Bu Elbise Ne Renk Diyenler İçin;
Sosyal paylaşım sitesinde paylaşılan bir elbisenin rengi olay oldu. İnsanlar elbisenin ya mavi siyah ya da beyaz sarı olduğu konusunda ikiye ayrıldı. Sosyal medyada elbisenin rengi çok konuşuldu. İlk bakışta ekran yanıltması olarak düşünülse de elbiseye aynı bilgisayardan bakan insanlarda farklı renklerde olduğunu söyledi.
10 Madde ile Star Trek'in Efsane Karakteri Mr. Spock'ı Canlandıran Leonard Nimoy
Zamanının çok ötesinde sahnelerle bir neslin 'uzay' anlayışını değiştiren, birçok kişiye dünyanın evrende varolan tek şey olmadığını öğreten efsane dizi Star Trek'in en unutulmaz karakteri Mr. Spock dün sabah saatlerinde hayata gözlerini yumdu.Bizler onu aralıksız olarak oynadığı uzay aracı düğmeleri, dizide uzay hakkında yaptığı ilginç yorumlar ve orta parmağı ile yüzük parmağını ayırarak verdiği selam ile asla unutmayacağız!
Yaşayan En Zeki İnsanlardan Olan Stephen Hawking'den Alıntılanmış 11 Söz
21 yaşında Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) tanısı konuluğunda, doktorlar Stephen Hawking'in yalnızca birkaç sene yaşayabileceğini düşünüyorlardı. Fakat teorik fizikçi Stephen Hawking, bu iddiayı boşa çıkardı. Kendisi şu an 73 yaşında. Bunun yanında, hayatının konu edildiği Theory of Everything (Her Şeyin Teorisi) isimli filmde kendisini canlandıran Eddie Redmayne 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülüne layık görüldü. Günümüz bilim dünyasına damga vurmuş bu bilim dehası Stephen Hawking'in sözlerini paylaşacağız sizlerle.
Bursa 13. Kitap Fuarı'nın Etkinlik Programı Açıklandı
TÜYAP Bursa Fuarcılık tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile bu yıl 13. kez kapılarını açmaya hazırlanan Bursa Kitap Fuarı, 14-22 Mart tarihleri arasında kitapseverleri konuk edecek. Aralarında İlber Ortaylı, Gülten Dayıoğlu, Can Dündar, Doğan Hızlan, İnci Enginün, Deniz Kavukçuoğlu, Hakan Bıçakcı, Doğu Yücel, Zeynep Oral, Ahmet Şık, Buket Uzuner, Yalvaç Ural, Bengi Semerci, Yekta Kopan, Hakan Akdoğan ve Üstün Dökmen’in de bulunduğu pek çok değerli yazar, şair ve bilim insanı fuar süresince okurlarıyla buluşacak. 300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilecek Bursa Kitap Fuarı'nda dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 80 kültür etkinliği düzenlenecek.  Çanakkale'nin 100. yılıBursa Kitap Fuarı, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Uluslararası basında Çanakkale Zaferi’nin yansımaları üzerine Timaş Yayınları tarafından “Yüzyıl Öncesinde Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları Sergisi” düzenlenecek ve fuar boyunca çeşitli paneller gerçekleştirilecek. Haldun Taner 100 yaşındaTürk tiyatrosunun önemli ismi Haldun Taner’in 100. yaşı Bursa Kitap Fuarı’nda çeşitli etkinliklerle kutlanacak. 14 Mart Cumartesi günü Haldun Taner’in öykücülüğü Doğan Hızlan, Yavuz Ekinci ve Faruk Duman’ın katılımıyla ele alınacak. 21 Mart Cumartesi günü düzenlenecek Haldun Taner’in yaşamı, eserleri, tiyatrosu ve her yönüyle ele alınacağı panele ise eşi Demet Taner, Zeynep Oral, Ömer Naci Topçu ve Kazım Güçlü konuşmacı olarak katılacaklardır. Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi Okuma Grubu tarafından 15 Mart Pazar günü Haldun Taner’in “Timsah” oyunu okunacak.TÜYAP tarafından, tasarımını Sadık Karamustafa’nın üstlendiği bir sergi de düzenlenecek. 'Haldun Taner 100 Yaşında- Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım' sergisinde yazarın yaşamı, fotoğrafları, aile albümü ve eserlerinden metinler okurlarla buluşacak. Yayınlama özgürlüğü yolundaTürkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın da destekçilerinden biri olduğu “Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Yayınlama Özgürlüğü Alanında Farkındalık Yaratma” projesi kapsamında 15 Mart Pazar günü düzenlenecek “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda” paneline Buket Uzuner, Ahmet Şık, Turhan Günay ve Fatih Erdoğan konuşmacı olarak katılacak. Müzeyyen Senar’ın ardındanYakın zamanda kaybettiğimiz Müzeyyen Senar da doğum yeri Bursa’da bir panelle anılıyor. Sanatçının biyografisini yazan Radi Dikici’nin konuşmacı olarak katılacağı söyleşide Müzeyyen Senar’ın yaşamı ve eserleri kitapseverlerle paylaşılacak. Edebiyatımızda Mehmet KaplanTürk edebiyatına önemli katkıları bulunan akademisyen, eleştirmen Mehmet Kaplan, 100. yaşında 14 Mart Cumartesi günü bir panelle Bursa'da anılıyor. İnci Enginün, Zeynep Kerman, Kelime Erdal’ın konuşmacı olarak katılacakları ve Alev Sınar Uğurlu’nun yöneteceği panelde Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatına katkıları ele alınacak. Kadına yönelik şiddete karşı durabilmekBursa Kitap Fuarı’nda Avukat Hülya Gülbahar ve Hürriyet Gazetesi Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu’nun konuşmacı olarak katılacakları panelde Kadına Karşı Şiddete Karşı Durabilmek hukuki ve pratik boyutlarıyla ele alınacak.Girişin ücretsiz olduğu fuar her gün 10.00-19.30 saatleri arasında (22 Mart 2015 tarihinde saat 19.00’da sona erecek) ziyaret edilebilir.Sabitfikir
