İngiliz güzellik uzmanı Lucy Aitken Read (32) şampuan değmeyen saçın daha parlak ve canlı olduğunu ve uzun vadede saçın kendi kendini temizlediğine inanıyor.Şampuansız saç temizliği hareketini sürdüren güzellik uzmanı Lucy, saçlarını şampuan yerine sadece su ve doğal maddelerle temizliyor. Böylelikle kimyasallardan uzak tuttuğu saçlarının daha anlı, dolgun ve parlak olduğunu söylüyor. Telegraph gazetesine konuşan ingiliz güzellik uzmanı Lucy, “Saçların yeterince uzayınca kendi kendini temizlediği şeklindeki şehir efsanesinin doğru olup olmadığını her zaman merak etmiştim. Anne olduğumda ise kendim ve çocuklarım için kullandığım ürünlere çok daha fazla dikkat etmeye başladım” dedi. ‘No-poo’ hareketi özellikle ABD’de ve Avrupa’da hızla yayılıyor. Hareketi uygulayanlar, sentetik şampuan kullanmıyor, bunun yerine saçlarını su, karbonatlı su veya elma sirkesiyle temizliyor. Saçlarını yumuşatmak için de doğal yağlar kullanıyor. Şampuansız saç temizliği hareketinin üç temel unsuru bulunuyor. Bunlardan ilki, şampuan değmeyen saçın daha parlak ve canlı olduğu ve uzun vadede saçın kendi kendini temizlediği inanışı. İkincisi ise çevreyi korumak için şampuandan vazgeçme isteği. Üçüncü neden ise farklı fiyatlara sahip saç bakım ürünlerinin getirdiği ekonomik maliyet. BİR NO-POO’CUNUN HİKAYESİ Allyson isimli bir internet kullanıcısı, şampuansız hayata geçiş sürecini, kendi blog sayfası üzerinden paylaştığı fotoğraflarla şöyle anlattı: Detaylar: http://www.kadin.tv/guzellik/sac-bakimi-guzellik/guzellik-uzmani-iki-yildir-sampuan-kullanmiyor-10856.html
Askerliğin kanunları da kelimeleri de sivil hayattan biraz farklı. Çok güzel arkadaşlıkların, bazen eğlenceli bazen zor zamanların geçtiği bu günlere dair askerlik yapmışların aşina olduğu, fakat yapmayanların çok azını bildiği şeyleri listeledim.
Gün içinde öyle insanlar çıkar ki karşımıza ister istemez gıcık oluruz. Belki bizim tez canlı oluşumuzdan belki onların gerçekten gıcık oluşundan bilinmez. Ama bu insanların yaşam kalitemizi düşürdüğü kesin.
Oksijen üretmesinden, birçok canlının temel besini olmasına, hatta insanlık için çok önemli bir enerji kaynağı olan petrolün oluşum sebebi olmasına kadar pek çok hayati fonksiyonu bulunan diatomlar, Allah’ın, canlılık için “olmazsa olmaz” derecede öneme sahip olarak yarattığı mikroskobik canlılardandır.
