Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Deprem Uyarısı İçin Merkez Türkiye
NASA tarafından kurulan GeoCosmo Araştırma Enstitüsü, küresel olarak yürüttüğü projede Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Batı Asya için merkez olarak İzmir’i seçti.Deprem felaketinden en fazla zarar gören ülkeler arasında yer alan Türkiye, bu felakete karşı ön uyarı sistemlerinin geliştirilmesi çalışmalarında da aktif rol oynayacak. NASA tarafından kurulan GeoCosmo Araştırma Enstitüsü’nün Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Batı Asya verileri İzmir merkezli olarak analiz edilecek. Projenin Türkiye ayağını yürütecek ekibe liderlik eden DEÜ Bilgisayar Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Efendi Nasiboğlu, yakın bir dönemde depremin yeri, zamanı ve büyüklüğünü de içeren bir tahminleme yapmanın mümkün olacağına inandıklarını belirtti.Yıkıcılığı ve önceden bilinemezliği nedeniyle insanoğlunun en korktuğu felaketler arasında yer alan deprem konusunda tüm dünyada bilimsel çalışmalar yoğunluğunu artırdı. Depremin saniyeler öncesinden tespit edilmesi konusunda neticeler alınmaya başlansa da henüz yeri, zamanı ve büyüklüğünü önceden söyleyebilecek bir erken uyarı sistemi geliştirilemedi.Klasik yer bilimlerinin çare bulamadığı bu konuda son dönemde farklı bakış açısını öne alan yaklaşımlar dikkati çekiyor. Bunlar arasında en fazla tanınan teorilerden birinin sahibi ise NASA bilimadamı Prof. Dr. Friedemann Freund.Tarihten bu yana deprem öncesi ve sonrasında kayıtlara geçen gizemli olaylara bilimsel yorum getirmek üzere yürüttüğü çalışmalar sonucu 'elektron eksikliği' teorisini ortaya koyan Freund, yer kabuğu altındaki kayaların sıkışması sonucu oluşan elektron dengesizliklerinin deprem tahmininde kullanılabileceğini öngördü.Dünyada farklı ülkelerdeki bilim insanlarının, 'depremlerden önce elektromanyetik veya düşük frekanslı akımların ortaya çıktığı, yer altı sularında kimyasal değişiklikler yaşandığı, toprak ve ağaçlarda elektriksel değişimlerin görüldüğü ve bazı hayvanların garip davranışlar geliştirdiği' yönündeki bulgularını bir araya getiren Freund, bunların kayaların sıkışması sonrası oluşan elektron dengesizliğinin bir sonucu olduğunu ortaya koydu.Yerkabuğundaki bu değişimlerin uydular ve yer istasyonlarından algılanabileceğini, bu verilerin analiz edilmesi halinde erken uyarı sistemi geliştirilebileceğini öngören Freund, bu çalışmanın yapılması için NASA desteğiyle GeoCosmo Bilim ve Araştırma Enstitüsü'nü kurdu.Türkiye’de 1970 yılından bu yana bulutların şeklinden deprem tahmini konusunda çalışma yürüten Fransız asıllı Türk vatandaşı araştırmacı Ronald Karel’in GeoCosmo Entitüsü’nün Başkan Yardımcılığı görevine kadar yükselmesi, enstitünün küresel çalışma alanları içinde Türkiye’yi bir adım öne çıkardı.'Türkiye, tarihi başarıya ortak olacak'Konuyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulunan Karel, GeoCosmo’nun dünya genelinde 34 ülkede yer istasyonları kuracağını, bunlar arasında Türkiye’nin Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Batı Asya istasyonlarının merkezi olacağını ifade etti.Mayıs ayında ilki Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tınaztepe Kampüsü içinde kurulacak istasyonlarda elde edilen verilerin NASA uydularından gelecek verilerle birlikte DEÜ Bilgisayar Bilimleri Bölümü tarafından analiz edilerek GeoCosmo merkezine gönderileceğini kaydeden Karen, 'GeoCosmo olarak bu projenin dünyanın en büyük deprem araştırma projesi olduğuna inanıyoruz. Bu projede Türkiye gibi depremselliğiyle tanınan bir ülkenin de aktif bir rol almasını istiyordum. Umarız Türkiye, yakın gelecekte geliştireceğimiz erken uyarı sisteminde çok büyük bir katkı sağlayarak tarihi bir başarıya ortak olacak' dedi.DEÜ Bilgisayar Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nasiboğlu bölüm olarak bir süre önce Azerbaycan Bilimler Akademisi ile deprem tahminlemesi konusunda çalışma başlattıklarını, GeoCosmo’dan gelen öneriyle küresel araştırmanın bir parçası olduklarını söyledi.NASA’nın desteklediği bir projede yer almanın heyecan verici olduğunu dile getiren Nasiboğlu, proje kapsamında ilk etapta Tınaztepe Kampüsü içinde 4 istasyon, ardından ülke genelinde farklı noktalara çok sayıda istasyon kurulacağını aktardı.Türkiye’de, devlet üniversiteleri içinde açılan ilk bilgisayar bilimleri bölümü olduklarını bildiren Nasiboğlu, 'Bilgisayar mühendisliğinden farklı olarak veri analizi yoluyla yeni yöntemler geliştirme konusuna odaklandık. Deprem tahminlemesi konusundaki çalışmalarla zaten ilgileniyorduk. Bu konuda klasik bilimlerin aldığı mesafeyi yabana atmamak gerekiyor. Ancak gördük ki klasik yöntemler deprem tahmini konusunda bize bir fikir veremiyor. Farklı bir bakış açısı getirmek gerekiyor. Bu konuda farklı teorileri sınayabileceğimiz bir ortam oluştu. Bu çalışmalar sonucu depremle ilgili erken uyarı sistemleri geliştirilebileceğinden umutluyum' diye konuştu.Tolga Albay, AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Seçime az bir süre kaldı. Liderler çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. AK Parti’den sonra CHP’de de süreç hızlandı. CHP bu ayın sonunda ön seçim yapacak. Ön seçim, CHP’de ciddi bir mobilizasyon yaratmış durumda. MHP ve HDP’de ise henüz büyük bir hareketlilik gözlenmiyor. Önceki gün Mehmet Acet’in İskele Sancak programında seçimi konuştuk. KONSENSUS Araştırma’dan Murat Sarı ve ANAR’ın sahibi İbrahim Uslu vardı. İbrahim Uslu, AK Parti için anketler yapan bir isim. Ancak üç genel, üç yerel, iki referandum ve cumhurbaşkanlığı seçimini bilen bir şirketi var. KONSENSUS ise ANAR’a göre daha bağımsız hareket ediyor. Ancak her iki şirketin araştırmalarında da yakın sonuçlar çıkıyor. Öncelikle muhalefetin iddialı sözlerine rağmen iktidar değişmiyor. AK Parti’nin birinciliği devam ediyor. Hatta CHP ve MHP’nin sayısal toplamı AK Parti’nin oyu kadar etmiyor. Murat Sarı yayında KONSENSUS’un Şubat 2015 araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Sarı, bulduğu sonuçları rakamsal aralık olarak sunmayı tercih ediyor:AK Parti: Yüzde 45-48CHP: Yüzde 25-28MHP: Yüzde 14-17HDP: Yüzde 7-9
Hakkında Pek Şey Bilinmeyen, Dünyanın En İlginç 10 Dili
İçerikte yer verdiğimiz dillerin, birbirinden ilginç özellikleri var. Örneğin bir dil, çoğunlukla yansıma sözcüklerden oluşuyor. Bir diğeriyse James Cameron'ın ünlü Avatar isimli filminde yer alan Na'vi ırkının dili.. Herkesin kendi dilidir sonuçta tabii, fakat bu diller hakkında bir şey öğrendikçe Türkçe'yi öpüp başımızın üstüne koyacağız herhalde. 😊
Denizlerde Bin 500 Yeni Canlı Türü Keşfedildi
Bilim insanları geçen yıl denizlerde yaklaşık bin 500 yeni canlı türü keşfetti. Dünya suları toplam 228 bin 450 canlıya ev sahipliği yapıyor.Bilim inanları geçen yıl 50 santimetre boyunda dev bir denizanası ve kambur yunus da dâhil yaklaşık bin 500 yeni canlı türü keşfetti.2004 yılında keşfedilen toplam bin 451 yeni deniz canlısı arasında ayrıca 139 sünger ve bir Güney Afrika karidesi de bulunuyor.Çalışmalarını yayınlayan bilim insanları dünya genelinde toplam 228 bin 450 deniz canlısı bulunduğunu, toplamda 500 bin ila 2 milyon çok hücreli deniz canlısının ise hala keşfedilmeyi beklediğini bildirdi.Deniz türleri küresel kayıt merkezi 'World Register of Marine Species' (WoRMS) Eşbaşkanı Jan Mees, “Denizlerin derinlikleri şu ana dek çok az keşfedildi” şeklinde konuştu.Mees, çoğu canlı türünün ise kirlilik, iklim değişikliği gibi nedenlerden ötürü yok olmak üzere olduğunu hatırlattı.WoRMS'nin 2008 yılında kayıt projesine başlamasından bu yana bin yeni balık türü listeye eklendi. Şu anda bilinen balık türü 18 bin civarında.Deutsche Welle Türkçe
Reklam
Sailor Moon - Karakterler ve Özellikleri
etiket
Serinin baş karakteri Usagi, inanılmaz büyüklükte sevgiye sahip olan dikkatsiz ve sulugöz bir orta okul öğrencisidir.. Yemek yemeyi ve uyumayı çok sever. Yengeç burcudur. Ay Savaşçısı olduğu ilk zamanlarda kötülerle savaşmak istemez, sıradan biri olmak ister. Zaman geçtikçe Ay'dan gelen gücünü sevdiklerini korumak adına kullanmayı öğrenir. Aynı zamanda Ay Prensesi Serenity olan Usagi, animede diğer savaşçılar gibi reenkarnasyon ile tekrar dünyaya gelmiştir.Doğum Günü : 30  Haziran ( Yengeç )Yaş:14-16Güçleri: ışıkla (özellikle ayışığı) ve sevgiyle alakalı saldırıları var. İyileştirme yetenekleri var.
Manisa'ya Gidenlerin ve Manisalı Olanların Çok İyi Bildiği 13 Şey
Manisa çok farklı, tarih, kültür hatta kimi yerinde köy kokan yeşil bir şehir. Üzüm buğusunun görüldüğü, ağaçlarla donanmış dağlara bakarak sabah zinde uyanmanın ve tertemiz havadan bir dolu nefes çekilen yer.Sard'ı (Sart diye geçer), Hafsa Valide Sultan Camii'si, Muradiye'si, adetleri ile gerçekten dolu dolu ve gidenin pişman olmadığı şehir...Haydi ona bakalım.
Reklam
Pi Sayısındaki Gizli Şifreler
Dünyada her sene 3. ayın 14. günü “Pi Günü” olarak kutlanıyor. Bu kutlamalar sırasında bu benzersiz sayının yeni yeni marifetleri sergileniyor ve bizi her seferinde şaşkınlığa uğratacak yönleri ortaya çıkıyor.Çünkü Pi sayısının içinde bu haftaki Fenerbahçe Galatasaray derbisinin sonucu da var, sizin bu sabah kahvaltıda ne yediğiniz de yazıyor.3,14 şeklinde kısalttığımız bu sayı aslında sonsuza kadar uzanıyor. Biraz daha uzununu ezberlemek isteyenler 3,1415 olarak biliyor. Hatta internette kısa bir aramayla bu sayının virgülden sonra gelen 1.000.000 basamağını bulmak mümkün. Dahası bilim adamları Pi’nin kaç milyar basamak daha uzayabileceğini hala tartışıyor. Dolayısıyla Pi eğer sonsuzsa içinde her türlü bilginin olduğuna inanılıyor.DERBİ’NİN SONUCU Pİ’NİN İÇİNDE YAZIYOR:Bakın mesela bu haftaki derbi maçının sonucu “8 Mart 2015, FB: 1 – GS: 0” diye Pi sayısının içinde yazıyor.3,1415926535 8 979 3 23846 2 6433832795 0 2884 1 9716939937 51058209 7 494459 2 3078 1 6406286208998628034825342117067982148086513282306647093 8 4460955058 22 317253594 0 8128Yukarıda da gördüğünüz üzere Pi sayısının içinde açıkça şöyle deniyor:“8/3/2015 – F. (çünkü 7nci harf F) B. (çünkü 2nci harf B) :1 – G. (çünkü 8inci harf G) S. (çünkü 22nci harf S) :0”Bu arada biz bu sene dördüncü yıldızı da ilk kimin takacağını Pi sayısında görüyoruz, ama isterseniz biz söylemeyelim, siz kendiniz inceleyip kendi gözlerinizle görün.(Pİ)YANO İLE Pİ’NİN MÜZİĞİ:Pi sayısını yukarıda harf ve rakamlara çevirmiştik. Müzik aşığı bir matematik öğrencisi de bu sayıyı notalara çevirince şu müzik ortaya çıkmış:
Zamanda Yolculuk Mümkün mü?
İngiltere'de Birmingham Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı bu sorunun yanıtını arıyor.Ancak araştırmanın düş kırıklığına uğratıcı yanı gizli bir zaman makinesi, ışınlayıcı yapılıyor olmaması.Fakat araştırma kapsamında bazı 'büyük fikirler' inceleniyor. Zira, konu zaman olunca, fizik, felsefe ve gerçekliğin niteliği konusunda sorular gündeme geliyor.Projeye, Birmingham Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı Nikk Effingham ve fizik felsefesi uzmanı Alastair Wilson öncülük ediyor.'Dede paradoksu'Dr. Effingham, zaman yolculuğu ihtimalinin ölçülemeyecek kadar küçük olduğunu, ama imkansız olmadığını söylüyor.Uluslararası araştırma kapsamında meyve sineklerinin zamanı nasıl algıladığı gibi sorulara yanıt aranıyor. Amaç insanlardaki dejeneratif hastalıklarda önemli bir sorun olan zaman algısı ve zaman dizgesini daha iyi anlamak.
Samanyolu Galaksisi Daha Büyük Olabilir
Bilim insanlarının yaptığı bir araştırma Samanyolu Galaksisi'nin sanılandan yüzde 50 oranında daha büyük olabileceğini gösterdi.Astrophysical Journal dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Samanyolu Galaksisi'ni çevrelediği düşünülen yıldız halkası, aslında galaksinin bir parçasını oluşturuyor.Çin Ulusal Astronomik Gözlemevi'nden Şü Yen, söz konusu gök cisimlerinin de eklenmesiyle Samanyolu Galaksisi'nin genişliğinin 100 bin ışık yılından 150 bin ışık yılına yükseldiğini söyledi.Şü, 'Gök bilimciler, galaksinin merkezinden 50 bin ışık yılı mesafede yıldızların hızla azaldığını, 60 bin ışık yılı mesafede de bir yıldız halkasının başladığını gözlemlemişti. Biz bu halkanın da Samanyolu Galaksisi'ne dahil olduğunu belirledik. Daha da ötede, henüz göremediğimiz halkalar da olabilir' dedi.Rensselaer Politeknik Enstitüsü'nden Prof. Dr. Heidi Jo Newberg de Sloan Dijital Gökyüzü Gözlem tarafından evrenin şimdiye kadar oluşturulan en ayrıntılı üç boyutlu haritalarını kullanarak yaptıkları araştırmada Samanyolu Galaksisi'nin galaktik diskinin eş merkezli birkaç halkadan oluştuğunu belirtti.Newberg, 'Samanyolu Galaksisi'nin diskinin dışa doğru dalgalandığını bulduk. Bu tıpkı, suya taş attığınızda oluşan dalgalara benziyor. Dalgalar, merkezden dışa doğru yayılıyor. Samanyolu Galaksisi'nde ise bu taş, diski geçen cüce bir galaksi oluyor. Cüce galaksinin, yer çekiminin etkisiyle yaptığı hareketler, dışa doğru yayılan bir dalgalanma oluşturuyor' dedi.AA
Reklam
Prof. Dr. Raşit Tükel: 'Sandığın İradesine Uyulmalı'
İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimlerinde sandıktan birinci çıkan Prof. Dr. Raşit Tükel, diğer adayları çekilmeye çağırdı. İkinci olan Prof. Dr. Mahmut Ak ise 'daha YÖK ve Cumhurbaşkanlığı aşaması var' diyor.İstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet'in AK Parti'den milletvekilliği aday adaylığı için istifa etmesinin ardından rektörlük seçimleri dün yapıldı. Rektörlük için 15 öğretim üyesi aday oldu. 3 bin 2 öğretim üyesi oy kullandı. Rektörlük için yarışan adaylardan İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr Raşit Tükel 1202 oy ile ilk sırada yer alırken, Vekil Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak 908 oyla ikinci, Cerrahpaşa Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Cansız 382 oy ile üçüncü sırayı aldı.Prof. Dr. Mahmut Ak, eski Rektör Prof. Dr. Yunus Söylet’in ekibinden. Söylet’in istifasının ardından ise vekil rektör olarak atandı. Türk Tabipleri Birliği üyesi olan Prof. Dr. Tükel ise sosyal demokratların ve sendikaların desteklediği bir aday. Üç sene önce sandıktan ikinci çıkan Tükel, en yüksek oyu alanın rektörlüğe seçilmesine vurgu yapmış “demokrasinin gereğidir” diyerek adaylıktan çekilmişti. Cerrahpaşa Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Cansız de üç yıl önce rektörlüğe talip olmuştu.“Cumhurbaşkanlığı sandığa göre atama yapmalı”Üç yıl önce aldığı 361 oyu 1202’ye çıkarak sandıktan birinci çıkan Tükel, Al Jazeera Türk'e “Demokrasinin gereği olarak birinci olan adayın atanması gerekiyor” dedi. Adayların seçim kampanyasında demokratik üniversite sözü verdiklerini anlatan Tükel şöyle konuştu:“ Bu sözün sözde kalmaması için , gerçekten demokratik işleyişi benimsiyorlarsa öğretim üylerinin oylarıyla gösterdikleri iradeye saygı göstermeleri gerekiyor. 