onedio
Üniversitede Kadın Akademisyenlere Mini Etek Yasağı!
Aydın Üniversitesi Rektörü İzmirli, akademik ve idari birimlere gönderdiği yazıda kadınlar için mini etek, kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, erkekler için kravat uyarısında bulundu.İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yadigar İzmirli, yazdığı yazıda üniversitede kadınlar için mini etek ve kolsuz, çok açık yakalı gömlek, erkekler için de kravat uyarısı yaptı. Prof. Dr. İzmirli'nin tüm akademik ve idari personel dağıtılması talimatını verdiği yazıda kamu görevlileri için geçerli kılık kıyafet yönetmeliği de hatırlatıldı.Serbay Mansuroğlu’nun Birgün’de yer alan haberine göre, yazıda 'Üniversitede görevli akademik, ve idari personelin kılık kıyafetinin, yapmakta olduğu görevin gereklerine uygun olması büyük önem taşımaktadır. İdari ve akademik personelin sözkonusu yönetmelik hükümlerine uygun davranmaları konusunda takip ve uygulama mükellefiyeti birim amirlerine ait olup , gereğini önemle rica ederim' ifadeleri kullanıldı.'Totaliter arayış'Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Gümüş ise sözkonusu yazı ile ilgili olarak amacın disiplin yoluyla totaliter bir baskı kurmak olduğunu söyledi. Gümüş, 'İnsanın disipline edilmesi hem Türkiye'de hem dünyada cinsiyet, tuvalet ve kılık kıyafet terbiyesi üzerinden yapılıyor. Bu erk sahiplerinin kontrol ve otorite arayışı anlamına geliyor' dedi.'Kıyafete yasak gelirse zihinsel özgürlük gelişmez''İnsanı ortalamaya, genele uydurma çabası siyasal sistemlerde bizi totaliter yönetimlere kadar götürüyor. Dini gruplar türban üzerinden insanı kontrol ederken diğer bir grup tayt ya da başka bir formda sınırlayarak bunu yapıyor' diyen Prof. Dr. Gümüş, esas amacın insan ve toplumun kontrol edilmesi olduğunu söyledi. Sadece üniversitede değil her alanda insanın kendi özgür iradesi ile hareket etmesini sağlamak gerektiğini belirten Gümüş, 'Bilimsel özgürlük dediğimiz şey aynı zamanda giyim-kuşam ile yaşam özgürlüğünü kapsar. Üniversite buna karışırsa orada bilim olmaz, zihinsel özgürlük gelişmez' değelendirmesinde bulundu.CNN Türk
Türkiye'nin İlk Çip Fabrikası Kuruluyor
ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulacak Türkiye'nin ilk çip fabrikasının temeli 23 Aralık 2014 Salı günü düzenlenecek törenle atılacak.ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulan savunma, uzay, haberleşme ve enerji sektörleri için bir saç telinden daha ince ve dayanıklı malzemelerin üretileceği Türkiye'nin ilk çip fabrikasının temeli 23 Aralık 2014 Salı günü, düzenlenecek törenle atılacak.'AB-MikroNano' şirketin temiz odaları ve ilk kez denenecek teknolojilerle inşa edilecek binasının temeli, Bilkent yerleşkesinde yer alan Bilkent Cyberpark Teknokent bölgesinde Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın katılımıyla düzenlenecek törenle atılması planlanıyor.Türkiye, bu tesiste üretilecek GaN temelli çipler sayesinde savunma radarı, elektrikli araba, yüksek hızlı tren ve 4G/5G cep telefonu sistemleri gibi stratejik teknolojiler üretebilen dünyanın 4. ülkesi konumuna yükselecek.Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) Başkanı ve AB-MikroNano şirketinin Genel Müdürü Prof. Dr. Ekmel Özbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ASELSAN ve NANOTAM'ın uzun yıllardır nano ve mikro teknolojiler üzerine ortak pek çok teknoloji geliştirdiğini anlattı.Üretilen çiplerden elde edilen sonuçların, hedeflenen performansların çok üzerinde çıkması sonucunda ASELSAN ve BİLKENT yönetimlerinin bu konuda ortak şirket kurma kararı aldığını dile getiren Özbay, şirketin üretime geçmesiyle Türkiye'nin bu alanda ticari nano mikro çip üretimini yapabilen dünyadaki 4. ülke konumuna yükseleceğini bildirdi.Şirketin 30 milyon dolarlık bir yatırımla kurulduğunu aktaran Özbay, “Şirketimiz üniversite-sanayi işbirliği açısından Türkiye’ye örnek olacak. Türkiye’de ilk kez bir üniversite elini taşın altına koyuyor ve üniversitede geliştirilen teknolojinin ticarileşmesi için sanayi ile beraber bu tür bir işbirliğine giriyor. 'Spin-off' olarak adlandırılan ve ABD'de sayıları onbinleri bulan bu tür yüksek teknoloji şirketleri Türkiye’nin kalkınması ve ferahı açısından çok önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin ticari ilk çip fabrikasıLaboratuvar ortamında geliştirdikleri teknolojilerin, bir fabrikada ürün olarak ortaya çıkmasının bir zamanlar ancak hayal edilebildiğini, ancak bu hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü ifade eden Özbay, 'Hep konuşuyorduk şimdiye kadar: 'Yaptığımız işler, ticari ürüne dönüşecek, Türkiye zenginleşecek' diyorduk, ama bir türlü olmuyordu. Şu an bunu oldurmuş durumdayız. 2014 Kasım ayında ASELSAN ve Bilkent Üniversitesinin yüzde 50-yüzde 50 ortaklığıyla kurulan şirketin, üretim tesisinin temelini atıyoruz. Türkiye'nin ticari anlamda ilk çip üreten şirketi olacağız' dedi.Savunma, uzay, havacılık ve enerji sektörlerinin gelişebilmesi için mikro nano çiplerin stratejik önemine işaret eden Özbay, 'Türkiye'nin satın aldığı, bazen istese bile temin edemediği çiplerin çok daha gelişmişlerini bu tesiste yapacağız. Böylece artık Türkiye de katma değeri yüksek teknolojik ürünler geliştirebilir bir ülke konumuna yükselecek. Şirket tarafından üretilecek nanoteknoloji temelli ürünler ihraç da edilecek. Teknolojisine kendimiz geliştirdiğimiz için yüksek katma değerli ürünleri üreteceğiz. Yani Türkiye bir koyup 10 kazanacağı bir sektöre giriyor' ifadesini kullandı.Özbay, şirketin adının ASELSAN'daki A harfi ile Bilkent Üniversitesi'ndeki B harflerinden yola çıkarak AB-MikroNano ismini aldığını bildirdi.Dünyayla yarışır teknolojik düzeyini yakaladıkProf. Dr. Özbay, ASELSAN'la birlikte son 10 yıldır galyum nitrat teknolojileri üzerine malzeme geliştirdiklerini, bu malzemeyle yapılan çiplerin, çok yüksek sıcaklık ve çok düşük sıcaklıklarla çalışabildiğini, dolayısıyla başta savunma, uzay, enerji olmak üzere hemen hemen her elektronik sektöründe ürün geliştirmek için stratejik önem taşıdığını vurguladı. Özbay, “SSM, MSB Ar-Ge, TÜBİTAK ve Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen projeler kapsamında