Ön ayaklarındaki problemden dolayı yürümekte epeyce zorlanan sevimli köpek Derby için günümüzün popüler teknolojisi olan 3D yazıcılar ile protez bacaklar üretilmiş. Protez ayakları ile hayata yeniden tutunan Derby şimdilerde diğer köpekler gibi koşabilmenin mutluluğu ile bizleri de mutlu ediyor.
Özet alıntıları: beyazperdeBazı filmler çok yeni olduğu için özetleri henüz yer almıyor. Aynı şekilde IMDb puanları da henüz yerine oturmadığı için bulunmuyor.
NASA, Curiosity keşif aracının Mars'ın atmosferinde yaşam izine rastladığını açıkladı. Bulguların biyolojik faaliyetlere işaret edip etmediğini anlamak için yeni analizler gerekiyor.Amerikan Jeofizik Birliği toplantısında açıklamada bulunan Curiosity ekibi, keşif aracının Mars atmosferinde metan gazı izine rastladığını belirtti. Metan gazı, varlığı henüz kesinleştirilmeyen organik bileşiklerden geliyor olabilir.Gale Krateri'ndeki Sharp Dağı'nın eteklerinde analiz ve gözlemlerini sürdüren Curiosity, Mars atmosferinde milyar başına bir (ppb) oranından daha düşük bir metan yoğunluğu tespit etmişti. Ancak Sharp Dağı'nda son iki ay içinde yapılan dört analizde, Curiosity dört kat daha fazla metan izine rastladı. Tespit edilen yüksek metan oranının kaynağının belirlenmesi için çok daha fazla analiz yapılması gerektiği ifade edildi.Science dergisinde yayımlanan en son veriler hakkında açıklama yapan NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'ndan Chris Webster, 'Dünya'daki metan gazının büyük kısmı biyolojik faaliyetlerler ortaya çıkıyor. Aynısını Mars için de söyleyebilmeyi umuyoruz' dedi. Webster, 'tespit edilen yüksek miktardaki metan gazının jeolojik veya biyolojik faaliyetlerden kaynaklandığını bilmediklerini söyledi.NASA bilim insanları, Curiosity'nin tespit ettiği metanın keşif aracının kuzeyindeki bölgeden geldiğini ve rüzgarlarla taşındığını düşünüyor.Metanın kaynağını analizler gösterecekMars atmosferinde metan aramak için yapılan analizlerde, Curiosity'nin son bir yıl içinde soluduğu havanın karbondioksitten arındırılmış kısmı analiz edildi. Elde edilen milyarda bir oranı, Mars atmosferinde metanın yıllık miktarının 200 metrik ton civarında olduğunu gösterdi.Dünya'daki metanın büyük kısmı havasız ortamlarda yaşayabilen bakterilerden meydana gelirken, sıcak suyun mineral zengini kayalardan akması gibi biyolojik olmayan faaliyetlerle de metan ortaya çıkabiliyor. Mars'ta ise metanın ağırlıklı olarak morötesi ışınlara maruz kalan mineral zengini meteor, kuyrukluyıldız ve yıldızlararası materyalden kaynaklandığı düşünülüyor.Ancak bu teori, Curiosity'nin son zamanlarda tespit ettiği ani metan artışını açıklamıyor. Çünkü Gale Krateri'nde böyle bir artışa sebep olacak meteor çarpması tespit edilmedi. 2009'dan bu yana var olan bir teori, metanın Mars'ın farklı bölgelerinde oluştuğu ve rüzgarlarla yayıldığı yönünde.NASA, ilk olarak Kasım 2012'de açıklanan metan analizlerinde, Kızıl Gezegen'de metanın izine rastlanmadığını açıklamıştı. NASA, bir ay sonra yapılan açıklamada Mars toprağında organik bileşen izine rastlandığını ancak sonuçların kesinleşmesi için birçok analiz yapılması gerektiğini duyurmuştu. Mart 2013'te ise yaşamın temel bileşenleri olan kimyasal elementlerin izine rastlandığı açıklandı.Yaşam izi sunabilecek olan metan gazının kaynağını tespit etmek için daha uzun analizler gerekecek.Kaynak: Scientific American ve Al Jazeera
MİLLİYET Gazetesi yazarlarından Atilla Gökçe, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın da içerisinde bulunduğu şike davası ile ilgili bir yazı yazdı.Galatasaray Başkanı, “Fethullah (Gülen) grubu, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi. Aziz Yıldırım da Fenerbahçe de bu parayı vermedi. Ondan sonra malum süreç başladı.... Henüz sonlanmayan bir süreç” dedi.Bilim insanı, hukukçu. 