1934 yılında National Allied Publications adıyla kurulan Dc Comics, adını kendi serilerinden biri olan ''Detective Comics''in baş harflerinden almaktadır. Dünya çapında bu denli popüler olmasını sağlayan şeylerden biri de ''Warner Bros Entertainment''in alt kuruluşlarından biri olmasıdır. Çizgi romanın tanınması, sevilmesi ve popüler olması konusunda Marvel ile başı çeken Dc Comics, yine çizgi romanların altın çağını yaşadığı yıllarda da zirvedeki isimlerden biri olmuştur.
Rus Ilya Kuvshinov tarafından yaratılan ünlü dizi ve film karakterlerinin anime çizimleri epey hayranlık uyandıracak derecede. Bunların yanında ilk 3 çizimde görebileceğiniz gibi oyun ve anime karakterlerini tekrardan yorumlayan illüstratörün Deviantart galerisine bakmanızda yarar var.
Dün dört gazete hemen hemen aynı manşetle çıktı: Başkanlık sistemine ilk adım.Sabah, Akşam, Yeni Şafak ve Star, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 19 Ocak’ta Bakanlar Kurulu’nu Ak Saray’da toplamış olmasını bu şekilde duyurdular.Dört gazeteyi de artık “hükümet yanlısı olarak” tarif edenler haksızlık etmiş olur; çünkü artık bir Erdoğan çizgisi var.Aylardır Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’nu toplayacak olmasını Türkiye’de Parlamenter rejimden Başkanlık rejimine geçiş olarak görenlere yönelik eleştiri dalgası bu manşetlerle boşa çıktı, kabul edilmiş oldu.Çünkü Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’nu toplaması kendisinden önceki cumhurbaşkanlarında olduğu gibi “istisna” değil, “kaidedir”.
'Terör tehdidi yarattığı' gerekçesiyle geçen ay sonunda İtalya'dan sınır dışı edilen Türk vatandaşının 25 yaşında bir doktora öğrencisi olduğu ortaya çıktı.İtalya İçişleri Bakanı Angelino Alfano, geçen hafta sonu yaptığı açıklamada Aralık ayı sonundan bu yana 9 kişiyi teröre destek şüphesiyle sınır dışı ettiklerini, bunlardan birinin de Türk vatandaşı olduğunu söylemişti.İtalyan basınında yer alan haberlere göre söz konusu Türk vatandaşı, Pisa'da fizik doktorası yapan 25 yaşındaki Furkan Semih Dündar'dı.Bilkent Üniversitesi'nden mezun olan, ardından da ODTÜ'de yüksek lisans yapan Dündar, Kasım 2014'te de İtalya'nın Pisa kentindeki Normale Üniversitesi'nde fizik doktorası yapmaya başlamıştı.27 Aralık'ta ise, İtalyan ve ABD devlet kurumlarına intihar saldırısı düzenleme tehdidinde bulunduğu gerekçesiyle ülkeden sınır dışı edildi. İtalyan güvenlik güçleri Dündar'ın Pisa'daki evinde yaptıkları aramada, tehdit mesajlarının gönderildiği belirtilen bilgisayarı da buldu.Furkan Semih Dündar'ın bir terör şüphelisi için 'sıradışı' profili ise İtalyan basınını şaşırttı. Yerel Il Tirreno gazetesi, Dündar'ın görüntüsünün 'herhangi biri gibi, hatta biraz da komik' olduğunu yazdı.Gazetenin konuştuğu, Dündar'ı tanıyan kişiler de muhtemelen bir 'sinir yıpranması' yaşadığını söyledi.Dündar'ı Pisa'daki üniversiteye kabul eden Teorik Fizik Doçenti Augusto Sagnotti de 'Çok parlak bir öğrenciydi, rafine ve eğitimliyidi. Kara delikler ve bilim felsefesi üzerinde çalışmak istiyordu' dedi.Sagnotti, Dündar'ın geçen yaz yapılan doktora seçmelerinde 100 kadar aday arasından 3'üncü olduğunu da vurguladı. Doçent, 'Belki de sadece stres altındaki bir çocuktu, ama ben buna karar verecek verilere sahip değilim' dedi.Üniversiteden bir arkadaşı da 'Benimle hiç politika ya da dinle ilgili konuşmadı. Batılı gibi, hipster gibi giyinip yaşıyordu. Cihatçıya benzemiyordu' dedi.Dündar: Tercüme hatasıLa Repubblica gazetesinin ulaştığı Dündar ise her şeyin yanlış çeviriden kaynaklanan bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu öne sürdü.Dündar, 'Mesajlarımı tercüme etmek için Google'ın tercüme sistemini kullanmışlar. Bu sistemin Türkçe tercümede iyi çalışlmadığını herkes biliyor. Bu yüzden kendimi havaya uçurmayı istediğimi sanmışlar' dedi.Dündar, şunları söyledi: 'İtalya'ya geldiğim ilk günden beri sanki bir düşmanmışım gibi sokakta, her yerde takip edildiğimi fark ettim. Sonra CIA'e bir mesaj yazdım: 'ABD Büyükelçiliği'nin önünde kendimi havaya uçurmak istediğimi mi sanıyorsunuz? Bütün gün sizi düşünmekten başka yapacak işim olmadığını mı sanıyorsunuz?' dedim. İlk başta CIA'in bana yardım etmesini ve bu yanlış anlamayı düzeltmesini umuyordum. Fakat sonra başka kurumlara da provokatif mesajlar göndermeye başladım.'Dündar, bunu neden yaptığı sorusuna ise 'Bu durumu sona erdirmek için kendimi tutuklatmak istiyordum. Artık bittiğine de memnunum' diye cevap verdi.Türk öğrenci Il Tirreno gazetesine yazdığı e-postada ise İtalya'ya 'güzel şarapları ve likörleri için müteşekkir olduğunu' söyledi.BBC Türkçe
1984 doğumlu olan ünlü oyuncu Scarlett Johansson film kariyerine 1994 yapımlı North filmiyle başladı O dönemin meşhur filmi Home Alone 3 (Evde Tek Başına 3) filminde de oynamıştır. 1998'de Robert Redford'un The Horse Whisperer filminde dikkat çekmeye başladı. 2001'de Ghost World ve 2003'te Lost in Translation filmleriyle yetişkin rollerine geçiş yapmaya başladı. 2005'te Woody Allen'ın Maç Sayısı filminde oynadı. 2006'da Christopher Nolan'ın Prestij filminde Olivia karakteriyle oyunculuk yeteneğini kanıtlamıştır.2013'te ise Spike Jonze'un beğenilen filmi Aşk'ta (Her) gelişmiş bir işletim sistemi olan Samantha'yı seslendirdi.Ünlü yönetmen Woody Allen'ın favori oyuncusudur.
Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO, kültürel olarak tüm dünyaya mâl olmuş, kültür hazinelerini listesinde topluyor ve bunları koruma altına alıyor. Listede yer alan Giza Piramiti'ni, Taç Mahal'i daha önce duymuşuzdur. Biz, bu galeride daha önce pek duymadığımız dünya miraslarını derledik.
Mektup gönderme ücreti, flüt, yurt dışı bir hafta ve daha fazla süreli turlar, krem peynir gibi maddelerin enflasyon sepetindeki oranları tartışması artık takside, kuaförde hatta yılsonu zamları görüşülürken bile ilgi çekmezken; son 10-15 yılda fiyatı aynı kalan hatta düşen ürünlere şaşıracak hafifletici sepetler bulmak gerekti, buyrunuz:
Bugün Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olarak bakanlar kuruluna başkanlık edecek. Bunu eleştirenler haliyle darbeci, vesayetçi, milli irade düşmanı falan oluyor da, bu girişim 2002-2007 arasında Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki bakanlar kuruluna Ahmet Necdet Sezer'in başkanlık etmek istemesi ile ortaya çıksaydı nasıl algılanırdı acaba?
Yumurta kabuğuna takla attırın. Bir ayıcığa ipe tırmanmayı öğretin. Salatalık turşusunu gece lambasına çevirin. Matematik bulmacalarının ustası Martin Gardner 80'den fazla sihirbazlık numarası kullanarak bizlere su, hava, ateş, hareket, yer çekimi, eylemsizlik, sürtünme, elektrik, manyetizma, ses ve ışığın bilimsel özelliklerini öğretiyor. Evlerimizde günlük olarak kullandığımız malzemelerle yapılan bu numaralarla bir yandan bilimi öğrenir ya da çocuklarınıza öğretirken, diğer yandan çok keyifli zaman geçirebilirsiniz. Çocukların tek başına kullanmasının doğru olmayacağı bıçak, kibrit ve kaynar su gibi malzemeleri gerektiren numaralar -el resmi- ile işaretlenmiştir. Her numaranın kendisi için yardımcı çizimler eşliğinde anlatıldığı BİLİM Mİ? SİHİR Mİ? Elinizden düşüremeyeceğiniz muhteşem bir kitap!Fizikist
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, bilim adamlarının ‘İztuzu Plajı’nda şezlong da olmaması gerektiğini’ söylediklerini belirterek, “insan ayağından başka hiçbir şey olmaması lazımmış. Orayı öyle bir hale getireceğiz ki şezlong, mezlong, şemsiye, memsiye hiçbir şey olmayacak” dedi.Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Afyonkarahisar’da Kristal Düğün Salonu’nda düzenlenen AKP 57’nci İl Danışma Meclisi toplantısına da katıldı. Burada yaptığı konuşmada hükümetin icraatlarını öven Güllüce, İztuzu Plajı’yla ilgili tartışmalara da değinerek şunları söyledi:“Her şeye bir bahane bulmaya çalışıyorlar. Caretta Carettalarla ilgili çadır, madır kurdular. Sanki bu ülkedeki insanların hayvan, tabiat sevgisi yokmuş gibi davranıyorlar. Orayla ilgili de çabalarımız var. Yaptırdığım araştırmada bilim adamaları İztuzu Plajı’nda şezlongun da olmaması gerektiğini belirtti. Ben bunu bilmiyordum, çok yakınlarda öğrendim. İztuzu Plajı’nda insan ayağından başka hiçbir şey olmaması lazımmış. Sadece insan olması gerekiyor. Orayı öyle bir hale getireceğiz ki insan ayağının değdiğinden başka, şezlong, mezlong, şemsiye, memsiye hiçbir şey olmayacak. Biz hayvanları onlardan daha çok seviyoruz. Bizim amacımız da hakikaten budur. Çünkü biz bütün yaratılmışlara karşı kendimizi sorumlu hissederiz. Bu konuda çalışacağız.” DHA
Japon bilim insanları insan organlarının 3D yazıcılarda basılmasını sağlayacak bir teknoloji üzerinde çalıştıklarını açıkladı. 3 yıl içinde klinik testlerin başlaması bekleniyor.3D yani 3 boyutlu yazıcılar ilk olarak teknik cihazların parçalarının üretilmesi için geliştirildi. İlk örneklerin büyük, ağır ve pahalı olduğu bu yazıcılar gelişen teknoloji ile birlikte küçüldü ve fiyatları ucuzladı. Bilim insanları bu yazıcıları insan organlarının basılması için kullanmayı hedefliyor.Tokyo Hastanesi Ünivertesi'nden Tsuyoshi Takato önderliğindeki bir ekibin, biyomateryal kullanan yeni nesil biyo 3D yazıcılarla organ basmayı planladıkları açıklandı. Takato'nun ekibi kök hücrelerle proto hüclerini bir arada kullanarak herhangi bir organı üretmeyi planlıyor. Üretilen organ proteinler tarafından geliştirilecek ve insan organlarına benzer parçaların üretimi yapılabilecek. Şimdilik test aşamasındaki çalışmaların önümüzdeki yıllarda hayata geçirilmesi planlanıyor.Yapılacak çalışmada üretilen parçalar insanlarda bulunan organları taklit edebilecek özelliğe sahip olacak. Üretilen yapay organlar vücutla beraber büyüyeceği için özellikle çocuklarda doğuştan gelen kemik ve benzeri eksikliklerin tedavisinde kullanılabilecek.Bilim insanı Takato'nun AFP haber ajansına yaptığı açıklamaya göre, 3D yazıcılardan basılan organlarla ilgili klinik testler önümüzdeki 3 yıl içinde başlayacak.Bilim insanların geliştirdiği bu tekniği kullanan Next 21 isimli bir şirket Japonya'da CT-Bone ismini verdiği biyolojik bir kemiği üretmeyi başardı. Henüz resmi makamlardan onay almayan bu yapay kemik, kaza ya da doğuştan gelen kemik kaybı gibi durumlarda kullanılabilecek. Gerçek kemik gibi büyüme özelliği bulunan CT-Bone'un bu yıl onay alıp Japonya'da kullanıma sunulması bekleniyor.Kaynak: AFP
Sivilcelerden mi şikayetçisiniz? O halde Şarbon hastalığına yakalanmış koyun dalağı tam size göre...Yazılı ve görsel basın organlarında adını sıkça duyduğumuz ve giderek daha çok insanın peşinden koştuğunu hayretle izlediğimiz 'sözde mucizevi' alternatif bir tedavi yöntemi; 'Homeopati.' Doğadaki ‘benzerlik ilkesinden!?’ yola çıktığı iddia edilen Homeopati'nin tedavi etmediği hastalık ise neredeyse yok. Yani o derece etkili! Alışa geldiğimiz bir durum bu. Çünkü geleneksel, alternatif tıp yöntemlerinin birçoğunda bu gerçeküstü tedavi edicilik iddiası esastır.Ne var ki, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalar Yönetmeliği” ile bu tür uygulamalar artık yasallık kazanmış durumda. Aşağıdaki galeri Işıl Arıcan'ın Homeopati nedir? : Tavşanın suyunun suyu adlı yazısından faydalanarak derlenmiştir.