yaptığımız çalışmalar ile dünyayla yarışır bir teknolojik düzeyi yakaladık' dedi.Saç telinden çok daha ince ve dayanıklı malzeme üretimine imkan veren nano teknolojiyi ve mikro teknolojiyi kullanarak çiplere çok üstün özellikler kazandırdıklarına işaret eden Özbay, böylece çiplerin gücünü 10-100 kat artırabildiklerini söyledi.Bu çiplerin haberleşmede 4G-5G teknolojilerinin hızlı gelişimine imkan tanıyacağını kaydeden Özbay, 'Çipler sayesinde baz istasyonlarında daha güçlü teknolojiler kullanılabilecek, bu sayede cep telefonlarının internet iletişimi de hızlanacak' dedi.Savunma kalkanını bu çipler yapacakTesiste üretilecek çiplerin Türkiye'nin 'savunma kalkanı' projesi ve enerji sektöründe de de kullanılacağını aktaran Özbay, şöyle konuştu:'Çipler Türkiye için kritik öneme sahip olan savunma radarlarında da kullanılacak. Geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde bu radarların güçleri 5-10 kat artacak ve görüş menzilleri sınırlarımızın çok ötesine uzanacak. Bu savunma radar sistemleri ASELSAN tarafından üretilecek. Şirket aynı zamanda, TUSAŞ, Meteksan Savunma, TÜBİTAK Uzay ve benzeri Türk savunma, havacılık ve uzay sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarına yönelik çipler geliştirecek.Çipler enerji sektöründe de kullanılacak. Güneş enerjisi, hidroelektrik santraller ya da rüzgar enerjisiyle üretilmiş elektriğin bir yerden bir yere taşınması sırasında voltajın 4-5 kez çevrilmesinden (yükseltilmesi veya azaltılması) kaynaklanan ve yüzde 20'ye varan enerji kayıpları ortadan kalkacak. Böylece bir anlamda mevcut tesislerle Türkiye yüzde 20 daha fazla elektrik gücüne kavuşmuş olacak.'Prof. Dr. Ekmel Özbay, Türkiye’nin çok önem verdiği yüksek hızlı tren ve elektrikli araba teknolojilerinde yeni nesil yüksek güçlü çipleri kullanmayı planladıklarını ve bu sayede bu sistemlerde yer alan elektrik motorlarının çok daha güçlü ve verimli hale geleceğini sözlerine ekledi.AA
Tesla Bobini İle Satisfaction Müziği Yapmak
Tesla bobini, 1891 yılı civarında Nikola Tesla tarafından bulunan ve yüksek voltaj, düşük akım ve yüksek frekansta alternatif akım üretmek amacıyla kullanılan deşarj bobinleridir. Tesla bobininde kabloyu bir hortum, elektriği bu hortumun içinde akan su, elektrik akımını suyun akışı ve voltajı da suyun basıncı olarak düşünebiliriz. Hortumun ucuna bir ağızlık eklendiğinde ters orantılı bir şekilde suyun akış hızı azalırken basıncı da artar. Tesla bobininin çalışması da bu şekilde gerçekleşir. Bu tip bir bonini kullanarak yapılan müziği dinliyoruz.
Ünlü Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson'dan Zihinleri Aydınlatan 12 Değerli Söz
etiket
