2014‘ün En İyi 10 Buluşu
İnme veya omurilik zedelenmeleri nedeniyle pek çok insan hareket kabiliyetini yitirebiliyor. Fizik tedavi ise halen garantisi olmayan ve büyük azim gerektiren bir yöntem. Son yıllarda popüler olan dış iskelet teknolojileri ise vücuda destek olabilse de bir arabadan daha pahalıya gelebiliyorlar. Ayrıca halen bir güç kaynağına bağlanmak zorundalar. 2012 sonların doğru Pensilvanya Üniversitesi’nden bir grup makine mühendisliği öğrencisi taşınabilir ve ucuz bir dış iskelet icat ettiler. Elizabeth Beattie, Nicholas McGill, Nick Parrotta ve Nikolay Vladimirov sonunda Titan kolu adı verilen hafif ve güçlü bir robot eklemi geliştirdiler. Terapi egzersizlerine dayanabilen bu elektronik kollar, ufacık bir güçle 18 kg ‘a kadar yük kaldırmayı mümkün sağlıyor. Titan koluna kullanım kolaylığı getirmek içinse bu ekleme ek olarak aktüatörler sırt çantasına yerleştirildi. Alüminyum parçalar sayesinde hafif ve az güç tüketen bir yapı oluşturuldu. Ayrıca elektronik olarak kablosuz olarak çalışacak sensörler ve yazılım sayesinde uzaktan fizik terapi uzmanının sizi izlemesi sağlanıyor.Snowboard ‘dan dolayı inme geçirmiş bir sporcuda denenen robot kol sayesinde , snowboardçu ekibine geri döndü. 2000 dolar mal edilen prototip, ileride elbise gibi giyilebilen bir dış iskelete dönüştürülmeyi bekliyor.
Mars Yüzeyinde Buzdan Örümcekler
Mars Yörünge Kaşifi (MRO), Kızıl Gezegen'in yüzeyinde bugüne kadar görülen en tuhaf oluşumları görüntüledi. Soğukların etkisiyle görülen şekiller, Mars'ın mevsim değişimleri hakkında yeni bilgiler sunacak.MRO uzay aracı, HiRISE donanımı ile Mars'ın güney kutbunda oldukça değişik buzul yapılar görüntüledi. HiRISE ekibinde yer alan bilim insanları, yapıları 'örümcek benzeri' anlamına gelen 'araneiform' olarak adlandırdı.Örümcek, tırtıl hatta yıldız yağmuru olarak da ifade edilen şekillder, Mars kışında ortaya çıkan aşırı soğuklarda karbondioksitin donmasıyla ortaya çıkıyor. Yaz geldiğinde, karbondioksit çözülerek yeniden atmosfere karışıyor. Erime esnasında karbondioksit sıvı hale geçmeden doğrudan buharlaşıyor. Mars'a özgü bu durum, sadece Kızıl Gezegen'de görülen erozyon türleri ortaya çıkarıyor.HiRISE ekbinde yer alan Candice Hansen, 'bu nadir örnek kırmızı çamur yerine erozyonla oluşan kanalların parlak beyaz buz ile dolmasını sağlıyor. Yaz geldiğinde buz buharlaşıyor ve geriye hayalet örümcekleri andıran yapılar kalıyor' ifadesini kullandı.Dünya'da hava Mars'taki kadar soğumadığı için karbondioksitin donmasıyla ortaya çıkan buzlanmalar da görülmüyor. Sadece Mars'ta tespit edilen karbondioksit 'buzlanması' gezegendeki mevsim değişimleri ve erozyonlar hakkında da bilgi sunuyor.Discovery News ve Al Jazeera
Türkiye'nin Antarktika Üssü İçin İkinci Bilimsel Sefer
