27 Şubat 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
İntihara Teşebbüs Etmiş 15 Kişinin Kendi Sözleriyle, Okunası Hayat Hikayeleri
İntihar hakkında, insanlar arasındaki en yaygın düşünce, üstesinden gelinemeyen duyguları düzenlemek için intiharın tek çözüm olduğu inancıdır. İntiharın çekiciliği, katlanılamayan duygulara en sonunda son verecek olmasıdır. Trajedisi ise, yoğun duygusal stresin insanların gözlerini alternatif çözümlere kapatmasına neden olmasıdır.. İşte bu içerikte kendisine bir alternatif keşfetmiş olan 15 insanın hikayesine tanıklık edeceğiz..
Küçük Kızlarının Doğum Lekesinin Aynısını Kendilerine Dövme Olarak Yaptıran Sevimli Anne Baba
Tanya ve Adam Phillips, İngiltere'de Grimsby'da yaşayan evli bir çift. Henüz 18 aylık olan Honey-Rae isimli sevimli bir kız çocukları var. Bu tatlı kızın doğuştan sağ bacağında yer alan kırmızı doğum izine etraftan gelen bakışlardan şimdiden endişelenen bu anne baba, ileride Honey-Rae'nin daha da büyük zorluklar çekebileceğini düşünerek şimdiden ona tatlı bir destek vermeye başlamışlar. Kendini yalnız hissetmemesi için, Honey-Rae'in bacağındaki doğum izinin aynısını kendi sağ bacaklarına dövme olarak yaptıran sevimli çift 'gerçekten acı dolu bir dövme yaptırma süreciydi, oldukça büyük bir dövme olduğu için çok zaman aldı, ama çektiğimiz acının her saniyesine değer' demişler.Honey-Rae büyüdüğünde ne kadar çok sevildiğini görüp bu lekeleri kafasına bile takmayacaktır.
İnsana İş Hayatını Dar Eden Baskıcı, Zorba ve Geçimsiz Amirlerle 11 Maddelik Baş Etme Rehberi
İş hayatına atılan herkesin kabusudur; baskıcı, zorba ve geçimsiz tavırları olan amirler. Çoğu insan bu tür insanlarla daha önce karşılaşmadıkları için bu tür durumlarda ne yapacağını bilmez. Ve genellikle de içe kapanırlar. İşe başladıktan kısa bir süre sonra ağlayarak istifa ettiklerini gördüğünüz kimseler, işte bu insanlardır..İstifa ederek bir an önce; kendilerini koşulsuz seven anne ve babalarının yanına yani güvenli bir ortam olan evlerine dönmek isterler. Nasıl olsa orada zorbalar yoktur. Ama bu tarz insanlar kendilerine şu soruyu sormalıdır, ' Hayatımın sonuna dek evimde saklanabilir miyim?' Şüphesiz cevap 'hayır' olacaktır. O halde yapmaları gereken, geri dönüp bu tarz insanlarla nasıl mücadele edileceğini öğrenmektir...
