Saatler Bu Gece Geri Alınacak
Türkiye'de saatler bu gece 04.00'ten itibaren 1 saat geri alınacakYaz saati uygulaması, bu gece sona eriyor. Saatler bu gece 04.00'ten itibaren 1 saat geri alınacak.Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla 31 Mart Pazartesi günü 03.00’ten itibaren 1 saat ileri alınan saatler, yarın 04.00’ten itibaren 1 saat geri alınacak.Türkiye'de yaz saati uygulaması ilkbaharda başlıyor ve sonbaharın ortasında bitiyor. Böylece 7 ay süresince ileri saat uygulaması yapılıyor. Saat değişiminden beklenen fayda ve tasarruf yaz saati uygulamasında gerçekleşiyor. Bütün bu değişimler, AB'deki saat düzenlemesine paralel yapılıyor.İlkbaharda başlayıp sonbaharın ortasında biten 7 aylık uygulama ile 800 milyon-1 milyar kilovatsaat arasında elektrik tasarrufu yapıldığı tahmin ediliyor. Bu tasarruf miktarı orta ölçekli bir hidroelektrik santralin yıllık üretimine karşılık geliyor.Dünya
Yüksekova'da Silahlı Saldırı: 3 Şehit
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde yüzleri maskeli üç kişinin saldırısı sonucu üç asker şehit oldu. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada saldırıda ölenlerden birinin uzman çavuş, ikisinin ise er olduğu ve saldırıyı PKK'nın gerçekleştirdiği bilgisi verildi. Başlarından kurşunlanan üç askerden ikisi olay yerinde, biri de kaldırıldığı hastanede yaşamını kaybetti.Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Cengiz Topel Caddesi üzerinde saat 16.00 sıralarında yüzleri maskeli 3 kişinin silahlı saldırısına uğrayan 1 uzman çavuş ile 2 er şehit oldu. Askerlerden ikisi olay yerinde biri ise kaldırıldığı hastanede şehit oldu.Maskeli iki kişi, başlarından vurduHakkari Valisi Yakup Canbolat, şehit olan askerlerin, Ramazan Gülle, Yunus Yılmaz ve Ramazan Köse olduğunu açıkladı. Caddenin kalabalık olduğu sırada yüzlerindeki maskelerle saldırıyı gerçekleştirenler , askerleri başından vurdu. Askerlerden ikisi olay yerinde şehit oldu, biri ise ağır yaralı olarak kaldırıldığı Yüksekova Devlet Hastanesi'nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.Vali Canbolat, saldırının, Cengiz Topel Caddesi'ndeki bir iş merkezinin önünde gerçekleştiğini kaydetti.Genelkurmay Başkanlığı'ndan açıklamaSaldırıya ilişkin Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'Bölücü Terör Örgütü mensubu silahlı üç terörist tarafından; 25 Ekim 2014 günü saat 16.00'da, Hakkâri İli Yüksekova İlçe Merkezinde düzenlenen silahlı saldırı sonucu, bir Uzman Jandarma Çavuş ve iki Jandarma Er şehit olmuştur. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, şehitlerimizin değerli ailelerine ve yüce milletimize başsağlığı ve sabırlar dileriz.'Karakola elektrik malzemesi almaya gelmişlerdiAnadolu Ajansı'nın haberine göre, saldırıya uğrayan askerler, Yüksekova-Şemdinli karayolundaki Harunan Karakolu'nda görevliydi ve karakola elektrik malzemesi almak için Yüksekova'ya gelmişti.Saldırının duyulması üzerine çevreyi güvenlik çemberine alan polisler, eşkali belirlenen saldırganların yakalanması için operasyon başlattı.CNNTürk
'Bütün Darbeleri Yaşadım, Böyle Sansür Görmedim'
Gazeteci yazar Mehmet Altan, medyada uygulanan sansürün boyutuna dikkat çekerek, böyle bir durumun darbe dönemlerinde bile görülmediğini söyledi.Televizyonlarda kimsenin fikirlerini açıkça söyleyemediğini, söyleyenin ise bir daha çağırılmadığını ileri süren Altan, 'Ben bu duruma, 'Gazeteci ama yazmaz.' diyorum. Bir şekilde yazdırmıyorlar. Bütün darbeleri yaşadım ama böyle bir sansür görmedim. 28 Şubat'ta acayip uğraşıyorlardı ama o zaman bile yazdım. Böylesine korkutulan, yok edilen, ortadan kaldırılan baskı sürecini hiçbir askerî darbe döneminde hatırlamıyorum.' diye konuştu.Gazeteci yazar Altan, İzmir Kültürler Arası Diyalog Merkezi'nin (İZDİM) 'İleri Demokrasilerde Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü' konulu programına katıldı. Sivil toplumun önemine vurgu yaparak güncel konulara da değinen Altan, 17-25 Aralık itibariyle Türkiye'nin meşruiyetinin bittiğini savundu. Türkiye'de artık meşru bir rejimin olmadığını iddia ederek, 'Siyasi iktidar, 'Her şeyi söylerim, bana bir şey olmaz' gibi bir algı içinde. Hükümet, mahkeme kararları iki yıl uygulanmasın diye yasa çıkardı. Mahkeme kararını polisin uygulamasını engelliyorsan bu bir şekilde meşruiyetini kaybetmiş demektir. Yargıya karşı yapılmış bir darbede, hukukun geçerliliği kalmaz.' dedi. Türkiye'de hala bir demokratik yapı olmadığını söyleyen Altan, siyasi partiler yasası olmadıkça demokratikleşmenin de olmayacağını ifade etti. Altan, 'Çünkü askerin yaptığı bir yasa, bizim nasıl siyaset yapacağımızı dikte ettiriyor. Toplumun dinamiklerine, bir askerî dönemin mantalitesiyle ayar verilmez.' dedi.'MİLLET DEVLETTEN KORKAR HALE GELDİ'Gelişmiş demokratik ülkelerde sivil toplum bireylerinin, günlük yaşamlarındaki problemleri çözme çabası içerisinde olduğunu kaydeden Altan, şöyle devam etti: 'Ama Türkiye'de sistem ve rejim bir türlü demokratikleşmediği için böyle bir durum söz konusu değil. Demokrasisi kadük kamış Türkiye ile demokratikleşmiş ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarını ayrı tutmak lazım. Son dönemlerde insanlarda hep korku var. Millet, devletten korkar hale geldi. Polis çağıracak diye hep bir korku içinde. Devletten bir telefon gelince, 'Acaba bir şey mi yaptım?' diye ödü kopuyor.' Sivil toplum kuruluşlarının özellikle demokratikleşme ve özgürlük açısından faaliyet göstermesi gerektiğinin altını çizen Altan, yardım kuruluşlarını yasaklamayı da anlayamadığını dile getirdi.'HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ YÖNETENLERİ DE BAĞLAR'Siyasi iktidarın, 'Ben istediğim her şeyi yaparım. Kimse beni yargılayamaz.' algısı içinde olduğunu ifade eden Altan, 'Hukukun üstünlüğü kuralı, o toplumu yönetenleri de bağlar. Kim olursan ol, o hukuk kuralları karşısında o toplumun bütün vatandaşları eşittir. Yönetici olmak, hukuk kurallarından azade olmasını sağlamaz. Hukukun üstünlüğü, bütün toplumu bağlar. Sivil iktidar bugün, 'Ben ne yaparsam yapayım yargılayamazsınız.' diyor ama adam vurur, hırsızlık yaparsan, IŞİD'e silah yollarsan darbe olur. Bu toplum bir hukuk bilinci, hukuk geçmişi olmadığı vakit her şeye siyaseten bakıyor. Yargı sistemini denetleyen, siyaset dışında hareket eden, kendi tarihsel birikime olan başka bir denetim mekanizması ortaya çıkıyor. Devlet, yargı sistematiğini harekete geçirmezse o toplum çürür. Suç işlemeye meyilli hale gelir.' diye konuştu.'BU KADAR REZALET YAŞIYORUZ AMA HERKES SUSUYOR'Mehmet Altan, yaşananlar karşısında toplumun sessiz kalmasını da eleştirdi. 'Bu kadar rezalet yaşıyoruz ama herkes susuyor. Toplum sessiz.' diyen Altan, 'Her gün 1 milyon insan evinin önüne ayakkabı koysa, herkes bulunduğu yerde iki dakika dursa, Soma ortaya çıkıncaya kadar bütün illerde sönmeyecek bir ışık konsa çok farklı olur. Her gün normal bir devletin olduğu yerde olmayacak her türlü rezaleti yaşıyoruz.' şeklinde konuştu.ŞABAN GÜNDÜZ
Ebola Vakalarının Sayısı 10 Bini Geçti
