Yol İnşaatında Kazara Buldular: 2 Bin Yıllık Dev Tapınak Nehrin Altında Yatıyormuş
İtalya’nın Ponso kasabasında gerçekleştirilen otoyol inşaatı çalışmaları, arkeoloji dünyasında büyük yankı uyandıran bir keşfe zemin hazırladı. 'Strada Regionale 10 Padana Inferiore' otoyol projesinin Borgo Veneto ile Carceri arasındaki bölümünde yürütülen teknik güvenlik ve mühimmat temizleme faaliyetleri esnasında, Adige Nehri’nin taşkın tabakaları altında gizlenmiş Roma öncesi döneme ait geniş bir dini merkez ile nadir yazıtlar gün yüzüne çıkarıldı.
Detaylar 👇
Büyük bir nehir taşkınının yarattığı tortu tabakası asırlık yapıları günümüze ulaştırdı
Yüzyıllar boyunca korunan bu kült alanının günümüze kadar ulaşması, antik dönemde yaşanan yıkıcı bir doğa olayı sayesinde gerçekleşti. Araştırmacılar, Adige Nehri’nin antik çağdaki taşmaları sonucu bölgeye yığılan mil, çakıl ve çamur katmanlarının, yapıların üzerini bir mühür gibi kapattığını saptadı. Bu doğal yalıtım, tarihi kalıntıları dış etkenlerden ve erozyondan koruyarak bozulmadan kalmalarını sağladı.
Taş sütunlar üzerindeki çift dilli kazımalar bölgenin inanç ritüellerine ışık tutuyor
İtalya Arkeoloji, Güzel Sanatlar ve Peyzaj Müfettişliği koordinasyonunda yürütülen kazılarda, özellikle milattan önce 5. ve 4. yüzyıllara tarihlenen taş ögeler yoğunluk gösteriyor. Buluntular arasında, bölgenin yerli halkı antik Venetiler tarafından kullanılan Venetik karakterli yazılar ile sonraki dönemlerde eklenen Latince ifadeler yer alıyor. 'Cippi' olarak adlandırılan küçük taş sütunların üç yüzünde de işlemelerin bulunması, alanı epigrafik açıdan eşsiz bir veri kaynağı haline getiriyor. Uzmanlar, bu yazıların tanrılara sunulan adakları ve dini ritüelleri belgelediğini ifade ediyor.
Tapınağın mimari yapısı ve geçirdiği dönüşüm köklü bir tarihsel sürekliliğe işaret ediyor
Sahada ortaya çıkarılan dikdörtgen temeller, bölgenin sıradan bir geçiş noktası olmayıp yerleşik bir kült merkezi şeklinde kullanıldığını ortaya koyuyor. Yapılardan birinin çevresi sütunlarla desteklenen 'peripteral' mimari modele sahip olduğu belirlendi. Alanın Roma hâkimiyeti döneminde de önemini kaybetmediği, milattan sonra 1. yüzyıla ait bir zemin döşemesinde eski yazıtlı taşların 'devşirme malzeme' olarak kullanılmasıyla anlaşılıyor. Bu durum, kutsal alanın asırlar boyunca mimari ve kültürel değişimler geçirerek işlevini sürdürdüğünü kanıtlıyor.
Yazıtların tam deşifresi ve alanın sınırlarının belirlenmesi amacıyla bilimsel koordinasyon eşliğinde yürütülen çalışmalar devam ediyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın