Finansa İhtiyacınız mı Var?
Ülkemizde sermaye birikiminin halen gelişmiş ülke ekonomilerine kıyasla kısıtlı olması birçok şirketimizin stratejik planlarını gerçekleştirecek kaynaklarını daraltmaktadır. Uluslararası sermaye sağlayan fonlar ile işbirliğimiz sonucu şirketlere sermaye tedariki konusunda hizmet sunmaktayız.Söz konusu fonlardan sektör ve iş alanına göre orta ve uzun vadelerde sermaye sağlanabilmektedir. Bu fonlar, gelişme finansmanı, proje finansmanı, şirket satın alma, finansal ortaklıklar, halka arz öncesi finansmanı gibi şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulabilmektedir.Şirketin söz konusu sermaye fonlarından kaynak temin etmeye uygunluğunun tespiti, iş planlarının sermaye tedarikçilerine sunulabilecek kalite ve içerikte hazırlanması, uygun fonu sağlayabilecek kuruluşların tespiti ve bunlarla temas edilmesi, projenin sunulması ve pazarlanması, şirket değerlemesi ve ortaklık şartlarının belirlenerek müzakerelerde bulunulması bu alanda sağladığımız hizmetlerdir.• Finansman ihtiyacının tespiti / iş planı çalışmalarının hazırlanması• İş geliştirme ve tüm partilerin koordinasyonun sağlanması• Bireysel ve kurumsal yatırımcılara yaklaşılması• Sunumlar ve müzakerelerin yürütülmesi• Nihai anlaşmaların oluşturulmasında hukuk danışmanı ile beraber çalışılmasıÖncelikli olarak yenilenebilir enerji projeleri olarak sınıflandırılan; hidroelektrik, rüzgar, güneş ve jeotermal elektrik santrallerine odaklanmaktadır.HES, RES ve GES kurulumu için hazır lisanslı projelerinizde en uygun finansal çözüm ve yatırımcı arayışı konusunda prosesi başından sonuna kadar yürütmekteyiz.enerji sektörüne sunduğu ürünler, tüm finansal imkanları kapsar ve non-recourse proje finansmanı, junior borç finansmanı ve sermaye finansmanı ürünlerini içerir.proje sahiplerinin tüm finansman ihtiyacını karşılayan bir yapı geliştirmek için projeleri inceleyerek, enerji finansmanı için uluslararası piyasalarda enerji yatırımcılarının erişiminde olan, tüm geleneksel ve özel amaçlı ürünlerden müşterilerinin en iyi şekilde faydalanmasını sağlayacak bir yapı oluşturur.Gerek yerel, gerekse uluslararası stratejik ve finansal yatırımcı ağını kullanarak, sermaye finansmanı ile ilgilenen müşterilerine ortak bulmakta aracılık ve yapılandırma görevini üstlenir ve müşterilerinin çıkarlarını koruyan ve uzun süre devam edebilecek sağlam ortaklık yapıları oluşturmalarını sağlar.Sektör bilgisini uluslararası finans deneyimi ile birleştiren müşterilerinin yanında yer alarak onlar adına finansör, yatırımcı, teknik ve hukuki danışmanlar ile finansman sürecini titiz bir şekilde ilerletir ve finansman süreçlerinin hızlı ve olumlu bir şekilde sonuçlanmasını sağlar.İhracat Kredi Kuruluşlarıyla orta ve uzun vadeli yatırım malları finansmanı sağlamak amacıyla ortak çalışmaktadır.Sağlanan finansman ile bir çözüm ortağı görevini üstlenmektedir.Bu tür finansman teminatsız bir şekilde müşterilere sağlanabilmektedir.Yatırımcıya sabit kıymet yatırımı için finansman sağlamanın yanı sıra az miktarda işletme sermayesi ihtiyacını gidermek anlamında işletme sermayesi finansmanı da sağlanmaktadır.Gayrimenkul Finansmanı kapsamında, müşterilerinin ve projelerin ihtiyaçları doğrultusunda alternatifli ve yapılandırılmış çözümler sunmaktadır.Gayrimenkul Finansmanı alanında; Logistic Depolar, Alışveriş Merkezleri ve Büyük Şehir Otelleri üzerine ihtisaslaşmıştırBu kapsamda özellikle ticari gayrimenkul projelerine odaklanmak suretiyle , yaratmakta olduğu finansman çözümlerini, gayrimenkul yatırımlarının her evresinde ve projelerin ihtiyaçları doğrultusunda , stratejik ortaklıklar kurulması, kurumsal veya finansal yatırımcıların projelere ortak edilmesi veya projelerin değişik evrelerde yatırımcılara satılması yoluyla, müşterilerine sunmaktadır.Bu finansal çözümler ihtiyaca göre gayrimenkul yatırımlarına yönelik borç finansmanı ürünleri ile de desteklenmektedir.1. ARGE HİBE ve/veya Kredi Desteği İçin Proje Hazırlama:2. ARGE Projesi Başvurusu ve Takibi3. ARGE Organizasyonu Yapılanması Danışmanlığı4. ARGE Teçhizat Yatırımı DanışmanlığıŞirketinizin değerini büyütmenin, geliştirmenin ya da devretmenin bir yolu da hisse satışıdır. Küreselleşme ve dünyadaki gelişmeler sonucunda, özellikle dünyada bir çok girişimci şirketlerini veya projelerini yerli ya da yabancı sermaye kullanarak geliştirme yoluna gitmekte ya da geliştirdikleri bu değeri bulabildikleri en yüksek değere satmaktadırlar.Sizinle masanın aynı tarafında yer alarak uzmanlık gerektiren bu süreci sizin adınıza üstlenmektedir. Hisse satışı sürecinde uyguladığı özgün ve aktif yaklaşımı ve yan hizmetleri sonucunda şirketinizin hisselerine ilgi duyan birçok alıcı adayı oluşturur, bu adaylara sizinle birlikte taktiksel ve etkileyici sunumlar hazırlar ve rekabet ortamı içinde şirketinizin hisselerini en yüksek fiyattan / değerden satmanızı sağlar.Şirket birleşme ve satın almalarında prensibimiz: doğru kararlar alınmasında, kararların stratejik planlara uygun olarak uygulanmasında danışmanlık hizmeti sunmaktır.Şirket birleşmeleri ve satın almalarda; hem alıcı hem de satıcı tarafta bulunarak,• Ortak fayda ve hedeflerin belirlenmesi,• Fayda analizi, due-diligence ve değerleme çalışmalarının tamamlanması,• Tarafların organize edilmesi ve• Satış işlemlerindeki fonlama kaynaklarının bulunması ile ilgili gerekli ilişkilerin sağlanması,konularında her türlü hizmeti vermektedir.• Finansal İnceleme Çalışması – (Satıcı Taraf)• Operasyonel Özel İnceleme• Bilgi Teknolojileri Özel İncelemesi• Finansal Fizibilite Kontrolü• Şirket Değerlemeleri için Sistemsel Yapıyı Kurmak• Ortaklık, satın alma veya satış için gerekli dökümanların hazırlanması• Uygun aday profilinin tespiti ve ortak adayları ile temas kurulması• Alıcı tarafında satın alınacak hedef şirketlere yaklaşılması ve hedef şirketlerin değerlendirilmesi• Satış sürecinin ilerleyen aşamalarında danışmanlık yapılmasıŞirketin mevcut durumunun ortaklık veya satın almaya uygunluğunun belirlenmesi, şirket değerinin alt ve üst aralıklarının belirlenmesi, potansiyel yatırımcıların veya finansörlerin araştırılması, tespiti ve iletişime geçilmesi, birleşme sonucunda oluşması beklenen sinerjinin ve yeni kurumsal yapının değerlendirilmesi, birleşme veya satış işleminin sonuçlandırılması için hukuk danışmanları ile birlikte eş zamanlı olarak şirket hissedarlarına danışmanlık verilmesi, gerekli belgelerin hazırlanması ve kontrolüne yardımcı olunması, koordinasyonun sağlanması, birleşme veya satış işleminin sonuçlanmasından sonra ortaya çıkacak ticari kimliğin sermaye yapısı ve stratejik planları için rehberlik hizmeti ve bunun gibi hizmetler faaliyet konularımızı oluşturmaktadır.Proje Finansmanı, kısaca Proje için kredinin geri ödenmesinde esas olarak söz konusu Projenin yaratacağı nakit akışının alınması ve Şirketin değil Projenin varlıklarının verilen krediler için bir teminat olarak değerlendirilmesidir. Proje Finansmanında bir Şirketin genel kredi ihtiyacına değil, yatırım projesinden doğacak kredi ihtiyacına ve bu projenin nakit akımlarına odaklanılmaktadır.Proje Finansmanı, şirketlerin bilânço yapılarını bozmadan, mevcut yatırımlarını büyütme veya farklı alanlarda yatırım yapabilme, bunu yaparken farklı finansman kaynaklarına ve enstrümanlarına mümkün olduğunca daha fazla ulaşabilme isteğinden doğmuştur. Bu yöndeki talepleri karşılayabilmek ve gerekli finansman paketlerini oluşturabilmek için, projeye özel risk yönetimi yaklaşımlarından olabildiğince yararlanmak gerekmektedir• Projenin detaylı mali, ekonomik, teknik değerlendirilmesi yapılarak finansal fizibilite raporu hazırlanır,• Proje nakit akımı oluşturulur,• Doğru sermaye / finansman yapısı belirlenir,• En uygun teminat yapısı ile proje finansmanı modeli belirlenir,• Gerekli olduğu durumlarda yurtiçi/dışı bankalarla konsorsiyumlar oluşturulur,• Proje dokümanları hazırlanırve sonucunda Projenin tamamlanması için gerekli orta-uzun vadeli finansman sağlanır.Kurumsal finansman hizmetlerimiz kaliteli hizmet sunmak için gerekli teknik altyapıya, bilgi kaynaklarına, bilgi birikimine, tecrübeye ve yerli ve yabancı finansal kuruluşlarla ortak çalışma disiplinine sahiptir.Yeni yatırım, modernizasyon, kapasite yatırımları gibi sanayii kuruluşlarının yatırımlarının yanı sıra, ihaleler, özelleştirmeler v.b. yatırımlarda da projeler için fizibilitelerin ve iş planlarının hazırlanması, kredi verilebilirliğinin değerlendirilmesi ve gereken finansmanın sağlanması için kredi verebilecek kuruluşların veya sermaye sağlayabilecek potansiyel yatırımcıların araştırılması gibi konularda danışmanlık hizmetleri sunmaktayız.Fikir halindeki projelerin iş planına dönüştürülmesi, proje verimliliğinin ölçülmesi, projenin gerçekleştirilebilir olup olmadığının tespiti, finansman kaynaklarının araştırılması, alternatiflerin değerlendirilmesi gibi hizmetlerimizin yanı sıra ihtiyaç duyulması halinde gayrimenkul, makina ekipman gibi şirket varlıklarının ekspertiz değer tespitinde de iş ortaklarımızla birlikte danışmanlık hizmeti vermekteyiz• Finansal fizibilite çalışmaları• İş planları oluşturulması ve incelenmesi• Finansal yeniden yapılandırma çalışmaları• Sunumlar ve müzakerelerin yürütülmesi• Nihai anlaşmaların oluşturulmasında hukuk danışmanları ile beraber çalışılmasıŞirket Değerlemesi : Geleceğe yönelik stratejik planların oluşturulması ve bunların finansal sonuçlarının irdelenmesi sonucunda Şirket değerlemeleri çeşitli metotlar kullanılarak hazırlanmaktadır. İhtiyaca göre Şirket değerlemesi Şirket satın alma, satma veya birleşmelerinde, halka arz veya başka nedenlerle hisse satışlarında kullanılabileceği gibi, hissedarlar için bir performans değerleme aracı olarak da kullanılabilmektedir.Şirket değerlemesi amacına göre gelecek performansın bugün ifade ettiği değer veya benzer şirketlerle karşılaştırılarak tespit edilebileceği gibi, belli durumlarda sadece varlıkların veya markaların değerlenmesi de söz konusu olabilmektedir. Şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda ve objektif ilkeler içinde değerleme raporları hazırlanmaktadır.• Alacak Yönetimi ve Tahsilat Riski sigortalarıo Açık hesap ticari faaliyetlero Kredi limitlerinin risk sigortacıları tarafından veya otomatik kurulmasına dayanıro Alacakların tahsilatı işlemleri kredi sigortası şirketi ile yapılan sözleşme kapsamındadır• Bilanço ve kar/zarar hesabına etki edero Yeni hesap yılı başlamadan kredi yönetiminin maliyeti kesinleşir, önceden tahmin edilemeyen büyük kayıpları engelleyebiliro Sigortalının Risk Alacak kalitesi yükseliro Artan finansal fırsatlar ile cironun daha fazla seçenekler ile büyütülmesini sağlaro Kredi sigortacılarının veritabanı doğru müşteriler üzerinde odaklanmanız konusunda size yardımcı olur• Kredi Sigortasının Maliyetio Cironun küçük bir oranına tekabül eden prim ödemesio Her alıcı için hesaplanan cüzi kredi limit maliyetio Normalde % 80 ile % 90 arasında olan karşılık oranıo Yeni müşteriler ile çalışmanızı kolaylaştırır Sigortacıdan alınacak limitler sayesinde yeni müşterileriniz ile açık hesap çalışmaya hemen başlayabilirsinizo Nakit / Kredi kartı ile ödemeler yerine küçük alıcılar için tanımlanmış limit dahilinde çalışmanızı sağlaro Daha fazla kredi olanağı sayesinde ek kar olanağı sağlaro Maksimum kredi limitindeki müşterilere ek sevkiyat imkanıo Yüksek meblağ limit gerektiren yeni müşterilerin eklenmesini kolaylaştırıro Finans ekibi satış ekibini limitler sayesinde daha fazla satışa sürükleyebiliro Normalde % 10 oranında toplam satışların geliştiğini görüyoruzo Hasarlar teminat altına alınarak azalır
Ombre Saç Modası
Birkaç sezondur hayatımızda olan ama çok fazla günışığına çıkmayan ombre saç modası, bu sezon altın çağını yaşıyor. Defilelerden moda haftalarına, sokak modasından kırmızı halı ünlülerine kadar her yerde gördüğümüz bu saç rengi, 2014 Kış sezonuna renkli bir hava katıyor.Sanki saçlarımızın uçları güneşten açılmış gibi duran ve doğal bir parlaklık sağlayan ombre, koyudan açığa ya da açıktan koyuya şeklinde yapılıyor.
İnşaat Projeleri Finansmanı
Proje Finansmanı, kısaca Proje için kredinin geri ödenmesinde esas olarak söz konusu Projenin yaratacağı nakit akışının alınması ve Şirketin değil Projenin varlıklarının verilen krediler için bir teminat olarak değerlendirilmesidir. Proje Finansmanında bir Şirketin genel kredi ihtiyacına değil, yatırım projesinden doğacak kredi ihtiyacına ve bu projenin nakit akımlarına odaklanılmaktadır. Proje Finansmanı, şirketlerin bilânço yapılarını bozmadan, mevcut yatırımlarını büyütme veya farklı alanlarda yatırım yapabilme, bunu yaparken farklı finansman kaynaklarına ve enstrümanlarına mümkün olduğunca daha fazla ulaşabilme isteğinden doğmuştur. Bu yöndeki talepleri karşılayabilmek ve gerekli finansman paketlerini oluşturabilmek için, projeye özel risk yönetimi yaklaşımlarından olabildiğince yararlanmak gerekmektedir • Projenin detaylı mali, ekonomik, teknik değerlendirilmesi yapılarak finansal fizibilite raporu hazırlanır, • Proje nakit akımı oluşturulur, • Doğru sermaye / finansman yapısı belirlenir, • En uygun teminat yapısı ile proje finansmanı modeli belirlenir, • Gerekli olduğu durumlarda yurtiçi/dışı bankalarla konsorsiyumlar oluşturulur, • Proje dokümanları hazırlanır ve sonucunda Projenin tamamlanması için gerekli orta-uzun vadeli finansman sağlanır.
Doğanın Mucizesi "Maya"
Doğanın harika gıdası maya harika bir protein kaynağıdır. Organik demirin en zengin kaynaklarından birisidir, mineraller ve amino asitler için bir altın madenidir. Kolesterolü düşürmeye, gutu tersine virmeye yardım ettiği ve nevritin (sinir iltihabı) ağrılarını yatıştırdığı bilinir. Çeşitli maya kaynakları vardır Bira mayası (şerbetçiotundan, biranın bir yan ürünü), ni zaman besinsel maya olarak adlandırılır. Torula mayası, kağıt üretiminde kullanılan kağıt hamuru erinde bulunur ya da siyah kayışlı pekmezden elde edilir. Kesilmiş sütün suyu, süt ve peynirin bir yan ürünüdür (en iyi lezzet ve en kuvvetli mayasız ürün) Canlı mayalardan sakınınız! Canlı maya hücreleri bağırsak­lardaki B vitaminini tüketir ve vücudunuzdaki tüm vitamini talan eder. Besinsel mayada bu canlı hücreler ısıda öldürü­lür ve böylece tükenmeyi önler. Maya, özellikle içinde büyüyebileceği bütün ana B vita­minlerine (B12 hariç) sahiptir. On altı amino asit, on dört ya da daha fazla mineral ve on yedi vitamin (A, E ve C ha­riç) içerir. Komple gıda olarak göz önünde bulundurulabilir. Diğer proteinli gıdalar gibi maya da fosfor yönünden zengin olması nedeniyle, alınacağı zaman diyete ekstra kal­siyum eklenmesi tavsiye edilir. Kalsiyumun bir görevdaşı olmasına rağmen fosfor, kalsiyumu vücudun dışına atarak yetersizliğe neden olabilir. Çaresi basittir; kalsiyumunuzu artırın (kalsiyum lactate vücutta iyi bir şekilde asimile edi­lir). B kompleks vitaminleri daha etkin olmaları için maya ile birlikte alınmalıdırlar. Birlikte bir elektrik santrali gibi çalışırlar. haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-ve-diyet
Time Dergisine Kapak Olmuş 10 Türk
etiket
Time dergisine kapak olmak, hele dergi tarafından yılın kişisi seçilmek prestij meselesidir. Türkiye'de de bir kişi için Time dergisi tarafın dan kapağa taşınmış olmak önem arz eder. Kuruluşundan bu yana Time dergisi 10 Türk'e kapağında yer vermiş, işte kronolojik olarak o kişiler.