Türkiye'nin Antarktika'da kuracağı üs için 300'den fazla akademisyen arasından 16 kişi seçildi. Deniz Kuvvetleri ekibe özel eğitim verdi. Ekip gelecek ay '2. Antarktika Bilim Seferi'ne çıkacak.Türkiye Antarktika Kutup Bilimsel Araştırmalar Merkezi (TAKBAM) Başkanı Mehmet Ali Türkel, Antarktika'ya kurulacak Türk üssü için 2015 yılı Ocak ayında '2. Antartika Bilim Seferi'nin yapılacağını söyledi. Mayıs ayında da ilk kez Türkiye adına 2 akademisyen Antarktika'ya giderek üs için incelemeler yapmıştı.Türkel'in verdiği bilgilere göre, Türkiye genelinde başvuran 300'den fazla akademisyen Antarktika görevi için başvurdu. Başvurular arasından 16 kişilik bir ekip belirlendi. Ekip, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı'nda Antarktika şartlarında hayatı idame ettirme, ulaşım araçlarını kullanma, intikal, iklim şartlarını değerlendirme gibi konularda eğitim gördü.Ekipte jeoloji, zooloji, botanik, deniz bilimleri, fizik gibi farklı dallarından akademisyenler bulunuyor. Türk akademisyenler Çin, Bulgaristan, Rusya ve Şili'nin üslerinde de araştırma yapacak.Antarktika'daki Türk üssünün koordinatları belirlendiTAKBAM'ın Türkiye'nin Antarktika'da kuracağı üssün koordinatlarının belirlediğini anlatan Türkel şöyle konuştu:'Gidecek olan ekibimiz bu koordinat noktalarının zemin etüt çalışmalarını da yapacaktır. Antarktika'da üs için en önemli konu su kaynağı konusudur. Her ne kadar yeryüzünün tatlı su kaynağının yüzde 67'si Antarktika'da olsa da burası yeryüzünün en kurak bölgesi. Çünkü bir yağış bulunmamaktadır. Üsteki personellerin her türlü ihtiyacı için suyun bulunması gerekmektedir. Bunu kardan, buzdan eriterek sağlamak yerine mevcut olan gölet veya gölün kaynağını kullanmak daha önemlidir. Ülkeler üsleri kurarken en çok buna özen göstermektedir. Biz de tespit ettiğimiz koordinatlarda bu su kaynağını kullanabileceğimiz bölgeleri tespit ettik. İnşallah oradaki etütlerimiz tamamlanınca bunu gerçekleştireceğiz.'Antarktika'da devletler tarafından onaylanmış 29 resmi üs bulunduğunu ifade eden Türkel, üs kuran ülkeleri küçük veya büyük ülkeler gibi sınıflandırma yerine Antarktika'nın önemini anlayan veya anlamayan ülke olarak sınıflandırmanın daha doğru olacağını söyledi.14 milyon kilometrekarelik geniş bir kara parçası olan Antarktika'nın aşağısında göller, dağlar, vadiler bulunduğunu söyleyen Türkel, 'Dolayısıyla her türlü tabii zenginliklere haiz olan bir toprak parçası burası. Ülkeler bilimsel amaçlı çalışmaların haricinde geleceğe yönelik bu tabii kaynakları kullanma amacında olabilirler' dedi.Antarktika Yasası TBMM'ye sevk edildi'Antarktika Antlaşması Çevre Koruma Protokolüne Katılımımızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı', 18 Aralık 2014 tarihinde Bakanlar Kurulu'nda imzalanarak TBMM'ye gönderildi. Türkel, 'Diğer ülkeler 1994 yılında Antarktika ile ilgili Çevre Koruma Komitesi kurdular. Bu komite bir protokol ortaya koydu ve ülkelerin bunu imzalamasını istedi. Biz, 1959 yılında imzalanan Antartika Antlaşmasını ancak 1995 yılında imzaladık. 1998'de ortaya çıkan Çevre Koruma Protokolünü ise bu sene Meclis'e getiriyoruz' diye konuştu.'