2012 seçimlerinde ben yapmıştım. Şimdi de aynı şekilde çekilmelerini bekliyorum. YÖK’ de sandıktan çıkan oy sıralamasıyla Cumhurbaşkanına göndermeli adayları. Cumhurbaşkanlığı makamının da öğretim üylerinin tercihine uygun olarak atama yapmasını istiyoruz. “Seçim sürecinin de vakit varken çok hızlıca gerçekleştirilmesini eleştiren Tükel, “27 Şubat’ta YÖK Yürütme Kurulu, YÖK Genel Kurulunu beklemeden seçim kararı aldı. Seçim gününün iletilmesi 2 Mart. Seçimin tarihi 12 mart. Baskın seçim dedik. Altı aya kadar vakit vardı. Bu dahi beklenmedi. Bu kısa sürede yönetimin devamı niteliğinde olan adaya değil. Demokratik, akademik özerk üniversite doğrultusunda çalışmalarla aday olana oylarını verdi öğretim üyeleri. Bu sonuç yönetiminden duyulan memnuniyetsizliği gösterdiği kadar üniversitedeki akademik ortamın gelişmesi, bilimsel özgürlükerin oluşması için de niyet ifadesi” dedi.Atamaya kadar açıklama yapmayacakSandıktan ikinci çıkanVekil Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak'a da telefonla ulaştık. Ak, seçimin uygulanışıyla ilgili dün açıklama yaptığını belirterek 'Cumhurbaşkanının ataması olana kadar yeni bir açıklama gereği duymuyorum' dedi. Ak, dün yaptığı açıklamada 'Rektör adaylarını belirleme seçimi yapıldı. Bu üç aşamalı bir seçim. Özgür seçime göre 6 kişilik liste oluşturuldu ilk aşamada. Bu adayları kutluyorum. Bundan sonra YÖK aşaması var ve sonrasında da Cumhurbaşkanı atama yapacak.' demişti.'İradeye saygı'Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği de sandıktan birinci çıkan adayın atanması gerektiğini belirtiyor. Dernekten yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:'YÖK ve Cumhurbaşkanı'nın, sandığın iradesine saygı duymasını beklemekteyiz. Cumhurbaşkanı'nın en sık başvurduğu kavram 'sandık iradesi, millet iradesidir' bu nedenle rektör seçimlerinde de sandık iradesine uymasını beklemek hem demokrasinin hem de asgari tutarlılığın gereğidir.'Seçim sonuçlarına göre ilk altı aday YÖK'e bildirilecek. YÖK belirlediği üç adayı Cumhurbaşkanı'na gönderecek. Cumhurbaşkanı ise bir adayı yeni rektör olarak belirleyecek. YÖK'ün 19 Mart'ta üç adayı belirlemesi ve 20 Mart'ta da Cumhurbaşkanlığı'na sunması bekleniyor.Kaynak: Al Jazeera
Yüzünüz Sizinle İlgili Ne Anlatıyor?
İnsanların görünümüne bakarak yargıya varmanın yanlış olduğu söylenir. Fakat psikologlar yüzün kişiliğin en derin sırlarına açılan birer pencere olduğunu belirtiyor. Hiçbir şeyi dışa vurmadığımızı sansak bile yüzümüz kişiliğimiz, sağlığımız ve zekamızla ilgili bilgiler barındırıyor.İngiltere’deki Northumbria Üniversitesi’nden Carmen Lefevre’ye göre, “Genlerimiz ve hormon seviyesi gibi biyolojik özelliklerimiz büyümemizi etkilediği gibi karakterimizi de şekillendiriyor”.Yüzün kemik yapısını ele alalım. Lefevre, testosteronu yüksek olanların elmacık kemiklerinin daha büyük ve yüzlerinin daha geniş olduğunu ve bu insanların daha iddialı ve bazen de saldırgan bir kişiliğe sahip olabileceğini ifade ediyor.Yüzün şekli ile baskın karakter arasındaki ilişki oldukça yaygın görülebilir. Örneğin kapuçin maymunlarında yüz ne kadar genişse grup içindeki hiyerarşik yer de o kadar yüksektir. Futbolcular arasında da benzer bir durum görülür. 2010 Dünya Kupası’nı inceleyen Amerikalı bir akademisyen, futbolcunun yüzünün genişliği ile uzunluğu arasındaki orana göre faul ve gol sayılarının tahmin edilebileceğini gösterdi. (Bu, iki kulak arasındaki mesafenin, göz ile dudak arasındaki mesafeye oranıdır ve normalde 2’dir.)Yüzümüz sağlığımızın da aynasıdır. Örneğin yüzdeki yağ oranı, ne kadar formda olduğumuza dair vücut kütle endeksi kadar bilgi verir. Yüzü ince olanlarda enfeksiyon daha az ve daha hafif görülür. Bu insanlarda depresyon ve anksiteye de daha az rastlanır.Nasıl olur da yanakların dolgunluk derecesi, hakkımızda bu kadar çok şey anlatır? Glasgow Üniversitesi’nden Benedict Jones bunu, yağın vücuttaki rolü konusunda edinilen yeni bilgilere bağlıyor. Jones, vücutta ne kadar yağ olduğundan ziyade yağın bulunduğu yerin sağlık açısından önemli olduğunu belirtiyor. Yağları kalça kısmında biriken armut vücutlu insanlar, yağları gövde kısmında biriken elma vücutlu insanlara kıyasla daha sağlıklıdır. Hayati organların etrafının yağla kaplanması tehlikelidir. Jones, yanakların dolgunluğunun belki de zararlı bölgelerde biriken yağlara işaret ettiğini, ya da yüzdeki yağların farklı bir nedenle tehlikeli olduğunu