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ebola virüsüne yakalananların sayısının 10 bini aştığını ve virüs nedeniyle gerçekleşen ölümlerin de 4 bin 922'ye yükseldiğini açıkladı.WHO'nun ebola salgını ile ilgili yayınladığı son raporda, salgından en çok etkilenen üç Batı Afrika ülkesi dışında sadece 27 vaka tespit edildiği belirtildi.Liberya, Sierra Leone ve Gine ebola nedenli ölümlerin en çok yaşandığı ülkeler.Raporda bu ülkelerin dışında sadece 10 kişinin ebola nedeniyle öldüğü belirtildi.Mali'de 2 yaşında bebek ebola kurbanıEbola virüsüne rastlanan son Afrika ülkesi ise Mali oldu.Salgının nedereyse bin kişinin ölümüne yol açtığı Gine'den Mali'ye yüzlerce kilometrelik otobüs yolculuğuyla gelen iki yaşındaki kız bebeğın hayatını kaybettiği belirtildi.Mali'deki ilk ebola ölümü olarak kayıtlara geçen olayın ardından yetkililer virüse yakalandıktan sonra çok sayıda kişlinin bebekle temas kurduğunu ifade etti.Şu ana kadar bebekle temas eden 40 kişinin karantinaya alındığı belirtiliyor.WHO Mali'deki ilk ebola kaynaklı ölümle ilgili bir açıklama yaptı ve 'Bebeğin otobüs yolculuğu boyunca ağır hasta olması özellikle endişe verici. Uzun süreli yolculuk sırasında hvirüsün diğer yolculara geçme riski oldukça yüksek.Annesi Gine'de ebolaya yakalanarak ölen bebeğin Mali'deki akrabalarına götürülürken ebola belirtilerini göstermeye başladığı ifade ediliyor.Batı Afrika ülkeleri Gine, Liberya ve Sierra Leone'de şu ana kadar 4 bin 800 kişi ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybetti.
Florida'daki Yerli Kertenkeleler Evrim Geçiriyor
Evrim biyologlarının özellik kayması adını verdiği, örneğine çok az rastlanan bir durum ABD'de ortaya çıktı. Bölgeye özel kertenkelelerin evrimleştiği anlaşıldı.ABD’nin Florida eyaleti adalarındaki yerli kertenkelelerin ayak baş parmaklarının, sadece 15 yıl gibi kısa bir süre içinde evrimleşerek büyüdüğü ve ayaklarında daha fazla yapışkan pul oluştuğu belirlendi.Bölgede araştırma yapan bilim adamları, adalarda yaşayan yeşil renkli California anolü türü kertenkelelerin ayaklarında, evrimleşme için son derece kısa bir süre olarak kabul edilen 15 yıl içinde büyük değişiklikler meydana geldiğini ortaya koydu.Kökeni Küba olan kahverengi anol türü kertenkelelerin istilasına uğrayan adalardaki yeşil anollerin ayak baş parmaklarının anormal ölçüde geliştiğine, ayrıca ayaklarındaki yapışkan pulların sayısında da olağandışı bir artış görüldüğüne dikkati çeken araştırmacılar, bunun evrim biyologlarının türlerde özellik kayması olarak adlandırdığı durumun son derece az rastlanan örneklerinden biri olduğuna işaret etti.Özellik kayması durumuna verilen en klasik örnek, evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin’in Galapagos adalarında iki tür ispinoz kuşu üzerinde yaptığı çalışmalar olarak gösteriliyor. Darwin, söz konusu çalışmalarında ispinoz kuşlarının gagalarında, farklı yiyecek kaynaklarına uyum sağlamalarına bağlı olarak değişiklikler meydana geldiğini delilleriyle ortaya koşmuştu.Texas Üniversitesi’nden Yoel Stuart başkanlığındaki araştırmacılar tarafından yapılan çalışma, Texas Üniversitesi’nin internet sitesinde yer aldı.Araştırmacılar, kahverengi ve yeşil anol türleri arasında, aynı çeşit besin kaynakları ve sahaları elde etmek için yaşanan rekabetin yeşil anol türünde görülen adaptasyonu açıklayabileceğini belirtti.Yeşil anol türünde gözlenen evrimleşmenin beklenmesine karşın bu kadar hızlı olmasının şaşırtıcı olduğunu ifade eden Stuart, yerli türlerin birkaç ay içinde daha yüksek tüneklere yerleşmeleriyle başlayan sürecin sonunda, kertenkeleler için 15 yıl olan 20 nesillik bir evrede ayak parmakları daha büyük hale gelen yeşil anol türünün, ayaklarındaki yapışkan pulların sayısında da artış görüldüğüne dikkati çekti. Stuart, bunun boy ortalamasının 1,62 metre olduğu bir bölgede boy ortalamasının 20 nesil sonra artarak 1,93 metreye ulaşmasına benzer bir değişiklik olduğuna işaret etti.Her iki türün de erişkinlerinin diğer kertenkele türlerinin yavrularını yiyerek beslenmesinin, söz konusu evrimleşmenin nedeni olabileceğini belirten Stuart, “Yani, eğer bir yavruysanız diğer türün erişkinine yem olmamak için hızla ağaçların tepesine tırmanmaya ihtiyaç duyarsınız. Daha büyük bir ayak başparmağınızın olması durumunda bunu, bu özelliğe sahip olmayan türe göre daha iyi yapabilmeniz belki de mümkündür” dedi.Kaynak: AA
500 Haftadır Aranan Adalet
Cumartesi Anneleri bugün 500. kez İstanbul Beyoğlu’ndaki Galatasaray Lisesi önünde toplandı. Gözaltındayken kaybolan yakınlarına kavuşabilmek için çıktıkları yolda Cumartesi Anneleri artık devletin kendilerine bir mezar borcu olduğunu düşünüyor.Onları, 27 Mayıs 1995 tarihinde tanıdık. İstanbul’un en işlek caddelerinden İstiklal Caddesi’nde bir grup kadın oturma eylemi yapıyordu. Türkiye’nin pek alışık olmadığı bir eylem tarzıydı. Zira eylemi yapanlar yaşları geçkin, beyaz başörtüsü takan annelerdi. Birçoğu Türkçe bilmiyordu. Bildikleri tek dil anadilleriydi; yani Kürtçe.Gözaltında kaybolan yakınlarını arıyorlardı. Tamamına yakını Türkiye’nin faili meçhul cinayetlerin en karanlık dönemi 90’lı yıllarda kaybolmuştu. 19 yıl önce sadece dört aile ile başlayan eylem zaman içinde büyüdü ve Türkiye’nin en uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemine dönüştü. Kendilerine Cumartesi Anneleri adını verdiler. Her Cumartesi saat 12.00’de Galatasaray Lisesi önünde toplandılar.1995'ten 2014'e uzanan yolculuk çok zor geçti. İlk yıllarda polisin sert müdahalesiyle karşı karşıya kaldılar. Tazyikli su yediler, yerlerde sürüklendiler, gözaltına alındılar. Ve bugün... Çözüm sürecini konuşan Türkiye'de polisin tavrı da değişti.Cumartesi Anneleri 500. kez Galatasaray Lisesi'nde toplandı. 500 haftadır adalet arıyorlar, bir dal karanfilin görülmesini istiyorlar. Bu kez katılım her zamankinden daha da büyük. Binlerce kişi lisenin önünde. Eyleme katılanlar arasında sanatçılar da var.Zaman merhem olamadıGeçen sürede çok şey değişti. Kimi evladının mezarına kavuşamadan hayata gözlerini yumdu; kimi eşinin bulunan tek kemiğiyle yüreğini soğutmaya çalıştı; kimi de ağabeyinin yaşlandığını göremeden onun çocuğunu evlendirdi.‘Devletin mezar borcu var’Maside Ocak… Ağabeyi Hasan Ocak'ı kaybettiğinde henüz 19 yaşındaydı. Hasan Ocak'ın 1995 yılında gözaltına alındıktan 58 gün sonra kimsesizler mezarlığında gömüldüğü ortaya çıkmıştı. Ocak ailesi, cumartesi eylemlerine karar veren oluşumun içinde yer alıyor.Aile aynı zamanda Cumartesi Anneleri arasında kayıplarını bulan ender ailelerden. Ancak bu, yaralarına merhem olmuyor. Maside Ocak 'Mezarın olmaması bir bilinmezlik, bir boşluk yaratıyor. Bu devam ettikçe yas da bitmiyor. Kayıp yakınlarının da durumu bu. Çünkü ellerinde bir avuç toprak yok. Mezara koydukları sevdikleri yok. Bu devletin annelere bir mezar borcu var” diyor.Maside Ocak, 27 Mayıs 1995 yılında başlattıkları eylemin bu noktaya varacağını hiç düşünmemiş. Ocak üç hedeften birini gerçekleştirdiklerini söylüyor. “Artık bu ülkede gözaltında kimse kaybolmuyor. Devletin bu yönteminin önüne geçtik” diyor. Ancak geride iki