onedio
2014 Yılında Türkiye’de En Önemli 10 Arkeolojik Keşif
Yılın sonlarına gelirken, Amerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün belirlediği keşiflerden oluşan, 2014 Yılının Dünyadan En Önemli Arkeolojik Keşifleri listesi, aralarında İznik’teki batık bazilikanın da olmasından kelli epey bir yankı uyandırdı. Türkiye’nin arkeolojik bakımından zenginliği düşünüldüğünde, biz de arkeofili.com olarak böyle bir listenin Türkiye için de yapılması gerektiğini düşündük. 2014 yılında Türkiye içinden seçtiğimiz, birbirinden güzel keşifleri toparladık, anlattık.
Bizans Gemileri Tarihe Işık Tutacak
Bilim insanları, 2004'te başlayan kazılarda Türkiye'den çıkarılan 37 Bizans gemisinin sekizi üzerinde analizler yaptı. Yüzyıllar öncesine ait gemi inşaatı hakkında yeni bilgiler sunan gemilerin, İstanbul'da sergileneceği açıklandı.İstanbul'un Constantinople olarak bilindiği dönemlerde en büyük limanlarından biri olan Yenikapı'da 10 yıl süren kazılarda, 37 Bizans gemisi gün ışığına çıkarıldı. Arkeologlar, 5 ve 11'inci yüzyıllar arasında inşa edilen gemilerin iyi korunmuş olduğunu belirtti.ABD'nin Texas A&M Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Enstitüsü'nden Cemal Pulak, 'Bugüne kadar tek bir noktada bu kadar fazla ve iyi korunmuş gemi bulunmamıştı' ifadesini kullandı. Journal of Nautical Archeology dergisinde yayımlanan araştırmada imzası olan isimlerden biri olan Pulak, 7 ve 11'inci yüzyıllara ait sekiz gemi hakkında analiz yapıldığı bilgisini verdi. Sonuçlar, yüzyıllar öncesinde gemi inşaatlarının sanıldığından daha karmaşık ve gelişmiş olduğuna işaret etti.Araştırmalarda, gemilerin yapımında iki modelin öne çıktığı belirtildi. İlk modelde, geminin dış cephesi ilk önce inşa edilirken, ikinci modelde ilk olarak iskelet tamamlanıyordu. İskeletin tamamlanmasının ardından, dış cephe kaplamaları yerleştiriliyordu. Bulgular, ilk önce iskeletin yapılmasına yönelik dönüşümün yedinci yüzyılda başladığını gösterdi.Livescience sitesine açıklama yapan Pulak, 'Bilim ve mühendisliğin tarihini en iyi şekilde anlayabilmek için eski gemi yapımcılarının tasarım ve kavramsallaştırma süreçlerini titiz bir şekilde gözden geçiriyoruz' ifadesini kullandı. Pulak böylece, gemilerin nasıl inşa edildiği, geliştirildiği, tamir edildiği ve kullanıldığını anlayacaklarını söyledi.İstanbul’da sergileneceklerİncelenen sekiz gemiden altısı, tamamen yelken gücüyle hareket ederken, iki tanesi uzun ve kürekle de hareketi sağlanan kalyon olarak belirtildi. Küçük gemilerin uzunlukları 8 ile 14.7 metre arasında değişirken, kalyonlar yaklaşık 30 metre olarak ölçüldü. Yenikapı'da toplam altı kalyon çıkarıldığı ve hepsinin Bizans dönemine ait olduğu belirtildi.Bizans gemileri hakkındaki temel bilgilerin geçmişte kitaplardaki çizimlerle sınırlı kaldığını belirten Pulak, Yenikapı'nın küçük sandallar, balıkçı tekneleri, kargo ve donanma gemileri hakkında önemli yeni bilgiler sunduğunu söyledi.Pulak, gemilerin İstanbul'daki bir müzede sergilenmesinin planlandığını belirtti.Al Jazeera Turk
Rusya Dünyadaki Tüm Canlıların DNA'sını Toplayacak
ABD’nin uzay keşif programlarındaki ezeli rakibi Sovyetler çoktan tarihe karışmış, yerini Çin almış olsa da, Rusya bir hayli iddialı DNA tabanı projesiyle gelmiş geçmiş en büyük bilimsel çalışmalardan birine imza atma peşinde. Zira “Nuh’un Gemisi”ni hatırlatan bu proje için Moskova Devlet Üniversitesi, Rusya’nın bugüne kadar verdiği en büyük bilimsel araştırma ödeneğini elde etti.Üniversite bu projeyle, soyu tükenmiş canlılar da dahil olmak üzere gezegenimizde bugüne kadar yaşamış olan tüm canlıların DNA’sını toplamayı hedefliyor. 2018 yılına kadar tamamlanması ön görülen çalışma için 430 kilometre karelik bir “gemi,” daha doğrusu kütüphane inşa edilecek. Kimi numuneler kriyojenik olarak dondurulacak, elde edilen DNA’ların bir kısmı ise sadece bilgi sistemlerinde veri olarak saklanacak.DNA toplama sürecinde bünyesindeki tüm departman ve merkezlerden yardım alacak olan üniversite, proje için 194 milyon dolar ödenek almış. Ancak bu tip bir projeye ilk kalkışanın Rusya olmadığını belirtmekte fayda var. Biyolojik yaşam formlarının çeşitliliği düşünüldüğünde, tüm formların saklanması için uluslararası düzeyde işbirliğinin gerektiği muhakkak. İngiltere’de yürütülen ve nesli tükenme tehlikesi altındaki canlıların korunmasını hedefleyen Frozen Ark, yani “Donmuş Gemi” projesi de bu yönde yürütülen çabalara bir başka örnek.LOG
2014'te Keşfedilen 20 Şaşırtıcı Hayvan Türü
Bilimadamları, daha keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca tür olduğunu söylüyor. Küçük sümüklü böceklerden, tüylü rakunlar gibi memelilere kadar bir çok hayvan türü 2014 yılında keşfedildi. İşte onlardan 20 örnek. İddia ediyoruz, çoğunu ilk defa duyacaksınız.
Reklam
2014 TEKNOLOJI DEĞERLENDIRMESI : 6 FAVORI INOVASYON
Bu gelişme bu alanda yapılan herşeyi bir adım ileriye taşımakla kalmadı, bazı soru işaretlerini kaldırırken yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi. Daha önce insan beyninin düşünce ile elektronik aletleri kontrol etmeleri gerçekleşmişti, insan beyninin bilgisayarı kontrol ettiğini de görmüştük fakat son çalışma ile insan beynindeki bir düşünceyi 8000 km uzaklıktaki başka bir beyine aktarması çalışmaları başka bir boyuta taşıdı. Gelecek için yeni ufuklar açarken bir çok kaygıyı da yanında getirdiğini söyleyebiliriz. Konu ile ilgili detaylı bilgiyi buradan bulabilirsiniz.
Reklam
Bundan 300 Milyon Yıl Önce, Pangea Kıtasında Ülkeler Bugünkü Sınırlarıyla Olsaydı, Yerleşim Nasıl Olurdu?
300 milyon yıl önce, kıtaların hepsi, bugün Pangea adını verdiğimiz tek bir dev kıta olarak birleşik haldeyken ülkelerin bugünkü sınırları olsa nasıl gözükürdü? Open Culture sitesinin üyeleri sağolsunlar, bu soruya bir cevap vermişler..Türkiye'nin sınırlara bakarsak, Irak Suriye'ye hala komşu olduğumuzu, ancak Kuzey ve Doğu'muzun komple boşaldığını, okyanusa nazır bir ülke olduğumuzu görüyoruz. İlginç olmuş...
Reklam
16 Yaşındaki Mehmet'i Tutuklayan Hakim Hakkında Suç Duyurusu
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, 16 yaşındaki lise öğrencisi M.E.A. hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan tutuklama kararı veren 1'inci Sulh Ceza Hakimi Nayim Durak hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na görevini kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Kart, 'Burada HSYK'nin re'sen devreye girmesi gerekir. Suç duyurusu olmadan devreye girmesi gerekir' dedi.CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, partisini il başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Meram Endüstri Meslek Lisesi 11'inci sınıf öğrencisi M.E.A.'nın katıldığı 'Asteğmen Kubilay'ı anma töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, hakaret suçundan tutuklanması ve itiraz sonucu tahliye olduğu sürece değindi.'SULH CEZA HAKİMLİKLERİ HÜKÜMETİN EMİRLERİYLE GÖREV YAPIYOR'Sulh Ceza Hakimliklerini eleştiren Kart, şunları söyledi:''Türkiye'de artık Sulh Ceza Hakimlikleri, bu yargıçlar, doğrudan hükümetin tavsiye, telkin ve kanunsuz emir ve talimatlarıyla görev yapar konuma gelmiştir. Mevzuat son derece açık. Çocuk Koruma Kanunu'nun 4'üncü maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Suçluluğunu Önlenmesine Dair Riyad İlkeleri, hepsi bir arada değerlendirdiğinde çocuklar acısından ancak ağır cezalık suçun olması ve suç üstü halinin bulunması, Allah korusun bir toplu ölümün, benzeri saldırının gerçekleşmesi halinde belki tutuklama kararı söz konusu olabilir. Bu gibi olaylarda söz konusu olmayacağı ilgili mevzuat çok açık bir şekilde görülüyor. 1'inci Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Nayim Durak'ın, bütün mevzuatı göz ardı ederek görev ve yetkisini kötüye kullanarak bu tutuklama kararını verdiğini görüyoruz.''''BU YARGIÇLAR, SİYASİ İKTİDARIN SOPASI MİSYONUNU ÜSTLENMİŞLERDİR''Sulh Ceza Hakimleri'ne yönelik eleştirilerini sürdüren Kart, ''Bir diğer kabul edilemez husus her nasıl tesadüfse aynı yargıç, 17 Aralık yolsuzluğunu protesto eden CHP'nin Konya İl Başkanlığı binasında arama kararı veriyor. Aslında yargıçlık misyonuyla uzaktan yakından ilgisinin olmadığını gösteriyor. Demokrasiyi hançerliyor. Bir siyasi partinin binasına girmek ne demek, kimin haddine. Böyle bir düzeni, böyle bir sistemi yaşıyoruz. Geldiğimiz nokta şu ortaya çıkıyor. Sulh Ceza Hakimlikleri siyasi iktidar odaklı, haksız tutuklama, arama ve gözaltılar için bir idari mekanizmaya dönüşmüştür. Türkiye'nin tüm illerindeki genel tablo bu yöndedir. Bu yargıçlar siyasi iktidarın sopası misyonunu üstlenmişlerdir. Bu yargıçlar artık siyasi iktidarın kanunsuz emir ve talimatlarını yerine getiren bir idari merci konumundadır. ''HAKİM HAKKINDA SUÇ DUYURUSU1'inci Sulh Ceza Mahkemesi hakimi Nayim Durak hakkında görevi kötüye kullanmaktan HSYK'ya suç duyurusunda bulunacağını belirten Kart, ''Bir yargıç kanunun ve Anayasa'nın, uluslararası sözleşmelerin açık hükümleri ayaklar altına alınıyorsa, bir yargıç görevini doğru ve tarafsız yapmadığı kanısı yaratıyorsa, elbette o yargıç hakkında işlem yapılmalıdır. O sebepledir ki 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 68'nci maddesinin a,b, c bentlerine dayanarak, görevini kötüye kullanan hakim hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na suç duyurusunu pazartesi itibarıyla yapacağımı bilmenizi istiyorum. Bu ülke kimsenin çiftliği değil. Herkes görevini yasalar, Anayasa ve hukuk çerçevesinde yapacak. Onun için kimsenin yanına yaptığı kalmayacak. Bunları elbette dile getireceğiz. Burada HSYK'nin re'sen devreye girmesi gerekir. Suç duyurusu olmadan devreye girmesi gerekir. Ama nerede o HSYK. Umarım HSYK bizi yanıltır ama yanıltmayacağını biliyorum.''diye konuştu.BAŞBAKAN'A ELEŞTİRİKart, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, lise öğrencisi M.E.A.'nın olayını farklı içerikler yükleyerek saptırma gayreti içinde olduğunu gördüğünü öne sürdü. Kart, ''Bizler sayın Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın ve hükümet üyelerinin aile bireylerine ve şahıslarına hakaret ve küfür anlamına gelebilecek hiç bir söylemin içinde olmayız. Buna izin vermeyiz. Bunu doğru bulmayız. Bunu yapanları kınarız, tavrımızı tepkimizi koyarız'' dedi. Kart, ''Burada ne yapılıyor. Hükümetin, Cumhurbaşkanı'nın yolsuzluk uygulamalarına, icraatlarına, faşizme varan uygulamalarına tepki var. Cumhurbaşkanı'nın şahsına hakaret anlamında bir tavır söz konusu değil. Bunları kesinlikle birbirine karıştırmamak gerekir. Orada sayın Başbakan, sanki çocuk durup dururken olayın bu boyutu hiç yokmuş gibi, sanki o evladımız doğrudan Cumhurbaşkanı'nın gerçek kimliği hedef almış gibi bir değerlendirme yapıyor. Onun da ötesinde ailesi içinde hoş olmayan imalar yapıyor. Sayın Başbakan bunlara tenezzül etmesin. Buradan da yeni bir ayrımcılık, haksızlık yaratmasın. Umarım sayın Başbakan, bir bilim adamı kimliğiyle, Başbakan sorumluluğuyla olayda yeni tartışma unsurları yaratacak ve devamında da aileyi rencide edecek söylemler yerine temel gerçeği görür ve üstüne düşeni yapar'' diye konuştu.Hasan Dönmez, DHA
Rusya'dan Dijital DNA Bankası
Moskova Devlet Üniversitesi, dünyadaki tüm canlı türlerinin DNA'larının saklanacağı veri tabanı oluşturulacağını açıkladı. Dijital veri tabanında Rusya'da yaşayan ve nesli tükenmiş tüm canlılara ait DNA bilgisi yer alacak.Rus bilim insanları, ülke sınırlarında yaşayan tüm canlı türlerinin DNA'sını saklamak için kurulacak veri tabanı için büyük bir bütçe aldıklarını açıkladı.Rus basınına açıklama yapan Moskova Devlet Üniversitesi'nden Viktor Sadivnichy, 'Nuh'un Gemisi' adını verdikleri projede dünyada yaşayan ve yaşamış olan tüm canlıların bilgilerini içeren veritabanı oluşturacaklarını söyledi. Moskova Devlet Üniversitesi'nin merkez kampüsünde kurulacak olan veritabanı, 430 kilometre karelik bir alan kaplayacak.Sadivnichy, 2018'de tamamlanması beklenen proje sayesinde hücresel materyalleri yeniden üretebileceklerini, aynı zamanda merkezde bilişim sistemleri yer alacağını da belirtti. Moskova Üniversitesi'nin botanikten zoolojiye kadar tüm bölümlerinin katkı göstereceği çalışmada, mümkün olan tüm nesli tükenmiş ve yaşayan canlılardan biyomateryal toplanacak. Projenin 194 milyon dolara mal olması bekleniyor.İnşa edilecek dijital DNA bankası, Rusya içindeki diğer bilimsel tesislerle bağlantılı olacak. Sadivnichy veritabanının gelecekte yurtdışından alınacak bilgileri de saklayabileceğini belirtti.Rusya'nın planladığı projenin benzerini yürüten Norveç, Svalbard Takımadaları'nda bulunan Svalbard Küresel Tohum Kasası'nda 100 milyondan fazla tohum saklıyor.RT ve Al Jazeera
Reklam
Darth Vader'ın 25 Alternatif Hayatı
1977 yapımı Star Wars filmiyle ilk kez hayatımıza giren Darth Vader, aslında oldukça meşgul bir Sith Lordu. Oynadığı filmlerin yanında bir çok farklı etkinliğe de katılıyor. Örneğin, geçtiğimiz aylarda  Ukraynalı politikacılara özel bir ilgi göstermişti. Haber fotoğrafçıları, Darth Vader'ı film galalarında, lansman partilerinde, sportif olaylarda, rallilerde, konferanslarda hatta banka soygunlarında bile görüntülemeyi başardı. İşte karşınızda, Darth Vader'ın daha önce hiç görmediğiniz sahne arkası halleri!
Bahçeli: 'Erdoğan Konuştukça Türkiye'nin Tansiyonu Yükseliyor'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın maksadını aşan, sabır ve tahammülleri zorlayan konuşmaları' başlığı altında yazılı bir açıklama yaptı.Bahçeli açıklamasında, 'Erdoğan'ın sürekli polemik üretmesi, bulduğu her fırsatta ucube değerlendirmeler yapıp ülkemizi anlam kargaşasına mahkum etmesi kabul edilecek bir hal değildir. Açıktır ki Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan kaynaklı bir bunalım çemberine, üslup kirliliğine, hakaret çıkmazına mahkûm edilmiştir. Erdoğan konuştukça Türkiye'nin tansiyonu yükselmekte, görüş ayrılıkları keskinleşmektedir' ifadelerine yer verdi.'HARAM LOBİSİ KUDURMUŞ GİBİ REZALET YARIŞINDADIR 'Bahçeli, 'Türkiye her gün yeni bir sorunla, yeni bir tartışma ve anlaşmazlıkla karşılaşmakta, adeta imtihana çekilmektedir. Milletimizin asıl ve öncelikli gündemleri ötelenmekte, örtbas edilmektedir. Artan yoksulluk, azan yolsuzluk, kademe kademe çoğalan bölücü terör sorunları hasıraltı yapılırken; yapay konular, mesnetsiz ve uyduruk yorumlar kurnazca dolaşıma sokulmaktadır. AKP zihniyeti 'tavşana kaç tazıya tut' politikasıyla yalanı, dolanı ve riyayı meslek edinerek bu alanda rekorlar kırmaktadır. Namertlik sivrilirken nezaket ve nezahet yerlerde sürünmektedir. Maneviyat dolandırıcılığı terfi alırken, dürüstlük ve doğruluk mumla aranmaktadır. İhanet alkışlanıp ilgi ve takdir gördükçe; sadakat ve sağduyu irtifa kaybetmekte, milli ve manevi değerler çürümeye terk edilmektedir. Ne hazin bir gerçektir ki, rüşvetçiler revaçta; yolsuzluk çeteleri, aldatma kadroları, haram lobisi kudurmuş gibi rezalet yarışındadır. Ülke yönetiminde akıl ve ahlak kenara itilmekte, öfke ve kutuplaşma girdabı önüne ne gelirse çiğneyip yutmaktadır' dedi.'KONUŞTUKÇA TÜRKİYE'NİN TANSİYONU YÜKSELİYOR'Bahçeli, 'Gidişat hayırlı ve umut verici değildir. Gelişmeler her açıdan, her yönden esef ve kaygı vericidir. Türkiye'nin ağır meselelerini çözüme kavuşturma, milletimizin beklenti ve özlemlerini karşılama konusunda devlet ve hükümet ricali acziyet ve yetersizlik içindedir. Özellikle Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden, kaçak sarayda saltanat süren Recep Tayyip Erdoğan; söz ve fiilleriyle, tavır ve davranışlarıyla, tutum ve sinsi taktikleriyle ülkemizi kısır tartışmalarla boğmaktadır. Cumhurbaşkanlığının saygınlığını zedeleyen, milli ve tarihi vasfını aşağılara çeken bu şahıs, Türkiye'nin başına çöreklenmiş, bahtını ve ufkunu hepten perdelemiş durumdadır. Erdoğan'ın sürekli polemik üretmesi, bulduğu her fırsatta ucube değerlendirmeler yapıp ülkemizi anlam kargaşasına mahkum etmesi kabul edilecek bir hal değildir. Açıktır ki Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan kaynaklı bir bunalım çemberine, üslup kirliliğine, hakaret çıkmazına mahkûm edilmiştir. Erdoğan konuştukça Türkiye'nin tansiyonu yükselmekte, görüş ayrılıkları keskinleşmektedir' dedi.'SAĞLIKSIZ DÜŞÜNCELERİ ARTIK KATLANILMAYACAK BOYUTLARDADIR'Bahçeli, 'Anayasal yetki ve sorumluluklarını çiğneyerek keyfiliği ve başına buyruk bir yönetimi kendisine rehber edinen bu sakil zihniyet Türkiye'nin altını oymakta, Türk milletinin dirliğine suikast düzenlemektedir. 'Üç çocuk dayatması, ABD'nin keşfi meselesi, doğum kontrolü konusu, Türkçe'nin mevcut kelime hazinesiyle felsefe yapılmayacağına' dair köhnemiş bakışı Erdoğan'ın son marifetlerinden bazıları olarak dikkat çekmektedir. Erdoğan'ın gündem saptırmak için tedavüle soktuğu sapık ve sağlıksız düşünceleri artık katlanılmayacak boyutlardadır. Türkçe'ye şaşı bakan, Türkçe'yi aşağılayan, Türk dilini küçümseyen birisinin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevini taşıyor olması tarihe, millete ve gelecek ülkülerine resmen kast etmektir. Erdoğan'ın içinde 'Türk' kelimesinin geçtiği her kavram ve değere alerji duyması, çarpıtmaya ve çökertmeye çalışması hazmedilemeyecek milli ve ahlaki noksanlıktır. Üstelik bu şahsın sözlerine keramet ve keyfiyet atfederek televizyon ve gazetelerde tartışmaya açan sözde aydın ve uzmanların, kurgulanan propaganda mekanizmasına köle gibi hizmet ettikleri ortadadır' dedi.'ERDOĞAN YA SUSMALI YA DA SAKAT FİKİRLERİNDEN ÇOK ACİL VE DERHAL VAZGEÇMELİDİR'Bahçeli, 'Ayrıca TÜBİTAK 2014 Yılı Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri Töreni'nde Erdoğan'ın 'ihanet ve ahlaksızlık' temalı konuşmasının, bilim ve bilim insanlarına suçlayıcı ifadelerinin bizatihi bilime ömrünü verenler tarafından alkışlanması da utanç vericidir. Erdoğan akli ve kalbi melekelerini kaybetmiş bir görüntü çizmektedir. Sağlıklı düşünme, sağlıklı karar ve irade oluşturma yeteneğinden mahrum olduğu da anlaşılmaktadır. Aziz milletimiz, şimdilik Türkiye'yi esaret altına alan, çocuklarla uğraşan, rüşvet ve yolsuzluk iddialarından kaçan 17-25 Erdoğan'a kesinlikle mecbur ve müstahak olmayacaktır. Erdoğan ya susmalı ya da sakat fikirlerinden çok acil ve derhal vazgeçmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi Recep Tayyip Erdoğan'ın ciddiye alınacak bir yanının artık kalmadığına yürekten inanmaktadır. Bu kapsamda olmak üzere, yandaş medya dışındaki basın ve yayın kuruluşları Erdoğan'ı gündeme taşımaktan, manşetlere yerleştirmekten tamamen uzak durmalıdır. Erdoğan ıslah olmadan, makul bir terbiye ve teenni düzeyine gelmeden Milliyetçi Hareket Partisi'nin muhatabı olamayacak, gündem oluşturmak amacıyla sarfettiği temelsiz sözlerine asla itibar edilmeyecektir. Bu konuda kararımız kesin ve kat'idir' dedi.DHA
Reklam
Hayvanlar Tarafından Büyütülen 10 İnsan ve İnanması Güç Hikayeleri
İnsanların doğada yalnız başlarına yaşayıp yaşayamayacakları hep merak konusu olmuştur. Doğduğu andan itibaren doğada yalnız başına yaşayan insanların anlatıldığı pek çok roman ve öykü yazılmış, filmler çekilmiştir. Bazıları gerçek bazıları da efsanedir. Hazırladığımız listede her iki türden yaşanmışlıklar bulacaksınız.