Reklam
Atatürk'ün Eğitim Üzerine Söylediği Sözler
Atatürk’ün Eğitim Üzerine Söylediği SözlerBir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır.Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir. Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz…Milli Eğitim’in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur.Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.Milli eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır.Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.Milli eğitim ışığının memleketin en derin köşelerine kadar ulaşmasına, yayılmasına özellikle dikkat ediyoruz.Okul genç beyinlere; insanlığa hürmeti, millet ve memleket sevgisini, şerefi, bağımsızlığı öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takip edilecek en uygun, en güvenli yolu öğretir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lazımdır. Bunu sağlayan okuldur.En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır.Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.Şimdiye kadar uygulanan eğitim ve öğretim yöntemlerinin milletimizin geri kalmasında en önemli etken olduğu kanısındayım. Onun için bir milli eğitim programından söz ederken, eski devrin boş inançlarından ve yaratılışımızla hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, milli karakterimiz ve milli tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü milli dehamızın gelişmesi ancak böyle bir kültür ile sağlanabilir.Eğer Cumhurbaşkanı olmasam, Eğitim Bakanlığı’nı almak isterdim.İlim ve fen çalışmalarının merkezi okuldur. Bundan dolayı okul lazımdır. Okul adını hep beraber hürmetle, saygıyla analım.Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askeri, siyasi, idari inkılâplar sizin, sayın öğretmenler, sizin sosyal ve fikri inkılâptaki başarılarınızla pekiştirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.Türkiye’nin birkaç seneye sığdırdığı askerî, siyasî, idarî inkılâplar çok büyük, çok mühimdir. Bu inkılâplar, sayın öğretmenler, sizin; toplumsal ve fikrî inkılâptaki muvaffakiyetlerinizle desteklenecektir. Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet,sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister!Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.Memleketi ilim, irfan, ekonomi ve bayındırlık alanlarında da yükseltmek, milletimizin her hususta çok verimli olan kabiliyetlerini geliştirmek, gelecek nesillere sağlam, değişmez ve olumlu bir karakter vermek lazımdır. Bu kutsal amaçlar elde etmek için mücadeleye atılanların arasında öğretmenler en önemli ve en hassas yeri almaktadır.Öğretmenlik ömür boyu sürecek bir öğrenciliktir.Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz… Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor, demektir. Bir taraftan genel olan cahilliği yok etmeye çalışmakla beraber, diğer taraftan toplumsal yaşamda bizzat faal ve faydalı, verimli elemanlar yetiştirmek lazımdır. Bu da ilk ve orta öğretimin uygulamalı bir şekilde olmasıyla mümkündür. Ancak bu sayede toplumlar iş adamlarına, sanatkarlarına sahip olur. Elbette milli dehamızı geliştirmek, hislerimizi layık olduğu dereceye çıkarmak için yüksek meslek sahiplerini de yetiştireceğiz. Çocuklarımızı da ayni öğretim derecelerinden geçirerek yetiştireceğiz.Öğretmenler; yeni nesli Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır.Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir…Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmendir.Okullarda öğretim vazifesinin güvenilir ellere teslimini, memleket evladının, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ideal sayacak üstün saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, derece derece ilerlemeye ve her halde refah sağlamaya uygun bir meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygıdeğer unsurlarıdır.İlk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni versin, fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki, çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun.Bir yandan bilgisizliği ortadan kaldırmaya uğraşırken, bir yandan da memleket evladını toplumsal ve ekonomik hayatta aktif şekilde etkili ve verimli kılabilmek için zorunlu olan ilk bilgileri, uygulamalı bir biçimde vermek metodu eğitimimizin temelini oluşturmalıdır.Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir.Milletimizin siyasî, toplumsal hayatında, milletimizin fikrî terbiyesinde rehberimiz ilim ve teknik olacaktır. Mektep sayesinde, mektebin vereceği ilim ve teknik sayesindedir ki Türk Milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı, bütün güzelliğiyle gelişir.Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile olan bağlarımızı kopartamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, çağdaş bir millet olarak medeniyet düzeyinin de üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her ulus ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.
Hisse Senedi Nasıl Alınır, Nasıl Satılır?
Günümüzde birikimlerin değerlendirilmesi ve para kazanma konusunda kişiler daha duyarlı. Gelişen teknoloji ve yükselen yaşam standartları kişilerin para ihtiyacında önemli bir artışa neden olmuştur. Bu gelişmelere ayak uydurmak için daha çok çalışarak para kazanmak yerine de, kişiler alternatif yollar arayışına girmiştir.Para kazanmak için alternatif yollar, günümüz olanaklarından olan internet sayesinde de gelişim göstermiştir. İnternetten yürütülecek alternatif işler, yapılan işe ek olarak yapılıp, ek kazanç elde edilmesini kolaylaştırmıştır. Ama bu yöntemlerin hepsinin güvenli, yasal yöntemler olduğunu söylemek pek mümkün değil. Borsadan para kazanmak ise bu alternatif yollar arasında hem güvenli hem yasal hem de kazançlı olanıdır.İlk Hisse Senedi İşlemleriBorsa denildiği zaman akla genellikle hisse senetleri gelir. Bunun nedeni de, borsa binaları hisse senetlerinin ticari işlemlerde kullanılmaya başlamasıyla kurulmuştur. 15. yüzyılda Dünya Deniz Ticareti’nin gelişim gösterdiği dönemde kıymetli evraklar ilk defa ticari işlemlerde kullanılmıştır. Kullanılan ilk kıymetli evrak ise poliçelerdir. Daha sonra da hisse senetleri bu ticari işlemlere dahil olmuştur. Yapılan ilk işlemler sokak köşelerinde, kahvehanelerde ve belirli yerlerde toplanılarak yapılmıştır.Hisse senetlerinin o dönemlerde el değiştirmesi tahmin edeceğiniz üzere az bir işlem hacmine sahiptir. Deniz aşırı ticarette, hisse senetlerinin el değiştirmesinde artan işlem hacmi ise işlemlerin daha güvenli yerlerde ve kayıt altına alınarak yapılması gereksinimini doğurmuştur. Borsaların güvenli yerler olduğunu da bu ihtiyaç kanıtlamaktadır. Borsada yapılan işlemler güvenlidir ve denetimler sonucunda yapılmaktadır.Borsada Hangi Hisse Senetleri Alınıp Satılır?Hisse senetleri, sermaye şirketlerinin ortaklarına, ortaklıklarını ve paylarını belirlemek amacıyla verdikleri kıymetli evraklardır. Ortaklara verilen bu hisse senetleri, sahiplerine bazı haklar kazandırmaktadır. Bu haklar ise;    Rüçhan hakkı; bedelli sermaye artırımına katılma hakkı.    Kardan pay alma hakkı; temettüden her ortak kendi payını alır.    Oy kullanma hakkı; şirket ile ilgili alınacak kararlarda oy kullanabilir.    Yönetime katılma hakkı; şirket yöntemi ile ilgili hak tanır.    Tasfiyeden hisse oranında pay alma hakkı.    Bilgi edinme hakkı; şirket ile ilgili her türlü bilgiden haberdar olma hakkı tanır.Hisse senetlerinin alım satımının yapılması demek bu hakların devrini bazı durumlarda söz konusu kılarken bazı durumlarda devri kapsamamaktadır. En basit örnek olarak, borsadan alınıp satılan hisse senetlerinde hakkın devri söz konusu değildir.Hisse senetleri tanıdığı haklara ve özelliklerine göre çeşitli türlere sahiptir. En çok bilinen hisse senedi türü ise Adi ve İmtiyazlı hisse senetleridir. İmtiyazlı hisse senetleri özellikle Amerika gibi gelişmiş ülkelerde kullanılmaktadır. Türkiye’de ise İmtiyazlı hisse senetlerinin kullanımına izin verilmemektedir ve yatırımcılar tarafından alınıp satılamamaktadır.Türk Ticaret Kanunu 409. Maddesi‘ne göre, hisse senetleri Hamiline Yazılı Hisse senetleri ve Nama Yazılı Hisse Senetleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Nama yazılı olan hisse senetleri sahiplerinin isimlerine kaydedilmiştir. Bu hisse senetlerinin borsada alınıp satılması söz konusu değildir ve borsaya kayıtlı olmayan şirketlerin hisseleri Türk Ticaret Kanunu’na göre işlem görmektedir. Nama yazılı olan hisse senetlerinin borsada alınıp satılması istendiği zaman ise hamiline çevrilmeleri gerekir ve Borsa İstanbul’a kayıt (kote) ettirilmesi gerekir.Hamiline yazılı hisse senetlerinde ise o senedin hamili kimse hak sahibi o kişi sayılmaktadır. Bu kişi de, ya ibraz edendir ya da Takasbank dökümünde kime kayıtlı görünüyorsa o kişidir. Ülkemiz borsasında işlem gören tüm hisse senetleri hamiline yazılı hisse senetleridir. Yine hamiline yazılı olan hisse senedinin borsada işlem görebilmesi için Borsa İstanbul’a kote edilmesi gerekmektedir.DEVAMI: http://www.borsanasiloynanir1.com/hisse-senedi-nasil-alinir-nasil-satilir/
Reklam
Türk Yatırımcısının Dilinden Düşmeyen 5 Söz
Girişimcilere yol göstermek maksadıyla kaleme alınmış bu kadar yazı varken, biz girişimcilerin 'iyi gün dostu' yatırımcıların bu yolda yalnız bırakıldıklarına şahit olduk bunca yıl. Belki de memleketteki girişimcilik ekosisteminin iki ayağının üzerine basabilmesi için tek ihtiyacımız olan, biz girişimcilerin onlar için hazırlayacağı bir kaç yol gösterici yazı olacaktı. Şimdi yüksek müsaadelerinle değerli silah arkadaşım, B2B meraklısı yatırımcılara hepimizin adına söyleyecek bir kaç sözüm olacak. Yazının bundan sonrası ise yatırımcı, sadece senin için. Girişimcilerin senden sürekli duyduğu sözler üzerine birkaç dostane izahat;
"Bir Yahudi, Bir Ateist, Bir Zerdüşt Yapsa Anlarım"
Eski Ekonomi Bakanı ve AKP Mersin Milletvekili Zafer Çağlayan, Tarsus’taki konuşmasında kendilerine yönelik oyunlar oynandığını vurgulayıp, “Bunları bize bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım. Ama bunları yapan Müslümanım diye geçiniyorsa yazıklar olsun” dedi.Kendilerinin seçimden seçime gelen siyasetçilerden olmadıklarını ve kimsenin önünde eğilmeyeceklerini dile getiren Çağlayan, “Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara karşı, AK Parti büyüyor ve güçleniyor. Mitinglerdeki kalabalıkları herkes görüyor. Birileri de ‘montaj’ diyor. Kimlerin montaja sarıldıkları ortada.” dedi. 102 milyar dolar olan ihracatı 150 milyar dolara çıkarmak suç ise kendisinin suçlu sayılabileceğini söyleyen Çağlayan, 17 Aralık operasyonunun özellikle belli bakanlar üzerinde yapıldığını dile getirdi. Zafer Çağlayan konuşmasına “Müslüman” geçinenlerin kendilerine komplo kurduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “Operasyon yapılan bakanların hepsi vatanına, milletine, bayrağına sonuna kadar bağlı olan Kürt kökenli arkadaşlarımızdır. Barış ve kardeşliği bozma adına bizleri hedef aldılar. Ama biz dimdik durduk. Başbakanımızın arkasında da dimdik durduk ve durmaya devam edeceğiz. Onlar şehit haberleri gelsin istiyor. Çünkü onlar kandan, terörden besleniyor. Nasıl bir zihniyetle mücadele ettiğimizi bu millet çok iyi görüyor. Sizlere anlatacağım çok şey var. Ama bunları bize yapanlar bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım. Ama bunları yapan Müslümanım diye geçiniyorsa yazıklar olsun. Bir Müslüman bunları nasıl yapar? İşte bu nedenle 30 Mart yerel seçimleri seçim olmaktan çıktı. 30 Mart seçimleri istiklal mücadelesidir. Zafer AK Partinin olacak.”zete.com
Türk Öğrencilerin Yurtdışı Eğitim Tercihleri Değişiyor
Yapılan aştırmalar neticesinde Türk öğrencilerin yurtdışı eğitim tercihleri değişiyor. Daha önce yoğun olarak Avrupa ve Amerika’da eğitim gören Türk öğrenciler artık bu tercihlerine Uzakdoğu’yu da ekliyor. Türk nüfusunun yoğun olarak bulunduğu Avrupa ülkeleri ilk sırada geliyor. Bunlardan İngiltere’de yaklaşık 32 bin Türk öğrenci eğitim görüyor. İngiltere’nin ardından Amerika 28 bin öğrenci ile 2. sırada bulunuyor. En çok Türk nüfusunun yaşadığı Almanya’da ise yaklaşık 12 bin Türk öğrenci öğrenim görüyor. MALEZYA’DA BİN TÜRK ÖĞRENCİ ÖĞRENİM GÖRÜYOR Son on yılda Dünya’nın ekonomi merkezinin doğuya kayması ve okulların çift dilli eğitim( Yerel dil ve İngilizce) vermesi ile beraber daha çok Türk öğrencisi tercihlerini Uzakdoğu ülkelerinden kullanmaya başladı. Bu ülkelerden Çin’de 2 bin, Malezya’da yaklaşık bin kişi öğrenim görüyor. Uzakdoğu’daki bu ülkelerin üniversitelerinin, Dünya en iyi üniversite sıralamasında yukarıya çıkmaya başlaması, Eğitim kalitelerinin yükselmesi ve cazip burs fırsatlar ile beraber bu okulları tercih eden Türk öğrencilerinin önümüzdeki dönemde artması bekleniyor.