Reklam
Mr. Spock Hayatını Kaybetti
Uzay Yolu film serisinde oynadığı Mr. Spock rolüyle tanınan ABD'li oyuncu Leonard Nimoy, 83 yaşında hayatını kaybetti.Aktörün oğlu Adam Nimow yaptığı açıklamada babasının Los Angeles'ta kronik akciğer hastalığından vefat ettiğini açıkladı.Nimoy uzun yıllar aktör ve yönetmen olarak çalışmıştı.Ancak kendisini üne kavuşturan rolü, kültürel bir fenomen haline gelen Uzay Yolu filmindeki Mr. Spock rolüydü.Bilim kurgu film serisi Uzay Yolu'nda yer alan Nimoy, uzay gemisi Atılgan'ın ikinci kaptanı rolüyle sinema tarihinin unutulmaz karakterlerinden biri olmuştu.BBC Türkçe
Savcı: 'Ergenekon Terör Örgütü' Diye Bir Örgüt Yok
Savcı, bu tespiti 5’i Profesör ünvanlı 8 sanığın, “Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne üye olmadan yardım etme” suçlamasıyla yargılandığı davada yaptı. Ortada mahkeme kararıyla tespit edilmiş silahlı terör örgütü olmayınca, ona yardım etmenin de mümkün olamayacağını belirten savcı 15’er yıl hapis istemiyle yargılanan sanıkların tamamının beraat etmesini istedi.CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın “Ergenekon” davası kapsamında tutuklu bulunduğu sırada İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde tedavi görürken taburcu edilmesine yönelik hazırlanan heyet raporunun işleme konulmayarak gizlendiği iddiasıyla, 5’i profesör toplam 8 enstitü çalışanı hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmadan yardım etme” suçundan açılan davada, savcı mütalaasını verdi, tüm sanıklar için beraat kararı verilmesini istedi.PROFESÖR ÜNVANLI SANIKLAR DURUŞMADA EKSİKSİZ HAZIR BULUNDUİstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuksuz sanıklar, Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr. Erhan Kansız ve Prof. Dr. Nuh Nazmi Gültekin ve Muhammet Lütfullah Hüsrev ile avukatları hazır bulundu. Diğer sanıklar Şengül Ari, Hatice Sezer Karcıer ile Erkan Özhun ise katılmadı.SAVCI İDDİALARI HATIRLATTIDuruşma Savcısı Sait Kunt, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu. Savcılık mütalaasında, Mehmet Haberal’ın “Ergenekon” soruşturması kapsamında 17 Nisan 2009 tarihinde tutuklandığını, cezaevine sevk edildiğini ve aynı gün rahatsızlanarak önce Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne ardından da İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’ne nakledilerek tedavisinin başlatıldığı hatırlatıldı. Mütalaada, “Daha sonra yapılan araştırmada bu kişinin bir süre sonra taburcu edilmesine yönelik heyet raporu düzenlendiği halde bu rapor işleme konulmayarak saklandığı ve daha sonra farklı tarihlerle yatarak tedavisinin hayati öneme haiz olduğunu gösterir raporlar düzenlendiği” belirtildi. Mütalaada,Haberal’ın sağlık durumuna ilişkin düzenlenen raporun, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden ve Adli Tıp Kurumu’ndan gizleyen yetkililer hakkında yapılan suç duyurusu üzerine Kardiyoloji Enstitüsü görevlileri hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi. Heyetin, raporun kamuoyunda duyulmasının ardından, Haberal ile ilgili yeni raporlar düzenleyerek Adli Tıp Kurumu’na sevkini önlemeye yönelik yeni raporlar hazırladıkları ancak Adli Tıp heyetince yapılan incelemeler sonucu Haberal’ın Kardiyoloji Enstitüsü’nden taburcu edilerek cezaevine konulduğu anlatıldı. Mütalaada, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde sağlık durumu ile ilgili kanaat bildirme ve karar vermeye yetkili kişilerden ana bilim dalı başkanı Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Erhan Kansız, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr. Hatice Sezer Karcıer, servis doktoru Nuh Nazmi Gültekin ile Mehmet Haberal’ın refakatçisi olduğu belirtilen Muhammet Lütfullah Hüsrev ile hareket ettiği belirtilen Erkan Özkum ve bu kişilerle ilgili işbirliği halinde olduğu belirtilen servis hemşiresi Şengül Ari’nin terör örgütüne üye olmaksızın bilerek yardım ettikleri iddiasıyla cezalandırılmalarının talep edildiği belirtildi.SAVCI: ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞI MAHKEME KARARIYLA TESPİT EDİLMEDİYaşanan sürecin anlatıldığı mütalaanın sonuç kısmında, “Ergenekon silahlı terör örgütünün varlığının herhangi bir mahkeme kararıyla sabit olmadığı ve bugün itibariyle de kapatılan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının temyiz aşamasında bulunduğu, herhangi bir idari kararla bir yapının silahlı terör örgütü olarak adlandırılmasının mümkün olmadığı ve bu örgütün ilk kez belirtilen dosyada örgüt olarak adlandırıldığı” belirtildi.