onedio
Tanay'a Saldırıyı DHKP-C Üstlendi
Çağdaş Hukukçular Derneği'nin İstanbul eski Şube Başkanı Av. Taylan Tanay'a düzenlenen silahlı saldırıyı DHKP-C üstlendi. Örgütün açıklamasında 'Bir dönem devrimcilerin avukatlığını yapmış olan Taylan Tanay, işlediği suçlar nedeniyle 23.10.2014 tarihinde saat 00.10 civarında Avcılar'daki evinin önünde Cephe'nin adaletiyle karşılaşmıştır. Tanay'ın arabası Cepheliler tarafından taranmış, camları sopalarla kırılmıştır.'Taylan Tanay düzenlenen saldırıdan yara almadan kurtulmuştu. Halksinsesi.tv'deki açıklamada 'Cezalandırma öldürme amaçlı değil, sadece uyarı amaçlıdır' denildi.Tanay, saldırı anını Radikal'den İsmail Saymaz'a şöyle anlatmıştı: “Aracı binanın arka girişine park etmek için geldiğimde binanın karşısında çalılıklarda üç kişinin olduğunu gördüm. Karanlıktı, yüzlerini hatırlamıyorum. Şüphelendiğim için aracımı oraya park etmedim. Sokak çok karanlıktı. Daha aydınlık olan ön tarafa aracımı park etmek için gittim. Diğer sokakta, Karayolları Caddesi 42 numaralı binanın önü boştu, aracımı park ettim. Kontağı kapatmak üzereyken, 15-20 metre ileride iki sokağı birbirine bağlayan iki apartman arasından 3-4 kişinin çıktığını fark ettim. Şahıslar çıktıkları sırada sağına soluna baktıkları için şüphelendim ve inmedim. Şahıslar caddeye indiler. Aracımdan indim. Bu sırada şahıslar bana doğru gelmeye başladı. Park halindeki araçların arkasından bana doğru geldiklerini fark edince şüphelendim ve yardım istemek için bağırdım. Ve 25 metre ileride bulunan Toprak Hipermarket’e sığınmak için koştuğum sırada arkamdan bana doğru ateş etmeye başladı. İki üç el silah sesi duydum. Markete girdim, market sahiplerinin polisi aramasını istedim. Markete girdikten sonra şahısları görmedim, arkamdan gelmediler.”Tanay'a yönelik saldırıyı ÇHD ve ÖHD kınamıştı.DHKP-C'nin açıklamasında 'Tanay özür dileyecek. Özeleştiri verecek. Aksi takdirde torunlarına kadar anlatacağız o soysuzun ahlaksızlıklarını' denildi. (HABER MERKEZİ)
Son 30 Yılın  En Yüksek Yağışı Bekleniyor
Meteoroloji, bu gece başlayacak şiddetli yağışların Marmara ve Ege'de fırtınaya dönüşeceğini, İstanbul'a Pazartesi günü son 30 yılın en yüksek yağış miktarının düşeceğini açıkladı.Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Marmara Bölgesi ve Ege Bölgesi'nde sel ve su baskınına sebep olabilecek yağışların beklendiğini açıkladı.Bu gece saatlerinden itibaren şiddetini artıracak beklenen yağışların, yarın Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir'in kuzeyinde yerel olarak metrekareye 76-100 kilogram arasında olacağı belirtildi. Yarın Muğla civarında da metrekareye 76-100 kilogram arasında yağış beklendiği açıklandı.Akşam saatleri itibariyle Marmara'nın güneyinde başlayacak olan yağışların, bu gece saatlerinden itibaren şiddetini artıracağı ve yarın Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir'in kuzeyinde yerel olarak metrekareye 76-100 kilogram arasında olacağı belirtildi. Yağışların İstanbul , Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale de yerel olarak kuvvetli olacağının beklendiği açıkladı.Pazar günü ise bölge genelinde devam edecek olan yağışların İstanbul, Kırklareli, Kocaeli, Yalova, Bursa, Balıkesir ve Tekirdağ'ın doğusunda, Pazartesi günü ise İstanbul'un Anadolu Yakası, Balıkesir, Bursa, Yalova, Kocaeli ve Sakarya'da kuvvetli olmasının beklendiği, Pazartesi gece saatlerinde ise bu bölgelere yerel olarak metrekareye toplam olarak 100-200 kilogram civarında yağış düşmesi beklendiğini açıklandı.Akşam saatleri itibariyle İzmir, Aydın ve Muğla'nın kıyısında etkisini artıracak yağışların; yarın İzmir, Aydın, Manisa, Denizli, Afyonkarahisar, Uşak ve Kütahya'da yerel olarak kuvvetli olacağı metrekareye 21-50 kilogram yağış düşeceği belirtildi. Ayrıca yarın Muğla civarlarına metrekareye 76-100 kilogram arasında yağış olmasının beklendiği belirtildi.Yaşanabilecek sel ve su baskınlarına karşı vatandaşların ve yetkililerin dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.Meteoroloji'nin Pazartesi gece saatlerinde İstanbul'un Anadolu Yakası, Balıkesir, Bursa, Yalova, Kocaeli ve Sakarya'da yerel olarak metrekareye toplam 100-200 kilogram civarında yağış düşmesinin beklendiğini açıkladı.Açıklanan illerde bugüne kadar olan yağış rekorları ise şöyle:İstanbul'a 1985 yılında metrekareye 125.5 kilogram,Balıkesir'e 2004 yılında metrekareye 126.8 kilogram,Yalova'ya 1981 yılında metrekareye 181.9 kilogram,Bursa'ya 2010 yılında metrekareye 114.4 kilogram,Kocaeli'ye 2001 yılında metrekareye 125.8 kilogram,Sakarya'ya 1999 yılında metrekareye 127.7 kilogram yağış düşmüştü.