Reklam
'84 Sokak Köpeği Zehirlenerek Değil, Havasızlıktan Öldü'
Bursa İnegöl Belediyesi, salı günü Yenişehir'de ölü bulunan 84 köpeğin zehirlenmediğini, ihmal nedeniyle havasızlıktan öldüğünü savundu.İnegöl Belediyesi, Bursa'nın Yenişehir ilçesinde zehirlendiği iddia edilen 84 köpeğin neden öldüğüyle ilgili yazılı açıklama yaptı. Belediye köpeklerin, bazı çalışanların ihmali sonucu nakil sırasında araçta havasız kalarak telef olduğunu iddia etti.Köpeklerin olay günü nakil aracına 18.00'de yüklendiği belirtilen açıklamada, güvenliklerini sağlamak amacıyla kasaya çekilen brandanın kasayı havasız bıraktığı, 100 köpekten 84'ünün telef olduğu ifade edildi.'Personelimizin ihmalkârlığı'Belediye açıklamasında, olayın itlaftan kaynaklanmadığı savunuldu; 'Jandarma ekiplerinin olay yerinde yaptıkları incelemelerde, ilgili bakanlıktan görevli veteriner hekimlerin ölen köpekler üzerinde yaptığı kontrollerde ve yaşamına devam eden 16 köpeğin durumlarına bakıldığında olayın bir itlaf olmadığı, ihmaller sonucunda köpeklerin solunum yetersizliğinden dolayı öldüğü anlaşılmıştır' denildi. Açıklama şöyle:'24 Şubat Salı günü saat 22.00 sıralarında çalışanlarımız Bayram B. ve Mustafa D. tarafından üç seferde götürülmesi gereken hayvanlar, ilgili personelimizin kendi başlarına aldığı inisiyatifle işi çabuklaştırma adına tek seferde sevk edilmek istenmiştir. Sevkiyat anında olumsuzluk yaşanmaması, köpeklerin aracın kasasından atlamaması ve düşmemesi için aracın kasasına branda çekilmiştir. Sorumlu hekimler tarafından taşıyıcı personele, hayvanların Boğazköy bölgesinde farklı alanlara bırakılması talimatı verilmiş olmasına rağmen personel gece karanlığında yolu şaşırıp mevcut bölgeden uzaklaşmıştır. Tabii bu zaman zarfında bir hayli süre geçtiği için personelimiz hayvanların araçta durumlarını kontrol etmeden olayın olduğu yerde hayvanları bırakmıştır. Personelimizin ihmalkârlığı, havanın karanlık olması ve personelimizin son durumlarına bakmadan hayvanları boşaltıp bölgeden uzaklaşması böyle talihsiz bir durumu ortaya çıkarmıştır.'Yenişehir Belediyesi'nden farklı açıklamaYenişehir'in Belediye Başkanı Süleyman Çelik ise olayın ilçelerinde yaşanmadığını savundu ve 'Bu menfur hadiseyi gerçekleştiren ve ilçemiz sınırları içerisine terk edenler, İlçe Jandarma Komutanlığımıza bağlı ekiplerce yakalanmış, ifadelerinde yaptıkları işlemi itiraf etmişlerdir' dedi. Yakalanan kişilerin 'yaptıkları işlemin' ne olduğunu belirtmeyen Çelik şunları söyledi:'Bu şahısların Yenişehir ilçemiz ve Yenişehir Belediyemiz ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı kesinleşmiştir. Dün yaşanan olaylar neticesinde Sayın İlçe Kaymakamımız Süleyman Yılmaz Bey'in de ifadelerinde görüldüğü üzere; bu menfur olayı gerçekleştirenler ilçemiz dışından olup, şüpheliler hakkında '5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa Muhalefet' suçundan yasal işlemlerinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Savcılıkça yapılan tahkikattan sonra 16 yaralı ve diğer ölü köpekleri, Yenişehir ilçemiz sınırlarına bırakan kişilerin Yenişehir ile nüfus kayıtları ve çalışan olarak hiçbir ilgilerinin olmadığı, farklı bölgede görev yaptıkları ortaya çıkmıştır. Tarafımıza yapılan iftira ve karalamalarla ilgili her türlü kanuni haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla beyan ederim.'Kaynak: AA
Dünyayı Gezmek İsteyen Kılıfını Hazırlar: Kaplumbağa Gibi Evleriyle Gezen Tatlı Çiftin 17 Hali
etiket
Hayatın kısa olduğunun ve isteklerin ertelenmemesi gerektiğinin farkına varanlarda bugün; istifaları basıp, kendi minik karavan evlerini kendileri yapan bu çift dünyayı gezmeye çoktan başlamışlar bile. Bu küçük karavan tipli evlerini 1 yılda tamamlayan çift, bu süre içinde de tüm eşyalarını satarak kendilerine para yaratmışlar. Evlerinin ve maceralarının adını da; 'Minik Ev, Dev Yolculuk' koymuşlar. Biri yazar diğeri ise fotoğrafçı olmak istiyor ve seyahat ettikleri süre boyunca da bu hayallerinin peşinden koşacaklarını söylüyorlar.
Reklam
Sıfır Beden Endüstrisine İnat Kıvrımların Çekici Olduğunun Kanıtı 12 Ünlü Kadın
Artık erkeklerin güzellik algısı 'sıfır beden' olma yolunda. Diyetler, sporlar, korseler derken birçok kadın incecik görünmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Ama bazı ünlü kadınlar var ki, birçok kişi kendilerine 'şişman'(!) dese dahi kilosundan ödün vermiyor ve kıvrımlarıyla seksapel neymiş nasıl olurmuş adete ders veriyor. Fit vücut güzeldir ama dolgun hatlı kadınların da hakkı yenmemelidir.