Reklam
'Beni Taksim'de Kimse Tanımadı'
Ünlü oyuncuyu meğerse sadece bir tek kişi tanımış; o da...2005’te Duvara Karşı ile tanışmıştık onunla. Duvara Karşı, Berlin Film Festivali’nda Altın Ayı ödülünü kazanınca Fatih Akın ve filmin oyuncuları hem Türkiye basınında hem de Avrupa basınında geniş yer bulmuştu. Duvara Karşı, Sibel Kekilli’nin kariyerinin de başlangıcı oldu aynı zamanda. Filmdeki başarılı performansının hemen ardından Fatih Akın’ın Kebab Connection’ında ve Ömer Uğur’un Eve Dönüş adlı filminde rol aldı. Sonrasında sinema kariyerini istikrarlı bir şekilde sürdüren Kekilli, yıllar sonra bir Amerikan dizisiyle karşımıza çıktı. SONUNDA SHAE KRALİÇE OLACAK Game of Thrones’un yeni sezon tanıtımı için Londra’da düzenlenen basın toplantısında Sibel Kekilli’yle buluştuğumuzda, hemen sıcakkanlılığıyla ortamı yumuşatıp sohbeti başlatıyor: “Sonunda Shae kraliçe olacak!” Bu noktadan itibaren yeni sezon hakkında ser verip sır vermeyeceği anlaşılıyor. Bunun üzerine merakımız hemen başka taraflara yöneliyor. Sahi nasıl Game of Thrones gibi büyük bir Amerikan yapımında rol almıştı? O, Avrupa’da başarı kazanmış bir bağımsız film oyuncusuydu ne de olsa. Birbirinden çok farklı iki kulvar… Kekilli’ye göre Duvara Karşı önemli ödüller kazanmış bile olsa, bir TV dizisiyle karşılaştırılamaz. “HBO’nun yapımcılığını üstlendiği bir TV dizisi dünyanın her yerinde yayınlanıyor. TV’deysen herkes seni tanıyor. Bağımsız bir filmden çok farklı. Bu dizide rol aldığım için çok özel ve gururlu hissediyorum.” DAHA ÇOK TANINDIM Önceki senelerde dizinin yaratıcıları David Benioff ve D.B. Weiss ile yaptığımız röportajlarda, Kekilli’nin Duvara Karşı’daki performansına hayran kalıp diziye katılmasını istediklerini öğrenmiştik. Hatta aksanı nedeniyle de karakterin kökenini değiştirmişlerdi. “Dan ve David beni Duvara Karşı’da izleyip beğendiklerini söylemişti. Film 2004’te çekilmişti, benim seçmelerim ise 2010’da gerçekleşti. Onlar film bağımlısıdır. Beni kadroya katıp, rolü benim uğruma değiştirdikleri için kesinlikle özel hissediyorum. Game of Thrones’tan sonra daha çok seçmeye çağrılmaya başladım.” gazetevatan.com
İş Hayatında Başarılı Olmak İsteyen Kadınlar İçin 20 Tavsiye
Güne erken başlayın.Sorunları engellemenin sorunları çözmekten kolay olduğunu unutmayın.Tüm yanıtları bilmeye çalışmak yerine doğru soruları sorun.Tavsiye almak istiyorsanız doğru kişilere danışın.Büyük sorunları küçük parçalara ayırın, sonra teker teker çözün.Hedeflerinizi mutlaka yazın.Kazandığınızdan az harcayın.Konuşmadan önce iyice düşünün.Yalnızca yerine getirebileceğiniz ricaları kabul edin.Küçük de olsalar başarılarınızı kutlayın.Hatalıysanız kabul edin.Kendinizi sık sık ödüllendirin.İlerlemenizi ve başarmanızı engelleyen arkadaşlarınızdan vazgeçin.Üzgünlüğün geçici olduğunu unutmayın.İntikam peşinde koşmayın.Spora zaman ayırın. Bedeninize saygı gösterin.Her gün mutlaka okuyun.Televizyona günde 1 saaten fazla vakit ayırmayın.Kendinize günde 15 dakika sessiz bir zaman ayırın.Hiçbir şey için sağlığınızı tehlikeye atmayın.
Türk Havucunu Çaldılar
Çokuluslu Biyoteknoloji Şirketi Monsanto, bitki çeşit hakkını talep ettiği Türkiye kaynaklı Mor havucu pazara sürüyor... Hint asıllı tohum aktivisti ve yazar Vandana Shiva tarafından Buğday Derneği'ne iletilen yazıya göre, Çokuluslu Biyoteknoloji Şirketi Monsanto, bitki çeşit hakkını talep ettiği Türkiye kaynaklı Mor havucu pazara sürüyor. GDO'ya Hayır platformunun bir parçası olan Buğday Derneği'nin Yönetim Kurulu Başkanı Güneşin Aydemir, konuyla ilgili şöyle görüş bildirdi: “Yerli çeşitlerimiz sadece kültürel çeşitliliğimizin bir parçası veya gıda güvenliğimizin garantisi değildir. Yerli çeşitler aynı zamanda üreticiler elinde sürekli olarak kendilerini yenileyen ve ekolojik şartlara uyum sağlayan tohumları içerir. Dolayısıyla tohumlar, onları eken çiftçiler, ekildikleri coğrafya ile bir bütündür. Biyo-korsanlık, çeşitleri sadece genetik malzemeler olarak görmeye, toplumun bütününe ait olan -dolayısıyla da kimseye ait olmayan- bu zenginliği kendilerine mal etmeye, çiftçiliği köleleştirmeye çalışmanın adıdır ve ekolojik yaşam mücadelesi içinde olan herkesin bu konuda uyanık olması gerekir. Mor havuç örneği tohumların sadece çiftçilikle devam ettirilmesi değil aynı zamanda genetik materyal olarak topluma ait olması gerektiğini çok güzel anlatıyor. Yerli çeşitlerin sahiplenilmesi ile ilgili hukuki mevzuatın bu bağlamda ele alınması zaruridir.” Biyoçeşitlilik, tarım, biyogüvenlik gibi konularda danışmanlık hizmeti veren Prickly Research’ın (www.pricklyresearch.com) Genel Müdürü, 1994 yılından beri biyoçeşitlilik üzerinde çalışmalar yürüten Edward Hammond’ın 20 Şubat 2014 tarihinde kaleme aldığı yazı aşağıdaki gibi: 'Çoğu insan havucun turuncu olduğunu düşünür. Bu daha çok, 16. ve 17. yüzyıllarda Hollandalı bitki ıslahatçılarının, Hollanda krallığının rengini öne çıkarmak için havucu bu renkte üretmeleri ve böylece, havucun geleneksel rengi olarak turuncu rengin kabulüne yol açmış olmalarının sonucudur. Bitki ıslahçılarının 300 yıldır üzerinde durmadığı mor havucu, Monsanto’nun bağlı kuruluşu Seminis neden şimdi yeniden üretmeye kalkışıyor? Sebebi yoğun bitki yetiştiriciliği mi? Hayır. Genetik mühendislik mi? O da değil. Seminis, mor havucu pazara çıkarmak için dünyada renkli havuç üretimine ara vermemiş bir yer olan Türkiye’nin güneyine giderek buralı çiftçilerden tohum satın aldı. Basit bir eleme sürecinden sonra, şirket bu havucun kendisine ait olduğunu iddia etti ve hem ABD’de (US PVPA Sertifikası 200400327) hem de AB’de (EU CPVO Sertifikası 20050779) bitki çeşit hakkını (PVR) aldı. Sertifika, 1999 yılının Kasım ayında, eski bir Seminis temsilcisi John Wester’in Adana, Türkiye’de bir çiftçi pazarından açık tozlaşma ile üremiş yerel, yani çiftçiye ait havuç tohumu satın aldığını, bu tohumu Seminis havuç yetiştiricisine gönderdiğini, tohum paketinin üzerinde isim yazmadığını, bu nedenle “Türkiye menşeli Siyah Havuç” olarak isimlendirildiğini ifade ediyor. Ardından, kendi talebinden utanmışçasına, tohum derlemeyi aşağıdaki şekilde tarif ederek, köy pazarlarındaki tohumun kendi fikri mülkiyet hakkı için satın alınmış olmasını haklı gösteriyor. ‘’ABD tarım bakanlığının ve uzak, izole bölgelerden yabani bitki gen kaynakları toplayan bu gibi çalışmaları, yeni ve heyecan verici bir çeşitlilik sağladığından çok değerli çalışmalardır.” Yeni ve heyecan verici çeşitlilik deniyor, ama Seminis’in durumunda, tohum derlemesi çeşitliliği korumak amaçlı değil, fikri mülkiyet hakkı ve kar için yapılmıştı. Şunu da belirtmek gerekir ki Seminis, tarım alanın merkezinde yer alan 1,5 milyon nüfuslu Adana’yı uzak ve izole bölge olarak ileri sürmesi doğru değildir. “Türkiye menşeli Mor Havuç” olarak adlandırılan yerel çeşidin, Seminis’in fikri mülkiyeti olan Anthonina’ya dönüşmesi süreci hiç de karmaşık değildi. Mor Havuç herhangi bir türle melezleştirilmedi. Seminis yalnızca Türk tohumunu ekti ve filizlenenler arasından çabucak kendi amacına en uygun olanları, yani istenen kök şeklini sağlayan ve mor renkli bitkileri seçti. 2000 yılı sonları ve 2004 yılı başları arasında Kaliforniya’da altı nesil üretilmesi sonrasında, Mor Türk havucundan Anthonina’nın dolaysız elemesi tamamlanmış oldu. Bunun ardından Seminis, önce ABD’de, sonra da AB’de bitki çeşit hakkına başvurup bunu elde etti. Mor Türk Havucunun geçmişi hakkında başka neler biliyoruz? Bitki Çeşidi Hakkı savunucuları muhtemelen, Türkiyeli çiftçilerin Mor Türk Havucunu ekmeye devam edebileceklerini söyleyerek Monsanto’nun Anthonina’yı kendine mal etmesinde yanlış bir şey olmadığını savunacaklardır. Zarar verildi mi? Hayır. Türkiyeli çiftçilerin kendi havuçlarını ekmeye devam edebilecekleri doğru olsa da, konu bu değil. Tartışma bazı kritik konuların etrafından dolanıyor: İlk olarak, Seminis havucu kendine mal etmek için fazla bir işlemden geçirmiş değil. Anthonina, özellikle havucun en çok pazarlanabilir özelliği olan rengi açısından, özünde Türkiyeli çiftçilerinin melezlemiş olduğu tohum ile aynı. Monsanto esasen kendi melezlemediği şeyin Bitki Çeşit Hakkı’na sahip. İkinci olarak, fayda-paylaşımı da tamamen göz ardı edilmiş. Monsanto’nun, genetiği Türkiye’de olan kaynaklara (havuç tohumlarının ABD’ye gönderilmesinden iki yıl önce, 1997 yılında Türkiye Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni imzalamıştı) erişebilmiş olması ve bunlardan yararlanmaya devam etmesi mor havucu melezlemiş olan çiftçilere herhangi bir yarar sağlamıyor. Monsanto’nun, başka birinin getirdiği yeniliği sahiplendiğini belgeleyen bu olayda tohumun kaynağına ilişkin kilit detaylar ifşa oldu. Bitki çeşit hakkına başvuranların daha ağzı sıkı olduğu veya kaynak tohumları nereden elde ettiğinin sorulmadığı durumlarla ise daha sık karşılaşılıyor, bu da bitki çeşidi koruma yasasındaki çiftçilerin kaynaklarının ve getirdiği yeniliklerin çalınabilmesine yol açan kabul edilmez bir eksikliktir.”
Reklam
Bankada Karşılaşabileceğiniz 15 Müşteri Tipi
Her ne kadar internet bankacılığı yaygınlaşsa da hala bankaya gitme ihtiyacı duyuyoruz. Banka işlemleri zaten yeterince can sıkıcıyken bir de bunu daha da zorlaştıran müşteriler ile de karşılaşıyoruz. İşte bankada denk gelebilecek 15 zorlu müşteri tipini sizler için derledik.
Başbakan Erdoğan'dan 'Helal Lokma' Gafı
Partisinin Eskişehir mitinginde konuşan Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken 'Evlatlarıma helal lokma yedirmedim' diyerek gaf yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin yerel seçim çalışmaları kapsamında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken farkında olmadan ilginç bir gafa imza attı. ÇOCUKLARIYLA İLGİLİ ELEŞTİRİLERE YANIT VERDİ Kemal Kılıçdaroğlu’nun Tekirdağ mitinginde Erdoğan’ı eleştirirken yanlışlıkla Erdoğan’ın annesinin de yolsuzluğa bulaştığını söyleyip, hatasını anladığında özür dilemesini eleştiren Erdoğan, çocukları hakkındaki eleştirilere cevap verdi. 'HELAL LOKMA YEDİRMEDİĞİM HALDE...' Bu sırada dili sürçen ve ‘haram’ yerine ‘helal’ kelimesini kullanan Erdoğan 'Sen, benim evlatlarıma helal lokma yedirmediğim halde, evlatlarıma da haramdan bahsedecek kalitede de değilsin' dedi. sondakika.com
Reklam
AKP İktidarında Kadının Adı Yok
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Türkiye'nin 12 yıldır “kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyen bir başbakan ve partisince yönetildiğini, bu sözlerin AKP’nin kadına bakışını yansıttığını belirtti. Kadını “en az 3 çocuk” doğurma görevi vererek ev içine hapseden AKP zihniyetinin, erkek tahakkümü ve şiddetine sessiz kalıp erkeğine koşulsuz hizmet eden bir kadın tipi istediğini belirten Umut Oran, '30 Mart yerel seçimlerinde oy kullanacak 52.7 milyon seçmenin de yaklaşık yarısını kadınlar oluşturuyor. Kadınların oy tercihi, ülkenin kaderini belirleyecek nitelikte ve AKP zihniyetinden kurtulma yönünde büyük önem taşıyor. Türkiye’nin 12 yılını çalan; her alanda cinsiyet ayrımcılığı yapan, kadını ikinci sınıf gören, onu ekonomik, toplumsal ve siyasal hayattan dışlayan bu “erkek egemen” ortaçağ zihniyetinden kurtulmada kadınlarımıza büyük görev düşüyor…AKP son demlerini yaşıyor, 12 yıllık AKP iktidarı Türk siyasi tarihinde kara bir dönem olarak yer alacak. Kadın seçmenin iradesi;  çağdaş, demokratik, ileri bir Türkiye’ye giden yolda belirleyici olacaktır. Kadınlarımız, AKP’nin biletini sandıkta kesecektir...- Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve adalet CHP ile gelecektir' dedi.Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle: AKP İKTİDARINDA KADININ ADI YOK…SANDIKTA AKP’NİN BİLETİNİ KADINLAR KESECEK…Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve adalet CHP ile gelecektir. Cumhuriyet özünde kadını toplumsal yaşama katma projesiydi. Çünkü aksi halde çağdaş ve ileri bir toplum olamazdık. 