Kıvanç Tatlıtuğ'dan Ahmet Kaya Sürprizi
Başarılı oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ'un organize ettiği sürpriz partiye Wesley Sneijder-Yolanthe Cabau, Kıvanç Kasabalı-Sedef Avcı ve Tanem Sivar gibi birçok ünlü katıldı. SEVGİLİSİ İÇİN AHMET KAYA ŞARKILARI SÖYLEDİ Hürriyet'te yer alan habere göre, Tatlıtuğ'un ikinci sürprizi ise gecenin ilerleyen saatlerinde geldi. Ünlü oyuncu hayranı olduğu Ahmet Kaya'nın sevilen şarkılarını Başak Dizer için seslendirdi.'HER ŞEY GÜZELDİ' Kıvanç Tatlıtuğ'dan sevgilisi Başak Dizer'e sürpriz parti 01.30 sıralarında mekandan çıkan Tatlıtuğ ve Dizer çifti ise, özel hayatlarına ilişkin soruları yanıtlamaktan kaçındı, 'Her şey güzeldi, ilginiz için teşekkürler' deyip mekandan uzaklaştı.vatan
Evsiz Adamın Gününü Gün Etmek
Ünlü Rus youtuber Vitaly, internette yaptığı şaka videolarından kazandığı paranın bir kısmı ile sokakta ki bir evsize yardım ediyor. Yayınlanması ne kadar doğru tartışılsada adamın yüzündeki mutluluk ve minnet duygusu izlmeye değer.
İbrahimovic, Kardeşini Son Yolculuğuna Uğurladı
Dünyaca ünlü yıldız Zlatan Ibrahimovic, kardeşini kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. Yıldız golcü, kardeşinin cenaze namazına katıldı ve bir hayli üzgün olduğu görüldü.Paris Saint-Germain'de forma giyen Bosna Hersek asıllı İsveç'li yıldız futbolcu Zlatan Ibrahimovic, erkek kardeşini kaybetti. Paris'ten ayrılarak ailesinin yaşadığı İsveç'e giden Ibrahimovic, burada kardeşinin cenazesine katıldı.Zlatan Ibrahimoviç'in babası Şefik İbrahimoviç 1977 yılında Bosna-Hersek'ten İsveç'e göç etmiş ve Hırvat Jurka Graviç ile tanışıp evlenmişti. (Futbol Arena)
Acun, Adriana Lima İçin Hazırlıklara Başladı
Ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı, Adriana Lima projesi için çalışmalara başladı. Geçen hafta bir markasının reklam çekimleri için İstanbul'a gelen Adriana Lima, daha önceden de yakın bir dostluk kurduğu Acun Ilıcalı'yla buluşup, satın aldığı tv8'de program yapma teklifine 'Evet' demişti. Fark yaratan programlar ve diziler yapmak için çok geniş bir bütçe ayıran Ilıcalı, Lima için hazırlıklarını şimdiden yapmaya başladı. LİMA'NIN ÖZEL ASİSTAN VE ŞOFÖRÜ OLACAK Türkiye'de yaptığı açıklamalarda hep Türkçe öğrenmek istediğini vurgulayan Lima için özel bir eğitmen aranmaya şimdiden başlandı. Lima'nın yanına sürekli kendisiyle beraber olacak tercüman niteliğinde bir asistan, ve her daim ona eşlik edecek özel bir şöförle tahsis araç olacak. Başarılı model, Türkiye'de bulunduğu zaman dilimi içerisinde Acun Ilıcalı'nın kendisi için hazırladığı gezme programıyla tarihi yerleri de keşfedecek.medyaradar
Belediyelerden Ronaldo Sansürü
Ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo'nun kendi adını taşıyan iç giyim ürünlerinin reklamına Türkiye'de belediyelerden izin çıkmadı Real Madrid’in dünyaca ünlü yıldızı Cristiano Ronaldo ’nun iç giyim ürünlerinin dünya üretimini ve yurtiçi satışını gerçekleştiren Selga Tekstil, ilginç bir sansürle karşı karşıya kaldı. Ronaldo’nun kendi adını taşıyan iç çamaşırlı reklamlarına 'müstehcen' gerekçesiyle Türkiye’de birçok belediye tarafından izin verilmedi. Hürriyet'ten Ceyhun Kuburlu 'nun haberine göre, Ronaldo’nun iç giyim ürünlerinin dünya üretimini ve yurtiçi satışını gerçekleştiren Selga Tekstil, billboard ve reklam panolarını kullanmak isteyince birçok belediye “Fotoğraflar müstehcen” diye onay vermedi. Ronaldo'nun lisansı bizde Cristiano Ronaldo’nun, Türkiye distribütörlüğünü üstlenen Selga Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aykut Uğurlu, “Ronaldo’nun iç giyim fotoğraflarını Türkiye’de kullanmak için lisansa sahibiz. Birçok reklamda da kullanabiliyoruz. Billboard ve reklam panolarında da yer almak istedik. Türkiye’deki bazı belediyeler buna izin vermiyor. Reklamı çok açık bulduklarını belirtiyorlar. Ancak, Türkiye’de de milyonlarca hayranı bulunan Ronaldo’nun iç giyim ürünlerine ilgi çok fazla” dedi. T24
Dünyaca Ünlü Keman Virtüözü İstanbul'a Geliyor!
Dünyanın en önemli müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 29 Nisan 2014 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde vereceği konser için tekrar Türkiye’ye geliyor. Her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaşarak konser biletleri aylar öncesinden tükenen, “Schindler'in Listesi” filminden de tanınan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul’da müthiş bir konsere imza atan Itzhak Perlman’ın konser biletleri, Biletix.com üzerinden satılıyor. 20 milyon dolarlık Soil Stradivarius geri geliyor! Geçtiğimiz aylarda da Yapı Kredi sponsorluğunda İstanbul’da konser veren Perlman, bu yıl yine geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman konsere, geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yılı yapım tarihli, 300 yıllık Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman’ın kullandığı enstrümanın değerinin 20 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. 5 ayrı dalda Grammy sahibi... En İyi Oda Müziği ve En İyi Enstrümantal Solist Performansı gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü’ne sahip olan Perlman’ın, Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew Üniversitelerindefahri ve onursal doktoraları bulunuyor. Schindler’in Listesi filminden de tanınan Perlman, 1945 yılında Birleşik Krallık Filistin Mandası altında bulunan Tel Aviv’de doğdu. Çocukluk yıllarında radyodan dinlediği klasik müziklerle kemana olan ilgisi başladı. İlk eğitimini Shulamit Konservatuarı’ndaveTel-Aviv MüzikAkademisi’ndeRivka Goldgart’tan aldı. Sonrasında Juilliard Okulu’nda büyük keman eğitmeni Ivan Galamian ve onun asistanı Deraothy DeLay ile çalışmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Perlman dört yaşında çocuk felci geçirmiştir.Zaman içinde iyileşerek koltuk değnekleri ileyürümeyi öğrenen Pearlman, hızlı hareket edebilmek ve otururken keman çalmak için elektrikli amigo scooter kullanıyor. 20- ve 21. yüzyılın en üstün kemancılarından biri olarak görülen Perlman, halen eşiyle birlikte New York’ta yaşıyor. 2009 yılındaki Barack Obama’nın göreve başlama merasiminde, John Williams’ın Air and Simple Gifts adlı eserinde Yo-Yo Ma (çello), Gabriela Montero (piyano) ve Anthony McGill (klarnet) ile birlikte sahne aldı. Son yıllarda, orkestra yönetmeye başlayan Perlman, Detroit Senfoni Orkestrası’nın başmisafir orkestra şefliği görevini de yürütüyor. 2002-2004 yılları arasında Saint Louis Senfoni Orkestrası’nda müzik danışmanı olarak hizmet verdikten sonra, Kasım 2007’de Westchester Senfoni Orkestrası Perlman’ın sanat yönetmenliğine ve baş orkestra şefliğine atandığını duyurdu. Bu çerçevede 11 Ekim 2008 tarihinde, Beethoven’ın 5.Piyano Konçertosu’nun çalındığı, Leon Fleisher’ın da yer aldığı Beethoven programında ilk konserini verdi. Leventritt Yarışması – Galibiyet En İyi Oda Müziği Performansı En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra ile) En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra olmadan) En İyi Klasik AlbümEn İyi Tasarlanmış Albüm, Klasik Newsweek Magazine, Perlman’ı baş makalede yayınladı A.B.D Başkanı Ronald Reagan tarafından “özgürlük madalyası” (Medal of Liberty) ile ödüllendirildi. A.B.D Başkanı Bill Clinton tarafından “sanatlar ulusal madalyası” (National Medal of Arts) ile ödüllendirildi Kennedy Merkezi Ödülleri (2003) Fahri / Onursal derecelerde Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva and Hebrew üniversiteleri tarafından ödüllendirildi. milliyet
Reklam
Johnny Depp Cinayet Davasında Tanık Oldu!
Ünlü oyuncu Johnny Depp bir cinayet davasında zanlının akli dengesinin yerinde olmadığına dair tanıklık yapmak üzere mahkemeye çağrıldı. Katil zanlısı Nancy Lekon 2009 yılında 25 yaşında bir kadını Cadillac marka bir limuzinle ezerek öldürmüş ve polise, “Olay yerine erkek arkadaşı Johnny Depp ile buluşmak için geldiğini” söylemişti. Medyatava---
Reklam
Dolar mı? Altın mı? Euro mu? Hangi Yatırım Daha Karlı?