Çin'in özerk bir bölgesi olan Tibet'e girdiğinizde kendinizi farklı bir dünyada gibi hissedersiniz. Hükümetin desteklediği Han ve Hui Çinlileri'nin göçü ile sindirilmeye çalışılsa da geleneksel tibet kültürü bölgede halen çok güçlüdür. Tibet platosu, Qinghai’nin büyük kısmını, Sichuan ilinin batısını, Yunnan’ın kuzeyini ve Gansu’nun güneybatısını kapsar. Bu nedenle, Tibet “dünyanın çatısı” olarak adlandırılır. Türkiye'den Tibet'e düzenli olarak tur yapılamamaktadır. Türkiye'deki acentelerin Çin üzerinden Tibet'e tur yapmak istemeleri hem maliyetli olmakta hemde zaman açısından uzun sürmektedir. Bu sebeple genelde yeterli katılımcı sayısı oluşamadığındna organize olunamamaktadır. Tibet zor coğrafi koşullar içerdiğinden herkesin ziyaret edebileceği bir ülke değildir. Başkent Lhasa'nın 3650 metre yükseklilte oluşu turlara katılmak isteyenlere fiziki zorluklar çıkartmaktadır. Bu nedenle aşağıda belirtilen rahatsızlıkların olması halinde kesinlikle Tibet turuna katılmayınız. -Yüksek tansiyon, Kalp sorunları, Astım rahatsızlıkları, Kolestirol sorunları, Aşırı kilo, Aşırı alkol ve sigara tüketimi Ayrıca gün içinde farklı yükseklikleri içeren geziler olduğundan vücut ritmi sürekli değişime uğramaktadır. Bol bol su tüketmelisiniz. Bölgeye ulaşmanın en kolay yolu Nepal üzerinden uçakla başkent Lhasa'ya gitmektir. Tibet'e ulaşımın bir diğer yolu ise Istanbul-Pekin-Lhasa. ( Istanbul-Pekin ve Çin Havayolları ile Lhasa) Yalnız bu parkur oldukça uzun sürdüğü ve maliyetli olduğu için tercih edilmemektedir. Ayrıca bu yolu tercih edenler Çin vizesi de almak zorundadır.Nepal'deki yerel acenteler düzenli olarak uygun mevsimlerde Tibet turları düzenlemektedir. Nepal ve Tibet turunu bir arada yapmak hem ekonomik hemde seyir zevkine doyum olmayan coğrafyaların bir arada gezilmesini olanaklı kılmaktadır. Bu turun süresi minimum 15-17 gün olabilmektedir. Aklınızda Bulunması GerekenlerTibetliler, Tibet Krallarının zamanından beri Türklerin dostu olmuşlardır.Tüm batı dillerinde kabul gören Tibet adı Türkçe'den alınmıştır.En önemli şehirleri başkent Lhasa, Shigatse be Gyantse'dir.Tibet saat olarak Türkiye'den 5.5 saat ileridedir. Aynı saat dilimi uygulanmaktadır.Gsm operatörü, Turkcell, Vodafone ve Avea hattını desteklemektedir. Seyehatiniz bitiminde üzerinizdeki Yuan parasını değiştirmeyi unutmayın. Alkol ve sigara yasağı bulunmamaktadır.Halkın %87'si Budisttir. Tibetliler batılaların gelmesiyle paranın değerini öğrenmişlerdir. Gerçek fiyatları bir iki gün içinde öğrenmeniz pek mümkün olmayacağından sonuan kadar pazarlık yapmanızda fayda var.Ne Zaman Gidilmeli?Tibet'in turist mevsimi Nisan-Mayıs-Haziran aylarıdır. En yüksek hava sıcaklıkları ortalama Nisan 16, Mayıs 20 ve Haziran ayı için ise 22 derecedir. Not: Aynı bölgede ısı bir yerden başka bir yere göre değişiklik arz eder. VizeTibet(Çin) Türk vatandaşlarına vize uygulaması bulunmaktadır. Umumi pasaport sahiplerine sadece gezi süresince vize verilmektedir. Yeşil pasaport sahiplerine giriş izni verilmemektedir.Bulunduğunuz ülkenin Çin konsolosluğundan alınan vize ile Tibet'e girmeniz mümkün değildir. Tibet özerk vizesi bulunduğundan bu vizeyi Çin ya da Nepal'den yetkili acenteler aracılığıyla alabilirsiniz. Ayrıca grup vizesi gerekmektedir. Münferit geçişlere müsaade edilmemektedir. Şayet yalnızsanız çeşitli ülke insanlarından gruplar kurarak Tibet vizesi almanızı sağlayabilirler. Tabi ki onlarla gezmeniz şartıyla. Gezilmesi Gereken YerlerLhasa ve çevresi; Potala Sarayı, Jokhang Tapınağı, Barkhor Sokağı, Sera Manastırı, Norblingka Parkı,Tibet Müzesi ve Drepung Manastırı.Lhasa – Kathmandu Yolu; Yamdrok Gölü, 3 büyük kutsal gölden biridir.Nangartse Kasabası, Gyantse (3.büyük şehir) Palcho Manastırı, Shigatzhe (2.büyük şehir) Doğu Tibet Rotası; İklimi, coğrafyası ve bitki örtüsüyle büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Kendinizi İsviçre Alpleri'ndeymiş gibi hissedebilirsiniz. Ziyaret etmek için en uygun mevsim, mart, nisan- eylül, ekim ayları arasındadır.