8 MartDünya Kadınlar Günü de Türkiye’de ilk kez 1921 yılında 'Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlanmaya başladı.AKP döneminde ise kadınlar ekonomik, sosyal ve siyasi alanlardan giderek dışlandı. İktidardaki parti, kadını, toplumsal hayattan dışlayan, onu evi ile sınırlayan anlayışıyla kadının konumunu geriletti.Türkiye 12 yıldır “kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyen bir başbakan ve partisince yönetiliyor. Bu sözler AKP’nin kadına bakışını yansıtıyor. Kadını “en az 3 çocuk” doğurma görevi vererek ev içine hapseden AKP zihniyeti, erkek tahakkümü ve şiddetine sessiz kalıp erkeğine koşulsuz hizmet eden bir kadın tipi istiyor.Türkiye nüfusunun 38.2 milyonla yaklaşık yarısını kadınlar oluşturuyor. Çalışma hayatında ise kadının adı yok. Kadınlarda işgücüne katılım yüzde 30.8’le 1990’ların gerisinde. Türkiye bu oranda OECD sonuncusu... Çalışma çağındaki 28 milyonu aşkın kadın nüfusun 11.5 milyonu ev kadını. Orta boy bir ülke nüfusuna denk bu kesim çalışma yaşamı yerine evle özdeşleşen geleneksel konumda ve işgücünden sayılmıyor.2.5 milyon dolayındaki kadının okuma yazması yok. Okuyanlar da iş bulamıyor. Çalışanlar yönetici olamıyor. Kamuda çalışanların yüzde 34’ünü  kadınlar oluştururken yöneticiler içinde kadın oranı yüzde 13.6.30 Mart yerel seçimlerinde oy kullanacak 52.7 milyon seçmenin de yaklaşık yarısını oluşturan kadınların tercihi büyük önem taşıyor. Her alanda cinsiyet ayrımcılığı yapan ve kadını ikinci sınıf gören zihniyetten kurtulmada kadınlarımıza büyük görev düşüyor. Sandıkta, AKP’nin biletini kadınlarımız kesecek…Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve adalet CHP ile gelecektir. ‘Kadın’ dahi diyemeyen ‘bayan’ı tercih eden bu anlayış gereken cevabı bizzat kadınlarımızdan alacak.Kadınlarını ekonomik yaşamın içine katmayan bir ülkenin kalkınması, gelişmesi, ilerlemesi mümkün değildir. Kadınlar, ancak özgür, eşit, bağımsız bireyler olarak toplumda saygın yerini alır, erkeklerle aynı hak ve imkanlara sahip olur ve toplumsal süreçlere etkin biçimde katılabilirse, çağdaş ve ileri bir toplum yaratılabilir.Cumhuriyet kadını toplumsal yaşama katma projesiydi. Cumhuriyeti kuranlar, aksi halde çağdaş bir toplum ve ileri bir ülke olamayacağımızın bilincindeydi. Günümüzün en ileri ülkelerinden çok daha önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü de Türkiye’de ilk kez 1921 yılında 'Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlanmaya başladı.AKP döneminde ise kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi alanlarda katılımı giderek geriledi. Ne yazık ki Türkiye 12 yıldır, kadın erkek eşitliğine inanmadığını açıkça söyleyebilen bir başbakan ve partisi tarafından yönetiliyor. İktidardaki parti, kadının haklarını ve katılımını artırmak bir yana, zihniyeti gereği kadını evi ile sınırlayarak toplumsal süreçlerden dışlamayı tercih etti. AKP,  kadının toplumdaki konumunu geriletti, onu erkeğin tahakkümü altında, ikinci sınıf insan konumuna itti ve kadına şiddeti de reva gördü.2.5 milyon kadın okuma yazma bilmiyor… Kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi alanlarda var olabilmelerinin en önemli aracı ise eğitim. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kız çocukları eğitime kazandırıldı ve ayrımcılık ortadan kaldırıldı. Ancak kadının eğitim imkânlarından yararlanma oranı AKP döneminde geriledi. Türkiye’de 2012 yılı itibarı ile okuma yazma bilmeyen 2.8 milyon kişinin yüzde 83’ünü kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de okuryazar olmayan her beş yetişkinden dördü kadındır. AKP iktidarı döneminde kız çocukları eğitimden uzaklaştırıldı; 4+4+4 sistemi ile eğitimde kız çocuklarının 5.-6. sınıflardan sonra okullarını terk eğilimi arttı. Kadınlarda yüksek eğitim oranı çok düşük… Üniversite mezunu kadın nüfusun en yüksek olduğu il olan Ankara’da bile bu oran yüzde 15.3’te bulunuyor. Bu oran Hakkari’de yüzde 2.6’ye kadar düşüyor. Çalışma hayatında kadının adı yok…2013 itibariyle Türkiye nüfusunun 38 milyon 194 bin 504 kişi ile yüzde 49.8’ini kadınlar oluşturuyor. Yani kadın nüfus erkek nüfusla yaklaşık olarak eşit… İleri yaş gruplarında ise kadın nüfus erkek nüfustan fazla… Çalışma çağındaki kadın sayısı 28 milyonu aşıyor. Bunların 11.5 milyonu ev kadını. Yani orta boy bir ülke nüfusuna yakın kadın iş gücü, çalışma yaşamı yerine evle özdeşleşen geleneksel konumunu sürdürüyor, bunlar “ev kadını” oldukları için işgücü sayılmıyor. Eğitime devam eden, emekli, iş bulma umudu olmayan, mevsimlik çalışan vb. de eklendiğinde, çalışma çağında olup da iş gücüne dahil olmayan toplam kadın sayısı 20 milyona yaklaşıyor. Geriye iş gücü olarak 8.7 milyonluk bir kadın nüfus kalıyor. Bunların da 1 milyon 33 bini işsiz, 7.6 milyonu çalışıyor. Ancak “çalışıyor” gözüken kadınların 2.4 milyonu, gerçek bir istihdam şekliyle ilgisi olmayan “ücretsiz aile işçisi”, bunların da tamamına yakını kırsal kesimde… Bu istatistik kamuflajına rağmen kadınlarda işsizlik oranı yüzde 11.9’la daha yüksek.Böylece 28 milyondan fazlası çalışma çağında olmak üzere toplamda 40 milyona yaklaşan kadın nüfus içinde ücretli-yevmiyeli, işveren ya da kendi hesabına çalışanların sayısı 5 milyon dolayında kalıyor. İşveren ve kendi hesabına çalışan kadın sayısı sadece 915 bin ve bunun toplam kadın nüfustaki oranı yüzde 2.4.2013 itibariyle kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 30.8’le, 1990’lı yıllardakinin altında bulunuyor. Türkiye, kadının iş gücüne katılımında OECD ülkeleri içinde son; dünyada ise 127. sırada yer alıyor.İş hayatında cinsiyet ayrımcılığı…İktidardaki parti, adar yıllardır cinsiyet ayrımcılığını ve kadın düşmanı politikalarını artırarak sürdürüyor. Kamuda çalışanların yüzde 34’ünü  kadınlar oluşturuyor. Buna karşılık 2013 kamusal alanda üst düzey kadın yönetici oranı yüzde 9.3’e kadar gerilemiş durumda. Akademik personel içerisinde kadın profesörlerin oranı 2012-2013 öğretim yılı için yüzde 28.1 oldu. Kadın polis oranı 2013 yılında da yüzde 5.5’lik düzeyini korudu. BDDK, SPK gibi kuruluşlarda hiç kadın yönetici bulunmuyor, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay  ve HSYK başkanları, rektörlerin tamamına yakını erkek. Türkiye kadına ayrımcılıkta Tanzanya ve Katar’la aynı ligde…Dünya Cinsiyet Ayrımcılığı Raporu’na göre Türkiye’nin 136 ülke arasında 120. sırada bulunuyor. Sıralamada Türkiye’den hemen sonra gelen ülkeler ise Gana, Tanzanya, Katar gibi ülkeler...Kadına siyasette yer yok…AKP döneminde kadınların siyasete, sivil toplum kuruluşlarına ve genel olarak karar alma süreçlerine katılımlarındaki artış adeta durdu. Ülke nüfusunun yarısını kadınlar oluştururken, kadın milletvekili oranı yüzde 14.4’te kalıyor.  Türkiye’de 2013 itibariyle kadın bakan sayısı sadece 1 ve kabinede kadın bakan oranı olarak yüzde 4’e denk geliyor. Oysa bu oran Norveç’te yüzde 52.6, İsveç’te yüzde 52.2 düzeyinde bulunuyor. Kadınlar sivil toplum örgütlerinde de yeterince yer alamıyor. 2012 itibariyle toplam dernek üye sayısı içinde kadınların oranı yüzde 11.9’la çok düşük. Dernek üyesi kadınların toplam nüfusa oranı da sadece yüzde 2.2.AKP döneminde kadına şiddet tavan yaptı…AKP döneminde kadını ikinci sınıf gören zihniyetin tolerans ve himayesiyle toplumda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri de tavan yaptı. Aralık 2002-Temmuz 2009 dönemini kapsayan bir araştırmaya göre bu dönemde kadın cinayetleri yüzde bin 400 arttı. göre 2002’de 66 olan kadın cinayeti sayısı, 2009’un ilk 7 ayında 953’e yükseldi. Daha yeni verilere göre de 2011 yılında 257 kadın öldürülürken, 102 kadın tecavüze uğradı ve 202 kadın yaralandı. 