'iPad Küçük Çocuklarda Gelişimi Engelleyebilir'
'Küçük yaşta bir çocuğu oyalamak için iPad kullanmak çocuğun davranışlarını kontrol yetisinin gelişmesini engelleyebilir.'Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi'den bir grup uzmanın yaptığı araştırma, ayrıca taşınır elektronik cihazların çok küçük yaştan itibaren yoğun şekilde kullanılmasının çocukların gelişimi ve davranışlarında tahminlerin çok ötesinde etkiler yapabileceğini söylüyor.Uzmanlar televizyon ve videonun çocuk gelişimindeki olumsuz etkisi hakkında bu kadar veri varken, taşınır elektronik cihazların okul öncesi çocuklar tarafından kullanımının bu kadar yaygın olmasının bunların çocuk beyni üzerindeki etkileri konusundaki toplumsal farkındalığın yetersiz olduğuna işaret ettiğini söylüyorlar.Araştırmayı yürütenler çocuğu oyalamak için tablet ya da akıllı telefon kullanmanın çocuğun sosyal-duygusal gelişimine büyük hasar verebileceği, davranışlarını kontrol etme becerilerini geliştirmesini engelleyebileceği uyarısında bulunuyor.Araştırmalar yetersizAyrıca üç yaşın altındakilere interaktif ekranlı cihazlar kullandırmanın çocuğun matematik ve fen bilimleri için ihtiyacı olan becerileri geliştirmesini engelleyebildiğini gösteren deneyleri hatırlatıyorlar.
Senin "Elf" İsmin Ne?
Orta Dünya'nın en güzel yaratıklarından birisin, peki ismin ne olurdu hiç düşündün mü?
12 Maddeyle ''Aksaray''
Hayır efendim sadece Aksaray hani il olan. Tekrarlıyorum ilçe değil il. yaklaşık 26 yıldır bağımsız ve gelişmekte olan bir İL!
Urfa Denilince Akla Gelen 16 Şey
Her ne kadar piyasada Adıyamanlı ve Antepli çiğ köfteciler meşhur olsa da, çiğ köftenin aslı Urfa'da yapılır. Hatta rivayetlere göre ilk çiğ köfte Hz. İbrahim ateşe atılacağı zaman Nemrut o kadar büyük ateş yakmak istemiş ki, bölgede yakacak odun kalmamış. Evine gelen adam eşinin yemek yapmadığını gördüğünde çareyi yoğurmakta bulmuş ve böyle doğmuş çiğ köfte.
2500 Yıllık Beyin Ameliyatı
Rus bilim insanları, iki bin yıldan eski kafatasları üzerinde yaptıkları çalışmalarda antik zamanlara ait beyin ameliyatı yöntemlerini analiz etti. Antik doktorların basit el aletleriyle çok başarılı ameliyatlar yaptığı belirtildi.Rusya Arkeoloji ve Etnoğrafya Enstitüsü'ne bağlı araştırmacılar, Altay Dağları'nda bulunan iki bin yıldan eski kafatasları üzerinde antik beyin ameliyatı yöntemlerini araştırdı. Araştırmalar, antik zamanlarda doktorların basit el aletleriyle başarılı ameliyatlar yapmış olduklarına işaret etti.Rus arkeologların geçtiğimiz yıl Altay Dağları'nda keşfettiği üç kafatasının, Pazırık kültürüne ait insanlardan kalma olduğu tahmin ediliyor. 2300 ile 2500 yıllık kafatasları, beyin ameliyatının en eski yöntemi olarak bilinen trepanasyon izi taşıyor.Siberian Times gazetesine konuşan Rus beyin cerrahı Aleksey Krivoshapkin, 'gördüklerinden çok etkilendiğini ve Altay insanlarının Hipokrat'ın yaşadığı zamanlarda beyin hastalıklarını tespit ederek ameliyat gerçekleştirebildiklerini' söyledi.
12. Yılında, 10 Maddeyle 7 Astronotun Öldüğü Columbia Uzay Mekiği Kazası
Apollo 1'de kabin içinde yaşanan faciada hayatını kaybeden üç astronotu, mekik faciaları konusunda ayrı tutarsak Columbia, Challenger'ın ardından yaşanan ikinci mekik faciasıdır.Milyonlarca kişinin canlı yayında izlediği Challenger faciası1983'te ilk uçuşunu yapan Challenger Mekiği, dünya yörüngesinde dokuz görev yapmıştır. Onuncu ve son uçuşunda, 1986 yılında kalkışından 73 saniye sonra infilak etmiştir. Yedi profesyonel astronot ve bir öğretmen, bu kazada yaşamını yitirmiştir. Milyonlarca kişinin TV'den canlı izlediği kaza sonrası, NASA bir süre uçuşları durdurmuş, ABD yasa girmiştir. 28 Ocak'ta infilak eden Challenger uzay mekiğinin ardından seneler sonra, bir başka uzay mekiği Columbia da 1 Şubat'ta infilak edecekti.
Reklam
Sağlık Bakanlığı'ndan 'LÖSEV' Açıklaması
Sağlık Bakanlığı, basında 'LÖSEV reklamı ortada kaldı', 'Sağlık Bakanlığı LÖSEV'in kamu spotundan rahatsız oldu' başlıklarıyla yer alan haberlere ilişkin açıklama yaptı.Sağlık Bakanlığından, Lösemili Çocuklar Vakfına (LÖSEV) yönelik hazırlanan kamu spotları ile ruhsatlandırılmamış ve izni alınmamış bir hastane için toplanan yardımların gerçeklikten, ihtiyaçları belirlemek ve karşılamaktan uzak olduğu bildirildi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, basında, 'LÖSEV Reklamı Ortada Kaldı', 'Sağlık Bakanlığı LÖSEV'in Kamu Spotundan Rahatsız Oldu', 'Lösemili Çocuklar Bakanlığı Rahatsız Etti' başlıklarıyla haberler yer aldığı anımsatıldı.Türkiye'de her yıl yaklaşık 900 çocukta lösemi vakası görüldüğü belirtilen açıklamada, yetişkin hastalarda olduğu gibi çocuk hastaların da gerek özel gerekse tam teşekküllü kamu hastanelerde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödemesi yapılarak ücretsiz tedavi edildiği bildirildi.Açıklamada, Türkiye'de kanser konusunda faaliyet gösteren 150'ye yakın sivil toplum kuruluşu bulunduğu, ulusal politikalar oluşturulurken bu kuruluşlardaki bilim insanlarıyla çalışıldığı, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin Ulusal Kanser Danışma Kurullarında da aktif şekilde rol aldığı ifade edildi.Ankara'da, 14 yatakla hizmet veren özel bir hastaneye sahip olan LÖSEV'in, 2012'de yeni bir adreste ve daha büyük bir kapasiteyle ön izin almak amacıyla Bakanlığa başvuruda bulunduğu bildirilen açıklamada, şunlara yer verildi:'Mevcut yatak sayısı ile yeni bir adrese taşınması uygun olmasına rağmen yaklaşık 400 yataklı yeni bir hastane projesinin mevzuatla tanımlanmış planlamalar açısından uygun olmadığı söz konusu vakfa aynı yıl bildirilmiştir. Ankara'da 6 kapsamlı onkoloji merkezi, 5 onkoloji tanı tedavi merkezi, bu standartları taşıyan bir de özel radyoterapi merkezi aktif olarak hizmet vermektedir.Bakanlığımız, toplumsal politikaları, gerek ulusal gerekse uluslararası veriler ışığında oluşturmaktadır. Yeni hastanelerin kurulması, tanı ve tedavi standartları bu şekilde belirlenir. Ülkemizde, eğitim ve araştırma, üniversite ve özel hastanelerde çocuk kanser hastalarımız başarıyla tedavi edilmektedir. Bilim insanlarımız da yaptığı değerlendirmelerde ayrı bir çocuk onkoloji hastanesine gerek olmadığı konusunda görüş birliğine varmışlardır. Böyle bir gereklilik oluşması halinde ise Bakanlığımız gereken hastaneyi en kapsamlı şekilde yapacak güç ve donanıma sahiptir. Dolayısıyla hazırlanan kamu spotları ile ruhsatlandırılmamış ve izni alınmamış bir hastane için toplanan yardımlar gerçeklikten, ihtiyaçları belirlemek ve karşılamaktan uzaktır.''Hasta 4 gün bekletildi' iddiasıÖte yandan Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, bugün bir gazetede yer alan '4 Gündür Sandalye Üstünde Tedavi Bekliyor' başlıklı haberle ilgili yazılı açıklama yaptı.Söz konusu hastanın, 29 Ocak 2015'te komşusu aracılığıyla Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil polikliniğine başvurduğu belirtilen açıklamada, hastanede gerekli tetkik ve tedavi işlemlerinin derhal başlatıldığı ifade edildi.Hastanın, gerekli tetkikler yapıldıktan sonra 'Periferik damar hastalığı' tanısıyla Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine nakledildiği kaydedilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:'Burada anjiyosu yapıldıktan sonra Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ortopedi kliniğinde yaralı bacağının cerrahi yöntemle alınması gerektiği, hastaya tebliğ edilmiştir. Söz konusu hasta ise cerrahi müdahaleyi reddetmiştir. Hastanın evine gitmek istediğini belirtmesi üzerine Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesince gerekli hazırlıklar yapılmıştır. Bu aşamada hastanın bilgi vermeden hastaneyi terk ettiği görülmüştür. Hastayla ilgilenilmediği ve 4 gün acil serviste bekletildiği iddiası, kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır.'AA
'Avrupa Tarihi Arşivimiz Olmadan Yazılamaz'
Başbakan Davutoğlu, 'Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan yazılamayacak. Üyeliğimize engel çıkarabilirler, birçok psikolojik duvar örmeye çalışabilirler, İslam karşıtları, Türk karşıtları Avrupa’da birçok faaliyet içine girebilirler, ama ne tarihi gerçeği örtebilirler, ne bizim irademizi gölgeleyebilirler' dedi.Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan 'Yeni Türkiye Yolunda' adlı ulusa sesleniş konuşmasında, ocak ayının sonuna gelindiğini, eskilerin 'güzel başlangıçtan sonra hep akıbet hayır ola' şeklinde bir tabir kullandığını anımsattı.Ocak ayında 9 şehri ziyaret ettiğini, Avrupa'daki temasları kapsamında 5 ayrı kentte vatandaşlarla kucaklaştığını hatırlatan Davutoğlu, 'Çok zorlu günler sonrasında ne zaman vatandaşlarımızla kucaklaşsam ya da şimdi sizlerle olduğu gibi hitap etme imkanı bulsam yeniden enerjiyle doluyorum. Bu aslında siyasetin, devlet hayatının en önemli prensibi. Enerjiyi halktan alacaksınız ve enerjinizi halk için kullanacaksınız' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, ocak ayında Mersin, Osmaniye, Aydın, Muğla, Tekirdağ, Diyarbakır, Batman, İzmir ve Manisa’da ziyaretlerde bulunduğunu, bunun Türkiye'nin her köşesi, toplumun her kesimi, güzel coğrafyanın her dağı ve tepesiyle, nehriyle buluşmak demek olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aydın’da Menderes Irmağı'nın, Diyarbakır’da Dicle Nehri’nin kenarında vatandaşlarımızla kucaklaştık. Aydın’da efeler karşıladı bizi zeybeklerle, Muğla’da yiğit kardeşlerimizle buluştum. Osmaniye’de yörük obaları büyük bir yörük şenliğinde bizi bir araya getirdi, Mersin’de Akdeniz sahilinde Akdeniz’in sıcaklığıyla kucaklaştık. Nasıl Osmaniye’de yörük obalarının şenliğinde buluşmuşsak, Diyarbakır’da, Batman’da Kürt, Zaza aşiretlerinin güzel zılgıtlarıyla karşılandık her yerde sevinç vardı, coşku vardı, kutluk vardı. Bir tarafta Tekirdağ’da Evlad-ı Fatihan, diğer tarafta Batman’da Evlad-ı Resul. İzmir’de Cumhuriyetimizin yıldız yükselen şehri, Manisa’da Osmanlı’nın şehzadeler şehri. Her biri bize ait, her biri bizden bir şey söylüyor. Ne zaman zorlukla karşılaşsak her biri sanki manen sesleniyor ve 'Biz buradayız' diyor. İşte siyasetin ve devlet sorumluluğunun güzel tarafı bu.'Avrupa’ya gittiğinde de al bayraklarla Avrupalı salonları dolduran gurbetçilerin, Türkiye’nin her yanından aynı kaderi paylaşan kardeşler olarak salonlarda yer aldığını dile getiren Davutoğlu, 'Ortak iki şey vardı bütün bu ziyaretlerde farklı lehçelerde bile olsa aynı yürekten dua ve salonları, meydanları dolduran al bayrağımız' dedi.'Siz uyurken dahi, uyumayan, rüyasında sizlerle beraber olan'Muğla'da Şahidi Türbesi'ni ziyarete giderken yaşadığı bir anıyı paylaşan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:'Yolun kenarına gelmiş olan 90 yaşlarında bir nine yatalak halde beni beklediğini söyleyerek dualar etmişti. Diyarbakır salonunda ise bu kez yine 90 yaşlarında bir dede Kürtçe değişlerle arkamızdan dualar ediyordu. Biz bu duaları almışken, bu yola çıkmışken işte her ay seslendiğimde arkamızda artık 77 milyonu da aşmış olan bu ayki istatistikle nüfusumuzun gücünü hissediyoruz. İzmir ile Diyarbakır, Tekirdağ ile Batman arasına psikolojik duvar örmeye çalışanlara fırsat vermesin. Al bayrağımızı bir büyük sembol olarak Avrupa’da yüreklerinde ve ellerinde taşıyan gurbetçilerimize güç versin kuvvet versin. O gurbetçilerimiz ki 70’li yıllarda dövize çevrilir mevduatlarla bir yekun içinde sayılıp, çiziliyordu. Şimdi ise arkalarında G-20 Dönem Başkanlığını üstlenen küresel bir gücün, Türkiye’nin varlığını hissediyorlar.'Başbakan Davutoğlu, vatandaşlara bir kez daha seslenmek istediğini belirterek, 'Hiç merak etmeyiniz, arkanızda kudretli ve şefkatli Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Siz uyurken dahi uyumayan, rüyasında sizlerle beraber olan, size hizmet etmek için gece gündüz çalışan temsilcileriniz var. Bundan emin olunuz, hiçbir ırk, mezhep, din ayrımı gözetmeden bütün vatandaşlarını bağrına basan bir siyaset anlayışı var' ifadelerini kullandı.Bir görevlinin kendisini arayarak, 'Bir yakınınız arıyor' dediğinde 'Benim artık yakınım 77 milyondur, 77 milyon yakınım var ayrıca özel bir yakınım yok' dediğini hatırlatan Başbakan Davutoğlu, bunu yaygınlaştırmak, bir muhabbet tohumu gibi bu topraklara ekmek istediklerini vurguladı.Biz merhamet siyasetinin bugünkü temsilcileriyizDavutoğlu, bu ay içinde gayrimüslim vatandaşların dini temsilcileriyle, geçen ay da Alevi cemaatinin entelektüel ve dini öncüleriyle bir araya geldiğini, hep beraber sohbetler ettiklerini anımsatarak, 'Gayrimüslim vatandaşlarımızın dini temsilcilerimizle Diyanet İşleri Başkanımızla birlikte çok güzel bir akşam sofrasında birlikte bu toprakların ortak kültürü üzerine konuştuk. Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Sünni, Alevi, Türk, Kürt, Arap ve her Balkan, Kafkas, Ortadoğu kavmi, lehçesi, dili bizim dilimizdir. Bu topraklar bağrına bastığı insanlara merhamet aşılayan topraklardır. Biz merhamet siyasetinin bugünkü temsilcileriyiz' diye konuştu.Yurtdışı seyahatlerine de değinerek Paris’te teröre karşı Fransız halkıyla dayanışma için tertiplenen yürüyüşten bahsetmek istediğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Evet, Türkiye olarak biz her zaman teröre karşı çıktık, terörden en çok muzdarip olmuş bir millet olarak teröre hiçbir yerde, hiçbir gerekçeyle prim vermedik. Paris’te dünya liderleriyle birlikte yürürken aslında Türkiye adına, İslam dünyası adına hiçbir terör faaliyetinin İslam ile özdeştirilemeyeceği gerçeğini haykırmak için oradaydık. Orada Fransa İslam Konseyi temsilcileriyle görüştüğümde şunu söylediler: Sizin buradaki mevcudiyetiniz bize güç verdi. Yarın işlerimize daha bir başımız dik gideceğiz. Ama burada şuna da dikkatinizi çekerim: Paris’te de dünyanın her yerinde de alemlere rahmet olan Hazreti Peygamber'e dönük herhangi bir hakarete hiçbir zaman sessiz kalmadık, kalmayacağız. Fikir özgürlüğü, karşılıklı saygının başladığı yerle başlar. Birbirine saygı duymayan, inançları muhabbetle karşılamayan, inanç farklılıklarından nefret üretmeye çalışan herkese karşı tavrımızda açık ve net olacak.Nitekim Paris’ten, Berlin’e geçtiğimde aynı gün sadece siyasi görüşmeler yapmadım. Ayrıca Berlin merkezinde Mevlana Camii’nde, ki bundan birkaç ay önce bir yatsı namazında yakılan camide, yaptığım açıklamayla oradaki vatandaşlarımızla, Müslüman kardeşlerimizle her ırktan buluştuğumda söylediğim şeyi tekrar söylüyorum, eğer Avrupa bir gün gerçekten barışa ve huzura kavuşacaksa bu ancak ve ancak İslam dininin Avrupa’nın asli unsurunu kabul etmekle gerçekleşebilir.'Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile ikili görüşmeler yaptıklarını, Merkel’in de 'İslam Avrupa’nın otantik asli dinidir' diyerek görüşlerini teyit ettiğini vurgulayan Davutoğlu, kendisinin de teşekkürlerini ilettiğini aktardı.Almanya ile Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Mekanizmasını kurduklarını bildiren Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:'Rusya, Yunanistan ve Irak ile olan mekanizmayı Almanya ile de ihdas ettik. Yine geçtiğimiz ay içinde Almanya’da yaptığım bu görüşmeleri tamamlar mahiyette bu kez Brüksel’e gittim. Brüksel’de biliyorsunuz Avrupa Birliğinde geçtiğimiz yıl içinde bir yönetim değişikliği oldu, aynen Türkiye’de olduğu gibi. Nasıl Sayın Cumhurbaşkanımız halkoylarıyla seçilerek görevine başlamasına müteakip bende Başbakanlığı üstlenmişsem, Avrupa’da da yeni konsey ve komisyon başkanları göreve başlamıştı. Onun için aslında ekim ayında görevi alır almaz yani 62. Hükümeti kurduktan sonra ilk Bakanlar Kurulunda Avrupa Birliği Bakanımıza C ve Avrupa’nın büyük merkezlerine giderek Avrupalı meslektaşlarımızla görüşmek ve Avrupa Birliği perspektifimizi bir kez daha Avrupa’nın kalbinde haykırmak istiyoruz demiştim, nitekim programlar ona göre cereyan etti.Brüksel’de yeni Konsey Başkanı Sayın Tusk ve yeni Komisyon Başkanı Sayın Juncker ile çok faydalı görüşmeler yaptık. Orada yaptığımı görüşmelerde de vurguladım, burada da sizlere hitaben tekrar teyiden söylemek istiyorum, Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan yazılamayacak. Üyeliğimize engel çıkarabilirler, birçok psikolojik duvar örmeye çalışabilirler, İslam karşıtları, Türk karşıtları Avrupa’da birçok faaliyet içine girebilirler, ama ne tarihi gerçeği örtebilirler, ne bizim irademizi gölgeleyebilirler. Biz Asya’da gerdiğimiz yayı, Avrupa istikametinde attığımız okla bütünleştiriyoruz. Afrika’ya doğru gönderdiğimiz selamla, bütün bir Afro-Avrasya Kıtasının merkez ülkesi olarak her yerde al bayrağı dalgalandırmaya ahdetmişiz. Önümüze çıkarılan engelleri irademizle aşarız, önümüze örülen psikolojik duvarlara merhametimizle aşarız. Hiçbir şey bizim bu kararlı tutumumuzu değiştirmemize sebep olmayacaktır.'Davutoğlu, Brüksel’de bütün dosyaları gözden geçirdiklerini, Avrupa'daki vatandaşları en fazla ilgilendiren vize muafiyeti meselesi hakkında da kapsamlı görüşmeler yaptıklarını söyledi.Davutoğlu, 'Eğer uluslararası barış olacaksa, uluslararası huzur olacaksa, insanlık bir kardeşlik geleceğine hazırlanacaksa sihirli kelime açıktır: Adalet, adalet, adalet' ifadesini kullandı.Londra'ya gerçekleştirdiği ziyareti anımsatan Davutoğlu, İngiltere Başbakanı David Cameron ile hem ikili ilişkileri hem de bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını belirtti.Bir gün içinde 10'nu aşkın toplantıda yatırımcılarla, finans kuruluşlarıyla ve uluslararası ekonomi örgütlerinin analistleriyle bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, Türkiye'ye yatırım yapan şirketlerle tek tek görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildirdi.'Türkiye cazip bir yatırım havzası halinde'Davutoğlu, 'Size bir müjde mahiyetinde memnuniyetle ifade etmek isterim ki, dünya ekonomisi krizdeyken bütün bu yatırımcılar için Türkiye cazip bir yatırım havzası halinde' şeklindeki görüşünü paylaştı.Londra'dan Davos'a geçtiklerini ve burada da siyasi ve ekonomik ağırlıklı görüşmeler yaptıklarını bildiren Davutoğlu, şöyle devam etti:'Davos'ta, G-20 Dönem Başkanlığı vasfıyla bulunduk. G-20 Dönem Başkanlığındaki perspektifimizi anlattık. Bu perspektif içinde Türk ekonomisinin getirdiği büyük potansiyeli ve en az gelişmiş ülkelerle, dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında bir adalet köprüsü olacağımızı ifade ettim. Gerçekten bugün dünyada ekonomik adalete her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Avrupa'da ve dünyanın her yerinde aslında aynı prensibi haykırıyoruz. Türkiye olarak haykırıyorduk, şimdi G-20 Dönem Başkanı olarak haykırmaya devam edeceğiz. Eğer uluslararası barış olacaksa, uluslararası huzur olacaksa, insanlık bir kardeşlik geleceğine hazırlanacaksa sihirli kelime açıktır: Adalet, adalet, adalet.''Adaletin sözcülüğünü yaptık'Davutoğlu, maalesef bugün uluslararası ekonomik krizlerin arkasında adaletsizliğin bulunduğuna işaret ederek, 'Eğer Sahra Güney Afrika'da 650 milyon kişi hala elektrikle tanışmamışken, sadece New York'un elektrik tüketimi Afrika tüketimine yakınsa böyle bir düzen dünyadan ekonomik düzen beklemek çok zor. Eğer mülteciler Suriye'de, Irak'ta büyük bir çaresizlik içinde komşu ülkelere kaçarken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi hala hiç bitmeyen kısır hesaplar içine girmişse uluslararası düzeni kurmak çok zor. Davos'ta bunu haykırdık ve adaletin sözcülüğünü yaptık ikili görüşmeler bağlamında' ifadelerini kullandı.Ürdün Kralı Abdullah, Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ile Finlandiya, Malezya, Sırbistan ve Yeni Zelanda başbakanlarıyla ve çok sayıda uluslararası örgüt temsilcisiyle görüşmeler yaptıklarını kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin görüşlerini anlattıklarını aktardı.'Algı operasyonlarına karşı gerçeği yüzleri haykırdık'Türkiye ile ilgili bazı karanlık çevrenin üretmeye çalıştığı algı operasyonlarına karşı gerçeği yüzleri haykırdıklarını, haykırmaya da devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin, aydınlık yüzlü insanların, aydınlık geleceğe yürüdüğü ve tarihin derinliğinden, istikbalin aydınlığına yürüyen bir ülke olduğuna dikkat çekti.Davutoğlu, bunun dışında Türkiye'de de ziyaretçiler ağırladıklarını belirterek, dost ve kardeş Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ı misafir ettiklerini anlattı.'AFAD bir Türk mucizesidir'AFAD'ın 5. yılını kutlama merasimine katıldığını anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Merhamet adaletle birlikte gelir. AFAD bir Türk mucizesidir. Çok kısa bir sürede 5 yıl içinde dünyanın en önemli yardım kuruluşlarından biri haline gelmiştir. Tekrar dünyanın her yerinde merhametimizi taşıyan AFAD ve diğer kuruluşlarımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Ama bir an gözünüzde AFAD töreninde ki bir manzarayı canlandırmanızı rica ediyorum. AFAD'ın salona getirdiği çok sayıda Iraklı, Suriyeli, Yezidili, Sünni, Türkmen, Arap, Kürt çocuklar geldiğinde, hatırlarsınız, kendisini kucaklamak için başımı uzattığım Rua isimli Suriyeli kız, birden alnımdan öpmüştü takdir ifadesi için. Rua'nın annesinin Hama'da bir bombardımanda öldüğünü, kardeşleriyle birlikte babaannesiyle Türkiye'ye sığındığını, babasının orada kaldığını ve hiç haber alamadığını öğrendim. Şimdi hepimiz oturduğumuz salonlarda, yanı başımızdaki evladımıza bakalım. Rua yaşındaki kızlara ya da erkek çocuklara bakalım ve onların sizin o sıcak atmosferdeki tebessümlerinizle, yüzünüzdeki tebessümle beslenen güzel yüzlerine bakalım. İşte o çocuklar ile Rua ve benzerleri arasında hiçbir fark yok. Bizim merhametimiz, bizim şefkatimiz o kadar derin ki kendi evlatlarımızla vatanlarından sökülüp atılan, rejimin ya da terörün baskısıyla yurtlarını, evlerini terk eden o yavrucaklar arasında bir fark görmüyoruz. Biz engin yürekli insanlarız, bütün vatandaşlarıma teşekkür ediyorum her birinize tek tek. Dünyanın en büyük insanlık dersini vererek bir destan yazıyorsunuz. Herkesin unuttuğu insanlık dersini dünyaya veriyorsunuz.''Yaklaşık 7 saat Türkiye'nin bilimsel geleceğini konuştuk'Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunu topladığını ifade eden Davutoğlu, Başbakan olarak ilk kez başkanlık yaptığı Kurul'un, Türkiye'nin bütün bilim teknolojiyle ilgili bakanlıklarını, kurumlarını, kuruluşlarını bir araya getiren en geniş platform olduğunu anlattı.Yaklaşık 7 saat Türkiye'nin bilimsel geleceğini konuştuklarının altını çizen Davutoğlu, interaktif bir şekilde tek tek sorular sorarak bilgi aldığını aktardı.Davutoğlu, 62. Hükümet'in en temel hedefi olarak bilim ve teknolojide yeni bir hamle dönemini başlatma kararlığını kendileriyle paylaştığını vurgulayarak, 'Ama onlara ev ödevleri de verdim. Artık Ar-Ge çalışmaları ticarileştirme faaliyetleriyle birlikte yürüyecek, artık Türkiye teknoloji tüketen bir ülke değil teknoloji üreten bir ülke olacak' değerlendirmesinde bulundu.'Artık sadece bizim milli savaş uçağımız uçacak'Bu çerçevede gururla Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısına katıldığına değinen Davutoğlu, konuyu şöyle değerlendirdi:'Milli Savunma Bakanımızla, Genelkurmay Başkanımızla yine hemen ertesi gün takriben 6 saat süren bir toplantı da Türkiye'nin geleceğini belirleyecek, özgürlüğünü, bağımsızlığını, onurunu koruyacak savunma sanayi projelerini masaya yatırdık. Ve o zaman gururla paylaşmıştım, şimdi tekrar paylaşıyorum, Türkiye'nin ilk milli savaş uçağının ön tasarım kararını aldık. 2023'te inşallah en geç ilk milli savaş uçağımızın prototipi üretilmiş olacak ve semalarımızda artık sadece bizim milli savaş uçağımız uçacak. Düşününüz yıllarca ihmal edilmiş on yıllarca, bir başka projeyi de tamamlama kararı aldık, milli piyade tüfeği üretme projesi. Ayrıca birçok önemli kararı başlangıç noktası olarak ele aldık. Uzay teknolojisi ve füze fırlatma sistemiyle ilgili projeleri başlatma kararı aldık. Kendi savunmasını yapamayan, milli savunma sanayisine sahip olmayan ülkelerin bağımsızlık iddiaları sadece sloganda kalır, kağıtta kalır. Bizden önce hibe yardımları alan bir ülkeydi, yani hibe yardımı şu demek: Bir ülke artık benim ülke ismi vermeme gerek yok tahmin edebilirsiniz. Benim şu silahlara ihtiyacım yok sen alabilirsin diyor 30 yıllık, 40 yıllık tankları bize veriyor, biz de onu modernize etmek için başka bir ülkeye gönderiyoruz. Şimdi artık tankı biz yapıyoruz isteyene biz veririz. Savaş uçağını biz yapacağız, semalarımızın özgürlüğünü biz koruyacağız işte büyük Türkiye bu.'Vatandaşlara, 'Hepiniz şöyle oturduğunuz yerde sırtınızı biraz daha gururla bulunduğunuz koltuğa ya da divana yaslayın ve şöyle geniş bir elhamdülillah deyin' şeklinde seslenen Davutoğlu, 'Elhamdülillah ki artık değil namerde, merde dahi muhtaç olmayan ülkelerin vatandaşlarısınız. Bir ülkenin geleceği nasıl savunma sanayiyle teminat altına alınırsa huzuru ve istikrarı da ekonomiyle teminat altına alınır' ifadesini kullandı.'Her hafta en az bir müjde'Davutoğlu, son 2 ay içinde her hafta en az bir müjdeyi bir toplumsal kesimle paylaştığını vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:'Bu müjdelerden biri bu ay içinde ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması eylem projesi, planı içinde çalışan kadınlarımıza, annelerimize süt izni hakkı olan 12 ayın üzerine bu kez biz yarı zamanlı çalışma imkanı yani 8 saat çalışıyorsanız 4 saat çalışacaksınız ama 8 saatin ücretini almaya devam edeceksiniz. İlk çocuk için 2, ikinci çocuk için 4, üç ve daha fazla sayıda çocuk için 6 aylık yarı zamanlı çalışma hakkı tanıyoruz. Sonra eğer derseniz ki hala 'Ben çocuklarımı eğitim çağına kadar yanında durmak çocuklarımın ve onlara bakmak istiyorum' bu sefer de kısmı zamanlı çalışma imkanı vereceğiz, yani çalıştığınız kadar ücret alacaksınız, ama işinizi kaybetmeyeceksiniz. Anneler ve çocuklar artık iş hayatını birini diğerinden ayıran bir badire gibi görmeyecekler. Hayırlı evlatlar diliyoruz, hayırlı nesiller diliyoruz.'Her anneye doğan ilk çocuk için çeyrek, ikinci çocuk için yarım, üçüncü çocuk için tam altın hediye edeceklerini belirten Davutoğlu, 'Hiçbir ayrım gözetmeden devletimizin hediyesi olarak takdim edeceğiz. 90'lı yıllarda, daha önceki yıllarda şöyle düşünüldü: Nüfus ne kadar az olursa külfette o kadar az olur. Şimdi biz tersini söylüyoruz nüfusta çok olsun, bereketimizde çok olsun, kalkınmamız da daha yüksek olsun' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, enflasyonun, faizlerin, cari açığın düştüğünü, üretimin arttığını belirterek, 'İşte bereketlenen Türkiye'nin, küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar' dedi.Başbakan Davutoğlu, ''çeyiz hesabı'' ile ilgili çalışmaya değinerek, evliliğe hazırlık mahiyetinde, çocukları için çeyiz hesabı açtıran her aileye, 18 yaşına gelen çocuğu için bu hesapta yatan miktarın yüzde 15’ini devletin vereceğini söyledi.Geçen gün inşaat sektörüyle yaptıkları toplantıda sektöre ve halka bir hediye mahiyetinde verdiği müjdeyi de paylaşan Davutoğlu, şunları söyledi:''Bundan sonra ilk ev almak için bir hesap açtıran ve orada para biriktiren herkes, ev almak için peşinat yatırdığı zaman yüzde 15 devlet desteği alacak. Yani 5 yıl süresince para biriktiren ve peşinat için bu parayı kullanacak olan vatandaşımız yüzde 15 de devletten para alacak. Eğer bu 4 ya da 3 yıla inerse bu oran yüzde 12 ve yüzde 10'a inecek. Ama bu yönüyle hem konut talebini artırmayı hem herkesi hani evlenen herkesi gerçek anlamda da bu sefer evlenmeye hem eşle evlenmeye, hem konut içinde ev sahibi olmaya o anlamda evlenmeye hazırlayacağız.''''Sizler sosyal hayatımızın omurga kesimisiniz''Esnaflara seslenen Davutoğlu, ''Geçen ay içinde beni en çok mutlu eden, ama bir esnaf çocuğu olarak da kişisel hatıralarıma götürüp rahmetli babamı anmama vesile olan tören, esnaf kardeşlerimizle bir araya geldiğim törendi. Orada da esnaf kardeşlerimizle bazı müjdeleri paylaştım. Bu müjdelerden birisi yüzde 50 kredi sübvansiyonu yanında, kaybolmaya yüz tutmuş meslekler için ve 3 yıllık ustalıktan sonra yeni iş yeri açan esnaflarımız için faizsiz kredi veriyoruz'' diye konuştu.Hiçbir faiz almadan yeni iş yeri açan 3 yıllık ustalara bu imkanı tanıyacaklarını belirten Davutoğlu, ''Yine 600 milyonluk sübvansiyon faiz sübvansiyonu için ayırdığımız 600 milyonu, 750 milyona çıkarttık. Bu da milyarlarca ek kredi imkanının esnaflarımıza tanınması anlamına geldi'' dedi.Meclis'ten bu ay çıkan ''Perakende Ticaret Yasası''na da değinen Davutoğlu, ''O yasada da esnaflarımız için her bir alışveriş merkezinde, AVM'de en az yüzde 5 kontenjan ayrılması ve bu kontenjanlarda da kiraların 4'te 1 nispetinde yüzde 25 olmasını teminat altına aldık. Esnaf kardeşlerim, sizler sosyal hayatımızın, ahlakımızın omurga kesimisiniz, omurgasısınız. Her birinize helal ve bol rızıklar diliyorum. Biliniz ki artık esnafların Başbakanlık önünde yazar kasa kırdığı dönemler bitti. Sofranız bereketli olsun Ahi Evran öncünüz olsun. Eliniz, kapınız, sofranız herkese açık olsun'' diye konuştu.''Bu toprakta bereketi artırmaya kararlıyız''Yine bu çerçevede tarım sektörüyle, çiftçilerle çok sayıda müjdeyi Tekirdağ'da bir araya geldiği vatandaşlarla görüşmesinde söylediğini anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:''Ayrıca bunları Ankara'da da ifade ettim. Her şeyden önce pirinçte KDV'yi yüzde 8’den yüzde 1'e indiren kararnameyi imzaladık, pirinç üreticilerine müjde olsun. Mazot desteğini yüzde 5, gübre desteğini yüzde 10 arttırıyoruz bütün çiftçilerimize helali hoş olsun. Sertifikalı fidan desteğini yüzde 50 artırıyoruz fidanlarınız bereketli olsun, her bir gümrah olsun. Kırmızı mercimek, nohut, kuru fasulye gibi her evin sofrasını süsleyen o güzel bereketli nimetler içinde prim desteğini yüzde 100 artırıyoruz. Et ve süt ürüten işletmelere hibeleri yüzde 70 artırıyoruz. Artık tarımda her alanda mesela az bilinir ama çok önemlidir tıbbi ıtri bitkilerde de üretiminde de yine dönüm başına desteği 100 liraya çıkartıyoruz ve bu gittikçe yaygınlaşarak tarımda bereketi, ziraatta, toprakta bizim kadim dostumuz olan toprakta, aziz dostumuz olan toprakta Aşık Veysel’in değimiyle bu toprakta bereketi artırmaya kararlıyız.'Toprak gibi denizlerin de bereketli olmasını istediklerini, geçen hafta içinde denizcilik sektörüne önemli iki müjde verdiklerini vurgulayan Davutoğlu, ''Bir taraftan hurda desteği yani ya 28 yaş ortalaması, 28 olan koster filomuzu gençleştirmek için yeni gemi üretimi için destek isteyenlere hurda desteği vereceğiz. Eski gemiye hurdayı çıkarırken yeni gemilerle filolarımızı güçlendireceğiz. İhracata yönelik krediler için kredi garanti fonunu harekete geçiriyoruz. Gördüğünüz gibi hiçbir sektörü ihmal etmiyoruz'' diye konuştu.''KOBİ'lerimize özel önem veriyoruz''Bu hafta içinde KOBİ'lerle bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, KOBİ'lerin işletme sayısı itibarıyla işletmelerin yaklaşık yüzde 99,7'sini, istihdam itibarıyla yüzde 77'sini, katma değer itibarıyla yüzde 55'ini temsil ettiğini ifade etti.KOBİ'ler ayaktaysa, güçlüyse hem şehirlerin hem ülke ekonomisinin büyüdüğünü hem de küresel rekabetin yükseldiğini belirten Davutoğlu, ''KOBİ'lerimizde kriz oldu mu, ülke ekonomisinin toparlanması mümkün değil onun için KOBİ'lerimize özel önem veriyoruz ve KOBİ'lerimizin eksiklerini tek tek tespit ediyoruz. Gördük ki kurumsallaşmada ve markalaşmada KOBİ'lerimizin desteğe ihtiyacı var. Bu açıkladığım destek paketinde kurumsallaşma ve markalaşmayla ilgili işletme başına 150 bin Türk lirası destek vermeye karar verdik. Toplamda 100 milyon Türk liralık desteği KOBİ'lerimize aktaracağız'' diye konuştu.Davutoğlu, ''Yine işgücü, işbirliği ve işgücü anlamında teknolojik işbirliği ve katma değeri artırmak için eğer KOBİ'lerimiz bir araya gelirse, üç işletme bir araya geldiğinde, onlara 300 bin lira hibe, 1 milyon 200 bin lira da geri ödemeli yani kredili şeklinde destekte bulunacağız'' diyerek, KOBİ'lerin teknolojik altyapısı gelişsin, inovasyon ve Ar-Ge gücü artsın diye verdikleri destekleri, yüzde 50 artırdıklarını, bütün bu desteklerde kadınlara ve engellilere de özel imkanlar getirdiklerini vurguladı.''Küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar''Görüldüğü gibi 1 ay içinde hem Türkiye'nin her yerinde hem Avrupa'da vatandaşlarla kucaklaştıklarını ifade eden Davutoğlu, çok sayıda yurtdışı temas yaptıklarını, içeride yapısal reformlar gerçekleştirdiklerini söyledi.Davutoğlu, şunları ifade etti:''Esnaflara, çalışan kadınlara, annelere, çiftçilere, denizcilere, inşaat sektörüne, ev almak isteyenlere, evlenmek isteyenlere, çocuk sahibi olanlara, KOBİ'lere velhasıl bütün vatandaşlara dönük olarak acaba yeni yıla nasıl güzel haberlerle başlatabiliriz diye büyük bir çaba içinde olduk. Ve bunları yaparken de sakın kimse yanlış bir hesap içine girmesin, bütçe disiplinimizi hiç bozmadık. Türkiye’nin bütçesi şu anda hala Avrupa'nın en güçlü bütçelerinden biridir. Bütçe açığı diye bir sıkıntımız, derdimiz de yok. Hamdolsun cari ticaret açığımızda süratle düşüyor. Son açıklanan rakamlar bu konuda büyük ümitler veriyor.''Ocak ayında istatistiklere göre enflasyonun, faizlerin, cari açığın düştüğünü, üretimin arttığını belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:''İşte bereketlenen Türkiye'nin küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar, değerli vatandaşlarım, ayak sesleri. Bu ayak sesleri, yavaş yavaş önce ülke içinde, sonra çevre bölgelerde, Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da ve dünyanın her yerinde hissedilecek, duyulacak. Bu ayak sesleri, siyasi istikrarın ayak sesleridir, bu ayak sesleri, toplumsal barışın, huzurun ve kardeşliğin ayak sesleridir. Sofranız bereketli, yüreğiniz kavi, zihniniz açık, geleceğiniz parlak olsun. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin, ülkenin geleceğini kaim eylesin. Hayırlı akşamlar diliyorum.''AA