Deney alanı içerisinde bulunan bir hamstera yemesi için konulan yemekleri nasıl yiyeceği kaydedilmek isteniyor. Yiyeceklerin üzerinden de x-ray kamerası ile yediği bu yiyecekleri bünyesine nasıl aldığı kaydedilmek istenen hamsterın ilginç ama zekice yeme alışkanlığına tanıklık ediyoruz...
Yeraltı edebiyatı, dili zincirlerinden kurtarmak için 19. yüzyılın ortaları ile 20. yüzyılın başlarında oluşmaya başlayan ben özgürüm diye bağıran edebiyat. Sert, aykırı, eleştirel, çoğunlukla gerçekle hayalin ince çizgisinde varolmaya çalışan yeraltı edebiyatı; alkolizmin, cinselliğin, sıradışılığın, küfrün dışa vurumudur. Kökleri yeteri kadar eşelendiğinde Marquis de Sade'e (1740-1814) kadar varılabilir. Sade, yazdıkları ile 'başkalarına acı çektirmekten hoşlanma' olarak adlandırılan 'Sadizm'in fikir babası olmuştur. Erotizm ve şiddetle ilgili kitapları yaşadığı dönemde epey yadırganmış hapse atılmıştır. Ancak yazdıkları başka yazarlara ilham kaynağı olmuştur. Birçok edebiyat kalıbını hiçe sayan yeraltı edebiyatı, Charles Bukowski'yi (1920-1994) tanımamıza neden olmuştur. 'Factotum', 'Kasabanın En Güzel Kadını' (The Most Beautiful Woman in Town), 'Pulp', 'Postane'(Post Office) eserlerinden sadece birkaçı. Özellikle de 'Factotum' yazarı daha iyi tanımamıza yardımcı olmakta. Bukowski, hayatının bir dönemini Henry Chinaski olarak ortaya sermekte çünkü. Yazar kitabında; çeşitli serseriliklerini, sürekli iş değiştirmesini ve kadınlarla olan ilişkilerini anlatırken kendisinin de bir yeraltı kahramanı olabileceğinin sinyallerini vermektedir. Son yıllarda daha hızlı gelişme kaydeden edebiyat, Chuck Palahniuk'un 'Dövüş Kulübü' (Fight Club) adlı eserinden 1999 yılında sinemaya taşmıştır ve hayran kitlesini arttırmıştır. Türkiye'de de yeraltı edebiyatına okurlar tarafında büyük ilgi gösterilmekte. Genel olarak 20 - 40 yaşları arasında bulunan kitlelerce saygı gören yeraltı edebiyatına katkıda bulunan çok önemli eserler yazılmıştır. Türk insanına yer altı edebiyatını sevdiren en önemli isimlere bu yazıda yer vereceğiz.
