İsviçreli araştırmacılar, bukalemunların özel deri hücrelerindeki kristallerin yerini yeniden düzenleyerek renk değiştirdiğini ortaya çıkardı.Daha önce bu hayvanların, farklı hücrelerindeki renkli pigmentleri toplayarak ya da dağıtarak renk değiştirdikleri düşünülüyordu.Ancak yeni bulgular, bunun kristallerden oluşan 'değiştirilebilir bir ayna'dan kaynaklandığına işaret ediyor.Bu hayvanların aynı zamanda kızıl ötesine benzer ışınları yansıtan ikinci bir hücre katmanı sayesinde vücutlarını serin tutabildikleri ortaya çıktı.İki şekilde renk oluşturan sürüngenlerin sıcak ya da koyu renkler için pigmentlerle dolu hücreleri var. Ama daha parlak mavi ve beyazlar, 'yapısal renkler' adı verilen bu kristaller gibi fiziksel elementlerden yansıyan ışıklardan oluşuyor.Bu renkler harmanlanabiliyor. Örneğin 'yapısal bir mavi'yle sarı pigmentlerin karışımından canlı bir yeşil elde edilebiliyor.
Londra’daki Britanya Müzesi (British Museum), kullandığı son teknolojiyle mumyalara ve Antik Mısır’da yaşayan insanların yaşamına ışık tutuyor.Biritish Museum’daki Antik Hayatlar, Yeni Keşifler adlı sergi eski Mısır’da yaşamın nasıl olduğuna dair ipuçları veriyor. Serginin küratörleri John H Taylor ile Daniel Antoine sekiz mumya üzerinde kullanılan son teknoloji ile antik dönem Mısır'a ve Nil nehri kıyısında yaşama ve ölüme ışık tutmayı amaçladı. “Bu mumyaları birer birey olarak daha yakından tanımak gerekiyordu,” diyor Taylor.Modern insan için eski Mısırlıların heykel ve tabutları resmi görünebilir. Küratörler bu nedenle maskenin arkasına geçip gerçek Mısırlıların yaşamını keşfetmek istemiş. Fakat tabutun ardını görmek hiç de kolay olmamış.19. yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran ‘Mısır merakı’ yüzünden mumyaların sargıları özensiz bir şekilde açılmış, bu ise büyük zararlar vermişti. Bu nedenle Britanya Müzesi mumyaları açmama kararı almıştı. Fakat bunu yapmadan içeride ne olduğu konusunda arkeologların fikir edinmesi nasıl mümkün olacaktı?
'Biliyor musun? İnsanlar beyinlerinin %5'ünü (%10'unu, %17'sini, vs.) kullanıyormuş. Hatta Einstein bile...' tarzında klişelerle kim muhatap olmamıştır ki? Bilim dışı bu argümanlar her ne kadar komik olsa da, temelinde; insanların beyinlerini geliştirmeye yönelik açlıklarını ifşa etme durumu olması sebebiyle faydalıdır. Aslında böylesine radikal bir gelişim, örneğine ancak bilim-kurgu filmlerde rastlayabileceğimiz türdendir. Çoğu insanda bu tür safsatalara kolaylıkla aldanır. Yine de bazı temel ve basit yöntemlere bağlı kalarak, beyninizden daha fazla verim almanız mümkündür. Tam da bu noktada devreye giren, 'The Power of the Rest’’ kitabının yazarı Dr Matthew Adlund' beyni tam kapasite çalıştırmanın 8 basit yolunu şöyle sıralıyor:
Elazığ'da, Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı kapsamında hibe desteği alan elektrik elektronik mühendisi girişimci, otomobil üretiminde kullanılan robotlarla led ampul üretecek.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı kapsamında hibe desteği alan elektrik elektronik mühendisi Abdullah Akın (31), otomobil üretiminde kullanılan akıllı robotlarla Elazığ İş Geliştirme Merkezi'nde (İŞGEM) led ampul üretecek.Akın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009 yılında led teknolojisinin geleceğini görerek, 'Yeni Nesil Tasarruflu ve Uzun Ömürlü Ledli Ampul Projesi' ile Fırat Kalkınma Ajansı'ndan aldığı 177 bin liralık makine desteğiyle İŞGEM'de yarı otomatik bir üretim tesisi kurduğunu ve 2010 yılında seri üretime geçtiklerini belirtti.Daha tasarruflu ve sağlıklı olması açısından led ampullere olan talebin dünyada hızla arttığını vurgulayan Akın, soğutma sistemini jet motorlarından esinlenerek tasarladığı ürünle pazarda yer bulduklarını ancak zamanla artan talebi karşılayamaz duruma geldiklerini ifade etti.Firma olarak uluslararası düzeyde hem rekabetçi bir yapıyı tesis edebilmek hem de artan talebi karşılayabilmek için yaptıkları Ar-Ge çalışmaları sonucunda otomobil fabrikalarında kullanılan robotların led ampul üretiminde de kullanılabileceğini hazırladığı proje ile ortaya koyduğunu ifade eden Akın, bu projeyle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 'Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı' kapsamındaki proje çağrısına başvuruda bulunduğunu söyledi.Elazığ'da tam otomatik, insansız, otomobil endüstrisindeki robotik sistemlerin kullanılması esasına dayalı bir tesis kurma amacıyla proje sunduklarını dile getiren Akın, 'Bu projemiz desteğe layık görüldü. Projenin makine bedeli 5 milyon liraydı ve 2 milyon lirası hibe olarak verilecek' dedi.Proje ile İŞGEM'de toplamda 7 milyon liralık bir yatırım gerçekleştireceklerini belirten Akın, led ampul üretiminde kullanacakları robot sistemleri ile üretimde hem hızı hem de kaliteyi arttıracaklarını vurguladı.Üretimin tüm aşamalarının insansız olarak gerçekleştirileceğini ifade eden Akın, 'Kuracağımız insansız led ampul üretim tesisinde otomobil fabrikalarında kullanılan robotları kullanacağız. Daha önce bu teknoloji ile üretim yapan bir led ampul üretim tesisi görmedim. Biz bu robotları kullanarak kendi geliştirdiğimiz yazılımla belki bu noktada bu teknolojiyi (led ampul üretiminde) uygulayan ilk firmalardan biri olacağız' dedi.Elazığ'dan 4 ülkeye led ampul ihraç edilecekMevcut kapasitelerinin tek vardiyada yıllık 300 bin adet olduğunu, robotlu üretim hattının devreye girmesiyle bunun yaklaşık 25 katı bir üretim kapasitesine kavuşacaklarını belirterek, şöyle konuştu:'3-4 ay içinde tesisin faaliyete geçmesiyle yıllık 7,2 milyon adetlik üretim kapasitesine çıkacağız. Hali hazırda Türkiye'de yıllık 2 milyon adetlik bir led ampul ithalatı var. Bunun çoğu uzak doğu ülkelerinden yapılıyor. Günümüzde tasarruflu ve sağlıklı olması açısından led ampullere büyük bir talep oluştu. Biz ortaya koyacağımız bu kapasite ile inşallah bu ithalatın önüne geçeceğiz. Yurtdışında iş bağlantısı kurduğumuz ülkeler var. 2015 yılının sonunda Rusya, Özbekistan, Almanya ve Katar'a 2,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi planlıyoruz.'AA
Bangladeş ziyareti sırasında palalı kişilerin saldırısına uğrayan Avijit Roy'un eşi Rafida Bonya Ahmet BBC'ye konuştu.ABD'de yaşayan ve Amerikan vatandaşı olan ateist yazar Avijit Roy, eşiyle birlikte bir kitap fuarına katılmak için gittiği Bangladeş'te paramparça edilerek öldürülmüş, eş Rafida Bonya Ahmet ise ağır yaralanmıştı.Roy ve eşi, laikliği ve bilimi destekleyen, Bengali dilinde bir blog yazıyordu. Ayrıca çift sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta ateizmi 'Bilimsel veya akla yatkın olmayan her türlü inanca karşı çıkan, akılcı bir kavram' tanımlamasıyla savunmuştu.Çift, Mukto-mona (özgür akıl) adlı blogdaki paylaşımlar nedeniyle daha önce defalarca tehdit edilmişti.BBC'ye konuşan Ahmet, laiklik ve bilim hakkındaki fikirlerini ifade etmeye devam edeceğini, sessiz kalmayacağını söyledi.Rafida Bonya Ahmet, yaşadıklarını şöyle anlattı:'Nedense olayla ilgili tüm hafızam silinmiş durumda. Ailece akşam yemeği yemek için eve gitmemiz gerekiyordu. Sanırım Avijit'in elini tutuyordum ve konuşuyorduk. O noktadan sonraını hatırlamıyorum.''Daha sonra ilk hatırladığım bir aracın içinde olduğum ve birinin beni taşıdığı. Kanlar içinde kaldığımı hatırlıyorum.'Ahmet, saldırıya uğradıklarını hastanedeyken fark ettiğini, kafasında ciddi yaralar olduğunu ve baş parmağının koptuğunu söyledi.Eşini hastanedeyken gören kadın, 'Avijit hala hayattaydı, yanımdaki sedyede uzanıyordu. Doktorlar koşturuyordu. Onlara 'Lütfen önce onunla ilgilenin çünkü ben daha iyi durumdayım' dedim. Avijit inliyordu ama bilinci yerinde değildi' ifadeleriyle yaşadıklarını aktardı.Ahmet, inandığını anlatmaya devam edeceğini kaydetti ve 'Avijit bunun için öldü. Sessiz kalmayacağım' dedi.Saldırının ardından Bangladeş'in başkenti Dakka'da öğrenciler, öğretmenler ve bloggerlar protestolar düzenlemişti.Polis saldırının radikal İslamcılar tarafından işlendiğinden şüpheleniyor.160 milyon nüfusun yaşadığı Bangladeş, Anayasa'da laik olmakla birlikte, nüfusun çoğunu Müslümanlar oluşturuyor.Polis, cinayetle ilgili 'Aşırılık yanlısı bir blog yazarı' olarak tanımlanan Farabi Shafiur Rahman'ı gözaltına almıştı.Farabi, Bangladeş'te yasak olan radikal İslamcı grup Hizb-üt Tahrir üyesi olmakla ve Roy'u sosyal medyada ölümle tehdit etmekle suçlanmıştı.BBC Türkçe
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi araştırmacıları, güneş sisteminin dördüncü gezegeni Mars'ta bir zamanlar büyük bir okyanus olduğunu ileri sürdü.Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) araştırmacıları, güneş sisteminin dördüncü gezegeni Mars'ta bir zamanlar büyük bir okyanus olduğunu ileri sürdü.'Science' dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bilim adamları yaklaşık 4 milyar yıl önce Mars'ta Dünya'daki Kuzey Buz Denizi'nden daha büyük bir okyanus bulunduğunu düşünüyor.Mars atmosferinde bulunan iki çeşit suyu inceleyen araştırmacılar, suların birbirlerinden farklı olduğunu ortaya çıkardı. İlkinin, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşan 'sıradan su - H2O' olduğu belirlendi. Diğerinin ise hidrojen yerine ağır hidrojen (döteryum) izotopuna sahip, yoğunluğu yüksek 'ağır su - HDO' olduğu tespit edildi.NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Geronimo Villanueva, Kızıl Gezegen'in atmosferinde bulunan