onedio
'Olağanüstü Grip Salgını Yok'
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, Avrupa'daki grip salgınına ilişkin, 'Şu anda olağanüstü bir salgın, kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil' dedi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Mövenpick Otel'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Yönlendirme Komitesi Toplantısı'nın kapanış oturumunun ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı.Bir gazetecinin 'Avrupa'da bir grip salgını var. Türkiye'de de var mı şu anda? Bilim Kurulu'nun toplanacağı söylendi' sorusu üzerine Müezzinoğlu, grip salgını açısından kasım, aralık, ocak ve hatta şubat aylarının, diğer yıllardaki aynı dönemlere göre oldukça sakin ve sorunsuz atlatıldığını söyledi.Mehmet Müezzinoğlu, son 10 gündür hekimlerin grip vakalarıyla karşılaştıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:'Birkaç ciddi seyreden vakamız var. Ama şu anda olağanüstü bir salgın durumu söz konusu değil. Bilim Kurulumuz da gerek Fransa'da gerek Almanya'da, Avrupa'daki gidişatı gözlemliyor. Şu anda olağanüstü kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil. Özellikle çocuklarımıza, tüm topluma hijyen, özellikle el temizliğine daha çok dikkat etmelerini, diğer taraftan bol sulu gıda almalarını, bir de aşarı yoğunluk ve yorgunluktan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.''Sınırlarda bir sıkıntı var mı?' şeklindeki soruya Müezzinoğlu, 'Sınırlarda virüsü kontrol edecek halimiz yok. Neticede virüs pasaportlu gelmiyor' karşılığını verdi.'Hastanelerin ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi sorumlulukları var'Bakan Müezzinoğlu, LÖSEV'e ilişkin bir soru üzerine, 'LÖSEV ile ilgili daha fazla konuşmak istemiyorum. Neticede Türkiye'de tüm özel, vakıf hastaneleri Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi bir görevi ve sorumluluğu var. O zaman Sağlık Bakanlığı'nın bir anlamı olmaz. Ruhsatlandırma gibi bir yetki Bakanlıkta ise Türkiye'ni,n 78 milyonun sağlığından sorumlu olarak Sağlık Bakanlığı varsa herkes Sağlık Bakanlığı'nın planlamalarına uymak zorunda' ifadelerini kullandı.LÖSEV yönetiminin baştan Sağlık Bakanlığı'na yaptığı müracaatın arkasında durması gerektiğini dile getiren Müezzinoğlu, yapılan müracaatın karşılığının verildiğini aktardı.Müezzinoğlu, bir gazetecinin, 'LÖSEV Başkanı'nın 'Cumhurbaşkanı, Başbakan izin ver' der şeklinde bir değerlendirmesi var. Neler düşünüyorsunuz?' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:'Demokratik ülkelerde, Türkiye'de, hukuk devletlerinde farklı makamları bu işlerin aracı yapmak doğru değil. Burada bir lösemili çocuklarımız bu anlamda kullanılıyor. İki, aileleri kullanılıyor. Ondan sonra diğer makamlar kullanılmaya çalışılıyor. Kamuoyu baskısı yapılarak kullanılmaya çalışılıyor. Ülkemizde (her yıl) 900 lösemili çocuğumuz var, LÖSEV 40 çocuğumuzu tedavisi yapıyor. Bu anlamda onların bu çocukları tedavi etmelerinden dolayı teşekkür ediyoruz.'Bakan Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak Türkiye'nin her köşesindeki lösemili çocukları düşünmek zorunda olduklarını vurgulayarak, 'Bu ülkenin toplam 161 çocuk hematoloğu ve onkoloğu var. Biz bunları planlamak durumundayız. Dolayısıyla