Reklam
Esrarengiz Nebulaya Ait Yeni Görüntü
Gökbilimciler, 1300 ışık yılı ötede yatan ve kökeni halen bilinmeyen esrarengiz nebula CG4'ün yeni ve detaylı bir fotoğrafını elde etti. 'Canavarın Ağzı' olarak adlandırılan gök cisminde yıldızların nasıl oluştuğu halen sır.Avrupa Güney Gözlemevi'ne (ESO) bağlı Çok Büyük Teleskop (VLT), 1300 ışık yılı ötedeki CG4 nebulasını görüntüledi. Ağzını açmış bir canavarı anımsatan görüntüsüyle 'Canavarın Ağzı' olarak da adlandırılan gaz ve toz bulutu, detaylı fotoğrafında yapısına ait yeni bilgiler sundu.Gökbilimciler, yeni detaylar sayesinde Puppis Takımyıldızı'nda yer alan nebulada yıldız doğumunun nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışıyor. Araştırmada yer alan Paranal Gözlemevi'nden Dr. Henri Boffin, 'fotoğraftaki kürelerin görünür ışığı bloke eden çok soğuk gaz ve tozdan oluştuklarını' belirtti. Boffin, CG4'ün kendi yerçekiminin etkisiyle etkileşime girerek ısındığını ve yeni yıldızların doğumuna tanık olduğunu söyledi.Görünümleri itibariyle ‘kuyrukluyıldız kürecikleri’ olarak ifade edilseler de, küreler kuyrukluyıldızlarla hiçbir bağlantı içermiyor.Yıldızlar kozalardan hayat buluyorNebuladaki materyallerin yoğun etkileşimi 'kafa' olarak adlandırılan ve 1.5 ışık yılı genişliğinde bir yapı ortaya çıkarırken, yıldızlardan saçılan yoğun radyasyon kafanın sanki çözülüyormuş gibi görünmesine neden oluyor. Nebulanın başını oluşturan yapı, altında kalan materyali yakınlardaki yıldızlardan korurken, aşağılara uzanan 8 ışık yılı uzunluğunda bir kuyruk oluşturuyor.Gökbilimciler koza görevi gören kürelerin, sıcak kozmik fırtınalar ve şiddetli morötesi ışıkla temasa geçtiğini ve bu şekilde yıldız oluşumunu sağladığını düşünüyor. CG4'e hakim olan kırmızı renk, nebulanın erozyona uğruyormuş görüntüsüne neden olan radyasyonla etkileşime giren hidrojen gazıyla ortaya çıkıyor.Sen.com'a açıklama yapan Boffin, CG4'ün düzenini açıklayabildiklerini ancak bu tür gaz bulutlarının yeni yıldızların doğumunu nasıl sağladığını henüz kesin olarak anlayamadıklarını söyledi. CG4'ün sıcaklık, kütle ve içerdiği materyallerin özellikleri analiz edilerek, Evren'in önemli bir sırrının ortaya çıkarılması amaçlanıyor.CG4’ün anlaşılmasıyla, bir diğer yıldız fabrikası olan Yaratılış Sütunları hakkında da yeni bilgilere ulaşılması amaçlanıyor.Kaynak: ESO, Al Jazeera
Gandhi ve İnsanlığı Etkileyen 13 Sözü
Hindistan bağımsızlık hareketinin öncüsü Gandhi, 67 sene önce bugün bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Gandhi'yi önemli yapan yalnızca Hindistan'ın siyasi ve ruhani lideri olması değildi, aynı zamanda şiddet içermeyen direniş biçimi olan 'pasif direniş'i de dünya ondan öğrendi. Doğum günü olan 2 Ekim, Hindistan'da resmi tatildir, aynı zamanda BM tarafından 'Dünya Şiddete Hayır Günü' olarak belirlenmiştir. Çıkrık kullanarak yaptığı kendi beyaz elbisesi ile, yalnızca meyve ve sebze yiyerek beslenmesi ile çok sade bir hayat sürdüren Hindistan'ın simge ismi Gandhi ve ona ait, birbirinden önemli cümleleri bir araya getirdik.
Reklam
Ebola Virüsü Mutasyona mı Uğradı?
Genetik bilimci Dr. Sakuntabhai, ebola virüsünün değişime uğradığını belirtti.Kuzeybatı Afrika ülkesi Gine'deki Ebola salgınını takip eden bilim adamları, virüsün mutasyona uğradığı uyarısında bulundu.BBC'nin haberine göre, Genetik bilimci Dr. Anavaj Sakuntabhai, 'Virüsün değişime uğradığını biliyoruz. Fakat virüsün nasıl değiştiğiyle ilgili daha fazla bilgiye ihtiyacımız var' dedi.VİRÜSÜN DAHA BULUŞICI HALE GELMESİNDEN KORKULUYORRastlanan bazı vakalarda hastalıkla ilgili hiçbir belirti olmadığını belirten Sakuntabhai, 'Bazı insanlar, virüsü daha kolay yayıyor olabilir. Fakat bununla ilgili henüz kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bir virüs kendini daha az ölümcül bir hale getirebilir fakat bizim asıl korktuğumuz virüsün daha bulaşıcı hale gelmesi' diye konuştu.Gine'deki Ebola hastalarından aldıkları kan örneklerini inceleyen Fransa'daki Pasteur Enstitüsü'nden araştırmacılar, virüsün mutasyona uğradıktan sonra daha bulaşıcı olup olmadığını inceliyor.Ebola virüsüyle ilgili diğer bir endişe de virüsün mutasyona uğrayarak hava yoluyla bulaşma ihtimali.Pasteur Enstitüsü'nden Virolog Noel Tordo, 'Virüsle ilgili daha çok bilgi edinmemiz lazım. Fakat şu an için hastalığın vücut sıvılarıyla bulaştığını biliyoruz. Yani Ebola virüsü taşıyan kişilerden uzak durmak gerekiyor' ifadelerini kullandı.'MÜCADELENİN EN İYİ YOLU AŞI'Prof. James Di Santo, Ebola'nın daha geniş bir alana yayılmasından endişe edildiğini belirtti. 'Bu sadece Afrika'nın problemi değil, hepimizin problemi' diyen Santo, bu tarz salgınlarla mücadelede en iyi çözümün aşı olduğunu söyledi.Diğer yandan İngiliz-Amerikan ortak yapımı Ebola aşısının ortalama 300 dozluk ilk partisi, ölümcül Ebola virüsünün yaygın görüldüğü Liberya'ya gönderilmişti.DSÖ'nün verilerine göre, üç Batı Afrika ülkesinde şimdiye kadar 22 binden fazla Ebola vakası görüldü ve salgından ölenlerin sayısı 8 bin 600'ü aştı.AA
Nadir Rastlanan 'Yalancı Güneş' Görüntülendi
Avusturya Alpleri’nde ‘yalancı güneş' olarak bilinen ve havadaki küçük buz kristalleri üzerine ışığın yansımasıyla oluşan meteorolojik olay fotoğraf makinelerine yansıdı.Kendisini bir bilim meraklısı olarak tanıtan Kalle Centergren, uzaktan kumanda edilen insansız hava aracıyla 18 Ocak’ta yaşanan eşsiz güzellikteki doğa olayının büyüleyici görüntülerini elde etti.