“OLMAYAN ÖRGÜTE YARDIM DA EDİLEMEZ”Bu itibar ile suç tarihinde mahkeme kararı ile sabit olan bir örgüt yapısından bahsedilemeyeceğinin vurgulandığı mütalaada, sanıkların örgüte yardım etmelerinin fiilen mümkün olmadığı, öğretim üyesi ve kamu görevlisi olan şüphelinin eylemlerinde herhangi bir usulsüzlük bulunması halinde bu eylemlerinin görevin kötüye kullanılması olarak değerlendirilebileceği belirtildi.“SANIKLAR BERAAT ETSİN”Dosyada öğretim görevlisi ve kamu görevlisi olan kişiler ile ilgili olarak görevi kötüye kullanmak açısından da herhangi bir ön soruşturma sonucu davanın açılmadığına dikkat çekilerek, “Tüm sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmadan yardım etme suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verimesine kamu adına talep olunur” denildi.Mütalaanın okunmasının ardından savunma yapan sanıklar ve avukatları mütalaa doğrultusunda beraatlerini talep etti. Mahkeme heyeti oy birliği ile dosyanın incelenmesi üzere duruşmayı erteledi.İddianamede, şüpheliler Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr.Erhan Kansız, Prof. Dr. Hatice Sezer Karcıer, Prof. Dr. Nazmi Gültekin, Erkan Özhun, Songul Arı ve Muhammet Hüsrev’in “silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi isteniyor. DHA
Reklam
Görme Engellilerin Gördüğü Tamamen Karanlık Mıdır?
Genelde görme engellilerin tam bir karanlık deneyimledikleri varsayılır. Ama benim kişisel deneyimim bu varsayımdan oldukça uzak.Görme engelli birinin şimdi kuracağım cümleyi kurması garip gelecek bunu biliyorum. Ama insanlar bana en çok neyi görmeyi özlediğimi sorduklarında, cevabım 'karanlığı' oluyor.Açıklamama izin verin. Ben görme yeteneğini tamamıyle yitirmiş az sayıda insandan biriyim. Tamamen körüm. Tamamen.Görme yetimi 31 sene önce, yanlış yapılmış bir ameliyat neticesinde kaybettim ve görme engelli olduğumu belgeleyen kağıtta hiç bir şekilde ışığı algılayamaz yazıyor.Işığın ortadan kalktığı bir durumda yapılacak olan mantıksal varsayım, kişinin tamamen karanlıkta kalacağıdır. Eğer yorganın altına girerseniz, hiçbirşey göremezsiniz. Gözlerinizi kaparsanız herşey siyaha döner. O zaman kör, eşittir siyah? Mantıklı geliyor değil mi? Değil.Her ne kadar gözlerimle beynimin bağlantısı kesilmiş de olsa, dünyam siyaha dönüşmüş gibi değil.Körlük ve karanlıkla ilgili tüm metaforlar, benzerlikler ve edebiyatın bitmesi gerek aslında. Gördüğüm şey karanlık değil çünkü. Hatta tam tersi.Peki, 3 boyutlu teknikolor görüş kaybolduğunda yerine ne gelir? Cevap, en azından benim durumumda, ışık. Çok fazla ışık. Parlak, rengarenk, sürekli değişen ve sıklıkla dikkat dağıtan, ışık.Nasıl anlatsam. Denemeye çalışayım. Şu anda koyu kahverengi bir zemin üzerine, önde ve merkezde turkuaz ışıldamalar var. Hatta şu anda yeşile dönüştü. Şu anda üzerinde sarı benekler olan parlak maviye ve tüm manzarayı kaplama tehlikesi gösteren turuncu da var.Görüşümün geri kalan kısmında ezilmiş geometrik şekiller, karalamalar ve bulutlar ve ben tarif edemeden değişiyorlar. Bir saat sonra gelin, bambaşka olacaklar.Tüm bu dağınıklıktan kaçmak için gözlerimi kapatsam, birşey değişmiyor. Hiç gitmiyorlar.Karanlığa yakın olan o zamanları özlüyorum. Gece dışarıda yürümek ve sokak lambalarına bakmak, ateş yanan bir odadaki gölgeler, ya da gece vakti babamın arabasının arka koltuğunda eve giderken karanlık sokaklardaki kedilerin gözlerini yakalamak.Kafamın içine yerleşmiş olan havai fişek gösterisi hiç bitmediği için, bu yaşadıklarıma bir tür görsel kulak çınlaması diyorum.Kör olduğumda gözlerimin önündeki bu parlak renk cümbüşünün gözlerimin tekrar görmeye başlama çabası olduğunu düşünmüştüm. Bu bana umut vermişti ve bu duruma hayran oluyordum. Oturup izliyordum onları. Şimdi ise biliyorum ki beynim, kendisine iletilen herhangi bir resim olmadığı için kendisi resimler üretiyor.Görmeyen diğer insanların da benimkine benzer şeyler görüp görmediğini merak ediyorum.BBC Türkçe
Kıbrıs'ı Halatla Türkiye'ye Çeksek Ne Olurdu?
Gün geçmiyor ki coğrafyamızda yeni bir çılgın proje ortaya atılmasın.. Kamuoyunda çok ilgi çeken Türkiye'nin saat yönünde 90 derece döndürülmesi projesinin ardından, şimdi de yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için bir öneri ortaya atıldı! Ekşi Sözlük'te sirmuzzy, Kıbrıs'ı Halatlarla Türkiye'ye Çekelim kampanyasını başlatan isim. Kendisi şöyle belirtiyor;Şimdi biliyorsunuz bu kıbrıs 1000 yıllık sorunumuz. Çok da tehlikeli bir yerde. korumak zor oluyo.En iyisi üst tarafından demir halatlarla bağlayıp Mersin'e doğru çekelim. Tam yolun yarısına kadar çekmişken de güneydekileri bilgilendiririz.*antalya'ya çekmeyelim çünkü orası turist bölgesi.Düzeltme: Bazıları Rumlar bu planı kabul etmez diyo. Merak etmeyin. Biz nota yayınlayınca, onlar tabii ki sabrımızı test etmek istemeyeceklerinden seslerini çıkarmayacaklardır.Projenin geçerliliği nedir, ne kadar bütçe ayrılması gerekiyor? İşte eleştiriler ve görüşler ile Kıbrıs planı!
Reklam
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Afganistan'ın başkenti Kabil'de Türk Büyükelçiliği'ne ait bir araca düzenlenen intihar saldırısında bir Türk askeri şehit oldu, bir asker yaralandı. Saldırıyı üstlenen Taliban 'Türkleri 'yanlışlıkla' vurduk, hedef ABD'ydi' açıklamasında bulundu...
Gök Bilimciler 'Kozmik Canavar' Keşfetti
Bilim adamları, 12,8 milyar ışık yılı uzaklıkta 'zamanın başlangıcından kalma' bir 'kozmik canavar' buldu.'Nature' dergisinde yayımlanan araştırmada, 'SDSS J0100+2802' adı verilen kuasarın, şimdiye kadar bilim adamları tarafından uzak evrende gözlemlenen en parlak gökada olduğu belirtildi.Kuasar, şimdiye kadar keşfedilen en büyük kara deliği de içeriyor. Güneş sisteminin de içinde bulunduğu Samanyolu dahil evrendeki tüm galaksilerin merkezinde bir kara delik bulunuyor. Bu kara deliklerden süper sıcak gazlarla çevrili olanlarına 'kuasar' adı veriliyor. Yeni keşfedilen kuasarın olağanüstü parlaklığı, merkezindeki kara deliği çevreleyen gazın son derece güçlü bir biçimde ısınması sonucu ortaya çıkıyor.Pekin Üniversitesi Kavli Astronomi ve Astrofizik Enstitüsü'nden Vu Şüe Bing, Çin, Hawaii, Arizona ve Şili'deki teleskoplar kullanılarak 12,8 milyar ışık yılı uzaklıkta keşfedilen kuasarın Güneş'ten 420 trilyon kez daha büyük ve Samanyolu galaksisinden 40 bin kat daha parlak olduğunu söyledi.Kuasarın bu büyüklüğe, evrenin oluşumuna yol açtığına inanılan 'Büyük Çarpışma'dan sonraki 900 milyon yıl içinde ulaştığı sanılıyor. Bilim adamları, evrenin halihazırda 14 milyar yaşında olduğunu varsayıyor.Bulunan gök cismini 'kozmik canavar' olarak tanımlayan Vu, şunları söyledi:'Bu, gök cisimlerinin parlaklığını ölçerek keşfedilen en büyük kozmik canavar. Zamanın başlangıcına bu kadar yakın bir kuasarda, bu kadar inanılmaz parlaklık ve büyüklük son derece şaşırtıcı. SDSS J0100+2802, şimdiye kadar kadim uzayda keşfedilen en parlak gök cismi. Bu kozmik ışık, bildiğimiz hiçbir kuramla açıklanamıyor. O kadar parlak ki daha küçük bir teleskopla bile görülebilir. Yine de daha yüksek çözünürlükte görüntü elde etmek için Şili ve ABD'deki meslektaşlarımızdan yardım istedik.'Çinli bilim adamı, 'Evrenin bu kadar genç olduğu bir çağda bu kadar devasa bir kara delik nasıl oluşabildi? Halihazırda elimizde bunu açıklayabilecek hiçbir kuram yok. Bir kara deliğin bir milyar yıldan az sürede bu büyüklüğe ulaşabilmesi için doğduğu andan itibaren çevresindeki bütün yıldızlar arası kütleyi içine çekmesi gerekir' dedi.'Karanlık, uzak evrende bir deniz feneri'SDSS J0100+2802 kuasarını keşfedilmeyi bekleyen diğer gök cisimlerini bulmak için yol gösterici olarak kullanacaklarını söyleyen Vu, 'Karanlık, uzak evrende tıpkı bir deniz feneri gibi parlıyor. Işık tutarak yerküre ile kara delik arasındaki gök cisimlerini görmemizi sağlıyor. Uzak galaksilerle Samanyolu galaksisi arasındaki gök cisimlerini anlamak için eşsiz bir şans yakaladık' şeklinde konuştu.Vu ve ekibi, kuasarla ilgili araştırmalarını sürdüreceklerini, bu çerçevede Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'ne (NASA) ait Hubble teleskobunu da kullanacaklarını sözlerine ekledi.AA
'Olağanüstü Grip Salgını Yok'
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, Avrupa'daki grip salgınına ilişkin, 'Şu anda olağanüstü bir salgın, kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil' dedi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Mövenpick Otel'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Yönlendirme Komitesi Toplantısı'nın kapanış oturumunun ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı.Bir gazetecinin 'Avrupa'da bir grip salgını var. Türkiye'de de var mı şu anda? Bilim Kurulu'nun toplanacağı söylendi' sorusu üzerine Müezzinoğlu, grip salgını açısından kasım, aralık, ocak ve hatta şubat aylarının, diğer yıllardaki aynı dönemlere göre oldukça sakin ve sorunsuz atlatıldığını söyledi.Mehmet Müezzinoğlu, son 10 gündür hekimlerin grip vakalarıyla karşılaştıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:'Birkaç ciddi seyreden vakamız var. Ama şu anda olağanüstü bir salgın durumu söz konusu değil. Bilim Kurulumuz da gerek Fransa'da gerek Almanya'da, Avrupa'daki gidişatı gözlemliyor. Şu anda olağanüstü kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil. Özellikle çocuklarımıza, tüm topluma hijyen, özellikle el temizliğine daha çok dikkat etmelerini, diğer taraftan bol sulu gıda almalarını, bir de aşarı yoğunluk ve yorgunluktan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.''Sınırlarda bir sıkıntı var mı?' şeklindeki soruya Müezzinoğlu, 'Sınırlarda virüsü kontrol edecek halimiz yok. Neticede virüs pasaportlu gelmiyor' karşılığını verdi.'Hastanelerin ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi sorumlulukları var'Bakan Müezzinoğlu, LÖSEV'e ilişkin bir soru üzerine, 'LÖSEV ile ilgili daha fazla konuşmak istemiyorum. Neticede Türkiye'de tüm özel, vakıf hastaneleri Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi bir görevi ve sorumluluğu var. O zaman Sağlık Bakanlığı'nın bir anlamı olmaz. Ruhsatlandırma gibi bir yetki Bakanlıkta ise Türkiye'ni,n 78 milyonun sağlığından sorumlu olarak Sağlık Bakanlığı varsa herkes Sağlık Bakanlığı'nın planlamalarına uymak zorunda' ifadelerini kullandı.LÖSEV yönetiminin baştan Sağlık Bakanlığı'na yaptığı müracaatın arkasında durması gerektiğini dile getiren Müezzinoğlu, yapılan müracaatın karşılığının verildiğini aktardı.Müezzinoğlu, bir gazetecinin, 'LÖSEV Başkanı'nın 'Cumhurbaşkanı, Başbakan izin ver' der şeklinde bir değerlendirmesi var. Neler düşünüyorsunuz?' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:'Demokratik ülkelerde, Türkiye'de, hukuk devletlerinde farklı makamları bu işlerin aracı yapmak doğru değil. Burada bir lösemili çocuklarımız bu anlamda kullanılıyor. İki, aileleri kullanılıyor. Ondan sonra diğer makamlar kullanılmaya çalışılıyor. Kamuoyu baskısı yapılarak kullanılmaya çalışılıyor. Ülkemizde (her yıl) 900 lösemili çocuğumuz var, LÖSEV 40 çocuğumuzu tedavisi yapıyor. Bu anlamda onların bu çocukları tedavi etmelerinden dolayı teşekkür ediyoruz.'Bakan Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak Türkiye'nin her köşesindeki lösemili çocukları düşünmek zorunda olduklarını vurgulayarak, 'Bu ülkenin toplam 161 çocuk hematoloğu ve onkoloğu var. Biz bunları planlamak durumundayız. Dolayısıyla bu planlamaya da LÖSEV ya da bir başkası uymak durumunda' değerlendirmesinde bulundu.Bir gazetecinin 'Kamuoyunda estirilmeye çalışılan sanki bir hayır kurumunun önü kesiliyormuş algısında, rantın gizlenme amacı olabilir mi?' şeklinde sorusuna Müezzinoğlu, şu karşılığı verdi:'Onu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Herhangi bir özel sektör, vakıf ya da dernek bir sağlık kuruluşu açacak ise bu planlamalarına uymak durumunda ve ruhsat alma durumunda. Bu planlamalarla ilgili bize 2-3 yıl önce yaptıkları taleplere biz cevap vermişiz. 50 yataklı. Sonra bizim ihtiyacımız daha çok demişler, 100 yatağa izin vermişiz. Ama biz binayı 400 yatak yaptık denirse bu olmaz. Dolayısıyla demokratik ülkelerde, bu şekilde bir algı operasyonunu doğru bulmuyorum.''Kürtaj tıbbi bir karardır'Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, 'İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi'ndeki kürtaj iznine ilişkin neler söyleyeceksiniz' şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:'Kürtajla ilgili karar, idari bir karar değildir. Dolayısıyla Sağlık Bakanı'nı veya yöneticilerinin vereceği bir karar değildir. Bu tıbbı bir karardır. Hekim veya konsey karar verir. Dolayısıyla burada hekim arkadaşımız gerekli takipleri yaptıktan sonra bir izin konusunda tıbbi endikasyon konusunda bir şey varsa bunu bilim kuruluna götürür ve o da karar verir. Buralarda yanlış kararlar verildiyse ya da uygulamalar yapıldıysa biz idari veya mesleki inceleme başlatırız. Burada da öyle bir şey söz konusu değil.'AA
Reklam
Google Bilim Fuarı 2015'e Başvurular Başladı
Bu yıl beşincisi düzenlenen Google Bilim Fuarı etkinliği için başvurular başladı. 18 Mayıs'a kadar 13 - 18 yaş arasındaki öğrenciler, istedikleri projelerle kayıt olabilecekler.“Bilimin temelinde gözlem ve deney yapmak, cevabı bilinmeyen soruları keşfetmek, problemleri çözme merakı, öğrenmeye ve her zaman yeniden denemeye devam etmek yatıyor.Bu yıl beşincisi düzenlenen Google Bilim Fuarı’nın özünde de aynı ruh ve yaklaşım yer alıyor. LEGO Education, National Geographic, Scientific American ve Virgin Galactic işbirliğiyle düzenlenen bu yılki yarışmada bütün genç araştırmacıları, kaşifleri, teknoloji ve icat meraklılarını yaratıcılıklarını göstermeye davet ediyoruz. Hayal sınırlarını zorlayan, hatta hayal bile edilemeyecek, dünyamızı değiştirebilecek bir şeyi…18 Mayıs’a kadar 13-18 yaş arasındaki öğrenciler biyolojiden bilgisayar bilimlerine, antropolojiye kadar istedikleri alanda projelerini sunabilecekler. Ödüller arasında Scientific American ve Google’dan 100 bin dolarlık burs ve sınıf yardımı, Galapagos Adaları’na National Geographic Gezisi, Danimarka’daki merkezinde LEGO tasarımcılarını ziyaret etme fırsatı ve Virgin Galactic’in Mojave Havacılık ve Uzay merkezindeki yeni uzay gemisi turu yer alıyor. Bu yıl ayrıca İlham veren Eğitimci Ödülü’nün yanı sıra çevre veya sağlık sorunlarına yönelik bir proje için Toplumsal Etki Ödülü de verilecek.Büyük fikirler çoğu zaman küçük şeylerden yola çıkarak büyük değişikliklere yol açma potansiyeli taşır. Aklınıza takılan, sevdiğiniz, iyi olduğunu ve denemek istediğiniz şeylerden… Detaylı bilgi ve başvuru için buraya tıklayabilirsiniz...
Güneş'in 12 Milyar Katı Büyüklüğünde Kara Delik Keşfedildi
Bilim adamları evrenin uzak bir köşesinde Güneş'in tam 12 milyar katı büyüklüğünde bir kara deliğin varlığını keşfetti. Kara deliğin evrenin ilk başlangıcında oluştuğu tahmin ediliyor.Yeni keşfedilen bu kara deliğin kendisiyle yakın yaşta bulunan benzerlerinden yaklaşık iki kat daha büyük. Açıklamayı yapan Almanya'daki Max Plank Enstitüsü'nde çalışan bilim adamı Bram Venemans ne kendisinin ne de meslektaşlarının bir kara deliğin nasıl bu kadar büyüyebildiğini açıklayamadıklarını da ifade etti.Bilinen fizik kanunlarına göre teorik olarak bu kara deliğin, etrafındaki gazlardan bu kadar hızlı bir şekilde 'beslenerek' büyümesi mümkün değil. Pekin Üniversitesi'nde görevli bilim adamı Xue-Bing Wu 'İlk galaksiler bile henüz yeni oluşuyorken ve gençken bir kara deliğin böyle bir boyuta gelmesi için çok radikal şeyler olmuş olması gerekir' ifadelerini kullanırken konuyla ilgili bir başka teori de iki kara deliğin çarpışarak şu anki boyutuna gelmiş olması.Yeni bulunan kara delikle ilgili makale Journal Nature dergisinde yayımlandı.CNN Türk
Reklam
İnsanı Sinir Krizlerine Sokan İkea Talimatlarının Oldukça İlginç Bir Hal Aldığı 17 Ürün
Kimi zaman insana sinir krizleri geçirten, kimi zaman da 'aa ne güzel tasarlamışlar' dedirten İkea ürünleri, aslında bizlerde 'bir şeyler yaratma' duygusunu da tetiklediği için oldukça rağbet görmekte. Genellike ürünler alınmadan önce herkes kurulum için heveslidir. 'Çok severim ya, beni kesin çağırın ürünleri kurarken' der arkadaşlarınız. Fakat o gün geldiğinizde etrafınızda kimse olmaz ve İsveç mantığının karmaşık bir şekilde resmedildiği o talimatları anlamaya çalışarak ürünü yapmayı denersiniz. Olmaz... Bir daha denersiniz... Yine olmaz... 😔Bu içerikte göreceğiniz İkea talimatları alışık olmadığınız cinsten. Zamanı bükmek isteyenlerden Taç Mahal inşa etmek isteyenlere kadar, burada herkese göre bir şey var!
Kuantum Dünyasında Gelecek Geçmişi Etkiliyor!
Roman yazarının roman örgüsü içinde zamanla nasıl oynadığını farketmediğimiz cinayet romanlarına alışkınızdır. Çok tipik bir şekilde; cinayet henüz kitabın ortasına bile gelmeden gerçekleşir. Fakat tam bu noktada bir bilgi karartması olur ve okur ne olduğunu ancak kitabın son sayfasında öğrenir.Peki ya son sayfa kitaptan yırtılmışsa?Okur; kitabı yalnızca ölümcül olayın gerçekleştiği kısma kadar okuyarak ya da tamamını okuyarak, ne olduğuna dair iyi bir tahmin yürütebilir mi?Cinayet gizeminde daha açık olan cevap; belirsizliğin esas olduğu kuantum mekaniğinde daha az belirgindir.Washington University in St. Louis Fizik Bölümü’nden asistan profesör Kater Murch:”Her şeyi biliyor olsanız bile, kuantum mekaniği; size bir kuantum parçacığı sunar ve basit bir deneyle yerini saptayabilecek kesinliğe erişemezsiniz. Kuantum mekaniği, muhtemel sonuçların istatistiksel ihtimallerini sunabilir ” diyor.Akılcı bakışa göre; bu belirsizlik teori için bir kusur değildir, aksine doğanın bir gerçeğidir. Parçacığın yeri yalnızca bilinmeyen değil, aslında test edilmeden önce belirsizdir. Ölçme teşebbüsünün kendisi; parçacığı belirgin konumunu bozmaya zorlar.Physical Review Letters‘ın Şubat sayısında Kater Murch olasılıkları daraltan bir yol geliştirdi. Kuantum sistemin bir hedef zamanın sonrasındaki değişimi ile ilgili bilgiyi, bu hedef zamana kadarki süreçteki değişimin bilgisiyle birleştirerek, kuantum sistemin durumuna dair yapılan doğru tahminlerin olasılıklarını daraltabildi.Yani bir benzetme ile ifade edersek; bugün yaptığımız şey; dün yaptığımız şeyi değiştirdi. Ve bu benzetmedeki önerme gibi; deneysel sonuçlar zaman ve nedensellik için oldukça acayip çıkarımlar sunuyor, fakat en azından bu etkileşim kuantum mekaniğin uygulandığı mikroskobik dünyada gerçekleşiyor.Bir “Hayalin” ÖlçümüŞimdiye kadar; fizikçiler tekil parçacıkların kuantum mekanik özelliklerini yalnızca düşünce deneyleriyle anlamaya çalışıyorlardı, çünkü bu parçacıkları gözlemeye dair atılan her maddesel adım; onların gizemli kuantum özelliklerini saklamalarına sebep oluyor.Fakat 1980’lerde ve 1990’larda fizikçiler bu hassas kuantum sistemlerini oldukça nazik bir şekilde( belirli hallerini bozmaya sebep olmadan) ölçebilmelerini mümkün kılan cihazlar icat ettiler.Murch’un kullandığı cihaz; neredeyse mutlak sıfıra soğutulduğunda kuantum dünyaya girebilen basit bir süper iletken çevrim. Ekip kuantum sistemleri için; bu kubitin (kuantum büyüklüğü) alttan iki enerji seviyesini; yani taban halini ve uyarılmış halini, kuantum sistemlerinde model olarak kullandılar. Bu iki hal arasında, taban hal ve uyarılmış halin süperpozisyonları ya da kombinasyonları olan sonsuz sayıda kuantum halleri vardırÇevrimin kuantum hali; mikrodalga kutunun içerisine konularak saptanabildi. Kuantum bölgeler ile süper iletken çevrimin etkileşime girdiği kutuya birkaç mikrodalga fotonu gönderildi. Böylece, fotonlar kutudan çıktığında kuantum sistemle ilgili bilgi taşır halde çıkıyorlardı.Kritik bir şekilde bu “zayıf” salınımsız ölçümler kubiti rahatsız etmiyor, aksine iki hal arasındaki enerji farkının rezonansları olan fotonlarla yapılan “güçlü” ölçümler, çevrimi bir ya da diğer hale çarpıyor.Murch:” Her işleme kubiti iki halin süperpozisyonuna koyarak başladık. Sonra güçlü bir ölçüm yaptık ancak sonucu gizledik, devamında sisteme zayıf ölçümleri uyguladık “ diyor.Sonrasında araştırmacılar; benzetmemizdeki cinayet hikayesinin kayıp sayfası olan gizli sonucu tahmin etmeyi denediler.Murch:” Sistemin belirli bir hal içerisindeki olasılığını ifade eden Born denklemini kullanarak, ileriye dönük hesaplama yaparken; doğru tahmininizin olasılığı yalnızca 50-50’dir. Fakat etki matriksi denilen bir şeyi kullanarak aynı zamanda geriye dönük hesaplama da yapabilirsiniz. Yalnızca bütün denklemleri alıp, yüz seksen derece döndürmelisiniz. Hala işe yarar durumdadırlar ve geriye doğru yörüngeyi işleme sokabilirsiniz ” diyor.Ve ekliyor:“Artık geriye giden bir yörünge ve ileriye giden bir yörünge vardır. İkisine birlikte bakarsak ve bilgiyi eşit olarak tartarsak, önemi sonradan anlaşılan bir tahmin ya da bir “retrodiction” ( bugünün bilgisiyle geçmişi yorumlama ) bulursunuz.”Retrodiction hakkındaki “bozucu bir şey” %90 kesinliğe sahiptir. Fizikçiler bunu sistemin ilk halinin kayıtlı ölçümleriyle kıyasladığında, tam olarak 10’da 9 olduğunu gördüler.Zaman SimetrisiKuantum tahmin oyunu; açık sistemlerin kuantum hesaplama ve kuantum kontrolünü yapabilmek için yollar sunuyor. Aynı zamanda da fizikteki daha derin problemlere dair önerilere sahip.Örneğin; araştırma gösteriyor ki; kuantum dünyada zaman hem ileriye hem de geriye doğru çalışır, buna karşılık klasik dünyada zaman yalnızca ileriye çalışır.Murch:” Daima ölçümlerin kuantum mekaniğindeki zaman simetrisini çözebileceğini düşündüm. Eğer süperpozisyon haldeki bir parçacığı ölçersek ve bu parçacık iki halden birisine düşerse, bu durum sürecin zamanda ileriye işlediği anlamına gelir ” diyor.Fakat kuantum tahmin deneyinde zaman simetrisi geri döndü. Gelişen olasılıklar ölçülen kuantum halin bir şekilde gelecekten ve geçmişten gelen bilgiyi kapsadığını ima ediyor. Ve bu zamanı şöyle ifade ediyor; klasik dünyadaki tek uçlu ok, kuantum dünyada iki uçludur.Gerçek dünyada, fazlaca parçacığın bulunduğu dünyada, zamanın neden yalnızca ileriye işlediği ve entropinin daima arttığı bilinmiyor. Fakat bu sorun üzerinde de çalışan oldukça fazla sayıda fizikçi var.Zamanın simetrik olduğu bir dünyada, sebep ve sonuç ilişkisi gibi şey olacak mı? Bu da Murch ve ekibinin kubit düzeyde bir deney tasarlamayı düşündüğü bir başka soru.Makale Referansı: D. Tan, S. Weber, I. Siddiqi, K. Mølmer, K. W. Murch. Prediction and retrodiction for a continuously monitored superconducting qubit . Physical Review Letters , 2015Kaynak: Washington University in St. Louis
Facebook, Yapay Zeka ve Yann LeCun
Derin mevzulara girmeye ne dersiniz? Başını Google'in çektiği, yapay zeka konusunda çalışan diğer şirketler Facebook, Apple, Baidu ve Microsoft işi ne kadar ileriye götürebilir? Bu dev şirketler yapay zeka konusunda birbirleri ile sessiz bir savaş sürdürüyorlar. Özellikle 'Deep Learning' yani 'Derin Öğrenme' adı ile anılan yapay zekanın işlevselliğinin arttırılması, insan beynini örnek alan 'sinirsel bilgiağı' (Convolutional Neural Networks) araştırması sayesinde günümüzün önemli başarılarından biri oldu. Makinelerin bu yeni öğrenme tekniği, bilgisayarların tahminde bulunmaları, ses tanıma özellikleri ve gene sesli şekilde farklı dilleri algılama ve o dillerden neredeyse hatasız şekilde çeviri yapabilme kabiliyetlerini arttırdı. İşte bunların hepsine 'Deep Learning' yani 'Derin Öğrenme' deniyor.Facebook da bu alanda boş durmuyor. Muazzam bilgi toplama ve depolama konusunda neredeyse Google'dan geri kalmayan şirket 2013 yılında yapay zekanın en önemli isimlerinden biri olan Yann LeCun'u Yapay Zeka Araştırma Labrotavuarı'nın başına getirdi. 54 yaşındaki LeCun'un ilk başarısı 1980'lerde el yazısını algılayan sinirsel bilgiağı geliştirmesi ile başladı ki halen banka çeklerinin kontrol edilmesinde bu sistemin temelleri kullanılmaktadır. 1990 ile 2000'ler arasında bütün dünyada yapay zeka araştırmaları gözden düşmeye başlamasına rağmen LeCun azmini hiç kaybetmedi ve 2003'te profesörlük unvanını alarak bugün bu tekniğin gelişmesindeki en önemli isimlerden biri oldu.
Tarihteki En Büyük Tercüme Hataları
Google’ın tercüme hizmetinin yaygınlaşmasıyla yanımızda sanki canlı bir tercüman taşır hale geldik. Artık dil engelinin kalmadığı söyleniyor. Küçük teknik sorunlara rağmen, bu uygulama sayesinde yanlış anlamaların ortadan kalktığı bir geleceğe adım attığımız söylenebilir. Oysa tarihte böylesi yanlış anlamalar hiç de az olmamış. İşte birkaç örne
Reklam