Seçimlerine Göre Hangi Tarihi Dönemde Yaşaman Gerekiyordu?
Modern dünyanın bitmek bilmeyen koşturmacası, teknolojik gürültüsü ve yüzeysel telaşları bazen seni de yoruyor mu? Belki de sabahları uyandığında, ruhunun aslında çok daha farklı bir zamana, bambaşka bir dönemin sokaklarına ait olduğunu hissediyorsun. Bu testte, vereceğin içten cevaplarla zaman makinesini senin için çalıştırıyoruz. Hazırsan, ruhunun aslında hangi tarihi dönemin havasını soluması gerektiğini bulmaya gidiyoruz!
1. Öncelikle dinlemeyi tercih ettiğin müzik türünü öğrenelim!
2. Bu görsellerden birini seç!
3. Peki, müzik seni en çok hangi anlarda motive ediyor?
4. Peki hangisi sevgilinde olmasını istediğin bir özellik?
5. Bu düetlerden birini seç bakalım!
6. Bu tatlılardan birini seç bakalım!
7. Yabancı bir aşk şarkısı seçmeni istesek?
8. Son olarak, bir hobi seç.
Lale Devri!
Senin ruhun kesinlikle zarafetin, estetiğin ve inceliğin zirvesi olan Lale Devri'ne ait! Tıpkı 'Sanat Güneşi'miz Zeki Müren gibi, sen de detayların, şiirsel konuşmaların ve hayatı güzelleştiren küçük dokunuşların insanısın. Kaba saba olan hiçbir şeye tahammülün yok; hayatı bir sanat eseri gibi ince ince işleyerek, hakkını vererek yaşamayı seviyorsun. O dönemin Boğaziçi mehtaplarında şarkılar dinlemek, rengarenk laleler arasında sevdiklerinle derin sohbetlere dalmak tam senin ruhuna göre olurdu. Gürültüden uzak, duyguların ve nezaketin ön planda olduğu o naif çağda yaşasaydın, duruşunla etrafına kesinlikle ışık saçardın. İçindeki bu eşsiz zarafeti ve naifliği, günümüzün hızına inat modern dünyada da korumaya devam etmelisin.
1950'ler İstanbul!
Senin için en doğru zaman dilimi, hüznün ve yaşama sevincinin kol kola gezdiği 1950'lerin o şiirsel ve sade İstanbul'u! Tıpkı Orhan Veli Kanık gibi; sokakların, sıradan insanların, vapurların ve küçük mutlulukların değerini herkesten çok daha iyi biliyorsun. Gösterişten, lüksten ve yapaylıktan hiç hoşlanmıyorsun; senin için içten bir gülüş ve deniz kenarında dostlarla yenilen bir simit her şeye bedel. O yılların parke taşlı sokaklarında telaşsızca dolaşmak, eski bir mahalle kahvehanesinde hayat üzerine saatlerce dertleşmek senin ruhunu tam anlamıyla doyururdu. Hayatı bu kadar sade ama bir o kadar da derin yaşayabilme yeteneğin, seni o dönemin en sevilen ve anlaşılan ruhlarından biri yapardı. İçindeki o saf şiirselliği ve sokağın sesini duyan tarafını asla ama asla kaybetme.
1970'ler!
Verdiğin cevaplara bakılırsa senin kalbin kesinlikle 1970'lerin o renkli, özgür ve keşfetmeye aç Türkiye'sinde atıyor! Barış Manço'nun doğu ile batıyı harmanlayan, tüm dünyayı kucaklayan o eşsiz ve yenilikçi vizyonu senin karakterini birebir yansıtıyor. Yeni yerler görmek, farklı kültürleri anlamak ve insanları hiçbir ayrım gözetmeksizin sevgiyle bir araya getirmek senin en büyük tutkun. İspanyol paça pantolonunla yollara düşüp Anadolu'yu karış karış gezerken, o dönemin çıkarsız ve sıcak insan ilişkilerini çok derinden yaşardın. Geleneklerine bağlı kalsan da yüzünü hep geleceğe dönen o harika enerjin, bu barışçıl dönemde tam anlamıyla çiçek açardı. Hayallerinin peşinden koşarken etrafına yaydığın bu pozitif frekans, seni o yılların unutulmazları arasına sokmaya yeterdi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın