onedio
8 Maddede 'Dress Like Matilda' Modası
Matilda Kahl, New York'ta ünlü bir reklam ajansında sanat yönetmeni. Onu diğer yönetmenlerden ayıran ise 3 yıl önce aldığı bir karar. İşe giderken vakit kaybetmemek, yorulmamak için kendine radikal bir çözüm üreten Matilda 3 yıl boyunca işe aynı tip elbisesiyle gidiyor. Matilda hem sade hem de şık bir seçim yaparak sadece sorununu çözmekle kalmadı aynı zamanda 23 Nisan'ın 'Dress Like Matilda' günü ilan edilmesini sağladı. İşte 8 maddede 'Matilda Gibi Giyinme' modası.
Başkan Konuşmasından Çok Stand-Up Şovuna Çevirilen Obama Konuşması
ABD başkanı Obama'nın daha önce de bir çok eğlenceli videosunu izlemiş ve takdir etmiştik. Gençlerle arası gayet iyi olan Obama, Beyaz Saray Muhabirleri Derneği Akşam Yemeği'nde konuşma yaptı ve kendisine tercüme etmesi için ünlü oyuncu Keegan-Michael Key yardımcı oldu. Gayet eğlenceli ve bol kahkahalı geçen konuşma-tercüme bölümünden Game of Thrones ve The Walking Dead gibi popüler diziler de nasibini aldı. Tercümeyi şova çeviren Keegan-Michael Key ise Obama'nın agresif tarafını temsil ediyor.
20. Yüzyıla Damgasını Vurmuş 20 Filmin Başrol Oyuncularının Önceki ve Sonraki Halleri
Zamanın su gibi akıp geçtiği doğru. Siz günlerin hesabını tutarken yılların gelip geçmesi, belki de zaman. Hepimiz bu filmleri ilk izlediğimiz zamanı hatırlıyoruzdur, eminim.Ama anlaşılan zaman bazılarına su gibi değil de gençlik iksiri kıvamında geçmiş. Yılların yaşlandıramadığı, şaraptan hallice ünlüler; kimisi yılların karşısında dimdik ayakta dururken kimisi de milföy böreği kıvamına gelip dağılmış.Yaşlanınca daha karizmatik olanlar mı dersiniz, seksiliğine seksilik katanlar mı, yoksa tonton dedeye, büyük anneye dönüşenler mi?Gel vatandaş, hepsi bu galeride.
Bahçeli: 'Bizim Tarihimizden Hitler Çıkmamıştır'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Almanya’da gerçekleştirdiği mitingde,'Tarihimizin hiçbir döneminde bizden Hitler ya da Korkunç İvan çıkmamıştır. Bizim geçmişimizde Nazi yönetimi, SS tugayları, Führer hastalığı da görülmemiştir' dedi.Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Almanya’da gerçekleştirdiği mitingde, “Türk milleti nefret salgınıyla yüz yüzedir. Sözde soykırım yalanı Papa’nın ağzındadır. Avrupa Parlamentosu soykırım katarına eklemlenmiştir. Almanya Cumhurbaşkanı, Rusya Devlet Başkanı soykırım lobisinde buluşmuşlardır “ dedi.Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Almanya’nın Oberhausen kentinde bulunan Oberhausen Arena’da Avrupa Türk Konfederasyon tarafından düzenlenen ‘Türkiye Sevdası Kutlu Yürüyüş Şöleni’nde vatandaşlara seslendi. Bahçeli miting sırasında yaptığı konuşmada, vatandaşa seslenerek“ Avrupa Türklüğü ’nün Muhterem Temsilcileri, Aziz Vatandaşlarım, Avrupa Türk Konfederasyonu’nun ve Federasyonlarımızın Değerli Genel Başkan ve Yöneticileri, Fedakarlığın, Vatan ve Millet Sevdasının Sembolü Saygıdeğer Ülküdaşlarım, Sevgili Bozkurtlarım, Asenalarım, Kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler. Bu muhteşem coşkunuza, bu imrenilecek heyecanınıza şahit olduğum için Allah’a şükrediyorum. Hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Avrupa Türk Konfederasyonu’nun düzenlemiş olduğu “Türkiye Sevdası Kutlu Yürüyüş Şöleni”nde sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum. Türkiye sevdasını yüreğinde taşıyan her kardeşime şükranlarımı sunuyorum. Bilmenizi isterim ki, Türk milletinin gurbet ellerdeki gönül ve kültür elçileriyle buluşmanın tarifsiz sevinç ve mutluluğunu yaşıyorum. Avrupa’nın hangi ülkesinde hayat ve geçim mücadelesi verirse versin, milletimin asil ve tertemiz evlatlarını özlemle, muhabbetle ve samimiyetle kucaklıyorum. Siyasi görüşü ne olursa olsun, ideolojik tercihi nasıl olursa olsun, Türk milletine mensubiyetten iftihar duyan, Türkiye ismini duyunca kalbi çarpan her insanımı bu vesileyle selamlıyorum. Ve bugünkü şölenimize katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyorum. Muhterem vatandaşlarım, değerli dava arkadaşlarım, Avrupa Türklüğü özünü ve özgüvenini kaybetmeden varlık ve birlik yolunda kararlı adımlarla yürümektedir. Biz bundan gurur duyuyoruz” dedi.Avrupa Türklüğü ‘nün asimilasyona karşı direndiğini sözlerine ekleyen Bahçeli, “Biz bunu da takdirle izledik, izliyoruz. Göçün üzerinden 54 uzun yıl geçmiş olsa da ülkenizden kopmadınız, kimliğinizden ödün vermediniz. Ay yıldızlı al bayrağı görünce gözleriniz yaşardı. Memleket türküleri dinleyince içinizi duygu seli kapladı. Yüreğinizi yakan hasret ateşini vatan aşkıyla söndürdünüz. Ayrılığın devasa ağırlığını, köyünüzden kentinizden uzakta yaşamanın sızısını maneviyatınızla telafi ettiniz. Zorluklara göğüs gerdiniz, çileleri azık ettiniz, dert ve tasaları adeta omuzladınız. Yarım asrı geçen zaman diliminde kimliğinizle oynadılar, takılmadınız. Kişilik haklarınıza saldırdılar, tınmadınız. Dininize, dilinize, dirliğinize sataştılar, kaya gibi durdunuz, çelik gibi dayandınız, hiç ama hiç geri adım atmadınız. Türklüğün derin ve tarihi emanetlerine hazımsızlık ve hakaret seferleri düzenlediler, aldırmanız, duruşunuzu bozmadınız. Irkçı çeteler, İslamofobi’den geçinen çevreler evinizi yaktılar, işyerlerinizi bastılar, canınızdan ettiler; teslim olmadınız. Bunca yıldır ekmeğinizin peşinde koştunuz, ama ekmeksizlere kulak asmadınız. Bunca yıldır işinizin, aşınızın ardından gittiniz, ama yanlışın ve yozlaşmanın peşine takılmadınız. Bunca yıldır vatanı kalbinizde, bayrağı vicdanınızda, Türkiye’yi gönlünüzde mukaddes bir nişane gibi taşıdınız, ama namerdi, zalimi, çıkarcıları yanınıza, yörenize dahi yaklaştırmadınız. Bu itibarla Türklüğün Avrupa’da parlayan incileri oldunuz. Anavatanınızda sizler için dua eden, yolunuzu gözleyen, kavuşmak için gün sayan sevdiklerinizi, yakınlarınızı, akrabalarınızı, hemşehrilerinizi mahcup etmediniz” açıklamasını yaptı.Vatandaşlar tarafından konuşması sık sık alkışlarla bölünen Bahçeli konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Biliniz ki, Türk milletinin Avrupa’ya mühür vurmuş güçlü nefesi, yılmayan neferlerisiniz. Sizler Avrupa’daki sözümüz, dünyaya dönük çehremizsiniz. Sizler Türkiye’siniz, sizler Türk vatanısınız, sizler Türk milleti sevdasıyla yoğrulmuş milli yüreklersiniz. Milletimizin tüm haslet ve özelliklerini hevesle temsil ediyorsunuz. Gelenek ve göreneklerimize yüz çevirmeden hayatlarınızı idame ettirmeye çalışıyorsunuz. Avrupa toplumları, Türklerin gerçek vasıflarını sizinle tanımış, inancımızın safiyetini sizlerde görmüştür. Yaşadığınız topraklara yüksek kültür ve ahlak değerlerinizi kattınız. Bugün Türklüğe mensubiyeti koruyarak, yaşadığınız ülkelerin saygıdeğer bir unsuru olmayı alın terinizle, irfanınızla, ülkülerinizle ve uyumlu tavrınızla gerçekleştirdiniz. Hepinizle gururluyum, hepinize güveniyor ve inanıyorum”“TARİHİMİZİN HİÇBİR DÖNEMİNDE BİZDEN HİTLER YA DA KORKUNÇ İVAN ÇIKMAMIŞTIR”Türk milletinin dün Almanya’yla kader ortaklığı yaptığını ve Almanya Cumhurbaşkanı soykırım tezlerine nasıl destek verdiğini ifade eden Bahçeli, “Alman parlamentosunun gündemine bu soysuz yalan nasıl gelebilmiştir? Almanya Federal Cumhurbaşkanı’nın 23 Nisan’da Berlin Katedralinde düzenlenen törende, Türk tarihine ve Türk milletine karşı suçlama yarışına girmesi kabullenilmesi mümkün olmayan bir gaflettir.Her yıl 4 milyon Alman turist ülkemizi ziyaret etmektedir. Almanya’da Türklerin 80 bin işletmesi vardır ve yaklaşık 400 bin istihdamla 40 milyar avroya yakın cirolarıyla bu ülke ekonomisine katkı vermektedirler. Federal veya eyalet parlamentolarında Türkler hem milletvekili hem bakan olabilmektedir. Sanat, spor, bilim, sağlık ve hayatın diğer alanlarında, Türkler ellerinden geldiğince Almanya’ya değer üretmektedir.Bugüne kadar ilişkiler hep olumlu ve dengeli seyretmiştir. Peki ne olmuştur da Almanya soykırım kümesine girmiştir? Tarihsel bağlar, yaşanmış onca ortak hatıra hiç mi görülmemiştir? Almanya’nın Sayın Cumhurbaşkanı soykırım konusunda araştırma yapıyor, bu konuya kafa yoruyorsa, 1915’e değil, 2.Dünya Savaşı yıllarına samimiyetle eğilmelidir. Tarihimizin hiçbir döneminde bizden Hitler ya da Korkunç İvan çıkmamıştır. Bizim geçmişimizde Nazi yönetimi, SS tugayları, Führer hastalığı da görülmemiştir. Akıl hastanelerinde gaz verilerek katledilen 80 bin hastanın, çingene diyerek kıyılan 500 bin kişinin ve toplama kamplarında soykırıma tabi tutulan milyonlarca farklı inanç grubundaki insanların kanı ve vebali bizi suçlayanların üzerindedir. Türk milleti hiçbir dönemde soykırım yapmamıştır. Tarihi hakikatleri siyasi istismar ve hesaplaşma vesilesi yapanlar kazanamayacak, gerçekleri örtemeyecektir. Hukuk katliamı yapanlar, insanlık faciasına kapı aralayanlar, mazileri şiddet, dehşet ve kitlesel öldürmeyle dolu olanlar önce kendilerini gözden geçirmeli, önce soykırımcı olarak kendilerini tanımalıdırlar. En azından ahlaki ve vicdani olarak tutarlılık bunu gerektirmektedir. Çanakkale Kara Savaşları’nın 100’üncü yıldönümünde, yüzbinlerce şehidimizin kanını dökenleri sırf barış adına, sırf küresel tazyikle hürmetle anmak elbette soykırım lobisinin iştahını kabartmaktadır. Madem işgalciler övülecekti, madem Çanakkale’ye gelenler yere göğe sığdırılamayacaktı, sorarım sizlere, ecdadımızın şehit düşmesine ne gerek vardı? Ocakların sönmesine, anaların ağıtlarına ne lüzum vardı? Tüfekleri sürüye sürüye taşıyan, başına kına sürüp askere yollanan sabileri, bıyığı yeni terlemiş gencecik vatan evlatlarını kefensiz gömmek bundan böyle nasıl izah edilecektir? Anzaklar ne geziyordu Çanakkale sırtlarında? Birleşik Krallık ve diğer muhasım güçler ne arıyordu topraklarımızda? Bugün Şafak Ayini yapanlar, ihtimamla ağırlananlar dün kurşun sıkıyor, bomba atıyordu. Bugün insan hakları diyenler, barış havarisi kesilenler dün boğazımızı sıkıyor, bizi mezara sokmak için olmadık yöntemlerle saldırıyorlardı” dedi.“TÜRK’SÜZ 100 MADDELİK YENİ TÜRKİYE SÖZLEŞMESİ YAPIYORLAR”MHP Genel Başkanı Avrupa’da 6 milyona yakın Türk nüfusunun olduğuna dikkat çekerek, “Bunlardan yaklaşık 3 milyonu Almanya’da yaşamaktadır. İlk nesille başlayan Avrupa’daki varlık mücadeleniz tüm zorlama ve engellemelere rağmen devam etmektedir. Biliyorum, dişinizden tırnağınızdan arttığınızla bir gelecek hayali kuruyor, kimseye muhtaç olmak istemiyorsunuz. Dördüncü neslin yaşadığı travma ve gelgitlerin de farkındayım. Vize konusunda yaşadığınız sıkıntı ve açmazlar ciddi boyuttadır. Görüyorum. Sizlere ayrımcılık yapılmaktadır. Beklenti ve ihtiyaçlarınız dikkate alınmamaktadır. Yüksek askerlik parası, fahiş emeklilik primleri, mağduriyetinize yol açan pasaport harç ve ücretleri her birinizi bunaltmaktadır. Çifte vatandaşlıkla ilgili problemleriniz kronikleşip derinleşmektedir. Uyum ve entegrasyon politikalarındaki tıkanıklıklar şikayetlerinizi artırmakta, umutlarınızı köreltmektedir. Aile