Ülkeler bilimsel amaçlı çalışmaların haricinde geleceğe yönelik tabii kaynakları kullanma amacında olabilirler' diyen Türkel, şöyle devam etti:'İmzalayacağımız protokol bu madenlerin, tabii kaynakların kullanılmasını yasaklayan bir anlaşmadır. 1998'den 2048'e kadar, 50 yıllık hazırlanmış protokoldür. Az kaldı bitmesine. Ülkeler bu antlaşmaya uyar uymaz bilemeyiz. Bugün Antarktika'daki tabii zenginlikler ekonomik değer arzetmediği için kullanılmıyor ama yarın hangi ülkenin ne yapacağını bilemeyiz.'Ülkelerin bugüne kadar prestij veya bilimsel amaçlarla Antarktika kıtasına seferler düzenlediğini kaydeden Türkel, bu rekabetin zaman zaman siyasi ve politik hale geldiğini vurguladı. Türkel, şöyle konuştu:'Günümüzde bir bilim rekabeti var. Antarktika'daki çalışmaların en önemlisi bilimsel faaliyetleri kapsar. Mesela haberleşme sistemleri. Antarktika, uzay bilimleri açısından çok önemli bir coğrafi yapıdır. Çünkü gökyüzünü gözleme veya diğer haberleşme sistemleri açısından özellikle yörüngelerde bulunan uydulardan veri elde etme konusuna daha uygundur. Mesela bir A uydusu Türkiye'den günde 4 kez veri elde edebilirken Antarktika kıta coğrafyası üzerinde o yörüngeyi belki 14 kez geçmiştir. Eğer bizim orada bir istasyonumuz, bir üssümüz olursa, o uydumuzdan daha fazla veri elde etme imkanına haiz olacağız demektir. Bu da Antarktika'da üs kurulması için bir gerekçedir.'‘Dünyanın kalan yerleriyle ilgilenmek zorundayız’Bilim heyetinin başkanlığını Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Rektör Yardımcısı ve Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Şakir Şahin yapacak. Şahin, egemen ülkelerin artık uzayı bile parsellenmeye başladığına dikkat çekerek, 'Büyük ülke iseniz dünyanın kalan yerleriyle ilgilenmek zorundasınız. Uzay meselesinde olduğu gibi Antartika meselesinde de durum aynı' dedi.Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurtarma ve Sualtı Komutanlığında can yeleği kullanımından suya düşmeye, zodyak bottan gemiye binip inmeye kadar bazı eğitimler gördüklerini dile getiren Prof. Dr. Şahin, kurulacak olan üste bilimsel araştırmalar yapmak üzere TAKBAM ile SDÜ'nün protokol imzaladığını belirtti.Şahin, şöyle konuştu:'Dünyada artık uzay bile egemen güçler tarafından tabir yerindeyse parsellenmeye başlandı. Türkiye son anda Antarktika ile ilgili istişare ülkelerinin içine girdi. Yarın egemen ülkeler, karar mercii ülkeler, artık Antarktika ile ilgili bir planlama yapalım derse, biz ancak bir başka ülkenin üssüne çalışma için gidebiliriz. Biz de o trende yer almak istiyoruz.'Antarktika'nın henüz keşfedilmediğini, gelecekte nelerle karşılaşılacağının bilinmediğini ifade eden Şahin, 'Büyük ülke iseniz dünyanın kalan yerleri ile ilgilenmek zorundasınız. Uzay meselesinde olduğu gibi Antartika meselesinde de ilgilenmek zorundasınız. Biz büyük ülkeyiz diyoruz ama büyük ülkeyiz demekle olmuyor, bu tür yerlerde olmakla oluyor. Mecliste çıkacak yasa bir devletin irade beyanı. Bizim uluslararası alanda elimizi güçlendirecek, ikincisi bilimsel araştırmalar için kaynak bulmayı kolaylaştıracak. Bizim artık bir Antarktika politikamız var' ifadesini kullandı.AA
Yıldızlararası | Interstellar Filminin Bilimsel Arkaplanı ve Kuramsal Analizi
Kasım 2014'te vizyona giren Yıldızlararası (Interstellar) filmi, izleyeciler tarafından büyük beğeni aldı. Ayrıca filmin gerek içeriği, gerekse görsel yapısı, bilime yaptığı katkılarıyla da ses getirdi. Bu yazıda filmin kurgusuna pek dokunmadan, filmin bilimsel arkaplanına göz atmaya çalışacağız.Filmin bilim danışmanı (ve aynı zamanda yapımcılarından olan) Kip Thorne ünlü bir fizikçi. Filmle aynı tarihte piyasa bir kitap çıkardı: The Science Of Interstellar (Yıldızlararası’nın Bilimi). Alfa Bilim dizisinden basıma hazırlanan bu kitapta filmdeki hemen her bir sahne anlatılmış ve açıklanmış. Yerimiz dar olduğundan kitaptaki önemli yerleri aktaracağımız bu yazıda, mümkün olduğunca filmi anlamamız için gereken fizik alt yapısı verilmeye çalışılacak. Bu yazıdaki görsellerin bir kısmı, ikisi de Alfa Bilim dizisinden çıkmış olan Stephen Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi ve John Gribbin’in Çoklu Evrenler kitaplarından diğerleriyse Kip Thorne’un kitabından alınmıştır.Öncelikle Kip Thorne’dan söz edelim biraz. Amerikan Bilimler Akademisi, Ulusal Bilimler Akademisi, Rus Bilimler Akademisi, Amerikan Felsefe Derneği gibi en önde gelen bilim ve felsefe gruplarına üyeliği bulunan  Prof. Thorne’un aldığı birçok ödülden birisi de 2009 yılında aldığı Albert Einstein Madalyası'dır. Prof. Thorne kütleçekim ve astrofizik konularında çalışmış ve California Teknoloji Enstitüsünde 2009 yılına kadar Feynman Teorik Fizik Profesörlüğü unvanını taşımıştır. Genel Görelilik Teorisi  üzerine yazdığı yüzlerce makale ve kitapla dünyanın  önde gelen araştırmacılarından biri olmuştur.Kip Thorne’un danışmanlığında kurgulanan film baştan sona bilimsel kuramlara dayanmakta. Fantezi öğeleri yok filmde. Ancak bu bilimsel kuramların hepsi aynı türden değil. Kip Thorne Yıldızlararası’nın Bilimi kitabında bilimsel kuramları üçe ayırıyor: İlki, kanıtlanmış bilimsel gerçekler (görelilik kuramı, kuantum kuramı vb gibi). İkincisi ise henüz kanıtlanmasa bile kanıtlanacağına kesin gözüyle bakılanlar (örneğin henüz Mars’a insan gönderemediysek de yakın bir zamanda göndereceğimiz kesin). Üçüncü tür bilimsel kuramlarsa, diğer bilimsel kuramlarla çelişmeyen ancak henüz kanıtlanmamış kuramlar (sicim kuramları, 5 veya 11 boyutlu uzayzaman vb gibi). Bu kuramların doğrulanacağına dair bir kanıt yok elimizde. Ancak diğer kuramlarla uyum içinde olduklarından bunlara fantezi veya hayal ürünü olarak bakamayız. Belki ilerde yanlışlanacaklar ve yerlerini başka kuramlara bırakacaklar ama şu anda bunları kullanarak evrene ilişkin bazı olguları açıklamaya çalışmakta bir sakınca yok. Sonuçta bu bir film, eğlenceli ve ufuk açıcı olması gerekiyor.Filmin önemli bir kısmı bu üçüncü türden henüz kanıtlanmamış bilimsel kuramlara dayanıyor. Bunları anlatmadan önce, günümüz fiziğinin temellerini oluşturan kanıtlanmış kuramlara hızlıca bir göz atmamız gerekiyor.
