Aşk Hayatında İkizler Erkeği
İkizler erkeği, uyanık zekâsıyla isteklerinizi sezer. Size kadınlığınızı hissettirmek için mükemmeldir. İkizler erkeği canlı ve hareketlidir, bu yüzden eşinden de bazı manevi taleplerde bulunur, ama bir kadının meziyetlerini takdir etmeyi iyi bilir. Ona kesinlikle sizinle ilgili her şeyi anlatmayın. Sık sık her şeyin odak noktası olmayı sever ve herkes de bunu düşünmeden kabullenir. Her zaman iyi olan, yaşamdan zevk alan ve başka insanların da neden onun gibi yaşayamadığını anlamayan bir insan izlenimi verir. Ama yanındakilere güven ve cesaret de verebilir. Kendi ne yabancı değildir, eğer onunla beraber yaşarsanız, ne zaman rol yaptığını fark...
İnanmakta Zorlanacaksınız: Çılgın Proje Değil Doğa Harikası!
Bu fotoğraflara bakıp 'Fotoşop yeaa' diyen mutlaka çıkacaktır ama bu gördüğünüz  mavi ışıltılar milyonlarca fitoplanktona ait. Tayvanlı fotoğrafçı Will Ho hayran bırakan bu kareleri Maldivlerde çekmiş. Bu ilginç oluşumlar aslında aynı ateş böceklerine benziyor. Ama üzerlerinde gezinip sevgilinizle baş harflerinizi kalp içine yerleştirme imkanı da sunuyor. Harika değil mi? Will Ho'nun bütün fotoğrafları için: http://www.flickr.com/photos/78546112@N00/
Fenomen Köpek Jesse'den Akıllı Numaralar
Dünyanın en meşhur ve akıllı Jack Russell cinsi köpeği Jesse’den ilginç gösteri ve numaralar gelmeye devam ediyor. Yeni videosunda ip atlamayı, alışverişe gidip listedeki tüm ürünleri almayı ve hatta akülü motorsiklet kullanmayı bile yapıyor. Zor numaraların köpeği Jesse daha adından sıkça söz ettirecek gibi duruyor. İnsanın yüzünde mutluluk ve şaşkınlık belirtileri yaratan haberlerin peşindeki bir gazeteci. Tüm Yazıları
Engelli Çocuğun Hayallerini Gerçek Yapan Fotoğrafçı
Bazen fotoğrafçılar gözün gördüğünden fazlasını yapar ve Sloven Psikolog Matej Peljhan tam da bunu yapıyor.'Küçük Prens' isimli fotoğraf serisinde Peljhan, 12 yaşındaki Luka'nın hayal dünyasını fotoğraflıyor. Luka, Kas Distrofisi yüzünden tekerlekli sandalyeye mahkum ve perspektifi değiştirerek, Peljhan onu bir balonla uçarken, merdiven çıkarken, basketbol oynarken, denize dalarken ve breakdance yaparken fotoğraflıyor. Luka'nın hareketleri kas distrofisi yüzünden kısıtlı ve sadece ellerini hareket ettirerek tepkisini dile getirebiliyor. Kendisi banyo yapamıyor, giyinemiyor ve yemek yiyemiyor fakat hayallerini az da olsa kağıtlara resmedebiliyor. Fotoğraf serisi, Luka bir balonu çizerken başlıyor...
İnsanı Bench Press'ten Daha Çok Yoran 10 Ev İşi
Evde öyle anlar yaşarız ki, 10 dakika koşu bandında depar atsak bu kadar yorulmayacağımızı düşünürüz. Tüm gücümüzle yaparız hepsini. Sonrasında ayaklarımızı uzatarak içeceğimiz sıcak bir kahveyi haketmişizdir. Ama bir kahve yapanımız bile yoktur. İş yine başa düştü... :(
Reklam
Sigara, Çakmak Ve Korkunç Bir Hikaye
-Kendin gidebilirsin değil mi? -Giderim Ulan 3 dakikalık bir mesafe amcamla bizim evimiz. Nedir yani? Ha; köy, karanlık, köpek, çakal mevzuları birleşince biraz ürkütücü olabilir o kısa yolculuk ama ne kadar ürksem de ‘Kendin gidebilirsin değil mi?’ sorusuna ‘Gidemem’ cevabını vermem. Vermedim de. Yola çıktığım gibi de yokuş aşağı koştum. Eve 1 dakikaya vardım. Keyifli bir yolculuktu. Eve gittiğimde dedemle babaanem uyumuştu. Sobanın sıcaklığından uzun zaman önce uyuduklarını anlayabiliyordum. Benim için sobaya bıraktıkları tuğulayı alıp geçtim odama. Sıcak tuğulayı soğuk yatağımın dibine koydum. Sonra balkondan bir ses duydum… Bildiğiniz apartman balkonu değil ama. Köy evlerini bilen bilir. Tek katlıdır ve zemindedir. Merdivenle falan çıkılmaz yani. Girişinde de büyükçe bir balkon vardır. İşte yemek falan orada yenir güzel günlerde. Oturulur, okey oynanır falan. Yazlık balkonu gibi bir nevi. Benim odam da o balkonun çaprazında hemen. Yani pencereden kafamı çıkardığımda balkon sağımda kalıyor. Yakın işte özetle. Duyduğum sesten anladığım, birinin balkonı girip, sandalyeyi çekip oturduğuydu. Üstüne çakmak sesi ve nefes üfleme sesi. Bariz annem ya da babamdı. Ama asıl soru niye tek gelmişlerdi? Hadi madem geleceklerdi, neden benle birlikte gelmediler? Pencereye çıkıp bakmadım, nasılsa birazdan eve girecekti her kimse. On dakika geçmesine rağmen yerinden kalkmamıştı. Varlığını hissediyordum. Nefes sesleri, sandalye gıcırdaması… Oradaydı hala eminim. İnceden korkmaya başladım. Çünkü düşündüm ki annem ya da babam olsa mutlaka bir ses verirdi. Benim yeni geldiğimi biliyorlardı sonuçta. Bizimkiler değildi. Ulan kimdi o zaman? Bakmaya korkuyordum çünkü kuzenim benzer bir hikaye anlatmıştı. Kuzenimin annesi, bir gün evde yalnızken kapı çalmış. O da korkup açmamış ama kapı ısrarla çalıyormuş. Daha beter korkup odasına gitmiş. Sonra kapıyı çalanın içeri girdiğini duymuş. Odasında yatağın altına girip titreyerek beklemeye başlamış. Camlı kapıdan birinin siletini görmüş. Ne yapacağını bilemeden bir anda bayılmış. Uyandığında etrafına bakınmış ama içeri birinin girdiğine dair herhangi bir iz görmemiş. Kapı da bıraktığı gibi kitliymiş. Doktora gitmiş ve anlatmış durumu. Doktor da demiş ki, ‘Eğer sen o kapıyı açsaydın boşluğa bakacaktın ama birini gördüğünü sanacaktın. Ve Onu görür görmez de delirecektin. İyi ki bakmamışsın’ Bir de bu hikaye aklıma gelince iyice korktum. Ama bir yandan da bakıp rahatlamak istiyordum. Bir şey olmadığını görecektim ve rahatlayacakım… Yemedi tabi. Mahalleden birinin gelip de öyle oturma gibi bir ihtimali de yoktu. Yani ya doğaüstü bir şey vardı ya da ben deliriyorum. Kalktım yataktan. Dedemin odasına nasıl gittim inanın hatırlamıyorum. Uyandırdım dedemi. O da korktu bir anda öyle dürterek uyandırınca. Dürtmemin nedeni kulağının iyi duymaması gerçi ama bir de öyle olağan dışı durum olunca daha hırslı dürttüm muhtemelen. -Ne oldu? -Dışarıda biri var! -Kim var? Soruya gel… ‘Kim var’ Hem Laz’lığına hem yaşlılığına hem de yeni uyanmışlığına verdim. O anda o sorunun manasızlığını tartışacak durumda değildim. -Bilmiyorum dede. Biri sigara içiyor! -Kimin sigarasını? Cevap veremedim tahmin ettiğiniz gibi. Ama bu cevapla korkum geçti biraz. Sonra gitti kapının önüne. Ben de arkasından gittim. Kapıyı açtığında tahmin ettiğim ve görmek istediğim şeyi gördüm: 3 tane boş sandalye. Kapıyı çekip salona geçtik. Dedem bir sigara yakıp iskambil kağıtlarını aldı eline. Bana kestirip fal açtı. Normal şartlarda çıkmayan falı, üçer üçer açtığı kağıdı teker teker açarak çıkarttı. O odasına gitti, ben de odama gittim. Yatağa girdiğimde tuğla soğumuştu ama yatağı ısıtmıştı. Gece olanları düşünürken, balkondan bir ses daha duydum. Yere düşen çakmağın sesini nerede olsa tanırım. Bu o sesti…. Dedemle çakmağın sahibi hakkında tartışmaya girecek gücüm yoktu. Uyudum. Prezantabl bir insanım. Sol kulağım delik. Küpem var. Vücudumda 4 tane dövme var. Dövmeyi severim. Kim sevmez ki? Tüm Yazıları
Reklam
Elektrikli İlk Yerli Otomobil 2017'de Yollarda
Eskişehir'de bir firma, 15 üniversiteden 30'dan fazla akademisyenle yürütülen çalışma kapsamında, Türkiye'nin elektrikli ilk yerli otomobilini 2017'de piyasaya sürmeyi hedefliyor.BEGLER AŞ Yönetim Kurulu Üyesi ve Ar-Ge Projeleri Sorumlusu Melih Yıldız, yaptığı açıklamada, TÜBİTAK tarafından yapılan elektrikli otomobil çağrısı üzerine Mayıs 2013'te firmalarını kurduklarını belirtti. TÜBİTAK çağrısına spor ile aile tipi olmak üzere iki ürünle hazırlık yaptıklarına işaret eden Yıldız, 'Çalışmada 15 farklı üniversiteden 30'dan fazla akademisyenle çalışıyoruz. Bataryasından motoruna, aydınlatma sisteminden iç döşemesine kadar birlikte çalıştığımız 11 farklı iş ortağımız var' dedi. Otomobilin tam şarjla 160 kilometre yol kat edebildiğini vurgulayan Yıldız, akademisyenlerle gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde araç ağırlığında devrim niteliğinde çözümleri pazara sunacaklarını kaydetti. Tamamen yerli bir otomobil yapmayı hedeflediklerini ancak hammaddeler nedeniyle bunu yüzde 100 sağlamanın mümkün olmadığını anlatan Yıldız, şöyle konuştu: 'Otomobilimizde yerlilik oranımız yüzde 88'in üzerinde. Ülkemizde batarya hammaddesi lityum üretimimiz yok. Bunu yurtdışından alıyoruz. Bataryanın üretimini yerli olarak geliştireceğiz. Bazı elektronik devre elemanları gibi yurtdışından almak dışında alternatifi olmayan bileşenler var. Bu aracın üzerindeki tasarımın ve ana bileşenlerin tamamı yerli olacak. Aracın tüm elektrik donanımı tamamen yerli tasarım. Aracın motoru, tamamen özgün olacak. Tüm yürür aksamı, burada tasarladık. Sanayi-akademi işbirliğini sağlıyoruz. Aracın klima dahil tüm konfor aksamları yerli. Devrim otomobilinden çok fazla çizim kullandık. Biz de Eskişehirli'yiz biz de olabildiğince tümü yerli ilk seri üretim elektrikli otomobil olmaya adayız. İnşallah kaderimiz Devrim'den farklı olacak. ' Yıldız, ulusal kaynaklarla geliştirilen ürünü uluslararası pazara çıkaracaklarını otomobilin 2017 yılı başından itibaren yollarda olacağını sözlerine ekledi.AA
Reklam
Nadir Bilinen En Yararlı Meyve ve Gıdalar
Günümüzde çok fazla tüketilmeyen ancak sağlığımız için olmazsa olmaz vitamin ve mineraller bakımından en yüksek değerlere sahip olan bu nadir meyveleri sizin için derledim.Gelin bu özel meyvelere bir göz atalım;
Feminizm Tam Bir Salaklık
Eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman: Cahiller milliyetçi olur.Gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendirT242010'da casus olduğu saptanınca FBI tarafından tutuklanan eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman , 'Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum' dedi.Hürriyet’ten Aslı Barış ’a konuşan Anna Chapman, tutuklanmasını, moda görüşünü, feminizmi ve Kremlin ile olan yakınlığını anlattı. Bir dönem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile aşk yaşadığı iddia edilen Chapman ‘Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var’ diye devam ediyor.Aslı Barış'ın Chapman ile yaptığı röportajın bir kısmı şöyle:Türkiye’de son dönemdeki durumu takip ediyor musunuz? Örneğin Gezi Parkı olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?Tabii ki fikrim var ama uzak durmaya çalışıyorum politik meselelerden. Çünkü bir kez politikaya kafa yormaya başlarsam, şiddetle bu işin içine çekiliyorum. Elimde değil, bir kere bilgi toplamaya başladım mı, hemen işe bulaşıyorum. Bilgi konusunda kendime belli limitler koyuyorum, politikadan uzak durmaya, başka işler yapmaya çalışıyorum.Kendinizi uzak tuttuğunuzu söylüyorsunuz ama Putin’le, Kremlin’le olan yakın ilişkiniz biliniyor…Rusya’ya geri döndüğümde medya yüzünden inanılmaz derecede popüler oldum. Bunu da milliyetçi hisleri körüklemek için kullandılar. “İşte ülkesi için iyi bir şeyler yapan genç bir kız” diyerek örnek gösterdiler. Son 20 yılda iyi bir ekonominiz yoksa, kuvvetli bir ideolojik düşünce oturtamamışsanız, bir şeyleri değiştiren bir kahraman aramaya başlarsınız. Ben de bu gücü kullanarak gençlere önderlik etmeye, örnek teşkil etmeye çalıştım. Çünkü bende örnek alınması gereken çok önemli değerler var. Kendim için bir şey istemiyorum, tamamen toplumumuz için çalışıyorum. Mesela Rusya’ya döndükten bir ay sonra gençlik için bir vakıf kurdum.Ne konularda çalışıyor vakfınız?Mikrobiyoloji ve genetik alanında genç bilimadamlarına kaynak yaratan bir fon oluşturdum. Ülkemizde bilim yeteri kadar desteklenmiyor. Halbuki altyapımız ve geçmişimiz çok kuvvetli: Uzaya gittik, bilişim sektöründe oldukça önemli gelişmeler kat ettik. Şimdi ise durum pek parlak değil. Oluşturduğum fon özellikle kanser tedavisi alanında çalışanlara kaynak sağlıyor. Bu çalışmalar çok önemli. İnsan ömrü bu sayede en az 40 yıl uzayacak. Zaten ülkemizde kanser tedavisinde çok önemli yollar kat edildi. AIDS’in tedavisi de bulundu gibi, herhalde önümüzdeki sene açıklanır.Tutuklandıktan ve Rusya’ya iade edildikten sonra uluslararası anlamda büyük şöhret kazandınız. Neler değişti hayatınızda?Ünlü değilseniz, bir konuda değişim yapmak istediğinizde imkânlar çok kısıtlı oluyor. Ancak tanınıyorsanız, bir yerde çıkıp fikrinizi söylüyorsunuz, insanlar fark ediyor. Şöhreti kendi hakkında konuşmak için kullananları inanılmaz salak buluyorum. Kafam farklı çalışıyor. Başarının formülünü çözdüm. Beni dünyanın en başarılı insanı yapacak değerlere sahibim. Nedir bunlar derseniz, ilki aktif olmak. İkincisi pozitif enerji. Bunları hepimiz biliyoruz ama üçüncü özellik çok önemli. Bunu hapisteyken öğrendim. Başkalarına bir değer katmak için çalışmanız lazım. Kafanızda bir fikriniz varsa, diğer insanlara da aşılamanız, çalıştığınız örgütlere de yaymanız gerekiyor. Önemli olan toplum, birey değil. Toplum halinde hareket edersek, daha başarılı oluruz.Hapis günlerinden bahsedelim. Ne düşündünüz ilk tutuklandığınız zaman?İlk tutuklandığım zaman, “Beni oldukça uzun bir süre burada tutacaklar” diye düşünmüştüm. Dışarı çıkabileceğim konusunda hiç umudum yoktu. Ama bu hayatımın bittiği anlamına da gelmiyordu. Daha ilk günden düzenli spor yapmaya başladım. İkinci gün orada eğitimin konusunda nasıl ilerleyebileceğim konusunda araştırma yaptım. İçeriden de diploma alabilmek mümkünmüş, 'Anlaşılan önümüzdeki 5 yıl buradayım, iyisi mi hukuk diplomamı alayım” diye düşündüm. Zaten istiyordum bunu. Yani hep pozitif kaldım.Playboy ve Maxim gibi dergilerdeki karelerinizden sonra seks sembolü olarak anılmaya başladınız. Koleksiyondaki parçalar da bu imajınızı destekleyecek şekilde mi? En çok hangi parçaları beğeniyorsunuz tasarımlar arasında?Açıkçası modadan, giysilerden hiç anlamam ve hayattaki en fuzuli şey gibi gelir. Yemek yapmayı da bilmem. Bu ikisi dışında geri kalan her şeyi yapabiliyorum. Mesela iyi ekip kurmasını ve yönetmesini bilirim. Onun için iyi bir tasarım ve üretim ekibi kurdum. Çıkış noktam da şu: Akıllı kadınların kendi zekâlarını yansıtacak kıyafetlere ihtiyacı var. Bir kadın seks sembolü ya da potansiyel anne olarak görünmemeli. Dünyayı değiştirecek bir kadın olarak görünmeli. Dünya sorunlarıyla ilgilenen, kitap okuyan kadınların giyebileceği bir koleksiyon hazırladım. Mesela kitap şeklinde çantalar var. Desenlerde ülkemizin destanlarında yer alan figürler kullanıyoruz. Sadece Batı'nın bize empoze ettiği değerleri kabul etmemeliyiz. Bizim derdimiz gücümüz para değil, kendi değerlerimiz, kendi kahramanlarımız var.Batı değerlerine karşı bir düşmanlık mı var?Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var. Ama kendi değerlerimize daha fazla sarılmalıyız. Bunlar güç verir insana.Kendinizi milliyetçi olarak tanımlar mısınız?Nefret ederim milliyetçilikten de, milliyetçilerden de. Cahiller milliyetçi olur. Hayatlarında yurtdışına çıkmazlar, dünyada olup bitenden haberleri olmaz, sonra “Ülkemi çok seviyorum” derler. Tamamen eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Benim için gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendir. Stephen Covey’nin ‘Kazan-kazan’ ilkesinde olduğu gibi, başka ülkeye gidip, insanlarla konuşup onların iyi özelliklerini alır, kendi ülkenize taşırsınız, ona bir artı değer katarsanız, onu güçlendirirsiniz…Bilgilerini aktardığınız ülkenin ne gibi bir kazancı var burada? Pek ‘Kazan-kazan’ durumu gibi gelmedi bana…Önemli olan sinerji yaratmak. Yaratmış olduğum koleksiyondan örnek vereyim. En iyi tasarım ekibini ülkemden topladım. İş imkânı yaratmak için. Ama baktım en iyi kumaşlar Türkiye’de üretiliyor, en iyi malzemeler burada, her şeyi İstanbul’dan aldım. “Ayy, Türklerde ne kadar iyi kumaşlar var, lanet olsun” demedim. Nefret etmedim, saygı duydum, iş yaptım. Bana hocalarım 20 yıldır böyle öğrettilerSizi acımasızca eleştiren Punk grubu ‘Pussy Riot’ ve ‘FEMEN’ hareketine gelelim…Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum.Seksapele önem vermediğinizi söylüyorsunuz ama sizin de bir hayli seksi pozlarınız var. Biraz çelişkili bir durum değil mi?Hayır, seksapel daha ziyade içgüdüsel bir şey. Eğer (mankenlik gibi) bir işi profesyonel olarak yapmıyorsanız, içgüdülerinize sarılarak kendinize göre yorumlarsınız. Yine başarılı olursunuz o alanda. Ben her zaman içgüdülerime güvenirim.Size şu an saldırsam, beni etkisiz hale getirmeniz ne kadar zamanınızı alır? İsteseniz ağzımı yüzümü kırabilir misiniz?Kendimi savunma konusunda her zaman çok sakin davranırım. Ama tabii ki etkisiz hale getirebilirim karşımdakini. Yine de buna ihtiyaç duymadan halletmeye çalışıyorum meseleleri.