hedef daha var: Gözaltında kaybolanların âkıbetinin açıklanıp ailelerine teslim edilmesi ve faillerin yargılanması..'Erdoğan’ın timsah gözyaşları'2011 yılında Başbakan olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde 'Cumartesi Anneleri' ile bir araya geldi. Görüşme teklifi Erdoğan’dan gelmişti. O görüşmeye 12 Eylül askeri darbesinde gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Cemil Kırbayır'ın annesi 103 yaşındaki Berfo Kırbayır da katıldı.Erdoğan’ın talimatıyla 9 Şubat 2011’de Cemil Kırbayır’ın âkıbetinin araştırılması için Meclis’te araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon, ‘Cemil Kırbayır firar etti’ iddiasının gerçeği yansıtmadığına, onun gözaltında öldürüldüğüne ve bilinmeyen şekilde yok edildiğine karar verdi.Maside Ocak bu toplantıyla Cumartesi Anneleri’nin meşrulaştığını düşünüyor. Ancak Erdoğan’ın 'timsah gözyaşları' döktüğünü savunuyor:'Berfo anne, evladının kemiklerini görmeden öldü. Ben Erdoğan’ın samimiyetine güvenmiyorum. Bizim nazarımızda bu görüşme bir seçim malzemesiydi.”Bu Cumartesi aslında 1013. hafta olacaktı ancak arada 10 yıllık bir eylemsizlik dönemi var. Cumartesi Anneleri eylemlerine, Mart 1999 ile Ocak 2009 arasında ara verdi. Nedeni de polis şiddeti. Ocak, annelerin eylemlerden sonra gözaltına alınmayı daha fazla kaldıramadıkları ve her defasında ayrı travma yaşadıklarına dikkat çekiyor.Devlet kendi evlatlarını bulmak istemiyorİnsan Hakları Derneği’nin hazırladığı toplu mezar haritasına göre, ağırlığı Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde olmak üzere 253 toplu mezarda 3000’e yakın insanın cesedi var. Sayısız başvuru yapıldı ancak netice alınamadı. Ocak’a göre, mezarların açılmasıyla failler de açığa çıkacak; bu da devletin işine gelmiyor. Çünkü onlara göre failler belli.Anne Emine Ocak'ın başvurusuyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'yi yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle 2004'te Ocak ailesine 25 bin euro manevi tazminata mahkum etti.‘Çok dayak yedim’Bu sözler bir diğer cumartesi annesi Hanım Tosun’a ait. Hanım Tosun, 1995 yılında gözaltındayken kaybolan Fehmi Tosun’un eşi.Hanım Tosun, 1996 yılında polisin annelere çok sert müdahale ettiğini söylüyor. “Kaç kere dayak yedim, gözaltına alındım bilmiyorum. Ama özellikle de kadın polislerden yediğim dayakları unutmam. Çok ağrıma gitmişti. Bir de polisler müdahale sırasında bizi saçlarımızdan sürüklerdi. Ben daha fazla dayanamayıp, o dönem saçlarımı kestirmiştim” diyor.'Eşimin davasını yürütüyorum'Fehmi Tosun, ailesiyle birlikte Diyarbakır’dan İstanbul’a yeni göç etmişti. Korucu olması için gördüğü baskıdan kaçmıştı. Tanık ifadelerine göre 36 yaşındayken Avcılar’daki evinin önünden silahlı ve telsizli sivil polisler tarafından gözaltına alındı. 19 yıldır haber yok.Hanım Tosun, eşinin Kürt kimliğinin dışında hiçbir suçu olmadığını söylüyor:'Uyuşturucu satsaydı ya da adam öldürseydi, onun yolundan gitmezdim. Bırakırdım peşini. Ama biliyorum, benim eşim insan hakları savunucusu, demokrat biriydi. Şimdi onun için bu mücadeleyi sürdürüyorum. Bundan dolayı dimdik ayaktayım.”'Tek suçumuz Kürt olmak'Hanım Tosun'a göre, Fehmi Tosun'un gözaltındayken kaybolmasının altında yatan neden bu. Dünyaya Kürt olarak gelmenin, kendilerini Türklerden ayırmadığına vurgu yapıyor. “Diyarbakır ne kadar Türklerinse, İstanbul da Kürtlerindir. Burası bizim topraklarımız, birlikte yaşamak zorundayız” diyor.Zor geçen yıllarEşinin kayboluşuyla birlikte beş çocukla kalakaldı, Hanım Tosun. Çocuklarının en büyüğü 14, en küçüğü de 3 buçuk yaşındaydı. Şimdi iki torunu var. Dedelerini hiç tanıyamadılar. Hem ana hem baba olunamadığını, bir tarafın hep eksik kaldığını söyleyen Hanım Tosun, Avcılar’da çocuk bakıcılığı yaparak geçimini sağlıyor.