Etyen Mahçupyan; Davutoğlu'na Başdanışman Oldu
Başbakan Ahmet Davutoğlu, A takımına sürpriz bir ismi dahil etti. Akil İnsanlar Heyeti’nde de yer alan gazeteci-yazar Etyen Mahçupyan, Davutoğlu’nun başdanışmanı oldu.Milliyet'ten Kıvanç El'in haberine göre; Davutoğlu’nun Mahçupyan’a Akil İnsanlar toplantısında danışmanlık teklifini götürdüğü Mahçupyan’ın da, “memnuniyetle” diyerek teklifi kabul ettiği belirtildi.Davutoğlu ile Mahçupyan’ın tanışıklıklarının akademisyenlikleri dönemine dayandığı ve daha önce “demokrasi” ve “özgürlükler” konulu birçok toplantıda bir araya geldikleri belirtildi. İkili arasında bir “entelektüel hukuku” olduğu da vurgulanırken Davutoğlu’nun başdanışmanlığı ve Dışişleri Bakanlığı döneminde de Mahçupyan ile görüşmelerini aksatmadan sürdürdüğü kaydedildi. Davutoğlu’nun Mahçupyan’a “aydın kimliği” nedeniyle danışmanlık teklifi götürdüğü de belirtildi.Mahçupyan’ın “sivilleşme”, “demokratikleşme”, “devlet ve toplum ilişkileri” ve “azınlıklar” üzerine yaptığı çalışmalarla Davutoğlu’na destek olacağı, yakın bir çalışma sistemi geliştirileceği belirtildi. Mahçupyan’ın Cumhurbaşkanı ve Başbakan danışmanları içinde ilk, “gayrimüslim danışman”lar arasında olduğu da ileri sürülüyor.Eyen Mahçupyan kimdir?1972’de Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu ve aynı üniversitedeki işletme alanında yüksek lisans yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin iktisat bölümünde de yüksek lisans yapan Mahçupyan, Radikal ve Agos gazetelerinde çalıştı.Aktif Haber
RTÜK'ten TRT Spor Açıklaması
RTÜK Başkanı Davut Dursun, Galatasaray-Borussia Dortmund maçının bir kısmının, TRT Spor’un internet sitesinde canlı olarak yayınlanmasına ticaret hukuku çerçevesinde incelenmesi gerektiğini belirterek, 'Yaşanan olay RTÜK’ün ilgi alanı değil' dedi.Esenler Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün Kültür Sanat Etkinlikleri çerçevesinde “Türkiye’de Görsel, İşitsel Medya ve Toplum” konulu bir konferans düzenlendi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Davut Dursun’un konuşmacı olarak yer aldığı konferansa Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu da katıldı.Konferansta vatandaşlara görsel ve işitsel medyanın tarihi hakkında bilgiler veren RTÜK Başkanı Dursun radyo ve televizyon yayınlarının Türkiye’de çok çeşitliliği ve renkliliği ifade ettiğini söyledi.“TRT KAMU YAYINCILIĞI YAPIYOR”TRT kanalının tarihi ve yayın politikası hakkında da konuşan Davut Dursun, kanalın yapmış olduğu işin kamu yayıncılığı olduğunu söyledi. TRT’nin özerk bir yapıda olduğuna vurgu yapan Dursun konuşmasının sonunda şu ifadeleri kullandı:“Biz bu kendi sektörümüzde kamu yayıncılığı diyoruz. Devlet yayıncılığı demiyoruz, kamu yayıncılığı diyoruz çünkü devlet yayıncılığı dediğimiz zaman her şeyin devlet tarafından yapıldığı gibi bir mantık gelişiyor. Oysa ki TRT’nin belli bir özerkliği var, özel bir kanunu var. Özerklik mantığı içerisinde yönetim şekilleniyor.“CANLI MAÇ YAYIN REKLAMLARINA YENİ DÜZENLEMERTÜK Başkanı Davut Dursun kurulun yaptığı çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Canlı yayın reklamları konusunda Avrupa’da inceleme yaptıklarını söyleyen Dursun, maç esnasında hiçbir şekilde reklamın ekrana çıkmayacağını açıkladı.Dursun, “Canlı yayın devam ederken bant reklam serbestti. Bütün Avrupa ülkelerini incelettim. Onlarda maç devam ederken bant yayınının hiç olmadığını gördük. Bizde Avrupa’daki bu modeli aldık. Canlı maç yayınlarında artık hiçbir reklam yayınlanmayacak.” dedi.“TELİF KONUSUNA KARIŞMIYORUZ”Konferans sonunda soru cevap kısmında gündeme ilişkin sorulara cevap veren Dursun, Galatasaray-Borussia Dortmund maçının TRT Spor’un internet sitesinde canlı olarak yayınlanmasına yönelik olarak sorulan soruyu cevapladı. CHP milletvekili Melda Onur ‘unda konuyu meclis gündemine taşımasının ardından merak konusu olan olayın RTÜK’ün ilgi alanında olmadığını söyleyen Davut Dursun, konuşmasının sonunda şu ifadelere yer verdi:“Bizim ilgi alanımıza girmiyor çünkü o tamamen ticaret hukuku çerçevesinde tartışılacak bir konu. D-Smart’ın yayın hakkını elinde tutması ve hukuki bir ihlalin olması mahkemenin vereceği bir karardır. Bizimle bir ilgisi yok bunun. Biz telif işlerine karışmıyoruz.”Program sonunda Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, günün anısına Davut Dursun’a plaket ve hediye takdim etti.İHA
Galatasaray'ın Yeni Başkanı Bugün Belli Oluyor
Galatasaray Kulübü, bugün yapılacak olağanüstü seçimli genel kurul toplantısında, 98. dönem yönetimini seçecek.Galatasaray Lisesi'nde saat 10.00'da başlayacak genel kurul toplantısında, kulübün 8 bin 544 aktif üyesinden, kaydı açık ve aidatları yatırılmış 6 bin 814'ü sandık başına gidebilecek.Kongre üyelerinin oylarını kullanabilmeleri için Galatasaray Lisesi'nde 15 sandık kurulacak ve saat 15.00'te oy kullanma işlemi sona erecek.Sarı-kırmızılı kulüpte 3,5 yıldır başkanlık görevini sürdüren ve bu kez aday olmayan Ünal Aysal'ın ardından yeni başkan olabilmek için Alp Yalman ile Duygun Yarsuvat yarışacak.Genel kurul üyeleri, seçimde Alp Yalman'ı desteklemek için 'sarı', Duygun Yarsuvat'ı desteklemek için de 'kırmızı' renkli oy pusulalarını kullanacak.Alp YalmanYönetim kurulu: (Asil) M. Taner Aşkın, A. Nasuhi Sezgin, Işın Çelebi, Levent Nazifoğlu, Mehmet Dedeoğlu, Alper Narman, Aydın Yardım, Abdullah Kavukçu, Dikran Gülmezgil, Erdal Aslan.(Yedek) Mehmet Altıoklar, Levent Karadeniz, Can Natan, Erdem Keçeci, Erol Türk.Denetim kurulu: (Asil) M. Ayhan Özmızrak, Çaptuğ Kitapçıoğlu, Metin Sinan Aslan.(Yedek) Ali Kaçel, Selim Yavuz Işılay, M. Akif Aygün.Sicil kurulu: (Asil) Yalçın Kaya, Erdan Çokay, Ekmel Ünlüsan, Sedat Vanizör, Eray Yazgan, Asena Yılmazkaya, Mehmet Onultan.(Yedek) Ragıp Numan Taner, Kaan Kançal, Gökhan Küçükgirgin.Disiplin kurulu: (Asil) Okan Tekinşen, A.Cevdet Dayıoğlu, Cemal Burnaz, Alparslan Karagülle, Yıldırım Baysal, Cengiz Özyalçın, Aydın Önder.(Yedek) A.Nazım Paksoy, Engin Kaptanoğlu, Nejat Hürbaş, Vedat Alpaslan, Faruk G. Altınbaşak.Duygun YarsuvatYönetim kurulu: (Asil) Hamdi Yasaman, Dursun Aydın Özbek, Mehmet İpekdokuyan, Abdurrahim Albayrak, Mehmet Can Topsakal, Cem Kınay, İsmail Sarıkaya, Mete İkiz, Ahmet Tunç Akan, Ebru Köksal.(Yedek) Ceyda Gürcan, H. Murat Atay, H. Ural Aküzüm, Ali Yüce, S. Arda Üçer.Denetim kurulu: (Asil) Cengiz Ergani, Asena Yılmazkaya, Kerem S. Ergün.(Yedek) Can Özatay, Cevat Genç, İlkan Koyuncu.Sicil kurulu: (Asil) Serdar Eder, Çetin Öztürk, Gürkan Eliçin, Giray Güngör, Mesut Karaarslan, Ali Tüzmen, A.Esat Tansev.(Yedek) Deniz Gün Enön, Nihal Özfırat, Ö.Faruk Dak.Disiplin kurulu: (Asil) Oğuz Evrenos, Okan Tekinşen, Cemal Burnaz, Alparslan Karagülle, Celal Emon, Can Baydarol, Kunter Akyürek.(Yedek) Hakan Gençer, Derya Göbelek, Hamdi Barıştıran, Aytuğ Sakallıoğlu, Hakan Ünsaler.T24
Reklam
İstanbul'daki Kobani Eylemine 5 Tutuklama
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce önceki gün PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H’ye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 16 kişiden 5′i tutuklanarak cezaevine gönderildi.Emniyetten yapılan yazılı açılamada şöyle denildi:“Ayn’el Arab (Kobani) bölgesinde devam eden çatışmaları protesto etmek amacıyla 06.10.2014 tarihinden itibaren ilimiz genelinde gerçekleştirilen eylemler ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda; Bahse konu eylemlere karıştığı ve PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen şüphelilerin yakalanmasına yönelik olarak 16 şüpheli şahıs yakalanarak çok sayıda suç unsuruna el konulmuş olup; 24.10.2014 tarihinde adli mercilere sevk edilen şahıslardan, 2 şahıs serbest kalırken 9 şahıs hakkında adli kontrol uygulanmış, 5 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. İlimiz genelinde meydana gelen olaylar ile ilgili olarak şüpheli şahısların tespiti ve yakalanmalarına yönelik çok yönlü çalışmalara devam edilmektedir.” Zete
'Karadeniz'de Kıyıların Doldurulması Tüm Canlı Türlerini Olumsuz Etkiliyor'
Karadeniz'de kıyıların doldurularak tahrip edilmesinin, denizdeki yaşam çeşitliliğini ve popülasyonu düşürdüğü açıklandı.Ordu Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi, Karadeniz'de deniz canlılarının yumurtlamak için kullandığı kıyıların doldurularak tahrip edilmesinin balık popülasyonunu olumsuz etkilediğini bildirdi.Karadeniz kıyılarında yeni yaşam alanları açmak ve otoyol inşa etmek için doldurulan kıyılar denizdeki yaşam çeşitliliğini ve popülasyonunu düşürdüğü belirtildi.Ordu Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmet Balık konuyu, 'Denizin doldurulması, kıyısal alanda yaşayan canlılar için baskı yaratmakta ve bu baskı, başta ticari değeri yüksek olan balık türleri olmak üzere tüm canlıları olumsuz yönde etkilemektedir' sözleriyle değerlendirdi.Kıyı bölgesinin deniz canlıları için hayati önem taşıdığını ifade eden Balık, hayvanların bu alanı yumurtlama, dinlenme ve beslenme amaçlı kullandığını vurguladı.'Canlıların çeşitliliği ve sayısı azalıyor'Son zamanlarda Karadeniz Bölgesi'nde yeni yaşam alanları oluşturmak için kıyıların doldurulduğuna şahit olduklarını dile getiren Balık, şunları kaydetti: 'Bu alanların doldurularak tahrip edilmesi hayatlarını kıyıda geçiren balık ve diğer canlıların uygun ortam bulamamalarına neden olmaktadır. Bu durum, uygun yaşam alanları bulamayan canlıların sahip oldukları popülasyon üzerinde baskı yaratmaktadır. Bu canlılar ile beslenen diğer türler de bu baskıdan olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca bu alana yumurta bırakan canlıların yavruları yumurtadan çıktıktan sonra yeterince beslenememekte bu da sayılarında azalmaya yol açmaktadır. Kıyısal zona müdahaleler sonucunda kıyıda yaşayan canlılar korkarak yeni yaşam alanları arayışına girmekteler.''Balıkçılık için uygun kıyı az'Prof. Dr. Balık, Türkiye'ye yaklaşık bin 680 kilometrekarelik kıyısı bulunan Karadeniz'in alan olarak oldukça büyük olmasına rağmen balıkçılık için çok az bir bölümünün önemli olduğunu dile getirdi.Özellikle Karadeniz'in Türkiye kıyılarında yaşayan dip balıklarının stoklarının oldukça hassas olduğunun altını çizen Balık, şöyle devam etti: 'Avlanabilen balıkların stoklarını ve tür çeşitliliğini azaltmakta hatta belli türler için yok olma tehdidi oluşturabilmektedir. Bütün canlıların tek bir ekosistemin parçası olduğu düşünüldüğünde bu durum zincirleme bir şekilde besin piramidinin en üst noktasında yer alan bizlere kadar ulaşmaktadır.'Derin sular oksijensiz kalıyorCanlıları olumsuz etkileyen diğer bir etken ise Karadeniz'e ulaşan atıklar.Karadeniz'e, kıyısı bulunan 6 ülkenin atığının üçte birinin karıştığını anlatan Balık, 'Bu durum, Karadeniz'de yaklaşık 150 metreden daha derin suların oksijensiz kalmasına ve dolayısıyla canlıların yaşaması için uygun sular olmaktan çıkmasına neden olmuştur. Bugün itibarıyla bunun geri dönüşümü de söz konusu değildir' dedi.