Dünya Ekonomisinde 2014
2014 boyunca kısa süre önce durdurulamaz görünen pek çok küresel vizyon pırıltısını kaybetti.Bunlardan biri Soğuk Savaş sonrası Rusya'nın ekonomik anlamda Batı'ya entegre olabileceğiydi. Kırım ve Ukrayna'da yaşananlardan sonra Rusya'ya konan ambargolar bu fikri tarihe gömdü.Bu arada iklim değişikliğini önlemek için küresel düzeyde verilen çabalar ivme kaybetti. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC'in petrol fiyatlarını istikrara kavuşturma kabiliyeti buharlaşırken, Avrupa'da Euro hala kıtanın ekonomik problemlerinin kaynağı olmakla suçlanıyor.Her durumda büyük Euro vizyonu gerçeğe dönüşmedi ve seçmenlerle siyasetçiler giderek artan oranda ulusal çıkarlarını göz önünde bulundurmaya başladı.İtalya dünyanın en güzel yapılarının bazılarına sahip olabilir ama 2014'deki ekonomik verileri kuşkusuz çirkin. Ülke ekonomisi üst üste üçüncü yıl daraldı. Gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 43.İtalya Başbakanı Matteo Renzi şirketlerin personel alımını ve kovmasını kolaylaştırarak istihdamı canlandırmaya çalıştı, ama bu reformlar öfkeli eylemlerle karşılandı.Geçen Kasım'da düzenlenen büyük bir eyleme katılan bir protestocu BBC'ye 'İstihdam piyasasında yapmak istedikleri değişiklikler korkunç. İşçilerin köleleşmesi anlamına gelir bu. Sendikaları ortadan kaldırmak istiyorlar. Renzi iş dünyasının liderleriyle görüşüyor ama sendikalarla konuşmuyor' demişti.Ama istihdam piyasası kurallarının değişmesi gerektiğini düşünenler de var. Roma'daki LUISS Üniversitesi'nden Prof. Giovanni Orsina, İtalya'da işini kötü yapanların kovulamaması yanlış bir şey. Örneğin ben profesörüm ve kovulamıyorum bence bu ayıp' dedi.Euro Bölgesi'nin sonu mu?2014'ün sonuna gelirken iki nüfuzlu ekonomi uzmanıyla konuştum. Financial Times'ın Baş Ekonomi Yorumcusu Martin Wolf ve ABD'deki Maryland Üniversitesi'nden Uluslararası Ekonomi Uzmanı Peter Morici. Her ikisi de İtalya ve Avrupa'nın süregiden ekonomik sorunların kökenindeki nedenin Euro olduğunu düşünüyor.Peter Morici lafı hiç dolandırmadan 'Artık Euro'dan kurtulma zamanı geldi' diyor.
Reklam
Dinler Bir Gün Ortadan Kalkar mı?
Yeryüzünde milyonlarca insan hayatın ölümle son bulacağına, ölümden öte yaşamın ve tanrının olmadığına inanıyor. Bazı ülkelerde açıktan ateistlik hiç bugünkü kadar revaçta olmamıştı.California Pitzer College’den sosyoloji profesörü Phil Zuckerman, bugün hem toplam sayı olarak hem de nüfus yüzdesi olarak her zamankinden çok daha fazla ateist olduğunu söylüyor. Gallup’un 57 ülkede 50 bin kişiyle yaptığı bir kamuoyu anketine göre, 2005-2011 yılları arasında kendisini dinci olarak tanımlayanların oranı yüzde 77’den 68’e düşerken, ateist olarak tanımlayanların oranı yüzde 3’lük artış göstererek toplam nüfusun yüzde 13’üne tırmanmıştı.Ateistlerin çoğunlukta olmadığı kesin de, bu rakamlar gelecekteki eğilimlerin mi habercisi? Dünyada bu eğilimin devam ettiğini varsayarsak dinler bir gün tümüyle ortadan kalkacak diyebilir miyiz?Gelecek hakkında öngörülerde bulunmak mümkün olmasa da, ilk nasıl ortaya çıktığı ve bazıları inanmayı seçerken diğerlerinin neden yüz çevirdiğine dair din hakkındaki bilgilermizi kullanarak kutsal olanla ilişkimizin önümüzdeki yıllarda nasıl gelişeceğinin ipuçlarını bulabiliriz. .
