onedio
J1038 Kümesi: Kozmik Gülen Surat!
Bugüne kadar gök cisimlerinin aldığı birçok farklı şekli gördük: göz, çiçek, kalp ve daha nicesi... Elbette bu gök cisimlerinin ve şekillerinin hiçbirinin, bizim ilişkilendirdiğimiz bu şekillerle bir alakası yok. Bizler, evrimsel süreçte tanıdığımız şekilleri görmeye yatkın olacak şekilde özelleşmiş beyinlere sahibiz. Beyin, bir yapının tüm detaylarını algılamaktansa, onu kabaca da olsa tanıdığı bir şekle benzetip öyle görmeyi tercih eder. Böylesi daha kolaydır. İşte beynimizin şekilleri ve cisimleri birbirine, özellikle de tanıdığı şekillere ve cisimlere benzetmesi sonucu oluşan sanrıya, 'pareidolia' denir.Burada gördüğümüz de, bunun bir örneğidir. Hubble Teleskobu tarafından çekilen bu fotoğraftaki gök cisimleri, adeta bir 'gülen surat' yaratmaktadır. Kozmik bir gülen surat! J1038 kümesine ait bu gök cisimleri, Dünya'dan 4.5 milyar ışık yılı uzaktadır. Bir diğer deyişle, bu gök cisimlerinden bizim Dünya'mıza bakan zeki yaşam formları varsa, şu anda gezegenimizin daha yeni doğduğu, üzerinde hiçbir yaşamın bulunmadığı ve halen ağır bir meteor bombardımanı olduğu, Güneş Sistemi'mizin erken dönemlerini görebiliyor. Çünkü örneğin İstanbul'dan şu anda çıkan bir ışık, yani medeniyetimize ait görsel bilgi, oraya ancak 4.5 milyar yıl sonra ulaşabilecek!Bu kadar uzak gök cisimlerinin bu kadar parlak ve net olabilmesinin tek yolu, kütleçekim lensleme etkisi denen bir olaydır. Galaksi kümeleri uzay-zaman dokusunu bükerek adeta bir mercek etkisi yaratırlar. Bu da, uzak cisimlerin irileşerek daha net hale gelmesini sağlar. Bu, elbette onları görmek için kullanabileceğimiz hoş bir özelliktir.İleriHaber
Dört Güneşli Gezegen Keşfedildi
Bilim insanları, dört yıldızlı sistemde bulunan yeni bir gezegen keşfedildiğini açıkladı. Güneşlerin hepsi gezegenin yüzeyinden görülebiliyor.ABD'nin California eyaletindeki Palomar Gözlemevi ile Pasadena kentindeki California Teknoloji Enstitüsü'nde NASA tarafından sürdürülen araştırmaya göre, '30 Ari b' adı verilen gezegen, Dünya'dan 136 ışık yılı (1 ışık yılı = yaklaşık 10 trilyon kilometre) uzaklıkta, Koç Takımyıldızı'nda yer alıyor.JÜPİTER'DEN 10 KAT BÜYÜKGökbilimciler, dört yıldızlı '30 Ari' sisteminde yer alan '30 Ari b' gezegeninin bilinen yaşama uygun olmadığını belirtiyor. Bir gaz devi olan '30 Ari b', Jüpiter'in 10 katından daha fazla bir kütleye sahip. Kendi ana yıldızı etrafındaki dönüşünü 335 günde tamamlıyor.Araştırmaya göre, dört güneşin hepsi de gezegenin yüzeyinden görülebiliyor. Gezegen, daha önce üç yıldızlı bir sistemin parçası olarak tanımlanmıştı. Ancak uzmanlar bir yıldızın varlığını daha hesapladı. Buna göre, '30 Ari A' (Büyük harfle) ve '30 Ari B' adlı iki tane ikili yıldız, birbirinin etrafında dönüyor. Bu iki ikili yıldız sistemi, dört yıldızlı '30 Ari'yi oluşturuyor.GÖKYÜZÜNDE DÖRT PARLAK GÜNEŞNASA uzmanları, Güneş benzeri her 25 yıldızdan birisinin '30 Ari' gibi dörtlü bir yıldız sisteminde yer aldığını düşünüyor. Eğer '30 Ari b' gezegeninde yaşıyor olsaydık, gökyüzünde çok parlak şekilde görülecek dört yıldız olacaktı. Yeterince büyük bir teleskopla baksaydık, bu yıldızların birbirleri çevresinde dönen ikili sistemlerden oluşacağını görürdük.Dört güneşin aydınlattığı gezegen türünün ilk örneği 2012'de gözlemlenmişti. Yaklaşık 5 bin ışık yılı ötede olan ve Dünya'dan 6 kat büyük olan bu gaz devine 'PH-1'adı verilmişti. Son keşifle birlikte dörtlü yıldız sistemlerinde tahmin edilenden daha fazla gezegen olabileceği düşünülüyor.CİHAN
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Dolar Zengini Üretme Çabasındalar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbelerin ekonomik krizlerle geldiğini belirterek, dolardaki yükselişin sebebinin, dolar zengini üretmenin çabası olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep'te kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle biraraya geldi.Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini selamlayarak, şahsına gösterdikleri teveccüh ve destek için teşekkür etti. Erdoğan, toplu açılış ve temel atma töreni vesilesiyle tüm Gaziantepli kardeşleriyle bir arada olduklarını belirterek, 'Eski parayla 4 katrilyon 250 trilyonluk yatırımların resmi açılışını gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı adayı olduğumuzda söz vermiştik. Oturan evrak imzalayan Cumhurbaşkanı olmayacağım. Milletimin layık gördüğü her oyun hakkını vermek, en başta görevimdir şimdi de bu sözümü yerine getiriyorum. Her fırsatta illerimizi ziyaret ediyor, toplu açılış törenleriyle milletimizle kucaklaşıyorum. Bu törenlerle halkımızla bir arada oluyoruz. Sadece ülkemiz değil uluslararası platformda da uluslararası camiayla bir arada oluyorum. En son Suudi Arabistan ziyaretle bu işi çok daha farklı bir noktaya getirdik. Sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle, kanaat önderleriyle, işadamları, bilim adamlarıyla hasret gideriyor, konuşuyoruz. Sıkıntıları dinlemeyi icraatları takip etmeyi sürdüreceğiz. Allah azmimizi kararlılığımızı daim eylesin' dedi.Sivil toplumun, demokrasi, çok seslilik, çoğulculuk olduğunu belirten Erdoğan, 'Aslında siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarının çok daha farklı teşkilatlanmış yapısıdır. Kendisini ifade etmek, fikirlerini duyurmak isteyen herkes rahatlıkla bir sivil toplum kuruluşu kurabilir. Bir derneğe, vakfa üye olabilir. Herhangi bir siyasi partide üye olarak faaliyette bulunabilir. Türkiye bugün sivil toplum kuruluşları bakımından tarihinin en zengin dönemini yaşıyor' dedi.Parti kapatma iddialarıyla ilgili Erdoğan, 'Bir iki parti veya üç parti kendilerinin kapatılmasına yönelik operasyonların olduğundan bahsediyor. Ayıptır. Genel Başkan olduğum dönemde parlamentoda siyasi partilerin kapatılmamasına yönelik anayasa değişikliği yapmak istediğimizde bazıları Meclisi terketti. Bizim içimizden bazıları da ihanet etti. Meclisi terkedip gittiler. O maddeyi geçiremedik. O madde o gün geçmiş olsaydı böyle bir kargaşa olmayacaktı. Bu ifadeyi kullananlar buyursunlar parlamentoda bütün siyasi partiler ortada hemen gelin 3-5 maddelik bir şey siyasi partilerin kapatılmasını ortadan kaldıracak düzenlemeyi yapın bu işi bitirin. İktidar partisi buna karşı çıkmayacaktır. Ama mesele o değil. Burada yine alavere dalavere. Artık bu işlere karnımız tok. Dürüst olmak lazım. Eğer siyasette dürüst değilseniz her zaman kaybetmeye mahkumsunuz. İktidar partisi kapatılmaya karşıdır. Çünkü bunun bedelini ödedik. O partinin ben genel başkanıydım. Birileri ne şekilde propaganda yaparsa yapsın Türkiye tarihinin en özgürlükçü döneminin keyfini çıkarıyor. Medyada, siyasi mecralarda herkes dilediği görüşü rahatlıkla savunabiliyor. Burada ölçü ne, anayasa ve yasalara uygun şekilde yürüteceksiniz. Kimsenin hakkına hukukuna inancına hakaret ve tacizde bulunmayacaksın. Bu şekilde faaliyet gösterdiği halde herhangi bir baskıya maruz kalan birey kurum kuruluş var mı? Varsa hakkını herkesten önce ben savunacağım velev ki bana karşı olsun bana muhalefet ediyor olsun. Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsun, Başbakana hakaret ediyorsun daha ne olacak git batıda yap bakmalım' dedi.Erdoğan, 'Özgürlük adına demokrasi adına taşla sopayla teşebbüs edenler çıkmışlar özgürlükten bahsediyorlar. TBMM’de maske takıyorlar sonra özgürlükten bahsediyorlar. Molotofa özgürlük diye sokakta dolaşanlardan demokrasi olabilir mi? Bıçak doktorun elinde neşter olur hayat kurtarır ama katilin elinde can alır. Güvenlik paketiyle bunları engelleyeceğiz. Ama bir muhalefet, bir karşı çıkma. Sanki ülkede darbe kanunu çıkartılıyor. Dertleri nedir? Bu paket çıkmasın. Demokratik çerçevede tepkini ortaya koyabilirsin ama ülkenin huzurunu bozamazsın. Türkiye büyüdükçe ekonomi de aradığı istikrarı buldukça birileri sokaktan medet umuyor, lütfen dikkat edin! Erbakan Hocamıza, Adnan Menderes’e aynı şeyler uygulandı. Bugün 'Medya özgürlüğü yok' diyenler özgürce yazıyorlar. İşin gerisindeki, oyun başka' diye konuştu.Dolardaki artışla ilgili de konuşan Erdoğan, 'Her darbe önce elini vatandaşın cebine atar. Darbeler ekonomik krizlerle gelir. Memleketin kaynaklarını peşkeş çeker. Bir kitapçık kriziyle bu ülke bir gecede fakirleştirilmiştir. 40 milyon dolar birilerinin cebine girmiştir. Bu üst aklın karşısında dün nasıl dimdik durduysak yine duracağız. Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde kredi geri çağırmalarda kuralların dışına çıktığında bedelini siz ödersiniz. Dolar zenginleri üretmek istiyorlar. Bir taraftan da Merkez Bankası'nı köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Bana diyorlar ki Merkez Bankası'na çok vuruyorsunuz. Çıksın işte çözsün o çözecek ben mi çözeceğim. STK’lara ve işadamlarına sesleniyorum. Sakın dolar alarak köşeyi dönerim gibi bir yaklaşım içine girmeyin. Duvara çarparsınız. Dere yatağında akar. Biz gereğini önümüzdeki hafta içinde yaparız' dedi.Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Yalova’da asırlık ağaçları kestiler. Nerede o tencere tavacılar. Hiçbiri ortada yok. Bağlı oldukları siyasiler nerede. Şimdi neredesin.Yalova’da neredesin, Sarıyer’de neredesin.Adil olacağız. Çevre düşkünü biziz. Gezi olaylarında ortaya koyduğumuz tavrımızdan sonra amaçlarına ulaşamayınca 17-25 Aralık darbe girişimini yaptılar. Sessiz kalsaydık kontra bir adım atmasaydık Türkiye’deki durum çok farklı olurdu. Gezi’den veya 17-25 Aralık’tan sonuç alsalardı 12 yıllık emek, kazanımlar boşa gidecektir. Bakmayın bize yaptıkları ithamlara. Sıfatları ne olursa olsun faşiste bile rahmet okutacak bir bağnazlığa sahiptir bunlar. Türkiye’nin Pensilvanya’dan emir almadan siyaset yapan siyasetçilere ihtiyacı var. Ben şunu şunu yapacağım deyin Allah aşkına, bir şey deyin yol deyin, alt yapı deyin. İktidara gelmek isteyenler bu işin sırrını öğrenmek istiyorlarsa Gaziantep’e gelsinler, sizlerle konuşsunlar bu bile yeter onlara. Gaziantep Doğu’nun en modern ili oldu. Batının şehirleriyle yarışır hale geldi. Onların böyle bir derdi yok. Onların arkasında Pensilvanya Şer cephesi varsa bizim de milletimiz var. Çözüm sürecinin özellikle Güneydoğu’da kilidi Gaziantep’tir ben buna inanıyorum. STK’ların desteğine güveniyorum'.İHA
3D Yazıcıyla Jet Motoru Üretildi
Son dönemlerde revaçta olan ve zaten makineleşmiş olan üretim tekniklerin, daha pratik hale getiren 3D yazıcılar ile silah, hatta ev gibi ilginç yapılar bile üretildi.Bu sefer ise Avustralya'daki Monash Üniversitesi, Emaero Mühendislik, Federal Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Organizasyonu (CSİRO) ve Deakin Üniversitesi tarafından ortaklaşa yürütülen proje sonucunda 3D yazıcı ile üretilen ilk jet motoru görücüye çıktı.İlk kez Avustralya’nın Geelong kentinde düzenlenen Avustralya Uluslararası Havacılık Fuarı (Avalon Airshow) 2015’te sergilendi. Fuarı gezenlerin yoğun ilgisi ile karşılaşan jet motoru, havacılık sektörünün dev kuruluşları Boeing ve Airbus’ın da dikkatini çekti.
Mars'ın Uzun Zamandır Sularla Kaplı Olduğu Ortaya Çıktı
Mars’ta hayat olup olmadığıyla ilgili çalışmalarını tüm hızıyla yürüten NASA, gezegende su olup olmadığı hakkında açıkladığı yeni bilgiler ile herkesi şaşırttı. Şimdilerde su izine rastlanamayan Mars’ın bir zamanlar sularla kaplı olduğu belirtiliyor.NASA bilim insanlarının belirttiğine göre kızıl gezegende yılar öncesinde Arktik Okyanusu’ndakinden bile daha fazla su alıyordu. Bu sular, gezegenin tamamını kaplıyordu ve derinliği ise 137 metreye ulaşıyordu. Araştırmacıların belirttiğine göre Mars’ta bulunan bu büyük su kitlesi zamanla uzayın derinliklerinde kayboldu. Kızıl gezegende eskiden böylesine büyük bir su kütlesinin olması, yaşamın var olduğu ihtimalini kuvvetlendiriyor. Bilim insanlarının şimdi ise gezegenin zamanla suyun yüzde 87 ‘sini nasıl kaybettiği üzerinde çalışmalar başlattığı ifade ediliyor.
Reklam
Tarih Kitaplarında Büyük İhtimalle Adı Bile Geçmeyen 10 İlginç Arkeolojik Buluntu
Küçükken Indiana Jones olmak ister miydiniz? Esas sorun arkeoloji oldukça zor bir alan. Bazen de çok zaman harcadığınız için sıkıcı gelebilir. İtiraf etmeliyiz ki bir arkeoloğun yaşamı, Nazi pataklayan Indiana Jones gibi atraksiyonlu geçmiyor. Fakat arada bir çok harika ve çılgın bir arkeolojik keşif gerçekleştiriliyor. İşte sizin için derlediğimiz 10 az bilinen arkeolojik buluntu.
Reklam
'Dolardaki Yükseliş Ekonomi İçin Kalıcı Bir Tehdit Değil'
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, dolar kurundaki yükselişin, Türk ekonomisi üzerinde kalıcı bir tehdit oluşturmadığını söyledi.Işık, Marriott Otel'de düzenlenen TEPAV-SAP Türkiye 'Basit Düşün, Fark Yarat' Forumu öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.Döviz kurundaki gelişmeleri değerlendiren Işık, konunun temelinde, Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) faiz arttırımı beklentileri ve gelişmekte olan ülkelerden döviz çıkışının olduğunu söyledi. Bunların bir dalgalanma oluşturduğunu dile getiren Işık, şunları kaydetti:'Ülkemize etkisinin sınırlı kalacağını düşünüyorum. Bunun 3 temel sebebi var. Bir kere Türkiye döviz cinsinden borcu olan bir ülke değil, kamu açısından risk teşkil eden bir durum yok. İkincisi, Türkiye'de hanehalkının borcu dolar veya döviz cinsinden değil, yani hanehalkının dövize talebini gerektiren bir durum yok. Bu da riskin minimize olmasını sağlıyor. Bir başka açıdan da Türkiye'de şirketlerimizin döviz borcu var ama döviz borcu olan şirketlerimizin neredeyse tamamının geliri de döviz cinsinden. Dolayısıyla kurun artmasının, zannedildiği gibi şirketlerimizde büyük sıkıntılara sebep olmasını beklemiyoruz. Biz de zaten bunu Girişimci Bilgi Sistemimiz aracılığıyla yakinen takip ediyoruz. Dolayısıyla Türk ekonomisi üzerinde kalıcı bir tehdit oluşturduğunu düşünmüyoruz.'Dolar kurunun daha ne kadar yükselebileceğine ilişkin hükümetin bir öngörüsünün olup olmadığının sorulması üzerine de Işık, Türkiye'nin serbest kur rejimini uyguladığını ve dünyadaki gelişmelerden etkilendiğini ifade etti.Bakan Işık, Merkez Bankasının, kurdaki hareketleri yakından takip ettiğini belirterek, 'Gerekli gördüğü zaman, gerekli enstrümanları kullanarak, gerekli görürse müdahalesini yapar' diye konuştu.Konya'daki askeri uçak kazasına ilişkin de açıklamalarda bulunan Işık, kendi aldığı bilgiye göre, kazanın sebebinin henüz belirlenemediğini bildirdi. Işık, şehit olan 2 pilota Allah'tan rahmet, ailelerine de başsağlığı diledi.Recep Demir, AA
Selfie Çubuklarının Yasağı Genişliyor