Türkiye'de En Fazla Bilim Dergisi Ankara'dan
Hazırlanan bir kitapta yer alan bilgilere göre Türkiye'deki bilimsel dergilerin yüzde 30'u Ankara'da yayınlanıyor. Bilimsel dergilerin yarısı ise sosyal alanlardaki konuları içeriyor. Üniversiteler arasında ise en fazla dergiyi ise İstanbul Üniversitesi çıkarıyor. Veriler, yeni çıkan Türkiye Akademik Dergiler Rehberi-2014 adlı kitaptan.Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nazmi Kozak tarafından hazırlanan Türkiye Akademik Dergiler Rehberi-2014 kitabında Türkiye'de yayınlanan 1679 bilimsel dergiye ait bilgiler yer alıyor. Kitaptaki bilgilere göre ülkemizdeki bilimsel/akademik dergilerin yüzde 30’u Ankara’da yayınlanıyor.Bilimsel dergilerin yarısı sosyal alanlarda yayınlanıyorKitapta yer alan bilgilere göre bilimsel/akademik dergilerin yüzde 50,8’i (861 dergi) sosyal bilimler alanlarında yayınlanıyor. Sağlık bilimleri yüzde 25,4 (430 dergi), teknik bilimler yüzde 7,9 (154 dergi) ve matematik ve fen alanlarında yayınlanan dergilerin oranı ise yüzde 4,7 (79 dergi). Bilimsel/akademik dergilerin yüzde 43,4’ü (736 dergi) Türkçe-İngilizce olmak üzere iki dilli yayınlanıyor. Türkçe yayınlanan dergilerin oranı yüzde 30,5 (517 dergi), dergilerin yüzde 14,7 (249 dergi) ise İngilizce yayınlanıyor (249 dergi).Araştırma sonuçlarına göre bilimsel/akademik dergilerin yalnızca yüzde 22,8’i (387 dergi) kağıda basılı olarak yayınlanıyor. Öte yandan, bilimsel dergilerin yüzde 49,3’ü (835 dergi) hem kağıda basılı ve hem de online ortamda yayınlanırken, dergilerin yüzde 19,2’si (325 dergi) tümüyle online ortamda yayınlanıyor.En fazla dergi Ankara’daAraştırma bulgularına göre en fazla bilimsel/akademik dergi Ankara’da (511 dergi) yayınlanırken, Ankara’yı 459 dergi ile İstanbul izliyor. En çok bilimsel/akademik derginin yayınlandığı diğer iller şu şekilde sıralanıyor: İzmir (75 dergi), Konya (43 dergi), Elazığ (27 dergi), Bursa yüzde (26 dergi), Isparta (25 dergi), Eskişehir (25 dergi), Erzurum (22 dergi), Sakarya (20 dergi), Malatya (16 dergi), Diyarbakır 17, Mersin (16 dergi) ve Antalya (15 dergi) dergi. Bu arada 62 derginin ise yayımladığı yer belirlenemedi.İstanbul Üniversitesi 56 dergi ile öndeBilimsel/akademik dergilerin yüzde 43,5’i üniversitelerce yayınlanırken, yayınevleri tarafından yayınlanan dergilerin oranı yüzde 15,5, derneklerin oranı yüzde 19,4 ve özel kişilerin oranı ise yüzde 4,2 şeklinde sıralanıyor. En çok dergi 56 dergi ile İstanbul Üniversitesi tarafından yayınlanırken, bu üniversiteyi sırasıyla 44 dergi ile Ankara Üniversitesi, 30 dergi ile Hacettepe izliyor. En çok bilimsel dergi yayınlayan diğer üniversiteler ise şu şekilde sıralanıyor: Gazi Üniversitesi (29 dergi), Süleyman Demirel Üniversitesi (24 dergi), Selçuk Üniversitesi (20 dergi), Dokuz Eylül Üniversitesi (19 dergi), Marmara Üniversitesi (18 dergi), Atatürk Üniversitesi (17 dergi), İnönü Üniversitesi (13 dergi), Cumhuriyet Üniversitesi (12 dergi), Ege Üniversitesi (12 dergi), Fırat Üniversitesi (11 dergi) ve