Canınız sürekli bir şeyler mi atıştırmak istiyor, özellikle hamur işleri ve şeker gibi kalori oranı yüksek yiyecekleri mi canınız istiyor,üstelik bu atıştırmaların sonucu kilo mu alıyorsunuz? Bazen fiziki bazen de duygusal sebeplerle aç hisseder ve yemek yeme isteği duyarız. Bu yüzden, açlık hissini tetikleyecek hareketlerden kaçınmamız gerekir. Peki nelere dikkat etmeliyiz? Güne Kahvaltıyla Başlayın Sıkı bir kahvaltıyla güne başlamanız demek; metabolizmanızı hızlandırıp daha az acıkmanız demek! Kahvaltı alışkanlığınız yoksa 1 kase yulaf ezmesini biraz sütle karıştırıp tüketebilirsiniz. Ekmeğinize Dikkat Edin Light ekmeklerin kalorisi düşük olabilir ama sizi tok tutmayacağından emin olabilirsiniz. Ekmeğinizi tam tahıllı ekmeklerden seçin; özellikle çavdar ekmeğini tercih edin. Şekerli İçeceklere Son Verin Gazlı içecekler, yapay meyve suları… İçlerindeki mısır şurubu sizin daha fazla acıkmanıza ve vücudunuzun yağlanmasına sebep olur. Alışverişe Tok Çıkın Açken yaptığınız market alışverişleri evinize bir çok abur cuburu taşımanıza neden olur. Bu yüzden market alışverişinizi tok karnına yapın. Spor Yapın Spor yapmak endorfin salgılamanızı sağlar, salgılanan endorfin de açlık hissi nizi giderir. Aç hissettiğinizde hafif egzersizler yapın ya da yürüyüşe çıkın. Loş Ortamlardan Kaçının Araştırmalara göre loş ortamda açlık hissi fazlalaşıyor ve ;
Bakımlı ellerin sırrı, doğru manikür ve güzel sürülmüş bir ojeden geçiyor. Peki, oje sürmekte yeterince başarılı mısınız? Kadınlive Kadın olarak, oje sürmenin 5 püf noktasını sizini çin yazdık. Bu püf noktalarıyla artık tırnak bakımınıza para ödemenize gerek kalmayacak. İşte doğru oje sürmenin 5 püf noktası.. İşte, doğru oje sürmenin püf noktaları … Tırnaklarınızı hazırlayın Oje sürmeden önce tırnaklarınıza manikür yapmayı ihmal etmeyin. Kötü duran tırnak etlerinizi temizleyin ve daha önce sürdüğünüz ojenin tırnağınızın köşe kısımlarında kalan lekelerini mutlaka çıkarın. Ne çok fazla ne çok az! Oje sürerken fırçanıza ne çok az ne de çok fazla oje gelmemesine dikkat edin. Özellikle tırnak etlerinin kıvrımlı kısımlarına çok oje sürmemeye özen gözterin. Fırçanızda fazla oje olursa, tırnak kenarlarınızdan oje taşar ve kötü bir görüntü oluşur. Tırnak etrafındaki deriye dikkat! Tırnak etrafını çevreleyen derinize oje sürmemeye dikkat edin. Fırçanızı yalnızca tırnağınızın üzerinde gezdirmeye özen gösterin ve tırnağı çevreleyen deri kısmına oje fırçasını çok yaklaştırmayın. En fazla 2 ya da 3 kat Bazı ojeleri yapıları gereği en az iki kat sürmek gerekiyor. Ancak bu sayıyı 3′ten yukarıya çıkarmamalısınız. Çünkü oje katmanları arttıkça tırnaklarınız hem daha uzun sürede kuruyacak hem de kalın olduğu için bozulması çok daha hızlı olacaktır. Ayrıca ojenizin ilk katı kurumadan 2. katı sürmeye başlamamalısınız. Parlatıcıyı unutmayın Ojeniz kuruduktan sonra daha parlak görünmesini istiyorsanız, mutlaka cila ya da şeffaf parlatıcı sürün.
