onedio
Bayık Independent'a Konuştu: Kobani'den Sonra Afrin de Hedefte
Independent gazetesi bugün sayfalarında gazetenin deneyimli Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn'ün Kandil Dağı'nda KCK Eş Başkanı Cemil Bayık'la yaptığı bir röportaja yer verdi.Gazete röportajı, ana sayfasından manşet olarak, Bayık'ın bir çadırın önünde çekilmiş fotoğrafı ve 'Kobani'yi koruyacağız' başlığıyla yayınladı.Röportajda ilk olarak Bayık'ın Kobani'yle ilgili söyledikleri aktarılıyor: 'Kobani düşmeyecek. Doğu ve Güney cephelerinde ilerliyoruz.'Bayık, 'Kobani'deki Kürt savaşçıların belediye binasını geri almada başarılı olduğunu ve IŞİD'in (Irak Şam İslam Devleti) elinde bulundurduğu bir camiyi havaya uçurmak zorunda bırakıldığını' söylüyor.Bayık'a göre ABD jetleri Kobani'yi bombalamaya devam ediyor ancak savaşçılar bombalamalar sırasında yamaçtaki evlere girip gözden kayboluyor ve daha sonra mevkilerini yeniden ele geçiriyor.Bayık, Kobani ardından Afrin kantonuna yönelik de bir saldırı tehlikesi bulunduğunu vurgulamış.
Wi-Fi Üzerinden Kahve Yapılabilecek
Ev otomasyonu konusunda deneyimli olan Belkin, WeMo serisinde birkaç yeni cihaz tanıttı. Akıllı tencerelerden sonra şimdi de Wi-Fi yeteneğine sahip kahve makineleri geliyor. Mr. Coffee adı verilen makine telefon veya tabletinize yükleyeceğiniz bir uygulamadan kontrol edilebiliyor ve 10 kupa kahve yapabiliyor. Uygulama ile kahve yapımını zamanlayabiliyor, durumunu izleyebiliyor, cihazı açıp kapayabiliyor ve temizlik zamanı geldiğinde bildirim alabiliyorsunuz. Kahvenizi daha yataktan çıkmadan hazırlamanıza olanak sağlayacak alet 150 dolardan satışa sunulmuş durumda.
Erdoğan, YÖK Başkanlığı'na 'Alo Fatih'in Kardeşi Yekta Saraç'ı Atadı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'na (YÖK) Profesör Yekta Saraç'ı seçti.Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde ilk kez imza attığı uygulama ile YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya'yı görevinden almıştı.YÖK Başkanları, bürokrasideki genel usulün dışında atanıyor. Cumhurbaşkanı, YÖK üyelerinden birini başkan olarak tayin ediyor. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 2011 yılında Çetinsaya'yı önce YÖK üyeliğine seçmiş ardından da başkan olarak atamıştı. Daha önce hiç bir YÖK Başkanı görevinden alınmamıştı. Çetinsaya, ilk kez görevinden alınan YÖK başkanı oldu. Çetinsaya'nın görevinden alındığı gün milliyet.com.tr, YÖK Başkanlığı için en güçlü adayın Yekta Saraç olduğunu kamuoyuna duyurmuştu.Cumhurbaşkanlığı'ndan bugün yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:'Sayın Cumhurbaşkanımız; açık bulunan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına, 2547 sayılı YükseköğretimKanununun 6 ncı maddesinin (c) fıkrası uyarınca Yükseköğretim Kurulu Üyesi Prof.Dr. M. A. Yekta Saraç'ı, açık bulunan Yükseköğretim Kurulu Üyeliği'ne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 6'ncı maddesinin b/1 bendi uyarınca Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ömer Demir'i seçmişlerdir.'Aydın Hasan/milliyet.com.tr
Diyarbakır'da 'Dur İhtarına Uymayan' Kişi Öldürüldü
Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 'dur' ihtarına uymadığı belirtilen bir kişi, açılan ateşte öldü. Valiliğe göre cezaevi firarisi olan sürücü, güvenlik güçlerine tabanca doğrulttu.Diyarbakır'ın Lice ilçesi Bingöl yolu üzerindeki Abalı Jandarma Karakolu kontrol noktasında görev yapan askerler, saat 14:30 sıralarında araçlarda kontrol yaparken, kendilerini gören bir otomobil sürücüsünün kaçmaya çalıştığını fark etti. Diyarbakır Valiliği'nin açıklamasına göre jandarma, kaçan aracı takibe alıp, sürücüye 'dur' ihtarı yaptı. Jandarma ekipleri, kendilerine tabanca doğrulttuğunu söyledikleri kişiye ateş açtı, sürücü başından ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan 25 yaşındaki Muzaffer Görül hayatını kaybetti.Valilik, ekiplerin önce havaya ardından da aracın tekerleklerine ateş açtığını belirtti.Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi önünde olayı protesto etmek isteyen bir gruba polis biber gazıyla müdahale etti. Görül'ün yakınları, acil servisin camlarını kırdı. Atılan gazlardan hastanede olanlar da etkilendi.Jandarmanın yaptığı araştırmada 'dur' ihtarına uymayarak kaçan kişinin Bingöl Açık Cezaevi'nden bir süre önce firar ettiği ve üç suçtan arandığı ve kesinleşmiş 7 yıl 6 ay hapis cezası olduğu belirlendi. Valiliğe göre, hakkındaki suçlamalardan biri de 'kamu malına zarar verme'ydi. Araçta da bir ruhsatsız tabanca ve iki ayrı sahte kimlik bulundu.Bu kişinin geçen hafta da Bingöl'de aynı araçla Jandarma kontrol noktasından kaçtığı belirlendi.Al Jazeera, DHA, AA
Sanatçılar Akün ve Şinasi Sahneleri İçin Nöbet Tutuyor
Akün ve Şinasi sahnelerinin gizlice satıldığının ortaya çıkmasın ardından tiyatrocular ve sanatseverler her akşam 19:00'da tiyatro önünde nöbet tutmaya başladı.Ankara'da bulunan Akün ve Şinasi sahnelerinin geçtiğimiz günlerde gizlice satıldığının ortaya çıkmasının ardından sanatseverler ve Devlet Tiyatroları (DT) oyuncuları her akşam saat 19:00'da tiyatro önünde bir araya geliyor.Satışın öğrenilmesinin ardından Cumartesi gününden bu yana her akşam sürdürülen nöbetlerde Ankara halkı sürece ilişkin bilgilendiriliyor. Önümüzdeki günlerde KESK'e bağlı Kültür Sanat Sen, bazı kültür sanat dernekleri ve platformlar arasında yapılacak toplantının ardından büyük bir eylem için Ankara halkına çağrı yapılacağı öğrenildi.'SAHNELERİN SATILMASI ANKARA'NIN KÜLTÜRSÜZLEŞTİRİLMESİ DEMEK'Bu akşamki nöbete katılan Kültür Sanat Sen üyesi DT oyuncusu İskender Altın, İleri'ye yaptığı açıklamada Akün ve Şinasi sahnelerinin satılmasının Ankara'nın ve Çankaya'nın kültürsüzleştirilmesi, tiyatronun ve sanatın kovulması demek olduğunu vurguladı.Şinasi ve Akün'ün Devlet Tiyatrolarına geçmeden önceki yıllarda da tiyatro ve sinema salonu olarak kente sanat hizmeti verdiğini hatırlatan Altın, bu iki sahnenin satışını tiyatroların özelleştirilmesinin devamı olarak gördüklerinin altını çizdi. Ankara gibi büyük bir kente mevcut sahnelerin yetmediğini belirten Altın, bu iki sahnenin satılmasının kentte ciddi bir kültürel boşuk yaratacağını sözlerine ekledi.İlerihaber
Yırca'daki Zeytin Ağaçları İçin İstanbul'da Eylem
150 kişilik grup, Soma’nın Yırca köyünde zeytin ağaçlarının sökülmesini protesto etmek için şirketin Levent’teki binasına yürüdü. Eylemciler, Soma Yırca’da kesilen zeytin ağaçlarından birinin büyük bir dalını şirketin giriş kapısının önüne bıraktı.“Kuzey Ormanları”, “Validebağ Gönüllüleri” ve “İstanbul Kent Savunması” üyesi yaklaşık 150 kişilik grup, Soma’nın Yırca köyünde zeytin ağaçlarının sökülmesini protesto etmek şirketin Levent’teki binası önünde gösteri yaptı. Grup, Soma Yırca’da kesilen zeytin ağaçlarından birinin büyük bir dalını şirketin giriş kapısının önüne bıraktı.Saat 20.00 sıralarında Levent Metro İstasyonu çıkışında bir araya gelen grup, “Direne direne kazanacağız” ve “Zeytinime dokunma” sloganları atarak, Soma’da termik santral yapmayı planlayan Kolin Şirketler Grubu’nun bulunduğu binaya kadar yürüdü. Grup üyeleri, şirket önünde de pankart açıp slogan atmaya devam etti. Polis ekiplerinin Kolin binası önünde geniş güvenlik önlemi aldığı görüldü.“SABAH VAKTİ HAİNCE 6000 AĞACI KATLETTİLER”Grup adına burada bir açıklama yapan Özge Türk, “Bir şirket düşünün ki, özel güvenlikçilerini zeytinliği için direnen köylülerin, katliamları protesto edenlerin üstüne sopalarla, biber gazıyla saldırtsın. Bir şirket düşünün ki, önceden haber aldığı Danıştay kararlarını geçersizleştirmek için bir sabah vakti haince 6000 zeytin ağacını katletsin. Artık uyarmıyoruz, ilan ediyoruz: Bu ülke artık Validebağ Korusu’ndan Soma Yırca’ya, Kuzey Ormanları’ndan Alakır’a, ormanlarından zeytinliklerine, akarsularından vadilerine kadar, biz yaşam savunucularının ortak savunma ve direniş alanıdır. Soma Yırca’da o zeytin ağaçları yeniden yeşerecek; Validebağ koru olarak kalacak; derelere HES, ovalara termik-nükleer santral yapılmayacak. Bu ülkenin zeytinliklerinde, derelerinde, parklarında, korularında umut, biz direndikçe yeniden yeşerecek” diye konuştu.KAPIYA BÜYÜK BİR ZEYTİN DALI BIRAKTILARAçıklamanın ardından, Soma Yırca’da kesilen zeytin ağaçlarından birinin büyük bir dalını şirket binasının giriş kapısının önüne bırakıldı. Ayrıca, Yırca’da kesilen zeytin ağaçlarının fotoğrafları da Kolin binası önünde bulunan ağaçlara asıldı.Grup, eylemden sonra dağıldı. DHA
Reklam
'Bakkaldan Ciklet Alır Gibi Telefon Alıyorlar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, GSM operatörü Turkcell'in kuruluşunun 20. yılı resepsiyonuna katıldı. Burada hitap eden Erdoğan, firmaların farklı tasarımlar ile cep telefonu üretmeye devam ettiğini ifade ederek 'Dünya nüfusunun üzerinde bir rakam telaffuz ediliyor. Bakıyorsunuz bir kişinin elinde bir tane yok. Kiminde 2 kiminde 3. Adeta yarışıyorsunuz bunlarla. Her gün cep telefonları güncelleniyor. Herkes birbirine bir de havasını atıyor. Diyor yenisi çıkmış. Hemen git bir tane de bakkal dükkanından ciklet alır gibi bir tanesini daha alıyor. Tahrik ediyor insanı' dedi.'ÜLKEYE KATMA DEĞER KAZANDIRAN HERKESİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ'Ankara'da bir otelde gerçekleştirilen Turkcell'in 20. yılı resepsiyonu, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv'in açılış konuşması ve yaptığı sunum ile başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı resepsiyonda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ile Turkcell yönetim kurulu üyeleri yer aldı. Resepsiyonda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin mobil iletişim alanında dünyanın en iyi ülkelerinden biri durumunda olduğunu belirterek 'Ülkemizin lider mobil iletişim ve teknoloji kuruluşu olan Turkcell, aynı zamanda dünya çapında marka şirketlere sahip olma hedefimizin en başarılı temsilcilerinden biridir. Bu vasfıyla da takdiri hak eden Turkcell'in Türkiye'nin tanıtımına yaptığı katkı bizim için çok önemlidir. Başbakanlığım döneminde diğer ülkelerdeki operasyonlarında sıkıntıya düştüğü her durumda ve her yerde Turkcell'in hakkını hukukunu koruduk. Bundan sonra da korumaya devam edeceğiz. Turkcell'in Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin arkasında olduğunu daima bildiğine daima hissettiğine inanıyorum. Biz işini iyi yapan ülkeye ve millete katma değer kazandıran herkesin bugüne kadar yanında olduk bundan sonra da aynı şekilde yanında olmaya devam edeceğiz. Turkcell gerçekten de işini iyi yapan bir şirket. Bugün Türkiye mobil iletişim alanında dünyanın en ileri en iyi ülkelerinden biri durumunda ise bunda Turkcell'in de büyük bir payı var' ifadelerini kullandı.'TEKNOLOJİYİ ELLERİNDE TUTAN ÜLKELERİN GÜCÜ BİZİ BAŞARILI OLMAYA MAHKUM EDİYOR'Türkiye'nin fiziki üretim ve hizmet sektörlerindeki rüştünü ispatladığını söyleyen Erdoğan, 'Türkiye'nin 2023 hedeflerinin en önemli unsurlarından biri de bilişimde tüketen değil üreten ülke olma arzumuzdur. Türkiye fiziki üretim ve hizmet sektörlerindeki rüştünü ispatlamıştır. Bundan sonra artık katma değeri en yüksek alanlar olan bilgi ve teknoloji üretimine yoğunlaşmak durumundayız. Bu konuda savunma sanayi ile birlikte en kritik gördüğümüz alanlardan biri de bilişim sektörüdür. Teknolojiyi ve bilgiyi ellerinde tutan ülkelerin diğerleri karşısındaki gücü bizi bu konuda başarılı olmaya mahkum ediyor. Çünkü başarının sırrı bilgiyi yönetmektedir. Parayı yönetmektedir. İnsanı yönetmektedir. Ülkemizin 2053 ve 2071 vizyonunun alt yapısının şekillenmesinde bu alanlarda elde edeceğimiz neticeler belirleyici olacaktır' diye konuştu.'CİKLET ALIR GİBİ BİR TANESİNİ DAHA ALIYOR'Her gün cep telefonlarının güncellendiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Dünyada artık milyarlar konuşuluyor. Dünya nüfusunun üzerinde bir rakam telaffuz ediliyor. Bakıyorsunuz bir kişinin elinde bir tane yok. Kiminde 2 kiminde 3. Adeta yarışıyorsunuz bunlarla. Her gün cep telefonları güncelleniyor. Bununla yarışmak da kolay değil. Herkes birbirine bir de havasını atıyor. Diyor yenisi çıkmış. Hemen git bir tane de bakkal dükkanından ciklet alır gibi bir tanesini daha alıyor. Böyle bir yaşam var. Tahrik ediyor insanı. Bunu firmalar boş geçer mi? Bakıyorsunuz yeni yeni farklı tasarımlarla bunları üretmeye devam ediyorlar.'Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça ve Genel Müdürü Süreyya Ciliv tarafından Turkcell'in 20. yılı anısı nedeni ile hediye sunuldu. Erdoğan'a hediye verilmesinin ardından toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
HDP'li Tuğluk: 'Süreç Bitirildi Bizim İlan Etmemiz İsteniyor'
Her şey Türkiye sokaklarında Kobani gerilimi yaşanmasıyla başladı. Hükümetin Kobani konusunda yeterli adım atmadığını savunan Türkiye’deki Kürt siyasi hareketi halkı sokağa çağırdı ve sonrasında yaşanan şiddet olaylarında en az 35 kişi hayatını kaybetti. İlk açıklamayı HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yaptı ve “süreç durdu” dedi. Hükümet kanadından son yanıt, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’dan geldi. Akdoğan HDP’nin tavrını eleştirdi ve “Süreç tartışmalarla, eleştirilerle yol alacak” dedi.Bu sözleri ve Çözüm Süreci’nde gelinen noktayı Kürt siyasi hareketinin önde gelen isimlerin HDP Van Milletvekili Aysel Tuğluk, Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi.‘Süreci bitirmenin maliyeti var’Aysel Tuğluk çözüm sürecine yönelik hükümetten gelen açıklamaları “umut kırıcı” olarak niteledi ve sürecin bittiğine dair bir inanç oluşturduğunu savundu:“Çözüm süreci aslında bitirilmiş diyebiliriz. Ama bunu kimin ilan edeceği konusunda bir şey var. Sanki hükümet bitirmiş ama bunun ilanını bizim yapmamızı istiyor. Çünkü çözüm sürecini bitirmenin bir maliyeti var. Bu maliyeti üstlenmek istemiyor ve bu faturayı da bize çıkartmak istiyor.”‘Mevcut koşullarda silahsızlanma hayal’Hükümeti pratik adımlar atmamakla suçlayan Tuğluk, Abdullah Öcalan’ın Nevruz’da vereceği mesajda “tamamen silah bırakılması” çağrısını yapmayacağını söyledi:“Mevcut koşullarda, silahsızlanma bir hayal. Bugünkü ortamda Kürtler nasıl silah bıraksınlar? Bu soru önemli. Ama çözüm süreci ilerlerse, radikal demokrasiye geçiş gerçekleşirse, Kürtler’in halk olmaktan kaynaklı anayasal hakları tanınırsa, tabii ki silahlı faaliyetler bitirilebilir.”‘Kürtlerin sabrı sonsuz değil’Aysel Tuğluk, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “Bu süreç tartışmalarla, eleştirilerle yol alacak. Önemli olan iyi niyet” açıklamasını ise şöyle yorumluyor:“Tartışmalarla sadece giderse, Kürtler’in de sabrının sonsuz olmadığının da bilinmesi gerekiyor. Önce Kobani politikasını netleştirmesi gerekiyor. Kobani ve Suruç birleşti. Kobani’ye yaklaşım, Kuzey’de çözüm sürecine de yaklaşımı gösteriyor. ABD bile YPG’nin bu barbarlığa karşı direnişini bu iradeyi tanımak zorunda kaldı.”‘MGK’da hayırlı şeyler konuşulmadı’Tuğluk ayrıca Kürt sorunu konusunda tutum değişikliğine gidilerek, güvenlikçi bir politika izlenmeye başlandığını da savundu. Buna gerekçe olarak da 6-7 Ekim olayları sonrasında yapılan Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı’nı gösterdi.“MGK toplantısı çok kritikti. 11 saat süren toplantıda ağırlıklı çözüm süreci tartışıldığını, burada çok da hayırlı şeylerin konuşulmadığını tahmin ediyorum.”BDP Van Milletvekili Aysel Tuğluk, hükümeti Çözüm Süreci konusunda daha şeffaf davranması gerektiğini savunurken, sürece olan inancını yitirmediğini sözlerine ekliyor.Amerika'nın Sesi
Reklam
Irak ve Suriye'deki Çatışmalar 13 Milyondan Fazla İnsanı Evsiz Bıraktı
Suriye ve Irak’taki çatışmalar 13 milyon 600 bin insanın evini barkını terk etmesine neden oldu. Mültecilerin çoğunun kalacak yerinin olmadığını belirten Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, kış mevsiminin başlamasıyla birlikte durumunun daha da kötüleşmesinden endişeli.Açıklama, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika direktörü Amin Awad tarafından yapıldı. Uluslararası toplumun, mülteci sorununa tepkisiz kaldığını söyleyen Awad, şöyle konuştu: “ İki ayda 1 milyon, bir gecede 500 bin insan evlerini terk etmek zorunda kaldı, dünya cevap vermiyor. ”Awad, Suriyeli mültecilerin çoğunun Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır’da yaşadığını belirtti.“ Bu ülkeler bizi utandırıyor ” diyen Amin Awad, “ Dünyadaki diğer ülkeler, özellikle de Avrupalılar ve diğer Batılı ülkeler kapılarını açmalı ve bu yükü paylaşmalı ” dedi.Mültecilerin dağılımı şöyle: 7,2 milyon Suriyeli ülke içinde, 3,4 milyon Suriyeli ülke dışında; 1,9 Iraklı ülke içinde, 190,000 Iraklı ülke dışında.Awad, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin 58 milyon 500 bin dolar yardım topladığını ve bu yardımların sadece 990 bin kişinin kış için ihtiyaç duyacağı temel malzemeleri karşılayacağını söyledi.BM Güvenlik Konseyi’nin iki daimi üyesi olan Rusya ve ABD arasındaki Suriye anlaşmazlığına da değinen Amin Awad, şunları söyledi: “ Siyaseten olarak bu kadar farklı olamazlar, bu nedenle insani (yardım) bir zorunluluk ve öncelikli konu olmalı. En önemlisi de siyasi bir anlaşma yok. Şöyle ya da böyle katkıda bulunmalılar, diğerlerinin yaptığı gibi… ”BM’nin rakamlarına göre, Türkiye’de 1 milyon 65 bin 902, Lübnan’da 1 milyon 133 bin 308, Ürdün’de 618 bin 420, Irak’ta 223 bin 923 ve Mısır’da 140 bin 247 Suriyeli göçmen yaşıyor.Ankara’nın kesin olmayan resmi rakamlarına göre ise Türkiye’deki Suriyeli mülteci sayısı, 1 milyon 604 bin 352.Diken
Hükümet İmralı Heyetinin Değişmesinden Yana
Hükümet yetkililerinin İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüşmeler yürüten HDP heyetinden en az iki ismin değiştirilmesini istediği belirtildiDevlet heyetiyle görüşmelerini sürdürdüğü öğrenilen PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, HDP heyetiyle hafta sonu yapması beklenen görüşmenin, “Heyetteki bazı isimlerin değişmesi” krizine takıldığı öğrenildi.hürriyet.com.tr'den Okan Konuralp'in haberine göre, Ak Parti hükümeti, yaklaşık bir yıldır aynı kadroyla İmralı’daki görüşmeleri yürüten HDP heyetinin değiştirilmesini istiyor.En az iki ismin yerine yeni isimlerin belirlenmesini talep ettiği öğrenilen hükümetin, “Mevcut heyetin sürece katkısı azaldı” gerekçesini öne sürdüğü belirtiliyor.HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan , İdris Baluken ile İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ’den oluşan heyetin değişmesi halinde hafta sonu İmralı ziyaretinin mümkün olacağı vurgulanıyor.HDP kurmayları ise heyetin değiştirilmesine karşı çıkıyor. HDP heyetinin de bugün TBMM’de düzenleyecekleri basın toplantısında yaşanan krizle ilgili açıklamalarda bulunmaları bekleniyor. Basın toplantısına ilişkin duyuruda, “HDP İmralı Heyeti çözüm sürecinde gelinen kritik aşamayı değerlendirmek üzere basın toplantısı yapacaktır” vurgusu da dikkat çekti.T24
Beşiktaş Seriye Bağladı
Beşiktaş Integral Forex, Macar ekibi Szolnoki Olaj'ı deplasmanda 73-70 yenip 4. galibiyetini aldı.Beşiktaş Integral Forex, EuroCup D Grubu 5. maçında deplasmanda Szolnoki Olaj'la kozlarını paylaştı.Siyah-Beyazlılar, uzun süre üstün götürdüğü karşılaşmanın son anlarında geri düşse de yılmadı ve Macaristan temsilcisini 73-70'lik skorla mağlup etmeyi başardı.Böylece Ahmet Kandemir'in öğrencileri, 5. maçında 4. galibiyetini elde etti.Şampiy10
Reklam
Assassin’s Creed: Rogue’un Çıkış Fragmanı Yayınlandı
Ubisoft’un en başarılı oyun serilerinden olan Assassin’s Creed, bildiğiniz gibi bu sene iki farklı versiyonuyla piyasaya çıkıyor. Assassin’s Creed Unity; PC, PlayStation 4 ve Xbox One için, Assassin’s Creed Rogue ise PlayStation 3 ve Xbox 360 sahipleri için geliyor. Unity, yeni nesil grafik motoru ile hazırlanmışken Rogue, Black Flag’in kullandığı motoru kullanıyor.Rogue, eski nesil konsol sahipleri Assassin’s Creed’siz kalmasın diye çıkmasına rağmen konusuyla bir hayli ilgi çekiyor. Eskiden bir Assassin olan Shay, önemli bir karar alarak Templar tarafına geçiyor ve Assassin avlamaya başlıyor. Bu sebeple Templar olarak Assassin avlayacağımız ilk oyun olma özelliği taşıyor.Amerika kıtasında geçen oyunda ayrıca gemi savaşları da daha gelişmiş bir şekilde bulunuyor.Assassin’s Creed Rogue, bugün Amerika’da piyasaya çıktı. Avrupa’da ve ülkemizde ise 14 Kasım’da piyasaya çıkacak. PC versiyonunun 2015′in başlarında geleceğini de belirtelim.Süper Karga
Grip ile Baş Etmenin 5 Basit Yolu
Çevrenizde grip illetinden şikayetçi onlarca insan varsa sakın şaşırmayın çünkü grip sezonu çoktan başladı. Eğer siz de bu hastalıkla mücadele ediyorsanız, bilmenizde büyük fayda olan 5 basit ipucu işte burada;
Feyzioğlu: 'Ağaçları Keserek Geleceği Karartmaya Çalışanlar Pişman Olacaklar'
TÜRKİYE Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Manisa'nın Soma ilçesi Yırca Mahallesi'nde termik santral yapmak üzere binlerce zeytin ağacını keserek geleceği karartmaya teşebbüs edenler ve vatandaşı dövenlerin pişman olacaklarını söyledi. Feyzioğlu, Baroların hiçbir partinin ön yada arka bahçesi olmayacağını, üstünlerin hukukunu değil hukukun üstünlüğünü savunduklarını söyledi.Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Bursa, Balıkesir, Manisa, Aydın, Muğla, Denizli, Sakarya Barosu Başkanları ile yeni seçilen İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret etti. İzmir Barosu Başkanı Özcan, söz verdikleri gibi TBB ve 89 baroyla İzmir Barosunu tekrar kucaklaştıracaklarını söyledi. Özcan, 'Meslektaşlarımızın sorunları ve mesleğin sorularıyla ilgili ortak çalışma yaparak, Türkiye'de hukukun üstünlüğünü yargı bağımsızlığına inanan barolar olarak ülkede hukuksuzluğa karşı hep birlikte mücadele edeceğiz' dedi.BAROLAR HİÇBİR PARTİNİN ÖN YADA ARKA BAHÇESİ OLMAYACAKTBB Başkanı Metin Feyzioğlu, baro başkanlarının biraraya geldiği tablonun hukukun üstünlüğü çevresinde tek yumruk olma azmi olduğunu söyledi. Türkiye'nin bir taraftan duygusal bir kırılma içinde olduğunu belirten Feyzioğlu, “Diğer taraftan hukukun üstünlüğü yerini üstünlerin hukukunu egemen olduğu, işlerin tanıdık ve iş takipçileriyle yürütülme çalışmasının tercih edilmeye başlandığı hukukun evrenselleşmiş kavramlarının ayaklar altına alındığı bir dönemden geçmektedir. Türkiye'yi derleyip toplamak, ortak paydada buluşturabilmek biz barolar birliği, barolar ve avukatların görev alanına girmektedir. Bu ülkede yatırım yapılacaksa hukukun üstünlüğüne ihtiyaç vardır. Yerin yedi kat altından maden mi çıkaracaksın? Hukukun üstünlüğüne ihtiyacın var. Zeytin mi yetiştireceksin? Hukukun üstünlüğüne ihtiyacın var. Emekli mi olacaksın? Müktesep haklarının korunması için hukukun üstünlüğüne ihtiyacın var. Üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünü savunmak elbette bizim görevimizdir. Bunu söylemek siyasetse evet hepimiz sonuna kadar, dibine kadar siyaset yapıyoruz. Ama siyasi parti siyaseti yapmıyoruz. Baro başkanlarının hiçbiri hiçbir siyasi partinin asla sözcüsü değildir. Barolar hiçbir şekilde bir siyasi partinin ön yada arka bahçesi olmayacaktır. Gücümüzü aldığımız tek yer hukuktur. Hukukun üstünlüğünün siyasetini yapıyoruz. Seçimleri kazandık. Kazanmaya devam ediyoruz. Rahatsız olanlar istedikleri kadar rahatsız olmaya devam etsinler' dedi.SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK; PİŞMAN OLACAKLARFeyzioğlu, Karaman ve Soma'da üç can alıcı, cayır cayır yanan konu olduğunu söyledi. Soma'daki maden faciasından sonra ilgili mühendisler ve hukukçularla koordineli çalışma başlattıklarını, ciddi bir tecrübeleri olduğunu Karaman'da benzer koordinasyon heyetini kurduklarını belirten Feyzioğlu, 'Şu anda 150'ye yakın davayı Manisa ve Soma'da Manisa Barosu adli yardımıyla yürütüyoruz. Mağdurların arkasında Baro ve TBB gücünü Karaman'da da koymaya kararlıyız. Bu şekilde suistimal o denli az oluyor. Baro işin içinde olunca bilirkişi raporları o denli itinalı hazırlanıyor' açıklamasını yaptı.Soma'nın Yırca Mahallesi'nde termik santral kurmak için ağaçların kesilmesini 'Zeytin katliamı' olarak niteleyen Metin Feyzioğlu, Manisa Barosu'na kayıtlı avukatın özel güvenlik görevlilerince ters kelepçelenerek, bu şekilde işkence görmesiyle ilgili bugün suç duyusunda bulunduklarını hatırlatıp şunları söyledi: 'Aynı zamanda zeytin ağaçlarının kesilmesiyle ilgili suç duyurusu yaptık. Manisa Barosu ve TBB olarak takipçisiyiz. O ağaçları kestikleri, geleceğimizi karartmaya teşebbüs ettikleri ve vatandaşı dövdükleri için pişman olacaklar.'HSYK SEÇİMLERİNE YÖNELİK TAVRIMIZBasın mensuplarının sorusu üzerine HSYK seçimleriyle ilgili değerlendirmede bulunan Feyzioğlu, 'Tavrımız şu: Yargının en üstünde yer alan hakim ve savcıların özlük haklarını düzenleyen tarafsız ve bağımsız kuruluşun siyaset yada cemaat tarafından şekillendirilmesine elbette karşıyız. Ama zaten 2010 referandumu öncesinde yanlış yapıldığı uyarısında bulunmuştuk. Sanki biz söylememişiz gibi ilk kez bu yanlışı dile getiriyormuşuz gibi bizzat iktidar mensupları veya sözcüleri referandum maddelerinin yanlış olduğunu ifade ediyorlar. İlk kez keşfetmiş gibi! Yargının özlük işlerinin yönetimi ne cemaat ne tarikat ne de siyasi iktidara bırakılabilir. Yargı tarafsız ve bağımsız olmalıdır. Bağımsız olmak keyfilik anlamına gelmez. Yargı kendi işine bakar siyasete karışmaz. Siyaseti şekillendirmeye kalkışmaz' diye konuştu.DHA
Reklam
Fenerbahçeli Yıldızdan Transfer Açıklaması
Fenerbahçe'nin gündemdeki yıldızı Bruno Alves'e ülkesinde, kulübündeki geleceği sorulduPortekiz Milli Takımı’nın cuma günü Ermenistan ile oynayacağı karşılaşmanın kadrosunda yer alan Fenerbahçeli Bruno Alves, EURO 2016 eleme maçı öncesinde dün düzenlenen basın toplantısına katıldı. Burada Portekizli bir muhabirin kendisine sarı-lacivertli takımdaki durumu da sorduğu ortaya çıktı.Galatasaray maçında gördüğü kırmızı kartla büyük tepki çeken, ardından gelen üç maçta formadan uzak kalan 32 yaşındaki futbolcunun artık Fenerbahçe’yi kafasında bitirdiği ve ocak ayında takımdan ayrılacağı yönünde haberler çıksa da, Alves’in bu soruya tam tersi bir cevap verdiği belirlendi.Oyuncunun geleceğiyle ilgili bu konuya gönülsüzce değinmek zorunda kaldığı ve “Fenerbahçe’nin sözleşmeli oyuncusuyum ve kontratımın gereklerini yerine getireceğim” dediği belirlendi.ERMANİSTAN YORUMUBizim için grupta en önemli maç Ermenistan maçı. Ermeniler oldukça güçlü bir rakip olduklarını daha önceki maçlarda kanıtladılar. Sırbistan ve Arnavutluk’un cezalandırılmaları grupta işimizi kolaylaştırabilir. Yedek kulübesinde de otursam takım kazanınca mutlu oluyorum. Çünkü önemli olan bu. Hocanın kararlarına her zaman saygı duyuyorum” diye konuştu.Açık Mert Korkusuz
İspanyollar Barça'yı İstemiyor
İspanya'nın Katalonya bölgesinde hafta sonu yapılan ve yasadışı olarak ilan edilen halk oylamasında halkın yüzde 80'ler gibi ezici bir çoğunluğunun bağımsızlıktan yana oy kullanması Barcelona Kulübünü telaşa düşürdü.Barcelona yetkilileri Katalonya'nın İspanya'dan ayrılması durumunda geleceklerinin ne olacağını yüksek sesle tartışmaya başladılar. Dünyanın en önemli karşılaşmalarından biri olarak gösterilen 'El Clasico'nun' bitmesi anlamına gelecek bu ayrılma futbol severleri de karamsara düşündürmeye başladı. İspanyollar Katalonya'nın bağımsızlığını ilan etmesi halinde Barcelona'yı aralarında görmek istemiyorlar. Son yapılan bazı kamuoyu yoklamaları İspanya genelinde Barcelona'nın La Liga'dan atılmasını isteyenlerin oranı yüzde 60'ları geçmiş durumda. Katalanlar ise tam aksine La Liga'da kalmaktan yana görüş belirtililer.Pazar günü yapılan oylamada başını Bayern Münih'in teknik direktörü Pep Guardiola, kaptan Xavi Hernandez ve Pique'nin çektiği Katalan kökenli futbolcular sandık başına giderek bağımsızlıktan yana oy kullandılar. Katalonya'nın bağımsızlığının futboldan daha önce geldiğini vurgulayan bu kişiler Barcelona kulübünün ortada kalmayacağını ve mutlaka bir ligde yoluna devam edeceğini açıkladılar.Köşe yazarları ise 7.5 milyon nüfuslu Katalonya'nın La Liga'da sadece Espanyol ile birlikte iki kulübünün olduğuna dikkat çekerek milyarlık bütçeye sahip Barça'nın bu yeni yapılanmada ayakta kalmasının imkansız olacağını savundular. İspanya'nın Barcelona'yı reddetmesi halinde Katalan kulübünün aynen Monaco örneğinde olduğu gibi Fransa liginde oynayabileceğine işaret eden uzmanlar bunun futbolseverler açısından El Clasico'nun bitmesi anlamına geleceğini öne sürdüler. Barcelona'sız La Liga'da Real Madrid'in marka değerinin de düşeceğini iddia eden spor yazarları, İspanyol halkının bağımsız bir Barça'yı kendi liglerinde görmek istememesine rağmen siyasetin buna bir çare bularak yeni bir formülde uzlaşabileceğini ifade ettiler.Eurosport
Reklam
Almanya'dan Türkiye'ye Tehdit
Gökhan Töre ile yaşadıkları 'kafaya silah dayama' olayının ardından Hakan Çalhanoğlu ve Ömer Toprak'ın milli takıma çağrılmaması, kulüpleri Bayer Leverkusen'i de şoka soktu.Alman kulübünün basın sözcüsü Dirk Mesch, “Bu olayın Almanya’daki Türklerin milli takım tercihlerini nasıl etkileyeceğini göreceğiz!” dedi.Geçen yıl kasım ayında oynanan Hollanda maçı için yapılan kampta, Beşiktaşlı Gökhan Töre’nin, Bayer Leverkusen’de forma giyen Hakan Çalhanoğlu ve Ömer Toprak’ın odasını bastığı iddiası gündeme oturmuştu. Gökhan’ın Ömer’e silahla vurduğu, Hakan’ın da ağzına silah dayadığı ortaya çıkmıştı.FATİH TERİM GÖKHAN TÖRE’DEN YANA TAVIR KOYDUBu gelişmelerin ardından, geçen ay oynanan Çek Cumhuriyeti ve Letonya maçlarının aday kadrosuna Ömer ve Hakan sakat oldukları gerekçesiyle katılamayacaklarını açıklamışlardı. İkilinin, Töre de davet edildiği için gelmedikleri iddia edilmişti. Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim, tavrını Töre’den yana koymuştu. Yarınki Brezilya ve 16 Kasım Pazar günü oynanacak Kazakistan maçları için Hakan ile Ömer’e davet gitmemişti. Hakan, karara saygı duyduğunu söylerken, Ömer sessiz kalmıştı.“KİMSE NE OLDUĞUNU TAM OLARAK BİLMİYOR”Olaylar sıcaklığını sürdürürken, Bayer Leverkusen’den açıklama geldi. Alman ekibinin basın sözcüsü Dirk Mesch, Bugün gazetesinde yer alan açıklamasında şunları söyledi:“Detaylara bakmak lazım. Her şey detaylarda gizli ama hala tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Çünkü konuyla ilgili bilgi verilmiyor. Açıklama yapması gereken kişi Fatih Terim’dir. Bu olayların Almanya’daki genç Türk oyuncuların milli takım tercihlerini nasıl etkileyeceğini göreceğiz. Olaylardan ders almak lazım. Almanya Milli Takımı’nda benzer olaylar yaşanmıyor çünkü silah çekmek Almanya’da iğrenç bir şey olarak görülüyor. Alman futbolcu böyle düşünüyor. Almanya, Türkiye veya İngiltere… Her ülkenin kendine özgü sorun çözüm metodları var. Türkiye Milli Takımı’na nasıl bir sonuç getireceğini göreceğiz.”Açık Mert Korkusuz