bu planlamaya da LÖSEV ya da bir başkası uymak durumunda' değerlendirmesinde bulundu.Bir gazetecinin 'Kamuoyunda estirilmeye çalışılan sanki bir hayır kurumunun önü kesiliyormuş algısında, rantın gizlenme amacı olabilir mi?' şeklinde sorusuna Müezzinoğlu, şu karşılığı verdi:'Onu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Herhangi bir özel sektör, vakıf ya da dernek bir sağlık kuruluşu açacak ise bu planlamalarına uymak durumunda ve ruhsat alma durumunda. Bu planlamalarla ilgili bize 2-3 yıl önce yaptıkları taleplere biz cevap vermişiz. 50 yataklı. Sonra bizim ihtiyacımız daha çok demişler, 100 yatağa izin vermişiz. Ama biz binayı 400 yatak yaptık denirse bu olmaz. Dolayısıyla demokratik ülkelerde, bu şekilde bir algı operasyonunu doğru bulmuyorum.''Kürtaj tıbbi bir karardır'Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, 'İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi'ndeki kürtaj iznine ilişkin neler söyleyeceksiniz' şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:'Kürtajla ilgili karar, idari bir karar değildir. Dolayısıyla Sağlık Bakanı'nı veya yöneticilerinin vereceği bir karar değildir. Bu tıbbı bir karardır. Hekim veya konsey karar verir. Dolayısıyla burada hekim arkadaşımız gerekli takipleri yaptıktan sonra bir izin konusunda tıbbi endikasyon konusunda bir şey varsa bunu bilim kuruluna götürür ve o da karar verir. Buralarda yanlış kararlar verildiyse ya da uygulamalar yapıldıysa biz idari veya mesleki inceleme başlatırız. Burada da öyle bir şey söz konusu değil.'AA
Google Bilim Fuarı 2015'e Başvurular Başladı
Bu yıl beşincisi düzenlenen Google Bilim Fuarı etkinliği için başvurular başladı. 18 Mayıs'a kadar 13 - 18 yaş arasındaki öğrenciler, istedikleri projelerle kayıt olabilecekler.“Bilimin temelinde gözlem ve deney yapmak, cevabı bilinmeyen soruları keşfetmek, problemleri çözme merakı, öğrenmeye ve her zaman yeniden denemeye devam etmek yatıyor.Bu yıl beşincisi düzenlenen Google Bilim Fuarı’nın özünde de aynı ruh ve yaklaşım yer alıyor. LEGO Education, National Geographic, Scientific American ve Virgin Galactic işbirliğiyle düzenlenen bu yılki yarışmada bütün genç araştırmacıları, kaşifleri, teknoloji ve icat meraklılarını yaratıcılıklarını göstermeye davet ediyoruz. Hayal sınırlarını zorlayan, hatta hayal bile edilemeyecek, dünyamızı değiştirebilecek bir şeyi…18 Mayıs’a kadar 13-18 yaş arasındaki öğrenciler biyolojiden bilgisayar bilimlerine, antropolojiye kadar istedikleri alanda projelerini sunabilecekler. Ödüller arasında Scientific American ve Google’dan 100 bin dolarlık burs ve sınıf yardımı, Galapagos Adaları’na National Geographic Gezisi, Danimarka’daki merkezinde LEGO tasarımcılarını ziyaret etme fırsatı ve Virgin Galactic’in Mojave Havacılık ve Uzay merkezindeki yeni uzay gemisi turu yer alıyor. Bu yıl ayrıca İlham veren Eğitimci Ödülü’nün yanı sıra çevre veya sağlık sorunlarına yönelik bir proje için Toplumsal Etki Ödülü de verilecek.Büyük fikirler çoğu zaman küçük şeylerden yola çıkarak büyük değişikliklere yol açma potansiyeli taşır. Aklınıza takılan, sevdiğiniz, iyi olduğunu ve denemek istediğiniz şeylerden… Detaylı bilgi ve başvuru için buraya tıklayabilirsiniz...
Güneş'in 12 Milyar Katı Büyüklüğünde Kara Delik Keşfedildi
Bilim adamları evrenin uzak bir köşesinde Güneş'in tam 12 milyar katı büyüklüğünde bir kara deliğin varlığını keşfetti. Kara deliğin evrenin ilk başlangıcında oluştuğu tahmin ediliyor.Yeni keşfedilen bu kara deliğin kendisiyle yakın yaşta bulunan benzerlerinden yaklaşık iki kat daha büyük. Açıklamayı yapan Almanya'daki Max Plank Enstitüsü'nde çalışan bilim adamı Bram Venemans ne kendisinin ne de meslektaşlarının bir kara deliğin nasıl bu kadar büyüyebildiğini açıklayamadıklarını da ifade etti.Bilinen fizik kanunlarına göre teorik olarak bu kara deliğin, etrafındaki gazlardan bu kadar hızlı bir şekilde 'beslenerek' büyümesi mümkün değil. Pekin Üniversitesi'nde görevli bilim adamı Xue-Bing Wu 'İlk galaksiler bile henüz yeni oluşuyorken ve gençken bir kara deliğin böyle bir boyuta gelmesi için çok radikal şeyler olmuş olması gerekir' ifadelerini kullanırken konuyla ilgili bir başka teori de iki kara deliğin çarpışarak şu anki boyutuna gelmiş olması.Yeni bulunan kara delikle ilgili makale Journal Nature dergisinde yayımlandı.CNN Türk
İnsanı Sinir Krizlerine Sokan İkea Talimatlarının Oldukça İlginç Bir Hal Aldığı 17 Ürün
Kimi zaman insana sinir krizleri geçirten, kimi zaman da 'aa ne güzel tasarlamışlar' dedirten İkea ürünleri, aslında bizlerde 'bir şeyler yaratma' duygusunu da tetiklediği için oldukça rağbet görmekte. Genellike ürünler alınmadan önce herkes kurulum için heveslidir. 'Çok severim ya, beni kesin çağırın ürünleri kurarken' der arkadaşlarınız. Fakat o gün geldiğinizde etrafınızda kimse olmaz ve İsveç mantığının karmaşık bir şekilde resmedildiği o talimatları anlamaya çalışarak ürünü yapmayı denersiniz. Olmaz... Bir daha denersiniz... Yine olmaz... 😔Bu içerikte göreceğiniz İkea talimatları alışık olmadığınız cinsten. Zamanı bükmek isteyenlerden Taç Mahal inşa etmek isteyenlere kadar, burada herkese göre bir şey var!
Kuantum Dünyasında Gelecek Geçmişi Etkiliyor!
Roman yazarının roman örgüsü içinde zamanla nasıl oynadığını farketmediğimiz cinayet romanlarına alışkınızdır. Çok tipik bir şekilde; cinayet henüz kitabın ortasına bile gelmeden gerçekleşir. Fakat tam bu noktada bir bilgi karartması olur ve okur ne olduğunu ancak kitabın son sayfasında öğrenir.Peki ya son sayfa kitaptan yırtılmışsa?Okur; kitabı yalnızca ölümcül olayın gerçekleştiği kısma kadar okuyarak ya da tamamını okuyarak, ne olduğuna dair iyi bir tahmin yürütebilir mi?Cinayet gizeminde daha açık olan cevap; belirsizliğin esas olduğu kuantum mekaniğinde daha az belirgindir.Washington University in St. Louis Fizik Bölümü’nden asistan profesör Kater Murch:”Her şeyi biliyor olsanız bile, kuantum mekaniği; size bir kuantum parçacığı sunar ve basit bir deneyle yerini saptayabilecek kesinliğe erişemezsiniz. Kuantum mekaniği, muhtemel sonuçların istatistiksel ihtimallerini sunabilir ” diyor.Akılcı bakışa göre; bu belirsizlik teori için bir kusur değildir, aksine doğanın bir gerçeğidir. Parçacığın yeri yalnızca bilinmeyen değil, aslında test edilmeden önce belirsizdir. Ölçme teşebbüsünün kendisi; parçacığı belirgin konumunu bozmaya zorlar.Physical Review Letters‘ın Şubat sayısında Kater Murch olasılıkları daraltan bir yol geliştirdi. Kuantum sistemin bir hedef zamanın sonrasındaki değişimi ile ilgili bilgiyi, bu hedef zamana kadarki süreçteki değişimin bilgisiyle birleştirerek, kuantum sistemin durumuna dair yapılan doğru tahminlerin olasılıklarını daraltabildi.Yani bir benzetme ile ifade edersek; bugün yaptığımız şey; dün yaptığımız şeyi değiştirdi. Ve bu benzetmedeki önerme gibi; deneysel sonuçlar zaman ve nedensellik için oldukça acayip çıkarımlar sunuyor, fakat en azından bu etkileşim kuantum mekaniğin uygulandığı mikroskobik dünyada gerçekleşiyor.Bir “Hayalin” ÖlçümüŞimdiye kadar; fizikçiler tekil parçacıkların kuantum mekanik özelliklerini yalnızca düşünce deneyleriyle anlamaya çalışıyorlardı, çünkü bu parçacıkları gözlemeye dair atılan her maddesel adım; onların gizemli kuantum özelliklerini saklamalarına sebep oluyor.Fakat 1980’lerde ve 1990’larda fizikçiler bu hassas kuantum sistemlerini oldukça nazik bir şekilde( belirli hallerini bozmaya sebep olmadan) ölçebilmelerini mümkün kılan cihazlar icat ettiler.Murch’un kullandığı cihaz; neredeyse mutlak sıfıra soğutulduğunda kuantum dünyaya girebilen basit bir süper iletken çevrim. Ekip kuantum sistemleri için; bu kubitin (kuantum büyüklüğü) alttan iki enerji seviyesini; yani taban halini ve uyarılmış halini, kuantum sistemlerinde model olarak kullandılar. Bu iki hal arasında, taban hal ve uyarılmış halin süperpozisyonları ya da kombinasyonları olan sonsuz sayıda kuantum halleri vardırÇevrimin kuantum hali; mikrodalga kutunun içerisine konularak saptanabildi. Kuantum bölgeler ile süper iletken çevrimin etkileşime girdiği kutuya birkaç mikrodalga fotonu gönderildi. Böylece, fotonlar kutudan çıktığında kuantum sistemle ilgili bilgi taşır halde çıkıyorlardı.Kritik bir şekilde bu “zayıf” salınımsız ölçümler kubiti rahatsız etmiyor, aksine iki hal arasındaki enerji farkının rezonansları olan fotonlarla yapılan “güçlü” ölçümler, çevrimi bir ya da diğer hale çarpıyor.Murch:” Her işleme kubiti iki halin süperpozisyonuna koyarak başladık. Sonra güçlü bir ölçüm yaptık ancak sonucu gizledik, devamında sisteme zayıf ölçümleri uyguladık “ diyor.Sonrasında araştırmacılar; benzetmemizdeki cinayet hikayesinin kayıp sayfası olan gizli sonucu tahmin etmeyi denediler.Murch:” Sistemin belirli bir hal içerisindeki olasılığını ifade eden Born denklemini kullanarak, ileriye dönük hesaplama yaparken; doğru tahmininizin olasılığı yalnızca 50-50’dir. Fakat etki matriksi denilen bir şeyi kullanarak aynı zamanda geriye dönük hesaplama da yapabilirsiniz. Yalnızca bütün denklemleri alıp, yüz seksen derece döndürmelisiniz. Hala işe yarar durumdadırlar ve geriye doğru yörüngeyi işleme sokabilirsiniz ” diyor.Ve ekliyor:“Artık geriye giden bir yörünge ve ileriye giden bir yörünge vardır. İkisine birlikte bakarsak ve bilgiyi eşit olarak tartarsak, önemi sonradan anlaşılan bir tahmin ya da bir “retrodiction” ( bugünün bilgisiyle geçmişi yorumlama ) bulursunuz.”Retrodiction hakkındaki “bozucu bir şey” %90 kesinliğe sahiptir. Fizikçiler bunu sistemin ilk halinin kayıtlı ölçümleriyle kıyasladığında, tam olarak 10’da 9 olduğunu gördüler.Zaman SimetrisiKuantum tahmin oyunu; açık sistemlerin kuantum hesaplama ve kuantum kontrolünü yapabilmek için yollar sunuyor. Aynı zamanda da fizikteki daha derin problemlere dair önerilere sahip.