onedio
Dünyanın İlk Akıllı Valizi
Devamlı olarak yolculuk edenlerin en büyük sorunlarından biri de özenle hazırlanan valizlerin güvenliğidir. Valizinizin kaybolması veya çalınması yolculuğunuzu mahvedebilir. Üzerinde birçok teknolojiyi barındıran akıllı valiz , uzaktan kontrol edebileceğiniz yapısı sayesinde size rahat bir nefes aldırıyor.Akıllı valiz, Android ve iOS üzerinde bulunan uygulaması sayesinde akıllı telefon aracılığıyla kilitlenebiliyor ve açılabiliyor. Ayrıca tutma kolunu çektiğinizde bavulun ağırlığını öğrenebiliyorsunuz. Üzerinde bulunan GPS sayesinde ise gezdiğiniz yerlerin detayları telefon üzerinden görülebiliyor.Bluesmart özellikle güvenli yapısıyla dikkat çekiyor. Valizden çok fazla uzaklaştığınız taktirde valiz kendini kilitliyor ve böylece kötü niyetli kişilerin eline geçmesi de engellenmiş oluyor. Bunun yanı sıra valizin bulduğu konumu da uygulamaya gelen bildirimler aracılığıyla takip edilebiliyor.Uzun yolculuklarda şarjı biten ve sizleri yarı yolda bırakan akıllı telefonlarınızı 6 kereye kadar şarj edebilen akıllı bavul ayrıca laptop ve tablet bilgisayarlar için özel bölümlere sahip olmasıyla birlikte elektronik cihazların taşınmasını daha da kolaylaştırıyor.265 dolar fiyat etiketiyle satışa çıkan bu akıllı valize sahip olmak için 2015′in Ağustos ayına kadar beklemek gerekiyor.LOG
'12 Monkeys' Dizisinin Fragmanı Yayınlandı
SYFY’ın bir süre önce duyurduğu 1995 yapımı aynı adlı filmden uyarlanacak olan 12 Monkeys (12 Maymun) dizisinin fragmanı yayımlandı. Dizi, 2015 yılında gösterilmeye başlanacak.12 Monkeys dizisinin fragmanına geçmeden önce konusuna kısaca değinelim. Yıl 2035 ve insanlık yok olmak üzeredir. Bir salgın nedeniyle insanların büyük çoğunluğu ölmüştür ve geriye kalanlar da küçük topluluklar halinde yer altında yaşamak zorunda kalmışlardır. İnsanoğlu ne zaman yok olmakla karşı karşıya kalsa her zaman bir çözüm yolu bulmuştur. Bu defa da zamanda yolculuk yapmanın bir yolunu bulurlar ve test amacıyla eski bir mahkumu (James Cole) geçmişe yollarlar. James Cole kendisini geçmişte bir akıl hastanesinde bulur. Klasikleşmiş bir şekilde başlarda kimse bu mahkumun gelecekten geldiğine ve salgına inanmaz.Dizide James Cole rolünü Aaron Stanford üstleniyor. Amanda Schull, Kirk Acevedo, Noah Bean gibi isimler de Aoran’a eşlik ediyor. Oyuncuların SYFY ile şu anda 10 bölümlük anlaşmaları bulunuyor fakat bunun dizinin popülerleşmesine göre değişebileceğini de belirtelim.Süper Karga
Yaya Algılama Teknolojisi Kazaları Önleyecek
Otomobillerimiz giderek akıllanırken, insan müdahalesinin azaldığı bir ortamda kazaların da önüne geçmek mümkün hale geliyor.İki büyük otomobil üreticisi Ford ve Honda yaya algılama ve fren sistemleri üzerindeki çalışmalarını tamamladılar ve bu özelliğe sahip araçlarını yakında pazara çıkartıyorlar. Yeni otomobiller kişileri tespit ederek, sürücüyü uyarıyor ve çoğu zaman da fren yapmasına yardımcı olmak için radar ve kamera sistemlerini birleştiriyor. Böylece birlikte bu yaya güvenliği özelliklerine liderlik eden Lexus, Mercedes-Benz, Subaru ve Volvo’ya katılıyorlar.Çoğu sistem 15 ile 30 km/saat hızlarında mükemmel çalışıyor. Hızlar 50 km/saate yaklaştıkça algı için gerekli süre kısalıyor ancak en azından aracını hızını düşürmek mümkün oluyor. Böylece yayalara yüksek bir hız yerine daha düşük hızlarda çarparak hasarı en aza indirmek mümkün hale geliyor.Ford’un Teknolojisi: Pre-Collision Assist with Pedestrian DetectionFord’un sistemi Pre-Collision Assist with Pedestrian Detection (yaya algılamalı çarpışma öncesi destek) olarak adlandırılıyor. Radar ve optik (kamera) teknolojilerini birleştiren sistem diğer sistemler gibi öndeki araç ile mesafe hızla azaldığında uyarıyor ve sonra kazayı önlemek için ya hız kesiyor ya da fren yapıyor.Honda’nın Teknolojisi: Pedestrian Collision Mitigation Steering SystemHonda çatı terim “ Honda Sensin g” altında tanımladığı yayaların ve yakındaki araçların üstesinden güvenle gelecek bir sistem sunduğunu söylüyor. Yaya güvenliği sistemi Pedestrian Collision Mitigation Steering System (yaya çarpışması azaltma idare sistemi) olarak adlandırılıyor. Radyatör ızgarasında milimetre dalgalı bir radar ve ön camdaki bir video kamera aracın önündeki ve yanındaki yayaları sezebiliyor. Yoldaki yayaların normalden fazla yakınlaşması durumunda araç yayadan uzağa doğru yön değiştiriyor ve belli ki bunu yaparken gelen başka araç olup olmadığına dikkat ediyor.Yayaları korumak için diğer özelliklerRadarlar iyi görse ve optik kameralar da geceleri kısa mesafede yeterli performans sunsa da BMW ve Mercedes-Benz gibi otomobil üreticileri objelerin yaydığı ısıları yolun kızılötesi görünümüyle birleştiren kızılötesi gece görüş sistemlerinde uzmanlaşıyorlar. Bu BMW/Mercedes sistemleri çok ışınlı ve yönlendirilebilir farlarından birini çözerek yayanın ayağına tutup üç kere yakıp söndürebiliyor. Ayrıca geyik ve diğer büyük hayvanların üzerine ışık tutabiliyor. Amerika’da bu sistemler ABD güvenlik standartlarına uymak için basitleştirilmiş durumda.Yaya algılama nerede yetersiz kalıyor?Yaya algılama gündüzleri gece olduğundan daha iyi çalışır. Çarpışma önleyici sistemler (özellikle sadece optik olanlar) kar ve yağmurdan etkilenebilir. Otomobil üreticileri ayrıca yayaların kesinlikle çarpılmayacağı maksimum hız konusunda da emin değiller.Radar ve kamera teknolojileri üçüncü partiler tarafından üretildiği için 2 veya 3 yıla kadar tüm otomobil yapımcıları bir şekilde yaya algılama sistemi sunmaya başlayacaklar. Tüm araçlarda nasıl USB girişleri bir standart halini aldıysa bu tarz teknolojilerin de birer standarda dönüşmesi için önümüzde sadece bir kaç yıl bulunuyor.Özellikle elektrikli otomobillerin yaygınlaşmaya başladığı bir dönem içindeyiz. Bu tarz yenilikçi teknolojiler sayesinde otomotiv dünyası yeni bir çağın içine giriyor. Akıllı ve elektrikli otomobiller Türkiye’nin kaçırdığı otomotiv üretim trendlerini tekrardan yakalaması için bir fırsat oluşturuyor.TechInside
Ideas Island: Girişimcilerin Fikirlerini Geliştirmesi İçin Ücretsiz Konaklamalı Adalar
Ideas Island; yaratıcı yazar ve profesyonel konuşmacı Fredrik Härén tarafından yaratılmış bir fikir olarak doğmuş. Fredrik Härén; insanların yalnız başına ve dış dünyadan bağımsız bir alanda daha yaratıcı olduklarını düşünerek 3 küçük adayı (Filipinler’deki Palawan Adası ile İsveç’te yer alan Vifarnaholme ve Svanholmen Adası) bu fikrini uygulamak için uygulama alanı olarak belirlemiş.Normal konaklamarda, ziyaretçilerden 1 haftalığına 1000 dolar konaklama ücreti alınmasına rağmen, ücret konusunda girişimcilerden herhangi bir talepte bulunulmadığını belirtelim.Konaklama süresi olarak genelde 1 haftalık bir zaman dilimi belirlenmiş. Bu süreden uzun konaklamak istemeniz halinde uygunluk durumuna göre sürenin uzatılabiliyor. Adaya 4-6 kişilik bir arkadaş grubuyla gelmeniz mümkün. Siz ve konaklamak istediğiniz arkadaşlarınız dışında adada başka kimse bulunmuyor. Yeme/içmenin ücretli olduğu adalarda, konaklama için bağış yapmak isteyen girişimcilerden alınan ücretler ise İsveç’teki evsizler için harcanıyormuş.Konaklamalar başvuru ile kabul ediliyor. Başvuruda bulunurken sizden bazı bilgiler isteniyor. Hangi fikir üzerinde çalıştığınız, neden bu adalarda kalmak istediğiniz gibi sorular soruluyor ve adalarda konaklamak isteyen girişimciler, bu başvurular arasından seçilerek belirleniyor.Amaçlarının iyi fikirlerin yaratılmasına yardım etmek olduğunu söyleyen Fredrik Härén; yalnız, rahat bir ortamda ve doğayla iç içe olunduğunda iyi fikirlerin daha kolay üretilebildiğine inanıyor.Türkiye’den bu adalarda konaklamak isteyen olur mu bilinmez ama bu adalara çok uzak olmayan girişimcilerden çokça başvuru alacağını tahmin edebiliriz. Giderek büyüyen şehirlerde, gürültü ve kargaşanın yarattığı yoğun yorgunluk hissinden uzak, bu gibi alanlarda yeni fikirler bulmak ve var olan fikirleri geliştirmek eminiz daha kolay olacaktır.Fredrik Härén’in inandığı gibi bu adalarda büyük fikirler filizlenir mi bilinmez ama günümüz girişimcilerinin istediği özel bir fikir alanının oluşmuş ve düşünülmüş olması ilerisi için umut verici.Webrazzi
Tadından Yenmez, En İzlenesi 8 Türk Yapımı Animasyon Film
Karikatürist Bülent Üstün'ün oluşturduğu, Türk popüler kültürünün önemli yapıtaşlarından olan Şero, aynı isimli çizgi roman karakteri için yönetmen Mehmet Kurtuluş tarafından hazırlanmış olan, Türk yapımı bir animasyon filmidir.
HTC Akıllı Telefonlarınızı %40 Oranda Daha Hızlı Şarj Edin
HTC One kullanıcıları için güzel bir haberimiz var. Akıllı telefon üreticisi şimdi de HTC One serisi için Rapid Charger 2.0 isimli bir hızlı şarj cihazı tanıttı. Yeni şarj cihazı ile akıllı telefonlarınızı normal şarj cihazlarınızdan %40 daha hızlı şarj etmeniz mümkün.Yeni aksesuar için HTC'nin bir de iki kötü haberi var. Birincisi Rapid Charger şu anda sipariş edilemez durumda, HTC'nin resmi web sitesinde ürün görünse de herhangi bir satın alma seçeneği sunulmuyor. HTC'nin dağıtımı bölgeler arası değiştiği için büyük ihtimalle Avrupa'nın da Rapid Charger'ı alma süresi gecikecek. İkinci olarak ise yeni şarj cihazı ile çalışacak cihazlar şu anda sınırlı sayıda. HTC One M8, HTC Desire Eye ve HTC One E8 şimdilik Rapid Charger için duyurulan seçenekler.Yine de HTC Rapid Charger 'ın kullandığı Qualcomm hızlı şarj teknolojisi sayesinde aynı şarj teknolojisine sahip diğer cihazları da kullanmak mümkün gibi görünüyor. HTC şu anda diğer modellere destek vermese de Qualcomm ile çalışan herhangi bir model Rapid Charger ile uyumluluk sağlayabilir. Ayrıca bataryanın gücüne göre de şarj süresinin değişebileceği gözlemleniyor. 3300 mAh'lik bataryaya sahip bir akıllı telefonun %60 şarja erişmesi tam yarım saatte gerçekleşiyormuş.HTC Rapid Charger'ın fiyatının ne kadar olacağı ve ne zaman ülkemize giriş yapacağı henüz belli değil. Diğer markaların hızlı şarj üniteleriyle karşılaştıracak olursak örnek olarak Motorola'nın hızlı şarj ünitesi 35 dolardı.
Reklam
Son 75 Yılın En Akılda Kalıcı 10 Şarkısı
'Zig-a-zig-ah' sözleri 20 yıl sonra bir şekilde tekrar zirveye oturdu ama bu sefer bambaşka bir şekilde. Spice Girls'ün çıkış şarkısı 'Wannabe' son 75 yılın en akılda kalıcı şarkısı oldu.7 milyon kopyası satılan ve 22 ülkede haftalarca zirvede kalan şarkı şimdi de, Amsterdam Üniversitesi ve Manchester Bilim ve Endüstri Müzesi'nin yaptığı araştırmaya göre, 1940 yılından bu yana 220 en çok satan şarkı arasından yapılan değerlendirmede 'en fazla akılda kalıcı şarkısı' olarak kayıtlara geçti. Araştırmacılar Hooked on Music adlı bir interaktif oyunla en çabuk tanıyabildikleri şarkıları belirlediler. Ortalamanın 5 saniye olduğu oyunda, Wannabe 2.3 saniyeyle birinciliği aldı.'Citizen Science Experiment' adı altında 12.000 katılımcıyla gerçekleştirilen deneyde Lou Bega'nın Mambo Number 5 şarkısı 2.48 saniyeyle ikinciliği, Eye of the Tiger 2.62 ile üçüncülüğü aldı. Araştırmanın başındaki isim Dr. John Ashley Burgoyne ' Biz öncelikle müzikle ve hafızayla ilgileniyoruz ve neden insanların bazı şarkıların belirli kısımlarını akıllarında tuttuklarını araştırıyoruz.' dedi. 'Bazı şeyleri birkaç kez duyarsınız ve 10 yıl sonra hatırlarsınız. Ancak diğer şarkılar için, daha fazla duysanız bile tanıdık gelmez.'Burada önemli olanın ise melodi olduğu vurgulanıyor. Ayrıca müzikal belleğin nasıl çalıştığının kavranabilmesi için çalışmaların devam edeceği de söylenmiştir. Ayrıca bahsedilen Hooked on Music oyununa buradan ulaşıp, siz de kendinizi test edebilirsiniz.
Fazıl Say'dan Macbeth Yasağına ‘Yorumsuz Yorum’
Fazıl Say, kendi eserlerinin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası programından çıkarıltılmasının ardından ‘Macbeth’ oyununun da Devlet Tiyatroları programından çıkarılmasını ironik bir dille eleştirdi.Say, “Bugün öğreniyoruz ki, 500 yıl önce yazılmış Şekspir’in ünlü Machbeth oyunu da DT programından çıkarılmış. Eserin konusu biraz iktidar hırsı biraz devlet entrikaları. Yoruma gerek kalmıyor” diye yazdı.Say, “Çok tuhaf ve çok acıklı durumlar” başlıklı yazısında kendi eserlerine yönelik tutum ve Macbeth adlı oyunun Devlet Tiyatroları programından çıkarılması hakkında şunları yazdı:“Kültür Bakanlığı CSO sansür konusu ile ilgili 3 farklı açıklama yaptı. Diğer AKP’liler ile birlikte konuyla ilgili 8 farklı görüş var.33 hafta, 33 konser, yaklaşık 120 müzik eseri. İçlerinde Fazıl Say’ın 3 eseri var; İstanbul Senfonisi, Water piyano konçertosu ve Hermiyas yunus sırtındaki çocuk.Bir iki hafta sonra Bakanlıktan Orkestraya bir telefon geliyor. (Orkestra tamamen kültür bakanlığına bağlı) deniliyor ki; ‘Fazıl Say’ın eserlerini programdan çıkartın yoksa bakan bu programı onaylamayacak.’Orkestra yönetimi kızsa da istemese de o 3 eseri programdan çıkartıyor.Olay basına düşüyor. Tüm ulusal medyaya, sosyal medyaya yayılıyor. Daha sonra uluslararası medyaya da düşüyor. Der Spiegel, NewYork Times’da haber oluyor.1 Kültür bakanlığından ilk açıklama müsteşar beyden geliyor; ‘Fazıl Say ile bir sorunumuz yok’2 İkinci açıklama Kültür Bakanlığı güzel sanatlar müdüründen geliyor; ‘Ankara’da programdan çıkartılmış ama İstanbul’da bir eserini çalacağız’ diyor.3 Son açıklama Kültür Bakanı’nın bizzat kendisinden geliyor ‘Sansür filan yok bunların hepsi yalan. Hepsi yalan Yok sansür’ diyor.( Dünkü Habertürk gazetesinde röportajı var)4 Bu arada topa başka yetkililer de girmiş, Ankara Belediye Başkanı çok sevdiği Twitter’dan büyük harflerle kükrüyor, bir milletvekili Say’ı inançsız olmakla suçluyor, CHP TBMM’de konuyla ilgili önerge sunuyor, Fazıl Say bir açık mektup yayınlıyor.Bugün öğreniyoruz ki, 500 yıl önce yazılmış Şekspir’in ünlü Machbeth oyunu da DT programından çıkarılmış. Eserin konusu biraz iktidar hırsı biraz devlet entrikaları.Yoruma gerek kalmıyor.”ZETE
Reklam
Reklam
Marvel Gelecek Planlarını Duyurdu!
Marvel yaptığı filmler ve projeler ile Türkiye’de de büyük ilgi ile takip edilen stüdyolardan birisi. Thor, Ironman, Hulk gibi daha birçok filmi Türkiye’de büyük gişe yaptı. Stan Lee tarafından çizilen süper kahramanların, beyaz perdeye yansıması ile Dünya çapında büyük sükse yapan Marvel, gelecek planlarını düzenlediği Marvel Event’ta izleyicileri ile paylaştı.Devam filmleri ve yeni başlayacak serilerden oluşan faz 3 ismini verdikleri bu dönem, bol bol aksiyon ve film efektlerinin bizleri beklediğini gösteriyor.Bu planlar ışığında ise Marvel’ın takvimi şu şekilde;takvimi http://talender.com/marvel-gelecek-planlarini-duyurdu/
Reklam
Nvidia’dan Dudak Uçuklatıcı Çim Simülasyonu
GPU üreticisi Nvidia’nın GameWorks teknolojisi için geliştirdiği Nviadi Turf Effects, oyun geliştiricilere devasa alanlarda gerçekçi çim görüntüsünü kolaylıkla elde etme fırsatını sunuyor. Her bir çimin rüzgarda dalgalanmasına, ayaklar altında ezilmesine ve hatta kendi gölgesine sahip olmasına olanak tanıyan teknolojinin tanıtım videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.
Skolkovo City: Rusya Tamamen Girişimcilere Ayrılmış Bir Şehir Kuruyor
Silikon Vadisi her ayrıntısı, yapısı ve konumuyla büyük bir ilgi kaynağı. Teknolojinin, internet tabanlı girişimlerin artması, milyar dolarlık bir pazar oluşturmaları ile Silikon Vadisi oluşturmak isteyen ülkelerin sayısı ise her geçen gün artıyor. Ancak henüz tam anlamıyla başarılı olmuş bir tanesini bile görebilmiş değiliz. İşin özünde Amerika bile kendi içerisinde birçok deneme yapmasına rağmen ikinci bir Silikon Vadisi oluşturabilmiş değil.Rusya yine başka alanlarda yaptığı gibi konuya hakim bir giriş yaparak daha öncesinde Xerox ve SAP’de üst düzey yöneticilik yapan Igor Bogachev öncülüğünde tamamen girişimcilere ve yüksek teknolojiye odaklanacak bir şehir olan Skolkovo City’yi hayata geçirdiğini duyurdu.Skolkovo City projesi aslında yeni değil ilk temelleri 2010 yılında 3 milyar dolar yatırımla atılmış. Ancak şehirde girişimcilerin ve yeni şirketlerin kullanabilecekleri paylaşımlı ofislerin yapımı, MIT ile partnerlik anlaşması bulunan araştırma üniversitesi Skoltech University’nin geliştirilmesi ve diğer alt ve üst yapıların çalışmalarının tamamlanma hedefi olarak 2017 belirlenmiş. Ancak şehrin başkan yardımcısı  ve projenin başındaki isim Igor Bogachev geçtiğimiz hafta Silikon Vadisini ziyaret ederek birçok girişimciye ve şirkete resmi olarak Skolkovo City’e taşınmalarını teklif etmiş.Şehir 2020 yılında 1060 tane teknolojisti toplamda ise 20.000 nüfusa erişmeyi hedefliyor. Şehire gelip kendi girişimlerini kurmak isteyen şirketlere %75 oranında araştırma ve geliştirme desteği ile tohum yatırım imkanı sunuluyor.Igor Bogachev ise projeyi şöyle özetliyor: “Bilim adamları ve programcılardan oluşan bir ordu kurmak istiyoruz. En iyilerin olduğu ve bu en iyiler içerisinden yeni farklı projelerin çıktığı bir ekosistem kurmayı hedefliyoruz.”. Burada Bogachev’in de aktardığı konuya değinmek istiyorum, girişimden kastettiğimiz “e-ticaret” değil. Bogachev yeni bir sosyal ağ, e-ticaret sitesi gibi projelerle ilgilenmediklerini 5 alana odaklarını bunların bilgi teknolojiler, biyoteknoloji, uzay, nükleer ve enerji verimliliği üzerine olan projeler olduğunu aktarmış.Şehrin ve projenin temel taşlarından biri ise Skolkovo University. Kural olarak üniversitede Rus profesörler çalışmıyor ve okul araştırma üzerine yoğunlaşmakla birlikte MIT ile işbirliği yapıyor. Üniversite ücretsiz, bununla birlikte kabul ettiği öğrencilere burs yardımı yapıyor ve onları projelerde çalışmaya teşvik ederek şehirde kurulan girişimlere çalışan gücü takviyesi yapmayı hedefliyor.Bogachev, birebir Silikon Vadisi benzeri bir yapı kurmanın mümkün olmadığını her şehrin ve ortamın içinde farklı dinamikler barındırdığını ancak Sovyetlerden bu yana gelen çok sayıda bilim adamına sahip olduklarını ve bu kişilere inovasyonu aşılayarak bir ekosistem oluşturma hedefinde olduklarını aktarıyor.Skolkovo City’nin en beğendiğim yanı bizde internet girişimi denilince ilk akla gelen ve yaklaşık 10 projeden 6’sını oluşturan e-ticaret ve türevlerini odaklandığı alana almaması. E-ticaret, mobil teknolojilerin önemi ve ekonomisi tabi ki yadsınamaz ama diğer tarafta enerji verimliliği, biyoteknoloji ve bilgi teknolojileri neden ısrarla görmezden gelinir? Donanım ve yazılım bütünleşik uygulamalar neden yeterince teşvik edilmez veya özendirilmez? soruları bizim ülkemiz için aklıma geliyor.Tabi ki meselenin özü bir bina yapmaktan çok oraya nitelikli insanlar yetiştirebilmek, yerleştirebilmek ve sonuç alabilmek. Skolkovo City projesinin başına getirilen kişinin geçmişine baktığımızda bile projeye karşı bir güven oluşuyor.Ülkemizde de yapımı uzun süredir konuşulan ve artık belli bir noktaya geldiği söylenen Bilişim Vadisi projesi de aslına bakarsanız Skolkovo City ile benzer bir amacı taşıyor. Ancak geniş çerçeveden baktığımızda ülkemizdeki kuluçka merkezlerine ve girişim hızlandırıcıların çıkar(ama)dıkları şirketlere baktığımızda, vizyon olarak ve bütünlük olarak ciddi eksiklerimiz olduğunu ve bu işin içindeki bizlerin bile bu çeşit projelere inanmakta güçlük çektiğini söyleyebiliriz.Webrazzi
Reklam
Microsoft Lumia Markalı İlk Akıllı Telefon İnternete Sızdı
Microsoft’un Nokia markasını kullanmadığı ilk Lumia cihazına ait fotoğraflar internete sızdı. Yazılım devi bundan iki hafta önce Lumia serisi akıllı telefonlarında Nokia markasını kullanmayı bırakacağını açıklamıştı. Microsoft klasik cep telefonlarında ise Nokia markasını kullanmayı sürdürecek.Çin’in popüler sosyal ağı Weibo’da yayınlanan fotoğrafların RM-1090 kod adlı bir cihaza ait olduğu iddia ediliyor. Bu kod adının açılımı konusunda bir fikir yürütmek mümkün olmasa da, kalınlığı ve tasarımı itibarıyla cihazın uygun fiyatlı bir model olması bekleniyor. Lumia 520 ve 525 ayarında olabileceği belirtilen akıllı telefon, Çin’deki dağıtımı için gerekli olan MIIT sertifikasını almış durumda.Logo kısmında sadece Microsoft’un adı olsa da, tasarım konusunda halen Nokia’nın dilinin geçerli olması dikkat çekiyor. Nokia’nın bugüne kadar ortaya koyduğu Windows Phone cihaz tasarımları göz önüne alınınca bu durumu sevindirici bir gelişme olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Ancak halen değişim sürecinin ilg günlerinin yaşandığını ve ileride daha farklı Windows Phone tasarımlarının görülebileceğini unutmamak gerekiyor.Teknoblog
Formula 1’de 'Sanal Güvenlik Aracı' Devri
Güvenlik araçları bazen yarış pilotları için yarışın kendisi kadar tehlikeli olabiliyor – Formula 1 sürücüsü Jules Bianchi’nin yakın zamanda yaşadığı bir kaza buna bir örnek. Eğer US Grand Prix’inde “virtual safety car” denemesi başarılı olursa daha az tehlikede olabilecekler. Sarı bayraklar süresince yavaşlatmak için öncü araçlar yerine gösterge tabloları kullanılan sistemde pilotlar belli bir sınırın altında kalmaya teşvik ediliyor ve eğer bu sınırı aşarlarsa cezalandırılıyorlar. Bu hafta sonu sadece ısınma turlarında kullanılacak olan teknoloji başarılı olursa geniş çapta kullanılmaya da başlanacak.Ancak VSC’nin başarısı biraz zor gözüküyor ve pilotlar sistemin işi çok zorlaştırdığından, gözlerini yollarda tutmak yerine sürekli panelleri gözlemlemek zorunda kaldıklarından yakınıyorlar.
Açık Kaynaklı Drone Kumandası!
Uzaktan kumandalı model uçaklar (‘drone’lar) adlarından da anlaşılabileceği gibi uzaktan kumanda ile kontrol ediliyorlar. Bu da her bir uçak için farklı bir kumanda kullanmaya sebep olduğu için kişiselleştirmenin önünü tıkıyor. “Open Source Remote Control” projesi tam da bu sorunu çözmek için yıla çıkmış durumda.Modüler donanım ve Linux tabanlı bir yazılım kullanan kumanda uzaktan kumandayla kontrol edilebilen her cihazı kontrol etmenize olanak tanıyor. Programlanabilir arayüzünün üzerine modüler yapısı sayesinde istediğiniz modülleri takarak yeni oyuncakları uçurabiliyor veya var olan kontrol gücünüzü arttırabiliyorsunuz. Görüş için 4,8 inçlik bir ekran takabiliyor, hücresel ağlara bağlanacak şekilde ayarlayabiliyor hatta bir aracı birden fazla kişinin emrine verebiliyorsunuz.Tüm planlar yolunda giderse OSRC 2015 yılının Nisan ayında piyasaya 600 dolar civarında bir fiyatla çıkmış olacak.
Minik ve Ucuz 3 Boyutlu Yazıcı!
iBox Nano bugüne kadar karşılaşılan en küçük 3 boyutlu yazıcı olabilir. Üstelik üreticileri bu dünyanın en küçük ve en sessiz 3 boyutlu yazıcısı olmasının yanında iBox Nano’nun en ucuzu olacağını da söylüyor. Yaklaşık 10 x 7 x 20 cm boyutunda olacak yazıcı 1,3 kilogram ağırlığında olacak. Yapımcıları büyük 3 boyutlu yazıcı alan kişilerin de istatistiksel olarak küçük objeler bastıklarını ve dolayısıyla iBox’un oldukça verimli olduğunu söylüyorlar.iBox’un daha da ilginç olan özelliği ise her şeyin Wi-Fi ve tarayıcı üzerinden hallolabilmesi – Android ve iOS telefonlardan bile basım işlemi yapılabilecek. Bu yetenekli yazıcı Kickstarter’da şimdiden 300.000 dolarlık hedefinin 92.000’ine erişmiş bile.
Reklam