‘O kepçeler yüreğimi kazıyor’Kayıp yakınlarının tek umudu toplu mezarların açılması. Sevdiklerinden geriye kalanlara kavuşmanın böyle mümkün olacağını düşünüyorlar. Hanım Tosun da aynı görüşte. Toplu mezarlar ortaya çıktığında çok kötü olduğunu ve aklında hep aynı sorunun yankılandığını söylüyor: ”Acaba benim eşim hangi toplu mezarda, acaba hangi kimsesizler mezarında?”Hanım Tosun toplu mezarların kepçeyle açılmasından dolayı duyduğu rahatsızlığı da ifade ediyor. ' Kepçenin toprağa vurmasıyla sanki benim de yüreğimi kazıyorlar. Acaba kepçe burada hangi kaybın kemiklerine vuruyor?” diye soruyor.Tosun, eşinin kemiklerine kavuşmasının devletin elinde olduğunu vurguluyor ve 'Ancak şimdiye kadar bu vicdana sahip birini göremedik' diye de ekliyor.Başak Çubukçu / Al Jazeera
İngiltere'de El Clasico Öfkesi
Futbolun beşiği İngiltere'de Real Madrid-Barcelona maçının ilk 15 dakikası izlenemeyecek. Futbolseverler duruma tepkili...Dünyanın merakla beklediği, bu akşam Santiago Bernabeu'da oynanacak El Clasico'nun başlamasına saatler kala İngiltere'den ilginç bir haber geldi. Dünyanın bir çok ülkesinde canlı yayınlarla ekrana getirilecek ve milyonlarca insanların takip edeceği Real Madrid-Barcelona karşılamasının ilk 15 dakikasının İngilizler tarafından seyredilemeyeceği ortaya çıktı.Maç İngiltere'de yerel saatle 17.00'de başlayacak. Ancak Britanya yayın kuralları gereği, saat 14.15 ile 17.15 saatleri arasında canlı futbol yayınına izin verilmiyor. Bu kuralın, Ada'da 15.00'te başlayan maçlarda, statlara giden seyirci sayısını ayarlamak üzere alındığı ancak şimdi İspanya'daki maçın da bundan nasibini alacağı belirtildi.İngiliz futbolseverler ise bu duruma tepki gösterdi. Maçı canlı yayınlayacak Sky Sport kanalına taleplerini iletin izleyiciler, kanaldan bu yasağı delmesini ve maçı başından itibaren ekranlara getirmesini istediler. Yayıncı kuruluşun konuyla ilgili nasıl bir tavır sergileyeceği merakla beklenmeye başlandı.Skorer
'Allah Ömür Verirse Cumhurbaşkanımızın İkinci Dönemini Göreceğiz'
AK Parti İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Recep Tayyip Erdoğan’ın ikinci kez cumhurbaşkanlığına aday olacağı sinyalini verdi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti İstanbul İl Danışma Meclisi’ne katıldı. Toplantıda AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, İstanbul Milletvekilleri, AK Partili İlçe ve Belediye Başkanları ve partililer hazır bulundu.“ALNINIZDAN ÖPÜYORUM”Danışma Meclisi’nde partililere hitap eden Arınç, cumhurbaşkanlığı seçimlerine değinerek, “İlk turda değerli Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52 oyla Cumhurbaşkanı seçildi. Hiçbir itiraz olmadı ve Türkiye ilk seçiminde 12’den vurdu. Çok şükür bütün bu imtihanlardan İstanbul başarı ile çıktı. Her zaman çizgi yukarı doğdu oldu. En büyük hesaplar, hileler, dedikodular İstanbul için yapıldı. Bütün partiler İstanbul’a oynadılar ama hamdolsun dimdik durdunuz. Bu başarılardan imzası olan AK Parti’ye gönül veren bütün kardeşlerimin alınlarından öpüyorum” dedi.“BİZ GİDERSEK TÜRKİYE’DE HER ŞEY KÖTÜLEŞİR”2015 yılında yapılacak milletvekili seçimlerini hatırlatan Arınç, “Çok önemli bir seçimle karşı karşıyayız. İster Haziran’da olsun, ister 3-5 gün önünde olsun. Olmaz olmaz diye bir şey yok. Türkiye’de ihtiyaçlar olursa biraz önünde biraz arkasında bu işler yapılabilir. 