Manyas Kuş Cenneti 'Ekolojik Krize Sürükleniyor'
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Manyas Kuş Cenneti’ne 8 kilometre mesafedeki arazilere çok sayıda sanayi tesisi kurulmasına vize verdi. Çevre Mühendisleri Odası'ndan Bozoğlu, “Ekolojik krize sürükleniyoruz” dediÇanakkale’nin kuzey kıyı bandında, Akdeniz foklarının yaşam alanında yüzlerce ithal kömürle çalışan termik santral yapımına izin verdiği için çevre örgütlerini ayağa kaldıran Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100 bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın, Manyas Kuş Cenneti’ni de tehdit ettiği ortaya çıktı. Evin Demirtaş'ın Milliyet'te yer alan haberine göre, tartışmalı Çevre Düzeni Planı, Manyas Kuş Cenneti’ne kuş uçuşu 8 kilometre mesafedeki 1. derece tarım arazilerine çok sayıda sanayi tesisi kurulmasına izin verdi.‘Mahkemeye taşıyacağız’Milliyet’e konuşan Çevre Mühendisleri Odası Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Baran Bozoğlu, planı mahkemeye taşıyacaklarını belirterek, şunları kaydetti:“Manyas Kuş Cenneti’nin nesli tükenmekte olan kuşları, büyük risk altında. Kuş göç yolu üzerinde bulunan bu bölge, sanayiye açılamaz. Kurulacak sanayi tesislerinin atık suları arıtılsa bile Marmara Denizi, kirlenecek. Ekolojik krize sürükleniyoruz. Nerede ender bulunan bir kuş popülasyonu var oralara projeler yapılıyor. Artık kuşlarla problemli olduklarını düşüneceğim. Buraya nasıl bir sanayinin yapılacağı alt ölçekli planda belli olacak. Demir-çelik fabrikası, kimyevi tesis, termik santral, doğalgaz çevrim santrali, hatta gizliden nükleer tesis de planlanıyor olabilir.‘Göç başlayacak, nüfus artacak’İster istemez denizin kenarına liman yapacaklar. Oysa Marmara Denizi zaten çok hassas. Bazı yerlerinde 30-50 metrenin altında hayat yok. Balıkların yaşam alanında ciddi değişiklik olacak. Bölge, sanayiye açılınca göç başlayacak ve nüfus artacak. Yeşil alanlar, yapılaşmaya açılacak. Bölgeye ilişkin TÜBİTAK Havza Eylem Planı ve Marmara Denizi Mastır Planı birbiriyle uyumlu değil. Bölgede olabilecek etkiyi baştan analiz etmek için mutlaka Stratejik Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) hazırlanmalı. Stratejik ÇED, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik taahhütlerimiz arasında, ama Bakanlık, 10 yıldır yönetmelik taslağı olarak bekletiyor. Bölge sanayiye açıldıktan sonra Stratejik ÇED’i hazırlasanız bile iş işten geçer. Bu plan ile Kocaeli Dilovası’ndan daha büyük bir sanayi bölgesi kurmak istiyorlar. Bu, bölgede kanser patlaması anlamına gelir.”Antik kent de tehdit altındaUluslararası Ramsar Sözleşmesi’ne göre koruma altına alınan Manyas Kuş Cenneti, 260 türden 3 milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Manyas Kuş Cenneti, yazın göç yolunda mola veren ve kuluçkaya yatan gri balıkçıl, kaşıkçı, yaban ördeği, arı kuşu, kukumav, karabatak, atmaca, şahin, çeltikçi, saka ve peçeli baykuşları, kışın ise Kuzey Avrupa ülkelerinden Afrika’ya göç eden binlerce pelikan ve flamingoyu ağırlıyor. Çevre Düzeni Planı, kuleden çıplak gözle ve kapalı devre televizyon sistemi ile ilgiyle izlenen kuşların görsel şöleni ile antik kentleri, temiz denizi ve kumsalı ile önemli bir turizm merkezi olan Erdek’i tehdit ediyor.
Reklam
İlköğretimde 'Ölüm'lü Değerler Eğitimi Semineri...
İlköğretim öğrencilerine yönelik ‘Değerler Eğitimi’ seminerlerine Ankara Barosu’ndan itiraz geldi. Seminer içeriklerinin hukuka aykırı olduğunu savunan baro, ilköğretim çağındaki küçük yaştaki çocuklara kış mevsiminin bile ‘kefen/ölüm’ gibi ifadelerle anlatılmasının psikolojilerine zarar vereceğinin altını çizdi.Hürriyet'ten Mesut Hasan Benli ve Gamze Kolcu'nun haberine göre; Ankara Barosu, Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı arasında imzalanan protokol kapsamında, seminer adı altında öğrencilere verilecek “değerler eğitimi”ni yargıya taşıdı. Baro, söz konusu protokolün yürütmesinin durdurulması ve iptalini talep etti. Dava dilekçesinde, Kuran ve hadislerden alıntılar yapılarak hazırlanan seminer kitapçığının da hukuka aykırı olduğu savunuldu.AHİRETE YÖNELİK MESAJLAR  Dilekçede çocuklara verilmesi düşünülen seminerlerin konuları ve içeriğinde “şeytan”, “ahiret”, “günah”, “nefs”, “tevekkül” gibi soyut kavramlar aktarıldığı belirtilerek, “Küçük yaştaki çocukların bilinçaltı uhrevi bilgilerle donatılmakta ve yoğun şekilde ölüm olgusu işlenerek ahirete yönelik mesajlar verilmektedir. Kış mevsimi bile ‘kefen’, ‘ölüm’ gibi çocuk için soğuk ve anlaşılmaz olan sözcüklerle anlatılmaktadır” değerlendirilmesi yapıldı. HASTALIK: ÖLÜME HAZIRLAR Kitapçıkta ‘Hastalık’ konusunun, “Ölümü, kabri ve ahreti bilip ona göre hazırlanması gerektiğini hatırlatır” cümleleriyle anlatıldığına da dikkat çekilerek “Çocuk zihninde ‘şok etkisi’ yaratacak vurgulamalarla doludur” denildi. ÖLÜM NİMETTİR Dilekçede ‘Ölüm’ konusu da eleştirildi: “Kitapçıkta yer alan ‘Eğer ölüm gerçekten güzel olmasaydı, Allah sevdiği kullarını çok uzun yaşatırdı. Her canlı ölümü tadacaktır. Gelen gider giden gelmez, ölüm de bir nimettir. Ağırlaşmış hayat yükünden kurtulmaktır’ gibi sözler psikolojik olarak hassas bir dönemdeki çocuklar için ölümü seçmeyi teşvik edici anlamlar içermektedir.”MEB-Hizmet Vakfı işbirliği‘Değerler eğitimi’ ilk kez 2010’da dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş tarafından yayımlanan bir genelge ile uygulanmaya başlanmıştı. 15 Temmuz’da Milli Eğitim Bakanlığı, okul öncesi dahil bütün öğrencilere ‘değerler eğitimi’ adı altında seminerler verilmesi amacıyla Hizmet Vakfı ile protokol imzaladı. Hizmet Vakfı’nın kurucuları arasında Said-i Nursi’nin öğrencileri de yer alıyor.UZMANLAR MESAFELİAşırı itaat eden bireyler yetişirProf. Dr. Ayla Oktay (Eğitim Bilimci): “Çocuğun önce hoşgörülü olmayı, hakkını ararken başkasına saldırmamayı öğrenmesi gerekiyor. Çocuk, Tanrı’nın varlığını anlamakta zorluk çekerken ölüm, kefen gibi kavramlarla tanıştırmanın anlamı yok. Her şeyi Allah’a bağlarsanız insanın iradesiyle yapabileceği fazla şey yok anlamına gelir. Bu da aşırı itaat eden bireyler yetişmesine yol açar. Okul öncesi ve ilkokul 1, 2, 3 bunun için çok erken. Birçok şeyin nedenini tam anlamadığı, zihinsel kapasitesinin gelişmediği dönemde bunu vermek çocuğun soru sormasını engeller.” Korkutarak anlatılmamalıProf. Dr. Yasemen Işık Taner (Gazi Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanı): “Hazırlanan içerik asla uygun değil, küçücük çocuklar bunları anlamaz. Çocuklar soyut kavramları somutlaştırmak ister. Ahlak öğretilmeli, ancak soyut bilgilerle, korkutarak