birliğiniz zayıflamakta, sizlere destek vermesi gereken eğitim ataşelikleri kapatılmakta, yeni neslin Türkçe öğrenmesindeki aksaklık ve sorunlar günden güne yaygınlaşmaktadır. Fakat bunların hepsinin çaresi vardır. Güçlü bir Türkiye, milli, dirayetli, kararlı bir hükümet sayesinde her meseleniz çözülecektir. Ancak şu anda sizin arkanızda duracak, sizlerin her an yanınızda olacak, derdinizle dertlenecek, sevincinize ortak olacak bir hükümetten ortada eser yoktur. Avrupa Türklüğü AKP’nin gündeminden çoktan ve tamamen çıkmıştır. Avrupa Türklüğü AKP’nin umurunda değildir. Yamalı, yaralı ve dağılmış Türk dış politikasında Avrupa Türklüğü ‘nün esamisi okunmamaktadır. Bunları söylerken maksadım yalnızca gerçekleri paylaşmak, yalnızca olan ve somutlaşan Türkiye tablosunu sizlere göstermektir. Yabancı ülkelerde Türkiye Cumhuriyeti hükümetini çok fazla eleştirmek, yermek, üzerine gitmek bizim siyaset geleneğimiz açısından doğru değilse de, sizlerin ve ülkemizin geleceği namına bazı tespit ve yorumların yapılması şu günkü şartlarda artık zarurettir. Çünkü Türkiye yüksek yoğunluklu risk altındadır. Çünkü Avrupa Türklüğü ‘nün huzur ve refahı kalmamıştır” ifadelerine yer verdi.Vatandaşların uluslararası toplumda kendilerini yalnız bırakmayacak bir hükümet istediklerini sözlerine ekleyen Bahçeli, “Sizler hakkınızı hukukunuzu müdafaa edecek, uluslararası topluma karşı her birinizi yalnız bırakmayacak etkili, yaptırımı ve caydırıcılığı yoğun bir hükümet istiyorsunuz. Nitekim bu en meşru ve en tabii hakkınızdır. Ne var ki AKP hükümeti Türk siyasetinin yüz karasıdır. Ve sizlerle bağını çoktan kesmiştir.AKP hükümeti beceriksizliğin sembolüdür. Ve sizlere yabancılaşmış, sizlerden uzaklaşmıştır. Avrupa Türklüğü ’ne döviz gözüyle bakan, istismar aracı gören AKP’nin maskesi düşmüş, emelleri yüzeye çıkmıştır. AKP hükümeti; art niyetin, dedikodu ve yalanın, atıl ve hareketsizliğin, istismar ve inkarın siyasi varoşu, siyasetteki izdüşümüdür. Sizler Müslüman Türk olmakla övünüyorsunuz. Maalesef sizlere devamlı Türkiyelilik telkin ve tavsiyesi de yapıldığı bir hakikattir. Bırakınız Avrupa ülkelerini, Türkiye’yi yöneten köksüz ve kimliksizler bile Türk’üm demenizden rahatsızdır. Türk’süz 100 maddelik Yeni Türkiye sözleşmesi yapıyorlar. Ruhumuzu buduyorlar, ahlakımızı baltalıyorlar. Ülkemiz siyasetinde öyle çelişkiler vardır ki; Birisi aşırıyor, diğeri alkışlıyor. Birisi vuruyor, diğeri vaziyeti idare ediyor. Birisi sövüyor, diğeri sömürüyor. İktidardaki zihniyet; Türk’süz Anadolu özlemi çekenlere zeytin dalı uzatmakla kalmıyor, senet ve garanti veriyor. Bedeli kanla ödenmiş Türk vatanı her gün soluyor, her gün zemin kaybediyor. İnsan onuru diyorlar, ama onurdan ne anladıklarını, onurdan neyi çıkardıklarını anlatamıyorlar. Milletsiz gelecek planlıyorlar. 36 parçaya ayrılmış, 36’ya bölünmüş etnik yığın ve bölünmüşlük hedefliyorlar. Bölücülüğün kanlı dişlerine Türkiye’yi yem etmek istiyorlar. Teröre Türk milletini kurban vermek için kuyruğa giriyorlar. İmralı’da yatıp Kandil’de uyanıyorlar. Teröristle bir olup vatana kast ediyorlar. Küresel komploya yataklık ediyorlar, piyonlukla övünüyorlar.Türkiye düşmanlarıyla bir olup tarihe, ecdadımıza ve milli mirasa hakaret ediyorlar. Türklüğe savaş açan, milli ve manevi değerleri öğütmek için çabalayanlar sizin yoksulluğunuzdan, sosyal ve ekonomik yoksunluğunuzdan bihaberdir” açıklamasını yaptı.“OLAN OLMUŞ, GEÇEN GEÇMİŞ DİYEREK AKP’YE HALA TAHAMMÜL EDECEK MİSİNİZ?”Bahçeli, AK Parti Hükümetinin vatandaşlarına el uzatmadığını bildirerek, “Sizler Avrupa’da itilip kakılırken; AKP hükümeti elini uzattı mı? Sizler Avrupa’da baskı ve dayatmalara maruz kalırken, AKP hükümeti imdadınıza koştu mu? Sizler Neonazi kalıntıları tarafından tehdit edilip sindirilmeye çalışıldığınızda, müşfik ve kuvvetli bir iradenin yardımını gördünüz mü? Oslo’da PKK’yla buluşmayı biliyorlar da, Berlin’de, Frankfurt’ta, Duesseldorf’ta, Viyana’da, Roma’da, Paris’te, Londra’da, Brüksel’de, Amsterderdam’da sizlerin yaşadığı sorunları hiç ama hiç görmüyorlar. Veren el olduk diyorlar, ama sizin kıyıda köşedeki birikimlerinizden gözlerini ayıramıyorlar. Sayıları 2 milyona ulaşan sığınmacılara 5,5 milyar dolar harcamakla övünüyorlar, ama konu siz olunca üç maymunu oynuyorlar. Mısırlı Mursi diyorlar, gurbetteki Yozgatlı Murat’tan bahsetmiyorlar. Mısırlı Esma’ya ağlıyorlar, sıla özlemiyle kavrulan Kayserili Emine’yi, Malatyalı Elif’i, Konyalı Ebru’yu ağızlarına bile almıyorlar. İhvan yandaşlığı yapıyorlar, Filistin’le soluklanıp Katarla vakit geçiriyorlar, Myanmar ve Somali’den çıkmıyorlar; ama sıra size gelince ne önemsiyorlar, ne de ilgileniyorlar. Recep Tayyip Erdoğan, 24 Mayıs 2014 tarihinde Avrupalı Türk Demokratlar Birliği'nin kuruluşunun 10. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Avrupa'da yaşayan Türklere demişti ki; “Sizler ekonomisi büyüyen, demokrasisi ileri standartlara kavuşan, dünyadaki tüm mazlumların derdini kendi derdi gören bir büyük ülkenin vatandaşlarınız.” Aynı Erdoğan şimdi Türkiye ekonomisinin 3 yıldır patinaj yaptığını söylemekte, demokrasi alanında, dürüstlük ve temiz yönetim çerçevesinde kapatılamayacak açıklar vermektedir. Aynı Erdoğan tüm mazlumların sözde derdini dertlenirken, Avrupa Türklüğü’nün feryadını işitmemekte, kayda değer bulmamaktadır. Mazlum sadece Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Asya steplerinde yoktur. Erdoğan mazlum arıyorsa gelsin Avrupa’daki soydaşlarımıza baksın. Hakkı yenmiş, haksızlıklara uğramış masumları görmek istiyorsa gelsin Avrupa Türklüğünü tanısın. Kibir yuvaları, herkese üstten bakan hasis ve hain yüzler sizlerin ne çektiğini, nelerle imtihan edildiğini anlayamayacaklardır” dedi.Bahçeli, mitinge katılan vatandaşlara “Böyle bir adaletsizlik, böyle bir insafsızlık, böyle bir vefasızlık nerede görülmüştür?” diye seslenerek, “Huzurunuzda AKP’ye oy veren kardeşlerimize de özellikle sesleniyorum:Avrupa’da çalışıyor, muhannete muhtaç olmamak için çırpınıyorsunuz. Kimseye el açmıyor, aman dilenmiyorsunuz. Gurbeti kendinize vatan yaparak, yokuşları düzlüğe çevirerek, uçurumları fedakarlık köprüleriyle kapatarak yol yürüyorsunuz. Sabır sizdedir, metanet diğer isminizdir. Ömrünüz zorluk içinde geçmektedir. Elleriniz nasırla bezenmiş, yüzleriniz hayatın müşkülatlarıyla çizilmiştir. Evlatlarınıza mutlu ve güvenli bir gelecek hazırlamak için ne gerekiyorsa yapıyorsunuz. Yemiyor, yediriyorsunuz. Giymiyor, giydiriyorsunuz. Başınızı sokacak bir göz ev alabilmek için eşten dosttan borç, bankalardan kredi alıp yıllarca ödüyorsunuz.Vatanınızda da bir eviniz olsun istiyorsunuz. Ömür boyunca bunun için uğraşıp didiniyorsunuz. Sizler bu kadar zorluğa katlanırken, Ankara’da bin yüz elli odalı kaçak ve karanlık sarayı bir trilyon 370 milyar liraya yaptıranları da ibretle izliyorsunuz. Haram saraya itibar diyenleri, milletin kesesinden müsrifçe harcayanları hayret ve öfkeyle takip ediyorsunuz. Sizin sırtınızdan uçaklar alıyorlar, gemi filoları yüzdürüyorlar, lüks içinde yaşıyorlar, saltanat sürüyorlar. Çalınan sizin emeğinizdir. Çoraklaşan sizin değerinizdir. Çarpılan sizin ümitlerinizdir. Kırılan sizin hayallerinizdir. Soyulan sizin servetinizdir. Hortumlanan sizin alın terinizdir. Gasp edilen sizin ülkeniz, tüketilen sizin yurdunuzdur. Soruyorum sizlere, olan olmuş, geçen geçmiş diyerek AKP’ye hala tahammül edecek misiniz? Allah’la kandıranlara, İslam’la aldatanlara, yalancı fetvalarla yolsuzlukları örtbas edecek kadar alçalanlara sabır gösterecek misiniz? Bakınız, rüşvet yiyenler doymamış, haram sofrasına çökenler durmamış, bir de Kur’an’dan pasta yapıp onu da mideye indirmişlerdir. Yüce Kitabımızın kutlu ayetleriyle alay edip akara makara rezilliğine bulaşan, İranlı bir karanlık adamın pençesine düşen malum rüşvetçi eski bakan AKP’de baş tacı edilmiştir. Hatırlarsanız, bu şahıs dönemin Başbakanıyla beraber 24 Mayıs 2014’de Almanya’nın Köln kentine gelmiş, bulunduğu salonda alkış ve tezahürat tufanıyla desteklenmişti. Çok şükür bu salonda ve Avrupa Türklüğü içinde rüşvetçilere alkış ve destek yağdıracak kimseler yoktur” dedi.“TÜRK MİLLETİ NEFRET SALGINIYLA YÜZ YÜZEDİR”“Şimdi soruyorum size, hırsızların sizin üzerinizden köşeyi dönmesine sessiz kalacak mısınız?” diyen Bahçeli konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Türkiye’yi adaletsizliğe kilitleyenlere, kanunsuzlukla perdeleyenlere hoşgörü gösterecek misiniz? MHP’yle yürüyüp, AKP’yle yollarınızı bir daha kesişmemek üzere ayıracak mısınız? Avrupa Türklüğü kararını vermiştir. Avrupa Türklüğü tarafını belli etmiş, seçimini yapmıştır. Ve AKP’nin kara defterini kapatmış, bu devranı, bu kervanı kafasında bitirmiştir. O halde 8 Mayıs’tan itibaren önünüze gelecek sandıkta “Bizimle Yürü Avrupa Türklüğü” seslenişini korkusuza haykıracak mısınız? MHP’ye iktidar mührünü teslim edecek misiniz? Allah nazardan saklasın, Allah eksiğinizi göstermesin. Bizimle Yürü Avrupa Türklüğü. AKP-HDP-PKK ve alkışçı CHP’ye karşı bizimle yürü Avrupa Türklüğü. Bizimle Yürü Türkiye. AKP’ye oy veren kardeşlerim, gelin ülkemize sahip çıkalım. AKP’ye oy veren vatandaşlarım, gelin haksızlıklara karşı helalin ve hidayetin yanında toplanalım. Gelin bu defa zalime karşı bizimle yürüyün.Gelin bu defa haine karşı bizimle yürüyün. Gelin bu defa yedi düvele karşı MHP’yi destekleyin. Gelin bu sefer hazımsızlara, tarihi çarpıtan odaklara, geçmişimizi yargılayan mihraklara karşı MHP’ye oy ve destek verin.Huzur için tek çare MHP’dir. İstikrar için tek çare MHP’dir. Toplumsal ve ekonomik onarım için tek umut MHP’dir. Güvenli bir gelecek için tek çıkış MHP’nin herkesi kucaklayan, herkesi sahiplenen, her insanımızı vazgeçilmez bir değer gibi gören milli iktidarıdır. Değerli dava arkadaşlarım, Türk milleti ile yarım kalmış hesabı olanlar şımarmıştır. Ecdadımızın şanlı tarihinden utanç duyanlar azmıştır. Türk Devletini asırlık emellerine engel görenler küstahlaşmıştır. Türk tarihine soykırım merceğinden bakanlar çoğalmıştır. 24 Nisan için pusuya yatan bazı ülke ve zihniyetler soykırım silahını tekrar masaya çıkarmışlardır”MHP lideri 1915 olaylarına da değinerek, “Diyorlar ki, 1915 olayları soykırımdır. Diyorlar ki, Türk milleti önüne geleni katletmiş, soyunu kırmıştır. Türk milletinden Rumlar şikayetçidir, Süryaniler şikayetçidir, Kürtçüler şikayetçidir, Haçlılar şikâyetçidir, bölücüler şikayetçidir, Ermeni hayranları şikayetçidir. Peki, biz kimden şikâyet edelim, kimlere müracaat edelim? Zannederseniz, herkesin bizden alacağı vardır ve bunlar AKP’yle birlikte sıraya girmişlerdir. Herkesin bizimle kapanmamış bir hesabı bulunmaktadır. Önüne gelen özür beklemektedir. Aklı esen, dili olan tarihle yüzleşmemizi talep etmektedir. Aslında istenen bağımsızlığımız ve vatanımızdır. Hedeflenen milli ve manevi haklarımızdır. Türk milleti nefret salgınıyla yüz yüzedir. Sözde soykırım yalanı Papa’nın ağzındadır. Avrupa Parlamentosu soykırım katarına eklemlenmiştir. Almanya Cumhurbaşkanı, Rusya Devlet Başkanı soykırım lobisinde buluşmuşlardır. Fransa Cumhurbaşkanı 24 Nisan 2015 tarihinde Erivan’da düzenlenen Türk kimliğine ve Türk tarihine yönelik iftiraların seslendirildiği bir törene katılarak Ermeni uydurmasına destek vermiştir. ABD Başkanı, büyük felaket çamuruna ilaveten, mesajında 20’inci yüzyılın ilk kitlesel vahşeti yorumuyla soykırım demenin dibine gelmiş, Papa’nın söylemini olumlu bulmuştur. Erdoğan bir yıl önce özür mektubu yayınlamış, Başbakan Davutoğlu’nun bir Başdanışmanı 1915 olaylarına açıkça soykırım demiştir. Davutoğlu’na tavsiyem, değişik ülkelere yazılı ve sözlü mesaj vermektense, yanı başındaki çürümüş, Erivan nüfusuna kayıtlı, Ermeni çetelerinin bakiyesi malum danışmanıyla ilgilenmesidir. PKK’nın siyasi şubesi HDP Ermeni diasporasının iddialarına destek vermiş, soykırım hayasızlığını diline dolamıştır. Anlayacağınız kimin Türk milletiyle alıp veremediği varsa, 1915 olaylarının 100’üncü yılını fırsat görmüştür. Tüm kirli niyetler ortalığa saçılmıştır. Her şey bir yana, Almanya bu kin ve karartma koalisyonuna nasıl katılmıştır? Üç kıtada dört yıl üç ay devam eden ve yaklaşık 350 milyon insanın katıldığı, 70 milyon insanın zayiatına, 25 milyon insanın ölümüne yol açan 1.Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun savaştığı hemen her cephede Türk zabitlerinin yanında Alman subayları da yer almıştır” dedi.“ÇANAKKALE’Yİ SİLELİM, GÖZDEN VE GÖNÜLDEN ÇIKARALIM MI?”Tarihsel ihtilaflar sürdürülmemesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, “Elbette düşmanlıklar ilanihaye devam etmemelidir. Fakat Çanakkale’de bir gerçek vardır; bu gerçek de Türk milletinin vatanına saldıranlara nefsi müdafaayla tepki göstermesidir. Bunu unutalım mı? Çanakkale’yi silelim, gözden ve gönülden çıkaralım mı? Biz de mi Çanakkale’nin dağına, taşına, suyuna dostluğun, kardeşliğin müştereken kazındığı hezeyanına ortak olalım? Biz de mi devrin düşmanlarını saygı ve şükranla analım? Biz de mi Haçlı seferlerini doğu-batı kaynaşması olarak tevil edelim? Hadi andık, hadi hepsine kahraman muamelesi yaptık diyelim; şehidimize ne diyeceğiz, bunu Türk tarihine nasıl anlatacağız, ecdada bunun hesabını nasıl vereceğiz? Sayın Erdoğan bunları hiç düşündün mü? Senin Mehmetçik katillerine özel bir sevgin ve sempatin olabilir. Hatta onların önünde tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi saygıyla da eğilebilirsin. Ama bilesin ki, şanlı ecdadımızı mahcup etmemek, gelecek de benzer dramlara şahit olmamak için milli hafızamıza yer etmiş felaket ve acıları asla unutmayacağız. Biz Çanakkale’de yalnızca ve yalnızca aziz şehitlerimizin huzurunda eğilir, onlara rahmet diler, ebediyen de kalbimizde muhterem anılarını taşırız. Biz diasporanın, emperyalist acımasızlığın değil, kendi acımızı derinlerimizde duyacağız. Ermeni çetelerinden özür dileyenlere karnımız toktur. Soykırım kağnısına binenlere yüzümüz dönüktür. İstanbul'daki Meryem Ana Kilisesi'nde 1916'dan bu yana ilk kez bakan takviyeli ayin düzenleyenlerden öğreneceğimiz bir şey de yoktur. Kim ne derse desin; dilimiz tek, vatanımız tek, bayrağımız tek, devletimiz tek, milletimiz tektir. Aynı kıbleye baş koymuş Türk milletini kimse bölemeyecektir.Tuna’dan Hazar’a kadar Türkçe’nin, Türk milletinin şan ve şöhreti vardır. Nil’den Fırat’a kadar yaşanmışlıklarımız vardır. Çin Seddin’den Viyana’ya kadar tarihe mühür vurmuş izlerimiz vardır. Kırım’dan Musul’a, Kıbrıs’tan Kızıldeniz’e, Bosna’dan Üsküp’e ve Türkistan’ın her tarafına kadar anılarımız vardır. Biz biriz, biz beraberiz ve biz hep birlikte büyük Türk milletiyiz” açıklamasını yaptı.Bahçeli “Yeni Türkiye-Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi” içi boş bir klişe slogan, yeni bir aldatma propagandası olarak gündemdedir. 17-25 Erdoğan, “400 milletvekilliği verin, yeni Türkiye’yi kuralım, yeni anayasa ile Başkanlık sistemine geçip Türkiye’yi uçuralım” yalanlarıyla AKP’ye oy dilenmektedir. Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı tarafsızdır. Görevine başlarken bunun için şerefi ve namusu üzerine yemin etmiştir. Şeref ve namus kavramları, bundan nasibini alanlar için elbette ve mecburen bağlayıcıdır. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olarak tarafsız kalmasını beklemek bu nedenle abesle iştigaldir. Erdoğan açıktan taraftır ve bunu da gizlemeye gerek duymamaktadır. İmralı canisi ile başlattığı ihanet sürecinin yanındadır. Türkiye’yi soyanların safındadır. Rüşvetçi acem şarlatanları Erdoğan’ın hayırsever işadamlarıdır. Millete küfreden ahlaksızlar Erdoğan’ın dostluk çemberindedir. 17-25 Erdoğan taraftır. Bu nedenle şeref ve namusu üzerine ettiği yemini hatırlatmak nafiledir. Recep Tayyip Erdoğan, aslında Türk tipi değil “Tayyip tipi” başkanlık hayalleri kurmaktadır. Bütün yetkilerin kendisinde toplandığı, yargının kendisine bağlandığı, yasama organı Meclis’in kendi kontrolüne sokulduğu, denge, denetim ve fren sistemi olmayan, tek adam diktatörlüğü, tahtsız ve taçsız sultanlık peşinde koşmaktadır. Beştepe’nin Başkanlık sisteminin faziletleri konusunda söylediklerinin tümü yalandır ve aldatmacadır. “Türkiye prangalardan kurtulsun ve şaha kalksın, daha hızlı karar alınsın, daha süratli iş yapılsın” sözleri asılsızdır. Amaç başkadır, hesap başkadır. Başkanlık, federasyon demektir. Bu da Türkiye’yi bölünmeye götürecektir. İmralı canisi ile pazarlıklarda, yeni anayasa ile bölünme yolunun açılması amaçlanmaktadır. Başkanlık sistemi, bu ihanet sürecinin sonuçlandırılması için istenmektedir. 