söylüyor.Bu belirgin ipuçlarının yanı sıra ten rengi de sağlık durumunuzu dışa vurur. Jones ve Lefevre bunun etnisiteyle ilgili renklere bağlı olmadığını, fakat zor fark edilebilecek ton farklarının yaşam tarzına dair ipuçları verdiğini ifade ediyor. Ten renginiz hafif sarımsı, altın rengi bir tondaysa sağlıklı ve dirençlisiniz demektir. Tene bu rengi veren, turuncu ve kırmızı meyve ve sebzelerde bulunan karotenoid adlı pigmentlerdir. Bunları yeterince tükettiğimizde derinin üst katmanlarında toplanarak sarımsı bir renk oluştururlar. Sağlık göstergesi olarak bu şekilde sergileriz onları; çünkü hastalıklarla savaşmada kullanmamışızdır. Böylesine sağlıklı bir şekilde parıldamak insanın fiziksel çekiciliğini de artırır.Pembe yanaklar ise kan dolaşımının ne kadar iyi olduğunun, aktif bir yaşam tarzının, hatta kadınlar açısından doğurganlığın göstergesidir.Jones bu sırların aslında ortada olduğunu, ancak bizim onları yavaş keşfettiğimizi söylüyor. Dış görünümü inceleyen fizyonomi tarihin bazı dönemlerinde gözden düşmüş. Fakat bugünlerde yeniden itibar kazanıyor. Yani ‘selfie’lerimizde keşfedilmeyi bekleyen başka birçok özellik bulunabilir.İnsanın ne kadar zeki olduğunu tahmin etmeye yarayan fiziksel özellikler henüz net olarak ortaya konmuş olmasa da bu tahminler çoğunlukla tutuyor. Hatta insanların cinsel eğilimleri bile yüze ve davranışlara bakılarak tahmin edilebiliyor. Bu ani yargılara varmanın nasıl mümkün olduğu konusunda ise daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.Kişilik, yaşam tarzı ve dış görünüm arasındaki bağlantı zaman içinde de değişebilir elbette.Kısa bir süre önce yapılan zekice bir deneyin de gösterdiği gibi aslında dış görünüşümüz ten rengi ve kemik yapısından öte bir şeydir. Araştırmacılar deneklerden en sevdikleri giysilerini giyip yüzlerinin fotoğrafını çekmelerini istemiş. Bu kişileri daha önce hiç görmemiş jüri üyelerinin yaptığı değerlendirmede, giysiler fotoğrafta görünmese bile, daha öncekilere kıyasla bu fotoğraflar çok daha cazip bulunmuş. Buradan yola çıkarak araştırmacılar, güzel giysilerle özgüvenleri artan deneklerin bu ifadesinin yüzlerine de yansıdığını ifade ediyor.Kısacası, yüzümüz sadece biyolojimizin ürünü değil. Genlerimizi ve hormonlarımızı değiştirmemiz mümkün değil elbette. Ama kişiliğimizi, özgüvenimizi ve özsaygımızı yüzümüze yansıtarak kendimizle ilgili önemli bilgiler verebiliriz.BBC Türkçe
Paris’te Hafta Sonu Geçirmeden Baharı Geçirmem Diyenlere 8 Benzersiz Öneri!
Ah, Paris… Baharda açan çiçekler gibi her daim capcanlı! Fakat size klişelerle ilgili bir sır verelim: Onların klişeleşmelerinin bir nedeni var. Dolayısıyla gözlerinizi devirmeyi bırakın ve -romantik ya da maceraperest fark etmez- Paris’teki hafta sonu kaçamağınız sırasında aşağıda sıraladığımız 8 önerinin keyfini çıkarın. Daiy Secret tarafından sunulan bu öneriler sizi Cuma gecesinden Pazara kadar taşıyacak!
Reklam
Element Keşiflerinin Ülke Tablosu
Ne yazık ki Türkiye'nin olmadığı listede, görselde de gösterildiği gibi, elementlerin :24 tanesini Birleşik Krallık,21 tanesini ABD,20 tanesini İsveç,19 tanesini Almanya,17 tanesini Fransa,9 tanesini Rusya/Sovyetler Birliği,3 tanesini Avusturya,2 tanesini Danimarka,1 tanesini Finlandiya,1 tanesini İspanya,1 tanesini İtalya,Geri kalanlarını ise antik toplumlarkeşfetmiştir. Neyse ki elementlerin hiçbiri, keşfedenin tekelinde değildir. Zira bu elementlerin birçoğu, her birimizin vücutlarında bulunan, bizim oluşumumuza katkı sağlayan, bundan milyarlarca yıl önce patlayan yıldızlarda üretilmiş doğal ürünlerdir. Bilim ve bilgi insanlığındır, herkesindir! Ancak tabii ki bilimsel araştırmaların en ön cephelerinde kendine yer edinmeyi başaranlar, her zaman daha avantajlı ve üstün olacaktır. Bu tabloda gösterilen ülkeler, keşiflerin fiziksel olarak yapıldığı ülkelerdir. Keşfedenlerin hepsi, elementleri keşfettikleri ülkelerin vatandaşı değildir.