Kişilerin kendi fotoğraflarını çekmek için kullandıkları Selfie yani özçekim çubuklarına bir yasak da ABD’deki Smithsonian Enstitüsü'nden geldi.Son yıllarda popüler olan Selfie yani özçekim kişinin kendi fotoğrafını çekmesi anlamına geliyor. Bu iş için kullanılan çubuklar da en az çekimlerin kendisi kadar popüler oldu. Ancak özellikle müzelerde bu çubukların kullanımı konusunda yasaklar konulmaya başladı.Artık ABD’nin en ünlü sanat ve bilim kuruluşlarından biri olan Smithsonian Enstitüsü’nün müzelerinde de özçekim çubuklarının kullanımı yasaklandı. Birden fazla müzesi olan Smithsonian Enstitüsü’nde alınan karara göre enstitünün müzelerinde bu çubuklar kullanılamayacak. Müzelerde aralarında T-Rex dinazorlarının da bulunduğu birçok eser sergileniyor.Alınan kararın özellikle nadide bu eserlerin zarar görmesini engellemek için olduğu açıklandı. Enstitü sözcüsü John Gibbons, bugüne kadar özçekim çubuklarıyla herhangi bir kaza yaşanmadığını ifade etti. Ancak yaşanma ihtimaline karşı böyle bir önlem alındığı söyledi.Enstitünün müzelerinde ziyaretçilerin tripod, monopod ve büyük çanta ile dolaşması da yasaktı. Geçen yıl enstitü müzelerini 28 milyon kişi ziyaret etmişti.Al Jazeera Turk
İnsanlık 400.000 Yıl Daha Geriye Gitti
Etiyopya’da bulunan ve ilk insanlardan birine ait olduğu düşünülen çene kemiğinin, insan evrimi konusunda önemli bilgiler sunacağına dikkat çekildi.Etiyopya’da ilk insanlardan birine ait olduğu tahmin edilen bir çene kemiği bulundu. Bulunan bu kemik, ilk insanın tahmin edilenden çok daha önce yaşadığını gösteriyor.Çene kemiği bulunan ilk insan türü 2,8 milyon yaşında. Etiyopya’da bulunan kemik, daha önce tespit edilen ilk insandan 400.000 yıl daha yaşlı.
Reklam
Ahşap Gökdelen İnşa Edilecek
Avusturya, dünyanın en uzun ahşap gökdelenini inşa etme kararı aldı. Çevreciler doğaya birçok faydası olduğunu belirtirken, itfaiye yetkilileri projeden endişeli.Avusturyalı mimarlar, gelecek yıl başkent Viyana'da 84 metrelik ahşap gökdelen inşa etmeyi planlıyor. HoHo adı verilen proje Avrupa'nın en büyük yerleşim birimi bölgelerinden biri olan Seestadt Aspern'de inşa edilecek. 60 milyon Euro'ya mal olması beklenen gökdelen bir otel, apartmanlar, restoranlar, spor merkezi ve iş yerleri içerecek.Projenin başında yer alan Caroline Palfy, ahşap gökdelenin doğaya birçok faydası olacağını belirtti. Palfy, 'ahşabın 200 yıl önce mükemmel bir inşaat malzemesi olduğunu ve bu özelliğini halen koruduğunu' söyledi.Yüzde 76'sı tamamen ahşap olacak binanın eş büyüklükteki bir gökdelene kıyasla 2800 ton karbondioksit tasarrufu yapması bekleniyor. Aynı miktar, 1300 yıl boyunca her gün 40 km araba kullanarak ortaya çıkan CO2'e eşit kabul ediliyor.Proje mimarlarına kıyasla, Viyanalı itfaiyeciler ahşap gökdelenin çok iyi bir fikir olmayabileceğini belirtti. Viyana itfaiye hizmeti sözcüsü Christian Wegner, 'Avrupa'da herkes giderek daha uzun gökdelenler istiyor. Ancak özellikle ahşap olması istenen bir gökdelenin herkese danışılmadan yapılacak olması çılgınca ve üzücü' ifadesini kullandı.Wegner, ahşap gökdelenin inşasına başlanmadan önce birçok testten geçirilmesi gerektiğini belirtti. Gökdelenlerin etkin bir şekilde kullanılmadıkları tartışmasını da başlatan ahşap gökdelen, Avusturya Halk Partisi (ÖVP) tarafından savunuluyor. Milletvekili Katrina Riedl, 'Viyana bir gökdelen şehri değil ancak yenilik şehri' diyerek projeye destek verdi.Kaynak: Al Jazeera
'Kentsel Dönüşüm' En Çok Rantı Yüksek Yerlere Uğradı
6.5 milyondan fazla evi yenilemek için başlatılan kentsel dönüşüm, en çok rantı yüksek ilçelere uğradı. Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’nın açıkladığı riskli alanlar haritası ile bakanlığın riskli ilan ettiği alanlar yüzde 72.9 örtüşmüyor. Riskli alan ilan edilen ilçelerin şehrin merkezinde, konut değeri yüksek bölgeler olması dikkat çekiyor.2012’de çıkan, Afet Riskli Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun İstanbul’da çok sayıda ilçenin kaderini değiştirdi. Kadıköy Fikirtepe, Gaziosmanpaşa, Esenler, Bağcılar, Beyoğlu gibi ilçelerde yüzlerce bina yıkıldı, yeni bina yapma çalışmaları da sürüyor. Bugün Hürriyet'te yer alan Gülistan Alagöz imzalı habere göre, Japonya Uluslararası İşbirliği AJansı’nın (JICA) açıkladığı depremde riskli alanlar haritası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilan ettiği riskli alanlar yüzde 72.9 oranında örtüşmüyor. Rantı yüksek bölgelerin ‘riskli alan’ ilan edildiği öne sürülüyor.
Reklam
Türk NASA'sı Kuruluyor!
Geçtiğimiz yıllarda kendi uzay araçlarını ve uydularını uzaya gönderen Türkiye havacılıkta çok büyük bir gelişme kaydetti.Havacılıkta sürekli kendini geliştiren Türkiye şimdi de gözünü uzaya dikti.Daha önce uzaya uydu vb. gönderimler yapıldı.Ancak bu seferki proje çok farklı.Çünkü ülkemize Türk NASA'sı kurulacak.Yani uzay araştırmaları,geliştirmeleri ve gelişmelerinin sağlanacağı merkez kurulacak.Abd dahil sadece birkaç ülkede bulunan bu birim artık Türkiye'de de olacak ve Türkiye bu sayede gelişim hızını katlayarak arttıracak.Bu proje uzun süredir tasarım aşamasındaydı.Bu yapının adı Türkiye Uzay Kurumu olarak belirlendi.(TUK) Tasarım aşaması biten proje geçtiğimiz günlerde bakanlar toplantısında masaya yatırıldı.Masaya yatırılan proje incelendikten sonra yasa tasarısı olarak meclise gönderildi.Uzay ve havacılık alanındaki çalışmaları tek elden yürütmek için kurulacak TUK için ABD'nin NASA'sı ile AB'nin ESA'sında kapsamlı incelemeler yapıldı. TUK'ta Ulaştırma Bakanlığı'ndan Genelkurmay'a, Türksat'tan TÜBİTAK'a kadar ilgili kurumlardan temsilciler bulunacak. Üniversiteler ve STK'larla ortak proje ve çalışmalar yürütülecek. TUK, Türkiye'nin NASA'sı gibi rol üstlenecek.UYDUDAN ASTRONOTA KADAR Bu yılın ilk yarısı Türksat 4B'yi de uzaya göndermeye hazırlanan Türkiye, Türksat 5A'yı kısmen, Türksat 6A'yı da tamamen yerli olarak üretmeyi kararlaştırmıştı. Başlayan çalışmalarda koordinasyonu TUK üstlenecek. Haberleşme uydularının yanı sıra, Göktürk uyduları ve gözlem amaçlı uyduların tamamlanarak uzaya fırlatılması konusunda çalışmaların hızlı yürütülmesi bu kurumca sağlanacak.'Uzay evi' kurulacakANKARA'DA kurulma çalışması yürütülen 'Uzay Evi (Planetaryum)' TUK'un kontrolünde olacak. Uydular, fırlatma sistemleri ve diğer uzay teknolojileri alanında üretim, test, montaj ve sistem engegrasyonu için gerekli laboratuvar, araştırma ve test merkezleri ile astronot eğitim merkezinin bulunacağı 'Uzay Şehri' Projesi de kurumca hayata geçirilecek.
Ölümden Dönenlerin Yaşadığı 7 Deneyim
2011’de 57 yaşındaki A isimli bir İngiliz erkek bayılıp hastaneye kaldırılmış. Sağlık görevlileri kasıklarından sonda takarken kalbi durmuş. Beyne giden oksijen kesilmiş. A ölmüş.Fakat sonra neler olduğunu hatırlıyor. Doktorlar kalbi çalıştırmak için şok uygulamışlar. A bu arada konuşmaları duyuyormuş. Sonra tavanda tuhaf bir kadın görmüş. Bedeninden ayrılıp onun yanına çıkmış. “Sanki beni tanıyordu, sanki ona güvenebilirmişim gibi geldi,” diye hatırlıyor. “Yukarıdan bedenime baktım, hemşire ve kel kafalı bir doktor uğraşıyordu benimle.”Hastane kayıtları A’nın bilincini yitirmişken gördüğü insanların gerçekten de orada olduklarını ve A’nın anlattığı işlemleri yaptıklarını doğruluyor. Oysa biyolojik kurallara göre, bu üç dakikalık ara aşamada yaşananları A’nın fark etmesi mümkün değil.A’nın hikayesi ölüme yakın deneyim yaşayanların hissettiklerine dair inançlara ters düşüyor nitelikte. Bugüne kadar, kalbin durduğunda beyne oksijen gitmediği için farkındalık halinin son bulduğuna inanılıyordu. O noktada kişi tıbben ölüdür. Fakat onu geri getirmek hala mümkün olabilir.Böyle bir deneyim yaşayanlar, yani ölümden dönenler o ana dair hatırladıklarını anlatmıştır. Doktorlar genellikle bu anlatıları halüsinasyon olarak değerlendirip göz ardı etmiş, araştırmacılar ise ölüme yakın deneyimleri bilimsel araştırmaların erişebileceği alan dışında gördükleri için bu konuya fazla el atmamıştı.Fakat New York’taki bir üniversitede resüsitasyon (canlandırma) bölüm başkanı Sam Parnia ve ekibi dört yıl boyunca 2000 kalp durması vakasında yaşananları inceledi.Bunların yüzde 16’sı hayata geri döndürülebilmişti. Parnia ve ekibi bunların 101’inin kalp durması sırasında yaşadıkları deneyimleri inceledi. Amaçları, bu insanların zihinsel ve bilişsel olarak etraflarında olup bitenlerin farkında olup olmadıklarını tespit etmekti.Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı ölüm anına dair bir şeyler hatırlıyordu. Fakat A ve başka bir kadının yaşadığı beden dışına çıkma deneyimi dışında, diğer hastaların anlattıkları o sırada gerçekleşen asıl olaylarla örtüşmüyordu.Onların anlattıkları rüya benzeri, halüsinasyon içeren senaryolardı. Bunları yedi kategoride toplayan Parnia “Çoğu, ölüme yakın deneyimler olarak bilinen anlatımlarla benzerlik göstermiyordu. Zihinde yaşanan ölüm deneyimi geçmişte farz edilenlerden farklıydı,” diyor.Bu yedi deneyim şöyle sıralanıyor:KorkuHayvan ya da bitki görmekParlak ışıkŞiddet ve eziyetDejavuAileyi görmekKalp durması sonrası olanları hatırlamakBu deneyimlerin bazısı korkunç, bazısı ise mutluluk verici olarak tanımlanıyor. Bir hasta, “Bir törene katılmıştım… benim yakılmam için yapılan bir törene,” diye hatırlarken bir başkası da “Benimle birlikte dört kişi daha vardı, kim yalan söylüyorsa o ölecekti… Tabut içinde insanların dik bir şekilde gömüldüğünü gördüm,” diye anlatıyordu. Biri “derin bir suyun içinde sürüklendiğini,” bir başkası ise “kendisine öleceğinin ve bunun en çabuk yolunun, hatırladığı en kısa kelimeyi söylemekten geçtiğinin söylendiğini” belirtiyordu.Bazıları ise tam tersi bir duygu hissettiklerini ifade ediyordu. Araştırılanların yüzde 22’si “huzur ve mutluluk” duygusu hissetmiş, bazıları “çiçeksiz bitkiler” ya da “aslanlar ve kaplanlar”, “parlak bir ışık” veya aileleriyle kavuşma anını gördüklerini söylemişti. Duyumlarda bir artış, zamanın geçişiyle ilgili algıda çarpılma ve bedenden ayrılma hissi de yaygın olarak anlatılanlar arasındaydı.Parnia, ölümden dönen insanların o anda bir şeyler hissettiklerine dair anlatıların gerçek olduğunu, ancak bireylerin bunları nasıl yorumladıklarının geçmişlerine ve önceki inançlarına bağlı olduğunu belirtiyor.