1961’de üniversite diplomasıyla çıktığı yolculuğu 53 yıldan beri aralıksız sürdürüyor. Bir yandan davalar, duruşmalar, dosyalar arasında koşuştururken, bir yandan da öğrencilerine yeni tezlerinde yeni yeni mesajlar veriyor, onlarla tartışıyor. Bilimsel jürilerde oy kullanıyor. Onlarca doçentin, profesörün akademik unvanını imzasıyla onaylamış büyük bir hoca o!Koşullar, Duygun Yarsuvat’ı Galatasaray Spor Kulübü’nün başkanlığına getirmiş. Hevesle, hayalle hazırlandığı bir rol değil bu. Altı aylık geçici bir görev olarak bakıyor başkanlığa...Yanlış yargılamaBelki de sırf bu nedenle, Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki rekabete farklı bir masumiyetle yaklaşıyor. Popülist demeçler verip ortalığı kızıştırma, rakibi gıcık etme, taraftarlara selam çakma kolaycılığına sapmıyor. Ortamı yangın yerine çeviren demeçlerden uzak duruyor.Duygun Yarsuvat’ın spor adamı, bilim insanı kişiliğinin en taze örneğine de bizzat tanık oldum.Geçen hafta Çarşamba gecesi, dostlarım Mehmet Ayan ve Ilgaz Çınar’la birlikte “Galatasaraylılar Evi”ne, onların diliyle “Cemiyet”e konuk olduk. Galatasaray Basketbol Takımı’nın geçen yıl final serisindeki son Fenerbahçe maçına çıkmamasıyla ilgili olarak olimpizm ilkelerine aykırı davranıldığını, Koç Ergin Ataman’la oyuncuların “spor yapma” hakkının çiğnendiğini, bir dava açmaları halinde o günkü yönetimden yüklü tazminat alabileceklerini anlatım.Sonradan sohbet sırasında Yarsuvat’ın özellikle Fenerbahçe Başkanı hakkında söyledikleri ilgimi çekti:“-Aziz Yıldırım, 6222 sayılı yasa kapsamında yargılandı. Normal olarak asliye ceza mahkemesinde yargılanması gerekirdi. Ama Giresunspor eski başkanı Olgun Peker’le ilgili iddialar kapsamında olayı çete suçu olarak gördüler ve ağır cezaya gittiler. Bence bu yanlıştı. Normal olarak asliye cezada yargılansaydı, tutuklanmazdı. Asliye cezada suçlu bulunsa dahi “hükmün açıklanması geri bırakılır” ve bu kadar yıpranmamış olurdu. Bu dava ile ilgili yargılama usulü kararları üç gün içinde değişti. İyi olmadı.”Yarsuvat’a “Peki bu çoraplar neden örüldü başkanın başına?” diye sordum.Aynen şunları söyledi:“-Fethullah (Gülen) grubu, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi. Aziz Yıldırım da Fenerbahçe de bu parayı vermedi. Ondan sonra malum süreç başladı.... Henüz sonlanmayan bir süreç!”Hasım ya da rakip değilBaşkan Yarsuvat, bunları söylerken Fenerbahçe’ye ortalama Galatasaraylıların baktığı “hasım” ya da “rakip” gözüyle bakmıyordu. Üzgün ve samimi bir tavırla sanki komşusunun başına gelen bir felaketten söz ediyordu.Başkan’la tartışmaya girmedim. Bu 50 milyon doların bağış olarak mı, destek olarak mı talep edildiğini sormadım. Kendi mantığımla bunun karşılığını da bulamadım. Ne var ki Aziz Yıldırım’ın 2 Temmuz 2013 gecesi tahliyesinden hemen sonra, evinde Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök’e başına gelenlerin Fethullah Hoca örgütünün işi olduğunu anlattığını biliyorum. Ertesi gün Yıldırım, bu beyanları yalanlamıştı, onu da hatırlıyorum.Bir de Aziz Yıldırım’ın sık sık tekrarladığı bir mesaj var: Günü geldiğinde konuşacağını, Türkiye’yi sarsan açıklamalar yapacağını söylüyor Fenerbahçe Başkanı.Duygun Yarsuvat’ın ayrıntısız, sade ve net sözcüklerle anlattıklarını buraya yazmadan önce, Pazar akşamı arayarak “Sohbette söylediklerinizi yazabilir miyim? Bunu sormak benim görevimdir” dedim. “Elbette yazabilirsiniz, dedi, teşekkür ettim. Son sözü de şu oldu: “Asıl ben size izin istediğiniz için, nezaketiniz için teşekkür ederim!”Yazının devamı için
Sağ elini kullanan insanlar dünya çapında çoğunluğu oluşturuyor. Bunun nedeni ne olabilir? Jason Goldman araştırdı.Hangi eli kontrol etmesi daha kolaydır? Yazarken hangi elinizi kullanıyorsanız yemek yerken de aynı eli kullanırsınız. İnsanların yüzde 74 ila 96’sı sağ elini kullanıyor. İngiltere’deki Liverpool Üniversitesi’nden arkeolog Natalie Uomini’ye göre “solak insanların çoğunlukta olduğu bir toplum hiç olmadı”.Herhangi bir yöne meyletme durumu beyinde başlar. Bazı işlemlerin beynin sol yarıküresinde, bazılarının ise sağ yarıkürede kontrol edildiğini biliyoruz. Ayrıca hem vücudumuzda hem de beynimizde kesişen sinirler, vücudumuzun sağ tarafının beynin sol tarafıyla ya da tersi halde kontrol edilmesini sağlıyor. Yani beynin sol yarıküresi sağ tarafımızdaki el, bacak ve gözümüzü kontrol ediyor.Bazı uzmanlar bu nörolojik işbölümünün 500 milyon yıldır hayvanlarda hakim olduğuna inanıyor. Beynin iki yarısının farklı görevleri aynı anda yerine getirmesini sağlamak üzere bu özellik gelişmiş olabilir. Örneğin beynin sol yanı, yiyecek toplamak gibi günlük işleri yapmak, sağ yanı ise çevreyi sürekli kolaçan ederek tehlike durumunda ani reaksiyon göstermek için evrilmiş olabilir.Kanıtlaması zor olmakla birlikte şöyle bir ihtimal mümkündür: İlk insanlar (hominid) iki