onedio
Dizilerin En Saf 11 Yardımcı Karakteri
Hurley adanın sevimli şişmanı olarak tanınır. Masa tenisinde çok iyidir, Sawyer'ı yenmiştir ve böylece Sawyer'ın bir hafta kimseye laf etmemesini sağlamıştır. Adada bir minibüs bulmuştur. Üçüncü sezonun sonunda sahilde Sayid, Bernard ve Jin'i öldürmek üzere olan Diğerleri'nin önemli isimlerinden Tom ve adamlarının üzerine bir minibüs sürerek hayatlarını kurtarmıştır.Adada yaptığı sayım sonucunda Ethan'ın kazazedelerden biri olmadığını keşfetmiştir.1. sezonda Danielle Rousseau'ya sayıların lanetini anlatıp onu inandırarak ondan aküyü almıştır.
'Yeniden Programlanmış Hücreler' İnsana Nakledildi
Japonya'da 'yeniden programlanmış hücreler' anlamına gelen iPS hücreleri ilk kez insana nakledildi.Dünyada bir ilke imza atan bilim insanlarından Masayo Takahaşi, sanayi ülkelerinde 55 yaşın üzerindekilerde körlüğün başlıca nedeni olan 'Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu'na (YBMD) yakalanan 70 yaşındaki kadın hastaya iPS hücrelerinin nakledildiğini belirtti.Bu yöntemin güvenilirliğini test etmek için kolları sıvayan Takahaşi ve ekibi, hastanın kolundan deri hücreleri alıp bunları pluripotent kök hücrelerine (iPS) dönüşmesi için yeniden programladı ve daha sonra bunları retina hücreleri olarak nakletti.Japonya Sağlık Bakanlığı, Takahaşi ve ekibinin bu projesine geçen yıl yeşil ışık yakmış ve bu tür klinik deneylere onay veren ilk ülke olmuştu.İlk deneylerin Japonya'da başlaması rastlantı değil.Kyoto Üniversitesi'nden Japon bilim adamı Shinya Yamanaka, 2012'de İngiliz John B. Gurdon ile klonlama ve kök hücreler konularındaki çalışmaları nedeniyle Nobel Tıp Ödülü'ne layık görülmüştü.Japon bilim insanı, 2006'da hücrelerde yeniden programlamanın yumurtadaki dört belirli gen kontrol ajanı ile yapılabileceğini keşfetmiş, bu dört ajanı yetişkin bir hücreye enjekte ederek o hücreyi kök hücreye çevirmeyi başarmıştı.Bu yolla üretilen ve iPS (induced pluripotent) hücreleri denen kök hücreler, herhangi türde bir başka yetişkin hücreye dönüştürülebiliyor.Dünya genelinde YBMD'nin tedavisi için embriyo kök hücreleri kullanılıyor. Bu yöntem, etik nedenler ve dokunun reddine sık rastlanması yüzünden tartışmalara yol açıyor.Gözün, okumak, dikiş dikmek ya da araba kullanmak gibi işlerde gerek duyulan 'merkezi keskin görme' yeteneğini etkileyen YBMD, retinanın maküla adı verilen merkezi bölgesini etkiliyor.YBMD, Türkiye'de de oldukça sık rastlanan bir hastalık.AA
Beyaz Saray’da Pikachu Alarmı
11 Eylül saldırılarının yıl dönümünde Amerika’da her gün göremeyeceğimiz ilginç ve bir o kadar da komik bir olay yaşandı. Pokemon hayranı bir çılgın, Pikachu şapkası ve Pikachu pelüş oyuncağı ile bilinmeyen bir nedenden ötürü Kuzey Parmaklıklarını aşarak Beyaz Saray’a izinsiz giriş yaptı. Koluna taktığı Pikachusu ile çimlere oturan çılgın Gizli Servis’in gözünde büyük endişe uyandırdı. Görevlilerin ”YERE YAT!” ve ”ELİNDEKİNİ YERE AT!” uyarısının ardından yüzüstü yere yatan genç üstü arandıktan sonra tutuklandı.
Japonya’nın En Hızlı Otakusu
Otaku dendiğinde genel anlamda ilk akla gelen şişman, gözlüklü, sapık tiplerdir. Ancak bir koşu yıldızı olan Hashimoto Takashikyo Japonya’daki bu algıyı değiştirebilecek bir ilke imza attı. Yerel bir atletizm şampiyonasında 400 metre yarışında altın madalya kazanan Hashimoto, madalya töreninin ardından birincilik kürsüsünde seyircilere hayranı olduğu kart oyunu Kantai Collection’dan Atago karakterinin posterini takdim etti.
Reklam
Galaxy Alpha Satışa Sunuldu
Samsung’un bugüne kadar ürettiği en ince ve Android işletim sistemli ilk metal çerçeveli akıllı telefonu Galaxy Alpha eylül ayı içerisinde dünyanın birçok noktasında kullanıcılarla buluşacak. Telefonun satışına resmi olarak İngiltere’de başlandı. Samsung tarafından satışa sunulan Galaxy Alpha’nın fiyatı 549 sterlin (1.959 lira) olarak açıklandı.Galaxy Alpha İngiltere’de online teknoloji marketler tarafından da listelenmeye başladı, üstelik Samsung’un belirlediği fiyattan daha uyguna satılıyor. Unlocked-mobiles Galaxy Alpha’nın fiyatını 500 sterlin (1.785 lira) olarak belirledi. Galaxy Alpha’nın geçtiğimiz günlerde Polonya’da 2,699 PLN (yaklaşık 1.805 lira) ön siparişe açıldığını hatırlatalım. Söz konusu fiyatlar Galaxy Alpha’nın ülkemizde 2.000 lira seviyesinden satışa sunulacağını gösteriyor. Telefonun siyah, mavi, altın, gümüş ve beyaz renkleri mevcut.4.7-inç büyüklüğünde HD çözünürlüklü Super AMOLED ekran, 20nm fabrikasyon sürecinde üretim gösteren 4+4 çekirdek yapısına sahip Exynos 5430 işlemci, LTE-A desteği, 1860mAh batarya, parmak izi sensörü, 4K video kaydı gerçekleştiren 12MP arka kamera, 2.1 megapiksel ön kamera, suya karşı dirençli yapı ve Android 4.4.4 işletim sistemi Galaxy Alpha'nın öne çıkan teknik özellikleri.Teknolojioku
Reklam
Dünyada 2 Çeşit İnsan Vardır, Siz Hangisisiniz?
İnsanlar sürekli olarak birbirlerini farklı kategorilerde sınıflandırırlar. Et yiyen-vejetaryen, Microsoft-MAC, Galatasaray-Fenerbahçe, Sarımsak diyenler-Sarmısak diyenler.....gibi. Bu galeride de buna benzer ayrımlar var. Bakalım siz hangisisiniz?
Pink Floyd Hakkında Bilmeniz Gereken 15 Detay
Müziğin Schopenhauer'u Pink Floyd, 1965'ten bu yana her albümünde müziğin ''10 Emir''ini yazmıştır. Her şarkısındaki felsefi çözümlemeler ile müziğe ayrı bir boyut kazandırmışlardır.  Şimdi gelin onlar hakkında bazıları sizin bildiğiniz, bazılarını ise bilmediğiniz birkaç bilgi verelim. Bu liste Onedio'daki listeler arasında herhangi bir kiremit olmayacakPS: Bilgilerin çoğu, http://pinkfloydfan.tr.gg/ - http://www.telegraph.co.uk/ - www.buzzfeed.com sayfalarından alınmıştır. .
Dünyanın En Geniş Hard Diski: 10 TB!
Dünyanın en büyük hard disk üreticilerinden biri konumundakiAmerika merkezli Western Digital, Seagate‘in çok kısa bir süre önce tanıttığı 8 TB kapasiteli Hard diske cevap niteliği taşıyandünyanın en geniş kapasiteli hard diskini tanıttı. Bu hard diskinkapasitesi ise tam tamına 10 TB.!Bunun yanında bir diğer dev üretici olan Seagate 2020 yılı içerisinde 20 TB kapasiteli hard diskler üreteceğini söylemişti.Western Digital‘in Helio Seal serisine dahil ettiği bu 10 TBkapasiteli yeni Hard diski içerisinde helyum gazı bulunduruyor ve7200 Rpm hızında çalışabiliyor.bunun yanında diğer hard disklerden 5 derece daha düşük ısıda dayüksek performans sağlayabilen cihazın ülkemizde satışa çıkıp çıkmayacağı ya da fiyatının ne kadar olacağı ise henüz merak konusu.
Reklam
Vikipedi'nin 'Otoriteryenizm' Sayfasının Yıldızı Erdoğan!
Kullanıcılarının katkılarıyla oluşturulan ünlü internet ansiklopedisi Wikipedia’nın (Vikipedi) ‘Otoriteryenizm’ başlığı altında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a geniş yer verildi.Otoriterlik rejimiyle yönetilen ülkelerin sıralandığı sayfada otoriteryenizm ve demokrasinin özünde birbirine zıt olmadığı ve birçok demokrasinin de otoriterlik öğeleri taşıdığı belirtilirken, buna Türkiye ve Erdoğan da örnek verildi.Erdoğan’ın üç kez başbakan seçildiği belirtilen sayfada buna rağmen kendisinin güçlü bir otoriterlik meyili olduğu vurgulandı. Erdoğan’ın otoriter uygulamalarına ise New York Times ve Al Monitor gibi kaynaklardan özellikle Gezi eylemleri sürecindeki açıklamaları kaynak gösterildi.Sisi'yle birlikteBu başlık altında Erdoğan’la birlikte Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, dünyanın en kapalı rejimlerinden biri olan Kuzey Kore’de iktidarda olan Kore İşçi Partisi ve Mısır’da darbe yapıp cumhurbaşkanı seçilen eski general Abdülfettah Sisi gibi isimler yer aldı.Tarihten örneklerin de verildiği sayfada Türkiye’nin 1923-46 yılları arasındaki tek partili dönemde de otoriterlikle yönetildiği belirtildi.Diken
Yeni Sezon İngiltere X Factor'den Dikkat Çeken 10 Performans
İlk şarkı seçimiyle beğenilmeyen yetenek Simon'un yardımıyla Say Something şarkısını söyler. Ayrıca Melanie, geçmişte yaşadığı bir acıyı şarkıda yaşamasını belirtir ve yarışmacı dikkat çeken bir yeteneğe dönüşüverir. Şarkı için 2:10 dk dan sonra izleyebilirsiniz
iPhone 6 Plus'tan İlk Kötü Haber Geldi
iPhone 6 Plus için ön sipariş verenler, ona bekledikleri tarihte kavuşamayabilirler. Çünkü...Apple, yeni iPhablet'inde şimdiden stok sorunu yaşamaya başladı. Bugün iPhone 6 Plus ön siparişi verenler için sevk tarihi, 'ün ilerisine atıldı.Phone Reviews web sitesine göre 5.5 inç'lik iPhone 6 Plus'ın 64GB'lık modeli dahil belirli konfigürasyonlarda, cihazın müşterinin eline ulaşma süresi, ' 3-4 hafta 'ya kadar uzadı. Web sitesi, 16GB'lık ve 128GB'lık sürümlerin dağıtımının normal tarih aralığında seyrettiğini söylüyor.Apple, Salı günü yaptığı tanıtımda iki yeni iPhone tanıtmış, iPhone'larının boyutunu önemli ölçüde büyüterek ' tek elle kullanılabiilen telefon ' konusundaki sıkı tutumuna son vermişti. iPhone 6 Plus ön incelememize buradan ulaşabilirsiniz .