aktarmak doğru değil. Bu şekilde verilecek bir eğitim çocuğun inanç sistemini öcü gibi algılamasına da neden olur. Ölen birisi ile ilgili ‘O uyudu’ dediğinizde uyumaktan korkabilir.”11 yaştan önce sakıncalıAnıl Saraç (Uzman Pedagog): “Çocuğun idrak ve tespit yaşı 11-12. Dini ve manevi eğitim 11 yaşından önce verilmemeli. Bu yaş öncesinde soyut kavramlar, aşk, cennet, cehennem gibi kavramları anlamıyor ve anlamlandıramıyor. Annesi vefat eden bir çocuğa, ‘Annen cennete gitti’ derseniz, ‘O zaman ben de annemin yanına gideyim’ demesi mümkündür.”Fatih'in karnesi vasat3 yıldır pilot uygulamada olan FATİH Projesi’ni öğretmen ve öğrenciler  değerlendirdi. Çoğunluk, ‘eğitimde devrim’ söylemiyle yola çıkan projeyi başarısız buldu.Başkent Üniversitesi’nin Ankara’da lise düzeyinde eğitim veren 5 pilot okulda 520 öğrenci ve 65 öğretmenle yaptığı ‘FATİH Projesi ile İlgili Öğrenci ve Öğretmen Görüşleri’ anketinden çarpıcı sonuçlar çıktı. Öğrenciler, projenin eğitime katkısı olmadığını, etkileşimli tahta ve tablet bilgisayarlarda internet kısıtlamalar ve cihaz içeriklerinin yetersiz olduğunu, tahta ve tabletin dersin işleyişini bozduğunu, kalitesiz olan tabletlerin sık arızalandığını, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) web sitesinin yaşlarına uygun olmadığını, öğretmenlerinin teknoloji kullanımı konusunda eğitim almaları gerektiğini ve teknik desteğin zayıf olduğunu dile getirdi. TABLET İÇERİĞİ YETERSİZİçerik yetersizliği ve ders işleyişi konusunda öğrencilerle aynı görüşte olan öğretmenler de tabletin eğitim amaçlı kullanılmadığı için gereksiz olduğunu, etkileşimli tahta ve tabletlerdeki içerikleri yetersiz bulduklarını EBA web sitesinin etkili bir biçimde kullanılmadığını ve teknoloji kullanımı konusunda hizmet içi eğitime ihtiyaç duyduklarını belirtti.
'Olağanüstü Grip Salgını Yok'
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, Avrupa'daki grip salgınına ilişkin, 'Şu anda olağanüstü bir salgın, kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil' dedi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Mövenpick Otel'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Yönlendirme Komitesi Toplantısı'nın kapanış oturumunun ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı.Bir gazetecinin 'Avrupa'da bir grip salgını var. Türkiye'de de var mı şu anda? Bilim Kurulu'nun toplanacağı söylendi' sorusu üzerine Müezzinoğlu, grip salgını açısından kasım, aralık, ocak ve hatta şubat aylarının, diğer yıllardaki aynı dönemlere göre oldukça sakin ve sorunsuz atlatıldığını söyledi.Mehmet Müezzinoğlu, son 10 gündür hekimlerin grip vakalarıyla karşılaştıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:'Birkaç ciddi seyreden vakamız var. Ama şu anda olağanüstü bir salgın durumu söz konusu değil. Bilim Kurulumuz da gerek Fransa'da gerek Almanya'da, Avrupa'daki gidişatı gözlemliyor. Şu anda olağanüstü kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil. Özellikle çocuklarımıza, tüm topluma hijyen, özellikle el temizliğine daha çok dikkat etmelerini, diğer taraftan bol sulu gıda almalarını, bir de aşarı yoğunluk ve yorgunluktan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.''Sınırlarda bir sıkıntı var mı?' şeklindeki soruya Müezzinoğlu, 'Sınırlarda virüsü kontrol edecek halimiz yok. Neticede virüs pasaportlu gelmiyor' karşılığını verdi.'Hastanelerin ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi sorumlulukları var'Bakan Müezzinoğlu, LÖSEV'e ilişkin bir soru üzerine, 'LÖSEV ile ilgili daha fazla konuşmak istemiyorum. Neticede Türkiye'de tüm özel, vakıf hastaneleri Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi bir görevi ve sorumluluğu var. O zaman Sağlık Bakanlığı'nın bir anlamı olmaz. Ruhsatlandırma gibi bir yetki Bakanlıkta ise Türkiye'ni,n 78 milyonun sağlığından sorumlu olarak Sağlık Bakanlığı varsa herkes Sağlık Bakanlığı'nın planlamalarına uymak zorunda' ifadelerini kullandı.LÖSEV yönetiminin baştan Sağlık Bakanlığı'na yaptığı müracaatın arkasında durması gerektiğini dile getiren Müezzinoğlu, yapılan müracaatın karşılığının verildiğini aktardı.Müezzinoğlu, bir gazetecinin, 'LÖSEV Başkanı'nın 'Cumhurbaşkanı, Başbakan izin ver' der şeklinde bir değerlendirmesi var. Neler düşünüyorsunuz?' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:'Demokratik ülkelerde, Türkiye'de, hukuk devletlerinde farklı makamları bu işlerin aracı yapmak doğru değil. Burada bir lösemili çocuklarımız bu anlamda kullanılıyor. İki, aileleri kullanılıyor. Ondan sonra diğer makamlar kullanılmaya çalışılıyor. Kamuoyu baskısı yapılarak kullanılmaya çalışılıyor. Ülkemizde (her yıl) 900 lösemili çocuğumuz var, LÖSEV 40 çocuğumuzu tedavisi yapıyor. Bu anlamda onların bu çocukları tedavi etmelerinden dolayı teşekkür ediyoruz.'Bakan Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak Türkiye'nin her köşesindeki lösemili çocukları düşünmek zorunda olduklarını vurgulayarak, 'Bu ülkenin toplam 161 çocuk hematoloğu ve onkoloğu var. Biz bunları planlamak durumundayız. Dolayısıyla bu planlamaya da LÖSEV ya da bir başkası uymak durumunda' değerlendirmesinde bulundu.Bir gazetecinin 'Kamuoyunda estirilmeye çalışılan sanki bir hayır kurumunun önü kesiliyormuş algısında, rantın gizlenme amacı olabilir mi?' şeklinde sorusuna Müezzinoğlu, şu karşılığı verdi:'Onu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Herhangi bir özel sektör, vakıf ya da dernek bir sağlık kuruluşu açacak ise bu planlamalarına uymak durumunda ve ruhsat alma durumunda. Bu planlamalarla ilgili bize 2-3 yıl önce yaptıkları taleplere biz cevap vermişiz. 50 yataklı. Sonra bizim ihtiyacımız daha çok demişler, 100 yatağa izin vermişiz. Ama biz binayı 400 yatak yaptık denirse bu olmaz. Dolayısıyla demokratik ülkelerde, bu şekilde bir algı operasyonunu doğru bulmuyorum.''Kürtaj tıbbi bir karardır'Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, 'İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi'ndeki kürtaj iznine ilişkin neler söyleyeceksiniz' şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:'Kürtajla ilgili karar, idari bir karar değildir. Dolayısıyla Sağlık Bakanı'nı veya yöneticilerinin vereceği bir karar değildir. Bu tıbbı bir karardır. Hekim veya konsey karar verir. Dolayısıyla burada hekim arkadaşımız gerekli takipleri yaptıktan sonra bir izin konusunda tıbbi endikasyon konusunda bir şey varsa bunu bilim kuruluna götürür ve o da karar verir. Buralarda yanlış kararlar verildiyse ya da uygulamalar yapıldıysa biz idari veya mesleki inceleme başlatırız. Burada da öyle bir şey söz konusu değil.'AA
Gölgede Bile Cilt Kanseri Olma Riski Var!
Güneşin altında zaman geçirdikten sonra, şemsiyenin gölgesine çekilmek ani bir serinleme hissine yol açabilir. Fakat, yeni yapılan bir araştırmaya göre deri hücreleri güneşe belirli bir süre maruz kaldıktan sonra tamamen karanlık bir ortama geçilse dahi, ultraviyole ışınları tarafından uyarılan moleküller yüzünden güneşin, deri DNA’sı üzerine zararlı etkileri saatlerce devam ediyor.Güneşten gelen ultraviyole ışınlar deri hücreleriyle temas ettiğinde, radyasyon genlere zarar verir ve bu da DNA’nın yapı blokları arasında ekstra kimyasal bağların oluşmasına yol açar. Zaman geçtikçe bu genetik değişiklikler cilt kanserine yani ”melanom”a yol açabilir. Fakat, Yale Üniversitesinden radyoloji araştırmacısı Douglas Brash’ın sayesinde bu konu hakkında bildiklerimize yeni bir şey daha eklendi. Güneş kaynaklı genetik değişikliklerin zamanlamasını inceleyen Brash, DNA içerisinde oluşan ekstra bağların oluşumunun güneş ışınlarından uzaklaştıktan sonra da devam ettiğini fark etti. Hatta öyle ki, güneş ışığına maruz kaldıktan 3 saat sonraya kadar bile DNA’da olan hasarlar artmaya devam ediyordu.Araştırmanın bulgularına göre, ultraviyole ışınların zararlarının kalıcılığı, deriye rengini veren melanin pigmenti ile doğrudan bağlantılı. Koyu ten rengine sahip insanlarda bulunan yüksek seviyedeki melanin, aynı zamanda cilt kanseri için de koruyucu konumunda. Çünkü, melanin ultraviyole enerjiyi absorbe ederek, DNA’nın zarar görmesini engelliyor. Fakat, Brash’in bulgularına göre bu pigmentin ikinci bir rolü daha var. Ultraviyole ışınlar deriye temas ettiği zaman, melanin pigmentini uyarılmış seviyeye taşıyan bir dizi reaksiyona yol açıyor. Saatler sonra, tamamen karanlık bir ortamda olunsa bile, uyarılmış melaninden gelen enerji DNA’ya zarar vermeye devam ediyor.Bu noktaya kadar okuduğunuzda kafanızı karıştırabilecek nokta aslında araştırmanın en ilginç noktası. Yani, melanin pigmentine sahip olmayan insanlar, bu pigmentin koruyucu etkilerinden de dolayısıyla faydalanamıyorlar. Fakat, uyarılmış melaninin uzun süreli zararlarına da maruz kalmıyorlar.Araştırma ayrıca cilt kanserinden korunmak için de yeni bir yol öneriyor. Brash’a göre uyarılmış melanindeki enerji, DNA’ya zarar vermeden, başka bir yere aktarılabilirse cilt kanserinden korunmak da mümkün olabilir. Ayrıca, yayınlanan bu çalışmadaki araştırmacıların ürettiği E vitamini losyonun da, güneşin uzun süreli zararlarından korunmaya fayda sağladığı öne sürülüyor. Brash bu losyon hakkında bilgi verirken , E vitaminin hala kesin bir çözüm olmadığını, güneşten koruma sağlamak için daha verimli bileşiklerin elde edilebileceğini de ekliyor. Bu araştırma sayesinde yakın zamanda piyasalar, yeni nesil ve güneşin ertelenmiş etkilerini en aza indirdiğini iddia eden deri kanseri önleyicileriyle tanışacağa benziyor.Referans:Chemiexcitation of melanin derivatives induces DNA photoproducts long after UV exposure; Sanjay Premi, Silvia Wallisch,Camila M. Mano, Adam B. Weiner, Antonella Bacchiocchi, Kazumasa Wakamatsu, Etelvino J. H. Bechara, Ruth Halaban, Thierry Douki, and Douglas E. Brash,Science 20 February 2015: 347 (6224), 842-847. [DOI:10.1126/science.1256022]
Reklam
Kendinizi İşe Yaramaz Hissettiğiniz 12 An
Çoğu kişinin hayatında en dibe vurduğu zamanlar olmuştur ya da şuan da o zamanın içindesinizdir.Bu anlarımız saymakla bitmez, herkesin kendine göre farklı anları vardır böyle hissettiği, fakat yalnız olmadığımızı bilelim diye bu anlarımızdan bir kaçını sizler için hazırladık.