Reklam
Papa Fracesco: 'Türkiye'ye Ortodokslarla Katolikleri Ayıran Engelleri Aşmak Arzusuyla Gideceğim'
Türkiye'ye kasım ayı sonlarına doğru ziyaret gerçekleştireceği açıklanan Katolik Hristiyanların manevi lideri Papa Fracesco, bu ülkeye, halen Ortodokslarla Katolikleri ayıran engelleri aşmak arzusuyla gideceğini söyledi. Papa'nın Türkiye yerine, 'Ekümenik Patrikhane' ve 'Konstantinopol' ifadelerini tercih etmesi dikkat çekti.Papa Francesco, merkezi ABD'de bulunan Orientale Lümen Vakfı'na bağlı bir delegasyonu, Vatikan'da kabul etti. Vatikan'a yakın haber sitelerinin aktardığına göre, burada delegasyon üyelerine hitaben kısa bir konuşma yapan Papa, 28-30 Kasım tarihleri arasında Türkiye'ye gerçekleştireceği ziyarete de değindi. 'Türkiye' kelimesini sarf etmeyen Papa, 'Roma Piskoposu'nun (Papa), Ekümenik Patrikhane'ye ziyareti ve şahsımın yeniden Patrik Bartholomeos ile buluşması, Roma ve Konstantinopol (İstanbul) kiliseleri arasındaki derin bağın ve halen bizi ayıran engelleri, sevgi ve gerçeklikle aşmak arzusunun bir işareti olacak' ifadelerini kullandı.Doğu ve Batı kiliselerinin 1054 yılında tamamen ayrılmasının ardından, ilk kez 1962-1965 yılları arasında düzenlenen 2. Vatikan Konsili'nde iki kilisenin birleşmesi dillendirilmişti. O dönemden sonraki selefleri gibi bu birleşmenin önemine defalarca atıfta bulunmuş olan Papa, buradaki konuşmasında da yine bu konuyu ele alarak, 'Kendi içimizde yenilenmedikçe, gerçek bir ekümenik diyalogdan bahsedemeyiz. Ancak bu ölçülerle uzun bir yol alınır ve Mesih'in tüm inananları arasında uzlaşma ve tam birleşme sağlanır' dedi. Papa konuşmasında, bir süre önce aziz ilan edilen papalar 23. Jean (Türk Papa olarak biliniyor) ve 2. Jean Paul'u de hatırlatarak, 'Bu iki aziz örneği, kesinlikle hepimiz için oldukça aydınlatıcı, çünkü ikisi de Hristiyanların birliği için ateşli bir tutkuyla çalıştılar' dedi. 23. Jean, dinlerarası diyaloğun ilk kez hayata geçirildiği ve Ortodoks kilisesiyle barışma adımlarının atıldığı 2. Vatikan Konsili'ni başlatan isim.KİLİSELERİN BİRLEŞMESİ TEMASI ÖN PLANDAKatolik yayın organları, Papa'nın Türkiye ziyareti resmileştikten sonra kaleme aldıkları haberlerde ağırlıkla, Fener'deki İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi ile Roma Katolik Kilisesi'nin birleşme yolundaki diyalog çalışmalarına vurgu yaptı. Nitekim Papa, Ankara'nın ardından gideceği İstanbul'da, Rum Ortodoks Kilisesi'nin Aziz Andreas tarafından kurulmasının 1976'ncı yılı olması dolayısıyla yapılacak olan özel ayine katılacak ve bunun ardından Patrik Bartholomeos'la bir öğle yemeği yiyecek. 2006 yılında yine bu ülkeyi ziyaret etmiş olan Emerit Papa 16. Benediktus da, ziyaret takvimini Aziz Andreas gününe denk getirmişti. Arjantinli Papa, göreve geldiği 2013 yılının Mart ayından bu yana, Katolik Kilisesi'ni daha kapsayıcı bir hale getirme arzusuyla çalışıyor.1054 yılından beri ilk kez 1964 yılında Katolik (Papa 6. Paulus) ve Ortodoks (Patrik Atenagoras) liderler Kudüs'te bir araya gelerek kucaklaşmıştı. Patrik Bartholomeos, Papa Francesco'nun resmi göreve başlama ayinine de iştirak ederek, 1054'ten bu yana bunu bu yapan ilk İstanbul patriği olmuştu. İki lider, seleflerinin kucaklaşmasının 50. yılına denk gelen Mayıs ayında Kudüs'te buluşmuştu. 28 Kasım'da ilk olarak Ankara'ya gidecek olan Papa, Anıtkabir ziyaretinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Diyanet İşleri Başkanı ile bir araya geldikten sonra İstanbul'a geçecek.CNN Türk
Arınç: 'Üniversite Sayısını 180'e Çıkardık'
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin yeni akademik yılı açılış törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 2012’de 76 olan üniversite sayısını 2014 itibariyle 180’e yükselttiklerini söyledi.Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin 2014-2015 akademik yılı açılış töreni, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın katılımıyla gerçekleşti. Haliç Kampüsü’ndeki törene Arınç’ın yanı sıra Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Gerçek ve Rektörü Prof. Dr. Musa Duman, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Tüzgen, Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Hukuk Fakültesi öğrencisi Emine Nur Çakır yaptığı konuşmada, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin ilk öğrencilerinden olmaktan dolayı yaşadığı mutluluğu dile getirdi.“HER ŞEHRE ÜNİVERSİTE”İstanbul’un gerçek sahibi ve asıl komutanı Fatih Sultan Mehmet’in adını taşıyan bir üniversitenin kurulmasının önemine vurgu yapan Başbakan Yardımcısı Arınç, üniversite sayısını 12 yılda 180’e çıkardıklarını belirtti. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde devlet üniversitesi olduğunun altını çizen Arınç, “Bu üniversitenin kuruluş kanunu için hepimiz gayret sarf ettik. 180 civarında üniversitemiz var. Bunların yüz civarındaki devlet üniversitesidir. İstanbul’un gerçek sahibi ve asıl komutanı Fatih Sultan Mehmet’in adını taşıyan bir üniversite kurulması ve onun öğrencisi olmak çok önemli. 12 yıllık hükümet dönemimizde hizmet çıtasının ne kadar yükseldiğini görebiliyorum. İşimizin de ne kadar zorlaştığının farkındayım. 2002’de üniversite sayısı 76 idi. Bu gün bunun üzerine 110 üniversite koyduk. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde devlet üniversitesi var” diye konuştu.Türkiye’deki üniversiteleri ve öğrencileri ‘servet’ olarak nitelendiren ve nüfusun yüzde 50’sinin 30 yaşın altında olduğunu belirten Arınç, “Nüfusumuz oldukça genç. 30 yaşın altındaki gençlerin 16 milyonu ilk ve ortaokul yaşında. İlk ve orta öğretimde 457 bini son 12 yılda göreve başlayan 857 bin öğretmenimiz var. 5 milyonu aşkın üniversite öğrencisinin bulunduğu Türkiye’de dinamik bir neslin eğitim aldığı bir evre yaşıyoruz. Bu durumda yapacağımız tek şey eğitimin nitelikli olmasıdır. Üniversite ve öğrenci servetimizi iyi kullanırsak ülkemiz ve geleceğimiz için çok hayırlı bir iş yaparız” ifadelerini kullandı.