Reklam
Üniversiteli Hem Yurtsuz Hem İşsiz, Kısacası Sahipsiz
TOKİ rant kapısı olacağına neden tüm üniversiteliye yurt yapmıyor?CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde üniversite öğrencilerinin yurt sorunu ve mezunlarının işsizlik durumu hakkında bir çalışma yaptı. Üniversitelerin 2014-2015 eğitim öğretim yılına sancılı başladığını belirten Umut Oran, 'Üniversiteli gençler yurtsuz ve umutsuz. Altyapısı hazırlanmayan her ile üniversite politikası sınıfta kaldı milyonlarca genç okurken sahipsiz, yurtsuz, mezunken işsiz kaldı. 5,5 milyon öğrenci için sadece 420 bin yataklık yurt var, yani 13 öğrenciye 1 yatak düşüyor. TOKİ hükümete ve yandaşlarına rant kapısı olacağına acilen üniversitelilerin yurt sorununu çözmelidir' dedi.CHP'li Umut Oran'ın konuyla ilgili açıklaması şöyle:AKP’nin yükseköğrenim politikaları popülist ve plansız. 62. Hükümet programında ve 2014-2018 10. Kalkınma Programında üniversite gençliğinin yurt ve istihdam sorunlarının çözümü ile ilgili tek bir cümle bile yok. CHP’nin daha önce dile getirdiği Başbakanlığa bağlı TOKİ yandaş müteahhitler ve havuz hesaplarla Recep Tayyip Erdoğan ve yakınlarına kentsel dönüşüm adıyla rant kapısı olup, lüks konutlar yaparak, yapı denetiminden kaçış aracı olacağına milyonlarca gencimizin ücretsiz kalacağı yurtların yapımında kullanılsın.2002’de 73 olan üniversite sayısı 2014’te 184’e ulaştı. “Her şehre üniversite” denirken adeta bakkal dükkânı açar gibi açılan üniversiteler ilçelere kadar yayıldı. Apartman binalarında açılan birçok “tabela” üniversitesi diploma dağıtıyor.Üniversite sayısı 12 yılda yüzde 150 arttı, ama ya akademik-bilimsel kalite? 184 üniversitemiz var, ne yazık ki dünya sıralamasında ilk 100’e giren tek bir Türk üniversitesi yok. Türk üniversitelerinin kütüphane imkânları yetersiz, bilimsel yayınları itibar görmüyor.“Her şehre üniversite” politikası diplomalı işsizler ordusu yarattı. Üniversite sayısında patlama paralelinde üniversiteli iş gücü sayısındaki artış, toplam işgücündekinin kat kat üzerinde gerçekleşti. Bunların istihdamının yetersiz kalması nedeniyle üniversite mezunu işsiz sayısı 4’e katlandı. 2000’de her 10 işsizden biri üniversite mezunuyken, gelinen noktada her 5 işsizden biri üniversite diplomalı.Son 12 yılda üniversite öğrencisi sayısı yaklaşık yüzde 227 artarak 5.5 milyona çıkarken, devlete ait yurt kapasitesindeki artış ise yüzde 60 dolayında. Yeni öğretim yılında kamu yurtlarına başvuran öğrencilerin üçte ikisi açıkta kaldı. 6 milyona yaklaşan öğrenciye karşılık, özel yurtlarla birlikte toplam 420 bin dolayında yurt kapasitesi bulunuyor. Toplam yurt kapasitesi, toplam öğrenci sayısının yüzde 10’una ulaşmıyor. Her ile üniversite açmakla övünen iktidar üniversite gençliğinin barınma sorununu çözmemiş büyütmüştür.Özerklik, araştırmacılık, bilimsel-akademik kalite gibi konularda ciddi sorunları bulunan üniversitelerimiz, ülkenin gelişimi ve kalkınmasına yeterli katkı veremiyor. İzlenen ekonomi politikaları istihdam yaratmıyor, üniversite mezunlarındaki artışla bunların üretim süreçlerinde yer alma oranları paralel gitmiyor. Bu koşullarda üniversite sayısındaki artış, işsizler ordusunun eğitim düzeyini yükseltmiş oluyor.Üniversitelerinin kalitesini artırıp bunu sürekli kılabilen ülkeler, geleceğin yıldızları olacak; bilgi devrimini gerçekleştirip refah düzeylerini yükseltecektir. Bizim üniversitelerimiz de ülkeyi bilgi çağına taşıyacak kaliteye erişmeli, bilgi ekonomisine uygun, çağı kavrayan, evrensel düşünen, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmelidir.Devlet yükseköğretime ayırdığı kaynakları artırmalı, ekonomik açıdan zayıf ailelerin çocukları için eğitimde fırsat eşitliği sağlamalıdır.Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu çözülmeli, devlet makul maliyetle ve nitelikli barınma koşulları sağlamalıdır.Ülkemizde 200’e yakın üniversite ile buralarda okuyan ve yeni kayıt yaptıran milyonlarca öğrenci 2014-2015 eğitim öğretim yılına başlıyor. “Her ile üniversite” açmakla övünen AKP’nin 12 yıllık iktidarında, yeterli alt yapı ve akademik birikim olmaksızın açılan çoğu tabela üniversitesi ile ülkemizde adeta bir “üniversite enflasyonu” yaşanıyor. Ancak Türkiye’nin az sayıdaki köklü ve birikimi olan üniversitesi dışında verilen eğitim, teoriden ileri gitmiyor, öğrencileri ekonomik ve sosyal yapının gereklerine, reel yaşamın pratiklerine hazırlamıyor. Bu dönemde sayıları hızla artarak 6 milyona yaklaşan üniversite öğrencisini ise alacakları eğitimin kalitesi bir yana, barınmadan ulaşıma, öğrenim maliyetlerinden burslara birçok önemli sorun bekliyor. Ailelerin gelecekte iyi yaşam koşullarına sahip olmaları düşüncesiyle çocuklarını üniversite eğitimi aldırmak için tüm imkanlarını seferber ettiği ülkemizde, üniversitede okumaya hak kazanan milyonlarca genci mezuniyet sonrası bekleyen işsizlik olgusu ise öğrencilikte yaşadıkları sıkıntılarla kıyaslanmayacak kadar büyük ve asıl önemli sorunu oluşturuyor.ÜNİVERSİTE ENFLASYONU - KALİTE EROZYONU…Türkiye’de 2002 yılında 73 olan üniversite sayısı son yıllarda yaşanan patlama ile 184’e ulaştı. Türkiye’de halen 104 devlet ve 80 de vakıf üniversite ve meslek yüksekokulu bulunuyor. Bunların büyük bölümü üç büyük ilde... Ancak AKP’nin “Her şehre üniversite” politikası ile Türkiye’de üniversitesi olmayan il kalmadı. Son yıllarda adeta bakkal dükkânı açar gibi yeni üniversiteler açıldı. Üniversiteler ilçelere kadar yayıldı. Beş altı katlı apartman binalarında açılan “butik” üniversiteler diploma dağıtıyor. Türkiye, üniversite sayısında Hollanda, Belçika, Norveç, Finlandiya, İsviçre, Danimarka, Portekiz gibi Avrupa ülkelerini geride bırakıyor.Özellikle 2000’li yıllarda adeta patlama yaşanan üniversite sayısı paralelinde üniversite öğrencisi ve mezunu sayısında da patlama yaşandı. 2002 yılında 1.7 milyon olan yüksek öğretim kurumlarında okuyan öğrenci sayısı, 2014’te 5.5 milyona ulaştı. Türkiye’de üniversite öğrencisi sayısı dünyada 128, Avrupa’da 11 ülkenin nüfusundan fazla...2000’de üniversiteye başvuranların yüzde 30’u yerleştirilirken, bu oran yüzde 50’ye ulaştı. Yükseköğretim kurumlarından mezun olanların 1999-2000 öğretim yılında 224 bin dolayında bulunan sayısı, 2013-2014 öğretim yılında 700 bine yaklaştı. Son 12 yıl toplamında 5 milyonun üzerinde mezun verdi. İLK 100’E GİREN TÜRK ÜNİVERSİTESİ YOKSon yıllarda yükseköğretimde nicel olarak yaşanan hızlı büyümeye karşılık, kalite ise aynı paralelde artmadı, hatta aşağılara indi. 184 Türk üniversitesinden hiçbiri, dünya sıralamasında yazık ki ilk 100’e giremiyor. The Times Higher Education World University Rankings 2013-2014 verilerine göre genel değerlendirmede dünyanın en iyi 100 üniversitesi sıralamasında ABD 45 üniversite ile başı çekiyor, bu ülkeyi 11 üniversite ile İngiltere, 8 üniversite ile Hollanda, 6 üniversite ile Almanya, 5 üniversite ile Avustralya izliyor. Genel değerlendirmede en iyi dereceye sahip Türk üniversitesi olan Boğaziçi, 199’uncu sırada.Türkiye’deki bütün üniversitelerin kütüphanelerindeki toplam kitap sayısı, sıralamada birinci olan Harvard Üniversitesi’ndekinden daha az. Türkiye’de gerekli akademik, fiziksel ve bilimsel alt yapıya sahip olmadan kısa bir zaman dilimi içinde art arda açılan yeni üniversiteler nedeniyle öğretim elemanı ihtiyacı arttı. Bunu karşılamak için özellikle taşra üniversitelerine yönelik olarak akademik unvanların edinilmesi kolaylaştırıldı. Bu durum akademik kaliteyi aşağı çekti. Türk üniversiteleri, bilimsel yayın sayısında AB ülkeleriyle kıyaslandığında orta sıralarda gözükmekle birlikte yapılan atıf sayısında ise en sonlarda, örneğin Bulgaristan’ın bile gerisinde bulunuyor. Bu da yayınların bilimsel niteliğine güvensizliği gösteriyor.ÜNİVERSİTE ENFLASYONU DİPLOMALI İŞSİZLİĞİ PATLATTIAKP döneminde izlenen daha çok tüketime dayalı ekonomik büyüme modeli yeterli istihdam yaratmadığı için ülkemizin işsizlik sorununu çözemezken, üniversite diplomalıların sayısı ile üretim süreçlerinde rol alabilme oranları paralel gitmedi. Son yıllarda eğitim düzeyine göre işsizlikte en hızlı artış, açık farkla üniversite mezunlarında bulunuyor. Üniversite sayısında patlama yaşanan 2000’li yıllarda, üniversiteli iş gücü sayısındaki artış, toplam işgücündekinin kat kat üzerinde gerçekleşti. Bunların istihdamının yetersiz kalması nedeniyle üniversite mezunu işsiz sayısı ise üniversiteli işgücündekinden de toplam işsizlikten de çok daha hızlı arttı. Sonuçta her şehre üniversite politikası, ülkede bir üniversiteli işsizler ordusu yarattı.Türkiye’de 2000 yılı ortalamasında 23 milyon 78 bin kişi olan toplam iş gücünün yüzde 8.8 oranındaki 2 milyon 37 binini üniversite mezunları oluşturuyordu. Yıllık ortalama verilere göre 2013’te toplam işgücü yüzde 22.5 artışla 28 milyon 271 bin olurken, bunun içinde üniversiteli işgücü sayısı yüzde 165 artışla 5 milyon 388 bine ulaştı. Bu dönemde işgücü içinde üniversite diplomalıların payı yüzde 8.8’den yüzde 19.1’e yükseldi.Toplam işsiz sayısının yüzde 83.5 artışla 1 milyon 497 binden 2 milyon 747 bine çıktığı bu dönemde, üniversiteli işsizlerin sayısı ise yüzde 290 artışla 143 binden 557 bine yükseldi. Üniversiteli işsizlerin 2000 yılında yüzde 7 olan oranı, 2013’te yüzde 10.3’e çıktı. Toplam işsizler içinde üniversite diplomalıların oranı ise bu dönemde yüzde 9.6’dan yüzde 19’a yükseldi. Başka deyişle 2000’de her 10 işsizden biri üniversite mezunuyken, gelinen noktada her 5 işsizden biri üniversite diploması taşıyor.ÜNİVERSİTELİ “YURT”SUZ…Üniversite öğrencilerinin barınma talebinin karşılanmasında da 12 yılda yapılanlar yetersiz kaldı. Devlet, üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artış paralelinde yurt kapasitesi sağlayamadı. Bu dönemde üniversiteli sayısı yaklaşık yüzde 227 artarken, yurt kapasitesindeki artış yüzde 60 dolayında kaldı. Üniversite gençliğinin barınma sorunu çözülmedi, aksine büyüdü.Öğrenci sayısının 5.5 milyona ulaştığı 2013-2014 eğitim öğretim yılında yükseköğretim öğrencilerine yönelik 368’i kamu (YURTKUR) yurdu, 1.873’ü de özel olmak üzere toplam 2.241 yurtta barınan öğrenci sayısı 415 bin dolayında gerçekleşti. Bunların da 305 binini kamu yurtlarında, yaklaşık 110 binini de özel yurtlarda kalanlar oluşturuyor.2014-2015 eğitim öğretim yılı için 385 bin 326 öğrenci YURTKUR’a bağlı yurtlar için başvuru yaptı. Mezun olanlardan boşalan kapasiteye göre bunlardan 119 bin 59’u, yeni öğretim döneminde sayıları 384’e ulaşan bu yurtlara yerleştirilebildi. Başka deyişle devlet yurtları için başvuranların üçte ikisi açıkta kaldı.Devlet yurtlarında, deprem güçlendirmesi çalışması nedeniyle kullanımda olmayan yatakların da kullanıma alınmasıyla toplam kapasite 310 bine, halen inşa çalışmaları süren yurtların sisteme katılmasıyla da 320 bine çıkacak. Özel yurtlarla birlikte yeni öğretim yılında en fazla 430 bin dolayında bir üniversite öğrencisi yurt imkânından yararlanabilecek. Oysa yükseköğretim kurumlarına yerleşen yeni öğrenci sayısı, mezun sayısından fazla olduğu için toplam üniversiteli sayısı 6 milyona yaklaşıyor. Öğrencilerin önemli bir bölümü de ailesinden ayrı, başka kentlerde üniversite öğrenimi sürdürüyor. Toplam yurt kapasitesi, toplam öğrenci sayısının yüzde 10’una bile ulaşmıyor.  17 ARALIK YURT SORUNU DA YARATTI!Bu arada özel yurtlarda kalan çok sayıda üniversite öğrencisi de devlet yurtlarına geçmek için YURTKUR’a başvurdu. Özel yurtların önemli bir bölümü, AKP hükümetinin iktidarı boyunca işbirliği yaptığı ancak 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrasında yolunu ayırarak “paralel devlet” adı altında tasfiye süreci başlattığı oluşuma ait bulunuyor. Bu yurtlarda kalan yoksul aile çocuklarının yeni siyasal konjonktürde kendilerini güvende görmeyerek devlet yurtlarına geçme çabasına girmesi de kapasiteyi zorlayan bir faktör. YURT AYRI DERT, KİRA AYRI DERTDevlet yurtlarının ihtiyacı karşılamaması nedeniyle, ekonomik durumu nispeten elveren aileler çocuklarını özel yurtlara yerleştirirken, bu imkânlara sahip olamayan milyonlarca genç bir araya gelerek, müşterek kiralama yoluyla, asgari konfordan yoksun evlere yüksek kiralar ödemek zorunda kalıyor. Devlet yurtlarında kalan öğrenciler ise iktidarın öngördüğü gençlik modeli doğrultusunda baskı ve dayatmalarla karşı karşıya kalıyor. Bu kapsamda yurtların karma özelliği ortadan kaldırılıyor, üniversite öğrencilerinin sosyal paylaşım alanlarına müdahale ediliyor. Öğrenciler, devlet yurtlarında rızası dışında dini etkinliklere yönlendiriliyor, idari personel zorunlu olarak bu etkinliklerde görevlendiriliyor.ÜNİVERSİTELER ÜLKEMİZİ BİLGİ ÇAĞINA TAŞIMALIDIR…Ülkemizin üniversite sayısının artmasından gurur duyarız. Ancak üniversiteler, yeterli alt yapıya, bilimsel birikim ve kaliteli akademik kadrolara sahip gerçek birer araştırma kurumu ve bilim yuvası olarak açılmalıdır. Üniversite sadece bina ve tabela, öğretmen-öğrenci demek değildir. Üniversiteler, öncelikle ülke, toplum ve insanlık için bilim üreten, araştırma kurumlarıdır. Üniversiteler, sadece bilimin evrensel ilke ve yöntemleriyle kendilerini sınırlar. Üniversiteler, her türlü düşüncenin, hipotezin, teorinin özgürce tartışılıp araştırıldığı özgür platformlardır. Üniversiteler, herhangi bir inanç ya da ideolojinin bağnazlığına esir edilemez. Üniversiteler etnik, bölgesel ve kültürel kalıpları aşmış, özgürce sorgulayan kurumlardır.Özerklik, araştırmacılık, bilimsel düzey, akademik kalite gibi konularda ciddi sorunları bulunan, çoğu adeta “yüksek lise” konseptinde faaliyet gösteren üniversitelerimiz, ülkenin gelişimi ve kalkınmasına yeterli katkı veremiyor, daha çok işsizler ordusunun eğitim düzeyini yükseltmeye yarıyor.YÜKSEKÖĞRETİM SİSTEMİ KÖKDEN DEĞİŞMELİDİR!..Üniversitelerinin kalitesini artırabilen ve bunu sürekli kılabilen ülkeler, geleceğin yıldızları olacak; bilgi devrimini gerçekleştirip refah düzeylerini artıracaktır.Bizim üniversitelerimiz de ülkeyi bilgi çağına taşıyacak bilimsel kaliteye erişmeli, bilgi ekonomisine uygun, çağı kavrayan, evrensel düşünen, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmelidir.Üniversitelerin, merkezi baskı altında tek tipleştirilmesine son verilmelidir. Üniversite özerkliği ve akademik özgürlükler genişletilmelidir.Büyük bölümü verdikleri eğitim teoriden ileri gitmeyen, özellikle birer ticarethane gibi işletilen ve öğrencilerini “müşteri” olarak gören özel üniversiteler başta Türk üniversiteleri, bilim üreten kurumlar haline getirilmelidir.Üniversitelerde tüm bileşenler için uygun ortam ve koşullar yaratılmalıdır. Bu bağlamda öğrencilerin barınma sorunu hayati önemdedir. Devlet, üniversite öğrencilerinin barınma sorununu çözmede yetersiz kaldığı için, üniversitelerin bulunduğu semtler kiralar normalin üzerinde artışlar göstermekte ve maddi imkânları kısıtlı milyonlarca üniversite öğrencisine ağır mali yük getirmektedir. Devlet bu alandaki alt yapısını hızla geliştirerek, üniversite öğrencilerine makul maliyetli ve nitelikli barınma koşulları sağlamalıdır. TOKİ hükümete ve yandaşlarına rant kapısı olacağına üniversitelilerin barınma sorunu çözecek yurtları acilen yapmalıdır.Gelir dağılımının bozuk olduğu ülkemizde, devlet ekonomik açıdan zayıf ailelerin çocuklarını gözeterek, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak önlemleri almalıdır.Üniversitelere ayrılan kamu kaynakları artırılmalıdır.
Benzinde İndirim
Akaryakıt dağıtım şirketleri, benzin satış fiyatlarında litrede ortalama 8 kuruş indirim yaptı.ANKARAAkaryakıt dağıtım şirketleri, benzin satış fiyatlarında litrede ortalama 8 kuruş indirim yaptı.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, indirimin ardından Ankara'da litresi 4,99 lira olan 95 oktan kurşunsuz benzinin fiyatı 4,91 liraya satılmaya başlandı. İstanbul ve İzmir'de ise 4,99-4,98 lira arasında satılan 95 oktan kurşunsuz benzinin litresi 4,91-4,90 lira oldu.Üç büyük ilde 5,01-5 liradan satılan 97 oktan kurşunsuz benzinin litresi de indirimin ardından 4,93-4,92 lira arasında değişen fiyatlarla satılmaya başlandı.Dağıtım firmalarının belirlediği fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük çaplı değişiklikler gösteriyor.AA
Reklam
'Torunlar, 10 Milyon Liralık Vergi Avantajı İçin Tapuyu Almıyor' İddiası
TOKİ, kendisiyle iş yapan müteahhit ve şirketlere imar planlarından, emsal artışına, harçlardan denetime kadar birçok alanda avantaj sağlıyor. “Torun Center”da “Tüm sorumluluğu devrettik” demesine rağmen TOKİ’nin elinde tapu olduğu için Torunlar GYO’ya sadece vergi avantajı 10 milyon lirayı geçiyor, bu yüzden TOKİ, “Tapunu al” diyor, şirket kaçıyor.İstanbul Mecidiyeköy’deki asansör faciası inşaat sektöründeki “TOKİ avantajları”nı gündeme getirdi. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile Torunlar GYO’nun hasılat paylaşımı modeliyle inşa ettiği “Torun Center”da bu avantajlardan dolayı denetimin aksadığı bunun da faciaya yol açtığı iddia edildi.Neşe Karanfil ve Gülistan Alagöz ’ün Hürriyet’teki haberine göre, bugün bir inşaat projesinde TOKİ’nin varlığı birçok alanda kalkan görevi görüyor. Bunlar hukuki süreçte, imar sıkıntılarında, vergi muafiyetlerinde ve denetimlerde kendini gösteriyor. İşte bu avantajlardan yararlanmak için de inşaat şirketleri TOKİ’nin kalkanından bir türlü vazgeçmiyor. “Torun Center” faciasında da TOKİ’nin “Mart 2013’te tüm haklarımızı devrettik” demesine rağmen tapunun hala kendilerinde olması bu kalkanın ne denli kritik olduğunu kanıtlıyor.TOKİ’nin ortak olduğu şirketler nezrinde birçok avantajı var ama en önemlisi emlak vergisi ve harç muafiyetinde yaşanıyor. 2010 yılında emlak vergisi kanunda bir değişiklik yapıldı ve TOKİ’nin arsa arazilerine emlak vergisi muafiyeti getirildi. Eğer arsa şirkette olsaydı emlak ve inşaata başlarken tapu tahsis harcı ödemesi gerekecekti. Bu da tapu harcı için binde 15, emlak vergisi için de binde 6 olacaktı. Ama Torunlar GYO hasılat paylaşımı için TOKİ ile yaptığı sözleşme kapsamında TOKİ’nin tüm muafiyetlerinden yararlanmış oldu. Muafiyet Torunlar’ın TOKİ’den tapuyu alması ile bitecek. O zaman Torunlar’ın ödemekten muaf olduğu vergi ve harcın yaklaşık 10 milyon lirayı bulacağı tahmin ediliyor.Eğer bir arsa kişinin, şirketin üzerindeyse büyükşehirlerde emlak vergisi binde 6 oranında uygulanıyor. Ali Sami Yen, Şişli Büyükdere Caddesi mevkiinde bulunuyor. Bu bölgenin 2010 yılında belirlenen metrekare değeri 8 bin 400 lira. Projenin yürütüldüğü arsanın büyüklüğü ise 33 bin 615 metrekare. Buna göre ödenmesi gereken vergi yıllık 1 milyon 694 bin liraya denk geliyor. En az 3 yıllık bir muafiyet Torunlar’a 5 milyon liralık bir vergi avantajı sağladı. Eğer bu arsa Torunlar GYO’nın olsaydı söz konusu emlak vergisini ödemek zorunda kalacaktı.Bir arsanın üstüne inşaata başlandıktan sonra bu arsa için metrekaresi üzerinden belirlenen emlak vergisi ödeniyor. İnşaat daire ya da ofislere bölünüyor, ancak inşaat tamamlanmadığı için arsa bedeli üzerinden vergisi ödeniyor. İskan alındıktan sonra konutlar ya da işyerleri için ayrı ayrı emlak vergisi değerleri uygulanıyor. Bir inşaat şirketi arsa ve arazi üzerine yeniden inşa olunacak bina ve tesislerin tescili için emlak vergisi değeri üzerinden tapu tahsis harcı ödemesi gerekiyor. Bu harç binde 15 oranında uygulanıyor. Ancak TOKİ yaptığı için yine harç ödenmesine gerek kalmıyor. Buradan da sağlanan avantaj 4.2 milyon lirayı buluyor. İnşaat bittikten sonra konutların satışı yapılırken konut başına binde 20 oranında harç ödenmesi gerekiyor. Bu harcı hem alıcı hem de satıcının ödemesi şartı bulunuyor. Ancak TOKİ’nin bu harçta da mufaiyeti var. TOKİ’nin sattığı konutlarda alıcı taraf tapu harcı ödüyor. Eğer şirket kendisi satsaydı satıcı olarak da o da tapu harcı ödeyecekti.Torunlar GYO’nun, TOKİ’nin “520 milyon lira alarak 2013’te projeden çekildik” dediği rezidans inşaatının tapusunu sözleşmeye göre 31 Aralık 2014 tarihine kadar alması gerekiyor.Üst düzey bir TOKİ yetkilisi, “Hasılat paylaşımı modelinde tüm sorumluluk TOKİ’dedir, ancak bizden ayrıldıkları için sorumluluk şirkete geçti. Bizden 31 Aralık’a kadar tapuyu almak zorundalar, kazalardan ve zarardan doğrudan doğruya yüklenici sorumludur” bilgisini verdi. Yetkili, Hürriyet’ten Erdinç Çelikkan ’a şunları söyledi:“2013 yılında projeden çıktık, bu nedenle tüm sorumluluk Torunlar’a geçiyor. Şirketin Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin işyerlerinin korunması ve sigortalanmasını düzenleyen maddesine göre; müteahhit işin devamı süresince işçilerle çevre halkının kazaya uğramasını, zarar görmesini ve işyerinde zarar oluşmasını önleyici her türlü güvenlik önlemeni almak zorundadır. İş sahasında yeterli güvenlik önleminin alınmaması nedeniyle doğabilecek hasar ve zararın ödenmesinden müteahhit sorumludur. Bu nedenle tazminat yükümlülüğü var. Ayrıca müteahhit kaza, zarar ve risklerin doğmaması için tüm talimatlara da uymak durumundadır. Bunun için tapuyu almasa bile yapılan sözleşme gereği işçilere eğitim vermesi, makina, araç gereç ve patlayıcı maddelerin neden olabileceği kazalar için tedbirleri uygulamakla yükümlüdür. Yüklenicinin 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 75. ve 76. maddesi uyarınca yapı işlerinde iş sağlığı hükümleriyle değişiklikleri yerine getirme sorumluluğu var. Bu nedenle kazalardan ve zararlardan doğrudan doğruya yüklenici sorumludur.”*TOKİ avantajları proje başlamadan imar planları ile başlıyor. TOKİ hiçbir belediyeye sormadan imar planı hazırla hakkına sahip. Özel sektör tek başına ise belediyenin planına uymak zorunda.*İnşaat projesi ile ilgili hukuku bir süreç olduğunda TOKİ adı yine kalkan görevi görüyor. Herhangi bir kişi ya da sivil toplu kuruluşu TOKİ ya da TOKİ iştiraki Emlak Konut adına plan iptal davası açarsa inşaatın durmaması için acil yeni bir plan yapılıyor ve süreç devam ediyor. Eğer özel sektör bir dava ile muhatap olursa inşaatı 2 yılı bulan sürelerde bekliyor. .*TOKİ ve Emlak Konut bir inşaat projesi için verilen emsal hakkını değiştirebiliyor. Söz gelimi belli alanlar emsal dışı ibaresini koyarak inşaat alanını 2-3 katına çıkarabiliyor. Özel sektör tek başına ise 1 emsal yere 1.01 yapamıyor ve yapmaması da gerekiyor. .*TOKİ projelerinde imar harcı, plan harcı gibi bedelleri ödenmiyor. İnşaat süresinde ödenen harçlar bir inşaat projenin toplam maliyetinin yüzde 3-4’üne denk geliyor. Milyonluk projelerde bu oranın oldukça önemli bir rakama denk geldiğine dikkat çeken inşaat sektörü temsilcileri, “Aynı lokasyonda benzer projelerin aynı fiyatla satıldığını düşünelim. Bu projelerden biri TOKİ projesiyse bilin ki TOKİ ile iş yapan müteahhit yüzde 4 fazla kazanıyor” diyor. .*Özel sektör herhangi bir şahıs ya da kurumla kat karşılığı iş yaptığında yüzde 18 KDV ödüyor. TOKİ projelerinde ise o projedeki evlerin katma değerine göre vergi oranı belli oluyor. Söz gelimi şirket 150 metrekareden küçük ev yaptıysa ve TOKİ ya da Emlak Konut projesiyse yüzde 1 KDV ödüyor. .*TOKİ projeleri Yapı Denetim Kanunu’ndan muaf. Yani TOKİ ile ortak müteahhittin şantiyesini dışardan biri denetlemiyor.
Apple iPhone 6 Plus Tükendi
iPhone kullanıcılarının şimdiye kadar Apple’dan istediği şeylerden biri iPhone modellerinin ekranının daha büyük olmasıydı. Bu yıl Apple bu isteklere yanıt verdi ve phablet iPhone 6 Plus’ı duyurdu. Ön siparişe sunulan iPhone 6 Plus stokları hemen tükendi.Apple’ın web sitesine göre iPhone 6 Plus tükendi ve 3-4 hafta stoklarda olmayacak. Apple’ın phablet telefonunun tüm sürümleri ilk olarak ABD, Almanya, Kanada, Fransa, Avustralya, Japonya, Singapur ve İngiltere'de Apple mağazalarında ön siparişe sunulmuştu ve genelinde 3 ila 4 haftalık bir tahmini teslim bekleme süresi mevcut.Diğer yandan 4.7 inçlik iPhone 6’nın oldukça fazla olduğu görülüyor. Ön siparişi yapılan iPhone modellerinin teslim tarihi ise 19 Eylül. Her iki modelin de gelecek Cuma günü Apple mağazalarında satışa sunulması bekleniyor.teknolojioku
Reklam