Dolar mı, altın mı, euro mu sorusu son birkaç senenin en popüler yatırım sorularından birisi. Dolar gibi dünyanın en güçlü para birimine mi, yoksa 12 yıllık boğa piyasası saltanatı süren ve yatırımcılarına sürekli kazandırmış olan altına mı yatırım yapmak gerekiyor? Avrupa Birliği para birimi olan Euro ise ekonomik krizlerden daha ne kadar etkilenir?Genel olarak hemen hepimizin paraya olan ihtiyacı artış gösterdi. Bunun nedeni ise gelişen teknoloji, yükselen yaşam standartları ve bunun dışında kişisel ihtiyaçlarımız gösterilmektedir. Gelecekte daha iyi bir yaşama sahip olmak, çocuklarımıza daha iyi bir eğitim olanağı sunmak, emeklilikte rahat bir yaşam sürmek, kendi işimize, evimize sahip olmak gibi milyonlarca ihtiyacımız var.Paraya olan ihtiyacımıza ek olarak günümüzde parayı daha bilinçli bir şekilde yönettiğimizi de söylemek gerekir. Birikim yapma konusunda herkes çok daha sağlam adımlar atıyor ve geleceğe yönelik yatırım yapıyor. Bu yatırım da çok farklı şekillerde yapılmaktadır. Kimisi gayrimenkul yatırımı yapıyor, kimisi eski yöntemle bankalarda bekletiyor. Kuyumcudan altın alarak yastık altı denilen şekilde paranın değerlendirilmesi ise günümüzde pek tercih edilmiyor ve bankalarda oluşturulan altın hesapları kullanılıyor.Günümüzde yatırım yapma konusunda da daha bilinçli olduğumuzu belirtmek gerekir. Finans piyasalarına duyulan güven artmış durumda ve başarılı yatırımcı sayısında artış gözlenmektedir. Finans piyasalarının eskiye göre daha iyi bir şekilde denetlenmesi, işlem özelliklerinin günümüz teknolojisi ve şartları ile uyumlu hale getirilmesi gibi nedenlerden dolayı yatırımcıların finans piyasalarına olan güveni artmış durumda. Forex ve borsa piyasası günümüzün en yüksek işlem hacmine sahip finans piyasalarıdır ve borsa nasıl oynanır 1 sitesi olarak bu iki finans piyasası hakkında yeni yatırımcılara bilgiler vermeye devam ediyoruz.Altın Yatırımı Karlı mı? Altın 12 yıllık geçmişi boyunca yatırımcılarına sürekli kazanç sunmuştur. Merkez bankalarının elinde her daim rezerv olarak bulunduğu için de güvenli liman olarak değerlendirilmektedir. Dövizlere güvenin azaldığı zamanlarda ilk olarak tercih edilen emtiadır. Bilindiği gibi altın 2013 yılında göstermiş olduğu performans nedeniyle artık güvenli liman olarak görülmüyor ve yatırımcılarına büyük kayıplar yaşattı. 12 yıl boyunca düzenli bir artış gösteren altın 1,800 dolar seviyelerinden 1,180 dolar seviyelerine kadar sert düşüşler gösterdi ve ayı piyasası hakimiyetine girdi. Durum böyle olunca birçok uzman ve ünlü yatırımcı altından uzak durulması gerektiği hakkında uyarılarda bulundu. Altın yatırımları ile ünlü olan Paul Johnson yaşamış olduğu büyük kayıpla gündeme damgasını vuran isim oldu. Dolar Yatırımı Karlı mı? Amerikan doları ise FED’in yapmış olduğu varlık alımlarının sonlandırılacağı haberi ile değer kazandı. USD/TL paritesinin değeri 2 seviyesinin üzerine çıktı ve merkez bankasından müdahale geldi. Doların göstermiş olduğu iyi performans altının değer kaybetmesine neden oldu. Bilindiği gibi dolar ve altın fiyatları arasında ters bir ilişki bulunmaktadır. FED’in yaratmış olduğu spekülasyon nedeniyle altın büyük bir değer kaybı gösterirken, dolar yukarı yönlü hareket etmeye başladı. Durum böyle olduğu için de yatırımcılar, yatırımı dolara mı yapmalı sorularını uzmanlara yöneltmeye başladılar. Altın ve dolar arasındaki ilişki forex piyasasının çift yönlü işlem özelliği ile birleştiği zaman kazançlı yatırımlar yapılabilmektedir. Altın bilindiği gibi Amerikan doları üzerinden işlem görmektedir ve çift yönlü işlem özelliği sayesinde de hem değer kazanan hem de değer kaybeden yatırım aracından kazanç elde edilebilmektedir. Bu durumda; altın değer kaybederken Amerikan doları satın alınıp altın elde çıkarıldığında kazanç elde edilecektir. Aynı şekilde altın değer kazanırken de dolar satılıp altın alımı yapıldığı zaman yatırımdan kar elde edilmiş olur. Euro Yatırımı Karlı mı? Euro Bölgesi’ne bakıldığı zaman 2013 yılının, geçen yıllarda olduğu gibi politik olaylar, ekonomik krizler, spekülasyonlar, enflasyon, artan işsizlik, yüksek faiz oranları gibi olayların yoğun yaşandığı bir yıl olduğu görülmektedir. Almanya ve Fransa’nın birbirine ters düşen görüşleri, Yunanistan’da ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde görülen krizler Euro’yu olumsuz etkiledi. G20 toplantılarına damgası vuran isimlerin başında Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi vardı. Euro Bölgesi’nin ve Euro para biriminin geleceği hakkında yapmış olduğu yorumlar tüm dünyada dolandı. 