onedio
Fenerbahçe'den Fernandao ve Emenike Açıklaması
Fenerbahçe Kulübü, basında çıkan Fernandao ve Emenike transferleri ile ilgili konuların asılsız olduğunu, resmi internet sitesinden yayımladı.Fenerbahçe'nin resmi sitesinden yapılan açıklama şöyle;Son günlerde bazı yazılı ve görsel basında, futbolcumuz Emmanuel Emenike’nin menajeri ile bu hafta içinde görüşüleceği ve oyuncunun belirli ücretler karşılığında takımdan gönderileceğine dair bir takım yalan haberler yer almaktadır.Emmanuel Emenike ve menajeri ile kulübümüz arasında, haberlerin içeriğinde bahsedildiği gibi bir görüşme ve konuşma planlanmamıştır. Dolayısıyla bu tür haberler gerçeği yansıtmamaktadır.Bununla birlikte, bugünkü Habertürk Gazetesi’nde Ferudun Niğdelioğlu imzasıyla yayınlanan, “Fernandao’ya çağrı” başlıklı, Bursaspor’lu oyuncu Fernandao ile Genel Sekreterimiz ve Basın Sözcümüz Sayın Mahmut Uslu arasında gerçekleştiği iddia edilen diyalog da tümüyle yalandır.Kamuoyunun, bu tarz yalan haberlere itibar etmemesini rica ederiz.Maraton
Ahmet Ümit: 'Batı'daki Erdoğan ve AKP Algısı, Saddam Algısına Dönüşmüş'
AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için HDP ile dayanışmaya” başlıklı bir çağrı metnine imza veren yazarlardan Ahmet Ümit’le buluştuk ve hem çağrıyı, hem de bir polisiyeci olarak siyaset cephesindeki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini konuştuk.Türkiye’nin geleceğini belirlemesi açısından 7 Haziran seçimleri oldukça önemli. 21 Mart’ta işte bu önemin altını çizen “AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için HDP ile dayanışmaya” başlıklı bir çağrı metni yayınlandı. Sanatçı, yazar, aydın ve akademisyenlerin imzacı olduğu destek çağrısı yeni katılımlarla büyürken, çağrıcılar, neler yapılabileceğini tartışmak üzere dün Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde bir araya geldiler.HDP’ye destek çağrısına imza veren yazarlardan Ahmet Ümit’le buluştuk ve hem çağrıyı, hem de bir polisiyeci olarak siyaset cephesindeki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini konuştuk.Ümit’e göre, AKP oy kaybediyor ve bütün çaba oyların yüzde 40’ın altına düşmemesi için. Kürt meselesinde politika değişikliğine gidilmesinin nedeni de bu.AKP’nin tek başına iktidar kuramayacağını, dolayısıyla başkanlığın da hayal olduğunu söyleyen Ahmet Ümit, “Asıl meselemiz, bu olumsuzluğa yaratan yapıya karşı birlik oluşturma meselesi” diyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kürt sorunu yoktur’ sözleriyle başlayan AKP içindeki krizi siz nasıl okudunuz?Son bir haftadır görüntü olarak gün yüzüne çıkan şey, yani çözüm sürecine dair Cumhurbaşkanı’nın başka bir şey, hükümetin başka bir şey söylemesi, Cumhurbaşkanı’nın sürece itiraz etmesi, Hükümet Sözcüsü Arınç’ın Cumhurbaşkanı’nı eleştirmesi, sonra işe Melih Gökçek’in girmesi… Bütün bunlar Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmadan önce konuşulan AKP içindeki çatlağın su yüzüne çıkması, görünür hale gelmesiydi.Çatlak sizce ilk ne zaman başladı?Bence Gezi’de başlamıştı. Gezi’de Tayyip Erdoğan’ın şahsında, AKP için yaratılan algının dağılma süreci var. Gezi gerçekten büyük bir patlama, büyük bir haysiyeti savunma meselesiydi. Ardından 17-25 Aralık, zamanın Başbakanına uzanan, çok ciddi, üstü kapatılamayacak yolsuzlukları açığa çıkardı. Bu, AKP içinde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla beraber, partide bir rahatlama oldu aslında. Çünkü Davutoğlu ekibi, “Artık biz işbaşına geleceğiz” dediler. Fakat Cumhurbaşkanı sürekli, “Hayır, siz emir erlerisiniz, ben söyleyeceğim siz yapacaksınız” demeye devam ediyor.Davutoğlu ve ekibi, ‘Artık biz iş başına geleceğiz’e inandılar mı gerçekten? Çünkü Erdoğan ‘Farklı bir Cumhurbaşkanı’ olacağını seçimlerden önce zaten söylüyordu. Dolayısıyla Davutoğlu, ‘Ben söyleyeceğim, siz yapacaksınız’ın yaşanacağını biliyordu. Ne değişmiş olabilir?Şöyle bir durum var; Cumhurbaşkanı evet, bir takım talimatlar veriyor ama hiçbir sorumluluğu yok. Bütün sorumluluk hükümette... Örneğin Merkez Bankası ile girdiği kavga. “Faizleri düşüreceksin” diye müdahale ediyor, Merkez Bankası, “Faizi düşürürsek dolar yükselir başa çıkamayız” diyor, “Hayır, düşüreceksin” diye bastırıyor. Sonunda ikna oldu. Çünkü ekonomi patlıyor, başka çaresi yok. Dolayısıyla Davutoğlu ister istemez diyor ki, “Bütün sorumluluğu ben alıyorum, ben de söz sahibiyim.” Yani katlanılacak bir durum yok. Bir de ikbal meselesi var. Bazıları diyor ki “Cumhurbaşkanına yakın olalım, çünkü hala güç onda. O nedenle de hükümete, Arınç’a çakıyor. Böyle bir süreç yaşıyoruz.AKP’ye yakın yazar ve yorumcuların bir kısmına göre Arınç bu çıkışıyla, AKP’nin bir ‘dava’ ve ‘kadro hareketi’ olduğunu Erdoğan’a hatırlatmış oldu. Bir bölümü de, yine AKP’nin dava hareketi olduğundan hareketle, bu tür yarılma ve çatlakların AKP’yi etkilemeyeceğini söylüyor. Katılır mısınız?Katılmıyorum. Çünkü bu hareket, IŞİD gibi radikal İslami bir hareket değil. İslami referansları olmasına rağmen burjuva olmaya çalışan bir hareket. Bir zamanlar Erdoğan’a karşı olan, herhangi bir şekilde ne ideolojik, ne de inançsal bağı olmayacak insanlar bugün AKP ile beraber. Çıkar ilişkilerinin çok yoğun olduğunu görüyoruz. Patlamaya çok müsait bir dava. İş dağılmaya başladığında, yani oylar yüzde 40’ın altına düşmeye başladığında