"Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği" Konulu Çevrim İçi Konferans Düzenlendi
ANKARA (AA) - AK Parti ve Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) iş birliğiyle 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği: Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları' konulu çevrim içi konferans düzenlendi.Konferansa AK Parti Genel Başkanvekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala, Azerbaycan Başbakan Yardımcısı ve YAP Genel Başkan Vekili Ali Ahmedov, YAP Dış İlişkiler Başkanı ve Azerbaycan Milletvekili Sevinç Feteliyeva, Ekonomi Reform Merkezi Başkanı Dr. Vüsal Gasımlı ile uzmanlar ve çok sayıda izleyici katıldı.Azerbaycan Başbakan Yardımcısı ve YAP Genel Başkanvekili Ali Ahmedov, burada yaptığı konuşmada, Karabağ zaferinin askerlerin cesareti ve fedakarlığı sayesinde kazanıldığını ve 30 yıllık işgale son verildiğini belirtti.Ahmedov, Azerbaycan askerinin canlarını ortaya koyduğunu ve bu zaferin esas sahipleri olduklarını dile getirdi.'Her Türk vatandaşı bu süreçte net bir şekilde Azerbaycan'ın yanında olduğunu gösterdi'Bu zaferin kazanılması hususunda Türkiye'nin çok büyük destek verdiğini işaret ederek özellikle teşekkürlerini ileten Ahmedov, 'Her Türk vatandaşı bu süreçte net bir şekilde Azerbaycan'ın yanında olduğunu gösterdi.' ifadesini kullandı.Ahmedov, bütün Azerbaycanlıların muhabbet duyduğu Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Azerbaycan'a verdiği desteğe vurgu yaparak, şunları kaydetti:'Bu destek, Azerbaycan'ın kendine inancını daha da artırdı ve güçlendirdi. Zaferimizden emin olmamızda çok büyük bir kardeşlik desteği göstererek önemli bir rol oynadı. Çatışmaların sürdüğü dönemde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın ve diğer hükümet yetkililerinin de Türk halkı gibi desteğini açıktan beyan ettiğini belirtmek istiyorum. Bu birlik ve kardeşlik, elde edilen bu muhteşem zaferde kritik rol oynadı.'Farklı devletlerden ve teşkilatlardan Türkiye'ye yönelik tehditlere Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aldırmadığını dile getiren Ahmedov, Türkiye'nin Azerbaycan'a destek vermekten geri adım atmadığını hatırlattı.Ahmedov, Azerbaycan'ın bu zaferi kazanmasında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in varlığının yadsınamaz bir rol oynadığına ve bu zaferin İlham Aliyev'in de zaferi olduğuna dikkati çekti.Azerbaycan halkının da bu düşünceye sahip olduğunu söyleyen Ahmedov, bütün Türk dünyasının da benzer düşünceler içinde olduğunu düşündüğünü belirtti. Ahmedov, şöyle devam etti:'İkinci Karabağ Savaşı sonrası Azerbaycan'ın elde ettiği zafer, yaşadığımız bölgede yeni bir manzara yaratacak. Bu manzara bir yandan tehlike olmayan, huzur manzarasıdır. Diğer yandan ise bölgede yeni ekonomik iş birliklerinin temin edilmesidir. Bu zaferin yalnız Azerbaycan halkı için değil bölge halkı için de bir nimet olduğunu belirtirsem yanlış bir şey söylemiş olmam. Bölgeye hakim olacak barış ortamı ile her devletin ilgisini cezbedecek iş birliği imkanları doğacaktır.'Halihazırda yürütülmekte olan 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği' projesinin merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in 'Tek Millet, İki Devlet' fikriyatından ileri geldiğini aktaran Ahmedov, dünyada böyle bir örneğin olmadığını ifade etti.Ahmedov, 'Türkiye-Azerbaycan arasındaki saf, temiz ve itibarlı ilişkinin bir benzeri daha yok.' diye konuştu.Her iki cumhurbaşkanının da bu dostluk ve kardeşliğin sağlam temellere oturduğunu defalarca dile getirdiğini belirten Ahmedov, Erdoğan ve Aliyev'in şahsi dostluğunun da bu sağlam temellerin tasdiki olduğunu vurguladı.Ahmedov, bu kardeşliğin ne kadar eskiye dayandığını daha iyi ifade etmek adına Çanakkale Savaşı'nda Türkiye'nin bağımsızlığını temin etmek için canlar verildiğini, yaklaşık 100 sene önce Nuri Paşa'nın liderliğinde Türk-İslam Ordusu'nun Azerbaycan'ı işgalden kurtarmak için Azerbaycan'da şehitler verdiğini ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinde yeni bir sayfa açıldığını hatırlattı.Ahmedov, '2. Karabağ Savaşı Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin yeni bir sembolü oldu.' dedi.Bölgenin yeniden inşası ve ekonominin canlandırılması hususunda yapılacak çalışmaların iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açacağını anlatan Ahmedov, Ermenistan'ın vandallığı sebebiyle bölgede taş üstünde taş kalmadığına dikkati çekti. Ahmedov, şöyle konuştu:'Bölgede hayatın canlandırılması için büyük işlerin yapılmasına ihtiyaç var. İnanıyorum ki Karabağ'ın ayağa kalkması hususunda Türkiye bizim yanımızda yer alacak ve bu durum dostluğumuzun ve kardeşliğimizin sembolüne dönüşecektir. Bu düzenlediğimiz toplantıyı İstanbul'da, Ankara'da, Bakü'de, Şuşa'da ve Karabağ'da yüz yüze, canlı olarak gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz.''Türkiye halkının desteği Azerbaycan’ın Ermenistan’a zaferinde ehemmiyetli rol oynadı'Feteliyava da Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dil, din ve medeniyet ortak bağlarına dikkati çekerek, 'Sevinçli günlerinde de kederli günlerinde de biri diğerinin yanında olmuştur.' dedi.'İki devlet tek millet' ifadesinin tesadüfi olmadığını dile getiren Feteliyava, 'İki ülke arasındaki kardeşlik ilişkileri tarihe mal olmuştur. Azerbaycan kurulduğunda ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur.' ifadelerini kullandı.Feteliyava, Türkiye’nin, Karabağ bölgesinin Ermenistan’ın işgalinden kurtarılmasındaki rolüne de değinerek, 'Dost kardeş Türkiye halkının ülkemize desteği Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı zaferinde ehemmiyetli bir rol oynadı.' şeklinde konuştu.İşgalden arındırılmış Karabağ topraklarında iktisadi kalkınmanın sağlanmasının önemine işaret eden Feteliyava, bölgedeki geniş yatırım imkanlarına dikkati çekerek, Türk yatırımcıları bölgeye davet etti.İkili ticaret hacminde hedef 15 milyar dolarGasımlı da Azerbaycan’ın Karabağ’daki zaferinin, bölgenin jeostratejik ve jeopolitik haritasını yeniden şekillendirdiğini belirtti.Türkiye ile Azerbaycan arasında gelişmekte olan ticari ilişkilere dikkati çeken Gasımlı, 2005-2019 yıllarında iki ülke arasındaki ticaret hacminin 9 kat arttığına işaret etti.Gasımlı, iki ülke arasındaki 4,5 milyar dolarlık ticaret hacminin de 15 milyar dolara yükseltilmesinin hedeflendiğini kaydetti.İki dost ve kardeş ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin karşılıklı güvene dayandığını ifade eden Gasımlı, bu ilişkilerin bölgeye istikrar getirdiğinin altını çizdi.Gasımlı, Türkiye’nin Azerbaycan’da 11 milyar dolarlık, Azerbaycan’ın da Türkiye’de 19,5 milyar dolarlık yatırımı olduğuna değinerek, 'Bu yatırımlar sayesinde Türkiye ile Azerbaycan arasında çok ciddi bir değer zinciri yaratılmıştır.' ifadesini kullandı.Ermeni işgalinden kurtarılan Karabağ’ın endüstriden tarıma, madencilikten turizme birçok alanda ciddi potansiyel sahibi olduğunu kaydeden Gasımlı, 'Türkiye’nin yatırım iştiraklerini Karabağ’a bekliyoruz. Türkiye Karabağ’ın Azerbaycan’a entegrasyonunda kilit öneme sahiptir.' diye konuştu.
Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları Konferansı
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala, 'Bizim önceliğimiz Yukarı Karabağ'da spesifik olarak güvenlik ve istikrarı sağlamak, 30 yıllık işgalin bıraktığı hasarı onarmak ve 44 gün boyunca Ermenistan'ın giriştiği sorumsuz saldırıların açtığı yaraları bir an önce sarmaktır.' dedi.Ala, çevrim içi gerçekleştirilen 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları Konferansı'nda yaptığı konuşmasına şehitlere rahmet dileyerek başladı.Azerbaycan ve ordusunu Karabağ'daki zaferi dolayısıyla tebrik eden Ala, 'Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev, 44 gün gibi kısa bir sürede, Cumhurbaşkanımızın da 'kardaşlık' iş birliğiyle büyük bir zafer hediye etti kendi milletine. İki devlet tek millet şiarıyla hareket ederek, Anadolu'da bizim de büyük bir heyecanı yaşamamıza vesile oldu. Her iki Cumhurbaşkanını da gerçekten bu güzel iş birliği dolayısıyla saygıyla selamlamak istiyorum.' dedi.İki kutuplu dünyadan sonra düzenin yeniden kurulduğunu, 'liderler diplomasisi' diye bir ana başlığın ortaya çıktığını belirten Ala, bu alandaki en güzel örneği Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ortaya koyduğunu dile getirdi.Dünyanın bir yandan küreselleşmesini sürdürürken diğer taraftan da 'bölgeselleştiğini' kaydeden Ala, şöyle devam etti:'Çok uzağa gitmemize de lüzum yok. Avrupa Birliği, aslında bir bölgesel birliktir ama aynı zamanda bu birlik küresel bir aktördür. O bakımdan dünyada sadece bir birlik olup 'Diğerleri böyle bir birlik kuramaz' demek politik olarak da mümkün olmadığına göre demek ki bu tür fırsatlar her zaman var. O zaman bizim Azerbaycan ile Türkiye'nin bu yakın iş birliğinin aynı zamanda nasıl bir 'grand' stratejinin alt başlığı olduğuna bakmamız gerekiyor. Bizim büyük stratejimiz nedir, her iki ülkenin? Her iki ülkenin de büyük stratejisi, temel stratejisi, bölgelerinde, çevrelerinde barış ortamı oluşturmak, huzur ve güven tesis etmek. Bizim iş birliğimizin temelinde hak, hukuk ve adalet vardır. Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarının azat edilmesinden sonra her iki Cumhurbaşkanının da ortaya koyduğu deklarasyonlar, bu 'grand' stratejinin, bu büyük stratejinin ifadesidir. Yani biz barış olsun, huzur olsun, bölgesel eko politik bloklar oluşsun, buralarda her ülke, ekonomisiyle kendi memleketine, kendi insanına ve bölgedeki insanlara katkıda bulunsun, bu ortamı oluşturalım diyoruz. Biz ülkelerin toprak bütünlüğüne, her ülkenin kendi vatandaşının egemenliğine, devletlerin arasındaki hukukun saygınlığına dikkat ederek, bu stratejileri geliştirdik. Bu bakımdan ortaya koyduğumuz performansın dünyanın gidişatına, yeni oluşan dengelere de katkı sunacağı kanaatindeyim.''Eko fırsat bölgeleri oluşuyor'Ala, dünyada artık 'eko fırsat bölgeleri' oluştuğunu, zamanında değerlendirmezse fırsatın kaçırılabileceğini belirtti.Bir süre sonra aynı fırsatı yakalama imkanı olmayabileceğine dikkati çeken Efkan Ala, 'O bakımdan, Türkiye ve Azerbaycan özelinde bu bölgede bir eko fırsat imkanı doğmuştur. Bunu dünyada değerlendirebilecek iki tane, arasında problem olmayan, kardeşlikten öte ilişkilerin bulunduğu ülke söyle deseniz bunlar Türkiye ve Azerbaycan'dır. O zaman bir an önce bu fırsatları realize etmek vazifemizdir. Bizim önceliğimiz Yukarı Karabağ'da spesifik olarak güvenlik ve istikrarı sağlamak, 30 yıllık işgalin bıraktığı hasarı onarmak ve 44 gün boyunca Ermenistan'ın giriştiği sorumsuz saldırıların açtığı yaraları bir an önce sarmaktır. Buradan başladık ve buradan devam ettireceğiz. Bu çerçevede Türk şirketleri ve devlet kurumlarımız, Azerbaycan ile iş birliği içerisinde harekete hazırdır ve başlamışlardır.' değerlendirmesini yaptı. Şuşa ile Fuzuli arasındaki 'Zafer Yolu'nun inşa çalışmalarında Türk şirketlerinin yer aldığını kaydeden Efkan Ala, işgalden kurtarılan bölgelerin yeniden inşa sürecinde Azerbaycan'ın ilk tercihinin Türk şirketleri olmasından büyük memnuniyet duyduklarını dile getirdi.'Vizyonumuz ortak istikrar, güvenlik ve işbirliği alanı oluşturulması'Askeri ve savunma sanayi iş birliğinin her alanda derinleşerek devam ettiğini kaydeden Ala, Yukarı Karabağ'da ateşkesin gözlemleneceği Türk-Rus Ortak Merkezi'nin 30 Ocak'ta açıldığını anımsattı.İşgalden kurtarılan bölgelerin mayından temizlenmesi için çalışıldığını kaydeden Ala, 9 Kasım ve 11 Ocak tarihli bildirilerin, bölgede kesintisiz ulaştırma imkanlarına odaklanırken her iki ülkeye yeni fırsatlar sunduğunu bildirdi.Ala, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in teklifi olan çok taraflı bölgesel bir iş birliği platformu kurulması önerisini kesinlikle desteklediklerini ifade ederek, 'Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın önerisi olan 6 ülkenin oluşturacağı Ekopolitik Blok'un oluşturmasını da kesinlikle destekliyoruz. Esasen Güney Kafkasya'ya ilişkin vizyonumuz, bölgesel sahiplenme temelinde ortak bir istikrar, güvenlik ve iş birliği alanı oluşturulması yönünde gelişmiştir.' ifadelerini kullandı.Nahçıvan ile Azerbaycan ana karası arasında kurulması planlanan bağlantının iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştıracağını dile getiren Ala, bu bağlantının ticari ilişkilerin daha da geliştirilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.'İnanılmaz işler başarabiliriz'Efkan Ala, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 4,6 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkarma hedefini hızlı bir şekilde gerçekleştireceklerini belirtti.'Biz dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına girmek durumundayız. Bu iş birliği, bunu sağlayabilecek potansiyele sahiptir.' diyen Ala, 'Reel zeminde hareket edersek, inanılmaz işler başarabiliriz. En son beraberce yaptığımızda, iki ülke birlikte hareket ettiğinde kimsenin aklına gelemeyecek, büyük devletlerin 30 yıldır sürüncemede bıraktığı sorunları bile nasıl çözebildiğini ortaya koymuştur.' ifadelerini kullandı.Ala, iki ülke arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması'nın 1 Mart 2021 tarihinde yürürlüğe gireceğini, TBMM'de de dün akşam iki ülke arasındaki savunma sanayi, enerji ve madencilik alanlarına yönelik 3 anlaşmanın onaylanma sürecinin tamamlandığını anlattı.Tercihli Ticaret Anlaşması'nın ikili ticaret hacminin geliştirilmesinde önemli rol oynayacağını kaydeden Ala, Azerbaycan ile Bakü-Tiflis-Kars, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) gibi kapsamlı ve stratejik projelerin hayata geçirildiğini hatırlattı. Bu projelere yenilerini ekleyerek bölgenin artık kalkınma ve refahla anılmasını sağlamayı istediklerini dile getiren Ala, her iki ülkenin Enerji Bakanları arasında imzalanan doğal gaz boru hattı projesine ilişkin mutabakat zaptının Nahçıvan'ın enerji güvenliğinin sağlanması yolunda önemli bir adım olduğunu bildirdi. Hattın Türkiye bölümünün 85 kilometre olacağını ve yıllık 500 milyon metreküp doğal gazın taşınmasının hedeflendiğini belirten Ala, somut adımları atmaya başladıklarını söyledi.Kars'tan Nahçıvan'a inşa edilmesi ön görülen demir yolu hattının Nahçıvan'ın stratejik önemini artıracağını kaydeden Ala, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın 10 Aralık'ta düzenlediği ziyaretinde imzalanan protokolle vatandaşlarımızın kimlik kartlarıyla karşılıklı ziyaretine imkan tanınması, ilişkilerimize yeni bir soluk katacaktır.' dedi. Efkan Ala, Karabağ zaferini kutlamak için Azerbaycan'a gerçekleştirilen ziyarette karşılaştığı coşkuyu da anlatarak, 'Daha öncesini de gördüm, kıyasladım. Müthiş bir coşku vardı. İşte Azerbaycan bu dedim. Erzurumlu olmamdan dolayı fazla duygulanıyorum.' diye konuştu. Diğer konuşmalarKonferansta moderatörlüğü üstlenen AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Mehmet Ceylan, son yıllarda Azerbaycan ve Türkiye arasındaki kardeşlik ve ilişkilerin, iki ülke cumhurbaşkanlarının liderliğinde pekiştiğini söyledi.İki ülke arasındaki ilişkilerde 'tarihi bir zirve' yaşandığını vurgulayan Ceylan, 'Bu kardeşliğimizi pekiştirmek adına iki iktidar partimizin ilişkilerini geliştirmek maksadıyla iş birliğini sıkılaştırmak hedeflerimizdendir. Bu kapsamda iki parti arasında da bir iş birliği protokolü hazırlandı. İnşallah Sayın Genel Başkanlarımız, Cumhurbaşkanlarımız tarafından imza altına alınacak ve yürürlüğe girecektir.' dedi.Yukarı Karabağ bölgesinin Azerbaycan ordusunun başarısıyla işgalden kurtarıldığını kaydeden Ceylan, bölgedeki beklentilerinin kalıcı barışın sağlanması ve bölgenin ekonomik yönden gelişmesini sağlamak olduğunu belirtti.SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nurullah Gür, dünyada önemli gelişmelerin yaşandığını, ticaret savaşları ve koronavirüs salgınının küreselleşmeyi sarstığını belirtti.Gür, ülkelerin artık kendi içine kapandığının altını çizerek, ülkelerin çok taraflı ekonomik anlaşmalardan ziyade ikili ve bölgesel anlaşmalara önem verdiğini kaydetti. Pandeminin gelişmekte olan ülkeler için önemli fırsatlar ve meydan okumaları gündeme getirdiğini ifade eden Gür, 'Bu dönemde dünya şunu gördü: Çin ve Doğu Asya'ya üretimi sıkıştırmak dünyaya zarar verebiliyor.' dedi.
"Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği; Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları" Konferansı
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, 'Karabağ zaferi bir kez daha gösterdi ki kararlılık, bilgi ve tecrübe yan yana gelir, bu cesaretle de taçlandırılırsa Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın aşamayacağı hiçbir sorun yoktur.' dedi.Kurtulmuş, çevrim içi düzenlenen 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği; Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları' konulu konferansta, Karabağ zaferiyle açılan yeni devrin Azerbaycan ve bölge halkları için hayırlı olmasını temenni etti. Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesinin yanı sıra kazanılan zaferden sonra bölgesel anlamda Güney Kafkasya'da çok güçlü bir bölgesel işbirliğinin temelinin atılması gerektiğinin belirten Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:'Türkiye, Rusya, İran, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan... Bu bölgenin önemli 6 ülkesinin bir araya gelerek ellerindeki ekonomik imkanları, iş birliği potansiyellerini daha da ileriye götürmesi kaçınılmazdır. Bu çerçevede Türkiye'nin başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki işbirliği imkanlarına ciddi önem verdiğini hatırlatmak isterim. Bunların ortak projelerle daha da sağlamlaştırılacağını hepimiz biliyoruz. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu gibi projelerle TANAP, bu konuda şimdiye kadar atılmış somut adımlardır. Bundan sonraki dönemde de bu 6 bölgesel ülkenin arasında bu tür somut adımlar atılmasının da yararlı olacağını, Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin de güçlenmesine büyük katkılar sağlayacağı kanaatindeyiz.' 'Türk sanayici ve işadamlarının Azerbaycan'da yapacakları yatırımları sürdürülmesi önemli'AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Türkiye ile Azerbaycan'ın 2010'daki stratejik ortaklık ve karşılıklı yardım anlaşması çerçevesinde işbirliğini artırdığını belirtti.Karşılıklı toplam ticaret hacminin artırılmasının en hayati unsurlardan biri olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:'2,5 milyar dolar seviyesine ulaşmış olan karşılıklı ticaret hacmimiz var. Bu kadar yakınlığımıza rağmen bu hacmin yeterli olmadığını her iki ülkenin de lideri teyit etmektedir. 15 milyar dolarlık karşılıklı ticaret hacmine ulaşmak da çok yakın döneme ilişkin bir stratejik hedef olarak durmaktadır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler sadece karşılıklı ticaret değil, karşılıklı yatırımların gerçekleştirilmesi bakımından da önemli fırsatlar ortaya koyuyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki karşılıkları yatırımların miktarı da şu anda 30 milyar dolar seviyesinde. Bunun 19 milyar doları Azerbaycan tarafından gerçekleştirilmiş yatırımdır. Bu rakamın da bir ivme kazandığını görüyoruz ama yeterli olmadığı kanaatindeyiz. Önümüzdeki dönemde, bu dönemin verdiği fırsatları kullanarak Türk sanayici ve iş adamlarının Azerbaycan'da yapacakları yatırımların da hız kesmeden sürdürülmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.'Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için beşeri sermaye alanında atılması gereken adımlara işaret eden Kurtulmuş, öğrenci ve turist hareketleri ile iş insanlarının karşılıklı seyahatlerinin artırılmasının ekonomik iş birliği konusunda somut bir alan olacağını belirtti.Kurtulmuş, Azerbaycan, Nahçıvan ve Türkiye arasındaki transit geçiş imkanının da önemli bir alan olduğunu vurgulayarak, 'Türkiye-Nahçıvan-Azerbaycan koridorunun etkin bir şekilde açılması sadece transit taşımacılığı noktasında değil, enerji nakil hatları konusunda da enerji arz güvenliğini sağlayacak çok kıymetli, çok stratejik bir adım olacaktır.' dedi.Ortak üretim imkanlarının artırılabilmesi için coğrafi yakınlıktan istifade ederek, ortak organize sanayi bölgelerinin açılabilmesinin Nahçıvan koridorunu canlı hale getireceğini, ortak yatırımın yolunu açacağını dile getiren Kurtulmuş, 'Ortak yatırım imkanı ortaya çıktığı takdirde ölçek ekonomilerinin gücünden de istifade edeceğiz. Daha fazla sayıda üretim, ortak projelerde güçlerimizi birleştirme, teknik elemanlarımızı çok daha güçlü bir şekilde kullanma imkanlarımız olacak. Finansman alanında bize önemli güç sağlayacak. Ayrıca mukayeseli üstünlüklere sahip olduğumuz alanlarda hem Azerbaycan'ın hem Türkiye'nin daha güçlü üretimler yapması imkanı olacaktır.' diye konuştu.AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, büyük bir tarihi zafer kazanıldığını, bu tarihi zaferin de dünya ekonomi politiğinin yeniden yapılandığı bir döneme denk geldiğini belirtti.Bunun, Azerbaycan ve Türkiye'nin eline büyük bir imkan sağladığını kaydeden Kurtulmuş, 'Orta Doğu'da, Ön Asya'da, Kafkaslar'da, Karadeniz'de, Balkanlar'da yeni bir dönemin kapısının açıldığı bu dönemde Allah'ın izniyle önümüzde tarihi fırsatların olduğunu ifade etmek istiyorum.' değerlendirmesini yaptı. Karabağ zaferi Yeni dünya dengelerinin gelecek süreçte Türkiye ve Azerbaycan için hayati önemdeki yeni fırsatların kapısını açacağını dile getiren Kurtulmuş, şunları söyledi:'Dünya yeniden kuruluyor ve burada Türkiye de Azerbaycan da güçlü bir şekilde yer almak durumundadır. Yeni dünya denklemlerin içerisinde bizim coğrafyamızda da dünyanın birçok yerinde de bölgesel iş birlikleri tarihte hiç olmadığı kadar çok daha önemli bir noktaya geliyor. Muhtemelen önümüzdeki süreçte dünyada giderek, daha fazla artacak olan birtakım çatışmaların, gerilimlerin, çelişkilerin de azaltılması bakımından bu bölgesel iş birliklerinin önemli olduğu görülüyor. Türkiye ve Azerbaycan hem kendilerinin güvenliklerini sağlamak hem de bölgelerinde güvenlik ve iş birliğini artırabilmek açısından hem siyaset alanında hem ekonomi alanında hem diğer alanlarda bölgesel iş birliklerini geliştirmekle yükümlüdür. Bununla ilgili fırsatlar da önümüzdedir. Çok büyük fırsatlar ve çok büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağız. Bu aşikar, hepimiz bunun detaylarını biliyoruz. Öncelikle bu fırsatlardan yararlanmak için vakit kaybetmememiz gerekir. Süratle bu fırsatlardan istifade etmek milletlerimize karşı hem Azerbaycan'ın hem Türkiye'nin sorumluluğudur. Bunun için de samimiyetle iyi niyetle gayretle bilgiyle tecrübeyle hareket edeceğiz. Başka çaremiz yoktur. Karabağ zaferi bir kez daha gösterdi ki kararlılık, bilgi ve tecrübe yan yana gelir, bu cesaretle de taçlandırılırsa Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın aşamayacağı hiçbir sorun yoktur. Yıllardır dünyanın birçok gücünün tabiri caizse uykuya yatırdığı, çözümsüz hale getirdiği Karabağ sorunu fiilen çözülmüş oldu. Siyaseten çok şükür sonuçlarını alıyoruz. Şimdi de inşallah ekonomik olarak da sonuçlarını alacağız, fırsatlarımızdan da süratle istifade edeceğiz.'
71. Berlin Film Festivali'nde 15 Film "Altın Ayı" İçin Yarışacak
BERLİN (AA) - Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenecek '71. Berlin Film Festivali'nde 15 film, 'Altın Ayı' ödülü için aday gösterildi.Festivalin yöneticileri Carlo Chatrian ve Mariette Rissbeek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle internet üzerinden yaptıkları açıklamada, bu yıl Berlinale'de yarışma bölümünde yer alacak filmleri duyurdu.Kovid-19 salgını sebebiyle 1-5 Mart'ta çevrim içi olarak sektör temsilcilerine, 9-20 Haziran'da da seyircilere yönelik 2 bölüm şeklinde düzenlenecek 71. Berlinale'de 15 film, 'Altın Ayı' ödülü için yarışacak.Festivalde, 'Altın Ayı' ve 'Gümüş Ayı' ödüllerini alacak filmleri belirleyecek jüri heyeti, daha önceki Berlinale'de 'Altın Ayı' ödülünü kazanan filmlerin yönetmenlerinden oluşuyor.Jüri heyetinde, İran’dan Mohammad Rasoulof, İsrail’den Nadav Lapid, Romanya’dan Adina Pintilie, Macaristan’dan Ildiko Enyedi, İtalya’dan Gianfranco Rosi ve Bosna Hersek’ten Jasmila Zbanic yer alıyor.Festivalde bu yıl, 59 ülkeden 166 film izleyiciyle buluşacak.'Panorama' bölümünde, Ferit Karahan filmi gösterilecekFestivalin 'Panorama' bölümünde, Ferit Karahan’ın yönetmenliğini yaptığı 'Okul Tıraşı' filminin gösterimi yapılacak.Başrollerini Ekin Koç, Mahir İpek, Cansu Fırıncı, Melih Selçuk ile çocuk oyuncu Samet Yıldız'ın paylaştığı 'Okul Tıraşı', 71. Berlinale'de dünya prömiyerini gerçekleştirecek.'Altın Ayı' için yarışacak filmler ve yönetmenleri şöyle sıralandı:'Albatros' (Xavier Beauvois), 'Bad Luck Banding or Loony Porn' (Radu Jude), 'Fabian oder Der Gang vor die Hunde' (Dominik Graf) , 'Ghasideyeh gave sefid' (Behtash Sanaeeha/Maryan Moghaddam), 'Guzen to sozo' (Ryusuke Hamaguchi), 'Herr Bachmann und seine Klasse' (Maria Speth), 'Ich bin dein Mensch' (Maria Schrader), 'Introduction' (Hong Sangsoo), 'Memory Box' (Joana Hadjithomas/Khalil Joreige), 'Nebenan' (Daniel Brühl), 'Petite Maman' (Celine Sciamma), 'Ras vkhedavt, rodesac cas vukurebt' (Alexandre Koberidze), 'Rengeteg-mindenhol latlak' (Bence Fliegauf), 'Termeszetes feny' (Denes Nagy), 'Una Pelicula de Policias' ( Alonso Ruizpalacios).
İspanya'da Sendikalar, Asgari Ücret Artışı, Emekli Ve İşçi Haklarında Yeni Yasa Talebiyle Eylem Yaptı
MADRİD (AA) - İspanya'nın iki büyük işçi sendikası, İşçi Sendikaları Konfederasyonu (CCOO) ve Çalışanlar Genel Birliğinin (UGT) çağrısıyla ülke genelinde yapılan eylemlerde, sol koalisyon hükümetinden asgari ücret artışıyla, emekli ve işçi haklarının genişletilmesi talep edildi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı yürüyüş yerine sosyal mesafe ve maske takma kurallarına uyarak toplanma eylemi yapan sendika temsilcileri, taleplerini hayata geçirmek için 1. yılını dolduran hükümete 'müzakere masasına oturma' çağrısı yaptı.Madrid'de Ekonomi Bakanlığı binası önünde toplanan küçük bir gruba ve basına hitaben birer konuşma yapan sendika liderleri, 'Artık sabrımız taşmak üzere. Artık harekete geçme zamanı. Eğer hükümet masaya oturup, işçinin, emeklinin sorunlarına adil çözüm üretmezse biz de buna karşı tavır alıp eylemlerimizi artıracağız.' mesajı verdi.Sendikalar, 2013 yılında dönemin sağ hükümeti tarafından çıkarılan iş reformu ve emekli yasalarının iptalini ve asgari ücrette artış yapılmasını istedi.CCOO Genel Sekreteri Unai Sordo, 'Salgınla mücadelenin öncelik olduğunun hepimiz farkındayız ama yılın ikinci yarısından itibaren ekonomik büyüme de gerekli. Hükümete, bu sağlık krizinin sonrasında ülkede eşitsizliğin ve yoksulluğun daha fazla artmaması için (sosyal ajandayı iyileştirmenin zamanı geldi) diyoruz.' şeklinde konuştu.Asgari ücretin gelecek 3 yıl içinde yüzde 60 artmasını talep ettiklerini dile getiren Sordo, ne işverenlerin baskılarının ne de Avrupa Birliği'nin getirdiği şartların sendikaların hedeflerini değiştirebileceğini söyledi.UGT Genel Sekreteri Jose Maria Alvarez de 'Binlerce İspanyol'un yatacak yeri yok. Vatandaşlar artık verilen sözlerden bıkmaya başladı. İşverenler ve hükümet bizden zaman istiyor. Bizim sabrımız tükendi. Ya masaya oturulur ya da sendikalar bugün 50'den fazla kentte başlattıkları eylemleri daha da artırıp sokaklara dökülür.' ifadelerini kullandı.CCOO ve UGT, mevcut durumda 950 avro olan asgari ücretin bu yıl içinde 1000 avroya çıkarılmasını talep ediyor.Kovid-19'dan dolayı işsizlik oranının yüzde 16,4'e kadar yükseldiği İspanya'da mevcut durumda 755 bin kadar işçi kısa çalışma ödeneğinden faydalanıyor.
Reklam
Avni Yıldırım Altın Kemeri Türkiye'ye Getirecek ! Avni Yıldırım Kimdir, WBA WBC Maçı Ne Zaman?
Profesyonel Türk boksör Avni Yıldırım, Dünya Boks Birliği (WBA) ve Dünya Boks Konseyi (WBC) ' de süper orta sıklet kemerlerinin sahibi Meksikalı Saul Alvarez ile 28 Şubat'ta karşılaşacak. Saul Alvarez ile yapacağı müsabakayı kazanarak altın kemeri Türkiye'ye getirmek istediğini söyleyen Avni Yıldırım yapılan basın toplantısında karşılaşma ile ilgili açıklamalarda bulundu. Peki Avni Yıldırım kimdir? Yaptığı açıklamalar nelerdir? Avni Yıldırım'ın kariyeri hakkında tüm detayları haberimizde sizler için derledik...
Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Kıbrıs Konusunda Uluslararası Toplumda Destek Gördüklerini Savundu
ATİNA (AA) - Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Kıbrıs sorununun çözümü için uluslararası toplumdan 'destek gördüklerini' ileri sürdü.Miçotakis, Atina'nın ev sahipliğinde düzenlenen 'Dostluk Forumu'nun açılışında konuştu.Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanlarının katılımıyla yapılan forumun herkese açık bir platform olduğunu söyleyen Miçotakis, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sonrası 'Dostluk Forumu' inisiyatifinin zirve formatında düzenlenmesi umudunu dile getirdi.Miçotakis, katılımcı ülkeler arasında gerek diplomasi gerekse ekonomi, enerji ve salgın gibi konularda 'daha sıkı iş birliği yapılabileceğini' ve bu birliğin, 'kimseye karşı olmadığını' savundu.Kıbrıs sorunuKıbrıs meselesinin olası çözümüne değinen Miçotakis, 'Tüm ülkeler, Birleşmiş Milletler (BM) kararları ve Avrupa Birliği (AB) müktesebatı çerçevesinde (Kıbrıs'ta) adil, kalıcı ve işler bir çözüm için bize desteğini gösteriyor. (Bu ülkeler) Barış, güvenlik, iyi komşuluk ilişkileri ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümü için uluslararası hukuka ve deniz hukukuna bağlı kalarak, ülkelerimizin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı göstererek, kritik jeostratejik bölgemizde barış ve refahın inşasını arzu ediyorlar.' iddiasında bulundu.Yunanistan Başbakanı Miçotakis, 8 Şubat'ta Kıbrıs Rum kesimini ziyaretinde, Rum lider Nikos Anastasiadis ile görüşmesinde, 52 yıldır denenen ancak bir sonuç alınamayan 'federasyon' modelini savunmayı sürdürmüştü.Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin dünkü Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, Miçotakis'e tepki göstererek, 'Artık iki devletli çözümden başka Kıbrıs'ta çıkış yolu kalmamıştır. İster kabul edersiniz ister etmezsiniz.' demişti.
Reklam
AB Ülkeleri "Aşı Pasaportu" Konusunda Bölünmüş Durumda
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede alınan seyahat kısıtlamalarına karşı 'aşı pasaportu' uygulaması hakkında bölünmüş bir görüntü çiziyor. Bazı ülkeler aşı olanlara seyahat imkanı verecek bir belge verilmesini isterken bazıları buna karşı çıkıyor.'Aşı pasaportu' veya 'aşı sertifikası' tartışmaları ocak ayında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in AB yönetimine yazdığı mektupla başladı. Miçotakis, aşı olanların rahatça seyahat edebilmesini sağlamak amacıyla AB genelinde uygulanacak bir belgeleme sistemi kurulmasını önerdi.AB yönetimi ise böyle bir sistem için henüz erken olduğunu savunarak konuyu erteledi. Ertelemenin gerekçesi sistemin 'hukuken ayrımcılık' ortaya çıkarabileceğiydi. Henüz aşıya erişimi olmamış kişilerin veya tıbbi gerekçelerle aşı olamayacak kişilerin kısıtlamasız seyahat imkanından faydalanamayacak olması yasal olarak sorunlu bir alan oluşturacaktı.Ancak özellikle turizm gelirlerinin ekonomilerinde ciddi yer ettiği bazı ülkeler bu uygulamayı savunuyor ve gündemde tutmak istiyor. Bu ülkelerin başında uygulamayı öneren Yunanistan geliyor. Yunanistan uygulamanın örneğini İsrail ile başlattı. Yüksek aşılama oranına ulaşan İsrail ile Yunanistan arasında Kovid-19 aşısı olanların iki ülke arasında herhangi bir kısıtlama olmaksızın seyahatine imkan sağlayan turizm anlaşması yapıldı. Bir başka turizm ülkesi İspanya da aşı pasaportu verilmesini istiyor. İspanya Ekonomi Bakanlığı, ülkenin ana ekonomik faaliyetlerinin düzelebilmesi için 'güvenli seyahat koridorları' oluşturulmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan rapor hazırladı. Ekonomi Bakanı Nadia Calvino, 'Aşı kartları konusunda ilerleme ve sınırların açılması ekonomik düzelme için temel önem taşımaktadır.' dedi.Yüksek turizm gelirini sahip bir başka ülke olan İtalya bir an önce normale dönebilmek için aşı pasaportu uygulamasını istiyor. Başbakanlık Acil Tedarik Komiseri Domenico Arcuri, pasaportun 'kötü bir fikir olmadığını' söyledi.Kuzey Avrupa hazırlıklara başladıBazı Kuzey Avrupa ülkeleri de şimdiden aşı pasaportu gibi uygulamalara başlayacağını açıkladı. Danimarka ve İsveç, yaz aylarında turizmi canlandırmak amacıyla 'dijital aşı sertifikaları' dağıtma planları yaptıklarını duyurdu.Danimarkalı yetkililer, bu sertifikaya sahip olanların iş seyahatlerine, spor etkinliklerine, kültürel faaliyetlere, hatta restoranlara gidebileceğini belirtti.AB üyesi olmayan ancak Schengen bölgesinin bir parçası İzlanda da ocak sonundan itibaren aşı olanlara dijital belgeler vermeye başladı. İzlanda'ya girişte bu tür bir belgeyi gösterenlerin sınırdaki kısıtlamalardan muaf tutulacağı, Kovid-19 testi yaptırmak zorunda kalmayacağı açıklandı.Baltık ülkesi Estonya ise pilot proje başlatarak aşı olunduğuna dair kanıt gösterenlerin karantinaya alınmayacağını bildirdi. Estonya, Dünya Sağlık Örgütü ile muhtemel bir dijital aşı sertifikası uygulaması çalışmalarına da başladı. Fransa, Almanya, Belçika, Polonya karşı çıkıyorBazı AB ülkeleri ise aşı sertifikası fikrine karşı çıkıyor. Bunlardan biri olan Fransa, herkesin aşıya erişimi olamayacağını gerekçe gösteriyor.Fransa Sağlık Bakanı Olivier Veran, buna ek olarak aşıların ne kadar koruyucu olduğunun henüz tam olarak bilinmediğini, bu tartışmanın birkaç ay sonra yapılması gerektiğini söyledi.Almanya da öneriyi savunmuyor ancak özel sektörün uygulamaya geçmesi halinde yasal olarak engellenemeyeceği görüşünü öne çıkarıyor.Almanya Adalet Bakanı Christine Lambrecht, 'Bir restoran sahibi sadece aşı olmuş kişilere kapılarını açacak olursa bunu şu anki yasal durumda engellemek zor olur.' dedi.Belçika Dışişleri Bakanı Sophie Wilmes ise bu tür uygulamanın AB vatandaşları arasında ayrımcılığa yol açacağını söyledi. Herkesin aşıya erişiminin kısa sürede mümkün olmayacağını hatırlatan Wilmes, uygulamaya geçilmesi halinde aşı olmamış kişilerin bireysel özgürlüklerinin sınır ötesi seyahatlerde engellenemeyeceğini dile getirdi.Aşı pasaportuna geçmeyi şu an için düşünmeyen ülkeler arasında Polonya da bulunuyor. Ancak Polonya hükümeti, geliştirilen bir akıllı telefon uygulamasıyla aşı olanların ülkeye varışta karantinaya girmemesini sağlıyor. DSÖ şimdilik pasaporta karşıDünya Sağlık Örgütü (DSÖ), geçen ay aşı sertifikası tartışmaları yoğunlaştığında böyle bir sisteme 'henüz' karşı olduğunu açıklamıştı. DSÖ yetkilileri, aşının virüsün bulaşmasını ne derece engellediği, ne kadar süreyle koruyucu olduğu gibi birçok konuda yeterli bilgi bulunmadığını hatırlatmıştı. Bunlara ek olarak üretim kapasitelerinin düşük olduğu, henüz yeterli doz miktarına ulaşılamadığı gibi gerekçeler de sıralanmıştı.Dünya nüfusunun henüz yüzde 1,93'ü aşılandıDünya genelinde 10 Şubat itibarıyla 151,5 milyon kişi Kovid-19 aşısı olmuş durumda. Bu da dünya nüfusunun henüz sadece yüzde 1,93'ünün aşı olduğunu gösteriyor. 450 milyon nüfuslu AB içinde ise aşı olanların sayısı şimdilik sadece 18,3 milyon.
