Yalnız Kalmak ve Kafa Dinlemek İçin Zaman Ayırmanızı Sağlayacak 10 Mantıklı Sebep
Bazı şeylere çok fazla alışıp onlara tamamen tepkisiz olmamız gerçekten acayip. Mesela çalışan klima ya da buzdolabı sesine öyle alışığız ki aniden durduklarında ya da ses kesildiğinde  korku ile karışık bir rahatlığa kavuşuyoruz. Aynı şekilde, artık teknolojiyle dolu hayatlarımızın vızıltısına da dikkat vermiyor gibiyiz.Akıllı telefon kullanıcıları her 6,5 dakikada bir telefonlarına bakıyorlar, bu da günde yaklaşık 150 defaya tekabül ediyor. Sessizliğin yerini ahenksiz bir ses uğultusu, yalnız kalabilme lüksümüzü ise sosyal medya ile değiştirmiş durumdayız. Sessizlik ve tenhalık gerçekten de yok olmak üzere olan kavramlar; yine de bünyelerinde çok fazla faydalı ve önemli şeyler barındırıyorlar. İşte sizin için derlediğimiz on örneği:
Bu Yaratıcılığa Şapka Çıkartılır Diyeceğiniz 13 Kartvizit
İnsanların iletişim bilgileri her ne kadar artık dijital dünyaya geçmiş olsa da bu demek değil ki geleneksel kartvizitler artık işe yaramıyor. Konu hatırlanmak ve akılda kalmak olunca firmalar yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar ve ortaya bu yaratıcı 'kartvizitler' çıkıyor.
Elvis'in 18 Yaşındaki Ses Kaydı Bulundu
“Rock’n Roll’un Kralı” Elvis Presley’nin 18 yaşındaki ses kaydı ortaya çıktı. Sesinin kayıtta neye benzeyeceğini görmek isteyen ünlü müzisyen, 1953’te My Happiness ve That’s When Your Heartaches Begin parçaları için kayıt yaptı. Efsane müzisyenin yaptığı bu kayıt Presley’nin, 80’inci doğum gününde düzenlenecek olan bir müzayedede açık artırmaya sunulacak. Rock’n Roll tarihinin “kutsal kâsesi” olarak tanımlanan kayıt, açık artırmaya sunulacak 68 üründen sadece biri.BBC
Zeugma Mozaik Müzesi Gaziantep'in Simgesi Oldu
Dünyanın en büyük mozaik müzesi unvanını elinde bulunduran ve 3 yılda şehrin simgesi haline gelen Zeugma Mozaik Müzesi, kısa sürede kentin turizm lokomotifi oldu.Sanayisi ve mutfağıyla ünü yurt dışına kadar ulaşan Gaziantep, son yıllarda kültür ve turizmde de öne çıkmayı başladı. Kent merkezinde hizmete açılan çok sayıdaki müzenin yanı sıra ören yerleri ve tarihi yapılar da turistlerin ilgisini çekiyor.Yaklaşık 3 yıl önce ziyarete açılan Zeugma Mozaik Müzesi, tercih edilen mekanlar arasında bulunuyor. Çingene kızıyla ünlenen müzede, Mars heykeli, yaklaşık 150 metrekarelik duvar resmi, Roma dönemine ait çeşmeler ve Fırat Nehri kenarındaki villaları da görmek mümkün.'Dünyanın en büyük mozaik müzesi' unvanını Tunus Bardo Müzesi'nden devralan müze, 25 bini kapalı, 30 bin metrekarelik alanda hizmet veriyor. Açıldığı günden beri Türkiye'nin yanı sıra dünyanın dört bir tarafından ziyaretçi ağırlayan Zeugma Mozaik Müzesi, şehrin simgesi haline geldi.Kente gelen turistlerin üçte ikisi müzeye uğradıGaziantep Kültür ve Turizm Müdürü Ergün Özuslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda şehre gelen turist sayısında artış gözlendiğini söyledi.Kentin sanayi ve ticaretinin ardından kültür ve turizmde de adından bahsettirdiğini vurgulayan Özuslu, ocak-ekim döneminde yerli turist sayısının 300 bin 273, yabancı turist sayısının da 129 bin 91'e ulaştığını belirtti.Geçen yıl toplam turist sayısının 319 bin olduğunu vurgulayan Özuslu, 10 aylık dilimde geçen yılın sayısını geçmeyi başardıklarını ifade etti.Müzenin 9 Eylül 2011'de hizmete girdiğini hatırlatan Özuslu, o günden bu yana 600 bin 874 bin kişinin müzeyi ziyaret ettiğini dile getirdi.Kente gelen turistlerin yaklaşık üçte ikisinin Zeugma Mozaik Müzesini gezdiğine dikkati çeken Özuslu, 'Müze, şehrin tanıtımına önemli katkı sağlıyor' dedi.Müzeleri görünce fikri değiştiİstanbul'dan iş gezisi için Gaziantep'e gelen Aylin Taşdelen, kenti daha çok mutfağıyla tanıdığını, müzeleri görünce fikrinin değiştiğini söyledi.Müzede birbirinden güzel mozaikleri görme imkanı bulduğunu belirten Taşdelen, 'Gaziantep'e geniş bir zaman diliminde gelip gezmek istiyorum. Mozaikler beni gerçekten etkiledi, özellikle Mars heykeli dikkatimi çekti. Burayı arkadaşlarıma da tavsiye edeceğim' diye konuştu.Samet Güzelyurt da kentin mutfağının yanı sıra kültür sanatta da isim yapmaya başladığını dile getirdi.Arkadaşlarıyla Güneydoğu turuna çıktıklarını anlatan Güzelyurt, ilk uğradıkları yerin de Zeugma Mozaik Müzesi olduğunu, daha önce fotoğraflarından bildiği Çingene Kızı'nın gerçeğini gördüğünü kaydetti.AA
Meltem Ünal Erzen Anadolu Partisi’ne Katıldı
Eski Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in eşi Meltem Ünal Erzen de ANA – PARTİ’nin kurucuları arasında yer aldı.Yrd.Doç.Dr. Meltem Ünal Erzen halen İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Ve Tanıtım Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev alıyor.
Reklam
5 Bin Yıl Öncesine Ait Ayak İzleri
Danimarkalı arkeologlar Baltık Denizi'nde balık tutan ilk insanlara delil sunan en eski ayak izlerine ulaştı. Ayak izleri ilk insanların Kuzey Avrupa'daki günlük yaşamları hakkında yeni bulgular sundu.Bilim insanları Baltık Denizi'nin güneyinde yapılan araştırmalarda 3 bin yıl öncesine uzanan ayak izleri ve balık yakalamak için kullanılan bir düzenek ortaya çıkardı.Araştırmada yer alan arkeolog Terje Stafseth, bugüne kadar yapılan kazılarda eski insanlara ait çanak çömlek ve el araçları bulduklarını, ancak ayak izlerinin bir ilk olduğunu belirtti.Arkeologlar, Danimarka'nın Lolland Adası'nı Almanya ile birleştirecek sualtı tünelinin inşası öncesinde bölgedeki antik kalıntıları kurtarmak için zamanla yarışıyor. İnşa edilecek tünel, ayak izlerinin bulunduğu suları çekilmiş birçok fiyortla beraber muhtemelen binlerce yıldır gün yüzü görmeyen kalıntıları da ortadan kaldıracak.Livescience sitesine konuşan arkeolog Lars Ewald Jensen, kurumuş olan fiyortların tarihi eser aramak için çok ideal olduğunu, Taç Çağı'nda insanların günlük faaliyetlerini gerçekleştirmek için fiyortları sıkça kullandığını söyledi.Ağı kurtarmak için suya atladılarArkeologlar, Taş Çağı'nda yaşamış iki balıkçıya ait ayak izinin M.Ö 5000 ile 2000 yılları arasında oluştuğuna inanıyor. Söz konusu zamanda, Baltık Denizi'nin suları Arktik'te eriyen buzullar nedeniyle yükseliyordu ve insanlar fiyortları balık tutmak için kullanıyordu.Balıkçılar, ağaçlardan yonttukları kafes benzeri bir düzeneği sığ sularda balık yakalamak için kullanıyor ve gerektiğinde fiyortların kaygan yüzeyinde bu düzeneği kaydırıyorlardı. Ayak izlerinin de, yaklaşan bir fırtına öncesi av düzeneğini kaldırmak isterken geride kaldığı düşünülüyor.Arkeologlar, insanlara ait kalıntıların yanı sıra bir zamanlar suların kapladığı bölgede birçok hayvana ait kafatası ve kemik buldu. Hayvanların, 4 bin yıl öncesine uzanan dönemde bölgede yaşamış insanlar tarafından suya kurban edildiği tahmin ediliyor.Kaynak: Al Jazeera
Film Müziği Olan 8 Efsane Rammstein Şarkısı
Matrix'ten sonra büyük-küçük herkesin ağzına takılan 'Du... Du Hast!' sözlerini hatırladınız mı? Bu sözler bildiğiniz gibi Rammstein'a ait ve bu adamların film müziği olarak kullanılan tek şarkısı bu değil.Rammstein'ın 1997'den günümüze kadar film müziği olan 8 efsane şarkısı sizler için derlendi.
Reklam
Pink Floyd 20 Yıl Sonra Yeniden Bir Numarada
Efsanevi İngiliz rock grubu Pink Floyd yeni albümleri ‘The Endless River’la 20 yıl sonra yeniden liste başı olmayı başardı.20 yılın ardından çıkardıkları ilk ve son albüm olma özelliği taşıyan stüdyo kaydında daha önce kaydedilip yayınlanmamış şarkılarına yer veren Pink Floyd, satış listelerinde ilk sıraya yerleşti.The Endless River, Coldplay’in Ghost Stories ve Ed Sheeran’ın X albümlerinden sonra senenin en hızlı satılan albümü olmayı da başardı.Grubun sözcüsü albüme gösterilen uluslararası ilgi karşısında Pink Floyd üyelerinin hem şaşırdıklarını hem de mutlu olduklarını belirtip tüm hayranlarına teşekkür ettiklerini duyurdu.Diken
Hareketi ‘Hatırlayabilen’ Yapay Kas Geliştirildi
“Aşırı güçlü yapay kaslardan” sonra yapay kas teknolojisinde bir adım daha ileriye gidildi. University of Cambridge’den bir grup araştırmacı kaygan plastikten hareketleri öğrenebilen ve hatırlayabilen kaslar yaptı. Nasıl ki insanlar karmaşık piyano vuruşlarını bir süre sonra fazladan düşünmeden yapabiliyor, bu teknoloji de doğadaki aynı taktiği kullanıyor. “Polymeric electromechanical memory” olarak adlandırılan yeni materyal hareketleri hatırlamak için uyarılmaya gerek duymuyor. Çalışmak için düşük miktarda voltaja ihtiyaç duyan yapay kaslar gelecekte insan vücudunda da kullanılabilecek. Teknolojinin biyomedikal alanda daha gerçekçi kas yapımına, robot teknolojilerine ve pek çok farklı alana yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Reklam
'El Oğlu Kuyruklu Yıldıza Uzay Aracı Gönderiyor, Biz Saray Yapıyoruz'
Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada, 'Bakın elin oğlunun ne yaptığını görüyorsunuz. Milyonlarca öteye kuyruklu yıldıza uzay aracı gönderiyor, biz ise bin odalı saray inşa ediyoruz.' dedi.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu'nun danışmanı Etyen Mahçupyan'ın 'İslami kesim yolsuzlukların farkında' yönündeki açıklamasını Eskişehir'de değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, 'O İslami kesimden hesap sormam lazım. Müslümanlık harama ortak olmak değildir. İslam yolsuzluk dini değildir. Müslümanlığı bu alana taşıdığınız zaman sizin Müslümanlığınız sorgulanır. Bakın elin oğlunun ne yaptığını görüyorsunuz. Milyonlarca öteye kuyruklu yıldıza uzay aracı gönderiyor. Bilimi, aklın zenginliğini, özgürlüğünü ortaya çıkarıyorlar. Biz ise Beyefendi'ye bin odalı saray inşa ediyoruz.' dedi.Kılıçdaroğlu, 'Geleceğe birlikte kuruyoruz' isimli bölge etkinliklerinin Eskişehir buluşmasına katıldı. Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi'ndeki programa Afyonkarahisar, Kütahya, Bilecik, Bursa, Eskişehir il teşkilatlarından partililer iştirak etti.'DEMOKRASİ HALKIN VERGİSİNİN HESABINI VERMEKLE OLUR'CHP'nin halkına hesap vermek gibi bir temel felsefesinin olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, demokrasinin çıkışının halka hesap vermekle olduğunu kaydetti. 'Halkına hesap vermek nedir?' diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 'İktidar halktan topladıkları vergileri harcar. Vergileri topluyorlarsa asli unsur olan halka hesap vermek zorundalar. Halka buradan sesleniyorum; sizi 12 yıldır yönetenlerin hesap verdiğini gördünüz mü? Görmediyseniz işte şimdi görün. Demokrasi halkın vergisinin hesabını vermekle olur. 17 ve 25 Aralık yolsuzluk oylarını unutmayacağız.''BİZE KUL HAKKI YEMENİN HARAM, YİYENİN TOPLUMDAN DIŞLANMASI GEREKTİĞİNİ ANLATTILAR'Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun danışmanı Etyan Mahçupyan'ın dün yaptığı, 'İslami kesin yarısı yolsuzluğun farkında' açıklamasına da değinen Kılıçdaroğlu, 'Benim anlamadığım bir soru var. Çocukluğumdan beri kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu, kul hakkı yiyenin toplumdan dışlanması gerektiğini anlattılar hep. Bu İslami hareketten kastedilen halkımızdan şunu soruyum. Bu hakkı yiyenlere niye oy verdiniz, niye sahip çıktınız. Çıkın bunu söyleyin.' diye konuştu.CHP olarak her şeyden haberdar edeceklerini, her kuruşun hesabını vereceklerini aktaran Kılıçdaroğlu, 'Yolsuzluk, haksızlık, adaletsizlik yapmayacağız. Her kuruşu halk için harcayacağız, hesabını vereceğiz. Bu memlekette hiçbir çocuk bizim dönemimizde aç yatağa girmeyecek. Kendi oyunu İslami yandan yana sayıyorsan o zaman ahlaktan, dürüstlükten yana olmalısınız. İşte onun yanında kim var? CHP var.' dedi.'ÇOCUKLARINA EN KÖTÜ MİRAS OLARAK O DOSYALARI TAKİPSİZLİK VERMEN KALACAK'Kılıçdaroğlu, Reza Zarrab ile 17 ve 25 Aralık yolsuzluk dosyasına takipsizlik kararı veren savcı ile hükümet ilişkisine de değindi. 'Bakın Reza Zarrab'ın kuryesi diyor ki, 'Ankara'ya çok para harcadık, gönderdik. Şimdi 17 ve 25 Aralık yolsuzluk dosyasını kapatan yandaş AKP savcısına soruyorum.' diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: 'Ankara'ya çok para taşıdığını söyleyen kişi, bu paraları kime, niye ve ne için taşıdı? Sen kapatsan da biz bu dosyası kapatmayacağız. Senin çocukların, senin adını anmayacak, utanacaklar. Çünkü çocukların 'babam yolsuzluğu örttü' diyecekler. Utanacaksın, çocuklarına en ağır miras olarak bunu bırakacaksın. O paralarla kimler beslendi, kime verildi?''MÜSLÜMANLIK HARAMA ORTAM OLMAK, İSLAM DİNİ DE YOLSUZLUK DİNİ DEĞİLDİR'Kılıçdaroğlu, konuşmasında Ak Parti'ye oy veren seçmenlere de seslendi. 'Davutoğlu'nun danışmanı bile 'İslami kesim yolsuzlukların farkında' diyor. Benim o İslami kesimden hesap sormam lazım. Müslümanlık harama ortak olmak değildir. İslam yolsuzluk dini değildir.' ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: 'Müslümanlığı bu alana taşıdığınız zaman sizin Müslümanlığınız sorgulanır. Siyaseti ahlaklı, dürüst yapmalısınız. Yine AKP'ye oy verenlere sesleniyorum. Bakın elin oğlunun Avrupa'da, dünyada ne yaptığını görüyorsunuz. Milyonlarca öteye kuyruklu yıldıza uzay aracı gönderiyorlar. Bilimi, aklın zenginliğini, özgürlüğünü ortaya çıkarıyorlar. Biz ne yapıyoruz? Biz Beyefendi'ye bin odalı saray inşa ediyoruz. 'Kendi paranla yaptıysan israftır. Milletin parasıyla yaptıysan haramdır' diyor Ebu Zer. Bu ülkede huzur, barış içinde, ortak paydaşlarla yaşayacaksa, benimde senin de sorumluğun var. Vicdanını dinleyeceksin, adaletten ve vicdandan yana oy vereceksin.''TOPLUMU KANDIRMAK İÇİN ETNİK, İNANÇ VE YAŞAM TARZINI KULLANIYORLAR'Demokrasiyi içselleştirmeyenlerin, toplumu kandırmak, aldatmak için üç alanı kullandıklarını belirten Kılıçdaroğlu, bu konuda hükümeti sert bir dille eleştirdi. Kılıçdaroğlu, 'Bunlar etnik kimlik üzerinden, inanç üzerinden ve yaşam tarzları üzerinden siyaset yaparlar. Üçü de sağlıklı demokrasilerde yasaktır. Ama bu bizde yasak değildir. Dördüncüsü de yalan söylemektir.' şeklinde konuştu.'HALKA YALAN SÖYLEYEREK YAPILAN SİYASET SİYASET DEĞİLDİR'Kılıçdaroğlu, Beşir Atalay'ı da yalancılıkla suçladı. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 'Bakın Beşir Atalay var biliyorsunuz. Bir ara çıktı dedi ki, 'G20'yi biz oluşturduk ve girdik.' Yahu yapmayın, AKP yokken G20 oluşturuldu. Atalay oysa bir bilim insanı, bilgili olması, yalan söylememesi lazım. Halka yalan söyleyerek yapılan siyaset değildir. Yine Atalay, bu kez de Deniz Feneri davasında evleri aranacak kişileri telefonla önceden arayarak evlerinin aranacağını haber vermiştir. Biz ona 'köstebek bakan' demiştik. Beni mahkemeye verdi. Mahkemede ben haklı çıktım. Onun köstebekliği yargı kararıyla tescil edildi.''SEN ÖNCE KENDİ 3 MİLYON İŞSSİZ VATANDAŞINA İŞ BUL'SGK Bakanı'nın 2 milyon Suriyeli'ye çalışmak için belge verileceğini açıkladığını ancak Türkiye'de 3 milyon işsiz olmasına rağmen bu insanlara bir iş imkanı sağlanmadığını kaydetti. Kılıçdaroğlu, 'Bakın Türkiye'de 3 milyon kardeşimiz işsiz. Ama bizim çocuklarımıza iş bulmuyorsunuz. Gidip Suriyeli'ye iş buluyorsunuz. Siz niye önce kendi çocuklarınızı iş bulmuyorsunuz? Bu nasıl bir durum? Bu Suriyeliler buraya niçin ve ne amaçla getirildi? Türkiye'nin huzura, barışa ve yeni yönetime ihtiyacı var.' ifadelerini kullandı.'BİZİM PROJELERİMİZİ ALIYORSUNUZ, BIRAKIN BU KOPYACILIĞI'Ak Parti hükümetini CHP'nin projelerini alıp hayata geçirmekle suçlayan Kılıçdaroğlu, 'Ali Babacan açıklama yaptı. 'Türkiye üretecek, ihracat yapacak, kazanacak.' 12 yıl sonra mı aklınıza geldi? Biz zaten diyoruz. Önce üreteceğiz, sonra ihraç edeceğiz. Bunlar bizim projelerimizi örnek alıyorlar, uyguluyorlar. Yahu bırakın bu kopyaları. 12 yıl bunlara yetki verdiniz.' dedi.'ONLAR SİYASETİ KENDİLERİ İÇİN YAPTI, KÖŞEYİ DÖNDÜ''Sizden bir 4 yılda CHP'ye imkan verilmesini istiyoruz. Bize sadece 4 yıl için yetki verin.' diyerek seçmenlere seslenen Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: '4 yıl sonra göreceksiniz. Demokrasiyi, birlikte yaşamayı, Ab üyeliği konusunda büyük adım atmış olduğumuz, işsizliği bitmiş, huzur içinde bir Türkiye göreceksiniz. Biz halktan yetki istiyoruz. 4 yıl sonra Türkiye'nin gelişmişliğini göreceksiniz. Biz siyaseti halk için yapıyoruz, zenginleşmek için değil. Onlar köşeyi döndü. Siyaseti kendileri için yaptı. Biz dönemimizde halkın tenceresi kaynayacak.'Haberler.com
Napolyon'un Şapkasına 1.9 Milyon Euro
Fransız İmparatoru Napolyon tarafından giyilen bir şapka için açık artırmada, Güney Koreli bir koleksiyoncu 1,9 milyon euro ödedi.İki uçlu şapka, o zamanlar subaylar tarafından yaygın biçimde giyilen bir stile sahip.Şapkanın 1800 yılında Marengo Savaşı sırasında Napolyon tarafından giyildiği düşünülüyor.Daha sonra Napolyon'un veterinerine hediye olarak verilmiş.Monako Kraliyet ailesi şapkayı, diğer öğeleri yüzlerce Napolyon hatırası ile birlikte, Paris yakınlarındaki Fontainebleau'de açık artırmada satışa koydu.BBC Türkçe
Uluslararası Boğaziçi Film Festivali Başladı
İkinci kez düzenlenen Uluslararası Boğaziçi Film Festivali başladı. Festivalde 102 ülkeden filmler gösterilecek. 100 yılını geride bırakan Türk sineması'na da özel yer ayrılacak.Boğaziçi Film Festivali, bu yıl 2. kez kapılarını açtı. Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından düzenlenen festivale 102 ülkeden 3 bin 682 film başvurusu yapıldı.Festivalin açılış töreni, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapıldı. Açılışa Meltem Cumbul, Janset, Belçim Bilgin ve Cansu Tosun'un da aralarında bulunduğu çok sayıda genç oyuncu ve yönetmen katıldı.Festivalde, konuk ülke Polonya'dan ve Asya filmlerinden de seçkiler yer alacak. 100 yılını geride bırakan Türk sineması da festivalde önemli bir yer alıyor. Festival 28 Kasım'a kadar devam edecek.Demokrat Haber
Reklam
Ahmet Eser'in Objektifinden 1967 Senesine Damga Vuran Sanatçılar
Ahmet Eser, 1967 yılında elindeki körüklü 9x12 makinesi ile ve arkasına takılan 6x9 rol film şasesiyle İstanbul Aksaray'daki Opera Tiyatrosu'na gitmiş. O günleri şöyle anlatıyor: 'Tahminen 20-30 kadar tanınmamış amatör genç prova yapıyorlar. Sahne arkasına siyah bir perde gerdim ve fotoğraf çekimi için bir yer oluşturdum. Prova arasında bana gelip tiyatronun fuayesine asılmak için poz verdiler. Bunların arasında Kemal Sunal, Perran Kutman, Şemsi İnkaya, Aykut Oray ve başkaları da vardı. Bu fotoğraflar tiyatro oyunlarını ve oyuncularını tanıtan PASAV isimli tiyatro dergisinde yayınlandı. (Ekim, 1967) Diğer portre fotoğrafları ise kendi stüdyomda 35-40 yıl önce çekmiş olduğum sinema-tiyatro sanatçılarına aittir.'
Reklam
Say: 'Laik ve Hür Bir Ülkede Öleceğim'
Piyanist Fazıl Say, Cumhuriyet Gazetesi'nden Esra Açıkgöz ile yaptığı röportajda yeni albümünü ve planlarını anlattı. Say kendisine yönelik yapılan eleştirilere cevap verirken “Ben laik bir ülkede doğdum. Laik ve hür bir ülkede de öleceğime inanıyorum” dedi.Farklı ülkelerde dünya prömiyerlerini gerçekleştirdiği ve yıllar boyunca hazırlıklarını sürdürdüğü besteciliğinin ilk ürünü olan eserlerini 'Say Plays Say' adlı yeni albümünde bir araya getiren dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Cumhuriyet gazetesinin sorularını yanıtladı. Yakın zamanda 2 yeni albümünün çıkacağını söyleyen Say Haziran Direnişi'nde yaptığı eserler için “ Gezi Parkı konusu sanat eserleriyle kalıcı olmalıdır. Ben de üç ayrı eserde toplamı bir saatlik bir müzikle kendimce anlattım yaşananları... Umutlarımız eksik olmasın... Karanlık ise her taraf, aydınlatalım” ifadelerini kullandı. Laik bir ülkede doğdunu, laik ve hür bir ülkede öleceğine inandığını söyleyen piyanist Fazıl Say kendisine yöneltilen 'elitist' eleştirileri için de “ Zehir gibi akan, durmadan akan, önyargılar, hazımsızlık ve kıskançlıklar” dedi.- Müzik hayatınız boyunca verdiğiniz konserlerde seslendirdiğiniz parçalar var bu albümde. Dile kolay 30 yıldır bestelediğiniz onlarca parça arasından bunları nasıl, neye göre seçtiniz? Neden bu 19 parçayla çıkıyorsunuz karşımıza?Bu CD’de Opus 1 dediğim, 1990 yılında, 20 yaşımdayken bestelediğim eserim “Nasreddin Hoca’nın Dansları”ndan itibaren yıllarca konserlerimde çaldığım solo piyano müziğimden örnekleri derledim. Beni dinleyen takip eden sanatseverler, “Kara Toprak” bestemi, kızım Kumru için yazdığım parçayı, baladlarımı bilirler, konserlerimde de çok çaldım. Sıkça memleketimden ezgilerin, ritimlerin yer aldığı baladlar, çağdaş eserler ve tabii ki konserlerde insanların çok zevkle dinlediği caz fantezilerim de var içinde…- Aziz Nesin, Âşık Veysel, Nâzım, Nasreddin Hoca, İsmail Dede Efendi... Albümde, esinlendiğiniz, ithaf ettiğiniz, içine kattığınız sanatçılar olarak yerlerini alıyor. Türkiye kültür ve sanat tarihinde bir yolculuğa çıkarıyorsunuz albümle bizi. Nedir bu isimlerin, toprakların sizdeki etkisi?Sanatçı ait olduğu toprağın çiçeğidir. Tabii ki bu saydıklarınız var, gayet doğal bunların olması. Benim geldiğim ailenin anlayışı da budur. Bu topraklara sahip çıkmak, bu toprakları insanlığın geleceği için çağdaş bir noktaya getirmek için uğraşanlardan biri olmak, bu bizim geleneğimizdir. Belki de ruhumuza işlenmiş, bizi biz yapan özelliğimizdir. Saydığınız isimler hiç tanımamış olsam da benim hocalarımdır, dostlarımdır aynı zamanda... - Say Plays Say, aslında bir albümden ötesi, bir nevi sizin hayat anlatınız. Ben albümü dinlerken iniş-çıkışlara rağmen daha çok umut ve aydınlık hissettim. Siz hayatınıza baktığınızda ağır basan duygular bunlar mı yoksa?- Ben yaşamaktan mutluluk duyan, ümitler taşıyan bir insanım. “O ümitler nedir?” diye soracak olursanız, “özgür ruh”, “özgür bir dünya”, “ hür bir insanlık” diye tanımlamak elimden gelir belki... Hür olalım, gerisi gelecektir.- 40’ınızdan sonrası için hedef ne?- Üretmeye ve daha iyi şeylere ulaşmaya devam etmek. 2015’de mesela altı CD’lik Mozart’ın tüm sonatları kaydım çıkacak. SAİT FAİK eserimi DVD yaptık o çıkacak. Bunun yanında ilki çok sevilen, büyük bir satış rakamı yakalayan şarkılarıma devam, İlk Şarkılar 2 çıkacak.