Barış Manço, efsane şarkılarıyla herkesi birleştirmeyi başaran, eşeğinden, ayısına, sebzesinden, bitkisine herkes ve her şey hakkında bir şarkısı olan hepimizin Barış Ağabeyi... Şarkıları ile bir çok şeyi öğretti, öğütler verdi bizlere. Onu asla unutmayacağımızı anlamak için onu kaybetmemizin ardından yetişen neslin bile Barış Manço şarkıları ile büyümeye başladığını, hiç tanımadan Barış Ağabeylerini seviyor olmalarını görmemiz yeterlidir.
Emrah Serbes’in öykülerinden oluşan 'Öykülerden Oyunlar' 25 Kasım Salı günü garajistanbul sahnesinde tiyatroseverlerle buluşacakTiyatro Keyfi, Emrah Serbes’in öykülerini sahneye taşıyor. Emrah Serbes'in yazdığı ve Tayfun Dinçer'in yönettiği 'Öykülerden Oyunlar'da Hakkı Ergök ve Kemal Başar, Savaş Başar anısına sahne alıyor. Oyun, 25 Kasım Salı günü saat 20:30'da garajistanbul sahnesinde izleyiciyle buluşacak.Işık tasarımı Yüksel Aymaz tarafından yapılan oyunun müzikleri Orhan Enes Kuzu'nun imzasını taşıyor. Oyunda yardımcı yönetmen koltuğunda Vedat Vural ve Elif Şahin oturuyor.İlerihaber
17 Kasım gecesi yayınlanacak olan Banksy Does New York isimli belgesel ile, sanatçının ekim ayı boyunca New York'ta geçirdiği dönem hayranları ile paylaşılacak. Belgeselin üzerinde durduğu nokta, Banksy'nin estetik anlayışı ve sanatı ile sormak istediği sorular.Bu soruların günümüz gençlerinin birçoğu tarafında da sorulduğu çok aşikar. Bu nedenle, Banksy'nin her geçen gün sayıca artmakta ve belli bir bilinç etrafında toplanmakta olan dünya gençliğinin sesi olduğu söylenebilir. İşte bu yetenekli insanın ellerinden çıkmış, birbirinden şahane 40 sokak sanatı eseri;
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından kullanılan Merkezi Sicil Kayıt Sistemi'nde (MERSİS), TC kimlik numarasından ev adresine ulaşılabilmesine neden olan bir güvenlik açığı ortaya çıkarıldı. Açık, kısmen de olsa onarıldı.Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı olan MERSİS'in (Merkezi Sicil Kayıt Sistemi) güvenlik ağında meydana gelen açık nedeniyle, TC kimlik numarası girilmesi halinde vatandaşların ev adresleri ve diğer kişisel bilgilerine erişim sağlanabiliyor. Sadece MERSİS'le kısıtlı kalmayan güvenlik açığı, diğer devlet sitelerinde de vatandaşların farklı bilgilerine erişim imkanı sunuyor.Kimlik bilgilerinin yanı sıra aile hekiminin adı ve kullanılan sağlık ocağı gibi bilgileri de açığa çıkaran güvenlik açığı, siber suçluların sayısız vatandaşın şahsi bilgilerine ulaşmasını sağlayabilir.'Güvenlik kodu işlev göstermedi'Al Jazeera'ye konu hakkında açıklamada bulunan Bilgi Güvenliği Danışmanı Batuhan Katırcı, MERSİS projesinin yetkililerine gerekli uyarıda bulunduklarını ve açığın kapatılmakta olduğunu belirtti.Katırcı, 'MERSİS'e kayıt yaptırırken, bazı bilgilerin pratik bir şekilde girilebilmesi için kayıt formuna basit bir sistem entegre edildiğini, hastaneler dahil olmak üzere birçok devlet kurumunu kapsayan bu sistemde açık oluşmasının iki önemli nedeni olduğunu' belirtti.Katırcı ilk nedenin 'ek güvenlik aşaması konulmadan TC kimlik numarasından doğrudan şahsi bilgilere erişim sağlanması' olduğunu ifade etti. İkinci neden ise güvenlik kodu gibi teknik eksikliklerden dolayı bu bilgilere açık kapı bırakılması.Güvenlik açığı kapatılıyorKatırcı, ortaya çıkan açığın önemli güvenlik hususları doğurduğuna dikkat çekti.Siber suçlular, basit bir algoritma aracılığıyla kullanımda olanlar dahil sayısız TC kimlik numarası üreterek güvenlik açığı sayesinde vatandaşların bilgilerine erişebilir. Bir sitede ev adresinize erişilirken, bir diğer sitede anne-babanızın kimlik bilgilerine veya aile hekiminizin adresine, adına ulaşılabilir.Katırcı, yapılan mühahalelerin ardından adres bilgilerine erişimin kesildiğini, TC kimlik no girilerek sadece ad ve soyad bilgisine erişilebildiğini söyledi. Ancak bu bilgilerle, diğer devlet sitelerindeki açıklardan yararlanmak ve ek bilgilere ulaşmak mümkün.İlk olarak sosyal medyada duyurulan MERSİS açığının bir daha yaşanmaması için güvenlik basamağında iki aşamalı tanımlama uygulanması tavsiye ediliyor.Al Jazeera Turk, Müfit Yılmaz Gökmen
Karşı karşıya gelen iki taraf. İkisi de birbirinden iddialı. Asla kolay kazanmak yok ve karşılaşmaları ne kadar uzun süreli olursa seyir zevki de bir o kadar artıyor.En iyisi bunlar diye bir iddiamız yok, elbet çok sayıda sahne daha mevcut ama bu sahnelerin keyifle izlendiği de ortada. Buyrunuz, keyifli seyirler.Esinlenme burası..
Gelecekte yeme içme alışkanlıklarımızın nasıl değişebileceğini bir çok bilim kurgu filminde görüyoruz. Peki gelecekte gerçekten bizi ne bekliyor? Filmlerdeki gibi tüm yeme içme alışkanlıklarımızı bir kenara bırakıp, küçük bir tabletle mi karnımızı doyuracağız? Yemek yemeyi seven bir ülke olarak bu seçeneğin hayatımıza girmesi pek istenen bişey olmasa gerek. Yeme içme sektöründe ki en son gelişme ise yemek basan 3D yazıcılar. Gelecekte bu teknolojiyle internette bulduğunuz tarifleri anında yapabileceksiniz ya da canınızın çektiği yemeği evde değilken 3d yazıcı ile hazırlayabileceksiniz. Gelecekte bunlar olacak ama şu an bu teknolojide neredeyiz? Ne tür makinalarla ne yapabiliyoruz? İşte size 7 adet yemek basan 3D yazıcı;
Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit dönemlerinde Osmanlı Devleti'ne saray görevlisi olarak hizmet etmiş olan Abdullah Biraderler (Viçen, Hovsep ve Kevork Abdullahyan) fotoğraflarıyla imparatorluk coğrafyasından birçok çehrenin ve eserin bir sonraki yüzyıla taşınmasını sağlayan saygıdeğer sanatçılarımız. Biliyorsunuz, kendileri Ermeni. Eserlerinin çok büyük bir kısmı maalesef devlet arşivlerimizde değil. Bunu bir kültür ayıbımız olarak aklımızda tutalım ve Amerikan Kongre Kütüphenesi'nden (Library of Congress) derlenmiş 19. yüzyıl İstanbulu karelerini seyre koyulalım.(Başlıklar, fotoğraflar üzerindeki Osmanlı Türkçesi açıklamaların Latinize edilmiş şekilleridir.)
İnsanların iletişim bilgileri her ne kadar artık dijital dünyaya geçmiş olsa da bu demek değil ki geleneksel kartvizitler artık işe yaramıyor. Konu hatırlanmak ve akılda kalmak olunca firmalar yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar ve ortaya bu yaratıcı 'kartvizitler' çıkıyor.
Kediler şüphesiz internet aleminde en fazla karşılaştığımız hayvanlar fakat bu galerideki kedilerin ortak özelliği hepsinin birer sanal alem fenomeni olması.İyi eğlenceler dileriz...
“Rock’n Roll’un Kralı” Elvis Presley’nin 18 yaşındaki ses kaydı ortaya çıktı. Sesinin kayıtta neye benzeyeceğini görmek isteyen ünlü müzisyen, 1953’te My Happiness ve That’s When Your Heartaches Begin parçaları için kayıt yaptı. Efsane müzisyenin yaptığı bu kayıt Presley’nin, 80’inci doğum gününde düzenlenecek olan bir müzayedede açık artırmaya sunulacak. Rock’n Roll tarihinin “kutsal kâsesi” olarak tanımlanan kayıt, açık artırmaya sunulacak 68 üründen sadece biri.BBC
Ağustos ayında işsizlik yüzde 10,1 olarak gerçekleşti. İşsizlik en son geçtiğimiz şubat ayında çift haneyi görmüştü. İşsiz sayısı 2.9 milyonu aştı. Gençlerde işsizlik yüzde 18,9 oldu.
Türkiye'de hala geçerli bir uygulamadır, annenin yaşı gelince oğluna, kızına eş adayı arayıp bulması. Her ne kadar çocuklar bundan yakınıyor olsa da hiçbir güç anneleri bu uygulamalarından vazgeçiremez.
Silikon Vadisi'nde çalışan, gecesi gündüzü teknoloji üretmek ve dünyaya sunmak olan üst düzey çalışanlar; çocuklarını teknoloji barındırmayan okullara göndermeyi tercih ediyor. Son teknoloji ile donatılmış laptoplar, iPadler ve dijital kitaplarla birebir eğitim veren havalı kurumlar yerine; eğitim materyallerinin eski usul tahta-tebeşir, kâğıt-kalem, örgü ve dikiş iplikleri, renkli boyalar, bazen de çamur olduğu ‘Waldorf’ okullarını tercih ediyorlar. Bu okullarda öğretmenler, eğitimi geleneksel tebeşir ve karatahta ile yapıyor; öğrenciler de kâğıt ve kalemle yazılanları not ediyor. Yani şu anki trendin tam zıttı.New York Times gazetesindeki bir araştırmaya göre, Ebay’in teknoloji sorumlusundan tutun da Google ile Apple’ın yöneticilerine kadar, Silikon Vadisinin önemli isimleri çocuklarını içinde bilgisayar bulunmayan okullara göndermeyi tercih ediyor.Waldorf aslında 100 yıllık bir eğitim sistemi. Çocukların sosyal, duygusal, zihinsel, ruhsal ve fiziksel açılardan çok yönlü olarak gelişebilmesini hedefliyor. Waldorf’ta anaokulu sınıflarında iPad bulunmuyor ve çocuklara teknoloji sunmak yerine bol bol masal anlatılıyor, oyun odaklı eğitimler veriliyor.Waldorf’ta çalışan yöneticiler teknolojiye karşı olmadıklarını, fakat her şey için uygun bir zamanın ve mekânın olması gerektiğini savunuyorlar. Veliler de bu felsefeye katılıyor. Örneğin; Google’da yönetici olarak çalışan Alan Eagle’ın konu ile ilgili düşünceleri şöyle:“iPad’de yüklü bir programın çocuklara daha iyi okuma veya aritmetik becerisi katacağı fikri çok komik.”Beşinci sınıfa giden kızının Google’ı nasıl kullanacağını bilmediğini, ondan biraz daha büyük olan oğlunun ise daha yeni yeni arama motorunu kullanmaya başladığını; ama bunun yerine örgü örmeyi öğrendiklerini, resimler yaptıklarını, kendi çoraplarını dikebildiklerini, makas ya da bıçak kullanmak gibi ufak el becerilerinin geliştiğini de ekliyor. Waldorf sistemine göre, bu önemsiz gibi görünen motor beceriler, bilişsel gelişimi destekleyerek ileride problem çözme ve matematik becerisi gibi daha soyut becerilerin temelini oluşturuyor. Örneğin; örgü dersleri matematiksel düşünce yapısını güçlendirebiliyor.Anne babalar 3 yaşındaki çocuklarının iPad ve mouse kullanma becerisiyle övünüyor olabilir. Ama Eagle’a göre Google ve diğer arama motorların uygulamaları, zaten zekâsı en düşük insanın bile rahatlıkla kullanabileceği kadar basit halde sunuluyor. Dolayısıyla çocukların büyüdüğünde ‘teknoloji kullanma becerilerinden eksik kalması’ gibi bir durum söz konusu bile değil. Bununla beraber asıl önemli olan çocuğun edebiyat, matematik, temel bilimler, el becerileri, görsel sanatlar ve performans sanatları gibi alanlarda gelişerek öğrenmeleri. Ve bu öğrenme sanallıkla elde edilebilecek bir deneyim değil.Waldorf sistemi, teknolojisiz eğitim metotlarıyla ömür boyu süren bir öğrenim isteği, yaratıcılık, kişiler arası daha güçlü iletişim ve eleştirel düşünce gibi becerilerin oluşturulmasını hedefliyor. Bu yaklaşımı savunan yöneticiler eğitim felsefelerinin başarısını öğrencilerinin sınavlarda aldığı standart üstü puanlarla ispatlıyor.Çocuğunuzu bilgisayarın karşısına oturtmayı ve mouse kullanma becerisiyle övünmeyi bir kenara bırakmak; bunun yerine onu dikiş dikmek, makas kullanmak, renkli hamurlardan figürler yaratmak gibi daha fazla zekâ kullanımı gerektiren etkinlikleri yapması konusunda desteklemek iyi bir fikir olabilir.Good.is - UpLifers
Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Cumartesi günü uyku moduna geçen Philae keşif aracının 67P kuyrukluyıldızı hakkında topladığı tüm verileri göndermeyi başardığını açıkladı.67P/Churyumov–Gerasimenko kuyrukluyıldızına inerek tarihi bir başarıya imza atan Philae keşif aracının, buzul gök cismi hakkında topladığı tüm verileri Almanya’nın Darmstadt kentindeki merkeze göndermeyi başardığı belirtildi.ESA adına açıklama yapan Rosetta görevinin başındaki isim Stephan Ulamec, Philae'nin 10 deney ve gözlem cihazıyla elde ettiği bilgileri aldıklarını belirtti. Oldukça zor şartlar altında Philae'nin çok iyi çalıştığını belirten Ulamec, keşif aracının başarısından gurur duyduklarını söyledi. ESA mühendisleri, Philae'nin gönderdiği veriler üzerinde analize başladı.Philae, 12 Kasım'da yaptığı tarihi iniş esnasında zıpkınlarının beklendiği gibi çalışmaması üzerine belirlenen noktaya değil, gölgede kalan bir alana iniş yapabilmişti. Eğik konumda yere inen Philae, güneş panellerini de iyi konumlayamadığı için bataryalarını dolduracak Güneş ışınından mahrum kalmıştı.Tüm olumsuzluklara rağmen 67P üzerinde birçok fotoğraf çeken ve gözlem yapan Philae, kalan son enerjisiyle bataryalarındaki enerji neredeyse tükeninceye kadar sondaj yaptı ve sonrasında uyku moduna geçti.'Yerdeki görev tamamlandı'ESA mühendisleri, Philae uykuya dalmadan önce keşif aracının pozisyonunu az da olsa düzeltmeyi başardı.Rosetta mühendislerinden Christopher Carr, Philae'nin dört santimetre daha yukarı konumlandığını ve güneş panellerini 35 derece hareket ettirdiğini belirtti. Carr, 'Tüm deney ve gözlem cihazları görevlerini yerine getirdi. Görev tam bir başarıydı' dedi.Carr, 'Philae görevinin büyük olasılıkla sona erdiğini ancak Rosetta'nın görevine devam ettiğini' belirterek, 'Philae'den ileride belki sinyal alabiliriz. Ama Rosetta bu güzel kuyrukluyıldızı Güneş'e olan yolculuğunda gözlemlemeye devam edecek' ifadesini kullandı.Independent'a açıklama yapan Carr, 67P Güneş'e yaklaştıkça Philae'nin buharlaşabileceğini belirtirken, en heyecan verici gözlemlerin Ağustos 2015'te yaşanacağını belirtti. Güneş'e en yakın noktasına gelecek olan (186 milyon kilometre) 67P, yüksek ısıdan buhar saçmaya başlayacak. Rosetta böylece kuyrukluyıldızın kimyasal yapısını analiz etmek için en iyi fırsatı yakalayacak.Kaynak: Al Jazeera
Danimarkalı arkeologlar Baltık Denizi'nde balık tutan ilk insanlara delil sunan en eski ayak izlerine ulaştı. Ayak izleri ilk insanların Kuzey Avrupa'daki günlük yaşamları hakkında yeni bulgular sundu.Bilim insanları Baltık Denizi'nin güneyinde yapılan araştırmalarda 3 bin yıl öncesine uzanan ayak izleri ve balık yakalamak için kullanılan bir düzenek ortaya çıkardı.Araştırmada yer alan arkeolog Terje Stafseth, bugüne kadar yapılan kazılarda eski insanlara ait çanak çömlek ve el araçları bulduklarını, ancak ayak izlerinin bir ilk olduğunu belirtti.Arkeologlar, Danimarka'nın Lolland Adası'nı Almanya ile birleştirecek sualtı tünelinin inşası öncesinde bölgedeki antik kalıntıları kurtarmak için zamanla yarışıyor. İnşa edilecek tünel, ayak izlerinin bulunduğu suları çekilmiş birçok fiyortla beraber muhtemelen binlerce yıldır gün yüzü görmeyen kalıntıları da ortadan kaldıracak.Livescience sitesine konuşan arkeolog Lars Ewald Jensen, kurumuş olan fiyortların tarihi eser aramak için çok ideal olduğunu, Taç Çağı'nda insanların günlük faaliyetlerini gerçekleştirmek için fiyortları sıkça kullandığını söyledi.Ağı kurtarmak için suya atladılarArkeologlar, Taş Çağı'nda yaşamış iki balıkçıya ait ayak izinin M.Ö 5000 ile 2000 yılları arasında oluştuğuna inanıyor. Söz konusu zamanda, Baltık Denizi'nin suları Arktik'te eriyen buzullar nedeniyle yükseliyordu ve insanlar fiyortları balık tutmak için kullanıyordu.Balıkçılar, ağaçlardan yonttukları kafes benzeri bir düzeneği sığ sularda balık yakalamak için kullanıyor ve gerektiğinde fiyortların kaygan yüzeyinde bu düzeneği kaydırıyorlardı. Ayak izlerinin de, yaklaşan bir fırtına öncesi av düzeneğini kaldırmak isterken geride kaldığı düşünülüyor.Arkeologlar, insanlara ait kalıntıların yanı sıra bir zamanlar suların kapladığı bölgede birçok hayvana ait kafatası ve kemik buldu. Hayvanların, 4 bin yıl öncesine uzanan dönemde bölgede yaşamış insanlar tarafından suya kurban edildiği tahmin ediliyor.Kaynak: Al Jazeera
Perşembe günü ortaya çıkan bir habere göre ABD'nin Adalet Bakanlığı, Cessna tipi hava araçlarına yerleştirdiği, baz istasyonu taklidi yapan cihazları kullanarak suçluları hedef alan ancak binlerce ABD vatandaşını da etkileyen bir yöntem ile cep telefonlarının bulundukları yerleri belirliyor.Wall Street Journal'ın isimsiz iki kaynak göstererek belirttiğine göre program, ABD Adalet Bakanlığının 'U.S. Marshals Service' bölümü tarafından yönetilmekte ve bilindiği kadarıyla en azından 2007'den beri aktif durumda. Habere göre hava araçları en az beş havalimanından havalandı ve ABD nüfusunun büyük çoğunluğunu kontrol edebilmekte.Cep telefonları, yakın baz istasyonlarından en güçlü sinyali hangisi sağlıyorsa ona bağlanmak üzerine programlanıyor. Hava aracındaki sahte baz istasyonu cihazları, telefonları kandırarak kendilerini en güçlü sinyal sahibiymiş gibi gösteriyor ve telefondan gelen sinyal ile telefonun kendine özel olan kayıt numarasını edinebiliyor. Amaç, uyuşturucu satmak gibi suçlara sahip kişiler ile bağlantısı olan cep telefonlarını takip etmek ancak bu işlem sırasında suçsuz olan pek çok kişi hakkında da veri toplanmakta. Sahte baz istasyonları, hangi telefonların suçlulara ait olduğunu ayırıyor ve geri kalan telefonları 'serbest bırakıyor.'Bu istasyonların yan etkisi ise, cep telefonu görüşmelerinin durup dururken kesilmesi. Söylenenlere göre, otoriteler meydana gelen hasarın en aza indirgenmesi için uğraşmaktalar ve acil numaralara bu sahte kuleler üzerinden de ulaşılabilmekte...CHIP