Billboard Dergisine Göre Ülkesini En İyi Temsil Eden 40 Sanatçı
Billboard dergisi enteresan bir liste ile karşımıza çıkıyor. Pek çok farklı kriteri göz önünde bulundurarak hazırlanan listede ülkelerini en iyi temsil eden sanatçıları sıralamışlar. İşte karşınızda AC/DC'den Rihanna'ya kadar 40 ülkeyi en iyi temsil eden ve en başarılı sanatçıları.
Mustafa Kemal Atatürk'ten Bilim ve Fen Konusunda Yolumuza Işık Olacak 17 Anektot
Cihan harbini gördü bu millet... Savaş esnasında en büyük yoksunluk eldeki teknolojik malzemelerin yetersizliği idi. Bunun bir an önce çaresine bakmak isteyen Mustafa Kemal Atatürk, ilk ciddi adımı 1933 yılında attı ve Alman bilim adamlarıyla ilişki kurdu. Onlara şöyle seslendi:'Biz fakir bir ülkeyiz. Sizlere layık olduğunuz ücretleri veremiyoruz. Ancak Mustafa Kemal'in kurduğu genç Türkiye Cumhuriyeti'nde sizler yeni bir bilimsel uyanış açacaksınız. Burada doğacak yeni bilimin feyizli ışıkları bütün dünyayı aydınlatacaktır.. Bilim ve yöntemlerinizi getirin, gençlerimize bilginin yollarını gösterin..' 
İngiliz Nörolog ve Yazar Oliver Sacks 82 Yaşında Hayata Gözlerini Yumdu
He was one of the greatest scribes of science of the past 50 years. Maybe thegreatest.His 1973 book “Awakenings” brought readers into a hospital psych ward, and eventually became an Academy Award-winning movie. (Robin Williams played a slightly fictionalized role of Sacks in the film.) His 1985 book “The Man Who Mistook His Wife for a Hat” helped demystify Tourette’s, Alzheimer’s, and othermisfirings of the brain.His 1995 book, “An Anthropologist on Mars,” took its name from Sacks’ New Yorker profile of autistic scientist Temple Grandin, presaging our broader grappling with autism.And he wrote 10 other books besides.I came to Sacks late in his life, although perhaps early in my mine. I remember buying “The Man Who Mistook His Wife for a Hat” in a Washington bookstore one evening a decade ago and being captivated by the tales it told — medicine as a mystery, but also as an adventure story. (I finished the book before the sun came up the next morning, rapt. Perhaps Sacks invented a term for such fervor for his work; between his prolific essays and articles, there’s so much of his canon I still have yet to read.)However you calculate literary acclaim and popular demand, Sacks was a titan. And like fellow doctors-turned-authors Atul Gawande and Sherwin Nuland, an intermediary between the world and the obscure workings of our minds and bodies. He wrote with grace, wit, and extraordinary humanity.And after he was diagnosed with terminal cancer this year, Sacks took to the pages of the New York Times for a series of reflections. On how our brains invent mishearings. On how he coped with the thought of death. And on his last days of rest.At end of life, Sacks was more productive than most of us are in life. He gave us one final gift, one concluding lesson — using his own life as a case history.“When people die, they cannot be replaced,” Sacks wrote at the New York Timesin February, when sharing his terminal diagnosis with the world. “They leave holes that cannot be filled, for it is the fate — the genetic and neural fate — of every human being to be a unique individual, to find his own path, to live his own life, to die his own death.”Sacks added:I cannot pretend I am without fear. But my predominant feeling is one of gratitude. I have loved and been loved; I have been given much and I have given something in return; I have read and traveled and thought and written. I have had an intercourse with the world, the special intercourse of writers and readers.Above all, I have been a sentient being, a thinking animal, on this beautiful planet, and that in itself has been an enormous privilege and adventure.
Reklam
Reklam
Okul Duvarlarını Masala Çeviren Kapıcı 14 Etkileyici Resim
Valeri Hramov okul tatilleri zamanı geceleri okulun duvarlarında göz okşayan resimler yaptı. Üç ay boyunca okulda resim yapan Valeri son 10 günde nerdeyse hiç uyumamış ve resimleri bitirmiştir. 'Doğayı koruyun, o bizim yaşam kaynağımızdır' - diyor Valeri. O, çocukluğundan beri resim yapmayı sevdiğini söylüyor. İşte bu harika resimler:
Reklam
Yılmaz Güney Filmleri Dijital Arşivde
Sinema filmlerinin uluslararası standartlarda korunması ve restore edilmesi için yürütülen çalışmalar kapsamında, usta yönetmen yönetmen Yılmaz Güney'in ilk filmi 'Umut' dijital ortama aktarıldı.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yılmaz Güney'in mirasçıları ile yapılan görüşmeler sonucunda 11 filmin dijital ortama aktarımının başladığını belirtti.Konuyla ilgili şu açıklama yapan Ömer Çelik şunları söyledi:'Sinemamızın unutulmaz isimlerinden Yılmaz Güney filmleri için çalışma başlattık. Güney'in mirasçıları ile yapılan görüşmeler sonucunda 11 filminin 35 mm negatif kopyalarının dijital ortama aktarımı için kolları sıvadık ve sinemamızın ödüllü filmlerinden 'Umut'un bu ay restorasyonunu tamamladık. Aç Kurtlar, Ağıt, Arkadaş, Düşman, Duvar, ‘Endişe, Seyyit Han, Sürü, Umut, Yol ve Zavallılar'dan oluşan bir dizi bu.''Umut' Venedik Film Festivali'ndeÇelik, 'Restorasyonu tamamlanan 'Umut' filmi, bu yıl 2-12 Eylül 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 72. Venedik Film Festivali'nde 20 eserle birlikte seyirciyle buluşacak. Şunu hemen belirteyim; Yılmaz Güney'in senaristlik, yönetmenlik, yapımcılık ve başrol olmak üzere çoklu imzasını taşıyan 'Umut' birçok önemli ismi bir araya getirmiştir. Sanatçılarımızı burada bir kez daha rahmet ve şükranla anıyorum' dedi.AA
Vahşi Yaşamın Mükemmelliğini Bizlere Sunan 33 Fotoğraf
Doğa o kadar ilgi çekici ki, bazen insanoğlu ondan neden bu kadar uzak kaldığına bir türlü anlam veremiyor. Etrafını beton bloklarla sarıyor, ormanları dikenli tellerle çevriliyor. Ve kendisini izole ediyor. İnsanoğlu kendi kendini evcilleştiriyor aslında. Vahşi yaşam olduğu gibi kalıyor.İşte sizlere vahşi yaşamın mükemmelliğini sunacak, hepsi birer belgesel tadında olan 33 fotoğrafa bu içerikte yer verdik.
Reklam
Reklam
Sunay Akın; "Dünya Üzerinde Bunu Yapabilen Tek Yer: Oyuncak Müzeleri"
Yirmi yıl evvel bir Almanya seyahati sırasında Nürnberg’i gezerken denk geldiği oyuncak müzesinden çok etkilendiğini, gezerken kendi çocukluğuna, geçmişine düşsel bir yolculuklar yaptığını belirten şair ve yazar Sunay Akın, İstanbul Oyuncak Müzesi kurma fikrinin oluşma sürecini şöyle anlatıyor: “Oyuncak müzelerinde düşlerin ve hayallerin tarihi var. İnsan önce hayal eder sonra gerçekleştirir. Her şey hayallerle başlar. Ben bunu gördüm ve çok etkilendim. Sonra oyuncağın tarihini araştırdım. Oyuncakla ilgili kitaplar okudum. Kütüphanelerde araştırmalar yaptım ve ülkeme bir oyuncak müzesi kazandırmak istedim. Bir sanatçı, yazar olarak; gösterilerimden, sahne oyunlarımdan, kitaplarımdan, yaptığım televizyon programlarımdan kazandığım her şeyle de gördüğünüz bu oyuncakları satın aldım.”Oyuncaklar, çocukluğu ifade etmenin belki de en güzel yoludur. O dünyanın evrensel dilidir ancak oyundan çok daha fazlasını ifade eder. Jean Piaget'nin 'Genetik Epistemolojisi'ne göre, çocukların düşüncelerinin doğuştan gelen bilgiler etrafında şekillenmesi söz konusu değil; çocukların dünyayla ilgili düşünceleri doğal bir biçimde değil, zekâları tarafından düzenlenir. Yaşla gelen değişikliklerin düzenliliği, her ne kadar bunda deneyimin bir rolü olsa da, doğuştan gelen ve edinilen donanımın etkileşimini gösterir. Bu düşüncelerinizin sizinle birlikte büyüdüğünü ve geliştiğini gösterir. Ne var ki, çocuk için asıl önemli olan, oyuncağa yüklediği işlev ve anlam, onu kullanım biçimi ve ondan aldığı haz ve keyiftir.Bu kadar ciddi bir girişle oyuncakların o eğlenceli dünyasından uzaklaştık belki biraz ama oyuncaklardan bahsediyoruz. Sırlarımızı paylaştığımız, birlikte uyuduğumuz, korkunca sarıldığımız oyuncaklardan… Birlikte hayal kurmayı ilk onlardan öğrenmedik mi? Birlikte o gizli krallıklarda maceraya atılmayı ya da bulutların üzerindeki hayatı keşfetmeyi düşlemediniz mi?  Dilleri var mıydı onların? peki ya sırlarımızı saklayabilecekleri bir hafızaları, korktuğumuzda neden koruyabilirlerdi bizleri? Yaşlandıkça her birinin yerini alan başka bir değer hayatımıza girmedi mi? Uyurken sarıldığımız o oyuncak bebeğin yerinde şimdi en sevdiğiniz yok mu? Korktuğumuzda sevdiklerimizden güç almayı, birlikte hayal kurmanın bu kadar keyifli olduğunu oyuncaklardan öğrenmedik mi?Peki, şu anda, tamda bu yaşta neden onlara sadece eski bir dost, unutulmaya yüz tutan bir hatıra, ya da yaşınız çok daha büyükse eğer çocukların eline tutuşturulan bir oyalama aracı olarak bakıyoruz.
'Cesur Yeni Dünya' Müzikal Oluyor
Aldous Huxley’nin başyapıtı Cesur Yeni Dünya (Brave New World), şimdi de müzikal oluyor.Hatırlayacağınız üzere, geçtiğimiz aylarda Cesur Yeni Dünya’nın Steven Spielberg tarafından bir mini dizi olarak televizyona uyarlanacağı duyurulmuştu.Şimdi ise, bu önemli eser müzikal olma yolunda.Huxley’nin 1932’de kaleme aldığı distopik eseri, İngiltere’de Royal & Derngateve Northampton and Touring Consortium Theater Company ortaklığında müzikale dönüştürülerek sahneye aktarılıyor.Yazıldığı günden günümüze dek etkisi katlanarak artan ve bir bilimkurgu klasiği olarak anılan Cesur Yeni Dünya romanını temel alıp, müzikale uyarlayan kişi ise Dawn King.Eserin müzikal olması yeterince heyecan verici değilmiş gibi, müziklerinde de Massive Attack ve These New Puritans gruplarının imzası olması ayrıca sevindirici bir durum. Müzikler uğruna daha çok kişinin gidip bu uyarlamayı görecek olması aşikar.Son derece başarılı isimlerden oluşan müzikal kadrosu ise şöyle: Abigail McKern, William Postlethwaite, Gruffudd Glyn, Olivia Morgan, Scott Karim ve Sophie Ward.Müzikal, kapılarını ilk olarak Northampton’da açacak. Ardında da İngiltere’nin diğer şehirlerini keşfe çıkacak. Biz Türkiye’de yaşayan Huxley okurları ise ne yazık ki uzaktan izlemekle yetineceğiz. Umarız günün birinde bu müzikal İstanbul’u da ziyaret eder ve bizler de izleme şansına erişiriz.Çok önemli mesajları bünyesinde barındıran böylesine önemli bir yapıtın, müzikal sahnesinde uyandıracağı yankıyı açıkçası oldukça merak ediyoruz.Müzikal için hazırlanan tanıtım videosunu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.
Çalma Listenize Farklı Tatlar Katacak 20 Türkçe Şarkı
Bildiğiniz isimlerden pek fazla bilinmeyen şarkılar, bilmediğiniz isimlerden bildiğiniz şarkılar, bildiğiniz isimlerden bildiğiniz şarkılar, bilmediğiniz isimlerden bilmediğiniz şarkılar. Hepsi bu içerikte karşınıza çıkabilir. İşte çalma listenize farklı tatlar katacak 20 Türkçe şarkı.
Reklam