Japonlardan Çığır Açan ‘Kablosuz Enerji’ Buluşu
Japon bilim insanları, 1,8 kilovat enerjiyi kablo kullanmadan mikrodalga aktarımıyla 55 metre uzağa taşımayı başardıklarını duyurdu. Bu yöntem ile gelecekte uzayda kurulacak güneş panellerinden sağlanan temiz enerjinin dünyaya aktarılması hedefleniyor.Japon Hava-Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) bünyesinde yapılan son araştırma, kablosuz enerji aktarımı konusunda bir kilometre taşı olarak nitelendiriliyor. JAXA uzmanlarının 55 metrelik mesafede taşıdığı enerji, şimdilik sadece bir su ısıtıcısını çalıştırmaya yetse de gelecekte çok daha büyük uzaklıklarda başarılı sonuçlar elde edileceği belirtiliyor.UZAYDA GÜNEŞ ENERJİSİ TOPLANIP DÜNYAYA AKTARILACAKUzayda toplanabilecek büyük miktarda enerjinin dünyada kullanılması adına önemli bir adım attıklarını belirten JAXA sözcüsü, 'İlk kez 2 kilovata yakın yüksek bir elektrik enerjisi çıkışı, hassas bir yöneltme cihazının kullanımıyla ve mikrodalga aktarımıyla küçük bir hedefe gönderildi' açıklamasını yaptı.JAXA sözcüsü, yıllardır uzay - güneş güç sistemleri üzerinde çalıştıklarını belirtti. Dünyadan yaklaşık 36 bin kilometre uzağa kurulacak olan panel ve antenlerde toplanan güneş ışığı enerjisinin, mikrodalga aktarıcı uydular ile yeryüzüne gönderilebileceği ifade ediliyor.2040'LARDA HAYATA GEÇECEKUzayda güneş enerjisi panelleri kurmanın, dünyada kurmaya oranla birçok avantajları var. En önemlisi, hava durumu ve günün aydınlık olan saatleri gibi faktörleri düşünmeye gerek kalmadan 24 saat boyunca enerji toplanabiliyor. İlk olarak 1960'larda ABD'de ortaya atılan bu fikrin hayata geçirilmesi için 2009'dan bu yana Japonya'da çalışılıyor. Japon Ulaştırma Bakanlığı tarafından da finanse ediliyor. Henüz emekleme aşamasındaki projenin, Japonya'da alternatif enerji kaynağı olarak 2040'larda hayata geçirilmesi planlanıyor.Zaman
Reklam
Büyük Hadron Yeniden Çalışmaya Başlayacak
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) Genel Müdürü Rolf Heuer, parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve 'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın iki hafta içinde yeniden çalıştırılacağını bildirdi.CERN'de düzenlediği basın toplantısında konuşan Heuer, iki yıl aradan sonra teknik çalışmaların tamamlandığını, çok heyecanlı olduklarını ve yeni bir döneme girildiğini söyledi.Heuer, 'Büyük Hadron Çarpıştırıcısı bu ay içinde yeniden çalıştırılacak. İki hafta içinde çalıştırmayı umuyoruz' dedi.İkinci üç yıllık çalıştırma için hazırlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın iki yıl aradan sonra ilk çalıştırmaya göre neredeyse iki kat daha fazla enerji ile çalışacağına dikkati çeken Heuer, 'Doğa bize nazik davranırsa bu yeni enerji seviyesi ile Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, fizik ve gelecekteki keşifler için yeni ufuklar açacak' diye konuştu.Büyük Hadron Çarpıştırıcısı Direktörü Frederick Bordry ise tüneldeki parçacıkların mart ayının sonunda yeniden dönmeye başlayacağını ancak parçacık, yani enerji çarpışmalarının mayıs ayında gerçekleşeceğini söyledi.Dünyanın en büyük ve en güçlü parçacık hızlandırıcısı olan 27 kilometrelik bir halka şeklinde tasarlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın çalıştırılması için - 271 derecelik sıcaklığa ulaşması gerekiyor. CERN, aralık ayında yaptığı açıklamada, bu sıcaklığa neredeyse ulaşıldığını duyurmuştu.AA
Dünyanın En İyi 100 Üniversitesi Arasında, Türkiye'den Hiç Okul Yok
Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE) dünya üniversiteleri itibar listesini açıkladı. Geçen yıl 71-80 sıra bandında yer alan Orta Doğu Teknik Üniversitesi de ilk 100'e giremeyince 2015'te 'itibar' listesinde Türkiye'den hiçbir üniversite yer almadı. Listenin ilk sıranda ABD’de bulunan Harvard Üniversitesi bulunurken, ikinci ve üçüncü sırada İngiltere’den Cambridge ve Oxford üniversiteleri yer aldı.Önder Öndeş'in Hürriyet’te yer alan haberine göre, listede BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ülkeleri üniversitelerinin son yılda yaptığı atılım dikkat çekti. Türkiye ’nin rekabet ettiği bu grupta en büyük başarıyı Rusya’dan Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi gerçekleştirdi. 