17-25 Aralık yolsuzluk dosyalarının bir daha açılmamak üzere kapatılması ve bu rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk çarkının döndürülebilmesi, Erdoğan’ın bütün yetkileri elinde toplayarak diktatörlüğünü ilan etmesine bağlıdır” dedi.“RECEP TAYYİP ERDOĞAN TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİ”MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni anayasanın başkanlık sistemine geçilmesi için istendiğini belirterek, “Recep Tayyip Erdoğan tipi Başkanlık sistemi; Türkiye’nin bölünmesinin reçetesidir. Demokrasinin idam fermanıdır. Tek adam diktatörlüğünün beratıdır. Hırsızlık ve yolsuzluk ruhsatıdır. Beştepe’nin ve peşinde sürüklenen AKP’nin “Yeni Türkiye”den anladıkları ve murat ettikleri budur. İstedikleri ve amaçladıkları; bölünmenin, hırsızlık ve soygunun, hukuksuzluk ve zorbalığın önünün açıldığı, bu konuda Erdoğan’ın sınırsız yetkili olduğu karanlık bir Türkiye’dir. Erdoğan’ın gizli amaçları bunlardır. Aziz milletimiz bu oyuna gelmeyecek, Milliyetçi Hareket de sonuna kadar demokratik mücadelesini sürdürecektir. Davutoğlu’nun Başbakanlık makamının aleyhine çalışması, Erdoğan’ın maşası gibi hareket etmesi, dünyada eşine benzerine az rastlanır bir kayıptır. Başbakan meydanlarda milletimize ne diyecektir? “Ben Başbakanım, ama bana oy vermeyin, oturduğum makamı yıkmak için destek verin mi” diyecektir? Ne diyeceksin Sayın Davutoğlu, Türk milletine neyi anlatacaksın, bunu izzet-i nefsine nasıl yedireceksin? Davutoğlu bize milliyetçilik öğretecekmiş. Kıyamet alameti bu olsa gerektir. Başbakan’ın milliyetçilik cahili, fukarası ve hasmı olduğunu bilmeyen kalmamıştır. Sayın Davutoğlu, tereciye tere satma; sen önce git etrafına milliyet nedir onu öğret, adamlık nasıl olur onu göster, eğer biliyorsan ahlakın, şeref ve namuslu olmanın faziletlerini anlat. Parlamenter sistemden güç ve meşruiyet alan Başbakan, başkanlık sistemini bizzat kaleme aldığını söyleyerek makamını inkar etmiş, zavallı duruma düşmüştür” açıklamasını yaptı.Bahçeli Avrupa Türklüğü ‘nün olanları gördüğünü belirterek, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Ve gurbetteki iftihar burçlarımız 8 Mayıs’tan itibaren Milliyetçi Hareket Partisi’yle yürüyecek; ihanet yenilecek, asalet ve sadakat bir kez daha hak ettiği başarıya ulaşacaktır. Buradan seçmen sayıları 2 milyon 800 bini aşan Avrupa Türklüğüne diyorum ki, mutlaka sandığa gidiniz, mutlaka sandıkta oyunuzu kullanınız. Cumhurbaşkanı Seçimi’ndeki aksaklıklara prim ve fırsat vermeden demokratik hakkınızı yerine getiriniz. Hem kendinizi hem de geleceğinizi düşünerek tercihinizi yapınız. Oyunuzu milli onura veriniz. Oyunuzu birlik ve kardeşliğe veriniz. Seçiminizi huzurlu ve emniyetli hayat için gerçekleştiriniz. Her sorununuzu biliyoruz. Her ihtiyacınızı takip ediyoruz. MHP’nin iktidarında Avrupa’da gururla gezeceksiniz. MHP’nin iktidarında ikinci vatan gördüğünüz ülkelerde yutkunmayacak, haksızlıkları sineye çekmeyeceksiniz. MHP’nin iktidarında Avrupa Türklüğü kutup yıldızı gibi parlayacak, her talep ve beklentisi karşılanacaktır. Bu size sözümüzdür.Bizimle Yürü Avrupa Türklüğü. Küresel tahakkümü yıkmak, ağırlaşan hayat şartlarını kırmak için Bizimle Yürü Avrupa Türklüğü. Umuda, uyanışa, büyük Türkiye’ye Bizimle Yürü Avrupa Türklüğü. Teröre karşı, bölünmeye karşı, haram ve hıyanete karşı Bizimle Yürü Avrupa Türklüğü. Tepeden bakanlara karşı Bizimle Yürü Avrupa Türklüğü. Azarlayan, parmak sallayan, ters bakanlara karşı Bizimle Yürü Türkiye. Türk milleti sizlere minnettar ve müteşekkirdir. Türkiye her daim yanınızdadır. Milliyetçi Hareket Partisi şartsız destekçinizdir. Vatan ettik ey sizi topraklar, beş vakit alnımızla damgalayarak. Bayrak ettik ey nazlı hilal, kanımızın rengiyle donatarak. Biz Türk milletiyiz. Biz Türkiye’yiz. Dolaşacağız vatanı, gözeteceğiz her yanı; örteceğiz açıkta yatanı, giydirip kuşandıracağız her mazlum evladı. Türkiye için kim var denildiğinde hep birlikte biz varız diyeceğiz. Ve iktidar olacağız. Varlık ve birlik yolunda hepinize üstün başarılar diliyorum. Her birinize şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum. Yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun diyorum. Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun. Sağ olun, var olun. Ne Mutlu Türküm Diyene. Son olarak tekrar haykırıyorum; “Bizimle Yürü Avrupa Türklüğü”.İHA
Ünlülere Özel Rolls-Royce Phantom Limelight Sadece 25 Adet Üretilecek
Dünyanın en seçkin otomobil markalarından biri olan Rolls-Royce, her yeni Rolls-Royce modelinde hayallerimizi süsleyen otomobillere imza atmayı başardı. 110 yaşında olan marka yeni otomobili Phantom Limelight ile de bu iddiasını sürdürüyor. Phantom modelinin özel bir versiyonu olan Phantom Limelight, daha önceki modellerde olduğu gibi zarafet ve lüksü en iyi şekilde yaşatıyor.
Kate Murray'in Objektifinden Kansere Göğüs Geren Sevgi!
Florida'lı ünlü fotoğrafçı Kate Murray, geçtiğimiz günlerde kendi sosyal medya sayfasından yaptığı bir paylaşımla binlerce insanı gözyaşlarına boğdu.Yeni doğmuş oğlunu emziren kanserli bir annenin hayranlık uyandıran fotoğrafları on binlerce kişi tarafından paylaşıldı.