daha net göreceğiz. Bütün çaba buna yönelik. “Gemide hepimiz varız, ben batarsam siz de batarsınız” durumu da var. Çünkü 12 yıl boyunca yapılmış, yasaya aykırı çok iş var. Dolayısıyla yeni bir iktidar geldiğinde, kimin başına ne geleceği belli değil.AKP içindeki krizin kaynağı olarak çözüm süreci işaret edilmişti. Sonra buna başkanlık sistemi de eklendi. Başkanlığa ilişkin hem AKP’deki, hem de sistem değişikliğine karşı çıkan devlet içindeki başka aktörlerin itirazlarına dikkat çekiliyor. Sizce, başkanlık sistemi krizin neresinde duruyor?Erdoğan’ın başkanlık sistemi için temel argümanı şu; “Türkiye’yi kalkındıracağız. Bunun için de icracı bir yönetim olması lazım. Öyleydi böyleydi, bunlarla ben uğraşmam. Karar alırım ve yaparım. Bunun için istiyorum.” Şirket yönetimi dediği de o. Ama dünyada böyle bir yapı yok. Fransa’da, Amerika’da başkanlık sistemleri var ama bağımsız yargı, bağımsız parlamento gibi çok güçlü kurumlar var. Başkan her aşamada denetleniyor, böylece diktatörlük olması önleniyor. Erdoğan, “Yargı, yasama benim emrimde olacak, basın da sesini çıkarmayacak” diyor. Buradaki mesele niyet ne olursa olsun yöntem olarak diktatörlük. Niyetin de iyi olmadığını düşünüyorum, çünkü yolsuzluk gerçekten büyük bir mesele. IŞİD’le ilişkiler, Suriye meselesi çok büyük mesele. Roboski çözülmedi, Reyhanlı’daki patlamalar… Karanlık olaylar silsilesi var. Dolayısıyla başkanlık sistemiyle, bunlar da garanti altına alınmak isteniyor olabilir.O nedenle mi Türk tipi?Tabii. Türk tipi başkanlık diye bir şey yok ki. “Tarihimiz” göndermesi yapıyor ya Cumhurbaşkanı. Tarihimize baktığımız zaman ne var, padişahlar var. 1876’da Meşrutiyet ilan edilmiş, Meclis açılmış. Sonra Abdülhamit, Rus savaşını bahane ederek bunu ortadan kaldırmış ve 32 yıl boyunca tek başına yönetmiş. Başkanlık sistemi diye bunu kastediyorsa bilmiyorum. Ama Türk tipi başkanlık değil bunlar, padişahlık. Mustafa Kemal dönemine baktığımız zaman aynı şeyi yine görüyoruz. Güya partiler açılıyor fakat bütün partiler kapatılıyor. Eğer Türk tipi diye tek parti devletinden bahsediliyorsa bu.Deniyor ki, ‘Erdoğan tam da seçim üstü bu sözleri sarf ediyor, çünkü halkı başkanlık sistemine kazanmak istiyor.’ Bu strateji karşılık bulur mu?Zannetmiyorum. Artık başka bir mesele başladı; AKP oy kaybediyor. Kürt meselesinde politika değişikliğine gidilmesinin nedeni de bu. Çünkü barış meselesi AKP açısından çok büyük bir projeydi. 21 Mart günü Diyarbakır’da büyük Newroz kutlaması yapılırken, Davutoğlu İstanbul’daki kapalı salon toplantısında, “Kardeşler, seçim çalışmamızı başlatıyoruz, barış geliyor, bunu da biz sağlıyoruz” diyecekti. Tayyip Erdoğan buna engel oldu. Süreci patlattı.Zaten geçtiğimiz haftanın yanıtı en çok aranan sorularından biri de buydu. Yani, ‘Gerekirse baldıran zehiri içerim’ diyen Erdoğan, neden ‘Kürt sorunu yoktur, Dolmabahçe’ye de karşıyım’ dedi?Tayyip Erdoğan seçim kaybetmenin kendisi için yaşamsal olduğunu düşünüyor. Bunu bir ölüm kalım meselesi olarak görüyorlar. Kaybedecekleri o kadar çok şey var ki, o nedenle anketlere baktı ve AKP’nin eridiğini, oyların MHP’ye gittiğini gördü. Yani bir tarafta Kürt hareketi güçleniyor ve HDP barajı aşıyor, diğer tarafta MHP özellikle İç Anadolu’daki oylarını eritiyor. HDP yüzde 12’lerde olursa, MHP yüzde 19’lara ulaşırsa, AKP tek başına iktidar kuramıyor. Dolayısıyla başkanlık da hayal.MHP’nin yükselişi, çözüm sürecine destek azalıyor şeklinde okunabilir mi?Hiç sanmıyorum. Tam tersine, artıyor diye düşünüyorum. İnsanlar çatışma olmamasından, çocukların ölmemesinden çok hoşlanıyor. İnkar politikasının sokakta iflas etmeye başladığını görüyoruz. Ama çatışma yeniden kamplaşmayı yaratabilir. Ve dikkat edelim, hep bu kamplaşmadan oy almaya çalışıyorlar. Buna izin vermemek lazım.Süreç toplumsal desteğini yitirmiyorsa, AKP neden oyların MHP’ye gitmesini çözüm süreci üzerinden önlemeye çalışıyor?Ekonomideki gidişattan yolsuzluklara bir sürü alanda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. İktidarını kaybediyor. Dolayısıyla oy kaybını milliyetçilik üzerinden korumaya çalışıyor. Çünkü iki puan bile o kadar önemli ki. Sadece hükümet olma değil kafasındaki, var olma-yok olma meselesi olarak görüyor… İki ay önce Berlin, Frankfurt ve Paris’teydim. Batıdaki Tayyip Erdoğan ve AKP algısı, Saddam Hüseyin algısına dönüşmüş. Dünya liderliğinden, “Oyum bana yeter”e geldik. Değerli yalnızlık deniyor... “Evimde tek başıma otururum, komşularla konuşmam” diye bir dünya yok. Su alamazsın, ekmek alamazsın, çocukların dışlanır. Yaratılan algılar patır patır dökülüyor. Abdülkadir Selvi’nin “Büyü bozuluyor” dediği işte bu. Ki, bu adam en yandaş adamlardan biri. O cephede de bir çatışma var. İki farklı eğilim görüyoruz. Yeni Şafak başka bir tavır alıyor, Sabah gazetesi başka. Dindar kökenli kesimlerle, dindar kökenli olmayıp bu işten rant sağlayan kesimler arasındaki çatışma gibi gözüküyor bana.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Cumhurbaşkanımızın sözleri bizim için talimattır” dedi. Öte yandan, sürecin seçimlere kadar dondurulacağına ilişkin yorumlar da var. Sizce, çözüm süreci bu gelişmelerden nasıl etkilenir?Bence bu seçime kadar böyle gidecek. Benim büyük korkum, bir çatışma ortamı yaratılması ve HDP’nin yeniden marjinalliğe doğru itilmesi.Böyle bir strateji mi var?Bence var. Böylece AKP, kendi milliyetçi oylarına yeniden kavuşacak. Ne kadar gözü kara davranabilirler, onu bilmiyorum.