Uygulamalar sırasında KKD(kişisel koruyucu donanım) kullanınız. Baret, toz maskesi, iş gözlüğü, eldiven, koruyucu ayakkabı vb.Boyanmasını istemediğiniz alanları koruma altına alınız. Kapı, pencere doğramalarını, parke süpürgeliklerini, elektrik prizlerini kaliteli maskeleme bandı ile kaplayınız, aksi taktirde duvar yüzeylerinde soyulma ve/veya anahtar prizlerinde zamk lekeleri kalabilir. Geniş alanları ve eşyaları koruma örtüsü ile kapatınız.Gevşek durumdaki parçaları yüzeyden uzaklaştırınız, yüzeyi tozdan, kirden arındırınız.Yüzeyde çatlak, çukur, çivi deliği gibi bozukluklar varsa, seçeceğiniz son kat boyaya ve yüzeye uygun macunlarla tamirat yapınız. Bu konuda üretici firmadan destek isteyiniz.Parlak yüzeyleri astar ve boyadan önce zımparalayınız ve hafif nemli bezle yüzeyin tozunu alınız.Kullanmadan önce astar ve boyayı iyice karıştırınız.Yüzeye uygun astar kullanınız. Bu konuda üretici firmadan destek isteyiniz.Boya seçiminde üretici firmadan destek isteyiniz.Macunlu, düzgün yüzeylerde geniş alanlarda saten rulo kullanınız.İç cephelerde boyama işlemine tavanlardan başlayın. Duvarlar ile devam edin. Sonrasında kapı-pencere ve gerekli ise radyatörleri boyayın.Duvarları boyarken öncelikle köşe noktaları, tavan-duvar birleşim noktalarını kestirme fırça ile boyayıp, sonrasında beklemeden geniş alanları rulo ile boyayınız.Ürün etiket bilgilerini mutlaka okuyunuz. Ürün inceltme, kuruma süreleri ve kullanım şartlarını etiket bilgilerine göre yapınız.Uygulama tamamlandıktan sonra uygulama araçlarını boyanın incelticisi ile temizleyiniz.Artan boyaların tekrar kullanılabilmesi için, sentetik boyaların üzerine bir-iki parmak yüksekliğinde yüzeyin hava ile temasını kesecek şekilde sentetik tiner, su ile incelen akrilik ve plastik boyaların üzerine su ilave edilip karıştırılmadan kapağı sıkıca kapatılarak saklanmalıdır.Gece boyaya ara vermek durumundaysanız, fırça ve rulolarınızı kurumaması için naylon poşetlerle veya streç filmle hava almayacak şekilde sarınız.Boya kutularının çok iyi kapandığından emin olun ve rulo kaplarını temizleyin.İç mekan boyarken, odaları bol bol havalandırmayı ihmal etmeyin. Boya yapılan alanda açık ateş bulundurmayın, sigara içmeyin. Gözlerinizi ve cildinizi dökülen boyalardan korumaya çalışın. Boyadan önce açıkta kalan teninize nemlendirici uygulamanız dökülebilecek boyanın çok daha kolay temizlenebilmesini sağlayacaktır.Boya sonrası temizliği daha çabuk bitirmek isterseniz, kabınızı boya dökmeden önce büyük bir parça alüminyum folyo ile kaplayabilirsiniz. Boyadan sonra tek yapmanız gereken folyoyu çıkarıp atmak olacaktır.Maskeleme bantlarını boya biter bitmez çıkarmayı unutmayın. Bant zamanla yapıştığı yerde kuruyacak ve sonradan çıkarılsa bile yüzeyde yapışkan kalıntılar bırakacaktır.Gün içinde ara verdiğinizde fırça ve rulolarınızı boya içinde bırakmayın. Ambalaj kapaklarını mutlaka kapatın.