MİLLİ Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ana, ilk ve ortaokul öğrencilerine matematik ve fen alanlarında uygulamalı eğitimler veren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Kampüsü'nde çalışmalar sürdüren İTÜ Bilim Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Avcı, açılışın ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Bakan Avcı, 2010'da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavlarında (KPSS) kopyaya ilişkin yürütülen soruşturmaya dair ÖSYM Başkanı Ali Demir'in 'Soruşturma, 2010 yılı KPSS ile sınırlı kalmayacak' yönündeki açıklamalarına ilişkin, 'Daha önce başlamış ve galiba üzeri kapatılmış bir yargı ve adli soruşturma söz konusu idi. Onunla ilgili adli soruşturma ve incelemeler zannediyorum belli aşamaya gelmiş olmalı ki, şimdi bununla ilgili bu çalışma başlatılıyor. Hayırlı olsun' dedi.'OKUL YÖNETİCİLERİMİZİ, OKUL GÜVENLİĞİ KONUSUNDA UYARIYORUZ'Bir gazetecinin, geçtiğimiz günlerde Arnavutköy'de bir ilkokulun yangın merdiveninden düşerek bir öğrencinin hayatını kaybettiği olayı hatırlatarak, 'Yangın merdiveninde korkuluğu olmayan o okula dün gittik ve değişen bir şey yok. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?' şeklindeki bir soruya Nabi Avcı, 'Bu konuda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz gerekeni yapıyor. Çocuğumuza Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum. Müteaddit defalar okullarımızı, okul yöneticilerimizi okul güvenliği konusunda uyarıyoruz. Zaman zaman merkezden, zaman zamanda illerden gönderilen müfettişler aracılığıyla denetimleri yapıyoruz. Ancak yine de bu tür üzücü olaylarla maalesef karşılaşıyoruz. Bunların olmaması için çok daha dikkatli, gayretli olmamız gerektiğini il, ilçe yöneticilerimize maarif müfettişlerimize, okul müdürlerimize bir kere daha hatırlatıyoruz' diye yanıt verdi.'PROJEDE HERHANGİ BİR AKSAKLIK SÖZ KONUSU DEĞİL'Bakan Avcı, eğitimdeki FATİH projesi ile ilgili bir soruyu da 'Önümüzde bu konu ile ilgili büyük bir ihale var. Biz FATİH projesini sadece çocuklarımıza tablet bilgisayar dağıtılan bir proje olarak görmüyoruz. Aynı zamanda Türkiye'de gerek donanım, gerekse de yazılım bakımından bilgisayar teknolojisinin ve sektörlerinin gelişmesine öncülük edecek bir büyük proje olarak görüyoruz. O yüzden başlattığımız ihale süreci de 10 milyon 600 bin tablet bilgisayar alımına ilişkin dünya çapında bir ihale sürecidir bu. Bu ihale sürecinin en önemli bileşenlerinden bir tanesi yerlilik oranıdır. Dolayısıyla bazı çekilmeler oldu. Komisyon toplantısında gecikmeler oldu. Ancak projede herhangi bir aksaklık söz konusu değil' şeklinde yanıtladı.Enver ALAS - Güven Usta/İSTANBUL, (DHA)
Panama kanalı Büyük okyanus ile atlas okyanusunu birbirine bağlayan orta Amerika da bulunan mükemmel bir mühendislik harikasıdır.Panama kanalı dünyanın en eski ve değerli kanallarından biridir. İlk olarak Fransızlar sömürgelerine giden yolu kolaylaştırıp sömürgelerini arttırmak için böyle bir proje düşünmüş ancak başarılı olamamışlardır. Daha sonraları ise Amerika 1904 yılında yapımına başlamış ve tam on yıl zorlu bir süreçten sonra 1914 te kullanıma açmıştır. Zorlu bir süreç derken gerçekten çok zorlu bir süreç sürmüştür çünkü o zamanın koşullarında ortaya çıkan sıtma ve sarı humma dahil bir çok engel ile karşılaşılmıştır ve yapımında çalışan tam 27,500 kişi bu gibi sebepler ile hayatını kaybetmiştir.Kanalın en büyük özelliklerinden biri güzergahtaki gemileri büyük bir zaman ve maliyetten kurtarmış olmasıdır. Şöyle ki kanaldan önce New york tan çıkıp San Fransisko’ya gidecek olan bir taşıt Horn Burnunu dolaşarak 22.500 km yol yapması gerekirken kanaldan sonra sadece 9.500 km ile bu yolculuğu tamamlayabiliyor. Bu aradaki 13.000 kmlik fark kanalın ne kadar değerli olduğunun bir göstergesidir. Ayrıca her yıl üzerinden geçen 140.000 den fazla gemi ve 203 milyon ton yük kanalın diğer bir değer göstergesidir.Panama Kanalındaki MühendislikPanama Kanalı su seviyesinden 25 metre yüksekte bulunmaktadır. Buna rağmen bu geçişin yapılabilmesi için mükemmel bir mühendislik ortaya konmuştur. Gemiler önce 25 metre yükseltilerek kanal seviyesine daha sonra ise 25 metre tekrar alçaltılarak su seviyesine indirgenmektedir. bunu sağlayabilmek için sıvıların dengesi kanunun da yararlanılmıştır. Şöyle ki 3 adet kanalın girişinde ve çıkışında basamaklar halinde havuzlar oluşturulmuştur. Gemi ilk havuza gelince 2. havuzun kapağı açılır ve sıvıların dengesi sayesinde 1. ile 2. havuz orta bir seviyede eşitlenir. Böylece gemi 2. havuza çıkartılır. Daha sonra 3. havuzun kapağı açılır ve 2. ve 3. havuz eşitlenir ve gemi bu şekilde 25 metre yukarı çıkartılır. Su seviyesine indirme kısmına gelindiğinde ise bahsettiğimiz işlemin tam tersi yapılarak gemi su seviyesine inmiş olur. Bu mühendisliğin 1914 yılında hayata geçirildiği düşünüldüğünde hayret verici bir durum olsa gerek. Çalışma mantığını daha iyi anlama için aşağıdaki videoları izlemenizi tavsiye ederim.