Ege Üniversitesi'nde Eğitim Önlemlerle Başladı
İzmir'de Ege Üniversitesi Kampüsü'nde, iki grup arasında çıkan ve Ülkü Ocakları'nın üniversite sorumlusu Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayların ardından üç günlük ara verilen eğitim yeniden başladı.Kimlik kartı olmayan kişilerin alınmadığı kampus girişinde polis sıkı güvenlik önlemleri aldı, üzerleri ve çantaları tek tek aranan öğrencilerin üzerindeki biber gazları, tırnak makasları bile toplandı. Öğrencilerin ortak düşüncesi ise, bu tedbirlerin abartı olduğu, ancak düzenli bir güvenlik kontrolünün alınmasının yerinde olacağına inandıklarını söyledi.Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde formasyon dersleri alan iki farklı gruptaki öğrenciler arasında bir süredir devam eden sözlü tartışmalar, geçen cuma günü Edebiyat Fakültesi önündeki kafeteryada kavgaya döndü. Kavgada, Ülkü Ocakları'nın Ege Üniversitesi sorumlusu olan Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4'üncü sınıf öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun yanı sıra karşı gruptaki N.S. (Nurullah Semo) ve yine her iki gruptan 6 öğrenci daha yaralandı. Bacağına isabet eden bıçak darbesiyle aort damarı kesildiği için hayatını kaybeden Çakıroğlu, son yolculuğuna uğurlandı. Bu arada olaylara karıştıkları gerekçesiyle adliyeye gönderilen öğrencilerden N.S. tutuklandı. Diğer 6 öğrenci ise, denetimli serbestlik yasası kapsamında serbest bırakıldı.
Reklam
Hapishane Görünümündeki Okulu Boyayıp Çocukları Güldüren 73 Grafiti Tasarımcısı
Khiara Limunoz, 14 yaşında ve sınıfının birincisi. Öğretmenlerinin, kendisine güveninin tam olduğu ve övündüğü çocuklardan. Ama hiçbir şey, onu Miami’deki ortaokuluna giderken hissettiği korkudan kurtaramadı.“Gelmek istemiyordum, gerçekten istemiyordum.” dedi 8.sınıf öğrencisi. “Hapishanede gibi hissediyordum.”Khiara, çocukların yüzde 96’sının yoksulluk sınırının altında yaşadığı Wynwood’da Jose de Diego Ortaokulunun (JDD) 633 öğrencisinden biri. Ve bu öğrenciler bütün ülkedeki çoğu fakir çocuğun karşılaştığı zorluklarla katlanırlarken, en çok kaçırdıkları akademik ‘lükslerin’ farkındalar.Birkaç blok ilerisindeki mahallede, bir zamanlar ev olan yerlerde şimdi uyuşturucu ve çete savaşları var, ancak kültürü yeniden canlandırma için hareketler başladı.
Bir Erkeği Kaybetmenin 16 Garanti Yolu
Nedir efendim iyi adamlar hep kapılmış, ortada adam gibi adam yokmuş, herkes pislik peşindeymiş vesaire… Kızlar, kendinize gelin! Biliyoruz neredeyse hep iyi niyetinizden kaybediyorsunuz, ama başka şeyler de var. Bir erkeği kaçırmanın en güvenilir yollarını sizin için derledik...
26 Şubat 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Evcil Dostlarına Kıyasla, Zor Görevlerin Üstesinden Gelen 11 Köpek Türü
Fotoğrafçı Andrew Fladeboe, ilginç bir proje için fotoğraf makinesini kaptığı gibi, köpekleri fotoğraflamaya koyulmuş. Ama alışık olduğumuz, evlerimizde bizlere yoldaşlık eden dostlarımızı değil, yaptıkları işler için özel eğitim görmüş köpekleri fotoğraflamayı hedeflemiş. Andrew Fladeboe, projesine The Shepherd's Realm (Çobanın Dünyası) ismini verse de, işlediği konu yalnızca çoban köpekleri değil. Bakalım fotoğrafçının mercek altına aldığı köpekler, ne gibi işlerin üstünden geliyorlarmış..
Reklam