Bakan Çelik: 'Suriyeliler Açık İşlerde Çalışacak'
Çalışma Bakanı Faruk Çelik, üzerinde çalıştıkları düzenlemeyle Suriyeli sığınmacıların ‘ açık iş ‘ pozisyonlarına yerleştirilebileceğini ve işçilerin maaşlarının mevcut asgari ücretin altında olmayacağını açıkladı.Çelik, bakanlığının 2015 bütçe görüşmelerinde Suriyelilerle ilgili Göç İdaresi’nin çıkarmış olduğu bir yasa olduğunu hatırlatarak “Bunlara geçici, tanımlama kimliği diyebileceğim bir kimlik verilecek. Mevcut açık iş dediğimiz pozisyonlarda bizim işçilerin yüzde 10’unu aşmayacak şekilde çok ince teknik bir çalışma yapıyoruz” dedi.‘Açık iş’ nedir?Çelik, ‘açık iş’ kavramının ne olduğunun sorulması üzerine ise “Şu anda işçi bulmakta, işgücü temininde zorlanılan bütün illerimize dönük açık işler var. Oraya dönük bir çalışmadır. Mevcut işgücümüzü, mevcut işgücü talebine, kendi ülke insanımızın vereceği cevabı etkilemeyecek bir çözüm arayışı içinde olduğumuzu belirtmek istiyorum” diye konuştu.Asgari ücret altına düşmeyecekÇelik Suriyeli sığınmacıların ‘gidici misafir’ olmadığını söylerken, yakın zamanda gitmeyeceklerini de vurguladı. Bu nedenle kayıtdışı çalıştırılan işçilerin rekabetle ücretlerde ciddi bir dalgalanma yarattığını belirten Çelik, “Bunların tümünü ortadan kaldıran, asgari ücret bandını da koruyacağımız bir düzenleme olacak. Mevcut asgari ücretin altında kesinlikle olamaz. Çünkü o zaman yerli iş gücüne zarar verir” ifadelerini kullandı.Haftaya yetişebilirÇalışmanın 5-10 günlük bir sürede hazır olacağını söyleyen Bakan Çelik, bir sonraki Bakanlar Kurulu’na ya da sonraki yetişebileceğini söyledi.Diken
'Artık Halep Diye Bir Şehir, Suriye Diye Bir Ülke Yok'
Francesca Borri serbest çalışan bir İtalyan gazeteci. 34 yaşında. Mayıs 2012’den bu yana Suriye’deki savaşı alana giderek takip ediyor.İki buçuk yıl boyunca Halep’in içinden, Suriyeli sivillerin arasında yaşayarak yaptığı haberlerin birinde, sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun şu sözlerini paylaşıyordu: “Buradaki tek uçaksavar sistemi yağmur. Tek sığınak kader…”Borri Suriye’ye, Halep’e gidip gelmeye ve savaşın içinden bildirmeye devam eden az sayıda yabancı gazeteciden biri. Syria Deeply’ye verdiği mülakat, hem Suriye’deki savaşı anlamamız açısından önemli hem de adeta bir gazetecilik dersi…Syria Deeply: 2011’deki ayaklanmadan bu yana Suriye’ye defalarca gidip geldiniz. Her ziyarette nasıl değişiklikler gördünüz?İnsanlar benden Suriye’deki durumu birkaç cümlede özetlememi istiyor. Zor. Suriye’deki savaşta dört taraf var: Beşşar Esad ve rejimi, İslam devleti ve radikal İslamcı gruplar, isyancı gruplar ve en önemli taraf, bu savaşın bedelini asıl ödeyen Suriyeliler.Bir anlamda, değişiklik var çünkü bu özgürlük ve onur talebiyle başlayan bir devrimdi, derken silahlı bir direnişe dönüştü ve sonra da topyekün savaş haline geldi.Biz alandaydık, o nedenle ilk yabancı savaşçıların gelişine ve hem onların hem de Suriyelilerin giderek nasıl radikalleştiğine tanık olduk. Benim izlenimim herkesin farklı bir tarafı desteklediği yönünde ama bu, insanların ideal tercihler yaptığı anlamına gelmiyor. Yani insanlar rejimi sevmediklerini söylüyorlar ama halifeliği de istemiyorlar ya da isyancı grupların yol açtığı anarşiyi de. Bu açıdan bakıldığında değişen bir şey yok Suriye’de. Aktörler ve çıkarlar çoklu.Sürekli varil bombalarının ve hava saldırılarının tehdidi altında haber yapmak nasıl bir şey?Halep’teki en kötü zamanlarım varil bombalarının atıldığı nisan ve mayıs aylarındaydı. Halep’teki varil bombalarıyla yapılan bombardıma benzer birşey daha önce hiç görmedim. İnsanlığa karşı işlenen suçlar açısından bugüne dek görülmemiş boyutta…Suriye’de sivil-savaşçı ayrımı yok. Bugün Suriye’de siviller tüm tarafların hedefi. Gerçeküstü bir durum ama, cephede olmak daha güvenli. Çünkü hava saldırıları cephelere düzenlenmiyor. Varil bombaları sadece sivillerin yaşadığı mahallelere atılıyor. Savaşçıların yanında habercilik yaptığınızda, sığınağınız ve yiyeceğiniz oluyor. Yani bazı bakımlardan onların yanında olmak daha güvenli.Nisan ve Mayıs’ta Halep’teki yaklaşık 80 bin sivil cephe neresidir, nerede çatışma var bilemiyordu. Bu nedenle nereye kaçacaklarını da bilmiyorlardı. Tamamen çıldırtıcıydı durum.Halep nasıl değişti? Kültürel mirasın, sosyal dokunun yıkımı ne ölçüde gözlenebiliyor?Artık Halep diye bir yer yok. Yerle bir oldu. Kilometreler boyunca enkaz üzerinde yürüyorsunuz. Kültürel mirastan bahsetmek anlamsız. Artık fiziksel olarak var olmayan bir şeyden bahsediyoruz çünkü. Halep’te yürüyorsunuz, yürüyorsunuz ve hiçbir şey yok (yolunuz boyunca).Suriye derken, 3 milyon insanın kayıtlı, binlercesinin de kayıtsız mülteci olduğu; nüfusunun yarısının evini terk etmek zorunda kaldığı ve -bilgiyi kimden aldığınıza bağlı olarak az çok değişse de- 300 bin kişinin öldüğü bir ülkeden söz ediyoruz.İşim için planlama yaparken, Suriye’yi dört bölgeye ayırıyorum: Güney, orta, kuzey ve doğu Suriye olarak. Bildiğimiz Suriye bitti, artık yok. Ama Suriyeliler var ve odaklanmamız gerekenler de onlar.Son makalenizde genç bir aktivistten alıntı yapmışsınız: “Biz sadece devrimi kaybetmedik… Suriye’yi de kaybettik.” Biraz açar mısınız?Cuma Protestoları’nın liderlerinden Ebu Meryem, Suriyelilerin ve Suriye’nin ne hale geldiğinin sembolü gibi. Ebu Meryem rejim tarafından baskılara maruz kaldı; sonra isyancı grupların saldırısına uğrayıp dövüldü ve en sonunda da İslam Devleti tarafından kaçırılıp öldürüldü.Suriyeliler öldürüldüğünü öğrendiklerinde, Halep’te, varil bombalarının altında yine bir Cuma Protestosu düzenlediler. Halep dünyada cehenneme en yakın yer ama yine de insanlar Ebu Meryem anısına sokağa çıktı.Bugüne kadar, hala, her cuma Suriye’de protesto gösterileri düzenlenmeye devam ediyor. Tek fark, insanlar artık sadece Beşşar Esad aleyhtarı değiller, diğer isyancı gruplar ve İslam Devleti aleyhinde de gösteriler düzenleniyor. Suriyelilerle konuştuğunuzda tamamen kaybolmuş gibi hissettiklerini görüyorsunuz. Ülkelerini de tümüyle kaybettiklerini hissediyorlar.Halep’te sizi en çok etkileyen, hiç unutamayacağınızı düşündüğünüz anınız nedir?Halep’teki ilk günlerimde, çatışmaların ilk haftalarında, Ekim 2012’de bir grup serbest gazeteciyle beraberdim. Ağır top atışı altında kaldık ve bir aşamada sığınak bulmak için fırladık. Kadınlarla, çocuklarla, ailelerle dolmuş bir bina bulduk. Ama ben içeriye giremedim. Bir metrekare dahi yer kalmamıştı…İçeriden yaşlı bir adam çıktı ve bana onun yerine içeri girmemi işaret etti; benim hayatımın onunkinden daha kıymetli olduğunu çünkü bir gazeteci olarak Suriye’de neler olduğunu dünyaya anlatabileceğimi söyledi.Bu adamın yürüyüp toz ve dumanın içinde kayboluşu gözlerimin önünden gitmiyor. Bu görüntüyü bir gazeteci olarak hayatımın sonuna dek unutamam.İslam Devleti yeni bir şey değil. Alanda çalışan bir gazeteci olarak nereden nereye evrildiklerini izledim. Şimdi İslam Devleti bayrağı taşıyanlar birkaç ay önce başka bayraklar taşıyorlardı. Ama yekpare (monolitik) bir örgüt değiller. İslam Devleti’nin yerel Suriyeli savaşçıları ile yabancı savaşçıları arasında fark var.İslam Devleti’nin yönetim, insani yardım, yeniden inşa gibi etkinliklerini yürüten üyeleri ile savaşçıları arasında ise dağlar kadar fark var. Bir yıl önce İslam Devleti’nin halka insani yardım götüren Suriyeli üyeleriyle beraber, yani onlara ilişik çalıştım. Dolayısıyla YouTube videolarında gördüklerimizle benim izlenimlerim arasında fark var.Örneğin, mayıs ayında, bombardımanlar nedeniyle çok sayıda insan ölürken, İslam Devleti, El Nusra Cephesi ve Hareket El Hazm üyeleri, altı tane otobüs bulup tamir etti ve Halep’ten Türkiye sınırı yakınlarındaki kırsal alanlara doğru insanları tahliye etmek üzere seferler başlattı. Ama İslam Devleti’nin Batılı gazetecilere yönelik tehditleri üzerine, sonra ben de Halep’ten ayrılmak zorunda kaldım.Yani siyah ve beyaz değil her şey. Alandaki gerçeklik çok daha karmaşık.Suriye gazeteciler için dünyanın en tehlikeli yerlerinden biri. Halep’teki deneyimlerinizi bu açıdan aktarır mısınız?Mayıs ayında, Halep’ten sağ çıkamam diye düşünüyordum. Yine de Halep’teki son dönemim en güzel zamanlarımdı. İnsanlar yüzünden, insanlıkları sayesinde.Suriye gibi bir yerde zaman anahtardır, yani bir yerde uzun süre geçirme fırsatı bulabilmek… Böylece insanlarla tanışıp, birden fazla kez, aylarca, farklı zamanlarda, öncephede ya da arkaplanda konuşabiliyorsunuz.Türkiye sınırında iken, güvenliğim için örtünmeye karar verdim. Sınırda genç ve yalnız bir kadın olduğunuz için, İslam Devleti ya da devriye gezen herhangi bir grup sizi derhal fark ediyor. Başörtülü olmama rağmen Arap olmadığım da aşikar. Bir keresinde, sınırda bir grup kadın İslam Devleti üyelerinin beni gözetlediğini fark etmiş. Bunun üzerine hemen çevreme toplanıp arkadaşlarıymışım gibi davrandılar. Sınırda ve Suriye içinde buna benzer çok olay oldu, beni hep Suriyeliler korudu, kolladı.Gazeteci olarak güvenilğimin sağlanmasında Suriyeli kadınların özel bir rolü var. Suriye’deki gibi, bir savaş içinde parçalanmalar başladığında, silahlı gruplara ilişerek gazetecilik yapmanın, onların silahlı korumasından yararlanmaya çalışmanın faydası yok. Sahip olabileceğiniz tek koruma Suriyelilerin sağlayabileceği ‘sosyal koruma’ olabilir. Sosyal korumanız olabilmesi için, ilişkiler kurmanız gerekir; bunun için de zamana ihtiyaç var ve işte şimdilerde gazetecilerin sahip olmadığı tek şey bu: zaman.Alana gönderilen muhabirlerin sayısı azaltılıyor. Bu nedenle aynı gazeteci oradan oraya koşmak zorunda kalıyor ki bu da onları tehlikeye atıyor. Suriye’de sadece bir hafta geçirirseniz tehlikedesiniz demektir. Çünkü nelerden kaçınmanız gerektiğine dair tecrübeniz yoktur. Bu açıdan meseleye sadece sahadaki IŞİD varlığı açısından bakmıyorum; medya endüstrisindeki değişiklikleri de göz önünde bulunduruyorum.Diken
Reklam