2012 yılının ilk altı ayında 100’e yakın kadın hayatı kaybetti.Türkiye’de günde ortalama 5 kadın, eşleri, sevgilileri ya da tanıdıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Devletten koruma talep eden kadınların kaldığı sığınma evleri açılış törenleri ile teşhir ediliyor, koruma talebiyle polis veya savcılığa başvuran kadınların yüzde 73’ü, sığınma evlerinde olan kadınların ise yüzde 27’si cinayete kurban gidiyor.AKP, erkek tahakkümünü hak görüyor…Başbakanın “kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” sözleri doğrudan AKP’nin kadına bakış açısını yansıtıyor. Bu zihniyet kadının, “fıtratı” gereği zayıf ve erkeğin himayesine muhtaç olduğu; bu nedenle kapatılması ve kontrol edilmesi gerektiğini düşünüyor. Kadını “en az 3 çocuk” doğurma görevi vererek aile içine hapseden, onu “itaatkâr eş ve anne” rolüne zorlayan AKP zihniyeti, erkek tahakkümü ve şiddetine sessiz kalan, erkeğine koşulsuz hizmet eden kadın tipi yaratmak istiyor.Ne kadar az eğitim, o kadar çok çocuk…Nüfus ve Konut Araştırması sonuçlarına göre 2011 yılında, 15 ve daha yukarı yaşta ve en az bir evlilik yapmış okuryazar olmayan kadınların yüzde 74.9’u 4 ve daha fazla çocuk doğurmuş durumda… Bu oran lise veya dengi okul mezunu kadınlarda yüzde 4.8’e, yükseköğretim mezunu kadınlarda yüzde 1.9’a düşüyor.Buna göre eğitimle çocuk sayısı arasında ters orantı bulunuyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe çocuk sayısı azalıyor. O halde Başbakan’ın çiftlerden “en az 3 çocuk” talebinin gerçekleşmesi için kadının eğitimsiz kalması gerekiyor. Bu istatistik, kürtaj ve sezaryeni yasaklatan Başbakanın nasıl bir kadın, aile ve toplum tasavvuruna sahip olduğunu gösteriyor.Fuhuş sektörü AKP döneminde zirve yaptıAKP, istatistik oyunlarıyla ekonomik göstergeleri makyajladı, kötü gidişatı kamuflaj yöntemiyle gözlerden uzak tutmaya çalıştı, ekonomide sahte pembe tablolar çizdi. Şimdi de 30 Mart seçimleri öncesi, “Ben lafa değil, icraata bakarım” temalı, asılsız başarı öyküleri anlatan TV reklamları ile göz boyamaya, beyin yıkamaya devam ediyor. Bu reklamlarda yok yok… Bunları izleyenler bu ülkeye bırakın metroyu, neredeyse uçağı bile ilk AKP’nin getirdiğini sanabilir.Oysa AKP’nin 12 yıllık iktidarında uyguladığı ekonomi politikaları kitlelere iş-aş yaratmadığı gibi, gelir dağılımı daha da bozuldu, milyonlar daha da yoksullaştı. Bir ülkede ekonomi bozuldukça hayat kadını sayısı da artar.  Resmi veriler AKP döneminde fuhuş sektörünün adeta tavan yaptığını gösteriyor. Başbakanlık İnsan Hakları Kurulunun 2010 yılında yaptığı bir araştırmaya göre 2002’de 25 bin olan hayat kadını sayısı, 2010 itibariyle 100 bini aşmış durumda. Araştırma, 40 bin kadının da vesika alabilmek için beklediğini gösteriyor. Bu resmî veriler, 4 yıl önceki tabloyu yansıtıyor. Bu sayının bugün itibariyle çok daha yüksek düzeylere ulaştığı muhakkak…   AKP’nin toplum modelinde kadına biçilen rolAKP’li belediyeler düzenledikleri etkinliklerde kendi kafalarındaki kadın modelini topluma benimsetmeye çalışıyor; konuşmacılar, kadınlara erkeklerin üstünlüğünü kabul etmeleri yönünde telkinde bulunuyor. AKP kendi zihniyetindeki toplumun inşası için gerekli kadın tipini yaratma sürecinde rol modeller de oluşturuyor. Bu görevi üstlenen ve AKP’nin toplum mühendisliği çalışması kapsamında “Yaşam koçluğu ve aile danışmanlığı” sıfatıyla seminerler verenSibel Üresin, 21. Yüzyıl Türkiye’sinde açık açık çok eşliliği, imam nikahının resmileşmesini savunuyor.AKP zihniyetinin kadına bakışını gösteren sadece birkaç örnek ifadeyi hatırlamakta yarar var:- “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum' (Tayyip Erdoğan / Kadın dernekleri ile yaptığı toplantıda)“Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır” (AKP Ünye Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci)- “Kadına şiddet abartılıyor' (Tayyip Erdoğan / AKP’nin ilk 7 yılında yüzde 1400 artan kadın cinayetleri hakkında.- “Benim bedenim, benim kararım diyenler feminist' (Tayyip Erdoğan / Kürtaj tartışmaları hakkında)- “Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem' (Tayyip Erdoğan / Dilşat Aktaş hakkında)- “Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum.' (Tayyip Erdoğan / Kürtaj tartışmaları hakkında)- “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar.' (Recep Akdağ / Eski Sağlık Bakanı, Kürtaj tartışmaları hakkında)- “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum…' (Ayhan Sefer Üstün / AKP Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı)- “Tecavüze uğrayan da kürtaj yaptırmamalı, Bosna’da kadınlar tecavüze uğradı ama doğurdular.' (Ayhan Sefer Üstün / AKP Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı)- “Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın.' (İ. Melih Gökçek / AKP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı)- “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün.' (İ. Melih Gökçek)- “Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya...' (Tayyip Erdoğan / Münevver Karabulut cinayeti hakkında)- “Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik' (Fatma Şahin / Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı)- “Türk kadını evinin süsüdür.' (Vecdi Gönül / Eski Savunma Bakanı)- “Evdeki işler yetmiyor mu?' (Veysel Eroğlu / Orman ve Su İşleri Bakanı / Kendisinden iş isteyen kadına)- “Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor.' (Erhan Ekmekçi / AKP İl Genel Meclis Üyesi)- “Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.' (Mehmet Şimşek / Maliye Bakanı)- 'Kocama arkadaşımı tavsiye ettim', “Kocamın ikinci bir eş almasına müsaade ettim” (Sibel Üresin / AKP’nin yaşam koçu ve aile danışmanı)- “15’inde kız ya erde, ya yerde olmalı” (Prof. Remzi Fındıklı / Hükümetin 2012’de atadığı Polis Akademisi Başkanı)“Kızlı-erkekli aynı evde ne yapıyorlar belli değil” (Tayyip Erdoğan / Üniversiteli gençler hakkında)Peki CHP ne yapacak? CHP iktidarında Eşitlik Bakanlığı kurulacak ve eşitlik eylem planı gerçekçi hedefler ve somut önerilerle yenilenecektir. Bütün kamu kurumlarında toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme yapılacaktır.Eşitliğe kaynak ayırma şeffaf hale getirilecektir.En fazla beş yıl içinde okuma yazma bilmeyen kadın kalmayacaktır.CHP kendi yönetim kademelerinde yüzde 33 kadın kotası koyarak, kadınların karar verme süreçlerine katılmasındaki kararlılığını göstermiştir.CHP kamu yönetiminde kadın yönetici sayısını en üst düzeye çıkartacaktır.AB ülkelerine koşut olarak özel sektörde de kadınların yönetim kademelerinde yer almasını sağlayacak hukuki yaptırım ve teşvikler uygulanacaktır.Kadınların çalışma hayatına vasıflı işgücü olarak katılmaları sağlanacaktır. Güvencesiz çalışmanın önüne geçilecek ve bu konuda işverene destek olunacaktır.Şiddet mağduru kadınlar kesinlikle korunacaktır.Kadınların çalışma hayatına katılmalarını engelleyen nedenleri kaldırmak amacı ile tam gün okul, uzun süreli ucuz gündüz bakım hizmetleri, ailedeki engelli ve yaşlıların bakımında toplumsal ve kurumsal destek gibi olanaklar geliştirilip, yaygınlaştırılacaktır.Ailenin mutluluğu bireyler arasında eşit ve paylaşımcı değerlerin benimsenmesine bağlıdır.Demokrasi ancak kadınların güçlendiği ve tam anlamıyla eşit yurttaş olduğu bir toplumda kökleşebilir. Kadınlar Türkiye'nin yeterince değerlendiremediği en büyük varlığıdır. Kadınların toplumsal ve kamusal yaşama daha eşit katılmalarından, kısacası daha güçlü olmalarından kadınlar kadar erkekler ve çocuklar, neticede tüm ülke yararlanacaktır. Şiddet mağduru kadınlar kesinlikle korunacaktır.Kadınların çalışma hayatına katılmalarını engelleyen nedenleri kaldırmak amacı ile tam gün okul, uzun süreli ucuz gündüz bakım hizmetleri, ailedeki engelli ve yaşlıların bakımında toplumsal ve kurumsal destek gibi olanaklar geliştirilip, yaygınlaştırılacaktır.Ailenin mutluluğu bireyler arasında eşit ve paylaşımcı değerlerin benimsenmesine bağlıdır.Demokrasi ancak kadınların güçlendiği ve tam anlamıyla eşit yurttaş olduğu bir toplumda kökleşebilir. Kadınlar Türkiye'nin yeterince değerlendiremediği en büyük varlığıdır. Kadınların toplumsal ve kamusal yaşama daha eşit katılmalarından, kısacası daha güçlü olmalarından kadınlar kadar erkekler ve çocuklar, neticede tüm ülke yararlanacaktır.- Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve adalet CHP ile gelecektir.Kadınların başta ekonomi olmak üzere yaşamın her alanında daha fazla ve etkin biçimde yer alması gerekiyor.Kadınların; eğitimde eşit fırsata sahip olması, ekonomi, toplumsal yaşam ve siyasete özgür ve eşit katılımı sağlanmalıdır.Demokrasinin “olmazsa olmaz”ı niteliğindeki eşit temsil ve katılım ilkesinin gerçekleşebilmesi için TBMM’de kadın milletvekili oranının kadınların nüfustaki ağırlığına paralel bir orana ulaşması gerekiyor.30 Mart yerel seçimlerinde oy kullanacak 52.7 milyon seçmenin de yaklaşık yarısını kadınlar oluşturuyor. Kadınların oy tercihi, ülkenin kaderini belirleyecek nitelikte ve AKP zihniyetinden kurtulma yönünde büyük önem taşıyor. Türkiye’nin 12 yılını çalan; her alanda cinsiyet ayrımcılığı yapan, kadını ikinci sınıf gören, onu ekonomik, toplumsal ve siyasal hayattan dışlayan bu “erkek egemen” ortaçağ zihniyetinden kurtulmada kadınlarımıza büyük görev düşüyor… AKP son demlerini yaşıyor, 12 yıllık AKP iktidarı Türk siyasi tarihinde kara bir dönem olarak yer alacak. Kadın seçmenin iradesi;  çağdaş, demokratik, ileri bir Türkiye’ye giden yolda belirleyici olacaktır. Kadınlarımız, AKP’nin biletini sandıkta kesecektir...