+5oC ile +30oC arasındaki sıcaklıklarda uygulama yapılmalıdır.Yağmurlu havalarda dış yüzeylere uygulama yapılmamalıdır. Uygulamanın 12 saat öncesinde ve sonrasında yüzeyler yağış, aşırı nem-çiğ, don etkisinden korunmalıdır. Yüzeyler tamamen kuru olmalıdır.Direkt güneş ışığı ve rüzgar esintisi olan durumlarda boya uygulanmamalıdır.Ürün etiket bilgilerinde belirtilen inceltme oranlarına uyulmalıdır. Ürünün gereğinden fazla inceltilmesi örtücülük, rulo izi, dalgalanma problemlerine neden olur. Ürünün gereğinden az inceltilmesi ise kalın uygulama riski oluşturur. Kalın uygulanan boyada ise çatlamalar olabilir.Grenli / Tekstürlü boya uygulamalarında posteki rulo ya da dış cephe rulosu ile yüzeye malzeme homojen olarak dağıtılmalı sonra mercan rulo ile desen verilmelidir.Sıcaklığın yüksek olduğu hava şartlarında gölge olan cephelerde uygulama yapılmalı, saat 11.00-16.00 arası uygulama yapılmamalıdır.
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Sanatçı Jesús Prudencio tarafından yapılmış 15 minimal illüstrasyonla film ve dizilerin simgesi haline gelmiş efsane arabalar sizlerle... İyi eğlenceler dileriz...
Yaratıcılık, tuhaf ve genellikle de mantık dışı görünen bir şeydir. Yaratıcı düşünce biçimi, bazı kişilik türleri için sabit ve belirgin bir karakter özelliğidir. Ama duruma ve şartlara göre de değişebilir. İlham ve fikirler en beklenmedik anda birden bire zihnimizde belirebilir, ama onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman bir türlü ortaya çıkmazlar. Yaratıcı düşünce özel bir algılama yeteneği gerektirirse de, düşünme sisteminden tamamen farklıdır. Nörolojik bilim bugün yaratıcılıkla ilgili çok karmaşık bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Bilim insanları artık yaratıcılığın sandığımız gibi sağ ve sol beyin farklılığıyla (sol beyin = mantıklı ve analitik, sağ beyin= yaratıcı ve duygusal ) açıklanamayacağını anlamış bulunuyor. Gerçekten de, yaratıcılığın bir dizi bilişsel süreçler, sinirsel akımlar ve duygular sonucu ortaya çıktığı düşülmekte, ancak yaratıcı zekanın nasıl çalıştığı hakkında hala net bir bilgimiz yok. Psikolojik açıdan bakıldığında da, yaratıcı kişilikleri belirlemek çok zordur. Zira bu kişiler genelde karmaşık ve çelişkili davranışlar sergiler ve alışkanlıklardan ya da rutin işlevlerden uzak durmaya çalışır. Bu sadece “acı çeken sanatçı” şablonu da değildir – sanatçılar belki de daha zor anlaşılan kişilerdir. Yapılan araştırmalar, yaratıcılığın karakter özellikleri, davranış biçimleri ve sosyal etkilerin bir kişi üzerinde birleşmesiyle meydana geldiğini ortaya koyuyor. Yaratıcılık konusunda uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalar yapan New York Üniversitesi Profesörlerinden Scott Barry Kaufmann, Huntington Post’la yaptığı söyleşide “Aslında yaratıcı kişilerin kendi kendilerini anlayabilmeleri de çok zordur. Zira yaratıcı benlik yaratıcı olmayan benlikten çok daha karmaşıktır. En belirgin şekilde ortaya çıkan özellikler, yaratıcı benliğin çelişkileri ve tutarsızlıklarıdır…. Hayal gücü yüksek olan kişilerin zihinleri daha karmaşıktır” diyor. Yaratıcı kişiliğin “tipik” bir tarifi olmasa da, üstün yaratıcılığa sahip kişilerde belli davranışlar ve karakter özellikleri görüldüğü kabul ediliyor. Bu kişilerde görülen 17 farklı davranış biçimi aşağıda yer alıyor:
