Yargıtay'dan Milyonlarca Çalışan İçin Emsal Karar: Yıllardır İzninizden Çalınıyor Olabilir!
Milyonlarca çalışanı ve işvereni doğrudan ilgilendiren yıllık izin hesaplamalarında ezber bozan bir gelişme yaşandı. Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı, özellikle yıllık izin kullanırken yapılan ve çalışma hayatında kanun kanıksanmış çok büyük bir hataya resmi olarak 'dur' dedi. SGK Başuzmanı İsa Karakaş'ın köşesine taşıdığı hukuki süreç, e-devlet ve kâğıt üzerindeki izin formlarında gözden kaçan büyük bir detayı gün yüzüne çıkardı. İşte yerel mahkemeden Yargıtay’ın emsal kararına uzanan ve tüm çalışanların haklarını koruma altına alan o sürecin detayları...
Süreç, bir işçinin haklarının ödenmediği gerekçesiyle İş Mahkemesinde açtığı dava ile başladı.
Davacı işçi; aynı şirkette üç farklı dönemde uzun yıllar emek verdiğini, haftanın 6 günü boyunca günde 12 saat çalıştığını, resmi tatillerde bile mesai yaptığını belirtti. İş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini öne süren işçi, en önemlisi de kendisine hiç yıllık izin kullandırılmadığını iddia ederek ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etti.
Davalı işveren ise iş hayatında sıkça karşılaşılan 'İşçi kendi isteğiyle istifa etti, herhangi bir izin alacağı bulunmamaktadır' savunmasını yaptı. Dosyayı inceleyen İş Mahkemesi, ortada somut bir istifa dilekçesi veya haklı fesih kanıtı olmadığı için işverenin istifa iddiasını geçersiz buldu. Ancak sıra yıllık izin alacağının hesaplanmasına geldiğinde mahkeme kritik bir usul hatasına imza attı. İşverenin sunduğu belgelere dayanarak işçinin 24 günlük izin hakkını kullandığına ve bakiye alacağı olmadığına hükmederek davayı kısmen kabul etti.
Adalet Bakanlığı devreye girdi.
İlk derece mahkemesinin miktar itibarıyla kesin olarak verdiği bu karar, hukukun temel ilkeleriyle çelişince devreye Adalet Bakanlığı girdi. Kararın miktar yönünden kesin olması sebebiyle doğrudan istinaf yolu kapalı olduğundan, Bakanlık olağanüstü bir hukuki yol olan 'Kanun Yararına Temyiz' yetkisini kullandı.
Adalet Bakanlığı, yerel mahkemenin verdiği kararda hem hizmet süresi hesabında hata yapıldığını (işçinin hakkının 24 değil 28 gün olduğunu) hem de en temel iş hukuku kuralının çiğnendiğini belirterek dosyayı Yargıtay'a taşıdı. Bakanlığın itirazı netti: İşçinin izinli olduğu günlere denk gelen hafta tatilleri, yıllık izin süresinden düşülemezdi.
Yargıtay milyonları ilgilendiren altın kuralları açıkladı.
Dosyayı satır satır inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal niteliğindeki kararında iş hayatındaki hak arama süreçlerine yön verecek şu altın kuralların altını çizdi:
Sözleşme Biçimi Fark Etmez: İş sözleşmesi ister istifa, ister haklı veya haksız fesihle son bulsun; kullanılmayan tüm yıllık izinlerin ücreti, işçinin son çıplak ücreti üzerinden nakden ödenmek zorundadır.
İspat Yükü İşverendedir: İşçinin yıllık izin kullandığını kanıtlama yükümlülüğü tamamen işverene aittir. Bu kanıt ancak işçinin ıslak imzasını taşıyan bir izin defteri veya eş değer bir hukuki belge ile yapılabilir.
Hafta Tatili İzinden Sayılamaz: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56/5 maddesi uyarınca; yıllık ücretli izin sürelerinin hesabına rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden mahsup edilemez.
"Hafta tatili izin süresine gömülemez."
Yargıtay, somut olayda işçinin kâğıt üzerinde 28 gün izinli gösterildiğini ancak bu sürenin içerisine tam 4 gün hafta tatili (pazar günü) denk geldiğini tespit etti. Hafta tatilinin işçinin zaten yasal dinlenme hakkı olduğunu vurgulayan yüksek mahkeme, 'İşçiyi izinli sayarken, zaten dinleneceği hafta tatilini izin süresinin içine gömemezsin' hükmüne vardı.
Bu doğrultuda işçinin içeride 4 günlük daha izin hakkı bulunduğu ve bunun ücretinin ödenmesi gerektiği belirtildi. Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemini haklı bulan Yargıtay, yerel mahkemenin hatalı kararını oy birliğiyle bozarak iş dünyasında milyonlarca çalışanın hakkını teslim eden tarihi bir karara imza attı.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın