Dünyanın En İyi 5 Süper Bilgisayarı
Günümüzde evde kullandığımız bilgisayarlar ile ilgili birbirimize söylediğimiz klasik cümle şudur: 'Abi bir çuval para verdim, o kadar hızlı olsun artık' ya da 'Crysis'i full çözünürlükte oynuyorum, ne kasıyor ne ısınıyor'. en zirvesi de '...senin bilgisayar da bi'şey mi? benimkinde photoshop, corel, browser açıkken hem müzik dinliyorum aynı anda da tam çözünürlükte oyun oynuyorum. Bir kere bile kasmadı...'Ancak bizim evde kullandığımız 'üstdüzey' bilgisayalar aşağıda sıralanan bilgisayarların boş kasası kadar olamaz maalesef. İşte size paha biçilemez dünyanın en iyi süper bilgisayarları.Not: Bu bilgisayarları kasabilecek oyun üretilmedi henüz çünkü tamamı merkezi programlama ve araştırma işlemleri için kullanılıyor ve tamamı Linux işletim sistemi kullanıyor...
Beş Sinema Zincirine 'Film' Cezası!
Rusya’nın üçüncü en büyük şehri Novosibirsk’de beş sinema zinciri, Martin Scorsese’nin son filmi 'The Wolf of Wall Street' filmini gösterdiği için 68 bin Euro’luk para cezasına çarptırıldı. The Moscow Times gazetesinin haberine göre, bölgedeki narkotik birimine gelen şikayet sonucu ceza kararı çıktığı belirtildi. Medyatava
Kalp Düğümü
Hayattaki duygusal bağımlılıklarımızın bizi nasıl etkilediği üzerine farklı bir oyun olan Kalp Düğümü, nisan ayı boyunca izlenebilir.Kabataş’taki küçük mekanlarında büyük bir hikâye anlatan CRAFT Tiyatro yeni oyunu Kalp Düğümü ile seyircinin karşısında. Melisa Sözen’in yürek burkan performansına minimalist bir dekor ve neon ışıklarının eşlik ettiği oyunda, bir arada durmaya çalışan bir anne ve iki kızının hayattaki bağımlılıkları anlatılıyor. İngiliz yazar David Eldridge’e ait oyunun çevirisi Okan Başar Bahar’a ait. Yönetmenliğini Çağ Çalışkur’un üstlendiği Kalp Düğümü’nün sahne önündeki ekibi İpek Bilgin, Ezgi Çelik, Erkan Köstendil, Melisa Doğu ve tüm hikâyenin etrafında döndüğü Lucy karakterini canlandıran Melisa Sözen’den oluşuyor. Oyunda, işinden kovulduktan sonra problemleri iyice artan, madde bağımlılığıyla mücadele eden Lucy (Melisa Sözen) karakterinin annesi ve ablasıyla tamir edilmesi olanaksız gibi görünen ilişkisi anlatılıyor. Lucy kaçtıkça, geçmiş onun peşinden gidiyor. Aslında başarılı bir televizyoncu olacakken, büyük bir çıkmaza giriyor ve derin bir umutsuzluğa kapılıyor. Meselenin üstesinden gelmeye uğraşırken ona arkadaşları, alışkanlıkları engel oluyor. Ama onu en çok yavaşlatan annesinin aşırı ilgisi, ablasınınsa aşırı ilgisizliği oluyor. Oyunda birbirine ya ‘hayır’ demeyi bilmeyen ya da hep ‘hayır’ diyen iki karakter arasında kalırken, sevginin dozunun ayarlanamadığı takdirde en büyük bağımlılıklardan biri haline dönüşebileceğinin de altı çiziliyor. Affetmek ve affedilmek üzerine Kalp Düğümü, bağımlılıklarımızın arkasında birbirimize fazla toleranslı davranmamız yatıyor olabilir mi ya da ailenin, kimi zaman çocuklarının iyiliğine gibi görünen bazı eylemlerinin sonunda aslında çocuklarını gerçekten kaybetmesine neden olabilir mi gibi soruları soran, bu sorulara güçlü bir metin ve başarılı oyunculuklarla yanıt arayan bir oyun. Oyunun ismi Hinduizmdeki bir tariften geliyor. Buna göre ‘kalp düğümü’ insanın hayatta kendini ancak sevdiği insanlara affettirerek açabileceği ve kendini affetmesi ile tamamlanacak bir süreci anlatıyor. Oyunun ana karakteri Lucy (Melisa Sözen) de tam olarak böyle bir sürecin içinde annesi, ablası ve en başta da kendisini affetmeye, affettirmeye çalışıyor. Al Jazeera
Titanik'in Batış Teorisi Doğru Değil mi?
İngiliz bilim insanları, Titanik'in bilinen batış sebebini sorgulamaya açacak yeni bir bilgiye ulaştı. Araştırmaya göre, transatlantiğin buzdağına çarptığı 1912 yılında, Kuzey Atlantik'teki buzdağı sayısı iddia edildiği gibi anormal seviyede değildi. İngiltere'deki Sheffield Üniversitesi'nden bilim insanları, Titanik'in battığı yılı da içine alan 20 yıllık dönemdeki buzul hareketlerini inceledi. Sonuçları Weather Journal'da yayınlanan araştırmaya göre, Titanik'in battığı 1912 yılında Kuzey Atlantik'teki buzdağı sayısı 'çok' ancak iddia edildiği gibi 'olağanüstü' değildi. Grant Bigg ve David Wilton'ın, ABD Sahil Güvenlik verilerine dayandırarak yaptığı araştırmaya göre, o yıl 48. paralelin güneyine inen buz dağı sayısı 1038. Bu, çok görünse de, o dönem için alışıldık bir sayı. Zamanının en büyük transatlantik yolcu gemisi Titanik, 15 Nisan 1912'de ilk seferini yaparken, rotasındaki buzdağını ancak 500 metre kala fark edebilmişti. Bu, 269 metre uzunluğundaki yolcu gemisinin manevra yapabilmesi için yeterli bir mesafe değildi. Titanik, çarpmadan iki buçuk saat sonra, Grönland'in güneybatısında, bin 500'den fazla yolcusuyla birlikte sulara gömüldü. Facinanın hemen ardından çıkan haberler, sebebin, Kuzey Atlantik'teki buzdağı sayısının normalin üzerine çıkmış olmasını işaret ediyordu. Amerikalı yetkililer, sıcak geçen kış mevsiminin buzulları erittiğini, buzullardan kopan büyük kütlelerin rüzgar ve okyanus akıntılarıyla güneye yani Kuzey Atlantik'e sürüklendiğini iddia etmişti. Hatta İngiltere'de yayınlanan Times gazetesi, Ay'ın Dünya ile konumlanmasında oluşan olağanüstü bir durum nedeniyle yaşanan şiddetli gel-git'in, buzulların bu hareketinde etkili olduğunu yazmıştı. Sheffield Üniversitesi'nden Grant Bigg ve David Wilton'in 1900-1920 yıllarını kapsayan araştırmasına göre ise, 1912 yılında, Kuzey Atlantik'teki buzdağı sayısı olağanüstü düzeyde değildi. Hatta 1909 yılında, 1912'ye kıyasla çok daha fazla buzdağı, bu kadar güneye inmişti. BBC'ye konuşan Profesör Bigg, Titanik'in battığı yıl, Kuzey Atlantik'teki buzul sayısının, 20. Yüzyılın ilk 60-70 yılı için normal sayılabilecek düzeyde olduğunu söyledi. Araştırmacılar, verilere dayanarak geliştirdikleri bilgisayar simülasyonunda, Titanik'in çarptığı buzdağına dair yeni bilgiler de ortaya çıkardı. Tahminlere göre tarihin en büyük deniz faciasına neden olan buzdağı, 1911 sonbaharında büyük bir buzuldan koptu; yaklaşık 500 metre uzunluğunda ve 300 metre derinliğindeydi.bbc.co.ukPaul Rincon
Hemen Bugün İsveç'e Yerleşmek İçin 30 Sebep
İsveç'in mesai süresini 6 saatle kısıtlamayı planladığı haberinin ajanslara düşmesiyle birlikte aklımıza gelen bir fikir. Zaten ortalama insan ömrünün en uzun olduğu 2. ülke olmasıyla, düşünce, fikir özgürlüğü alanındaki erişilmesi güç rahatlığıyla, sınıf kavramını ortadan kaldıran ilkokulları ve kadın erkek ayrımını kaldırıp çocuklara insan olmayı öğretmesiyle gönlümüzde taht kuran İsveç bir de işçi özlük hakları konusunda tüm dünyayı geride bırakınca tası tarağı toplamaya başladık...
İngiltere'de Porno İzleme Yaşı 10'un Altına Düştü
İngiltere'de, BBC 'de yayınlanan bir program için yapılan ankete katılan 16-21 yaş arası gençlerin dörtte biri, 12 yaşından önce porno izlediklerini söyledi. Aynı ankette 10 yaşından önce porno izlediklerini söyleyenlerin oranı da yüzde 7 oldu. Anket, BBC 3 Televizyonu'nda bu akşam yayınlanacak 'Porn: What's the Harm?' (Porno: Zararı ne?) adlı belgesel için yapıldı. Söz konusu anket kapsamında 16-21 yaş arası 1,002 gence internette porno izleyip izlemedikleri soruldu. 9-16 Ocak tarihleri arasında yapılan ankete katılan kadınların yüzde 20'si, erkeklerin ise sadece yüzde 4'ü internette porno izlemediklerini söyledi. Gençlerin üçte birinden fazlası internette ilk olarak kaza sonucu porno izlediklerini, esasında arama motorlarında başka bir şeye baktıklarını ya da sosyal medya üzerinden gönderilen bir linki tıkladıktan belirtti. Anketin bir diğer sonucu da, gençlerin yarısından çoğunun, internette izledikleri pornonun seksten beklentilerini etkilediğini söylemesi oldu. İngiltere Başbakanı David Cameron geçen yıl ülkedeki tüm internet bağlantılarına, hesap sahibi aksini istemedikçe, otomatik olarak 'pornografi filtresi' konulacağını açıklamıştı. Cameron, internetteki pornografik içeriğin 'çocukluğu çürüttüğünü' söylemişti. Ülkenin önde gelen dört internet servis sağlayıcısından biri filtre seçeneğini uygulamaya koydu. Diğer servis sağlayıcılarının da yıl sonuna kadar müşterilerine aynı seçeneği sunması bekleniyor. BBC Türkçe
Chrome'u Dinleme Cihazına Dönüştürüyorlar!
Hacker'lar, buldukları bu ilginç açıkla bakın Google'ın tarayıcısı Chrome'u neye çeviriyorlar... Ortam dinleme ve böcek olarak adlandırılan dinleme cihazları, ülkemizin son dönemdeki bir numaralı konusu. Ama şimdi, Chrome'da ortaya çıkan yeni bir açık, hacker'lara bilgisayarın mikrofonunu açarak ortam dinlemesi yapma imkanı veriyor; böceklere gerek bile kalmıyor. Guy Ahoronosky tarafından bulunan açık sayesinde hacker'lar hiçbir izin gerektirmeden Chrome ile mikrofonu açabiliyor. Bunun için de tek yapmaları gereken, kurbanlarını özel olarak hazırlanmış bir web sitesine yönlendirmek. Kullanıcılar mikrofonlarını kapatmış olsa bile hacker'lar mikrofonları da sessizce açabiliyorlar. Buradaki hile, hacker'ların Google Chrome'daki mikrofon ikonunun linkini fark edilmeyecek şekilde tüm web sitesinin arka planına eklemesi. Böylece kullanıcılar, web sayfasında nereye tıklarsa tıklasın, mikrofonu açmış oluyor. Google'ın eski API'sindeki bir açık da, mikrofonun açıldığını tarayıcı satırında göstermeyi engellediğinden, hacker'lar kullanıcıya fark ettirmeden mikrofonu açmış oluyor. Ardından da ortamdaki sesi diledikleri gibi dinleyebiliyorlar. Google'ın bu açık hakkında yakında yama yayınlaması bekleniyor. Chip
Kendi Kendini İyileştirebilen Kas Geliştirildi
Bilim adamları, laboravutar ortamında kendi kendini iyileştirebilen kas geliştirdi. Büyük heyecan yaratan çalışma, “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlandı. Duke Üniversitesi araştırmacıları, laboratuvar ortamında geliştirdikleri kasılabilir kas dokularını gelişmemiş kök hücre havuzu içinde bekleterek yeni kas dokuları elde etmeyi başardı. Elde edilen kas dokularının kök hücreleri kullanarak kendi kendini iyileştirebildiği belirlendi. Kas dokuları farelere nakledildiğinde rahatça uyum sağladığı belirlendi. Araştırmacılardan Nenad Bursac, “ilk defa genetik mühendislik sonucu kas elde ediyoruz ve bu kas dokusu, hem yeni doğan bir bebek kası kadar doğal hem de kendini iyileştirebiliyor” şeklinde konuştu. Laboratuvar ortamında geliştirilen kasın, kaza ya da hastalık sonucu kasları hasar gören insanların tedavisinde kullanılması amaçlanıyor.haber kaynağı: 365haber.org/sağlık-haberleri
Bitcoin, Kripto Para ve Hukuk (3. Bölüm)
Bu hafta sizlere gerek sosyal ortamlarda gerekse özel olarak bana yöneltilen sorulardan kısa bir derleme yaparak, Türkiye’de Bitcoin ve kripto para eko sisteminin hukuksal durumunu paylaşmak istiyorum. Bu cevapların tamamının kişisel yorumlarımdan ibaret olduğunu belirtmek isterim. Zaten, hepinizin bildiği üzere bu konular konuşuldukça yasal gelişmeler gün yüzüne çıkacaktır.Soru: Bitcoin yasal mı? Bu konuda bana birçok soru geliyor. Konunun çok geniş bir yelpazeye sahip olması nedeniyle tedirginlik yaratmasını doğal karşılıyorum. Ayrıca tüm dünyada yaşanan olumsuz gelişmeler, bu piyasanın içerisinde yer alan herkesin “acaba” yanlış bir şey mi yapıyorum? huzursuzluğunu yaşamasına sebep oluyor. Bitcoin cüzdanlarından çalınan paralar, bazı borsaların büyük şaibelerle kapanıp ortadan kaybolması, bankaların ve devletlerin şüpheli bakış açıları ve teknolojinin tamamen internet üzerinde yaşıyor olmasından kaynaklanan güvenlik açıkları ve en önemlisi, illegal işlerle bitcoini birbirine yakıştıran haberler… Bu tür haberlerin dilden dile yayılması ile “güvenilirlik” problemi de aynı hızla artıyor. Şunu belirtmekte özellikle fayda var. Bu, yeni bir teknoloji ve başlangıç aşamasında bu kadar şüphe uyandırması ve anlaşılamamasından kaynaklanan “korku” gayet doğal bir tepki. Hele bir de işin içinde “para” kavramının bol bol geçmesi ile tedirginlik iki kat artıyor. Kesin olarak söyleyebilirim ki; Türkiye’de bitcoin ve diğer kripto paralar yasa dışı değildir. Türk Ceza Kanun’unun 2. Maddesi bu anlamda en önemli kanuni dayanaktır. Maddeye göre; Kanunda suç olarak tanımlanmamış hiçbir eylemden dolayı kişilere ceza verilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.” Bu maddeden hareketle, bugün itibarı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasal mevzuatlarında “Bitcoin ve kripto para” kavramları ile ilgili düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, yeri gelmişken şu ayrımı yapmakta fayda görüyorum. Zaten bütün sıkıntı şimdi bahsedeceğim ayrımı yapamıyor olmamızdan ileri geliyor. Hırsızlık, her ne şekilde yapılırsa yapılsın suçtur. Dolandırıcılık, hangi teknolojiyle yapıldığına bakılmaksızın eğer kanunda sayılan unsurları içeriyorsa cezalandırılır. Kısacası, eğer siz bitcoin ile dolandırıcılık yaparsanız, bitcoin kullanarak dolandırıcılık yaptığınız için değil, dolandırıcılık yaptığınız için cezalandırılırsınız.Soru: Madencilik yaparsam suç işlemiş olur muyum? Hayır olmazsınız. Kripto para madenciliği, dijital dünya içerisinde belirli protokollere bağlı olarak çalışan programları bilgisayarınızda çalıştırmanız anlamına gelir. Bunu yapmanın hiçbir yasal kısıtlaması bulunmamaktadır. Bu konuyla ilgili olarak karşınıza en çok çıkacak sorun, elektrik dağıtım şirketlerinin tüketiminizi sorgulaması olacaktır. Standart konut elektriği kullanımı sözleşme gereği sınırlandırılmıştır. Bu sınırı aşan aboneler olağan dışı elektrik tüketimi nedeniyle araştırılırlar. Ancak bunun aşılması kolaydır. Elektrik şirketi ile üretim gücünüze bağlı olarak yapacağınız anlaşma ile hiçbir yasal sıkıntı yaşamadan üretiminize devam edebilirsiniz. (büyük çapta yapılan üretimler buna dahil değildir.)Soru: Bitcoin Borsalarında alış/satış yapıyorum. Banka hesap hareketlerim nedeniyle sorun yaşar mıyım? Bu soruya şimdilik benim bildiğim kadarıyla yaşanmış bir somut olay olmadığı için net cevap veremiyorum. Ancak yapılan şeyin finansal ve vergisel anlamda dikkat çekecek hacimlere ulaşmasıyla net olarak devlet kurumlarından bir tepki/düzenleme gelecektir. Bunun yapılabilmesi için de öncelikle bu faaliyetin ekonomik anlamda bir tanıma ihtiyacı olacaktır. Vergilerin ancak kanunla düzenlenebilirliği ilkesi gereği bu konuda bir kanun düzenlemesi yapılana kadar herhangi bir sorun yaşanacağını düşünmüyorum. Vergi mevzuatında sanal para ile yapılan işlemlere ilişkin düzenleme bulunmuyor. Aynı zamanda bu sistemin benzeri de yok. Bu nedenle bekleyip görmekten başka çaremiz kalmıyor.Soru: Maliye, Vergi Dairesi..vs Bitcoin ile ilgili hesap hareketlerimden dolayı beni soruşturmaya alırsa ne yapmalıyım? Bana, vergisel anlamda herhangi bir soruşturmaya maruz kalırsa ne yapması gerektiğini soran herkese verdiğim cevabı sizlerle de paylaşmak istiyorum. Anlatın. Tüm sistemi, yaptığınız her işlemi, Bitcoin’in ne olduğunu, kaynağının nereden geldiğini, borsaların çalışma mantığını, yani kısaca bildiğiniz her şeyi anlatın. Burada saklanacak bir şey yok. Yasa dışı bir şey yapmıyorsunuz. Devletin vergi mevzuatlarında yer almayan yeni bir işle uğraşıyor olmanız sizi vergi kaçakçısı yapmaz. Devlet mekanizması, bu yeni teknolojiyi ve ekonomik hareketi bir şekilde düzenlemek durumundadır. Herhangi bir düzenleme yapmadığı sürece bu eko sistemi kullananları vergilendiremeyecektir. Zaten devletin kendi iç dinamikleri zamanla bu konuları ele almak zorunda kalacaktır. Dünyadaki gelişmeleri izleyenleriniz devletlerin bu konuda somut adım atmakta ne kadar zorlandığını da fark etmiştir. Çünkü, sistemsel değişiklikler gerektiren bir ekonomi sözkonusu.Soru: Kripto para borsaları belirli bir limiti aşan işlem hacmi için neden kişisel bilgilerimi istiyor? Bunun şu aşamada tek bir mantıklı açıklaması olabilir. Henüz bir düzenleme olmadığından bu borsalar, haklı olarak kendilerini yapılan işlemlerin rakamsal büyüklüğüne göre devletin olası vergilendirme girişimlerine karşı savunabilmek için yapıyorlar. Kısacası; yarın bir gün, vergi müfettişi o borsanın hesap hareketlerindeki yüksek meblağların kaynağına inmek istediğinde borsa şirketi paranın kaynağını gösterebilmek için bu verileri saklıyor. Kişisel olarak borsaların bu şekilde çalışıyor olmasını olumlu buluyorum. Sonuçta şirketler ne kadar ciddi çalıştığını sadece müşterilerine karşı değil, devlete karşı da gösterme imkânını bu sayede bulacaktır. Sizler de yaşadığınız ya da aklınıza takılan hukuki konuları bu başlık altında bulunan yorum kısmına yazarak, bu yazının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Bitcoin, Kripto Para ve Hukuk (2. Bölüm)
Kripto paranın her ne kadar isminde “para” kelimesi geçse de şimdilik gerçek anlamda para olmadığını, daha geniş bir kitle tarafından kabul edildiği şekliyle “değerli veri” olarak kabul edilebileceğini 1. Bölümde anlatmıştık. Bu yazıda sizlerle Bitcoin deneysel keşfinin Türkiye’deki hukuki durumunu genel hatlarıyla paylaşmak istiyoruz. Aslında henüz ne dünyada ne de Türkiye’de herhangi bir hukuki tanım yapılmadığı için söz konusu “değerli veri” nin ilerde nasıl bir hukuki statüye ulaşacağı belirsiz. Ancak T.B.M.M.’nin buna benzer bir kavram olan “elektronik para” konusuna nasıl baktığını, nasıl tanımladığı ve nasıl bir düzenlemeye tabi tuttuğunu anlayabileceğimiz bir kanun var. Bu kanun; 6493 Sayılı “Ödeme Ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri Ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun” Yürürlük tarihi: 27.06.2013 Yürürlüğe gireli dokuz ay olan bu kanunun şu aşamada nasıl uygulanacağını gösteren herhangi bir yönetmelik bulunmuyor. Ancak, BDDK’dan yapılan açıklamaya göre yönetmelik ve tebliğ taslak çalışmaları devam ediyor. Hatta şu günlerde taslak için bankalardan ve bu konularla ilgili olan kişi, kurum ve kuruluşlardan görüş bildirmeleri bekleniyor. Görüşlerin bildirilmesi için son gün 04.04.2014 olarak belirlendi. Bu aşamadan sonra yönetmelik ve tebliğler son halini alacak ve yayınlanacaktır. Kanunun Genel Hatları 6493 Sy. Yasanın 1. Maddesine göre; Bu Kanunun amacı, ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerine, ödeme hizmetlerine, ödeme kuruluşlarına ve elektronik para kuruluşlarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu maddeden de anlaşıldığı gibi, “elektronik para kavramı” kanuna girmiş, ayrıca kelime anlamı da tanımlanmıştır. Elektronik Para; Elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, elektronik olarak saklanan, bu Kanunda tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değeri, ifade ediyor. Burada çok net bir belirleme yapmamız gerekiyor. Kanunda geçen bu tanım “bitcoin ve diğer kripto paralar” için geçerli değildir. Ana konumuz olan kripto paralar ile bu kanunda geçen hiçbir tanım örtüşmemektedir. Zaten BDDK’nın 25.11.2014 tarihinde yaptığı açıklamada da açıkça Bitcoin ’in söz konusu kanun kapsamında elektronik para olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Peki neden 6493 Sayılı kanunu inceliyoruz? Bunun sebebi, Türkiye’de kripto para eko sistemine ve benzer yeniliklere nasıl bir bakış açısının gelişeceğini, siyasi iradenin, Merkez Bankası’nın ve diğer bankaların Bitcoin teknolojisini nasıl bir yorumlama ile kabul edebileceğini ya da reddedeceğini anlayabilmektir. Kanunun genelinden anlaşılan kabul edilebilirlik şartlarını şöyle sıralayabiliriz. Söz konusu sanal paraların adı her ne olursa olsun kesinlikle takip edilebilir olması gerekiyor. Buradaki takip edilebilirliğin hem ihraç edilen sanal paranın miktarı ile ilgili hem de kullanıcıların sahip olduğu miktarlarla ilgi olduğu görülüyor. Elektronik paraların üreticilerinin/ihraç edenlerin kanunda sayılan özellikleri taşıyan ve gerekli izinleri almış olan şirketler olması gerekiyor. Bu özellikler detaylı bir şekilde kanunda sayılmış. Burada ayrıca değinmiyoruz. Üretilen/İhraç edilen tüm elektronik paraların karşılığının mutlaka teminat altına alınması gerekiyor. (İhraç eden şirketler piyasaya sunduğu her 1 elektronik para için karşılık fon göstermek zorunda.) Elektronik paraları kullanan şirketlerin, gönderenlerin ve alıcıların yani tüm kullanıcıların kayıt altına alınması ve aracı kurum olarak işlem gören tüm şirketlerin bankalar eliyle işlem yapması öngörülüyor. Bu maddeden transferlerin tamamının kayıt altına alınması zorunluluğunun olduğu anlaşılıyor. Yine elektronik para ihraç eden kuruluşlar, elektronik parayı elinde bulundurma süresine bağlı olarak elektronik para hamiline faiz veremez ve herhangi bir menfaat sağlayamaz. Bu maddeden anlaşılan şey ise, elektronik paranın bir yatırım aracı olarak kullanılamayacağı, sadece ödeme kolaylığı sağlayan bir sistem olacağı ön görüsünde bulunabiliyoruz. Kanun’un genel yorumlamasını yaptığımızda önümüzdeki aylarda “elektronik para” olarak piyasa çıkacak olan sanal paranın sadece para transfer işlemleri ile çeşitli ödeme kolaylıkları sağlayacak bir çalışma olduğu sonucuna varıyoruz. Aslına bakılırsa şu aşamada söz konusu elektronik paranın kullanıcılarına ödeme kolaylığı sağlamaktan öteye geçen bir faydası olmayacağı görünüyor. Paypal tarzı ödeme kuruluşlarına yatırılan gerçek para karşılığı, bu sistemin bizlere çeşitli sitelerde ödeme kolaylığı sağlamasından farklı değil öngörülen sistem. Her ne kadar kripto para eko sisteminin mantığıyla hiçbir ortak noktası bulunmasa da bu tür kanunların ülkemizde çıkıyor olması teknolojik gelişmelere ulaşma ve uygulama hızımızın artmasına sebep olacaktır. Bu nedenle tüm bu gelişmeleri yakından takip etmeli, kripto para eko sisteminin devlet tarafından kabul edilebilir olmasını sağlayacak adımları atabilecek alt yapı çalışmalarını bu çerçevede değerlendirmeliyiz. (2.Bölüm Sonu)
Bitcoin, Kripto Para ve Hukuk (1. Bölüm)
Merhaba… Her şeyden önce şunu belirtmekte fayda var. Bugün burada, tüm belirsizlikleri ile birlikte ‘yeni bir icat’ olarak değerlendirilmesi gereken bir konuyu ele alıyorum. Bu nedenle her türlü sorgulamaya, eleştiriye ve katkıya açık bir yazı dizisi sunmayı planlıyorum sizlere. Lütfen düşünce, eleştiri ve karşıt görüşlerinizi benimle paylaşmaktan çekinmeyin. GİRİŞ Kriptopara (Bitcoin’i de içine alan genel tanımdır.) teknolojisi, alt yapısında barındırdığı tüm yenilikler sayesinde veri transferi güvenliğini ciddi anlamda “mümkün” kılan bir teknolojidir. Bu yazı dizisinde en başından başlayarak Bitcoin’in ne olduğuna, nasıl ortaya çıktığına, diğer Bitcoin türevi kriptoparaların anlam ve mantığına dair açıklamalar yapmaksızın, konuyu bilen ve araştıran kişilerin, bu dünyanın Türkiye’deki öncülerinden biri olma yolunda adımlar atan veya atmayı planlayan şirketlerin ve girişimcilerin yoluna biraz olsun ışık tutabilmek niyetinde olduğumu bilmenizi isterim. CoinTürk’ü kurarken öncelikli olarak önem verdiğim konu, paylaşımcı olmak ve bu eko sistemde yaşanacak gelişmelerde Türkiye’nin mümkün olan en iyi şekilde, “yine gerilerden takip eden ülke olarak kalmadan” yerini alabilmesini sağlayacak adımları atabilmekti. Bu çıkış noktasından hareketle, hukuken bu yeni eko sistemin konumunun ne olduğunu, geleceğinin nasıl şekilleneceğini, yatırımcı sektörlerin muhtemelen ne tür sorunlarla karşılaşabileceğini ve bu sorunların aşılması için ne tür çalışmaların yapılması gerektiğini kısa kısa anlatarak, fikirler sunarak ve sorgulayarak bir yol haritası çıkarmaya çalışacağım. “Kriptopara” gerçekten [Para] mıdır? [Değerli Veri] midir? Kriptopara’nın gerçekten para olup olmadığını anlamanın basit bir yolu var. Para nedir? sorusuna verdiğimiz cevaptaki tanım eğer kriptoparalar açısından da geçerli olabiliyorsa cevaba ulaşmış oluruz. Peki para nedir? “Her türlü mal veya maddi kıymeti satın alma gücü olan varlığa para denir. Üretici ve tüketicilerin piyasalarda karşılaşarak alış veriş yapabilmelerini sağlayan değişim aracıdır. Bilimsel olarak para, devletçe bastırılan, mal ve hizmet satın alma gücü olan ve herkes tarafından kabul gören bir mübadele (değişim) aracıdır. Para toplumda ortak değer ölçüsüdür. Her ülkenin değer ölçüleri farklı olabilir. Para aynı zamanda biryatırım ve tasarruf aracıdır.” Buradan hareketle bitcoin ve diğer altcoinler, şu aşamada her ne kadar “Kriptopara” olarak dilimize girmiş olsa da geçek anlamda bir para değildir. Birincisi, devletler tarafından üretilmezler, basılmazlar ya da ihraç edilmezler. İkinci olarak, herkes tarafından da kabul edilmemişlerdir. Uzatmaya gerek yok, sonuçta “bugün” için bitcoin bilimsel ya da ekonomik olarak para sınıfına girmemektedir. Peki bu durum, onun ‘değerli’ olmasını engeller mi? Tabi ki hayır. Çünkü altın ya da gümüşte para değildir. Yine, herhangi bir mağazaya girip, bir parça gümüş vererek bir kazak alamazsınız günümüz dünyasında. Ancak bu durum o varlığın “sadece para” olmadığı için değersiz olduğu anlamına gelmez. BITCOIN DEĞERLİ BİR VERİDİR. Birçok ortamda tartışılan ve kabul gören bir görüş olarak, ortaya Bitcoin ve türevlerinin “belirli bir değeri olan veriler bütünü” olduğu sonucu çıkmaktadır. Bitcoin’in üretimi, yani piyasaya sunulma şekli belli başlı çalışmaların yapılmasına bağlı olmak koşuluyla düzenlenmiştir. Bilgisayarların bazı işlemler yürüterek bir takım matematiksel problemleri çözmesine bağlı bir üretim süreci öngörülmektedir. Yapılan bu işlemler karşılığında, o bilgisayarın emeklerinin karşılığı olarak belirli miktarda bitcoin piyasaya sürülmekte ve o kişinin kullanımına özgülenmektedir. Ben teknik bir profesyonel değilim. Bir avukat olarak, takdir edersiniz ki bu konunun derinlerine inmem mümkün değil. Tabi ki orta düzeyde bilgim ve bazı öngörülerim var. Ancak üretim işinin daha detaylı anlatımlarını bu konudaki profesyonellere bırakmak istiyorum. Kısaca “POW” yani “Proof Of Work”(İşin İspatı) temeline dayalı olarak çalışan bu sistemde, bu çalışmayı yapan bilgisayar bu işin karşılığında kendi piyasasında “değerli” olarak kabul edilen bir veri ile ödüllendirmektedir. Bu verinin adı bugün için Bitcoin ve aynı mantıkla üretilen diğer birçok altcoinlerdir. Konumuza geri dönersek, Bitcoin değerli bir veridir. Bu verinin taraflar arasında bir değiş tokuş aracı ya da yatırım aracı olarak kullanılmaya başlanması da bu eko sistemini dünyada bugün aldığı şekle bürünmesini sağlamıştır. Hukuksal olarak ortada korunması, tanımlanması, mevcut dünya düzenine entegre edilmesi gereken “değerli bir veri” bulunmaktadır. Bu veri hukuksal anlamda şimdilik “çıplak bir şekilde” masanın üzerinde durmaktadır. Adeta uzaydan dünyamıza düşmüş bir varlık gibi anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bırakalım dünya bu yeni varlığın dilini çözmeye uğraşa dursun. Zararlı mıdır? yoksa çok büyük faydaları mı vardır? anlamaya çalışsın. Üzerinde deneyler yapsın, kurcalasın, bozsun yeniden toparlasın. Başta söylediğim gibi bu “şey” yeni bir icattır, yeni bir keşiftir. Hiç şüpheniz olmasın ki zamanla anlaşılacak ve hak ettiği değeri bulacaktır… 1- Bölümün Sonu…