2012 yılında piyasaların kahini olarak bilinen Nouriel Roubini tarafından yapılan Euro’nun iflas edeceği yorumu büyük ses getirmişti. Yatırımcılar Euro’dan uzak dururken, 2013 yılında euroya yatırım yapma konusunda tereddütlüydü. Euro açıklanacak olan makro ekonomik veriler öncesinde genel seyrinden aşağı da bir seyir izledi ama genel anlamda olumlu gelen veriler sonrasında yönünü yukarı çevirmeyi başardı. Hangi Finans Piyasası Daha Karlı? Forex piyasası günümüzün en kazançlı finans piyasası olarak görülmektedir. Tüm dünya üzerinden yönetilen küresel bir finans piyasası olması, her fiyat hareketinden yararlanmayı sağlayan işlem özellikleri, risklerin sınırlandırılabilme özelliği ve internet üzerinden haftanın 5 günü 24 saat boyunca işlem yapabilme özelliği sayesinde en güvenli ve kazançlı yatırımlar forex piyasasında yapılmaktadır. Hangi yatırım daha karlı sorusunun en doğru cevabı olarak işlem yapılan piyasaya ve yatırımcının deneyimine göre değişkenlik gösterdiğini söylemek gerekir. Borsada hisse senetleri kazandırırken, forex piyasasında işlem özellikleri nedeniyle deneyimli yatırımcının kazandığı ortadadır. Bu nedenle bu finans piyasalarında işlem yapacak olan yeni yatırımcıların parasını piyasaya yatırmadan önce iyi bir deneyim kazanması gerekmektedir. Demo hesap olanaklarından faydalanılarak bu deneyimi risk almadan kısa sürede kazanabilirsiniz. Finans piyasalarında ve özellikle forex piyasasında EUR/USD paritesi şeklinde işlem gören euro ve dolar yine en çok işlem hacmine sahip yatırım aracı oldu. Dövizler ve emtialar dışında ise 2013 yılının kazandıran yatırım araçları hisse senetleri oldu. Dövizlerde ve emtialarda görülen düzensiz fiyat hareketleri sonrasında yatırımcılar hisse senedi alım satımı yapmaya yönlediler. Özellikle ABD ve Avrupa hisse senetlerinin göstermiş olduğu iyi performans sayesinde yatırımcılar hisse senetlerinden güvenli kazanç elde etti. Dolar, altın ve euro yatırımı finans piyasalarının en yüksek işlem hacmine sahip yatırımlarıdır. İşlem hacimlerinin yüksek olması kısa vadede yüksek kazançlar elde edebileceğiniz anlamına gelmektedir. Ama bunun için iyi bir deneyime sahip olmanız ve anlık meydana gelen fiyat dalgalanmalarından nasıl faydalanacağınızı bilmeniz gerekmektedir. KAYNAK
Reklam
Reklam
20 Günde 8 Kilo; Tarkan Diyeti !
Ünlü popçu Tarkan, 20 günde 8 kilo vererek 78'den 70'e düştü. Peki bunu nasıl başardı? Megastar Tarkan, 20 günde 8 kilo vermeyi başardı. Her gün 2 saat aletli spor yapan Tarkan'ın mucize diyeti.UN, ŞEKER, TATLI YOKUn, şeker, margarin ve tatlıdan uzak durdu, bol su içti. Sonunda, 20 günde 8 kilo vermeyi başaran Tarkan, 78 kilodan 70 kiloya düştü.Kahvaltı :1 kibrit kutusu büyüklüğündeyağsız, tuzu alınmış beyaz peynir.İnce bir dilim kepek ekmeğiŞekersiz çay ve kahve1 tatlı kaşığı pekmez, reçel, bal ya da marmelatÖğle : 3 Adet ızgara köfte ya da 90 gram tavuk eti veya yağsız buğulama balık (Kesinlikle yağda kızartılmayacak.)1 tabak salata1 çay bardağı yoğurt2 adet kepekli ekmekMevsim meyvesiAkşam :Mevsim meyvesiAz etli, çok az yağlı ıspanak, taze fasulye, bamya, karnıbahar, patlıcan, vs. sebzelerden herhangi biriMevsim salatası1 adet kepekli ekmekKaynak http://www.sag-lik.net/beslenme-ve-diyet-20-gunde-8-kilo-tarkan-diyeti-4658.html
Diziler Yurt Dışına Açıldı, Turistler Türkiye'ye Aktı!
Turizmde, 2023 yılında 50 milyon turist ve 50 milyar dolarlık gelir hedefleyen Türkiye'de, dizi sektörünün, yurt dışı pazarlarına açılması, bu hedefe ulaşmada, önemli katkı sağladı. Yaşar Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gökçe Özdemir, televizyon dizisi sektörünün turizme yansımalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, film ve dizilerin, çekildiği yerin doğal ve tarihi yapısını yansıtarak, o bölgeye ilgiyi artırdığını ifade etti. Türkiye dizilerinin turizme olan etkisinin, ilk kez 2002 yılında 'Asmalı Konak' yapımıyla başladığını ve bu dizinin yayınıyla birlikte Kapadokya ve Ürgüp'e ilginin büyük oranda artarak, bölgede yerli turist akını yaşandığını hatırlatan Özdemir, 'Bütün tur firmaları programlarına dizinin çekildiği konağı da ekledi. 'Asmalı Konak' biteli 10 yılı geçmesine karşın turlar talep azalsa da halen sürüyor. Çeşitli diziler sayesinde özellikle Mardin, Gaziantep gibi şehirlerimiz de turların gözdesi oldu' dedi. İhraç diziler yurt dışından turist çekiyor Özdemir, son dönemde Türkiye dizi sektörünün yurt dışına ihraç edilmeye başlanmasının, gelen turist sayısı ve yeni destinasyonlar oluşmasına katkı sağladığını dile getirerek, şunları kaydetti: 'Türk dizi sektörü, 102 ülkeye binlerce saatlik dizi satıyor. Özellikle 'Muhteşem Yüzyıl' gibi diziler, Balkanlar ve Arap ülkelerinden ülkemize olan turizm talebini olumlu etkiledi. Türk dizilerinin satıldığı ülkelerden Türkiye'ye yüzde 15 civarında turist artışı yaşandı. Örneğin 2 yıl önce yaklaşık 35 bin Arap turistin ziyaret ettiği Doğu Karadeniz'i 2013 yılı itibariyle 170 bin Arap turist gezdi. Bosna Hersek, Hırvatistan, Kosova, Makedonya ve Sırbistan gibi Balkan ülkelerinden Türkiye'ye yapılan uçak bileti aramalarının neredeyse 2 katına çıktığı gözleniyor. Bir tur firması, Lübnan'daki turizm fuarına katıldığında, dizi turu isteğiyle karşılaşabiliyor. Bu nedenle 3 günlük İstanbul turları düzenleniyor ve dizilerin çekildiği mekanlar gezdiriliyor. Hava yolu şirketleri de benzer açıklamalarla 'dizi turlarının doluluk oranlarını artırdığını' söylüyor.' Türkiye'de çekilen Holywood filmleri yeni umut Turizmin gelişmesinde, uluslararası film sektörünün de büyük fırsat olduğunu ve özelikle Holywood filmlerine platoluk yapan ülkelerin turizminin bir anda geliştiğine işaret etti. Filmlerin, bir ülkenin turizmdeki küresel imajını etkileme gücüne sahip olduğunu ifade eden Özdemir, şunları söyledi: 'Çok sayıda yerel hükümet ve turizm otoritesi, yabancı ve yerli yapımcıları, dizilerle filmleri kendi bölgelerinde çekmek için ikna etmeye çalışıyor. Filmlerin ve televizyon dizilerinin turizm ve ekonomik açıdan sağladıkları kazanç çok büyük rakamlara ulaştı. 'Yüzüklerin Efendisi' filminin Yeni Zelanda'da yarattığı ekonomik değer 2 milyar dolar. Bu film sayesinde Yeni Zelanda'ya gelen ziyaretçi sayısı yüzde 50'lik bir artışla 2,4 milyona ulaştı. 'Cesur Yürek' filminin ardından İskoçya'daki Wallace Anıtı'nın ziyaretçi sayısı yüzde 300 arttı. Yine, 'Görevimiz Tehlike 2' filminin ardından 2000 yılında Sydney'deki milli parkların ziyaretinde yüzde 200 artış yaşandı. İngiltere'deki bir araştırmaya göre, İngilizlerin yüzde 80'i sinemada gördükleri destinasyonlara gitme eğiliminde. Türkiye için de burada çekilmese de Brad Pitt'in başrolünde oynadığı 'Truva' filminin ve heykelin kente getirilmesinin etkisiyle o dönemde Çanakkale'nin turist sayısı yüzde 73 arttı. Bu rakamlar film ve dizilerin turizm için ne kadar önemli bir fırsat olduğunu ortaya koyuyor.' Özdemir, Tüirkiye'nin bu alanda özellikle son dönemde önemli bir fırsatı yakaladığını ve kültür zenginlikleri, tarihi, doğasıyla dev bütçeli, ünlü isimlerin rol aldığı Hollywood filmlerinin platosu haline geldiğini belirtti. Türkiye'nin 2011 yılından itibaren gişe hasılatı 1 milyar dolar gişe hasılatını geçen 'Skyfall', en iyi film Oscar'ını alan 'Argo' ve 'Taken 2' ile son olarak Russell Crowe'un başrolünü ve yönetmenliğini üstlendiği 'The Water Diviner' filminin de yer aldığı toplam 18 yabancı filmin çekimlerine ev sahipliği yaptığına dikkati çeken Özdemir, 'Bu,Türkiye'nin tanıtımı için büyük önem taşıyor. İmaj, turizm endüstrisinde hayati öneme sahip kavram. Ülke olarak bu gibi fırsatları iyi değerlendirip doğru imaj ve tanıtım stratejileri ile sinemayı aynı Yeni Zelanda'nın yaptığı gibi lehimize bir turizm fırsatına çevirebiliriz' dedi. AA---
Reklam
Lady Gaga İstanbul'a Geliyor
Lady Gaga, 4Mayıs’ta başlayacak dördüncü dünya turnesi kapsamında 16 Eylül’de İstanbul’da olacak İlginç sahne kostümleri ve sıra dışı sahne şovlarıyla tanınan ABD’li pop yıldızı Lady Gaga, “ArtRave: The Artpop Ball” adını verdiği dördüncü dünya turnesine 4 Mayıs’ta başlıyor. Ünlü şarkıcı, 10 Kasım’da tamamlamayı planladığı turnenin Avrupa ayağında toplam 25 konser verecek. Gaga’nın turnesinin Avrupa ayağı, İstanbul’da başlayacak. Sinem Vural ’ın Hürriyet’te yer alan haberine göre, milyonlarca hayranı bulunan popçu, Pozitif’in organizasyonuyla 16 Eylül’de İstanbul’da sahneye çıkacak. Konsere İTÜ Stadyumu ev sahipliği yapacak. Şarkıcı, İstanbul konserinin ardından soluğu Yunanistan’da alacak ve 19 Eylül’de Atina’da sevenleriyle buluşacak. T24
Nejat İşler Neden Eldiven Takıyor?
Nejat İşler’in parmaklarının kesileceği iddiası ile ilgili olarak İşler'in menejeri 'Yaşanan septik şok nedeniyle emboli atımı olduğundan Nejat’ın parmakları tedavi sürecinde ve bandaj kullanılıyor' dedi 17 Ocak’tan bu yana hastanede tedavi gören Nejat İşler ’in ne zaman taburcu edileceği belli oldu. Solunum yetmezliği şikayetiyle hastaneye kaldırılan ve septik şok teşhisiyle yoğun bakımda tedavi altına alınan İşler’in doktoru, ünlü oyuncudan üç hafta daha hastanede kalmasını istedi. İşler, mayıs ayının başında taburcu olacak ve Bodrum-Gümüşlük’teki evine dönecek. Nejat İşler’in parmaklarının kesileceği iddiasına da oyuncunun menajeri Ayşe Barım ’dan yanıt geldi. Barım, “Yaşanan septik şok nedeniyle emboli atımı olduğundan Nejat’ın parmakları tedavi sürecinde ve bandaj kullanılıyor. Parmakları kesilmesin diye tedavisi yapılıyor. Umarız tedaviye cevap verir ve parmakları kesilmek zorunda kalmaz” dedi.T24
En İlginç Futbolcu Lakapları
Eski savunma oyuncusu, Athletic Bilbao'da oynadığı dönemlerde Diego Maradona'ya yaptığı sert müdahele sonrası Arjantinli yıldızı sakatladıktan sonra 'Bilbao Kasabı' olarak anılmaya başlamıştı.