Neil deGrasse Tyson, insanlara bilimi eğlenceli bir şekilde sunmaya çalışan bir bilim insanı. Cosmos: Bir Uzay Serüveni belgeseli ve televizyon programları sayesinde bir bilim adamından beklenmedik derecede hayran kitlesine ulaşan bir isim. Kimilerine sıkıcı gelebilecek bilimsel konuları dahi ilgi çekici, cana yakın anlatım tarzıyla izleyene sevdirebiliyor. Konuşmasına bir bağlandınız mı hem eğlenirsiniz hem de ufkunuz ciddi anlamda açılır. Tyson'ın en önemli amacı bilimi olabildiğince geniş kitlelere ulaştırabilmek. Bu isteği ona aşılayan bilim adamıysa muhtemelen ismini bir kez olsun duyduğunuz Carl Sagan'dır. Onun öğrencisi olup izinden gitmiştir. Sekiz adet onursal doktorası bulunan Tyson'ın ismi bir asteroide (13123 Tyson) verilmiştir ve Time dergisince 'dünyayı etkileyen 100 kişi'den biri olarak gösterilmiştir.Takip etmek isteyenler için: Neil deGrasse Tyson (@neiltyson) | Twitter
Reklam
Evrenin Bir Sanal Gerçeklik Olabileceğinin 10 Kanıtı
Fiziksel Gerçekçilik içerisinde yaşadığımız ve gözlerimizle deneyimleyebildiğimiz gerçekliğin tek başına ve mutlak bir şekilde var olduğunu savunan görüştür. Birçok insan bu konu hakkında hiçbir şüpheye dahi sahip değildir ve bu dünyanın tek gerçeklik olduğunu kabul eder. Fakat fiziksel gerçekçilik görüşü uzun bir süredir bazı karşıt argümanlara cevap verememekte. Geçtiğimiz yüzyılda fizik dünyasını alt üst eden paradokslar bugün hala geçerliliklerini korumakta ve fiziksel gerçekçilik görüşünü çürütmeye devam etmektedir. Anlaşılıyor ki cisim teorisiyle ve süper simetri ile bir yere varamayacağız. Fiziksel gerçekçiliğin aksine, kuantum teorisinin beraberinde getirdiği prensipler geçerliliğini korumakta. Fakat fiziksel gerçekçiliğe göre, havada dolaşan, çakışarak bir olabilen ve ardından tek bir noktada var olan kuantum fizikselliği imkansız bir şey, bu maddeler hayali olmalı. Bu nedenle tarihte ilk kez, fiziksel gerçekçiliğe göre teorik olarak var olamayan maddeler başarılı bir şekilde fiziksel gerçekçiliğin var olduğunu iddia ettiği gerçekliği tahmin edebilmekte. Kuantumlardan bahsediyorum. Fakat hayali bir şey gerçekliği nasıl öngörebilir?Buraya kadar sorduğumuz sorular fiziksel gerçekçiliği benimsemiş bir kişinin soracağı sorulardı. Diğer taraftan, bir de kuantum gerçekliğini değerlendirmemiz gerekir. Kuantum gerçekliği, fiziksel gerçekliğin tam tersidir (gerçek olan kuantum dünyasıdır ve fiziksel dünya kuantum gerçekliği tarafından yaratılmış bir sanal gerçekliktir). Kuantum mekaniği, fiziksel mekaniği tahmin edebilmektedir çünkü nihayetinde fiziksel mekaniği oluşturan öğe kuantum mekaniğidir. Bu nedenle, 'kuantum gerçekliği varolamaz' diyen bir fizikçi ya gerçeği görmek istemiyordur ya da gördüğü gerçeği söyleyebilecek cesarete sahip değildir.Kuantum gerçekliği deyince aklınıza Matrix filmindeki durum gelmesin çünkü bu filmde bizim dünyamızı oluşturan diğer dünya da fizikseldir. Aynı şekilde, insanlar var olmadan çok daha önce bu sanal gerçeklik varolduğundan dolayı, sanal dünyanın insan beyninden kaynaklandığı da iddia edilemez. Fiziksel gerçekliğe göre kuantum dünyası var olamaz; kuantum gerçekliğine göre fiziksel gerçeklik var olamaz ve eğer var oluyorsa, bu mutlaka bir sanal gerçeklik olmalı. Peki nasıl? İşte birkaç neden;
TÜBİTAK'ta Dereceye Giremeyen Öğrencinin Dünya Birincisi Olması, Bakan Işık'ı İsyan Ettirdi