Web İçin Yepyeni Bir Dil Geliyor: Ur/Web
HTML ASP, PHP, JavaScript vs... Bunların hepsini çöpe atma zamanı geliyor!Web geliştiricilerini çok sevindirecek bir haber, Massachusetts Institute of Technology'den geliyor. Ur/Web isminde yepyeni bir web geliştirme dili üzerinde çalışan MIT bilim insanları yeni dil sayesinde geliştiricilerin HTML'den JavaScript'e kadar çok sayıda farklı dil üzerinde uzmanlaşmak zorunda kalmasına son verecek ve yeni dilin tüm geliştirme ihtiyaçlarına cevap verirken kolay kullanılabilir olmasını sağlayacak.Yeni dil ile geliştirilen web sayfalarını önümüzdeki ay bir sempozyumda tanıtacak olan MIT bilim insanları, Ur/Web sayesinde Web'de çok geniş yeni imkanların açılacağını da düşünüyor.Ayrıca yeni Web dili, hacker'ların da işini zorlaştıracak ve web sitelerine sızmayı zorlaştıracak çünkü aynı C ve Java gibi güçlü bir programlama dili olarak geliştirilen Ur/Web'de tüm değişkenler ve fonksiyonlar önceden tanımlanmış olacak. Bu da saldırganların web sitelerine sızarak kendi fonksiyonlarını çalıştırmasını zorlaştıracak. Saldırganların bir web formu kullanarak web sitelerinin içine kendi zararlı kodlarını yerleştirmenin önüne geçmek için Ur/Web'in kendi kontrol ve sağlama protokolleri olacak.Chip
Reklam
Erkeklerin "Boxer" Giymeyi Bu Kadar Önemsemesinin Altında Yatan 16 Sebep
Gizli bir güç sürekli erkeklere boxer giymesini empoze ediyor. Slip don tu kaka ilan edilmiş durumda, boxer giymeyen erkek erkekliği özümsememiş birey olarak kabul görüyor. Oysa bilim bize tam tersini söylüyor, bilim bize slip don giymenin erdemlerini, faydalarını, faziletlerini anlatıyor her gün. Yine de iç çamaşırı almak için bir siteye girdiğinizde karşınıza 500 boxer, buna karşın epi topu 12 tane de slip don modeli çıkıyor. Anlayacağınız moda da boxer için çalışıyor. Peki bilim dünyası, annelerimiz, vs. tamamen tersini söylerken neden erkekler boxer giymek için adeta birbirini eziyor? Renkli, komikli, çeşit çeşit boxer'lar mağazalardan, pazarlara kadar her yere girmişken, slip don sadece asker donu kıvamında kalıyor? Erkekleri boxer don almaya iten, boxer'dan başkasını giyemeyen nesil üreten bu sistemin dinamikleri nelerdir hiç merak ettiniz mi? Etmediyseniz bile şimdi içinize bir kurt düştüğünden eminiz. İşte erkekler üzerinde boxer tahakkümü yaratan o yıkılası sistemin çarkları.UYARI: BOXER İÇERİĞİNDE HALİYLE RAHATSIZ EDİCİ GÖRÜNTÜLER OLABİLİR, GARDINIZI ALIN LÜTFEN!
100 Yıllık Çınarlardan Altın Değerinde 100 Öğüt
Sağlıklı ve uzun bir yaşamın sırrı nedir? Bütün 100 yaşındaki insanların olmazsa olmazları var elbette. Viskiden tutun da, günlük kısa kestirmelere ve dondurmaya kadar hayatlarını bu denli uzun kılan şeyleri, gelin de asırlık çınarlardan öğrenelim.