Düzce Üniversitesi (10 dergi).Bilimsel dergi alanı bütünüyle denetimsiz1997 yılından bu yana bilimsel/akademik dergiler konusunda beşer yıllık aralıklarla dört ayrı araştırma gerçekleştirilen Prof. Dr. Nazmi Kozak, bilimsel dergi yayımcılığının dergi sayısının artmasıyla denetimi zor bir alan haline geldiğini açıkladı. Bilimsel dergi yayını ile ilgili uygulamaların Türkiye ve dünyada akademik çevrelerin iç denetimine bırakıldığı açıklayan Prof. Dr. Kozak, 2002 yılından sonra bilimsel makalelere akademik yükseltmelerde yüklenen işlevin bu alandaki keyfiyetin inanılmaz boyutlara ulaşmasına yol açtığını söyledi.Bilimsel süreli yayıncılık alanında ULAKBİM tarafından 1990’ların başından itibaren Türk Tıp Dizini ile başlayan önemli birtakım çalışmaların yapıldığını, ancak bu çalışmaların dergiler üzerindeki yaptırım gücünün kapsadıkları dergilerle sınırlı kaldığını açıklayan Prof. Dr. Kozak,bilimsel dergilerin nitelikleri ilgili olarak akademik yükseltmelerde görev alan jüri üyelerine önemli bir sorumluluk düştüğünü belirtti.“Günümüzde bilimsel dergi çıkarmak o kadar kolaylaştı ki; bir domain satın alınarak, bir hosting kiralanarak herkes bilimsel dergi çıkarabiliyor artık” diyen Prof. Dr. Kozak konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: “Dergicilik çok da ucuza geliyor! İstediğiniz adı verebiliyorsunuz; ‘uluslararası dergi yayınlıyorum’ diyerek bütün makaleleri Türkçe yayımlayabiliyorsunuz. Adı İngilizce, yayımlanan bütün makaleleri Türkçe olan pek çok ‘uluslararası dergimiz’ var! Hatta durum öyle boyutlara ulaştı ki, biri çıkıp dergisinin ilk sayısına ‘Yıl 5, Sayı 1’” diyebiliyor.”Denetim yapan bir otorite olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Kozak “Uluslararası dergi olmanın ölçütleri nedir? diye sorduktan sonra şunları söylüyor: Uluslararası makale olmanın ölçütleri nedir? Belli değil. Herkes kendi kuralını koyuyor. “Elbette bilimsel yayıncılık teamüllerine uyan pek çok online dergi var; bunları ayırmak lazım. Bilimsel dergilerin niteliği konusunda bütün sorumluluk akademik yükseltme jürilerinde; haliyle her bir jüri üyesinin alanıyla ilgili bütün bilimsel/akademik dergiler konusunda ayrıntılı bilgiye sahip olamaması, sorunu içinden çıkılmaz kılıyor. Örneğin ülkemizde sosyal bilimler alanında 861 bilimsel/akademik dergi yayınlanıyor, dolayısıyla sosyal bilimlerin herhangi bir alanındaki bir akademisyenin bütün bu dergiler hakkında bilgili olması beklenemez.”Güleriz ağlanacak halimizeTarandıkları indekslere göre bilimsel dergilere atfedilen değeri (puanı) elde etmek için yanlış veya bilimsel etik kurallarına uygun olmayan birçok uygulama olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kozak, “Öyle örnekler var ki, güler misiniz, ağlar mısınız? Örneğin bir arkadaşlık sitesi olan ‘FriendFeed’i, herkesin bildiği ‘Google Scholar’ı, ‘PHD Library’ı, bir dergi rehberi olan ‘Ulrich’s Periodical Directory’ı ‘indeks’ gibi gösteren çok sayıda bilimsel dergi var” diye uyarıyor.Al Jazeera Turk
Reklam