TÜBİTAK’ın, ‘Teknogirişim Sermaye Desteği’ programı kapsamında açılan 100 bin TL destek ödüllü yarışmada dereceye giremeyen öğrencinin, aynı projeyle katıldığı uluslararası fizik yarışmasında dünya birincisi olması Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı fikri ışık’ı isyan ettirdi.Projenin üniversite hocalarından oluşan heyetten geçerli not alamadığını belirten Işık, “Hocalarımıza çağrı yapıyorum, bu kadar kıt not vermeyin. Bizim beş hoca not vermediği için 100 bin lirayı esirgediğimiz yavrumuz, gitmiş dünya birincisi olmuş. Yazık günah. Sıfırcı hoca mantığı doğru değil” dedi. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2015 bütçesinin görüşmelerinde HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, TÜBİTAK’ın bilimsel çalışmalarda dahi “objektif” davranmadığını savunurken ilginç bir örneği gündeme getirdi. Aydoğan, “2014’te , Türkiye’den bir lise öğrencisi, Polonya’daki bir fizik yarışmasında, 70’e yakın ülkeden 5 bin fizik projesini geçerek birinci olmuştur ama aynı öğrencinin, ne yazık ki TÜBİTAK tarafından projesi değerlendirmeye alınmaya bile layık görülmemiştir. TÜBİTAK’ın bu tip projelerde hangi bilimsel ölçütler kullandığı, gerçekten bizler açısından merak konusu ve incelemeye de değer bir konudur” diye konuştu.Milliyet
Reklam
Türünün Son Örneği 10 İlkel Kabile
Hepimizin, zamanla yarıştığı, daha fazla şey elde etmek için didinip durduğu, sürekli cep telefonlarına yapışık şekilde yaşadığı bu dünyada, çok az da olsa tıpkı yüzyıllar önce olduğu gibi doğayla iç içe yaşayan birileri var. İklim değişikliği ve modern sömürü düzeni onların nüfusunun azalmasına neden olsa da, bu 10 kabile hala hayatta.
Uzaydan Dünyaya Dönerken Astronotlar Ne Görüyor?
Saatte 32.000 kilometre ile dünyaya düşen bir uzay aracının içinden baktığınızda ne görürsünüz? Görünüşe göre astronotlar bu deneyimde çılgın ışık oyunlarına maruz kalıyorlar. Orion uzay aracının içerisine konulan bir kamera modülü sayesinde biz de nasıl bir şov izlediklerini görebiliyoruz.
Eğitim-İş Üyelerine Müdahale: 100'ün Üzerinde Gözaltı
Ankara'da 17 Aralık sürecini protesto eden ve Yatağan'da başlatılan 'Laik Eğitim ve Emeğe Saygı Yürüyüşü'ne destek veren Eğitim-İş Sendikası üyelerinin yürüyüşüne polis, toma ve biber gazı ile müdahale etti. 17 Aralık sürecini protesto eden ve Yatağan'da başlatılan 'Laik Eğitim ve Emeğe Saygı Yürüyüşü'ne destek veren Eğitim-İş Sendikası üyeleri Tandoğan Meydanı'nda toplandı. Toplanan üyeler Kızılay Güvenpark'a yürüyerek orada basın açıklaması yapmak istedi. Emniyet güçlerinin izin vermemesi üzerine gruba TOMA ve biber gazı ile müdahale edildi. Müdahaleye rağmen dağılmayan Eğitim-İş Genel Başkanı Demir ve 100'den fazla sendika üyesi gözaltına alındı.
Reklam
Dünyanın En Büyük Dördüncü Gölü Olan Aral Tamamen Kurudu, Aferin Size İnsanlık!
etiket
Bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü tamamen kurumuş durumda. Bundan henüz 14 yıl önce, şu an yalnızca kum ve tuz olan yerde kocaman bir su birikintisi vardı. Bu devasa gölün 14 yıllık bir süre içerisinde kuruyup yok olması, bizlere geleceğimiz hakkında ciddi kaygılar yaşatıyor. İnsanlık kendisine hayat veren doğa ile birlikte yaşamayı ne zaman öğrenebilecek?
Sınavları, Finalleri, Raporları Salla! İşte Sınavların Ölçemeyeceği 7 Zeka Tipi
Final haftalarından oldum olası nefret etmişimdir. Yani, nasıl bir insanın değerini ölçmek için bir saatlik bir sınavla nasıl bir deneme yaratabilirsiniz ki? Zekanızın ve başarınızın ölçüsünü nasıl bir yanıtla,  ya da yarısı doldurulmuş boşluklarla kanıtlayabilirsiniz ki?Büyürken girdiğimiz tüm sınavlarda olduğu gibi –YDS, ÖSS vb- ait olduğumuz yeri belirleyen her zaman sadece bir deneme, bir not vardı. Zekamızın sadece bir ölçümü vardı ve bunu orada kanıtlayamıyorsanız, e işte, aptalın biriydiniz.Şimdi final haftası geldi çattı ve değerinizi kanıtlayacak tek seferlik sınavla yüz yüzesiniz. Peki neden böyle olsun ki? Neden başarılı olup olmamanızı bu bir sınav belirlesin? Neden bir not başarılılar listesine girip giremeyeceğinize karar versin?Ne yazık ki birçok okul, öğrencilerinin kabiliyetlerini tek bir tip zekaya göre ölçmeyi tercih ediyor. Yeteneklerimizin ve niteliklerimizin büyüklüğü ve farklılığını basmakalıp bir yaklaşıma çeviriyor.Öğrencilere söylememekte ısrar ettikleri şey ise yeteneğin altı farklı ölçümü daha olduğu ve onların sınıfında olmasa da bir dahi olabileceğiniz.1983’te, bir gelişimsel psikolog ve Harvard’da profesör olan Howard Gardner çoklu zeka teorisini ortaya attı. “Aklın Çerçeveleri: Çoklu Zeka Teorisi” kitabında, insanların sahip olabileceği yedi farklı zeka türünü belirtir.Yanıtlamaya çalıştığı asıl soru şuydu: Zeka tekil bir şey midir yoksa --birbirinden bağımsız çeşitli entelektüel duyular mıdır?Gardner, yüksek bir IQ’nun zekayı ölçmede doğru bir yöntem olduğuna inanmadı. Zeka tanımı şuydu;Zeka, kültürel bir ortamda sorunları çözmek ya da kültürel bir değeri olan ürünler yaratmak amacıyla etkinleştirilebilecek bilgiyi işleme sokan biyopsikolojik bir potansiyeldir.Yüksek bir IQ’ya sahip olmak insanın toplumda üretken olacağı anlamına gelmez. Sırf bir takım bilgileri aklında tutmak insanın o bilgiyi gerçek hayatta uygulamaya sokabileceği anlamına gelmez.Zeka genel bir kabiliyet değil, toplumun birçok farklı alanında ifade edilen türlü yaklaşımlardır.Gardner’ın teorisi gelişimsel psikolojide bir gelişme değil, insanoğlu için bir özgürlüktü. Sonuç olarak, düşük sınav notlarından dolayı kapana kısılan, puanlar yüzünden baskı gören ve kendi dahiliklerini inkar eden insanlara karşı olan bakış açısı değişti.Kalkülüs sınavlarında yeterli notları alamamaları ya da makalelerinden tam not alamamaları yetenekli olmadıkları anlamına gelmiyordu. Sadece zekalarının bu alanlarda olmadığı anlamına geliyordu. Zekaları başka bir yerden, başkalarının kıskanabileceği bir yerden geliyordu.Yani finalleriniz bitiyorsa, başlamak üzereyse ya da hali hazırda başarısız geçtiyse çok ciddiye almayın. Çünkü sizin zekanız bu optik kağıtlardan çok ötede bir yerde olabilir.Aşağıdakiler Gardner’ın yedi çeşit zeka teorileri. Kendinizinkini bulun ve başarıya giden yolunuzu izleyin.