“ÜNİVERSİTELERDE ÖZGÜRLÜK OLMALI”Kendi kızının öğrenciliği döneminde başörtüsü yüzünden yaşadığı sıkıntıları anlatan Arınç, “Kızım üniversitenin birinci yılında başını örttü ve ikinci yılda okulun kapıları önünde duvar oldu. Kadınların kendi kıyafetlerini belirlemelerine saygı duymak gerekir. Dünyada yapılacak en büyük terbiyesizlik kadınları başı açık ya da kapalı olarak kategorize etmek. Üniversitelerde geçmişten bu yana özgürlük olmalıydı. Artık Türkiye bu özgürlüklerin tadını aldı ve eski dönemleri anmak bile istemiyor” dedi.Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin Vakıflar Genel Müdürlüğü için sahip olduğu öneme vurgu yapan Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem ise, “2010 yılında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nin öğretim hayatına katkı vermesini sağlamak noktasında öncekinden çok çaba sarf ettik. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün her iki üniversitenin kurulduğu günden bu güne önemli gayretleri oldu” şeklinde konuştu.“ULUSLARARASI TANINIRLIĞA ULAŞTIK”Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Gerçek de konuşmasında, üniversitelerin ülke nüfusunun eğitilmesi, yetiştirilmesi ve insanlık adına yararlı bireyler olmasına katkı sağlayan araştırma ve geliştirme faaliyetleriyle ülkenin bilgi toplumu olmasına ve gelişmesine lokomotiflik eden kurumlar olduğunu söyledi. Genç nüfusun ülkenin geleceğinin teminatı olduğunu vurgulayan Gerçek, “2010 yılında başta Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı olmak üzere 5 mazbut vakıf adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kurulan üniversitemiz çok genç ve yenidir. Ayrıca 6 yerleşke, 6 fakülte, 5 enstitü, 2 yüksekokul ve 5 araştırma merkezine ulaşmış, yüzde 90’nın üzerinde doluluğa sahip ve gençlerimiz tarafından tercih edilen bir üniversite haline gelmiştir. 30’dan fazla ülkeden öğrenciye sahip olmamız da üniversitemizin uluslararası bir tanınırlığa ulaştığının önemli bir göstergesidir” dedi.ÖĞRENCİ SAYISI 4 BİNE ULAŞTIÖğrenci sayılarının 4 bine ulaştığını söyleyen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman, “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kurduğu bu güzel ve nezih mekânda sevincimizi paylaşmak için yurt içinden ve dışından gelen misafirlerimizle güzel bir gün yaşıyoruz. Üniversitemiz, eğitim ve öğretim programlarını Bologna Süreci’ne uydurarak, 4 yıl içerisinde önemli bir yere geldi. Vakıf üniversiteleri arasında tercih edilebilirlik açısından onuncu sıradayız, bu da bize mutluluk ve güven veriyor. Öğrencilerimizin büyük çoğunluğu tercihlerinin beşinci sırasında bizi tercih ediyor. Bu da bize üniversite olarak yükseköğretim camiasındaki yerimizin önemli bir kanıtı” diye konuştu.İHA
ABD'de Okula Silahlı Saldırı: 1 Ölü, 6 Yaralı
ABD'nin Seattle şehrinde bir lisede meydana gelen silahlı saldırıda 6 kişi yaralandı. Marysville Pilchuck Lisesi'nde silahli saldırı gerçekleştiren saldırganın ölü olarak ele geçirildiği bildirildi.Edinilen bilgiye göre, Marysville Pilchuck Lisesi'nde yerel saatle 10.45 sularında meydana gelen silahlı saldırıda yaralananların hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Olay yerine gelen polis, bölgede geniş çaplı güvenlik önlemi aldı.Sabah
Reklam
Soma'daki İşçilerin Ücretlerini Türkiye İş Kurumu Ödeyecek
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, Soma'da faaliyetleri durdurulan Atabacası ve Işıklar maden ocaklarında çalışanların işveren tarafından ödenemeyen eylül ayı ücretlerinin Türkiye İş Kurumunca ödeneceğini söyledi.ANKARAÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma'da faaliyetleri durdurulan Atabacası ve Işıklar maden ocaklarında çalışanların işveren tarafından ödenemeyen eylül ayı ücretlerinin Türkiye İş Kurumunca ödeneceğini belirterek, ödemelerin bugün itibarıyla ilgililerin maaş hesaplarına aktarıldığını bildirdi.Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, Soma'da 13 Mayıs'ta meydana gelen maden kazasıyla ilgili 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na geçici 12. maddenin eklendiğini anımsattı.'Soma'da faaliyetleri durdurulan Atabacası ve Işıklar maden ocaklarında çalışanların işveren tarafından ödenemeyen eylül ayı ücretleri Türkiye İş Kurumu tarafından ödenecektir' ifadesini kullanan Çelik, ödemelerin bugün itibarıyla ilgililerin maaş hesaplarına aktarıldığını belirtti.Çelik, şunları kaydetti:'Soma'da müfettişlerce faaliyetleri durdurulan maden ocaklarında çalışanların işveren tarafından ödenemeyen ücretleri, daha sonra işverenden tahsil edilmek üzere 3 ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmıştı. Ödemeler bu kapsamda yapılacak son ödeme olup, bu ödemelerle birlikte Atabacası ve Işıklar maden ocaklarında çalışanlara, işverenden daha sonra tahsil edilmek üzere toplam 4 ay ödeme yapılmış oldu.'Muhabir: Duygu CanAA
Salih Müslim'den Erdoğan'a 'Terör' Yanıtı!