İTTİHATÇI YÖNTEMLER BUGÜN DE KULLANILIYORÜlkenin edebiyat, kültür sanat iklimi cephesinde nasıl bir fotoğraf var? Gelişmeler bu alana nasıl yansıyor?Özellikle tiyatro, sinema alanında olumsuz örnekler söz konusu. Edebiyatta bunu çok görmüyoruz çünkü oturuyoruz, kitabımızı yazıyoruz. Ve böyle dönemlerde daha iyi romanlar üretilir! Direniş romanları, baktığımızda dünyada hep böyle olmuştur. Sorun bence sanatçının boyun eğmemesi, bağımsız olması. Bu dönem eğer sanatçının ahlakından söz edeceksek, bunun adı iktidardan bağımsız olmaktır. Sözünü korkmadan söylemesidir. Bu ülkede bir zulüm varsa, bu ülkede yanlış giden bir şey varsa bir sanatçı olarak bunun karşısında durmak hem gündelik hayatta, hem politik hayatta, hem de elbette yazdıklarımla karşısında olmak benim vicdani ve ahlaki sorumluluğum. Kimseye “bunu niye yapmıyorsunuz” deme hakkına sahip değilim ama kendi adıma bunu yapmazsam bir şeylerin eksik kalacağına inanıyorum.“Bir polisiyeci olarak iki ‘derin’den etkileniyorum. Bir tanesi ülkenin derin tarihi ve kültürü, diğeri de ülkenin derin devleti” diyorsunuz. Son romanınızın bahsettiğiniz ikinci “derin”e; İttihat ve Terakki üzerine olduğunu biliyoruz. Neden İttihat Terakki? Güncele de değdiği için mi?Evet, bugüne inanılmaz benziyor. İttihat ve Terakki bir özgürlük hareketi olarak doğup, giderek despotik bir yapıya dönüştü. Dolayısıyla bazı açılardan bugüne çok benziyor. AKP’liler diyorlar ki “biz ittihatçı değiliz!” Ama şu an bence tam da ittihatçı yöntemler kullanılıyor. Bir yandan İttihat ve Terakki’nin bütün bir tarihini vermek istiyorum ama başarabilirsem romanda şunu anlatmak istiyorum; bu ülkede her zaman devlet kutsal sayılıyor. Devlet kutsal sayıldığı için de, devlet için insan öldürmek, devlet için ölmek kutsal sayılıyor. Hayır, devlet kutsal değil, insan kutsal. Bundan kurtulmak lazım. Derin devletin kökü buralara kadar uzanıyor. Bu roman böyle bir hesaplaşma romanı.Okurlarla ne zaman buluşacak?Sonbaharda.ASIL MESELE BİRLİK OLUŞTURMA MESELESİİmzacılarından olduğunuz çağrı metninde, ‘Bu desteğin açıkça görülen kimi kararsızlıkların giderilmesine olumlu bir katkısı olacağını düşünüyoruz. Böylesi bir zemin, seçim sonrasında kurulacak, geliştirilecek ilişkiler açısından da önemlidir’ deniyor. Bu bağlamda Birleşik Haziran Hareketi’nin (BHH) kararını nasıl değerlendirdiniz?BHH pek çok siyasi partiden oluşuyor, genel eğilim de aslında bunu deklere etmemelerine rağmen HDP’yi destekleme yönünde. Ama o hareketin içindeki bazı gruplar HDP ile işbirliği içine girilmesini, destek verilmesini doğru bulmuyor. Bunu da anlayışla karşılamak lazım, Kendileri bilir, diyecek bir şey yok.Ülkemiz aydınlarının memleket meseleleriyle olan ilişkilerinde baskıların da kaynaklık ettiği bir mesafeden söz edilirdi. Sizce bu mesafe daralmaya başladı mı?Evet, itirazlar yükseliyor. Türkiye’de yaşanan otoriterleşme ve giderek yaşam hakkının gasbedilmesi ve bir yaşam tarzının dayatılıyor olması, özellikle de sanatçıysanız, bilim insanıysanız sıkıntı yaratıyor. Çünkü artık “Ben oyumu veririm ve kendi üretimimi yaparım arkadaş” durumu yok. Kendi üretimini de yapamaz duruma geliyorsun, artık herkes bunu hissediyor. Dolayısıyla insanlar seslerini duyurmaya başlıyor. Baskıya rağmen, daha etkin ve giderek daha cesur bir biçimde ve çok değişik kesimlerden karşı çıkılıyor.Bence burada asıl meselemiz, bu olumsuzluğu yaratan yapıya karşı birlik oluşturma meselesi. Ben o açıdan İç Güvenlik Yasası’na karşı parlamentoda HDP, CHP ve MHP’nin ortak bir tavır almasını çok değerli buldum. Dolayısıyla haklısınız, giderek daha cesur oluyoruz ama yeterli değil daha fazla cesaret lazım. Mesela HDP’ye desteğin altına çok daha fazla ismin imza atması lazım, keşke kendisini Kemalist diye tanımlayan insanlar da burada olabilselerdi. Çünkü bu hepimizin yararına...AKP-ORDU YAKINLAŞMASI ÇOK TEHLİKELİBir çatışma ortamı yaratılmasından kaygı duyduğunuzu söylediniz. Son dönemde AKP yanlısı medyada bu kaygınızı besleyen “seçim öncesi provokasyon olacak” yönünde haberler yapılıyor. Provokasyon söyleminin iktidar tarafından bu kadar dillendirilmesini siz nasıl okuyorsunuz?Bunlar olabilir ve beni korkutan o açıkçası. Geçtiğimiz hafta Adımlar Dergisi’nde bombanın patlaması da manidar. Saldırıyı yeni bir örgüt sahiplendi, kimdir bilmiyorum. Bu tür şeyler olabilir maalesef. Sorun buna meydan vermemek. Sadece Kürt hareketi değil, Türkiye’deki demokratik kamuoyunun buna meydan vermemesi gerek. Ne olur bilemem ama böyle bir süreç -AKP’nin tümüyle bu süreç içinde yer alacağını da açıkçası düşünmüyorum-, seçim öncesinde böyle bir karanlık dönem çok korkunç olabilir.Tam da burada, asker-AKP/Erdoğan ilişkisini soralım. Zira, Erdoğan’ın Harp Akademilerinde yaptığı konuşmada Balyoz ve Ergenekon davaları için “kandırıldık” demesi, ardından Genel Kurmay Başkanı’nın, Öcalan’ın Newroz mesajındaki “Eşme ruhu” vurgusuna yönelik sert açıklaması ve Dağlıca’daki çatışma gibi arka arkaya gelen gelişmeler dikkat çekici. AKP’nin askerle ittifak içine girdiği yorumlarına katılıyor musunuz?Evet, yıllardır “ordunun vesayetini kaldırdık, orduyu siyasetten uzaklaştırdık” diyen Sayın Cumhurbaşkanı, orduya