Reklam
Bu Vine Videosu Tüm Dünyayı Dehşete Düşürdü!
Meksikalı bir kullanıcı bu çok acayip videoyu Vine'a yükleyerek tam bir fenomen oldu. Meksika'da mavi bir bidondan su deposu üzerinde bıyık gibi bir oluşum gören adam, eliyle dürtüyor ve sonra olanlar ise gerçekten akıllara durgunluk verici cinsten..
Nasıl Bir Amerikan Futbolcusu Olunur?
Amerikan Futbolu ülkemizde en çok gelişmekte olan spor dallarından biridir. Genellikle üniversite düzeyinde oynanmakta olan bu spor ülkemizde 1993 yılından beri faaliyet göstermektedir. Şu an da yaklaşık 30 takım 2 ligde mücadele etmektedir. Ayrıntılı bilgi için http://www.nfltr.com/ ya da http://www.tbsf.org.tr/ sitelerine bakabilirsiniz. Bu başlıkta size nasıl bir Amerikan Futbolcusu olabileceğinizi anlatacağım.
Reklam
Yıllardır Çok İçki İçen Erkekler Dikkat!
Sonuçları Neurology dergisinin internet sitesinde yayınlanan ve yaklaşık 5 bin İngiliz kamu görevlisi üzerinde yapılan araştırma, çok fazla alkollü içki tüketiminin, orta yaşlı erkeklerde muhakeme gibi zihinsel kabiliyetlerin 2 yıla, hafızanın ise yaklaşık 6 yıla eşdeğer oranda yaşlandığını ortaya koydu. Ağır içici erkeklerin, ölçülü içen veya içki içmeyen erkeklerle karşılaştırıldı. Araştırmacılar öte yandan kadınlarda böyle bir etkiye rastlamadı ve kadınlar arasında çok fazla alkollü içki tüketenlerin sayısının çok az olduğu kaydedildi. AA
Aşk Hayatında Oğlak Erkeği
Dominant bir karaktere sahip olan Oğlak erkeğininkalbini kazanmak kolay değildir. Genellikle ikna eden değil ikna edilen olmayı seçer. Beraberliğin başında, karşı tarafın ciddiyetine inanması gerekir. Sürekli fikir değiştiren, söyledikleriyle yaptıkları arasında farklılıklar olan insanlardan hoşlanmazlar. Aşkınız henüz genç ve çiçeği burnundayken, Oğlak erkeğinin yanlış yollara sapması gibi üzüntüleriniz olmaz. Yaşlandıkça biraz avarelik edebilir. Fakat diğer burçlar içinde en sadık olanıdır. Ufak tefek kaçamaklara kalkışsada bunlar hiçbir zaman aile ocağının, çocukların ve sizin yerinizi alamaz. Oğlaklar kusursuzluk arayan gözle ve dikkatle bakarlar. Kendilerine iyi anne olacak bir kızı ....
Aşk Hayatında Yay Erkeği
Aşk için en çekici ve ilginç burçlardan birisi de Yay erkeğidir. Yaşamı bir eğlence gibi algılayan Yay, aşkı ve hayal kurmayı da çok sever. En önemli özelliklerinden bir tanesi espri yeteneğidir. Daima yeni fikirlerle doludur ve yaşama karşı hevesli bir yaklaşımı vardır. Yay’ın özgürlük tutkusu, bonkörlük ve macera arayışı da diğer önemli özellikleridir. Yay burcu insanı pek çok konuya derinden ilgi duyduğu için, partnerinin de entelektüel olarak zengin olmasını ister. Yaylar entelektüel olarak gelişkin ve konuşmasıyla zevk veren insanlardır. İlişkide kısa bir süre sonra, Yay’ın oldukça net ve direkt yaklaşımları ortaya çıkmaya başlar Genellikle karşısındakinin ne hissedeceğini ya da düşüneceğini pek önemsemeden, içindekini dışarı aktarabilir. Aslında burada doğal olmak isteğinden başka, kötü bir niyet söz konusu değildir. Yay’ın ilişkideki temel amacı...
Reklam