CNN Türk'te canlı yayında konuşan PYD Eş Başkanı Salih Müslim, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın terör örgütü suçlamasına yanıt verdi...PYD Eş Başkanı CNN Türk ekranlarında Şirin Payzın 'ın sorularını yanıtladı. Brüksel'den canlı bağlantı ile programa katılan Müslim, Peşmerge ve ÖSO güçlerinin Kobani'ye ne zaman geleceğine dair net bir açıklama yapmadı. YPG ile Peşmerge ve ÖSO arasındaki görüşmelerden sonra bu konuda net bir sonuç çıkacağını vurgulayan Müslim, Erdoğan'ın PYD 'yi terör örgütü olmakla suçlayan sözlerine de yanıt verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan için 'nerede bir Kürt varsa onların kazanımlarına karşı çıkıyor.' diyen Müslim Kobani'ye destek çağrısı yaparak 'Kobani düşmeyecek ve zafere yürüyecek' dedi.İşte Müslim'in canlı yayındaki açıklamaları'KAÇ KİŞİ GELECEĞİNE YPG VE PEŞMERGE KARAR VERECEK'Politik olarak Peşmerge'lerin Kobani'ye geçmesini kabul ettik. Mesele artık teknik aşamada. Peşmerge ve YPG komutanları temas halinde. Sayı ve silahlar aradaki görüşmelere bağlı. Sayı olarak istediğiniz kadar Peşmerge gönderebiliriz dediler. Ama sahadaki savaşçı sayımız yeter de artar. Ama bazı ağır silah konularında uzman olan Peşmerge'lerin gelmesini bekliyoruz. Netleşmiş bir sayı kesinlikle yok. Oradaki yönetimle konuyu konuşuyoruz. Türkiye koridor için yeşil ışık yakmıştır ve koridor açıktır şu anda. Gerisi YPG ve Peşmerge arasındaki görüşmelere kalmış durumda.'YPG ZATEN KOBANİ'DE ÖSO İLE SAVAŞIYOR'ÖSO zaten YPG ile beraber Kobani'de savaşıyor. Fırat Volkanı adı altında ÖSO grupları YPG ile birlikte savaşıyor. Şimdi yeni birlikler gelmek istiyor. YPG ile ÖSO arasında bazı görüşmeler oldu. Bizim ÖSO'ya dönük bir çekingemiz yok. Kobani çember altında. Başka bir yerde cephe açmak Kobani üstündeki baskıyı azaltır. Ben bu yönde bir görüş belirttim. Ama kararı YPG ile ÖSO verecek. Nerede bir zayıflık varsa o kapatılır, bu artık iki gücün anlaşmasına bağlıdır.'ERDOĞAN KÜRT KAZANIMLARINA KARŞI ÇIKIYOR'Sayın Erdoğan'ın dediğine bakarsak nerede bir Kürt varsa onların kazanımlarına karşı çıkıyor. PKK zaten bir Kürt partisidir. Aralarındaki sorunlar Türkiye'yi ilgilendirir. Biz Suriye'de politika yapıyoruz. Hiç bir zaman da PKK olarak algılanmadık. Bizi PKK olarak göstermek açıkça Kürt kazanımlarına karşı durmaktır. Biz Suriye'de Araplarla, Süryanilerle, Türkmenlerle kendi aramızda bir sözleşme yapmışız. Buna karşı çıkmak için çeşitli bahaneler aranıyor.'ERDOĞAN KENDİ DURUŞUNA AÇIKLIK GETİRMELİDİR'Bizim için rejimden yana olduğumuzu da söylüyorlar ama 4 yıldır rejimle savaşıyoruz. Bu kez de PKK ile aynıdır diyor. Her seferinde bir bahane ile Kürt kazanımlarına karşı çıkılıyor. Sayın Erdoğan da diğer yetkililer de biliyor ki biz hiç bir zaman terörist olmadık. IŞİD'le en fazla savaşan biziz. Kendisi açıklık getirsin eğer IŞİD'e karşıysa gerçekten bize destek vermesi gerekiyor. Erdoğan kendi duruşuna açıklık getirmeli.'YPG'NİN TEK BİR MERMİSİ TÜRKİYE'YE YÖNELDİ Mİ?'Biz 2004'ten bu yana rejime karşı mücadele veriyoruz. YPG bunca zamandır savaşıyor. Söylesinler şimdi tek bir mermi Türkiye'ye yönelmiş mi? Halklarımız binlerce yıldır beraber yaşıyor. Hiç bir düşmanlığımız yoktur. sınır güvenliği en çok bizi ilgilendirir, çünkü sınırın iki yanı da bizim insanlarımız. Birbirleri ile akrabadırlar. Türkiye'ye karşı hep kardeşlik ve dostluk besledik. Ancak kimliksiz bir Kürt isteniyorsa bu olmaz artık. O nedenle bize silah geldiğinde Türkiye'nin sevinmesi gerekiyor.'DİĞER KANTONLARDAN KORİDOR SÖZÜ VERİLDİ AMA...'Ayın 4'ünde Türkiye'de yetkililer ile görüştüğümüzde Kobani'yi savunmak için Cizire kantonumuzdaki güçlerin destek olarak gelmesini istedik. Onlar da IŞİD'in tehlikesine dikkat çektiler. Savaşılarımızın Kobani'ye geçmesi için bir kolaylık sağlayın dedik. Ama Türkiye kendi angajman kurallarına da uymadı ve sınırda ne kendini ne bizi savundu. Bize söz de verdiler bu koridor için ama maalesef hala bekliyoruz. Size yardım ederiz, Kobani'ye sahip çıkarız sözleri verildi ama sanırım orada (Ankara) birileri engel oluyor.'BARZANİ İLE ROJAVA İÇİN ANLAŞTIK'IŞİD belası en çok Kürtlere yöneliyor. Irak ve Suriye'de Kürtlere karşı bir araç gibi kullanılıyor. Bu da Kürtler arası birliği zorluyor. Rojava için bir ortak heyet kurulacak. Yönetimde bir ortaklık ve güç birliği sağlanacak. Barzani ile anlaştık. Kendisi de benim için Erbil ile Kobani birdir dedi. Ki PKK ve YPG güçleri de Şengal'de Kerkük'te Mahmur'da IŞİD'e karşı savaşıyor.'SAYIN ÖCALAN BİZİM İÇİN BİR KÜRT ÖNDERİDİR'Sayın Öcalan bir Kürt önderidir. Fikirleri ve felsefesi vardır be kendisini saygı ile karşılıyoruz. Çözüm süreci bizim için sevidiricidir. Barış ve çözüm bizim için de çok yararlı olur. Elimizde bir şey gelirse de yapmaktan mutlu oluruz. Ama bizim burada kendi çözümümüz de var. Kuzey'deki (Türkiye) çözüm ise başka. Birbirlerine paralel de olabilir, destek olmaktan çekinmeyiz.'SURİYE MUHALİFLERİ İLE BİRLEŞMEMİZİ TÜRKİYE ENGELLEDİ'Biz Esad rejimi ile 4 yıldır savaşıyoruz. Rejimin yıkılmasını kesinlikle istiyoruz. Kimsenin bu konuda şüphesi olmasın. Biz Suriye muhalifleri ile birlikte hareket etmek de istedik ama Türkiye buna engel oldu. Hatta bazı muhalifler bizimle ilişkiye geçmek istediklerini ama Ankara'nın engellediğini itiraf ettiler. Biz eğer burada demokratik haklarımızı alırsak bu Türkiye'nin iyiliğine olur. Böyle bakılmalıdır. Bizim Rojava'da kurduğumuz düzen bütün Suriye'ye uygulanabilir.'İRAN HERKESİ REJİMLE BİRLİKTE OLMAYA İTİYOR'Bir kaç defa İran'lı yetkililer ile görüştük. Muhakkak Şran bölgede önemli bir devlettir. Ancak İran herkesi Suriye'de rejimden yana tutum almaya itiyor. Bu nedenle İran ile ilişkilerimiz zayıf kalıyor.'EN ÇOK DESTEĞİ PKK'DEN ALDIK'Bizim PKK ile organik bir bağımız yok. Ancak etkili bir Kürt partisidir. Siyasi bakımdan ve diğer bakımlardan en çok desteği PKK'den alıyoruz. Ama biz kendi kararlarımızı kendimiz alıyoruz. Kendi kaderimizi kendi elimizdedir, kimseden emir almıyoruz.İnternethaber
Reklam
Motorola Davasında Cem Uzan'ı Sevindiren Karar
Motorola'nın bir alt şirketi Uzanların Dubai Bankası'nda bulunan 30 milyon dolarlık nakit parasının dondurulması için New York'ta açtığı davada karar açıklandı. Mahkeme Uzanların Dubai'deki parasının dondurulamayacağına hükmetti.2003 yılında Amerika ’da alınan bir mahkeme kararında uzan ailesinin Motorola ’ya 2.1 milyar dolar borcu olduğu kararına varılmıştı.Daha sonra ise mahkeme 2006 yılında Uzanların 1 milyar dolar ödemesine hükmetti.Motorola ise Uzanların Dubai'deki Standart Chartered Bank'ta bulunan 30 milyon dolarının dondurulmasını istemişti. Fakat mahkeme Motorola'nın talebini 5'e 2 çoğunlukla reddetti.Medyahaber