Reklam
Leman Sam'dan Flaş Nepal Tweet'i
Leman Sam'ın Nepal'de meydana gelen 7.9'luk büyük depremin ardından Twitter'da paylaştığı mesajlara tepki geldi. Sam şunları yazdı:https://twitter.com/lsdomicim/status/592057651044982784https://twitter.com/lsdomicim/status/592076238124150786https://twitter.com/lsdomicim/status/592076683412406272
Reklam
"Erdoğan'ı Sakinleştirmek İçin Bazen Çocuğu Gibi Davranırız"
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, 'Erdoğan sinirliyken nasıl yatıştırıyordunuz?' sorusuna, 'Bazen arkadaş gibi bazen de çocuğu gibi yaklaşmanız gerekir' yanıtını verdi. Akdoğan şu sıralar PKK üzerine de okuduğunu belirterek, 'Öcalan'ın bazı kitaplarına da baktım' dedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Habertürk'ten Kübra Par'a verdiği röportajda özel hayatından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ilişkisine kadar pek çok konuda açıklamalar yaptı.Yalçın Akdoğan için “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’ndan sonra 3. isim” demek yanlış olmaz sanırım. Uzun yıllar Erdoğan’ın sağ kolu olarak görev yaptı. Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonra da partide ona en yakın isimlerden biri olarak anılmaya devam etti. Başbakan Yardımcısı olarak katıldığı yeni kabinede, çözüm sürecini yöneten ekibin başına geçti. Siyasi gündemin merkezindeki sert açıklamaları ve ciddi ifadesiyle görmeye alışık olduğumuz Akdoğan’ın kişisel serüvenine yabancıyız aslında. Siyasete atılmadan önce nasıl bir hayatı vardı? Erdoğan’la yolları nerede kesişti? Özel hayatında nasıl biridir? Ankara’da uzun bir öğleden sonraya yayılan röportajımızın bugünkü bölümünde, Yalçın Akdoğan’ın hayat hikâyesini okuyacaksınız. Yarınki bölümde ise siyaset gündemi var.‘BABAM CHP’LİYDİ KARDEŞİME BÜLENT ECEVİT’İN ADINI KOYDU’Çocukluk ortamınız nasıldı?Pendik’te büyüdüm. İstanbul’un taşrasında teyzemler ve dayımlarla aynı apartmanda yaşıyorduk. Mahalle ilkokulunda ve Kartal Ticaret Lisesi’nde okudum. 3 kardeşiz. Ablam belediyeden emekli, kardeşim de belediyede çalışıyor.Babanız sol kökenliymiş...İdeolojik anlamda katı bir solcu değildi, geleneksel solcuydu. Trabzonlu’yuz. Karadeniz’in solculuğu, toplumsal değerlerle iç içe geçmiş bir solculuktur. Ulusalcı damarı var mıydı? Evet, ulusalcıydı denilebilir. Kime oy verirdi? CHP çizgisinden giden partilere. Kardeşimin adı Bülent’tir. 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nın olduğu yıl doğduğu için Bülent Ecevit’ten geliyor ismi. Aristokrat, zengin, burjuva bir aileden gelmiyorum. İstanbul taşrasında yaşayan, gariban bir aile... 80 darbesinde ailede bazı dönüşümler oldu. Babam muhtardı ve darbeyle birlikte görevden alındı. Bu bir kırılma noktasıydı. 82 Anayasası’na da referandumda “Hayır” oyu veren azınlığın içindeydi. Nasıl oldu da siz farklı bir yol seçtiniz? Dedem muhafazakârdı. Benim muhafazakârlığımda onun etkisi oldu.Babanız bu durumu nasıl karşıladı? Beni engellemedi. Özgürlükçü bir tarafı vardı. Belki de onun yapamadıklarını yaptığım için hoşuna da gidiyordu.
Fransa Sokaklarında Gezerek Konser Veren 20 Indie Grubu
Dünyanın dört bir yanından, birbirinden ünlü alternatif gruplar, La Blogothèque projesi kapsamında Fransa'nın çeşitli yerlerinde konser verdiler. Bu konserler pek fazla hazırlık ve duyuru yapılmadan, tamamen doğal olarak günlük hayatın içerisinde gerçekleştirildi. Kimi zaman etraftaki insanları şaşırtan, kimi zaman da onlara günün en güzel anını yaşatan bu 'canlı' konserler, insana keşke burada da olsa dedirtiyor.... Bunların içinde sizin favoriniz hangi grup oldu? Yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.
Kağıtlara Sığmayan Gotik Çizgiler: 3 Boyutun Farkını Hissedeceğiniz 16 Çalışma
Şilili bir genç olan Fredo'nun üç boyutlu çizdiği bu karakalem çalışmaları görenleri hayretler içinde bırakacak cinsten. 15 yaşında başladığı karakalem çalışmalarına 9 yıldır devam eden Fredo'nun içerikte görebileceğiniz bazı resimleri 17 yaşında çizilmiş. Ülkesinde epey ünlü olan genç zaman zaman sokaklara çizdiği üç boyutlu çalışmalarla da boy gösteriyor.
Reklam
Warcraft Filmi Yine Ertelendi
Bulundurduğu milyonlarca oyuncu sayısının ardından bu başarıyı beyaz perde de yakalamayı hedefleyen Warcraft yapımcıları, filmi bekleyenler için üzücü bir duyuruda bulundular.
Barça'lı Yıldızdan Türkiye'ye Soykırım Mesajı
Barcelona 'nın yıldız ismi Daniel Alves , 'sözde Ermeni soykırımı'na destek veren fotoğraflar paylaştı.Brezilyalı oyuncu, ' Türkiye, Ermeni soykırımını tanıyın ' şeklinde bir mesaj yolladı. İspanya'da bulunan Ermenistan Büyükelçiliği 'nin de, Alves'e bir teşekkür mesajı yayınladığı belirtildi.31 yaşındaki oyuncunun bu davranışı 'sözde soykırım' adına açılan sosyal medya hesaplarında yayınlanırken, Türk takipçilerden tepki aldı.AZERİ HALKINDAN DA BÜYÜK TEPKİ VAR!Öte yandan Daniel Alves 'in bu mesajı Azerbaycan'da da büyük yankı uyandırdı. Sosyal medya üzerinden tecrübeli futbolcuya tepki gösteren Azeriler, Alves'in böylesine hassas bir konuda yorumda bulunmasına anlam veremediklerini kaydetti.BARCELONA'DA YÜRÜYÜŞ YAPILDIÖte yandan Barcelona'da, çeşitli dernekler tarafından 'sözde soykırım' için yürüyüş düzenlendi ve ünlü isimler de bu yürüyüşte yer aldı.Sporx
Reklam
'Telefonlar İnsanlardan Daha Zeki Olacak'