Ali Nesin: 'AKP Türk Halkını Anladı'
Abbas Güçlü ile Genç Bakış’a konuk olan, Türkiye’nin yaşayan en ünlü matematikçisi Prof. Dr. Ali Nesin, AK Parti’den, babası Aziz Nesin’e, seçimlerden, matematiğe birçok konuda gençlerin sorularını yanıtladı, çok çarpıcı açıklamalar yaptı. VATANDAŞ ESKİ REJİMİN GERİ DÖNMESİNDEN KORKUYOR, HAKARETE UĞRAMAK İSTEMİYOR Bu seçimlerden çıkan sonuç şu ki; Türk halkının yolsuzluk gibi bir sorunu yok. Birileri yolsuzluk yapmış filan, Türk halkının umurunda değil. İkincisi Türk halkı eski rejimden çok şikayetçi. Eski rejim geri dönecek diye çok korkuyor ve o dönmesin de ne olursa olsun diyor. Eski rejim dediğim Kemalist rejim. Tek parti döneminden 2000’li yılllara kadar devam eden, çoğunlukla beyaz Türk’e hizmet eden ve belirli bir kalıba girmiş vatandaş isteyen rejim. Vatandaş hakarete uğramaktan, türbanlıların üniversiteye girememesinden çok korkuyor ve artık jandarmadan, devletten korkmak istemiyor. İKTİDAR MATEMATİĞİ DİĞERLERİNDEN DAHA İYİ BİLİYOR Belli ki iktidar matematiği diğerlerinden daha iyi biliyor. Siyasette bazı şeylerin içindeyim. Binde bir oy alan sol partiler ben kimden oy alacağım, en fazla oyu hangi kesimden çıkaracağım, benim amacım nedir, neyi hedefliyorum diye düşünmüyor. Siyasi partilerin çoğu herkesten oy almak istiyor. Bu olmuyor. AKP belli bir kesimden oy aldı, yavaş yavaş çapını genişletti. Bu da herhalde bir mantık ve matematik. AKP TÜRK HALKINI ANLADI Eskiden araba yoktu, buzdolabı yoktu, köylerde elektrik yoktu. Bugün köylere bakın apartmanlar var, oralarda benim zamanımda buzdolabı olmayan köylüler oturuyor. Paralandılar. Artık hakaret görmek istemiyoruz diyorlar. Artık iktidarda, hükümette payımız olsun diyorlar. Sevin ya da sevmeyin gerçek budur. Ve istenecek oy da onlardan alınacaktır. Ya darbe yaparsın, ya da oyla gelirsin. Oyla gelmek istiyorsan eğer, oy istediğin halka hakaret etme hakkın yoktur. Yapılan şey budur. Zamanında Alevilere hakaret edilmiştir, Müslümanlara hakaret edilmiştir, solculara, Kürtlere hakaret edilmiştir. Demokraside bunları yapamazsın. Bunu anlayacaksın. AKP bunu anladı ve başa geldiler. Gördüğünüz gibi Türk halkı da her şeye rağmen bir defa daha onları seçti. BABAM BU HALK İÇİN ÇOK ÇEKTİ AZARLAMAYA HAKKI VAR Babamın meşhur yüzde 60 sözünün aslı aslında yüzde 92.5. O da Evren anayasasına evet diyenlerin yüzdesi. Ama Türk halkını sevdiği için indirim yapmıştı. Babam Türk halkı için çok çekmişti. O yüzden böyle bir azara hakkı vardı. Bu sözü söylediği için babama çok davalar açıldı o dönem. O da yahu dava açmayın, olur da kazanırsam eğer Türk halkının aptallığı mahkemelerce tescil edilmiş olacak diyordu. BABAM BANA DA APTAL DEDİ Babam bu sözü söylediği sıralar bizim de Sevan Nişan ile birlikte Konya’da orduyu isyana teşvikten davamız vardı, ben de Ankara’dan bu dava için Konya’ya gidecektim. Babam da gelecekti. Beni aradı ve evden bir çanta getirmemi istedi, aman sakın unutma ve kaybetme dedi. Merak etme baba dedim. Kalacağımız oteli de söyledi, sözleştik. Ben çantayı aldım, Konya’ya gittim. Otelin adını unutmuştum. Başka bir otelde kaldım. Sabah babamla mahkemede buluştuk. Otelin adını unuttum başka bir otelde kaldım dedim. Çanta nerede dedi? Otelde unuttum dedim. Hangi otelde kalıyorsun dedi, otelin adını unuttum dedim. Ah benim aptal oğlum dedi. Babam nasıl en sevdiği oğluna aptal dediyse Türk halkına da aptalsınız demiştir. DERSHANELERİN KALDIRILMASI FİKRİ BAŞARILI OLAMAZ Ben sınavlara da dershanelere de karşıyım ancak demokrasinin d’si olan bir ülkede arz ve talep olan bir şeyi yasaklayamazsın. Başka türlü yaptığın zaman diktatör olursun. Her ne kadar dershanelere karşı olsam da böyle bir kararı doğru bulmuyorum ve başarılı olacağına inanmıyorum. BUGÜN HÜKÜMETİN DEDİĞİ HERŞEYE HAYIR DERİM O zamanki koşullar olsa bugün de yetmez ama evet derim. Ama bugün için herhalde hükümetin dediği her şeye hayır derim. Çünkü hükümet değişti. SOSYAL MEDYA YASAKLARI REZALET Sosyal medyayı seviyorum. Son dönemdeki sosyal medya yasakları rezalet. HÜKÜMETLERİN GENÇLERİ BİÇİMLENDİRMEYE HAKKI YOK İçki yasağı olacak iş değil. Doğru değil. 18 yaşını geçmiş biri istediği gibi yaşayabilir. Bu ülkede bütün hükümetler kendilerini, gençleri biçimlendirmekle yükümlü zannediyorlar. Okullarda, kitaplarla, öğretmenlerle onları dindar, Kemalist, ülkesini seven vatandaş yetiştirecek. Hakkı yok buna. TÜRKİYE ZENGİNLEŞTİ Türkiye eski Türkiye değil, benim çocukluğumdaki Türkiye değil. En azından bugün insanlar açlıktan kırılmıyorlar. Türkiye zenginleşti. Sosyal bir problem var tabii ki; bu zenginlik paylaşılamıyor. Ama Türkiye benim çocukluğuma nazaran yüz kat daha zengin bir ülke. SINAVLARA KARŞIYIM Ben bu yapılan sınavlara karşıyım. Sınavlar hiç olmasın. Rezalet bunlar. Ama eğitim sistemi merkezi olduğu sürece, devlet kendinden başka kimseye güvenmediği sürece bunlar yapılmak zorunda. Bir yandan da bakıyorum Türkçe, matematik sorularına filan, çok akıl çalıştıran, olağanüstü sınavlar. Ama maalesef bu güzel sınavlara bile dershaneler ezberle hazırlıyorlar çocukları. Ben bu kadar deneyimime rağmen bir problemi 15 dakikada yaparken 1 dakikada çözüyor çocuklar. ARTIK HİÇ OLMAZSA ÖLDÜRMÜYORLAR HAPSE ATIYORLAR Bazı devrimlerde ilk birkaç yıl demokratik olmayan kararlar alabilirsin ama bu 10 yıl 20 yıl sürerse daha sonra toplumda hastalıklı bir hal alır. Bedeli ne olursa olsun, önce insan hakları. Türkiye’nin şu anki insan hakları notu bence zayıf. Öte yandan da pek faili meçhuller olmuyor artık bu da pozitif bir şey. Hiç olmazsa hapse atıyorlar öldürmüyorlar artık. TÜRBANLI KIZLAR GELEBİLSİN DİYE DERSLERİ EVİMDE YAPTIM Hiç kimsenin giyimine kuşamına karışamazsın. Nokta. Üstelik sen aydınlanmacısın ama türbanla üniversiteye girmeyi yasaklıyorsun. Ne hakkın var ki? İnsan haklarına aykırı. Ayıptır ve bunun ayıp olduğunu anlamadı insanlar. Ben bunu söylediğimde binlerce mesaj küfürler, hakaretler, tehditler geldi. Babasını Sivas’ta yakmaya çalıştılar bak o ne diyor diye üzerime geldiler. Bana ne o yakmaya çalışanlardan ben o türbanlı kızlara bakıyorum. Ben Bilgi Üniversitesi’ndeki derslerimi bazen evimde yapardım, türbanlı kızlar derse girebilsin diye. Müfettişler gelirdi okula. HERKES KÜÇÜK AZİZ NESİN OLMUŞ BANA AKIL VERİYOR Aziz Nesin’i Aziz Nesin yapan öngörülemezliğiydi. Ama şimdi Türkiye’de herkes küçük Aziz Nesin benden başka herkes babamın ne yapacağını biliyor bir ben bilmiyorum. Bana akıl veriyorlar. Gezi Parkı’nda matematik dersleri vermek çok hoşuma gitti. Başbakan çapulcu dedi ya, gerçekten de birkaç çapulcu vardı orada, uyuşturucu kullanan filan, gözlerimle gördüm. Ama zehir gibi çocuklar vardı. HALK BABAMI SEVMEZDİ HALA DA SEVMİYOR Bizim yaşamımız 68’de değişti. O yıllarda babam para kazanmaya başladı. Daha önce çok zor geçinirdik. Kanepeler, perdeler yırtık pırtıktı. Babam günlük gazeteleri biriktirirdi onlardan masa, kanepe filan yapardık. Polisler sabahın köründe evi basar, babamı alıp götürürlerdi. Halk sevmezdi o zamanlar babamı, yaşlandıkça sevmeye başladılar ki yine de hala çoğu insan sevmez. Bana vatan haininin, komünistin, satılmışın oğlu derlerdi. AZİZ NESİN’DEN ÜÇ KEZ DAYAK YEDİM Çok şefkat dolu, bir babaydı. Ama üç kez dayak yedim. Bir defasında hak etmiştim, bir tanesini hatırlamıyorum, bir tanesini hak etmemiştim. BABAMA DÖRT KEZ KURŞUN SIKILDI Ben birkaç kez sormama rağmen babam bize Madımak ile ilgili şöyle oldu, böyle oldu diye hiçbir şey anlatmadı. Anlattığı şey bunun arkasında başka bir şey olduğu, bunun ortaya çıkması gerektiğiydi. Babama dört kez kurşun sıkıldı. Kimse bilmez. Kimseye söylememiştir. Evimize