Ekonominin Büyük Ölçüde Turizme Dayandığı Beytüllahim'de Halk Dört Gözle Kovid-19 Aşısını Bekliyor
BEYTÜLLAHİM (AA) - KAYS EBU SEMRA - İşgal altındaki Batı Şeria'nın Beytüllahim şehrinde yaşayan Filistinliler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının son bulması ve şehrin ekonomisinin yeniden canlanması umuduyla dört gözle aşılamanın başlayacağı günü bekliyor.Ekonomisi büyük ölçüde turizme dayanan Beytüllahim'de halk, hükümetin Kovid-19'a karşı aşılama çalışmalarının yakında başlayacağını duyurmasının ardından tünelin ucunda ışığı gördüklerini ifade ediyor.Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, 1 Şubat'ta yaptığı açıklamada, çoğunluğu Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programından (COVAX) olmak üzere birçok kaynaktan 50 bin doz aşı alacaklarını ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi'nde toplu aşılamaya bu ayın ortasında başlayacaklarını duyurdu.Birden fazla kaynaktan gelen aşıların ulaşması ile aşılama sürecinin başlayacağını kaydeden Iştiyye, ilk sırada yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin olduğunu belirtti.Ekonomi salgından ciddi zarar gördüFilistin'deki ilk Kovid-19 vakaları Beytüllahim'de kayda geçti. Beytüllahim'de Kovid-19'a karşı alınan önleyici tedbirler, yüzde 80 turizme bağımlı olan şehir ekonomisine ağır darbe vurdu.Hazreti İsa'nın doğduğuna inanılan yerin üzerine, Roma İmparatorluğu döneminde 327 yılında inşa edilen Doğuş Kilisesi, her yıl binlerce turisti şehre çekiyordu.Filistin Turizm Bakanlığı, 2019'da Filistin'e 1, 5 milyon ziyaretçinin geldiğini duyurmuştu. Ancak 2020 başlarında Kovid-19 salgınının başlamasından bu yana tüm rezervasyonlar iptal edildi.Aşı, Filistin'deki ağır sağlık ve ekonomik sorunların bitmesine vesile olabilirBeytüllahim'de ticaret yapan Useyyid Subuh, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 aşısının krizden çıkış için bir umut ışığı olduğunu söyledi.Dünya Sağlık Örgütü tarafından ruhsatlandırıldığı sürece, aşılama süreci başlar başlamaz türüne bakmaksızın aşı olmaya hazır olduğunu dile getiren Subuh, aşının genelde Filistin, özelde de Beytüllahim için ağır sağlık ve ekonomik sorunların bitmesine vesile olabileceğini ifade etti.Beytüllahimliler ilk fırsatta aşı olmak istiyorBeytüllahim'de turizm fotografçısı olan Muhammed Murad, doğrudan turizmle bağlantılı bir iş yaptığı için salgından çok etkilendiğini belirtti.Aşılamanın başlamasını dört gözle beklediğini kaydeden Murad, şartlar müsait olur olmaz aşı olacağını vurguladı.Şehirde turizm sektöründe çalışan Cad eş-Şumeli de salgının sürmesi halinde turizm sektörü başta olmak üzere şehirdeki ekonomik daralmanın devam edeceğini kaydetti.Sırası gelince ilk fırsatta aşı yaptıracağına işaret eden Şumeli, aşının geç gelmesinin hiç gelmemesinden daha iyi olduğunu dile getirdi.İsrail işgali ve ablukası altındaki Filistin topraklarında son verilere göre, Kovi-19 kaynaklı can kaybı 2 bin 100'e, vaka sayısı da 185 bin 760'a,ulaştı.
Kuzey Kore Lideri Kim, Ekonomide Sıkı Denetim Emri Verdi
ANKARA (AA) - Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, ekonomideki yasa dışı hareketleri minimuma indirmek için ocak ayında açıkladığı ekonomi planı üzerinde daha sıkı denetim yapılmasını emretti.Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’nın (KCNA) bildirdiğine göre Kim, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) de etkisiyle ülkesinin harap olmuş ekonomisini kurtarmak için ocak ayında iktidardaki Kore İşçi Partisinin toplantısında alınan ekonomik kalkınma planına ilişkin kararları takip etmek için düzenlenen toplantıda konuştu.Kim açıklamasında, ulusal ekonomik planın oluşturulması ve yürütülmesi sürecinde yasal denetimi ve kontrolü güçlendirmenin önemini vurguladı.Kim, yargının ve diğer kolluk kuvvetlerinin ekonomik planın doğru bir şekilde uygulanmasını sağlamak için daha fazlasını yapması ve ekonomik faaliyetlerde ortaya çıkan her türlü yasa dışı uygulamayı kontrol etmek için güçlü bir yasal mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi. Kim ayrıca, tüm sektörlerin ve devletteki tüm birimlerin bu talimatlara koşulsuz uyması gerektiğini vurguladı.Kim, 5 yıllık kalkınma planının başarısızlıkla sonuçlandığını söylemiştiBaşkent Pyongyang'da 5 yıl aradan sonra 6 Ocak'ta düzenlenen Kore İşçi Partisi kongresinde konuşan Kim, ülkenin neredeyse tüm sektörlerinin ekonomik kalkınma planlarının gerisinde kaldığını belirterek, 2016 yılında belirlenen 5 yıllık kalkınma planının başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmişti.Yönetiminin karşılaştığı zorlukları 'şimdiye kadarki en kötü ve beklenmedik' şeklinde yorumlayan Kim, 5 yıllık yeni bir plan çağrısında bulunmuştu.
Reklam
ABD'de Kovid-19 Ölümlerinin Yüksekliğinden Trump Yönetiminin Sorumlu Olduğu İddia Edildi
ANKARA (AA) - Bir grup bilim insanı, ABD'de yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) kaynaklanan ölü sayısının yüksek olmasından önceki başkan Donald Trump'ın sorumlu olduğunu öne sürdü.Aralarında ABD'nin önde gelen doktor ve araştırmacıların olduğu bilim insanları, tıp dergisi 'The Lancet'te yayımladıkları raporda, ülkede Kovid-19 ölüm oranının G-7 ülkeleri İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada'nın ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti.Raporda, ölüm oranının ABD ile benzer gelişmişlik düzeyine sahip bu ülkelerle eşit olması halinde 2020'de Kovid-19'a bağlı can kayıplarının yüzde 40 daha az olacağının altı çizildi.Söz konusu tablonun ortaya çıkmasında Trump liderliğindeki hükümetin siyasi tercihlerinin ve ihmallerinin belirleyici olduğunu savunan bilim insanları, 'Vakaların ve ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Başkan Trump, ABD nüfusunu salgınla mücadele için yüreklendirmek yerine (kişisel olarak kabul etmesine rağmen) kamuoyunun önünde tehdidi azımsamayı tercih etti, tedbirlere karşı tutum takındı ve uluslararası iş birliğinden kaçındı.' ifadelerini kullandı.Neoliberal politikaların mirasıÖte yandan bilim insanları son 4 yıldaki hatalar nedeniyle Trump yönetimini suçlarken, ABD sağlık sisteminin yapısal sorunlarının hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimler tarafından son 30 yılda benimsenen neoliberal ekonomi ve sağlık politikalarının sonucu olduğunu vurguladı.Diğer zengin ülkelerde ortalama yaşam beklentisi sürekli artarken ABD'de düştüğü anımsatılan raporda, sağlık sektöründeki düzenlemelerin ortadan kaldırılmasının sigorta masraflarını artırdığı ve sigortasızlığı yaygınlaştırdığı, ayrıca ekonomik eşitsizliğin ve ırk ayrımcılığının etkilerinin sağlık alanında daha fazla hissedildiği belirtildi. 'Irkçı hisleri ve düşmanlığı körükledi' Trump döneminde, ABD'de herhangi bir sağlık sigortası ve geçerli sağlık korumasından yoksun 28 milyon insana 2,3 milyon kişinin daha eklendiğine dikkat çekilen raporda, bunun 726 bininin çocuk olduğu bilgisi yer aldı.Kovid-19 salgını döneminde beyaz Amerikalılar ile Afro-Amerikalılar arasındaki ölüm oranı farkının yüzde 50 arttığı, Latin Amerikalıların ortalama yaşam beklentisinin 3,5 yıl azaldığı kaydedilen raporda, 'Trump, düşük ve orta gelirli beyazların yaşam beklentilerinin düşmesi nedeniyle duydukları öfke ve memnuniyetsizliği istismar ederek ırkçı hisleri ve yabancı düşmanlığını körükledi. Böylece bu kitle onun zenginlerin ve şirketlerin çıkarlarına himzet eden ve halk sağlığını tehdit eden politikalarına destek verdi. Şirketlere ve yüksek gelirli bireylere getirdiği trilyon dolarlık vergi kesintilerinin yarattığı bütçe açığını, gıda yardımları ve sağlık bakımında yaptığı kısıntıları meşrulaştırmak için kullandı.' değerlendirmesine yer verildi.Dünya en fazla Kovid-19 vakasının ve virüse bağlı en fazla ölümün görüldüğü ülke olan ABD'de bugüne dek 27 milyon 897 bin 214 vaka tespit edilirken virüs nedeniyle 483 bin 200 kişi yaşamını yitirdi.
Reklam
11 Şubat Dolar Ve Euro Fiyatları: Döviz Fiyatları Düşüyor Mu?
Dolar fiyatlarındaki değişim anlık olarak takip ediliyor. Vatandaşlar, ‘1 Dolar Kaç TL’ aramasını yapıyor. Altın fiyatlarına nazaran hafta başından beri yatay seviyede bulunan dolar, bu sabah saatlerinde 7.06 lira olarak fiyatlandı. Birikimlerini dolar veya euro alarak değerlendiren vatandaşlar, canlı dolar fiyatlarını araştırıyor. İşte 11 Şubat dolar ve euro fiyatlarında son durum…
Altın Fiyatları Yeniden Düşüşte! Kapalıçarşı Gram Altın Ve Çeyrek Altın Fiyatları…
Hafta başında yükselmeye başlayan ve 422 liraya kadar çıkan 24 ayar gram altın, bu sabah saatlerinde tekrardan düşüş evresiyle başladı. Yatırım olarak altını tercih eden vatandaşlar, canlı altın fiyatları aramasını yapıyor. Türkiye’de gram altının değeri, altının ons fiyatı üzerinden hesaplanıyor. Peki, Kapalıçarşı gram altın fiyatı ne kadar? Altın yükselecek mi, düşecek mi? İşte altın fiyatları ile ilgili en son gelişmeler…
Reklam
Biden, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping İle Görüşmesinde Pekin'le İlgili "Endişelerini" Dile Getirdi
WASHINGTON (AA) - Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşen ABD Başkanı Joe Biden'ın, Sincan'dan Hong Kong'a ve Pekin'in ekonomik uygulamalarına kadar birçok başlıkta 'endişelerini' dile getirdiği bildirildi. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Biden ile Şi'nin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi.Açıklamaya göre Biden, Şi'ye, Amerikan halkının güvenlik ve refahını koruma ile İndo-Pasifik bölgesinde serbest ve açık kalmasını temin etme noktasındaki kararlılığını dile getirdi. Açıklamada, 'Başkan Biden, Pekin'in baskıcı ve adil olmayan ekonomi uygulamaları, Hong Kong'daki baskı, Sincan'daki insan hakları ihlalleri ve Tayvan dahil bölgede artan hak iddialarına ilişkin temel endişelerinin altını çizdi.' ifadeleri kullanıldı.Açıklamaya göre iki lider, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele, küresel sağlık güvenliği, iklim değişikliği ve silahların yayılmasını önleme gibi konu başlıklarında karşılıklı olarak görüşlerini ortaya koydu.Biden'ın Çin'le ilişkilerde Amerikan halkının çıkarlarını gözeterek 'pratik ve sonuç odaklı' bir yaklaşım izleyeceği de açıklamada yer aldı.Biden yönetimi, Donald Trump yönetiminin aldığı 'Çin, Sincan'da Uygur Türklerine soykırım uyguluyor' yönündeki kararını aynen kabul ettiğini açıklamıştı.ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Çin'in Sincan, Hong Kong ve Tibet'teki insan hakları ihlallerini yakından takip edeceklerini, ayrıca Pekin'in küresel ekonomik sistem içinde adil olmayan uygulamalarına itiraz edeceklerini belirtmişti.ABD Başkanı Biden da dün Pentagon'a yaptığı ziyarette 'Çin Görev Gücü' altında yeni bir birim kurduklarını ve bu birimde Çin'in askeri adımlarını yakından izleyeceklerini duyurmuştu.
Sudan'da Geçiş Döneminin İkinci Kabinesi Yemin Etti
HARTUM (AA) - Sudan’da 2019'daki askeri darbenin ardından başlayan geçiş döneminin ikinci hükümeti, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Başbakan Abdullah Hamduk'un huzurunda yemin ederek görevine başladı.Sudan resmi haber ajansı SUNA’ya göre, asker, sivil ve barış anlaşmasına imza atan silahlı hareketlerin temsilcilerinin yer aldığı yeni kabinenin üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Yargıtay Başkanı Nimet Abdullah, Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ve Başbakan önünde ant içti.Burhan, kabine üyelerine demokrasiye geçişin sağlanması için tüm kamu kurumlarıyla uyum ve birlik içerisinde çalışma çağrısı yaptı.Burhan, halkın değişim arzusuna cevap vermek için geldiklerini, onları yüzüstü bırakmayacaklarını ifade etti.Bakanlar Kurulu İşleri Bakanı Halid Ömer Yusuf da yeni hükümetin en önemli gündeminin hayat pahalılığının ortadan kaldırılması ve ekonomik reform olduğunu belirtti.Yusuf, barış anlaşmasının şartlarının yerine getirilmesi, güvenlik reformu, adaletin sağlanması ve demokratik geçişi sağlayıp seçimlerin yapılmasının da diğer öncelikleri olduğunu kaydetti.Başbakan Abdullah Hamduk, 8 Şubat'ta basın toplantısıyla duyurduğu 26 kişilik yeni kabinede, Devrimci Cephesi bünyesindeki silahlı hareketlerden de 7 isme yer vermişti.Sudan’da 21 Ağustos 2019'da başlayan geçiş döneminin 2024 başlarında sonlanmasıyla seçimlere gidilip askerin yönetimi tamamen sivillere devretmesi bekleniyor.-Yeni kabinenin üyeleriSavunma ve İçişleri bakanlıklarını askerin belirlediği yeni kabine, 26 bakandan oluşuyor. Eğitim bakanının ismi, istişarelerin ardından açıklanacak.Kabine'de Dışişleri Bakanlığı görevine Meryem Sadık el-Mehdi, İçişleri Bakanlığı görevine ise İzzeddin Şeyh getirildi.Savunma Bakanı Yasin İbrahim Yasin, Adalet Bakanı Nasreddin Abdulbari, Yükseköğretim Bakanı İntisar ez-Zeyn Sagıyrun, Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas ve Vakıflar ve Din İşleri Bakanı Nasredin Muferrah görevlerinde kaldı.Mirgani Musa Hamed Ulaştırma Bakanlığına, Tahir İsmail Muhammed Tarım ve Orman Bakanlığına, İbrahim eş-Şeyh Sanayi Bakanlığına, Ali Cidu Adem Ticaret ve Lojistik Bakanlığına, Ahmed Adem Bahit Toplumsal Kalkınma Bakanlığına, Teysir Nurani Muhammed et-Tayyib Çalışma ve İdari Reform Bakanlığına, Hamza Bellul el-Emir Kültür ve Enformasyon Bakanlığına, Ömer Ahmed en-Necib Sağlık Bakanlığına, Buseyne İbrahim Dinar Federal Yönetim Bakanlığına, Muhammed Beşir Maden Bakanlığına, Hafız ibrahim Abdunnebi Hayvan Kaynakları Bakanlığına getirildi.Cadiyn Ali Ubeyd Hasan Enerji ve Petrol Bakanlığına, Yusuf Adem ed-Day Gençlik ve Spor Bakanlığına, Halid Ömer Yusuf Bakanlar Kurulu İşleri Bakanlığına, Abdullah Yahya Bayındırlık Bakanlığına, Haşim Haseberrasul İletişim Bakanlğına, El Hadi Muhammed İbrahim Yatırım ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığına, Cibril İbrahim Muhammed Maliye ve Ekonomi Planlama Bakanlığına atandı.