Reklam
2014’ün En Çok Bloglanan 20 Şehri
Tumblr, 2014 için bir liste yayınlayarak en çok bloglanan şehirleri açıkladı .Listeye baktığımızda geçtiğimiz yılın galibi olan Tokyo’nun, tahtını New York’a kaptırmakla kalmayıp 6’ncı sıraya gerilediğini görüyoruz. 20 girişten oluşan listede tek başına ABD’den tam 11 adet şehir yer alırken Avrupa’dan 4, Asya’dan 2, Avustralya ve Afrika kıtalarından ise birer şehir bulunuyor. Güney Amerika ve Antartika ise listenin dışında kalmış durumda.Listede yer alan şehirlerin pek çoğu silüetlerinin güzelliğiyle ün yapmış yerler. Zira Toronto, Hong Kong, Seattle, San Francisco, St. Louis, New York ve Chicago’ya USA Today’ın hazırladığı dünyadaki en güzel 10 şehir silüeti listesinde de yer verilmişti.Tumblr’ın “ 2014’ün enleri ” adı altında yaptığı listeler arasında bilim, mimari, yazarlar gibi kategorilere ek olarak “saç,” “cosplay,” “yemek” gibi ilginç kategoriler de bulunuyor.İşte En Çok Bloglanan 20 Şehir
Hangi Karanlık Lobinin Üyesisin?
Kalkınmaktan başımızın döndüğü, dünyanın imrenerek bize baktığı, itibarımıza itibar katmaktan adeta sarhoş olduğumuz şu mesut günlerde memleketimiz bir konuda daha çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıktı. Eskiden 1 bilemedin 2 olan lobi sayısı en çağdaşım diyen memleketi bile yaya bırakarak 20'lere çıkmış durumda. Üstelik lobiler artık sadece belirli, seçilmiş bir zümrenin üyeliğine açık değil, her sınıftan, her görüşten vatandaşımız kendisine uygun bir lobinin üyesi çıkabiliyor, hatta kendisinin bile haberi olmuyor. Biz de siz necip Onedio okurlarının bilinçsizce bir lobiye üye olmasını engellemek, kendi ruhunuza uygun lobiyi keşfetmenize yardımcı olmak için bu testi hazırladık. Bilinçsizliği yok ediyor, lobi lobi dolaşanların hicranına ortak oluyor, herkesin ideal lobisinde faaliyetlerini sürdürmesini temenni ediyoruz.(Detaylı bilgi için bkz: Tam İlmihalli Türkiye Üzerinde Oyunlar Oynayan Lobiler Rehberi)
Reklam
2014 Yılında Türkiye’de En Önemli 10 Arkeolojik Keşif
Yılın sonlarına gelirken, Amerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün belirlediği keşiflerden oluşan, 2014 Yılının Dünyadan En Önemli Arkeolojik Keşifleri listesi, aralarında İznik’teki batık bazilikanın da olmasından kelli epey bir yankı uyandırdı. Türkiye’nin arkeolojik bakımından zenginliği düşünüldüğünde, biz de arkeofili.com olarak böyle bir listenin Türkiye için de yapılması gerektiğini düşündük. 2014 yılında Türkiye içinden seçtiğimiz, birbirinden güzel keşifleri toparladık, anlattık.
Reklam
Bizans Gemileri Tarihe Işık Tutacak
Bilim insanları, 2004'te başlayan kazılarda Türkiye'den çıkarılan 37 Bizans gemisinin sekizi üzerinde analizler yaptı. Yüzyıllar öncesine ait gemi inşaatı hakkında yeni bilgiler sunan gemilerin, İstanbul'da sergileneceği açıklandı.İstanbul'un Constantinople olarak bilindiği dönemlerde en büyük limanlarından biri olan Yenikapı'da 10 yıl süren kazılarda, 37 Bizans gemisi gün ışığına çıkarıldı. Arkeologlar, 5 ve 11'inci yüzyıllar arasında inşa edilen gemilerin iyi korunmuş olduğunu belirtti.ABD'nin Texas A&M Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Enstitüsü'nden Cemal Pulak, 'Bugüne kadar tek bir noktada bu kadar fazla ve iyi korunmuş gemi bulunmamıştı' ifadesini kullandı. Journal of Nautical Archeology dergisinde yayımlanan araştırmada imzası olan isimlerden biri olan