2015 Haziran 7’sini hedefleyerek bu seçimden başarı ile çıkmak zorundayız. İstikrarın devamı, AK Parti’nin dimdik iş başında olduğunu göstermek ve birilerinin değirmenine su taşımamak için yapılan siyaset mühendisliği bozmak için yeniden iktidar olma mecburiyetimiz var. Biz buna mahkumuz. Biz iktidar olmak zorundayız. Biz gidersek Türkiye’de her şey kötüleşir. 12 yıl büyük istikrarla ülkeyi başarıda başarıya götüren insanları gitmesi demek Türkiye’nin zor günlere, karanlık dönemlere dönmesi ise buna izin vermeyeceğiz. Buna halkımız da izin vermeyecek” diye konuştu.“BUNLARIN ELİNE KALSAK 5 AY MAAŞ ÖDEYEMEZLER”Konuşmasında muhalefeti de eleştiren Arınç, “Bunların eline kalsak 5 ay maaş ödeyemezler, bütün yatırımlarımız kalır, birbirlerini yerler. Geçmişte örneklerini gördük. Bunlar devlet idaresi bilmez. Onlar sadece baskıcı anlayışla milleti sürü gibi görmeye başlar ve hala ülkenin bu şekilde yönetileceğini düşünürler. Gözünüzü kapatın ve şöyle bir ihtimali düşünün. 3 aylığına AK Parti iktidarı ‘ceee’ deyip kaçıverse, kim hükümet kuracak, dış ilişkileri kim götürecek bulamazsınız. Keşke bulabilseydik. Keşke daha iyileri olsa da ‘biz kazanamazsak da onlar kazanır ülke istikrarı devam eder’ desek. Bazen böyle bir ihtimali düşünüyorum ve afakanlar içinde uyanıyorum. Bunların 50 sini toplasanız bizim 50’de birimizi yapamazlar. Bizim olup olmamamız önemli değil AK Parti olmalı. AK Parti bu ülkeyi yönetmeye devam etmeli. Millet bizden ümidi kesinceye kadar. Biz inşallah çok büyük bir hata yapmazsak bu millet bizi hep destekleyecek” şeklinde konuştu.“ALLAH ÖMÜR VERİRSE CUMHURBAŞKANIMIZIN İKİNCİ DÖNEMİNİ GÖRECEĞİZ”2015 seçimlerinin bir kader seçimi olacağını vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ondan sonra 4 sene istikrarlı bir dönem. Yola devam edeceğiz ve büyük bir istikrar döneminde bütün hizmetlerimiz taçlandıracak çok güzel şeyler yapacağız. Geçmişte her sene bir iki seçim gördük. Bir iki seçim demek devlet idaresinde de çok sıkıştığımız günler olmuştur demek. Ama 2015 -1019 seçimsiz bir dönemdir. Sonra çok güzel bir döneme rastlayacağız. 2019’da bütün seçimleri bir arada yapacağız. Allah ömür verirse Cumhurbaşkanımızın ikinci dönemini göreceğiz. Milletvekilleri ve belediye seçimleri yenilenecek. Belki 3 sandığı bir araya getireceğiz.”“İNSANIN HEDEFİ UFUKLAR KADARDIR”“Bir insanın hedefi ufuklar kadar olur” diyen Arınç, konuşmasında Ömer Seyfettin’in Kızılelma hikayesinden örnekler verdi.Cumhuriyet’in 91. Yılının yakında kutlanacağını söyleyen Arınç, “Allah kısmet ederse 2023’te de 100. yılı kutlayacağız. Buna dair büyük projelerimiz var. 2023 hedeflerimiz var. Görebileceğiniz en son nokta sizin hedefiniz olmalı. Eski tarihimizde buna kızılelma diyebilirler. Herkes Ömer Seyfettin’in kitabını alsın okusun. Ömer Seyfettin genç yaşta vefat etmiş insan. 30 sene daha yaşasaydı kim bilir neler yazacaktı adam. Onun hikayelerinden Kızılelma hedefe vardığınız zaman ondan sonraki hedeftir. Hedef böyle olmalı. Hedef ufuklar kadar olacak” ifadelerini kullandı.“TRT’DE 40 YILDA BİR GÜZEL BİR DİZİ YAPMIŞTIK”Arınç TRT’de yayınlanan Kızılelma dizisinin sonlandırılmasına da üzüldüğünü belirterek, “Biz TRT’de 40 yılda bir güzel dizi yapmıştık. Geçen final bölümü dediler canım sıkıldı. İnşallah bitmemiştir. Kızılelma diye bir dizi vardı. Çok da güzeldi ama birileri çekemedi herhalde. Final yazısına da üzüldüm. Final Haziran’da olur. Herhalde bitirdiler” dedi.AK Parti’nin geçtiğimiz seçimlerdeki başarılarını hatırlatan Arınç, “Millet ufku olan insana inanıyor, hedefi olan insana inanıyor. Küçük hesaplar peşinde koşan, dalavera yapan, birbirini çekiştiren hokkabazlara inanmıyor” şeklinde konuştu.İHA