ayakları üzerinde doğrulup ellerini başka işler yapmak ve alet tutmak için serbest kıldığında bu uzuvlarını farklı kullanmaya meyilliydi. Ya da Stephanie Braccini’nin İnsan Evrimi Dergisi ’ndeki (Journal of Human Evolution) makalede belirttiği gibi, “bireysel asimetrinin pekişmesi hominidlerin ayağa kalkarak alet kullanmasıyla başlamış olabilir”.Braccini ve ekibi bu iddiayı desteklemek üzere şempanzeleri gözlediğinde şunu fark etti: Şempanzeler dört ayak üzerinde iken herhangi bir el tercihi söz konusu olmazken, iki ayak üzerine kalktıklarında yarısı sol eli, diğer yarısı ise sağ eli kullanıyordu.Peki ne oldu da ilk insanlar daha çok sağ eli tercih etmeye başladı? Bunu tespit etmek için araştırmacılar kendi sağ ve sol ellerini kullanarak yaptıkları yontma taş aletleri o dönemden kalan aletlerle karşılaştırdılar ve şu sonuca vardılar: Hominidlerin sağ ellerini tercih etme durumunun 2 milyon yıldan daha eskiye dayandığını gösteren yeterli delil yoktu.Fakat Kenya’daki Koobi Fora bölgesinde 1,5 milyon öncesinden kalma Homo habilis ve Homo erectus türlerine mensup atalarımız taş aletlerini yaparken sağ ellerini daha çok kullandıklarına dair verilere rastlandı. 600 bin yıl öncesine geldiğimizde ise artık sağ elin baskınlığı bariz olarak görülüyordu. O dönemden kalan Homo heidelbergensis türü insan dişlerindeki yıpranma şekli, yiyeceklerin sağ elle ağza götürüldüğünü gösteriyordu.Bu açıklama bize bu değişimin ne zaman oluştuğuna dair fikir veriyor, ama nedenini açıklamıyor. Bazı uzmanlar bunu dil ile ilişkilendiriyor. İnsanların çoğu, işlerini sağ elle yapıyor; bunu beynin sol yarıküresi kontrol ediyor; ve aynı şekilde dille ilgili işlemler de sol yarıkürede yapılıyor. Aslında dil için beynin sol tarafının kullanılması sağ el kullanımının da bir yan etki olarak gelişmesine neden olmuş olabilir.Yani sağ el kullanmaya meyletme durumu, beynimizdeki sistemin tesadüfi bir yan ürünü olabilir. Fakat kanıtlaması zor, hatta imkânsız bir hipotez bu.Solaklara gelince… 1977’de Psikoloji Bülteni adlı dergide yayımlanan bir makaleye göre, “sol el kullanımını, iddia edildiği gibi herhangi bir eksiklikle ilişkilendirecek fazla veri bulunmuyor”. Hatta bazı araştırmalar, solakların beyin hasarlarını daha kolay onardığını gösteriyor. Ayrıca herhangi bir kavgada sürpriz unsuru oluşturarak dövüş sporlarında daha başarılı olmaları da mümkün. Bütün bunlar genel normdan farklı olmanın avantajlı olduğunu gösteriyor.Jason G Goldman | BBC Future
Google Glass’ın sokakta kullanımı her ne kadar sert tepkilere sebep olsa da, belli alanlarda ürünün faydaları bulunmakta. Bu alanlardan biri de sağlık. Geçtiğimiz aylarda yurtdışında yapılan bir ameliyat, doktorun gözünden eş zamanlı olarak yayınlanmıştı. Ülkemizde de Liv Hospital ve Memorial Hospital bu akıma uydular ve birkaç hafta arayla Google Glass ile yaptıkları ameliyatı eş zamanlı olarak aktardılar.Google Glass ile yayın yapan ilk hastane Memorial Ankara Hastanesi olduProf. Dr. Ali Oto’nun kullandığı Google Glass ile yapılan ameliyat eş zamanlı olarak konferans salonundaki hekimlere aktarıldı ve Türkiye’de Google Glass’ın hastanede kullanıldığı ilk vaka oldu. Dr. Ali Oto, Google Glass kullanımının faydalarını şu şekilde aktardı:Bilim- Kurgu dizilerinde gördüğümüz şeyler şimdi gerçek oldu. Bu gözlükle ben neyi görüyorsam bunu internet üzerinden her hangi bir yere ulaştırmak mümkün. İşlemi yapan kişinin gözünden gördüklerimi izleyicilere aktarmak böylece mümkün olabiliyor. Türkiye’de şuanda 7’nci gözlük bu ve ilk kez bu amaçla Google Glass kullanılacak. Bugün bir deneme olarak konferans salonumuzdaki hekimlere aktarılacak ve onlarla tartışacağız. Gözlük ses komutu da alıyor. Bilimsel olarak ne ölçüde bize eğitim amaçlı göstermesi bakımından çok önemli.Liv Hospital Japonya’ya Eş Zamanlı Yayın yaptıLiv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu’nun taktığı Google Glass ile yayın, Japonya’da bulunan kardiyoloji hekimlerine ve İstanbul’da konferans salonundaki izleyici hekimlere aktarıldı. Alp Burak Çatakoğlu yapılan yayın için şu sözleri aktardı:Google Glass ile yapılan eş zamanlı yayın ile iki avantajımız olacak. Benimle aynı noktadan işlemi yapıyormuş gibi benim bakış açımla görecekler işlemi. Fotoğraf ve video olarak Japonya’ya aktaracağız. Onlar da bu aşamaları