Örneğin; araştırma gösteriyor ki; kuantum dünyada zaman hem ileriye hem de geriye doğru çalışır, buna karşılık klasik dünyada zaman yalnızca ileriye çalışır.Murch:” Daima ölçümlerin kuantum mekaniğindeki zaman simetrisini çözebileceğini düşündüm. Eğer süperpozisyon haldeki bir parçacığı ölçersek ve bu parçacık iki halden birisine düşerse, bu durum sürecin zamanda ileriye işlediği anlamına gelir ” diyor.Fakat kuantum tahmin deneyinde zaman simetrisi geri döndü. Gelişen olasılıklar ölçülen kuantum halin bir şekilde gelecekten ve geçmişten gelen bilgiyi kapsadığını ima ediyor. Ve bu zamanı şöyle ifade ediyor; klasik dünyadaki tek uçlu ok, kuantum dünyada iki uçludur.Gerçek dünyada, fazlaca parçacığın bulunduğu dünyada, zamanın neden yalnızca ileriye işlediği ve entropinin daima arttığı bilinmiyor. Fakat bu sorun üzerinde de çalışan oldukça fazla sayıda fizikçi var.Zamanın simetrik olduğu bir dünyada, sebep ve sonuç ilişkisi gibi şey olacak mı? Bu da Murch ve ekibinin kubit düzeyde bir deney tasarlamayı düşündüğü bir başka soru.Makale Referansı: D. Tan, S. Weber, I. Siddiqi, K. Mølmer, K. W. Murch. Prediction and retrodiction for a continuously monitored superconducting qubit . Physical Review Letters , 2015Kaynak: Washington University in St. Louis
Facebook, Yapay Zeka ve Yann LeCun
Derin mevzulara girmeye ne dersiniz? Başını Google'in çektiği, yapay zeka konusunda çalışan diğer şirketler Facebook, Apple, Baidu ve Microsoft işi ne kadar ileriye götürebilir? Bu dev şirketler yapay zeka konusunda birbirleri ile sessiz bir savaş sürdürüyorlar. Özellikle 'Deep Learning' yani 'Derin Öğrenme' adı ile anılan yapay zekanın işlevselliğinin arttırılması, insan beynini örnek alan 'sinirsel bilgiağı' (Convolutional Neural Networks) araştırması sayesinde günümüzün önemli başarılarından biri oldu. Makinelerin bu yeni öğrenme tekniği, bilgisayarların tahminde bulunmaları, ses tanıma özellikleri ve gene sesli şekilde farklı dilleri algılama ve o dillerden neredeyse hatasız şekilde çeviri yapabilme kabiliyetlerini arttırdı. İşte bunların hepsine 'Deep Learning' yani 'Derin Öğrenme' deniyor.Facebook da bu alanda boş durmuyor. Muazzam bilgi toplama ve depolama konusunda neredeyse Google'dan geri kalmayan şirket 2013 yılında yapay zekanın en önemli isimlerinden biri olan Yann LeCun'u Yapay Zeka Araştırma Labrotavuarı'nın başına getirdi. 54 yaşındaki LeCun'un ilk başarısı 1980'lerde el yazısını algılayan sinirsel bilgiağı geliştirmesi ile başladı ki halen banka çeklerinin kontrol edilmesinde bu sistemin temelleri kullanılmaktadır. 1990 ile 2000'ler arasında bütün dünyada yapay zeka araştırmaları gözden düşmeye başlamasına rağmen LeCun azmini hiç kaybetmedi ve 2003'te profesörlük unvanını alarak bugün bu tekniğin gelişmesindeki en önemli isimlerden biri oldu.
Reklam
Tarihteki En Büyük Tercüme Hataları
Google’ın tercüme hizmetinin yaygınlaşmasıyla yanımızda sanki canlı bir tercüman taşır hale geldik. Artık dil engelinin kalmadığı söyleniyor. Küçük teknik sorunlara rağmen, bu uygulama sayesinde yanlış anlamaların ortadan kalktığı bir geleceğe adım attığımız söylenebilir. Oysa tarihte böylesi yanlış anlamalar hiç de az olmamış. İşte birkaç örne
Reklam
HIV Virüsüne Karşı Savunma Yerine Saldırı Taktiği
ABD'li bilim insanları aşılamaya yönelik yeni bir yaklaşımın maymunları HIV virüsünden tamamen koruduğuna dair güçlü sonuçlar elde ettiklerini açıkladı.Aşılar normalde bağışıklık sistemini enfeksiyonla mücadele için eğitiyor. Ancak Kaliforniya Scripps Araştırma Enstitüsü'nden araştırmacılar, maymunların DNA'sını, değiştirerek, hücrelerin HIV'le savaşan özellikler kazanmasını sağladı.Araştırma ekibi elde edilen sonuçları 'büyük bir adım' olarak niteliyor ve yakında insanlar üzerinde denemelere başlamak istiyor.Bağımsız uzmanlar da bu fikrin 'dikkate değer' olduğunu söylüyorlar. Araştırmacılar yeni tedavi yöntemi sayesinde üzerinde deney yapılan maymunların HIV virüsüne karşı bağışıklık sistemi geliştirebildiğini söylüyor.Yeni geliştirilen teknik, sağlıklı kas hücreleri içine yeni bir DNA bölümü sokmak için gen terapisi prensibine dayanıyor.Eklenen DNA şeridi, HIV virüsünü etkisiz hale getirecek bağışıklık sisteminin gelişmesi için talimatlar içeriyor.HIV'e dayanıklı yeni yapı taşları daha sonra sürekli olarak kan dolaşımına pompalanıyor.Nature dergisinde bildirilen deneyler, maymunların en az 34 hafta boyunca HIV'in her türünden korunduğunu gösteriyor.Araştırma ekibinin başı olan Prof. Michael Farzan BBC'ye şunları söyledi: 'Eksiksiz koruma sağlayacak bir yaklaşıma tüm alternatiflerden daha yakınız, ama insanlara bunu vermenin güvenliği başta olmak üzere önümüzde bir çok engel var.'BBC
Uykusuzluğa Ne Kadar Dayanabiliriz?
Ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bakarsak ilginç şeylerle karşılaşırız.78 yaşına geldiğimizde kaba bir hesapla dokuz yılımızı televizyon seyrederek, dört yılımızı araba sürerek, 92 günümüzü tuvalette, 48 günümüzü ise seks ile geçirmiş oluruz.Fakat ömür boyu yaptığımız etkinliklerin en uzunu hiç şüphesiz uykudur. 78 yaşına bastığımızda, uykuda geçirdiğimiz zaman 25 yılı bulmuş olacaktır. Peki, bu süreyi biraz daha azaltmak mümkün müdür? En fazla ne kadar süreyle uyanık kalınabilir? Uykusuz kalmanın sonuçları nelerdir?Kendimizi uykusuzlukla sınamaya kalktığımızda bunun ne kadar zor olduğunu görürüz. Uzmanlar uyuma dürtüsünün yemenin bile önüne geçtiğini, uyumamak için ne kadar çabalasak da beynimizin kendiliğinden uykuya dalacağını söylüyor.
Ölmeden Önce Okumanız Gereken 25 Çizgi Roman
Kahramanımız Frank Castle gerçekçi bir dünyada yaşamaktadır. Süper kahramanların olmadığı, kötü adamların uyuşturucu satıcılarından ve seks tüccarlarından oluştuğu bir dünyada. G.Ennis'in 60 sayılık serisinden oluşan eserde, hikaye boyunca sayısız suçluyu cezalandıran Punisher'ın, aynı zamanda duygusal anlamda zarar görmüş hayatı da okuyuculara anlatılıyor.
Reklam
İnsanlık Yok Olsa Bile, Ürettiği Bilgi Milyonlarca Yıl Yaşayacak
Artan verilerin ışığında, insan soyunun bir gün kendi sonunu getirebileceği hususundaki endişeler, tüm dünyada giderek artıyor. Ama böyle kötü bir son yaşansa da, tarih boyunca ürettiği bütün bilgiyi saklamanın yolunu da bulmuş görünüyor. İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nden bir grup bilim insanı, bilgileri, canlı organizmaların tüm bilgilerini depolayan DNA’ya yüklemenin yolunu buldu
Fukuşima'da Yine Sızıntı...