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Kuveyt Gazetesi Al Anda'ya Türkiye-Kuveyt İlişkilerini Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin Kuveyt ile mükemmel ilişkilere sahip olduğunu ve Türk şirketlerinin, Kuveyt'te başarılı projelere imza attığını belirterek, 'Türk şirketleri, Kuveyt'in 2035 kalkınma vizyonu çerçevesinde sorumluluk almaya hazır.' ifadesini kullandı.Çavuşoğlu, çalışma ziyareti kapsamında geldiği Kuveyt’te, Al Anda gazetesine iki ülke ilişkilerine, Kuveyt'in yakın zamanda çözülen Körfez Krizi'ndeki rolüne, yatırım ve ticari iş birliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Bakan Çavuşoğlu, 'Kardeş Kuveyt ile mükemmel ilişkilere sahibiz. İkili ilişkilerimiz iyi kurulmuş ve kurumsallaşmıştır.' dedi.Türkiye'nin, Kuveyt'in güvenliğine ve istikrarına önem verdiğini ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye'nin 1990-1991 işgali sırasında Kuveyt'e verdiği güçlü desteğin bu ülkenin bağımsızlığına ve egemenliğine olan bağlılığın bir kanıtı olduğunu dile getirdi.Çavuşoğlu, iki ülke iş birliğini kurumsallaştırmak ve farklı alanlardaki ilişkileri geliştirmek amacıyla 2014'te 'Ortak İşbirliği Konseyi' kurulduğuna dikkati çekti.Parlamentolar arası da güçlü temaslar olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Kuveyt'in Körfez bölgesinde güçlü bir parlamento geleneğine sahip olduğunu hatırlattı.Çavuşoğlu, ekonomik tarafta, ekonomik ve ticari ilişkileri ilerletmek için doğru platformları sağlayan 'Ortak Ekonomik Komite' ve 'İş Forumu' bulunduğuna değinerek, 'Kuveyt ve Türk halkının yanı sıra tüm bölgemizin yararına yürütmeyi planladığımız mükemmel ilişkilerden zevk alıyoruz.' ifadesini kullandı.'Kuveyt, bölgede iyi bir muhakeme, barış ve dayanışma örneğidir'Kuveyt'in Körfez krizinin çözülmesindeki aktif rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:'Türkiye, Kuveyt’in bölgesel çatışmalardaki arabuluculuk rolünü ve diyalog ve karşılıklı anlayış yoluyla barışı ve güvenliği sürdürme konusundaki konumunu çok takdir etmekte ve değer vermektedir. Kuveyt'ten ayrıldıktan sonra Umman ve Katar'ı ziyaret edeceğiz. Önce Kuveyt'i ziyaret etmenin Körfez sorunu bağlamında da sembolik bir önemi var. Kuveyt’in arabuluculuğunun, Katar ile Arap Dörtlüsü arasındaki yüzeysel çatışmayı sona erdirme konusundaki katkılarını takdir ediyoruz. Kuveyt liderliğini ileriye dönük vizyonlarından dolayı tebrik ediyoruz. Kuveyt, bölgede iyi bir muhakeme, barış ve dayanışma örneğidir. Kuveyt’in çabaları, Körfez anlaşmazlığının tam ve kapsamlı çözümü için çok olumlu bir atmosfer yarattı. Körfez krizini artık arkamızda bıraktığımıza göre, tüm Körfez bölgesi ile iş birliğimizi güçlendirmeye ve kendisi de Kuveyt'in vizyoner liderlerinin bir ürünü olan Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ile stratejik ortaklığımızı geliştirmeye hazırız.'Çavuşoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel ticareti olumsuz etkilediğini ve bir düşüşe yol açtığını hatırlatarak, Kuveyt ile 2019'da 700 milyon dolar olan ticaret hacminin, 2020'de 600 milyon dolar civarına gerilediğini aktardı.Önümüzdeki dönemde bu rakamı artırmak için çok büyük bir potansiyel olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, 'Türk şirketleri, ekonomik ve sosyal kalkınmanın anahtarı olan Kuveyt'teki altyapı projelerinde çok aktifler. Kendini dünya çapında kanıtlamış birçok başarılı inşaat şirketimiz var. Etkili ve uygun maliyetlidirler.' diye konuştu. Çavuşoğlu, savunma sanayinin bir diğer önemli iş birliği alanı olduğuna dikkati çekerek, Türk şirketlerinin ortak üretime açık olduğunu ve bu fırsatın, istihdam yaratma ve ekonomi üzerindeki etkileri nedeniyle önemli olduğunu vurguladı.Çavuşoğlu, şöyle devam etti:'Turizm, kültür ve eğitim daha fazla iş birliği yapabileceğimiz bazı alanlar. Türk turizm sektörü, dünyanın dört bir yanından gelen seyahat kısıtlamalarına rağmen hala olumlu yolda. Sağlık iş birliğinde de büyük bir potansiyel var. Kovid-19 salgını herkese sağlık turizmine olan ihtiyacı hatırlatıyor. Sağlık sektöründeki yetkililerimiz de bu cephedeki seçenekleri inceliyor. Bunu kardeşim Şeyh Ahmed ile de konuştum. Salgınla mücadele etmek ve gıda güvenliğini ele almak için birlikte çalışmaya karar verdik. Yakında ortak projeler üreteceğiz. Kişiler arası alışverişler mükemmel ilişkilerimizi daha da zenginleştiriyor. Kovid-19 kısıtlamaları nedeniyle kapalı geçen zor aylardan sonra Kuveytli kardeşlerimizi Türkiye'de tekrar ağırlamayı dört gözle bekliyoruz. Türkiye, yüksek öğrenim için önemli potansiyeller sunmakta.'Bakan Çavuşoğlu, Türk şirketlerinin Kuveyt'te birçok önemli ve prestijli projeye imza attığını belirterek, 'Kuveyt'in 2035 kalkınma vizyonu çerçevesinde ek sorumluluklar almaya hazırlar.' ifadesini kullandı.'İsrail’in yeni yerleşim yerleri ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasıyla ilgili yasa dışı eylemlerinin son aylarda artması tesadüf değildir'Bazı Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki normalleşme sürecine ve Filistin meselesine dair Türkiye'nin görüşünü paylaşan Çavuşoğlu, 'Bu sözde normalleşme anlaşmalarına ilişkin çekincemizi kaydettik çünkü bu anlaşmaların, BM kararlarında da yer alan, iki devletli vizyonu ve bu uzun süredir devam eden çatışmanın çözümü için yerleşik uluslararası parametreleri zayıflatma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Çavuşoğlu, bahsi geçen anlaşmaların imzalanmasının, 2002 Arap Barış Girişimi'nin temel ilkeleri olan 'barış için toprak' ve 'normalleşmenin ardından barış' ile de çeliştiğine dikkati çekti.Çavuşoğlu, şunlara değindi:'Bu anlaşmalar, İsrailli liderlerin, bölgede normalliği sağlamak için işgal altındaki Filistin topraklarından çekilmek zorunda olmadıklarına inanmalarına yol açtı. Bu bağlamda, İsrail’in yeni yerleşim yerleri ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasıyla ilgili yasa dışı eylemlerinin son aylarda daha fazla Filistinlinin yerlerinden edilmesine yol açması tesadüf değildir. İsrail artık yasa dışı eylemlerine daha fazla cezasızlıkla devam edebileceğini düşünüyor. Bu zihniyet, Filistin sorununun çözümüne katkı sağlamayacak, aksine çok daha zor hale getirecektir. Normalleşme, Filistin davası pahasına olmamalıdır.'
Reklam