Pulak, 7 ve 11'inci yüzyıllara ait sekiz gemi hakkında analiz yapıldığı bilgisini verdi. Sonuçlar, yüzyıllar öncesinde gemi inşaatlarının sanıldığından daha karmaşık ve gelişmiş olduğuna işaret etti.Araştırmalarda, gemilerin yapımında iki modelin öne çıktığı belirtildi. İlk modelde, geminin dış cephesi ilk önce inşa edilirken, ikinci modelde ilk olarak iskelet tamamlanıyordu. İskeletin tamamlanmasının ardından, dış cephe kaplamaları yerleştiriliyordu. Bulgular, ilk önce iskeletin yapılmasına yönelik dönüşümün yedinci yüzyılda başladığını gösterdi.Livescience sitesine açıklama yapan Pulak, 'Bilim ve mühendisliğin tarihini en iyi şekilde anlayabilmek için eski gemi yapımcılarının tasarım ve kavramsallaştırma süreçlerini titiz bir şekilde gözden geçiriyoruz' ifadesini kullandı. Pulak böylece, gemilerin nasıl inşa edildiği, geliştirildiği, tamir edildiği ve kullanıldığını anlayacaklarını söyledi.İstanbul’da sergileneceklerİncelenen sekiz gemiden altısı, tamamen yelken gücüyle hareket ederken, iki tanesi uzun ve kürekle de hareketi sağlanan kalyon olarak belirtildi. Küçük gemilerin uzunlukları 8 ile 14.7 metre arasında değişirken, kalyonlar yaklaşık 30 metre olarak ölçüldü. Yenikapı'da toplam altı kalyon çıkarıldığı ve hepsinin Bizans dönemine ait olduğu belirtildi.Bizans gemileri hakkındaki temel bilgilerin geçmişte kitaplardaki çizimlerle sınırlı kaldığını belirten Pulak, Yenikapı'nın küçük sandallar, balıkçı tekneleri, kargo ve donanma gemileri hakkında önemli yeni bilgiler sunduğunu söyledi.Pulak, gemilerin İstanbul'daki bir müzede sergilenmesinin planlandığını belirtti.Al Jazeera Turk
Rusya Dünyadaki Tüm Canlıların DNA'sını Toplayacak
ABD’nin uzay keşif programlarındaki ezeli rakibi Sovyetler çoktan tarihe karışmış, yerini Çin almış olsa da, Rusya bir hayli iddialı DNA tabanı projesiyle gelmiş geçmiş en büyük bilimsel çalışmalardan birine imza atma peşinde. Zira “Nuh’un Gemisi”ni hatırlatan bu proje için Moskova Devlet Üniversitesi, Rusya’nın bugüne kadar verdiği en büyük bilimsel araştırma ödeneğini elde etti.Üniversite bu projeyle, soyu tükenmiş canlılar da dahil olmak üzere gezegenimizde bugüne kadar yaşamış olan tüm canlıların DNA’sını toplamayı hedefliyor. 2018 yılına kadar tamamlanması ön görülen çalışma için 430 kilometre karelik bir “gemi,” daha doğrusu kütüphane inşa edilecek. Kimi numuneler kriyojenik olarak dondurulacak, elde edilen DNA’ların bir kısmı ise sadece bilgi sistemlerinde veri olarak saklanacak.DNA toplama sürecinde bünyesindeki tüm departman ve merkezlerden yardım alacak olan üniversite, proje için 194 milyon dolar ödenek almış. Ancak bu tip bir projeye ilk kalkışanın Rusya olmadığını belirtmekte fayda var. Biyolojik yaşam formlarının çeşitliliği düşünüldüğünde, tüm formların saklanması için uluslararası düzeyde işbirliğinin gerektiği muhakkak. İngiltere’de yürütülen ve nesli tükenme tehlikesi altındaki canlıların korunmasını hedefleyen Frozen Ark, yani “Donmuş Gemi” projesi de bu yönde yürütülen çabalara bir başka örnek.LOG
2014'te Keşfedilen 20 Şaşırtıcı Hayvan Türü
Bilimadamları, daha keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca tür olduğunu söylüyor. Küçük sümüklü böceklerden, tüylü rakunlar gibi memelilere kadar bir çok hayvan türü 2014 yılında keşfedildi. İşte onlardan 20 örnek. İddia ediyoruz, çoğunu ilk defa duyacaksınız.
Reklam