Üçüncü bir göz kapağımız olduğunu, çok eski zamanlarda cinselliğe ilişkin iletişimi sağladığımız 'Jacobsen Organı' adlı körelmiş bir yapıyı bedenimizin bir yerlerinde taşıdığımızı biliyor muydunuz? Elbette bedenimizde hala duran ama artık bir işlevi olmayan organlarımız bunlarla sınırlı değil. İşte insanda bulunan 10 körelmiş organ;
Bankacılık Kanunu Tasarısı TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Tasarıya göre, Türkiye Kalkınma Bankası yalnızca anonim şirketlere değil, tüm gerçek ve tüzel kişilere kredi verebilecek. TMSF'ye borcu olan patron veya şirketlerin, haczi mümkün olan malvarlıklarını ihbar edenlere 'ihbar ikramiyesi' ödenecek.
Doğu Avrupalı neo Naziler sosyal medya üzerinden güzellik yarışması düzenliyor. Yarışmanın katılım koşullarında cinsiyetçi ve ırkçı ifadeler yer alırken, kazanana Nazi sembolleri işlenmiş mücevherler hediye edileceği bildirildi.Son dönemde doğu Avrupa’da meşruluk kazanan neo Naziler, sosyal medya üzerinden bir güzellik yarışması düzenliyorlar. Facebook’un doğu Avrupa ve Rusya versiyonu olarak bilinen VKontakte sitesinde bir sayfa açan neo Naziler, Nazi sempatizanı kadınların yarışma için fotoğraf göndermeleri ve Adolf Hitler’in Üçüncü Reich’ını niçin sevdiklerini gönderilerine eklemeleri için çağrıda bulundu. Yarışma “Miss Ostland” olarak adlandırıldı. Ostland sözcüğü İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin doğu Avrupa’da işgal ettikleri bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.Sayfada yer alan yarışmaya katılım koşullarının ırkçı ve cinsiyetçi tonu dikkat çekti:1. Kadın olmak2. Nazi olmak3. Nazi ve kadın olmak4. Yahudilerden nefret eden bir kadın olmak5. “Adolf Hitler” VKontakte grubuna üye olmak6. Seksi bir Nazi fotoğrafı göndermek7. Diğer Nazileri fotoğrafınızı beğenmek için teşvik etmek8. Diğer kadınların fotoğraflarına hakaret etmemek. Naziler her şey olabilir, ancak bir sosyal medya trolü aslaYarışmanın düzenlendiği sosyal medya sayfasının şu an 7,000 civarında takipçisi bulunuyor. Takipçilerin profillerinde Nazi Almanya’sına ait fotoğraflar ve semboller dikkat çekiyor. Haaretz’in haberine göre, yarışmanın kazananına “Magic Workshop” adlı şirket tarafından üretilen ve Nazi sembolleri işlenmiş mücevherler hediye edilecek.soL - Dış Haberler
TechCrunch Disrupt Europe’ta Türkiye’den de bir girişimin dahil olduğu Startup Alley bölümü ilgi çekiyor. Webrazzi’nin kurucusu Arda Kutsal ve Co-Editörü Ali Altuğ Koca da Londra’da etkinliği yakından takip ediyor ve farklı bilgiler aktarmaya devam ediyoruz.Startup Alley’e Macaristan’dan katılan Sortpadapp.com da dikkat çeken girişimlerden biri. Şimdilik sadece iOS için geliştirilen uygulama fotoğraflarınızı hızlıca seçip ayrıştırmanızı sağlıyor. Kendisi fotoğraf yedeklemesi yapmayan SortPad, sadece mevcut fotoğraflarınızı bir akış halinde göstererek onları sağa ve sola kaydırmalarla farklı kanallara aktarmanızı, silmenizi veya paylaşmanızı sağlıyor.Örnek vermek gerekirse fotoğraflarınızı tek hareketle Dropbox’a atabilir, silebilir, Facebook’ta paylaşabilir, kategorilendirebilir veya favorilerinize ekleyebilirsiniz.Aşağıdaki videoda nasıl kullanıldığını ayrıntılı şekilde görebileceğiniz SortPad’ın kurucusu bu şekilde yarım saat içinde 1000 fotoğrafa kadar ayrıştırma yapılabildiğini söylüyor. Kesinlikle yeni bir deneyim sunduğunu söyleyebileceğimiz bu uygulamayı kullanmak için sortpadapp.com‘u ziyaret edip e-posta adresinizi bırakabilirsiniz.Webrazzi
sanattanyansimalar.com sitesinde yer alan habere göre, CSO'nun programı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından incelendi, Say'ın eserlerinin seslendirileceği iki haftanın programı değiştirildi.Türkiye’nin uluslararası besteci-piyanisti Fazıl Say’a Kültür Bakanlığı’ndan ambargo geldi. Kültür Bakanlığı, ünlü bestecinin eserlerinin seslendirileceği konseri Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) programından çıkarttırdı. Böylece, son olarak Devlet Tiyatroları’ndaki sansür olayının açığa çıkmasının ardından, bakanlığın orkestraların programlarına da karışmaya başladığı ortaya çıktı.'Bilindiği gibi Devlet Orkestraları’nın yönetim kurulları yıllık sezon programlarını hazırlayarak Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne gönderiyorlar. Programlar “bakan onayı” ile resmen uygulanır hale geliyor. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 2014-2015 sezonu için Bakanlığa gönderdiği programda iki ayrı haftada Fazıl Say’a ait eserler yer alıyordu. Kasım ayında şef Rengim Gökmen’in yöneteceği bir konserde “İstanbul Senfonisi” çalınacak, Mayıs ayında da 3000 kişilik ATO Congresium’da verilecek konserde şef Naci Özgüç yönetiminde bestecinin “Su” başlıklı piyano konçertosuyla, “Yunus’un Sırtındaki Çocuk-Hermiyas” başlıklı eseri seslendirilecekti. CSO’ya sözlü olarak Fazıl Say’ın solist olarak yer alacağı ve eserlerinin çalınacağı programların değiştirilmesi, aksi takdirde yıllık programın bakan tarafından onaylanmayacağı bildirildi. Tam açılış konseri öncesi yapılan bu bildirim üzerine, CSO programda istenen değişikliği yaptı ve bakan onayı çıktı. Açılış konseri de böylece resmi prosedür içinde gerçekleşebildi.'Milliyet Sanat
2012 yılında Cenevre Gümrüğü’nde ele geçirilen mermer üzeri heykellerle bezeli Herakles Lahdi’nin, Antalya Perge’den kaçırıldığı kesinleşti. Lahtin bir benzerinin Antalya Müzesi’nde olduğu anlaşıldı.Aynı taş ustasının elinden çıktığı tespit edilen lahitlerin üzerindeki pek çok figür bile neredeyse tıpatıp aynı. Halen İsviçre’de mahkemesi devam eden lahit için Kültür ve Turizm Bakanlığı hukuki mücadeleyi sürdürüyor. Cenevre Gümrüğü’nde arkeoloji meraklısı bir görevli tarafından fark edilerek alıkonulan lahit, İsviçre Phoenix Sanat Galerisi üzerine kayıtlı. İsviçre makamlarının yürüttüğü soruşturma neticesinde lahde el konuldu. Türkiye olaydan haberdar olunca bir ekibi İsviçre’ye gönderdi. Lahdin Antalya Perge’den kaçırılmış olduğuna karar verildi. İsviçre’de açılan dava sürüyor.Radikal'den Ömer Erbil'in haberine göre, Perge Antik Kenti sınırları içindeki nekrapol (mezarlık) alanı uzun yıllar özel mülktü. Yıllarca arazi sahipleri ve defineciler tarafından bu alandan lahitlerin kaçak kazılarla çıkarılıp satıldığı belirlendi. Arazi sahibi Elmalı Cezaevi’nde yatan A.Ç. Herakles Lahti ile ilgili verdiği ifadede amcasının kendisine 2001 yılında bir lahit sattığını söylediğini itiraf etti. Lahtin kaçak çıkarıldığı arazide yapılan arkeolojik kazılarda bazı lahitlerin parçalanarak kaçırıldığı görüldü. İsviçre’de soruşturmayı yürüten savcı 1 yıl önce Antalya’ya gelerek Perge’yi ve Antalya Müzesi’ni gezdi. İsviçreli savcı, A.Ç ile de görüştürüldü. Antalya’da sergilenen lahit de kaçak kazılar sonucunda yurtdışına kaçırılmış. Lahdin bir yüzünü 1983 yılında ABD Paul Getty Müzesi ülkemize iade etmiş. Lahtin ön yüzü ise 1998 yılında Almanya’daki Schwartzkopff Koleksiyonu’ndan iade yoluyla alınmış. Antalya Müzesi şimdi müze koleksiyonunda sergilenen lahtin yanına astığı duyuru levhası ile Cenevre’de yakalanan lahti geri istiyor.Ömer Erbil | Radikal
Kitap okumayı sevenlerin en büyük sıkıntılarından birisi de evin içinde serbest dolaşımda olan kitaplardır. Fakat bu kadar güzel kitaplıklar yapılmışken hem dekoratif hem de derli toplu olmamak için fazla sebep kalmamış görünüyor.İyi eğlenceler dileriz...
Başka bir dili konuşan bir kişiyle iletişim kurmak zordur. Google Translate’i kullanan Google Sheet bu işi biraz daha kolay hale getiriyor.Digital Inspiration’un teknoloji bloğundan Amit Agarwal, Google Scripts’i kullanarak Google Translate’in desteklediği tüm dillerde gerçek zamanlı tercümeli yazışmayı olanaklı kılan bir Google Sheet hazırladı. Bu dokümanı kendi Google Drive’ınıza kaydedip birisiyle paylaştığınızda o kişiyle hangi dili konuşursa konuşsun gerçek zamanlı tercümeler ile konuşabileceksiniz. Yüzde 100 isabetli bir tercüme sunulmasa da dünyanın herhangi bir yerinden birisi ile konuşabilmenin hızlı bir yolu olduğu kesin. Google Sheet’e bu linkten ulaşabilirsiniz:
Türkiye’de de kullanıcılar arasında hızla yayılmaya devam eden müzik servisi Spotify önemli bir sorunu çözüyor. Bugüne kadar tek hesaptan müzik dinlemek isteyen aile üyeleri için destek sunmayan Spotify, yeni aile paketleriyle ekonomik müzik dinleme imkanı sunacak. Normal hesaplarda ABD fiyatı 9,99 dolar olan hizmetin iki kişilik paketi 14,99 dolar, üç kişilik paketi 19,99 dolar, dört kişilik paketi 24,99 dolar ve 5 kişilik paketi ise 29,99 dolardan satışa sunacak. Üyelerin ödeme hesabı ortak olmasına rağmen çalma listeleri, tarihçeleri ve önerileri kendilerine özel olarak tutulacak. Paketler önümüzdeki haftalarda dünya çapında sunulacak.
Firefox ile web tarayıcı dünyasında önemli başarılar yakalayan Mozilla , bu başarısını pekiştirmek ve geliştirmek için yeni bir adım attı.Mozilla tarafından gelen haberlere göre Mozilla , Firefox için yaklaşık 2 yıldır süren yeni bir özellik için çalışmalarını sürdürüyor.Belirtilene göre tarayıcılar arası görüntülü görüşme olanağı sunacak yeni özellik için Mozilla , Telefonica ile anlaştı. ( Telefonica İspanya kökenli çok büyük bir telefon şirketidir. )Telefonica ile anlaşması sonucu Mozilla , Firefox Hello adında bir hizmet geliştiriyor. Firefox Hello ise WebRTC destekli tarayıcılar ( Firefox, Chrome, Opera ve Safari gibi ) arasında herhangi bir ek kurulum gerekmeksizin görüntülü görüşme özelliği sunuyor.Telefonica tarafından yapılan açıklamaya göre Firefox Hello ile hiçbir ek program ya da eklenti kurma gereği duymadan ya da üye olmadan herhangi bir hesap ile dilediğiniz kişilerle görüntülü olarak görüşebileceksiniz.Mozilla 'nın 2013 başlarından itibaren sürdürdüğü çalışmanın bugünlerde final aşamasına ulaştığı ve Firefox Hello özelliğinin önümüzdeki güncellemeyle birlikte Firefox 'a eklenmesi bekleniyor.ShiftDelete.Net | Caner Sönmez
Casio eski günlerin hatırına eski tasarım saatlerini altın ve gümüş rengi seçenekleriyle tekrar kullanıcılarına sunuyor. Gümüş versiyonları 30 dolardan, altın versiyonları ise 40 ile 60 dolar arasında fiyatlarla piyasaya çıkan saatler maalesef günümüz akıllı saat furyasından nasibini almış değil. Ancak nostalji yapmak isteyenler için saat/tarih gösterimi, LED arka ışığı, bir alarm, geri sayım sayacı ve kronometre barındıran bu saat ile 1980 yılına geri dönebilirler.
Yeni araştırmalar, zıplayarak hareket etmeleriyle bilinen kanguruların geçmişte bu özelliğe sahip olmadığını öne sürdü. Tersine, on binlerce yıl önce yaşayan dev kangurular yürümeyi tercih ediyordu.Amerikalı ve İspanyol biyologlar, nesli tükenen dev 'sthenurine' kanguruların zıplamadığını ancak sallana sallana yürüdüklerini belirtti. Ağırlıkları 240 kiloya kadar çıkan antik kangurular, kuyruklarını denge sağlamak için kullanıyordu.PLOS ONE dergisinde yayımlanan araştırmada, sthenurine ve modern kanguruların kemiklerine ait istatistiksel ve biyo-mekanik analizler gerçekleştirildi. Araştırmada, birçok kanguru çeşidine ait 140 kanguru iskeleti üzerinde ölçümler yapıldı. Sonuçlar, sthenurine türünün arka bacak kemikleri bakımından modern kangurulardan fazlasıyla farklılaştığını gösterdi. Araştırmacılar, ağırlıkları da göz önüne alındığında, sthenurine kangurularının zıplamasının mümkün olmadığına karar verdi.Araştırmada yer alan ABD'nin Brown Üniversitesi'nden Christine Janis, 'Büyük bir hayvanın çok düşük hızda zıplamasını sağlayacak biyo-mekanik hareketleri yerine getirememesi, geriye başka alternatifler bırakıyor' yorumunda bulundu. Çok hızlı zıplayabilen modern kangurular, yavaşladıkları esnada kol ve bacaklarını da kullanırken, düzenli olarak kuyruklarından yardım alıyorlar. Kangurular birçok hareketi mümkün kılan belkemikleri, kuyrukları ve tüm vücut ağırlığını kaldırabilen kolları sayesinde esnek hareket edebilme kabiliyeti gösteriyor.Sthenurine türünün ise modern akrabalarında yer alan özellikleri barındırmadığını belirten Janis, 'Yürümedikleri sürece bu kadar cüsseli hale gelmiş olamazlar' ifadesini kullandı. Antik kanguruların yavaş bir şekilde iki ayak üzerinde yürüdüğü, her adımda vücut ağırlıklarını bir bacağa yükledikleri düşünülüyor. Günümüzde yürüdüğüne tanık olunan tek kanguru türü, ağaç kangurusu.Antik kanguruların diş yapısı dahil olmak üzere başka farklılıkları da bulunduğunu belirten Janis, 'nesli tükenen canlıların modern günümüzdeki canlılara kıyasla içerdikleri farklılıkları kemikleri inceleyerek ortaya çıkarabildiklerini' belirtti. Elde edilen birçok bulguya rağmen, sthenurine kanguruların 30 bin yıl önce nasıl yok olduklarına dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Öne sürülen tahminler arasında, yavaş oldukları için insanlardan kaçamadıkları veya iklim değişikliklerine karşı yeterince hızlı göç edemedikleri yer alıyor.Kaynak: Al Jazeera
Herkesin kardeşi (büyük ya da küçük) biraz gıcıktır. Küçükken sevimli gelirken, büyüdükçe gıcıklaşma katsayıları artar. Ama naparsınız kardeş işte, atsan atılmaz satsan satılmaz :)
Zirvede bilim, teknoloji ve sağlık alanındaki ilginç gelişmeler ele alınacak. Tartışılacak konular arasında insanların günün birinde Dünya dışında kurabileceği uzay kolonileri de bulunuyor.Gezegenimizin nüfusu hızla artarken yaşayacak alan ve kaynaklar için rekabet sorunu bazı insanları Dünya’nın ötesine bakmaya yöneltti. SpaceX adlı uzay turizmi şirketinin girişimcisi Elon Musk, “Herhangi bir felaket halinde insanlığın varlığını korumak için birçok gezegende yaşam olanağının araştırılması gerektiğine” inanıyor.Bu vizyon size inandırıcı gelmese de insanın keşfedilmemiş olanı keşfetme içgüdüsünü görmezlikten gelmek zor. İşte bu güdü, insanları gezegenimizin güvenli sınırlarının ötesine bakmaya yöneltiyor. Aslında bunu başarmak düşündüğümüzden daha kolay olabilir. Eski astronot Jeffrey Hoffman’a göre Güneş Sistemi’nde yakın birkaç yere gidebilme hayali kurmamızı sağlayacak teknolojiye sahibiz. “Ay az ötemizde, Mars ise hiç de uzak değil. Bu yolculukların yapılmasını sağlayacak bazı adımların birkaç yıla kadar atıldığını görmek mümkün,” diyor Hoffman.Bu konuda ilk fikri 1920’lerde Avustruya-Macaristanlı ilk roket tasarımcısı Herman Potoçnik ortaya attı. Potoçnik’in hayal ettiği şey, UFO benzeri dairemsi bir uzay aracıydı. Bu araç yapay yerçekimi yaratmak için dönüyor, enerji ihtiyacı içinse güneş ışınlarını odaklayacak içbükey bir ayna kullanıyordu. Bu fikir ne kadar inanılmaz gelse de yıllarca etkisini yitirmedi. 1970’lerde Princeton Üniversitesi fizikçisi Gerard O’Neill ile daha sonra dünyanın en eski uzay topluluğu olan İngiltere Gezegenlerarası Dernek (British Interplanetary Society) bu fikre sahip çıktı. Uçan uzay kolonileri fikrini bir kenara itmeden önce şunu belirtmekte yarar var: BIS, insanoğlu Ay’a ayak basmadan 30 yıl öncesinde bu yolculuğu öngörmüştü.Diğer uzmanlar ise uzay araçlarıyla uzay boşluğunda koloniler kurmak yerine, bir gezegende ya da Ay’da insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli unsurları içeren yapay bir “biyosfer” yaratarak yaşam alanı oluşturma fikrini daha akla yatkın buluyor. Bu konuda ilgi odağı Mars oldu ve 2025’e kadar orada yeni bir medeniyet yaratılmasını hedefleyenler var. Hollandalıların 2012’de başlattığı Mars One projesine 200 bin başvuru yapıldı. Bunlar arasından seçilen 40 kişiye eğitim verilerek realite şov programlarına hazırlanıyor ve bu şekilde projeye gelir sağlanmaya çalışılıyor. Elbette bu projeye karşı çıkanlar da var; fakat uzayda koloni kurulması fikrine yönelik ilgiyi göstermesi bakımından önemli.Dev bir Mars Koloni Taşıtı ile Kızıl Gezegen’e insan taşımanın SpaceX yöneticisi Musk’ın da hedefleri arasında olduğu söyleniyor. Musk bunun sadece bir başlangıç olacağına, “Mars’ta koloni kurulduktan sonra bunun tüm Güneş Sistemi’ne de yayılabileceğine” inanıyor. Musk, hızlı uzay araçlarının yapılması halinde Jüpiter’in aylarında, hatta göktaşlarında bile koloni kurulabileceğini ifade ediyor.Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşam, uzay kolonilerinde karşılaşılacak sorunlara dair fikir veriyor. İstasyondaki altı kişiye su taşıma gideri yılda 2 milyar doları buluyor. Gıda ve oksijen tedariki masrafları da cabası. Bu nedenle, uzay kolonisinin kendi kendine yeterli hale getirilmesi adıl ideal olanı.Bir de insan vücudunun maruz kalacağı sorunlar var: Yerçekimi azlığı kemik ve kaslarda zayıflığa ve kafada basınç birikimine neden oluyor; bu ise geçici ve kalıcı göz sorunlarına yol açıyor. Uzaydaki radyasyon katarakta yol açabileceği gibi kanser riskini de arttırıyor. Öte yandan uyku sorunları ve yalnızlık ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzay kolonilerinde bu tür sorunların çözülmüş olması gerekiyor.Kapalı bir mekânda sosyal ilişkilerin nasıl etkileneceği sorunu da var elbette. Moskova’da Mars500 projesi kapsamında yapılan deneylerde altı kişi 520 gün süreyle 80 metrekarelik bir alanda yaşamak zorunda bırakıldığında birçoğunda uyku, algı ve depresyon sorunlarının ortaya çıktığı gözlendi.İzole olmuş insanların nasıl yönetileceğine, bu yeni toplumlarda çatışmaların nasıl önleneceğine dair siyasi sorunlar da cevap bekliyor. Bazı bilim insanları ve felsefeciler gelecekte ortaya çıkması muhtemel bu medeniyetler için bir “haklar bildirgesi” hazırlamaya girişti bile.İnsanların uzayda üreme yeteneğine sahip olacağını varsayarsak, ki astronotların karşılaştığı sorunları düşündüğümüzde bunun kesinliği söz konusu değil, bu izole kolonilerin kendine özgü kültürleri olacaktır. Bunlar belki kendi dillerini geliştirecek, hatta yeni fiziksel özelliklere bile sahip olabilecekler.Portland Üniversitesi’nden Cameron Smith’e göre, 2000 kişilik bir uzay kolonisi 300 yıl içinde bizden farklı bir görünüme sahip olacak, farklı davranış biçimleri geliştirecektir; farklı saç yapısı, farklı bir deri, düşük yerçekimine uygun ve manevra yeteneği daha yüksek bir vücut şekli vb. gibi.Hatta Smith, bu yeni kolonilerin genetik mühendislik yoluyla yeni organlar bile tasarlayabileceklerine inanıyor; örneğin kozmik ışınlardan korunmak amaçlı organlar, ya da karbondioksitten oksijen sağlamayı kolaylaştırıcı solungaçlar gibi. Böylece Marslılar yapay biyosferden çıkıp yeni evlerine tam olarak yerleşmiş olacaklar.BBC
Yanlış okumadınız, bu oyunda bir dilim ekmeği kontrol edeceğiz. Surgeon Simulator isimli oyunları ile yeterince ün yapmış olan Bossa Studios eğlenceli fakat bir o kadar da zor görünen bir oyuna daha imza attı: I Am Bread! Bir apartman dairesinde bir dilim ekmeğin başına gelebilecek her şeyin olduğunu oyunda tek zorluğun ekmeği yürütmeye çalışmak olup olmayacağı belli değil.
Kartın maliyeti 5 TL ise neden vatandaştan fazladan 988 milyon TL daha toplanacak?Bu parayla AOÇ’deki saray ve Erdoğan’ın özel uçağının maliyeti mi karşılanıyor?Suriyelilere yapılan yardımın açtığı 4 milyar TL’lik deliğin 1/3 mü kapatılacak?Yeni çipli kimlik kartlarının aralık ayından itibaren vatandaşlara 18 TL karşılığında dağıtılmaya başlanacak olması, 76 milyon vatandaştan toplanacak 1 milyar 368 milyon TL’lik meblağın ne yapılacağı sorusunu gündeme getirdi.Bu paranın akıbetinin peşine düşen CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Doğuştan gelen bir hak olan vatandaşlığın göstergesi kimlik kartı için neden para alınıyor? Toplanacak 1 milyar 368 milyon TL’lik para nereye harcanacak? Kartın maliyeti 5 TL ise neden vatandaştan fazladan 988 milyon TL daha toplanacak? Bu parayla AOÇ’deki saray ve 12. Cumhurbaşkanı’nın özel uçağının maliyeti mi karşılanıyor? Suriyelilere yapılan yardımın açtığı 4 milyar TL’lik bütçe deliğinin 1/3 mü kapatılacak?” diye sordu.Kartın maliyeti nedir?CHP’li Umut Oran, konuyu soru önergesiyle TBMM gündemine taşırken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e şu soruları yöneltti:- Yeni kimlik kartlarının Aralık ayından itibaren dağıtılacağı ve vatandaşın bu kartları 18’er TL ödeyerek alabileceği bilgisi doğru mudur? Bu kartların maliyeti kaç TL’dir?Vatandaşlık göstergesi kart satılır mı?- Doğuştan gelen bir hak ve vatandaşlığın göstergelerinden birisi olan kimlik kartı alımı için neden vatandaştan para talep ediliyor? Bu parayı öde(ye)meyenler kimlik kartı olmadan mı yaşayacak?Neden vatandaştan fazladan 988 milyon TL toplanıyor?- 76 milyon vatandaşımızın 18 TL karşılığında kimlik kartlarını teslim alması durumunda elde edilecek 1 milyar 368 milyon TL’lik para nerede kullanılacak?- Bu kartların maliyeti 5 TL ise her vatandaştan fazladan 13’er TL alınmasının gerekçesi nedir? Kartların maliyeti 5 TL ise vatandaştan neden fazladan 988 milyon TL para topluyorsunuz?Para, AOÇ’deki işgal sarayı ve özel uçak için mi kullanılacak?- Yeni kimlik kartlarından elde edilecek 1 milyar 368 milyon TL’nin, Atatürk Orman Çiftliği arazisi içinde bulunan ve AOÇ arazisi işgal edilerek yapıldığı gerekçesiyle inşası mahkeme kararıyla durdurulan(!) ve 1,1 milyar TL harcanmasına rağmen halen yapımı bitmeyen yeni saray binasının devam inşaatlarında mı kullanılacak?- Yeni kimlik kartlarından elde edilecek 1 milyar 368 milyon TL, TC-Tur tescilli Airbus 330-200 Prestige tipi 90 koltuklu, modifikasyonunun ardından 12. Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaya başlanan 400 milyon TL’ye malolan özel jet uçağın bütçede açtığı deliğin yamanması için mi kullanılacak?Suriyelilere yapılan yardımın 1/3’ü çıkarılacak- Ülkemizde bulunan Suriyeliler için bugüne kadar hangi kalemlerde toplam ne kadarlık harcama yapıldı, bu meblağın Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı şekliyle 4 milyar TL’yi bulduğu bilgisi doğru mudur? Yeni kimlik kartlarından elde edilecek 1,3 milyar TL ile Suriyelilere yapılan yardımlar için harcanın paranın bütçede yaratığı deliğin 1/3’ü mü kapatılacak?