüyoruz, biz de karşılığını veriyoruz. Bunun dışında ne yapmamız gerekir? Efendim, 'Siz, IŞİD'le işbirliği yapıyorsunuz.' Bu kadar terbiyesizce, bu kadar ahlak dışı bir iddiayı, maalesef söyledir. Biz, IŞİD'le nasıl işbirliği yapabiliriz?''Kim ayaklanmaya gidecekse cezasını bulacaktır'Türkiye 200 bin kişiyi baş üstünde taşırken 'Sokaklara çıkın, yakın yıkın' mesajları ile 40'tan fazla insanın öldüğünü ve milyonlarca lira mala zarar verildiğini aktaran Arınç, şunları söyledi: 'Bütün bunları bir araya getirdiğimizde Kobani'nin bir bahane olarak öne sürüldüğünü, çözüm sürecinin bitmesini amaçlayanların Türkiye'de bir ayaklanma peşinde olduklarını, yaygın şiddet eylemlerini kısmen Twitter'dan ya da Facebook'tan kısmen de adeta siyasetçilerin de sokağa çıkın mesajları ile başardıklarını görüyoruz. Bunu atlattık, her zaman da atlatırız. Biz, güçlü bir devletiz, güçlü bir hükümetiz. Kim başkaldıraya, kim ayaklanmaya gidecekse cezasını bulacaktır. Bunlar, nefret dili değildir. Sen, bir insanı 4. kattan atacaksın, kafasını taşla ezeceksin, yetmedi yakacaksın, Yasinleri, Ahmetleri, Mehmetleri katledeceksin, ambulansları yakacaksın, bütün şehre zarar vereceksin, bundan en büyük zararı Kürt kardeşlerimiz görecek, ondan sonra 'Bunu Kobani için yaptık' diyeceksin.Bunlara inanacak bir tane saftirik bulmak mümkün değil bu ülkede. 'Çözüm süreci bitti' diye zil takıp oynayanlar vardı. Ada ile görüşme yapıldı, adadaki görüşmenin sonucunda hem bu işe ön ayak olan siyasetçiler bir şekilde özür dilemeye, mazeret bulmaya çalıştılar. Bir taraftan da 'Çözüm süreci kararlı bir şekilde devam edecektir' mesajı geldi. Bu mesaj üzerine, biz zaten hükümet olarak devamından yanayız ama karşı tarafın da en azından örgütün, örgüt sempatizanlarının ve siyasi uzantılarının da yaşanan bu olaylara rağmen hükümetin gösterdiği ölçüler içerisinde çözüm süreci devam edecektir, o bağımsızdır, siyasi bir niteliktedir ama asayiş olayları, terör olayları, kamu düzeni, o ayrı bir konudur. O, mutlaka sağlanacaktır, çözüm süreci de siyasi bir yol haritası olarak amacına ulaşacaktır.''Ana dilleri gibi biliyorlar'Arınç, 'Pervin Buldan, 'somut adımlar atıldığında çekilme gündeme gelecek' diyor. Demek ki PKK kanadı, yapılanları hala somut bulmuyor. Yol haritası ne zaman netleşecek?' sorusunu yanıtlarken, HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan'ın zaman içerisindeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını söyledi. 'Bundan 2 ay kadar önce veya 1,5 ay kadar önce yeni Hükümetimiz döneminde ellerine kısa vadede yapılacakların listesi verildi' diyen Arınç, listenin 1 sayfa olduğunu belirtti. Arınç, şöyle konuştu: '6 madde kanunda, belki onu kastediyordur. 6 madde de olur 3 maddede olur. Yapılacak iş belli, sen önce bunları yapacaksın, ben de eş zamanlı olarak veya bir gün sonra bunları yapacağım. Bu bir yol haritası veya öncelikler listesi ise bunu ana dilleri gibi biliyorlar, diyeyim başka ne diyeyim? Ama azdı, çoktu, bunların tartışması yapılacak bir durumda değiliz.2013'ün Nevruz ayında size verilen talimat, Öcalan tarafından okunan mesajda 'Silahlarınızla birlikte dışarı gidiyorsunuz.' 2014 Nevruzu geçti, 1,5 sene oldu, hala gitmediniz. Hatta Cemil Bayık'a bakılırsa 'Biz, içeriye de adam koyduk' diyor. Bunlardan habersiz miyiz, zannediyorsunuz? Biz, bütün bunları takip ediyoruz ama şu süreç zarar görmesin de ülkemiz 30-40 yıllık bu terör belasından kurtulsun diye ona karşılık başka sübaplarla bu işi götürmeye çalışıyoruz. Gözümüz gördüğü halde bunları alkışlıyor veya takdir ediyor değiliz. 'Ona karşılık şunu yapacaksınız, bunu yapacaksınız, şöyle olacak' diye süreci yürütmeye gayret ediyoruz. Yeni hükümetimiz kurulduktan sonra hem kendilerine hem Öcalan'a hem de bu işi bilmesi gerekenlere ulaştırılan mesajın bu son yaşadığımız olaylarla yerine getirilmediğini görüyoruz. Şimdi bu olayları bir kenara koyarak, onların hesabı ayrıca görülecek. Siyasetçiler de bunun hesabını verecekler ama çözüm sürecinde vardığımız noktada onlar görevlerini yaparlarsa biz de onun karşılığında ne vaad ettiysek onu yapacağız.''Tarih var ama söyleyemem'Arınç, 'Silahların bırakılması değilse bile silahlı unsurların yurt dışına çıkışı için Hükümet'in öngördüğü bir tarih var mı?' sorusu üzerine 'Var ama söyleyemem, onlara söylendi ama yakın plan. Asayiş olayları tamamen bitecek. Hiçbir silahlı eyleme müsaade etmeyeceğiz. Bunlar adli vakalardır, gerekleri yapılıyor. Ama bundan sonra yol kesme, haraç almak veya inşaatlara müdahale etmek, inşaat makineleri yakmak veya 'Mahkeme kurdum, seni yargıladım, ver bakalım' demek, 'Sen buradan gideceksin' demek, tehdit, şantaj, silahlı eylem, bunların hiçbirisine kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Esasen müsaade edemeyiz ama siz bunlara 'Çözüm süreci var kardeşim, ben istediğimi yaparım' diyemezsiniz. O iş ayrı bir iş' diye konuştu.Çözüm sürecinin birinci ana maddesinin 'Türkiye'de hiçbir asayişsizlik olay olmayacaktır. Hiçbir silahlı eylem olmayacaktır' olduğunu ifade eden Arınç, bayrak, okul ve büst yakmaların da bunun içerisinde olduğunu dile getirdi. Arınç, 'Bundan sonra gık çıkmayacak, asayişsizlik noktasında. Maddenin bir tanesi budur. Ona bağlı olarak başka şeyler vardır. Dolayısıyla da son gelen mesajdan anlıyorum ki bu işin muhatapları, hükümetin bu konudaki kararlılığını görmüş durumda' dedi.'Bu bence makul bir istektir'Arınç, 'Abdullah Öcalan'a bir sekreteryadan bahsediliyor. 10 kişilik bir sekretaryadan bahsediliyor. Hükümet Sözcüsü olarak bunları doğrulayabilecek durumda mısınız?' sorusuna 'Doğrulamam çünkü böyle bir şey yok. Adına sekretarya dersiniz de başka bir yöntem olabilir. Onlar, dileklerini, isteklerini konuşuyor olabilirler, kendilerine de saygı duyuyorum' yanıtını verdi. Öcalan'ın 'Ben burada yalnızım. Benimle geliyorsunuz, görüşüyorsunuz. Süreç de devam ediyor.Bu süreç devam ettikçe benim de ne konuştuğumuzu, ne karar aldığımızı, nerede ne zaman ne yapacağınızı takip etmem lazım' talebinde bulunduğunu aktaran Arınç, şunları dile getirdi: 'Bu, haksız bir talep değil bana göre. Madem ki gidilip gelinen ve mesajları ulaştırılan bir insandır, kendisine bazı imkanların bu konuda, hukuk içerisinde, cezaevi yönetmeliği içerisinde verilmesinde, bu imkanın sağlanmasında Adalet Bakanlığımız gerekli olanı yapacaktır. Bu sekretarya, dışarıdan filan bayanın veya filan erkeğin, bizim danışmanlarımız gibi, bizim sekreterlerimiz gibi adaya gitmesi, başka bir yerde konumlanması, ondan sonra hergün Öcalan'la görüşüp de dizlerinin üzerinde not alması şeklinde bir şey değil. Adanın, cezaevinin kendi şartları içerisinde olabilecek bir noktadır. Bu görüşülmüştür, Adalet Bakanlığımız bunun cezaevi şartları içerisinde nasıl olabileceğini dikkate alacak. Bu bence makul bir istektir. Bir insan, bu kadar yaşına gelmiş, 14 seneden beri cezaevinin içerisinde, kitaplar yazıyor, birşeyler gönderiyor ama bu süreçte biz dinamik bir tavır içerisindeyiz. İstihbarat kendisi ile görüşüyor, bazı konularda mutabık kalınıyor ama 'Bu kararların bir tarafa yazılmasında, not edilmesinde, bunların aşama aşama takip edilmesinde benim bir kaç kişiye ihtiyacım var, onları da bu cezaevi şartlarında bulundurursanız, ben yararlanırım' demişse bunu Adalet Bakanlığımız karşılacayacaktır.'Adalet Bakanlığının sekreterya konusunda çalıştığını ifade eden Arınç, 'Bu yanında bulunan hükümlülerden ya da yeni getirilecek hükümlülerden de olabilir. Cezaevlerinde görevli olan kişilerden birisi de olabilir ama kesinlikle dışarıdan gelmeyecek ve bu o cezaevi şartları içerisinde kanun, yönetmelik ne diyorsa o kapsamda olacak' diye konuştu.İmralı Cezaevine bundan sonra farklı insanların gitmesi, onların içerisine farklı mesleklerden insanların da bulunması konusunun Akil İnsanlar toplantısında da gündeme geldiğini hatırlatan Arınç, bunun makul bir talep olduğunu ama konunun henüz netleşmediğini söyledi.'Bu hakimi teşhir etmek lazım'Arınç, 'Patnos'ta bir hakimin, polisin gözaltına aldığı göstericileri serbest bırakmasının olayların alevlenmesine yol açtığı söyleniyor. Ne dersiniz?' sorusunu yanıtlarken, olaylar sırasında belediye binasının ateşe verildiğini, araçların yakıldığını anlattı. Bunun hedef gösterme olduğunu ifade eden Arınç, olayları yapanların büyük kısmının yüzünün açık olduğunu söyledi.Arınç, şöyle devam etti: 'Emniyet, bunları toparladı, hakimin karşısına çıkardı ve hakim ne yazık ki üzülerek ifade ediyorum, bu hakimi hem teşhir etmek lazım hem de kanunu içerisinde mutlaka cezalandırmak lazım, ya korkusundan ya başka bir ilişkisisebebiyle...''Ne partisi kuracaksın sen, kimsin sen'Başbakan Yardımcısı Arınç, İdris Bal'ın parti kurma kararıyla ilgili, 'Çok iyi olur, hiç durmasın acele etsin, herhalde 30 kişiyi bulur yanına. Türkiye'de parti mi yok? Ama geçenlerde bunlarla ilişkili olduğunu tahmin ettiğimiz yeni bir parti kurulmuştur. Taş yerinde ağırdır. Bu kişi, AK Parti'deyken bir değeri ve ağırlığı vardı. AK Parti'den çıkınca hiç birisinin değeri ve ağırlığı kalmamıştır.Bunların arkasından gidecek 30 maceraperest bulunabilir ama bunların bir seçime girecek, teşkilat kuracak güçleri olmaz. Seçime girseler, teşkilat kursalar da yüz binde 1 oy bile alamazlar. Bunlar hikaye, ne partisi kuracaksın sen, kimsin sen, neyin partisini kuracaksın? Siyasette bir boşluk mu var, bu yelpazede kendine bir yer bulamadın mı? İstediğin kadar parti var. İstersen MHP'ye istersen CHP'e git, bir anlamı olabilir' değerlendirmesinde bulundu.İdirs Bal'a AK Parti'deyken bol bol konuşma imkanı verildiğini belirten Arınç, 'Ama oradan çıktın, bak seni kim nasıl dinler ancak internet sitelerinde, bir kaç yerde haber olabiliyorsun. Profesörsün, kitapların da var aklını kullan, güzel işler yap İdris Beyciğim. Bırak boş şeyleri, boş laflar bunlar, ne partisi kuracaksın sen. Parti kursa bile önümüzde seçim var, girmesimümkün değil' diye konuştu.'Kapılarına forslar da konuldu, levhası da asıldı'29 Ekim Resepsiyonunun Beştepe'deki yeni mekanda yapılacak olmasının muhalefetin tepkilerine yol açmasının sorulması üzerine ise Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Hepimizin alıştığı Çankaya'da bir köşk var. Cumhurbaşkanları orada ikamet eder, orası birer 'temsil mekanıdır' diye biliyoruz. Aslında burada da Başbakanlık için yapılan yeni binalar vardı. Doğrusu ben de başbakanlığın oraya taşınacağını ve hizmet yerinin bütün başbakanlık binalarını bir araya toplayacak bir kompleks olacağını düşünüyordum. Yeni Cumhurbaşkanımız 'ben orada değil burada çalışmak istiyorum' demiş. Sayın Başbakanımızla görüşmüşler, mutabık kalmışlar artık oranın kapılarına forslar da konuldu, levhası da asıldı. Demek ki fiilen orası Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve temsil makamı olarak kullanılacak.'Başbakan Yardımcısı Arınç, Çankaya Köşkü'nün manevi bir anlamı olduğunu ama kutsal mekan olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'ben orada değil burada çalışmak istiyorum' sözlerini hatırlatan Arınç, bunun Atatürkçülük, laiklikle ve cumhuriyetle bağlantı kurulmasının çok çağdışı bir zihniyet olduğunu ifade etti.CNN Türk
Reklam
Brezilya'nın Türkiye Kadrosu Belli Oldu
12 Kasım'da Türkiye ile hazırlık maçında karşı karşıya gelecek olan Brezilya'da aday kadro belli olduBrezilya Milli Takımı Teknik Direktörü Carlos Dunga, Türkiye ile oynayacakları hazırlık maçı için belirlenen kadroyu açıkladı.Dunga'nın belirlediği kadroda Türkiye'de forma giyen hiçbir isim yer almadı.KALECİLER Rafael (Napoli),Neto (Fiorentina), Diego Alves (Valencia)DEFANS Danilo (Porto), Alex Sandro (Porto), Filipe Luis (Chelsea), Mário Fernandes (CSKA Moskova), David Luiz (PSG), Miranda (Atlético Madrid), Marquinhos (PSG), Thiago Silva (PSG)ORTA SAHA Fernandinho (Manchester City), Casemiro (Porto), Luiz Gustavo (Wolfsburg), Oscar (Chelsea), Rômulo (Spartak Moscou), Willian (Chelsea), Douglas Costa (Shakhtar Donetsk), Roberto Firmino (Hoffenheim), Lucas Moura (PSG), Philippe Coutinho (Liverpool)FORVET Luiz Adriano (Shakhtar Donetsk), Neymar (Barcelona)Haber Türk
Asansörde Arı Paniği | Şaka İçerir
ABD'de arıcı kılığına giren adamın, bindiği asansörde sözde arı dolu elindeki kutuları düşürünce yanındaki kurbanın yaşadığı korku dolu anların yer aldığı şaka videosu, internette büyük ilgi gördü.
Bugatti ile Seks Teklifi Yapmak
Yabancı YouTube'lar ilginç sosyal deneylerine devam ediyor. İşte bir Bugatti'niz varsa partner bulmanın kolaylığı.( Türkçe Altyazılı)
Bilgisayarlar Öğrenme Biçimini Değiştiriyor mu?
Teknoloji, öğrenme ve düşünme biçimimizi geliştirebilir mi? Google yetkilisi yeni bir eğitim çağına girdiğimiz görüşünde.“Bu keşfiniz öğrenen kişide unutkanlığa neden olacak; çünkü hafızalarını kullanma ihtiyacı duymayacaklar,” diyerek yeni bir teknolojiye yönelik bir kaygıyı ifade ediyordu bir yorumcu. “İnsanlar birçok şeyin dinleyicisi olacak, ama bir şey öğrenmeyecek; bilgeymiş gibi görünecekler ama bir şey bilmeyecekler.”Socrates bu sözleri bir Mısır kralının ağzından aktarıyordu. Söz konusu teknoloji ise Yazı idi.İki bin yıl sonra bugün teknoloji değişmiş durumda ama benzer diyaloglara tanık oluyoruz hala. Facebook, akıllı telefon, video oyunları… Hepsinin zararlarından söz ediliyor: Konsantrasyonumuzu bozuyor, dersleri olumsuz etkiliyor, vb.Bilgi teknolojisinin günlük davranışlarımız üzerindeki olumsuz etkileri konusunda şüphe yok; ancak bilgisayarların beynimize zarar verdiğine dair veri de yok. Aslında belki de bizi daha akıllı kılıyor.Teknolojinin zihni geliştirme potansiyeli, 21 Ekim’de New York’ta düzenlenen Dünyayı Değiştiren Fikirler Zirvesi ’nde Google araştırma bölümü başkan yardımcısı Alfred Spector’un konuşma konusuydu. Basit bazı uygulama programlarının bile düşünme ve öğrenme biçimimize katkıda bulunacağını vurguluyordu Spector. “Bugünkü bilgi teknolojisi benim gençlik yıllarımdakinden kat kat ilerde ve bunun eğitimi de etkileyeceğine inanıyorum,” diyordu.Heveslileri açısından teknoloji devrimi başladı bile. Son yıllarda öğrenmeyi kolaylaştıran uygulama programlarının sayısında büyük artış oldu. Oyun yoluyla yabancı dil öğreten Duolingo adlı uygulamayı bugün 40 milyon kişi kullanıyor. Beynin öğrenme ve unutma biçimine dair bilgimiz arttıkça Memrise ve Cerego gibi yabancı dil dahil birçok konuda kullanılan bu tür programlar da yaygınlaşıyor.Spector, üç önemli ilke temel alındığı sürece çok daha büyük gelişmelerin ufukta olduğuna inanıyor. Spector ilk olarak, öğrencinin düşünme ve öğrenme biçimine uyarlanmış bir öğretim metodunun öneminden söz ediyor. Bu metodu kullanan özel öğretmenden ders alan ortalama bir öğrencinin başarı durumunda büyük bir gelişme kaydedildiğini gösteren araştırmalara dikkat çekiyor. “Özel öğretmenin yerine teknolojinin geçtiğini düşünelim; böylece eğitimde başarı oranının hızla yükselmesi mümkün olacaktır.”Memrise ve Cerego adlı programlar, bilgiyi hatırlama ve unutma biçimini takip ederek bu stratejiyi belli oranda kullanıyor. Fakat zamanla çok daha gelişkin programlar üretilebilir ve bir zamanlar sadece zengin çocuklarının yararlandığı eğitim olanakları çok daha geniş kitlelere açılabilir.Spector ayrıca video oyunları tasarımcılarının, çalışma ve öğrenmeyi sıkıcı olmaktan çıkarma yollarını çoktan keşfettiklerini söylüyor. “İnsanlar saatlerce video oyunları oynuyor, bu özellik eğitimde kullanılabilir,” diyor Spector. New York’taki Rochester Üniversitesi’nden Daphne Bavelier, ilgi çekmenin yanı sıra, dikkati yoğunlaştırma yoluyla üç boyutlu ortamların da “algısal öğrenmeyi” kolaylaştırdığını belirtiyor. Bu hafıza müzik enstrümanı veya yabancı dil öğrenmede kullanılıyor ve normalde çocukluk döneminin ardından kapanıyor.Spector son olarak da öğrenciler arasında etkileşimi arttırmak üzere sosyal ağların kullanılabileceğini belirtiyor. “Fakültede öğrendiğim kadar öğrenci arkadaşlarımdan da öğrendim,” diyor Spector. Gerçekten de Memrise gibi programların popülaritesi biraz da bilgi paylaşımına olanak tanımasından kaynaklanıyor.Spector bütün bunların bugün hayali gibi gelebileceğini, ama bunları yapacak teknolojinin var olduğunu, sadece biraz daha cazip hale getirilmeleri gerektiğini söylüyor.Spector bu tür programların toplumda köklü değişiklikler getireceğine, hatta okulların bile belki ortadan kalkacağına inanıyor. Belki de üniversitede geçirilecek süre kısaltılacak, uzaktan eğitim yöntemleri devreye girecek, ya da öğrenciler hangi dersleri görecekleri konusunda daha çok söz sahibi olabilecektir.Fakat Spector da fazla çaba göstermeden öğrenmenin şimdi farkında olmadığımız ve beklenmedik olumsuzlukları da olabileceğini kabul ediyor.Konferanstaki başka bir konuşmacının ifade ettiği gibi “İnternet dünyayı düzleştirdi… İstediğimiz her şeyi öğrenme olanağı tanıdı. Bugün akıllı telefonu olan bir genç, on yıllar önce devlet başkanlarının bildiğinden daha fazlasını biliyor.”David Robson BBC Future
Reklam