tek tek Türkiye’deymiş gibi izleyecekler. Japonya’dan çok kıymetli bir meslektaşım bu görüntülere yorum yaparak bize kendi tecrübelerini aktaracak. Çok uzak coğrafyalardaki iki hekimin birlikte sanki yan yanaymış gibi çalışmasını sağlayacağız. Bu çok değişik teknoloji, ufkumuzu açacak teknoloji. Uzakten eğitim tele tıp dediğimiz bu hadiseyi gelecekte daha fazla yaşıyor olacağız. El el üstündür. Herkesin tecrübesi farklı. Farklı hekimlerin farklı tecrübeleri bir araya geldiğinde çıkacak sonuçlar daha başarılı olacaktır. Yaptığımız işlemin başarı açısından, bu tür teknolojilerin uzun dönemde ciddi şeyler vadettiğini hissedebiliyorum.Google Glass'ın kamerası özellikle bakış açısı görüntülerini kaydetmek için gayet faydalı. Görüntüyü alıp, eş zamanlı yayın yapan ender cihazlardan ve özellikle doktorlar ve gazeteciler için bu özelliği çok kullanışlı. Her ne kadar sokakta kullanılacak bir ürün olmasa da, bu alanlarda çalışan kişilerde Google Glass’ı görebiliriz. Sitemizde de yer verdiğimiz Glass Medya adlı sitenin de bunun üzerine çalışması olmuş ve bir otelin tanıtım filmini Google Glass ile çekmişlerdi. Aşağıdaki videodan çalışmalarına ulaşabilirsiniz.Teknolo
2014 yılında sağlıkta birçok dönüm noktası yaşandı. Sosyal medyada farkındalık kampanyaları düzenlendi, daha uzun yaşamın kapıları aralandı, tüm diyetleri unutturan yeni diyet çeşitleri ve hayatımızı kolaylaştıracak yepyeni buluşlar ortaya çıktı. 2014 yılı sağlık açısından oldukça hareketli ve umut verici bir yıl oldu. İşte 2014'te sağlıkta yaşanan en önemli 10 olay:
Bir yılı daha acısıyla tatlısıyla geride bırakmak üzereyiz. 2014 yılında 'DÜNYA'da yaşanan toplumsal olayları ve sanat, bilim, spor alanındaki gelişmeleri derledik.2014 yılında Türkiye gündeminde yaşanan mühim gelişmeler için buraya tıklayın.
Gebze Teknik Üniversitesi ziyaretinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Aralık operasyonu ilgili değerlendirmelerini burada da sürdürdü. Sınavlarda soruların çalınarak bazı kurumlara sızıldığını kaydeden Erdoğan, 'Milletin parasıyla okudular, himmet adı altında topladıkları parayla okudular, soru çalarak belli kurumlara sızdılar.' diye konuştu.İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:1940’ların tek parti dönemini özleyen, baskı ret ve inkar özlemi içinde olan üniversite ve akademi dünyası Türkiye’ye geçmişte büyük zarar vermiştir. Üniversiteyi hapishaneye ikna odalarına çeviren bir zihniyet büyük zarar vermiştir. Bizde öğrenciliğimizi o şartlar içinde geçirdik. Bu tek parti ve faşizm zihniyetindekiler kadar, aklını bir takım ihanet şebekelerine kiraya veren zihniyette aynı şekilde tehlikelidir. Başörtüsünü yasaklayanlarla, başörtüsüne füruat diyenler kol kola girdiler. Üst aklın maşası olanlar, bugünlerde görüyorsunuz kucaklaştılar. Bütün hayatları hukuku çiğnemekle geçenler, normalleşen hukuk karşısında eski Türkiye hukukunu istemeye başladılar. Birikimini sahip olduğu konumu ülkesi için seferber etmek yerine, telefon dinlemeye yoğunlaşanların nasıl bir ihanet içinde olduklarını görüyoruz.Milletin parasıyla okudular, himmet adı altında topladıkları parayla okudular, soru çalarak belli kurumlara sızdılar. Millete çalışmak yerine gittiler uluslararası çevrelere, uluslararası istihbarat örgütlerine çalıştılar. İşte TÜBİTAK işte bunun en bariz örneğidir. Bilim üretmesi gereken TÜBİTAK gizli bir şekilde bir ihanet şebekesine onun maşası olan çevrelere çalıştı. Bugün ise bir normalleşme süreci içine girmiştir, normalleşmiştir diyemiyorum, daha henüz yok, ciddi temizliklerin yapılması gerekiyor, biraz daha zaman alacak. Biz birilerinin özgürlüğü için değil 77 milyonun özgürlüğü için mücadele edeceğiz. Bunu inşallah başardık, başarıyoruz. Güçlü Türkiye imtiyazlı kesimlere özgürlük çıkar sağlayan operasyonlarla artık başa çıkabiliyor. Dünden itibaren ulusal ve uluslararası medyada başlatılan Türkiye aleyhtarı algı operasyonları da boşa çıkacak. Çetelerin hukuku değil milletin hukuku Türkiye’yi özgür bir konuma yükseltecek. Allah nefes verdiği müddetçe bu mücadelemiz sürecektir. Ardından bayrağı genç nesiller alacak. Sizlerin yetiştireceği o nesillere inanıyoruz. Gayretleriniz için alın teriniz bilim aşkınız için sizlere milletçe şükranlarımızı sunuyoruz.Vatan