'The Endless River' İçin Bir Teaser Daha Yayınlandı
Kasım ayında yayınlanacak yeni Pink Floyd albümü The Endless River ‘dan şimdiye kadar parçalardan sesler duyduğumuz teaser’lar izlemiştik. Grubun son yayınladığı teaser’daysa kayıtlardan görüntüler ve kısa röportajlar yer alıyor!Bantmag
Validebağ'da Polis Müdahalesi
ÜSKÜDAR Validebağ Korusu'nun yanında bulunan araziye yapılacak cami inşaatı için gelen hafriyat kamyonunun önünü kesen eylemcilerle polis arasında arbede çıktı. Biber gazı, yumruk, cop ve kaskların kullanıldığı olaylarda 1'i polis 3 kişi hafif şekilde yaralandı.Üsküdar Validebağ Korusu'nun yanında bulunan araziye yapılmak istenen cami inşaatını bugün CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin ve CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ziyaret etti. Alkışlarla karşılanan Tekin ve Tanal, inşaat alanını gezip incelemelerde bulundu. Vatandaşlarla kısa bir süre sohbet edip bilgi alan Tekin, 'Burası oldu bittiye getirilemez. İnşaatın durdurulması gerekiyor. Durdurulmalıdır' dedi. Tekin ve Tanal yaklaşık bir saat süren ziyaretin ardından inşaat alanından ayrıldı. Milletvekillerinin ayrılmasının ardından eylemciler, şantiye alanından çıkan hafriyat kamyonunun önünü kesti. Tahta barikatlar kurarak kamyonu durduran eylemcilerle polis arasında tartışma yaşandı. Polis eylemciler iterek alandan uzaklaştırmak isteyince kavga çıktı. Polis, yumruk, biber gazı, cop ve kask kullanarak göstericileri uzaklaştırmak istedi. Kavgada 1'i polis 3 kişi hafif şekilde yaralandı. Olayların ardından hafriyat kamyonu yoluna devam etti.GÜRSEL TEKİN VALİDEBAĞ'DACHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin saat 10.30 sıralarında Validebağ korusu yanındaki inşaat alanına geldi.Cep telefonundan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen'i arayan Tekin bilgi aldı. Gürsel Tekin alana girerek incelemelerde bulunduğu sırada, basın mensuplarının çevik kuvvet tarafından engellenmesi tepki gösterdi. Tekin'in tepkisi üzerine basın mensuplarının girişine izin verildi.Tekin, vatandaşlarla kısa bir süre sonra sohbet ettikten sonra açıklamalarda bulundu. Gürsel Tekin, cami inşaatıyla kamuoyunun dikkatinin başka yerlere çekilmek istendiğini savundu. Tekin, '2005'ten beri geçmiş mevzuata göre 36 cami alanının, ne yazık ki AKP iktidarı döneminde, imarda cami olmasına rağmen rezidans, muhallebici, otel ve alışveriş merkezi yapıldığını herkesin bilmesi lazım' dedi. Tekin, konuşmasına şöyle devam etti. 'Diyanet İşleri Başkanlığı'na sorduk. 'Bir ibadethanenin yapılması için hangi mevzuatlar gerekiyor?' Diyanet İşleri, çok açık, net söylüyor. 98'den itibaren uygulanan mevzuat ve yasaya göre, yapılacak caminin asgari en küçüğünün 2 bin 500 metrekarenin üzerinde olması gerekiyor. Orta boy 5 bin, büyük boy 10 bin metrekare. Burada 2 bin 500 metrekare var mı? Şimdi bin 450'yi 'Ufaktır, mevzuata aykırıdır' diye cami olmaktan çıkarıp rezidans yapıyorsun, burada yurttaşların ortak alanı, yakında ibadethaneler olmasına rağmen, buraya koyuyorsunuz.'CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin cami mevzusunda Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'i açıklama yapmaya davet etti.Haber: Elvan EZBER- Cengiz ÇOBAN - Naci YÖNER - İSTANBUL, (DHA)