Bitcoin CEO'su Ölü Bulundu
'First Meta' adlı Bitcoin ticaret sitesinin 28 yaşındaki CEO'su Singapur'daki evinde ölü bulundu. Polis genç CEO'nun ölüm nedenini ortaya çıkarmak için soruşturma başlattı. Bitcoin dünyası Singapur'dan gelen ölüm haberiyle sarsıldı. Sanal para ticareti yapılan 'First Meta' internet sitesinin kurucusu ve CEO'su 28 yaşındaki Autumn Radtke evinde ölü bulundu. Şirketten yapılan açıklamada 'Arkadaşımız ve CEO'muz Autumn Radtke ölümü bizi şok etti ve üzdü' denildi. Singapur polisi olay hakkında soruşturma açarken Radtke'nin ölüm nedeni hakkına bir bilgi verilmedi. Sabah
Diyeti Bozmamak İçin 6 Altın Kural
Diyet yapanların yüzde 90′ının bir hafta bile dolmadan diyeti bıraktığını belirten diyetisyen Mine Bilge’den diyeti bozmamak için altın öneriler Araştırmalara göre çoğu kişinin normalin üzerinde yeme nedeni ‘tamamen duygusal’. Yani yemek duygularla başa çıkmak için kullanılıyor. Diyetisyen Mine Bilge, diyet yapanların yüzde 90’ının bir hafta bile dolmadan diyeti bıraktığını belirtiyor. Kış gelince daha az hareket edip kendimizi daha çok yemeye veriyoruz. Hal böyle olunca kilo almak kaçınılmaz oluyor. Nisan geldiğinde panik başlıyor: ‘Çok kilo aldım, hemen diyete başlamam, yaza kadar kilo vermem lazım!’ Diyetlerden diyet beğenmek de kolay olmuyor, diyeti devam ettirmek de. Araştırmalara göre diyet yapanların yüzde 90’ı bir hafta bile dolmadan diyeti bırakıyor. Diyetisyen Mine Bilge ‘Yüzde 75 için normalin üstünde yeme nedeni ‘tamamen duygusal’. Yani başka bir deyişle yemek duygularla başa çıkmak için kullanılıyor’ diyor. Günlük enerjinin yüzde 50-55’inin karbonhidratlardan, yüzde 15-20’si proteinlerden, yüzde 25-30’unun da yağlardan sağlanması gerekiyor. 1000 kaloriden az diyetler kas ve saç kaybına neden olabiliyor. Diyette istikrar için 6 altın kural *Sürekli tartılmayın: Kiloyu sık sık kontrol etmek sadece cesaretinizi kırar. Gün içerisindeki ödem miktarının artması, bağırsaklarınızın çalışıp çalışmaması gibi bir çok sebep hatalı ölçümlere neden olacaktır. Beslenme günlüğü tutun: Yediğiniz ve içtiğiniz her şeyi saat saat mutlaka yazıp, kontrol edin. Besin çeşitliliği sağlamış ve neyin eksik neyin fazla olduğunu görmenizi sağlamış olursunuz. Haftada 1 öğününüzü serbest bırakın! Yasaklı yiyecekler daha cazip hale gelir. Yasaklı diyetler, tamamen hayatınızdan çıkarmaya çalıştığınız yiyecekleri bir süre sonra cazip hale getirecek ve sabah- akşam kendinizi o yiyecekleri tüketir halde bulacaksınız. Gözünüzü korkutmayacak hedefler belirleyin. 15 kilo vermeye şartlanmaktansa önce 3 kilo vermeyi hedef edinin, başardığınızda sevinin. Her gün aynı besinleri tüketmek diyeti sıkıcı kılar. Farklı şeyler tüketin. Tüketimlerinizde küçük değişiklikler yapmaya çalışın. Gün içerisinde enerjinizi ve motivasyonunuzu koruyabilmek için güne her gün farklı bir kahvaltı ile başlayın.
2014 Fifa Dünya Kupası Formaları Görücüye Çıkıyor
2014 FIFA Dünya Kupası BrezilyaTM İçin Hazırlanan Adidas Milli Takım Formaları Hazır! Futbol tutkusundan, ülke kültür ve değerlerinden ve taraftar coşkusundan ilham alan yeni 2014 FIFA Dünya Kupası BrezilyaTM milli takım formaları, adidas’ ın yenilikçi teknolojileri ile geliştirildi. Adidas, dünyanın önde gelen yedi futbol federasyonunun 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM’ de giyeceği formaları tanıttı. Almanya, İspanya, Meksika, Arjantin, Rusya, Japonya ve Kolombiya formalarının tasarımları ve renkleri, her ülkenin tarihi ve kültürel değerlerine göre farklılaşırken, taraftar ve futbolcuyu, futbol tutkusu ile buluşturuyor. Almanya formaları takım ruhunu ve saha entegrasyonunu yansıtıyor Brezilya’da düzenlenecek olan 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM sırasında, Alman Milli Takım Teknik Direktörü Joachim Löw’ün oyuncuları ilk defa siyah & kırmızı yatay çizgili adidas formalar ile sahaya çıkacak. Formalarda kırmızı yatay çizgilerle uyum içindeki detaylar, takım ruhunu yansıtıyor. Forma tasarımı ve yaka detayları ile sadece sahada değil, plaj partileri ve günlük giyim için de göz alıcı bir tasarıma sahip. Mesut Özil formalarla ilgili; 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM “ için tasarlanan Yeni forma harika görünüyor. Brezilya’daki turnuvada bize şans getireceğinden hiç şüphem yok” dedi. İspanya forması renkli İspanyol kültüründen ilham alıyor İspanya için tasarlanan 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM formaları takımın sahada parlamasına yardımcı olacak yeni adidas formalar, geçen Kasım ayında tanıtılan ve üç altın bandın bulunduğu kırmızı iç saha forması ile daha önce hiç kullanılmayan siyah ile neon sarıyı birleştiren yeni deplasman formasının tasarımından ilham alıyor. Siyah ve neon sarı formalar, neşeli, canlı, hareketli, sosyal ve renkli İspanyol kültürü özelliklerinden ilham alıyor. Formalar ilişkileri harekete geçiren ve neşeli anları teşvik eden bir karakter taşıyor. Yeni adidas deplasman formaları ile renkli ve eşsiz bir kültür paylaşılıyor. Meksika bayrağındaki kırmızı rengin tutkusu formalarda 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM Meksika takımının yeni deplasman forması, kırmızı ile siyahın yenilikçi bir kombinasyonu içinde, takımın daha önceki dünya kupaları sırasında giydiği klasik takım formalarını yeniden yorumluyor. Bu renk kombinasyonu ilk olarak Uruguay 1930’da kullanılmış ve İsveç 1958’e kadar devam etmişti. Formadaki renk, Meksika bayrağının kırmızı renginin yansıttığı tutku, birlik ve savaşçı ruha bağlılığı gösteriyor. Üst kısmın tasarımı v-yaka çevresinde, kolların uçlarında ve geleneksel adidas üç bandındaki siyah unsurlar ile tamamlanarak forma tasarımına zerafet kazandırıyor. Meksika bayrağının renkleri, “México” kelimesinin yeşil, beyaz ve kırmızı ile çerçevelendiği omuzların altında bulunan şerit ile formanın arkasında bulunuyor. adidas forma takımı, siyah şort ve kırmızı çoraplar ile tamamlanıyor. Arjantin forması ülke futbolunun zaferlerine saygıyı temsil ediyor 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM Arjantin Milli Takım forma tasarımı, mavinin tonları ile armadaki altın rengini bir araya getiriyor. adidas formanın tamamına hakim olan altın renk, kimliği geliştirerek Arjantin futbolunun zaferlerine adanıyor. Deplasman forması, yine forma ile uyumlu canlı altın rengini barındıran mavi şort ve mavi çorap ile tamamlanıyor. adidas Arjantin, bu formayı tasarlarken hem Arjantin halkının futbola olan tutkusunu hem de tarihlerine ve sembollerine duydukları derin saygıdan ilham aldı. Deplasman formasının tasarımını oluşturan mavinin farklı tonları, önceki dünya kupalarında milli takımın alternatif formasında kullanılan renkler ile aynı. Tıpkı iç saha formasında olduğu gibi, bu formanın tasarımı da rüzgarda dalgalanan bir bayrak efekti yaratıyor. Rus Milli Takımı formalarında “Dünya” var 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM ’de mücadele verecek Rus Milli Takımı’nın formalarında, Bilimsel Gözlem Merkezi tarafından adidas’a verilen ve Rus uydusu ‘Electro-L’ #1 tarafından çekilen, Dünya’ nın eşsiz fotoğrafları kullanıldı. Geliştirilerek formanın üzerine yerleştirilen fotoğraflarda Dünya’nın hatları açık mavi bir yarım daire gibi görünüyor. Bunu yaparken, adidas tasarımcılarının aklında Dünya’yı Yuri Gagarin’in 1961 yılında uzaya giden ilk insan olarak gördüğü perspektiften göstermek vardı. Forma üzerinde ayrıca, adidas logosu ve Rusya ulusal amblemi olan ‘Çift Başlı Kartal’ bulunuyor. Kol kısmı Rus bayrağının renkleri kullanılarak hazırlanırken, formanın temel rengi olan beyaz, uzay giysilerinin geleneksel rengini ve uzay kaşiflerinin yukarıdan gördüğü bulutları temsil ediyor. Takımın gerek deplasmanda gerekse iç saha karşılaşmalarında giyeceği formalarının tasarımı da Rus kozmonotlarının 1960’lı yıllardaki başarılarından esinleniyor. Kolombiya formalarında birlik mesajı 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM Kolombiya için rengiyle daha huzurlu bir Kolombiya imajı çizen formanın, grafik tasarım unsurları Kolombiya’ ya özgü geleneksel “sombrero vueltiao” şapkasından alındı. Renkli adidas formanın arkasında yazılı olan “ülkemiz için birlik” anlamına gelen “#unidosporunpais”, her yaştan Kolombiyalıyı birleştiren güç ve ülkeye duyulan sevgiye işaret ediyor. Japon Milli Takımı formalarından güç alacak Japonya, 2014 FIFA Dünya Kupası Brezilya TM formaları güç kaynağını anımsatan grafik teması, takımın kuvvetini temsil ediyor ve sahadaki 11 oyuncuyu simgeleyen, 11 hatlı bir türbinden esinleniyor. Formanın sırt kısmındaki bant Japon el yazısını temel alırken, adidas formanın omuzlarını çevreleyen bantlar ise takımın sağlam bağlarını ve ruhunu temsil ediyor. FORMALARI GÖRMEK İÇİN TIKLA
Reklam