yakınlaşma çabası içinde. Bu çok tehlikeli çünkü bu Türkiye demokrasisi açısından özlenen bir şey değil açıkçası. Kürt hareketinin şu noktada çok çok dikkat etmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü dediğim gibi, öyle bir ortam yaratılmak isteniyor.CHP ULUSALCI OYLARI KAYBETMEK İSTEMİYORSizce Demirtaş’ın gerek grup toplantısında, gerek daha sonra İstanbul Newrozu’ndaki vurgusu, ‘AKP-HDP işbirliği yapıyor’ propagandasını kırdı mı?Kırıldığını düşünüyorum. Bunu yine kullananlar olacaktır ama çok kullanamayacaklar. AKP içindeki çatışmanın da bir olumlu tarafı varsa, bence budur. AKP sürekli “İmralı ile Kandil arasında çatlak var” diyordu. Ama ortaya çıkıyor ki, orda çatlak yok, tek ses var. Hatta Demirtaş, “Heyetten de vazgeçiyoruz, yeter ki süreç bozulmasın” dedi. Bu çok değerli ve doğru bir hamle... Ne oldu? AKP tutarsızlığa düştü. Ben Demirtaş’ın şahsiyetine güveniyor ve inanıyorum. Ve işbirliği olabileceğine ihtimal vermiyorum, o yüzden de destek veriyorum zaten.Demirtaş vurgunuz öne çıkıyor. Neden Demirtaş?Çünkü şeffaf, gördüğüm, bildiğim bir insan. Abdullah Öcalan cezaevinde. Bir müzakere yürütüyor, ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Siyasi partilerin bilgilendirilmemesi çok yanlış. Şeffaf olması lazım. Bir yere kadar olabilir ama ondan sonra “Şu şu konuları görüştük, şöyle kararlar aldık” denmesi lazım. Dolmabahçe’de açıklanan 10 maddenin altına imzamı atarım. Türkiye’deki her demokrat insan da bunun altına imza atar. Adam ne özerklik diyor, ne bağımsız Kürdistan diyor, ne silahlı mücadele diyor. Demokratik Türkiye’den bahsediyor. Buna MHP’nin de imza atması gerekiyor, çünkü eşit vatandaşlık ve demokratik anayasa temelinde güçlü bir ülkemiz olacak.MHP’nin de imza atmasını beklediğiniz gerek 10 madde, gerekse genel olarak çözüm süreci karşısındaki CHP’nin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Bir sosyal demokrat parti olarak bu meseleye asıl sahip çıkması gereken onlardı. Fakat ne yazık ki, bir dönem CHP’de ulusalcıların etkin olması... Bugün CHP yönetiminin ulusalcı olduğunu zannetmiyorum ama ulusalcı oyları kaybetmeme gibi bir kaygıları olduğunu düşünüyorum. O yüzden çok net bir tavır içine giremiyorlar. Ben “beyaz Türk” diye bilinen pek çok CHP’li ile konuşuyorum, “HDP’ye oy vereceğiz” diyorlar. Diyeceksiniz ki, “Bunun halkta ne kadar karşılığı vardır?” Onu bilemiyorum ama yine de önemli bir veri olduğunu düşünüyorum. Burada etkili olan bir, PKK’nın silahlı mücadeleyi/çatışmayı bırakmış ve insanların ölmemiş olması; iki, Demirtaş’ta somutlanan HDP’nin Türkiye partisi olması, talepleri geniş çerçevede ele alması. HDP laik bir parti ve kadınlara en fazla kontenjan sağlayan parti. Kobani’ye baktığımızda Kürt kadın savaşçılarını görüyoruz. Bu seküler sistem savunmasında önemli bir simge. Bana göre de Kürt meselesinin çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesinden ayrı bir çözüm değil. Hem coğrafi olarak değil, hem bölgesel olarak değil. Kürt hareketine düşen, bütün kışkırtmalara rağmen asla bir çatışma ortamına girmemesi, hakikaten samimiyetle barış istediğini bir kere daha insanlara göstermesi, kafalardaki ön yargıları paramparça etmesi. Bu şekilde, HDP ilerde Türkiye’nin ana muhalefet partisi olabilir.BAĞCILAR’DAN ALINAN OY, KADIKÖY’DEN ALINACAK OYDAN DAHA DEĞERLİYapılan anketlerin birçoğuna göre HDP barajı aşıyor. HDP’yi yüzde 12 bandında gösterenler de oldu. Sizce bu bir algı operasyonu olabilir mi?Bence buradan çıkan asıl mesaj, HDP ve HDP’yi destekleyenlerin “barajı geçtik” diye bir düşünce içinde olmaması lazım. Her oy değerlidir, her oya ihtiyacımız var. Seçim sandıklarını korumak önemlidir. Seçim propagandaları doğru bir şekilde yürütülmelidir. Çünkü bizde şöyle bir şey var, kendi festivalimiz, kendi yarattığımız gürültü bizim gözümüzü boyayabilir. Buna aldanmamak lazım, o nedenle daha çok oy getirecek adımlar atılması lazım.O oy nasıl elde edilir? Türkiye partisi olma iddiasının altı sizce nasıl doldurulmalı?Birincisi, gerçekten Türkiye’nin sorunlarını içermesi. İkincisi, oy getirecek insanları bulmak lazım.Adaylar için mi söylüyorsunuz?Tabii, mesela Mir Dengir Fırat, Celal Doğan gibi. Başkalarını bilmiyorum ama bu insanlar ezber bozan insanlar. Bu insanlara gitmek lazım. Kim varsa onlarla konuşmak lazım. Geleneksel oy toplama yöntemlerini kullanmakta bir sakınca görmüyorum. Yapacağımız büyük mitingler önemli ama oy için miting yeterli değil. ÖDP’yi düşünün, “aşkın ve devrimin partisi, bakın özgürlük rüzgarı esiyor, herkes bayılıyor.” Ne oldu? Hayır, herkes bayılmıyor. Çok küçük bir kesim, yüzde 1’lik, yüzde 2’lik küçük bir kesim. Aldatmaca, yanılsama dediğimiz şey bence burada gizli. Evet, sosyalistler oy oranları düşük olmasına rağmen çok aktifler. Hayatın her alanında mobilize oluyorlar, doğru eylemler yapıyorlar, fedakarlar, bunu yapabiliyoruz ama buna aldanmamak lazım. Bu, kendi eylemimizde sarhoş olmak, kendimizi kandırmaktır. Bu da çok değerli, yani sosyalistlerin propaganda çalışması sırasındaki akıllıca eylemleri çok değerli. Ama asıl değerli olan yüzde 10 barajını aşmak ve halkın oylarını almak. Bunun için de Bağcılardan, Sultanbeyli’den alınan oy, Beşiktaş’tan veya Kadıköy’den alınan oydan daha değerli.Neden daha değerli?Çünkü buralardan oy zaten gelir. Yani CHP’nin bir kesiminden gelir. Bu kolay. Onlar kendiliğinden verir zaten. Konuştuğum, yıllardır CHP’ye oy veren arkadaşlarım oyunu iki sebepten HDP’ye vereceğini söylüyor. Bir, HDP’nin barajı aşması AKP’yi geriletecek; iki, CHP’ye de bir ders vermek istiyorum. Çünkü HDP güçlenirse CHP daha çok sola gider. Yani son derece mantıklı insanlar, görüyorlar. Ama bu insanların sayısı belli. O yüzden asıl yoksul insanlara gitmek gerek. Sadece AKP’ye veren Kürtlere değil, Türklere de.Serpil İLGÜN / Evrensel
Trabzonspor'a Sakat Oyunculardan İyi Haber
Sakat oyuncuları yüzünden özellikle forvet hattında büyük sıkıntı çeken Trabzonspor'a bu kez müjdeli haber geldi.Sezon başından bu yana sakat oyuncuları yüzünden özellikle forvet hattında büyük sıkıntı çeken Trabzonspor'a bu kez müjdeli haber geldi, uzun süredir takımdan ayrı olan Belkalem, Yatabare ve Yusuf, Torku Konyaspor maçında oynayabilecek duruma geldi.Sezona kaleci Onur Recep Kıvrak’ın şok sakatlığıyla başlayan, ardından bir çok futbolcusundan sakatlık nedeniyle uzun süreli olarak mahrum kalan Trabzonspor’da, teknik direktör Ersun Yanal bu kez kadro kurmakta güçlük çekmeyecek. Fenerbahçe maçında sağ uyluk kas tendon bileşkesindeki yırtık yüzünden 2 aydır takımdan ayrı olan Mustapha Yatabare, antrenmanlarda artık tam kapasite çalışmaya başladı.Yine Fenerbahçe maçında sol uyluk arka adalesinde yırtık oluşan Cezayirli savunmacı Essaid Belkalem tam olarak iyileşti. Bu iki oyuncunun da Torku Konyaspor maçında oynamasına engel bulunmadığı, Ersun Yanal’ın görev vermesi halinde forma giyebileceği belirtildi.YUSUF DA HAZIR Ayak kemiğindeki ezilme ve çatlak nedeniyle 2 aydır takımdan ayrı kalan Yusuf Erdoğan’ın da Torku Konya maçıyla birlikte takıma dönebileceği öğrenildi. Yusuf’un rahat oynayabilmesi için özel bir tabanlıkla çalışmalarını sürdürdüğü, gerekirse maçlarda da bu tabanlığı kullanacağı vurgulandı.Bu 3 önemli oyuncunun sakatlıklarını tamamen atlatarak takıma dönmesi Ersun Yanal’ı da rahatlattı. Yarım sezonluk sakatlık döneminin ardından çok formda şekilde takıma giren Deniz Yılmaz'ın da dahil olmasıyla özellikle Cardozo-Mehmet Ekici’nin omuzlarında olan skor yükünü bu oyuncuların da paylaşmasını uman Ersun Yanal’ın Torku Konya maçında yine Cardozo-Deniz Yılmaz ikilisine görev vermesi bekleniyor.ONUR SEVİNDİRDİ Trabzonspor'un UEFA Avrupa Varşova maçında çapraz bağlarından sakatlanan ve operasyon geçiren kaptan Onur Recep Kıvrak’ın da sahada topla çalışmalara başlaması takımdaki moralleri artırdı. Trabzonspor'da şu anda takımla çalışamayacak tek oyuncunun, tarak kemiğindeki kırık nedeniyle ameliyat olan ve sezonu kapatan Aytaç Kara olduğu, Onur dışındaki tüm oyuncuların da maça çıkmaya hazır durumda bulunduğu vurgulandı.Sampiy10
A'dan Z'ye Alex De Souza
Fenerbahçe'nin eski yıldızı Alex de Souza'nın futbolu bırakmasının ardından, sevenleri Brezilyalı yıldızı anlattı.Önder Özen, Volkan Ballı ve Samet Güzel gibi isimlerin Alex'i anlattığı A'dan Z'ye Alex De Souza adlı çalışma yıldız oyuncunun sevenleri tarafından büyük beğeni topladı.Eurosport
Beşiktaş'tan Transfer Açıklaması
Beşiktaş, basında yer alan Petr Cech, Beto, Van der Vaart, Serdar Taşçı haberleri hakkında açıklamada bulundu...İşte Beşiktaş'tan yapılan açııklama;Son iki gündür yazılı basın kuruluşları tarafından transfer gündemimizde: Petr Cech, Beto, Van der Vaart, Serdar Taşçı gibi isimlerin yer aldığı yazılmaktadır. Bu futbolcuların hiçbirisi kulübümüzün gündeminde değildir.Menajerler tarafından kurgulanan ve bazı basın kuruluşlarına servis edilen bu haberlerin gazetelerde çıktığını görmek bizleri derinden üzüyor.Tamamen kişilerin çıkarları doğrultusunda yapılan bu haberlere taraftarlarımızın itibar etmemesini rica ediyor, ligin son 9 haftasında tamamen maçlarımıza konsantre olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.Saygılarımızla,Beşiktaş JK Futbol ŞubesiAjansspor
Reklam
Almeida'nın Beşiktaş Pişmanlığı
Rusya'nın, Krasnodar takımında oynayan ve sezon sonu başka bir takıma gidecek olan Portekizli oyuncunun, Galatasaray Yönetimi'ne güvendiği için Beşiktaş ile yeni sözleşme imzalamadığı ortaya çıktı.Dünya Kupası'na gittiği için hem Beşiktaş'ın hem de Galatasaray'ın tekliflerini turnuva sonrasına bırakan, Almeida'nın, tam Galasaray ile sözleşme imzalamak üzereyken Prandelli tarafından veto edildiği bildirildi. Prandelli'nin menajerlerinin Pandev'i önermesi nedeniyle transferin son gününde boşta kalarak mecburen İtalya'nın Cesena takımına giden oradan ise Krasnodar'a geçen Almeida'nın, yakın çevresine 'Beşiktaş beni çağırsa koşa koşa giderim. Futbol hayatımdaki en büyük pişmanlığım İstanbul'dan ayrılmam olmuştur' diye konuştuğu ortaya çıktı.Skorer
Reklam
"Euroleague'de İddiamız Kalmadı Ama Fenerbahçe'yi Yenmek Güzel"
Galatasaray Liv Hospital Başantrenörü Ergin Ataman, çarpıcı açıklamalarda bulundu.Türkiye Basketbol Ligi takımlarından Galatasaray Liv Hospital Başantrenörü Ergin Ataman, 'THY Euroleague'de iddiamız kalmadı ama 6 kişiyle bile olsa Fenerbahçe Ülker'i yenmemiz bizi mutlu etti' dedi. Aynı zamanda A milli takımını da çalıştıran Ataman, Gaziantep'teki özel bir üniversitede düzenlenen söyleşide, gençlerin eğitimlerini sürdürürken aktif olarak spor branşları içerisinde profesyonel veya amatör anlamda yer almalarını istedi.Bu sayede gençlerin fiziken ve ruhen rahatlayacağını belirten Ataman, gençlerin sporun içerisinde aktif olarak yer almaları sağlandığında holiganlığa kaçan istenmeyen olayların da önüne geçilebileceğini kaydetti. Ataman, hakem hatalarıyla ilgili bir soru üzerine 'Hakemlerle ilgili benim hep şikayetlerim oluyor ama bana göre hakemler spor camiasında en şanssız kişilerdir. Maç sırasında başta kaybeden taraf olmak üzere mutlaka bir takımın yöneticileri hakemden şikayet eder' dedi. Sarı-kırmızılı kulüple A Milli tamını bir arada götürmenin zorluğuna değinen Ataman, şöyle devam etti:'İşin içerisinde milli takım olunca Türkiye'ye hizmet konu olunca tabiki görevi hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz ve bu işi büyük bir zevkle yapıyorum. Tabi ki bu iş yıllar boyunca böyle devam etmeyecek. Gün gelecek benden yetenekli arkadaşlara bu iş teslim edilecek. Şu an için her iki takımda da zevkle çalışıyorum.''THY Euroleague'de iddiamız kalmadı ama...'Ataman, THY Euroleague ile ilgili soruya şöyle yanıt verdi: 'THY Euroleague'de iddiamız kalmayışının nedeni, Royal Halı Gaziantep takımındaki gibi sponsorlarımızın olmayışı. 3 yıl boyunca çok ciddi destekleri olan Liv Hospital, kendi stratejileri doğrultusunda sezon başında bütçeyi 5'te 1 oranına indirdi. Galatasaray'ın içerisinde bulunduğu global ekonomik kriz de en başta basketbolu vurdu. Basketbola amatör sporlar deniyor ama Carlos Arroyo gibi bir oyuncunun kazandığı para 1 milyon 750 bin dolar. Demek ki bu sporun amatör sporla hiç bir ilgisi yok. Euroleague gibi bir ligin içerisinde de Arroyo gibi en az 2-3 oyuncuya ihtiyacınız oluyor. Dolayısıyla bütçeye ihtiyacınız var, biz de bu sene şanssız bir dönem geçirdik.'Ataman, 'En önemli oyuncumuz' diye nitelendirdiği Furkan Korkmaz'ın sezon başında sözleşmesini feshettiğini, sezon içerisinde de Arroyo'nun da içerisinde 3-4 oyuncunun daha ayrıldığını hatırlatarak 'Bu yüzden de THY Euroleague'de iddiamız kalmadı ama 6 kişiyle bile olsa Fenerbahçe Ülker'i yenmemiz bizi mutlu etti' dedi.Yabancı oyuncu sınırlamasındaki değişiklikDaha önce uygulanan 3+2 kuralının özellikle Avrupa'ya giden takımların kadro kurmasında dezavantaj olduğunu anlatan Ataman, zaman zaman Türk oyuncuları tembelliğe ittiğini savundu. 3+2 sisteminden çok fazla katkı görmediklerini alatan Ataman, 'Bu kural nedeniyle milli takım düzeyinde de çok katkı görmedik. Ama benim tercihim 3+2 sisteminden birden bire 5+0'a geçmek yerine kademeli bir geçişti. 3+2 yerine 4+1 getirilebilirdi. En azından 1 Türk orjinli bir oyuncunun mutlaka sahada olmasından yanayım ve halen bunu savunuyorum. Şimdi sahaya bakıyorsunuz, 10 tane yabancı adam. Bu da milli takımı geliştirme açısından sıkıntı olabilir. Ama 5+0 federasyonun 2 yıllık bir projesiydi, ilk yılı da geride kaldı. Sistemle ilgili yeni bir değerlendirme yapacaklardır diye düşünüyorum' diye konuştu.'Başka takım çalıştırmak ister misiniz?'Ataman, çocukluğundan bu yana Galatasaray taraftarı olduğunu belirtirken başka takımlarda görev almak isteyip istemediğiyle ilgili bir soru üzerine şunları kaydetti: 'Bazen fikirleriniz yönetimin fikirleriyle aynı olamayabiliyor. Ergin Ataman olarak bugün gelmiş olduğum seviyede hedefsiz bir takımda bulunmam mümkün değil. Ayrıca Galatasaray'ın sahibi veya başkanı değilim. Belki de yeni gelecek yönetim, 'Hocam sizin büyük vizyonunuzla bizim bakışımız farklı. O yüzden sizinle devam etmeyeceğiz' diyebilir. Bu da gayet doğal bir olay. Yaşanan gelişmeleri herkes biliyor, 1,5-2 ay önce Galatasaray'dan atılabilirdim de... O yüzden herşeyi zaman gösterecek.'Eurosport
Sahalarda Görmek İstediğimiz (Ya da İstemediğimiz) 9 Kusurlu Hareket (GIF)
Aslında başlıktaki karmaşanın sebebi bu tip saçmalıkları sahalarda görmek isteme ihtimalimiz pek olmamasına karşın FIFA ya da PES oynadığımız sırada görünce kahkahalara boğulmamıza sebep olabiliyor. O yüzden benim için ağır basan şıkkı başa aldım. Hep görelim böyle hareketler neşemiz yerine gelsin :)Çoğunlukla FIFA dan derlediğimiz bu garip hareketleri sizlerle paylaşmak istedik. İyi eğlenceler…Bizi izlemeye devam edin daha arşivde çok şey var ;)
Hajrovic Davasında G.Saray'a Müjde
FIFA, alacakları ödenmediği için Galatasaray'dan ayrılan Hajrovic'le ilgili kararını açıkladı.Galatasaray'dan olaylı şekilde Werder Bremen'e transfer olan Izet Hajrovic ile FIFA'da görülen dava karar aşamasına geldi.FIFA, Galatasaray'dan 4,7 milyon euro tazminat talebinde bulunan Izet Hajrovic'in talebini reddetti. FIFA uyuşmazlık çözüm komisyonu, Galatasaray'ın sadece 92 bin 500 euro tazminat ödemesine karar verdi.Şampiy10
Reklam
Sevinçten Tribünden Düşen Taraftara Futbolcudan Müdahale
Pazarspor - Göztepe karşılaşmasında Göztepeli futbolcu Emrah Metoğlu, gol sevinci sırasında yaralanan taraftara ilk müdahaleyi yaptı.  Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup'ta 29. hafta mücadelesinde Pazarspor ile Göztepe ile karşı karşıya geldi. Pazar İlçe Stadı'nda oynanan mücadelede futbol sahalarında ender rastlanan bir olay yaşandı. Karşılaşmanın 65. dakikasında Göztepe'de Emrah Metoğlu'nun attığı gol sonrasında sevinç yaşayan sarı-kırmızılı taraftarlardan bir kısmı tribün demirlerinin kırılmasıyla sahanın içine düştü. Sahaya düşen taraftarlara ise ilk müdahaleyi golü atan Emrah Metoğlu ve Mehmet Erdem Uğurlu yaptı.
Fenerbahçe'den Çifte Yalanlama
Sarı-lacivertli kulüp, bugün çıkan Emenike ve Fernandao haberlerini yalanladı.Fenerbahçe Kulübü bugün basında yer alan iki haber hakkında resmi internet sitesinden açıklama yaptı.Sarı-lacivertli kulüp, Emenike’nin takımdan gönderileceğini ve Fernandao’nun menajeriyle görüşüldüğü iddialarını yalanladı.Yapılan açıklama şöyle;“Son günlerde bazı yazılı ve görsel basında, futbolcumuz Emmanuel Emenike’nin menajeri ile bu hafta içinde görüşüleceği ve oyuncunun belirli ücretler karşılığında takımdan gönderileceğine dair bir takım yalan haberler yer almaktadır.Emmanuel Emenike ve menajeri ile kulübümüz arasında, haberlerin içeriğinde bahsedildiği gibi bir görüşme ve konuşma planlanmamıştır. Dolayısıyla bu tür haberler gerçeği yansıtmamaktadır.Bununla birlikte, bugünkü Habertürk Gazetesi’nde Ferudun Niğdelioğlu imzasıyla yayınlanan, “Fernandao’ya çağrı” başlıklı, Bursaspor’lu oyuncu Fernandao ile Genel Sekreterimiz ve Basın Sözcümüz Sayın Mahmut Uslu arasında gerçekleştiği iddia edilen diyalog da tümüyle yalandır.Kamuoyunun, bu tarz yalan haberlere itibar etmemesini rica ederiz.FENERBAHÇE SKAMK 
"Oynayamadığım 1,5 Ayın Parasını Almamayı Düşünüyorum"
Takıma faydalı olamamanın üzüntüsünü yaşayan Cenk Tosun, 1,5 aylık ücretini istemediğini söylediği ifade edildi.Topuğundaki kas yırtığı yüzünden yaklaşık 1,5 ay boyunca formasından uzak kalan Beşiktaşlı Cenk Tosun ’un, takımdaki yakın arkadaşlarıyla yaptığı sohbetlerde çarpıcı ifadeler kullandığı öğrenildi. Siyah-beyazlı oyuncunun, “O kadar üzgünüm ki oynayamadığım 1,5 ayın parasını almamayı bile düşünüyorum. Ancak bu davranışımın yönetim tarafından yanlış anlaşılmasından korkuyorum ” diye konuştuğu ortaya çıktı.Çocukluğundan beri koyu bir Beşiktaşlı olan, yıllarca siyah-beyazlı takımın Avrupa’daki kamplarına giderek Delgado, Ricardinho, İbrahim Üzülmez, Sergen Yalçın ve Tayfur Havutçu gibi isimlerle hatıra fotoğrafları bile çektiren Cenk Tosun’a bu zor günlerinde en büyük desteği ise babası Şenol Tosun verdi.Almanya’da yaşamasına rağmen oğlunu sakatlık günlerinde bir an olsun yalnız bırakmayan Şenol Tosun’un yanı sıra takım arkadaşlarının da Cenk’e büyük destek verdikleri aktarıldı.Siyah-beyazlı oyuncuların, “ Oynamadığın için aldığın paradan rahatsızlık duyman gayet normal. Ama yönetim böyle bir teklifi kabul etmez. Sen zaten geçen sezon Fenerbahçe yerine Beşiktaş’a gelerek, gerekli fedakarlığı yaptın. Kendini kulübe borçlu hissediyorsan, bundan sonra oynayacağın futbolla ve atacağın gollerle kendini gösterebilirsin ” yorumunu yaptıkları vurgulandı.Cenk Tosun, Beşiktaş formasını 21 resmi maçta giyerken, rakip fileleri 7 kez havalandırdı.Vatan
Reklam
Aston Villa Satılıyor
Aston Villa kulübü sahibi Randy Lerner, Amerikalı konsorsiyum ile kulübün satışı için görüşmelere başladı. 150 Milyon değer biçilen kulüpte 3 sene mukavele ile takımın başına getirilen Tim Sherwood'un geleceği şimdiden tartışılmaya başlandı.Amerikalı konsorsiyum 74 yaşındaki milyarder Henry Silverman ve LA Dodgers beyzbol kulübü sahibi Todd Boelhy'den oluşuyor.Bu ikili bir sene önce Tottenham kulübünü satın almak istemiş fakat kulübün başkanı Daniel Levy ile fiyatta anlaşamamışlardı.Aston Villa 'yı satın almak isteyen bu iki milyarder kulübü satın almak için şirketlerinin hesabından değil kendi servetlerinden karşılayacaklar.Tim Sherwood'un geleceği hakkında kulüpten bir açıklama yapılmadı. Takımın başına geçtikten sonra küme düşme tehlikesinden biraz olsun uzaklaşan Aston Villa kulübünün yeni sahiplerinin Sherwood için ne karar verecekleri soru işareti.Edip Adanır / Londra | Fanatik
Bayern Münih, Bir Oyuncu İçin 100 Milyon Euro Ödemeye Hazır
Bayern Münih Mali İşler Başkanı Jan-Christian Dreesen, gerekirse bir oyuncu için 100 milyon euro transfer ücreti ödeyebileceklerini söylediDreesen, Kicker spor dergisiyle yaptığı söyleşide Almanya'daki en yüksek transfer ücretini ödeyebileceklerini söylerken, 'Evet, 100 milyon transfer ödeme gücümüz var. Hiç bir zaman bu kadar ücret ödemeyiz demek istemiyorum, çünkü ileride kendi dediklerimi kendim düzeltmek istemiyorum' dedi.Almanya'da Bundesliga'da rekabet gücünün tehlikede olduğunu vurgulayan 47 yaşındaki başkan, 'Dünya şampiyonu olan yüksek futbol cazibesine sahip bu ülkenin, Avrupa'nın en ileri beş ülkesinden en kötü TV-havuz sistemi olan ülke olması normal değil. Böyle olursa, uluslararası rekabette söz sahibi olamayacağız' dedi.TONİ KROOS'UN ANLAŞMASINI UZATABİLİRDİKBayern Münih'in bu nedenle bir oyuncunun maaşını yükseltmek istemesine rağmen alamayacağına dikkati çeken Dreesen, 'Biz her şeye rağmen istediğimiz her futbolcuyu aldık. Pep Guardiola'nın tüm futbolcu transfer isteklerini yerine getirdik. Burada teknik direktörün takıma hangi futbolcunun uyacağı konusundaki bilgileri çok önemlidir' dedi.Dreesen, Toni Kroos'un Real Madrid'e satılması konusunda ise, 'Anlaşmayı uzatabilirdik, ama bir yerde sınırları koymak gerekirdi' dedi.Dreesen, Kroos'un satışı konusunda Pep Guardiola'ya danışarak karar verdiklerini söyledi.HT Spor
Reklam
Naz Aydemir Dünya Tarihine Geçecek
4-5 Nisan tarihlerinde Polonya'nın Szczecin kentinde düzenlenecek CEV Bayanlar Şampiyonlar Ligi Final Four'una geri sayım tüm hızıyla süre dursun Final Four'da mücadele edecek bir oyuncu var ki onun için bu Final Four bambaşka anlamlar ifade ediyor.VakıfBank’ın başarılı pasörü Naz Aydemir Akyol, bu yıl ki Final Four ile birlikte aynı zamanda bir rekora da imza atacak. Bu yıl ki Final Four ile birlikte CEV Şampiyonlar Ligi tarihinde Final Four’da hem en çok hem de en fazla forma giyen Türk oyuncu olacak ve bunu üst üste 7. kez başaran ilk ve tek oyuncu olacak.2008-09 sezonundan bu yana forma giydiği takımlarla Final Four’da yer almayı başaran Naz, bu yıl üst üste 7. kez Final Four’da takımıyla şampiyonluk savaşı verecek.25 yaşındaki başarılı oyuncu, 2008-09 sezonunda Eczacıbaşı Zentiva ile 4. oldu. 2009-10 sezonunda Fenerbahçe ile 2., 2010-11 sezonunda Fenerbahçe ile 3., 2011-12 sezonunda Fenerbahçe ile Avrupa Şampiyonluğu yaşadı. 2012-13 sezonunda VakıfBank ile Avrupa Şampiyonluğu yaşadıktan sonra 2012-13 sezonunda yine VakıfBank ile bu kez 2.lik sevinci yaşamayı başardı.Voleybolextra