Antarktika'da çekim yapan BBC ekibi, 1960'lı yıllardan beri bilinen, ancak daha önce hiç görüntülenemeyen bir olaya bir kaç yıl önce şahit oldular. Oldukça ilginç olan görüntülerde suyun altına doğru uzanan bir 'ölüm sarkıtı' etrafındaki suyu dondurarak deniz yüzeyinden, derinlere doğru ilerliyor.
Bermuda şeytan üçgeni yıllar yılı esrarengizliğini korumuş gizemli bir bölge olarak bilinmektedir.Peki Bermuda şeytan üçgenini bu kadar gizemli yapan şey nedir? Bermuda şeytan üçgeni aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi Bermuda, Miami ve Porto Riko adaları arasında kalan bölgeye verilen isimdir. Bu bölge üzerinden geçen uçak,gemi,jet ne varsa hepsinin bir anda ortadan kaybolması bu üçgeni gizemli kılmak için gayet geçerli bir sebep olsa gerek.Yıllarca yapılan araştırmalara rağmen bilim insanlarının dahi olağanüstü güç olarak kabul ettiği bu alanda son zamanda gelişen teknoloji ile yapılan çalışmalar işin aslının öyle olmadığını gösterdi. Kristof Kolomb dahi o zamanlarda tuttuğu günlükler de bu bölgenin üzerinde bu dünyaya ait olmayan bir şeylerin uçtuğunu söylemiş ve o zamanlardan günümüze kadar uzanan bu gizem, bulunduğu bölgede ki okyanus olan Atlas okyanusu isminin verilmesine sebep olmuştur. Kayıp kıta olarak bilinen Atlantis kıtasının da bu üçgen tarafından yok olduğu düşünülerek buradaki okyanusa atlas okyanusu denilmiştir.Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı Nedir?Kilometrelerce su altına inebilen robotlar sayesinde yapılan çalışmalar gösterdi ki yıllarca süregelen bu gizemin sebebi okyanus dibinde bulunan bir doğal gaz kaynağı. Bu üçgenin olduğu bölgede bulunan doğalgaz kaynağı yer yüzüne fışkırır ve oradaki sıcaklık sayesinde “Hidrat” adı verilen un gibi beyaz katı bir maddeye dönüşür. Bu bölgede Gulf Stream adı verilen sıcak su kaynaıda geçmektedir. Bu sıcak su kaynağı katı hale dönüşmüş Hidratları eritir ve eriyen hidratlar suyun yoğunluğundan daha az yoğunluğa sahip olduğu için bir kütle halinde yüzeye çıkmaya başlarlar. Böyle oluncada o bölgede suyun yoğunluğu azalmaya başlar ve üzerinden geçmekte bulunan su araçlarına yeterli kaldırma kuvvetini sağlıyamaz ve o bölgeden geçenler uçuruma düşer gibi okyanusun dibine düşerler. Yükselmeye devam eden Hidratlar ise havadan da daha az yoğunluğa sahip olduğu için havanın da yoğunluğunu düşürürler. Dolayısıyla havadan aldığı oksijen ile çalışan jet motorları bu bölgeden geçerken yeterli oksijeni alamaz ve irtifa kaybetmeye başlar.