Reklam
8 Bin Yıllık Zeytinyağı Bulundu
İsrail'de yapılan kazılar, 8 bin yıl önce zeytinyağı üretilebildiğini ortaya koydu. Ortaya çıkarılan 20 antik çömlek üzerinde yapılan analizler insanların farklı gıdalar üretebildiğine de işaret etti.Arkeologlar, M.Ö 6'ncı yüzyıla uzanan kil çanaklarda zeytinyağı tortusu buldu. İsrail'de yapılan kazılarda yapılan keşif hakkında bilgi veren arkeologlar Ianir Milevski ve Nimrod Getzov, 'muhtemelen Akdeniz'de zeytinyağının kullanıldığı en eski tarihe ait delile ulaştıklarını' ifade etti.İsrail'in kuzeyindeki En Zippori bölgesinde 2011'de başlayan anayol çalışmaları esnasında ortaya çıkarılan tarihi eserler analiz edildiğinde, bazı çanaklarda zeytinyağı kalıntılarına ulaşıldı. Analizler, kalıntıların Erken Kalkolitik Çağı'na ait olduğunu gösterdi. Üzerinde bir yıllık zeytinyağı kalıntısı olan modern çanaklardan aldıkları örnekleri antik numunelerle karşılaştıran bilim insanları, iki örneğin büyük kimyasal benzerlik gösterdiğini tespit etti.Anayoldaki kazı alanından çıkarılan toplam 20 çanak-çömlekten alınan örneklerin analizi, zeytinyağının M.Ö 5800 yıllarına ait oluğunu gösterdi. Bulgular, 6 ila 8 bin yıl öncesine uzandığı düşünülen ilk zeytinyağı üretiminin tarihini de neredeyse kesinleştirdi.İsrail Antik Eserler İdaresi tarafından verilen bilgiye göre, kazıların yapıldığı bölgede zeytinyağının yanı sıra tahıl ve baklagil üretiminin de yapılmış olabileceği belirtildi.Kaynak: Al Jazeera
Doğaya Karşı Verilen Yaşam Mücadelesi Temalı 24 Etkileyici Film
Tarihsel süreçte doğadan gitgide uzaklaşan biz insanlar, vahşi yaşamın ortasına düştüğümüzde atalarımızdan kalma içgüdülerle hayata tutunmak için her şeyi yapabiliyoruz. Bu durumu konu edinen, aralarında gerçek hikayelerin de bulunduğu o survival filmlerinden bazıları:
Reklam
Beynimizin Yarısıyla Yaşayabilir miyiz?
Beyninin bir kısmı olmadığı halde normal yaşamını sürdüren uç örnekler var. Tom Stafford bunun nasıl mümkün olabildiğini açıklıyor.Beynimizin ne kadarına gerçekten ihtiyaç duyuyoruz? Beyninin bir kısmı olmayan ya da hasara uğramış olan insanlarla ilgili haberler son zamanlarda medyada birkaç kez yer aldı. Bu vakalar beynin nasıl çalıştığını tam olarak anlamadığımız gibi onu yanlış ele alıyor olabileceğimizi de gösteriyor.Birkaç ay önce, bir kadının beyninin arka kısmındaki beyincik bölgesinin olmadığına dair bir haber çıktı. Yani bu kısım hasar görmüş değildi, hiç yoktu. Bazı tahminlere göre toplam beyin hücrelerimizin yarısı beyincikte bulunuyor. Ama 24 yaşındaki bu kadın normal bir yaşam sürüyordu. Eğitimini tamamlamış, evlenmiş ve normal bir hamileliğin ardından bir çocuk sahibi olmuştu.Ama bu durumun kadın üzerinde tümüyle etkisi yok denemezdi. Ömrü boyunca tereddütlü, hantal hareket etmişti. Ama asıl şaşırtıcı olanı, beyninin bir kısmı olmayıp da hareket edebilmesiydi. Beyincik beynin öylesine temel bir bölgesidir ki ilk omurgalı canlılarda ortaya çıkmıştır. Dinozorların hayatta olduğu dönemde bile köpekbalıklarının beyincikleri gelişmiş durumdaydı.