"Cardozo'yu Satmayız"
Trabzonspor Kulübü Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüsü Yakup Aslan, gündeme dair önemli açıklamalar yaptı.Aslan yaptığı açıklamada, Yargıtayın, Trabzonspor Yönetim Kurulu'nun görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin genel kurul kararını iptal eden yerel mahkeme kararını onamasıyla ilgili hukuki sürecin sonuna kadar gideceklerini söyledi.Aslan, 'Koltuğa yapıştılar, gitmek istemiyorlar' şeklinde söylemlerin olduğuna işaret ederek, böyle bir tavırlarının olmadığını kaydetti.Gerekli itirazları yapacaklarını dile getiren Aslan, 'Gerekçesi de sezon bitmeden seçim kararı alırsak futbolcularımız, teknik heyetimiz, bütün personelimiz, ekibimiz demotive olacak. Dolayısıyla bu riski göze alamayız. Birileri istiyor diye hukuki haklarımızdan vazgeçecek değiliz' dedi.Aslan, genel kurulda, görev süresinin uzatılmasının kendilerinin seçiminden önce olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:'Şimdi bir seçim yapılsa 6 ay sonra tekrar olacak. Bu, Trabzonspor'a bir yarar sağlamaz. Görev süremiz uzatıldığında da bu faktör göze alınmış, 6 aylık süre 2,5 yıla çıkarılmıştı. 9 hafta kalmışken futbolcularımızı, teknik heyetimizi yüz üstü bırakmak, onları belirsizliğe sürüklemek kulübe haksızlıktır. Hukuki haklarımızı kulübün lehine kullanacağız. Hukuk nereye kadar izin verirse o tarihe kadar yönetim kurulu olarak devam edeceğiz. Bize 6-8 ay tahammül edemeyen insanlar, kulübün geleceğini yok sayarak hareket ediyorlar. Merak etmesinler zamanı geldi mi seçim olacak o seçimde biz gerek görürsek talip oluruz, değilsek olmayız. Gelecek olan kişiler her kimse yönetime devam eder. Kulüp kimsenin babasının malı değil.'TEKNİK DİREKTÖR YANAL'A DESTEKAslan, Gaziantepspor maçı sonrası yönetim içinden futbola yönelik eleştiriler sonrasında teknik heyet ile aralarında problem bulunduğuna dair yapılan yorumların doğru olmadığını belirtti.Ersun Yanal'la aralarında hiçbir sorun bulunmadığını ifade eden Aslan, 'Yönetim kurulu, başkan dahil hepsi hocanın arkasındadır. Her küçük söylentinin arkasındaki büyük olaylar aramak Trabzon'daki birtakım bize muhalif güçlerin Trabzonspor'u değil de kendini düşünen güçlerin oyunundan başka bir şey değil. Avrupa kupası hedefi yolunda çalışmalara devam ediyoruz' diye konuştu.Aslan, teknik direktör Yanal'ın yurt dışında oyuncu izlediğini anlatarak, 'Transferde geç kaldığınız zaman istediğiniz futbolcuyu alamazsınız. Biz göreve devam etsek de etmesek de kulüp devam ediyor. Nasıl biz Sadri Bey'in bıraktığı futbolcuları değerlendirdik, bir kısmını sattık. Bizden sonrakiler de gerekli değerlendirmeleri yapacaklardır' ifadesini kullandı.'CARDOZO'YU SATMAYIZ'Aslan, Trabzonspor'da ilk sezonunda 15 gole ulaşan Cardozo'yu satmak gibi bir düşüncelerinin olmadığını söyledi.Paraguaylı futbolcu konusunda net bir teklif gelmediğini belirten Aslan, şöyle devam etti:'Söylenti tarzı teklifler var. Bizim hedefimiz para temin etmek için elimizdeki değerleri satmak değil. Mehmet Ekici, Waris için de aynı şeyleri söylediler. Gerçekten çok ultra bir fiyat olur da kulübün büyük menfaati varsa her futbolcu satılabilir. Şu anda öyle bir düşüncemiz yok, değişik nedenlerden dolayı şampiyonluk iddiamızı kaybetmiş gözüküyoruz. Gelecek sezon şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olmak için bırakın satmayı, üstüne oyuncu katmayı düşünüyoruz. Şu aşamada Cardozo'nun satılması gibi bir durum söz konusu değil.'Bu sezon çok sayıda sakatlık yaşadıklarını ve bunun olumsuzluklarını yaşadıklarını vurgulayan Aslan, 'Sadece sakatlanan futbolcuları göz önünde bulundurduğunuz zaman neler olduğunu anlarsınız. Aytaç'ın ayağı kırıldı, faul bile verilmedi. Deniz, ilk maçta ayağından sakatlandı. Yeni yeni oynamaya başladı, performansını herkes görüyor. İnşallah milli takımın ana oyuncularından olacak. Yusuf da rakibin darbesine bağlı sakatlandı. Waris, Belkalem ile 7-8 oyuncumuz sahada sakatlandı. Onur'un da sakatlığını hesaba kattığınız zaman çok daha iyi yerlerde olabilirdik' ifadelerini kullandı.Eurosport
"Real Madrid'den Teklif Gelirse Kabul Ederim"
Real Madrid'in altyapısında görev yapan Fransız efsane isim Carlo Ancelotti'nin yerine göz dikti.Zinedine Zidane ilk kez Real Madrid Başkanı Florentino Perez 'den teklif alması durumunda takımın başına geçebileceğini açıkladı.42 yaşındaki teknik adam, şu an Real Madrid'in altyapı takımını çalışıtırıyor ve hakkında ayrılık söylentileri çıkan Cralo Ancelotti yerine bir numaralı aday konumunda.Canal+ 'ya konuşan Fransız isim, 'Eğer Real Madrid teknik direktörülüğü teklif edilirse kesinlikle kabul ederim. Ama şu an takımın başında çok başarılı bir teknik adam var. Ben de henüz öğrenme dönemindeyim. Teknik direktör olmaya hazır mıyım? Buna hiç bir zaman tam olarak hazır olamazsınız. Futbolculuk kariyerimde de neler olacağını hiç bilemezdim, teknik adamlık da aynı şekilde.' dedi.Ancelotti'den övcü ile bahseden Zidane, 'Ancelotti'den çok fazla şey öğrendim. Onun hakkında ne düşündüğümü çok iyi biliyor. Bence insanlar ne derse desin o Real Madrid için çok uygun bir çalıştırıcı.' ifadelerini kullandı.Mourinho ile de birlikte çalışma fırsatı yakalayan Fransız isim, Ancelotti ile Portekizli çalıştırıcının birbirlerinden farklı olduğunu 'Mourinho asla pes etmeyen biri. Sert ama adil biri. Oyuncuları için her şeyi yapmaya hazır. Ancelotti ise daha farklı. O oyuncuların 'havalı babası'. Çok daha sabırlı. Ama ne zaman sert olunması gerektiğini de biliyor. Bir takımı yönetmek çok zor. Soyunma odalarında neler olabileceğini çok iyi biliyorum. Bazen sert olmalı bazen oyuncularınızı yalnız bırakmalısınız ve bunu dengeli bir şekilde yapmalısınız.' şeklinde açıkladı.Goal
Tarihimizden Enterasan 25 Sigara Paketi
Igor Sergeev isimli bir rus vatandaşın,1977 yılından itibaren biriktirdiği 46308 paket sigaralık koleksiyonundan Türkiye sigaralarının derlendiği bu liste çok ilginizi çekecek.
Reklam