su ile yüzeyinden alınan toprak örneklerini inceleyerek bir zamanlar Mars'ta ne kadar su olduğu olduğunu tahmin edebildiklerini söyledi.Araştırmada, Mars'a gönderilen uzay araçlarının gönderdiği verilerle 10 metrelik Keck II teleskopu, NASA'nın Kızılötesi Teleskop Merkezi ve Avrupa Güney Gözlemevi'nin Şili'deki teleskobunu kullandıklarını kaydeden Villanueva, HDO ve H2O'nun Mars atmosferindeki oranını hesapladıklarını belirtti. Villanueva, hesaplamaların zaman içinde Mars'ın atmosferinde meydana gelen değişimleri ve gezegenin kaybettiği su miktarını tahmin etmelerine yardımcı olduğunu açıkladı.Villanueva, Mars'ın kuzey yarım küresindeki okyanusun gezegenin yüzeyinin yaklaşık yüzde 19'unu kapladığını ve bazı yerlerde yaklaşık 1,6 kilometre derinliğe ulaştığını sözlerine ekledi.NASA'ya ait Mars Atmosfer ve Değişken Oluşum uzay aracı, yaklaşık on ay süren 711 milyon kilometrelik yolculuğun ardından 21 Eylül'de Kızıl Gezegen'in yörüngesine girmiş ve ekim ayında Kızıl Gezegen'den ilk görüntüleri göndermişti.Mars'ın yörüngesinde halihazırda NASA'ya ait Mars Yörünge Kaşifi ve Mars Odyssey ile Avrupa Uzay Ajansı'na ait Mars Express uyduları da bulunuyor.AA
Başbakanlık'ta düzenlenen ekonomi zirvesinin ardından Merkez Bankası'na destek açıklaması geldi. Açıklamada, 'Merkez Bankamız 2002 yılından beri, başta 2009 yılındaki küresel kriz olmak üzere, birçok kez bu tip uluslararası dalgalanmalara karşı aldığı tedbirlerle başarılı sınavlar vermiş ve kapasitesini uluslararası piyasalarda kanıtlamıştır' denildi.Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yapılan Ekonomi Değerlendirme Toplantısı'nın ardından Başbakanlık'tan yazılı açıklama geldi. Açıklamada, 'Merkez Bankamız, yasasında belirlenen çerçevede araç bağımsızlığına sahiptir. Merkez Bankamız 2002 yılından beri, başta 2009 yılındaki küresel kriz olmak üzere, birçok kez bu tip uluslararası dalgalanmalara karşı aldığı tedbirlerle başarılı sınavlar vermiş ve kapasitesini uluslararası piyasalarda kanıtlamıştır' denildi.Açıklamada, ayrıca, 'On iki yılı aşkın bir süredir hükümetlerimizle Merkez Bankamız arasında yakın bir iletişim ve istişare mevcut olmuştur. Bugün de Merkez Bankamız para politikaları hedefi doğrultusunda gereken zamanda gereken tedbirleri almaktadır' ifadelerine yer verildi.'Enflasyon ve cari işlemler açığı olumlu gerçekleşecek''Türkiye ekonomisinin temellerinin oldukça güçlü olduğu ve 2014 yılı Ekim ayında açıkladığımız Orta Vadeli Programımızın temel öncelikleri olan enflasyon ve cari işlemler açığının, petrol fiyatlarındaki gerilemenin de etkisiyle, öngörülenden daha olumlu gerçekleşeceği konusunda görüş birliği oluşmuştur' denilen açıklamada 'Orta Vadeli Program'da öngörülen mali disiplinin kararlılıkla korunacağı vurgulanmıştır' ifadesi yer aldı.
Erik Wernquist tarafından hazırlanan bu uzay bilim kurgu filmi eşine rastlamadığımız bir tarzda. Uzay çağını anlatmaya çalışan Erik'in kullandığı teknolojinin ne olduğunu bilmiyoruz ancak video aşırı gerçekçi. Ayrıca videodaki anlatım ve sesin Carl Sagan'a ait olduğunun da altını ayrıca çizme gerek! Mutlaka izleyin!
Atamızın, öylesine anlamlı, ufuk açıcı, vizyon sahibi ve hep güncelliğini koruyan sözleri var ki, insan ne büyük bir fikir adamı olduğuna gerçekten şapka çıkarıyor. Üzerinden o kadar süre geçmesine ve dünya şartlarının değişmesine rağmen, Atamızın bize miras bıraktığı sözleri hala dünyada geçerliliğini koruyor ve gelişmiş, demokrasisi sağlam bir ülke olabilmenizin de temelini oluşturuyor. Fazla değil çok basit bir mantıkla biraz dünyada olup bitene bakarsak, Atamızın bu sözlerini uygulayan ve kendi ülkesinde temel prensip haline getiren devletlerin, ne gibi olumlu gelişmeler kaydettiğini zaten görürüz. Kısacası fazla söze gerek yok. İşte tekrar tekrar okumamız ve feyz almamız gereken Atamızın 25 önemli sözü.
Matematik tarihinde ünlü matematikçiler denildiğinde erkek matematikçilerin adları anılsa da bu kadın matematikçilerin olmadığı anlamına gelmez. Erkek matematikçilere göre işleri zordur çünkü gerek ailelerinin gerekse toplumun baskısını da çözmek zorundadırlar. Bütün bunlara rağmen tarihe adını yazdırmış bazı kadın matematikçileri matematikciler.org olarak sizler için bir araya getirdik.
DENİZLİ'nin Honaz İlçesi Kocabaş Mahallesi'nde 2002'de mermer ocağında bir işçi tarafından bulunan ve 'Denizli Adamı' ismi verilen fosil kafatasının 1.2 milyon yaşında olduğu çeşitli testlerle kesinleşti. İnsanlık tarihine ışık tutacak fosil kafatasının; anatomik ve kesin yaş bulguları ile Anadolu'da bilinen ilk ve tek taş devri insanı olduğu açıklandı.İlk bulunduğunda 500 bin yıllık olduğu tahmin edilen 'Homo Erectus' fosili için kesin yaşının belirlenmesi amacıyla Fransa'nın Marsilya Üniversitesi'ndeki laboratuvarda, paleomanyetizma ve kozmik radyasyon yöntemleri uygulandı. 1 milyon 200 bin yaşında olduğu saptanan ve Dünya bilim çevrelerinin dikkatini çeken fosil kafatasının insanlık tarihine ışık tutacağı vurgulandı. Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu'nda buluntuyla ilgili 'Denizli Taş Devri İnsanı' adlı konferans düzenlendi. Çok sayıda bilim adamı ve öğrencinin izlediği etkinlikte; PAÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Cihat Alçiçek, Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Yalçınkaya, Marsilya Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi Dr. Amelie Vialet konuşmacı olarak yer aldı.'AVRUPALILARIN ATASI ANADOLULU'Buluntuyla ilgili yapılan incelemelerden söz eden PAÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Alçiçek, 'Fosilin dijital çekimleri, PAÜ Hastanesi'nde Bilgisayarlı Tomografi ile gerçekleştirildi. Karşılaştırmalı anatomik özelliklerinin taş devri insanına ait olduğu belirlendi. Ancak fosil üzerine uygulanan yaşlandırma eksikliği nedeniyle bu büyük buluş uzun süre hak ettiği alakayı görmemişti. Denizli adamı, TÜBİTAK ve CNRS (Centre National de la Recherche Scientifique) desteği ile Aix-Marseille Üniversitesi bünyesindeki CEREGE'nin (Centre Européen de Recherche et d'Enseignement des Géosciences de l'Environnement) çalışmaları sonrası 2014'te gündemde hak ettiği yere oturdu. CEREGE laboratuvarlarında paleomanyetizma ve kozmik radyasyon yöntemleriyle fosilin yaşının 1.2 milyon yıl olarak saptandı. Anatomik ve kesin yaş bulguları ile Anadolu'da bilinen ilk ve tek taş devri insanı belgelenmiş oldu. Sonuçlar 2014 yılı başında ünlü Earth and Planetary Science Letters dergisinde yayınlandı. Ayrıca, Anthropologie dergisinin 2014 yılı ilk sayısının tamamı bu fosile adandı. Çalışma sonuçları Avrupalıların atasının Anadolu kökenli olduğu yönü ile uluslararası basın ve bilimsel kuruluşlarının gündeminde geniş yer buldu. The Economist, SciLogs, Pour la Science gibi ünlü yayın organlarında; Chris Stringer, Robin Wylie ve François Savatier gibi ünlü yazarlar tarafından Europevia Turkey, Geology and the First Europeans ve Le deuxieme vague d'Homo erectus datee başlıkları ile uluslararası boyutta gündemde yer aldı' dedi. Prof. Dr. Alçiçek, ayrıca traverten mermer ocaklarında gergedan, geyik, timsah, mamut ve zürafa gibi hayvanların da fosillerini bulduklarını söyledi.AVRUPA'YA GÖÇÜN AYDINLATILMASINDAKİ ÖNEMİ VURGULANDIDenizli Adamı'nın Avrupa'ya göçün aydınlatılmasına dair günümüzün en önemli antropolojik buluşu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Işın Yalçınkaya, 'Bu bulgu ile kıtalararası köprü konumundaki Anadolu'nun insanların dünyaya yayılırken yaşadığı yerlerden biri olduğu ve Avrupa'ya buradan geçtiği varsayımı ispatlanmış oldu. Denizli Adamı, taş devri insanının tarihi ve dünyaya yayılış öyküsüne dair yeni ufuklar açılmasını sağladı. Anadolu'da benzer çalışmaların sürdürülmesi ve yeni bulgular edinilmesi, taş devri insanının göçüne dair yeni bilgiler sunacağı şüphesizdir. Denizli'de taş devri yaşamını anlamak, yaşam şartları ve ürettiği taş alet endüstrisini ve teknolojisini araştırmak amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle gerçekleştirilen ilk çalışmalarda, bu insanların kullandığı oldukça önemli taş alet endüstrisi ve teknolojik bulgulara rastlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı projesinin ilerleyen aşamalarında taş devri insanının yaşadığı düşünülen mağaralarda sistematik kazılar başlatılması ve bu sayede yaşamları, kültürleri, teknoloji ve endüstrilerinin anlaşılması amaçlanmaktadır. Böylece taş devrinden günümüze kadar Anadolu'da insanlığın yaşam ve kültürel gelişimleri anlaşılabilecektir. Mermer, taş ve kömür ocaklarında nesilleri tükenmiş hayvan ve insan kalıntılarına rastlanıyor. Bu işletmelerde çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kontrolünde yapılmalıdır' diye konuştu. Yalçınkaya, şu anda Pamukkale'de bulunan sıcak suyun eski dönemlerde traverten mermer ocaklarının bulunduğu alanlarda olduğunu ve insanlar ile hayvanları bu suyun çektiğini sözlerine ekleyerek, 'Bu alanlarda nesilleri tükenmiş hayvanların da izlerine rastlıyoruz' dedi.Marsilya Üniversitesi'nde görevli Dr. Amelie Vialet de Denizli Adamı'nın Anadolu'nun tek insan fosili olduğunu hatırlatarak, 'En eski insan fosili Afrika'da bulundu. Afrika'da bulunan fosilin yaşının 2 milyon 8 bin yıllık olduğu belirlendi. Gürcistan'da bulunan bir başka insan fosili de 1 milyon 800 bin yıllık. Denizli'de bulunan fosil, insanlık tarihi açısından çok önemli. Bu fosil, ilk Afrika insanından biraz farklı. Denizli'de bulunan fosilin kafatası biraz daha küçük ve ince' dedi.Denizli Adamı ile ilgili 11 Mart'ta İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu'nda; 13 Mart'ta Ankara Üniversitesi Rektörlük binasında iki ayrı konferans daha yapılacağı kaydedildi.Ferah IŞIK- Ramazan ÇETİN/DENİZLİ, DHA
Yeni bir araştırma atmosferde karbondioksit oranının artmasının tropik ve daha serin olan alt tropik bölgelerde kuraklığı belirgin şekilde artırabileceğini gösterdi. Kuraklığa neden olabilecek iklim değişikliğinin, sanılandan hızlı yaşandığı belirtildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün muhtarlar toplantısında da söylediği gibi: Demokrasinin temel taşı muhtarlıktır. Muhtarı olmayan demokrasi sakattır. İşte size temel taşı muhtarlık olan bir demokrasinin güncesi.