Işık, saniyede 299.792.458 metre yol kateder. Yani saatteki hızı 1.079.000.000 kilometredir. Işık hızı, Einstein’ın İzafiyet Teorisine göre evrendeki tek sabittir. Ve bu hızın aşılması mümkün değildir. Bu sebeple ışık hızını aşabilecek araçlara sadece bilim kurgu romanları ve filmlerinde rastlayageldik.Uzay Yolu serisinde ışık hızında veya daha hızlı hareket eden araçlarla galaksimizin derinliklerine kolayca seyahat ediliyor. Ünlü bilim kurgu film dizisi Uzay Yolu’nda ‘warp drive’ deniyor bu hızdaki seyahate. Uzay Yolu’nun hikayesine göre ‘warp sürüşü’, 2063 yılında Zefram Cochrane adlı bir bilim insanı tarafından geliştiriliyor. Warp sürüşü, bildiğimiz anlamda ışık hızını geçmek yerine, uzayı bükerek ışık hızlarıyla ölçülen devasa mesafelere ulaşmak üzerine kurulu bir mantığa dayanıyor.
Yeni bir araştırma, 116 milyon yıl önce yaşamış olan modern kuş türlerinin ortak atasının dişlere sahip olduğuna işaret etti.Antik zamanlardan kalan fosillerden elde edilen DNA'ları modern türlerin genetiğiyle karşılaştıran bilim insanları, kuşların ne zaman dişlerini kaybettiğine dair önemli ipuçlarına ulaştı.California Üniversitesi'nde evrim biyoloğu olan Mark Springer'in başını çektiği araştırmada, kuşları nesilden nesile nasıl değişim gösterdikleri incelendi. Springer, yemeği öğütmek ve işlemek için eğik gagalarından yararlanan kuşların, eski zamanlarda dişlerle dolu bir ağıza sahip olabileceğini ifade etti.Almanya'da 1861 yılında bulunan ve dinozorlar ile modern kuşlar arasındaki geçisi temsil ettiğine inanılan Archaeopteryx fosili, kuşların dişleri olan dinozor türlerinden geldiğine işaret ederken, geçmişteki araştırmalar T.rex'i de içinde barındıran teropot türünden evrim geçirdiklerine işaret etmişti.Springer, bu bilgilere rağmen kuşların dişlerine ne olduğu hakkında son 150 yılda önemli bir bilgi edilemediğini ifade ederek, sorunun cevabını bulmak için genlere baktıklarını söyledi.Kuşları dışındaki canlıları da etkilediScience dergisinde yayımlanan araştırmada, omurgalılarda diş oluşumuyla ilgili olan altı genin modern kuşların tümüne uzanan 48 türde nasıl mutasyona uğradığı analiz edildi. İncelenen kuş türlerinin tümünde söz konusu genlerin mutasyona uğradığını tespit eden bilim insanları, ortak türlerin milyonlarca yıl önce diş geliştirme yeteneğini kaybettiği sonucuna vardı.Mutasyonların kuşlarda diş kaybına 116 milyon önce başladığını hesaplayan araştırmacılar, aynı evrimin dişleri bulunmayan kaplumbağa, armadillo, tembel hayvan ve karıncayiyen gibi canlılarda da paylaşıldığını belirtti.Kuşların hayatta olan en yakın kertenkele akrabasının timsah olduğunu belirten Springer, diş geliştirme yeteneği kazandıran altı genin tümünün Amerikan timsahında var olduğuna dikkat çekti.Kaynak: Livescience ve Al Jazeera
CHP İzmir Milletvekili Güler, 'Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı' dedi.CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, 'Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi’yle yürüdüğünü hepimiz gördük' dedi.Güler, Eğitim ve Bilim İşgörenleri (EĞİTİM-İŞ) Kastamonu Şube Başkanlığı ve bazı sivil toplum kuruluşlarınca Şerife Bacı Öğretmenevinde düzenlenen 'Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ulusunun geleceği için ne yapmalı, nasıl yapılmalı' konulu konferansta partide bazı ittifaklar gerçekleştirildiğini ve bunun önemli bir problem olduğunu öne sürdü.Sözlerin kimi siyasi sebeplerle hafifletilebileceğini ileri süren Güler, 'Çok zor ama uygulamalar çok önemli. Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi’yle yürüdüğünü hepimiz gördük' şeklinde konuştu.CHP Kastamonu Merkez İlçe Başkanı Muzaffer Bıyıklı ve partililer, “Burada öyle bir şey olmadı, burası Cumhuiyet Halk Partisi’nin tartışılacağı bir yer değil” diyerek, Güler'e tepki gösterdi.Güler, Mehmet Bekaroğlu'nun partiye katılımına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:'Ömrü boyunca Cumhuriyet Halk Partisi'yle hiçbir ilişkisi olmamış bir kişi, bir anda, bir anda hiçbir evveliyatı olmaksızın partinin genel başkanı tarafından davet edilmiş, parti meclisi üyesi yapılmak istenmiş. Partililer buna tepki gösterecek, o kadar iyi bilinmiş ki kadın kotasından seçimi gerçekleştirilmiş bir kişi. Cinsiyet kotası da uygulanıyor biz de, o kadın içindir. Erkekler için değil, bunu cümle alem bilir. Delegeden onay almadığı halde kadın kotasından parti meclisine yani tüzüğe ve kurultaya karşı hile yoluyla ve oradan da partinin kaptan köşküne genel başkan yardımcısı olarak oturtulmuş bir kişidir ki 'Ulusalcılar, istifa eder giderse hiç fena olmaz'. O, sandı ki 'ulusalcı' dediği bir milletvekili, 3 il başkanı falan. Oysa onun 'ulusalcı' dediği Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir milyon üyesi, 10 milyonun üstündeki seçmendir.Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu üyeleriyle seçmeni çekip giderse Sayın Bekaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nde ne edecektir kendi başına? Hiçbir tutarlılığı olmayan söz. Söylendiği zaman da kınadım, hatırlatıldığı her zaman da bu sözü kendini bilmez söz olarak talihsiz bulduğumu elbette söylüyorum.'Ulusalcıların partiden ihraç edildiği iddiasıGüler, açıklamaların sözde kalmadığını dile getirerek, Anayasa Uzlaşma Komisyonunda Anayasa'dan Türk vatandaşlığını çıkarmak için çalışan kesime karşı son derece önemli mücadele sergileyen Süheyl Batum’un partiden ihraç edildiğini söyledi.Bunun son derece önemli olduğuna dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:'Neden? Parti, 'Mehmet Bekaroğlu tarafından yönlendirilmektedir' gerçeğini gösterdiği için.. 'Ulusalcılar istifa etsin' dedi. Baktı, ulusalcılar istifa etmiyor, ulusalcıları ihraca başladı. Ben böyle yorumluyorum gördüğüm şeyi. Bu, önemli bir problem alanı haline geldi, bir dizi problemin sonucu olarak elbette.'Güler, şu anda CHP’nin HDP’yle dirsek teması içinde yürüdüğünü, bunun da önemli bir problem olduğunu iddia etti.Yusuf Çelik, AA
Dünyada bilimin açıklayamadığı iddia edilen, hala sırrını saklayan birçok olay bulunuyor. Hangisi doğru hangisi yalan bilinmez ama ortak özellikleri çok ilginç olmaları olan, Internette en çok konuşulan 50 gizemli olay
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu ay sonuna doğru 5 bin zabıt katibi ve diğer adli personel alımı için ilana çıkacaklarını söyledi. TBMM Genel Kurulunda, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmelerinin üçüncü turunda Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, HSYK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, DPB, Avrupa Birliği Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu bütçe ve kesin hesapları ele alındı.Görüşmelerde kendisine bağlı kurumlar hakkında söz alan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 2003 yılında adalet hizmetlerinden memnuniyet oranının yüzde 45.7 olduğunu, bu rakamın 2013 yılında yüzde 52.8’e yükseldiğini, ancak henüz hedeflenen noktaya ulaşılmadığını söyledi.Hakimin tarafsızlığı, siyasi ve felsefi görüşleri ile davanın taraflarına olan uzaklığı ile yakınlığını adli işlerine karıştırmaması, kararlarını kanunu ve vicdani olarak vermesidir diyen Bakan Bozdağ, yargıda görev yapan hakim ve savcı sayısının 2002’de 9 bin 49, 2014’de ise 14 bin 983 olduğunu söyledi. Bozdağ, “Hakim ve savcılarımız Avrupa Konseyinin 100 bin kişiye düşen hakim ve savcı sayısında geri durumdadır. Hakimler ve savcılarla ilgili bir takım eleştiriler yapılabilir, bu normaldir, yargı da eleştirilebilir. Toptancı bir yaklaşımla, özveri ile çalışan, adil karar vermek için çaba sarf eden hakim ve savcılarımızı töhmet altında bırakmamak lazım. Hakim ve savcılarımızın yetişmesi konusunda da önemli adımları atıyoruz. Bakanlığımız bir Bilim Komisyonu kurmak suretiyle Hukuk Fakültelerinin eğitimim daha iyi noktaya taşınması konusunda çok kapsamlı bir araştırma yaptı. Önümüzdeki zaman içinde bu konuda bir çalışmayı kamuoyu ile paylaşacağız. Hakim ve savcılarımızın sayısını artırmak için yeni adımlar atacağız. Önümüzdeki yıl içinde parlamentonun verdiği yetki ile yeni hakim ve savcılar almak suretiyle yükü azaltmaya gayret edeceğiz. Adalet Akademisi, ismi ve kurumsal yapısıyla yeni. Ama bir geleneğin devamıdır. Sanki yeni bir şeymiş gibi, savcı ve hakim adayları gözetleniyormuş gibi bir algıyı büyük bir haksızlık sayarım” dedi.AVUKATLIK KANUNU YENİLENECEKBakan Bozdağ, “Neden cezaevlerinde yatanların sayısı arttı diyorlar ya, artan hakim sayısı, artan mahkeme sayısı, adli personel sayısı ile beraber bunu değerlendirmekte fayda var. Savunmayı temsil eden avukatlarla ilgili çalışma yapmanın Adalet Bakanlığının en önemli görevlerinden birisi. Avukatlık Kanunu baştan sona yenilenecek. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Sınavla geçişin olması gerektiğine inanıyoruz. Barolar Birliği’nin kanunu açıkça çiğnememesi lazım. Avukatların dosyaları incelemesi son derece önemli, biz bunu destekliyoruz. Son yaptığımız Şubat değişikliğinden sonra uygulamanın sağlıklı yürümediğini gördük. Dosyadaki savcının araştırma usulünü öğrendikten sonra deliller karartılırsa bizim suçla mücadelemiz gerçek faillere ulaşma imkanımız ortadan kalkar. Türkiye’de 2013 yılında devam eden soruşturma sayısı 6 milyon 679 bin 973’dür, bunlarla ilgili dosyadan örnek alınmasını yasaklayan mahkeme kararı sayası bin 306’dır. Biz bu düzenleme ile bir katalog getirdik. Bütün suçlarla ilgili değil, çok ciddi suçlarla ilgili getirdik. Buradaki rakamın bu kadar yüksek çıkmayacağı bundan sonraki süreçte çok açıktır”Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı hakkında bilgi veren Bakan Bozdağ, “Cezaevlerimizde 157 bin 640 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bunlardan 22 bin 551’i tutuklu, 11 bin 658 hükümözlü, 123 bin 431’i ise hükümlü olarak bulunmaktadır. Cezaevlerimizde bu sayının yüksek olmasına ilişkin eleştiriler yapıldı. Sayının çok olması hükümetimizin suç ve suçlu ile etkin mücadele ettiğinin göstergesidir. Yeni ortaya çıkan teknolojiler, CMUK Kanununda getirilen yeni hukuk müesseseleri, artan hakim, mahkeme sayısı, Yargıtay’da artan hakim ve mahkeme sayısı davaların daha kısa sürede neticelenmesine yol açıyor. Suçluların yakalanmasına ve hesap vermesine yol açmaktadır. Ceza Kanununda yeni suçlar ihdas edildi, iletişim alanında, sosyal medya üzerinden dün işlenemeyen suç bu gün işlenebilmekte. Yeni suçlar ortaya çıktı. Bunlara ilişkin düzenlemeler hukukumuzda yer aldı. Cezaları artırdık, infaza ilişkin değişiklikler yaptık. Bütün bunlar cezaevlerinde yatan sayısının artmasına sebep olmuştur. Cezaevlerinde bulunan, hasta tutuklu ve hükümlülere ilişkin soruna biz infaz açısından değil insani açıdan bakıyoruz. Biz onların hepsine emanet gözü ile bakıyoruz. Onlara hizmet için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Şunda ortaya çıkan sorunların çözümü için yeni düzenlemeler yapmayı planlıyoruz” dedi.Fırat Keskinkılıç, DHA
İngiliz ve Kanadalı bilim insanları Büyük Patlama'nın, yaşadığımız evrenin yansıması olan ancak zamanın geriye doğru aktığı bir başka evreni yarattığı teorisini ortaya attı.İngiliz basınında yer alan haberlere göre, bilim insanları, yaklaşık 14 milyar yıl önce Büyük Patlama meydana geldiğinde, bu evrenin yansıması olan ancak zamanın tersine aktığı bir başka evren daha oluştuğu teorisini geliştirdi.Teori, İngiltere ve Kanada'daki üniversitelerde görevli bilimadamları Julian Barbour, Tim Koslowski ve Flavio Mercati tarafından ortaya atıldı. 'Zamanın ibresiyle' ilgili soru işaretlerini yanıtlama girişimleri çerçevesinde ortaya çıkan teoriye göre, Büyük Patlama meydana geldiğinde, zamanda aksi yönde eşit biçimde hareket eden iki evren oluştu.Bilim insanları, bu teoriye, Newton'un evrensel kütle çekimi yasasının etkisi altındaki bin parçacığın bilgisayar simülasyon modelini inceleyerek, dinamik harekete ve parçacıklar arasındaki mesafeye odaklanarak ulaştığı belirtildi.İnceleme sırasında bilim adamları hacimleri ve miktarları ne olursa olsun her bir parçacık gruplaşmasının, düşük kompleksite ölçeği olarak bilinen şeye dönüştüğünü keşfetti, daha sonra dış kısmı her iki yönden genişleterek, iki farklı ve zıt 'zaman ibreleri' yarattı.Bu bulgu, bilim insanlarını, Büyük Patlama'dan sonra iki evrenin oluştuğu, birinde zamanın ileri, diğerinde, en azından bizim perspektifimizden geriye aktığı sonucuna götürdü.Bilim insanları ayrıca her bir evrenden bakıldığında bir diğerinde zamanın geriye aktığının gözlemleneceğini, bu evrenin, bizimkinin tam anlamıyla aynısı olmayacağını, kendince değişmiş ve gelişmiş olabileceğini belirtti.Öte yandan bu evrende de aynı fizik kanunların geçerli olacağı, yani bizimki gibi gezegenlere, yıldızlara ve galaksilere sahip olabileceği savunuldu.AA
Kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA'da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder fakat immün sisteminin çeşitli sebeplerden dolayı bozulması sonucu mutasyonlu hücreler ölmeyip, bölünmeye başlarlar