'Tek Gidiş Yolumuz Türkiye'
Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Cabbar Yaver, Peşmergelerin Kobani'ye tek gidiş yolunun Türkiye toprakları olduğunu belirtti.Yaver, yaptığı açıklamada, 'Peşmergenin gideceği zamanı ve saati bildirmemiz mümkün değildir. Çünkü bu, askeri bilgidir. Bizim için önemli olan Kobani'nin şu anki durumu için çaba içinde olmaktır. Güçlerimizi en kısa sürede göndereceğiz ancak zamanı ve saati gizli bilgidir. Güçlerimizi en kısa sürede Kobani'ye göndereceğiz' dedi.Peşmergenin beraberindeki silahlarla Kobani'ye geçeceğini aktaran Yaver, işlemler tamamlanıp ve şartlar uygun hale geldikten sonra birliğin, Türkiye üzerinden yola çıkacağını ifade etti.Peşmerge Bakanlığı Basın Sözcüsü Helgurt Hikmet de **'Silahlı güçlerimizin, birkaç gün içinde Türkiye üzerinden Kobani'ye gönderilmesini bekliyoruz.Ulaşım karayoluyla olacak ve gidecek askerler bakanlığa bağlı Peşmergelerden oluşacak' diye konuştu. AA
Reklam
KCK: 'Hükümet Ya Aklını Başına Alacak, Ya da Aklı Başına Getirilecek'
Özgür Gündem'de 'Hüseyin Ali' mahlasıyla yazan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu hükümeti sert bir dille uyardı“Hüseyin Ali” mahlasıyla Özgür Gündem’de yazan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu , çözüm süreci konusunda hükümeti sert bir dille eleştirdi. Karasu, “AKP hükümeti tam bir demagoji ve yalan hükümeti haline gelmiştir. Zaten Kürt sorunu çözülmediği müddetçe Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri bir özel savaş hükümeti olmaya devam edecektir” dedi. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan için “Kendini akıllı sanan psikolojik savaş kafalı” diyen Karasu yazısında, “Yalçın Akdoğan kafasıyla Kürt sorununu çözmek ve bir yerlere varmak mümkün değildir. Hükümet ya aklını başına alacaktır ya da aklı başına getirilecektir” ifadelerini kullandı.Özgür Gündem gazetesinde “Hüseyin Ali” imzasıyla yayımlanan Mustafa Karasu’nun “Hükümet teslimiyet istiyor” başlığıyla yayımlanan (24 Ekim 2014) yazısı şöyle:AKP hükümeti tam bir demagoji ve yalan hükümeti haline gelmiştir. Zaten Kürt sorunu çözülmediği müddetçe Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri bir özel savaş hükümeti olmaya devam edecektir. Özel savaşta da psikolojik savaş her zaman önde gelen bir unsurdur. Bu da demagoji, yalan ve çarpıtma demektir.Hükümet yetkilileri “Biz Eylül’de HDP ve Kandil’e bir Yol Haritası ilettik” diyor. Bu düpedüz yalandır; toplumu ve kamuoyunu aldatmaktır. Sanki çözüm için bir şeyler yapılıyormuş, ama bunu birileri engelliyormuş gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. AKP hükümeti böylece iki yıldır çatışmasızlık ortamında hiçbir adım atmaması durumunu psikolojik savaşla örtmeye ve farklı bir algı yaratmaya çalışıyor. Ancak Kürt sorunu öyle yalın bir sorundur ki, bu tür yalanlarla gerçeklerin üstü örtülemez.Bu hükümet artık pişkinliğini utanmazlık düzeyine çıkarmıştır. Kendini akıllı sanan psikolojik savaş kafalı Yalçın Akdoğan “Çatışmasızlık o kadar da önemli değildir” diyor. İki yıldır asker ve polis ölmüyor, süreç iyi gidiyor diyenler, şimdi asker ve polisin ölmemesi o kadar da önemli değildir diyebiliyor. Açıkça Kürt sorununun çözülmediği ortamda gelin teslim olun, kendinizi kültürel soykırım canavarının insafına bırakın vaazında bulunuyorlar. Adama, orada dur derler! Sen hangi sorunla ilgili konuştuğunun farkında değilsin derler. Herhalde devlet ve hükümet koltuğuna oturduğunda dünyaya en tepeden bakan ve kendi sözlerini tanrı buyruğu sanan bir ruh hali yaşanmaktadır.2013’te İmralı’da devlet heyetiyle üç aşamalı bir planda anlaşılmıştı. Birinci aşamada çatışmasızlık sağlanacak; esir kaymakam, asker ve polisler bırakılacaktı. Gerilla geri çekilme iradesi gösterecek, peyderpey Türkiye dışına çıkacaktı. Kürt Özgürlük Hareketi tüm bunları yerine getirmiştir. Bu aşamadan sonra Türk devleti Kürt sorununun çözümü için anayasal ve yasal adımlar atacaktı. Üçüncü aşama ise normalleşme dönemiydi; gerillanın tümden legalleşmesiydi. Toplumun öz savunma gücü olarak yeni bir konuma kavuşmasıydı. Böylece Kürt sorunu köklü çözülmüş ve normalleşme sağlanmış olacaktı.Ancak esir kaymakam, asker ve polisler bırakılmasına, çatışmasızlığın sağlanmasına ve gerilla geri çekilme iradesi gösterip güçlerinin yarıya yakınını Türkiye sınırları dışına çıkarmasına ve diğerlerini de çıkarma hazırlığı yapmasına rağmen Türk devleti anayasal ve yasal adım atma iradesi ortaya koymadığı gibi, Bülent Arınç ağzından “Cehenneme kadar yollar var” denilmiştir. Harcanan iki yıl için de sadece çatışmasızlık olsun, iktidarını rahat sürdürsün dışında AKP’nin bir yaklaşımı olmamıştır. Ölümlerin olmadığı çatışmasızlık ortamında yeni seçimler kazanma dışında başka bir şey düşünmemiştir. Dolayısıyla da Kürt sorununu kalıcı çözecek hiçbir adım atmamıştır. Hatta karakol, askeri amaçlı yol ve barajlar yapmakla kültürel soykırımcı politikaları sürdürmüş ve savaşa hazırlanmıştır. Karakol, askeri amaçlı yol ve baraj yapımını protesto edenlere saldırmış ve birçok genci katletmiştir. Hükümet yetkilileri bu gerçek ortadayken hala Kürt Özgürlük Hareketi’ni suçlamayı sürdürmektedirler.Hükümet bilmeli ki, hakları gasp edilen, ulusal varlığı tehlikede olan Kürtlerdir. Türk devleti Kürtlerin varlığını anayasal ve yasal güvenceye almaz, demokratik özerk yaşamını kabul etmez, başta anadilde eğitim olmak üzere Kürt halkının temel hakları konusunda ciddi bir adım atmazsa Kürt sorununun çözümünde bir adım atılmış olmaz ve sorun devam eder. Bu da gerilim ve çatışma etkenlerinin sürmesi anlamına gelir. Hakları gasp edilen, kültürel soykırımcı sömürgeci egemenlik ve baskı altında olan Kürtlerdir. Bu konuda adım atması gereken ise Türk devletidir. Çatışmasızlık dışında şunları da yap demek, teslim olun