de kurşun sıkıldı. Birkaç kez linç tehlikesi geçirdi. Kendi kişisel sorunlarını hiç konu etmezdi. EĞİTİM SİSTEMİMİZ MİLİTARİST Hemen hemen her eğitim sistemi başarıya çok odaklı. Öğrenciler illa başaracak. Başarmak üzerine, ana, baba, mahalle baskısı var. Çocukların başarısızlıktan ödü patlıyor. Özgürlüğün olmadığı bir ülkede yaratıcılık da olmaz ve Türk eğitim sistemi hiçbir şekilde özgür değil. Militarist bir eğitim sistemimiz var. Okul binalarına bak, resmen hapishane. Demokratik bir ülkede eğitim bakanlığı, milli eğitim bakanlığı bile değil, hükümetlerden, ideolojilerden bağımsız olmalı. ÖĞRETMENLER KENDİLERİNİ GELİŞTİRMİYOR Öğretmenler maalesef üniversiteden mezun olduktan sonra kendilerini hiç geliştirmiyorlar. Çünkü kendisini geliştirmesine gerek yok. Bence öğretmenlere her yıl sınav yapılmalı. TÜBİTAK DESTEĞİ KESTİ TÜBİTAK 2008’e kadar Matematik Köyü’nü destekledi. 2008’de TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik Dergisi’nde hazırlanan Darwin özel sayısının son anda engellenmesinden dolayı ben Matematik Dünyası Dergisi’ne bunu protesto eden bir karikatür koyduk. Sonra TÜBİTAK bize düşman kesildi ve bütün desteği kestiler. TÜBİTAK’IN TEK AMACI ELEKTRİKLİ ARABA YAPMAK Bir üniversitede matematik, felsefe, sanat mutlaka olmalı. Çünkü bunlar meslek değildir. Bir varoluş ve düşünme biçimidir. Belli bir işe yaramaz. Hiçbir işe yaramadığı için her şeye yarayan dallardır bunlar. Ama toplumda prim yapmazlar, para kazandırmazlar, bunlar meslek değillerdir. Bunların desteklenmesi gerekir. Temel bilim olmadan teknolojik gelişme olmaz. Türkiye bir mühendisler ülkesi. TÜBİTAK’ı da maalesef mühendisler ele geçirmiş. Bilimsel gelişmeyi teknolojik gelişme olarak algılıyorlar. Tek amaçları elektrikli araba yapmak. En sonunda yapacağım bir tane elektrikli araba önlerine koyacağım. TÜRKİYE’DE MÜCADELE ETMEYİ SEVİYORUM Yurtdışında birçok ülkede bulundum ama Türkiye’yi hiçbirine değişmem. Burada bir şeyler yapabilme, insanların hayatını değiştirebilme şansınız var: Diğer ülkelerde bu hiç yok. Ben mücadele etmeyi seviyorum. Amerika’da mesela düzen o kadar kuvvetli ki hiçbir şeyi değiştiremezsin. MATEMATİKTE GELİŞMEK İÇİN SPOR YAPIN, OKUYUN, YALNIZ KALIN Toplum çok değişti. Sürekli internet, televizyon, cep telefonu… Hep bir dış etken var. Çocuklar hiç yalnız kalamıyor. Oysa düşünmek demek yalnız kalmak demektir. Temel bilimlerde iyi olmak için zeki doğman gerekmiyor, yoğunlaşabilmen gerekiyor. Temel bilimlerde, mantıkta, matematikte iyi olmak bu konuda çalışmaktan değil yazmaktan ve okumaktan geçer. Bana anne babalar ne yapalım çocuğun matematikte gelişmesi için dediklerinde; bol bol kitap okusun, spor yapsın, sıkılıncaya kadar tek başına kalsın derim. İnsanın kendi zihninden zevk almayı öğrenmesi lazım. MATEMATİK KÖYÜ NASIL KURULDU? Bilgi Üniverstesi’nde matematik bölümü kurdum. Ve araştırmacı yetiştirmek üzere, en üst düzeyde bir eğitim kurmak istedim. 30 yıl yaşasam, her yıl 20 öğrenci yetiştirsem, 600 matematikçi yapar. Onların da öğrencileri olacak. Böylece yaklaşık 2 bin bilim adamı yetiştirmiş olurum ve bu Türkiye’yi değiştirir dedim. Yaptım ama ne yazık ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Öğrenciler o kapasitede değildi. Böyle olunca önce çocuklara fazla mesai yaptırdım, evime aldım akşamları ders yaptık. Olmadı hafta sonları vakıfta ders yaptık, olmadı her yıl değişik bir yerde yaz okulu yaptık. Çok başarılı geçti. Sonra Matamatik Köyü kurmaya karar verdik, Sevan Nişanyan ile birlikte. O Matematik Medresesi diyelim diyordu ama ben laikler bize kızar diye korktum. Ve böylece Matematik Köyü’nü kurduk. Benim amacım matematik Köyü’nün bulunduğu bütün o vadiyi bir korsan eğitim vadisine dönüştürmek. Tiyatrosu, felsefesi sanatıyla sıra dışı bir eğitim merkezi. DHA
Reklam