'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın, iki yıl aradan sonra mart ayında tam kapasiteyle yeniden çalıştırılmaya başlanacağı bildirildi.Parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve 'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın, iki yıl aradan sonra mart ayında tam kapasiteyle yeniden çalıştırılmaya başlanacağı bildirildi.Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nden (CERN) yapılan açıklamada, dünyanın en büyük ve en güçlü parçacık hızlandırıcısı olan 27 kilometrelik bir halka şeklinde tasarlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın çalıştırılması için -271 dereceye kadar soğutulması gerektiği ve bu ısıya neredeyse ulaşıldığı ifade edildi.İkinci üç yıllık çalıştırma için hazırlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın iki yıl aradan sonra ilk çalıştırmaya göre neredeyse iki kat daha fazla enerji ile çalışacağı belirtildi.CERN Genel Müdürü Rolf Heuer, bu yeni enerji seviyesi ile Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın fizik ve gelecekteki keşifler için yeni ufuklar açacağını ifade etti.AA
Dogon kabilesi Afrika'nın Mali Cumhuriyetinde yaşar. Kabilenin nüfusu 250.000 civarındadır. Dogonlar hakkında en fazla araştırma yapmış ve Dogon kültürünü Batı'ya tanıtmış etnolog Marcel Griaule'dür. Totemleri bulunan ve inisiyatik bir örgütlenmesi olan bu kabile, tradisyonlarını sözlü aktarım yoluyla sürdürmüştür. Tradisyonlarındaki astronomi bilgileri, özellikle Sirius sistemi hakkındaki bilgileri tüm astronomları şaşırtmıştır.Dogonlar dünyanın yuvarlak olduğunu bilir, dünyanın Güneş etrafında döndüğünü, ayın dünya etrafında döndüğünü, Satürn’ün halkalarını, Jüpiter’in uydularını, Sirius’un aslında tek bir yıldız olmayıp Sirius A, B ve C olarak üçlü bir sistem oluşturduğunu ve bunların birbirleri etrafında 50 yılda döndüklerini bilmektedirler.Hatta Sirius yıldızının eski zamanlarda bir kızıl dev olduğunu, Sirius B yıldızının ve bu yıldızın içe çökerek evrenin en ağır maddelerinden biri olan Nötrino yıldızı olduğunu bilmektedirler. Sirius sistemiyle güneş sisteminin evlendiğini, Dogon’ların da bu evlilikten doğduğunu söylemektedirler.
Einstein Papers Projesi ile toplanan 5000’den fazla doküman ücretsiz olarak internetten erişilebilir durumda.Hebrew Üniversitesi’nin sponsorluğu ve California Teknoloji Enstitüsü’nün desteği ile Princeton Üniversitesi Yayınları tarafından hazırlanan Albert Einstein arşivinin ilk 13 cildi dijital ortama aktarılarak internet üzerinden ücretsiz olarak sunuluyor.Einstein’ın hayatının ilk 44 yılına ışık tutan bu arşivde görelilik kuramı ve fotoelektrik etkisini açıkladığı ünlü makalelerinden Nobel Ödülü’nü kazandığını belirten telgrafa kadar 5000’den fazla belge yer alıyor. Çalışmanın 14000’den fazla belgeyi içermesi ve toplam 25 cilt olması planlanıyor. Her cilt basımından 18 ay sonra ücretsiz olarak internette de yerini alacak.Einstein Papers Proje yöneticisi Diana L. Kormos-Buchwald’a göre son 25 yılda dikkatle araştırılan ve açıklamalar eklenen bu belgeler, Einstein’ın 44. doğum gününe kadar olan popüler yazılarını, taslaklarını, ders notlarını, kişisel ve profesyonel yazışmalarını içeriyor. Böylece kullanıcılar genel görelilik teorisi ve kuantum teorisi gibi bilimsel makalelerin yanı sıra ilk eşine yazdığı aşk mektuplarına, çocuklarıyla ve dönemin ünlü bilim insanlarıyla olan yazışmalarına da erişebilecekler.Belgelerin Almanca orijinallerinin yanı sıra İngilizce çevirilerinin de yer aldığı sitede anahtar kelimelere göre arama yapılabiliyor. Ayrıca dipnotlar ile bir çok belge açıklanırken, ilgili bağlantılarla Einstein’ın yazılarının yüksek kaliteli resimlerine de ulaşılabiliyor. 14. cildinin Ocak 2015’ te yayınlanacağı duyurulan belgelere einsteinpapers.press.princeton.eduadresinden ulaşabilirsiniz.Einstein Papers sitesinde yer alan belgereden kimi örnekler:“Gelecek Planlarım” : Einstein’ın 17 yaşında bir lise öğrencisiyken Fransızca olarak yazdığı ve gelecek planlarını anlatan bir makale.Einstein’ın ilk iş teklifi : 1900 yılında üniversiteden mezun olan Einstein’ın 1902 yılında İsviçre Patent Ofisi’nden aldığı ilk iş teklifiGenel Görelilik Teorisi : Einstein’ın genel görelilik teorisini açıkladığı makalesiPrinceton Dersleri : Einstein’ın Mayıs 1921’de Princeton Üniversitesi’nde görelilik teorisi üzerine verdiği dört ders.İleri Bilim