- Müziğinizde Türkiye ve Anadolu esintisini de taşıyorsunuz. Köylerde konserler vermeye önem veriyorsunuz. Buna rağmen “burnu büyüklük”, “elitistlik” eleştirilerinden kurtulamıyorsunuz. Neden kaynaklanıyor sizce bu?- Zehir gibi akan, durmadan akan, önyargılar, hazımsızlık ve kıskançlıklar… Bunların önüne geçilemiyor maalesef. En iyisi onları görmemek, onlar yüzünden çok çektik hakikaten. En kötüsü de, dost zannettiğin insanların ihaneti...- Gezi Parkı için de üç beste yaptınız. Neydi Gezi Parkı’nın size öğrettiği, hissettirdiği?- Milyonlarca insan “hür bir insan hayatı” için el ele verdi. Bir nevi Rönesans, bir nevi 68 devrimi… Önemli olan gaz sıkılması değil, önemli olan hür bir hayat, hür bir millet, özgürlük ve demokrasi için milyonlarca insanın sokağa dökülmesi. Kendilerine baskı yapanlara, her şeye rağmen zeytin dalı uzatması… Uzatılan zeytin dalını tutup tutmamak artık karşı tarafa kalır. Bu insanlar hem Türkiye’ye, hem tüm dünyaya çok mühim bir mesaj verdiler. Öncülük ettiler. Gezi Parkı konusu sanat eserleriyle kalıcı olmalıdır. Ben de üç ayrı eserde toplamı bir saatlik bir müzikle kendimce anlattım yaşananları... Umutlarımız eksik olmasın... Karanlık ise her taraf, aydınlatalım...- Kültür ve Turizm Bakanlığı iki konserinizi Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın programından çıkartınca, geçen ay hükümete çok samimi, tane tane ve sakince her şeyi anlattığınız bir açık mektup yolladınız. Ancak ne yazık ki yine anlamayı denemediler. Gerçekten bir umudunuz var mıydı buna dair?- Evet yazdım, “bari, artık eserlerimi sansürlemeyin” dedim... “Biz zaten sansürlemedik” dediler, şaka gibi... Her şey aynı yerde kaldı, eserler programda yok, eserlerim henüz programa geri alınmadı yani. Ankara’da üç eser, Antalya’da da Nâzım oratoryosu programdan çıkartıldı... Öyle kaldı durum. Sanatçılar da çok fazla direnemiyor...- Başka ülkelerde yaşama şansınız var. Nereye gitseniz kapılar size sonuna kadar açık. Zaman zaman üzüntü ve sinirden, bu ülkeden gideceğim dediğiniz de oldu. Ancak ayrılamadınız. Niye bırakamıyorsunuz bu ülkeyi?- Yok, ben on beş yıl Türkiye’den ayrı yaşadım. Sekiz yıl Almanya’da, yedi yıl da ABD’de, New York’ta yaşadım. 2002 yılında memleketime geri dönmüştüm. Ben burada, laik bir ülkede doğdum. Laik ve hür bir ülkede de öleceğime inanıyorum. Umutlar yüreğimizdedir...İlerihaber.org
İskandinav Müziğin Sevilen İsmi İstanbul'a Geliyor
İsveçli müzisyen Lykke Li 18-19 Kasım tarihlerinde Babylon'da.Son albümü 'I Never Learn' turnesi kapsamında ilk kez Türkiye'ye gelecek olan İsveçli şarkıcı ve söz yazarı Lykke Li , 18 ve 19 Kasım tarihlerinde Babylon'da sahne alacak.28 yaşındaki müzisyen, son albümündeki dokuz parçanın da 'hayatının gerçek bir kesitini anlattığını' ifade ediyor:'Yaşamadığım bir şeyi şarkılarımda anlatmam imkansız, bu benim için samimi değil.'Konserin sınırlı sayıdaki öğrenci biletleri 50 TL; diğer biletler ise 80 TL ile 100 TL arasında değişiyor.Gerçek adı Li Lykke Timotej Svensson Zachrisson olan İsveçli indie pop sanatçısı, sahne adı olarak 'Lykke Li'yi kullanıyor. 2008 yılında 'Youth Novels' adlı albümüyle müzik piyasasına giren Li, 2011 yılında çıkardığı ikinci albümü 'Wounded Rhymes'ta yer alan 'I Follow Rivers' adlı parçası ile dünya müzik listelerine girmeyi başardı. Sanatçının müziğinde elektronik, indie pop ve alternatif ögeler bulunuyor.İşte Lykke Li'in sevilen parçalarından bazıları:Sanatçının, Youtube'daki izlenme sayısı 40 milyonu geçen 'I Follow Rivers' videosunu Tarık Saleh yönetti:'Youth Novels' adlı albümünden 'Until We Bleed':T24
Reklam