A'dan Z'ye 28 Maddede 2014 Yılının Özeti
Türkiye'nin her yılı bir öncekinden daha hızlı, daha dinamik ve daha kafa karıştırıcı şekilde gelişiyor. Gündeme yetişmekte zorlandığımız anlar oluyor. Artık hangi olayın, hangi yıl vuku bulduğunu unutur hale geldik. Daha geçenlerde dediğimiz olayın üzerinden 2-3 yıl geçtiğini öğrenip şaşırıyoruz. Ülkece 'Eternal Sunshine of the Spotless Mind' moduna geçtik. Unutuyoruz, unutturuyorlar. İşte unutmamanız için size A'dan Z'ye Türkiye'nin 2014 gündeminin kısa özeti.
Bir Gezegen Yaşama Ne Kadar Uygun? | İnfografik
Dünya’da su, oksijen ve atmosfer, tek hücreli organizmalardan evrimleşerek yürüyen, hesap yapan varlıkların (yani bizim) oluşmamıza yol açacak en doğru koşulları sunuyor. Bununla birlikte, gezegenimizin benzersiz olup olmadığı ise tartışma konusu.Kepler görevi, 2009’dan bu yana Samanyolu’nda 989 adet doğrulanmış dış gezegen buldu. 2018’de James Webb teleskopunun fırlatılmasıyla bu rakam yükselecek. Ama, acaba bu gezegenlerin koşulları kendi gezegenimizdeki kadar rahat, gökbilimcilerin deyimiyle “süper yaşanabilir” mi? Bunu tahmin etmek için Teksas Üniversitesi’nden biyolog Louis Irwin liderliğindeki ekip, bir Biyolojik Karmaşıklık Endeksi geliştirmiş. Mayıs ayında yayımlanan bu dizin, dış gezegenleri canlı varlıklara ne kadar uygun olduğuna göre puanlıyor. “Karmaşık yaşamın evrimleşmesi için gereken koşullar az bulunur,” diyor Irwin. Şu ana kadar sadece birkaç dış gezegen bu kriterleri yerine getirebildi. Fakat galakside tahminen 100 milyar kadar dış gezegen var. Bu dizini sizler için bir haritaya dönüştürdük, böylece yeni bulunmuş dış gezegenleri siz de test edebileceksiniz.
36 Fotoğraf ile Herşeyi Bilen Lider: Kim Jong-Un
Kuzey Kore lideri yıl boyunca çocuk yuvasından denizaltına, çorap fabrikasından yüzme havuzuna zamanının çoğunu teftiş yaparak geçirdi. Dünyadaki en kapalı rejiminin yaşandığı Kuzey Kore'de Devlet Başkanı Kim Jong-un, geride bırakmaya hazırlandığımız yılı teftişlerle geçirdi. Savaş uçağından çocuk yuvasına neredeyse her şeyi denetledi. Durmadan not tutan generalleri de her zaman yanındaydı. Etrafındakilerle kimi zaman şakalaşan Kim Jong-un, zaman zaman da not tutanları fırçaladı.Yıl içerisinde bir aydan uzun kamuoyu önüne çıkmayan genç lider hakkında darbe söylentileri çıktı, ancak elinde bastonla bir açılışa katılarak dedikodulara nokta koydu.Kim Jong-un, yasaklarla dolu ülkesine yeni yasaklar eklemeyi de ihmal etmedi: Artık Kuzey Kore'de bebeklere Kim Jong-un ismi vermek yasak. Üst düzey yöneticiler de yabancı sigara içemeyecek.2011'de ölen babası Kim Jong-Il'in yerine iktidar koltuğuna oturan Kim Jong-un, eski başkanın üçüncü eşinden oğlu. İsviçre'de sahte bir adla okuyan genç lider, yaptığı ziyaretleri Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA aracılığıyla dünya ile paylaşıyor.Totaliter Kuzey Kore’nin nükleer programı, Batı dünyasını endişelendiriyor. Pyongyang yönetimi, birçok kez nükleer deneme gerçekleştirdi.Kuzey Kore'nin 'can düşmanı' Güney Kore ile hukuken halen savaş halinde. Taraflar, Kore Savaşı’nın bittiği 1953 yılında sadece ateşkes anlaşması yapıp barış anlaşması imzalamadı.Al Jazeera Turk
Reklam