2014 sıralamasında 51-60 sıra bandındaki üniversite bu sene kimi İngiliz ve Amerikan eğitim kurumlarını geride bırakarak 25. Sıraya yükseldi. 2014’te Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile aynı sıra grubunda yer alan Brezilya’dan Sao Paulo Üniversitesi de bu yıl 51-60 bandında kendine yer bulmayı başardı.21 ülkenin temsil edildiği sıralamada 43 üniversiteyle en fazla yer alan ülke, ABD oldu. Bu ülkeyi 12 üniversiteyle İngiltere ve 6 üniversiteyle Almanya takip etti.Times Higher Education’ın ODTÜ açısından sonuçlarını, üniversitenin eski rektörü Prof. Ural Akbulut Hürriyet gazetesine şöyle değerlendirdi:“Bu sene listede Avrupa ağırlıklı 13-14 yeni üniversite daha yer aldı. Bu durumda ODTÜ ilk 100’ün dışına itilmiş oldu. İlk 50’den sonra 4 yeni Fransız, 3 yeni İngiliz, 1 yeni Avustralya, 1 yeni ABD, 1 yeni Hollanda, 1 yeni Meksika, 1 yeni Danimarka, 1 yeni İsveç, 1 yeni Rus ve 1 yeni Finlandiya üniversitesinin 2015’te yer bulduğunu görüyoruz.”ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:“THE World Reputation Rankings 2015” sonuçlarına temel olan anket uygulamasında (2014) daha önceki yıla göre (2013) bazı değişiklikler görülüyor. Veri tabanının oluşturulmasında yeni bir kuruluşla işbirliği yapılmış (Thompson Reuters yerine Elsevier) ve farklı bir veri tabanı kullanılmış. Kullanılan veri tabanı, 9 dil yerine 15 dilde gönderilen anket uygulaması ile oluşturulmuş. Bu uygulamanın da sonucu olarak, ankete katılımın ülkelere göre dağılımında Batıdan Doğuya doğru önemli kayma görülüyor. ODTÜ’nün işbirliğinin daha yoğun olduğu Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın anket sonuçlarına katkısı azalırken Güney Doğu Asya bölgesinin temsili artmış. Sonucu en çok etkileyen faktörlerden biri de, kullanılan anketlerin bilim alanlarına göre dağılımının önemli oranda değişmiş olmasıdır. ODTÜ’nün aktif olduğu mühendislik, temel bilimler ve sosyal bilimler alanlarında her birinin ankete katılımı azalırken (toplam azalış yüzde 6), beşeri bilimler ile yaşam ve sanat bilimlerinin katkısı da bu oranda artmış.ODTÜ son 3 yıldır “saygınlık” sıralamalarda ilk 100’e girmiş ve sıralamalardaki yeri 51-60 bandı ile 91-100 bandı arasında değişkenlik göstermiştir. Bu listelere giren üniversitelere bakıldığında, ilk sıralarda yer alan üniversiteler dışındaki üniversitelerin puanlarının birbirlerine yakın seyrettikleri ve sıralamaya giren üniversiteler listesinin her yıl önemli oranda değiştiği görülüyor. Her yıl ankete katılanların ülke ve bilim alanına göre değişmesinden de kaynaklanan farklılıklardan dolayı, üniversitelerin listeye giriş ve çıkışları doğal karşılanmalı. Daha önceki yıllarda da belirttiğimiz gibi, dünya üniversite sıralamaları “tek boyutlu yarış” haline getirilmemeli. Önemli olan dünya liginde yer alan ve evrensel akademik standartlarda başarılı bir üniversite olmayı sürdürmektir.1-Harvard Üniversitesi2-Cambridge Üniversitesi3-Oxford Üniversitesi4-Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)5-Stanford Üniversitesi6-Kaliforniya Üniversitesi7-Princeton Üniversitesi8-Yale Üniversitesi9-Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü10-Columbia ÜniversitesiT24
AKM'ye 7 Yılda Ne Oldu?
AKM'deyiz İnisiyatifi, 2008 yılından beri kapalı olan AKM'nin derhal güçlendirme ve iyileştirme çalışmalarının başlamasını talep ediyor. Peki yedi yılda AKM'de neler oldu?AKM'deyiz İnisiyatifi, 2008 yılından beri kapalı olan Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) derhal güçlendirme ve iyileştirme çalışmalarının başlamasını talep ediyor.2008'de tadilat nedeniyle kapanan ancak yılan hikayesine dönen süreçte bir türlü tadilatına başlanmayan AKM, Gezi olaylarının ardından adeta polis karargahına dönmüştü.8 Haziran 2013'te dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'AKM'ye barok tarzında opera yapalım' önerisi, binanın tadilat yerine yıkılacağı endişesi yaratmıştı.Yıllar içinde bakımsızlıktan adeta çürümeye bırakılan binanın içindeki ses sistemlerinin hurdacılara satıldığı iddia edilmişti
Reklam