Ünlü fütürist ve Google’ın mühendislik birimi yöneticisi Ray Kurzweil 1999 yılında şaşırtıcı bir öngörüde bulunmuştu: “2023 yılına geldiğimizde, 1000 dolarlık bir dizüstü bilgisayar insan beyniyle aynı işlem gücüne ve veri depolama kapasitesine sahip olacak.” Kurzweil haklı çıkacak gibi görünüyor.Ray Kurzweil, birkaç gün önce Stanford Üniversitesi’nden Vivek Wadhwa’ya yaptığı ve VentureBeat’te yayınlanan açıklamada, insan beynini taklit edebilecek yapıdaki donanımın, 1999’daki tahmininden daha da önce (2020 yılında) üretilebileceğini söyledi. Bu donanımda özellikle, beyin-yazılım algoritmaları için ideal olan grafik işlemci birimleri (GPU) kullanılacak. Beyni bire bir taklit eden yazılımların geliştirilmesi ise biraz daha zaman alacak ve tahminen 2029 yılını bulacak.Sadece grafiklerde değil, insan beyninin ana mimarisini oluşturan nöron ağlarında da büyük bir performans artışı sağlamak üzere paralel işlemleri kullanan GPU ve benzeri teknolojilerde şimdiden büyük gelişmeler görülüyor. IBM ve Gelişmiş Savunma Araştırmaları Projeleri Kurumu da kognitif (bilişsel) işlem çipleri geliştiriyor. Galyum arsenit, karbon nanotüpleri gibi yeni malzemeler silikonun yerini alacağa benziyor. Ve hepsinden daha da ilginç (ve belki de ürkütücü) olan ise kuantum bilişim. Günümüzde bilgisayarların temelini oluşturan 0-1 kodlama sisteminin yerini alması beklenen kuantum bilişim sayesinde, bugünkü bilgisayarlarla binlerce yıl sürebilecek işlemler sadece birkaç dakikada yapılabilecek.Kurzweil’ın öngörüleri doğruysa, gelecek 14 yıl içinde cebimizdeki akıllı telefonlar da bizler kadar zeki olacak. Üstelik bu cihazlar daha da gelişmeye devam edecek ve belki de zamanla insandan da akıllı hale gelecek. Bilgisayarların şimdiden büyük bir avantajı var: İnternet üzerinden birbirlerine bağlanıp bizlerden milyarlarca kat daha yüksek bir hızla bilgi paylaşabiliyorlar. Bu bile, gelecekteki ihtimallerin ne kadar inanılmaz olabileceğini gösteriyor.Bütün bunları düşününce, Elon Musk, Stephen Hawking, Bill Gates gibi dev isimlerin “yapay süper zeka”dan neden korktuğunu anlamak da mümkün elbette. Ama Ray Kurzweil kaygılı değil. Çünkü teknolojinin tıpkı ateş gibi olduğuna, yani bir yandan insanları ısıtırken diğer yandan da köyleri yakabileceğine, dolayısıyla iyi yönde kullanıldığında bir sorun yaşanmayacağına inanıyor.Bilgi Çağı
Ermenek İddianamesi Kabul Edildi
Ermenek'teki maden kazasıyla ilgili hazırlanan iddianame, Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 3'ü tutuklu 16 kişinin yargılanacağı ilk duruşma 15 Haziran'da yapılacak.Ermenek ilçesindeki kömür ocağında meydana gelen su baskını sonrası 18 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili kusurlu oldukları tespit edilen şüpheliler hakkında, 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma' suçundan hazırlanan iddianame kabul edildi.Buna göre, 62 şikayetçinin olduğu davada, 16 şüpheli bulunuyor. Maden ocağının sahibi Saffet Uyar,Maden sahasının ruhsat sahibi Abdullah Özbey, Daimi nezaretçi maden mühendisi Yavuz Özsoy, Cenne firmasında fiilen şube müdürü olarak görev yapan Mehmet Zeybek, Daimi nezaretçi madenmühendisi Cemile Karaca, Maden mühendisi Nuray Yetiş,  İş güvenliği uzmanı Engin Yetim, Bir süre ocakta çalışan Hayrettin Kirazcı, Cenne firması yöneticisi Hüseyin Hüsnü Özbey, Bir firmada yönetici Şerafettin Zeybek, Teknik nezaretçi Öjen Ünlü, Teknik nezaretçi Ahmet Dağdeviren,İş Güvenliği Uzmanı Cemal Demircioğlu, 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçlamasıyla yargılanacak. Teknik nezaretçi Ali Kurt, 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' ve 'özel belgede sahtecilik', Ocakta çalışan Naci Özsoy, 'özel belgede sahtecilik', Puantörlük yapan Mustafa Ayan, 'bildirim yükümlülüğünün ihlali'nden hakim karşısına çıkacak.Bilirkişi raporuBilirkişi raporunda, çalışanların acil çıkış yollarını bildiği fakat yeterli tatbikat yapılmadığından felaket karşısında paniğe kapıldıkları belirtildi.Yapılan keşiflerde, çalışanların acil durumlarda kullanması için uygun ekipmanlarının olmadığı, jeneratörün gücü trafo gücüyle uyumlu seçilmediğinden su baskını sonrası gereken enerji ihtiyacını karşılayamadığı anlaşıldı.Kazaya sebep olan su baskınının kesinlikle 'doğal afet' olmadığı görüşüne yer verildi.  Su baskınına yol açan ana sebebin, eski imalat bölgesinde yıllar içerisinde birikmiş olan suların çok büyük havuz görevi görerek, büyük bir hidrostatik basınç oluşturması olduğu bildirildi.Eski imalat haritaları ve kontrol sondaj imkanları olmadığı için eski galeriye tehlikeli şekilde fazla yaklaşıldığı, zaman içinde tıpkı 'baraj duvarının yıkılması gibi' suyun patlayarak maden galerisinin içine dolması sonucu kazanın meydana geldiği ifade edildi.Çok hızlı gelen su ve çamur karışımı baskından kaçamayan çalışanların 'boğularak vefat ettiği', kontrol sondajlarının gerekli sıklıkta ve metrajlarda yapılması halinde eski galerilerde biriken suların drenajla boşaltılabileceği belirtildi. Raporda, 'asli' ve 'tali' kusurlular da ayrıntılı şekilde belirtildi.
Reklam
Yabancı Dizi Tutkunlarının Mutlaka İzlemesi Gereken 34 Dizi
Bu galeride amacım en iyi olarak örnek gösterilebilecek diziler değil. Çünkü bu herkese göre değişir.. Sadece Friends'in çakması HIMYM olmayacak ya da 5. sezondan sonra düşüşe geçen Supernatural veya ergenlere hitap eden Teen Wolf tarzı dizilere yer verilmeyecek. Ondan sonra yok şöyleydi böyleydi yorumları yapmayın. 'Baba' dizileri paylaşmaya çalışacağım.
En Tuhaf Koleksiyonlara Ev Sahipliği Yapan 16 İlginç Müze
Paris’in Kanalizasyon Müzesi, dünyanın en ilginç müzeleri arasına girmeyi kesinlikle hak ediyor. 1200’lü yıllarda Kral Philippe Auguste’ün emriyle kurulan Paris kanalizasyon sistemi, bugün yerin altında son derece iyi düzenlenmiş kilometrelerce tünelden oluşuyor. Bu sistemin yaklaşık 450 metresini bugün yaya olarak, duvarların kenarlarındaki “kaldırımları” kullanarak gezebiliyorsunuz. Tabi ağır kokuya dayanabilirseniz.
Genetiği Değiştirilen İnsan Embriyosuna Tepki
Uluslararası bilim camiası, Çinli araştırmacılara insan embriyosunun genetiğini değiştirmeyi amaçlayan çalışmalarından vazgeçme çağrısında bulundu.Guangzhou'daki Sun Yat-sen Üniversitesi'nden araştırmacılar, Akdeniz ülkelerinde yaygın olarak görülen ölümcül kan hastalığı beta talasemi ile bağlantılı bir geni DNA'dan çıkararak, yerine sağlıklı bir gen koymaya çalışmışlardı.Bunun, genetiği değiştirilmiş insan embriyoları üretme yolunda atılan ilk adımlardan biri olduğuna inanılıyor.Bu tür DNA değiştirme tekniği Avrupa'da yasak.Ünlü bilim dergileri Science ve Nature da etik gerekçelerle araştırmayı yayınlamayı reddettiler.Çinli araştırmacıların çalışmaları internette fazla tanınmayan bir dergide yayınlandı.
Aslında Nerenin Prensesisin?
etiket
Büyük büyük babanın kral olduğu, senin de damarlarında asil kraliyet kanı olduğu belli oluyor. Peki nerenin prensesisin?
Reklam