Hükümetten KOBi'lere Destek Paketi
Başbakan Davutoğlu'nun açıkladığı pakete göre uluslararası piyasada markalaşmak isteyen firmalara 150 bin lira devlet desteği verilecek.Başbakan Ahmet Davutoğlu, hükümetin KOBİ'lere (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) destek için yeni bir planı hayata geçireceğini duyurdu.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlı KOSGEB'in (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) düzenlediği ödül töreninde konuşan Davutoğlu, girişimciler için dört destek açıkladı. Buna göre;KOBİ'lerin ürün bazında uluslararası arenaya açılabilmesi için kurumsallaşma ve markalaşmaları desteklenecek. 100 milyon bütçeli programda 300 firmaya 150 bin lira destek verilecek.'İşbirliği-Güçbirliği Destek Programı' kapsamında üç işletmenin biraraya gelerek oluşturacakları teknolojik girişimlere 300 bin TL geri ödemesiz toplamda 1 milyon lira destek sağlanacak.ARGE, inovasyon alanlarındaki KOSGEB destekleri yüzde 50 artacak.'Girişimcilik Destek Programı'nda kadın ve engelliler için bugüne kadar sağlanan destekten birinci dereceden gazi ve şehit yakınları da yararlanacak. Bu Yüzde 10 olan limit, yüzde 20'ye çıkarılacak.Al Jazeera Turk
Reklam
En Eski Yılan Fosili Bulundu
Bilim insanları bilinen en eski yılan fosillerinin ortaya çıkarıldığını açıkladı. 140 ile 167 milyon yıl öncesine ait olan fosiller, antik yılanların günümüzde yaşayan bazı türlere benzerlik gösterdiğini ortaya koydu.Londra Doğal Tarih Müzesi'ndeki çekmecelerde bulunan fosilleri inceleyen bilim insanları, tarihin en eski yılan kalıntılarını ortaya çıkardı. 167 milyon yıl öncesine uzandığı düşünülen fosiller, yılanların evrim süresini kabul edilenden 70 milyon yıl önceye çekti.Araştırmanın başında yer alan Kanada'nın Alberta Üniversitesi'nden Michael Caldwell, fosilleri ilk olarak 2004 yılında şans eseri rastladı. Bir çekmecede 1990'lı yıllarda 'kertenkele fosili' olarak tanımlanan kemikler bulan Caldwell, toplamda dört yılan türü tespit etti.Analizler, fosillerden bir tanesinin 143 milyon yıl öncesine uzanan Parviraptor estesi türüne ait olduğunu ortaya koydu. Geride kalan üç türün, Parviraptor estesi'den daha eski olduğu anlaşıldı.Modern yılanlara benziyorlarAraştırmacılar, antik fosillerin birçok eksik parçadan ibaret olduğunu ancak kafa anatomisi ile diş yapısını inceleyebildiklerini belirtti. Vücut yapıları ve uzunlukları bilinmese de, yapılan analizler antik yılanların modern türlere büyük benzerlik gösterdiğine işaret etti.Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, antik fosiller günümüzde Güney Orta Amerika'da bulunan 'anilioids' ve Güneydoğu Asya'da yaşayan 'genus Cylindrophis' türlerine daha çok benzerlik gösteriyor. Caldwell, öte yandan antik yılanların kafa anatomisinde boa yılanı veya piton kadar esneklik ve hareket kabiliyeti görülmediği ifadesini verdi.Caldwell, 167 milyon yıl öncesine uzanan fosillerinin, yılanların daha eski tarihlerde yaşadığına işaret ettiğini ve yeni kalıntılar bulmayı hedeflediklerini söyledi.Livescience, Al Jazeera Turk
Hayatın Bir Zevk Haline Dönüşebileceği, Dünyanın En Yaşanabilir 21 Şehri
Bazı şehirlerde yaşamak şartlarına göre diğerlerine nazaran daha kolay. Global bir danışma firması olan ECA International en yaşanılabilir şehirler için bir liste yapmış. Objektif bir şekilde, yaşam kalitesi, sağlık hizmetleri, barınma, iklim, kamu hizmetleri, sosyal aktivite imkanları, internet hizmeti, altyapı, politik tansiyon gibi önemli faktörleri göz önünde bulundururak liste oluşturulmuş.
Reklam
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 10. Ekonomik Kalkınma Planı'nı açıkladı. Davutoğlu, 'Kıdem tazminatı sisteminde yaşanan sorunların çözümü amacıyla ilgili sosyal taraflarla istişare halinde gerekli mevzuat düzenlemelerini yapacağız. İşsizliksigortasından yararlanma koşullarını esnetmek ve yararlanma sürelerini arttırmak için mevzuat çalışması yapacağız' dedi. Konutta yüzde 15'lik devlet desteği nasıl alınabilecek sorusu ise bugün yanıt buldu. Bankada açılacak konut hesabına para yatıran kişi 5 yıl sonunda yüzde 15'lik devlet katkısı alabilecek.
7 Maddede Zamanda Yolculuk Teorileri ve Bazı Engeller
etiket
Albert Einstein, E = mc² formülünü geliştirdiğinden beri, en azından tek yönlü olarak zaman yolculuğunun yapılabileceği düşünülüyordu. Ancak geçmişe doğru gitmek ise çok daha zor bir problem olarak algılanıyordu. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca zamanda yolculuk üzerine birçok teori öne sürüldü. Ve aynı zamanda zaman yolculuğuna engel teşkil edecek paradokslar da. Galerimizde bu teorilerden ve paradokslardan bazılarını sizler için bir araya getirdik. Keyifle okumanız dileğimizle..
"Kıyamet Günü Daha Hızlı Yaklaşıyor"
Atom bombasının mucitlerinin kurduğu ‘Bulletin of the Atomic Scientists' adlı grup, dünyanın 'kıyamet gününe' artık daha hızlı yaklaştığını öne sürdü. Nobel Ödülü sahibi Leon M. Lederman, Kıyamat Saati'nin 23.57 olarak belirledi.Dünyanın sona yaklaşma tehlikesini takip eden ve tehdidi 'Kıyamet Saati' üzerinde gösteren bilim insanlarının oluşturduğu Bulletin of the Atomic Scientists adlı grup, insanlığa önemli bir uyarıda bulundu. Grubun üyesi ve 2002 Nobel Ödülü sahibi Leon M. Lederman, saati 23.53'ten 23.57'ye kaydırdı. Böylece Dünya'nın sonu gece yarısına 3 dakika olarak belirlendi.Grubun yönetim kurulundan yapılan açıklamada, iklim değişikliğinin ve nükleer silahların insanlığın geleceğine yönelik tehdit oluşturduğu, dünyanın 2014 yılında mutlak sonuna beklenenden daha çok yaklaştığı bildirildi. Açıklamada, 'küresel felaket olasılığının çok yüksek olduğu ve afet risklerini azaltmak için gerekli eylemlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği' ifade edildi.Kıyamet Saati, 1947'de ilk kez hazırlandığında 23.53'ü gösteriyordu. Soğuk Savaş'ın doruğa çıktığı 1953 ile 1960 yıllarında ise saat 23.58 olarak belirlenmişti. Bulletin of the Atomic Scientists, Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından 1991'de saati 23.43'e almış, 1984'te ise saat en son olarak 23.53'e çekilmişti.'ZAMAN DARALDI ANCAK TÜKENMEDİ'Grubun açıklamasında, 'Dünyada çok fazla sayıda nükleer silah bulunduğu ve dünya liderlerinin, nükleer tehdidi azaltma ve kontrol altına alma konusundaki sorumluluklarını yerine getirmekte başarısız olduğu' kaydedildi. Açıklamada, 'mevcut önlem ve çabaların dünyanın karşılaşabileceği kıyameti engellemeye yetmediği, ülkelerin atmosfere çok fazla sera gazı yaydığı ve bu oranın yüzyıl sonunda çok tehlikeli bir boyuta ulaşacağı, medeniyetin ayakta kalmasını sağlayan ekolojik sistemin bozulacağı' ifade edildi.'Dünyanın tamamıyla kabul edilebilir maliyetlerle gerekli teknolojik ve politik seçeneklere sahip olduğunu' vurgulayan grup, 'Zaman daraldı ancak henüz tükenmedi' ifadesini kullandı.Sputniknews
Reklam