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanları Irak’ın tarihi mirasını yok etmeye devam ediyor. Militanlar, Nimrud ve Hatra’nın ardından Horsabad antik kentinin kalıntılarını da yıkmaya başladı.Associated Press’e konuşan Irak Turizm ve Arkeoloji Bakanı Adil Şerşab eserlerin yağmalanması ve bölgenin tahrip edilmesinden endişe ettiklerini söylese de Iraklı bölgesel kaynaklar, Musul’un 14 kilometre uzağındaki Horsabad’ın IŞİD militanları tarafından pazar günü yıkılmaya başladığı iddiasında.Eylül ayından bu yana Suriye ve Irak’taki IŞİD hedeflerine 2 bin 800 hava saldırısı düzenleyen ABD öncülüğündeki koalisyonun yetersiz kaldığı görüşünde.Şerşab’dan uluslararası yardım çağrısı“ Hava sahamız bizim kontrolümüzde değil, onların kontrolünde ” diyen Şerşab, koalisyon güçlerinin Irak’ın kültürel mirasını korumak için daha fazla çaba sarfetmesini istedi.Şerşab, “ Uluslararası topluma ve koalisyona, terörizmi bulunduğu nerede olursa hedef alması çağrısı yapıyorum ” diye konuştu.Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Mun da, IŞİD’in tarihi mirası hedef alan saldırılarının savaş suçu olduğunu söyleyerek uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.Horsabad, millattan önce 8’inci yüzyılda Asur Kralı 2’inci Sargon tarafından başkent ilan edilmiş ve kentin adı Dur-şarrukin olarak değiştirilmişti.IŞİD, Haziran ayından bu yana kontrolünde tuttuğu Musul’da ilk olarak Musul Kütüphanesi’ni ardındansa Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’deki Nimrud ve Hatra antik kentlerini yerle bir etmişti.Diken
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şakir Çınkır, çarpıcı bir iddia ortaya koydu: 'Kadavralara don giydirerek çalışma yürütülüyor...'…Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü“ öncesinde “laiklik ve kadın“ paneli düzenledi. Sözcü'de yer alan habere göre, panelde, laiklik kavramının kadın hakları açısından önemine değinilerek “din“, “vicdan özgürlüğü“, “din ve devlet işlerinin ayrılması“ konuları tartışıldı. Panelin konuşmacılarından biri olan Şakir Çınkır, laik ve bilimsel eğitim olmadan ne kadına şiddet ne de çocuk istismarının önüne geçilemeyeceğini belirterek şunları kaydetti: “Laik eğitim; bilimsellikten ve çağdaşlıktan yararlanmaktır. 21 yüzyılda bilim çağında bilimle rekabet hızla arttığı bir çağda tıp fakültelerinde kadavralara don giydirerek onlar üzerinde çalışma yürütülüyor.”
Dünyanın etrafında sadece güneş enerjisiyle uçmayı hedefleyen Solar Impulse 2, tarihi denemesine başladı. Abu Dabi'den kalkan uçak ilk ayağı tamamlayacağı Umman'a uğrayacak.Bertrad Piccard ve Andre Borscberg'in pilotluğunu yaptığı Solar Impulse 2 uçağı, bu sabah TSİ 06.12'de Abu Dabi'den havanalarak Dünya turuna başladı. Borschberg'in pilotluğundaki Solar Impulse 2, tamamen güneş enerjisiyle Dünya'nın etrafını turlamayı hedefleyen ilk uçuş denemesini temsil ediyor.Abu Dabi'nin Al Bateen havaalanından yola çıkan Solar Impulse 2, beş ay boyunca 500 saat sürecek uçuş gerçekleştirecek. Uçak, tur boyunca Umman, Hindistan, Myanmar, Çin, ABD, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'ya uğrayacak.