Lynn Fisher farklı duygular hissedilirken akan gözyaşlarının da farklı olabileceğini düşündü ve gözyaşlarını mikroskop altında incelemeye karar verdi. 100 farklı gözyaşını inceledikten sonra mutluluk, soğan doğrama, acı, öfke, reddedilme, azim, kahkaha, esneme, doğum ve yeniden doğum gözyaşlarının her birinin farklı bir yapısı olduğunu fark etti. Fisher bu çalışmaya ''Gözyaşı Topografyası'' adını vermiş. Smithsonian Sanat ve Bilim Üniversitesi'nden Joseph Stromberg'in bulgularına göre; Gözyaşları bilimsel olarak üçe ayrılıyor. Korneayı kaygan tutmak için düzenli olarak salgılanan bazal gözyaşı; keder ya da sevinç gibi duygusal anlarda gelen psişik gözyaşı; ve toz, soğan ya da biber gazı gibi maddelere tepki olarak salgılanan refleks gözyaşı. Her bir kategorideki gözyaşları farklı moleküller taşıyor, örneğin psişik gözyaşları doğal bir ağrıkesici sayılan leucine enkephalin adlı protein bazlı bir hormon içeriyor. Ayrıca mikroskop altında incelenen örnekler büyük oranda kristalize tuz olduğundan gözyaşlarının kuruma ortamı da farklı şekiller doğuruyor. İyi eğlenceler dileriz...
Uludağ Üniversitesinde okumak bir ayrıcalıktır derler. Kimileri bir an önce mezun olsam da kurtulsam diye bakar. Kimileri ise mezun olduktan sonra da kalmaya devam eder. Sadece ULUDAĞ'lıların hissiyatlarını sizin için derledik....
Kırılmış saksıları atmak yerine birbirinden yaratıcı çalışmalara imza atanların yarattığı 16 sanat eseri, saksılara bakış açınızı değiştirecek. Hatta aranızda bilerek saksılarını kırmak isteyenler bile çıkacak. Unutmayın ki; yaratıcılık içinizde!
Hızla gelişen teknolojiden motosiklet kaskları da nasibini aldı. Arkadan gelen aracı görememe sorunu motosiklet sürücülerinin en çok sıkıntı yaşadığı olaylardan biri olarak biliniyor. Her ne kadar ayna da olsa motorun çevikliğinden dolayı arkadan gelen araçlar gözden kaçabiliyor. Skully , işte tam da bu soruna çözüm getiriyor. Skully AR-1 adını taşıyan akıllı kaskı motorculara güvenli sürüş vaat ediyor. İleri teknolojiye sahip olan bu kask Indiegogo'daki bağış hedefine 30 günlük kampanya sonrasında ulaşabildi. İstenilen bağışı alan ürün nihayet 1499 dolar fiyat etiketi ile tarihinde tüketicilerin beğenisine sunulacak. Söz konusu kaskın marifetlerinden bahsetmek gerekirse; Ürün, arka tarafında barındırdığı 180 derece görüş açılı kamera sayesinde sürücülere yardımcı oluyor. Kamera yaklaşık 10 metre uzaklığı gösterebiliyor. Bu sayede sürücüler kör noktaları bile çok rahat bir şekilde görebilme fırsatı yakalıyor. GPS, hoparlör, mikrofon ve ses kontrolü gibi özellikler barındıran kask, yaklaşık dokuz saat pil ömrü sunuyor. Son olarak firmanın CEO'su Marcus Weller , bu kaskı 2011 yılında geçirmiş olduğu motosiklet kazası sonrasında yapma kararı aldığını açıkladı.teknokulis