Japonya'da Mart 2011'de yaşanan yıkıcı depremde ağır hasan gören Fukuşima nükleer santralinin, okyanusa radyasyon sızdırdığı tespit edildi. Santraldeki radyasyon oranı ise normalin 70 kat üzerinde.Fukuşima Daiichi nükleer santralini işleten Tokyo Electric Power (TEPCO) firması, nükleer santraldeki radyasyon seviyesinin çok tehlikeli bir boyuta ulaştığı uyarısında bulundu. Santralde yer alan ve denize yeraltı ve yağmur suyu karışan bir oluğa yerleştirilen alıcılarla yapılan ölçümler, denize normalin 50 ila 70 katı radyasyon karıştığını ortaya koydu.TEPCO, santraldeki nükleer atık depolayan tanklarda bir tehlike tespit edilmediğini, oluğun ise kapatılarak Pasifik Okyanusu'na radyasyon sızıntısının engellendiğini açıkladı. TEPCO, Pazar günü yapılan ölçümlerde radyasyon sızıntısına işaret eden ölçümlerin hızla azaldığını ancak gün sonunda normalin 10 ila 20 katı arasında sonuç verdiğini belirtti.AFP'de yer alan bilgiye göre ani azalmanın nedeni bilinmiyor. TEPCO nükleer atık depolarında sızıntı olmadığını belirtirken, okyanusa su sızdıran oluğun ise kapatılarak ölçümlere devam edildiği ifade edildi.9 Mart 2011'de yaşanan depremins oluşturduğu tsunami, Fukuşima santralinin güvenlik duvarını yıkmış ve ortaya çıkan ağır hasar çekirdek erimesine neden olmuştu. TEPCO, nükleer reaktörü soğutmak için kullanılan radyasyonlu su ile eriyen yakıt çubuklarını halen tam olarak temizleyebilmiş değil.Dağlardan gelen yeraltı suyunun nükleer santralin altında geçerek Pasifik Okyanusu'na akması, Japon yetkililerin en kısa zamanda önüne geçmesi gereken sorun olarak beliriyor.Kaynak: Al Jazeera
Bin Yıllık Heykelde Mumya Bulundu
Bilim insanları bin yıl öncesinden kalma bir Buda heykelini bilgisayarlı tomografi (CT) taramasından geçirince heykelin içinde mumya olduğunu ortaya çıkardı. Mumyanın iç organlarının yerinde kağıtlar bulundu.Hollanda'daki Drents Müzesi'nde bulunan M.S. 1100 yılına ait Buda heykelinin içinde, heykelin pozisyonunu almış halde duran mumya olduğu ortaya çıkarıldı. Heykeli incelemeye karar veren bilim insanları, Amersfoort kentindeki Meander Medikal Merkezi'ne CT taraması gerçekleştirdi. Tarama, heykelin içinde bir Buda rahibi olduğunu ortaya çıkardı.Buda sanatı uzmanı Erik Brujin'in kontrolünde yapılan analizlerde, ibadet halindeki pozisyonda bulunan mumyadan endoskopi ile numune alındı. Araştırmacılar, içinde Buda ustası bulunan ilk heykeli keşfettiklerini belirtirken, mumyanın Çin Meditasyon Okulu ustalarından Liuquan'a ait olduğu tahmin ediliyor.Organ değil antik yazılar çıktıAraştırmacılar yapılan analizlerde mumyanın üzerinde şaşırtıcı keşifler yaptı. Liuquan'ın göğüs ve karnınndan alınan numunelerde halen ne olduğu bilinmeyen bir materyale rastlanırken, organların bulunması gereken boşluklarda çizimler içeren kağıtlar bulundu.Sci-Tech sitesinde yer alan bilgiye göre, kağıtlar antik Çin karakterlerine ait çizimler içeriyor. Bilim insanları bulunan heykelin 'yaşayan Buda' inanışını temsil ettiğine inanıyor. Eski zamanlarda bazı Çinliler mumyalanmanın ölüm değil ancak ileri bir ruhsal seviyeye erişmek olduğuna inanırken, bazıları da daha fazla aydınlanmanın yolu olarak kabul ediyordu.
Reklam
Genlerinizin Dış Görünüşünüzü Sandığınızdan Çok Daha Fazla Etkilediğinin Kanıtı Olan 26 Fotoğraf
Hepimiz ailede birilerine az ya da çok benzeriz, onların genlerini taşıyoruz sonuçta. Genler dış görünüşümüzü fazlasıyla etkiliyor. Annemizden göz rengimizi, babamızdan burun şeklimizi bir başkasından diğer fiziksel özelliklerimizi alıyoruz. Bazılarımız ise yakın akrabalarımıza neredeyse tıpatıp benziyoruz. Akrabalarının kopyası olan insanların, benzedikleri aile büyükleriyle aynı yaşta çekilmiş fotoğraflarını derledik!
Lise Bilgilerini Ne Kadar İyi Hatırlıyorsun?
Lise hayatımız boyunca birçok şey öğrendik, bazılarımız hala öğrenmeye devam ediyor. Kimimiz sözel derslerde iyiydi, kimimizde sayısal kafası vardı. Peki öğrendiğimiz bunca bilginin ne kadarını hatırlıyoruz? Öğrenmek için testi çözmelisin! İyi eğlenceler!
Reklam
The Walking Dead İzlerken Has**tir Dediğimiz Anlar
DİKKAT AĞIR SPOİLER ALARMI !!!   5.SEZON 10. BÖLÜME KADAR İZLEMEMİŞ OLANLAR AŞAĞIYA İNMESİN!!!WALKİNG DEAD İZLERKEN HEPİMİZİN HAS**TİR DEDİĞİ ANLAR VARDIR. BURADA ONLARDAN BAZILARINA YER VERDİM.
Arkeologların Ortaya Çıkardığı, Aşırı Rahatsız Edici 10 Şey
Arkeolojinin bazen ürkütücü bir meslek olduğunu hiç düşündüğünüz mü? İnsan ırkının oldukça şiddet dolu bir tarihi mevcut. Eski uygarlıklar üzerinde çalışan çoğu arkeolog, insanlık tarihinin en rahatsız edici ve en kötü olaylarına rastlayabiliyor. Sizin için derlediğimiz o rahatsız edici bulgular.
Yeryüzündeki Birbirinden Tehlikeli 10 Zehir
Her gün hayatımıza giren milyonlarca farklı kimyasal var. Ancak içlerinde bazıları var ki diğerlerine nazaran oldukça tehlikeli. İlaç olarak kullanıp şifa aradığımız, ya da evimizin temizliğinde kullandığımız bu kimyasallardan en tehlikeli olanlarından 10'unu derledik.Başlamadan önce bir not: Ne proteinler (botillium toxini gibi) ne de radioaktif elementler (polonium 210 vb) bu listeye dahil edilmemiştir.
Dünyadaki En Sağlam Doğal Madde Salyangoz Dişi
Dünya üzerindeki en sağlam doğal maddenin örümcek ağı değil bir deniz salyangoz türünün dişi olduğu ortaya çıktı.İngiltere'deki Portsmouth Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, karındanbacaklı familyasından limpet olarak da bilinen deniz salyangozunun dişlerinin 6 bin 500 megapascala kadar basınca dayanabildiğini gösterdi.Kayalara yapışık duran koni biçiminde kabuğa sahip bu küçük deniz canlısının 1 milimetreden kısa dişlerinin yapısını mikroskop yardımıyla inceleyen bilim adamlarından Ana Barber, bugüne dek örümcek ağının dünyanın en sağlam doğal malzemesi olduğunun sanıldığını ancak ağın sadece 2 bin megapascal basınca dayanabildiğini vurguladı.Barber, daha kolay anlaşılabilmesi için deniz hayvanının dişlerinin gücünü bir adet çubuk makarnayla 3 bin şeker çuvalını (yaklaşık 1,5 ton) taşımaya benzetti.Ancak grafen gibi birkaç yapay maddenin limpetin dişlerinin direncinin ötesine geçebildiğine dikkati çeken bilim adamları, bu hayvanın dişlerinin dayanıklılığın sırrını da çözdü. Limpetin dişlerinin son derece sert olan bir tür demir oksit ve kitin adı verilen bir molekülün liflerinden meydana geldiğini belirten bilim adamları, bu ikilinin karışımının sağlam ve dirençli bir maddenin ortaya çıkmasını sağladığını açıkladı.Bu deniz hayvanının dişlerinin araba, uçak ya da gemi yapımında kullanılmak üzere daha dayanıklı malzemelerin üretilmesine ışık tutabileceği kaydedildi. Araştırmanın sonuçları İngiliz 'Royal Society Interface' dergisinde yayımlandı.Daha önceki araştırmalar dünyanın en sağlam doğal maddesinin örümcek ağı olduğunu göstermişti. Çelikten daha sağlam olduğu belirlenen örümcek ağının yapısından savaş ortamında askerlerin korunması için bazı araçların üretilmesinde yararlanılabileceği belirtilmişti.AA
Reklam