Türkiye'de mobil internet hizmetlerini daha da hızlandıracak 4G teknolojisine uygun yerli ekipmanları üreten girişimciler çeşitli teşviklerden yararlanacak.Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı'na göre, yerli 4G elektronik haberleşme ekipmanlarının teşvik edilmesi sağlanacak.Bu çerçevede, yeni nesil erişim şebekelerine ait haberleşme ekipmanlarının yurtiçinde üretilmesine yönelik gerekli adımlar atılacak. Yerli üretime dönük teşvikler verilecek.Ayrıca 4G elektronik haberleşme hizmetlerinin sunumu için gerekli altyapı unsurlarının yurtiçinde üretilebilmesine yönelik tedbirler alınacak. Bu amaçla Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Ar-Ge fonu marifetiyle yerli üretim için çağrı bazlı destekler verilecek.Yerli 4G elektronik haberleşme ekipmanlarının teşvik edilmesi için Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı birlikte çalışacak.Bu kapsamda, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına ait Ar-Ge fonunun, 4G'de ihtiyaç duyulacak olan elektronik haberleşme ekipmanlarının Türkiye'de yerli sanayi tarafından üretiminde kullanılmasına ilişkin çağrı bazlı desteklerin yerli teknolojinin üretimine ve cari açığın azaltılmasına fayda sağlayacak şekilde olması hedefleniyor.4G'ye yerli teşviğiYerli 4G elektronik haberleşme ekipmanlarının teşvik edilmesi için uygulanacak yol haritası şöyle belirlendi:- 4G elektronik haberleşme hizmetleri ile ilgili olarak ihtiyaç duyulacak ürünler tespit edilecek.- Söz konusu ürünlerin yurtiçinde üretilmesine yönelik kapsamlı bir çalışma yapılacaktır.- Söz konusu ürünlerin üretimine yönelik mali destekler Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Ar-Ge fonundan çağrı bazlı olarak sağlanacak.Necip Fazıl Çelik - Göksel Yıldırım, AA
NASA'nın derin uzay görevlerinde kullanılacak yeni nesil roketi Space Launch System'in (SLS) ateşleyicisi 11 Mart'ta ilk kez test edecek. SLS, en güçlü katı roket ateşleyici sistemine sahip olan roket unvanını taşıyor.Derin uzay görevleri için geliştirilen en güçlü roket olan SLS'in ateşleyici motoru QM-1, 11 Mart'ta Utah eyaletindeki Orbital ATK tesislerinde ateşlenecek. 2016'da yapılacak ikince denemenin ardından gerçekleştirilecek ilk test, 2018'de göreve başlaması düşünülen SLS için kritik öneme sahip.NASA TV'den canlı yayınlanacak ateşleme, TSİ 17.30'da başlayacak. 14 tane 474-400'ün kalkış gücüne eşit itici güç üreten motorun ateşlenmesi iki dakika sürecek.Orbital ATK yetkilisi Kevin Rees, 'aylardır süren hazırlıkların tamamlandığını ve test için tüm sistemlerin çalıştığının tekrar kontrol edildiğini' belirtti. Test alanında yatay konumda duran QM-1 ateşleyicisi, deneme için 90 derecelik konuma getirilecek. 47 metre uzunluğundaki ve 3,5 metre genişliğindeki motorun ağırlığı 801 ton.NASA, gerçekleştirilecek testte, 530'tan fazla ölçüm cihazıyla QM-1'in performansını ölçecek. Elde edilecek veriler, motorun başarısını belirleyecek 103 kriterin değerlendirilmesinde kullanılacak.