Chris Bale'in 20 Filmden 20 Farklı Yüzü
Düzenbaz'da Christian Bale, farklı görüntüsüyle yine çok konuşuldu. Oynadığı çoğu filmde alıp verdiği kilolarla neredeyse tanınmaz hale gelen başarılı aktörün binbir türlü halini gördüğümüz 20 filmden 20 farklı yüzü!kaynak: http://www.beyazperde.com/
Gazze'de Balıkçı Ağına Takılan Apollo Heykeli Kayıplara Karıştı
Gazze'de geçtiğimiz yaz bir balıkçının ağına takılan 2 bin 500 yıllık, paha biçilemeyen ve Yunan şiir ve aşk tanrısı Apollo'yu betimlediği düşünülen bronz heykel kısa süre eBay'de görülmesinin ardından ortadan kayboldu. Cevdet Ebu Gurab eskiden inşaat işçisiydi. Ama 2007'de İsrail'in Gazze Şeridi'ne inşaat malzemeleri sokulmasını sınırlandırmasından sonra, o da babası gibi balıkçılık yapmaya başladı. Cevdet'in küçük bir sandalı var. Bu yüzden asla çok uzaklara açılmıyor. Hep küçük balık avlıyor. O gün Cevdet'in amcası da kendisiyle balığa çıkmış, ama kıyıya erken dönmüş. Cevdet ise avlanmaya devam etmiş. 'Küçük sandalım ve küreğimle denizde yapayalnızdım. Saatlerce bekledim. Denizin derinliklerinde kaderin bana ne sürprizler hazırladığını hayal bile edemezdim.' diyor. 'Bazen dalgalar denizin dibini karıştırırlar. Küçük balıklar da yemek aramak için oraya giderler. Balıkların kıyıdan 100 metre kadar açıktaki bir noktada toplanmaya başladıklarını gördüm. Oraya doğru kürek çekmeye başladım ve denizin dibinde bir insan bedeni gördüm. Bedeninin yarısı kumun altında kalmıştı.' Cevdet ilk anda bu gördüğü manzara karşısında ürkmüş. Suya uzun uzun bakmış ama adamın yüzünü tanımamış. Sonra dalınca ve bedene dokununca bunun 'taş gibi' olduğunu fark etmiş. 'Hareket ettirmeye çalıştım, heykel olduğundan emin olmak için. Ama çok ağırdı.' diyor. 'Altın rengindeydi, altın bir heykel bulduğumu sandım.' Cevdet, yeri işaretlemiş ve akrabalarını yardıma çağırmak için kıyıya çıkmış. Bir süre sonra hep birlikte geri dönmüşler, denize dalmışlar. Heykel yaklaşık dört metre derinlikte duruyormuş. 'Heykeli bir iki metre hareket ettiriyor, sonra suyun yüzeyine çıkıp, nefes alıp, tekrar dalıyorduk.' diyor. Dört saat uğraştıktan sonra heykeli suyun dışına çıkarmayı başarmışlar. Bunun çıplak bir insan heykeli olduğunu görmüşler. Bir at arabasına yükleyip, Cevdet'in evine götürmüşler. Cevdet, 'Karım çırılçıplak heykelin salonun ortasında öylece durduğunu görünce yüzünü kapadı. Üzerini örtmem için yalvardı.' diye anlatıyor gülerek. Cevdet'in amcası Atıf, heykeli birkaç parçaya bölüp, parçaları ayrı ayrı satmayı önermiş. 'Heykelin başındaki renge bakınca altın olduğunu sanmıştım. Oğullarımdan biri heykelin parmaklarından birini kesip kuyumculara göstermeyi önerdi. 'Sonra aklımıza altın satış işleriyle uğraşan bir akrabamız geldi. Onu eve çağırdık. Heykele baktı ve bronz olduğunu söyledi. 'Ama bronz bir heykelin altın bir heykelden daha değerli olabileceğini söylemeyi de ihmal etmedi.' Cevdet heykeli Mısır'a kaçırmayı, burada satmayı düşündü. Ancak Hamas'ın iktidara gelmesinin ardından yürürlüğe sokulan ablukayı delmek için kazılan bu yeraltı kaçakçılık tünelleri Mısır ordusu tarafından önceki yaz kapatılmıştı ve artık kullanılmıyordu. Komşular sorular sormaya başlayınca, Cevdet Hamas'ın askeri kanatı İzzettin el Kassam tugayında komutan olan bir akrabasından heykeli saklamasına yardım etmesini istedi. 'Heykeli benden alanlar, sattıklarında bana yüklü bir para vereceklerini söylediler. Ama şimdiye kadar bize bir ödeme yapılmadı.' diyor. Heykel eBay'de satışa çıkarıldığında 500 bin dolarlık bir fiyat biçilmiş. Ancak sonra eBay'den de kaybolmuş. Heykelin durumuyla ilgili olarak kaygılandığını, renginin solmaya başladığını, tek gözünün çıkarıldığını anlatıyor. Paris'teki Louvre Müzesi'nden 500 kilogram ağırlığında, 1,75 metre boyundaki bu heykelin satın alınması için verilen teklifi değendirdiklerini söylüyor. Hamas, BBC'nin heykeli görme talebini reddetti. Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşayanlar, heykelin halen militanların elinde olduğunu, militanların heykeli Hamas hükümetine vermeyi reddettiğini söylüyor. Ancak heykelin kimin elinde, ne durumda olduğunu kimse tam olarak bilmiyor.BBC Türkçe
Türkiye'ye İlk Otomobil Ne Zaman Geldi?
Avrupa’da otomobil üretiminin endüstri haline gelmeye başladığı 19’uncu yüzyılın sonlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun payitahtı İstanbul’un Arnavut kaldırımı sokakları, henüz otomobil denen atsız arabayla tanışmamıştı.Her türlü yeniliğe kuşkuyla bakan Padişah II. Abdülhamit, otomobilden özellikle çekiniyordu. Saraya suikast amacıyla sessizce yaklaşmalarını önlemek için at arabalarının lastiklerini sökecek kadar evhamlı olan padişah, Sadrazam Avlonyalı Ferid Paşa’nın kendi şahsına otomobil alma isteğini de sert bir şekilde önlemişti. Ferid Paşa böyle bir arzusu olmadığını kesin bir şekilde belirtmesine rağmen, ağır bir şekilde azarlanmış, arabasının tekerlekleri sökülerek Babıâli’ye Maliye Nazırı’nın arabasıyla gitmek zorunda kalmıştı. İlginizi çekebilir: Anadol otomobillerin hikayesiAT ARABASIYLA SUİKAST Padişahın korkuları bir ölçüde doğru çıktı. Ancak suikast aracı bir otomobil değil, at arabası olacaktı. 21 Temmuz 1905 Cuma günü, Sultan İkinci Abdülhamit camiden saraya dönerken, bir arabaya konan bombanın patlamasıyla, 23 kişi öldü, 58 kişi yaralandı. Yapılan araştırmada tahrip olan arabaların sahipleri bulundu ancak 17’nci arabanın kayıt numarası ve sahibine ulaşılamadı. İşin ilginç yanı, araba lastik tekerlekliydi. Gümrük memurları ilk gelen otomobile “zatü’l-hareke” adını vermişti. Devamı: İLK OTOMOBİLİN GELİŞİ
Efsane Yeşilçam Müzikleri
Yüzlerce film ve müziklerinin içlerinden seçilen birkaç tanesi...Amaç,hemen hemen hepimizin bildiği bu müzikler topluca şurada duruversin.
Şok Eden 10 Bilimsel Gaf
Tarih sahnesi bir çok yeni buluşa ev sahipliği yapmıştır. Bunun yanı sıra bu icatlara yapılan haksız eleştiriler, bilim adamları arasındaki yarış ilginç yorumlara neden olmuştur. İşte onlardan bir kaçı..
Reklam
Türklerin Genetik Şifresi Çözüldü
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden bir ekibin, Türk insanının genetik şifresini çözdüğü açıklandı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Otu liderliğindeki ekip, yaklaşık 3 yıl süren çalışma sonucunda Türk insanının genetik şifresini çözdü. Üniversiteden yapılan açıklamada, araştırma sonuçlarının dünyanın saygın bilim dergilerinden PLOS ONE dergisinde yayınlandığı belirtildi. Açıklamada, makalenin, Türk popülasyonundan örnek bir kişinin tüm DNA dizisini gösterip detaylı analizini içerdiği aktarıldı. İnsan genomunun 23 kromozom üzerinde bulunan 3.2 milyar nükleotidden oluşan DNA'nın bütününü temsil ettiği kaydedilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi: 'Bilgi Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından gerçekleştirilen çalışma, Türk insanındaki bu 3.2 milyar harfin diziliş sırasını ortaya koydu. Herhangi iki insanın DNA dizilimi yüzde 99'un üzerinde bir benzerlik göstermekte. Farklılıkları oluşturan yapısal değişkenlerin en önemlileri Single Nucleotid Polymorphism (SNP) denilen tek nükleotid farklılıkları ve DNA dizilerine eklenmiş ya da bu dizilerden silinmiş olan ve genellikle 50 nükleotidden kısa olan değişiklikler. Çalışmada Türk insanına has bu tür yapısal değişiklikler bulundu ve bunların hastalıklarla olan ilişkileri ortaya çıkarıldı. Özellikle insan DNA'sının yaklaşık yüzde 2'sini oluşturan gen bölgelerindeki yapısal farklılıklar, hücrenin işleyişi ve hastalıklarla olan ilişkisini belirlemede önemli bir etken. Gerçekleştirilen çalışma, Türk insan genomunda bulunan yapısal değişiklikleri gen bölgeleriyle ilişkilendirilip, kritik sonuçlara yol açanları tespit etti. Diğer popülasyonlarla karşılaştırıldığında, Türk insanında belirgin bir genom karakteristiği olduğu tespit edildi.'veteknoloji
2016'da Türkiye'yi Bekleyen Tehlike
2016 yılında Türkiye'nin kullanmaya başlayacağı ve Amerikan Silahlı Kuvvetleri'nin gözbebeklerinden F-35 savaş uçağının ateş açılmadan sadece tek bir tuşla hacker'larca alaşağı edilebildiği ortaya çıktı. Business Insider'ın haberine göre ABD'nin gözde savaş uçaklarından F-35 ne kadar güçlü donanımlara sahip olursa olsun hacker'lara karşı oldukça zayıf bir yönü var. Pilotların giydiği F-35 başlığı artırılmış gerçeklik teknolojisini kullanıyor ve jetin üzerinde yer alan kameralar sayesinde uçağın içini değil dış dünyayı olduğu gibi pilotun önüne seriyor. Tüm bu özelliklerin birleşiminden oluşan ALIS sistemi her ne kadar pilotlara pek çok açıdan avantaj sağlasa da diğer yandan hacker saldırısı karşısında oldukça zayıf bir durumda. ALIS sistemiyle ilgili bilgi veren uzman David Martin ALIS sisteminin bir laptop bilgisayarla benzer özellikler taşıdığını ve uçağın nereye uçtuğu ve ayrıntılı güzergah bilgilerinin de bu sistemde tutulduğuna dikkat çekti. ALIS sistemindeki zaafiyet nedeniyle hacker'ların kolayca F-35'i etkisiz hale getirebileceğine dikkat çeken Martin, ALIS sisteminin uçaktaki herhangi bir tehlike durumunda pilottan emir almaksızın herhangi bir zamanda iniş yaptığını kaydetti ve hacker'ların sisteme müdahale ettiğinde uçağı indirebileceğini söyledi. 2016 YILINDAN İTİBAREN TÜRKİYE'DE DE KULLANILACAK 2016 yılında Türkiye'de de kullanılacak olan F-35 savaş uçakları için TÜBİTAK-SAGE tarafından geliştirilen yerli seyir füzesi SOM kullanılacak. Kokpit.aero'nun haberine göre SOM-J olarak adı verilen projede füzenin boyutları yüzde 25 civarında küçülecek. Uçağın gövde içindeki silah taşıma noktasına yerleştirilecek füze ile F-35'in görünürlük özelliğinin korunması sağlanacak. SOM'da Fransa'dan satın alınan TRI-40 motoru kullanılıyor. Bu motor Eskişehir'deki TEI şirketi tarafından geliştirildi ve füzenin menzilinin uzaması sağlandı. Testleri süren çalışmalarla SOM 800 kilometreye ulaştı. TÜBİTAK-SAGE yetkilileri, bu noktada kamuoyunun kafasını karıştıran konuların ortaya çıktığına dikkat çekerek 'Balistik füze ve SOM mühimmatı ayrı olarak ele alınacak projeler. Her iki çalışmanın teslerinde de 800km üzeri menzile başarı ile ulaşıldı' dedi. veteknoloji
Reklam
İkonik Karakterler Kedi Olursa...
Kediler neden bir süper kahraman, bir müzik yıldızı, hatta bir aktör olmasın ki?İllustrator A Ke yaptığı çalışmalarla bu soruya cevap verirken bize de hayranlıkla paylaşması kalıyor.
13. !F İstanbul'da Kaçırılmaması Gereken Filmler
13- !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali tüm hızıyla devam ediyor. Festivalde farklı türlerde ve birbirinden ilginç filmler olduğundan seçim yapmakta zorlanabilirsiniz. Sizler için kaçırılmaması gereken filmleri sıraladık. Buyers Club (Sınırsızlar Kulübü) 6 dalda Oscar adayı C.R.A.Z.Y./Çılgın olmak üzere Young Victoria/Genç Victoria, Café de Flore/Ruh Eşim gibi filmleriyle kendi takipçilerini yaratan Jean-Marc Vallée'nin Oscar'larda 6 dalda aday son filmi Dallas Buyers Club/ Sınırsızlar Kulübü; sarsıcı hikâyesi kadar Matthew McConaughey ve Jared Leto'nun Altın Küreli oyunculuklarıyla da yılın en merak uyandıran projelerinden… Anarchic Harmony (Anarşik Armoni) Anarchic Harmony / Anarşik Armoni; Bugün müzik sayısız özgürlüğü ve çeşitliliği kucaklarken akla bir soru geliyor: Çağdaş müzik şimdiki haline nasıl evrildi? Bu konuda kafa yormak,çağdaş müzik tarihinin satır aralarını okumak bize neler söyler? Bazen doğru soruyu sormak, cevabı bulmaktan çok daha önemli. Anarşik Armonide bu işin öncülerine; devrimci besteci&teorisyen Stravinsky ve Schönberg'den cazın kurucularından Buddy Bolden'a, sıradışı bir yaklaşıma sahip olan John Cage'e, İlhan Mimaroğlu'na, Aydın Esen'e, insan algısının sınırlarını genişletmeye cesaret eden sanatçılara odaklanıyor ve şans bu ki Gezi olaylarının başlamasıyla filmde konuşulan hakikatlerin bir anda gerçekleştiğine tanıklık ediyoruz. Anarşik Armoni teknolojik gelişmelerin eşliğinde müziğin bilinmeyene giden macerasındaki sosyo-politik gelişmelere ışık tutmaya çalışan ve bunu insanlık için evrensel bir dil olan müzikle yapan bir manifesto. The Selfish Giant (Bencil Dev) The Selfish Giant / Bencil Dev; Sinemasever bir arkadaşımıza anlatmaya çalışsak şöyle derdik: Andrea Arnold'un alt sınıf İngiltere'sini düşün; faturalarını ödeyemeyen sorumsuz ebeveynler ve kaldırabileceklerinden daha fazla yük sırtlanmış çocuklar var. İngiltere malum, hava hep kapalı, ortam kasvetli. Dikenli tellerle örülmüş bir yerlerde bazı 'büyük'ler bazı işler çeviriyorlar. Çocuklar için okula gitmenin bir anlamı yok; onlar bir an önce büyükler gibi para kazanmak, bahis oynamak, gecenin karanlığında birkaç kuruş fazlası için gizli işler çevirmek istiyorlar. Bu büyüme öyküsünü biraz içine doğru çek ve Dardenne'lerdeki masumiyet, vicdan ve adalet meselesini onun üstüne ekle. Düşler Diyarı'nın (2012) masalsı dünyasının en damıtılmış halini hayal et ve filme belli belirsiz yayıldığını düşün. Bir de, şey, en son, çok sevdiğin birisini elinden kaçırdığını fark ettiğin o ânı hatırla. Yatağın altına saklanıp günlerce oradan çıkmamıştın, değil mi? Nymphomaniac (İtiraf) Nymphomaniac / İtiraf; Lars von Trier her zamanki gibi provokatif! Son filmi biraz uzun olabilir, ama izlemeyi takip edecek düşünme ve tartışma sürecinin daha uzun olacağı muhakkak. Başrolünü Charlotte Gainsburg'un oynadığı İtiraf bir seks bağımlısı hakkında. Ancak pek çok eleştirmenin de yazdığı gibi, grafik seks sahnelerine rağmen film aslında erotik değil. Bilakis, kasıtlı biçimde seksi olmayan bir film. Yaratacağı tartışmalar daha ziyade insan doğası, sekse bakışımız ve tabii ki her filmiyle, yaptığı her açıklamayla gündem yaratan yönetmenin kendisi üzerine olabilir. Bu kez ne yapmaya çalıştı? Ürkünç ve büyüleyici dört saatlik bu epik filmde ne demek istiyor? Kafa yorulacak fazlasıyla malzeme var, ona şüphe yok. Lars von Trier'in en karanlık malzemeleri bile gözlerimizi alamadığımız izlencelere çevirmedeki ustalığı tartışılmaz. Kendine has mizah anlayışı da… Mavi Dalga Mavi Dalga; Altın Portakal'da 'En İyi İlk Film' ödülünü alan Mavi Dalga bu ödülü fazlasıyla hak ediyor. Zeynep Dadak ve Merve Kayan'ın muhteşem kısa filmleri Bu Sahilde'ye plajda geçirilmiş bir günün sonundaki hülyalı miskinlik dersek, ilk uzun metrajları Mavi Dalga'ya da geride kalmış koca bir yaz tatilinin hüznü diyebiliriz. Bunu kafadan atmadık: Mavi Dalga tam da Bu Sahilde'nin bıraktığı yerden, yazın son günlerinden başlıyor. Halılar dürülüyor, yazlık ev kapatılıyor ve senenin son denizine giriliyor. Balıkesir'deki kışlık eve dönmek demek, Deniz ve ailesi için okula, arkadaşlara, dükkâna, kermese ve yanar-döner meyveli aile yemeklerinin arasına dönmek demek. Fakat bu sene biraz daha farklı, çünkü Deniz ve arkadaşları lise sondan önceki senelerine giriyorlar. 'Üniversite,' 'bölüm' ve 'meslek' gibi kavramlar hayatlarına ilk defa dahil olurken, arkadaşlıklar, aşklar ve şarkılar biraz daha ciddi, biraz daha can acıtıcı oluyor. Mavi Dalga da gençliğin bu ara dönemi gibi hem elden kayan, hem de derin izler bırakan bir film. Yılın en yaratıcı müdahalesi Ayrıca !f İstanbul'un merakla beklenen yeni yarışmalı bölümü Aşk ve Başka Bi' Dünya'da kazanan film belli oldu. Yarışmaya Türkiye'den katılan Koray Kaya filmi Anarşik Armoni, 'yılın en yaratıcı müdahalesi' seçildi. Kaya'ya ödülünü ünlü yönetmen Michel Gondry verdi. CNN Türk
Reklam
Bu Hafta 3 Yeni Film Vizyonda
Bu hafta vizyona girecek 'Recep İvedik' serisinin 4. filmi, komedi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Bu hafta üç film vizyona girecek.  Reha Erdem'in son filmi 'Şarkı Söyleyen Kadınlar' izleyici ile buluşuyor. Deprem ihtimali nedeniyle boşaltılmak istenen bir adada, bu karara karşı çıkan kadınların mücadelesinin anlatıldığı filmde, Binnur Kaya, Philip Arditti, Kevork Malikyan ve Deniz Hasgüler rol alıyor. Daha önce Toronto Film Festivali'nde gösterilen filmin konusu şöyle: 'İstanbul'un adalarından birinde, muhtemel bir deprem nedeniyle adayı boşaltma kararı alınmıştır. İnsanlar akın akın adadan ayrılır ancak küçük bir kesim bu karara uymayarak kalmakta direnir. Etrafta kıyamet arifesini andıran bir atmosfer hüküm sürerken, geride kalanlar için hayat koşulları günden güne zorlaşacaktır. Film, yaşamları farklı engellerle sıkıştırılmış bir grup kadının, inanç, cesaret ve enerji ile hayatın farklı boyutlarına yaptıkları heyecan verici insani serüvenleri etrafında şekilleniyor.' 'Recep İvedik 4' 'Recep İvedik' serisinin 4. filmi, komedi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosunu Şahan Gökbakar'ın yazdığı filmi, Togan Gökbakar yönetti. İlk üç filmi izlenme rekorları kıran serinin 4. filminin çekimleri, Maldivler'de tamamlandı. Şahan Gökbakar'ın yanı sıra İrfan Kangı ve Cem Korkmaz gibi oyuncuların rol aldığı filmin konusu şöyle: 'Recep İvedik, mahallesindeki çocuklardan kurulu futbol takımının antrenörüdür. Ancak düzenli olarak idman yaptıkları araziyi sermaye sahibi biri satın alacaktır. Recep'in buna izin vermeye niyeti yoktur. Recep'e göre araziyi kurtarmanın tek yolu, para bulup araziyi satın almaktır. Bulabildiği tek çözüm ise Survivor'a katılıp büyük ödülü kazanmaktır. Recep, burada Karayip korsanlarıyla karşılacak ve macera kaldığı yerden devam edecek.' 'Yasak Aşk' Doris Lessing'in Nobel Edebiyat Ödüllü 'Büyükanneler' adlı kısa öyküsünden, beyazperdeye aktarılan 'Yasak Aşk' filminin başrollerini, Naomi Watts ve Robin Wright paylaşıyor. Yönetmenliğini Anne Fontaine'in yaptığı filmin senaryosu Oscar ödüllü senarist Christopher Hampton'a ait. Prömiyeri Sundance Film Festivali'nde gerçekleşen film, Avustralya'da yaşayan çocukluk arkadaşları Lil ve Roz ile onların iki oğlu arasındaki ilişkiyi anlatıyor. AA
500 Yıllık 'Popo' Bestesi Çözüldü
Hollandalı ressamı Hieronymus Bosch'un tablosundaki gizli 'popo şarkısı' notalara döküldü Hepimiz hazine avcılarını biliriz. Gizli saklı yerlerde, nadir haritalarla yola çıkan acımasız korsanlar, koca bir sandık dolusu altın için dünyanın bir ucundan diğer ucuna gider, hayatlarını bile o hazineyi bulmaya adarlar. Fakat hazine her zaman altın olmayabilir. En azından Oklahoma Christian Üniversitesi'nde Müzik ve Bilgi Teknolojileri bölümü öğrencisi olan Amelia Hamrick'in keşfettiği hazine, altından değildi. 15- ve 16. yüzyılda etkin olan Hollandalı ressam Hieronymus Bosch'un triptik eseri olan 'Dünyevi Zevkler Bahçesi / The Garden of Earthly Delights' tablosundaki gizli hazine, cehennemi tasvir eden kısımda yer alan gizli bir detay oldu. Genç öğrenci Hamrick tarafından keşfedilen hazine, aslında bir poponun üzerinde yazan bir piyano bestesiydi. 1939'dan beri Madrid'deki Prado Müzesi'nde bulunan esere internet üzerinden bakarken besteyi fark eden Hamrick, modern müzik aletleri ile modern nota sistemine uyarlayarak, ilk kez sese dönüştürdü. Hieronymus Bosch'un 1503 ve 1504 yılları arasında yaptığı triptik tablonun küçük detayından tarihi bir besteyi ortaya çıkaran Hamrick, bu besteyi 10 gün önce bloğunda '500 yıllık popo şarkısı' adıyla paylaştı. Paylaşımının ardından hızla sosyal medyada dolaşmaya başlayan beste, en sonunda fark edildi. 28 saniyelik bir besteye dönüşen eser, üniversite yetkilileri tarafından '500 yıllık bir müzik gizeminin çözülmesi' olarak yorumlanıyor. Kaynak: Milliyet Sanat
Dünya Üzerindeki En Büyüleyici 25 Şehir Manzarası
İnsanoğlu yaratıldığından beri hep daha yüksek binalar yapmaya çalışıyor. Bazı metropollerde ise yatay alan kalmamasından dolayı bu durum bir zorunluluk haline gelmiş. Bu megakentlerin büyüleyici siluetleri ise görülmeye değer.  İşte 'Dünya Üzerindeki En Büyüleyici 25 Şehir Manzarası' galerisi...
Reklam
Japonya'da Bulutların Üstünde Mükemmel Manzara!
Unkai Terası,Japonya'nın Hokkaido adasının dağ yamacına kurulmuş olup,turistlere nefes kesici yüzen bulutların görüntüsünü sunuyor! Unkai ( Japoncada bulut denizi anlamına gelir ) çok nadir bir doğa harikası, sadece özel hava şartları altında size kendini gösterecektir. Teleferikle çıkacağınız Unkai Terası'nda bir şeyler içmek istemez miydiniz? Siz en iyisi nefes kesen Unkai Terası'ndan çekilen resimlere bir göz atın, hayran olacaksınız.
Yaptırdıktan Sonra Pişmanlık Yaratacak 28 Dövme Örneği
Bu dövmelerin hepsi bile isteye yaptırılmış olsalar da sahiplerinin pişmanlık duyuyor olmaları çok muhtemel. Siz siz olun iyice düşünüp taşınmadan kesinlikle dövme yaptırmayın. İşte 'Yaptırdıktan Sonra Pişmanlık Yaratacak 28 Dövme Örneği' galerisi...
Reklam
Ünlü Film Sahneleri Siyahi Modellerle Canlandırılırsa
Biri Senegal vatandaşı diğeri ise Fransız olan Omar Victor Diop ve Antoine Tempé ilginç bir proje yapmışlar. Ünlü film sahnelerinde oynayan beyazları alıp yerlerine siyahi insanlar koyarak fotoğraflamışlar ve bunun adını ''ONOMOllywood'' koymuşlar. Açıkçası gayet hoş durduğunu söylemeliyim. Üzerinde fazlasıyla uğraşıldığıda baya belli oluyor. Daha fazla söze gerek yok, karşınızda ONOMOllywood!
Beynin Başka Bir Vücudu Kontrol Edebileceği Kanıtlandı
Harvard Üniversitesi, felçli insanların hayatını tamamen değiştirecek bilimsel bir başarıya imza attı. Beynine çip takılan maymun, uyuyan bir başka maymunun vücudunu yönetmeyi başardı. Bilim insanları, bir maymunun beyin dalgalarını kullanarak başka bir maymunun vücudunu kontrol etmeyi başardı. Deney kapsamında iki maymunun omurgasına çip takıldı. Ardından, ilk maymunun beyninden gelen komutlar, uyutulan diğer maymunun omurgasına iletilerek vücudun tepki vermesi sağlandı. Araştırma ekibinin lideri Ziv Williams, Times’a verdiği röportajda: “Yaptığımız işlem gerçekten Avatar filminde tanımlanan yönteme benziyor. Efendi rolünü oynayan maymunun beynindeki nöronlar diğer bedenin tüm kontrolünü ele alıyor” dedi. Williams, gerçekleştirdikleri deneylerde, kontrolcü rolündeki maymunun, uyutulan maymunun ellerini ‘bilgisayar faresi kullanabilecek kesinlikte’ kontrol edebildiğini gördüklerini açıkladı. Araştırma, insanların felçli uzuvlarını kontrol edebilmesini sağlamayı amaçlıyor.Stuff
Teknoloji Nedir Biliyor Musunuz?
Teknoloji kelimesini sürekli olarak kullanıyoruz ancak nereden geldiğini bilmiyoruzTeknoloji hayatımızın içine gireli 25-30 yıl oluyor. Dijital teknolojiye geçiş sonrası teknolojinin asıl kelime manası anlamını yitirdi. Günümüzde teknoloji deyince internet , akıllı telefon aklımıza geliyor.Teknoloji kelimesi aslında Yunanca ‘dan geliyor. Sanat ve bilmek sözcüklerinin birleşiminden oluşan teknoloji kelimesi, Antik Yunan zamanında hayatı kolaylaştıran alet, araçların yapılması, üretilmesi için bilgi üretme ve yeteneği ortaya koymaya deniliyordu.
Reklam