“Ruh, cennet, cehennem gibi şeyler anlatıldığında ne demek istediklerini anlaması zor. Çünkü doğduğunuz yere ve geçmişinize, kültürünüze bağlı olarak neyi nasıl yorumladığınız da değişecektir. O yüzden bu anlatıları dinsel boyuttan kurtarıp objektif kılmak önemli.”Araştırmacılar kimlerin ölüm anında bazı şeyler hatırlayabileceği konusunda öngörüde bulunmalarını sağlayacak herhangi bir özellik keşfetmiş değil. Ayrıca bazı insanların korkunç şeyler hatırlarken bazılarının neden huzur hissettiği de bilinmiyor.Parnia, ölüme yakın deneyimleri hissedenlerin sayısının bu araştırmaya yansıyanlardan daha fazla olduğuna inanıyor. Birçok vakada ise kalp durmasının ardından beyinde gerçekleşen şişme nedeniyle ya da verilen yatıştırıcılar yüzünden hafıza silinmiş oluyor.Fakat insanlar o ana dair herhangi bir şey hatırlamasa da bilinçaltında etkileniyor yine de. Parnia, kalp durması sonrası hastaların yeniden hayata döndürülmesinin ardından tepkilerin büyük farklılık göstermesini buna bağlıyor. Bazıları ölümden korkmayan, fedacı bir yaklaşımı benimserken, bazıları da stres sonrası travma belirtileri gösteriyor.Parnia ve ekibi bu araştırmanın devamı olarak bu soruları ele alacak çalışmalar planlıyor. Ölüme yakın deneyimlerin dini ya da şüpheci yaklaşımdan arındırılarak objektif ele alınması konusunda da bu çalışmaların katkıda bulunmasını umuyor.BBC Future
Reklam
Milli Tank 'Altay' 2016 Yılı Sonunda Kullanıma Hazır
İlk prototipi 2012 yılında üretilen Milli Tank Projesi ‘Altay’, 2016 yılının sonunda kullanıma hazır konuma gelecek. Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, dünyada pazarı eksilmeyen savunma sanayisinde Türk firma ve mühendislerin söz sahibi olmasının gurur verici olduğunu söyledi.Kara Kuvvetleri Komutanlığı Türk Ana Muharebe Tankı ihtiyacının yurt içi geliştirme modeli ile karşılanması amacıyla Milli Tank Üretim Projesi (MİTÜP) çerçevesinde Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş. tarafından üretilecek olan ‘Altay’ için çalışmalar sürüyor. Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş’a Milli Tank Projesi Altay hakkında bilgi veren Otokar Sakarya Fabrikası Genel Müdürü Ahmet Serdar Görgüç, Milli Tank Altay’ın 2016 yılının sonunda hazır konuma geleceğini belirtti.Vali Coş ise, 'Savunma araçlarının Türkiye’de üretilmesi özlemini çektiğimiz bir durumdur. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ülkemize konulan silah ambargosu üzerine büyük zorluklarla karşılaştığımız ortadadır. Dünyada pazarı eksilmeyen savunma sanayisinde Türk firma ve mühendislerinin söz sahibi olması gurur vericidir. Projede emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz' dedi.Görüşmenin sonunda Otokar Fabrikası Genel Müdürü Görgüç tarafından Vali Coş’a Milli Tank Altay’ın maketi hediye edildi.BİLAL BİLİR - REMZİ ŞİMŞEK / SAKARYAİHA
Bu Meşhur Kişilik Analizi Testine Göre: Sen Aslında Kimsin?
etiket
Amerikalı psikolog David W. Keirsey, tüm insanları genel anlamda 4 farklı karaktere göre ayırmıştır. İnsan karakterlerini anlatmada kusursuz iş gören bu sınıflandırma, dünyanın en ünlü karakter analizi olarak hala güncelliğini korumaktadır!Peki, bu dünyaca ünlü karakter testine göre, sen kimsin?
Moskova'da Nemtsov'a Veda Töreni Düzenlendi
Rusya Cumhuriyetçiler Partisi-Ulusal Özgürlük Partisi (PARNAS) eş başkanı ve muhalif siyasetçi Boris Nemtsov'a veda etmek için Rusya'nın çeşitli bögelerinden gelen çok sayıda kişi, Moskova'daki Saharov Kültür Merkezi önünde uzun kuyruklar oluşturdu.Birçok siyasetçi, bilim insanı ve sanatçının yer aldığı törene eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in eşi Naina Yeltsin, Rosnano Başkanı Anatoliy Çubays, işadamı Mihail Prohorov ve televizyon sunucusu Kseniya Sobçak gibi ünlü isimler de katıldı.ABD'nin Moskova Büyükelçisi John Tefft'in yanı sıra İngiltere, Almanya, İtalya gibi ülkelerin büyükelçileri Nemtsov'un tabutunun önüne çiçek bıraktı. Tabutun yanında Nemtsov'un ailesi yer aldı.Nemtsov, 27 Şubat gecesi Kremlin Sarayı'na çok yakın bir yerde kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmişti. Eski Başbakan Yardımcısı Nemtsov, son yıllarda Putin karşıtı gösterilere verdiği destek ve muhalif tutumuyla öne çıkmıştı.Muhabir: Elena Teslova AA
Reklam