demektir. Kaldı ki çatışmasızlığın da anlamı kalmadığını, Türk devleti adım atmadığı takdirde yeni bir çatışmasızlığın da beklenmeyeceğini Kürt Özgürlük Hareketi ve sorumluları defalarca dile getirmiştir.Ortada Türk devletinin bir çözüm zihniyeti, iradesi ve Yol Haritası da yoktur. Eylül’de Yol Haritası falan da kimseye verilmemiştir. Kürt Halk Önderi bir Yol Haritası ortaya koymuş, bunu da Türk devleti yerine getirmemiştir. İdris Baluken’in bir sayfasını gösterdiler dedikleri taslak ya da “çiziktirilmiş” sayfada hiçbir şey yoktur. Bu “çiziktirilen” sayfada ‘bizim politikalarımız karşısında hiçbir şey söylemeyin, özel savaşımıza, tasfiye politikamıza sessiz kalın, ondan sonra da gelin teslim olun’ yazıldığı görülmüştür. Buna karşı da Kürt Özgürlük Hareketi’nin “Ciddi olunsun, ciddi adımlar görmeden bizim tutumumuzda bir değişiklik olmayacaktır” dediği bilinmektedir. Zaten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat yazdığı makalede tutumlarını açık ve net ortaya koymuştur. Hiç kimse Kürt Özgürlük Hareketi kendini bizim insafımıza bıraksın, çözümsüz politikalarımıza, özel savaş uygulamalarımıza ve saldırılarımıza sessiz kalsın diyemez. Asayiş sağlansın diyerek kastettikleri ise sessizlik ve teslimiyet dayatmaktır. Bunu da Kürt halkının, Özgürlük Hareketi’nin ve demokrasi güçlerinin kabul etmesi mümkün değildir. Kürt Halk Önderi son görüşmesinde herkes durumun ciddiyetini anlasın ve köklü adımlar atsın çağrısı yapmıştır. Hükümeti bir daha çözüm için adım atması konusunda teşvik etmiştir. Devlet ve hükümetin olumsuz tutumlarına karşı yine sabırlı davranarak eğer ciddi adımlar atılmazsa ortaya çıkacak sonuçları hatırlatmıştır. Hükümet ise hala martaval okumaya devam etmektedir. Yalçın Akdoğan kafasıyla Kürt sorununu çözmek ve bir yerlere varmak mümkün değildir. Hükümet ya aklını başına alacaktır ya da aklı başına getirilecektir.T24
Fenerbahçe'den TFF'ye Tarihi Dava
İsviçre Federal Mahkemesi, Fenerbahçe ile ilgili gerekçeli kararında, ' Fenerbahçe’yi 2011-12 sezonunda Şampiyonlar Ligi dışına Türkiye Futbol Federasyonu göndermemiştir' dedi. Bu kararı resmi belge olarak gören sarı lacivertli kulüp, TFF aleyhine milyonlarca Euro'luk tazminat davası açmaya hazırlanıyor.Fenerbahçe Kulübü İsviçre Federal mahkemesine yaptığı usul yönünden itirazın reddedildiğini dün duyurmuştu.Sarı lacivertli kulüp hakkında gerekçeli karar dün İsviçre Federal Mahkemesi tarafından yayınlandı.Bu gerekçeli karar önümüzdeki günlerde birçok tartışmayı alevlendirecek gibi görünüyor. Çünkü bu gerekçeli karara göre sarı lacivertlileri Avrupa’ya 2011-12 sezonunda UEFA değil Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) göndermemiş.“UEFA 2 YIL CEZA VERDİ, CAS DA ONAYLADIİsviçre Federal mahkemesi tarafından web sitesinden açıklanan gerekçeli kararda şu ifadeler kullanıldı:“Fenerbahçe Kulübü tarafından iki kez cezalandırıldıklarına ilişkin itiraz yerinde değildir. Fenerbahçe’yi 2011-12 sezonunda şampiyonlar ligi dışına Türkiye Futbol Federasyonu göndermemiştir. Daha sonra UEFA 2 yıl ceza vermiştir. CAS bu kararı onaylayarak eşitlik ve adil yargılama ilkesini ihlal etmemiştir.”TARTIŞMA BAŞLIYORŞimdi sarı lacivertli kulübün hukukçuları 2011-12 sezonunda zararlarının tazmini için TFF’ye dava açmaya hazırlanıyorlar.O dönem Fenerbahçe’nin, UEFA tarafından değil TFF tarafından Şampiyonlar Ligi dışında bırakıldığının resmi belgesi olarak bu gerekçeli kararı gören sarı lacivertli kulüp, TFF’nin bu hakka sahip olmadığını belirterek tazminat davası açmaya hazırlanıyor.Başkan Aziz Yıldırım’ın talimatı ile çalışma başlatan sarı lacivertlilerin hukukçuları önümüzdeki günlerde bu konuda açıklamalarda bulunacak.Fenerbahçe’nin TFF’den milyonlarca Euro talep edeceği ifade edildi.Açık Mert Korkusuz
DNA'nın Karanlık Leydisi "Rosalind Franklin" Hakkında Bilinmeyen 10 Gerçek
etiket
Rosalind Elsie Franklin 25 Temmuz 1920’de Londra’da doğmuştur. DNA, virüs, kömür ve grafitin yapılarının anlaşılmasında büyük katkılarda bulunan İngiliz biyofizikçi ve kristallografçıdır. En çok Watson ve Crick'in DNA'nın yapısını keşfetmelerinden önce yaptığı X-ışını kırınımı çalışmalarıyla ve öne sürdüğü hipotezlerle tanınmıştır.
Beklenen Yağış İlk Olarak Marmaris'i Vurdu!
MARMARİS'te yaklaşık 20 dakika boyunca yağan sağanak yağmur, çile oldu.Göle dönen kapalı çarşıdan turistler eşlerini ve çocuklarını sırtına alarak çıkabildi. İlçedeki cadde ve sokaklar suyla dolup taştı. Bazı karayollarında yumuşayan zeminden yola düşen küçük kaya parçaları ulaşımı aksattı. Karacasöğüt Mahallesi'nde sebze seraları ile arı kovanlarının sular altında kaldığı, arıların telef olduğu belirtildi.İlçede bugün saat 16.00 sıralarında başlayan ve 20 dakika süren sağanak yağmur hayatı olumsuz etkiledi. Suyla dolan Marmaris-Turunç, Marmaris-Datça ve Marmaris-İçmeler karayollarında yumuşayan zeminden yola düşen küçük kaya parçaları ulaşımın aksamasına neden oldu.SERALAR SULAR ALTINDA KALDIEkipler kaya parçalarını temizlerken ulaşım kontrollü verildi. Yağış nedeniyle ilçe merkezinde bulunan Kapalı Çarşı da göle döndü. Alışveriş yapan yabancı turistler ve vatandaşlar, ayakkabılarını çıkartarak ellerinde cep telefonlarıyla çekim yapıp çarşıyı yürüdü. Bazı turistlerin eşlerini ve çocuklarını sırtına alarak çarşıdan çıkmaya çalışması ilginç görüntüler oluşturdu. Esnaf, dükkanına ve çarşının yolunu temizlemek için süpürgeyle suları çekmeye çalıştı. Karacasöğüt Mahallesi'nde sebze seralarının sular altında kaldığı, buradaki arı kovanlarının telef olduğu ve bazı evlerde su baskını yaşandığı belirtildi.Marmaris Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, ilçeye metrekareye 67 kilogram yağış düştüğünü belirtti. Ayrıca ilçede 13 maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle ana caddelerde trafik akışı durdu.Ali GÜNDOĞAN - DHA
Reklam